PDA

View Full Version : TURK NASYONAL SOSYALIST DIRENIS!


türk gençi
08-29-2003, 08:02 PM
Heil!

T.N.S.D. Ideolojisi
Esaslar;

TNSD olarak belirtilenin dışında şu temel esaslar &zerinde duruyoruz;

1) Amacımız, T&rk ırkının &st&n meziyetlerinden doğacak olan &st&n bir toplum yaratma &abasıdır.Dış etmenlerden temizlenmiş olan Ari T&rk ırkı doğanın onu d&nyaya bahşettiği g&nk& &zelliklerine yeniden kavuşacak bu sayede K&lt&rel-Bilimsel ilerlemeler hızlanacaktır.Daha da &nemlisi sırf topluma değil her bireye etkisi olacak olan milli bir sı&rayış ger&ekleşecek ve su& oranı d&şerek, eğitim oranı y&kselecek dolayısı ile koas ortamı son bulacaktır.Öyle bir toplum ki fakirliğin ve eğitimsizliğin olmadığı, insanların gurur ve sevgiden başka birşey hissetmelerine gerek olmayan bir toplum d&zeni.

2) Genel olarak, tarihsel etkiler ve bilimsel bulgular ışığında, Üst&n Aryan ırkının temsilcisi olan T&rk ırkı’nın diğer ırklardan ve melezlerden olan tartışılmaz &st&nl&ğ&.

3) Üst&n bir toplum ve bunun yaratacağı k&lt&rel,bilimsel ve toplumsal etkileri i&in gerekli olan zayıf ve kayıtsız elementlerin yok olmasının gerekliliği.Ç&nk& genetik olarak &st&n ırkın toplum d&zenini olumsuz y&nde etkileyebilecek veya bu kusursuz işleyişi yavaşlatabilecek T&rk olmayan veya yeteri kadar Aryan &zelliği taşımayan kimselerin milyonlarca Aryan T&rk’&n& kendi genetik seviyesine &ekme &abası ayni zamanda su& oranı y&ksek,eğitim oranı d&ş&k ve toplumu kaos’a s&r&klemesine neden olacak bir sonu& doğuracaktır.Madem ki bizim verdiğimiz savaş &st&n ve sorunsuz bir toplum yaratma &abasıdır, &yle ise &ncelikle buna engel olan etmenleri ortadan kaldırmak mecburidir.

4) Bir toplum, k&lt&r veya bir uygarlık sadece o ırka mensup insanların yansımasından ibarettir.Dolayısı ile bir uygarlık sadece onu ayakta tutan kalıtsal &zelliklerini koruduğu s&rece ayakta kalabilir.Fakat &st&n toplum yaratmak i&in bir toplumun bundan da fazlasına yani değerli ve kabiliyetli insanlara sahip olması gerekir.Bu y&zden de ırksal saflık gereklidir.

5) Duygular bazen zeka ve mantığa hatta bazen sonu&lara bile &st&n gelebilir.Ve ne yazıktır ki şu an toplumun &oğuna hakim olan d&ş&nce budur.Fakat “Egalitarian” yani T&rk&esi ile “ırksal eşitlik” ‘in dayandığı bir bilimsel temel yoktur yani mantıksızlıktır, tek dayanağı ise bug&nk& medya’nın bizim bilmememizi isteyeceği şekilde ırkları eşit g&sterme &abasıdır.Dinler’de adı ge&en eşitlik ise birka& biolojik unsurdan ibarettir(hepimizin iki kolu ve iki bacağı olduğu gibi) fakat mesele kabiliyete gelince burada bir eşitlikten bahsetmek saflık olur, &&nk& nasıl ki her insanın kendine has kabiliyetleri var ve bunu &ocuklarına aktarıyorsa, her ırkın da kendine has &zellikleri vardır ve bu etki dışardan bir etmenin karışmaması koşulu ile toplumun her ferdine etki eder.Dolayısı ile eşitlik d&ş&ncesine neden olan şey mantksal değil, insanların duygusal zayıflıklarıdır.Ve eşitlik diye bize yutturulmak istenen şey eğer bizim bazı haklarımızdan feragat etmemizi gerektiriyor ve &st&n,&alışkan ve yaratıcı toplumu, pasif ve gereksiz ırklar ile ayni kefeye koyuyorsa bu &st&n kesimin hakkını yemek anlamına gelecektir, yani yaratılan şey eşitlik değil eşitsizlik olacaktır ve haksızlığa uğrayan &st&nl&ğ&nden vazge&mek zorunda bırakılanlar olan bizler olacağız fakat bunun g&nahını toplumun her ferdi &ekecektir &&nk& bu yaratıcı ve akılcı etmeni ortadan kaldırmak toplumu derinden sarsacak ve onu k&lt&rel olarak geriletecektir.


