PDA

View Full Version : Özbekistan'da neler oluyor?


Türk
05-13-2005, 06:50 AM
Sevgili arkadaslar,

Internet haber sitelerinde edindigim bilgilere göre Özbekistan'da bazi gelismeler var. Fakat bu haberler o kadar degisiyorki orada gercekten neler oldugunu bir türlü anlayamadim. Kimisi Islam'cilarin ayaklanmasindan bahsediyor, kimisi ayni Kirgizistan'daki gibi devrim yasanacak diyor.

Özbekistan'da gercekten neler oldugunu bir türlü anlayamadim. Bu konuda Özbek kardeslerimiz bize bilgi verebilirmi acaba?

Özbekistan'da neler oluyor?

kılıçbek
05-13-2005, 06:55 AM
Bende konuyu bugün öğrendim.Bildiğim kadarıyla özbek hükümeti şeriatcı olarak gördüğü 200 işadamını hapse atmış ve dün bunlardan 20 tanesi hapishanede ayaklanma başlatmış bunları serbest bırakmak zorunda kalmışlar olay gündüz de devam etmiş ve andican şehrinde(kırgızistan sınırında) bazı çatışmalar olmuş.Ancak özbek güvenlik güçleri şu saatler itibariyle ayaklanmayı bastırmış

finita_la_co
05-13-2005, 06:59 AM
Kardes zaten burdakilerin cogu yurt disinda. Onlar da fazla sey bilmiyorlar.

ama bazi haberleri ve fikirleri
forum.uz/showthread.php?t=21712
burdan okuyabilirsin, tabi eger ingilizce biliyorsan.

Türk
05-13-2005, 07:01 AM
Sagolasin. Burda yeniyim, birde Forum basliklarinin nerdeyse hepsinin Rus alfabesi ile yazildigindan dolayi pek birsey anlamiyorum. Ama Ingilizce'yse anlarim, tesekkür ederim.

Pax
05-13-2005, 07:05 AM
Sevgili arkadaslar,

Internet haber sitelerinde edindigim bilgilere göre Özbekistan'da bazi gelismeler var. Fakat bu haberler o kadar degisiyorki orada gercekten neler oldugunu bir türlü anlayamadim. Kimisi Islam'cilarin ayaklanmasindan bahsediyor, kimisi ayni Kirgizistan'daki gibi devrim yasanacak diyor.

Özbekistan'da gercekten neler oldugunu bir türlü anlayamadim. Bu konuda Özbek kardeslerimiz bize bilgi verebilirmi acaba?

Özbekistan'da neler oluyor?
İslamcıların (radikallerin) ayaklanması diye hükümet yansıtmaya çalışıyor.
Ayaklananların arasında bu unsurların bulunmadığı iddia edilemez. Ama bu daha çok şu anki yönetimden epey çekmiş, yoksullaşmış halkın "Yeter gayri!"si.
Eğer hükümet muhalefeti ezmeyip ona da yaşam hakkını tanısaydı, rüşvetçilerin değil halkın ve onların dediklerine kulak assaydı bugünkü olaylar yaşamazdı.

black_cat
05-13-2005, 07:15 AM
AYnen oyle, ben daha guzel anlatamazdim.

Administrator
05-13-2005, 02:22 PM
inkilap ruzgari gurjistan,ukraine,kirigizstan'dan gecerken...shimdi sira ozbekistana mi geldi?

genco
05-13-2005, 03:17 PM
Özbekistan'da TİMUR'un torunları özgürlüğe yürüyör...

Bilge_Kagan
05-13-2005, 03:47 PM
Benim takip ettiğim kadariyla kokten dincilikle suclanan 20 kisinin hapse atilmasi sonucu baslayan bir halk ayaklanmasi. Isyancilar bir iki noktayi ele gecirdiler ( nereler oldugunu tam hatirlayamiyorum ) ve Rusyanin arabulucu olmasini istiyorlar. Bu gun aksam saatlerinde sanirim Ozbek temsilcisiyle isyancilar arasinda bir gorusme olacakti ama takip edemedim...

Administrator
05-13-2005, 03:47 PM
sanki kirgizistana inkilap olduda halki ozrguluge erishdi :x
degisen bir sey yok ve olmayacak

Bilge_Kagan
05-13-2005, 04:17 PM
Bir zaman rusyanin etkisi altindaki ulkeler teker teker " kadife devrimlerle " "ozgurluk mucadelelerine girerek " amerikanin etkisi altina giriyorlar...Degisen cok birsey yok evet..

Administrator
05-13-2005, 04:46 PM
Bir zaman rusyanin etkisi altindaki ulkeler teker teker " kadife devrimlerle " "ozgurluk mucadelelerine girerek " amerikanin etkisi altina giriyorlar...Degisen cok birsey yok evet..


Kendi basharisizliginin sebebini yahudiyleriden,amerikadan,rusyadan ve sovet oncesiniden gormek ve onlari suclamak cok kolay ve cok sacma olan bir ishdir Bilgi Kagan(kaganin anlami nedir?) ..bizim bashkanlar dis guclerin etkisinde degil kendi ulkelrimizde var olan degisdhik klanlar ve baska gucler etkisi altinda siyasete giriyorlar..

Bilge_Kagan
05-13-2005, 04:51 PM
Kadife devrimler sonucu ulkelerinden cikmak zorunda kalan liderlerin hep rusyaya siginiyor olmasi ve gecenlerde bush un gurcistani ziyaret edip " ozgurluk mucadelenizde her zaman arkanizdayiz " demesi, ayrica cok buyuk senliklerle karsilanmasi. Sonra ukraynanın yeni liderinin " sovyetler dagildiginda ozgurlugumuzu kazandik, simdi ise bagimsiziz " demesi ve amerika tarafindan desteklenmesi, ayrica secimin tekrarlanmasi sirasinda putin in " amerika baska devletlerin nufuz alanlarina karismamalidir " aciklamasi yapmasi vs. bin turlu olay sana ne ifade ediyor ?

Türk
05-13-2005, 06:34 PM
Sayin Admin,

önemli olan demokratik bir sistem gelistirmektir. Simdi Kirgizistan'daki yeni hükümet kalkip Akayev'in yaptiklarini yaparsa o zaman pek birsey degismez evet.

Fakat eger bir ülkede demokrasi olursa en azindan halk birisini indirip digerini basa getirir.

Kirgizistan'da pek cok birsey degismediysede zihniyet degisti. Akayev'in ne kadar Rus yandasi oldugunu biliyorduk. Anladigim kadariyla Kerimov'da pek farkli degilmis. Herkes ondan bir doktatör diye bahsediyor.


Sizin Kerimov'a bakis aciniz nedir?

