View Full Version : Çanakkale GeÇİlmez !!! (18 Mart 1915)
Qarshi
03-18-2005, 05:02 AM
http://www.gallipolidigger.com/2004.site/002s.18.mart.1915/KART.jpg
Çanakkale Savaşları Türk ve Dünya tarihi açısından ilginç özelliklere sahipti. Bu savaşlar iki şekilde ele alınmalıydı. 18 Mart 1915 tarihine kadar meydana gelen Deniz Savaşları ve ardından gelen kara savaşları.
Tepeden tırnağa silahlı Avrupada ufak bir kıvılcım savaşı başlatmaya yetti de arttı bile. 28 Haziran 1914 günü Saat 11.30 da Avusturya Veliahtı Saraybosna da bir Sırplı tarafından öldürüldü.Sırbistan ile Avusturya - Macaristan arasında uzun süren soğuk pretestolardan sonra, Avusturya 1914 saat 11.00 da Sırbistan a resmen savaş ilan etti. Aynı gün Avusturya topları Belgrad ı dövmeye başladı.
Daha sonra savaş ilanları birbirini kovaladı. Almanya 1 Ağustos da Rusya ya, 3 Ağustos da Fransa ya savaş ilan etti.
Böylece Avrupada tam dört sene sürecek kabus başladı.
Osmanlı Devleti ise Balkan Savaşından yenik ve ezik çıkmıştı. Bahriye Nazırı Cemal Paşa 18 Temmuzda müttefik olma arzusu ile gittiği Fransa dan eli boş döndü. Daha sonra Enver Paşa Almanya ile anlaşmayı önerdi ve Osmanlı İmparatorluğu üçlü ittifaka girdi.
Önemli siyasi olaylarda peşi sıra gelmeye başladı. 3 Ağustos da Churchill kendilerine ısmarlanan iki savaş gamisine el koyduklarını resmen bildirdi. Ödenen kaporalarda iade edilmedi.
Almanya ise bu zararımızı telafiye hazırdı. Bu esnada Göben ve Breslav adlı iki Alman Harp Gemisi Fransızların nakliyatına darbe indirmek için Cezayir in Bon ve Filipvil limanlarını bombardıman ettiler. Bir İngiliz kruvazörü tarafından kovalanan gemiler Çanakkaleye doğru yol aldılar. 10 Ağustos günü Marmaraya giren gemilere 16 Ağustos da Türk bayrakları çekildi. 80 milyon marka satın alındığı söylenen gemilere Yavuz Sultan Selim ve Midilli adları verildi.
Kafakas ve Süveyş Cephelerinde Almanlara karşı zorlanan Ruslar ise Türk takviyelerinin doğuya göderilmesinin engellenmesini istiyordu. Bunun üzerine İngilizlerin kafasına Istanbul u zorlama fikrini soktular. Böylece Türkler Kafkasya daki birliklerin bir kısmını geri çekecekler, Rusların yükü hafifliyecekti.
26 Aralık 1914 Pazar günü İngiliz B-11 denizaltısı Boğazdan içeriye girerek Mesudiye zırhlısını 10 dakika içinde batırmasından heveslenen W.Churchill ,İngiliz kabinesinde ikna edici bir konuşma yaptı. Yunanlılar da kuvvetlerini İngilizlerin emrine vereceğini söylemesinden sonra 13 Ocak 1915 tarihli İngiliz Savaş Konseyi, toplantısında harekatı denenmeye değer buldu. Böylelikle Triumph, İnflexible, Queen Elizabet, İrresistible, Ocean, Bouvet, Majestik, Agamemnon gibi zırhlıların yer aldığı yaklaşık 28 büyük gemiden oluşan, Akdeniz tarihinin en büyük deniz gücünü topladılar. 3 Kasım 1914 te Boğaz ağzındaki tabyalarımızın kısa bir süre bombardımanından sonra, bu cephede uzun bir durgunluk görüldü
19 - 26 Şubat 1915 de düşman Kumkale, Orhaniye, Ertuğrul ve Seddülbahir'i içine alan top atışlarına başladı. Gün boyunca 7000 metreye kadar sokulup Türk tabyalarını bombaladılar.Bu mesafeler Türk tabyaları için oldukça fazla olduğu için suskun kaldılar. Gece yapılacak olasıbir taaruzdan korktukları için güneş batmadan evvel geri çekiliyorlardı.
17 Martta General Hamilton müttefikleri ile ertesi gün yapacakları büyük taaruzun planlarını son defa gözden geçirdi. Taarruz A ve B olmak üzere iki hat üzerinde düzenlenmişti.
SONUÇ :
Müttefik filo üç büyük gemisini ( Irresistible, Ocean, Bouvet) kaybetmiş, üç tanesi de ( Inflexible, Gaulois, Suffren) ağır yaralanmış, bu suretle eldeki kuvvetlerin üçde birini kaybetmişti. İnsan kayıplarıda 800 ölü ve yaralıyı bulmaktaydı.
Bundan sonra kara çıkarmalarına ağırlık verildi. Donanma karacılara destek kuvvet olarak kullanıldı.
http://www.diggerhistory3.info/simpson/images/001.jpg
Qarshi
03-18-2005, 05:11 AM
http://www.aslanlar.com/forum/uploads/SETH/2005-03-14_153636_duryolcu.jpg
DUR YOLCU ! BİLMEDEN GELİP BASTIĞIN,
BU TOPRAK, BİR DEVRİN BATTIĞI YERDİR.
EĞİLDE KULAK VER,BU SESSİZ YIĞIN,
BİR VATAN KALBİNİN ATTIĞI YERDİR....
Qarshi
03-18-2005, 05:20 AM
http://www.aslanlar.com/forum/57alsancak.jpg
Ekte resmini gördüğünüz sancak,Çanakkale savaşında son erine kadar şehit olan 57'ci Alayın sancağıdır.
Melburn-Avustralya müzesinde sergilenen Sancağın plaketinde şu sözler yer almaktadır.
"Bu Alay sancağı çanakkale savaşları sırasında çanakkale'den getirilmiş fakat esir edilmemiştir.Türk ordusunun geleneklerine göre bir alay'ın sancağı,Alayın son eri ölünceye kadar teslim edilmez.
Bu sancak,sonuncu muhafızında altında ölü yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur.Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alay sancağını selamlamadan geçmeyiniz....
Ruhunuz şad olsun
Qarshi
03-18-2005, 05:24 AM
Çanakkale savaşları ile ilgili her konuda bilgi alabileceğiniz detaylı bir site'nin linkini veriyorum...
http://www.gallipolidigger.com/index.2.htm
http://www.gallipolidigger.com/2004.site/008d.tavanarasi.uydu/Uydu.005.jpg
Qarshi
03-18-2005, 05:28 AM
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz Harbi nedir ? Var mı ki dünyada eşi ?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya,
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle "bu, bir Avrupalı"
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer,
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında;
Ostralya'yla beraber bakıyorsun Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.
Sâde bir hadise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harab.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;
Atılan her lâğımın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müthiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;
Boşanır sırtlara, vadîlere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?
Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerir azmini tevkîf edemez sun-u beşer;
Bu gögüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun-u bedîim, onu çiğnetme!" dedi.
ÂSIM'ın nesli.. diyordum ya... Nesilmiş gerçek;
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek,
Şühedâ gövdesi, baksan a, dağlar, taşlar
O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
BİR HİLÂL uğruna, yâ Rab, ne GÜNEŞLER batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHÎDİ...
BEDR'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek KÂBE'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,
Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;
Şarkın en sevgili sultânı SELÂHADDÎN'i,
KILIÇ ARSLAN gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran;
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;
Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor PEYGAMBER.
Mehmed ÂKİF ERSOY
Qarshi
03-18-2005, 05:32 AM
Savaşta kullanılan propoganda kartlarından biri
http://www.gallipolidigger.com/2004.site/008a.tavanarasi.propaganda.kartlari/Pr.krt.020.CePointro1.jpg
Savaşta kullanılan propoganda kartlarından biri
http://www.gallipolidigger.com/2004.site/008a.tavanarasi.propaganda.kartlari/Pr.krt.020.CePointro1.jpg
Türkiye'de başka yerler dışında Çanakkale'yi de gezme şansım oldu. Doğa olarak çok güzel yerlerdir. Nasip olursa daha da gitmek isterdim. Ama Türkiye açısından o kadar önemli olayların yer alması daha da öne çıkıyor. Kısacas, bu gezi anlamlı hatıralar bıraktı bende.
Tüm TC vatandaşı kardeşlerimi kutlarım Çanakkale Zaferi Günü'nü kutlarım!!
Bu arada bu karttan o zaman da "hakla ilişkilerin" iyi çalıştığı anlaşılıyor :D
4twelve
03-21-2005, 03:09 AM
Türkiye'de başka yerler dışında Çanakkale'yi de gezme şansım oldu. Doğa olarak çok güzel yerlerdir. Nasip olursa daha da gitmek isterdim. Ama Türkiye açısından o kadar önemli olayların yer alması daha da öne çıkıyor. Kısacas, bu gezi anlamlı hatıralar bıraktı bende.
Tüm TC vatandaşı kardeşlerimi kutlarım Çanakkale Zaferi (?) Günü'nü kutlarım!!
Bu arada bu karttan o zaman da "hakla ilişkilerin" iyi çalıştığı anlaşılıyor :D
Off Topic: Oguz abicim affina siginarak biraz konu disina cikiyorum ..Kusura bakma..
Bak pax efendi sen ne ayaksin ..Seni cok uyarrdim sana akilli ol dedim ama senin anlayacagin yok insan gibi uyarilmaktan...
Allahtan bul ne diyim sana baska........Olum naapti lan sana turkiyeliler?Karin agrin nerden geliyo senin????
Off Topic: Oguz abicim affina siginarak biraz konu disina cikiyorum ..Kusura bakma..
Bak pax efendi sen ne ayaksin ..Seni cok uyarrdim sana akilli ol dedim ama senin anlayacagin yok insan gibi uyarilmaktan...
Allahtan bul ne diyim sana baska........Olum naapti lan sana turkiyeliler?Karin agrin nerden geliyo senin????
Effendim???
Ya 4 twelve, senin derdini ben harbi harbi anlayamıyorum. Neyin var senin?
Yanlış bir şey yazdıysam bağışla ama nerde yanlış yapığımı da bildir.
Türliyelilere ben dil mi uzattım? Ben sadece Çanakkaleye gittiğimi, o tarihi yerleri gezdiğimi ve Türkiyeliler için bu bayramın önemli bir olay olduğunu söyledim. Yalan mı????? Öyle geliyorsa bu treaddeki ilk postumu tekrar oku!!
Ha bi de şurda abilik taslamayı bırak ya. Tepeme geldi valla.. :x "Uyardım", "akıllı ol". Lan sen kim oluyosun ya bana bunları söyleyecek, küstah herif???!! Haddini bil!!! :twisted:
AFANDI
03-21-2005, 05:55 AM
soylediginiz sheyler dogru ve güzel sheyler dir .. ama forumda pekde turkche bilen kishi fazla oldugunu zannetmiyorum (yamulmuyorsam) dolayisiyle yazilarinizi en basitinden ingilizce yazarsaniz daha faydali olacagi kanatindeyim millete ... iyi günler...
Qarshi
03-21-2005, 06:11 AM
Zaferi (?)
Pax kardeşim
Herşeyi çok güzel yazmışsın ama bu zaferin yanına ? koymakla bizide ti'ye almışsın...
Zaferi (?)
Pax kardeşim
Herşeyi çok güzel yazmışsın ama bu zaferin yanına ? koymakla bizide ti'ye almışsın...
Kusura bakma, o postu yazarken bayramın tam ismini hatırlamıyordum. Yani tam olarak bayramın resmi ismi bu muydu anlamında soru işareti koymuştum. Ti'ye almak gibi bir amacım yoktu kesinlikte. Zaten postumun ruhu buna uygun muydu ki?
Zafer zaferdir, bunu sorgulamanın ne anlamı olabilir ki?? Karaya ak diyenlerden değilim.
Ok, daha fazla soruna yer vermemek için ben bu soru işaretini siliyorum.
Bu arada, sağol oğuz. Sen sorunun ne olduğunu söylemeseydin 4twelve'le yaka paça olurduk ama kimin neyi kastettiğni ne istediğini bir türlü anlayamazdık. Keşke kuduz gibi sağlı sollu saldıranlar bir de sorunlarını dile getirmeyi öğrenseler... :rolleyes:
satik
04-02-2005, 04:03 PM
evet evet...
Qarshi
08-05-2005, 08:29 AM
http://resim.forumtr.com/uploads/1c25c80dbd.jpg
http://img237.echo.cx/my.php?image=cnkl0rs.jpg (http://img237.echo.cx/my.php?image=cnkl0rs.jpg)
beni çok etkileyen bu fotoğrafın Çanakkale Savaşı günlerinde bir sabah vakti çekildiği söylendi bana. Türkiye'nin her bir yanından vatan savunması için kopup gelen askerler komutanlarıyla birlikte sabah duasındalar bu fotoğrafta. Uzmanların yine bana anlattığı, bu duadan birkaç dakika sonra başlayacak taarruz esnasında fotoğraftaki askerlerin büyük çoğunluğunun şehit olacaklarıdır. Bu duaya başlamadan önce hepsi de büyük ihtimalle biraz sonra başlayacak savaşta öleceklerini biliyorlardı, buna rağmen büyük bir gönül rahatlığıyla ve sakinlik içinde dualarını yapıyorlar.
Bu fotoğrafın anlamını iyi analiz ettiğimiz takdirde bugünkü günlerimize ve geleceğe ışık tutacak sonuçlara varabiliriz. Ne yazık ki modern zamanlar, dini duyguları siyasi çıkarları için sömüren ve dinibütün insanlarla ordu arasına duvarlar örmeye çalışan politik akımlarla dolup taşmıştır. Dini bu şekilde istismar etmeye çalışanlar, Türk insanını zerre kadar tanımamaktadırlar. Sıradan insanımız geçmişine, geleneklerine sahip çıkarken dışarıdan müdahale olmadığı takdirde tavırlarını modern zamanlara uygun şekilde bir ayarlamaya sokup makul olanı bulabilmektedir. Her toplum kendi geçmişinden kaynaklanan kolektif hafızasını bir tür süzgeçten geçirerek oluşturur. Bunu yaparken de o geçmişine ait olabilecek olumsuz anıları unutmasını sağlayacak elemeleri gerçekleştirir, olumlu anıları seçip alarak yeni zamanlara kendisini adapte eder. Örneğin İkinci Dünya Savaşı sonuna doğru Almanya bombalanmıştır. Bu feci bir bombalanmaydı ve çok kısa süre içinde çeşitli Alman şehirlerinde 600 bin sivil öldü. Birçok şehir ise haritadan silindi. Modern Alman insanı bu korkunç olayı kafasından tamamen sildi bir içgüdüsel korunma hissiyle. Böylesine bir büyük olayın nasıl olup da bir ulusun kolektif hafızasından tamamen silinebilmiş olacağı W.G. Sebald'ın 'On the Natural History of Destruction' adlı kitabında analiz edilmiştir. Hafızasını ayıklama yoluyla tazeleme işlemini bütün uluslar yapar. Bizim geçmişimiz de zaferler, acılar hem de büyük acılar ve güzelliklerle doludur. Modern Türk insanının şimdiki hayata tavrı işte böyle bir işlemden, süzgeçten geçilerek oluştuğu için biz en kötü olayda bile kendimize güzel yanları arayıp bulma gücüne sahibiz.
Türk insanının dini duygularını siyasi çıkarlar doğrultusunda sömürmek isteyenler ve bunu kullanarak ordu ile halk arasına duvarlar kurmak isteyenler bu çalışmalarında hiçbir zaman başarılı olamamışlardır, hiçbir zaman da olamayacaklardır. Çünkü makul insanların dine yaklaşımları ve orduya saygıları ortak gelişmiş bir duygudur ve bunun temelleri bu fotoğrafta görülen türde yüzlerce olaya dayanır. Büyük komutanın emri üzerine şehitliği göze alarak savaşa gelenlerin, savaşın başlamasından önce arkadaşlarıyla birlikte son duasını eden bu insanların torunları onlardan devraldıkları genler nedeniyle kendilerine yönelik din ticareti yapanların, asker karşıtı söylem geliştirenlerin ne dediğini bile anlamazlar ve umursamazlar. Bu tür söylemler hep ters teper, sonunda halk kendi makul bildiğini yapar.
Bu makulü bulmaya yönelik tavır sıradan insanlarımızın genelde başardığı iştir. Bu nedenle de ülkemizde birçok siyasi fikir, uçları zorlamaya çalıştığı ve makulü göz önüne almadığı için kısa sürede ölmüştür. Bu nedenle ben milliyetçilik ve muhafazakarlık düşüncelerinin yanına modern tavırların da bir an önce eklenmesini savunuyorum, çünkü bu yapıldığı takdirde kolektif hafızamızı yeniden oluşturma ve tavırlarımızı yeniden düzenleme süreci daha kolaylaşacaktır. Bu yazı fikri aklıma Anayasa Mahkemesi'yle ilgili son tartışmaları izlerken geldi. Bu tartışmayı başlatanlar Türk insanının kolektif hafızasının gücünü ve makul olanı bulmadaki becerisini anlayamıyorlar. Bunu anlamaya başlamaları için köşede yayınladığım fotoğrafı iyice incelemeleri ve üzerinde düşünmeleri gerekiyor. Sıradan insanımızın makulü bulma gücü modernite ile muhafazakarlığın ve milliyetçiliğin sentezinin yapılabileceğinin en büyük garantisidir. Türkiye'yi tekrar büyük yapacak sentez de budur.
Sisqui
ÇANAKKALEDE YATAN ŞEHİTLERİMİZ RAHMETMİ İSTEDİ BİLMİYORUM BU RESİM VE YAZI KARŞIMA ÇIKTI...
ALLAH RAHMET EYLESİN...
kurshad
08-05-2005, 03:16 PM
[QUOTE=oğuz]http://resim.forumtr.com/uploads/1c25c80dbd.jpg
Allah rahmet eylesin o buyuk kahramanlara.. Ufacik bir cocukken gitmistim Canakkaleye. Sehitlikleri, muzeleri gezmistik. Sivil bir muzede gordugum kanli bir kilic, kursun saplanmis bir kafatasi ve sehit bir subayin cebinden cikmis annesine yazdigi dokunakli mektubun latin alfabesine cevrilmis metni hic bir zaman aklimdan cikmadi. Beynime kazindi kanla yogrulmus o kutsal topraklarin goruntusu.
Her turk cocugunun hic olmazsa bir kez CAnakkale sehitliklerini gezmesi lazim. O zaman baska hic bir soze kalmadan bu buyuk milletin bir ferdi olmaktan gurur duyacaktir.
Bu arada;
Canakkale harbini cok guzel bir bicimde kaleme alinmis, akici, belgelere dayanan ve bazen insani gozyaslarina ister istemez bogan,Erol Mutercimler'in "CANAKKALE" isimli kitabini herkese tavsiye ediyorum. Bu savas hakkinda bildiklerimizin boluk porcuk oldugunu bu kitabi okuduktan sonra bir kez daha idrak ettim.
Binbasi Mahmut Sabri'yi, Yuzbasi Hasan'i , Tegmen Mevsuf'u ve daha binlerce gercek kahramanin gercek hikayesi.
Allah hepsine rahmet etsin..
Bilge_Kagan
08-05-2005, 04:27 PM
Ekte resmini gördüğünüz sancak,Çanakkale savaşında son erine kadar şehit olan 57'ci Alayın sancağıdır.
Melburn-Avustralya müzesinde sergilenen Sancağın plaketinde şu sözler yer almaktadır.
"Bu Alay sancağı çanakkale savaşları sırasında çanakkale'den getirilmiş fakat esir edilmemiştir.Türk ordusunun geleneklerine göre bir alay'ın sancağı,Alayın son eri ölünceye kadar teslim edilmez.
Bu sancak,sonuncu muhafızında altında ölü yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur.Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alay sancağını selamlamadan geçmeyiniz....
Mevzubahis olay bircok kaynak tarafindan dogrulanmistir, ancak burada sergilenen sancak, 57. alay sancagi degil, Sam'da elegecirilen bir diger alay sancagidir ( eger kaynagi hatirlayabilirsem buraya koyacagim, kesinliginden cok da fazla bir suphem yok... ).
Bu olayin anisina bugun Turk ordusunda 57. alay yoktur.
şehitlikteki "dünya askerlik tarihinin en kahraman birliği 57. alay" başlıklı yazıdan alıntı yapacak olursak:
"18 mart 1915 deniz zaferimiz sonucunda ortaya çıkan bozgun, itilaf devletlerini, karadan destek almaksızın yalnız donanma ile boğazın geçilemeyeceğini gösterdiğinden, karaya çıkarma kuvveti hazırlamaya sevk etti.
25 nisan 1915 günü sabaha karşı avustralya ve yeni zelanda askerlerinden oluşan kolordu, arıburnu (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=arıburnu)'na çıktı. sarp yamaçlara doğru ilerleme kaydeden düşman kuvvetleri hiç ummadığı bir anda 261 rakımlı tepede 5. ordu ihtiyat tümeni kumandanı yarbay mustafa kemal (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mustafa+kemal) ve bir grup askerin sarsılmaz direnişiyle karşılaştı. mustafa kemal (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mustafa+kemal) herhangi bir emir almadığı halde 57. alayı bir dağ bataryası ile takviye ederek karşı taarruz için arıburnu (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=arıburnu)'na sevk etti.
olayın geri kalan bölümünü bizzat mustafa kemal (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mustafa+kemal)'den dinleyelim:
bu esnada conkbayırı (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=conkbayırı)'nın cenubundaki 261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze efradının conkbayırı (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=conkbayırı)'na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. size şu muhavereyi aynen okuyacağım! bizzat bu efradın önüne çıkarak:
- niçin kaçıyorsunuz? dedim.
- efendim düşman! dediler.
- nerede?
- işte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemali serbestiyle ileri doğru yürüyordu. şimdi vaziyeti düşünün: ben kuvvetlerimi bırakmışım. efrat on dakika istirahat etsin diye...düşman da bu tepeye gelmiş...demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir vaziyette ducar olacaktı. o zaman artık bunu bilmiyorum. bir muhakeme-i mantıkiye midir yoksa sevk-i tabii ile midir bilmiyorum.
kaçan efrada:
- düşmandan kaçılmaz, dedim.
- cephanemiz kalmadı, dediler.
- cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.
ve bağırarak bunlara süngü taktırdım, yere yatırdım. aynı zamanda conkbayırı (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=conkbayırı)'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasının yetişebilen efradının "marş marş"la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye saldırdım. bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. kazandığımız an bu andır.
bir koca muhaberenin ufacık bir lahzeye bağlı olduğunu, hatta bir memleket hayatının fena kullanılmış bir an yüzünden tehlikeye düşebileceğini, burada olduğu gibi iyi kullanılmış bir anın ise bir muharebenin ve bir vatanın mukadderatını iyileştireceğini o dakikayı görür gibi canlanmış bir ifade ile duymak insanın tüylerini ürpertiyordu!"
alayın komutanı yarbay hüseyin avni bey'dir. 18 mayıs 1915'te şehit düşmüştür. bununla beraber 57. alayın gösterdiği kahramanlık arkadan gelen 72. ve 77. alaylar tarafından gösterilmediği için anzac kolordusunun çıkarma günü denize geri dökülmesi başarılamamıştır.
ek bilgi 1 : 72. ve 77. alaylar arıburnu cephesinin güneyini savunan 27. alaya destek olarak gelmişti ama büyük bir coğunluğu saldıramadı, sinip fundalıklarda saklandılar. cephe tamamen 27. alayın bölgesiydi ama 57. alay conk bayırından yetişip kuzey sektörü kendi savunmasına almıştı.
ek bilgi 2 : bu iki alay adana'da toplanmıştı ve ağırlıklı araplardan oluşmaktaydı.
Bu konuyla ilgili farkli birseyler okumak ve yorum yapmak isterseniz: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ben+size+savasmayi+degil+olmeyi+emrediy orum/@immanuel+tolstoyevski okumanizi tavsiye ederim...
Ruhlari sad olsun...
kurtbilal1985
08-08-2005, 03:46 PM
http://resim.forumtr.com/uploads/1c25c80dbd.jpg
...
gercekten merak ettigim icin soruyorum. Özellikle yakin zamanda askerligini türkiyede yapan arkadaslar herhalde cevap verirler.
kislalarda, kisacasi askeri bölgelerde insanlarimizin dini inanclarini yasayabilecegi, örnegin toplu olarak namaz kilabilecekleri bir yer varmi acaba?
Torcoman
08-08-2005, 03:56 PM
gercekten merak ettigim icin soruyorum. Özellikle yakin zamanda askerligini türkiyede yapan arkadaslar herhalde cevap verirler.
kislalarda, kisacasi askeri bölgelerde insanlarimizin dini inanclarini yasayabilecegi, örnegin toplu olarak namaz kilabilecekleri bir yer varmi acaba?
bir üst rütbelinin toleransına göre ibadete izin verilebiliyorsun,
yanlız şu da var, savaş çıkarsa bunu dinin için yapmayacaksın, vatanın için yapacaksın, bu yüzden askerlikte yapılan dini kısıtlamaları çok doğru buluyorum
sonuçta insan "kazaa" olarak da ibadetini yapabilir daha sonra
kurtbilal1985
08-09-2005, 03:00 PM
bir üst rütbelinin toleransına göre ibadete izin verilebiliyorsun,
yanlız şu da var, savaş çıkarsa bunu dinin için yapmayacaksın, vatanın için yapacaksın, bu yüzden askerlikte yapılan dini kısıtlamaları çok doğru buluyorum
sonuçta insan "kazaa" olarak da ibadetini yapabilir daha sonra
torcoman. sence su yukaridaki resimde askerler kaza namazimi kiliyor acaba? onlar allah yolunda sehit olmak icin toplu namaz kiliyor gibime geldi nedense.
insanlar savasin taaa gobeginde namaz kilabiliyorsa, savas olmadigi bir zamanda tabiki namazlarini kilabilirler.
o askerler düsman saflarina giderken hep bir agizdan "allah allah" diyerek gittiler, "türkiye türkiye" diyerek degil.
bir insan oncelikle inanclari icin savasir, vatan sevgiside, insanin, genelde inancindan gelir.
Torcoman
08-09-2005, 05:05 PM
torcoman. sence su yukaridaki resimde askerler kaza namazimi kiliyor acaba? onlar allah yolunda sehit olmak icin toplu namaz kiliyor gibime geldi nedense.
insanlar savasin taaa gobeginde namaz kilabiliyorsa, savas olmadigi bir zamanda tabiki namazlarini kilabilirler.
o askerler düsman saflarina giderken hep bir agizdan "allah allah" diyerek gittiler, "türkiye türkiye" diyerek degil.
bir insan oncelikle inanclari icin savasir, vatan sevgiside, insanin, genelde inancindan gelir.
birçok insan dersek yanlış olur
oradaki insanlarda cihad için ölmediler, vatanları için öldüler
genco
08-09-2005, 07:52 PM
Son iki yazının sahibi arkadaşlar...(Kurtbilal ve Torcoman)
Din ve millet kavramı dünyada hiç bir millette olmadığı kadar bizde iç-içe geçmiş kavramlardır.
Bugün bizi bir arada tutan en ulvi değerlerdir her ikisi de...
Öbür türlü düşünmek ise bizi, din-millet kavramını ayrıştırmaya götürür.
Tıpkı "Sen önce Türk müsün, Müslüman mısın" diye sorulan tuzak sorudaki gizli amaç gibi...
Kaldıki; bu ülkenin ekseriyeti Türk ve Müslümandır...
Şahsi görüşüm-Müslümanlık şart değil, başka bir dini inanış da olabilir- dini inanç vatan-millet sevgisi için şart değildir.
Çünkü:
Din, bireyi ilgilendirir....İnançlı ya da inançsız oluşu kişinin kendi bileceği bir iştir, bir hayat tarzıdır.... Kimseyi ilgilendirmemeli ve kimse de yargılamamalı. Yüce Allah kimseye öyle bir yetki de vermemiştir.
Vatan-millet sevgisinde ise bireysellik arayamayız. Yaşadığı ülkeye zarar veren biri "hain" damgası yer. Toplum onu dışlar ve kanunen de suçtur. Cezası da bellidir.
Aynı kıstaslar din için de geçerlidir diyemeyiz...Çünkü dinde zorlama yoktur; yani kimse kimseyi zorlayamaz...Cezalandıramaz...
Olursa da bunun adı din olamaz... Totaliter Orta-Çağ kilise anlayışı gibi olur...(Tıpkı bazı Arap ülkelerindeki gibi)
Ancak, dediğim gibi, bizde din ve millet, manevi açıdan etle tırnak gibidir..
Türk insanı, inancından dolayı kimseyi hor görmeyen bir asalete sahiptir. Çekilmek istenilen tuzaklara da bügüne kadar düşmemiştir; düşmez de...
Ümmetçilik yaparak, ırkçılık yaparak bizi bölmeye çalışanların hevesleri kursağında kalacaktır. Çığırtkanlık yapanlar, boşuna nefes tüketmesin...
O nedenle, diyorumki:
Çanakkale'deki zafer; yüreği vatan sevgisiyle çarpan, göğsü iman dolu yiğitlerin ölüme meydan okuyan cesaret ve azimleri sayesinde kazanılmıştır.
Özet:
"İnanç ve sevgi"
Birinin var olması, diğerinin varlığına bağlıdır... tıpkı iki koldan bir ummana doğru çağlayan ırmak gibi....
.........sevgiyle........
Bilge_Kagan
08-10-2005, 05:29 AM
Bana kalirsa, oradaki insanlar vatanlari icin carpistilar, din icin sehit dustuler de diyebiliriz. Kabul etmek gerekir ki, burada savasmis insanlarda "vatan-millet" bilinci cok da gelismis degildi ( bunun nedeni Osmanlinin farkli milletleri Islam ve hosgoru catisi altinda bir arada tutma siyasetidir. Isterseniz daha sonra buna da gelebilirim... ). Kaldi ki Canakkaleden milyon kilometre uzaktaki arabi getirip burada carpistirmanin da tek yolu dindi bana gore, ya da Anadolu'nun herhangi bir yerinden alinip getirilen, cahil, medeniyet ve luks gormemis ( Allah'a sukur ki gormemisler, gorenlerinin ne yaptigini hepimiz biliyoruz... ) vatan ya da millet bilinci olmayan, kendine Turk degil Islam diyen ( yine Osmanli politikasinin sonucudur ) bir vatan evladini, bu cehennem gibi yerde carpistirmanin tek yolu " dinin salahiyeti icin savastigina inandirmak "tir ( ki zaten bir yandan da amaci budur, biliyorsunuz 19. yuzyildan sonra Dunyadaki tek bagimsiz musluman devlet Osmanli devleti kalmisti ( yanlis hatirlamiyorsam.. ) ).Boyle insanlari karsidaki nufus ve techizat olarak gayet ustun dusmanin ustune yurutmenin de yolu sehitlik maneviyatina inandirmaktir ( bildigim kadariyla her alayin imami vardi...yanlissam duzeltin ).
En nihayetinde, o insanlar orada hem vatan hem din icin carpistilar, ama kendileri icin, din yolunda sehit dustuler...
( Bu arada, genco hocam umarim bu donusunuz temelli olur artik...Hosgeldiniz... )
Qarshi
08-10-2005, 06:50 AM
İMKANI OLSAYDIDA AZİZ ŞEHİTLERİMİZDEN BİRİNİ ŞU SORU İLE SORGULAMA FIRSATI BUYSAYDIK ,
VATAN İÇİNMİ DİN İÇİNMİ ŞEHİT OLDUNUZ ?
HERHALDE BU SORUDAN SONRA ŞEHİT OLDUĞUNA PİŞMAN OLACAKTIR AZİZ ŞEHİDİMİZ:rolleyes:
genco
08-10-2005, 11:25 AM
İMKANI OLSAYDIDA AZİZ ŞEHİTLERİMİZDEN BİRİNİ ŞU SORU İLE SORGULAMA FIRSATI BUYSAYDIK ,
VATAN İÇİNMİ DİN İÇİNMİ ŞEHİT OLDUNUZ ?
HERHALDE BU SORUDAN SONRA ŞEHİT OLDUĞUNA PİŞMAN OLACAKTIR AZİZ ŞEHİDİMİZ:rolleyes:
Oğuz,
O soruyu sorana sormak lazım aslında "Senin aklınla bir zorun mu var" diye...
Yoksa halen bu ülkede milyonlarca kişi var aynı değerler uğruna şehit olmaya hazır...
Bilge,
Şimdilik buralardayım.. Göstermiş olduğun yakınlığa teşekkür ederim... Sen de benim için değerli bir arkadaşsın. Senin memleket(Altınoluk,Akçay..)tarafındaydım. 6 gün kaldım.
Torcoman
08-10-2005, 12:26 PM
arkadaş o fotoğraftaki insanların Allah yolunda şehit olduğunu söyledi, bu yanlış,
şu an kendini bombayla patlatıp öldüren, cihad yapıyorum diye masum insanlara saldıranlarda aynı cümleyi söylerler"Allah yolunda şehit olmak" diye.
Ben orada şehit düşenlrein farklı bir nedeni olduğunu belirtmek için dedim o lafı, tabiki hepimiz müslümanız ama Çanakkale savaşını da bu koulardan muaf tutalım isterseniz
Arkadaşlar biz bu ülkeyi kolay kazanmadık onbinlerce şehit verdik lütfen güzel ülkemizin ve türki cumhuriyetlerin kıymetini bilelim ve birlik olalım
mehmet_2006
03-10-2006, 01:56 PM
Konu güncel olmalı.Bilmeyenler öğrenmeli kahramanlıklarımızı.
Tabriz_Han
03-10-2006, 03:03 PM
Re: Turkish army(Sanli ordumuz) photos
http://img326.imageshack.us/img326/6673/denbirresim9ad.jpg
Seckjin Khan
03-10-2006, 03:43 PM
Büyük bir destan Çanakkale...
Oraları gidip görmek isterim.mutlaka gidip göreceğim o yüce destanın yaşandığı siperleri
narcoleptic
03-10-2006, 09:46 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
ORDULAR
Osmanlı Ordusu
Osmanlı ordusu, Anadolu Türkleri’nin yanı sıra Arap, Ermeni, Kürt ve Suriyeli azınlıklardan oluşuyordu. Bu ordu, Balkan savaşında çok kötü savaşmış ve büyük bir hezimete uğramıştı. Şiddetle yeniden organize olmaya ve reforma ihtiyacı vardı. Bu nedenle, 1913’teki Jön Türk hükümeti, 1800’ün ortalarından beri uygulanan anlaşma çerçevesinde Almanya’dan askeri ıslah heyeti talep etti. Alman genelkurmayı da, bu iş için tanınmış generallerinden Liman von Sanders’i görevlendirerek Türkiye’ye gönderdi.
Savaşın başladığı günlerde, Osmanlı ordusu 36 tümenden oluşan 3 orduluk bir güçtü. Ordu sayısı, seferberlik ilanından sonra arttırıldı ama, ordu mevcudundaki artış çok fazla olmadı, kapasite 43 tümenin üzerine çıkarılamadı.
Ordunun başkomutanı, aynı zamanda Padişah ve Müslümanların Halifesi olan Sultan V. Mehmet’ti. Enver Paşa da, hem Başkomutan Vekili, hem de Padişah Damadı olarak tüm kontrolü elinde tutuyordu. Kurmay Başkanı ise bir Alman subayı olan Bronsart von Schellendorf’tu (Bronsart Paşa)… Enver Paşa, ordu üzerindeki bu gücü eline geçirir geçirmez yaklaşık 1000 kadar üst rütbeli subayı emekliye sevk etmiş ve çok hızlı ve hak etmeden rütbe alarak çok yükselmiş bazı subayların da rütbelerini indirmişti.
Bu ordu, gerek eğitim, gerekse donanım açısından bir felaket durumdaydı. Çoğu alaydan yetişme, günün askeri teknolojisinden habersiz, okuma-yazma bile bilmeyen yaşlı üst rütbeli subayların emrinde, kimi aylar maaşlarını bile alamadan görev yapan, geçim derdine düşmüş küçük rütbelilerin yönettiği askerler, yaklaşık 4 yıldır cepheden cepheye sürünüyordu. Giyim-kuşam, teçhizat ve askeri malzeme çok eksikti. Kimi bölüklerde 20 ayrı marka tüfek bulunuyor, kimi tüfekler de hiç çalışmıyordu. Cephane olmadığı gibi, ülkede cephane üretecek fabrika da yoktu. Cephane, o güne kadar hep yabancı ülkelerden alınmıştı ve 1914 yılının sonbaharından itibaren de bu ülkelerle savaş hali mevcuttu. Küçük silahlar için ilk cephane fabrikası, Liman von Sanders’in girişimleri ve Alman yardımıyla 1915 başlarında İstanbul’da kurulmuştu.
Osmanlı ordusu, savaşın ilk yıllarında özellikle Gelibolu’da ve Kafkaslar’da cephane açısından büyük sıkıntılar çekti. Alman müttefiklerin cephane yardımı da ancak savaşın 2. yılında mümkün olabildi. Bu ordu, cephanenin yanı sıra iaşe zorluğu da çekmekteydi. Askerin yiyeceği çok zor temin ediliyor, kimi zaman sıcak bir yemek bile yiyemiyordu. Sıcak ülkelerde savaşan birlikler kuzeye gönderildiklerinde, giysi takviyesi yapılamıyordu. Sarıkamış’ta yazlık elbiseyle eksi 40 derece soğukta aç-bilaç savaşa sürülen 90.000 kişilik 3. Ordu’nun yüzde 80’i donarak ölmüştü.
Savaş sırasında düzgün kayıtlar tutulamadığından, Osmanlı ordusunun kayıplarının net miktarı hiç öğrenilemedi; şehit sayısının 470.000 ile 530.000 arasında, yaralıların 750.000, diğer nedenlerle ölümlerin de 100.000 civarında olduğu iddia edildi.
Alman Ordusu
Alman ordusu, 1914’te dünyanın en güçlü, en etkili ordusu olarak tanınıyordu. Kısa bir dönem mecburi askerlikten sonra uzun süreli ihtiyat görevi yapan erkeklerden oluşuyordu. Çok sayıda deneyimli üst rütbeli subayların eğittiği bu ordu, disiplini ve işleyişiyle de dikkatleri çekiyordu.
Planlama ve operasyonun bir kurmay heyeti tarafından yapıldığı bu ordunun resmi komutanı Kaiser II. Wilhelm’di ama, savaş alanlarındaki yönetim, Kaiser’in kurmay başkanı Helmuth von Moltke’deydi. Daha sonraki yıllarda onun yerine Erich vo Falkenhayn (1914-1916), sonra da Paul von Hindenburg (1916-1918) geçti.
Alman ordusu, 1914’te 700.000 kişilik 25 kolordudan oluşuyordu. Bu kolordular sekiz ordu komutanlığına, daha ileriki yıllarda da on ordu komutanlığına bölünmüştü. Her iki tümen, bir süvari alayı ve destek birlikleriyle güçlendiriliyordu.
Savaşın ilk haftasında Alman ordusuna, ihtiyatlardan 4 milyona yakın asker çağrıldı. Ağustos 1916’da, batı cephesinde 3 milyona, doğu cephesinde ise 2 milyona yakın asker savaşıyordu.
Kasım 1918’de savaş sona erdiğinde, Alman ordusunun 1,75’i ölü, 5 milyon kaybı vardı… Savaş sonunda yapılan Versailles Antlaşması’nda, Alman ordusunun mevcudu 100.000 askerle sınırlandı.