6) Varoluş nedenlerimizden kuşkusuz en &nemli gereklerinden biri de Yahudi ve onun hizmetindeki g&d&ml& emperyalist politik hedeflerdir.Yahudi’nin toplum i&inde tanınmamak i&in giyebileceği sayısız sosyal maske mevcuttur.Fakat ger&ek ama&ları intikal ettikleri toplumları kontrol altında tutarak g&& ve para sahibi olma istekleridir.Para onlar i&in bu hedeflerinin merkez noktasında bulunur.Bu hedefini ger&ekleştirmesi i&in &ncelikle &st&n ırkın vasıflarını ve kendisi i&in tehlike olan bu unsuru yok etmelidir.Dolayısı ile Yahudi’nin başvuracağı ilk y&ntem bulunduğu toplumda azınlık milliyet&iliğini k&r&klemek olacaktır.Bunu yapması i&in gerekli olan basın ve gazete gibi propoganda vasıtaları zaten emrindedir.Ayni şekilde d&nya ekonomisini genel şekli ile kontrol ettikleri gibi diğer t&m h&k&metlerin politikasını da etkileyen ve kontrol eden de Yahudi’dir.Yahudi, &st&n ırkın varolduğu her yerde kendi parazit yaşam bi&imini kurmaya hazırdır.Bu hedefine ulaşmak i&in bizim bağışıklık sistemimiz olan bilin& ve mantık ideallerimizi kırmıştır.Sorun şudur ki Yahudi herzaman i&in gizli ve emellerini gizleyen bir d&şmandır.Bu hedeflerine daha rahat ulaşabilmeleri i&in kendilerine(&zellikle kendi yaptıkları filmlerde) acınaksı ve hakkı yenen bir toplum imajı vermek isterler, b&ylece toplumu &ok zayıf biryerinden yani kalbinden vuracak ve kendisine acıyan bu insanların zaafından daha kolay yararlanabilecektir. Yahudi,toplumun tahtakurusudur.Onu her bakımdan kendine benzetir ve bu ama&ta kendine yardım edenleri de yok etmekten &ekinmez &&nk& doymaz bilmezdir, tek istediği d&nya egemenliği ve kudrettir.Bu onun kompleksli tarafıdır, &&nk& bunu bileğinin g&c& yerine sinsi ve hain planlarla yapmaya &alışır, bir bakıma d&ş&k olduğunu kendi de bilir ve buna g&re hareket eder.Amacına ulaştığında ise artık yahudi olduğunu gizlemesine gerek kalmaz ve ger&ek y&z&n& g&rebilirsiniz, işte biz halkımızın bu y&z& &rnekler yaşayarak ve yıkıma uğrayarak g&rmesi yerine bizim ikazlarımızla kendi kafasında şekillendirmesini istiyoruz.

7) Yahudi sistemi şu an d&nya &st&nde her t&rl& kombinasyonda d&nya h&k&metlerini, basın ve sivil kuruluşları(İnsanlar hakları &rg&tleri,okullar ve kiliseler) ayrıca onun i&in vasıta olabilecek t&m kuruluşları kontrol eder.Ve bu y&zden bu kuruluşlar Ari ırkı hedef alan propogalar yaparlar.Onların amacı kendilerini paraya boğan Yahudi efendilerine hizmet etmek ve toplumu onların istediği şekilde zehirlemektir.Mason locaları buna iyi bir &rnektir.Toplumun en se&kin ve yetenekli insanlarını ayit oldukları toplumdan &alarak &st&nl&ğ&ne inandıkları Yahudi ama&larına hizmet ettirtirler.Yani bizi yok etmek i&in gene kendi insanlarımızı kullanır ve birbirini sırtından bı&aklayan toplumun fertlerini g&rd&k&e bundan b&y&k bir mutluluk duyarlar &&nk& bunun i&in hi&bir efor sarf etmemiştirler.

8) Ari T&rk toplumunun birleşmesi ayni zamanda ari d&nya &zerindeki bu enternasyonal yahudi hedeflerini kıracak ve bu sayede T&rk toplumu yeniden yapılanmaya kurtuluş savaşından sonraki kaldığı yerden devam edecektir.


9) Birey ancak kalıtsal &zelliklerinin ona izin verdiği kadar ilerleyebilir,gelişebilir.Irk insanların genetik &zelliklerinin devam etmesi amacı ile yeni bedenlere aktarıldığı kopya kağıdıdır.Dolayısı ile ırk karışımına uğramış toplumların bazı limitleri aşamaması ve belli bir d&zeye sabit kalması şaşılacak bir durum değil, bizim anlattığımız nedenlerin g&nl&k bir &rneğidir.Buna g&re Ari ırk &zelliklerini taşımayan, T&rk olmayan bir insan T&rk toplumu i&in bir ayak bağıdır, bir yavaşlatıcı etmendir.

10) Toplumun %80’e yakın bir b&l&m& etki altına alınması kolay koyun s&r&lerinden, %15’i kararsızlar ve her iki duruma da muhalefet olanlardan ve sadece %5’lik bir kesimi ise okuduğunu yargılayabilen akıllı insanlardan oluşur, bu durum demokrasi denilen aldatmacanın &eşitli kokuşmuş fikirleri savunan insanların ekmeğine yağ s&rmesi anlamını taşımaktadır.Ç&nk& ekonomik sıkıntılar &eken bir &lkede ilk gruba dahil olan insanları kandırmanın en kolay yolu onları “ekmek” vaadi ile kandırmaktır.Her &rnekten de anlaşıldığı gibi demokrasi aslında insanlara &zg&rl&k değil aptallara konuşma hakkı verir, demokrasi bir bakıma o &lkenin aydın ve akıllı insanlarını susturma &abasıdır &&nk& demokrasi de se&me hakkı sadece &oğunluktadır ve azınlıkta olan akıllı grup bu duruma etki edemez ve erir. Demokrasi, se&me hakkını &oğunluğa vererek toplumda zaten k&&&k bir paydayı işgal eden akıllı insanları daha da etkisiz hale getirerek devleti “akıl g&c&nden” mahrum bırakır. İşte bu bahsettiğim durumda akıl g&c&nden mahrum kalan bu &lkenin başına neler geleceği Tanrının takdirine bırakılmış olur.Bu ise b&l&c&ler, ka&ak&ılar,vurdumduymaz i&in ka&ırılmaz bir fırsat olur ve bu y&zden de bu kararlar bu işi ger&ekten bilen akıllı kesim tarafından alınmalıdır. Yani demokrasi tam anlamı ile bir “kaos”, bir bilinmezliktir, kutsal saydığın devleti g&z g&re g&re haysiyetsizlerin eline teslim etmektir.Bir devlet, sadece politikasında istikrar sağladığı s&rece ilerlemesini ger&ekleştirebilir fakat demokrasi sadece birka& yıl ara ile birbirinden zıt partileri iktidara getirip devletin bu d&zenini bozmak ile kalmaz ayni zamanda &oğu zaman partileri 2li ve hatta bazen 3 l& koalisyonlara kurmaya iter, bu da arkalarından halatla birbirine bağlı olan arabaların ileri doğru gitmeye &alışması kadar sa&ma bir o kadar da gereksiz ve budalaca bir sonu& doğurur.Partiler ve onların liderleri kişisel ama&ları doğrultusunda birbirleri ile anlaşabilirler fakat fikirleri hi&bir zaman esneklik g&stermeyecek ve bu durum &ift başlılığı doğuracaktır.Birbirine karşıt veya uzak iki doktrini birleşmeye zorlayan etkenin ayni zamanda o devletin istikrarınında sonunu getirebileceğinizden hi& kuşkunuz olmasın.Kişisel emelleri bazen uyan bazen de &atışan iki lider, bir &lkeye ancak ve ancak kaos ve bunun sonucu olarak da felakete s&r&kler.Halbuki her sistem &ncelikle devletin bekasını sağlamakla y&k&ml&d&r ve bu da ancak siyasi bir istikrarla m&mk&n olur, politikası her 8 yılda bir değişen bir &lke hi&bir zaman geleceği adına b&y&k adımlar atamaz &&nk& yapılan her yenilik, her reform, gelecekteki iktidarın insaniyetine bırakılır ve bu da temelleri sağlam olmayan, dolayısı ile halk &zerinde hi&bir etkisi olmayan yaptırımlara d&n&ş&r.Yani Demokrasi her t&rl& reformu ve yenilik sayılabilecek ilerlemeleri etkinsizleştirir ve onları yok olmaya terk eder.Bunun aksine devletin belirli ve kişilere g&re değişmeyen bir politikası olmalıdır &&nk& devleti y&netenler devletin ebedi sahipleri değil o milletin huzurunu sağlamak ile g&revlendirilmiş bek&ileridir.Ama demokrasinin neden olduğu politik istikrarsızlık devleti yerinde saymaya mahkum eder ve o devletin bu hataya d&şmemiş olan d&şmanlarından geri kalmasına yol a&ar.Daha da k&t&s&; savunma g&c&nden mahrum bırakılmış bir toplum Yahudi i&in ka&ırılmaz bir fırsattır.