Bilge_Kagan
05-14-2005, 02:57 PM
Kerimov un halk durusu sanirim simdilik iyi ( bu son olaylari saymazsak ) ; zira Turkiye Muhammed Salih i acikca destekleyerek hata yapti ve ozbek halki da tepki olarak kerimov u secti, bunun uzerine kerimov hukumeti doneminde ozbek-turk iliskileri cok durgunlasti. gerci mesele bu degil de yine de elimden cikti iste farkinda olmadan :) . Sanirim kerimov hukumeti " ozbek halkinin turkiye emperyalistligine karsi durusunun " (!) sozcusu konumunda goruluyor....tabii konuyla ilgili ozbek bir arkadas yorum yapsa daha iyi olur sanirim...

Kaleli
05-14-2005, 03:22 PM
sevgili bilge kağan,ukrayna,kırgızistan,gürcistan gibi ülkelerdeki ABD yanlısı hükümetlerin gelmesi akla ABD nin ortaasya ve Kafkaslarda zayıflayan Rusya ya karşı bir nevi ABD Turan ı gerçekleştirdiği izlenimini veriyor bu bir gerçek.
Türklerin yapamadığını Hristiyan ABD yapıyor.Bir bir kadife devrimlerini patlatıyor.

Bir nevi ABD leştirme ve bu bölgelerdeki zenginliklere(bor,petrol,doğalgaz)göz dikme görülüyor.Bu da bir çeşit soğuk savaş.ABD emperyalizmi süralte devam ediyor.

Rusya ve Türkiye gibi güçler hep safdışı kalmış vaziyette.Benim Türkiyeyi saymam bir ortasyaya karşı bir emperyal emelden ziyade Türk Birliği amaçlıdır.Yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim.

Mohammed Salih e gelince.Salih Özal zamanında ürkiyeye gelmiş erk partisi genel başkanı,Türkçü Milliyetçi aynı zamandada dindar bir insandır.Bu islamcılkla karıştırılmaktadır.Fakat salih islamic değildir.
Kerimov özal a salihi iade etmesi için baskı yapmış,salih Türkiyeyi zor duruma sokmamak için Norveççe yerleşmiştir.Halen Norveçtedir.
Demirel bier zamanlar kendisini Türkiyeye çağırsada hep Kerimov araya girmiştir.


ABD Salihe karşı hep mesafelidir.Kerimov u devirseler bile Salih i desteklemeleri imkansızdır.
Salihin Türkçü Milliyetçi yapısı ABd nin işine gelmez.Salih in Özbekistan devlet başkanı olması durumunda günlerce sevinçten ağlarız demektir.
Her ne kadar bu forumdada araya zıplayan provokatör etnin azınlıklar tajikler ermeniler salihe köpek de dese o değerinden bir şey kaybetmeyecektir.
Onun gibi Türkçülerin,liderlerin Türkiyedede olması tek temennimdir.

Kaleli
05-14-2005, 03:28 PM
Dost yerine mayın

Muhammed Salih

Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov terörü özenle koruyor. Terör Kerimov'u ve onun “haksever” ordusunu giydiriyor ve yediriyor. Ö zbekistan'a yardim yapan y abancı kaynaklar bu " terör karşı tı alyansa" yaptığı kadar bol yardım yapmamıştı,. O kadarki, t erör, Özbekistan'ın ulusal zenginliği haline geldi, tıpkı altın ve pamuk gibi. Hatta onlardan daha kıymetli o ld u . Altın ve pamuğu ihraç ederek ancak para kazanabilirsiniz. İhraç ettiğiniz şey “terör ” ise, o zaman, sadece milyonları değil , hayat i önem taşıyan siyasi hisseleri de elde edersiniz.

Orta Asya'da terörün kaynağı - Özbekistan cumhurbaşkanı İslam Kerimov'un totaliter rejimidir. Onun baskıcı yönetimi toplumsal yoksulluk zemininde terörün yeşermesini sağlıyor. Büyük devletler ise, Kerimov'u “teröre karşı bir kalkan” olmakla övmekte devam ediyor. Kerimov bu övgülerle o kadar şımartıldı ki, sonunda komşu ülkeleri ''teröre destek vermekle'' suçlar hale geldi. Ancak bizim İslam Abduganiyeviç Kerimov bu kadar patavatsız olabilme yeteneğine sahiptir.

Ama Kerimov, eski Kazakistan Güvenlik Komitesi başkanı Baltaş Tursunbayev'dan beklenmedik bir cevap aldı. Tursunbayev:" Hastalıklı başı sağlıklı başa geçirmemek gerek. Sağlıklı Kazakistan toplumuna ekstremizm ve terörü yüklemeye çalışmayın. Terörizmi, Kerimov kendi vatanınızda, kendi Özbekistan'ınızda arasın "dedi.

İşte ilk defa Kerimov'un çok sevdiği çocuğu “terör” geri tepti. İlk defa komşu devletlerin siyasileri, “Orta Asya'nın hasta insanına” sabırsızlık göstermişti. Tahminlere göre bu sabırsızlıklar artacaktır, çünkü artık Orta Asya'daki terörün gerçek kaynağının neresi olduğu biliniyor. Nihayet, kötülüğün kökü bulundu.

Orta Asya eksperi olan politolog Fabrıcıo Vıly****** bu konuda şunları söylüyor :

- Bugün Taşkent siyasi elitinin yanlış politikası yüzünden bölgede problemler çoğalıyor. Bu daha bir şey değil, sorunlar gitgide büyüyecek. Bu sistem tamamen çökmeye mahkumdur".

Yani bölgenin ana sorunu terör değil, sorun terörün kaynağıdır, Özbekistan'ın totaliter rejimidir.

Artık gerçek yavaş yavaş belirmeye başladı ve patlayan bombaların bıraktığı sis perdesi aralanarak, fanatikleri yöneten “el” görünür hale geldi.

Ama bu gerçeği görebilmek için ödediğimiz bedel ağır oldu!

On binlerce siyasi tutuklu, işkence sonucu kaybedilen binlerce hayat, kanlı rejimin bodrumlarında kaybolan yüzlerce insan!

En dürüstümüz olanlara bile “terörist” damgası yapıştırıldı ve ölüm kamplarına gönderildiler.

Suçsuz birini savunmak için söyleyeceğin tek bir söz seni “halk düşmanı ” ilan etmeye yetti. 15 yıllık süre zarfında Karimov öyle bir fişleme ağı yarattı ki, beş kişiden biri gammaz oldu. Sonunda tüm halk ''halk düşmanı'' haline geldi.

Şehirlerde, semtlerde ve mahallelerde şüphecilik, bir ''asayiş koruyuculuğu'' olarak empoze edildi. Komşuya tanımadık misafir geldiği taktirde anında mahalle sorumlusunda bildiriliyor, sorumlu ise o kişiyi sorup soruşturuyordu. Gerekirse eve giderek o kişi sorgulanıyordu.

