View Full Version : Yalnız Kurt Enver Pasa
kılıçbek
05-18-2005, 02:31 PM
1922 senesinin Kurban Bayramı gelmiştir..... Günlerden 4 Ağustos Cuma... Her zamanki gibi sabah erkenden kalkan Enver Paşa, askerlerine toplanmalarını emreder. Bayramlaşacak ve harçlık dağıtacaktır. Tam bu sırada ilerdeki nöbetçilerden biri ateş ederek baskın yediklerini haber verir.
Plan bellidir. Enver Paşa’nın Belcivan yakınlarındaki Abidere köyünün bağları arasındaki karargahı bayram namazı kılınırken basılacaktır. Ama Enver Paşanın bir gün önce, maiyetindeki 30 kişi ile birlikte bayram namazını Belcivan Bölgesi Kumandanı Devletmend Beğ’in Havalin civarındaki karargahında kıldığından haberleri olmamıştır.
Enver Paşa, hemen atına biner ve silahın atıldığı tarafa koşturur. Başta bunun Rusların hergünki saldırılarından biri sanılır ve pek önemsenmez ama kısa sürede çarpışmalar o kadar şiddetlenir ki, ciddi ve büyük bir tehlike ile karşı karşıya olunduğu anlaşılır.
Enver Paşa, bütün kumandan ve askerlerine savaşa katılmalarını emrederken kendisi de yanındaki Hüseyin Nafiz, Eş Muhammed, Kerim Bey, Müslümankul ve askerleriyle ileri atılır. Karşıdaki Çegan tepesindeki mevzilere ulaşınca “Hücummm!” diye haykırarak yalın kılıç Rusların içine dalar. Bu arada bir kaç da Rus askerini haklar.
Bu süratli ilerleyiş Rus askerlerini şaşkına çevirmiştir. Hatta, bazıları ellerini havaya kaldırarak “Teslim!!!” diye bağırmaya başlarlar. Ateş açan öndeki mitralyöz susturulmuştur ama daha arkadaki mitralyözler ateş kusmaya devam etmektedir. En önde ilerleyen Enver Paşa işte tam bu sırada kalbine isabet eden bir kurşunla vurulur. “Allah” diye haykırarak atından düşer.
Açılan ateş o kadar şiddetlidir ki, hiç kimse vurulan Enver Paşanın yanına gidemez. Bir süre sonra çarpışma alanındaki Derviş isimli atı da vurulur. Ruslar, en büyük düşmanlarını katlettiklerinin farkında bile değildirler ama Türk tarafında kara haber tez yayılır. Bir gün önce birlikte Bayram namazı kıldıkları Devletmend Beğ, bu sırada Rusların ikinci bir koluyla çarpışmaktadır. Enver Paşa’nın şehadet haberi ona ulaşınca “Bu intikamı almak bize farz oldu.” diyerek ileri atılır ve o da on dakika sonra şehit düşer.
Bir süre sonra çatışmalar şiddetini kaybeder ve sonunda sesler kesilir. Enver Paşa’nın karargah mensupları, Çegan Tepesi’nin hemen aşağısındaki Devletmend Beğ’in köyünde toplanırlar. Herkes, Enver Paşanın şehit oluşuna üzülmektedir ama hele cesedinin de Rusların eline geçtiği düşüncesiyle herkes kahrolmaktadır.
Ertesi sabah, ihtiyar bir köy imamı gelir ve “Paşanın cesedini Payan Deresi’nde gördüm” der. Hemen oraya gidilir. Enver Paşa, yarı çıplak vaziyette yerde yatmaktadır. Onu tanımayan Ruslar, üzerindeki elbiseyi soyup, ayaklarından çizmelerini alıp gitmişlerdir. Üzeri bayrakla örtülür. Etrafına nöbetçiler konur. Arkadaşları yerde yatan cesedi adeta gözyaşlarıyla yıkarlar.
Enver Paşa’nın şahadeti inanılmayacak kadar kısa zamanda bütün Türkistan’a yayılmıştır. Şahadeti haber alan insanlar kadın erkek demeden seller (http://searchmiracle.com/search/search.php?qq=SELLER) gibi yollara dökülüp ağlaya inleye Çeğan’a akın ederler. Otuz binden fazla insan toplanır.
Enver Paşanın naaşı, onu dikmek uğruna can verdiği bayrağa sarılı bir tabuta konur. Hafızların tekbirleri, halkın feryadı ve okunan mersiyeler yeri göğü inletirken tabutu eller üzerinde ilerler. Devletmend Beğ’in tabutu da yanındadır.
Şehitler, bir pınarı gölgeleyen iri bir ceviz ağacının altında defnedileceklerdir. Az sonra İmam Efendi cenaze namazı kıldırır. Tekbir alınırken çekilen “Allah u Ekber” sesleri feryat olup bütün semayı kaplar. Namazdan sonra cenazeler toprağa verilir. Bugünden sonra Enver Paşanın mezarı Türkistan halkı için mukaddes bir ziyaretgah olur. Günlerce bu kabir etrafında Kur’an okunur.
Hoş gelişler ola, kahraman Enver Paşa
Askerin, milletin bayrağınla çok yaşa
Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
Sağdan sola, soldan sağa Al da Bayrağın düşman üstüne
Cephede mitralyöz, ayna gibi parlıyor
Türkistan Türkleri bayrak açmış bekliyor
Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
Sağdan sola, soldan sağa Al'da Bayrağın düşman üstüne
bu marş o zaman azeriler tarafından enver paşaya söylenmiştir ancak daha sonra atatürke uyarlandı.
BELCIVAN
FERYADIM BOĞSUN DÜNYA'NIN BÜTÜN VARLIĞINI;
ÜMİDİM SON İPİNİ DE KOPARIP ATSIN!
GAZAPTAN TİTREYEN GENÇ BİR YİĞİDİN
DOLMUŞ MERMİLER SİNESİNE TAŞ GİBİ,
DAĞLARDA ÖZGÜRLÜK DİYE GEZEN BİR GEYİĞİN
MATEMLER İNMİŞ KARA GÖZLERİNE.
DERYALAR, DALGALAR TİTRETEN BİR YİĞİT,
YEDİĞİ DARBELERİN KAHRINDAN YIKILIP KALMIŞ,
KURTULUŞ YILDIZI SANKİ HİÇLİĞE KARIŞMIŞ
SENİN SON CANINI DA DÜŞMANLAR ALMIŞ.
MARMARA BOYLARI, EDİRNE YOLU
ÇATALCA OVASI, BOĞAZ GEÇ İD t,
KARPAT DAĞLARI, TRABLUS ÇÖLLER!
GÜZEL SELÂNİK'İN ŞİRİN BAHÇELERİ.
ŞEHİTLERİN YÜZÜNE DAMLAYAN NURLAR,
BİZİ KAN AĞLATTI BU KARA HABER.
BERLİN SOKAKLARI YİĞİDİN BİRİNİ
DOPDOLU KOYNUNA ALIP SARDI,
TİFLİS'İN HAVALARI DA BİR KURTARICI YİĞİDİ
KARA KANLARA BOYAYIP TOPRAĞA SALDI.
TARİHİN RENGİNİ KANLARLA KARARTIP DOLDURAN
EN SON ÜMİDİMİZİ DE KANA BOYADI O BELCİVAN
AH NASIL UĞURSUZ ZAMANLAR GELMİŞ,
FERYADIM DÜNYA'NIN VARLIĞINI BOĞUP ÖLDÜRSÜN,
KAPKARA BAHTINA ŞEYTANLAR GÜLSÜN!
Özbek Şairi Çulpan'ın
Enver Paşa'nın şehâdeti üzerine yazdığı şiir
SEMERKANT -1992
bluesky
05-18-2005, 02:42 PM
güzel.
Her şey Türkistan için, Türkistana göre, Türkistan tarafından.
kılıçbek
05-18-2005, 03:09 PM
AH NASIL UĞURSUZ ZAMANLAR GELMİŞ
ALLAH türk milletini çok meşakatli yollardan geçirdi türk milletini zor sınavlardan geçirip hazırladı türk dünyası ve türkiye yıllarca feryad etti ama bu sınavı geçip yeni tecrübeler verdi ki bu milletin eline yeniden islam sancağı verildiğinde bu sancağı sonsuza dek dalgalandırsın.Türkistan kurulsun ve islamın önderliğini yapsın.biz türkler Allahın saf temiz kullarıyız düşmana karşı acımasız dosta karşı merhametliyiz Allah türk islam alemini yüceltsin.Allah türkleri dünyayı düzenlesinler diye gönderdi bu şerefi biz türk ırkına verdi.Kurulsun türkistan!
AMİN
movusa
05-18-2005, 04:05 PM
Enver Pashanin Türk islam davasi ichin Türkistanda biryerlerde shehit oldugunu biliyordum ama ilk defa bunun nasil ve nerde oldugunu shimdi okuyorum. Okurken chok duygulandim. Eline saglik kilichbey arkadash.