11) Unutulmaması gereken bir nokta şudur ki; Bir &lkedeki kom&nist hareketlerin b&y&k bir &oğunluğu etnik azınlıklar tarafından kışkırtılır ve kontrol edilir.Ayni şekilde bug&n &lkemizdeki kom&nist hareketlerin K&rtler ve Yahudiler tarafından idare ve sevk edildiği gibi.Bu maske onlar i&in &ok idealdir &&nk& bu maskeyi giydikleri ve bu martavalları attıkları s&rece o toplumun insanları onların kendilerinden farkı olmadığını d&ş&necek ve dolayısı ile onların istediği şey olacaktır; bunun tek nedeni ezikliklerini gizleme &abası ve toplumda kudret sahibi olma isteğidir.Unutmayın ki; Zayıf biri her zaman barış ve eşitlikten yanadır &&nk& ancak bu sayede eksikliklerini yamamış olur, g&&l& biri i&in ise bunun &nemi yoktur.Bu insanları halkların ve insanların eşitliğini savunmaya iten şey taşıdıkları aşağılık kanın d&rt&s& ile kendi ırklarını koruma i&g&d& yani ırk&ılıktır, bu durumda karşılarında bulması gerek g&& tabi ki Ari T&rk ırk&ılığıdır.

12) Sistematik bir şekilde hızlandırılan Ari ırk karşıtı propaganda’lar ve ZOG(Yahudi’lerin kontrol’&ndeki basın-medya,film yapımcılık ve diğer kuruluşlar) tarafından insanlarda &nyargı oluşturması amacı yapılan duygu s&m&r&s& karşısında durabilmemiz i&in &ncelikle ne olduğumuzu ve ama&larımızı &ok iyi kavrayabilmeli dolayısı ile bu fikirleri her t&rl& ortamda savunabilecek cesaret ve bilgi ile donatılmış olmamız zaruridir.Ancak bu sayede bize &nyargı ile bakan insanlara karşı ger&ek ama&larımızı anlatabilir ve bizim samimiliğimize inandırabiliriz.

türk gençi
08-29-2003, 08:23 PM
Unutmayın biz turano ari irkına sahipiz.Ve başka irklardan &s&t&n&z!

mujreem
09-03-2003, 04:54 AM
Kim sana tyurklerin ari irkina mensup oldugunu soyledi?

09-03-2003, 09:18 PM
Kim sana tyurklerin ari irkina mensup oldugunu soyledi?

şimdi çoklar bunu söyliyorlar.Çin arşivlerindeki bazı yazmalar buna ispatdır.

kasap havasi
09-04-2003, 02:32 AM
lam sibop bir de utanmadan heil diye baslamis

Bakmayin arkadaslar Turkiye'de boyle salaklarin sayisi bir elin parmaklarini gecmez cevap bile vermeyin bu herife.

kutingghi skey!

türk gençi
09-05-2003, 12:02 AM
Irkçılık terim olarak kişinin mensup olduğu ırkını yüceltmesi ve bu amaç uğruna gayret sarf etmesi anlamını taşır.Irkçılık aslında kişinin kendi ulusunun çıkarlarını koruma içgüdüsü ile meydana gelir ve bu da kişisel olarak her bireyin kendi hayatının kalitesini belirlemek amacı ile uygulamak zorunda olduğu basit bir kuraldır.

Kimse bilinçli olarak kazıklanmak veya dolandırılmak istemediği gibi kimse başına dürtülmedikçe bu haklarını korumak için harekete geçmez ve bu yüzdendir ki bir millet başına ‘etnik azınlıklardan veya doğal düşmanlardan’ bir felaket gelene kadar da ırkçılığa yönelmez.Bu da toplumun büyük bir zaafı olan bilinç eksikliğinden kaynaklanmaktadır.Kişi her şeyden önce ne olduğunu ve hedeflerini bilmeli daha sonra ise onu bu hedeflerinden saptırmaya çalışacak kişileri bilmesi gerekir.Her milletin doğal düşmanları olmasa bile kendi amaçları uğrunda onları hiçe sayabilecek gizli düşmanlara sahiptir ve bu çıkar anlayışına dayalı dünyada bu pekte garipsenmesi gereken bir durum değildir.Her devlet öncelikli görevi olan milletinin,kültürünün ve ırkının devamını sağlayabilmeli ve eğer gerekirse bu konuda ciddi tedbirler almalıdır.Çünkü burada bahsedilen şey kişilerin istek ve tutkuları değil bir milletin varoluş çabasıdır.