Avustralya ve Yeni Zelanda orduları
(AIF + NZEF=ANZAC)
Avustralya, yüzyılın başında, Britanya İmparatorluğu’nun kendi kendini idare eden dominyonlarından biriydi. Parlamento üyeleri seçmenlerce seçiliyor, federal hükümet bir İngiliz Genel Vali tarafından atanıyordu. Aynı yıllarda kıtanın nüfusu, genellikle sahillerde toplanan 5 milyon kişi kadardı. Kıta içlerinde yaşayan 200 bin kadar da Avustralya yerlisi (Aborigine) vardı.
Avustralya ordusu 1901’de kuruldu. Başta küçük bir güçtü ama, kısa zamanda gönüllülerden oluşan düzenli bir ordu haline geldi. 1914’te sayısı 45.000’e ulaşmış olan bu ordu, kanunla silahlı eğitim altına alınmış yetişkin erkeklerden oluşuyordu.
Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı günlerde Avustralya hükümeti, Britanya’ya 20.000 kişilik bir güç göndermeyi taahhüt etmişti. Sadece ülkeyi savunma amacıyla kurulmuş olan düzenli ordudan ayrılan bu güce de Avustralya Kraliyet Güçleri (AIF) adı verildi.
Yeni Zelanda’da ise her erkek, 12 yaşından itibaren askeri eğitim alıyordu. 1911’de ülke, 25.000 kişilik bir milis gücüne sahipti. Ağustos 1914’te, Yeni Zelanda Seferi Kuvvetleri (NZEF) adıyla oluşturulan güce katılanlar, bu milis gücünden gönüllü olarak gelenlerdi… NZEF, General Alexandre Godley komutası altında AIF’e katıldı.
İlk AIF ve NZEF birliklerini taşıyan gemi, Avustralya’yı 7 Kasım 1914’te terk etti. Bu birlikler, İngiliz silahlarıyla eğitim yapmaları için Mısır’a indirildiler. Orada, bir araya getirilen Avustralya ve Yeni Zelanda kolorduları, o günden itibaren Avustralya ve Y. Zelanda Kolordusu (ANZAC) olarak adlandırıldılar. Bir kısmı Süveyş Kanalı’nın korumasına ayrılan bu kolordunun geri kalan kısmı, General William Birdwood komutasında Gelibolu harekatına gönderildi.
ANZAC birlikleri, 25 Nisan 1915’teki çıkartmadan Gelibolu’dan tahliye edildikleri 1916’nın Ocak ayına kadar, üçte biri ölü olmak üzere 33.600 kayıp verdiler…
İngiliz ordusu
20. yüzyılın başında İngiliz ordusu, gönüllü ve düzenli askerlerden oluşan küçük bir güçtü. Boer Savaşı’ndan sonra İngiliz Savaş Bakanı Richard Haldane, yabancı bir ülkede savaş ihtimaline karşı Britanya Seferi Kuvvetleri’ni (BEF) oluşturdu. Ağustos 1914’te, 250.000 askerden oluşan İngiliz ordusunun 120.000’i, bu Seferi Kuvvetler’e aitti. Britanya, Avustralya, Y. Zelanda ve Kanada gibi sömürgeler dışında dünyanın hemen her yerindeki İngiliz topraklarında asker bulunduruyordu.
Savaş ilanı sırasında Savaş Bakanlığı’na Lord Kitchener atanmış; o da hızla askere alma işlemini başlatmıştı. İlk günlerde, günde ortalama 33.000 kişi asker olmak için başvuruyordu. Bu da orduda ciddi bir soruna neden oldu; ilgililer, bu askerlere ne üniforma, ne silah, ne de cephane yetiştirebiliyordu. 1916 başında, Britanya ordusuna 2,6 milyon kişi yazılmıştı ama yöneticiler daha fazla asker gerektiğini düşünüyorlardı.
Savaş boyunca bu ordunun 1,6 milyon askeri yaralanmış, 665.000’i ölmüş, 150.000 kadarı da kayıp ya da ölü olarak kayıtlara geçmişti.
Britanya Seferi Kuvvetleri (BEF)
Savaşın ilanında, Sir John French komutasında 4 piyade tümeni Belçika’ya gönderilmesine karar verildi. Ekim 1914’te BEF, 7 piyade ve üç süvari tümeniyle Fransa ve Belçika’da savaşıyordu.
Aralıkta BEF, birinci ve ikinci olmak üzere iki orduya ayrıldı. 3. Ordu Temmuz 1915’te, 4. Ordu da Mart 1916’da kuruldu. Sir John French, Aralık 1915’e kadar BEF’in komutanıydı. Bu tarihte yerini Sir Douglas Haig’e bıraktı…
Newfoundland Ordusu
Newfoundland Meclisi, 1914 Ağustosu’nda İttifak güçlerine katılmaya karar verdi ve 250.000 kişilik nüfusundan 6500 kişiyi savaşa gönderdi. Newfoundland Alayı olarak tanınan bu birlik, gerek Gelibolu’da, gerekse batı cephesinde 2000 kişi kaybetti.
Fransız Ordusu (AEF)
1914 Ocak ayında Fransız ordusu 777.000 Fransız ve 46.000 koloni askerinin oluşturduğu 47 tümenlik bir güçtü. 21 bölgesel kolordu biçiminde teşkilatlanmış; süvari ve topçu birlikleriyle donatılmış bu gücün büyük bölümü da anavatanda, özellikle doğu sınırında yerleşikti..
Almanya’yla savaş korkusu, Fransa’ya seferberlik ilan ettirmiş ve bu yolla yaklaşık 3 milyon kişiyi askere aldırmıştı. Savaşın ilk günlerinde batı cephesindeki ağır kayıpları, seferberlik yaş sınırını da 45’e kadar yükseltmişti.
Fransız ordusunun yapısı ve dengesi savaş boyunca değişti. Örneğin; 1918’de batı cephesindeki Fransız ordusunun yüzde 40’ı topçuydu. Makineli tüfek kullanımının artması, zırhlı araç ve tank kullanımı, piyade sayısını azalttı. 1915 Haziranı’nda 1,5 milyon olan piyade gücü de, 1918’de 850.000’e inmişti.
Savaş sonunda Fransa’nın zayiatı, 8,3 milyon askerin (500.000’i koloni birliği) yarısıydı. Ölü sayısı ise 1,5 milyondu.
narcoleptic
03-10-2006, 10:15 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
Hint Ordusu
Hint Ordusu, Lord Kitchener tarafından, ordu komutanı olduğu 1902-1909 yılları arasında, 10 tümene ayrılmış 155.000 kişi ile 80.000 kişilik iç güvenlik güçlerinden oluşturulmuştu. Piyade ve süvarinin dörtte biri, topçunun da tamamı İngiliz kökenlilerden oluşuyordu. Savaşın başında Avrupa’daki batı cephesine ilk olarak 70.000 kişi gönderildi. Hintli askerler, Mezopotamya, Gelibolu, Filistin, Mısır ve Doğu Afrika’da da savaştılar.
Yunan Ordusu
Barış zamanında Yunan ordusu 32.000 kişiydi. Balkan Savaşı’nda bu sayı 210.000’e çıkarılmıştı. Üst rütbeli subaylar kraliyet taraftarıydı ve İngiltere’den çok Almanya taraftarı olan Kral I. Konstantin’i destekliyordu. Dünya Savaşı’nın başında Yunan Başbakanı olan Venizelos, Britanya, Fransa ve Rusya’nın oluşturduğu askeri topluluğa bir askeri güçle katılmaktan yanaydı. Onun Çanakkale harekatına katılma konusundaki isteği, Kral Konstantin tarafından reddedildi ve istifası istendi. Yapılan seçimlerde yeniden seçilen Venizelos, Mart 1915’te seferberlik ilan ederek 150.000 kişilik bir güç oluşturdu ve bu gücün büyük kısmını Sırbistan sınırına yığdı. Ancak, İtilaf güçlerinin Selanik’e yerleşmesine izin vermesi nedeniyle Kral Konstantin tarafından tekrar kovuldu.
Girit’e kaçan ve orada bir devrim hükümeti kuran Venizelos, Selanik’teki İtilaf güçlerinin desteğiyle Atina üzerine yürümeyi planladı. 1917’nin Haziranı’nda Konstantin’in tahttan uzaklaştırılması üzerine tekrar güçlenince, İttifak güçlerine karşı savaş ilan etti. Girit’te
oluşturduğu 60.000 kişilik ordu, yeni ordunun çekirdeğini oluşturdu.
Avusturya-Macaristan Ordusu
Avusturya ve Macaristan, kendi ordularını koruyorlardı. 1914’te Avusturya’nın 40.000, Macaristan’ın ise 30.000 askeri vardı. Ayrıca, ülkenin her yanından katılanların oluşturduğu kraliyet ve imparatorluk ordusu da vardı. Doğrudan İmparator Franz Josef’e bağlı olan bu ordunun mevcudu da 350.000 kişiydi.
Ordu komutanı, resmi olarak 84 yaşındaki İmparator Franz Josef’ti ama, gerçek yönetim genel kurmay başkanı Kont Franz Conrad’daydı. Conrad, saldırgan bir dış politika izliyordu ve Avusturya-Macaristan’ın İtalya ve Sırbistan gibi ülkelerle olan sorunlarının askeri yöntemlerle çözülmesini destekliyordu.
Savaş başladığında 2,5 milyon insanı seferber eden Avusturya-Macaristan, bu sayıyı kısa zamanda arttırmak için ülkenin her yanına 15 farklı dilde yazılmış ilanlar astı.
İmparatorluk ordusu ile Kraliyet ordusu arasındaki dil sorunu büyüktü… Subayların yüzde 80’i Almanca konuşuyordu. Geri kalan kısım, özellikle de küçük rütbeli subaylar arasında çok farklı diller ve lehçeler konuşuluyordu.
Savaşın ilk yılında Avusturya-Macaristan ordusu gücünün yüzde 40’ıını kaybetti. Özellikle de deneyimli subaylarını… 500.000’den fazla asker esir düştü, ordunun morali çok zayıfladı, buna ulusal bir tepki belirdi.
Franz Josef 21 Kasım 1916’da ölmesi üzerine yerine geçen I. Karl, Kont Franz Conrad’ın tersine daha uzlaşmacı bir insandı. Ordunun kontrolunu da kendi ellerine almak istiyordu. 1917 Martı’nda Conrad’ın yerine Arz von Straussenberg’i getirdi. Ancak, Straussenberg de pek başarılı olamadı. Özellikle Vittorio Veneto yenilgisinden sonra ülkede tepkiler arttı; imparatorluk ve kraliyet orduları da bozulmaya başladı. Bunun üzerine Karl, 3 Kasım 1918’de barış imzaları ve 8 gün sonra da tahtını terk etti.
Resmi kayıtlar, Avusturya-Macaristan ordusu askerlerinin 1,5 milyonunun öldüğünü, 1,2 milyonunun esir edildiğini ve yaklaşık 2 milyonunun da yaralandığını gösteriyor.
Kanada Seferi kuvvetleri (CEF)
1914’te Kanada, özellikle liman bölgelerini korumak amacıyla 3000 kişilik bir düzenli ordu bulunduruyordu. Bu ordu, yerel gönüllü milis güçlerinden oluşuyordu. Savaş çıkma olasılığına karşı, Kanada hükümeti, 1914 yazında Kanada Seferi Kuvvetleri’ne (CEF) asker toplama kararı aldı.
Ekim 1914’te 30.000 Kanada askeri İngiltere’ye eğitime geldi. Korgeneral William Anderson komutanlığındaki 1. Kanada Tümeni Şubat 1915’te batı cephesine ayak bastı ve doğrudan Ypres savaşına girdi. Bu askerlerin bir kısmı İngilizler’le birlikte Gelibolu’ya da geldi.
narcoleptic
03-10-2006, 10:26 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
SAVAŞA GİRİŞ
19.Yüzyıl sonunda Almanya, güçlü bir devlet olarak dünyanın dengesini altüst etmişti. İngiltere ve Fransa bu durumdan çok rahatsızdı. Çünkü Almanya her geçen gün dünya üzerinde kuvvetleniyordu. Bunun üzerine İngiltere ve Fransa yakınlaşmaya , çıkar dostluğu yapmaya başladılar. Almanya ve Rusya arasında kalan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ise barındırdığı Islavlar nedeniyle Rusya’nın karşısındaydı. Almanya, Rusya ve Avusturya-Macaristan arasındaki bu çekişmede Avusturya - Macaristan tarafında olunca devletlerarası kutuplaşmalar başladı. İşte bu sıralarda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahdı Saraybosna ziyareti sırasında Sırp ajanlar tarafından öldürünce , Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Temmuz ayında Sırbistan’a savaş ilan etti. Böylece insanlık tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan Birinci Dünya Savaşı başlamış oldu.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasanasilgirdik_dosyalar/arsiduk.franz.ferdinand.jpg
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahdı Arşidük Franz Ferdinand suikaste uğrarken
İtilaf Devletleri: Rusya , İngiltere ,Fransa
İttifak Devletleri: Almanya,Avusturya-Macaristan
olarak gruplaştılar.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasanasilgirdik_dosyalar/sav.nasil.001.jpg
Daha sonra İtalya da Bağlaşma Devletleri’ne katıldı. Birkaç ay sonra savaşın boyutu büyüyecek ve bu devletlere yenileri de eklenecekti. Osmanlı Devleti , Balkan Savaşından sonra, fırtına sonrası sessizliği yaşıyordu. O sırada hem Milli Savunma Bakanı , hem de Başkomutan vekili olan Enver Paşa, Almanya’ya karşı ılımlı bir şekilde yaklaşıyor , Osmanlı Devleti’ni bilmeden bu çılgın savaşın içine sürüklüyordu. Almanlarla gizlice anlaşan Enver Paşa, İngiliz Donanmasından Çanakkale'ye doğru kaçan iki gemiye kucak açmıştı (Geoben ve Breslau).
narcoleptic
03-10-2006, 10:37 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasanasilgirdik_dosyalar/goben.jpg
Bu gemileri satın alarak 28-29 Ekim’de Karadeniz’e Rus limanlarını bombalamaya gönderdi. Resimde Goeben ve Breslau.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasanasilgirdik_dosyalar/sav.nasil.003.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasanasilgirdik_dosyalar/sav.nasil.005.jpg
(Osmanlı'yı hükümetten ve padişahtan bile gizli bir anlaşmayla I.Dünya Savaşına sokan, Talat Paşa,Said Halim Paşa, Enver Paşa.)
Enver Paşa’nın bu hareketiyle Osmanlı İmparatorluğu da , Anlaşma devletlerine karşı savaşa girmiş oldu. Kısa bir süre sonra da Japonya’da Almanya’ya karşı savaş ilan etmiş ve böylece savaş dünyaya yayılmıştı. Almanlar Osmanlı Padişahının halife olmasından dolayı dünyadaki Müslüman nüfusu üzerinde etkili olabileceğinden emindiler. Oysa Hind Müslümanları ve Araplar , cihat çağrısına rağmen Osmanlılara sırtını dönmüşlerdi.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasanasilgirdik_dosyalar/sav.nasil.004.jpg
narcoleptic
03-10-2006, 10:44 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
Gelibolu Harekatı
Gelibolu Harekatı ile Müttefik Devletlerin amacı , İstanbul’u ele geçirmek , Türkiye’yi savaş dışı bırakmak , Sovyetler Birliği’ne giden ve ikmal yolu vazifesini gören ılık deniz yolunu ele geçirmek ve Avusturya-Macaristan ‘a karşı bir cephe açmaktır .
Bu harekat dört safhaya ayrılır . Birinci safha deniz harekatı olarak 1915 yılının başlarında başlar ve 18 Mart’ta en yüksek noktasına ulaşır . Çanakkale Boğazı’nı savaş gemileri ile geçmek için yapılan bu teşebbüs başarısızlıkla sonuçlanır . İkinci safha , 25 Nisan’da başlayan İngiliz ve Fransız ordularının Seddülbahir ucuna ve Avustralya ve Yeni Zelanda ordularının ( Anzaklar ) Arıburnu ( Anzak ) kumsalına yaptıkları çıkarmalardır . Seddülbahir’deki harekatta , 05 Haziran’a kadar olan sürede büyük kayıplara malolan bazı ilerlemeler sağlanır . Fakat Arıburnu çıkarmalarında çok kuvvetli savunulan arazi , birliklerin ancak bir kilometre kadar içeri ilerlemesine olanak sağlar . Üçüncü safha ise , 06 Ağustos’ta Arıburnu’nun kuzeyindeki Anafarta Limanı’na (Küçük Kemikli Körfezi’ne) yapılan çıkarmalardır ki , Seddülbahir ve Arıburnu bölgesinde de aynı zamanda yapılan taarruzlar ile birlikte yürütülür . Bu harekat hemen başarıya ulaşır gözükür . Ancak bunda da başarı sağlanamayınca , her iki tarafın orduları , kurtuluş olarak sabit siper muharebelerine geçerler ve kilitlenip kalırlar. Dördüncü safha ise , çekilme yani yarımadayı terk etmedir. Gelibolu Yarım adası 2 aşamada boşaltılır . Anfarta ve Arıburnu’ndan 19-20 Aralık gecesi ve Seddülbahir’den 08-09 Ocak gecesi yapılan bu çekilme harekatı hiçbir kayıp vermeksizin gerçekleştirilir .
18 MART 1915
Çanakkale Savaşları Türk ve Dünya tarihi açısından ilginç özelliklere sahipti. Bu savaşlar iki şekilde ele alınmalıydı. 18 Mart 1915 tarihine kadar meydana gelen Deniz Savaşları ve ardından gelen kara savaşları.
Tepeden tırnağa silahlı Avrupada ufak bir kıvılcım savaşı başlatmaya yetti de arttı bile. 28 Haziran 1914 günü Saat 11.30 da Avusturya Veliahtı Saraybosna da bir Sırplı tarafından öldürüldü.Sırbistan ile Avusturya - Macaristan arasında uzun süren soğuk pretestolardan sonra, Avusturya 1914 saat 11.00 da Sırbistan a resmen savaş ilan etti. Aynı gün Avusturya topları Belgrad ı dövmeye başladı.
Daha sonra savaş ilanları birbirini kovaladı. Almanya 1 Ağustos da Rusya ya, 3 Ağustos da Fransa ya savaş ilan etti.
Böylece Avrupada tam dört sene sürecek kabus başladı.
Osmanlı Devleti ise Balkan Savaşından yenik ve ezik çıkmıştı. Bahriye Nazırı Cemal Paşa 18 Temmuzda müttefik olma arzusu ile gittiği Fransa dan eli boş döndü. Daha sonra Enver Paşa Almanya ile anlaşmayı önerdi ve Osmanlı İmparatorluğu üçlü ittifaka girdi.
Önemli siyasi olaylarda peşi sıra gelmeye başladı. 3 Ağustos da Churchill kendilerine ısmarlanan iki savaş gamisine el koyduklarını resmen bildirdi. Ödenen kaporalarda iade edilmedi.
Almanya ise bu zararımızı telafiye hazırdı. Bu esnada Göben ve Breslav adlı iki Alman Harp Gemisi Fransızların nakliyatına darbe indirmek için Cezayir in Bon ve Filipvil limanlarını bombardıman ettiler. Bir İngiliz kruvazörü tarafından kovalanan gemiler Çanakkaleye doğru yol aldılar. 10 Ağustos günü Marmaraya giren gemilere 16 Ağustos da Türk bayrakları çekildi. 80 milyon marka satın alındığı söylenen gemilere Yavuz Sultan Selim ve Midilli adları verildi.
Kafkas ve Süveyş Cephelerinde Almanlara karşı zorlanan Ruslar ise Türk takviyelerinin doğuya göderilmesinin engellenmesini istiyordu. Bunun üzerine İngilizlerin kafasına Istanbul u zorlama fikrini soktular. Böylece Türkler Kafkasya daki birliklerin bir kısmını geri çekecekler, Rusların yükü hafifliyecekti.
26 Aralık 1914 Pazar günü İngiliz B-11 denizaltısı Boğazdan içeriye girerek Mesudiye zırhlısını 10 dakika içinde batırmasından heveslenen W.Churchill ,İngiliz kabinesinde ikna edici bir konuşma yaptı. Yunanlılar da kuvvetlerini İngilizlerin emrine vereceğini söylemesinden sonra 13 Ocak 1915 tarihli İngiliz Savaş Konseyi, toplantısında harekatı denenmeye değer buldu. Böylelikle Triumph, İnflexible, Queen Elizabet, İrresistible, Ocean, Bouvet, Majestik, Agamemnon gibi zırhlıların yer aldığı yaklaşık 28 büyük gemiden oluşan, Akdeniz tarihinin en büyük deniz gücünü topladılar. 3 Kasım 1914 te Boğaz ağzındaki tabyalarımızın kısa bir süre bombardımanından sonra, bu cephede uzun bir durgunluk görüldü.
19 - 26 Şubat 1915 de düşman Kumkale, Orhaniye, Ertuğrul ve Seddülbahir'i içine alan top atışlarına başladı. Gün boyunca 7000 metreye kadar sokulup Türk tabyalarını bombaladılar.Bu mesafeler Türk tabyaları için oldukça fazla olduğu için suskun kaldılar. Gece yapılacak olasıbir taaruzdan korktukları için güneş batmadan evvel geri çekiliyorlardı.
17 Martta General Hamilton müttefikleri ile ertesi gün yapacakları büyük taaruzun planlarını son defa gözden geçirdi. Taarruz A ve B olmak üzere iki hat üzerinde düzenlenmişti.
SONUÇ:
Müttefik filo üç büyük gemisini ( Irresistible, Ocean, Bouvet) kaybetmiş, üç tanesi de ( Inflexible, Gaulois, Suffren) ağır yaralanmış, bu suretle eldeki kuvvetlerin üçde birini kaybetmişti. İnsan kayıplarıda 800 ölü ve yaralıyı bulmaktaydı.
Bundan sonra kara çıkarmalarına ağırlık verildi. Donanma karacılara destek kuvvet olarak kullanıldı.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/18martharekati_dosyalar/KART.jpg
narcoleptic
03-10-2006, 11:02 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
NUSRET
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nus.009.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nus.014.jpg
Nusret Mayın gemisi'ne ait flama
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/DSC_0021a.jpg
Nusret Mayın Gemisine ait gemi isim levhası, 1915 yılında yapılmıştır.
Geminin "NUSRAT" olan ilk adı zaman içinde "NUSRET" olarak kullanılmıştır. Tarihi Nusret gemisi 1911 yılında Almanya'nın Kiel şehrinde kızağa konmuş; 1913 yılında Osmanlı donanmasına katılmış ve hizmet dışına çıktığı 1955 yılına kadar Türk Deniz Kuvvetleri'ne hizmet etmiştir. Nusret gemisi, Türk ulusu ile gönül köprüsü kurmuş ve Deniz Harp Tarihi'nin unutulmazları arasındaki şerefli yerini almıştır.
Nusrat Mayın Gemisi'nin künye bilgileri :
Tipi Mayın Gemisi
İnşa Yeri Almanya
Tonajı 360T
Boyu 40 m
Eni 7,4 m
Çektiği Su 2 m
Silahları 1 adet 7,5/40 Top, 2 Adet 4,7 Top, 2 mk. 5b.
Sürat 15 mil
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nus.013.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/DSC_0083ab.jpg
Komutan Yüzbaşı Hakkı Bey
Kendisinden çok emin ve devrinin yenilmez armadası olarak nitelenen üstün ve mağrur müttefik donanması, hiçbir zaman hesaba katmadığı Yüzbaşı Hakkı Bey (Tophaneli) komutasındaki NUSRET mayın gemimizin en uygun zaman ve mekanda döktüğü elde kalmış son 26 mayın karşısında ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmış ve bu başarı Çanakkale Harbi'nin kaderini değiştirmiştir.
narcoleptic
03-10-2006, 11:13 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nus.010.jpg
NUSRET'in icra ettiği bu harekat, belki de , sonuçları yönünden Dünya Deniz Harp Tarihi'nin örnek ve en etkili mayın harekatıdır.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/deniz.bnbs.nazmi.bey.jpg
Deniz Binbaşı Nazmi Bey ( Akpınar)
NUSRET gemisinin, dahiyane bir zeka ve sezgi ile dökmüş olduğu 26 mayın, sadece Türk'ün zor durumlarda mucizeler yaratma yeteneğini ortaya çıkaran bir taktik başarı olarak kalmamış, İtilaf Devletlerinin Rusya ile askeri coğrafi açıdan birleşmesine engel olmuş, destek bulamayan Çarlık Rusyası Bolşevik Devriminin gelişip büyümesini önleyememiş ve böylece dünya tarihinin akışının değişimine neden olabilecek global bir jeopolitik sonuç doğurmuştur.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nus.008.jpg
Nusret mayın gemisi 1962 yılında özel kişilerce satın alınmıştır. "Kaptan Nusret" adıyla kuru yük gemisi olarak Mersin -Magosa arasında kullanılırken, Mersin açıklarında 1990 yılının Nisan ayında alobora olarak batmıştır.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nus.001.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nus.002.jpg
Daha sonra gemi, 1999 yılında gönüllü bir dalgıç grubu tarafından Mersin'de satha çıkarılmıştır.
Mersin'de satha çıkarılan Nusret, 2003 yılında Tarsus Belediyesi tarafından, Çanakkale Savaşları ile ilgili heykellerin de yer aldığı bir çevre düzenlemesi ile anıt haline getirilmiştir.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nusr.mers.fw.jpg
Birebir sac modeli, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 1982 yılında Çanakkale'deki "Çimenlik Kalesi"nde inşa edilmiştir. Bu model halen müze olarak kullanılmaktadır.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/nusratmayingemisi_dosyalar/nus.012.jpg
narcoleptic
03-10-2006, 11:25 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
MESUDİYE ZIRHLISI
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/mesudiyezirhlisi_dosyalar/mes.004.jpg
25 Haziran 1861 de tahta çıkan ve 1861 yılına kadar yaklaşık 15 yıl tahtta kalan Sultan Abdülaziz’in en büyük hayali, saltanat sırası kendisine geldiğinde, dünyanın önde gelen kara ve deniz kuvvetlerine sahip olmaktı. 1871 yılında, Sultan Abdülaziz için, çocukluk hayallerini gerçekleştirme zamanı gelmişti. İngiltere, Fransa ve Avustralya’ya zırhlılar, fırkateynler sipariş edilmişti. Bunlardan biri de ‘Mesudiye Zırhlı Fırkateyn-i Hümayunu’idi.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/mesudiyezirhlisi_dosyalar/mes.005.jpg
Mesudiye 1871 yılında İngiltere’nin Thames Iron Works tersanesine sipariş edilmişti.1872 yılında, kızağa konmuş ve 1874 yılında denize indirilmişti. 1875 yılında deneme seferlerine başlandı.
Rüyaları gerçekleşen Sultan Aziz,hayallerinin keyfini sürme noktasında iken bir sabah, içinde Mesudiye’nin de olduğu donanma, Şeyhülislam’dan alınan fetfa sonrasında denizden; Harp Okulu Komutanı Süleyman Paşa komutasındaki Harbiye öğrencileri de karadan, Dolmabahçe sarayını sarmışlardı. Bu esnada donanma toplarını ateşlemişti. Yeni padişahı selamlıyorlardı. Abdülaziz saraydan çıktı ve bir kayığa bindirildi.Kendi yaptırdığı gözbebeği donanmasının yanından geçirtilerek Sarayburnu’na götürüldü.
Mesudiye, kendisini yaptıran efendisine vefasızlık etmiş ve devrilmesinde önemli bir rol oynamıştı...
Dönüşünden sonra Mesudiye’nin sabit bir batarya olarak Sarısığlar Koyu’na demirlenmesi emredilmişti.Bu Mesudiye’nin sonunu hazırlamıştı. O günlerde Yavuz Ağır Muharebe Kruvazörünü torpillemek için, N.Holbrook komutasındaki B-11 ingiliz denizaltısı görevlendirilmişti.13 Aralık 1914 günü, B-11 boğaza girdi.Mayın hatlarını geçerek Mesudiye’yi saat 11:58‘de 800 metre mesafeden torpilledi. Düşman denizaltısının ikinci torpilinden sonra gemi sulara gömüldü.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/mesudiyezirhlisi_dosyalar/holbrook.jpg
Norman Douglas Holbrook
(1888-1976)
Holbrook, Kraliyet Donanması’nda Victoria Nişanı almaya hak kazanan ilk üyesiydi. Bu nişanı da 1914 Aralığı’nda Çanakkale Boğazı’nda yaptığı operasyonlarla kazandı.
Holbrook, 13 Aralık 1914’te, Çanakkale Boğazı’nı zorlamak üzere gönderilen Müttefik Donanması’nın denizatlılarından birinin kaptanıydı. Emrindeki İngiliz denizatlısı B 11 ise, 9 yıllık eski bir tekneydi.
Anaforlar ve zorlu akıntılara rağmen Holbrook, Boğaz’daki mayın hatlarının beşini geçerek Boğaz’da ilerledi ve Türk savaş gemisi Mesudiye’yi torpilleyerek batırdı. Top ateşlerine ve gambot takibine rağmen tekrar geri dönmeyi başardı.
Bu olay, bir denizaltının bir düşman savaş gemisini batırmasının ilk örneğiydi. Bu başarısı nedeniyle aldığı Viktoria Nişanı, hem donanmanın, hem de denizaltı filosunun aldığı ilk Victoria nişanı oldu.
Daha sonraları kumandanlıklara yükselen Holbrook, 1976’da öldü.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/mesudiyezirhlisi_dosyalar/mes.002.jpg
Tüm kurtarma çalışmaları sona erdikten sonra tespit edilen şehit sayısı 25 er ve 10 subay olmak üzere 35 kişiyi bulmuştu.
Mesudiye’nin hazin hikayesi sona ermiş, fakat kahramanlıkları sona ermemişti. Zira Mesudiye battıktan sonra sökülen topları, geminin adının verildiği bataryaya monte edilmiş ve 18 Mart 1915 tarihinde yapılan Çanakkale Deniz Savaşı esnasında, adeta Mesudiye güvertesinde iken yapamadıklarını yapmış, sahibinin intikamını Fransızların Bouvet muharebe gemisine büyük hasar vererek almıştır.
narcoleptic
03-10-2006, 11:46 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
Muavenet-i Milliye
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/muavenetimilliye_dosyalar/muav.milly.4.jpg
1915 yılının Mayıs ayı başlarında Kerevizdere'deki düşman birlikleri, Goliath ve Cornwalls zırhlılarının deniz top ateş desteği ile bu bölgede bulunan kuvvetlerimize ağır zayiat verdirmekteydi. Düşman harp gemilerinin bitmek tükenmek bilmeyen ağır bombardımanı muharebenin akışını düşman lehine değiştirmişti.5'inci Ordu Komutanlığımızın ana karargahında yapılan toplantıda, düşman zırhlılarının faaliyetlerinin önlenmesi için donanmaya görev verilmesi kararlaştırıldı.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/muavenetimilliye_dosyalar/muav.mill.komt.binb.ahmet.bey.2.jpg
Binbaşı Ahmet Bey
Yurtsever halkımızın yaptığı yardımlarla 1910 yılında Almanya'dan satın alınan Muavenet-i Milliye torpido botunda personel sessiz bir hazırlık içerisindeydi. Gemi komutanı Binbaşı Ahmet Bey, son kez torpido atış kontrol sistemini gözden geçirdi. Torpidolara 3 metre derinlik değeri tatbik edildi.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/muavenetimilliye_dosyalar/muav.milly.3.jpg
Binbaşı Ahmet Bey'e ait kılıç (Beşiktaş Deniz Müzesi)
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/muavenetimilliye_dosyalar/muav.milly.2.jpg
Sade bir harekat planı geliştirildi. Karanlık bir gece beklenecek, gizlice Morto koyuna sızılarak düşman zırhlıları torpillenecekti.
Muavenet-i Milliye 12 Mayıs gecesi Kilitbahir'den ayrıldı. Görev, ancak bir baskın yaratılarak başarılabilirdi. Düşman karakol gemilerinin mevcudiyeti nedeniyle, gemi adeta sahili yalayarak Morto koyuna girdi.
Binbaşı Ahmet Bey, Goliath zırhlısının savaş düzeninde olmadığını anlayınca, süratle yaklaşmaya başladı. 10 saniye ara ile 500 metre mesafeden ard arda iki torpido atmaya karar verdi.
Aniden Goliath'da alarm sesleri yükselmeye başladı. Sirenler çalıyor, toplar hazırlanıyor, personel savaş yerlerini donatıyordu. Ancak , artık çok geçti. İlk torpido Goliath'ın baş tarafında büyük bir infilak yarattı. Gemiden alevler yükseliyordu. Gece gündüz olmuş, gökyüzü kızıla boyanmıştı. Can çekişen gemi, aldığı ikinci torpido yarası ile kendisini derinliklerin sonsuzluğuna bıraktı.
Bundan sonra hiçbir düşman gemisi Çanakkale Boğazı'na girmeye cesaret edemeyecekti.
narcoleptic
03-10-2006, 11:53 PM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
Sultanhisar
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/sultanhisar_dosyalar/sultan.2.jpg
Çanakkale Boğazı'nı geçerek Marmara'ya sızmayı başaran ilk düşman denizaltısı olan Avustralya'ya ait AE-2 Denizaltısı cesur bir komutan ve iyi eğitilmiş bir personele sahipti ve İstanbul'dan Çanakkale Cephesini desteklemek üzere gerçekleştirilen deniz nakliyatımız için önemli bir tehdit yaratıyordu.
Mütevazi bir torpido botu olan Sultanhisar ve onun kahraman komutanı Yüzbaşı Ali Rıza Bey, AE-2'nin bu cüretkar macerasına son vermeye and içmişti.
Marmara Adası açıklarında, 30 Nisan günü AE-2 denizaltısı bir Türk ticaret gemisine taarruz için satha çıktığında beklemediği bir süprizle karşılaştı. Sultanhisar yüksek süratle torpido atış mevkiine ilerliyordu.
Yüzbaşı Ali Rıza Bey ilk atışında isabet kaydetti. Yara alan denizaltı beyaz bayrak çekerek personelini gemi güvertesine çıkardı. Yüzbaşı Ali Rıza Bey gemi komutanı dahil olmak üzere tüm personelin emniyetle gemiyi terk etmesinden sonra top taarruzları ile AE-2'yi batırdı.
Marmara Adası'nın batısında 85m.derinlikte sessizce uyuyan denizaltı, Türkiye ve Avustralya arasındaki tarihi dostluğun önemli bir simgesi oldu.
Araştırmacılar tarafından denizin dibinde yeri tespit edilen AE-2 denizaltısını, denizden çıkararak Türkiye ve Avustralya arasındaki bir dostluk müzesine dönüştürmek yönünde iki ülke arasındaki çalışmalar halen devam etmektedir.
narcoleptic
03-11-2006, 12:08 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
25 NİSAN 1915 KARA HAREKATI
ANZAK KOYU
2:00
Üç savaş gemisi (Queen,Prince of Wales, London), Kabatepe'deki buluşma noktasına varır ve küçük tekneleri indirmek üzere makinalarını durdurur. İlk saldırıyı düzenleyecek olan 1500 Avustralyalı sessizce güvertede toplanır. Filikalara binerler.
4:00
Kıyıdan 2750 metre kadar uzaktırlar. Palamarlar çözülür, savaş gemilerinin kara gölgeleri yavaşça açığa doğru uzaklaşır. Bir dizi römorkör teknelere kıyıya kadar eşlik eder. Kıyıda yaşam belirtisi yoktur. Römorkörler kıyıya 175 ya da 275 metre kala palamar çözerler,denizciler küreğe geçer. Şafak sökmek üzeredir.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.001.jpg
5:00
Birden bire yamaçlardan bir roket yükselir, peşinden tüfekler ateşlenir. Askerler teknelerden atlar, kıyıya kalan 45 metrelik mesafeyi kendi çabalarıyla aşacaklardır. Vurulan ve boğulanlar dışında çoğu suyu aşıp kıyıya ulaşmayı başarır. Süngüler takılır, Anzaklar ve Türkler birbirine girer.Türklerin sayısı azdır ve Anzaklar bir kaç yüz metre ilerler. Daha sonra tepelerden yoğun bir Türk ateşi başlar. Birbirinden bağımsız ona yakın boğuşma görülür, birlikler birbirine karışır, haberleşme çöker. Küçük Avustralyalı gruplar içeriye doğru iki mil kadar yol almışlardır; ancak geriye kalanların çoğu yarlar ve dik yamaçların dibinde, kıyıya çakılıp kalmışlardır.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.002.jpg
Şimdi herkes çıktıkları kumsalın Kabatepe olmadığının farkındadır. Bilinmedik bir akıntı karanlıkta gemileri bir mil kuzeye sürüklemiş, böylelikle Anzaklar Sarıbayır Tepeleri'nin topraklarına çıkmak zorunda kalmıştır. Olanlar Türkler için de şaşırtıcıdır; onlar da böylesi bir saldırıya karşı koymak için herhangi bir plan hazırlamamışlardır. Kabatepe'den hala kıyıya hakim durumdadırlar, tırmanmaya çalışan Avustralyalıları geri püskürtürler ancak teknelerin tesadüfen girdikleri koy görüş ve menzil dışındadır.
ERTUĞRUL KOYU
5:00
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.004.jpg
İngilizler Hunter-Weston komutasındaki 29.tümen (takviyelerle birlikte) Seddülbahir yakınlarında 5 ayrı noktaya çıkmakla görevliydi. Plan: Kalenin bulunduğu kumsala denizden açılacak güçlü baraj atışıyla, ingiliz askerlerinin karaya çıkarken karşılaşacakları (Türk) savunma hattı kaldırılmış olacaktı. Albion Savaş Gemisi saat 5:00 da koyu ve orada bulunan köyü inanılmaz yoğunlukta bir top ateşine tutar. Kıyıdan hiçbir ses gelmez. River Clyde kıyıya doğru yola çıkar, geminin yanında 20 kadar ufak tekne vardır. Küçük tekneler akıntıdan dolayı çok zorlanır. River Clyde (gelen emirle) zaman zaman onları beklemek zorunda kalır.
6:22http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.005.jpg
River Clyde 6:22 de büyük bir gürültüyle karaya oturur. Kıyıyla arasında mesafe kaldığından dolayı askerlerini direk gemiden indiremez. Bu arada ufak teknelerden ilki karaya birkaç metre kala kurşunların hedefi olmaya başlamıştır.River Clyde'da Yarbay Unwin güçlüklerle boğuşmaktadır. Gemiden askerlerini indirebilmek için eline halat alarak kaptan köşkünden ayrılır. Gemiyle kara irtibatını kurabilmek için iyi bir denizci olan Williams'la beraber kıyıya yüzer. Ateş hattında layterleri yan yana bağlayarak kıyıyla aralarında köprü kurarlar. Askerlerin gemiden boşalmasıyla korkunç bir can pazarı başlar. Ufak tekneler ölü doludur. O sırada Williams da vurulur. Layter Unwin'in elinden kaçar ve o tekrar layterleri yerleştirmeye uğraşır. Askerler o sırada gemiden çıkıp düşmanın korkunç ateşi ile burun buruna geliyorlardır. Bu atmosfere ve yorgunluğa daha fazla dayanamayan Unwin bayılır. Sonra tekrar aşağı inmeye çalışır ve tekrar bayılır ve gemiye götürülür.
narcoleptic
03-11-2006, 12:20 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
Anzak Koyu saat : 7:00
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.008.jpg
Mustafa Kemal şafaktan beri yedekleriyle birlikte Kilitbahir yakınındaki Boğalı'da beklemiş, saat 6:30 da da taburlardan birini güneye, Anzaklara karşı gönderme emri almıştır. Hemen askerlerini alıp yola koyulur.