Ve artık bu düşmanca şüphe Özbekistan'ın sınırlarını aşarak tüm Orta Asya'yı dikenli telle çevreledi. Özbekistan sınır kapılarında eğitilmiş ve her an sizi parçalamaya hazır köpekler havlıyor ve en az onlar kadar kudurmuş askerler geziyor.

Eğer siz “kötülükler devleti'' nin yüzünü görmek isterseniz, Özbekistan Cumhuriyetinin sınır kapılarına yaklaşın. Sınır muhafızlarının gözlerine bakın, acımasızlık ve haydutluk göreceksiniz. Bu gaspçılar ordusu, her gün tam kapasite çalışarak, ülkenin Doğu ve Batı sınırlarından geçen yolcuları soyuyor. Onlar, sınırı geçseniz de geçmeseniz de size para ödetiyorlar.

Orta asırlardaki o meşhur ''İpek yolu''nun eşkıyaları bile, Kerimov rejiminin yağmacılarından çok daha iyiydi. Soyulan yolcu, padişah ya da sultan'a giderek eşkıyaları şikayet edebilir ve az da olsa güvence alabilirdi. Ancak Kerimov'un eşkıyalarından kurtuluş yok, çünkü onlar bizzat “sultan”ın koruması altındadır. Özbekistan sınır kapılarında yağmalanan servetin büyük bir kısmı Özbekistan'ın İç İşler Bakanlığı ve Milli Güvenlik Hizmeti gibi kurumlarına gidiyor. Özbekistan sınırlarındaki bu sınır tanımazlık başka türlü açıklanamaz.

Eşkıya dışında, bir diğer tehlike de - mayınlar. Evet, biz kendimizi kan kardeşimiz olan ülkelerden mayınlarla ''koruyoruz''. Özbekistan'da, mayın patlaması sonucunda ölenlerin sayısı, terör saldırılarında ölenlerin sayısını kat be kat aşıyor. Kerimov kendisini dostlarla çevrelemek yerine mayınlarla çevreledi. Kerimov'un agresif politikası sonucunda Özbekistan'ın komşu devletlerden hiçbir dostu yok.

Bu gerçeği sadece bir kişi görmüyor - o da İslam Kerimov'un kendisi.

O kendi etrafını mayınlarla çevreledi, çünkü tehlikeyi dışarıdan bekliyor. Oysa , tehlike dışarıda değil, içeridedir. Tehlike - Kerimov'un kendisi, onun rejimidir. Diktatörlerin trajik kaderi işte budur: gözleri kocaman açmak ve ... hiçbir şey görmemek.

Kaleli
05-14-2005, 03:29 PM
Korku ve Güven

Muhammed Salih

Acaba Post Sovyet ülkelerinin diktatörleri, içlerinde devrim korkusu taşıyor mu? Tıpkı Gürcistan ve Ukrayna'da gerçekleşen devrimler gibi devrim korkusu?.

Korkuları var, ancak bu devrim korkusu değil. Mesela, Özbekistan Cumhurbaşkanı açık bir şekilde kendi ülkesinde böyle bir devrimin gerçekleşmesine izin verilmeyeceğini açıkladı. Açıklamasında, her türlü yürüyüş ve mitingi bastırabilecek kadar gücünün olduğunun altını çizdi. Onun fikrine göre, her türlü miting yasa dışıdır. Ve şüphe yok ki, Kerimov, kendisine karşı olan her mitingi en kanlı bir şekilde bastıracaktır. Bu yüzden diktatörlerin devrimden korkacaklarını düşünmek kendimizi avutmaktan başka bir şey değildir.

Onların korktuğu bambaşka bir şeydir. Onlar Ukrayna ve Gürcistan'da gerçekleşen devrimlerden sonra, uzmanlar tarafından çizilen “Orta Asya'da toplu mitingler iç harbi doğuracak”, gibi araştırmaların yerle bir olmasından korkuyor. Onlar, eski SSCB insanlarının, siyasi kültürden yoksunluğu hakkındaki inancın bir efsane olduğunun ortaya çıkmasından korkuyor.

Kısacası diktatörler, tüm dünyanın bir anda, Post Sovyet ülkelerdeki rejimin barışçıl ve kansız bir şekilde değişebileceğine inanmalarından korkuyorlar. Buna inanan dünya toplumlarının bir anda kendi ülkelerindeki devrimlere de destek vereceklerinden korkuyorlar. Eğer bu diktatörlerin korkuları gerçekleşirse o zaman de Post Sovyet ülkelerinde inanılmaz değişimler meydana gelebilir. Bu değişimler SSCB'nin yıkılması kadar sansasyonel olabilir. SSCB yıkıldı, ancak totaliter devlet felsefesi yeni bağımsız devletlere geçti ve o ülkelerdeki despotizm unsurları ile daha zenginleşti.

Şimdi Gürcistan ve Ukrayna - politik ve mental anlamda - geçmişinden bağımsız ilk iki devlet olma özelliğini taşımaya başladı.

Milyonlarca insanın, Batı demokrasisinin demokratik harekatlara destek vereceği inanışı acaba gerçeklik kazanacak mı?

Batı'nın Ukrayna ve Gürcistan'daki devrimlere destek verdiği yönündeki spekülasyonların gerçek olmadığı ortaya çıktı. Şimdi her kes böyle bir desteğin hiç olmadığını biliyor. Batı'nın Gürcü ve Ukraynalı devrimcilere yaptıkları yardım hakkında küçük düşürücü yazılar bana, SSCB'nin çöküşü sebepleri ile ilgili entelektüel tartışmaları hatırlatıyor. CIA' in nasıl titizlikle SSCB'yi yıkma planları yaptığı anlatılıyordu 10 yıl önce.

Aslında 29 Aralık 1991 tarihinde Batı liderleri, Belovejsk Puşcha da Yeltsın başkanlığı altındaki ''devrimci'' lerin SSCB'yi dağıtma kararını aldığını duyduklarında en az Mihail Gorbaçev kadar şaşırmışlardı. Kimse Yeltsin'e SSCB'yi ''yıkmaya'' yardım etmemişti. Tersine, Batı liderleri, Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla ortaya çıkacak kaostan korktuklarından, yönetiminin son gününe kadar Gorbaçev'e destek verdi. Kremlini kızdırmamak için Batı, Mart 1990 da bağımsızlığını ilan eden Litvanya'ya karşı mesafeli durduğunu hepimiz hatırlıyoruz. Batı, SSCB'de başlayan demokratikleşme sürecinden memnundu ve fazlasını beklemiyordu, hatta belki de ''fazlası'' ndan korkuyordu.

Bu sefer de aynı şey oldu. Gürcistan ve Ukrayna rejimlerinin yumuşatılması ya da diskredite edilmesi yönünde Batı, hiçbir yardım girişiminde bulunmadı. Tüm Batı, Kuzey Atlantik(NATO) alyansının Bağımsız Devletler Topluluğunda “geçiş dönemi” stratejisi ile hemfikirdi. Kimse devrimi beklemiyordu. Ancak devrim yine de gerçekleşti. Ve Batının yardımı olmadan, hatta ve hatta Batı'nın rejimlere verdiği sessiz desteğe rağmen gerçekleşti.