İnsanların ırklarına göre ayrılması tarihsel bir gerçektir ve kimse bunu inkar edemez, ve nasıl ki kardeşler arasında bir kan bağı var ise bir ırka mensup olan kişiler arasında da genetik bir bağlılık vardır, tabi ki bu kişinin kardeşiyle olduğu kadar fazla olmasa da diğer ırklarla arasında yabancılık yaratması gereken bir bağlılıktır.O zaman niçin kardeşimizi diğer insanlardan fazla sevmemiz bir suç olmuyor da genetik kardeşlerimiz olan ırkdaşlarımızı yüceltme isteğimiz böyle kaba bir suçlama ile karşılaşıyor? Bir insan evinde misafir olan bir kişiyi kardeşi olarak kabul etmek zorunda mıdır? Yada bir kiracının bir evde 20-30 yıl boyunca kalması o evin tapusunun ev sahibinde olduğu gerçeğini değiştirirmi? Bunlardan birinin aksini iddia edecek bir kişi, insan haklarını değil kendi istek ve arzularını savunmuş olur.

Ben bu sorduğum sorulara cevap verebilecek birini bulamadığım gibi ayni zaman da da buna muhalefet bile olamayan karşıt fikirli insanlarla karşılaştım ve yeniden bilinçsizliğin milletimiz üzerinde ne kadar tehlikeli sonuçlar yarattığına bizzat şahit oldum.Çünkü bana göre bir insan benimsediği bir fikri savunabiliyorsa gerçekten bir amacı vardır fakat soruları cevapsız bırakan insanlar savundukları şeyi tam olarak bilmediklerini ve bu sayede acizliklerini kanıtlarlar.Bu insanlar beyni yıkanmış zombilerden, geceleri rüyalarında sayıklayan yada içki içip ağzına ne gelirse söyleyen insanlarla hiçbir farkı yoktur.Yani ortak tek bir yanları vardır o da mantıksızlığı ilke edinmiş olmaları.

Bazı durumlarda ise etnik azınlık mensubu kişilerin Türkiye ve Türkler yararına çalıştığı görülür fakat bu tamamen bir aldatmacadan ibaret ve genellikle daha büyük bir sahtekarlığı örtmek için uygulanan bir politikadır.Gayeleri Türk ırkını yüceltmek değil, kendilerinin de içinde bulunduğu toplumu zenginleştirme ve kendileri için yaşama daha uygun hale getirme çabasıdır.Aslına bakılırsa bu ortak çıkar anlayışıdır yani iki toplumun kendi yaşam kalitelerini belirlemek amacı ile ayni uğurda mücadele etmeleri.Bu tehlikeli değildir, fakat bu insanların Türk toplumu için birer potansiyel düşman olduğu unutulmamalıdır çünkü bir gayri Türk istediği mevkii ele geçirinceye kadar asıl emellerini gizler ve Türklük kılıfını giyer, eğer onlara bu fırsat verilmez ise onlarda kendi oynadıkları oyunun kuralı gereği bu hapis hayatına mahkum olacak ve hak ettiklerinden fazlasını alamayacaklardır.Kısacası; amaç Türk’e hizmet etme gayesi bulunan gayri Türkleri bu ortak çıkar anlayışına uygun bir şekilde barındırmak fakat Türklere ayit olan Türk devletinde üst makamlara sahip olmalarına engel olmak olmalıdır.Aksi halde elde ettiği makam yüzünden istemese de kendi ırkını koruma içgüdüsüne sahip bu insanlar Türk çıkar anlayışı için çok büyük bir tehdit unsuru olacaktır.


Irkçılığa karşı tutunulan tavır genellikle önyargıdan ve kulaktan duyma safsatalardan ibarettir.Bazen de her şeye muhalefet olmaya çalışan ve bilgili görünmeye çalışan insanların kurbanı oluruz, bunların tek amacı ise karşısındakinin fikrini yok etmek, bu sayede daha akıllı gözükmek ve çevreden takdir toplamaktır, bu insanların psikolojik yardıma ihtiyaçları vardır ve şunu unutmamalıdırlar ki; bir fikri yok etmenin tek yolu daha mantıklı bir fikri ortaya sürmekten geçer, hiçbir fikir veya tez kaba kuvvet kullanılarak yok edilemez ancak daha da güçlenir!

(Konunun daha fazla dağılmasına izin vermeden ana başlığa dönme çabamı maruz görünüz.)Irkçılığın getirdiği uygulama diğer ırklardan nefret etmek veya kendinden olmayanları ezmek anlamına gelmiyor, Irkçılık sadece bir ırkı yüceltmeyi amaçlar ve o ırka karşı bir tehdit unsuru olan azınlıkları da potansiyel düşman olarak görmeyi sağlayacak bilinci insana kazandırır.Etrafınızda masum olarak gördüğünüz etnik bir azınlığa mensup insanların acınası ve haklarını arayan kişiler olan ikinci yüzlerini değil , işinizi, paranızı çalan ve kültürünüzü zehirleyen gerçek yüzlerini görme fırsatı tanır size.Bir millet kendi bekasına tehdit unsuru bir durum olduğunda her türlü kararı almaya ve uygulamaya geçirmeye hakkı vardır, bundan sorumlu olan insanlar halkın tepkisi ile bu radikal çözümlerin doğmasına sebep olan azınlıklardır.