Saat yediye doğru Anzak'lı genç bir subay ve iki izci kıyıdaki üç yarı aşmayı başarır, artık üçbuçuk mil ötedeki asıl hedeflerini, boğazın sakin sularını görürler. Bir başka grup da Conk bayırı'nın yarısına kadar tırmanmayı başarır. Mustafa Kemal Sarıbayır Tepelerinden aşağı baktığında savaş ve nakliye gemilerini görür. Askerlerine dinlenmelerini emreder, kendisi de yanına üç subay alarak Conkbayırının eteklerine doğru gider.http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.009.jpg
Saat sekiz olduğunda kıyıda 8000 asker vardır. Türkler geri çekilmiştir. Anzaklar arasında güven duygusu hakimdir. Subaylar daha düzgün bir ilerleyiş için adamlarını toplamaya başlar. Burada kendilerine doğru koşan Türk askerlerini görür,cephaneleri kalmamış bu askerlere süngü taktırır ve yere yatırır. Onlara çok yakın olan Avustralyalılar Türk askerlerinin savaş düzeni aldıklarını görünce peşlerinden gelmeye tereddüt edip sipere girerler. Onlar tereddüt ederken Mustafa Kemal emir subayını geriye, tepenin öbür yamacındaki taburu getirmeye gönderir. Ardından elindeki en iyi taburu 57.Alay'ı getirtir, çarpışmaların en yoğun anında da emri altındaki Arap Alayı'nı ateş hattına sürer. Tümen Komutanı olarak böyle bir emir yetkisi olmamasına rağmen, yaptıklarını Esad Paşa' ya iletmesi öğleni bulur. Esad Paşa'dan 19.Tümen'in üçüncü ve son alayını ateşe sürmek için izin alır. Kemal geri döndüğünde tüm Anzak cephesinin komutasını almıştır. 57.Alay kısa sürede yok olacaktır. Böylece vahşi karmaşa öğle saatleri boyunca sürer, kesin olan İtilaf Devletleri'nin karaya çıktığı ve her geçen saatle birlikte durumlarını güçlendirdikleridir.
ERTUĞRUL KOYU
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.010.jpg
Hava komodor Samson o sırada uçağı ile Seddülbahir üzerinden geçerken kıyıda 50 mt. bir şerit boyunca denizin kana bulandığını görür
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.011.jpg
Dünyada ilk kez uçakla 50 kiloluk bombalar Türk askerlerine atılacaktır. Hava komutanı Samson uçağın yanında.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.006.jpg
Kayıplar yüzlercedir.Karaya çıkmayı başaran askerlerden 200 kadarı kıyıda kumdan küçük bir topuk arkasına gizlenir. Önlerindeki dikenli tellerin üstleri, Türk siperlerine saldırmak isteyen askerlerin cesetleriyle dolmuştu. Bin kadar asker River Clyde'ın içine adeta haps olmuştur. Kimse dışarı çıkıp vurulmak istemiyordur.
Euryalus Kruvazörü'nün güvertesinde, gelişmelerden hiçbir bilgisi yoktur ve bu nedenle planın 2. aşamasını uygulamaya koyar. Tuğgeneral Napier askerin asıl bölümüyle karaya çıkma emri alır. İlk saldırıdan geriye kalan 6 tekne nakliye gemilerine yanaşır, ölü ve yaralıları bıraktıktan sonra tekrar kıyıya dnmeye hazırlanır. Bu sırada Napier teknelerden birine atlar ve kıyıya doğru yol alır. River Clyde'dan bağıran askerler kıyıya çıkmanın imkansız olduğunu söylerler.Napier denemeye kararlıdır. Fakat kıyıya ulaşamadan ölür. Napier'in denemesi Seddülbahir Çıkarması'nın sonunu belirler. Bu sırada yarımadanın ucunda İlyas burnu çevresinde düzenlenen çıkarmalar başarılı devam eder. İki köprü başı tutarlar ve Hunter-Weston takviyelerini öğlene doğru bu bölgelere yönlendirir.
narcoleptic
03-11-2006, 12:30 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
Zığındere16:00
En ilginç sahneler batıda yaşanır. Hamilton her yerden millerce uzak bu bölgeye 2000 kadar asker çıkararak Türklere pusu kurma niyetindedir. Karaya çıkanların görevi güneye doğru yürüyerek, Türklerin arkasından dolanıp, onları çember içine almak daha sonra yarımadanın ucuna (V Kumsalı'na) çıkanlarla birleşmekti. Böylece Türk'lerin merkezle olan bağları kesilmiş olacaktı. Çıkılan yerde kumsal yoktur. 70 metre bir tepe tırmanılır. Rahat bir bölgedir. Düşman yoktur. Arkadaşlarının, yürüyüşle bir saat mesafede, Seddülbahir ve İlyas Burnunda öldüklerinden haberleri yoktur. Oturur rahatça mola verir, çay içerler. Oysa Y kumsalındaki İngilizlerin sayısı yarımadanın güneyindeki tüm Türkler'den fazladır.Karaya askerle birlikte çıkan iki albay (Albay Koe ve Albay Matthews) gün boyunca Y Kumsalından Euryalus'a bilgi ve talimat isteyen mesajlar gönderirler. Ancak Hunter-Weston'dan yanıt gelmez. Bu trajik koşullar gün boyu sürer. Bir çıkmazın içine girilmiştir.
Ertuğrul Koyu 16:00
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/25nisan_dosyalar/25.007.jpg
İlyas Burnu'nda her üç tugay komutanı da kaybedilmiştir; yerine gelen iki albay da kısa sürede öldürülür. Karar vermek ve hareket etmek kıyıdaki küçük rütbeli subaylara kalmıştı. Gemiler, sık sık kıyıya yaklaşıp ateş ederler. River Clyde'da kalan askerler bir deneme daha yapar ve kıyıya ayak basarlar. Yeni çıkanlar topuğun arkasında gizlenen askerlerle birleşirler.
Türk tarafından gelen yoğun ateşle hareket edemezler ve beklerler.
Zığındere 17:30
Beklenen olur ve Türkler ,batan güneşin ışığında, İngiliz askerlerinin rahat bir 11 saat geçirdikleri Y Kumsalı'na (köprübaşına) saldırırlar. Saldırılar tüm gece devam eder. Sabah İngilizler ölü ve yaralı toplam 700 kayıp vermiştir. Albay Koe ölmüştür ve askerleri yamaçtan aşağı inerek kıyıya ulaşmaya çalışır. Bu arada aynı cephede albay Matthews olanlardan habersizdir. Savaşa devam eder,süngü saldırısını püskürtür. O zaman anlar ki mevzilerin bir bölümü terkedilmiştir ve hemen geri çekilme emri verir. Bu sırada Türkler de yenildiklerine karar verip çekilirler.
Böylece İngilizler Y kumsalından çekilirken tek bir mermi sesi duymazlar ve ayrılırlar.
Ertuğrul Koyu 17:30
25 Nisan akşamı River Clyde'dan kalan askerler, Türklerin ateşinin hafiflemesiyle kayıp vermeden kıyıya inerler. Gece yarısı İngilizler ilerleyebilecek, hatta yarımadanın ucundaki Türkleri yok edebilecek güçtedirler. İlyas Burnu'nda altıya bir üstündürler. Fakat emir verebilecek rütbeli subay yoktur ve gece saldırısı olabileceğinden korkarlar. İlyas Burnu'nu koruyan 2000 Türk'ün yarısı ölü yada yaralıdır. O gece hiçbirşey olmaz ve gölgelere ateş edilir. Güneşin doğmasını beklerler. Böylece ilk günün bilançosu her iki taraf için ağır olmuştur.
narcoleptic
03-11-2006, 12:53 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
Çekilme hazırlıkları :
Kesin bir karar alınmamakla beraber, İngilizler Kasım ayında gizliden gizliye çekilme hazırlığı yapmaya başlamışlardı. Fakat Kasım sonuna doğru hava birden bire bozdu. Ani olarak bastıran kış, herkesi gafil avladı. Kırk senedir, o bölgede böyle soğuk görülmemişti. Gündüzleri sağanak halinde yağmur yağıyor, geceleri korkunç bir ayaz ortalığı kasıp kavuruyordu. Bu durum iki tarafa da savaşı unutturmuştu. Türk ve İngiliz askerleri siperlerini terk edip suların erişemeyeceği yüksekliklere yerleştiler. İki düşman, karşıdan karşıya titreyerek birbirlerini süzüyor, fakat kimse silaha sarılmıyordu.
Yağmurları tipi halindeki kar yağışları takip etti. Anzak birliklerini teşkil eden Avustralya ve Hintli askerlerin bir kısmı ilk defa kar görüyordu.Toz, dizanteri, sinekler yok olmuştu. Fakat soğuk dayanılır gibi değildi. Askere, kışlık elbisesi yetiştirilememişti. Herkes sırılsıklamdı ve ıslak battaniyelerine sarılıp ısınmaya çalışıyordu. Kasımın son günü hava biraz düzeldi. Üç gün içinde müttefik askerlerinin onda birinin savaş dışı olduğu tespit edildi.
O güne kadar tahliyeyi düşünmemiş olanların bile artık kafasında tek düşünce vardı: Bir an önce bu lanetli toprakları terk edip gitmek
Ancak, İngiliz hükümetini bir an önce tahliye kararı almaya zorlanan Ruslar’la Fransızlar oldu. Onlar Selanik’in ne pahasına olursa olsun elden çıkmaması için direttiler. İngiliz hükümeti, 7 aralık günü toparlandı ve Anzak ile Suvla kesimlerini boşaltarak cephenin daraltılmasına karar verdi.
Suvla ve Anzak Cephesi boşaltılıyor :
Aralık ayının ikinci haftasında tahliye başladı.Her akşam ortalık karardıktan sonra ANZAK ve SUVLA koylarına kurtarma sandalları, çıkarma tekneleri yanaşıyor ve durmadan asker, hayvan top ve diğer savaş malzemesi taşınıyordu. Önce hasta ve yaralılar nakledilmişti. Onları harp esirleri takip etti. En son sıra birlik askerlerine geldi. Ayak sesleri duyulmasın diye herkesin postalına paçavralar sarıldı. Ortalık aydınlanıncaya kadar kıyıda yükleme faaliyeti durup dinlenmeden devam ediyordu. Fakat tan yeri ağarmadan kısa bir süre önce tekneler açığa çekiliyor, geride kalanlar yine siperlere siniyor ve güneş doğduğu zaman her şey normale dönmüş oluyordu.Görünüşte Türkler olup bitenlerin farkında değildiler. Aslında onları kuşkulandırmamak için, gündüzleri İngiliz kesiminde ne gösteriler yapılmıyordu ki. Bir kısım askere birliklerindeki hayvanlarla akşama kadar ortalıkta dolaşmak görevi verilmişti. Bunlar bir oyunun figüranları halinde Türk siperlerine karşı gövde gösterisi yapıyorlardı.18 Aralık Cuma günü müttefik kuvvetlerin yarısı ve malzemelerin büyük bir kısmı tahliye edilmişti. Geriye kalan 40 000 kişi cumartesi ve Pazar gecesi kıyıdan ayrılmış olacaktı. Artık herkesin kafasında tek düşünce vardı, herkes birbirine aynı sözü söylüyordu : “ Allah vere de hava bozmasa…Cumartesi sabahı Gelibolu Yarımadası yine ilkbahardan kalma bir gün yaşıyordu. Son hazırlıklar da hızla tamamlanmıştı. İngilizler, Conkbayırı’nın altındaki mevzie bir tonluk tahrip maddesi yerleştirmişler, boş sahaları mayınlamışlar ve daha bir alay öldürücü tuzak kurmuşlardı. Siperleri kıyıya bağlayan patikalara bile uzun çizgiler halinde un ve şeker döküp tehlikesiz geçitleri işaretlemişlerdi. Cumartesi gecesi, şans bir defa daha müttefiklere güldü. Anzak ve Suvla kesimlerindeki 20 000 asker, tek bir kayıp vermeden denize açıldıPazar sabahı Türk topları kıyıya birden mermi yağdırmaya başladı. Donanma
hemen karşılık verdi. Fakat geriye kalan 20 000 kişinin geleceği
karanlıkgörünüyordu. Birden Nisan ayındaki il çıkarmagünününşartlarınadönülmüştü. Saat 17.00’ye doğru güneş battı…Hava iyice kapanmıştı. Ay bir yüzünü gösteriyor, bir kayboluyor, sicim gibi ince bir yağmur yağıyordu. Silah sesleri kesilmişti. Yalnız Helles Burnu’nda gürleyen topların homurtusu duyuluyordu…En uzak mevzilerdekiler, ilk gidenler oldu. Siperlerinden çıktılar ve birer kol halinde unlu, şekerli izlerini takip ederek kıyıya indiler. Sigara içmek, konuşmak yine yasaktı. Saat 22.00’de kıyıda topu topu bin beş yüz kişi kalmıştı. En tehlikeli an da buydu işte. Fakat Türk mevzilerinde herhangi bir hareket görülmüyordu. Saat 03:00’te karada hiçbir müttefik askeri kalmadı. Geride kimsenin unutulmadığına emin olmak için tekneler bir süre daha bekletildi. Ufuk hafiften aydınlanırken, saat tam dörtte kıyıdaki cephanelik ateşe verildi. Ve son grup da Gelibolu’yu terk etti.Liman von Sanders, tahliyeyi haber aldığı zaman, Anzak ve Suvla cephelerinde girişeceği büyük hücümun hazırlığını tamamlamıştı. 20 Ocak gecesi için emir bile vermişti. Fakat Türkler mayınlı, tuzaklı alanda kolay ilerleyemediler. Düşmanın oyununa gelmek endişesi onların rahat etmelerini engelledi. Bu sayede de koca bir ordu kazasız belasız kendini kurtarmış oldu.General Monro, Suvla ve Anzak cephelerinden çekildikten sonra, Helles dolaylarında daha fazla tutunamayacaklarını anlamıştı. Hemen Londra’ya telgraf çekerek, Helles Burnu’nu da boşaltmak için izin istedi.O sırada Helles kesiminde 35 000 müttefik askeri bulunuyordu. Ayrıca 4000 hayvan ve Suvla ile Anzak’taki kadar savaş malzemesi vardı. 1916 yılının ilk günü, hava karardıktan sonra, çekilme faaliyeti tekrar başladı. Karayı önce terk eden Fransızlar oldu. Sonra her gece, sırası gelen birlik, belirtilen yerden denize açıldı.Hava zaman zaman bozuyor, Türkler küçük hücumlara kalkışıyorlar, Alman denizatlılarının o dolaylarda dolaştığı söylentileri herkesin yüreğini azına getiriyordu. Ama her şeye rağmen 7 Ocak günü müttefiklerin mevcudu 19 000 kişiye inmişti.Liman von Sanders hücum emrini işte o sırada verdi. Aslında yapılan hazırlıklara göre 48 saatlik bir gecikme olmuştu. Sebep de her zamanki gibi Enver Paşa’ydı. Ani bir emirle 5’inci orduya bağlı 9 tümenin Trakya istikametine gönderilmesini istemişti. Harbiye nazırının bu talimatına Liman von Sanders her zamanki tarzınla karşılık verdi: İstifa etti. Enver bir defa daha emrini geri aldı. Ama bu sürpriz emir, istifa, emri geri alış Türkler için 48 saatlik bir zaman kaybına sebep oldu.7 Ocak günü öğleden sonra, Türk hücumu şiddetli bir top atışı ile başladı. Önce toplar 4,5 saat aralıksız kıyıyı dövdü. Hava kararırken Mehmetçik “Allah Allah…Vur vur” sesleri ile hücuma kalktı. Fakat İngilizler, ümitsiz bir direnişle karşı koydular. Uzun süre tutunamayacaklarını biliyorlardı. Onlar için ölüm kalım savaşıydı bu.Akşama doğru Türkler henüz ilerleme kaydetmemişlerdi. Bu arada İngilizler’i hayrete düşüren bir olay oldu.Türkler top ateşini kestiler. Liman von Sanders, müttefik askerlerinin şiddetli direnmesi karşısında, İngilizlerin Helles cephesini elde tutmak istedikleri inancına kapılmıştı. Ve daha iyi hazırlanabilmek için hücumu durdurmuştu…8 Ocak günü akşama doğru, tahlisiye sandalları ve çıkarma gemileri kıyıya yaklaştığı sırada hava birden bozdu. Barometre süratle düşmeye başladı. Rüzgarın esiş hızı saatte 50 kilometreyi bulmuş, deniz karışmıştı. Kurtarıcılar yarı bellerine kadar suya girmiş, durmadan çalışıyorlardı. Saat 02.00’de 19 000 kişiden karada kalan 3200 kişiydi. Bir saat içinde 3 000 asker de kurtarıldı. Kıyıdan son ayrılanlar cephaneliği ateşlemekten geri kalmadılar.Mareşal Kitchener bile tahliyenin en iyimser tahminle 20 000 askerin canına mal olacağını sanmıştı. Oysa bir iki yaralının dışında, müttefikler hiçbir zayiat vermemişlerdi. Bozgun, İngilizlerin gözünde sürpriz bir başarı, umulmadık bir zafer olup çıkmıştı.Tahliye sonuna kadar direnen General Monro ile kurmay heyetinin başarısıydı bu. Hepsine törenle şeref madalyaları verildi. Fakat aylardan beri Çanakkale’de her türlü mahrumiyete katlanan ve canını dişine takıp savaşan askerlere birer hatıra nişanı bile çok görüldü.
Alan Moorhead
narcoleptic
03-11-2006, 12:54 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/tahliye_dosyalar/002.jpg
Çekilme sırasında ve sonrasında HMS Cornwallis kıyıyı bombalıyor.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/tahliye_dosyalar/001.jpg
Bölgeyi gizlice terk eden İngilizler, tahliye operasyonunun tehlikeye girmemesi ve Türkler tarafından fark edilmemesi için, ilkel metotlarla 20 dakika gecikme ile patlayan tüfek yapıp zaman kazanmaya çalışmıştı.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/tahliye_dosyalar/004.jpg
Düşmandan ele geçen top arabaları
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/tahliye_dosyalar/003.jpg
Düşmanın çekilirken tahrip ettiği gıda v.s.malzemeler
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/tahliye_dosyalar/006.jpg
Düşman çekilirken, cephede halen asker olduğu görüntüsü vermek için, içi samanla doldurulan üniformaları kullanmıştı
narcoleptic
03-11-2006, 01:52 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
ŞEHİTLERİMİZ
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/sehitlerimiz_dosyalar/bayrak.gif
ADANA (842)ADIYAMAN (11)AFYON (95)AKSARAY (285)AMASYA (32)ANKARA (1772)ANTALYA (183)ARTVİN (10)AYDIN (1746)BALIKESİR (2779)BARTIN (254)BAYBURT (21)BİLECİK (854)BİNGÖL (8)BİTLİS (59)BOLU (1405)BURDUR (606)BURSA (3737)ÇANKIRI (972)ÇANAKKALE (1788)ÇORUM (1333)DENİZLİ (2195)DİYARBAKIR (49)EDİRNE (858)ELAZIĞ (159)ERZİNCAN (282)ERZURUM (109)ESKİŞEHİR (843)GAZİANTEP (502)GİRESUN (114)GÜMÜŞHANE (39)HATAY (283)İÇEL (1218)ISPARTA (55)İSTANBUL (1648)İZMİR (1720)KAHRAMANMARAŞ (213)KARAMAN (455)KARS (1)KASTAMONU (2425)KAYSERİ (771)KIRIKKALE (232)KIRKLARELİ (366)KIRŞEHİR (448)KOCAELİ (583)KONYA (2488)KÜTAHYA (1487)MALATYA (141)MANİSA (2174)MARDİN (7)MUĞLA (671)MUŞ (7)NEVŞEHİR (525)NİĞDE (509)ORDU (56)RİZE (71)SAKARYA (526)SAMSUN (44)SİİRT (40)SİNOP (1488)SİVAS (25)TEKİRDAĞ (646)TOKAT (47)TRABZON (155)TUNCELİ (30)URFA (383)UŞAK (818)VAN (36)YOZGAT (661)ZONGULDAK (753)
TOPLAM : 48148
Genel Şehit Toplam : 589 + 56.495 = 57.084
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/sehitlerimiz_dosyalar/b.z.jpg
Maalesef zayiatla şehit kelimelerini eş anlamlı zanneden pek çok yazar ve üst düzeyde kamu görevlisi şehit miktarımızı hatalı olarak , 250.000 hatta 300.000 sayısına kadar çıkartmaktadır. Resmi yayınlarda, Çanakkale Milli Parkı'ndaki anıtlarda ve konuyla ilgili bazı neşriyatlarda bu abartmalı miktara rastlamak beni üzmektedir. Daha geniş bilgi sonuç bölümünde verilmiştir.
Bu çalışmada yer alan bilgiler Genelkurmay Başkanlığı'nın özel izniyle düzenlenmiştir. İzin alınmadan başka bir internet sitesi veya yayın organında kullanılamaz.
KAYNAK:
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/sehitlerimiz.htm
narcoleptic
03-11-2006, 02:13 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
ŞEHİTLİKLERİMİZ
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/sehitliklerimiz_dosyalar/sehitliklerimiz.jpg
Öl emri aldılar, bir gecede, on bini birden öldüler...
BALKAN HARBİ ŞEHİTLİĞİ
AKBAŞ BAHRİYE ŞEHİTLİĞİ
KİREÇTEPE ŞEHİTLİĞİ
ÜSTEĞMEN HASAN TAHSİN VE MÜFTÜ EFENDİ ŞEHİTLİĞİ
ÜSTEĞMEN NAZİF ÇAKMAK ŞEHİTLİĞİ
57' NCİ ALAY ŞEHİTLİĞİ
YÜZBAŞI MEHMET ŞEHİTLİĞİ
YARBAY MANASTIRLI HÜSEYİN AVNİ ŞEHİTLİĞİ
YAHYA ÇAVUŞ ANITI VE ŞEHİTLİĞİ, HALİL İBRAHİM MEZARI
SEDDÜLBAHİR CEPHANE ŞEHİTLİĞİ
İLK ŞEHİTLER ANITI
ÇANAKKALE MEHMETÇİK ANITI VE ŞEHİTLİĞİ
KAYMAKAM (YARBAY) HASAN BEY ŞEHİTLİĞİ
NURİ YAMUT ŞEHİTLİĞİ
SARGIYERİ ŞEHİTLİĞİ (ZIĞINDERE)
SONOK ŞEHİTLİĞİ
ALÇITEPE (KİRTE) ŞEHİTLİĞİ
HAVUZLAR ŞEHİTLİĞİ
MECİDİYE ŞEHİTLİĞİ
İSTİHKÂM YÜZBAŞI TAHİR BEY ŞEHİTLİĞİ
İSİMSİZ TOPÇU YÜZBAŞI ŞEHİTLİĞİ
MEHMET ÇAVUŞ ANITI
ÇANAKKALE ŞEHİTLER ABİDESİ
ANADOLU HAMİDİYESİ ŞEHİTLİK ANITI
HASTANE BAYIRI ŞEHİTLİĞİ
KUMKALE ŞEHİTLİĞİ
ÇARDAK (ARIBURNU) ŞEHİTLİĞİ
İNTEPE ŞEHİTLİĞİ
DARDANOS HASAN MEVSUF ŞEHİTLİĞİ
ORTAKÖY ŞEHİTLİĞİ
NARA BARBAROS ŞEHİTLİĞİ
BİGA MEŞHET ŞEHİTLİĞİ
ÇAMBURNU ŞEHİTLİĞİ
GELİBOLU ŞEHİTLİĞİ
SANCAKTAR KERAMİ ŞEHİTLİĞİ (http://www.gallipolidigger.com/2004.site/005a.sehitlerimiz.gelibolu.sehitliklerimiz/sehitlik%20databank/034.sancaktar.kerami.seh.htm)(KAVAK KÖYÜ)
RUHLARI ŞAD OLSUN !
Afrasiyab
03-11-2006, 02:18 AM
26 Ağustos - Yahya Kemal Beyatlı
Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi,
Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi,
Ta ki, yükselen ezanlarla müeyyed namın
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslamın.
Afrasiyab
03-11-2006, 02:24 AM
ÇANAKKALE ŞEHIDLERİNE
Şu Boğaz Harbi nedir ? Var mı ki dünyâda eşi ?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı"
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşına da;
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani tâ’ûna da züldür bu rezil istîlâ...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahpe, hakîkat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: eder her bir mülkü harab.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: savrulur enkaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;
Boşanır sırtlara, vadîlere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?
Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun’-i bedî’im, onu çiğnetme!" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... Nesilmiş gerçek;
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmiyecek,
Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar
O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,
Yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...
Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken hüsran;
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;
Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmed ÂKİF ERSOY
Afrasiyab
03-11-2006, 02:37 AM
ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde Aynalı Çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Of gençliğim eyvah
BİR YOLCU' YA
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek Anadolu' nda
İstiklâl uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet' in yattığı yerdir.
Bu tümsek koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmet' in, düşmanı boğduğu sele
Mübârek kanını kattığı yerdir
Düşün ki, haşr olan kan, kemik, etin
Yaptığın bu tümsek amansız, çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil Onan(Çakıl Taşları)
Afrasiyab
03-11-2006, 02:38 AM
Çanakkale Türküleri (farklı söyleyişler)
Çanakkale içinde Aynalı Çarşı,
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Ooof gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı, kimimiz evli
Ooof gençliğim eyvah
Çanakkale üstüne duman bürüdü
On üçüncü fırka harbe yürüdü
Ooof gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi,
Analar, babalar mektubu kesti.
Ooof gençliğim eyvah
Çanakkale içi sıra söğütler
Oturmuş zabitler asker öğütler
Ooof gençliğim eyvah
Çanakkale içinde harman olur mu?
Kâfir düşmanlarda iman olur mu?
Ooof gençliğim eyvah
Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni.
Ooof gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra bozanlar,
Oturmuş kâtipler künye yazarlar.
Ooof gençliğim eyvah
---------------------
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde aynalı çarşı,
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım yan basa basa
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra söğütler
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım başım selamet
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah
narcoleptic
03-11-2006, 02:46 AM
EY ŞEHİD OĞLU ŞEHİD İSTEME BENDEN MAKBER !!!!
SANA AĞUŞUNU AÇMIŞ DURUYOR PEYGAMBER !!!
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/57alay_dosyalar/57.001.jpg
Onlara ölmeleri emredildi , hepsi birden , gözünü kırpmadan öldüler….
DÜNYA ASKERLİK TARİHİNİN EN KAHRAMAN BİRLİĞİ
57.ALAY
20 Ocak 1915'de Mustafa Kemal tarafından komutası üstlenilen tümen, biri 7. Tümenden 57. Piyade Alayı ile ikisi Acemileri yetiştiren Depo Alayı'ndan kuruludur. O, askerlerine savaş gücü vermeye çalışırken, müttefik çıkartması tehlikesini yakın gören Başkomutan Vekili, "bu iki alay yetişmemiştir" diye acemileri İstanbul'daki 6. Kolordudan 72. ve 77. Alaylara değiştirdi.Daha bu alaylar gelip tümen kuruluşunu bitirmeden, 57. Piyade Alay ile hareket emrini aldı. Vapurla Tekirdağ'dan Maydos'a yola çıktı
(24 Subat 1915).
Gelibolu’ya ulaşan Mustafa Kemal , kendi tümeninden 57. Alay’ı Sarafim Çiftliğine, kalan birliklerini de geldikçe Maydos bölgesine tertiplemeye başladı. Bölgeyi gezerek 26. Alay’ı Seddülbahir, 27. Alay’ı Kabatepe kıyılarına yerleştirdikten sonra , Seddülbahir'e bir de akıncı müfrezesi çıkardı.
24-25 Nisan akşamı,çıkarmanın ilk günü, İngiliz ve Anzak kuvvetleri Arıburnu’ndan karaya çıkmaya başlamışlardı.Bu bölgede kıyı gözetlemesi yapan bir Türk takımının direnişine karşın, kıyıdan belli bir noktaya kadar ilerlemeyi başardılar.Bölge yakınlarındaki 27 Alay’ın ise sahile geniş birşekilde yayılmış olması da karşı koymayı oldukça güçleştiriyordu.Bu sırada Bigalı köyü’nde bulunan ordu yedeği 19.Tümen Conkbayırı yönünde tatbikat yapmakta idi.Top seslerinin duyulmasıyla 19.Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Ordudan emir gelmemiş olmasına karşın girişimi ele alıp tüm sorumluluğu yüklenerek, 57.Alay’ı bir batarya ile Kocaçimentepe yönünde harekete geçirdi. Kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayırı’na çıktığında, Arıburnu kesiminden bazı askerlerin çekilmekte olduklarını ve düşman birliklerinin de bunları izlediklerini gördü.
O anı Mustafa Kemal , Ruşen Eşref Ünaydın ile yaptığı görüşme sırasında şöyle anlatmaktadır:
Mustafa Kemal 57.Alay'ı bir batarya ile Kocaçimentepe istikametinde harekete geçirdi. Kendisi de durumu izlemek için Conkbayırı'na çıktığında Arıburnu tarafından erlerin çekilmekte olduğunu görünce olayı şöyle anlatır.
"Niçin kaçıyorsunuz?" dedim
"Efendim duman" dediler
"Nerede?"
"İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemali serbestiyetle ileri doğru yürüyordu." diye ekler. Askerlere
"Dumandan kaçılmaz" dedim.
"Cephanemiz kalmadı" dediler
"Cephaneniz yoksa, süngünüz var," dedim. "Ve bağırarak süngü taktırdım. Yere yatırdım... Kazandığımız an bu andır" diye anlatır.
Bu sırada Türk askerleri mevzi alınca karşı taraf da mevzilenir ve 57.Alay’ın öncü bölüğünün Conk Bayırı’na yerleşmesi için süre kazanılmış olur.Bu an Çanakkale Savaşı’nın kilit anıdır.Çıkarmanın hızı kesilmiştir.Daha sonra, Kolordu Komutanı Esat Paşa’nın izniyle, 27. Alay’dan geri kalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutanı Mustafa Kemal, karşı saldırıya geçmek üzere 57.Alay'a şu emri verir :
“ Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.”
25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye yaklaşırken, ilk çıkarma kademesi olan tümenin sahile çıkışı da tamamlanmıştır. Ne var ki, 27. Alayın birlikleri ve 57. Alayın yaptığı karşı saldırı ile süngü hücumları sonucu Anzaklar çok sayıda kayıp vermiş ve sahile çekilmişler, kritik ve endişeli anlar yaşamaktadırlar. Gene de gün batarken, Anzak Kolordusu’nun sahile çıkan Tümeni, Arıburnu’nun sarp yamaç ve tepelerinde yerleşme olanağı bulur. Bu tarihten başlayarak harekat, 1915’in Ağustos ayına kadar dört ay boyunca, Conkbayırı- Kocaçimentepe-kabatepe bölgelerinde, tarafların karşılıklı saldırı ve özellikle gece yapılan süngü hücumlarıyla, yakın boğuşmalar şeklinde ve çok kanlı çarpışmalarla geçecektir.
Arıburnu'nda görev yapan 27. Alayımızın yardımına koşan birliklerimizin bazıları dağılınca, 57. Alayımız daha geniş bir araziye yayılmak mecburiyetinde kaldı; dolayısıyla yoğunluğu azaldı. Kumandanı Kurmay Yarbay Hüseyin Avni şehit oldu. Kumandayı ele alan Kurmay Binbaşı Yusuf Ziya da şehit olunca alay müftüsü Hasan Fehmi kumandan oldu; o da şehit düştü. Kumandanları şehit düşen birlikler Arıburnu sırtlarında düşmanı durdurmak için canla başla savaşıyorlardı. Bombalarla düşmana saldıran Nazif Çakmak (Fevzi Çakmak'ın kardeşi) şehit düşerken, ardından gelen 57. Alay'ın 6. Bölüğü ile, Anzak Kolordusu'nun 3. Alayı'nın 4. Bölüğü süngü ve dipçiklerle birbirlerine girdiler.
***
Sisli bir nisan sabahı 57. Alay komutanı araziye yayılmış beyazlıklar görür ve takım komutanına bu beyazların ne olduğunu sorar. Takım komutanı, sabahleyin düşmana hücum emrini almış 57. Alay'ın, Rablerinin huzuruna temiz çıkmak için çamaşırlarını yıkadıklarını söyler; bu beyazlıklar, onların ak niyetleridir, der.
Mustafa Kemal'in ,Yarbay Hüseyin Avni Bey'in ve silah arkadaşlarının Türk ulusu için yaptıklarının unutulması mümkün değildir.
Sizleri hiç unutmayacağız ...
RUHLARI ŞAD OLSUN !!!
ŞÜHEDA GÖVDESİ BİR BAKSANA DAĞLARRR TAŞLARRR !
O RUKU OLMASA DÜNYADA EĞİLMEZZZ BAŞLARRR !
VURULUP TERTEMİZ ALNINDAN UZANMIŞ YATIYORRR !
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYORRR !
narcoleptic
03-11-2006, 03:12 AM
SANA DAR GELMEYECEK MAKBERİ KİMLER KAZSIN
GÖMELİM GEL SENİ TARİHE DESEM SIĞMAZSIN !
CEPHEDEN MEKTUPLAR
Mustafa Kemal ( Cepheden son Mektup )
Mustafa Kemal, 2 Temmuz 1915 yılında Arıburnu’ndan Madam Corinne’ye yazdığı mektupta şöyle der :
Aziz Madam ,
Karargahımın katiplerinden Hulki Efendi’nin İstanbul’a seyehatinden faydalanarak size bu mektubu yazıyorum.Birkaç gün evvel içinde latife sözleri bulacağınız bir kartpostal yollamıştım.Burada hayat , o kadar sakin değil.Gece gündüz hergün çeşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın üstünde patlamaktan hali kalmıyor.Kurşunlar vızıldıyor ve bomba gürültüleri toplarınkine karışıyor .Gerçekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz.Çok şükür , askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler.Bundan başka hususi inançları , çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor.Filhakika onlara göre iki semavi netice mümkün , Ya gazi veya şehit olmak.Bu sonuncusu nedir bilirmisiniz ? Dos doğru cennete gitmek.Orada Allah'ın en güzel kadınları , hurileri onları karşılayacak ve ebediyen onların arzusuna tabi olacaklar.Yüce saadet.Sizin mantıki nasihatlerinizi bekleyen şimdiki hadiseler yüzünden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları etüd etmeye ve böylece ümit ederim ki , hayatın bu hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim.(...)
Adres : Miralay Mustafa Kemal , 19.Fırka Kumandanı , Maydos
Yahut : Miralay Mustafa Kemal , Arıburnu Maydos.Bu daha emin.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/askermektuplari_dosyalar/mekt.001.jpg
Hasan Etem’in Validesine Son Mektubu
Valideciğim,
Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi!
Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmesi, bana, annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi. Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni, annemden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı.
Gözlerimi biraz sağa çevirdim güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir seda ile beni tebşir ediyorlardı. Nazarlarımı sola çevirdim cığıl cığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu... Başımı kaldırdım, gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına baktım. Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini, yaptıkları rakslarla anlatmak istiyordu. Diğer bir dalına baktım, güzel bir bülbül, tatlı sedasile beni teşhir ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagalarını açarak göstermek istiyordu.
İşte bu geçen dakikalar anında, hizmet eri:
-Efendim, çayınız, buyurunuz, içiniz, dedi.
-Pekala, dedim. Aldım baktım, sütlü çay...
-Mustafa bu sütü nereden aldın? dedim.
-Efendim, şu derenin kenarında yayıla yayıla giden sürü yok mu?
-Evet, dedim. Evet ne kadar güzel.
-İşte onun çobanından 10 paraya aldım.
Valideciğim, on paraya yüz dirhem süt, hem de su katılmamış. Koyundan şimdi sağılmış, aldım ve içtim.
Fakat bu sırada düşünüyorum. Ben validemin sayesinde onun gönderdiği para ile böyle süt içeyim de, annem içmesin, olur mu? Şevket neden içmiyor?
Fakat yukarıdaki bülbül bağırıyordu: "Validen kaderine küssün, ne yapalım. O da erkek olsaydı, bu çiçeklerden koklayacak, bu sütten içecek, bu ekinlerin secdelerini görecek ve derenin aheste akışını tetkik edecek ve çıkardığı sesleri duyacak idi."
Şevket merak etmesin, o görür, belki de daha güzellerini görür.
Fakat valideciğim, sen yine müteessir olma. Ben seni, evet seni mutlaka buralara getireceğim. Ve şu tabii manzarayı göstereceğim. Şevket, Hilmi de senin sayende görecektir.
O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu.
Ey Allah'ım, bu ovada onun sesi be kadar güzeldi. Bülbül bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi, dere bile sesini çıkarmıyordu.
Herkes, her şey, bütün mevcudat onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti. O dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm.
Bütün dünyanın dağdağa ve debdebelerini unuttum.
Ellerimi kaldırdım, gözlerimi yukarı diktim, ağzımı açtım ve dedim :
-Ey Türklerin Ulu Tanrısı! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halkı! Sen bütün bunları Türklere verdin. Yine Türklerde bırak. Çünkü böyle güzel yerler, seni takdis eden ve seni ulu tanıyan Türklere mahsustur.
"Ey benim Yarabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri; ism-i celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle, ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!"
Diyerek bir dua ettim ve kalktım. Artık benim kadar mes'ut, benim kadar mesrur bir kimse tasavvur edilemezdi.
Dünyanın en güzel yerleri burası imiş. Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor. İnşallah düşman asker çıkarır da, bizi de götürürler, bir düğün yaparız, olmaz mı?
Kadir'e mektup yazdım.
Valideciğim, evdeki senet vesaireyi kimselere kat'iyyen vermeyin ve sorarlarsa biz bilmiyoruz deyin.
Çantayı al, sandığa koy. Ben sana vaktiyle anlatmış idim., bu dünya böyledir.
Fakat sen merak etme. O parayı vermese, adliyedeki adam vermezdi. Hani nasıl aldık. Yalnız zaman ister.
Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor, Allah razı olsun.
Oğlun
Hasan Etem
4 Nisan 1331
(17 Nisan 1915)
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/askermektuplari_dosyalar/mekt.002.jpg
Kınalı Kuzu
Yozgat’ın Sorgun kazasının Karayakup köyünden cepheye gelen Murat , bölükteki tıbbiye öğrencilerinden Şükrü’ye bir mektup yazdırır :
"Anacığım kardeşlerimi askere gönderirken başına kına koyma...Zabit efendi bana sordu cevap veremedim.Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar.”
Bir müddet sonra Murat’ın anasından cevabi mektup yetişir :
"Ey oğlum , gözümün nuru Murat’ım ! Zabit efendiye selam söyle...Biz kurbanlık koçları kınalar öyle kurban ederiz.Sen dört kardeşin arasında kurbansın.Sen İsmail’sin(as).Sen orada şehit olacaksın inşallah.Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa , ben de onun için senin saçını kınalayıp gönderdim.”
Ve mektup Çanakkale’de Murat’a ulaştığında , Murat’ın kınalı başı çoktan Allah'ına kurban gitmiştir bile...
Afrasiyab
03-11-2006, 03:21 AM
http://www.gallipolidigger.com/2004.site/006d.fotograflar.masaustu/m.004.jpg
narcoleptic
03-11-2006, 03:31 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
CEPHEDEN MEKTUPLAR
Üsteğmen Zahid'in Vasiyeti
Gümüşhane'nin Şiran ilçesinden Çanakkale şehidimiz
20.Piyade Tümeni 62. Alaydan Üsteğmen ZAHİD
Bilirsin her muharebeye giren ölmez.
Fakat eğer ben ölürsem gam yeme.
Beni ve seni yaratan ALLAH bizi nasıl dünyada
birbirimize nasip ettiyse benden şehitlik rütbesini
esirgemediği taktirde elbet ruhlarımızı da birbirine
kavuşturur.Vatan için şehit olursam bana ne mutlu ...
Ancak sana vasiyetim var : Eşyanın listesi ilişiktedir.
Bunlar sat, ele geçecek paralar danmihri muaccel ve
müeccelini al. Üst tarafı ile bana mevlit okut.
Eğer bunlar sana olan borcumu ödemezse hakkını
helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma...