Elbetteki Batı, kaçınılmaz değişimi gördüğü anda Ukrayna ve Gürcistanlı devrimcilere moral desteği vermeye başladı. Bu hikaye de tıpkı 15 yıl önce yaşananlarla aynı. “Kötülük İmparatorluğunun” yıkılması artık kaçınılmaz olduğu ortaya çıkınca Batı, eski SSCB topraklarında bağımsızlığını ilan eden yeni devletleri desteklemeye başladı.

Ancak şunu da belirtmemek haksızlık olurdu, Avrupa Birliği ve ABD'nin sivil toplumlarının – gözlemci sıfatında olsa bile - bölgede bulunması, Orta Asya rejimlerinin kendi halklarına uyguladığı şiddetin az da olsa yavaşlamasını sağladı. Bazen diplomatik seviyede eleştiriler de yapıldı. Bazı diplomatlar bu ülkelerde kol gezen kanunsuzluk ve zulme karşı duydukları nefreti saklı tutamadılar. Hatta Britanya'nın cesur Büyükelçisi Craig M u rr a y'in , Özbekistan yönetimine yönelik yaptığı tenkidi açıklamalar kariyerine mal oldu.

Ama genelde, Batı (ABD) hiçbir zaman politik ihtiyatkarlığı elden bırakmamış ve eski sosyalist kampında olup bitene pek ses çıkarmamıştır. ''Okyanus ötesi güçlerin, post Sovyet hudutlarında yapmayı planladığı devrim'' ile ilgili komplo-teoriler ciddiyetten ne kadar uzak olduğunu zaman geçtikçe daha net görmekteyiz.

Aslında, Demokrasinin sadece seçilmiş ırk için öncelik olmadığını göz önüne alırsak, olgunlaşmış demokrasilerin genç demokrasilere yardım etmesinde de hiçbir sakınca yok. İşte bu noktada başkan Bush'un görevinin yeni dönemine başlarken, konuşması bize bazı umutlar veriyor. Gerçi , bu konuşmaya fazla umut bağlamamamız gerektiği konusunda uyarılar da geldi hemen ardından. Peki ama o zaman ne yapalım? Çin'e mi gidelim yani demokrasimize yardım istemek için?. Yoksa , konuşma özgürlüğüne yardımcı ol, diye Rusya'ya mı başvuralım ?

Kaleli
05-14-2005, 03:31 PM
Hayır. Bu sefer Batı, Orta Asya halklarının diktatörlükten demokratik sisteme barışçıl geçebileceğine inanmalı ve diktatörlerin korkusunu haklı çıkartmalı.

Batı bekleme pozisyonundan çıkması lazım. Biz Batıyı Orta Asya halklarının demokratik çabalarına açıkça destek vermeye çağırıyoruz. Ancak dünya kamuoyunun açık desteği, Orta Asya diktatörlerinin kanlı eylemlerini önle yebilir.



Benim Türkçülüğüm Ve Şeriatçılığım



Muhammed Salih

Ben, Türkistanlı bir Türküm. Türkistan’ın manası Türklerin yaşadığı ülke demektir. Ruslar bu ülkeyi işgal ettikten sonra onun adını değiştirdiler; onu beş parçaya ayırıp beş isim verdiler. Bu günkü Orta Asya Cumhuriyetleri o Rusların verdiği isimleri taşıyor. Bunlardan biri de Özbekistan’dır; ben o bölgeden geldim. Yani bugünkü deyimle ben, “Özbek Türkü” oluyorum. Amma, Türklüğünden hiçbir zaman utanç duymamış bir Türk! Türklüğüne hep şükretmiş Türk. Fakat hiç bir zaman Türklüğünden onur duymamış bir Türk!

Size bu üç duygudan: UTANÇ, ŞÜKÜR ve ONUR’dan neyi kastediyorum, onu anlatmak isterim: Batı Türkistan halkı 135 yıl Rus esaretinde kaldı. Bu 135 yılın 30 yılı kah alevlenip, kah sönen bağımsızlık savaşlarıyla geçti. Başkaldırılar, ayaklanmalar daima kanlı bastırıldı. Fakat Ruslar bu süreçte bir saniye bile rahat uyuyamadı! Türkistanlılar 135 yıl yoğun biçimde kültürel ve etnik asimilasyona tabi tutuldu, fertler mangutlaştırılmaya çalışıldı, Rus dilini bilmeyenler çalışma hakkından mahrum kılındı, Türkçe konuşan yobaz, Rusça'yı aksanlı konuşan cahil sayıldı; ama Türkistan Türkleri ne konuştuğu Türkçe’den, ne örf ve adetlerinden ve ne de köklü kültürlerinden vazgeçtiler. En önemlisi Rusça'yı aksanlı konuşmağa devam ettiler, bundan da hiç utanç duymadılar. Bir avuç mangut hariç, yobaz deseler de cahil deseler de Rusça'yı aksanlı konuşmaktan vazgeçmedi, daha doğrusu, Türklüğünden asla utanç duymadı bu inatçı kavim.

Bendeniz o kavimden geliyorum!

Yukarıda “UTANÇ DUYMAMAK” derken, işte bunu kastetmiştim.

Bizi o utançla malul etmediği için Allah'a şükrediyorum.

Bu şükran duygusu, Milletimin son iki bin yıllık tarihine baktığımda daha da artıyor.

O tarih sayfalarında “-Biz aptal Türkleri güzel sözlerle aldattık!” diye yazabiliyor, “-Onları birbirine düşürdük!”, “-Türkleri sırtlarından vurduk!” diye de yazabiliyorlar; fakat hiçbir müverrih

“-Türkler bizi sattı” , “-Türkler kalleşlik yaptı”, “-Türkler sözünü tutmadı”

“-Türkler imansız kabile” diye yazamamıştır.

İşte beni bu şerefli kavme mensup yarattığı için Allah’ıma şükrediyorum.

Yukarıda, sözlerimin başında “Şükür” duygusuna işaret ederken bunu kastetmiştim.

ONUR’a gelince; ben Türklüğümden onur duymuyorum; çünkü Türklük benim eserim değil; beni ve bütün Türkleri yaratan Allahu Tealadır. Onun yarattığı mahlukatla onur duymağa hakkımız yoktur! Şayet bir Rus ya da bir Anglosakson veya bir Habeş kendi soylarından onur duyuyorlarsa bu onların problemi; onlara karşı benim silahım karşıt onur değil yine o Türkçe dilim olacaktır; bun-dan fazlasını onlara reva görmem. Benim seçtiğim Türkçülüğün sınırları budur. Benim aldığım terbiye budur.