Bir ırk, devlet meydana getirerek bekasını ve kültürünü korumayı hedefler, bunun dışında belirli hedefleri ve kendi milletini refah içinde yaşatma gayesi de vardır.Fakat parazit bir ırk sadece bu yerleşik ve kültür yaratan ırkların düzenini bozmakla kalmaz ayni zamanda güç dengelerini de bozarak dünyayı bir kaosa sürükler ve sadece içinde bulundukları toplumun değil tüm insanlığın standardını düşürürler.Yaşadıkları devlette tüm üst makamları elde ederek devletin kontrolünü o devletin yaratıcısı olan toplumdan çalar ve taşıdıkları aşağılık kanın dürtüsü ile kendi milletlerini koruma ateşi ile yaptırımlara başlarlar, düzenli bir şekilde üreyerek daha önceden belirlenmiş alanları işgal eder ve sonunda o milleti kendi devleti içinde azınlık konumuna getirirler.Olayın başka bir yüzünde ise o azınlığa mensup her kişi, çocuğundan-yaşlısına kadar hepsi suçlu olmasıdır çünkü onlar da devletin üst makamlarında olan ırkdaşları gibi bireysel bir kültürel yozlaşmaya sebep olurlar.Hepimizin küçükken bu tür bir arkadaşı olmuştur, bizim şartlarımızda eğitim görerek Türk insanlarını kendi kültürleri ile zehirleme şansı verilen bu insanların en önemli özellikleri de zaten Türk kılıfına bürünmüş olmalarıdır.Bu en tehlikeli düşman türüdür,çünkü kişi ancak düşmanının kim olduğunu bildiği sürece bu savaşta başarılı olabilir.Ama bu kokuşmuş sistem onlara kendi propagandalarını yapma fırsatı tanımakla kalmıyor onların burnumuza kadar girmesini de sağlıyor.Ve bir azınlığa mensup her kişi devlet denilen bu hastaya kendi kültürünü taşıyan iğnesini vurarak daha da sersemleştiriyor.Belirttiğim gibi yozlaşma 2 türlü meydana gelir, toplumsal ve kültürel.. yani üst makamlardaki azınlık mensubu insanların yaptığı toplumsal, içimizde sıradan bir vatandaş olarak yaşayanların yarattığı kültürel yozlaşma.Bu durumda her ikisi de suçludur ve Türk devletinin bekasına karşı ciddi bir suç işlemektedirler.Bana kalırsa bu suçu işleyenler kadar kayıtsız kalarak buna dolaylı yoldan sebep olanlar da suçludur.Burada bir ırkın varoluş çabasının engellenmesi söz konusudur ve bu hayati bir konudur.

Hiçbir devlet kendi çıkarlarını koruduğu için suçlanamaz! Ve zaten ona bu suçlamayı yöneltecek olanlar da muhtemelen kendi çıkarlarını korumak için onun bu konuda uykusundan uyanmasını istemeyen potansiyel bir düşmanı olacaktır.Bir devletin üst makamlarına herhangi bir azınlık mensubu kişinin geçmesi birçok sebepten dolayı mümkün olmamalıdır.Konu ile ilgili olarak büyük önder Atatürk’ün Çanakkale cephesinde ordu kumandanlığına getirilen Alman Limon Von Sanders hakkında Enver paşaya yazdığı mektubundan bir alıntı yapma gereği duyuyorum;

“Vatanımızın müdafaasında kalp ve vicdanları bizim kadar çırpınmayacağına şüphe olmayan başta Von Sanders olmak üzere bütün Almanların fikirlerinin üstünlüğüne itimat etmemenizi kati surette temin ederim.”

19.Tümen Kumandanı Yarbay Mustafa Kemal’den Enver Paşaya


Burada konu alınan ana tema hiç kuşkusuz savaşta Türk insanının kan bağı ile bağlı olduğu vatan uğruna, buraya sadece müttefiklik anlaşması yüzünden gelen Almanlardan çok daha fazla cesaret ve azim ile çarpışacağıdır.Ve bu farkı yaratan şey KAN dır.Büyük Önderimiz Türk devletinin ciddi meselelerinde vatanın gayri Türklerin vicdanına bırakılmaması gerektiği ve bu vatan için en iyi kararların gene Türkler tarafından alınabileceğini belirtmiştir.Günümüzde de içimizdeki bu gayri Türkler, bizlerden çaldıkları makamlarında bu işlerine gereken önemi vermemekte, bu yüzden onların bulunduğu tüm şirketlerin faaliyetlerini önemli bir oranda düşürerek Türkiye yi üreten konumdan, tüketici konumuna getirirler.Sorumsuzluğun ve gayri ciddiliğin sadece onlarda olmadığını ve içimizden de böyle insanların çıkabileceğini tabiki unutmamak gerek fakat kalbi ve vicdanları bu ülkenin geleceği için bizim kadar azimle atması mümkün olmayan insanlardan bunu beklemek zaten saflık olur.Fakat buna rağmen Türkiye devletinde doğmaları onlara Türk insanının işini çalabilme ve bu gayri ciddiliklerini bu alanlara taşımalarını sağlıyor.Sorarım size; kim daha üretken, daha yapıcı ve her şeyin daha iyi işlediği bir devlet düzeni istemez?

Devlet işlerinde acıma hissi tam olarak bir zaaftır, çünkü acınarak kurtarılan tek bir gayri Türkün, binlerce Türk’ün işsiz ve aç kalmasına sebep olduğu unutulmamalıdır.Bu ise toplumun kanayan yarasıdır, insanlara doğru şekilde anlatıldığı zaman hiçbir Türk’ün kendi insanını işsiz ve aç bırakmak uğruna onlara acıyacağını sanmıyorum çünkü bir gün bu acınacak duruma gelen siz de olabilirsiniz işte o zaman acıyarak, zararsız olduğunu düşündüğünüz etnik unsurların sizi nasıl yönettiğine şahit olursunuz fakat iş işten çoktan geçmiştir.Bu bir tür hastalıktır,aynen mikropların içinde bulundukları canlının bütün kaynaklarını tüketene kadar orada yaşaması ve onu gün geçtikçe kaçınılmaz sona yaklaştırması gibi.Azınlıklar da “Parazit” yaşam türüne girer ve aynen bir bitkinin toprağında çıkan ve çiçeğin su kaynağını tüketerek hem çiçeğin hemde kendi sonunu hazırlayan yabani otlara benzerler.Bu durumda yabani otu keserek çiçeğin yaşamını kurtarmak yada ona da yaşama hakkı tanıyarak çiçeği daha erken bir ölüme mahkum etmek sizin elinizde olacaktır!