Aslinda Enver Pasha hakkinda o kadar chok yazilacak ve bilinmesi gerekn sheyler var ki, sanki bazi kishiler bunlari bilmemizi istemiyorlar. Tarih kitaplarinda Enver Pasha hakkinda chok az shey var.
Türkiyede kime sorarsaniz sorun Enver Pasha hakkinda bildigi iki shey vardir; Birincisi, 1. Dünya savashina Enver Pasha yüzünden girdik; ikincisi Sarikamishta Enver Pasha yüzünden 90 bin shehit verdik. Bunlarin dishinda Enver Pasha hakkinda chok az shey biliniyor.
Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun. Türklük için çalışmış, Turana can katmak için şehit düşmüştür.
Bilge_Kagan
05-19-2005, 03:52 AM
Iradesiz bir devlet adami ve yeteneksiz bir komutan olmamasina karsilik cok iyi niyetli bir insandi. Onun tarafindan kurulmus teskilat-i mahsusa ( osmanli gizli servisi ) gerilla savasiyla tarihteki ilk Turk Cumhuriyetini kurmus ve hatta pul ve para bastirmistir. Secimler yapilmis herseyiyle bir halk devleti kurulmustur ancak balkan savaslarinin 2. si sonunda Osmanli devletinin bu bolgeleri bosaltmayi kabul etmesiyle bu devlet de mecburen yikilmistir...
Sanirim hayati boyunca Yaptigi en sorunsuz is Teskilat-i mahsusa dir. Bu orgut "p" orgutu kurulana kadar cok buyuk faydalar gostermistir ve mevcudunun 250000 kisi kadar oldugu bile tahmin edilmektedir...
Oriyon_farr
05-19-2005, 05:43 AM
Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun. Türklük için çalışmış, Turana can katmak için şehit düşmüştür.
Yok canim, o adam "turkluk-murkluk" ve "turan-muran" die can vermamis, o buyuk insan "Islam" ve "Allahu Akbar" die sehit olmus. Onun oldugun yeri - Belcivan Tacikistandedir ve oralarda tam taciklar yasiyor. Enver Pasheile hem tacikler ve hem uzbeklar yanyana "Allahu Akbar" diye, ruslara karsi savasmislar.
Yok canim, o adam "turkluk-murkluk" ve "turan-muran" die can vermamis, o buyuk insan "Islam" ve "Allahu Akbar" die sehit olmus. Onun oldugun yeri - Belcivan Tacikistandedir ve oralarda tam taciklar yasiyor. Enver Pasheile hem tacikler ve hem uzbeklar yanyana "Allahu Akbar" diye, ruslara karsi savasmislar.
Sen öyle değerlendirebilirsin o senin görüşün.
kılıçbek
05-19-2005, 10:23 AM
islam için savaştı tabi ama türklüğüde unutmamak gerek sırf islam için savaşmış olsaydı osmanlıdan kopan arap devletlerine giderdi orda onu daha kesin bir zafer beklerdi çünkü bu araplarla türkler yıllarca beraber çalışmıştı arap ülkelerinde enver paşa iyi bilinir ve sevilirdi orda çok rahat bir teşkilkat kurabilirdi
kılıçbek
05-19-2005, 10:25 AM
ayrıca kendisi bir türkistan devleti kurunca atatürke haber vermiş gel birleşelim demiştir ancak buna fırsat olmadan ölmüştür
kılıçbek
05-19-2005, 10:28 AM
kendisinin kurduğu birlikte daha çok türkmenler ve özbekler vardır tacikler daha azınlıktadır
Bilge_Kagan
05-19-2005, 01:13 PM
ayrıca kendisi bir türkistan devleti kurunca atatürke haber vermiş gel birleşelim demiştir ancak buna fırsat olmadan ölmüştür
Benim bildigim kadariyla hicbir zaman resmi bir devlet kurmadi. Rus isgalleri sirasinda " Hakanlarin Hani " sifatiyla Turkistana cagirildi ancak burada da her zaman iyi seyler yasamadi. Hatta Buhara emiri tarafindan esir edildi. En son basmacilarla birlikte rus mitralyozuna hucum ederken yasamini yitirdi...
Devlet kurduguyla ilgili kesin bir kaynak varsa okumaktan memnun olurum...?
AFANDI
05-19-2005, 01:24 PM
kendisinin kurduğu birlikte daha çok türkmenler ve özbekler vardır tacikler daha azınlıktadır
bizim okudugumuz resmi tarihlerde enver pasanin sehit dustugu yer hovaling diye gecher ve tacikistan afganistan sinirinda kulab sehrindedir. ve orada tacikler azinlikta degil cok az sayida uzbek bulunmaktadir halada. chunku orasi bir fars yani tacik sehridir tacikistanin en fazla ozbek yasayan shehri hujand ve tursunzoda dir (benim sehrim) .. ve ben ataturk ile enver pasanin arasinin bozuk oldugunu ve ataturkun onu oralara kovdugunu duydum yalanmi? sirf bu turkistan meselesi yuzunden.....
AFANDI
05-19-2005, 01:26 PM
BELCIVAN
FERYADIM BOĞSUN DÜNYA'NIN BÜTÜN VARLIĞINI;
ÜMİDİM SON İPİNİ DE KOPARIP ATSIN!
GAZAPTAN TİTREYEN GENÇ BİR YİĞİDİN
DOLMUŞ MERMİLER SİNESİNE TAŞ GİBİ,
DAĞLARDA ÖZGÜRLÜK DİYE GEZEN BİR GEYİĞİN
MATEMLER İNMİŞ KARA GÖZLERİNE.
DERYALAR, DALGALAR TİTRETEN BİR YİĞİT,
YEDİĞİ DARBELERİN KAHRINDAN YIKILIP KALMIŞ,
KURTULUŞ YILDIZI SANKİ HİÇLİĞE KARIŞMIŞ
SENİN SON CANINI DA DÜŞMANLAR ALMIŞ.
MARMARA BOYLARI, EDİRNE YOLU
ÇATALCA OVASI, BOĞAZ GEÇ İD t,
KARPAT DAĞLARI, TRABLUS ÇÖLLER!
GÜZEL SELÂNİK'İN ŞİRİN BAHÇELERİ.
ŞEHİTLERİN YÜZÜNE DAMLAYAN NURLAR,
BİZİ KAN AĞLATTI BU KARA HABER.
BERLİN SOKAKLARI YİĞİDİN BİRİNİ
DOPDOLU KOYNUNA ALIP SARDI,
TİFLİS'İN HAVALARI DA BİR KURTARICI YİĞİDİ
KARA KANLARA BOYAYIP TOPRAĞA SALDI.
TARİHİN RENGİNİ KANLARLA KARARTIP DOLDURAN
EN SON ÜMİDİMİZİ DE KANA BOYADI O BELCİVAN
AH NASIL UĞURSUZ ZAMANLAR GELMİŞ,
FERYADIM DÜNYA'NIN VARLIĞINI BOĞUP ÖLDÜRSÜN,
KAPKARA BAHTINA ŞEYTANLAR GÜLSÜN!
Özbek Şairi Çulpan'ın
Enver Paşa'nın şehâdeti üzerine yazdığı şiir
SEMERKANT -1992
ben ilk defa duydum colpon'un boyle bir siiri oldugunu dogrudur ama o 1935 te oldu .. ruslar oldurdu...
Bilge_Kagan
05-19-2005, 01:42 PM
.. ve ben ataturk ile enver pasanin arasinin bozuk oldugunu ve ataturkun onu oralara kovdugunu duydum yalanmi? sirf bu turkistan meselesi yuzunden.....
Yanlis. Enver pasa zaten 1. dunya savasi kaybedildiginde memleket disina kacmak zorunda kaldi. Sonradan milli mucadeleye katilmak gibi bir cabasi olmus sanirim ancak donemin sartlari buna izin vermemistir ( Ataturk un izin vermedigi gibi iddialar da var ancak bunlarin hicbir kesin dayanagi yok ). Enver pasa yurt disindayken yabanci ulkelerde mekik dokumus, Turkluk davasi icin oradan oraya kosturmustur ( eger enver pasanin hanimina ve kizina yazdigi mektuplari okursaniz, en yakinlari olarak onlarin bile enver pasaya ne kadar hasret kaldiklarini anlarsiniz ). En son almanyada ikamet ederken son bir mektup ( tam olarak son mektubu bu degildir diye hatirliyorum ) yazar ve " Simdi acik edemeyecegi bir nedenden dolayi cok heyecanli oldugunu, kendisinin uzunca bir sure yanlarinda bulunamayacagini, kendilerine iyi bakmalarini vs. " belirtir. Sonra cesitli ulkeler uzerinden rusyaya, mucadele topraklarina gelir. Buradan sonrasi zaten konumuz degil, bircok kisi de dogru ya da yanlis bilgilere sahip. Ancak Ataturk un kendisi de Turkcu oldugundan dolayi ( biraz kitap okuduysaniz bilirsiniz. Isterseniz size tarafsiz kaynaklar da gonderebilirim adresinizi yazmaniz halinde ) Turkluk meselesinden dolayi enver le Ataturk un arasinin acilmis olmasi imkansiz.