Ayrıca bu vasiyetnamemi aldığın zaman yüksek sesli
ağlamanıza razı değilim...
_____________Üsteğmen ZAHİD____________
Üsteğmen Zahid'in teskeresinde kırmızı kurdeleye
bağlı birde saç demeti çıkmıştı.Tazecikti ve
minicik bir yavrunun saçından kesildiği anlaşılıyordu.
O yavrunun adı Nadide idi...
Kolağası (Önyüzbaşı)Bölük Komutanı Mehmet Tevfik
Ovacık Karibindeki Ordugahtan,
31 Mayıs 1915 Pazartesi
Sebeb-i Hayatım, Feyz-ü Refikim,
Sevgili Babacığım, Valideciğim,
Arıburnu'nda ilk girdiğim müthiş muharabede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti, hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağıma ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere şu sözleri yazıyorum.
Hamd-ü senalar olsun Cenab-ı Hakk'a ki, beni bu rütbeye kadar ihsan etti. Yine mukadderat-ı ilâhiye olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiştirmek mümkün ise, öylece yetiştirdiniz. Sebeb-i feyzü refikim ve hayatım oldunuz. Cenab'ı Hakk'a ve sizlere çok teşekkürler.
Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı bugün hak etmek zamanıdır. Vazife-i mukaddes-i vataniyeyi ifaya cehd ediyorum. Rütbe-i şahadete suud edersem(erişirsem) cenab-ı Hakk'ın en sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim. Asker olduğum için bu her zaman benim için pek yakındır.
Sevgili babacığım ve valideciğim. Gözbebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezihciğimi evvela Cenab-ı Hakk'ın, saniyen sizin himayenize tevdi ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız. Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen say ediniz(çalışınız). Servetimizin çok olmadığı malumdur. Mümkün olandan fazla bir şey isteyemem, istesem de pek beyhudedir. Refikama hitaben yazdığım melfut (katlanmış) mektubu lütfen kendi elinizle veriniz. Fakat çok müteessir olacaktır, o teessürü izale edecek veçhile veriniz. Ağlayacak, üzülecek tabi, müteselli ediniz. Mukadderat-ı ilâhiye böyle imiş. Matlubat ve düyunatım (alacaklarım ve borçlarım) hakkında refikamın mektubunda lef ettiğim(düzenlediğim) deftere ehemmiyet veriniz. Münevver'in hafızasında veyahut kendi defterinde mukayyet düyunat da doğrudur. Münevver'e yazdığım mektubum daha mufassaldır(ayrıntılıdır), kendisinden sorunuz.
Sevgili baba ve valideciğim. Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur. Beni affediniz, hakkınızı helal ediniz, ruhumu şad ediniz, işlerimizin tavsiyesinde refikama muavenet ediniz ve muin olunuz.
Sevgili Hemşirem ve Lütfiyeciğim,
Bilirsiniz ki sizi çok severim. Sizin için ve sayinim yettiği nispette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. Belki size karşı da kusur etmişimdir, beni affet, mukadderat-ı ilahiye böyle imiş, hakkını helal et, ruhumu şad et, yengeniz Münevver hanımla oğlum Nezih'e sen de yardım et. Sizi de Cenab-ı hakkın lütuf ve himayesine tevdi ediyorum.
Ey akraba ve ehibba ve evda (dostlar tanıdıklar),
Cümlenize elveda, cümleniz hakkınızı helal ediniz. Benim tarafımdan cümlenize helal olsun. Elveda, elveda cümlenizi Cenab-ı Hakk'a tevdi ve emanet ediyorum. Ebediyen Allah'a ısmarladım. Sevgili babacığım ve valideciğim.
Oğlunuz Mehmet Tevfik
volvaren
03-11-2006, 03:43 AM
İstanbulspor’un renkleri neden sarı-siyah hiç düşündünüz mü? Elbette bu renklerin seçimi tesadüf değil ve elbette bir hikâyesi var. Hem de hazin bir hikâye. Prof. Dr. Cengiz Kuday anlatıyor:
“1915 yılında İstanbul Erkek Lisesi Galata’da Kemeraltı Caddesi’nde bugünkü Saint Benoit okulunun bulunduğu binadaydı. Çanakkale’ye vatan savunmasına katılan İstanbul Erkek Liseli öğrencilerden yaralananlar İstanbul’a dönüyorlar; yaraları okulda tedavi ediliyordu. Bu nedenle okulun taş duvarları hastane rengi olan ‘sarı’ya boyandı. Tedavi görenler tekrar Çanakkale’ye gitti. İstanbul Üniversitesi’ndeki ağabeyleri gibi…
19 Mayıs 1915 Çarşamba günü, Çanakkale Savaşları’nın tarihe en kanlı ve en kayıplı günü olarak geçti. Altı buçuk saat süren hücumun sonunda 2. tümenin çoğu öğrenci olan 10 bin askerinin tamamı eriyip gitti. Bu kanlı günün ardından savaşa gönüllü giden İstanbul Erkek Lisesi öğrencilerinin hiçbiri okullarına geri dönemedi. Okulun Karaköy binasının toplantı salonuna bu haber ulaştığında, okulun yaslı yöneticileri ve öğrencileri arkadaşlarının anısına tüm pencereleri matem rengine, ‘siyah’ renge boyadı. Sarı-siyah renkler, ilerde 1926 yılında İstanbul Lisesi’nin içinden doğan İstanbulspor’un da renkleri oldu.”
O yıl, pek çok okul gibi İstanbul Lisesi de hiç mezun vermedi. Tüm mezunları VATAN UĞRUNA ŞEHİD OLDULAR. (Allah Rahmet Eylesin)
Halkın ve özellikle de Ülkenin umudu olan, okumuş veya okumaya çalışan aydın halkın Çanakkale savaşına bakış açıları da böyle.
Önemli kısmını http://www.sozola.com/makale.php?makale_no=422 dan alıntı yaptım devamı da yukarıdaki adreste.
İmanın rolünü gözden çıkarmak ve Çanakkale’yi sadece bir askerî zafer olarak sunmak isteyenler, son zamanlarda ‘hurafe’ kelimesini de dillerine dolamış durumdalar. Onlara göre, Çanakkale’de gerçekleştiğine inanılan mucizevî olayların hepsi hurafedir. Çanakkale’de ‘akıldışı’ herhangi bir olay vuku bulmamıştır. Son zamanlarda Çanakkale’de bir ‘hurafe turizmi’ patlaması vardır.
Aynı adresten son alıntı da bu.
Biz biliyoruz ki Vatansız din olmaz. İçinde özgürce yaşayabildiğin, özgürce düşünebildiğin, özgürce ibadet edebildiğin kara parçası, kimilerine göre farklı isimlendirilse de bizde Yurt'tur, Vatandır. Vatanında özgür olamayan insan Cuma namazı kılamaz. Bu nedenle din savaşı mıdır değilmidir sorusu bence abes kaçıyor.
narcoleptic
03-11-2006, 03:44 AM
EY BU TOPRAKLAR İÇİN TOPRAĞA DÜŞMÜŞ ASKER !
GÖKDEN ECDAD İNEREK ÖPSE O PAK ANLI DEĞER !
ÇANAKKALEMDEN SELAMLAR OLA BÜTÜN TÜRK DÜNYASINA
DÜN / BUGÜN
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/havuzlar.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/havuzlar.2.jpg
Askerlerimizin dinlendiği bu çeşme, hala Havuzlar Şehitliği yakınında bulunuyor
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/anzak.koyu.2.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/anzak.koyu.jpg
Anzak Koyu
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/jandarma.2.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/jandarma.jpg
Jandarma Şehitliği, soldaki fotoğrafta Mustafa Kemal, Anafartalar
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/sph.002.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/sph.001.jpg
Arıburnu, sağdaki fotoğraftaki çimenlik alan şimdi, Anzak Günü'nde, tören alanı olarak da kullanılıyor
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/Ertugrul.002.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/fotograflar_dosyalar/Ertugrul.001.jpg
Ertuğrul Koyu (Seddülbahir), savaş sırasında burundaki ufak koya "River Clyde" kömür gemisi yanaşmıştı.
Afrasiyab
03-11-2006, 03:45 AM
TÜRK EDEBİYATINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI VE ZAFERİ
İLGİLİ; MENKIBE,DESTAN, ŞİİR, ANEKDOT, VE EFSANELER:
1-)MENKIBELERDE ÇANAKKALE ZAFERİ
Menkıbeler, birtakım mahalli adetlerin, insani birtakım tasavvurların dini muhteva içinde hatıralardır. Bu bakımdan karanlık devirleri aydınlatmada tarih kadar kıymetli belgelerdir. Çanakkale Savaşları sırasında bir çok menkıbe yazılmıştır. Bu menkıbeler, bize Türk milletinin zihninde Çanakkale Savaşlarının ne kadar derin
izler bıraktığını göstermesi açısından önemlidir.
Çanakkale Savaşları etrafında teşekkül eden menkıbeleri şöyle sıralayabiliriz.
A)TARİHİ-EFSANEVİ ŞAHSİYETLER ETRAFINDA OLUŞAN MENKIBELER
Milletlerle olan savaşlarında Allah'ın Türkler'e yardım ettiğini pek çok menkıbede görürüz. Bunlardan birisi de Mustafa kemal hakkında
anlatılanıdır
2)SEYİT ALİ ONBAŞI:
Çanakkale Savaşları'nda Deniz Savaşları sırasında Seddü'l- bahir açıklarında bulunan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddü' l- bahir tepesini sürekli bombardıman altına almışlardı. Türk mukavemeti gittikçe azalıyordu. Kendilerini Allah' ın koruyuculuğuna bırakan Türk birlikleri şehitlik mertebesine ulaşmayı arzu edercesine, kaçmak yerine son gayretleriyle mücadele ediyorlardı.
Bu sırada bir İngiliz gemisinden atılan büyük bir bomba Morto Koyu sırtlarındaki bir topçu birliğimizi toptan imha etti. İçlerinden yalnızca Seyid Ali Çavuş kurtulmuştu. Çavuş etrafındaki manzara karşısında duyduğu ızdırap ile dünyada eşine az rastlanacak bir olay gerçekleştirdi.
Duyduğu acı ile normalde üç kişinin zor taşıdığı 257 kiloluk bombayı yerinden tek başına kaldırdı, taşıdı, topun namlusuna sürdü ve ateşledi. Bu mermi gideceği yeri de biliyordu. Queen Elizabeth gemisinin bacasından içeri girdi ve gemi ortadan ikiye ayrılarak battı.
Burada, 257 okkalık bir mermiyi kaldırarak olağanüstülük gösteren Seyit Ali Onbaşı ile ilgili menkıbeyi Mehmet İhsan GENİŞÇAN, eserinde şöyle anlatıyor:
" Ne hikmetse bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey , etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı.
" Ulu ve yüce Allah' tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. " duası Seyit' in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı.
Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini kucaklayıp omzuna alması bir oldu. Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyit ' in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve İngilizler' e ait "Ocean" isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır.
Aynı gün geç saatlerde Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa, ödül olarak Seyit' e onbaşılık rütbesini verdi. Merminin bir defada kendi huzurunda kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, Cevat Paşa' ya şu cevabı verdi:
" Ben bu mermileri kaldırırken gönlüm, Allah'ın feyziyle doldu. Ancak bu kuvvetin sırrı o anda bana Allah' ın ihsan ettiği bir vergi idi. Bu ağırlığı kaldıracak kadar bir makam varmışsam bu dua ve rıza ile olmuştur. Ancak şimdi kaldırmam mümkün değildir kumandanım"
3)YAHYA ÇAVUŞ VE TAKIMI
Çanakkale Muharebelerinin en ateşli saldırıları sırasında Morto Koyu' ndan çıkartma yapan bir İngiliz birliğine karşı Seddü' l- bahir tepesinde bulunan Yahya Çavuş ve takımı (15 kişi) büyük bir inançla engel olmaya çalışıyorlardı. Karşılarında bulunan bir birliğe karşı 15 kişi gönülden savaşarak engel olmaya çalıştılar. Tam üç gün ve üç gece bir birliğe bir takım olarak karşı geldiler. Onları durdurdular. Gelibolu Yarımadası' nın içlerine girmelerine 15 kişilik bir kuvvetle engel oldular. Sonunda yardımcı kuvvetlerin gelmesine yakın hepsi Allah' ı arzu ettiler. Şehitlik mertebesiyle Allah' a ulaştılar.
Bundan başka "Hasan ve Mevsuf", "Sıhhıye Başçavuşu Hüseyin Hikmet Başaran", "Bayraklı Baba Menkıbesi" ve "Kaşıkçı Dede Menkıbesi" hakkında anlatılan menkıbeler vardır.
B)Dinî ve Tarihî Şahsiyetler Etrafında Teşekkül Eden Menkıbeler
1)CONKBAYIRI ÜZERİNDEKİ BULUTLAR :
Çanakkale' de en çok anlatılan menkıbe şudur:
Conkbayırı' nda kara savaşları sırasında 57 tümen her gün çamaşır değiştirir. Kirlilerini yıkar çalılara asar ve ertesi gün için kurumuş. Sebebi ise eğer şehit olurlarsa Allah'a temiz kıyafetlerle varmaktır. Savaşa çıkmadan önce namazlarını kılar ve ibadet ettikten sonra savaşa başlarlarmış. Maneviyatı kuvvetli bu insanlar Conkbayırı' ında düşman tarafından kıstırıldıkları anda gökten beyaz-gri bir bulut kümesi 57. Tümenin üzerine inmiş ve bulut yok olduğunda düşman askerleri ne olup bittiğini anlayamamışlar. Zira ortada tek bir Türk askeri bile yokmuş. Gemiden bu olayı seyreden İngiliz Amirali Hamilton daha sonraki savaş anılarında da bu olayı anlatmaktadır.
2)BULUTUN KORUMASI
Menkıbelerde bir başka mucizevî yardım da bir İngiliz Alayının bulutların içinde kayboluşu biçimindedir. Olay şu şekilde anlatılmaktadır;
" O gün Kraliyet Alayı taze kuvvetlerle bu saldırıda görev aldı. Sağ cenahta yer alan bu alay, daha az bir mukavemetle karşılaştığı için hızla ilerlemeye başlamıştı. Alay, Azmak Deresi' nin kuru yatağını geçmiş, Kayacık Ağrılı mevkiinden Damakçı Bayırı'na doğru yürüyordu. Karşılarında küçük bir tepe vardı. Tepenin üzerinde garip, soluk renkte bir bulut durmaktaydı.alay, sol taraftaki Ağıl Dere' ye inmeden tepeye doğru ilerledi ve bulutun içine girip kayboldular. Yâni alanda askerlerin Mestan Tepe' den şaşkın bakışları arasında 7-8 değişik bulutla daha birleşerek Trakya istikametine doğru uçup gittiler. Orada bulunan 267 İngiliz askerinden hiçbirinin izine bir daha rastlanamamıştır."
3)NUSRET MAYIN GEMİSİNİN MUTLAK YAKALANIŞTAN KURTULMASI
Nusret Mayın Gemisi Çanakkale savaşına noktayı koyacak olan görevine çıktığı gece Karanlık Liman ile Seddülbahir arasındaki mayınları toplayıp yerini değiştirirken O''nu koruyan Anadolu Feneri de bir İngiliz Gemisi üzerine projektörleri dikmiş ve gemiyi takibe almıştı. Fakat birden Anadolu Feneri arıza yaptı. Nusret Mayın Gemisi telaşla ışıklarını söndürdü. İngiliz gemisi bu sefer kendi projektörleriyle denizi taramaya başladı. Geçen dakikalar içinde Nusret Mayın Gemisi tam yakalanacağı anda birden Anadolu Feneri tekrar çalışmaya başladı. İngiliz gemisinin projektörleri üzerine kendi projektörlerini dikti ve iki ışık arasında kalan Nusret muhakkak bir hezimetten kurtuldu. Görevini yerine getirip geri döndüğünde bu heyecana kalbi dayanamayan gemi kaptanı ,Hakkı Bey' in naşını da karaya çıkardı. Anadolu Feneri' nin hiçbir tamirat yapılmadan kendiliğinden çalıştığını öğrenen gemi komutanı Nazmi Bey, bu olayın bir mucize olduğunu daha sonraki günlerde yazdığı günlüğünde bildirmektedir.
Bundan başka bulutun koruması ile ilgili anlatılan iki menkıbe daha vardır. Yine "Uçan Türkler" adlı anlatılan bir menkıbe daha vardır.
Afrasiyab
03-11-2006, 03:47 AM
1) GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA:
Türkler'in başka. M. Kemal'in Omega saatinin parçalanması suretiyle kendisine hiçbir şey olmamasıdır. Bu olay, Anadolu'nun pek çok yerinde, farklı şekilde anlatılır. Bu olay' yazılı olarak en güzel şekilde Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Mustafa Kemal ile Mülakat" adlı eserinde şöyle verilir:
"Buraya kadar muhaveremizi sakin bir vaziyette dinleyen Yüzbaşı Cevat Bey, Paşa'nın yaveri, kalın, sertliği hoşa giden bir sesle:
_"Bu şarapnel parçasından biri Paşa'nın göğsünü okşamıştır!"dedi.
_Nasıl? Dedim.
Paşa, tespihi ile oynuyordu. Cevat Bey, parlak çizmelerindeki mahmuzları şıkırt yaparak, göğsünün sol tarafındaki nişan kurdeleleri sırası ve ipek kordonu kabaresine şöyle anlatıyordu:
-Bulunduğumuz yer tamamen muhacimlerin arası idi.Paşa da ilerleyen efradımızı seyrederken göğsüne bir şeyin kuvvetlice çarptığını duymuştur.
-Evet sağ taraftan ceketimde bir kurşun yeri gördüm.Yanımda bulunan zabit(Rahmetli Nuri Canker Bey)"Efendi,vuruldunuz" dedi.Ben böyle bir söz şuyu bulursa askerimizin kuvve-i maneviyesi üzerinde yapacağı tesiri düşündüm.
Elimle zabitin ağzını kapadım.
"Sus" dedim.
Cevat Bey devam ediyordu.
-"Bir şarapnel misketi,göğsünün sağ tarafını tamamen Omega saatinin bulunduğu cebe isabet etmişti.Saat, parça parça oldu, fakat o darbe,Paşanın göğsünde hafif bir leke bırakmaktan ileri geçmemiştir."dedi.
-O saat sizin için tarihi bir saattir.Görebilir miyim efendim?dedim.
Paşa:
-"O saatin enkazını,bu muharebeden sonra Liman Paşa hatıra olarak aldılar.Bana da kendilerinin aile-i asalet armasını havi bulunan saatlerini verdiler.
Cevat Bey saati gösterdi.Omega markalı siyah bir saat.Arkasında bir taç ve "L.2." markaları ve Paşanın kırılan saatide Mekteb-i Harbiyeden beri sakladığı Omega markalı kuvvetli bir talebe saati imiş.Cevat Bey Zenınnth marka bir bilezik saatini gösterdi ki onu Mustafa Kemal Paşaya o kurşunun değdiği esnada yanında bulunan genç Mülazım vermiş.
Askerin bu kadar yanında giden, onlara ön ayak olan bir Kumandana en zorlu düşmanların bile dayanamayacağına aklım eriyordu.
Omega saati,Türk milleti için kendini feda etti,Komutan Mustafa Kemal'i kurtardı. Türk ordusunun Kumandanını,Türk milletini,Ortadoğu'yu, insanlığı kurtardı.
III- ŞİİRLERİMİZDE ÇANAKKALE ZAFERİ
Çanakkale Zaferi ile ilgili, menkıbe, destan yanında münferit şiirler de yazılmıştır. Mehmetçik, harbe giderken sâkin ve sevinçli olarak anasından, babasından, yavuklusundan, sılasından ayrılmıştır. Hatta anasını, yavuklusunu bir daha göremeyeceğini bilerek yola revân olmuştur. Bu duyguyu şu mısralarda görebiliriz.
ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde Aynalı Çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Of gençliğim eyvah
• BİR YOLCU' YA
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek Anadolu' nda
İstiklâl uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet' in yattığı yerdir.
Bu tümsek koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmet' in, düşmanı boğduğu sele
Mübârek kanını kattığı yerdir
Düşün ki, haşr olan kan, kemik, etin
Yaptığın bu tümsek amansız, çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil Onan(Çakıl Taşları)
Çanakkale Savaşları öyle bir savaştır ki Türk Milletinin ruhunda ve zihninde silinmeyecek etkiler bırakmıştır.Bu yüzdendir ki bir çok destana, şiire ve romana ve de tarihin tozlu yapraklarına konu olmuştur. Yüz binlerce şehidin verildiği bu savaşlar öyle silinecek bir yazı değildir. Bu savaşlar Türk milletinin onurunu, kahramanlığını ve centilmenliğini bütün dünyaya ispatlamıştır. Bu sebeple bu savaşları çok iyi algılamamız gereklidir.
narcoleptic
03-11-2006, 04:00 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB !!! NE GÜNEŞLER BATIYOR !!!
YABANCI ANITLAR
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/yabancianitlar_dosyalar/Ari-Card.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/yabancianitlar_dosyalar/ChunukBairCard.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/yabancianitlar_dosyalar/SuvlaCARD.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/yabancianitlar_dosyalar/Larrikin.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/yabancianitlar_dosyalar/LonePine.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/yabancianitlar_dosyalar/Schrapnel.jpg
Arı Burnu
Walker's Ridge
The Nek, Anzac
The Farm Cemetery
Shrapnel Valley
Shell Green
Quinn's Post, Anzac
Plugge's Plateau
No.2 Outpost
N.Z.No2 Outpost
Lone Pine
Johnston's Jolly
Hill 60
Embarkation Pier
C/rtney's & Steel's
Chunuk Bair
Canterbury NZEF
Beach Cemetery
Baby 700
4th BT. Pde. Grnd
7th Fld Ambulance
Lancashire Landing
Pink Farm
Redoubt - Helles
Twelve Tree Copse
Skew Bridge
narcoleptic
03-11-2006, 04:11 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB !!! NE GÜNEŞLER BATIYOR !!!
"Bedeli Çanakkale'de altın olarak tesviye olunacaktır"
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.009.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.011.jpg
Taklit paranın ön yüzü / Taklit paranın arka yüzü
Bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal, sırtına kaput alacak parayı dahi bulamıyorum, sen kalkmış bana araç lastiğinden bahsediyorsun! Haydi yürü git, insanı günaha sokma... Para mara yok!
Üç aylık bir tâlimden sonra Mehmed Muzaffer "zâbit namzedi" olarak 1916 yılının Mart ayında Çanakkale'dedir. Müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale'de uğradıkları mağlûbiyetlerden ve verdikleri yüz elli bin zâyiattan sonra Boğaz'ı aşamayacaklarını anlamışlar, 1915 yılının son haftasıyla 1916 yılının ilk haftasında, bütün hatları tahliye edip, çıkıp gitmişlerdi.
Muzaffer, Çanakkale'ye vardığında harp durmuştu. Zaman zaman, İmroz–Bozcaada'da üstlenmiş olan düşman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da, 1915 Nisan'ından, Aralık ayı sonuna kadar sekiz ay süren kanlı boğuşmalara kıyasla, bu bombardımanlar bir hiç mesâbesindeydi. Çanakkale'deki birliklerin büyük bir kısmı, Kafkas, Irak ve Filistin cephelerine sevk edileceklerdi. Onun için bu birlikler hazırlanma ve noksanları tamamlama emri aldılar.
Muzaffer, birliğinin alay karargâhında vazifeliydi. Alayın kamyon ve otomobil lastiği ile diğer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlar ise ancak İstanbul'dan temin edilebilirdi. O devirlerde bu gibi işler için gerek açık artırma yapmak, gerekse ilanlarda bulunmak imkanı yoktu, ne de bunlarla kaybedilecek vakit vardı. Her şey itimatla yürütülürdü. Muzaffer, son derece uyanık ve becerikli bir İstanbul çocuğu olduğundan, karargâh gerekli malzemenin temin ve mübâyaasına onu memur etti. Bu iş için gereken paranın kendisine verilmesi için de, Erkân–ı Harbiye Riyâseti'ne hitâben yazılı bir tezkereyi eline verdiler.
O yıllar İstanbul'da otomobil ve kamyon şimdiki gibi değil, çok nâdir rastlanan vâsıtalardı. Ve bu vasıtaların lastikleriyse yok denecek kadar az olduğundan, neredeyse karaborsaydı.
Muzaffer bu görevi yerine getirmek için derhal İstanbul'a geldi. Araştırdı, uğraştı, didindi derken, bu aradığı malzemeyi nihayet Karaköy'de bir Yahûdi'nin dükkanında buldu. Fakat fiyatlar pek fâhişti, ama yapacak başka bir şey de yoktu, çaresiz anlaşmaya vardı. Bu alış veriş için lâzım gelen parayı almak üzere Erkân–ı Harbiye'ye gitti. Elindeki tezkereyi ibraz etti. Oradan onu gerekli birime havale ettiler. Muzaffer az sonra yaşlı bir kaymakam'ın huzurundaydı. Kaymakam bey, kendisine uzatılan tezkereyi okudu. Karşısında hazırol vaziyetinde duran ihtiyat zâbit namzedine baktı. İsteyeceği paranın miktarını sormadan
–"Ne alınacak?" diye sordu. Muzaffer:
–"Savaşta kullanılan araçlara lastık," diye cevap verince, kaymakam bir an durdu. Sonra Muzaffer'in gözlerinin içine bakarak:
–"Bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal, sırtına kaput alacak parayı dahi bulamıyorum, sen kalkmış bana araç lastiğinden bahsediyorsun! Haydi yürü git, insanı günaha sokma... Para mara yok!" dedi.
Muzaffer nizami bir şekilde selâm çakıp, dışarı çıktı. Harbiye Nezâreti'nin (bugünkü hukuk fakültesi binâsının) bahçesinden dış kapıya doğru ağır ağır yürürken, ne yapacağını düşünüyordu. Bu malzemelere alayın çok ihtiyacı vardı. Ve bunların mutlaka alınması lâzımdı. Kendisini de, bunları bulur ve alır diye vazifelendirmişlerdi. Evet malzemeyi bulmuştu, fakat onları alacak para yoktu. Eli boş olarak da dönemezdi, mutlaka bir çaresini bulmak lâzımdı.
Muzaffer bunları düşüne düşüne Bâyezid Meydanı'na vardı. Birden durdu, kendi kendine güldü. Çünkü aradığı çareyi galiba bulmuştu! Doğru Yahûdi tüccarına gitti ve ona dedi ki:
–"Paranın tediye muâmelesi akşamüstü bitecek. Akşamdan sonra da gelip malları almam mümkün değil, çünkü malzemeyi gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapurum Çanakkale'ye kalkıyor, yetişmem lâzım. Onun için yarın sabah ezanında erkenden geleceğim, malları mutlaka hazır edin..." Yahudi tüccar:
–"Peki," dedi. Muzaffer oradan ayrılırken ilâve etti:
–"Altın para vermiyorlar, kâğıt para verecekler," Yahûdi tüccar "Peki" dedi.
Ertesi sabah Muzaffer, Merkez Komutanlığı'ndan araba ve neferle sabah ezanı vakti Yahûdi tüccarın dükkanının kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Yahudi tüccar malları hazırlatmıştı. Havagazı fenerinin yarım yamalak aydınlattığı karanlıkta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer malzemenin bedeli olan yüz kaymeyi (yüz liralık kâğıt para) Yahudi tüccara verdi. Malzeme yüklü araba dörtnala Sirkeci'ye doğru yollandı. Az sonra da bütün mallar gemiye yüklenmişti. Bir müddet sonra gemi açılmış ve Çanakkale yolunu tutmuştu bile...
Üç gün sonra Yahûdi tüccar, elindeki yüzlük kaymeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası'na gitti. Ama banka bu parayı bozmadı, çünkü Yahudi tüccarın elindeki para sahte idi.
Meğer Muzaffer çaresiz kalınca, para basımında kullanılan kâğıdın aynısını, Karaköy'de ki kırtasiyecilerinden birinden tedarik etmiş ve bütün gece sabaha kadar oturup, çini mürekkebi ve boya ile, gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek mükemmellikte, taklit para yapmıştı. İşte Yahudi tüccara verdiği para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerinde bulunan yazılar arasında, bir de: "Bedeli Dersaâdette altın olarak tesviye olunacaktır." şeklinde bir ibâre bulunurdu. Muzaffer ise yaptığı taklit paradaki bu ibâreyi şöyle değiştirmişti: "Bedeli Çanakkale'de altın olarak tesviye olunacaktır."
Onun burada "altın" dediği, Çanakkale'de Mehmetçiğin akıttığı, altından da kıymetli olan kanı idi...Yâhudi tüccar bu olayı pek mesele yapmadı. Belki yapmak istemedi, belki yapmaktan çekindi Allah bilir. Ancak bu hâdise bütün İstanbul'a yayıldı. Dünyada emsâli olmayan ve olmayacak olan bu hâdise, Şehzâde Abdülhalim Efendi'nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen lalasını göndererek Yâhudi tüccarı buldurdu. Elinde bulunan Muzafferin taklit olarak yaptığı yüz kaymenin bedelini altın olarak ödeyip aldı. Ve onu çok zarif, sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul Polis Okulu'ndaki Emniyet Müzesi'ne hediye etti.
Şehid Mehmet Muzaffer'in taklidini yaptığı paranın aslı 50 liralık kâğıt paradır. Bu kâğıt paralar, üzerlerinde de yazılı olduğu gibi, Rûmi 6 Ağustos 1332 (M.18.8.1916) tarihli kanunla tedâvüle çıkarılmıştır. Bu tertip kâğıt paraların en büyük kıymette olanı 50 liralıklardır. Yüz lira olarak bu tipte hiçbir para basılmamıştır. Her halde Şehid Muzaffer'in alacağı malzemenin bedeli elli liranın çok üstünde olmalıdır ki, iki tane ellilik imal edecek olsa, vakit yetmeyecek olduğundan, tek bir yüzlük yapmıştır. O zaman bu kâğıt paralar, henüz yeni tedâvüle çıktığından, bunu getirip veren de subay ve askerleri olduğundan, Yahudi tüccar bu çeşit yüzlük kâymenin mevcut olup olmadığını araştırmak lüzûmunu görmemiş olmalıdır. Esasen Muzaffer'in "sabah ezanı vakti" üzerinde durması da, hem o devrin ölü ışıkları altında paranın iyice incelenmesine imkân bırakmamak, hem de sabahın o saatinde her taraf kapalı olduğundan, sağa sola sormak ihtimâlini de ortadan kaldırmak için olmalıdır.
Çeşitli imkânlara sahip teksir ve fotokopi makinelerinin henüz îcad edilmediği yıllarda, bugün son sistem âletlerle çalışan kalpazanlara taş çıkartacak şekilde, elle bu derece başarılı bir taklidi yapabilmek, üstelik de bunu bir tek gecenin sınırlı saatleri için sığdırmak, bir sahtekârlık başarısı değil, bilakis vatanını müdafaa aşkıyla yanıp tutuşan bir askerin, fevkalâde büyük bir san'at şaheseridir.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.012.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.010.jpg
Gerçek paranın ön yüzü / Gerçek paranın arka yüzü
narcoleptic
03-11-2006, 04:18 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
SAVAŞIN PARALARI
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.001.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.002.jpg
yunanistan/rusya
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.003.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.005.jpg
hindistan/ingiltere
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.008.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinparalari_dosyalar/para.004.jpg
Türkiye/ingiltere
narcoleptic
03-11-2006, 04:27 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
SAVAŞIN PULLARI
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.010.jpg
Türk ulusunun gücünü, tüm dünyaya tanıtan ve bir kere daha kanıtlayan Çanakkale Zaferi, gerek PTT tarafından çıkarılan hatıra serileri, gerekse çeşitli yabancı ülke pulları üzerinde yer almış ilginç tarihi konulardan biridir.
Cumhuriyet devri pullarından önce,1917-1918 yıllarında çıkarılan posta serisine ait pullar üzerinde Çanakkale Savaşı'nı, Çanakkale bölgesini gösteren resim, kompozisyon ve haritalara yer verilmiş, aynı pullar 1918 yılında çıkarılan çeşitli hatıra serilerinde sürşarj edilmek suretiyle kullanılmıştır.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.011.jpg
18 Mart 1955 tarihinde PTT İdaresi, Çanakkale Zaferi'nin 40. yıldönümü nedeniyle 4 puldan oluşan bir hatıra serisi çıkartmış,aynı gün Çanakkale posta merkezinde bu seriye ait pullar için özel damga kullanılmıştır.Bu suretiyle ait pullar üzerinde Çanakkale Boğazı'nın kabartma haritası,topçu eri Seyit, Nusret Mayın gemisi,albay üniforması ile Atatürk görülmektedir.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.001.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.007.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.009.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.006.jpg
Daha sonra, 50.yıl nedeniyle ,18.3.1965 günü üç puldan oluşan bir hatıra serisi satışa çıkarıldı.Aynı gün, yine Çanakkale posta merkezinde, bu seri için özel ilk gün damgası kullanıldı.Ressam Burhan Özak tarafından hazırlanan kompozisyonlarda ; Çanakkale haritası ve zafer çelengi, Mehmetçik Abidesi ile askerler, Türk Bayrağı ile Çanakkale Abidesi görülmektedir.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.004.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.003.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.008.jpg
narcoleptic
03-11-2006, 04:34 AM
BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB ! NE GÜNEŞLER BATIYOR !
SAVAŞIN PULLARI
Daha sonraki yıllarda çıkan pullar :
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.002.jpghttp://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.005.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/FDC.001.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/FDC.002.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/FDC.003.jpg
Yabancı Pullar
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/013.jpg
1965 yılında,Çanakkale Savaşı'nın 50. yılı dolayısıyla savaşlara katılan Anzak birliklerinden bir grup Çanakkale Savaşları'nın cereyan ettiği bölge ve çevresini ziyaret için ülkemize gelmiş,50 yıl önce karşı karşıya savaşanların bu defa dostluk ve uluslararası yakınlaşma için girişimlerini aksettiren çeşitli törenler yapılmıştı.Bu nedenle , Çanakkale Savaşı ve Anzak birlikleri için ; 1965 yılında Avustralya tarafından üç puldan oluşan,Yeni Zellanda posta idaresince iki puldan oluşan,Chrismas İsland,Norfolk,Cocos(Keeling) İsland ve Nauru posta idarelerince ise birer puldan ibaret hatıra serileri satışa çıkartıldı.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/pul.013.jpg
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinpullari_dosyalar/Pul.012.jpg
narcoleptic
03-11-2006, 04:51 AM
SANA DAR GELMEYECEK MAKBERİ KİMLER KAZSIN ?
GÖMELİM GEL SENİ TARİHE DESEM SIĞMAZSIN !
SAVAŞ YILLARINDA MÜZİK
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinmuzikleri_dosyalar/Scn.069.deccaa.jpg
1914-1918 Decca Junior
1914-1918 Yılları arasında üretilmiş olan marka bu gramofon İngiliz malıdır. Savaş yıllarında cephede kullanılmıştır."The Guiness Book of Recorded Sound" adlı kitapta da bu konu hakkında şöyle bir cümle geçiyor : "Many of them were used in the trenches by British soldiers in World War I" "Birçoğu (Decca) Birinci Dünya Savaşında, cephede İngiliz askerleri tarafından kullanıldı." Bugün üzerinde kurşun delikleri olan örnekleri de çeşitli koleksiyonlarda görmek mümkün.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinmuzikleri_dosyalar/Scn.068.salon-hmsa.jpg
1914-1918 yılları arasında üretilmiş His Master's Voice Gramofon
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinmuzikleri_dosyalar/Scn.070.deccaa.jpg
1914-1918 Decca Junior
1914-1918 Yılları arasında üretilmiş olan Decca marka bu gramofon İngiliz malıdır.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinmuzikleri_dosyalar/Scn.129.Ayda_Sonmez.jpg
Taş Plak
Ayda Sönmez / Çanakkale Şehitler Ninnisi
Anlatılana göre, Ayda Sönmez, ermeni asıllıdır. Türkiye'nin belki de ilk bayan gazelhanı (gazel okuyan) dır. Eşi Çanakkale Savaşında şehit olur ve bunun üzerine "Çanakkale Şehitler Ninnisi"ni okur.
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinmuzikleri_dosyalar/Scn.065.plak.jpg
45 Devir Plak
Çanakkale Türküsü
Melih - Faruk - Serdar - Saygun
http://www.canakkaleonline.com/canakkale_gecilmez/savasinmuzikleri_dosyalar/canakkaleicinde.jpg.jpg
Çanakkale Türküsü
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım yan basa basa
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra söğütler
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım başım selamet
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah
narcoleptic
03-11-2006, 05:00 AM
http://img72.imageshack.us/img72/7885/13yp1.jpg
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy
http://www.canakkaleonline.com/sehitlikler.gif
gurkan
03-11-2006, 02:05 PM
narcoleptic kardeşime Afrasiyab kardeşime Oğuz kardeşime ve her kim katkıda bulunmuş ve bulunacak olan varsa peşinen müteşekirim. Oğuz Kardeşim ya da Bilge Kağan Kardeşimden acizane önerim bu sayfayı Mart Ayı boyunca sabitleyebilirler mi ? Forumu ziyaret eden kardeşlerimiz inceleme fırsatı bulsun...
çanakkaleyi anlatan slaytı çok duygulanarak izlemiştir. Herkesin izlemesini gönülden istiyorum. (SESLİDİR). Çok da güzeldir.
Selametle...
borcugin
03-12-2006, 04:46 AM
S.A.
gurkan kardeş Türkcan Türkçe Topluluğunun bu canlandırması çok güzel ve izin almaksızın eklenebileceği yazısını görünce ağelime ekledim. Sağolasın kardeş.
Selametle.
Qarshi
03-13-2006, 02:07 AM
narcoleptic kardeşime Afrasiyab kardeşime Oğuz kardeşime ve her kim katkıda bulunmuş ve bulunacak olan varsa peşinen müteşekirim. Oğuz Kardeşim ya da Bilge Kağan Kardeşimden acizane önerim bu sayfayı Mart Ayı boyunca sabitleyebilirler mi ? Forumu ziyaret eden kardeşlerimiz inceleme fırsatı bulsun...
çanakkaleyi anlatan slaytı çok duygulanarak izlemiştir. Herkesin izlemesini gönülden istiyorum. (SESLİDİR). Çok da güzeldir.
Selametle...
Çanakkale geçilmez sayfası mart ayı boyunca sabitlenmiştir....
Qarshi
03-13-2006, 03:46 AM
Türkiye'ye Japonya'dan bir eğitim heyeti gelir. Temas ve incelemeler yapacak, neticeyi yetkililere aktaracaklar. Gerektiği kadar da ikili işbirliği gerçekleştirecek.
İşler buraya kadar çok iyi...
Japon heyeti yurdumuzun bazı bölgelerinde gerekli incelemelerini yapar. Sonra Bakanlıkta toplanırlar. Heyetin hakkımızdaki tespiti
ilginçtir: "Sizin çocuklarınızda milli şuur yok".
Bizimkiler şaşırır! "Bizim çocukların damarlarındaki kan milli duygumuzun
kaynağıdır." Yine de fazla ses çıkarmazlar! Ne de olsa misafirdir! Bizimkiler sorar, "Peki, Sizin gençlerinizde milli şuur var mıdır?
Japon uzmanları anlatmaya başlar:
Biz gençlerimize ilkokula başlamadan "şok testler" uygularız. Mesela uçak gibi hızlı giden
trenlerimize bindirir, bir tur yaptırırız. Çok katlı yollardan da geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Mini mini çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek bir şok olurlar.
Sonra...