Bir örnek daha vermek gerekirse kan dolaşımının ulaşmadığı bir bölge eğer önlem alınmaz ise kangren olur ve kesilmesi gerekir, eğer kesilmez ise kısa sürede tüm vücuda etki ederek ölümü gerçekleştirir.Yada bir çiçeğin solan bir yaprağı kesilmez ise diğer yaprakların da ayni akıbete uğrayacağına şüphe yoktur.Yani her iki durum dada sorunlu bölgenin ana gövdeden ayrılması, koparılıp atılması söz konusudur ki bu canlının sağlığı için yapılır.Ve günümüzde de toplumun bu “sorunlu” bölgesi etnik azınlıklardır, bunlar milletimizin paraziti olarak yaşayarak ülkemizin tüm kaynaklarını tüketir, Türk insanının yaşam standardını düşürür, önemli mevkileri ele geçirerek kendi insanlarını korumak ve Türk insanını azınlık duruma düşürecek kararlar alır ve hepsinden daha kötüsü de Türk kültürünün yavaş yavaş yok olmasına neden olurlar.İlk iki durumda olduğu gibi diğerlerinden farklı olmayan bu üçüncü durumda da sorunlu bölgenin kesilip atılması milli bir zorunluluktan öte dünyada varolma çabamızın bize zorunlu kıldığı bir şarttır

türk gençi
09-05-2003, 12:03 AM
Irkçılık terim olarak kişinin mensup olduğu ırkını yüceltmesi ve bu amaç uğruna gayret sarf etmesi anlamını taşır.Irkçılık aslında kişinin kendi ulusunun çıkarlarını koruma içgüdüsü ile meydana gelir ve bu da kişisel olarak her bireyin kendi hayatının kalitesini belirlemek amacı ile uygulamak zorunda olduğu basit bir kuraldır.

Kimse bilinçli olarak kazıklanmak veya dolandırılmak istemediği gibi kimse başına dürtülmedikçe bu haklarını korumak için harekete geçmez ve bu yüzdendir ki bir millet başına ‘etnik azınlıklardan veya doğal düşmanlardan’ bir felaket gelene kadar da ırkçılığa yönelmez.Bu da toplumun büyük bir zaafı olan bilinç eksikliğinden kaynaklanmaktadır.Kişi her şeyden önce ne olduğunu ve hedeflerini bilmeli daha sonra ise onu bu hedeflerinden saptırmaya çalışacak kişileri bilmesi gerekir.Her milletin doğal düşmanları olmasa bile kendi amaçları uğrunda onları hiçe sayabilecek gizli düşmanlara sahiptir ve bu çıkar anlayışına dayalı dünyada bu pekte garipsenmesi gereken bir durum değildir.Her devlet öncelikli görevi olan milletinin,kültürünün ve ırkının devamını sağlayabilmeli ve eğer gerekirse bu konuda ciddi tedbirler almalıdır.Çünkü burada bahsedilen şey kişilerin istek ve tutkuları değil bir milletin varoluş çabasıdır.

İnsanların ırklarına göre ayrılması tarihsel bir gerçektir ve kimse bunu inkar edemez, ve nasıl ki kardeşler arasında bir kan bağı var ise bir ırka mensup olan kişiler arasında da genetik bir bağlılık vardır, tabi ki bu kişinin kardeşiyle olduğu kadar fazla olmasa da diğer ırklarla arasında yabancılık yaratması gereken bir bağlılıktır.O zaman niçin kardeşimizi diğer insanlardan fazla sevmemiz bir suç olmuyor da genetik kardeşlerimiz olan ırkdaşlarımızı yüceltme isteğimiz böyle kaba bir suçlama ile karşılaşıyor? Bir insan evinde misafir olan bir kişiyi kardeşi olarak kabul etmek zorunda mıdır? Yada bir kiracının bir evde 20-30 yıl boyunca kalması o evin tapusunun ev sahibinde olduğu gerçeğini değiştirirmi? Bunlardan birinin aksini iddia edecek bir kişi, insan haklarını değil kendi istek ve arzularını savunmuş olur.

Ben bu sorduğum sorulara cevap verebilecek birini bulamadığım gibi ayni zaman da da buna muhalefet bile olamayan karşıt fikirli insanlarla karşılaştım ve yeniden bilinçsizliğin milletimiz üzerinde ne kadar tehlikeli sonuçlar yarattığına bizzat şahit oldum.Çünkü bana göre bir insan benimsediği bir fikri savunabiliyorsa gerçekten bir amacı vardır fakat soruları cevapsız bırakan insanlar savundukları şeyi tam olarak bilmediklerini ve bu sayede acizliklerini kanıtlarlar.Bu insanlar beyni yıkanmış zombilerden, geceleri rüyalarında sayıklayan yada içki içip ağzına ne gelirse söyleyen insanlarla hiçbir farkı yoktur.Yani ortak tek bir yanları vardır o da mantıksızlığı ilke edinmiş olmaları.

Bazı durumlarda ise etnik azınlık mensubu kişilerin Türkiye ve Türkler yararına çalıştığı görülür fakat bu tamamen bir aldatmacadan ibaret ve genellikle daha büyük bir sahtekarlığı örtmek için uygulanan bir politikadır.Gayeleri Türk ırkını yüceltmek değil, kendilerinin de içinde bulunduğu toplumu zenginleştirme ve kendileri için yaşama daha uygun hale getirme çabasıdır.Aslına bakılırsa bu ortak çıkar anlayışıdır yani iki toplumun kendi yaşam kalitelerini belirlemek amacı ile ayni uğurda mücadele etmeleri.Bu tehlikeli değildir, fakat bu insanların Türk toplumu için birer potansiyel düşman olduğu unutulmamalıdır çünkü bir gayri Türk istediği mevkii ele geçirinceye kadar asıl emellerini gizler ve Türklük kılıfını giyer, eğer onlara bu fırsat verilmez ise onlarda kendi oynadıkları oyunun kuralı gereği bu hapis hayatına mahkum olacak ve hak ettiklerinden fazlasını alamayacaklardır.Kısacası; amaç Türk’e hizmet etme gayesi bulunan gayri Türkleri bu ortak çıkar anlayışına uygun bir şekilde barındırmak fakat Türklere ayit olan Türk devletinde üst makamlara sahip olmalarına engel olmak olmalıdır.Aksi halde elde ettiği makam yüzünden istemese de kendi ırkını koruma içgüdüsüne sahip bu insanlar Türk çıkar anlayışı için çok büyük bir tehdit unsuru olacaktır.