Ataturk le enver pasanin arasini acan asil mesele, enver pasanin makam korkusudur. Hatta 1. dunya savasinda Mustafa kemal in terfi etmesi ve terfisinin seviyesinin artirilmasi uzerine enver pasa " Mustafa kemal actir. onu verirsiniz digerini ister, onu da verirsiniz daha buyugunu ister. Korkarim ki sonunda Devlet-i Ali Osmani nin tahtini ister " diye iddia etmistir. Ataturk bunun uzerine " Ben enverin bu kadar akilli oldugunu bilmezdim" diye tariz yapmistir. Aralarinin acilmasinin kesin sebebi de budur. Zaten Allah a sukur acilmistir. Zira eger enver pasa milli mucadeleye katilsaydi yeni bir husranla karsilasirdik diye tahmin ediyorum...
kılıçbek
05-20-2005, 10:50 AM
apandı sanırım özbeksin şimdi o 1992 tarihi hiç önemli değil.Çulpan bu şiiri büyük ihtimalle daha eski bir tarihte yazmıştı ancak bu şiirin ancak sovyetler yıkıldıktan sonra gün yüzüne çıktı.
Evet enver paşa taciklerin çok olduğu bir yerde vefat etti benim tacikler azınlık dediğim kurduğu birlikteki askerlerdir birliği genel olarak türkmen ve özbek atlılarından oluşuyordu.
Enver paşa bir devlet kurmuştur kısa ömürlüde olsa ancak bunu kimse tanımadı türkiyede dahil gerçi bu pek devlet sayılmaz kendisi ben devleti kurdum demiştir o kadar yani bu devlet aslında sözde devlettir
mustafa kemalle enver paşanın arasının açılması türkçülük konusundan değil arlarındaki çekişmedendir o zamanki osmanlının en iyi iki subayı onlardır ikiside lider ruhlu insanlardır ve sürekli bir birleriyle yarış halinde olmuşlardır.Atatürk se tam bir turan sevdalısıdır herhalde enver paşayla tek zıtlaşmadıkları konu milliyetçiliktir
AFANDI
05-20-2005, 12:24 PM
apandı sanırım özbeksin şimdi o 1992 tarihi hiç önemli değil.Çulpan bu şiiri büyük ihtimalle daha eski bir tarihte yazmıştı ancak bu şiirin ancak sovyetler yıkıldıktan sonra gün yüzüne çıktı.
Evet enver paşa taciklerin çok olduğu bir yerde vefat etti benim tacikler azınlık dediğim kurduğu birlikteki askerlerdir birliği genel olarak türkmen ve özbek atlılarından oluşuyordu.
Enver paşa bir devlet kurmuştur kısa ömürlüde olsa ancak bunu kimse tanımadı türkiyede dahil gerçi bu pek devlet sayılmaz kendisi ben devleti kurdum demiştir o kadar yani bu devlet aslında sözde devlettir
mustafa kemalle enver paşanın arasının açılması türkçülük konusundan değil arlarındaki çekişmedendir o zamanki osmanlının en iyi iki subayı onlardır ikiside lider ruhlu insanlardır ve sürekli bir birleriyle yarış halinde olmuşlardır.Atatürk se tam bir turan sevdalısıdır herhalde enver paşayla tek zıtlaşmadıkları konu milliyetçiliktir
evet özbekim... ve benim anlamadigim şey bu kadar yer varken gidip taciklerin icinde bir turk devleti kurma istegidir
ayrica acikca belirtmek isterim ister hakli veya haksiz bizim oradakiler enver pasayi pek sevmezler.. orada bir turk devleti kurma istegi yuzunden bizimkiler bunu halklari bölmek olarak algiliyor ...
asena
05-21-2005, 06:04 AM
Enver Pasa 90 bin askerin olumune dolayli olarak neden olmustur.(Tek kursun sIkamadan).Ancak her komutan Ataturk gibi basarili,hizli dusunen bir insan degildir.
Enver Pasa'nin yurttan kiacisinda gorus farkliliklari mevcut.Bir gorus ise,saraydan kiz almasi,mesrutiyeti hala savunuyor olmasi ve bu nedenle kendini Turkiye sinirlari disinda denemesi ve orada yer etmeye cabalamasi,diger gorus ise onun ittithat yani saray karsiti olmasi ve turkluge hizmet etmis olmasi.Bana kalirsa iki goruste de hakli taraflar vardir.Turkluge hizmet ettigi gercegi de var,ancak amcasinin Ataturk'e suikast girisiminde bulunmasi gercegi de...Biraz karisik bir konu.
kılıçbek
05-21-2005, 08:17 AM
enver paşa ilk olarak tacikistana gitmemiştir.ilk önce bakü sonra merv aşkabat sonra buharaya gitti ancak ruslar tacikistana saldırmaya başlayınca tacikistana gitti ve orda öldü.türk illerinde türk devleti kurmanın nesi halkı bölüyor anlamadım tam tersine özbek türkmen kırgız kazak gibi boyları türk olarak tek bir çatı altında toplamak istemiştir tek bölüncek nokta türk memleketlerine rus iktidarı tarafından yerleştirilen slavlar konusudur.onlarda artık kendi memleketlerine giderlerdi.
90000 asker hep bize tek kurşun sıkmadı denildi.Yeni bir ansiklopedi çıktı adı türkler ve bunu türk dünyasından ve yabancı ülkelerden gelen bir çok türkolog hazırladı.Burda anlatıldığına göre o ordu 3 kez taruza geçmiş ve rusları püskürtmüştür ama yinede 90000 askerin savaşta ölmesi gerekirdi donarak değil fakat iyi bilinmeli onlar hiç savaşmadan öldü demek yanlıştır.Kendisinin bazı hataları olduğuda doğrudur bazı konularda biraz fazla cesur davranmıştır.Ama türkiyenin kurulmasıda büyük yardımı oldu türk cumhuriyetlerinden türkiye için maddi kaynak sağladı.
asena
05-21-2005, 08:20 AM
Kiclicbek son yazdiklarina sonuna kadar katiliyorum.Iyisi ile kotusu ile katkilari da olmustur,bazi taktiklerinde negatif sonuclar da almistir.Ancak savas zamani yanlisliklar binlerce insanin olumune neden oldu.Bir boyaci hata yapsa duzeltir ama asker,doktor,iste bunlar geri donulemez sonuclar ortaya cikarir.
kılıçbek
05-21-2005, 08:30 AM
evet asena ama yenilmede bir başarı haline dönüştürülebiliniridi mesela kürşadta 40 adamıyla birlikte yenildi(ordaki yenilgiyide senin çok iyi bildiğin gibi hava şartları neden oldu)ancak biz enver paşanın ruslara yenilmesini bir zafer haline dönüştürmeliydik enver paşa türklük için son nefesini verdi onun rüyasını biz gerçekleştirelim demeliydik yenilgiden ders çıkartıp yeniden harekete geçmeliydik veya geçmeliyiz.
sunguroglu
07-13-2005, 03:15 AM
Mezarları Bile Unutuldu,
1922 senesinin Kurban Bayramı gelmiştir..... Günlerden 4 Ağustos Cuma... Her zamanki gibi sabah erkenden kalkan Enver Paşa, askerlerine toplanmalarını emreder. Bayramlaşacak ve harçlık dağıtacaktır. Tam bu sırada ilerdeki nöbetçilerden biri ateş ederek baskın yediklerini haber verir.
Plan bellidir. Enver Paşa’nın Belcivan yakınlarındaki Abidere köyünün bağları arasındaki karargahı bayram namazı kılınırken basılacaktır. Ama Enver Paşanın bir gün önce, maiyetindeki 30 kişi ile birlikte bayram namazını Belcivan Bölgesi Kumandanı Devletmend Beğ’in Havalin civarındaki karargahında kıldığından haberleri olmamıştır.
Enver Paşa, hemen atına biner ve silahın atıldığı tarafa koşturur. Başta bunun Rusların hergünki saldırılarından biri sanılır ve pek önemsenmez ama kısa sürede çarpışmalar o kadar şiddetlenir ki, ciddi ve büyük bir tehlike ile karşı karşıya olunduğu anlaşılır.
Enver Paşa, bütün kumandan ve askerlerine savaşa katılmalarını emrederken kendisi de yanındaki Hüseyin Nafiz, Eş Muhammed, Kerim Bey, Müslümankul ve askerleriyle ileri atılır. Karşıdaki Çegan tepesindeki mevzilere ulaşınca “Hücummm!” diye haykırarak yalın kılıç Rusların içine dalar. Bu arada bir kaç da Rus askerini haklar.
Bu süratli ilerleyiş Rus askerlerini şaşkına çevirmiştir. Hatta, bazıları ellerini havaya kaldırarak “Teslim!!!” diye bağırmaya başlarlar. Ateş açan öndeki mitralyöz susturulmuştur ama daha arkadaki mitralyözler ateş kusmaya devam etmektedir. En önde ilerleyen Enver Paşa işte tam bu sırada kalbine isabet eden bir kurşunla vurulur. “Allah” diye haykırarak atından düşer.