Kaleli
05-14-2005, 03:31 PM
Evet, Türkler yabancıya önyargısız ve hoşgörüyle yaklaşabilen, kendinden olmayanı hor görmeyen, evine gelen konuğa kilerinde ne varsa tam****** sofrasına koyabilen nadir milletlerden biridir. Bundan onur duymuyorum, şükrediyorum sadece…

Ben kendi nefsini tanımağa çalışan, ama henüz tanıyamayan bir kardeşinizim. Bu dediklerimi kendi nefsini tanımağa çalışan her Türk anlar. Şayet kendi nefsimizi tanırsak bu, mucizeler asrı olacak, 21. asrın eşiğinde onun teknolojik cazibesine tutsak düşmekten bizi kurtarabilir.

Aynı zamanda bu anlayış, ırkçılığa sapmadan milli değerlerimizi, mutaassıplığa bürünmeden dini mukaddesatımızı korumak gibi kolay olmayan bir işin üstesinden gelmemize de yardımcı olabilir.

Demek istediğim, İnsanlık 21. Asrı teknolojik asırdan ziyade “YÜKSEK AHLAK ASRI” yapma niyetiyle o eşiğe yaklaşsa çok daha iyi olurdu.

Siyasetin temelinde de önce ahlak, her şeyden önce ahlak yatmalıdır; demek istiyorum.

Zamanın siyasetçileri kendi iflaslarının sebebini her alanda ararlar da ahlak sahasına göz atmazlar! Çünkü ahlaksızlığı siyasi hayata zarar verebilecek güçte bir nesne olarak görmüyorlar, tanımıyorlar; dolayısıyla ahlaksızlık siyasette “kabul edilemez” değil, aksine olağan bir hadise gibi algılanıyor. Bu yaklaşım, ne yazık ki, Batı gibi Doğuda da, seküler devletler gibi teokratik rejim-lerin siyasetinde de kabul görmüş bulunuyor.

Aslında biraz derine indiğimizde, devletlerin inkırazı ve toplumların çöküşlerine esas sebebin GENEL AHLAKSIZLIK olduğunu görüyoruz. Muayyen bir devlet’in inkıraz ya da yok oluş nedenlerini tarihçiler ve içtimaiyatçılar, her ne kadar “içtimai, iktisadi ve siyasi tesirler” olarak sıralasalar da bu etkenlerin köklerini TOPLUMSAL AHLAKSIZLIĞA dayandığını görmüyorlar veya görmezlikten geliyorlar. Devletleri kemirerek yok eden, onların acımasız küşendesi olan “zulüm” ve “adaletsizlik”, “yoksulluk ve rüşvet” hepsi AHLAKSIZLIK’tan kaynaklanan sonuçlardır.

Roma’yı ateşe veren Neron’dan bugün Orta Asya'yı sefalet ve iç savaşa sürüklemekte olan komünist diktatörlere kadar hepsi AHLAKSIZ’lığın ürünleridir. Bunun tersine, tarihte Türklerin idare-sindeki devletlerin dünyaya refah ve huzur yağdıran dönemlerine bakıp, bu devletlerde siyasi otorite ve onun yönettiği topulumun, yüksek ahlaki ölçülere taassup derecesinde bağlı olduklarını müşahede ediyoruz.

Bu örnekler, bu tarihi dersler gözümüzün önünde dururken, bizim siyasi sistem ve devlet modelleri kavşağında şaşkın şaşkın yol seçmek gibi bir derdimiz olmaması gerekirdi. Elbetteki, bizim kurmayı arzu ettiğimiz Devlet, bir hukuk devleti, demokratik devlettir. Ama onun temeline ahlaki değerler konulmazsa demokrasi anarşi’ye, hukuk da safsataya dönüşür. Tarihte bu tip kargaşalardan örnekler çoktur.

Bugün Türk Dünyası, yüksek ahlak sahibi siyasetçilere ve ahlaklı siyasete çok, pek çok muhtaçtır. Bu ihtiyacı gidermek maddi ve iktisadi ihtiyaçlara çare bulmaktan çok daha önemlidir. Bu ihtiyaçlar giderildikten sonra ancak “Türk Birliği” gibi kavramlar ciddi şekilde tartışılabilir.

Oysa, kendi halkına zulüm yapan bir ’’Özbekbaşı ’’yada ’’Türkmenbaşı ’’çıkıp, ’’buyurun, gelin, Türkistan tüm Türklerin evi !’’derse, buna kimse inanmaz. Ya da boğazına kadar yolsuzluk ve rüşvete batan başka bir lider çıkıp, “Adriyatik’ten Çin Setti'ne kadar Türk dünyası!’’,diye haykırırsa, bu da kimseyi etkileyemez. Türk Dünyası entegrasyonu üzerine bugüne kadar yapılan konuşmalar beklenen sonucu vermedi, tam tersine, boşuna sarf edilen laflar gayeyi yıprattı. Umum Türk Alfabesi gibi basit organizasyonu beceremeyen sözde Türk liderlerimiz daha ciddi atılımları idrak etmeğe kabiliyetli olmadıklarını gösterdiler.

Bundan 10-15 yıl evvel “Esir Türkler’’ diye bir slogan vardı, Amerika’daki Türk dernekleri müstemleke altında yaşayan Türklerin haklarını dile getirmek için New York sokaklarına dökülüyorlardı, fakat Sovyetler Birliği dağılıp, oradaki Türkler bağımsızlıklarına kavuştuktan sonra bu slogan ortadan kayboldu. Oysa esir olan sadece Sovyet Türkleri değildi, Urumçi’de, Doğu Türkistan’da yaşayan milyonlarca Uygur kardeşlerimiz de esir idiler, Kerkük’te, Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmen biraderlerimiz de esir idiler, onlar bugün de esirdirler.

Şayet biz birbirimizi savunacak olsak, bunu herhangi bir süper gücün siyasi konjonktürü gereği değil, gerçek bir milli şuur içerisinde, ne yaptığımızı bilerek yapmamız lazım. Ben bu sitem’i bizim siyasi liderlere yöneltmiyorum, onlardan benim umudum yok. Bu sitem’i sivil kuruluşlara, derneklere, onların gönüllü üyelerine yöneltiyorum. Ancak siz bir şey yapabilirsiniz, ancak siz Urumçi’deki, Kerkük’teki Türklere karşı başlatılan katliamı durdurabilirsiniz. Tibetliler kendilerine uygulanmakta olan Çin zulmünü dünyaya duyurabildi; siz de Çin yönetiminin Uygur Türklerine, Saddam’ın Irak Türklerine karşı yaptıklarını ve yapmaya devam ettiği vahşetleri dünya kamuoyuna anlatabilirsiniz