Irkçılığa karşı tutunulan tavır genellikle önyargıdan ve kulaktan duyma safsatalardan ibarettir.Bazen de her şeye muhalefet olmaya çalışan ve bilgili görünmeye çalışan insanların kurbanı oluruz, bunların tek amacı ise karşısındakinin fikrini yok etmek, bu sayede daha akıllı gözükmek ve çevreden takdir toplamaktır, bu insanların psikolojik yardıma ihtiyaçları vardır ve şunu unutmamalıdırlar ki; bir fikri yok etmenin tek yolu daha mantıklı bir fikri ortaya sürmekten geçer, hiçbir fikir veya tez kaba kuvvet kullanılarak yok edilemez ancak daha da güçlenir!

(Konunun daha fazla dağılmasına izin vermeden ana başlığa dönme çabamı maruz görünüz.)Irkçılığın getirdiği uygulama diğer ırklardan nefret etmek veya kendinden olmayanları ezmek anlamına gelmiyor, Irkçılık sadece bir ırkı yüceltmeyi amaçlar ve o ırka karşı bir tehdit unsuru olan azınlıkları da potansiyel düşman olarak görmeyi sağlayacak bilinci insana kazandırır.Etrafınızda masum olarak gördüğünüz etnik bir azınlığa mensup insanların acınası ve haklarını arayan kişiler olan ikinci yüzlerini değil , işinizi, paranızı çalan ve kültürünüzü zehirleyen gerçek yüzlerini görme fırsatı tanır size.Bir millet kendi bekasına tehdit unsuru bir durum olduğunda her türlü kararı almaya ve uygulamaya geçirmeye hakkı vardır, bundan sorumlu olan insanlar halkın tepkisi ile bu radikal çözümlerin doğmasına sebep olan azınlıklardır.

Bir ırk, devlet meydana getirerek bekasını ve kültürünü korumayı hedefler, bunun dışında belirli hedefleri ve kendi milletini refah içinde yaşatma gayesi de vardır.Fakat parazit bir ırk sadece bu yerleşik ve kültür yaratan ırkların düzenini bozmakla kalmaz ayni zamanda güç dengelerini de bozarak dünyayı bir kaosa sürükler ve sadece içinde bulundukları toplumun değil tüm insanlığın standardını düşürürler.Yaşadıkları devlette tüm üst makamları elde ederek devletin kontrolünü o devletin yaratıcısı olan toplumdan çalar ve taşıdıkları aşağılık kanın dürtüsü ile kendi milletlerini koruma ateşi ile yaptırımlara başlarlar, düzenli bir şekilde üreyerek daha önceden belirlenmiş alanları işgal eder ve sonunda o milleti kendi devleti içinde azınlık konumuna getirirler.Olayın başka bir yüzünde ise o azınlığa mensup her kişi, çocuğundan-yaşlısına kadar hepsi suçlu olmasıdır çünkü onlar da devletin üst makamlarında olan ırkdaşları gibi bireysel bir kültürel yozlaşmaya sebep olurlar.Hepimizin küçükken bu tür bir arkadaşı olmuştur, bizim şartlarımızda eğitim görerek Türk insanlarını kendi kültürleri ile zehirleme şansı verilen bu insanların en önemli özellikleri de zaten Türk kılıfına bürünmüş olmalarıdır.Bu en tehlikeli düşman türüdür,çünkü kişi ancak düşmanının kim olduğunu bildiği sürece bu savaşta başarılı olabilir.Ama bu kokuşmuş sistem onlara kendi propagandalarını yapma fırsatı tanımakla kalmıyor onların burnumuza kadar girmesini de sağlıyor.Ve bir azınlığa mensup her kişi devlet denilen bu hastaya kendi kültürünü taşıyan iğnesini vurarak daha da sersemleştiriyor.Belirttiğim gibi yozlaşma 2 türlü meydana gelir, toplumsal ve kültürel.. yani üst makamlardaki azınlık mensubu insanların yaptığı toplumsal, içimizde sıradan bir vatandaş olarak yaşayanların yarattığı kültürel yozlaşma.Bu durumda her ikisi de suçludur ve Türk devletinin bekasına karşı ciddi bir suç işlemektedirler.Bana kalırsa bu suçu işleyenler kadar kayıtsız kalarak buna dolaylı yoldan sebep olanlar da suçludur.Burada bir ırkın varoluş çabasının engellenmesi söz konusudur ve bu hayati bir konudur.

Hiçbir devlet kendi çıkarlarını koruduğu için suçlanamaz! Ve zaten ona bu suçlamayı yöneltecek olanlar da muhtemelen kendi çıkarlarını korumak için onun bu konuda uykusundan uyanmasını istemeyen potansiyel bir düşmanı olacaktır.Bir devletin üst makamlarına herhangi bir azınlık mensubu kişinin geçmesi birçok sebepten dolayı mümkün olmamalıdır.Konu ile ilgili olarak büyük önder Atatürk’ün Çanakkale cephesinde ordu kumandanlığına getirilen Alman Limon Von Sanders hakkında Enver paşaya yazdığı mektubundan bir alıntı yapma gereği duyuyorum;

“Vatanımızın müdafaasında kalp ve vicdanları bizim kadar çırpınmayacağına şüphe olmayan başta Von Sanders olmak üzere bütün Almanların fikirlerinin üstünlüğüne itimat etmemenizi kati surette temin ederim.”