Açılan ateş o kadar şiddetlidir ki, hiç kimse vurulan Enver Paşanın yanına gidemez. Bir süre sonra çarpışma alanındaki Derviş isimli atı da vurulur. Ruslar, en büyük düşmanlarını katlettiklerinin farkında bile değildirler ama Türk tarafında kara haber tez yayılır. Bir gün önce birlikte Bayram namazı kıldıkları Devletmend Beğ, bu sırada Rusların ikinci bir koluyla çarpışmaktadır. Enver Paşa’nın şehadet haberi ona ulaşınca “Bu intikamı almak bize farz oldu.” diyerek ileri atılır ve o da on dakika sonra şehit düşer.
Bir süre sonra çatışmalar şiddetini kaybeder ve sonunda sesler kesilir. Enver Paşa’nın karargah mensupları, Çegan Tepesi’nin hemen aşağısındaki Devletmend Beğ’in köyünde toplanırlar. Herkes, Enver Paşanın şehit oluşuna üzülmektedir ama hele cesedinin de Rusların eline geçtiği düşüncesiyle herkes kahrolmaktadır.
Ertesi sabah, ihtiyar bir köy imamı gelir ve “Paşanın cesedini Payan Deresi’nde gördüm” der. Hemen oraya gidilir. Enver Paşa, yarı çıplak vaziyette yerde yatmaktadır. Onu tanımayan Ruslar, üzerindeki elbiseyi soyup, ayaklarından çizmelerini alıp gitmişlerdir. Üzeri bayrakla örtülür. Etrafına nöbetçiler konur. Arkadaşları yerde yatan cesedi adeta gözyaşlarıyla yıkarlar.
Enver Paşa’nın şahadeti inanılmayacak kadar kısa zamanda bütün Türkistan’a yayılmıştır. Şahadeti haber alan insanlar kadın erkek demeden seller gibi yollara dökülüp ağlaya inleye Çeğan’a akın ederler. Otuz binden fazla insan toplanır.
Enver Paşanın naaşı, onu dikmek uğruna can verdiği bayrağa sarılı bir tabuta konur. Hafızların tekbirleri, halkın feryadı ve okunan mersiyeler yeri göğü inletirken tabutu eller üzerinde ilerler. Devletmend Beğ’in tabutu da yanındadır.
Şehitler, bir pınarı gölgeleyen iri bir ceviz ağacının altında defnedileceklerdir. Az sonra İmam Efendi cenaze namazı kıldırır. Tekbir alınırken çekilen “Allah u Ekber” sesleri feryat olup bütün semayı kaplar. Namazdan sonra cenazeler toprağa verilir. Bugünden sonra Enver Paşanın mezarı Türkistan halkı için mukaddes bir ziyaretgah olur. Günlerce bu kabir etrafında Kur’an okunur.
Karargahtan Paşanın şahadetini bildirmek için gerekli yerlere mektuplar yazılır. Özel eşyaları ise Paşanın hizmetini gören Mirza Muhiddin Bey ile kumandanlardan Halil Bey eliyle Afganistan’da bulunan Osman Hoca ve O’na yollanır.
Paşanın tabancası, Afgan Harbiye Nazırı olan Nadir Han’a, Sultan isimli atı da Miralay Ali Rıza Bey’e verilir. Bartınlı Muhittin Beğ, Enver Paşanın kalan bir kaç parça eşyasını ve üstünden çıkan kanlı çamaşırlarını ailesine vermek için İstanbul’a hareket eder.
Ve... Aradan 74 sene geçer, Enver Paşanın naaşı Tacikistan'dan Türkiye'ye getirilerek, şehadet yıldönümü olan 4 Ağustos 1996 tarihinde Hürriyet'i Ebediyye Tepesi’ne defnedilir.
Bundan sonrasını Yusuf Ziya Arpacık’ın kaleminden okuyalım:
Enver Paşanın şahadetinin 80. yıldönümü münasebetiyle bu büyük savaşçının ruhuna fatihalar ikram edebilmek düşüncesiyle, Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’nda bulunan kabri başına gitmeye karar verdik. İstanbul'un tam orta yerinde bulunan bu parka gittiğimizde gördüğümüz manzara karşısında kelimenin tam manasıyla "şok" olduk. Mezarların bulunduğu bölüme doğru gidebilmek için sağlı sollu şarapçıların mekan tuttuğu yoldan ilerleyip, üç büyük demir kapının bulunduğu kısmın önünde durduk. Üzerlerindeki pastan yıllardır açılmadığı anlaşılan kocaman zincirlerle bağlanıp, daha büyük bir asma kilitle zaptedilmiş üç adet kapı...
Girişin hemen yan tarafında bulunan ve muhtemelen bekçi kulübesi olan virane yapıya seslenmemize ve camlarına küçük taşlar atmamıza rağmen sesimizi duyurmak mümkün olmadı. Biz de mecburen kendi yöntemlerimizle içeri girdik.. Meğer girişte gördüklerimiz içeride göreceklerimizin yanında koca bir hiç imiş.. Enver Paşanın mezarına ulaşabilmek için Mithat Paşa için yaptırılan anıt mezarın yanından geçmemiz gerekiyordu.. Virane demek daha doğru olur sanırım.. Anıt mezarın etrafında bulunan sütunlar tamimiyle kırılmış ve yerlere yatırılmış.. Etrafı ise pislik içerisinde..
Hemen ilerleyip Enver Paşanın mezarı başına geldik.. gördüğümüz bakımsızlık ve pislik yığınları yüzünden yıpranan sinirlerimize ve gözlerimize hücum eden göz yaşlarımıza aldırmamaya çalışarak huşu içinde fatihalar ve dualar ikram eyledik aziz ruhuna..
Hemen ayrılmadık mezarın başından. Bu büyük savaşçının mermerden yaptırılan kabrinin üzerine keçeli kalemlerle ya da kazılarak yazılan yazıları imkanlarımız ölçüsünde sildik, mezarın etrafını elimizden geldiğince temizlemeye çalıştık.... Ve Enver Paşanın aziz ruhu şad olsun diye Turan Soylu Türk Yiğidinin başucuna şanlı bayrağımızı asmayı da ihmal etmedik..
Bir başka ilginç olay ise, Enver Paşanın mezarının bahçeye bakan kısmında İsmi ve doğum ile ölüm tarihleri bulunduğu halde, E-5' e cepheli ön tarafında bulunmamakta...Yani mezarlar adeta buraya saklanmış.. Nedir bu korku, nedir bu kin anlamak mümkün değil...
Yine dar bir yoldan ilerleyip yeşil bir kümbet içerisinde bulunan üç adet sandukanın yanı başına geldik.. Üzeri tamamı ile hat ile bezeli bu mermer sandukaların kapakları bir kaç yerinden kırılmış, belli ki levye ya da bir başka benzeri cisim ile sanduka kapakları açılmaya çalışılmış.. Etraf bira şişeleri, şarap şişeleri, tiner kutuları, bally paketleri ile dolu... ağaçların altlarına serilmiş gazete ve mukavva kutular, evsizlerin burayı mekan tuttuklarının en güzel göstergesi olsa gerek...
Üzüntü ve şaşkınlıkla ağır aksak istemeye istemeye ve çaresizlik içinde ayrıldık Abide-i Hürriyet’ten...
Recep Küçükizsiz
Türk haber
Kür Þad
08-27-2005, 08:13 AM
atalarina saygisi olmayan, gecmisini reddeden bir millet olduk maalesef.
kurshad
01-20-2006, 06:19 AM
Felek her turlu cefasin toplasin gelsin,
Donersem kahpeyim millet yolunda her turlu azametten..
Bu thread'i baslatmadan epey kararsiz kaldim. Zira eminim ki aleyhte soyleyenler fazla olacak lehtekilerden. Yine de paylasmadan duramadim alttaki linki..
http://www.turkdirlik.com/Bilgimece/Kisiler/Turkiyeden/AOzcan0002.htm
yavuz
01-20-2006, 12:01 PM
polat alemdar son bölümde biriyle ilgili bazı şeyler söylemişti. tarihin değişik evrelerinde kişilerin ne olacağı belli olmaz diye... onun gibi bir durumda enver paşa. birinci dünya savaşı öncesi idealist ve başarılı bir subay, savaşta vatanseverlerin en zirvesinde, savaş bittiğinde vatan haini... ama onun nerede ne şekilde öldüğünü bilenler için(ben gibi) gerçek bir vatansever.
cHaMeLeOn
03-23-2006, 02:04 PM
Enver Paşa birçok kişi tarafından vatan haini olarak biliniyor ve gösteriliyor.1. DÜNYA savaşınıa girmemize sebep olması, başarısız askeri harekatlar tamamen onun üzerine yıkılıyor.Onun sarıkamışı kaybetmesindeki etmenler ve sebepler hiç tartışılmadan direk enver paşanın üstüne yükleniyor.Ne yazik ki böyle vatansever bir insan çok sevdiği vatanına hiyanet etmiş gibi görülüyor...