Bu şoktan sonra Hiroşima'ya götürürüz. Bölgeyi aynen koruyoruz. Bombalanmış bu bölge hakkında bilgilendirir; değil hayvan,
bitkinin bile yeşermediğini gösteririz. Ve deriz ki "Eğer sizler çalışmaz, sizden öncekileri geçmezseniz vatanınız, işte böyle düşmanlar tarafından bombalanır. Hiçbir canlı yaşayamayacak biçimde size bırakıp giderler.
Çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri bile geçecek yeni vasıtalar yaparsınız. Gerisi sizin bileceğiniz iş. Çocuklarımız bununla ikinci bir şok daha yaşarlar. Sizlere şunu hatırlatalım ki, Türkiye'de birçok teknik elemanımız bulunmaktadır. Bunların herhangi birine bu konuyu sorabilirsiniz."
Bizimkiler şaşkınlık içinde sorarlar :
"-Peki ya Türkiye için tespitiniz var mi? Varsa gözlemleriniz nedir?"
Japonlar; "elbette var" derler. "Bizimkinden çok daha önemli.
Bir tanesi ;
Çanakkale Savaşları'nın olduğu bölge. Bu bölge gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile. Bir metre kareye altı bin merminin düştüğü savaşta, Türk'ler her şeye rağmen galip çıkıyor, olamayacağı olur hale
getiriyorlar. En son teknolojiye ve donanıma meydan okuyarak, inancın galip geldiğinin ispatını yapıyorlar. Üstelik karşılarında tek bir düşman değil, müttefik güçler; sizin tabirinizle yetmiş iki millet var. "
Evet M²'ye 6.000 Mermi!...
M²'ye 6.000 Mermi!...
Recep Şükrü Apuhan ın "Bir destandır çanakkale"
borcugin
03-13-2006, 10:37 AM
S.A.
Çanakkale'yi anlayamayan, hakkında araştırma yapmayan, oralara gidip görmeyen ya da gidenlerden soruşturmayan bir kimse, ne Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş davasını ne de Osmanlı - Türkiye tarihi geçiş dönemini anlayamaz. Bununla kalmaz, ayrıca; orada bir kahramanlık destanı yazan Türkiye Cumhuriyetinin Kahraman Ulusunun, 7 cihan bir araya gelmiş olsa bile, neden binlerce yıl esaret altına alınamadığına, işgal edilemediğine bir anlam veremez, anca bir yerlerinden bir şeyler uydurarak asıl olanı, öz olanı örtemeye çalışır ve bunu da eline yüzüne bulaştırır. Asıl olan Türk Kahramanlığıdır! Bunun üstüne hiç bir şey örtülemez!
Çanakkale'de destanlaşan Türk Askeri Mehmetçikle ilgili, orada bizzatihi düşman olarak savaşmış ulusların askerleri, komutanları, siyasetçileri ve devlet adamları dahi en ufak bir olumsuz demeç vermemişken, bazı ayrılıkçılar ve tarihi inkar eden, orada şehit olmuş yüzbinlerce Türk Yiğidine ölümüne kıskançlıklarından ve fesatlarından dolayı yakıştırmalar ve takıştırmalar eklemeye çalışır, bizde bakarız bunlara kimdir diye, tabi ki, bazı kesim ayrılıkçı bölücü Kürtler, Rumlar ve Ermeniler olarak karşımıza çıkarlar. Ve onlar bilirler ki; bu Ulus bir Çanakkale Destanı daha yazabilecek güç ve kudrettedir. Herkes tarihiyle övünme hakkına sahiptir, kahraman uluslara saygı duymak zorunludur ve herkes te haddini ve kudretini bilmelidir.
Dünya savaş tarihinde böylesine kahramanların olduğu, yurdunu, ulusunu, toprağını, namusunu, ezanını böylesine savunan bir soy bulmak çok zordur. Övünün Türkler! Bunlar bizim atalarımızdı. Yapılan propagandalarla kendi özgüvenimizi yitirmeye çalışan, karamsarlık tohumları eken, Çanakkale'yi salt bir savaşmış gibi göstermeye çalışan, sömürge aydınlarına ve emperyalistlere mazlum bir milletin tokadıdır bu. Çanakkaleyi unutmayan emperyalistler, Çimentepeyi, 57. Alayı ve nice kahramanları şimdi bizlere unutturmaya çalışıyorlar. Unutmayın bu ülkenin nasıl kurulduğunu, kimsenin bu devleti ve toprakları buyrun alın diye sunmadıklarını. Unutmayın arkadaşlar, unutturmayın...
Şehitlerimizi incitecek ve dolayısıyla bizleri kıracak sözler yazmayın kardeşlerim. Sizden hiç ama hiç kimse razı olmaz ve bunun hesabını veremezsiniz.
Selametle.
Şehbir
03-13-2006, 06:38 PM
YA BENİM GÜZEL KARDEŞİM, GÜZEL AĞAM, PAŞAM BENİM DİYECEK BİRŞEYİM KALMADI.
Şehbir
03-13-2006, 06:45 PM
YA BENİM GÜZEL KARDEŞİM, GÜZEL AĞAM, PAŞAM BENİM DİYECEK BİRŞEYİM KALMADI.
SEN VE SENİN GİBİ ARKADAŞLAR VAR OLDUKÇA BU VATAN'DA OLACAK. BİLMEM İSMİNİ ZİKRETMEYE GEREK VARMI !!!!!!
narcoleptic
03-13-2006, 07:05 PM
SEN VE SENİN GİBİ ARKADAŞLAR VAR OLDUKÇA BU VATAN'DA OLACAK. BİLMEM İSMİNİ ZİKRETMEYE GEREK VARMI !!!!!!
ABİ HOŞGELMİŞSİN.
ŞEREF VERMİŞSİN.
BU HİLAL ELBET BİZ GENÇLERİN ELLERİNDE HER DAİM PARLAYACAKTIR.
GAZAMIZ MUBAREK OLA !
Şehbir
03-13-2006, 07:28 PM
ABİ HOŞGELMİŞSİN.
ŞEREF VERMİŞSİN.
BU HİLAL ELBET BİZ GENÇLERİN ELLERİNDE HER DAİM PARLAYACAKTIR.
GAZAMIZ MUBAREK OLA !
ULAN MÜNAFIKLAR AĞLATMAYIN BENİ BU YAŞTAN SONRA.
narcoleptic
03-14-2006, 05:43 AM
:lol:...............................
ccandan
03-15-2006, 04:17 AM
Arkadaşlat hepiniz süpersiniz gözlerim doldu ellerinize sağlık
Ne Mutlu Türküm Diyene !
narcoleptic
03-17-2006, 04:23 AM
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim18.jpg
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim1.jpg
BİR YOLCUYA
Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.
Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil ONAN
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim24.jpg
Çanakkale’de yaşananların o günleri yaşamış düşman askerlerinin anlatımıyla:
“Bayraklar dalgalanıyor, borular öttürülüyor ve dalgalar halinde üzerimize geliyorlardı. Ben makinalı tüfeği sabitleştirdim ve oturduğum yerde namluyu öne ve arkaya çevirerek ateş ediyordum. Nişan almıyordum ama ıskalamak olanaksızdı. İki yüz metre bile yoktu aramızda. Çok kalabalıklar ve arazinin kayalık olması nedeniyle yayılamıyorlardı. Bir açıklıktan geliyorlardı üzerimize. Biz bu uçtaydık ve onlar da öteki uçtan geliyorlardı. Ben ateş ediyordum, iki numaram mermi şeridini tutuyor ve kutudan yeni şeritler çıkartıyordu. Diğerleri tüfekleriyle ateş ediyorlardı. Ateşin etkisini göremiyorduk, sanki büyük bir nesneye ateş eder gibiydik. Tek tek insanlar yoktu karşınızda. Her şey birden sona erdi ve birden önümüzde kimse kalmadı...”
General Tawshend
Anekdot: Er Joseph Clements
“Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.”
“Türklerin içinde iriyarı biri vardı, neredeyse iki metrenin üstünde olmalıydı, bizimki de en az onun kadar iriydi. Sanırım prestij için iri adamlarını seçmişlerdi. İkisinde de beyaz bayraklar vardı. Ve ortada duruyorlardı.... Ben ölüleri gömenlerden biri değildim ama siperin kenarına oturdum ve bir süre sonra yanlarına gidip Türk’e sığır kavurması ikram ettim. Gülümsedi, çok sevinmiş göründü ve o da bana ipe dizilmiş incir verdi. Jacko adını verdiğimiz Türk askerlerinden ben de, bizimkilerin hepsi de pek hoşlanmıştık. Onun için kötü bir söz söylendiğini duymadım, temiz dövüşürlerdi ve dünyanın en cesur insanlarıydı. En yoğun ateş karşısında bile durmazlardı, adeta fanatik insanlardı. Onlarla ateşkeste karşılaştığımızda çok esaslı insanlar oldukları sonucuna vardık....”
Anekdot: Er Henry Barnes
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim23.jpg
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim28.jpg
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim27.jpg
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim22.jpg
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim20.jpg
http://www.kimyaokulu.com/hertelden/canakkale/resim14.jpg
narcoleptic
03-17-2006, 04:44 AM
91 YIL ÖNCE BU GECE NE OLDU ?
17/18 Mart 1915 - (Gece)
Nusret mayın gemisi Karanlık limanın yukarı kısmına 20 torpillik mayın hattı döşedi...
kurshad
03-17-2006, 04:50 AM
Harika bir thread olmus.
Hazirlayan ve tum katkida bulunanlara gonulden tesekkurler, bravo!
narcoleptic
03-17-2006, 04:58 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/ck_ertugrulkoyu.jpg
Yarın Atalarımızı Neler Bekliyor ?
18 Mart 1915 - (Sabah, saat: 11)
İngiliz ve Fransız'ların 16 harp gemisi ile Çanakkale Boğazı'na taarruzu...
18 Mart 1915 - (Saat: 14)
Çanakkale'nin ateşler içinde kalması...
18 Mart 1915 - (Saat: 17:45)
Fransız Bouvet zırhlısının bir torpile çarparak batması...
18 Mart 1915 - (Saat: 17:45'ten sonra)
Bouvet zırhlısının yerini almaya gelen İngiliz Irresistible gemisinin de aynı âkibete uğraması...
18 Mart 1915 - (Saat: 17:45'ten sonra )
Irresistible gemisinin yardımına gelen İngiliz Ocean gemisinin de aynı âkibete uğraması... İngiliz Inflexible zırhlısının ağır sûrette yaralanması... Fransız Suffren ve Gaulois zırhlılarının top mermisi isâbeti ile büyük hasâra uğramaları...
http://www.geltag.com/images/savas/diger/ck_tekekoyu.jpg
kurshad
03-17-2006, 04:58 AM
http://www.skyturkonline.com/images/20041019/sehit.jpg
Yukarida fotografta gordugunuz o gencecik insanlarin hepsi belki de o fotografin cekiminden birkac gun sonra sehid oldu. Vatan icin, bayrak icin, namus icin..
narcoleptic
03-17-2006, 05:05 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/ck_seddul.jpg
SEDDÜLBAHİR ÇIKARTMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/ck_ariburnu.jpg
ARIBURNU ÇIKARTMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/ck_nisan.jpg
NİSAN AYI KARA ÇIKARTMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/ck_anzakkoyu.jpg
ANZAK KOYU ÇIKARTMASI
narcoleptic
03-17-2006, 05:08 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_001.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_002.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_003.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_004.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_005.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_006.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_007.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
narcoleptic
03-17-2006, 05:14 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_016.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_014.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_013.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_011.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_010.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_017.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_019.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_023.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_024.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
narcoleptic
03-17-2006, 05:26 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_031.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_026.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_025.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_028.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_027.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_018.jpg
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_030.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
narcoleptic
03-17-2006, 05:34 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/yn_gazmaskesi.jpg
GAZ MASKELİ İNGİLİZ ASKERLERİ
http://www.geltag.com/images/savas/diger/yn_tufek.jpg
PATLAMAYA HAZIR TÜFEK
http://www.geltag.com/images/savas/diger/yn_kuklaat.jpg
KUKLA ATLAR
http://www.geltag.com/images/savas/diger/yn_kukla.jpg
KUKLA ASKERLER
http://www.geltag.com/images/savas/diger/yn_suaritma.jpg
SU ARITMA TANKLARI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_035.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_034.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
narcoleptic
03-17-2006, 05:40 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_000.jpg
ANZAKLAR ( H. MOORE JONES)
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_041.jpg
ANZAK HÜCUMU
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_039.jpg
ANZAK ÇIKARTMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_038.jpg
ANZAK ÇIKARTMASINDA SICAK ÇATIŞMA
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_040.jpg
ANZAK ÇATIŞMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_036.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_037.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
narcoleptic
03-17-2006, 05:46 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_044.jpg
ANZAK ASKERİ ÇEVREYİ GÖZLÜYOR
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_043.jpg
ANZAK ÇATIŞMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_045.jpg
ARKADAŞINI TAŞIYAN ANZAK ASKERİ
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_047.jpg
ANZAKLARIN GERİ ÇEKİLİŞİ
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_046.jpg
ANZAKLARIN GERİ ÇEKİLİŞİ
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_048.jpg
EVİNE DÖNMÜŞ YARALI ANZAK
narcoleptic
03-17-2006, 05:55 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_051.jpg
19 MAYIS 1915
ANZAK SALDIRISINDA ŞEHİT DÜŞEN KAHRAMANLAR
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_052.jpg
İNGİLİZLERCE ESİR ALINAN TÜRK ASKERLERİ
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_054.jpg
KABATEPE'DE İNGİLİZ VE ANZAK ASKERLERİ,
MEMLEKETLERİNE DÖNECEKLERİ GÜNÜ BEKLİYORLAR OCAK 1916
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_053.jpg
ANZAK MEZARLIĞI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_056.jpg
MAJESTİK ZIRHLISI BATARKEN 27 MAYIS 1915
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_058.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
narcoleptic
03-17-2006, 06:05 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_071.jpg
YARALI BİR ASKERE SU İÇİREN ANZAK SUBAYI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_072.jpg
GÖZÜ BAĞLI OLARAK SORGUYA GÖTÜRÜLEN OSMANLI SUBAYI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_074.jpg
ESİR ALINIP İSTANBUL'A GETİRİLEN İNGİLİZ ESİRLER
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_069.jpg
SEDDULBAHİR'DEKİ TABYADA BİR TÜRK TOPU
narcoleptic
03-17-2006, 06:11 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_082.jpg
UÇAKSAVAR TOPU
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_080.jpg
ANZAKLAR MELBOURNE'DAN YOLCU GEMİSİNE BİNERKEN
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_079.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_077.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_078.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_081.jpg
SAVAŞ MANZARALARI
narcoleptic
03-17-2006, 06:17 AM
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_083.jpg
SİPERDE ANZAK ASKERLERİ
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_086.jpg
SİPERDE ANZAK ASKERLERİ
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_087.jpg
SİPERDE ANZAK ASKERLERİ
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_090.jpg
25 NİSAN 1915 ANZAK ÇIKARTMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_088.jpg
İNGİLİZLERİN TEKE BURNU ÇIKARTMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_089.jpg
İNGİLİZ ÇIKARTMASI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_084.jpg
GEMİYE ÇEKİLEN BİR KEŞİF UÇAĞI
http://www.geltag.com/images/savas/diger/bm_085.jpg
9.4 İNÇLİK TÜRK KROPP TOPU
narcoleptic
03-17-2006, 06:22 AM
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_tr_nusret.jpg
NUSRET MAYIN GEMİSİ
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_goeben_yavuz.jpg
GOBEN - YAVUZ ZIRHLISI
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_sosman1_1.jpg
SULTAN OSMAN - I
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_sosman1_2.jpg
SULTAN OSMAN - I
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_breslau_04.jpg
S.M.S. BRESLAU VE GOEBEN İSTANBUL'DA
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_musteciponbasi.jpg
MÜSTECİP ONBAŞI DENİZALTISI
narcoleptic
03-17-2006, 06:32 AM
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_hmsocean.jpg
HMS OCEAN
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_in_hmscomwallis_2.jpg
HMS COMWALLIS İNGİLİZ
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_in_irresistable.jpg
IRRESISTABLE İNGİLİZ
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_in_nile.jpg
NILE İNGİLİZ
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_in_queenelizabeth.jpg
QUEEN ELIZABETH İNGİLİZ
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_riverclyde.jpg
RIVER CLYDE
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_fr_bouvet.jpg
BOUVET FRANSIZ
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_hmsinflexible.jpg
HMS INFLEXIBLE
http://www.geltag.com/images/savas/gemiler/g_swiftsure.jpg
SWIFTSURE
narcoleptic
03-17-2006, 06:36 AM
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_genbirdwood.jpg
GENERAL BIRDWOOD
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_admiralsouchon.jpg
AMİRAL SOUCHON VE SUBAYLARI
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_hamiltongouround.jpg
İNGİLİZ GENERAL HAMILTON - FRANSIZ GENERAL GOURAUND
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_hamiltonderobeck.jpg
GENERAL HAMILTON - AMİRAL DE ROBECK
narcoleptic
03-17-2006, 06:47 AM
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_ataturk_03.jpg
20. YY DAHİSİ MUSTAFA KEMAL
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_ataturk_02.jpg
ŞANLI KOMUTAN
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_ataturk_04.jpg
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK , ESAT PAŞA VE DİĞER SUBAYLARIMIZ
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_ataturk_01.jpg
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_bahnazcemalpasa.jpg
BAHRİYE NAZIRI CEMAL PAŞA
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_seyitonbasi.jpg
EDREMİT - HAVRAN LI MEHMET OĞLU SEYİT ONBAŞI
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_esatpasa.jpg
3.KOLORDU VE KUZEY GRUBUNUN KOMUTANI TUĞGENERAL ESAT(BÜLKAT) PAŞA
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_5nciordu.jpg
ÇANAKKALE CEPHESİNİ YÖNETEN 5.ORDU KARARGAH SUBAYLARI
narcoleptic
03-17-2006, 06:53 AM
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_cocukasker.jpg
ÇOCUK ASKER
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_talatsaidhalimenver.jpg
TALAT PAŞA, SAİD HALİM PAŞA VE ENVER PAŞA
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_almanturk.jpg
ALMAN VE TÜRK PAŞALAR TABYA DENETİMİNDE
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_enverpasa.jpg
BAŞKOMUTAN VEKİLİ ENVER PAŞA KOMUTANLARLA
http://www.geltag.com/images/savas/kisiler/k_ataturk_05.jpg
ŞANLI KOMUTAN MUSTAFA KEMAL MİLLETVEKİLLERİNE SAVAŞ ALANINDA BİLGİ VERİRKEN 14 EKİM 1915
arstekin
03-17-2006, 03:22 PM
Bu millet var oldukça Çanakkale Geçilmez (http://www.blogcu.com/arstekin/367061/).Allah bu milleti korusun!
------------------------
Özgürce yaşamak, tüm
insanların en doğal hakkıdır.
http://www.blogcu.com/arstekin/
afs66
03-18-2006, 02:15 AM
Öncelikle şehitlerimize Allah'tan rahmet dilerim. Allah hepsinden razı olsun.
savaş çıkarsa bunu dinin için yapmayacaksın, vatanın için yapacaksın, bu yüzden askerlikte yapılan dini kısıtlamaları çok doğru buluyorum
sonuçta insan "kazaa" olarak da ibadetini yapabilir daha sonra
arkadaş o fotoğraftaki insanların Allah yolunda şehit olduğunu söyledi, bu yanlış,
şu an kendini bombayla patlatıp öldüren, cihad yapıyorum diye masum insanlara saldıranlarda aynı cümleyi söylerler"Allah yolunda şehit olmak" diye.
Ben orada şehit düşenlrein farklı bir nedeni olduğunu belirtmek için dedim o lafı, tabiki hepimiz müslümanız ama Çanakkale savaşını da bu koulardan muaf tutalım isterseniz
Yahya Kemal Beyatlı'nın bir şiirini buraya yapıştırıyorum. İslam ile Türklüğün birbirinden ayrılmaz kavramlar olduğunu anlatan en güzel sözler olduğunu düşünüyorum. Fazladan yorum yapmayacağım, mısralar zaten herşeyi yeteri kadar anlatıyor.
Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi,
Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi,
Ta ki, yükselen ezanlarla müeyyed namın
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslamın.
.
Qarshi
03-18-2006, 03:15 AM
morto koyundaki dev canakkale abidesi gorenlere hem huzur ve hem de huzun verir...
karadan,aycicegi tarlalari icinden abide'ye giden yol nefistir.
ege'den gemi ile gelirken de turkiye topraklari ilk o dev abide ile secilir.
marmara'dan gemi ile gelirken daglara yazili "dur yolcu" yazisi gozleri yasartir,abide tum yaslari bosaltir...
her turk ailesinden en az bir kisinin canakkale'de sehit veya gazi olduguna inanilir.
genc turkiye cumhuriyeti de o sehit ve gaziler icin dev bir anit dikmeye karar verir
aslinda maddi imkansizliklar ve burokrasi goz onune alininca bu uzun ince bir yoldur...
hatta 42 metrelik anitin 41 yilda son halini aldigi soylenir
50 kusur yil once ,anitin yapimi baslamadan , bir yardim komitesi 4 istanbul takimina da basvurur
Vefa,Besiktas,Galatasaray ve Fenerbahce aralarinda tek devreli lig usulu ile bir turnuva duzenlenip geliri ile
canakkale abide'sine katki yapmayi kabul ederler.
abide icin rekor bir bedel ,100.000 lira toparlanir...
kayitlara gore kuluplerde 40.000 'er lira alirlar.
rustu daglaroglu "Fenerbahce tarihi" kitabinda "maclara muazzam bir alaka" oldugunu yazar...
futbol araciligi ile soylu bir kampanya yapilmis ve istanbul halki da destegini esirgememistir.
Qarshi
03-18-2006, 03:32 AM
İstanbulspor’un renkleri neden sarı-siyah hiç düşündünüz mü? Elbette bu renklerin seçimi tesadüf değil ve elbette bir hikâyesi var. Hem de hazin bir hikâye. Prof. Dr. Cengiz Kuday anlatıyor:
“1915 yılında İstanbul Erkek Lisesi Galata’da Kemeraltı Caddesi’nde bugünkü Saint Benoit okulunun bulunduğu binadaydı. Çanakkale’ye vatan savunmasına katılan İstanbul Erkek Liseli öğrencilerden yaralananlar İstanbul’a dönüyorlar; yaraları okulda tedavi ediliyordu. Bu nedenle okulun taş duvarları hastane rengi olan ‘sarı’ya boyandı. Tedavi görenler tekrar Çanakkale’ye gitti. İstanbul Üniversitesi’ndeki ağabeyleri gibi…
19 Mayıs 1915 Çarşamba günü, Çanakkale Savaşları’nın tarihe en kanlı ve en kayıplı günü olarak geçti. Altı buçuk saat süren hücumun sonunda 2. tümenin çoğu öğrenci olan 10 bin askerinin tamamı eriyip gitti. Bu kanlı günün ardından savaşa gönüllü giden İstanbul Erkek Lisesi öğrencilerinin hiçbiri okullarına geri dönemedi. Okulun Karaköy binasının toplantı salonuna bu haber ulaştığında, okulun yaslı yöneticileri ve öğrencileri arkadaşlarının anısına tüm pencereleri matem rengine, ‘siyah’ renge boyadı. Sarı-siyah renkler, ilerde 1926 yılında İstanbul Lisesi’nin içinden doğan İstanbulspor’un da renkleri oldu.”
O yıl, pek çok okul gibi İstanbul Lisesi de hiç mezun vermedi.
By Aşırı Türkçü
Seckjin Khan
03-18-2006, 03:52 AM
Gayrimüslim şehitlerimiz
Sefa KAPLAN
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1243048.jpg
Onların mezar taşlarında Agop, Artin, Bedros, Jojen, Panayot, Yorgi, Nikola, Konstantin, Mihail, Dimitri gibi pek de alışık olmadığımız isimler yer alıyor. Doğum yılları bir miktar farklı olsa da ölüm tarihleri aynı: 1915. Onlar Çanakkale’da kahramanca savaşan gayrimüslim şehitlerimiz. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan 6 ciltlik, "Şehitlerimiz" kitabında hepsinin künyelerini bulabilirsiniz. Çanakkale’ye giderseniz de ay-yıldızlı mezar taşlarını...
HİÇ kuşkusuz en etkileyici olan, Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati’nin, omuz omuza savaştığı Ali Çavuş’a söylediği sözler...
Çanakkale Savaşı’nın ölüm-kalım günlerinde Yüzbaşı Dimitroyati vurulmuştur. Doktor olduğu için de yarasının ölümcül olduğunu fark etmesi uzun sürmeyecektir. Bunun üzerine, kendisi için çırpınan Ali Çavuş’a dönerek şunları söyler Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati:
"Bak Ali Çavuş, öldüğümde gávur-mavur deyip başka yere gömmeye kalkarlar. Sakın, beni sizden ayırmalarına müsaade etme."
KUTSAL VASİYET
Ne var ki, bir süre sonra Ali Çavuş da vurulmuş ve hastane çadırına kaldırılmıştır. Yarasını ve çektiği acıyı unutan Ali Çavuş, kucağında can veren komutanının vasiyetini yerine getirebilme telaşına düşmüştür hastane çadırında. Başında duran sıhhıye erine Yüzbaşı Dimitroyati’nin vasiyetini aktaracak, bu vasiyetin komutanlığa mutlaka iletileceği ve gereğinin yerine getirileceği sözünü alınca da huzur içinde son nefesini verecektir.
Bu çarpıcı ayrıntı, Kemal Demirel’in, "Anafartalar’ın Beş Günü" adlı kitabında anlatılıyor. Yüzbaşı Dimitroyati, Çanakkale’de vatan için can veren gayrimüslim askerlerin ne ilki, ne de sonuncusu. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan 6 ciltlik "Şehitlerimiz" adlı kitapta, Çanakkale Savaşı sırasında kaybettiğimiz 105 gayrimüslim asker ve subayın künyeleri mevcut.
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1243051.jpg
YÜZBAŞI SOKRAT
"Çanakkale, Gelibolu, Kanlısırt, Arıburnu, Kitre, Seddülbahir ve I. Dünya Savaşı’na sahne olan Çanakkale harp sahalarını gezmek ve binlerce isimsiz vatan şehidinin yattığı bu mübarek toprakları ziyaret ederek ruhlarına bir Fatiha okumak her Türk’ün bir vecibesi ve yurt vazifesi olmalıdır. Bu harp sahalarını ziyarette bulunan her yurttaşın Hac’ca gitmiş kadar sevap işleyeceğine imanım vardır."
Bu satırlar ise Çanakkale Savaşları sırasında Makineli Bölük Komutanı olan Sokrat İncesu’ya ait.
Yüzbaşı Sokrat İncesu, savaştan sağ kurtulabilenlerden. 1964 yılında yayımlanan, "Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale-Arıburnu Hatıralarım" isimli kitabında neler yaşadıklarını son derece çarpıcı bir üslupla anlatıyor.
Bağrımızda yatıyor
"Gavur-mavur deyip başka yere gömmeye kalkarlar, beni sizden ayırmalarına müsaade etme" diyen ve son arzusuna kavuşan Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati’nin ay-yıldızlı mezarı, Çanakkale Şehitliği’nin restorasyon ekibi tarafından temizlendi ve yeniden boyandı.
Kaynak:Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr
Seckjin Khan
03-18-2006, 03:59 AM
Çanakkale'de Türkü,Yahudisi,Gayrimüslimi hep birlikte Düşmana karşı Tek yürek Tek Vatan için çarpıştı.Lütfen Gayrimüslümleri de unutmayalım...
HİÇ kuşkusuz en etkileyici olan, Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati’nin, omuz omuza savaştığı Ali Çavuş’a söylediği sözler...
Çanakkale Savaşı’nın ölüm-kalım günlerinde Yüzbaşı Dimitroyati vurulmuştur. Doktor olduğu için de yarasının ölümcül olduğunu fark etmesi uzun sürmeyecektir. Bunun üzerine, kendisi için çırpınan Ali Çavuş’a dönerek şunları söyler Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati:
"Bak Ali Çavuş, öldüğümde gávur-mavur deyip başka yere gömmeye kalkarlar. Sakın, beni sizden ayırmalarına müsaade etme."
KUTSAL VASİYET
Ne var ki, bir süre sonra Ali Çavuş da vurulmuş ve hastane çadırına kaldırılmıştır. Yarasını ve çektiği acıyı unutan Ali Çavuş, kucağında can veren komutanının vasiyetini yerine getirebilme telaşına düşmüştür hastane çadırında. Başında duran sıhhıye erine Yüzbaşı Dimitroyati’nin vasiyetini aktaracak, bu vasiyetin komutanlığa mutlaka iletileceği ve gereğinin yerine getirileceği sözünü alınca da huzur içinde son nefesini verecektir.
YÜZBAŞI SOKRAT
"Çanakkale, Gelibolu, Kanlısırt, Arıburnu, Kitre, Seddülbahir ve I. Dünya Savaşı’na sahne olan Çanakkale harp sahalarını gezmek ve binlerce isimsiz vatan şehidinin yattığı bu mübarek toprakları ziyaret ederek ruhlarına bir Fatiha okumak her Türk’ün bir vecibesi ve yurt vazifesi olmalıdır. Bu harp sahalarını ziyarette bulunan her yurttaşın Hac’ca gitmiş kadar sevap işleyeceğine imanım vardır."
Bu satırlar ise Çanakkale Savaşları sırasında Makineli Bölük Komutanı olan Sokrat İncesu’ya ait.
Yüzbaşı Sokrat İncesu, savaştan sağ kurtulabilenlerden. 1964 yılında yayımlanan, "Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale-Arıburnu Hatıralarım" isimli kitabında neler yaşadıklarını son derece çarpıcı bir üslupla anlatıyor.
Bağrımızda yatıyor
"Gavur-mavur deyip başka yere gömmeye kalkarlar, beni sizden ayırmalarına müsaade etme" diyen ve son arzusuna kavuşan Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati’nin ay-yıldızlı mezarı, Çanakkale Şehitliği’nin restorasyon ekibi tarafından temizlendi ve yeniden boyandı.
Bu İnsanlar'a saygımız sonsuz....
narcoleptic
03-18-2006, 05:42 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/Kapak.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/30.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/4.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/9.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/14.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/26.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/38.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/43.JPG
:!: www.canakkalesehitleri.org (http://www.canakkalesehitleri.org/) :!:
TIKLAYINIZ
narcoleptic
03-18-2006, 05:48 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/5.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/7.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/11.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/29.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/33.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/34.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/31.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/32.JPG
narcoleptic
03-18-2006, 05:51 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/35.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/37.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/41.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/10.JPG
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/13.JPG
narcoleptic
03-18-2006, 05:55 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20brosurico/Kapak.jpg (http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/Kapak.JPG)
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Baskan.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Cumhuriyet1.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Dolunay.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Sancak.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Yolculuk.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:13 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Yuruduler.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Galata%20Koprusu.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Sehit.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Askerler.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Cumhuriyet.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Seyid%20Onbasi.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:16 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Bayram%20Namazi.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:32 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Bayram%20Namazi.jpg
:!: www.canakkalesehitleri.org (http://www.canakkalesehitleri.org/) :!:
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Bayrak.jpg
:!: www.canakkalesehitleri.org (http://www.canakkalesehitleri.org/) :!:
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Cuma%20Hutbesi.jpg
:!: www.canakkalesehitleri.org (http://www.canakkalesehitleri.org/) :!:
narcoleptic
03-18-2006, 06:39 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Film.jpg
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Doktor.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:42 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Esirler1.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:44 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Arkaic.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:46 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Esirler.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:51 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Bayram%20Sanahi.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:53 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Kuru%20Fasulye.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:55 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Bir%20Yuzuk%20Hikayesi.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:57 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Huseyin%20Kacmaz.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 06:58 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Dimitroyati.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 07:01 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Anne%20ve%20Ogul.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 07:03 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Donanma.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 07:04 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Tarih.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 07:05 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Askerler1.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 07:07 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Dedeler.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 07:11 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/TAKVIM2005/Subat.jpg
narcoleptic
03-18-2006, 07:12 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/TAKVIM2005/Ocak.jpg
dedeefendi
03-18-2006, 07:17 AM
Gazi Mustafa Kemalin de çok sevmiş olduğu Çanakkale Türküsü Nazan Sivaci'nin ağzından gerçekten çok güzel söylemiş.
http://rapidshare.de/files/15808842/...T_RK_.rar.html (http://rapidshare.de/files/15808842/_ANAKKALE_I_INDE-_USSAK_T_RK_.rar.html)
şifre: dedeefendi
narcoleptic
03-18-2006, 07:42 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/1%20brosur/37.JPG
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ TANITIM VE ARAŞTIRMA DERNEĞİ TARAFINDAN YAPILAN ÇANAKKALE ANİMASYONUNU İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
:down:
http://rapidshare.de/files/15810524/CANAKKALEANIMASYON.rar.html (http://rapidshare.de/files/15810524/CANAKKALEANIMASYON.rar.html)
:up:
İYİ SEYİRLER...
mehmet_2006
03-18-2006, 02:48 PM
İŞTE ÇANAKKALE SAVAŞI'NDAKİ GAYRİMÜSLİM ŞEHİTLERİMİZ
http://www.haberturk.com/news/221072.html
Ahde Vefa
03-19-2006, 03:09 AM
http://www.canakkalesehitleri.org/brosur/2%20Brosur/Askerler1.jpg
Kurban olurum bu bayraga....
mustafa06
03-19-2006, 05:03 AM
18 Mart gününü evimde gechirdim, Özellikle TRT 'nin yayınlarını izledim chanakkale zaferi ile ilgili proğramları doya doya izledim. Bazen tüylerim diken diken oldu, bazen ağlamaklı oldum. El achıp dua ettim, Birdaha Allaha shükrettim.
Bu ülke ichin emek ve can verenlerin ruhlarına dua ettim.
Millet olarak; Birlik ve beraberlik ichinde olmamız ichin chok sebep var.
chanakkale ve kurtulush savashlarında atalarımızın ortaya koyduğu insan üstü gayret ve o ruh halinden ders almak ve bağımsızlığımızın kıymetini bilmek zorundayız
narcoleptic
03-20-2006, 07:06 AM
ÇANAKKALE MUHAREBELERİ'NİN SOSYO-EKONOMİK VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ
Çanakkale Savaşı Birinci Dünya Savaşı'nın kaderini tayin eden en kritik savaşlardan biriydi. Osmanlı Devleti'nin çarpıştığı cephelerden biri de Çanakkale 'ydi. Ve en başarılı olduğu cephe de buydu. Belki denilebilir ki diğer cephelerden daha ziyade imparatorluğun uzak topraklarının, ücra köşelerinin devletten kopması kaçınılmaz görülen toprakların savunulması söz konusu idi. Çanakkale 'de ise ana vatanın savunulması vardı.Yani buradaki bir yenilgi, boğazların, başkentin düşmesi, ülkenin yenilgiye uğraması hatta kısacası bütün ülkenin elden çıkması demek olacaktır. Bu psikolojik etkinin verdiği moral ve güç ile ve Mustafa Kemal Atatürk'ün üstün komutanlığı altında Türk milleti, Çanakkale 'de binlerce şehit vermesine rağmen ülkesini savundu ve bunda başarılı oldu. [/URL]
Çanakkale Harbi bir çok noktalarda, eski harplerden farklıdır. Türkler Cihan harbine tam anlamı ile Çanakkale ve Galiçya'da varmışlardır. Kafkasya 'da Irak ve Suriye'de olan savaşlar genel harbin gösterdiği özellikler değildir. Fakat Çanakkale 'de Türkler dünyanın en kuvvetli ve en büyük orduları ile çarpışmışlar, daha önce savaşlarda kullanılmayan teknik ve taktiklere karşı koymaya çalışmışlardır. Böylece Türk Milleti 'nin savaş karşındaki psikolojisini Çanakkale'de bulabiliriz. Çanakkale savaşan iki tarafın da savaştan önce, savaş anında, savaş sonrasındaki psikolojileri aynı değildir. Türk milletinin psikolojisini şekillendiren olgu vatan bilincidir. Çanakkale muharebesi tamamı ile Türk topraklarında geçtiği için savaşın getirdiği tüm olumsuzlukları da Türk milleti çekmiştir. Kurtuluş Savaşı ve sonrasında gelişen milli bilincin uyanması Çanakkale Savaşı'nda oluşmuştur.
[URL="http://www.forum.uz/"] (http://www.kultur.gov.tr/canakkale.asp?belgeno=52464#_ftn1)
ÇANAKKALE MUHAREBESİ'NİN PSİKOLOJİK TESİRLERİ (http://www.forum.uz/)
Çanakkale Savaşı'nda itilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı zorlayıp içeri girmek istedikleri zaman Türk Milletinin bunlara karşı koyacak sağlıklı araçları yoktu. Çanakkale istihkamları eski toplarla eski araçlarla savunuluyordu. Kalelerimiz betonarme bile değildi. Bu kalelerin sağlıklı ve kuvvetli bir donanmaya karşı koyamayacağı herkesçe biliniyordu. Aynı zamanda düşmanın karaya asker çıkarmasına engel olacak savunma araçlarımız yeterli değildi. Yalnız boğazı torpille doldurmuştuk, düşman bunları torpil aracılığıyla gemilerle topluyordu. Donanmamız Yavuz ve Midilli'den ibaret gibiydi. Yani düşmana göre zayıf bir mevkide gibiydik. Yalnız boğazın coğrafi özelliklerinden faydalanacağı ümit ediliyordu.
Böylece savunma araçlarımız bugünkü bilimsel gelişmelerden ve savaş tekniklerinden çok uzaktı. Fakat bütün bu eksikliklere rağmen başarı Türk Ordusu'nun oldu. Bu başarıda Türk Ordusu'nun manevi üstünlüğü etkili oldu. Türk Ordusu yüksek bir maneviyetın gerek gördüğü bütün şartları bünyesinde toplamıştı. Öncelikle ordu, dini, vatani milli hislerle dolu insanlardan oluşuyordu. Atalarımızın miras bıraktığı bu toprağı bu duygularla müdafaa ediyorlardı. Türk Milletinin geleceğini tehlikede gören insanlar her türlü fadekarlığı göze almaktan çekinmiyorlardı. Yıllarca yaşanmış ortak kan ve dil birliği bütün orduyu birbirine bağlıyor. Bütün orduyu birbirine bağlıyor, bütün bu etkenler tek amaç etrafında birleşiyordu. Orada birey değil, millet mevzu bahisti. Böylece bireyde korkaklık ve kişisel çıkarlar söz konusu değildi.
Türk Milletinin bu maneviyatını yaratan etkenlerden biri de dini duygularından kaynaklanıyordu. Din insanları, yüksek düşüncelere, bağımsızlığa güdüleyen önemli unsurlardan birisidir. Türk Milleti dinine düşkün, maddi kuvvetlerden ziyade manevi kuvvetlere inanır.
ÇANAKKALE MUHAREBESİNİN SOSYO-EKONOMİK ETKİLERİ
Çanakkale Muharebelerinde Türk kuvvetlerinin 57.000 şehit, 100.000 yaralı, 10.000 kayıp, 21.000 hastalıktan vefat, 64.000 hasta olmak üzere 252.000 zayiatı vardır.Çanakkale Muharebesi Türk Ordusu'nun zafere inanıp, kazanmasına ve ulusun moralinin yükselmesine neden olmuştur. Türk Milletinin Kurtuluş Savaşı'ndaki mücadele gücünün yaratılmasına neden olmuştur. Çanakkale Cephesi'nde ki insan kaybımız diğer cephelerde ki kayıplarımıza oranla çok daha fazla olmuştur. İnsan gücü açısından yaratılan bu boşluk sadece 1.Dünya Savaşı boyunca değil, milli mücadele sonuna kadar bile doldurulamayacaktır.
Çanakkale Muharebelerine sahne olan, Gelibolu Yarımadası gibi daracık bir toprak parçasında Türk Milleti binlerce aydınını, okumuşunu yitirmiştir. Çanakkale Savaşı başta olmak üzere 1.Dünya Savaşı boyunca tüm cephelerde verdiğimiz yetişkin insan gücü ve kalifiye eleman kaybının olumsuz etkileri bu savaşların bitiminden çok sonra bile hissedilecektir.