Ben, Pantürkist değilim; fakat Türk Kavimleri’nin er ya da geç birleşeceğine inanan bir idealistim. Böyle birlikten dünya zarar görecekse ancak Avrupa Birliğinden gördüğü kadar görür. Şayet fayda görürse bunun, AB ‘nin sağladığı faydadan daha fazla olacağını ümit ediyorum. AB ülkelerinin yerleştiği alandan on misli büyük alana istikrar gelecektir; emniyet ve refah yerleşecektir. Bunu düşünmek ve arzu etmek ne güzel eylemdir, bilseniz…

Ben bazı Türk gazetelerinin lütfettiği gibi şeriatçı da değilim. Fakat Allah'a inanırım Eğer inanmak şeriatçılık ise değil ben Özbeklerin hemen tümü şeriatçıdır. Onları komünistlik rejim, ateist yapamadı, şimdi Kerimof yapmak istiyor. Fakat o da başaramayacak. Oralarda bir iki kendini bilmez meczup çıkıp “Ben Vahhabiyim” yok “Ben Hizbül Tahrirciyim” diyerek rejimin değirmenine su taşıdılar; diktatörün, kendi halindeki dindarlara uyguladığı zulmün daha da şiddetlenmesine sebep oldular. Fakat Özbekleri ne dini taassup, ne de Kerimofların ateizmi yolundan saptırır. Türkistan Türkleri, Müslüman olarak hep orta yolu tuta gelmişlerdir; onlardan fundamantalist falan çıkaramazlar. Tıpkı ateist yapamadıkları gibi…

Demek istediğim, Türkistan’da bizim “Yurtbaşı’ların” dediği kökten dinciler yoktur. Bizde kökten dinsizler var, onlar da çok küçük azınlıktır; toplum için tehlikesiz denilebilir. Yalnız bazılarının yönetimde olmasının, son yıllarda, ülkedeki istikrarı zedelemeye başladığı da bir gerçektir. Onlar da kökten dinciler gibi kendi fanatizmlerinin esirleridir. Kendilerinden olmayan herkesi düşman görerek onu yok etmeğe çabalıyorlar. Bu gün Özbekistan zindanlarında işkence gören binlerce insan var; onların tek suçu o fanatiklere benzememeleridir. Ben de onlara benzemediğim için vatanımı terke mecbur oldum; yoksa Batı refahının nimetlerinden behremend olmak için değil! Hele Türkiye’ye sığınarak bu kardeş ülkeyi sıkıntıya sokmak için hiç değil...

Bizim Türkiye’den yardım beklediğimiz doğrudur, ama aldığımız hiçbir yardım yoktur; bundan da hiç üzüntü duymamaktayız. Bizim tek isteğimiz, Türkiye “DIŞ TÜRKLER” i unutmasın. Oradaki rejimlerle halkın beklentileri arasındaki ince farkı daha çabuk anlasın, stratejisini ona göre belirle-sin. Sonunda “DIŞ TÜRKLER”i kurtaracak güç yine “DIŞ TÜRKLER”in kendileri olacaktır. Fakat “Yeni Devlet”in kökü salınırken yanında “gadim gardaş”ının nefesini hissetmek güzel bir şeydir. Benim tüm Pantürkistliğim o nefesi duymak arzusundan başka bir şey değildir.
Oslo-Norveç , 11.10.2000

4twelve
05-15-2005, 02:47 AM
Olenlere Allah(c.c.)dan Rahmet kalanlara sabir diliyorum..Umarim olaylar en kisa surede biter Halk hak ettigi huzuru bulur....

genco
05-15-2005, 03:51 AM
Kaleli, faydalı bir iş yapmışsın, eline sağlık... Bu forumda Muhammed Salih'e "köpek" diyen bazıları belki biraz aydınlanır. O laf içime oturmuştu. Ülkesi için kendini feda etmiş bir Müslüman-Özbek Türkü ve kendisine hakaret eden vatandaşları(!) Anlamak mümkün değil, müslüman olduklarını söyleyenlerin bu hakareti ediyor olması...Tuhaf bir durum!Hangisi gerçek Özbek, kendi halkının üzerine vahşice, barbarca kurşun yağdıran yüzlercesini öldüren, binlercesini yaralayan mı?
Yoksa kendi halkı uğruna -başkaları gibi sıcak yatağında uyumayıp- kendini feda eden, yıllardır sürgün hayatı yaşayan mı?

Ölen Özbek kardeşlerime Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.. Dualarım sizinle...
...........saygıyla......

Bilge_Kagan
05-16-2005, 03:14 AM
Dun catismalarda olen 500 kisi defnedildi...Allah rahmet eylesin. Umarim gercekten dogru yol icin olmuslerdir...

bluesky
05-16-2005, 12:27 PM
Allah ölenlere rahmet eylesin, kalanlara sabır versin.

Bilge_Kagan
05-16-2005, 02:06 PM
Iktidar yabanci diplomatlarin Andican a girisine izin verdi. Ozellikle avrupa birligi yetkililerinin sehre gelmesi bekleniyor...

movusa
05-16-2005, 05:12 PM
Bir Gazetede okudugum habere göre Yahudi-Amerikali ishadami SOROZ'un kurdugu vakif Özbekistandan ayrilmish.

Bu vakfi bir chogumuz chok iyi bilir. Daha önce Gürcistanda , sonralari Ukrayna ve Kirgizistan devrimlerinde bu vakif, para dagitarak, büyük roller üstlenmischti ve bu vakif oradaki faaliyetlerine hala devam ediyor.

Bu vakif Özbekistanda 1999 yilinda kurulmus ve gechtigimiz günlerde faaliyetlerine son vermish. Fakat bu vakfin Özbekistandan ayrilmasi bana gerchekten chok ilginch geldi. Belkide ne kadar para yedirirse yedirsin satin alabilecegi bir özbek bulamadi! Bir ihtimal Kerimovdan daha iyisini bulmayacaklarini anladilar. Kerimovun'da onca müslümani öldürerek Amerikanin sempatisini büyük ölchüde kazandigina eminim.

Ölen yüzlerce müslüman shehitlere Allahtan rahmet diliyorum. Ailelerine bashsagligi diliyorum.

Bilge_Kagan
05-17-2005, 04:32 AM
Soros un elini nereye atsa bir "kriz" cikardigini hepimiz biliyoruz degil mi ? Turkiye de bu kervana katilmis olanlardan biri...

Colpan
05-17-2005, 05:00 AM
Özbek kardeşlerimizin haklı davalarında sonuna kadar yanlarındayız.

Bilge_Kagan
05-17-2005, 05:12 AM
Kimin hakli oldugu konusunda kesin ve kaynaklara dayanan bir fikrin varsa dinlemek isterim ?