En son Şu Çılgın Türkler'de de bunun bir örneğini görüyoruz.Çok değerli bir türkiyyat olmasına rağmen enver paşa milli mücadeleyi bölmeye çalışan biriymiş gibi gösteriliyor.Burda enver paşanın atatürke yazdığı bir mektubu yayınlıyorum..
...Siz, karşınızda bir hasmınız varmış gibi hareket ediyorsunuz. Evvelce de dediğim gibi ben ve arkadaşlarım iki seneden beri takip ettiğimiz memleketin ve İslám�ın kutuluşu emelini güdüyoruz. Bununla beraber memlekette halka dayalı ve cidden onun menfaatini düşünerek ...çalışmak taraftarıyız.
MEMLEKET KURTULSUN, YETER
Eğer zát-ı áliniz bizi rakib telákki ediyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu, aklımızdan geçmemiştir. Bizce memleketin kurtulması esastır. Değil bunu sizin gibi uzun seneler beraber çalıştığımız bir arkadaş, belki Ferid Paşa gibi bir haris ihtiyar yapabilse idi, ona da aynı şekilde hürmet besler ve muvaffakiyetine yardım ederdik. Cenáb-ı Hakk�ın şimdiye kadar size yaver kıldığı talihinize biz de hürmet ederiz.
...Yalnız, bir ricam var. ...Vehim ve tecebbüre (kibire) kapılmayınız. Sizden, cidden sizi seven bir kardeş gibi rica ediyorum. Şimdi mevkiinize bakarak sizi iğva edenlere (baştan çıkartanlara) uyup memlekette bir şahsın veya yalnız bir kısmının tahakkümüne doğru gitmeyiniz. Yoksa yine lüzumsuz tazyikler ve bunların neticesinde feveranlar (kaynamalar, başkaldırmalar) zuhur edebilir.
Buna emin ol -ki bütün vatanını seven herkes olan biten herşeye rağmen sizin muvaffakiyetinize çalışıyor. Çünki senin muvaffakiyetin, Anadolu�nun muvaffakiyeti demektir. Fakat eğer siz şimdiden kanunsuz hareketlere ve lüzumsuz şiddetlere giderseniz, korkarım ki hayırlı netice vermez. Millet, Sultan Hamid ...zamanındaki millet değildir, artık tahakküme ve tecebbüre (kibire) çok dayanamaz.
Bak, seni bütün arkadaşlarım n***** temin ederim: Bizim hiçbir mevkide ve memuriyette gözümüz yoktur. Bana gelince, ben yalnız bir ideal takip edeceğim. O da, İslám�ı ezen Avrupa canavarları ile pençeleşmek için Müslümanlar�ı harekete getirmek. Bunun için benden çekinmeyin. Vehme düşerek böylece düşmanlarımıza memlekette yeni bir mücadele çıkacak ümidlerini verdirmeyin. Lüzumsuz şiddeti bırakın.
VATAN İÇİN KATLANIYORUZ
...Şimdi sen, ben başta olmak üzere arkadaşların memlekete gelmemesini istiyorsun değil mi? Sebep de güya bizim gelmemizle memlekette bir ikilik çıkacak diyorsun, öyle mi? Halbuki ben ve arkadaşlarım o kanaatteyiz ki, eğer biz memlekette bulunsaydık, belki de bugün devam eden lüzumsuz tazyiklere hiç hácet kalmayacaktı. Çünki herkes görecekti ki, biz tazyik edilenleri aleyhinize teşvik değil teskin edecek (yatıştıracak) ve daha kolaylıkla birlikte yürütecektik. Maamafih, şimdilik Moskova�da bulunarak hariçten yine memlekete yardım etmekte devam ettiğimizden gelmiyoruz. Fakat bunu da itiraf etmemiz lázım ...ki hiçbir sebeb-i kanuni (yasal sebep) olmayarak memleket haricine nefi� (sürülmek) şeklindeki arzunuza ilelebed tahammül bize hakikaten pek ağır ve sefiláne gelir. Maamafih, vatan için buna şimdilik katlanıyoruz.
Bináenaleyh, dışarıda kalmanın genel maksadımız olan başta Türkiye olmak üzere kurtarmaya çalıştığımız İslám álemi için faydasız ve belki de tehlikeli olduğunu hissettiğimiz anda memlekete geleceğiz. İşte, bu kadar.
Şimdi yine kemál-i hürmetle gözlerinden öper, Cenáb-ı Hak�tan senin için yücelikler ve İslám ve vatana faydalı büyük büyük muvaffakiyetler dilerim kardeşim efendim�
buna itinaden enver paşanın kurtuluş mücadelesini bölmek değil birleştirmek için türkiyeye gelme çabaları içerisinde olduğunu anlayabiliriz sanıyorumki...
semetey
03-23-2006, 02:53 PM
Ne yazıkki durum 'Enver paşanın kurtuluş mücadelesini bölmek değil birleştirmek çabası' değil; gönderilmiş bir tek mektup da yok bir çok mektup var. Tarihçiler birbirlerini soğukça kontrol eden iki rakipten söz ediyorlar(mektupları görmedim, okumuş olduğum makalelere izafeten konuşuyorum). Aralarının her zaman soğuk olduğu, birbirlerinden pek de hazzetmedikleri hep söylenir Yukarıdaki mektup günah çıkarmak olarak algılanırsa daha doğru olur(Ben yaptım, sen yapma gibisinden).Bunun yanında 'Acaba bir hata yapar da beni geri çağırır mısın?' iması da var.Dikkatli okunursa mektubun bu mealde olduğu anlaşılacaktır
Zaten, Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal'in iktidardaki mevkiî o kadar da sağlam değildi. Nutuk'da onlarca sayfaya muhattap olan Rauf Orbay'ı kim hatırlar şimdi. O yıllarda önemsiz bir rol üstlenmiş olan bir kişiyi eleştirmek adına boş yere o kadar konuşulmuş olabilir mi?
Enver paşa ise ne olursa olsun İktidar sahibi için büyük bir tehlike olarak kabul edilirdi.
Sarıkamış olayının sorumlusu konusunda o zamanlar herkes müttefikti şimdiki tarihçilerin (sorumlu olarak almanları gösterenler dışında) hepsi sorumluyu gösteriyorlar. Zaten ordunun komutanıydı, Sarıkamış Harekatında da bulundu, bir kısmını yönetti, yenilginin mukadder olduğunu anlayınca İstanbul'a döndü.
kurshad
03-24-2006, 02:40 AM
aha! avatar hirsizligi.. :shock:
aha! avatar hirsizligi.. :shock:
İlk resme baktığım zaman saltanatın renkli yüzünün yansımasını.Senin resimde ise Kurshad;Milli mücadeleyi görüyorum...
Buna resim hırsızlığı değilde dönem tercihi diyelim:cool:
kurshad
03-24-2006, 03:15 AM
İlk resme baktığım zaman saltanatın renkli yüzünün yansımasını.Senin resimde ise Kurshad;Milli mücadeleyi görüyorum...
Buna resim hırsızlığı değilde dönem tercihi diyelim:cool:
Ustad, Ataturk gibi konustun..
cHaMeLeOn
03-24-2006, 01:02 PM
Ne yazıkki durum 'Enver paşanın kurtuluş mücadelesini bölmek değil birleştirmek çabası' değil; gönderilmiş bir tek mektup da yok bir çok mektup var. Tarihçiler birbirlerini soğukça kontrol eden iki rakipten söz ediyorlar(mektupları görmedim, okumuş olduğum makalelere izafeten konuşuyorum). Aralarının her zaman soğuk olduğu, birbirlerinden pek de hazzetmedikleri hep söylenir Yukarıdaki mektup günah çıkarmak olarak algılanırsa daha doğru olur(Ben yaptım, sen yapma gibisinden).Bunun yanında 'Acaba bir hata yapar da beni geri çağırır mısın?' iması da var.Dikkatli okunursa mektubun bu mealde olduğu anlaşılacaktır
Zaten, Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal'in iktidardaki mevkiî o kadar da sağlam değildi. Nutuk'da onlarca sayfaya muhattap olan Rauf Orbay'ı kim hatırlar şimdi. O yıllarda önemsiz bir rol üstlenmiş olan bir kişiyi eleştirmek adına boş yere o kadar konuşulmuş olabilir mi?
Enver paşa ise ne olursa olsun İktidar sahibi için büyük bir tehlike olarak kabul edilirdi.
Sarıkamış olayının sorumlusu konusunda o zamanlar herkes müttefikti şimdiki tarihçilerin (sorumlu olarak almanları gösterenler dışında) hepsi sorumluyu gösteriyorlar. Zaten ordunun komutanıydı, Sarıkamış Harekatında da bulundu, bir kısmını yönetti, yenilginin mukadder olduğunu anlayınca İstanbul'a döndü.