19.Tümen Kumandanı Yarbay Mustafa Kemal’den Enver Paşaya


Burada konu alınan ana tema hiç kuşkusuz savaşta Türk insanının kan bağı ile bağlı olduğu vatan uğruna, buraya sadece müttefiklik anlaşması yüzünden gelen Almanlardan çok daha fazla cesaret ve azim ile çarpışacağıdır.Ve bu farkı yaratan şey KAN dır.Büyük Önderimiz Türk devletinin ciddi meselelerinde vatanın gayri Türklerin vicdanına bırakılmaması gerektiği ve bu vatan için en iyi kararların gene Türkler tarafından alınabileceğini belirtmiştir.Günümüzde de içimizdeki bu gayri Türkler, bizlerden çaldıkları makamlarında bu işlerine gereken önemi vermemekte, bu yüzden onların bulunduğu tüm şirketlerin faaliyetlerini önemli bir oranda düşürerek Türkiye yi üreten konumdan, tüketici konumuna getirirler.Sorumsuzluğun ve gayri ciddiliğin sadece onlarda olmadığını ve içimizden de böyle insanların çıkabileceğini tabiki unutmamak gerek fakat kalbi ve vicdanları bu ülkenin geleceği için bizim kadar azimle atması mümkün olmayan insanlardan bunu beklemek zaten saflık olur.Fakat buna rağmen Türkiye devletinde doğmaları onlara Türk insanının işini çalabilme ve bu gayri ciddiliklerini bu alanlara taşımalarını sağlıyor.Sorarım size; kim daha üretken, daha yapıcı ve her şeyin daha iyi işlediği bir devlet düzeni istemez?

Devlet işlerinde acıma hissi tam olarak bir zaaftır, çünkü acınarak kurtarılan tek bir gayri Türkün, binlerce Türk’ün işsiz ve aç kalmasına sebep olduğu unutulmamalıdır.Bu ise toplumun kanayan yarasıdır, insanlara doğru şekilde anlatıldığı zaman hiçbir Türk’ün kendi insanını işsiz ve aç bırakmak uğruna onlara acıyacağını sanmıyorum çünkü bir gün bu acınacak duruma gelen siz de olabilirsiniz işte o zaman acıyarak, zararsız olduğunu düşündüğünüz etnik unsurların sizi nasıl yönettiğine şahit olursunuz fakat iş işten çoktan geçmiştir.Bu bir tür hastalıktır,aynen mikropların içinde bulundukları canlının bütün kaynaklarını tüketene kadar orada yaşaması ve onu gün geçtikçe kaçınılmaz sona yaklaştırması gibi.Azınlıklar da “Parazit” yaşam türüne girer ve aynen bir bitkinin toprağında çıkan ve çiçeğin su kaynağını tüketerek hem çiçeğin hemde kendi sonunu hazırlayan yabani otlara benzerler.Bu durumda yabani otu keserek çiçeğin yaşamını kurtarmak yada ona da yaşama hakkı tanıyarak çiçeği daha erken bir ölüme mahkum etmek sizin elinizde olacaktır!

Bir örnek daha vermek gerekirse kan dolaşımının ulaşmadığı bir bölge eğer önlem alınmaz ise kangren olur ve kesilmesi gerekir, eğer kesilmez ise kısa sürede tüm vücuda etki ederek ölümü gerçekleştirir.Yada bir çiçeğin solan bir yaprağı kesilmez ise diğer yaprakların da ayni akıbete uğrayacağına şüphe yoktur.Yani her iki durum dada sorunlu bölgenin ana gövdeden ayrılması, koparılıp atılması söz konusudur ki bu canlının sağlığı için yapılır.Ve günümüzde de toplumun bu “sorunlu” bölgesi etnik azınlıklardır, bunlar milletimizin paraziti olarak yaşayarak ülkemizin tüm kaynaklarını tüketir, Türk insanının yaşam standardını düşürür, önemli mevkileri ele geçirerek kendi insanlarını korumak ve Türk insanını azınlık duruma düşürecek kararlar alır ve hepsinden daha kötüsü de Türk kültürünün yavaş yavaş yok olmasına neden olurlar.İlk iki durumda olduğu gibi diğerlerinden farklı olmayan bu üçüncü durumda da sorunlu bölgenin kesilip atılması milli bir zorunluluktan öte dünyada varolma çabamızın bize zorunlu kıldığı bir şarttır

angry
09-05-2003, 03:10 AM
http://www.forum.uz/viewtopic.php?t=14382


You are now responsible for talking s'hit about your masters! But we are mighty people and i can accept your apologies, lets read this and decide, There are two way you can chose; A-) Refuse to obey the orders and be a victim, B-) Obey our orders and be a slave for master race.

And this is for people who may say that; "Why i have to be a victim or slave for master race" .. read this;

We.. the master race, founders of a thousand homelands, wearers of a thousand crowns and the rulers of europe.. are ready for another hunting season!! Keep your eyes open and beware of us!

There are 250 million people that has Turkish origin on earth and waiting to be UNITED! And when that day comes, first Russia then whole europe will fall on their knees and pray for their life! Because we are the master race and we'll show no mercy!! Just like the old days!!

Because we are the children of conquerers, it is our destiny to rule inferior races like armenians and others.You inferior people never learn something from your history, you were slaves for us and you'll never be more than this!! You cant escape from your DESTINY! God created you to serve to master race! And you should be proud of it, it is an honor for you to serve to master race!

Never compare yourself with Turks because whenever you do this, you'll always feel inferior and realize that Turks are superior to you in every way.This may make you upset.Bec. actually Turks will not even let you to lick their shoes! And sure your lifes are worthless.

They were the lucky ones who are taken away in 1915, because they did their duty and now it is your turn, be proud of it, you are chosen one to be victims of the master race!


WORSHIP AND OBEY THE ORDERS OF THE MASTER RACE! IT IS YOUR DESTINY AND THE LAST CALL OTHERWISE WE WILL SHOW NO MERCY WHEN WE INVADE YOUR LANDS ..AGAIN!



türk gençi: 073f4331,
You should better go and f*ck yourself in your ass, mother****er!!!