Colpan
05-17-2005, 05:23 AM
Kimin hakli oldugu konusunda kesin ve kaynaklara dayanan bir fikrin varsa dinlemek isterim ?
Oraları gören, orada 10 yıl yaşayan Türkçü Ahsen Batur kaynak kabul ediliyor mu?
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar.asp?id=2&altid=3289

Bilge_Kagan
05-17-2005, 05:43 AM
Okudum tesekkur ederim...Ancak resmi bir kaynak olmamasindan mutevellid bunlara bel baglamamak gerektigini dusunuyorum. Umarim bahsettigi gibi bu bir ozgurluk mucadelesidir... ( yalniz isyancilarin " rusyanın arabuluculugunu istemeleri " hala kafami karistirmiyor degil...(!) )

Mr.tabib
05-17-2005, 05:48 AM
abicim cok sey degisti ve cok sey degisecek
bunu zaman gosterecek

Pax
05-17-2005, 06:05 AM
Okudum tesekkur ederim...Ancak resmi bir kaynak olmamasindan mutevellid bunlara bel baglamamak gerektigini dusunuyorum. Umarim bahsettigi gibi bu bir ozgurluk mucadelesidir... ( yalniz isyancilarin " rusyanın arabuluculugunu istemeleri " hala kafami karistirmiyor degil...(!) )
Resmi derken neyi kastetmiştin? Resmi Özbek kaynaklara bakarsan (www.mfa.uz) herşey gül gülistanlık da işte birkaç hoyrat terörist öbür türlü şen şakrak yaşayan halkı galeyana getirip sokaklara sürmüş. Ölenlerin hepsi de teröristmiş. Askerler kendi halkına açmamış. Ölenlerin sayısı 1000 civarında değil 100 civarında. Halk protestolarını gazeteciler rüyasında görmüş.
Adamın saklayacak bir şey olmasaydı o zaman gazetecileri oralardan kovmazdı.

Güvenilir denebilecek kaynaklar
http://bbc.co.uk (http://bbc.co.uk/turkish sanırım Türkçe servisin adresi)
www.antiwar.org

CNN'i boşver.

Pax
05-17-2005, 06:08 AM
Rusya'nın arabulucuğu ise belki şöyle açıklanabilir:

Sonuçta iyi kötü Rusya buralarda hüküm sürmüş, ve halkın bilincinde Moskova bir iktidar merkezi devam ediyor. Müdahale etmesini istmelerinin istmelerinin nedeni bu olabilir.

Arafat da Türk milletvekillerine: "Osmanlılar burayı idare etti, gelin siz sorunlarımıza çare bulun" gibi laflar sarfetmişti zamanında.

Bilge_Kagan
05-18-2005, 05:36 AM
Rusya'nın arabulucuğu ise belki şöyle açıklanabilir:

Sonuçta iyi kötü Rusya buralarda hüküm sürmüş, ve halkın bilincinde Moskova bir iktidar merkezi devam ediyor. Müdahale etmesini istmelerinin istmelerinin nedeni bu olabilir.

Arafat da Türk milletvekillerine: "Osmanlılar burayı idare etti, gelin siz sorunlarımıza çare bulun" gibi laflar sarfetmişti zamanında.

Evet bu saglam bir aciklama da... yine de insan soyle bir bakinca, sanki rusya kirgizistan in uzerine misilleme yapiyormus gibi bir goruntu cikiyor ortaya...Sanirim haklisin yine de...

Pax
05-18-2005, 05:50 AM
Evet bu saglam bir aciklama da... yine de insan soyle bir bakinca, sanki rusya kirgizistan in uzerine misilleme yapiyormus gibi bir goruntu cikiyor ortaya...Sanirim haklisin yine de...
Türk medyasına pes doğrusu...
Aksiyona baktım, yeni sayılarında kardeş ülkede olup bitenlerde bahsedilmiyor. Oysa Türk halkının bilmesi hakkı var. Ulan, BBC'nin web sayfasından başlıaca Andican olayları haberler arasında dururken, Hürriyet'te yok neymiş ısıtılıp ısıtılıp çıkarılan türban meselesi.
Kim söyledi Türkiyede basın var? Basın yok yaw... emparatorlukların halkla ilişkiler organları var :twisted:

Bilge_Kagan
05-18-2005, 05:59 AM
Türk medyasına pes doğrusu...
Aksiyona baktım, yeni sayılarında kardeş ülkede olup bitenlerde bahsedilmiyor. Oysa Türk halkının bilmesi hakkı var. Ulan, BBC'nin web sayfasından başlıaca Andican olayları haberler arasında dururken, Hürriyet'te yok neymiş ısıtılıp ısıtılıp çıkarılan türban meselesi.
Kim söyledi Türkiyede basın var? Basın yok yaw... emparatorlukların halkla ilişkiler organları var

Turkiyede basın-yayin malesef belli birkac kisinin elinde. bu kisiler de ya belli odaklar tarafindan yonetiliyorlar, ya da basli basina birer pislikler. ( sanirim takip edemiyorsundur. Penguen adli mizah dergisinde bununla ilgili bir haber vardı. On medya patronundan 8'i nin sabıkası var gibi birşeydi sanırım. Ve bu gercek malesef ) Bunlarin dertleri senin de soyledigin gibi bazi seyleri isitip isitip ( ozellikle halkin hassas oldugu noktalari ) onumuze koyarak gundemi mesgul etmek...En yakin ornek ise bayrak yakilmasi olaylari sirasinda Amerika nin sessiz sedasiz Incirlikte sinirsiz yetki almasi idi...

genco
05-18-2005, 12:42 PM
Özbekistan Konsolosluğu'na siyah çelenk !..

Bugün, Özbek ve Türkler'den oluşan bir gurup, Özbekistan Konsolosluğu'na siyah çelenk koyarak, Özbekistan'da yaşanan olayları protesto ettiler.
Konsolosluk önünde basın açıklaması yapan gurup, Özbekistan'da öldürülen, yaralanan ve içeri atılan binlerce insanın başlarına gelenlerden, Kerimov yönetimini sorumlu tuttular. "Katil Kerimov, Özbekistan'dan defol" diye slogan atan gurup, olaysız dağıldı.

Malesef, "besleme basın" bunu da yayınlamadı!..

movusa
05-18-2005, 04:33 PM
Türk medyasına pes doğrusu...
Aksiyona baktım, yeni sayılarında kardeş ülkede olup bitenlerde bahsedilmiyor. Oysa Türk halkının bilmesi hakkı var. Ulan, BBC'nin web sayfasından başlıaca Andican olayları haberler arasında dururken, Hürriyet'te yok neymiş ısıtılıp ısıtılıp çıkarılan türban meselesi.
Kim söyledi Türkiyede basın var? Basın yok yaw... emparatorlukların halkla ilişkiler organları var :twisted:

Soroz gibi Yahudiler, Özbekistanda birkac kishiyi satin alip ayaklanma bashlatsaydi bizim o medya guruplari, bashlarlardi manshetten " Özbekistanda halk ayaklanmasi" yada " Özbek halkinin demokrasi mücadelesi" gibi basliklar atmaya.