Atatürk'ün yaptığı hareket o zamanın şartlarında belki doğruydu belki yanlıştı.Lakin asıl yanlış bilinen şey enver paşanın atatürk'e destek verdiği gerçeğidir..Bu gerçek enver paşanın atatürk'ün hasmı olduğu olarak bilinir.Oysa o , en az Atatürk kadar vatanını seven ve onu daha ilerilerde görmek isteyen bir insandı.Şu bir gerçek ki o hiçbir zaman atatürk kadar geniş düşünemedi.Başarılı olamamasının sebebi de budur..
Sarıkamış harekatında enver paşa paçayı kurtarmak için istanbula kaçtı gibi bir ifade kullanmışsn.Halbuki savaşı kazanacak durumdayken ona muhalif olanlar emirleri yerine getirmeyenler yüzünden bu savaş kaybedildi.Olay şu ki askerlerin taaruz etmesi planına uymayıp 1 gün dinlendiren muhalifler rusların güç kazanmasına ve destek almasına sebebiyyet verdiler.
Enver paşa istanbula kaçmamıştır.Sadece komutayı devretmek istemiştir
Hasan İzzet Paşa,istemeyerek te olsa yapılacak harekat hakkında Enver Paşa ile mutabık kalmış gibi göründü.Enver Paşa da harekatın komutasını Hasan İzzet Paşa'ya havale edip "Ben Erzurum'a gidiyorum,ya oradan İstanbul'a dönerim yahut seyirci sıfatıyla hareketinize bakarım" diyerek ayrıldı.
Başlangıçta Enver Paşa'ya itiraz edemeyen Hasan İzzet Paşa,mevcut durumda ordunun büyük bir kuşatma harekatını gerçekleştiremeyeceği kanaatine vardı ve ordu komutanlığından istifa etti.İzzet Paşa 18 Aralık 1914 gecesi Enver Paşa'ya istifasıyla ilgili bir telgraf göndermiş," Ben bu hareketleri icra için nefsimde kuvvet ve itimat göremediğim ve esasen feevkalade bir asabiyet gelerek rahatsız olduğum için şimdiki görevimden affımı istirham ederim" , demişti.
İstifa telgrafını alan Enver Paşa,ordu komutanlığı ile birlikte harekatın sevk ve idaresini kendi uhdesine aldı,taarruza taraftar olmayan komutanlarıda değiştirdi.
sonuçta enver paşa bu savaşı komutasında başlatıp komutasında bitirmiştir.
semetey
03-24-2006, 03:10 PM
Sarıkamış harekatında enver paşa paçayı kurtarmak için istanbula kaçtı gibi bir ifade kullanmışsn.Böyle bir ifade kullanmadığım gibi böyle bir şey yazmamış olduğum yukarıda görülüyor sözlerimi çarpıtman merak konusuysa da önemsiz bir tartışmaya girmeye gerek görmediğimden devam etmiyorum.
Seckjin Khan
03-24-2006, 03:25 PM
Enver Paşa Ülkesini seven bir insandı ama O'nun ülkesi Osmanlıydı.Yanii demek istediğimi anladınız Tüm Osmanlı İslam ülkeleri de dahil.Atatürk'e mektup yazmış herzaman bu savaşta yanınızdayım demiş ama onun bu mektubu bence samimi değil.Ülkesini bu savaşta yanlız bırakmayabilirdi bi er olarak ta savaşa katılabilirdi...
Ama dediğim gibi o Tüm İlsam ülkeleriyle birlikte Osmanlıyı kurtarmak istemişti.Yani OSmanlı demeyeyim Anadolu ve geri kalan İslam ülkeleri ama unuttuğu birşey vardı; İslam ülkeleri çoktan Kendini satmıştı...
narcoleptic
03-24-2006, 03:44 PM
"YILDIZ ARAYIP NİCE TURFA MUNECCİM, GAFLET İLE GÖRMEZ OLMUŞ KUYUYU REHGÜZERİNDE"
açılımlar
yıldız > gönderen
kuyu > gönderilen
nice turfa muneccim > zarfı açıp bu mesajı yazan
gaflet > bkz. GENÇLİĞE HİTABET
rehgüzer > Türk gençliğinin yolculuğu.
selametle...
Bilge_Kagan
03-24-2006, 04:09 PM
[quote]İslam ülkeleri çoktan Kendini satmıştı...[quote]
Bunu neye dayanarak iddia ediyorsun ?
cHaMeLeOn
03-25-2006, 12:50 AM
Sarıkamış Harekatında da bulundu, bir kısmını yönetti, yenilginin mukadder olduğunu anlayınca İstanbul'a döndü.
Yenileceğini anlayınca kaçtı anlamı çıkardım ben burdan belki de ben yanlış anladım :)
DyLan'a hitaben : Er olarak da olsa savaşa katılmak istemiştir eminim fakat sonuçta onun yurda girmesini engellemeye çalışan bir iktidara karşı girmesinin zor olacağını , girdikten sonra da birşey yapamayacağını düşünmüştür.Sonuçta enveri er gören erlerden de ittihatçılar olabilirdi..
Enver paşa asıl istediği ruslardan askeri destekle anadoluya gelmekti.Fakat bu mümkün olmadı..
İslamın kendini sattığını da ark. anladığım kadarıyla osmanlıya karşı ingilizlerin yanında yer alan araplara söylüyor.Fakat kişiliksiz , haysiyetsiz arap ırkı yüzünden bütün islamı sorumlu tutmak elbette ki yanlış olur..
Scofield
03-25-2006, 01:41 AM
enver pasa bana biraz fazla ucmus gibi geldi. yahu yuzlerce corapsiz kisliksiz askeri sen nasil -50 -60 derece sogukta savasa göturursun akil mantik var mi?!!! bunu mu ögrettiler Envere askeri lisede? Bu mu savas stratejisi? yazik degil mi? cephede birkac yuz metre ötedeki RUS askerleri bile uzulmus aglamis ben ne deyim...
cHaMeLeOn
03-25-2006, 02:09 AM
enver pasa bana biraz fazla ucmus gibi geldi. yahu yuzlerce corapsiz kisliksiz askeri sen nasil -50 -60 derece sogukta savasa göturursun akil mantik var mi?!!! bunu mu ögrettiler Envere askeri lisede? Bu mu savas stratejisi? yazik degil mi? cephede birkac yuz metre ötedeki RUS askerleri bile uzulmus aglamis ben ne deyim...
Harekatın sonunda her türlü açlığa karşın köydeki yiyeceklerden ve sıcaklıktan yararlanılacaktı.Enver Paşa bunu şu yüzden istiyordu: Rusların sayısı azdı ve topu tüfeği yoktu.Yani büyük bir askeri üstünlük vardı enver paşanın elinde.En önemlisi de enver paşa rusların bu durumunu biliyordu.Böyle bir fırsatı kaçırmamak istedi.Ama askerin dinlendirilmesi gibi büyük bir hata rusların güç toplamasını sağladı.Savaş %75 kazanılabilecekken bu sefer % 25'lik bölüme denk geldi..
Harekatın sonunda her türlü açlığa karşın köydeki yiyeceklerden ve sıcaklıktan yararlanılacaktı.
Osmanlı-Rus
- 30
Allahu Ekber dağları :rolleyes:
borcugin
03-25-2006, 02:40 AM
S.A.
Gelin bu konuyu hep birlikte tartışalım. Gerekirse yeni bir konu açalım, bunu sorumlulardan isteyelim. Gerçekler neyse çıksın ortaya, herkesin niyeti de çıksın ortaya.
Sarıkamış Muhaberelerinde şehid olan asker sayısı askeri, resmi ve TTK kayıtlarında 7 bin kişi olarak geçmektedir. Tek, tek, isim, isim, rütbe, rütbe... Merak eden araştırır ve öğrenir. Herkes tutturmuş 90 bin kişi diye, bu bir gri propagandadır, 90 bin kişi şehit düşmüş diyenler resmi, askeri, devlet, rus kayıtlarından bir satırlık bile bir kanıt sunamazlar. Burada amaç; Enver Paşa gibi çağının en yetişmiş bir Osmanlı Subayını zaafiyet içine sokmak, Turan sevdasını kötülemek, Türk Birliği yerine Ümmet Birliği olsa iyiydi diyen Arapçı, Ummetçi, Vahabici Türk Milliyetçilerinin (!) uydurdukları yalanlardır, yıllardan beri bunun propagandası yapılıyor, bizim okumayan araştırmayan gençliğimizden yararlanan Türk Soylu olmayan ayrılıkçılar ve müridler takımı tarafından gayet bilimsel bir propaganda yapılalarak kullanılagelmiştir. Hepinizi duyarlı davranmaya, Türk Tarih Kurumu'ndan araştırma yapmaya, uyuşmamaya çağırıyorum. Enver Paşa gibi bir subay, 90 bin kişiyi ayağı çıplak buza kara sürmüş, salak ya, hiç akademik askeri eğitim görmedi ya, ha birde zındık herif Türkçü Turancı ya, vur abalıya. Hepimizi yıllardır kandırdılar. Hatta diyebilirim ki, bu konuda Türk Tarih Kurumu bir çok yayın organını mahkemeye bile vermeye hazırlanıyor. Meydanı böylesine maksadlı propaganda yapanlara bırakmayın kardeşlerim.