Yakın tarihimizin henüz yeterince araştırılıp, dökümü yapılmamış olan bu bir yılık dönemde yüz binden fazla öğretmen, mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk Ocaklarında yetişmiş insan kaybedilmiştir. Bunun en önemli olumsuz sonucu ise Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ve bunu izleyen devrimlerin halk tarafından benimsenip kurumsallaşmasını geciktirmiştir.
Çanakkale Muharebeleri, Türk Ordusu'nu son derece yıpratmıştır. Osmanlı Devleti'nin sayılı kaynaklarının belirgin ölçüde azalmasına neden olmuştur. Bu da savaşın genel gidişatı üzerinde olumsuz etki yapmıştır. Osmanlı Devleti sınırlı askeri ve ekonomik kaynaklarının büyük bölümünü Çanakkale Cephesi'ne aktarmak zorunda kalmışlardır. Bu da diğer cephelerde savaşın kaybedilmesine neden olmuştur.
Çanakkale Muharebesi, ekonomisi tarıma dayalı olan bir milletin, savaş sonrasında kaybettiği genç ve dinamik insanlarından dolayı savaştan sonra ekonomide belirgin azalmalar görülmüştür. Uzun yıllar verimli topraklar sürülüp ekilememiştir.
Kuşkusuz Çanakkale Savaşları'nın burada ancak özetlenebilen bu özelliklerinin her biri üzerinde daha derin incelemeler ve araştırmalar yapılabilir. Aslında, özellikle yabancı dillerde yayınlanan ve Çanakkale Muharebelerini konu alan kitap,makale, inceleme gibi araştırmaların sayısı çok fazla olduğu gibi, bu güne kadar bu çalışmalar devam etmektedir. Aradan geçen seksen yılı aşkın bir süreye rağmen konunun hala ilgi çekmesi de bize Çanakkale Muharebeleri'nin önemini gösteren husustur.
Ancak bizler bu önemli muharebeleri yeterince bilmiyor ve anlatamıyoruz. Yabancıların yenildikleri bu savaşlar için yazıp çizdikleriyle kendi yazıp çizdiklerimiz karşılaştırılırsa bizim ne kadar az yazdığımız görülecektir. Çanakkale Muharebeleri'nin milli ve milletler arası siyaset ve sayısal yönleri açısından ele alıp inceleyen kapsamlı bilimsel bir eserin henüz yazılamadığı hazin gerçektir.
Şüphe yoktur ki bu muharebe her şeyden önce kendi milli tarihimiz, bu günümüz ve yarınımız için önemlidir. Çanakkale Türk Milleti öz vatan topraklarını savundu. Vatan için öldü bu nedenlerdendi ki bu savaşa yabancılardan çok bizim sahip çıkmak zorundayız. Bu sahip çıkış ise, ancak yeni belge ve kaynaklar ışığında daha objektif, çok yönlü ve bilimsel olarak inceleyip değerlendirilerek gelecek nesillere çok iyi bir şekilde anlatmakla mümkündür. (http://www.forum.uz/)
KAYNAKÇA
BAŞARAN, Selami, "Çanakkale Muharebesi'nin nedenleri Deniz ve Kara Harekatına Genel Bir Bakış" Çanakkale Savaşlarının Askeri ve Siyasi Yönü Sempozyumu Bildirileri, 18 Mart 1986 ODTÜ Yay., Ankara 1987
BAYUR, Yusuf Hikmet, Türk İnkilab Tarihi, c.3/2 . T.T.K. yay. Ank. 1991
M.Zekeriya ,"Çanakkale Harbinin Psikolojisi", Çanakkale, der. Abrurahman Güzel, Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi Yayınları, Çanakkale 1996
narcoleptic
03-20-2006, 07:28 AM
S.R.D. KAVANOZLARI ( ŞİŞELERİ )
Çanakkale savaş alanlarında dolaşanlar bilirler. Üzerinde S.R.D yazılı kahverengi ve bej renkli seramik kavanoz parçalarına sık sık rastlanır. Bu kavanozlardan Istanbul Cukurcuma antikacılarında bütün olarak bulmak mümkündür.
Bunlar İngiltere'de Gibbs&Cunning şirketi tarafından 1847 ve 1930 arasında üretilmiş Rom şişeleriydi ve Arap çöllerinden Çanakkale savaşlarına ve Avrupa'da 1.Dünya savaşı Batı Cephesi ne kadar İngilizlerin katıldığı bütün savaşlarda bu rom şişeleri de İngiliz birlikleri ile birlikte bulundu.Standart olanları içinde yaklaşık 4 litre Rom bulunuyordu.
S.R.D harfleri "Supply Reserve Depot" anlamını taşıyordu. S.R.D. İngiltere'deki bütün askeri şişelerin depolandığı ve dağıtıldığı deponun adıydı. Bu şişelere sadece Rom konduğunu söylemek de yanlıştır.Asit, yağ hatta mürekkep konduğu da olmuştur. Savaş alanlarında da içlerindeki asıl muhteviyatı tükendikten sonra daha çok su depolamak için kullanılmışlardır.
İngiliz askerleri bu şişelerin üzerindeki harfleri esas alarak birçok alaycı isimler üretmişlerdirç Bunlardan birkaçı şunlardır:Rom Department Service,service Rum Diluted ,Seldom Reaches Destination .
http://www.canakkale1915.com/srdjar.jpg
narcoleptic
03-20-2006, 07:44 AM
" KEMALYERİ ADINI BEN KOYDUM "
http://www.canakkale1915.com/esatmaltepe.jpg
1915 yılı 25 Nisanında Gelibolu'daki Üçüncü Kolordu Kurmaybaşkanı olarak bulunuyordum. Kolordu Kumandanımız Esat Paşa idi. Sabah erken saatlerde kapım vuruldu. Kumandanın sesiydi bu: - Başkan, kalkınız düşman çıkarma yapmağa başladı, Mustafa Kemal Bey telefonla bildiriyor, diyordu. Yataktan nasıl sıçradım, nasıl giyindim bilmiyorum. Telefon başında kumandanla buluşup bütün karargâh vazife başına gelmiş bulunuyordu. Gerekli emirleri verdikten sonra Eceabat bölgesine gitmeye hazırlandık. Kumandan bir aralık, Ordu Kumandanı Leyman Paşayı görmeğe gitti. Dönüşünde biz de bir küçük vapura dolarak hareket ettik. Yarı yolda karşılaştığımız Barbaros zırhlısı işaretle bizi yanına çağırdı. Yanaşarak Süvari kulesine çıktık. Süvari bize:
Az evvel bir düşman denizaltısıyla karşılaştık, çok dikkatli gidiniz, dedi. Demek düşman denizaltıları Boğazı da geçebilirmiş?... Ayrılarak yolumuza devam ettik. Bir saatlik tehlikeli bir yolculuktan sonra Maydos yakınlarında Kilya iskelesine çıktık.
Gelibolu yarımadasının batısında yükselmiş bir düşman balonu görünüyordu. Düşman gözetleme balonlarıyla bizim herşeyimizi, her yerimizi görüyor, böylece donanmasının ateşini düzenlemek imkânını buluyordu. Top ateşleri çok şiddetliydi. Kilya iskelesinden Maltepe'ye çıkarak karargâhımızı kurduk. Savaş olanca şiddetiyle devam ediyordu. Yarımadanın batısı Arıburnu ve Seddülbahir kıyıları iki yüzden fazla İngiliz, Fransız gemileriyle kaplanmış bir haldeydi. Arıburnu ve Seddülbahir'le telefon irtibatı kurmuştuk. Düşman karaya çıkmağa muvaffak olmuş, lâkin ilerlemesine meydan verilmiyor, ilk sokulmağa çalışanları geriye püskürtmeyi başarabiliyorduk. Yedek kuvvetler yetişince denize döküleceği kanısındaydık.
Yakınlarımızda 19 ncu tümenin yaralıları toplanmağa başlıyordu. Evvelâ yüzleri, sonra binleri bulan bu gaziler mütemadiyen geliyor, gelenler gittikçe artarak insana bu tabloyu seyretmek ayrı bir hüzün veriyordu. Arasıra ingilizlerin meşhur zırhlısı 38,5 lıklarını bulunduğumuz tepelere kadar savuruyor, Seddülbahir tarafından haberler daha üzücü, daha ezici oluyordu. Bir aralık 19 ncu tümenin bulunduğu yere gitmek, kumandan Mustafa Kemal beyle görüşmek ve onlara ne gibi yardımlarda bulunabileceğimizi öğrenmek için Kolordu kumandanından izin aldım. Yanımda bir subay vardı. Nerede olduklarını bilmiyordum. Yanlız, düşmanın yanıbaşında ve şiddetli ateş altında bir sel yarıntısı içindeki çalılıklar arasında bulunduklarını bildirmiştiler. Arazi çok fundalıktı. Hiçbir yol, hiçbir iz de yoktu. Nihayet ilk hattın arkasında bir dereye sokulduk. Atlardan indik. Sırta çıkar çıkmaz şiddetli bir makineli tüfek ateşine tutulduk. Pek ileri sokulduğumuzu anlıyarak, hemen geriye sıyrıldık ve biraz daha sağa saptık, bir erin yardımıyla karargâhı bulmuştuk. Oraya kadar eğile eğile girdik. Fundalıklar arasında, dünmandan bin metre kadar uzakta iki metre kadar yükseklikte bir sarı toprak yığıntisı içinde bir telefon ve bir ayaklı dür bün... Dürbünün başında seferi kıyafetiyle Mustafa Kemal bey, telefon başında da onun kurmayı izzettin bey, yanında da bir kaç zabit ve er vardı. Kumandan Mustafa Kemal bey beni görür görmez sarılarak öptüler:
Aman, çok iyi zamanda geldiniz!... dürbünle bakınız, bizim kahramanlar düşmana nasıl atılıyorlar görünüz, dedi. Ben o anda gördüğüm manzarayı anlatamam. Kendilerine:
Karargâhınız hep burada mı kalacaktır? diye sordum.
Evet... Şimdilik öyle... cevabını verdiler. - Burasının adı nedir? dedim.
Sel yarıntısının adımı olur, cevabını verdiler. Gülüştük. Derhal beynimde bir şimşek çaktı, gazalarını tebrik ettim, ayrıldım.
Karargâhımıza geldiğim zaman 19 ncu tümene yazılacak bir emir müsveddesi getirdiler, baş tarafına şöyle . yazdım: "Kemalyeri'nde 19 ncu tümen kumandanlığına" kumandan Esat Paşa bunu görünce gülümsedi:
Güzel bir isim buldunuz Fahrettin bey, dedi. Kâğıdın cevabı derhal geldi. İmza yeri şöyle yazılmıştı:
"Kemalyeri'nde 19 ncu tümen kumandanı Mustafa Kemal".
Yer kemalini bulmuştu, benim koyduğum isim bu kahraman tümen kumandanı tarafından kabul edilmişti. Bu olaydan nice yıllar sonra o, Çanakkale'de vatanı kurtardığı gibi asıl Kurtuluş Savaşının sonunda da yepyeni bir Türkiye kuracak ve ben hem Kurtuluş Savaşında ve hem de onun hayatı boyunca ve Ordu Kumandanlığında hizmet görecektim.
Kurmay Albay Fahreddin (Altay)
narcoleptic
03-20-2006, 08:03 AM
ATATÜRK'ÜN 1934 ANZAK KUTLAMALARI SEBEBİYLE GÖNDERDİĞİ MESAJ
http://www.canakkale1915.com/ataturk.gif
“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı,Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Mustafa Kemal Atatürk
Yaklaşık 3 saatten beridir konuyu okuyorum. Yazılanları okurken bir yerde gözüme takılan bir anekdot vardı. Şu can vermek üzereyken mermiyi vücudundan çıkarıp oğluna verilmesini isteyen ecdadın, oğluna söylenmesini istediği söz. Bu merminin hakkını ver! Altına da ek yapmışlardı sanırım yazıyla. Bu merminin hakkını kim verecek? diye.
Dün Beyazıt'ta tramwayda giderken yanıma yaşlıcana bir beyefendi oturmuştu. Tam o sırada bir anons "Sayın yolcularımız, hırsızlık olaylarına karşı lütfen dikkatli olunuz" gibi bi şeydi işte. İkimizde acıyla utanmışlık duygusunu hisseder gibi birbirimize baktık, sanki hırsız bizmişiz gibi.
Evladım! dedi. Ne acı bir uyarı anonsu değil mi? dedi.
-Evet dedim. Karaköy'e kadar beraber ülkemizin geldiği bu bozulmuşluğu, ahlaki çöküntüyü konuştuk.
Çanakkale'de yenilen o merminin hakkını kim? nasıl? verecek diye düşünürken aklıma bu konuşma geldi. Konuşmamızın sonlarına doğru,
Amca dedim, bir anonsla başlayan muhabbetimiz güzeldi de yakında inşallah, "Sayın yolcularımız lütfen namusunuza sahip çıkınız" diye başka anonslar duymayız diye de, kendisine şakayla karışık korkumu dile getirdim. Evladım dedi, böyle giderse sen olacağa bak! Amcam İstanbul Üniversitesi'nde Profesörmüş. İnerken iyi dileklerimizi birbirimize iletirken söyledi. Adınıda söyledi ama unuttum. Zaten önemli değil.
Önemli olan o merminin hakkını nasıl ödeyeceğiz?..
Konuyu açan ve katkıda bulunan arkadaşlara ecdadın selamı var. Tabii ki benimde teşekkürüm.
arstekin
03-28-2006, 07:49 PM
Çanakkale Ruhu Her Yerde
Dünya Tiyatrolar Günü’nde Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nu hınca hınç doldurmayı başaran Siirt Gazi Lisesi, “Çanakkale Geçilmez” oyunuyla bu büyük destanı bir kez daha yaşattı
http://www.tercuman.com.tr/arsiv/2006/03/29/image//a.jpg
ÇANAKKALE Geçilmez adlı oyunu başarıyla sergileyen
Siirt İMKB Gazi Lisesi öğrencileri izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Oyunu yazan Atatürk Anadolu Lisesi öğretmenlerinden Muammer Erdönmez, Güneydoğu’dan artık kötü haberlerin değil, tüm Türkiye’yi kucaklayan birlik beraberlik mesajlarının yayılmasını istediklerini vurguladı. Siirtli gençler ise oyun sonunda izleyicilerle kucaklaşırken, başarılarının Çanakkale ruhunu içlerinde hissetmelerinden kaynaklandığını söyledi.
Önceki gün oyun öncesi Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’na gelen konukların da gençler kadar heyecanlı olduğu gözlendi. Oyunun hazırlanmasında büyük katkıları olan Siirt Valisi Hüseyin Avni Mutlu da gençlerle aynı heyecanı paylaştığını belirterek, Siirt halkının oyuna büyük bir ilgi gösterdiğini kaydetti. Vali Mutlu, “Çok klasik bir söz ama Çanakkale gerçekten Cumhuriyet’in önsözünün yazıldığı yer ve tarihimizin en önemli dönüm noktalarından. Ülke sevgisi, vatan sevgisi, insan sevgisi Çanakkale Zaferi ile herkesin içine iyice yerleşmiştir. Gazi Lisesi öğrencilerimizin gerçekleştirdiği bu etkinliği milli manevi değerlerimizin pekiştirilmesi açısından çok önemli olarak değerlendiriyorum. Katılan ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
İlgi çok yüksek
Siirt Gazi Lisesi öğrencilerinin Çanakkale Şehitliği’ni ziyaret etmesi ve bütün destanı öğretmenlerinden dinleyerek, içlerinde uyanan vatan sevgisini anlatmalarıyla başlayan oyun, izleyenlerin duygulu anlar yaşamasına neden oldu. 16 sahnelik uzun oyun boyunca ilgisi hiç dağılmayan izleyiciler oyuncuları sık sık alkışladı. Oyunu en çok heyecan içinde izleyen ise Siirt Gazi Lisesi Müdürü Erdoğan Atabay oldu. Atabay, kendilerini konukseverlikle karşılayan İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ve Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu yetkililerine teşekkür ederek, “Siirt’ten yurdun en uzak köşelerinden birinden bu oyunu sergilemek için gelen çocukların böylesi bir salonda, böylesi bir topluluğa karşı ilk kez oynamaları nedeniyle hatalarını herkes mazur görsün. Bu oyun için çok uzun süre hazırlanılmadı. Öğrencilerimiz severek ve isteyerek oynadıkları için başarılı oldular” dedi.
Milli ruh yansıdı
Siirt İl Milli Eğitim Müdürü Şerafettin Demirci Gazi Lisesi’nin 3 yıllık bir okul olduğunu belirterek gençlerin kendilerini ve ülkelerini tanımaları adına bir milli ruhla bu oyunu Siirt’te 3 kez sergilediklerini kaydetti. Demirci, “Aynı ruhla Siirt halkının inandıkları değerlerin neler olduğunu aktarmak için oyunu sergilemeye devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızın Çanakkale’deki birlik ruhunu taşımaları yaşanan kötü sürecin önlenmesinde çok önemli” diye konuştu. Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’ndaki oyunu Siirt Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey’ın yanı sıra Siirt Milletvekilleri Öner Ergenç, Öner Gülyeşil ile birlikte yaklaşık 1000 kişilik bir topluluk izledi.
Oynayan gençler tiyatrocu olmak istiyor
ÇANAKKALE Şehitliği’ni ve destanın yazıldığı her köşeyi büyük bir heyecanla gezdiklerini söyleyen gençler, bugün sahip oldukları her şeyi kanının son damlasına kadar savaşan kahramanlara borçlu olduklarını belirtiyor. Gazi Lisesi öğrencileri, büyük bir zevk ve istekle oyunda rol aldıklarını belirterek, İstanbul’da böyle önemli bir salonda oyun sergilemenin kendilerini daha çok teşvik ettiğini söylediler. Arkadaşımız Esra Cengiz’e konuşan öğrenciler, aralarında bu işi profesyonelce yapmak isteyen olup olmadığı sorusuna ise hep aynı yanıtı verdi: ‘Ben tiyatrocu olacağım’. Pek çoğu ilk kez geldikleri İstanbul’u gezmenin ve keşfetmenin oyun sırasındaki heyecanlarından daha fazla olduğunu belirtti.
Esra CENGİZ / İSTANBUL
29.03.2006
http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=37263&baslik=%C7anakkale%20ruhu%20her%20yerde&katid=8 (http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=37263&baslik=%C7anakkale%20ruhu%20her%20yerde&katid=8)
------------------
Özgürce yaşamak,
tüm insanların en doğal hakkıdır.
http://www.blogcu.com/arstekin/
suhhan
12-12-2006, 08:58 AM
herkese merhabalar arkadaşlar
illere göre şehit listeleri hususunda bir bilginiz var mı
ya da en güvenilir liste hangisidir bu hususta bilginiz var mı..
teşekkürler
emekleriniz için ayrıca teşekkürler...
düzelti:
evet buldum sanırım...
tekrar teşekkürler
ha_ay
12-16-2006, 04:55 PM
Fiilen 3 Kasım 1914'te başlayan Çanakkale Savaşları 9 Ocak 1916 tarihinde İtilaf Devletleri'nin çekilmesiyle sona erdi. Çanakkale'de ortaya çıkan rakamlar savaşın ne kadar şiddetli geçtiğini anlatmaya yetiyor. Yaklaşık bir yıl süren çarpışmalar sonucunda İtilaf Devletleri 252 bin kayıp verirken, Osmanlı Devleti ise 251 bin şehit verdi.
3 Kasım 1914'te Seddülbahir Kalesi'ndeki cephaneliğe yapılan saldırıda 5 subay 83 er şehit oldu. Bunlara "ilk şehitler" deniyor.
Rumeli Mecidiyesi'nde görev yapan Topçu er Seyit 275 kilo 600 gram ağırlığındaki top mermisini tek başına kaldırıp namluya sürerek ateş etti; Ocean zıhlı gemisi sulara gömüldü.
19 Mayıs 1915'te cepheye katılan 100 kadar İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi 3 saat içinde şehit düştü. İstanbul Tıp Fakültesi 1921 yılına kadar hiç mezun veremedi.
Karşılıklı siperlerin en yakın mesafesi 5 metre olduğu halde çatışmalar sürdü.
Savaşta 60 İngiliz uçağına karşılık 22 Türk uçağı bulunuyordu.
İngilizler 205 bin, Fransızlar 47 bin kayıp verirken İtilaf Devletleri'nin toplam kaybı 252 bin olarak tespit edildi.
İngiltere (sömürge askerleri dahil) savaşa 469 bin askerle katıldı.
O gün için 700 bin Türk askeri bulunuyordu.
Osmanlı Devleti toplam 251 bin şehir verdi. 10 bin askerimiz kayıp.
Savaşta 57. Alay'ın bütün mensupları şehit düştü. Bir daha 57. Alay kurulmadı. Bu Alay'ın sancağı halen Avustralya Savaş Müzesi'nde sergilenmektedir.
25 şehitle Kastamonu'nun Güzlük köyü en fazla kayıp veren köy olarak kayıtlara geçti.
En çok şehit veren ilk beş ilin sıralaması ise şöyle: Bursa 3274; Balıkesir 3003; Konya 2683; Kastamonu 2527; Denizli 2258.
İstanbul 1908 şehit verirken bu savaşla birlikte adı tarihe geçen Çanakkale ise 1876 şehit verdi. Tabii burada diğer illerden alınan askerlerin Çanakkale dışındaki cephelere gönderilmesi gerçeği de göz ardı edilmemeli.
Savaş sırasında Saroz Körfezi'ne 300 kadar Yunan asker çıkarıldı ancak bunlar korktukları gerekçesiyle tekrar geri gönderildi.
İtilaf Devletleri safında 600 kişiden oluşan Siyon Katırcılar Birliği de savaşa katıldı.
alinti: zaman.com.tr
BOZ-OK
12-17-2006, 02:50 AM
Fiilen 3 Kasım 1914'te başlayan Çanakkale Savaşları 9 Ocak 1916 tarihinde İtilaf Devletleri'nin çekilmesiyle sona erdi. Çanakkale'de ortaya çıkan rakamlar savaşın ne kadar şiddetli geçtiğini anlatmaya yetiyor. Yaklaşık bir yıl süren çarpışmalar sonucunda İtilaf Devletleri 252 bin kayıp verirken, Osmanlı Devleti ise 251 bin şehit verdi.
Bu arada, Canakkale savasi kayiplariyla ilgili olarak hep yapilan bir yanlisligi duzeltme ihtiyacini duydum... Yukarda verilen rakamlar, "savas kaybi" rakamlaridir ki, sehit, yarali, esir, hasta, kacak da dahil olmak uzere butun savas kayiplarini icerir... Genel Kurmay Baskanligi Askeri Tarih Arastirmalari Strateji Etudler Daire Baskanligi tarafindan yapilan arastirmaya gore, Turk ordusunun sehit sayisi 57 bin, dusman kuvvetlerinin olu sayisi da 60 bin civarindadir...
http://www.canakkale1915.com/sehitsayisi.htm
DrAydan
12-17-2006, 08:05 AM
http://img73.imageshack.us/img73/2153/6em8.jpg
Kenanhan
02-19-2007, 09:53 AM
Azman Dede Balikesir`de son gömdügümüz Çanakkale gazisi Ivrindi'nin
Mallica köyünden 104 yasinda Azman Dede idi. Gençliginde iki metreyi
askin boyu,dev görünümüyle insan azmanisayilmis herkes ona azman demeye
basami,soyadi kanunu çikinaca da Azman soyadini almisti.
http://www.hekimce.com/resimler/canakkale_cocuk.jpg
Esas ismi adeta unutulmustu.Yillar önce bir yerel arastirma sirasinda Mallica köyü kahvesinde kendisiyle görüstüm. Kulaklarý aiigir
isitiyordu. Köylülerden biri yardimci oldu.
Benim sorduklarimi kulagina bagira bagira söyledi. Onun sesine
aliskin oldugundan anladi. Sorduklarimi cevapladi.
Söz Çanakkale`ye geldiðinde o koca ihtiyar sarsila sarsila,
hiçkiriklar içinde aglamaya basladi. Kendi zor duydugu için kan çanagina
dönen gözleriyle bize de duyurmak için bagira bagira anlatmaya basladi :
-"Bir hücum sirasinda bölük erimisti. Yüzbasi telefonla takviye
istedi. Gece yarisi siperleri takviye için istedigimiz askerler geldi.
Hepsi askere alinmis gencecik insanlardi.
Ama içlerinde daha çocuk denecek yasta üç-dört asker vardi ki hemen
dikkatimizi çekti.
Bölüigü düzene soktum.Yüzbasi gelenlerle tek tek ilgileniyor,
karanlikta el yordamiyla üstlerini baslarini düzeltiyor, sabah yapilacak
olan süngü hücumuna hazirliyordu
Sira o çocuklara geldiðinde, o civil civil sarki söylerek gelen
çocuklar birden çaki gibi oldular. Yüzbasi sordu; "Yavrum siz
kimsiniz?",içlerinden biri; "Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz
Vatan için ölmeye geldik!.." diye cevap verdi.
Gönlüm akiverdi o çocuklara. Bu savas için çok küçüktüler.
Daha süngü tutmasini bile bilmiyorlardi.
Onlarla ilgilendim. "Mermi böyle basilir. Tüfek söyle tutulur. Süngü
böyle takilir. Düsmana söyle saldirilir!.." diye.
Onlari karsima alip bir bir gösterdim. Siperlerin arkasinda ay
isiiginda sabaha kadar talim yaptik.
Günisimadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik. Ortalik hafif
aydinlanir gibi olunca hep yaptiklari gibi düsman gemileri gelip
siperlerimizi bombalamaya basladi lar.
Yer gök top sesleriyle inliyordu.Her mermi düstügünde minare gibi
alevler yükseliyor birgün önce ölenlerinkol, bacak, el, ayak gibi
parçalari havaya kalkan toprakla siperlere düsüyordu.
Mermiler üzerimizden islik çalarak geçiyordu. Siperler toz duman
içinde kalmisiti
Bir ara yüzbasi "Azman yandik!.." diye siperin kösesini isaret etti. O
sarki söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarm ýþ gibi neseli olan o
çocuklar siperin bir kösesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarilmiþ tir
tir titriyorlardi. Çocuklar harbin gerçegi ile ilk defa
karsilasiyorlardi. Ürkmüþlerdi. Yüzbasi yandik demekte hakliydi.
Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi.
Tam onlara doðru yaklasirken içlerinden biri avaz avaz bir mars
söylemeye basladi!..
Annem beni yeti stirdi bu yerlere yolladi Al sancagi teslim etti
Allah'a ismarladi
Bos oturma çalis dedi hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldirmazsan düsmana
Baktim hemen biraz sonra ona bir arkadasi daha katildi.
Biraz sonra biri daha... Mars bitiyor yeniden basliyorlar.
Bitiyor bir daha söylüyorlar.Avaz avaz!.. Gözleri çakmak çakmak...
Hücum ani geldiginde hepsi süngü takmiþ, tüfeklerine simsiki sarilmis,
gözleri yuvalarindan firlamis disler kenetlenmis bekliyorlardi .
O an geldi. Birden yüzbasi "Hücum!.."diye bagirdi. Bütün bölük, bütün
tabur, bütün alay cephenin her yerinden firladik.
iste tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmus gibi siperlerden
firlayiverdiler.
iste o an. Tam o an bir makinali yavrulari biçiverdi. Hepsi sipere
geri düstüler. Kucagiima dökülüverdiler.
http://www.hekimce.com/resimler/canakkale_cocuklar.jpg
Onlarin o gül gibi yüzleri gözümün önünden gitmiyor. Hiç gitmiyor!..
iste ben ona agliiyorum, o çocuklara agliyorum!.."Azman dede agliyordu.
Ben agliyordum. Kahvede kim varsa agliyordu.
Kahveci gözyaslari içinde bize çay getirdi. Egildi;"Azman dede hep
aglar. Niye agladigini bugün ilk defa anlatti .." Dedi.
C. Bayar Üniversitesi Ögrenci Konseyi'nin hazirladigi Çanakkale adli kitapçiktan. istes simdi o imani kazanma ,o imana sahip olma zamani
Allah yattiklari yeri nur eylesin
http://www.ktuvakfi.org.tr/images/canakkale.jpg
Karayılan
02-19-2007, 10:00 AM
Aglamamak elde degil.
Ruhlari sad olsun.
Qarshi
03-14-2007, 09:18 AM
Bu hafta gündem Çanakkale savaşları olacak...
seddülbahir gama :mrgreen:
Aybike
03-14-2007, 09:27 AM
Aglamamak elde degil.
Ruhlari sad olsun.
Ağla,ağlayalım..İçimizdeki zehir dışarı akana kadar...
Dulkadiroglu
03-14-2007, 09:28 AM
Allah hepsinden razı olsun...Eldeki imkansızlıklardan dem vurmayıp vatanlarına yararlı olmaya calıstılar ve basardılar...
Gokboru
03-14-2007, 09:34 AM
Ağla,ağlayalım..İзimizdeki zehir dışarı akana kadar...Onlar olurken aglamadılar. Biz de sehitlerimizi anarken dag gibi duracagız. Yuzumuzde ise tebessum olacak... Ne kadar duygulansakta...
Dulkadiroglu
03-14-2007, 09:39 AM
TEKBİR VE CENK MARŞI
Rahim Allah, Kerim Allah
Rahim Allah, Kerim Allah
Rahim Allah, Kerim Allah
Ey şanlı ordu, ey şanlı asker
Haydin gazanfer, umman-ı safder
Bir elde kalkan, bir elde hanзer
Serhadde doğru ey şanlı asker
Deryada olsa her şey muzaffer
Dillerde tekbir Allahu ekber
Allahu ekber Allahu ekber
Ordumuz olsun daim muzaffer
Rahim Allah, Kerim Allah
Rahim Allah, Kerim Allah
Rahim Allah, Kerim Allah
Dulkadiroglu
03-14-2007, 09:51 AM
CANAKKALE SEHITLERINE
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rukü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Qarshi
03-14-2007, 10:22 AM
Arkadaşlar konuları okumuyorsunuz ! Çanakkale şehitlerine ve Dur yolcu diye başlayan şiirler en az 4 defa verildi...
dejavue gama :mrgreen:
Dulkadiroglu
03-14-2007, 12:30 PM
Arkadaşlar konuları okumuyorsunuz ! Çanakkale şehitlerine ve Dur yolcu diye başlayan şiirler en az 4 defa verildi...
dejavue gama :mrgreen:
Nasıl senin Gamalarını onlarca kez gordugumuzde bize gereksiz ve bıktırıcı gelmiyorsa eminim bu siirlerin de birden fazla yayınlanması bir hosnutsuzluk yaratmıyordur tabi aynı sayfada surekli yayınlanmaması haliyle(:
Hosgorulu gama:P
Qarshi
03-16-2007, 09:55 AM
"Goliath" ilk kez görüntülendi
http://img.mynet.com/ha/goliath.jpg
Çanakkale Savaşı'nda batırılan İngiliz savaş gemisi "Goliath"ı 90 yıl sonra ilk kez görüntüleyen ekip, bir basın toplantısı ile yaşadıklarını anlattı. Ekip, İngiliz Goliath gemisinin dışında 25 Mayıs 1915 tarihinde Alman U21 denizaltısı tarafından Kabatepe açıklarında torpillenerek batırılan Triumph gemisini de görüntülemeyi başardı.
Dalış çalışmalarının ardından "Detek Salvor" isimli araştırma gemisinde bir basın toplantısı düzenleyen belgesel yapımcısı Savaş Karakaş, Morto koyu ve Kabatepe açıklarında çalışmalarının tamamlandığını belirterek, "Çanakkale Savaşı'nda Muavenet-i Milliye tarafından batırılan İngiliz savaş gemisi Goliath'ı 90 yıl sonra ilk kez görüntülemek bizleri oldukça heyecanlandırdı. Yapılan dalışlarda Goliath gemisi Morto koyu açıklarında 75 metrede bulundu. Gemi ters vaziyette bulunuyor ve büyük kısmı çamura gömülmüş durumda. Yapılan dalışlarda bir topunu ve pervanesini net olarak görüntülemeyi başardık. Bu gemiler bize o günde tarihi birebir gösteriyor. Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı (TINA) yöneticileri ve usta denizci Enes Edis ile National Geographic Televizyonu'ndan Kanadalı Mike Fletcher bu gemiye daldılar. Bu gemiyi görüntüledikten sonra Kabatepe açıklarında 25 Mayıs 1915 tarihinde Alman U21 denizaltısı tarafından torpillenerek batırılan Triumph gemisini de görüntülemeyi başardık. Bu gemi çok daha güzel bir şekilde denizin dibinde net şekilde görülebiliyor. Geminin hertarafı gayet güzel görülebiliyor" dedi.
Bu arada, Kanadalı dalgıç Mike Fletcher ise, 90 yıl öncesine ait bir batıklara dalmanın heyecanının yaşadığını ifade ederek, "İlk kez Goliath'ı görüntülemek bana büyük heyecan verdi. Çanakkale savaşları dünya tarihini etkilemiş bir olaydır. Biz buraya geldiğimizde bunu farkettik, bunu öğrendik. Avustralya ve Yeni Zelandalılar bir ulus olma bilincini Çanakkale'de kazanmışlar. Bunun kalıntılarını incelemek bizim için ayrı bir onur oldu. Bundan sonra tekrar Çanakkale'ye gelip başka batıkları görüntülemek istiyorum" diye konuştu.
Kanadalı James Delgado'nun sunacağı belgesel programın "Sea Hunters-Deniz Avcıları" adıyla 16 farklı dilde 200 ülkede gösterileceğini belirten belgesel yapımcısı Savaş Karakaş, "Bu dalışın ardından İngiliz savaş gemisi "Triumph" batığı da araştırılacak. Triumph, Çanakkale Savaşı sırasında 25 Mayıs 1915 tarihinde Alman U21 denizaltısı tarafından Kabatepe açıklarında torpillenerek batırılmıştı. Triumph şu an 75 metre derinlikte yatıyor. Goliath savaş gemisi ise Muavenet tarafından Morto Koyu açıklarında 3 torpido ile vurulmuş ve ardından kısa sürede batırılmıştı. Burada Goliath mürettebatından 570 kişilik mürettebatı ise hayatını kaybetmişti" diye bilgi verdi.
NASIL BATTI?
1915 yılında Marmara Denizi'nde düşman denizaltılarına karşı devriye nöbeti tutan Muavenet-i Milliye 10 Mayıs'ta Çanakkale'ye çağrıldı. Gemi komutanı Kıdemli Yüzbaşı Ahmet Saffet'e çok gizli bir emir verilmişti. Çanakkale Savaşı'nın belki de seyrini değiştirecek gizli saldırı için artık önlerinde sadece birkaç gün vardı. Arıburnu ve Seddülbahir cephelerinde 3 aydan beri aralıksız devam eden savaşta İngiliz ve Fransızlar'a ait düşman donanması Türk siperlerini şiddetli top ateşleri altında bulunduruyordu. Özellikle Morto Koyu'nda yatan 2 İngiliz savaş gemisi Goliath ve Cornwallis taarruza kalkan Türk birliklerini top ateşi yağmuruna tutarak bölgeyi cehenneme çevirmekteydi. Ahmet Yüzbaşı'nın aldığı gizli emir 12 - 13 Mayıs gecesi bu gemilere karşı yapılacak saldırıyla ilgiliydi. Türklerin 'Kocakarı' adını taktıkları ve savaşın başından beri üzerlerine ölüm yağdıran Goliath artık hedefteydi. Toplarının gürlemesinin bu saldırıyla kesilmesi umut ediliyordu. Muavenet-i Milliye Muhribi, 1909 yılında Almanya'da denize indirilmiş 620 ton kapasitesinde, 72.1 metre boyunda ve 2 adet torpido kovanı olan ufak bir muhripti. Böyle küçük bir geminin 13 bin tonluk dev bir savaş gemisini avlaması için dahiyane bir plan yapıldı. Gemi Komutanı hücumu gece yarısından biraz sonra olarak planladı. Böylece, bir vardiyanın uykuya olan ihtiyacı ile diğer ayakta olan vardiyanın da uyku sersemliğinden faydalanılacaktı. Gemiye torpido uzmanı olarak Alman Yüzbaşı Firley müşavir olarak verilmişti. Tüm hazırlıkların tamamlanmasının ardından 12 Mayıs gece yarısını biraz geçe harekete geçen Muavenet, 8 mil süratle Rumeli kıyılarına adeta sürünürcesine boğaz dışına doğru seyretmeye başladı. Bacasından dumanla birlikte kızıllık da çıkmasın diye kazanlar da söndürülmüştü. Saat 01.00'a doğru gözcüler, tam pruvada Eskihisarlık Burnu'na bordalarını vermiş 2 düşman zırhlısının görüldüğünü rapor ettiler. Ayrıca 2 muhrip de karakol geziyordu. O sırada birden düşman gemilerinin birinin köprü üstündeki ışıldağının parıldadığı görüldü. Gözcüler belli ki üzerine doğru gelmekte olan hayalet tekneyi fark etmişti. Muavenet gerçekten zordaydı. Kıdemli Yüzbaşı Ahmet Saffet, soğukkanlılığını hiç kaybetmeden, ışıldakçısına aynı işareti vermesini söyledi: "0" 'yani parola'. Bir anlamda, soruya soruyla cevap vermek oluyordu bu. İstiyordu ki, İngilizler bir an için olsa bile şaşırsınlar, o da bir anlık tereddütten yararlanabilsin. Dev zırhlıyla artık aralarında 300 - 400 metre vardı. Ahmet Yüzbaşı, önce tüpteki 3 torpidonun da gönderilmesini emretti. Sonra da 'Makine tam yol ileri' komutunu verdi. Muavenet hızla uzaklaşırken müthiş bir infilak sesi gecenin karanlığını yırttı. Arkasından bir daha. Sonra bir daha. Üç torpido da hedefini bulmuş Goliath, 570 kişilik mürettebatı ile Morto Koyu'nda 70 metre derinliğe göm sında 25 Mayıs 1915 tarihinde Alman U21 denizaltısı tülmüştü
afsharkizi
03-16-2007, 01:27 PM
Ne yürekler yandi.. ne gencler gitti bu toprak ugruna bizim gørevimiz onlarin bize biraktigi bu topraklara sahip cikmak onlar bizlerin hayatini kurtardi... Kendi ailemden rus harpine giden var ama bilgi az hic dønen olmamis ordan bilginiz varmi acaba... Ben dayilarimi kayip ettim Rus harpinde...
mustafa06
03-16-2007, 02:27 PM
Shanlı tarihimizin en bьyьk zaferlerinden birisi olan Chanakkale zaferimizin yıl dцnьmь kutlu olsun
.................................................. ..............
http://img73.imageshack.us/img73/2153/6em8.jpg
http://www.hekimce.com/resimler/canakkale_cocuklar.jpg
http://www.ktuvakfi.org.tr/images/canakkale.jpg
Resimleri incelediğimde, ilk resimdeki asker gцrьntьleri ile diğerlerindeki gцrьntьlerin pek uyushmadığını dьshьnьyorum.
Chanakkale ile ilgili resimleri inceliyorum ama bu resme benzeyen ikinci bir resim gцremedim.
Savash sьreci iзerisinde bu duruma gelen askerlerin olması ihtimaldir ama
Tьrk askerinin genel durumu imish gibi yansıtılmasını doğru bulmuyorum.
İlk resimdeki askerlerin perishan halinin resmedilmesi ile verilmek istenen mesaj,
dьnyanın en gьchlь emperyalist devletlerini yenmeyi basharan Tьrk askeri
bu kadar yoksuldu ama iman ve inanch ile zafere ulashtı mesajı olabilir.
Eğer amach bu ise цlchьsьnde yapıldığında moral achısından etkilide olur.