Adamlarin Kerimovdan daha iyi bulabilecekleri kukla yokki! Amerikalilar ve Yahudilerin düshmanlari Müslümanlardir, görünen o ki, Kerimovunda düshmanlari müslümanlar olmushtur. Türkiyedeki basin yayin organlarinida yönetenler zaten bunlara yakin chevreden insanlar. Yani bir shekilde danishikli dövüsh!!

Pax
05-18-2005, 11:25 PM
Soroz gibi Yahudiler, Özbekistanda birkac kishiyi satin alip ayaklanma bashlatsaydi bizim o medya guruplari, bashlarlardi manshetten " Özbekistanda halk ayaklanmasi" yada " Özbek halkinin demokrasi mücadelesi" gibi basliklar atmaya.

Adamlarin Kerimovdan daha iyi bulabilecekleri kukla yokki! Amerikalilar ve Yahudilerin düshmanlari Müslümanlardir, görünen o ki, Kerimovunda düshmanlari müslümanlar olmushtur. Türkiyedeki basin yayin organlarinida yönetenler zaten bunlara yakin chevreden insanlar. Yani bir shekilde danishikli dövüsh!!
Haklısını herhalde...

Bir de gazetelerin ikincili önem haberlerine bakıldığında Özbekistan'da yaşanan insanlık dramı yerine ne gevelediğinin farkında olmayan bir insan laflarını evirip çevirip şuna getirmeye çalışıyorlar: Özbekistan'da İslami bir devlet kurmak istiyorlar... Oysa Tek tük şahıslar dışında (ki, bunlar hep vardır) kimsenin öyle hayalleri yok. İnsanlar özgürlük istiyor.

Pax
05-19-2005, 05:40 AM
"Gavur" İngiliz The Independent gazetesinin manşeti:


http://www.bbc.co.uk/worldservice/images/2005/05/20050515161540newspaper2.jpg

Amerikan Observer gazetesinin manşeti:


http://www.bbc.co.uk/worldservice/images/2005/05/20050515160427newspaper.jpg


Sabahın haberi

Özbek isyancı yakalandı
Özbek kuvvetleri, Andican isyanının liderlerinden Rahimov'u ele geçirdi. (http://www.sabah.com.tr/dun99.html)

Çüüüşş...
Esas haber bu yaw? Belli ki, Türkiye'de belli kesim Özbekistan'da yaşananların "radikallerin" isyanı olarak lanse edilmesi işine gidiyor, böyle gerçek durumu yansıtmayan haberler çıkıyor.

genco
05-19-2005, 06:09 AM
Amerika'nın iki yüzlülüğü!

Gürcistan'da, Ukranya'da...ayaklanmaları destekleyen, teşvikleyen Amerika, Özbekistan'da ise mevcut dikta yönetimi destekliyor!
Kerimov'a "Esnek politika uygula" mesajı gönderiyor...Yaptırım yok, kınama yok, (sahte) özgürlük lafı yok... Niçin? Irak işgalinde yanında olduğu için...
Hani dünyaya özgürlük getirecektin, hani baskılara son verecektin? Adamlar, böyle ikiyüzlü politikalarla dünyayı yönetiyorlar!...
Valla... "Dur dünya, inecek var!.." diyesi geliyor insanın...

black_cat
05-20-2005, 06:56 AM
Tabi ya oyel yapcak, zaten cnn de izledigimde konu hakkind ailk dedikleri sey; " ÖZbekistan USA ile Afganisatanda birlikte terröristelere karsi savasiyo" oldu. YANi en önemlisi onlar icin bu...

Burada genco, kardesimde senin gibi dusunuyor, ama ben anlamiyorum USAdan ne bekliyordunuz? Yoksa "dur! muslumanlara eziyet etme" mi diycek? Kizil hac bile yardimda bulunmuyodu hapistekilere. Igrenc avrupalilarin iki yuzlulugunde tiksniyorum. Benim yasadigim yerde kizil haclilar " SAvasta kurallar var, bozulursa biz soylicez. ISkenceye karsiyiz "yazmisti oysa en cok torture yapilan Ozbekistandaki hapishanelerdeki insanlara hicbir yardimda bulunmadilar. Amnesty ye ne oldu? Ya herseye burnunu sokan UN? Oysa ISraeli Filistinlilerden korumakta onlardan daha yardimci biri yoktu. HAtta 2.dunya savasindan sonra dahada ileriye gidip ISraellilerin Danimarkadan "gizli gizli" silah almasina da göz yumdular..SImdi sesleri cikmiyor hicbirinin. Herhal islerine geliyor bu olaylar...

genco
05-20-2005, 12:52 PM
Tabi ya oyel yapcak, zaten cnn de izledigimde konu hakkind ailk dedikleri sey; " ÖZbekistan USA ile Afganisatanda birlikte terröristelere karsi savasiyo" oldu. YANi en önemlisi onlar icin bu...

Burada genco, kardesimde senin gibi dusunuyor, ama ben anlamiyorum USAdan ne bekliyordunuz? Yoksa "dur! muslumanlara eziyet etme" mi diycek? Kizil hac bile yardimda bulunmuyodu hapistekilere. Igrenc avrupalilarin iki yuzlulugunde tiksniyorum. Benim yasadigim yerde kizil haclilar " SAvasta kurallar var, bozulursa biz soylicez. ISkenceye karsiyiz "yazmisti oysa en cok torture yapilan Ozbekistandaki hapishanelerdeki insanlara hicbir yardimda bulunmadilar. Amnesty ye ne oldu? Ya herseye burnunu sokan UN? Oysa ISraeli Filistinlilerden korumakta onlardan daha yardimci biri yoktu. HAtta 2.dunya savasindan sonra dahada ileriye gidip ISraellilerin Danimarkadan "gizli gizli" silah almasina da göz yumdular..SImdi sesleri cikmiyor hicbirinin. Herhal islerine geliyor bu olaylar...


Tesbitlerin çok yerinde, tebrik ederim. Dilerim bu anlayışa sahip kardeşlerimizin sayısı artar da aramızdaki bağlar daha da güçlenir. Birlik ve beraberlik içinde oluruz...
Bir soru sormuşsun "Ameraikalılar'dan ne bekliyorsunuz ki" diye...Türk halkı beklemek şöyle dursun(Besleme basın hariç) nefret eder...İnan bana "Amerikan düşmanlığı" Türkiye'deki kadar dünyanın hiç bir yerinde yok; Küba'da bile... Zaten, durumun ciddiyetini anlayan Amerika, son günlerde yeni politikalar geliştirme peşinde. Mesela: PKK'yı terör örgütü olarak kabul ederek, katilbaşı Apo'nun yargılanması fikrine karşı çıkarak...
Amerika eninde sonunda Orta-asya'da,Orta-Doğu'da Türk dış politikasını kabul edecek, eli mahkum...