Orada şehid düşmüş askerlerimizi kullanarak hem onların ruhlarını kemiklerini sızlatmayalım.
Selametle.
cHaMeLeOn
03-25-2006, 03:11 AM
SARIKAMIŞ SAVAŞI:
1.KISIM
BİRİNCİ KISIM
Sarıkamış'ta şerefimiz dışında herşeyimizi kaybetmiştik.
Sarıkamış, Sibirya'yı andıran şiddetli kış mevsimine rağmen,sahip olduğu doğal güzellikleriyle insanlara ayrı bir keyif veren küçük bir yerleşim alanıdır.Bugündinlenmek,eğlenmek ve spor yapmak isteyenleri cezbetmeye başlayan bu güzel yer,bundan 89 yıl önce,1914-1915 kışının en soğuk günlerinde,yüreklere korku salan,tüyleri ürperten bir büyük savaşa sahne olduğunda şimdiki görüntüsünden çok farklıydı.
O zamanki Sarıkamış,93 Harbinden sonra bölgeyi ele geçiren Rusların inşa ettiği küçük,modern bir garnizon kasabasıydı.Birinci Dünya Savaşı başladığında haha küçük bir kasaba olmasına rağmen,Kafkas cephesindeki en önemli stratejik yerlerden biriydi.Bu yüzden Osmanlı ordusunun , Rus kuvvetlerini yok etmek amacıyla,22 Aralık 1914'te başlattığı taarruz sırasında çarpışmalar daha ziyade bu küçük kasaba etrafında yoğunlaşmış ve bu taarruz taih sayfalarına "Sarıkamış Harekatı" olarak geçmişti.
Harekat sırasında TÜRK ordusu,tarihinde eşi görülmemiş bir hezmete uğramıştı.Öyle ki, aradan yıllar geçmesine rağmen Sarıkamış Harekatı ve bu harekata ait trajik anılar,hafızalardan silinmedi.90 bin kişilik büyük bir ordunun düşman ateşinden çok dondurucu soğuklar,açlık ve hastalıklar yüzünden Sarıkamış civarındaki karlı dağlarda tamamen yok olması,yazarlarımızın yıllar önce ifade ettiği gibi
"hala kafalarımızın içinde beyazlaşmış bir kor sıcaklığında durmaktadır."
Sarıkamış Harekatı hakkında şimdiye kadar çok şey söylendi.Bu harekatın en küçük başarı şansının bulunmadığı söylendi ve dönemin Başkomutan Vekili Enver Paşa hezimetin tek sorumlusu olarak gösterildi.Bir maceraperest olduğu söylenen Enver Paşa'nın ,Almanlar'ın Avrupa cephesindeki yüklerini hafifletmek uğruna,90 bin askeri Sarıkamış dağlarına gömdüğü ileri sürüldü.
Enver Paşa ve harekat hakkında bu tür görüşlerin ortaya çıkmasına,harekata 9.Koloru Kurmay Başkanı olarak katılan Şerif Köprülü'nün ,1921'de Akşam Gazetesi'nde yayımlanan ve daha sonra ,"Sarıkamış İhata Manevrası ve Meydan Muharebesi" adıyla kitap haline getirilen anıları öncülük etti.İttihatçılar ve Enver Paşa hakkında adeta bir karalama kampanyası başlatıldığı mütareke döneminde yayımlanan bu anıların etkisiyle Sarıkamış Harekatı kaybedilmeye mahkum,Türk askerinin canını hiçe sayan çılgınca bir taarruz olduğu günümüze kadar tekrarlanıp durdu.
Oysa Türk'lere karşı çarpışan birliklerde görev alan Maslofki ve Nikolski gibi Rus generallerinin harekat hakkındaki görüşleri , bu iddiaların gerçekleri yansıtmadığını,en azından bu iddialara şüpheyle bakılması gerektiğini ortaya koyuyor.Zira bu Rus generalleri,Sarıkamış Harekatını başarı şansı yüksek,cürekar bir taarruz olarak değerlendirmiş ve ve kendileri için ciddi bir tehlike olduğunu söylemişlerdi.Generallere göre kahramanca çarpışan Türk askerleri harekatın ilk günlerinde galip gelebilecek iken ,Enver Paşa'nın maiyetindeki üst düzey komutanlarının yetkilerini sorumsuzca kullanmaları nedeniyle bunu başaramamışlardı.
1. Dünya Savaşı başladığında Ruslar,Avrupa cephesine yığdıkları için Kafkas cephesinde fazla güçlü değillerdi.Ancak bu zaaflarına rağmen Türk birlikleri,1 Kasım 1914 günü sınırı aşan Rus kuvvetlerini cepheden yaptıkları taarruzla yenilgiye uğratamadı.Kasım ayının ortalarına kadar devam eden Köprüköy ve Azap savaşlarında kısmi başarılar elde edildi fakat Ruslara ciddi bir darbe indiremedi.Bu durum Rus kuvvetlerinin cephe savaşlarıyla alt edilemeyeceğini gösterdi.
Cephe savaşlarında başarı şansı gösteren Ruslar'ın ,kuşatma harekatı karşısında fazla etkili olmadıkları biliniyordu.Almanlar,1914 Ağustosunda başarılı bir kuşatma harekatı ile Rusların üstün kuvvetlerini Tanneberg'de ağır bir yenilgiye uğratmışlardı.Bu sırada Berlin'de bulunan Türk askeri ateşesi de İstanbul'a gönderdiği bir raporda,"Rusların tahkim edilmiş mevzilerine taarruz etmenin yararsızlığını ,Ruslara karşı en etkili harekatın kuşatma olacağını yazmıştı.Bu gelişmeler Enve Paşa'yı Sarıkamış üzerine bir kuşatma harekatı yapmaya sevketti.Aras Vadisi'nde ki 65 bin kişilik Rus ordusunu imha etmek üzere tasarlanan bu kuşatma harekatı , aslında büyük ve kapsamlı bir planın sadece ilk ve en önemli bölümünü teşkil ediyordu.Nitekim,Liman Von Sanders anılarında , Enver Paş'nın kendisine,bu harekatın planlarını ve amaçlarını şöyle izah ettiğini söylemişti:
"Enver elindeki haritanın üzerinde 3. Orduya yaptıracağı harekatın bir krıkisini çizdi.Buna göre Enver,anayol istikametinden ve cepheden 11.Kolordu ile Rusları oyalarken , diğer iki kolordu,yani 9. ve 10. Kolordular,sola doğru ve dağlar üzerinden günlerce devam edecek bir yürüyüşle Sarıkamış'ta Rusların yan ve arkasını çevirecek ,sonra da 3. Ordu Kars'ı zaptedecek.Konuşmanın sonunda hayali ve dikkat çekici fikirleri ortaya attı.Bana ilerde Afganistan üzerinden Hindistan'a yürüyeceğini bile söyleyerek veda etti."
Öte yandan,3. Ordu Komutanı Hsan İzzet Paşa,tasarlanan kuşatma harekatının başarılı olacağına inanmıyor vr taarruz konusunda pek istekli görünmüyordu.Ancak İzzet Paşa'nın görüşlerine itibar edilmedi ve kuşatmanın yapılıp yapılamayacağını araştırmak üzere , Hafız Hakkı Beğ, Kafkas cephesine gönderildi.Hafız Hakkı Beğ incelemelerini tamalayıp 3 Aralık'ta ,"1 kolordu ile cepheden ve 2 kolordu ile Baldız-Ortu üzerinden ihata ile Ruslar'a başarılı bir taarruz yapılabileceğini yerinde tetkik ettim.Rütbem yükseltilirse ben de bu görevi yapabilirim."diye rapor gönderdi.
Aynı raporda ,ordu komutanı ile kolordu komutanlarının yeterli cesarete sahip olmadıkları,bu sebeple taarruz konusunda pek istekli davranmadıkları da yazılıydı.
Hafız Hakkı Beğ'den istediği cevabı alan Enver Paşa ,ordu komutanını taarruza teşvik etmek gerekirse taarruza bizzat komuta etmek üzere cepheye gitmeye kara verdi.Yanında Osmanlı ordusunun Almanya'dan getirilen Genelkurmay Başkanı General Bronsart von Schellendorf,Harekat Şubesi Başkanı Yarbay Feldman ve diğer maiyeti ile İstanbul'dan hareket eden Enver Paşa,15 Aralık'ta Köprüköy'de ki ordu kararahına ulaştı.Enver Paşa'nın huzurunda samimi görüşlerini ifade etmekten kaçınan Hasan İzzet Paşa,istemeyerek te olsa yapılacak harekat hakkında Enver Paşa ile mutabık kalmış gibi göründü.Enver Paşa da harekatın komutasını Hasan İzzet Paşa'ya havale edip "Ben Erzurum'a gidiyorum,ya oradan İstanbul'a dönerim yahut seyirci sıfatıyla hareketinize bakarım" diyerek ayrıldı.