Цlchьyь iyi hesap etmek kaydı ile.
Ancak kazanmaya inanmısh askerlerimizin diğer resimleri incelendiğinde
Tьrk askerininde giyimi ile de gayet dьzenli bir ordu olduğunu dьshьnьyorum.
Bu konuda ne dьshьnьyorsunuz.
...............................
ЗANAKKALE DESTANI
Yıl 1915
18'indeyiz Martın.
Kendine gel biraz!
Pek tekin değildi Зanakkale'nin suyu,
Geзilmez bu boğaz...
Geзilmez bu boğaz...
Bizi
Ne topun yıldırır,
Ne kurşunun.
Зьnkь artık
Başladı cengimiz.
Er meydanında bulunmaz dengimiz...
Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?
İşte fırladık siperden.
Sırtına yьklenmiş kahraman
Seyit 276 kiloluk mermiyi,
Koşuyor bataryasına ateşler iзinden.
Bu mermi denizlere gцmecek Elizabet'i Buvet'i...
Yanıyor bugьn Anafartalar yanıyor,
Denizler yanıyor,
Dağlar yanıyor.
Zafer bizimdir artık
Dьşman zırhlıları batıyor...
Tьrk'ьm,
Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.
Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.
Kimimiz gazi.
Hiз değişmez bu yazı.
Dьnyada her yer geзilir belki
Lвkin geзilmez Зanakkale Boğazı..
FAHRİ ERSAVAŞ
eflatunn
03-16-2007, 04:07 PM
Çanakkale
Her köşesi tarih kokan şehir.Çanakkale de garip bir sessizlik hakimdir hep.Sanki orada şehit düşenler yanınızdaymış hissine kapılırsınız.Her karış toğrağı şehitlerimizin asil kanlarıyla sulanmıştır.Hangi köşesine baksanız gururunuz kabarır.Bize böyle bir gururu yaşatan tüm şehitlerimize Allah gani gani rahmet eylesin.
İnsallah onlara layık olabiliriz. Onlar bu vatan icin, birlik beraberlik icin can verdiler. Bizde simdi kardesimizin canını alıyoruz. Bazıları o tarafta nasıl hesap verecek "kutlu" olanlara, bilemiyorum.
dila73
03-16-2007, 04:42 PM
http://img181.imageshack.us/img181/3097/dscn3036xxfs6.jpg
kadını erkeği genci yaşlısı
ve çocuk bedenler
edep haya vicdan sahibi insanlar
kahraman Türk milleti
aldığım her nefes
sayenizde
Allah hepinizden razı olsun
rahmet eylesin..........
Hasan Mutlucan - Çanakkale İçinde
http://rapidshare.com/files/21382778/hasan_mutlucan_-_02_-_canakkale_icinde.mp3.html
ezbere biliriz ya... bir kez daha dinlemek isteyenler için....
Seckjin Khan
03-17-2007, 05:09 PM
http://turkoloji.cu.edu.tr/CANAKKALE/canakkale_foto/20.jpg
http://turkoloji.cu.edu.tr/CANAKKALE/canakkale_foto/34.jpg
http://turkoloji.cu.edu.tr/CANAKKALE/canakkale_foto/35.jpg
ŞEHİTLERİMİZİ ANIYORUZ...!
BU HALK SİZLERİ UNUTMADI...
"Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir vasiyetim var :
Birincisi benim için kat’iyyen ağlama...
İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan "mihr-i muaccel" ve "mihr-i müeccel" ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma..."
Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar. Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu göstermektedir.
İşte o zaman herkes Zahid’in evli olduğunu ve Nadide isminde de bir yavrusunun varlığını öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır. Ve savaş boyunca ne izin isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.
Zahid , 9 Ocak 1916’da şehit olur.
Gümüşhane' nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahid , Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi’nin kızı, eşi Hanife Hanım'a yazdığı ve vasiyetini bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :
“Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”
http://www.pendiksonsoz.com/sayi_122/canakkale-mehmetcik.jpg
http://www.essex.ac.uk/armedcon/images/country/headings/flags/turkey_flag_large.bmp
ulaskirim
03-17-2007, 05:19 PM
Çanakkale de bile bile koşarak ölüme giden "Kınalı Ali" nin ve Tokat yöresine ait "15 li" türküsünün gerçek hikayesi aşağıdaki linkte!...
YouTube - Г§anakkale zaferi
Sonuna kadar izleyin ve izlettirin....
Ahde Vefa
03-18-2007, 07:22 AM
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy
'Зanakkale Zaferi'nin gerзekleri yabancı kaynaklarca gizleniyor'
Tьrk askerinin kahramanlığını bьtьn dьnyaya duyuran ve "Зanakkale geзilmez" dedirten zaferin bugьn 92. yıldцnьmь. Tьrkiye'nin pek зok yerinde zafer yine gцrkemli bir şekilde kutlanacak, şehitler anılacak.
Genelkurmay'ın sitesinde 28 fotoğraf yer alıyor. Arıburnu'nda 19uncu Tьmen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Esat Paşa ve diğer komutanlar birlikte gцrьlьyor.
Tьrk askerinin kahramanlık hikayeleri okunacak. Yıllardır dilden dile anlatılan zaferin gerзeklerinin İngilizce yazılan yabancı kaynaklarda saklandığı ortaya зıktı.
Зanakkale Onsekiz Mart Ьniversitesi (ЗOMЬ) Цğretim Ьyesi Yard. Doз. Dr. Ahmet Esenkaya, İtilaf kuvvetlerinin, 18 Mart 1915 tarihinde yaşadıkları hazin yenilginin nedenini bazı kaynaklarda 'gemilerin hurda olmasına' bağladıklarını sцyledi. Esenkaya, Зanakkale'ye saldıran filonun dьnyanın en sağlam ve gьзlь donanması olmasına rağmen, "Tьrklerin şahlanışı'' karşısında зaresiz kaldığını belirtti. Esenkaya, bunu bir цrnekle anlattı: "34 gьn iзinde toplam 35 bombardıman yapan İtilaf kuvvetleri Зanakkale Boğazı'nı geзeceğinden o kadar emindi ki bu nedenle filo komutanı "1 ay iзinde İstanbul'da olacakları mьjdesi"ni Londra'ya ulaştırdı. Her şeyleriyle bir bьtьn iзinde bombardıman yaptıkları halde, Зanakkale kent merkezinin 13 kilometre gьneyindeki Soğanlıdere-Dardanos hattına bile yaklaşamadılar."
Yabancı kaynaklarda Anafartalar kahramanı Atatьrk ile ilgili yer alan ortak gцrьşьn, "O, kьзьk rьtbeli kaderin insanı orada olduğu iзin tьm planlarımız altьst oldu.'' şeklinde yer aldığını belirten Esenkaya, Gelibolu'daki zaferin tek tanımının Tьrk askerinin kahramanlığı olduğunu dile getirdi.
Filoya son katılan Queen Elizabeth gemisindeki topların namlu зapının 38,5 santimetre olduğunu, bu toplardan atılan bir merminin 1 gьnde modern 2 iş makinesinin aзabileceği genişlikte зukur oluşturduğunu dile getiren Esenkaya, yabancı kaynaklarda zaferin gizlendiği tezini şu sцzlerle destekledi: "Gelibolu Yarımadası'ndaki kara зıkarması da зok iyi hesaplanıp, Arıburnu yarlarına yapıldı. Bu birliklerin bьtьn planları, Mustafa Kemal Atatьrk ile 236 rakımlı tepede karşılaştıklarında altьst oldu. Buradaki başarısızlıklarının, Arıburnu Kцrfezi'ndeki şamandıraların kuzeye kayması sonucu ortaya зıktığını savundular. Bu tezleri kabul gцrmeyince bu kez de bьyьk bir akıntıya kapıldıklarını ileri sьrdьler. Ancak saat 10.35'te Anzak birlikleri zirveye yakın bir tepeye ulaştı. Madem bu kadar aksaklıklar yaşandı, зaresiz kaldılar, peki bu askerlerin karaya зıkıp sцz konusu bцlgeye ulaşması nasıl izah edilebilir?'' Зanakkale, aa
18 Mart 2007, Pazar
Zaman.com.tr (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=515051)
Madalio'g'li
03-18-2007, 10:49 AM
Arkadaşlar konuları okumuyorsunuz ! Зanakkale şehitlerine ve Dur yolcu diye başlayan şiirler en az 4 defa verildi...
dejavue gama :mrgreen:
:) Bundaqasi?
Shahidning gavdasi
Mehmet Oqif Ersoy (Turk milliy shoiri)
Shuhado gavdasi, bir boqsang-chi tog'lar-toshlar,
Şыhedв gцvdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
U ruk'u bo'lmasa dunyoda egilmas boshlar,
O, rьkы olmasa, dьnyвda eğilmez başlar...
Urilib top-toza manglayidan uzanib yotiyo'r,
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilol uchun,yo Rab, ne quyoshlar botiyo'r!
Bir hilвl uğruna, yв Rab, ne gьneşler batıyor!
Ey, bu tuproqlar uchun tuproqqa tushgan askar,
Ey, bu topraklar iзin toprağa dьşmьş, asker!
Ko'kdan ajdod inib o'psa u pok manglayingni!
Gцkten ecdвd inerek цpse o pвk alnı değer.
Na buyuksan-ki, qoning qutqarmoqda Tavhidni,
Ne bьyьksьn ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Badrning arslonlari faqat bu qadar shonli edi!
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Senga tor kelmayajak maqbarni kimlar qazsinq
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Ko'maylik, kel seni tarixga desam, tarixga sig'massan!
"Gцmelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Xarj-u marj etganing advoraga yetmas u kitob,
Herc ь merc ettiğin edvвra da yetmez o kitвb...
Seni faqat abadiyatlar etar istiob.
Seni ancak ebediyyetler eder istiвb.
Bu toshingdir, deyarak Ka'bani tiksam boshingga,
"Bu, taşındır" diyerek Kв'be'yi diksem başına;
Ruhimning sasini eshitib o'tkazsam gar toshingga.
Ruhumun vahyini duysam da geзirsem taşına;
So'ngra qubbani olsam va rido nomi-la,
Sonra gцk kubbeyi alsam da ridв namıyle,
Qonagan lahdingga cheksam butun ayromi-la,
Kanayan lвhdine зeksem bьtьn ecrвmıyle;
Bulutlar bilan ochiq turbangga tom qurib birdan,
Mor bulutlarla aзık tьrbene зatsam da tavan,
Etti qandilli Surayoni uzatsam u yerdan.
Yedi kandilli Sьreyyв'yı uzatsam oradan;
Sen bu qandilning ustida burunib qoningga,
Sen bu вvizenin altında, bьrьnmьş kanına;
Uzanarkan kecha mohtobni keltirsam yoningga,
Uzanırken, gece mehtвbı getirsem yanına,
Turbadoring kabi to fajrga qadar kutsam man,
Tьrbedвrın gibi tв fecre kadar bekletsem;
Kunduzing fajr-la qandilingni labriz etsam man,
Gьndьzьn fecr ile вvizeni lebriz etsem;
Tullangan Magribni oqshomlar qo'ysam yarangga,
Tьllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Bir narsa qilgan bo'lmasaman sening xotiranngga!
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen-kim, so'ng ahli-Salbning sindirib savlatini,
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Sharqning eng suyukli sulton Salohiddini,
Şarkın en sevgili sultвnı Salвhaddin'i,
Qilich Arslon kabi ijlolingga etding hayron,
Kılıз Arslan gibi iclвline ettin hayran...
Sen-kim, Islomni qushatding, uni bo'g'ganda xusron!
Sen ki, İslвm'ı kuşatmış, boğuyorken hьsran,
O'zbek turkchasiga Muhammad Solih uyg'unlashtirdi.
Цzbek Tьrkзesine uyarlayan: Muhammed Salih.
Kaynak: http://www.uzbekistanerk.org/modules.php?name=News&file=article&sid=2471
Seckjin Khan
03-18-2007, 10:59 AM
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.
Karayılan
03-18-2007, 11:16 AM
Muzaffer Turk direnisini aniyoruz. Bu gun bizim sevinci ve uzuntuyu bir arada yasadigimiz gundur.
Sevincliyiz cunku bu vatanin kolay kolay teslim olmayacagini, Turk budununun kiyamete kadar yasayacagini dunya aleme gosterdi sehitlerimiz.
Uzuntuluyuz cunku on binlerce vatan evladini topraga verdik. Biz onlari hayatimizda hic gormemistik ancak sanki babamiz vurulmus gibidir icimiz.
Biz yasayalim diye olen milyonlarca sehidimizin ruhu sad olsun. Yerleri ulu Tanri'nin ucmagidir bize de nasip etsin...
mustafa06
03-18-2007, 12:22 PM
Benim yorumum,
Shehitliklerimiz;
Bugьn shanlı tarihimizin en shanlı zaferlerinden birisi olan chanakkale zaferinin 92. yıl dцnьmьnde zaferi kutluyor, shehitlerimizi anıyoruz.
Yıllardır dikkatimi bir shey cheker, ichim burkulurdu.
Chanakkaledeki yabancı askerlerin yattığı mezarlıklara gцsterilen ihtimam, temizlik, yeshillik, dьzenlilik hemen gцze charpardı.
Avusturalyadan onbinlerce kilometre uzakta olmasına rağmen onların mezarlıkları sьrekli olarak bakımlı gцrьlьrdь.
Parasını цdeyerek tuttukları gцrevlilere yaptırırlar, her yıl geldiklerinde de tertemiz bulurlardı.
Adamlar atalarını unutmadıklarını hemde bizim ьlkemizde her fırsatta gцsteriyorlardı.
Ya bizim shehitliklerimiz?
Her yanı sararmısh otlarla kaplanmısh, yıkık, dцkьk dьzensiz kцy mezarlığından farksız adeta milattan цnceki dцnemlerden kalma kalıntılara benzeyen bir gцrьnьm.
Hata yaptım, chьnkь tarihi kalıntılara daha chok цnem veriliyor.
İğne ile kuyu kazar gibi kazılarak chıkarılıyor, aslına uygun restore ediliyor, korunuyor.
Bizim shehitliklerimiz ise korunmuyor, adeta yıkılması ve yok olması ichin kendi haline terk edilmish bir durumda duruyorlar.
Yılda bir kez anma gьnьnde hatırlanır, Sadece tцrenin yapılacağı alan sьpьrьlьr, tцren bittikten sonra 364 gьn unutulmushluğu yashayan yerler olurdu shehitliklerimiz.
Shehit denildiğinde bu kavram ichinde hemen her aileden birileri vardır, herkesin ichi yanar. Shehidin anlamını herkes bilir.
Biz millet olarak bu kadar umursamaz bir millet te değiliz.
Aynı milletin bir parchası olan Azerbaycan Tьrklerinin Shehitliklerini gцrьnce bunu gцrebilirsiniz. Pırıl pırıl, bakımlı yerlerdir shehitlikleri. Belki pek choğunun evlerinden bile temizdir shehitlikleri.
Peki ama bizde neden bцyle oluyor diye dьshьnьrdьm, ьzьlьrьdьm.
Osmanlıdan veya daha eski tarihlerden bahsetmiyorum. Chьnkь onlar tam bir facia.
Shehir dıshında olanlar yokolmaya mahkum, shehir ichindekiler sarhosh ve fuhush yatağı.
Cumhuriyetin hemen цncesi bir tarihte, dьnyayı dize getiren savashtan, beklentileri bosha chıkararak tarihin akıshını değishtiren, ortaya chıkardığı sonuchlardan biriside Tьrkiye Cumhuriyetinin kurulmasının цn adımı olan, yani bugьn varlığımızı borchlu olduğumuz 1915 yılında chanakkale savashında canlarını verenlerin yattığı yerden bahsediyorum.
O anlamlı gьzelim shehidler abidesinin su aldığı chatlamaların olushtuğu, yer yer yıkılmaya yьz tutan shehitlikten bahsediyorum.
Dьnyanın gцzьnde devleshen bu insanların yattığı yerden , kendi torunlarının gцzьnde unutulmushluğun yashandığı yerden, Chanakkale shehitliğinden bahsediyorum.
Yıllarca bu ьlkede sцz sahibi olanlar bu durumun olushmasına gцz yummushlarsa, gцrmemishlerse , gцrememishlerse yazıklar olsun.
Bundan altı yıl kadar цnce Uğur Dьndar'ın ortaya koyduğu bu acıklı duruma ilk defa bir siyasi el atmısh, bir daha buraya geldiğinizde bu durumla karshılashmayacaksınız diye sцz vermishti.
Gechen zaman icherisinde yapılanları bu gьn televizyondan izleme shansı bulduk.
Her yer anlamına uygun yeniden yapılandırılmısh, dьzenlenmish, yeshilliklere bezenmish.
Ey Shehitlerimiz, sizi unutmadık, unutmayacağız diye haykırır gibiydi.
sevgi ile
afsharkizi
03-18-2007, 01:36 PM
Eyy Sehit mertebesine yьkselmis atalarim... Sizler bizi kurtardiniz gшzьnьzь kirpmadan siper alanlarina kostunuz...Eger siz olmasaydiniz halimiz vay... Mьslьmani mьslьmana karsi savastirdilar.....
afsharkizi
03-18-2007, 02:23 PM
Genelkurmayın arşivinden Kurtuluş Savaşının gerзek gцrьntьleri.
http://rapidshare.de/files/7684450/KurtulusSavasi.rar.html
Iqbol
03-19-2007, 05:33 AM
Canakkale gecileli seneler olmus. Gecildiginin senesini degil hatta her gununu Hirriyet gazetesenin son sayfasinda bir fotoyla kutluyorlarmis...
Abu-Hafiza
03-19-2007, 05:53 AM
Benim icin canakkale savasi hakinda en guzel bilgiyi Akifin siiri vermisti. Butun okudugum makaleler, vidio goruntuleri, resimler o siir kadar anlatamamisti o savasi. O siiri okurken sanki o donemde Canakkalede gibi hissederim kendimi ve tekrar tekrar okurum.
ЗANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dьnyada eşi?
En kesif orduların yьkleniyor dцrdь beşi,
Tepeden yol bularak geзmek iзin Marmara'ya
Kaз donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayвsızca tehaşşьd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gцsterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kьmesi,
Varsa gelmiş, aзılıp mahbesi, yвhud kafesi!
Eski Dьnya, Yeni Dьnya, bьtьn akvвm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihвnın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Зehreler başka, lisanlar, deriler rengвrenk;
Sвde bir hвdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindы, kimi yamyam, kimi bilmem ne belв...
Hani, tв'ыna da zuldьr bu rezil istilв!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlыk-i asil,
Ne kadar gцzdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetзiğin aylarca durup karşısına;
Dцktь karnındaki esrвrı hayвsızcasına.
Maske yırtılmasa hвlв bize вfetti o yьz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yьzsьz.
Sonra mel'undaki tahribe mьvekkel esbвb,
Цyle mьdhiş ki: Eder her biri bir mьlkь harвb.
Цteden sвikalar parзalıyor вfвkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mвkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sцnьyor gцğsьnьn ьstьnde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lвğam,
Atılan her lвğamın yaktığı yьzlerce adam.
Цlьm indirmede gцkler, цlь pьskьrmede yer
O ne mьdhiş tipidir: Savrulur enkвz-ı beşer...
Kafa, gцz, gцvde, bacak, kol, зene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vвdilere, sağnak sağnak.
Saзıyor zırha bьrьnmьş de o nвmerd eller,
Yıldırım yaylımı tыfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da aзık sinelere,
Sьrь halinde gezerken sayısız tayyвre.
Top tьfekten daha sık, gьlle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide gьler!
Ne зelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı gцğsьndeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hвşв, edecek kahrına rвm?
Зьnkь te'sis-i İlвhо o metin istihkвm.
Sarılır, indirilir mevki'-i mьstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu gцğьslerse Hudв'nın ebedо serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu зiğnetme" dedi.
Вsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerзek:
İşte зiğnetmedi nвmusunu, зiğnetmeyecek.
Şыhedв gцvdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rьkы olmasa, dьnyвda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilвl uğruna, yв Rab, ne gьneşler batıyor!
Ey, bu topraklar iзin toprağa dьşmьş, asker!
Gцkten ecdвd inerek цpse o pвk alnı değer.
Ne bьyьksьn ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gцmelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ь merc ettiğin edvвra da yetmez o kitвb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiвb.
"Bu, taşındır" diyerek Kв'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geзirsem taşına;
Sonra gцk kubbeyi alsam da ridв namıyle,
Kanayan lвhdine зeksem bьtьn ecrвmıyle;
Mor bulutlarla aзık tьrbene зatsam da tavan,
Yedi kandilli Sьreyyв'yı uzatsam oradan;
Sen bu вvizenin altında, bьrьnmьş kanına;
Uzanırken, gece mehtвbı getirsem yanına,
Tьrbedвrın gibi tв fecre kadar bekletsem;
Gьndьzьn fecr ile вvizeni lebriz etsem;
Tьllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultвnı Salвhaddin'i,
Kılıз Arslan gibi iclвline ettin hayran...
Sen ki, İslвm'ı kuşatmış, boğuyorken hьsran,
O demir зenberi gцğsьnde kırıp parзaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrвmı adın;
Sen ki, a'sвra gцmьlsen taşacaksın... Heyhвt!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihвt...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana вguşunu aзmış duruyor Peygamber.
MEHMET AKİF ERSOY
Qarshi
03-19-2007, 11:27 AM
Canakkale gecileli seneler olmus. Gecildiginin senesini degil hatta her gununu Hirriyet gazetesenin son sayfasinda bir fotoyla kutluyorlarmis...
Duyumunuz hakkınd link veya içerik alabilimiyiz ?
meraklı gama :mrgreen:
Iqbol
03-19-2007, 11:40 AM
Duyumunuz hakkınd link veya içerik alabilimiyiz ?
meraklı gama :mrgreen:
benim bildigim Hurriyet'in son sayfasinda her zaman yari ciplak kizlarin, modellerin fotosi olur. Durum budur simdi, ama Canakkalede sehit olanlar milletin namusunu korumak icin olmeye razi olmuslardi.
Abu-Hafiza
03-19-2007, 11:45 AM
Canakkalede bu kadar kahramanlarimiz sehit oldular. Ozgurluk ugruna, toprakalrini korumak ugruna, avrupa vahseti isgali altinda olmamak icin can verdiler. Avrupaliyi istemediler. Ama bugunku halimiz nedir? Simdi biz kendi ayaklarimizla Avrupaya geliyoruz "Aman AB abimiz, ne olur bizi isgal et, bizi kendi sinirlarina kat" diye, AB kardesimizde ne diyor? "Yooooooooo, olmaz. Bi kere geldik, bizi kovdunuz, artik sizi almayiz" diyor.
Karayılan
03-19-2007, 01:00 PM
Canakkale gecileli seneler olmus. Gecildiginin senesini degil hatta her gununu Hirriyet gazetesenin son sayfasinda bir fotoyla kutluyorlarmis...O gecenler nereyi gectiklerini bilmiyorlar. Bir gun anladiklarinda bizim hismimizdan kacacak delik arayacaklar. Cunku sirati gecip CEHENNEME geldiklerini gosterecegiz onlara. Bir gun bu amerikanci avrupaci itlerin gunleri son bulacak. O zamana kadar ya sabir...
Demir Kağan
03-20-2007, 06:28 AM
Canakkalede bu kadar kahramanlarimiz sehit oldular. Ozgurluk ugruna, toprakalrini korumak ugruna, avrupa vahseti isgali altinda olmamak icin can verdiler. Avrupaliyi istemediler. Ama bugunku halimiz nedir? Simdi biz kendi ayaklarimizla Avrupaya geliyoruz "Aman AB abimiz, ne olur bizi isgal et, bizi kendi sinirlarina kat" diye, AB kardesimizde ne diyor? "Yooooooooo, olmaz. Bi kere geldik, bizi kovdunuz, artik sizi almayiz" diyor.
Kardeşim, Türk ulusu ne AB'yi istiyor ne ABD'yi ne Rusya'yı ne de Çin'i. Türkiye Cumhuriyeti'nin aydın geçinen kısmına baktığımızda görüyoruz ki bu insancıklar bu dörtlüye hayran, bu dörtlünün himayesini istiyor. Avrupa Birliği'ne girmeyi isteyen hükümetin ve aydıncıkların amacı, Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni sindirmeye çalışmaktır. Ancak herkes şunu görüyor ki, bu ülkenin en güvendiği ve tek güvendiği kurum da Türk Ordusu'dur.
Qarshi
03-20-2007, 08:25 AM
benim bildigim Hurriyet'in son sayfasinda her zaman yari ciplak kizlarin, modellerin fotosi olur. Durum budur simdi, ama Canakkalede sehit olanlar milletin namusunu korumak icin olmeye razi olmuslardi.
Bence doğru bir tesbit olmamış !
Satılmış basının fotolarını buraya referans olarak getirip bunuda Türk milletini
namusu ile ilişkilendirmeye çalışırsanız,bunun altında artniyet ararım...
simavi gama :mrgreen:
Abu-Hafiza
03-20-2007, 08:28 AM
Demir kardesim, dedigin cokta dogru degil. Turk ulusunun yuzde kaci AByi istiyor, bi sorgulama yapilirsa, agirlikli her kes ABye oy verecek. Niye? Cunku onlar AB Turkiyenin butun sorunlarini cozecegine inaniyor, yada hic olmazsa vizesiz istedigim ulkeye giderim, orada calisirim, para kazanirim, diyor. Zaten turkiyenin yarisi yurt disinda degilmi?
Qarshi
03-20-2007, 08:32 AM
Demir kardesim, dedigin cokta dogru degil. Turk ulusunun yuzde kaci AByi istiyor, bi sorgulama yapilirsa, agirlikli her kes ABye oy verecek. Niye? Cunku onlar AB Turkiyenin butun sorunlarini cozecegine inaniyor, yada hic olmazsa vizesiz istedigim ulkeye giderim, orada calisirim, para kazanirim, diyor. Zaten turkiyenin yarisi yurt disinda degilmi?
Yanlış düşünüyorsunuz !
Para karşılığında Milli değerlerden vazgeçme gibi bir durum varki bu kampanya bizi aşar !
na AB gama :mrgreen:
Abu-Hafiza
03-20-2007, 09:23 AM
Yanlış düşünüyorsunuz !
Para karşılığında Milli değerlerden vazgeçme gibi bir durum varki bu kampanya bizi aşar !
na AB gama :mrgreen:
Og'uz abicim, biz istedigimizi dusunebiliriz a,a olay ortada. Turkiyedeki vatandasin cogu AByi istiyor. Bak, kibrisdeki secimler buna ornek. Oradakiler guney kibrisa katilmaya agirlikli oy vermedilermi? Ben biliyorum, turkiyede AByi istemeyen insanlar var ama isteyenler daha cok oldugunu sende biliyorsun ve onlarida anliyorum, onlar "daha iyi hayat" istiyorlar ve "turkiye ABye katilsa turkiyede bi Almanya, Fransa ve Ingiltere gibi olacak" hayalleri icinde
Qarshi
03-20-2007, 09:27 AM
Og'uz abicim, biz istedigimizi dusunebiliriz a,a olay ortada. Turkiyedeki vatandasin cogu AByi istiyor. Bak, kibrisdeki secimler buna ornek. Oradakiler guney kibrisa katilmaya agirlikli oy vermedilermi? Ben biliyorum, turkiyede AByi istemeyen insanlar var ama isteyenler daha cok oldugunu sende biliyorsun ve onlarida anliyorum, onlar "daha iyi hayat" istiyorlar ve "turkiye ABye katilsa turkiyede bi Almanya, Fransa ve Ingiltere gibi olacak" hayalleri icinde
Bundan 5 sene öncesinde isteyenlerin oranı %85 iken bu senelerde bu yüzde %35 lere kadar vurdu...
İnsanlar yavaş yavaş uyanmaya başladılar!!!
Aslına bakarsan ne bizm girmeye nede onların bizi almaya niyeti var....
Kıbrıs'a gelince;1974 senesinde Anavatan yetiş çığlıkları atanların çocukları şimdi kendine başka anavatan bula sevdasında.Onlarında gözü açılacak umarım bu bir tokat daha yemeden olur...
ayşe tatile çıktı gama :mrgreen:
afsharkizi
03-20-2007, 10:43 AM
Benim Rus harbi ile ilgili bilgilere ihtiyacim var cok aradim bulamadim.. Cünkü ailemden O harbe giden olmus ve gelmemisler ...
Dulkadiroglu
03-20-2007, 10:45 AM
Benim Rus harbi ile ilgili bilgilere ihtiyacim var cok aradim bulamadim.. Cünkü ailemden O harbe giden olmus ve gelmemisler ...
93 Harbi??
Abu-Hafiza
03-20-2007, 10:46 AM
Bundan 5 sene öncesinde isteyenlerin oranı %85 iken bu senelerde bu yüzde %35 lere kadar vurdu...
İnsanlar yavaş yavaş uyanmaya başladılar!!!
Aslına bakarsan ne bizm girmeye nede onların bizi almaya niyeti var....
Kıbrıs'a gelince;1974 senesinde Anavatan yetiş çığlıkları atanların çocukları şimdi kendine başka anavatan bula sevdasında.Onlarında gözü açılacak umarım bu bir tokat daha yemeden olur...
ayşe tatile çıktı gama :mrgreen:
Abicim, ne diyeyim, insallah dedigin dogrudur cunku benim bi ustadim demistiki "Turkiyenin ABye girmesi, Turkiye sanli tarihinde bir sayfanin kapanmasi demektir". Bende aynen dusunuyorum, avrupada yasiyorum ve avrupanin Turkiyeye zarardan baska bir sey getirecegini inanmiyorum
Ey koca sark, ey ebedi mezkenet
Sende kimildanmaya bir niyet et
Korkuyorum Garbin elinden yarin
Kalmayacak cekmedigin melanet
afsharkizi
03-20-2007, 10:47 AM
93 Harbi??
Evet o Harb
Dulkadiroglu
03-20-2007, 10:50 AM
Evet o Harb
Dogu cephesine mi Batı cephesine mi gitmisler?
afsharkizi
03-20-2007, 10:51 AM
Tam bilinmiyor ama birseyi biliyoruz hic dønmemisler
afsharkizi
03-20-2007, 10:52 AM
annem dogu cephesi diyor
Dulkadiroglu
03-20-2007, 10:58 AM
annem dogu cephesi diyor
"Mehmed Arif-Basımıza Gelenler" diye bir kitap var...Kitabın yazarı Dogu cephesinde baskatiptir...savası gunu gunune cok guzel sekilde anlatıyor...eger eline gecerse mutlaka oku...Benim cok hosuma gitmisti...
afsharkizi
03-20-2007, 10:59 AM
Tümgeneral Osman Fazil Polat benim dayim olur..... Kibris savasindaki tümgenerlaimiz http://www.moralhaber.net/haber_detay.php?haber_id=11053
Dulkadiroglu
03-20-2007, 11:06 AM
Tьmgeneral Osman Fazil Polat benim dayim olur..... Kibris savasindaki tьmgenerlaimiz http://www.moralhaber.net/haber_detay.php?haber_id=11053
Boyle basarılı bir Turk Askerinin akrabası olmak buyuk gurur kaynagı olmalı...Resimi bir Yunan sitesinde bulmustum...Sehit arkadaslarına son gorevini yapan Kıbrıstaki Turk Askerleri...
afsharkizi
03-20-2007, 11:07 AM
Boyle basarılı bir Turk Askerinin akrabası olmak buyuk gurur kaynagı olmalı...
Nasil büyük bir gururdur onu akrabasi olmak... O bir türk kahramani ve onun akrabasi olmaktan seref duyuyorum
daturkishulan
03-20-2007, 04:45 PM
çanakkale geçilmez!!!
acaba?
http://rapidshare.com/files/22005054/CANAKKALE_GECILDI.pps.html
Demir Kağan
04-07-2007, 01:57 PM
Bu gece 12'de Зanakkale'ye gitmek ьzere yola зıkacağım..
Kutsal şehitlerimize mesajı olan?..
eflatunn
04-07-2007, 02:02 PM
Bu gece 12'de Зanakkale'ye gitmek ьzere yola зıkacağım..
Kutsal şehitlerimize mesajı olan?..
Kemiklerini sızlatacak şeyler yaşanıyor sürekli.Galiba en doğrusu bir özür dileyip,ruhları için dua etmek.
İyi yolculuklar ;)
nurhak
04-07-2007, 03:48 PM
Kemiklerini sızlatacak şeyler yaşanıyor sürekli.Galiba en doğrusu bir özür dileyip,ruhları için dua etmek.
İyi yolculuklar ;)
Aynen katılıyorum,bizim yerimizede bir özür dile,Ruhları şad olsun.Ve güle güle git sağlıcakla dön,hayırlı yolculuklar.
Demir Kağan
04-08-2007, 02:02 PM
Veni vidi geldim. :lool:
eflatunn
04-10-2007, 02:30 PM
Veni vidi geldim. :lool:
Hoşgeldin ;)
Direkt söze gireceğim: bize neler getirdin :cool:
Hoşgeldin ;)
Direkt söze gireceğim: bize neler getirdin :cool:
Herhalde resim çektirmiştir.
Qarshi
04-11-2007, 02:22 AM
Herhalde resim çektirmiştir.
Benim bildiğim Demir getirse getirse SELAM getirmiştir...
Eceabat gama :mrgreen:
Demir Kağan
04-14-2007, 04:02 AM
Hoşgeldin ;)
Direkt söze gireceğim: bize neler getirdin :cool:
Herhalde resim çektirmiştir.
Benim bildiğim Demir getirse getirse SELAM getirmiştir...
Eceabat gama :mrgreen:
Efendim, oğuz abinin dediği gibi sizlere selam getirdim. :lol:
Resimler birazdan sizlerle.. :lol:
Qarshi
04-26-2007, 03:50 AM
Anzaklar her yıl Çanakkale `de atalarını anarken, bizim duyarsızlığımız dünyada nam saldı. 34 ülkede şehitliğimiz var. Ancak Çanakkale ve Sarıkamış şehitlerini bile daha yeni yeni anmaya başladık
Avustralya ve Yeni Zelandalı Anzaklar , her yıl olduğu gibi bu yıl da Çanakkale `de ve Tayland `daki ünlü Kwai Köprüsü `nde verdikleri şehitleri binlerce kişinin katılımıyla anarken, dünyanın dört bir yanında, 34 ülkede şehitliği bulunan Türklerin hayret veren duyarsızlığı devam ediyor. Çanakkale ve Sarıkamış şehitlerini kısa bir süre önce düzenli olarak anmaya başlayan Türk gençliğinin yurtdışındaki şehitliklerde törenler düzenleyecekleri günler hasretle bekleniyor.
HER YIL TEKRARLIYORLAR
Dedeleri İngiliz Ordusu içinde Osmanlı İmparatorluğu `na karşı savaşan ve Çanakkale `de ölen Anzak gençliği, bu yıl da anma törenlerini ve şafak ayinini büyük bir katılım ve coşkuyla gerçekleştirdiler. Anzaklar , Japon Ordusu tarafından esir alınan ve köprü yapımında kullanılan dedelerini ve babalarını Tayland `daki ünlü Kwai Köprüsü `nde anmayı da ihmal etmediler. Bu savaşları milletleşme sürecinin en önemli safhası olarak değerlendiren Anzakların bu tavrı, yıllardır Türk halkının da takdirini topladı. Öyle ki, Anzakların Çanakkale törenleri sayesinde Çanakkale şehitliğinde çevre düzenlemesi yapılmaya başlandı. Nihayet bu savaşta yüzbinlerce evladını kaybeden Türkiye , Anzaklardan utanarak şehitlerini derli toplu biçimde anmaya giderek daha fazla insanla ziyaret etmeye başladı.
BİZ NE ZAMAN GİDECEĞİZ?
Türkiye `nin tam 34 ülkede şehitliğinin bulunduğunu bilen kişileri sayısı ise son derece az. Yüzyıllarca çok büyük bir coğrafyaya hükmeden, çeşitli sebeplerle birçok ayrı noktada büyük savaşlara giren Türkler , tam 34 ülkede şehit bırakmış vaziyette. Yurtdışındaki Türk şehitliklerinin bakım ve onarımları, Milli Savunma Bakanlığı tarafından sağlanan ödeneklerle yapılıyor ve çalışmalar askeri ataşelikler, bunların bulunmadığı yerlerde ise büyükelçilikler aracılığıyla yapılıyor. Şehitlikler genel olarak halka açık. Ancak Türk gençliğinin topluca bu ülkelere gidip anma törenleri düzenleyeceği günlerin ne zaman geleceği ise bilinmiyor .
TUM DUNYADA VARIZ
Türk Şehitlikleri `nin bulunduğu ülkeler şunlar: Almanya , Arnavutluk , Avusturya , Azerbaycan , Bosna -Hersek , Bulgaristan , Cezayir , Çek Cumhuriyeti , Filistin , Güney Kore , Hindistan , Irak , İngiltere , İran , İsrail , İtalya , Japonya , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti , Letonya , Libya , Lübnan , Macaristan , Malta , Mısır , Myanmar , Polonya , Romanya , Rusya , Sırbistan , Suriye , Suudi Arabistan , Ukrayna , Ürdün ve Yunanistan . Türk Şehitlikleri `nin bulunduğu ülkeler arasında en dikkat çekici yer Myanmar . İsmi ve nerede olduğu pek bilinmeyen Myanmar , Güneydoğu Asya `da Andaman Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Bangladeş ve Tayland arasında yer alan bir birlik olarak geçiyor. Bu az bilinen ülkede tam bin 500 Türk şehit yatıyor. Türkler `in buraya gidişi de ilginç. Eski adı Burma olan Myanmar `a İngiliz sömürgesi olduğu 1915 yılında 12 bin Türk askeri gitmiş. Yıllar süren esaret dönemi boyunca salgın hastalıklar ve ağır çalışma şartlarından dolayı bin 500 asker şehit düşmüş. Askerlerin bir bölümü Türkiye `ye dönerken, o topraklarda kalanlar için `Türk Şehitliği ` yapılmış. Şehitlikte Türkçe olarak, `Birinci Dünya Savaşı `nda Irak , Suriye , Filistin ve Arabistan cephelerinde Osmanlı ve İngiliz Orduları arasındaki çarpışmalar sırasında İngilizlere tutsak düşerek Burma `ya getirilen ve burada vefat eden aziz Türk askerlerinin anısına ` ifadesi yer alıyor.
desinler gama :mrgreen:
nurhak
04-26-2007, 11:09 AM
Biz burada halen sağ olan değerlerimize sahip çıkmıyoruz ki o şehitlerimize sahip çıkalım.Varsa yoksa sen benden değilsin,sen daha az müslümansın,sen gericisin sen...sen..sen neysen o sun kardeşim diyebildiğimiz gün ve birbirimize saygı duymaya başladığımız gün,bu ülkenin tozuna toprağına sahip çıkıldığı gibi o şehitlerde hatırlanır.Allah ruhlarını şad etsin.
Qarshi
03-17-2008, 03:57 AM
Bir senedir Demir efendinin Çanakkale resimlerini bekliyoruz...:rolleyes:
umut_umut
03-17-2008, 04:32 AM
Merhabalar,
Turgut Özakman'ın DİRİLİŞ / Çanakkale 1915 adlı yeni kitabı çıktı. Yeni başladığım için kitap hakkında çok yorum yapamayacağım ama okuduğum kadarıyla en az Şu Çılgın Türkler kadar akıcı ve bilgilendirici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitap Mart ayının başında çıkmış ve ben 4 gün önce 25. basımını aldım.
"Tarihin en eski milletlerinden biri, ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa diriliyordu."
http://www.gedikgross.com/imageFinder.aspx?pid=2191367o1&folderName=
(Daha önce forumda kitapla ilgili bir yazı gözüme çarpmadı. Eğer varsa da fazla tanıtımdan zarar çıkmaz sanırım. :) )
Yazar : Turgut Özakman
Yayınevi : Bilgi
Sayfa : 686
Fiyat : 20 YTL
"60 dakika ölüm, yıkım, kıyım kustular.
Asker korunmak için toprağa girdi, karıştı, toprak oldu sanki.
Bombardıman sona erdi. İngiliz birlikleri batı ve orta kesime, Fransızlar doğu kesime taaruza kalktılar.
Askerler, savaşmak için taşın ve toprağın altından, ölüler canlanır, ruhlar ete kemiğe bürünür gibi doğruldular.
Ürpertici bir andı."
Qarshi
03-17-2008, 04:33 AM
Anzaklar her yıl Çanakkale `de atalarını anarken, bizim duyarsızlığımız dünyada nam saldı. 34 ülkede şehitliğimiz var. Ancak Çanakkale ve Sarıkamış şehitlerini bile daha yeni yeni anmaya başladık
Bizim anmamız Anzakların cetlerini anmaya başlaması ile başladı.Büyüklerim ülen Anzaklar binlerce km.öteden gelirde biz üç-beş km gidip anma merasim töreni yapamazmıyız dediler ve Anzaklara nazire yaparcasına en gözü yaşlı törenleri yapmaya başladılar...
Yarın bütün büyüklerimi Anzaklara nisbet yaparcasına gözü yaşlmı bir şekilde tören alanında göreceğimi umuyorum :mrgreen:
nurhak
03-17-2008, 08:50 AM
kemiklerini sızlattığımız o asil atalarımızın hepsinden binlerce kere af diliyorum,Rab'bimin huzuruna çıktığımızda bakacak yüzüm yok,onların bzim onları anmamızada ihtiyaçları yok,sadece çekinmeden uğruna kanlarını akıttıkları bu topraklara sahip olabilsek onlara yeterdi.Sahip olamıyoruz,bu gidişlelede sahip olamıyacağız.İnşallah affederler bizi.Mekanları cennet,ruhları şad olsun.
Hanedan
03-17-2008, 10:55 AM
kemiklerini sızlattığımız o asil atalarımızın hepsinden binlerce kere af diliyorum,Rab'bimin huzuruna çıktığımızda bakacak yüzüm yok,onların bzim onları anmamızada ihtiyaçları yok,sadece çekinmeden uğruna kanlarını akıttıkları bu topraklara sahip olabilsek onlara yeterdi.Sahip olamıyoruz,bu gidişlelede sahip olamıyacağız.İnşallah affederler bizi.Mekanları cennet,ruhları şad olsun.
Pek affedeceklerini sanmıyorum ama yine de iyi edilmiş duaya AMİN denir. AMİN..
eflatunn
03-17-2008, 04:05 PM
Bizim anmamız Anzakların cetlerini anmaya başlaması ile başladı.Büyüklerim ülen Anzaklar binlerce km.öteden gelirde biz üç-beş km gidip anma merasim töreni yapamazmıyız dediler ve Anzaklara nazire yaparcasına en gözü yaşlı törenleri yapmaya başladılar...
Yarın bütün büyüklerimi Anzaklara nisbet yaparcasına gözü yaşlmı bir şekilde tören alanında göreceğimi umuyorum :mrgreen:
Oguz abi emin ol goreceksin.Ancak bircogu mecburiyetten gelmis olacak ve sadece timsah gozyaslari akacak(belki).
Iste bu birtakim yapmacikliklar icinde gercek duygulariyla orada olmak isteyenler de daima engelle karsilasiyor.'Benim elimde degil,maddi destek yok bla bla bla bla......' zirvaliklarini siraliyor.:evil:
Gercekten cok sinirleniyorum.
Insanlar gidip gormek bilmek istiyor ama.............................................
Ben daha onceden gittim gordum ama bin defa gitsem yine aynı minnettarlikla,aynı duyguları tasirim.
Herkesin en azindan hayatinda bir defa gormesi gereken bir yer.
Butun sehitlerimizin ruhları sad olsun.
Qarshi
03-18-2008, 10:57 AM
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Çanakkale%20geçilmez,%20gazi%20dede%20tutulmaz/04.jpg
Koş Dedem koooşşş...
Anzak seni tutamamış,İngiliz rüzgarından yıkılmış,Fransız önünde diz çökmüş...:mrgreen:
yavuz
03-18-2008, 11:39 AM
2 yil once gitmistim Canakkale'ye. (Klise laflar etmeyecegim, benden once bunlari dile getirenler fazlasiyla oldu.) Begenmedim.
Bu ise bir el atilmasi lazim.
Gerek sehitlerimizin onemi, gerekse kulturel miras acisindan yapilmasi gereken ne varsa, fazlasiyla yapilmalidir...
Canakkale'den, Eceabat'a gecmek de ne zor oyle... Ben basbakan olunca bunu da duzeltecegim, demir aglarla orecegim bu ulkeyi. :cool:
Seckjin Khan
03-18-2008, 12:04 PM
Türk Askerinin ve Türk Halkı'nın kolay kolay kırılamayacağını ispatlandığı gündür...
Kutlu olsun...
afsharkizi
03-18-2008, 01:07 PM
Atalarimiz bize bu vatani armagan ettiler.. Ve bu vatani korumak bizim boynumuzun borcu...
Qarshi
03-19-2008, 06:40 AM
http://photos-c.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v192/69/91/623708546/n623708546_447478_6449.jpg
Facebook'ta Çanakkale şehitlerimizle ilgili bir grup kuruldu.İlgilenenlere...
http://www.facebook.com/group.php?gid=8966962669
nurhak
03-19-2008, 08:37 AM
Yüreklerimizdeki o çanakkale ruhunu öldürdüler,gerisi boş usta,boşver sal gitsin,nasıl olsa yokuş aşşağı iniyoruz....:(
Madalio'g'li
03-19-2008, 01:42 PM
http://photos-c.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v192/69/91/623708546/n623708546_447478_6449.jpg
Facebook'ta Çanakkale şehitlerimizle ilgili bir grup kuruldu.İlgilenenlere...
http://www.facebook.com/group.php?gid=8966962669
"Arı burunu'nda düşmanıng parçalanmış uzun bahriye toplarından
Başda Es'ad Paşa ve ortada müsteşar mu'avini Fahreddin Beg oturmakda"
Arslanın arslanları...
Qarshi
04-10-2008, 08:52 AM
Çanakkale savaşları ile ilgili benim ilk defa gördüğüm fotolar...İlgilenenler için ;
http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/goster.asp?prm=0,533424&id=1&galeriid=3319#galeriStart
Batiston
03-16-2009, 07:38 AM
Dailymotion - Г‡anakkale Ећehitlerine, yaraliyurek kullanД±cД±sД±ndan bir video. canakkale, sehit, vatan, bayrak, ataturk
Ruhları ŞAD olsun !
TÜRKÇE
03-17-2009, 01:05 PM
Şu destanın dillere destan bir filimi yapamadılar ha.
Şehbir
03-17-2009, 02:27 PM
ÇANAKKALE RUHU
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında çok önemli bir yere sahip olan Çanakkale Savaşları, bir çok dünya devletleri için de oldukça önemlidir.
Çanakkale Savaşları’nda, Mehmetçiğin olağanüstü çaba ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugünkü yapısının çekirdeğini oluşturan komutanların ise büyük bir sabır göstererek ulaştıkları Zafer’in altında yatan en önemli gerçek ÇANAKKALE RUHU’dur. Bu nitelik ve özellik, dünyanın başka hiçbir milletinde görülmemektedir.
Çanakkale hakkında bugüne değin, gerek içeride, gerekse dışarıda bir çok eserler yazılmış ve bir o kadar konuşmalar yapılmıştır. Ancak, Türk Ulusu için Çanakkale Savaşları’nın anlamının ne olduğunu ifade etmek istediğimizde; şu önemli satırbaşlarını karşımızda buluruz:
Çanakkale; Osmanlı’nın son döneminde, Anadolu topraklarına sahip olabilmek için; her türlü insanlık dışı faaliyette bulunan, gözünü hırs bürümüş emperyalist güçlere, Anadolu Aslanları olarak nitelendirilebilecek Mehmetçiğin indirdiği bir tokattır.
Çanakkale; Anadolu’nun, yeniden dirilişinin bir destanıdır.
Çanakkale; Türk Ulusu’nun, insani vasıflarını yitirmiş hain ve gözü dönmüş canilere karşı bir haykırışıdır.
Çanakkale; Şehitlerin el, kol ve bacak gibi uzuvlarının, her top mermisinin toprağa düşüşünde, toprak yığınıyla birlikte havada uçuştuğu, derelerin adeta kan olup aktığı, toprağın şehit kanıyla ıslandığı, acının ve onurun, vatan ve millet sevgisinin, iman ve inancın, tarihin altın sayfalarına şehitlerin kanıyla yazıldığı, bugünkü ve gelecek nesillerimizin onur duyacakları bir yerdir.
Çanakkale; Henüz açmış çiçek misali gencecik ve çocuk denebilecek yaştaki Mehmetçiklerin, VATANI’nı, İNANCI’nı ve NAMUSU’nu koruma kararlılığını kanlarıyla tarihe yazdıkları bir şeref meydanıdır.
Çanakkale; Bir Ulus’un, Dik ve Onurlu Duruşu’nun, nasıl olması gerektiğini, tarihin şehadetiyle bütün dünyaya gösteren kahraman askerlerimizin yüreklerinin, tek bir yürek olarak attığı alandır.
Çanakkale; İnsani Değerlerin ve dolaysıyla Medeniyetin, dünya milletlerine sanki bir ders gibi anlatıldığı, belletildiği ve öğretildiği bir mekandır.
Çanakkale; Vatanımızı, güle oynaya işgale gelen emperyalist ülke askerlerinin, Anadolu Aslanları’ndan derslerini aldıktan sonra, utanç ve ezikliklerinden dolayı başlarını yukarıya kaldıramadan, arkalarına bile bakamadan çekilip gittikleri ve emperyalizmin, Anadolu üzerindeki kirli emellerine ulaşmalarının ilk denemesinin engellendiği çok önemli bir Vatan toprağıdır.
Çanakkale; Bugünkü Ordumuzun, adeta çekirdeği olarak kabul edilebilecek askerlerimiz ve birliklerinin, o dönemin bir kısım Ordu Komutanlıkları’nın Alman subaylara teslim edilmiş olmasına, bununla birlikte de; emperyalist gücün ordusu karşısında silah, teçhizat ve mühimmatının yetersizliğine karşın; Vatanı ve Ulusu’nun Tam Bağımsızlığı söz konusu olduğunda, neler yapabildiklerinin bir göstergesi ve kanıtı, bundan sonra da neler yapabileceklerinin bir işaretidir.
Çanakkale; Dünyadaki bütün mazlum milletlere, Tam Bağımsızlığı kazanmanın nasıl sağlanabileceğinin anlatıldığı bir ulvi mücadelenin adı ve destansı anlatımıdır.
Çanakkale; Türkiye Cumhuriyeti’ne doğru gidilirken, Mustafa Kemal ile Silah ve Dava Arkadaşları’nın, Mehmetçikle birlikte yazıp, birlikte söyledikleri; Bir Şiirdir! Bir Türküdür! Bir Destandır! Milli Mücadele’nin ve dolaysıyla Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin Önsözüdür.
Çanakkale; Anadolu’nun düzenli ordu kurulmasından önceki silahlı gücü olan Kuvay-i Milliye Ruhu’nun temelinin atıldığı yerdir.
Çanakkale; Ulusumuzun yüreğinden kopan ve duygularını oldukça temiz, açık ve net bir dille anlatan Türkülerde ve Ulusal Şairimiz Mehmet Akif’in Ulusal Marşımızdaki dizelerinde, bizden önce olduğu gibi, bizden sonra da kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşatılacak bir ruhun, bugünkü anlatımıyla ÇANAKKALE RUHU’nun çelikleşmiş bir göstergesidir.
Çanakkale; Mehmetçiğin, tırnaklarını bir aslan pençesi misali geçirdiği Vatan topraklarını korumaya çalıştığı, ancak emperyalist orduları oluşturan İngiliz, Fransız, Senegalli, Hintli Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerden oluşan düşman güçlerin ise ele geçirmek amacıyla, amansızca ve acımasızca saldırdıkları Anadolu Toprağı’dır.
Çanakkale; Emperyalist ordunun bir kısım askerlerinin, dedelerimizle gırtlak gırtlağa savaştığı ve öldükten sonra da, şehit Mehmetçiklerle beraber koyun koyuna yattığı, sıcacık, samimi ve sevecen bir Vatan parçasıdır.
Çanakkale; Mustafa Kemal’in, bugün bir deha ürünü olarak adlandırdığımız askeri stratejisini dünyanın bilmesine ve dolaysıyla öğrenmesine neden olduğu ve bu stratejinin doğru uygulanması durumunda; Türk Ulusu’nun Tam Bağımsızlığa nasıl ulaştığının dillendirildiği, Vatan toprağına kazındığı bir alandır.
Çanakkale;Mustafa Kemal’in, ATATÜRKolmasına zemin hazırlayan ve O’nu bütün dünyanın tanımasına ve bir Ulus’u Tam Bağımsızlığa taşıyan başarıları neticesinde önünde saygı ile eğilmesine sebep teşkil eden bir Tam Bağımsızlık Mücadelesi’nin başlangıcı ve Türk Ulusu’nun Onur Savaşı’dır.
Çanakkale;Balkan Harbi’nde maneviyatı çökmüş olan Ordunun, yeniden öz güvenini elde etmesine, yetiştirdiği ve büyük deneyimler edinmesine neden olduğu Subay ve Erleri’nin beş yıl sonraki Ulusal Kurtuluş Savaşı öncesi adeta bir tatbikat yapmasına ve ardından da Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp, Türk Ulusu’nu Zafer’le taçlandırmasına temel oluşturan tarihi bir gerçektir.
Çanakkale; Türk Ulusu’nu,TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni kurmaya doğru götüren ve dünyada hiçbir milletin, bir daha sahip olamayacağı, bir Onur’dur…
Ancak, bu nitelemelere karşın bir kısım yazarların, maksatlı olarak yalana ve hurafelere bulaştırılmış uyduruk tarih kitaplarıyla çocuklarımız ve gençlerimizin beyinlerinin bulandırılmak istenmesi dikkatlerden kaçmıyor. Amaçları, Mustafa Kemal ve O’na ait değerleri, işbirliği yaptıklarıyla beraber, yok etmektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün genç beyinlerde yer etmesini engellemektir.
Asla başaramayacaklar!
CENGİZ ÖNAL
alpertunga
03-17-2009, 05:13 PM
hey bu forumda akrabaları canakkalede yatan kimler War?
Benim akrabam var.
alpertunga
03-17-2009, 05:21 PM
2 yil once gitmistim Canakkale'ye. (Klise laflar etmeyecegim, benden once bunlari dile getirenler fazlasiyla oldu.) Begenmedim.
Bu ise bir el atilmasi lazim.
Gerek sehitlerimizin onemi, gerekse kulturel miras acisindan yapilmasi gereken ne varsa, fazlasiyla yapilmalidir...
Canakkale'den, Eceabat'a gecmek de ne zor oyle... Ben basbakan olunca bunu da duzeltecegim, demir aglarla orecegim bu ulkeyi. :cool:
Şöyle bütün savaş alanlarının ve şehitliklerin arasından geçen bir tren yolu ve o zamanki havayı vermek için maketler filan koyularak savaşın ne kadar zor olduğunu nelere katlanıldığının yeni nesillere aktarmak gerekir.
Yabancıların yaptığı gelibolu belgeselinde gördüğüm o ki savaş sadece kurşun atmak kurşun yemekten ibaret değil o psikolojik havada çok önemli. Yeni nesilin, ecdadının ne hallerde bu vatanı koruduğunu kan verdiğini görmeleri lazım.
Sonra birtakımları çıkıp kürtlerde dağda kan döküyor diyebiliyorlar.
Seckjin Khan
03-18-2009, 02:58 AM
http://img27.imageshack.us/img27/672/turkey1.gif
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !
Тюльпан
03-18-2009, 03:04 AM
Sehitleri Allah rahmet eylesin, mekanlari Cennet olsun........
Ya bizim basimiza gelseydi O GUNLER? Onlar gibi olabilirmiydik?...
Seckjin Khan
03-18-2009, 03:14 AM
Sehitleri Allah rahmet eylesin, mekanlari Cennet olsun........
Ya bizim basimiza gelseydi O GUNLER? Onlar gibi olabilirmiydik?...
"biz" derken şuan ki Türkiye'yi kastediyorsan inan aynı hislerle aynısını yapardık sonuç ne olursa olsun...
Şerefsizce Yaşayacağıma Şerefli bir Ölümü Yeğelerim...
Şehbir
03-18-2009, 03:15 AM
Sehitleri Allah rahmet eylesin, mekanlari Cennet olsun........
Ya bizim basimiza gelseydi O GUNLER? Onlar gibi olabilirmiydik?...
Amin diyorum Tulpan..
Benim hala inancım var..
Seckjin Khan
03-18-2009, 03:35 AM
Çanakkale'de destan yazan kahramanların anıları
Çanakkale Zaferi'nin 94. yıl dönümü törenlerle kutlanırken 253 bin Mehmetçiğin şehit düştüğü savaş, hafızalarda canlılığını koruyor.
Çanakkale Savaşları'nın bir bölümü olan 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı'nı geçmek isteyen dünyanın en güçlü donanmasını püskürterek çok önemli bir deniz zaferi kazanan Türk ordusu, bundan sonra cephe savaşlarının geçeceği kara çıkarmalarına karşı amansız ve çok kanlı bir savunma yaptı.
Denizden Türk ordusunu yenemeyeceğini anlayan Avustralya ve Yeni Zelandalılar'dan oluşan Anzak ordusu, 25 Nisan-6 Ağustosta Gelibolu Yarımadası'na çıkarma yaparak savaşın en kanlı bölümünü başlatıyordu. Dünyanın en dar savaş bölgesinde göğüs göğüse kanlı çarpışmalar bu dönemde gerçekleşti. Bu savaş 500 bin kişinin hayatına mal oldu. 253 bin şehit vererek yurdunu savunan Türk insanının yazdığı bu şanlı tarih, dünyanın mazlum ülkelerine de özgürlük için örnek oluşturdu.
1. DÜNYA SAVAŞI'NIN EN KANLI BÖLÜMÜ
1914 yılının Temmuz ayında başlayan, 1918 yılının Ekim ayında sona eren 1. Dünya Savaşı'nın en kanlı sayfalarının yazıldığı Çanakkale Savaşları, 8 ay 14 gün sürdü.
Bir İngiliz kruvazöründen atılan mermi, Seddülbahir cephaneliğine isabet ederek, tonlarca barut ve mermiyi havaya uçurdu. Türk milleti savaşın başlamasına neden olan bu mermiyle ilk şehitlerini 3 Kasım 1914 gününün sabahında verdi. Seddülbahir cephaneliğini korumakla görevli 5 subay ve 81 erimiz şehit oldu. Düşman saldırısı ve verilen şehitler, yurdun dört bir yanından vatanı korumak için Çanakkale'ye gelen Mehmetçik için adeta şahlanış etkisi yapmıştı. Anadolu'nun bağrından kopup gelen ancak elinde yeterli cephanesi bulunmayan kahraman Mehmetçik, gözlerini kırpmadan güçlü düşman donanmalarından atılan mermilere göğüslerini siper ederek vatan için ölüme gitmekten korkmadı.
İtilaf devletlerine göre, Çanakkale mutlaka geçilmeliydi. Düşman donanmasından atılan mermiler bu kez Seddülbahir ve Kumkale bataryalarının susmasına neden oldu. Bu saldırılar karşısında yılmayan ve ölümü Allah'a kavuşmak olarak gören Mehmetçik, susturulamıyordu. Seddülbahir bataryasından sağ kurtulmuş, bacağından yara almış Balıkesirli Mehmet Çavuş, kırık tüfeğini sallayarak Seddülbahir tepelerinden düşmana şöyle haykırıyordu: ”Bre gafiller, dünyanın bir ötesinden neye geldiniz? Sizi çağıran mı oldu? Biz ölmeden bu topraklara adım atamayacağınızı bilmiyor musunuz?” Mehmet Çavuş, bu haykırışıyla Türk milletinin duygularına tercüman oluyordu. Mehmet Çavuş'un haykırışı kehanet oluyor, uzun ve kanlı savaş iki taraftan 500 bin insanın hayatına mal oluyordu. Düşman, geldiği gibi gitmek zorunda kalıyordu.
CEPHEDE SAVAŞAN GAZİLER, SAVAŞI ANLATIYOR
Bugün hayatta olmayan Çanakkale Savaşı gazileri, son günlerinde savaşı anlatmıştı.
Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesinden Halil Helvacı: ”27. alayda Arıburnu cephesinde 9 ay çarpıştım. Bir defasında 3 gün hiç durmadan süngü harbi yaptık. Koskoca alaydan 7 kişi kalmıştık. Sonra bize 10 er daha verdiler. Beni de çavuş yaptılar. Bir gün düşmana Arıburnu'ndaki mevziden ateş ediyoruz. Tetiği çekiyorum tüfek patlamıyor. Yanımdaki arkadaşa 'Tüfek bozuldu galiba' dedim. Arkadaş kontrol ettikten sonra yüzüme acı acı baktı ve 'Senin tüfekte bir şey yok, tetiği çeken parmağın kopmuş be adam' deyince acısını o an duydum.”
Çan ilçesi Halilağa köyünden Mustafa Aksoy: ”Seddülbahir'de başımızdaki komutan Yüzbaşı Şerafettin Bey, besmele çekip 'Hadi aslanlarım, ananız sizi bugünler için doğurdu. Ben sizin önünüzden, siz arkamdan gelin, sakın korkup geri çekileyim demeyin, düşmana aman vermeyelim' dedi. Düşman çok kalabalık geliyor. Zığındere tarafından çevirme yapmış, taktik icabı geri çekildik. O sırada dizlerimin altından vurulmuşum. Yanımda arkadaşlarım şehit olmuşlardı. Kanlı derenin içi yaralı dolu, katırlar ve atları da dereye indirmişler, onlar bile titriyor. Sıhhiye yok, yaralarım kendiliğinden soğudu. Destek ekip ile yeniden cepheye gittik.”
Yenice'nin Akçakoyun Köyü'nden Mehmet Oral: ”Arabistan Savaşı'ndan köye geldiğimin 12. günü Çanakkale cephesine gittim. Anafartalar'da sıhhiye bölüğü eri olarak sargı mahallindeydim. Büyük Komutan Mustafa Kemal'in çadırı da bizim sargı yerindeydi. Mustafa Kemal, Fırka komutanına şöyle sordu: 'Biz mi onlardan toprak istiyoruz, yoksa onlar mı bizden?' Fırka komutanı 'Onlar bizden toprak istiyorlar' dedi. Mustafa Kemal de 'Öyleyse neden biz hücum edip de askeri kırdırıyoruz? Onlar bize hücum etsin, biz onları kıralım, biz kırılmayalım' dedi.”
Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinden Recep Tural: ”Çanakkale cephesinde 27. alay 2. tabur 4. bataryada görevliydim. Mustafa Kemal, bizim hemen solumuzda, Conkbayırı'nda karargahını kurmuştu. Ben görmedim ama çok cesur olduğunu söylerlerdi. Gavur ateş ederken mızıkasını çalar, hiç kesmezmiş.”
Bayramiç'in Aşağışevik Köyü'nden Mustafa Konar: ”Kocadere'de ve Arıburnu sırtlarında düşmanla göğüs göğüse çarpıştık. Sabahlara kadar ateş kesilmezdi. İstihkamların arası insan cesediyle doluydu. Arpa demeti gibi yayılıp kalıyorlardı. Ne kadar düşman öldürdüğümüzü hatırlamıyorum. O soruyu tüfeklere sormalı.”
Biga'nın Gündoğdu Köyü'nden Ali Demirel: ”Arıburnu'nda düşman mevzileri çok yakındı. Savaşırken mermi yağdırır bomba atarlardı. Dinlenme zamanında soğan, sigara atarlardı. Düşman mevzilerine yaptığımız bir süngü hücumunda aynalı tüfek ele geçirdim. Marangoz olduğum için baka baka aynısını yaptım. Her mangaya bir aynalı tüfek dağıttım. Tüfeğin namlusuna önlü arkalı ayna koydum. Siperden kafamızı çıkarmadan aynaya bakarak düşmanı görür, hareketlerini izlerdik.”
Şehbir
03-18-2009, 04:38 AM
"Dur yolcu!
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda
İstiklal uğruna, namus yolunda,
Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmet’in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir"
Necmettin Halil Onan
Mehmet Akif Ersoy'un şiirinden düzenlenmiş bu kahramanlık türküsünü izlemeniz için adrese gitmeniz yeterli.
http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2395786632864724880&hl=tr&fs=true"%20style="width:400px;height:326px"%20allowFullScreen="true"%20allowScriptAccess="always"%20type="application/x-shockwave-flash (http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2395786632864724880&hl=tr&fs=true%22%20style=%22width:400px;height:326px%22% 20allowFullScreen=%22true%22%20allowScriptAccess=% 22always%22%20type=%22application/x-shockwave-flash)
Kazak
03-18-2009, 05:15 AM
KAZAKİSTAN'DA ÇANAKKALE ZAFERİ RESİM SERGİSİ AÇILDI
Kazakistan'ın Almatı Kentinde Bulunan Şahlan İlköğretim Okulu'nda Çanakkale Zaferini Anlatan Resim Sergisi Açıldı. Onlarca Resmin Yer Aldığı Sergide Çanakkale Zaferini Farklı Yönlerle Anlatan Tablolar Öğrenciler Tarafından Yoğun İlgi Görüyor. Bu Sene İlk Kez Açılan Sergi Bir Hafta Boyunca Ziyaretçilere Açık Olacak.
Kazakistan'ın Almatı kentinde bulunan Şahlan İlköğretim Okulu'nda Çanakkale zaferini anlatan resim sergisi açıldı. Onlarca resmin yer aldığı sergide Çanakkale zaferini farklı yönlerle anlatan tablolar öğrenciler tarafından yoğun ilgi görüyor. Bu sene ilk kez açılan sergi bir hafta boyunca ziyaretçilere açık olacak. 18 Mart Çanakkale zaferi kapsamında okul yönetimi tarafından okul genelinde resim, şiir ve kompozisyon yarışmaları düzenleniyor. Okul tarih öğretmenlerinden İsmail Büyükay Cihan Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada Çanakkale Zaferi'nin yalnız Türk tarihi için değil, yakın dünya tarihinin de en önemli zaferlerinden biri olduğunu söyledi.
Verilen mücadelenin tarih sahnesinde var oluş ve yok oluş mücadelesi olduğuna dikkat çeken Büyükay, "Atalarımız, birlik ve beraberlik içinde mücadele ederek bu güzel vatanı bizlere emanet etti. Çocuklarımıza tarih şuurunu daha iyi öğretebilmek için bu sergiyi açma kararı aldık." dedi. (CİHAN)
Şehbir
03-18-2009, 05:19 AM
KINALI ALİ
Çanakkale Zaferini kelimelere sığdırmak çok zordur. Orada bir tarih yazılmıştır hem de kanla yazılmıştır bu tarih. Bu gün o zaferi anlatmak yerine cepheden yazılan bir mektubu sizlerle paylaşmak istedim. Kınalı Ali’nin şehit olmadan önce ailesine yazdığı son mektubunu paylaşmak istedim.
Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla sohbet ediyor, "Nerelisin?" gibi sorular soruyordu. Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı. Yanına çağırdı ve merakla sordu: "Adın ne senin evladım?" "Ali, komutanım." "Nerelisin?" "Tokatlıyım, komutanım, Tokat'ın Zile kazasındanım..." "Peki evladım, bu kafanın hali ne? Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?" "Cepheye gelmeden önce, anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum." "Peki" dedi üsteğmen. "Gidebilirisin Kınalı Ali." O günden sonra Ali'nin adı, Kınalı Ali oldu. Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı. Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi."Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum. Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?"
Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi. "Sen söyle biz yazalım"
Dediler. Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de söylenenlerin doğru yazılıp yazılmadığını denetliyordu.
"Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin." Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin kendisini merak etmemesini söyledikten sonra, "Biz burada var oldukça bilesiniz ki düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir" cümlesi ile bitiriyordu.
Tam zarf kapatılırken, Ali, "İki üç satır daha ekleteceğini" söyleyerek, mektubun sonuna şunları yazdırdı: "Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama burada komutanlarım da, arkadaşlarım da benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet'e gelecek, Onu gönderirken sakın kına yakma saçına. Burada onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden öperim anacığım."
Gelibolu'da savaş giderek şiddetleniyordu. İngilizler, kesin sonuç almak için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri birer, birer, sonraları beşer, beşer, onar, onar şehit oluyorlardı. Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali'nin komutanı, bu durum karşısında çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye göndermek zorunda kalmaması için Allah'a dua ediyordu.
Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları, komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini istediler. Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı. Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye, bile bile ölüme gidiyorlardı. O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan Kınalı Ali'nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit olmuştu.
Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali'ye anne, babasından mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna aile adına babası yanıt veriyordu.
"Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim. Öküzü sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında cepheye gidecek küçük kardeşine veriyoruz. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme." Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten sonra"şimdi ananın sana diyeceği var" diyerek sözü ona bırakıyordu.
Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali'nin anasının ağzından yazılmıştı, şöyle diyordu anası:
"Oğlum Ali, yazmışsın ki, kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de yakma demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler. Bizde üç işe kına yakarlar;
1- Gelinlik kıza. Gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye.
2- Kurbanlık koça. Allah'a kurban olsun diye.
3- Askere giden yiğitlerimize. Vatana kurban olsun diye. Gözlerinden öper, selam ederim. Allah'a emanet olun."
18.3.2009
Ayla Berkin
50 Yaşına geldim, bu hikayeyi en az 1000 kere okudum, dinledim, her seferinde de ayrı bir içime aktı yaşlarım..
Gökbörü
03-18-2009, 06:32 AM
Lise de tören yaptık,Istiklal marşı okuduk,saygı duruşunda bulunduk. Fakat törene damgasını vuran , müdür yardımcımızın kravatı olmayanları dövmesiydi.Biz saygı duruşundayken o öğrenci dövmekle meşgul idi.
Kazak
03-18-2009, 06:37 AM
Lise de tören yaptık,Istiklal marşı okuduk,saygı duruşunda bulunduk. Fakat törene damgasını vuran , müdür yardımcımızın kravatı olmayanları dövmesiydi.Biz saygı duruşundayken o öğrenci dövmekle meşgul idi.
Sizin okulda ogenci dovmek serbest miydi?
Gökbörü
03-18-2009, 06:40 AM
Sizin okulda ogenci dovmek serbest miydi?
Istedigin gibi döv. Sertbesttir.Halâ.
alpertunga
03-18-2009, 06:44 AM
Sizin okulda ogenci dovmek serbest miydi?
Aslında birazda öğrenciler ne yaptı diye sormak lazım.
Bilge_Kagan
03-18-2009, 06:54 AM
Basligi rayindan cikarmadan Geyik Dukkani'na gecelim isterseniz?
alpertunga
03-18-2009, 08:47 AM
Bugün çanakkale savaşı olsa acaba düşman geçebilirmi ne diyorsunuz?
Duygusal değil mantıklı cevaplar verelim geçemesse niye geçemez, geçerse nasıl geçer?
yeşil
03-18-2009, 09:29 AM
Çanakkale geçildi.Kendimize gaz vermeyelim.Bunu nekadar inkar etsekte hepimiz biliyoruz.Bundan sonra ne yapabiliriz.
Seckjin Khan
03-18-2009, 09:37 AM
Çanakkale geçildi.Kendimize gaz vermeyelim.Bunu nekadar inkar etsekte hepimiz biliyoruz.Bundan sonra ne yapabiliriz.
ne anlamda ?
Aybike
03-18-2009, 09:39 AM
Siyasi anlamda ..Dogru diyor..
TÜRKÇE
03-18-2009, 09:41 AM
Bugün çanakkale savaşı olsa acaba düşman geçebilirmi ne diyorsunuz?
Duygusal değil mantıklı cevaplar verelim geçemesse niye geçemez, geçerse nasıl geçer?
Tarihinde hiç yenilmeyen İngiliz Donanmasının, ödü bitti denilen Anadolu Osmanlıları karşısında yenilgiye uğraması ve kaçmasıda mantık dışı.
Bazen duygular mantıkdışı başarıları getirir.
Veya 3000 kişilik Mute ordusununun 100.000 kişilik Bizans ordusunu yenmeside mantık dışı
Onlarda o sevgi o cesaret o duygu olmasaydı mantık olsaydı o zaman 100.000 kişilk ordudan ne farkı olurdu.
Sen düşünebiliyormusun. Cebinde 900 milar dolar nakiti olan, dünyanın en büyük devleti(nakitsel, nufus olarak) çinin donanması, daha düne kadar hiçbir uluslar arası arenada savaşa çıkmamış.
Bizden 1 ay önce habeşistana giden ordu amerikayı kurtarmış korsanların elinden ve uluslar arası donanmanın içinde güç oluşturmuş
Yani mantık dışı şeyler de olabilir.
Şehbir
03-19-2009, 03:26 AM
M.Kemal Atatürk tarih sahnesine ilk kez Çanakkale’de çıktı.
“19. TÜMEN sabah tatbikata çıkacaktı. Bu nedenle herkes erkenden uyanmıştı.
Top sesleri duyulmaya başladı. Bir birlik Arıburnu Koyu’nda gemiler görüldüğünü bildirdi. Kesin bilgi az sonra 9. Tümenden geldi:
Düşman Arıburnu’na asker çıkarıyor.
M.Kemal çok huzursuz oldu. Hatta telaşlandı.
Arıburnu’na ha!
Bu can alıcı noktaya niye asker çıkarırdı düşman? Kocabağ ile Kabatepe’yi ele geçirmek. Eceabat ile –Kilitbahir yolunu açmak için. Kesinlikle durdurulması gereken öldürücü bir hareketti bu.
İzzettin bey şimdiye kadar komutanını hiç böyle görmemişti. M.Kemal haritada Kocadağ’ı göstererek telaşının nedenini açıkladı:
“Bu kütle Gelibolu Yarımadasının kilididir.”
“Burası ele geçerse savaş daha başlamadan biter.”
M.Kemal şöyle düşündü: Çıkarmanın sürdüğü, düşmanın durdurulamayıp yayıldığı anlaşılıyor. Demek ki düşman kalabalık. Düşmanın kıyıda yerleşmesine ve yayılmasına izin verilemez, bu çok tehlikeli olur. Bu hareket bir taburla önlenemez.
Emir beklemek vakit yitirmek olacak.
Tarihin akışını değiştirecek olan kararı verdi:
Tümen ordu yedeği olduğu için iki alayını burada bırakacak, bir alayı ve bir dağ bataryasıyla Arıburnu’na yetişecek, bu tehlikeli hareketi önlemek için düşmana taarruz edecekti.
Bu, inisiyatiften daha ileri bir tavır, ağır sorumluluğu olan, ancak M.Kemal gibi birinin verebileceği bir karardı. Ordusunun yedeği olan bir alayı ile bir bataryasını kimseye danışmadan ve haber vermeden savaşa götürecekti.
Suçlu görülerek mesleğinden uzaklaştırılabilir, hatta idam edilebilirdi. Bunları düşünmedi ya da önemsemedi. Tehlike her türlü kaygıdan daha önemliydi.
Kolordu Komutanına ve 9. Tümen Komutanına göndermesi için İzzettin Bey’e iki kısa bilgi yazısı not ettirdi.
57. Alay tatbikata çıkmak için çorbasını içmiş, hazır bekliyordu.
Toplanma yerine geldi.
Biraz da gülümseyerek,” Arkadaşlar..” dedi, “..bugün yine bir tatbikata gideceğiz. Fakat bugünkü düşman artık hayal değil gerçektir. Düşman Arıburnu’na çıkmış. En kısa yoldan Kocaçimen’i tutacağız.”
Genç yarbay başa geçti.
Batı’ya hareket ettiler.
Saat 07.45’ti. “ (Turgut Özakman, Diriliş. Say:237-238-239)
“Savaş çok sertleşmişti. 27. Alayın durumu Şefik beyi çok kaygılandırıyordu. Alayının, Arıburnu kesiminin ve Çanakkale Boğazı’nın bir kurtarıcıya ihtiyacı vardı.
Bu çok sıkışık anda 9. Tümenden bir haber geldi: 19. Tümen Komutanı Yarbay M.Kemal sabah 57. Alayla birlikte Kocaçimen’e hareket etmişti. Yani, 27. Alayın sağ yanının gerisine.
Şefik bey bütün yüreği ile Allah’a hamdetti.
Yalnız alayı değil, yalnız Arıburnu değil, Boğaz, dolayısıyla İstanbul kurtulmuştu.” (Say.264)
“Limon Von Sanders, izinsiz hareket eden M.Kemal’in ne korkunç bir felaketi önlediğini, kendisini bir gün içinde yenilen bir ordunun komutanı olmaktan kurtardığını unutmayacaktı.” (Say.303)
***
Bu yazımda Turgut Özakman’ın Çanakkale Zaferi’ni anlattığı Diriliş isimli kitabından çok önemli satırları aktarmaya çalıştım. Elbette 685 sayfadan oluşan bu hacimli eserin her satırı çok önemli. Herkesin mutlaka okuması ve bilgilenmesi gerek.
Bugün o malûm zihniyetin anlattığı Çanakkale Zaferi’nde Mustafa Kemal yok sayılıyor. Bir sürü hurafelerle gençlerin beyinleri yıkanıyor. Gelibolu Yarımadası’na düzenlenen bazı turlarda bu benzersiz zaferi, nereden çıktığı belli olmayan bir takım rehber bozuntuları gökten Ebabil kuşlarının attığı taşlardan tutunda, denizin üzerini kaplayan ilahi sislere kadar pek çok tabiatüstü olaylarla anlatmaya çalışıyorlar.
Çanakkale Zaferi’ni anlatan sergilerden Mustafa Kemal’i çıkartmak onbinlerce tarihi belge ve bilgiye ihanet etmektir.
Çanakkale Zaferi, Alman komutanların beceriksizliği yüzünden binlerce vatan evladını toprağa gömen bu milletin, yabancılar tarafından da asla ve asla yönetilemeyeceğini çok iyi anlatmaktadır.
Çanakkale’nin muhteşem sayfalarından Mustafa Kemal’i çıkartmaya, O’nun tarihi değiştiren rolünü ve kararını yok saymaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
Yazıyı yine Turgut Özakman’ın satırlarıyla bitiriyorum:
“Tarih son kez uyarıyor:
Uyuma ey Türk!
Dirliğin, birliğin, dilin, benliğin, tarihin, yurdun, adın bir kez daha giderse, bir daha hiçbiri geri dönmez.”
18 Mart 1915.
Çanakkale Zaferi’nin 94. yıldönümü kutlu olsun.
Kur_Sad
03-19-2009, 03:50 AM
"Dur yolcu!
Mehmet Akif Ersoy
Bu şiir Mehmed Akif'in değil Necmettin Halil Onan'In
KINALI ALİ
"Nerelisin?" "Tokatlıyım, komutanım, Tokat'ın Zile kazasındanım..."
Kınalı Ali değil Kınalı Hasan doğrusu, ayrıca Yozgatlıdır.
Şehbir
03-19-2009, 04:10 AM
Bu şiir Mehmed Akif'in değil Necmettin Halil Onan'In
Düzeltildi..
Kınalı Ali değil Kınalı Hasan doğrusu, ayrıca Yozgatlıdır.
Bu konuda çeşitli rivayetler vardır..
Kesin kaynak varsa link ver bakayım ve düzelteyim..
http://www.webhatti.com/genel-sohbet/156905-bayragimizi-indirenlere-tarihden-tokat-gibi-cevap-kinali-ali.html
vBulletin® v3.8.2, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.