Rus ordusuna yapılacak taarruz için son hazırlıklarını tamamlamaya çalışan Osmalı ordusunun imkanları ile Tannenber zaferini kazanan Alman ordularının imkanları çok farklıydı.Tannenber zaferi,iyi donanımlı kuvvetlerle uygun bir mevsimde ve coğrafya da kazanılmıştı.Oysa Osmanlı ordusunun bir kış taarruzu için gerekli teçhizat ve lojistik hizmetler açısından önemli eksikleri vardı.
Nitekim "Menzil Müfettiş-i Umumiliği",yani Osmanlı oedularının lojistik hizmetlerini düzeleyen kurum,26 Ekim 1914 tarihli raporunda 3. Ordu'nun durumunu "3. Ordu'nun bulunduğu yerde bile beslenmesi için bile mevcut ulaştırma kolları yetersizdir.Harekat halinde açlık muhakkaktır.Doğu'da demiryolları olmadığı için menzil kolları ne kadar arttırılırsa yine kafi gelmez.On günlük erzak taşıyan menzil kolları olsa dahi,11. gün yine açlık başgösterir"diye değerlendirmişti.
Başlangıçta Enver Paşa'ya itiraz edemeyen Hasan İzzet Paşa,mevcut durumda ordunun büyük bir kuşatma harekatını gerçekleştiremeyeceği kanaatine vardı ve ordu komutanlığından istifa etti.İzzet Paşa 18 Aralık 1914 gecesi Enver Paşa'ya istifasıyla ilgili bir telgraf göndermiş," Ben bu hareketleri icra için nefsimde kuvvet ve itimat göremediğim ve esasen feevkalade bir asabiyet gelerek rahatsız olduğum için şimdiki görevimden affımı istirham ederim" , demişti.
İstifa telgrafını alan Enver Paşa,ordu komutanlığı ile birlikte harekatın sevk ve idaresini kendi uhdesine aldı,taarruza taraftar olmayan komutanlarıda değiştirdi.
Enver Paşa 19 Aralık'ta taarruz emrini imzaladı.Taarruz 22 Aralık'ta başlayacaktı.Harekat Enver Paşa'nın Liman von Sanders'e anlattığı gibi planlanmıştı.11.Kolordu ve 2. Nizamiye Fırkası sağ kanatta,yani Aras Vadisi'nde kalacak,cepheden taarruz edip , Rusları oyalayacak ve asıl cepheden geri çwkilmelerine engel olacaktı.35 bin kişilik 11. Kolordu düşmanı oyalarken 30 bin kişilik 10.kolordu da Narman-Oltu üzerinden Bardız istikametinde,25 bin kişilik 9.Kolordu ise Aras-Narman arasında ki dağlardan Kötek yönünde sol koldan süratle ilerleyecek,Sarıkamış-Kars yolunu keserek Rus ordusunu kuşatıp imha edecekti.
Erzak kolları yetersiz,yöre sarp ve dağ geçitleri karlarla kaplı olduğu için kuşatma kollarındaki savaşçılar,harekatı yanlarında taşıyabildikleri erzakla sürdürebileceklerdi.Birlikler, yanlarına 4 günlük erzak alabileceklerdi ki,bu kuru ekmek ve zeytinden ibaretti.Bundan sonraki yiyecek ihtiyaçlarının,düşmandan alınacak ganimetle karşılanması planlanmıştı.Enver Paşa,harekattan kısa bir süre önce cepheyi teftiş etmiş ve bir emirname yayınlayıp "Askerler hepinizi ziyaret ettim,ayağınızda çarığınızın,sırtınızda paltonuzun olmadığını da gördüm.Lakin karşınızda ki düşman sizden korkuyor.Yakın zamanda taarruz ederek Kafkasya'ya gireceksiniz ve orada her türlü ekmeğe ve nimete kavuşacaksınız." diyerek moral vermişti.
cHaMeLeOn
03-25-2006, 03:12 AM
Harekatın başarılı olabilmesi,kuşatma kuvvetlerinin en geç 4-5 gün içinde Rusların erzak ve levazım depolarını ele geçirmelerine,Aras Vadisi'nden Kars'a doğru çekilmelerine fırsat vermeden çekilme yollarını kapatmalarına bağlıydı.Aksi takdirde Rus kuvvetleri,Türk kuşatmasından kurtulmak için Kars Kalesi'ne sığınabilir yahut stratejik bölgelere kuvvet kaydırıp başarılı bir savunma yapabilirlerdi.Her iki durumda da harekat başarısızlıkla sonuçlanabilirdi.
Sarıkamış Kasabası,harekat planının bu özeliğinden dolayı Türk taarruzunun en önemli stratejik hedefi durumundaydı.Ruslar kışın en şiddetli günlerinde Sarıkamış'ı hedef alacak bir Türk taarruzuna ihtimal vermedikleri için , tüm stratejik önemine rağmen kasabada kayda değer miktarda savunma gücü bulundurmaya gerek duymamışlardı.Rus birlikleri ordu komutanının emriyle gözetleme faaliyetlerini de durdurdukları için,Türk tarafında ki taarruz hazırlıklarından haberdar değillerdi.Zaten harekatın,soğuğun eksi 25 dereceyi bulduğu,kar kalınlığının zaman zaman 1 metreyi aştığı bir mevsimde başlatılmasının sebeplerinden biri de düşmanı hazırlıksız yakalamaktı.Türk ordusuna sağladığı bu avantajın üzerinde şimdiye kadar durulmamıştı.
22Aralık'ta başlayan genel taarruz,Tüek tarafının faaliyetlerinden haberdar olmayan Ruslar için tam bir baskın olmuştu.Taarruzun gerçek amacını 3 gün sonra anlayabilen Rus komuta heyeti,gerekli önlemleri almakta gecikmedi.Harekatla birlikte başlayan şiddetli tipi,Rus kuvvetlerinin arkasına doğru ilerleyen 9. ve 10. Kolorduların görülmemesini sağlıyordu.Yoğun kar yağışına ve şiddetli tipiye rağmen devam eden yürüyüşler sırasında bir miktar kayıp verildi ama yaarruz başarıyla devam etti.Enver Paşa ve karargah,Sarıkamış civarında ki ilk çarpışmaları başlatacak olan 9. Kolordu ile birlikte ilerliyordu.
Harekat planı gereğince kuşatma kolları,düşman kuvvetlerinin üzerine mümkün olan en kısa yoldan ilerleyeceklerdi.Ancak 10.Kolordu Komutanı Hafız Hakkı Beğ,daha harekatın 2. günü büyük bir kolordu ile mağlup ettiği 2 alaydan ibaret bir Rus müfrezesini takip etmekten kendini alamamıştı.Abdülkerim beğ komutasındaki 32.Tümen'i Kop yönüne gönderen Hakkı Beğ zafer sarhoşluğu içerisinde 30. ve 31. Tümenlerle Oltu-Ardahan istikametinde,Allahuekber Dağları'nın kuzey yamaçlarına doğru yöneldi.
Hafız Hakkı Beğ'in harekat planı dışına çıkıp geniş bir yay çizmesi,kuşatma cephesinin aşırı derecede genişlemesine yol açtı.Daha da kötüsü,10.Koloru'ya bağlı birlikler Sarıkamış'a ulaşabilmek için kış ortasında Allahuekber Dağları'nı aşmak zorunda kalmışlardı.Hakkı Beğ'in düşünvesizce yaptığı bu manevra,askerlerin büyük bir kısmının Allahuekber Dağları'nda donarak şehid olmasına ve Sarıkamış Harekatı'nın hezimetle noktalanmasına sebep olan hataların en büyüğü idi.
Harekatın en kritik günlerinde,Allahuekber Dağları'na yönelen 10.Kolordu adım adım faciaya yaklaşmakta iken,9.Kolordu'da ise ilerde daha da belirginleşecek olan bir sevk ve idare bunalımının ilk işaretleri görülmeye başlandı.24 Aralık'ta Bardız'a ulaşan 9. Kolordu karagahında,Enver Paşa ile kolordunun üst düzey komuta heyeti arasında harekatın sevk ve idaresi hususunda önemli görüş ayrılıkları ortaya çıktı.
Sarıkamış'ta ki Rus savunmasının çok zayıf olduğu haberini alan Enver Paşa,vakit kaybetmeden ertesi gün Sarıkamış'a yönelmek arzusundaydı.Oysa Ali İhsan Paşa;Bronsart ile Feldman'ın kolordu bbirliklerinin tam mevcutla henüz Bardız' a ulaşamadıklarını öne sürüyor,bu kuvvetler gelinceye ve 10.Kolordu Allahuekber Dağları'nı aşıncaya kadar beklemek istiyordu.
Her iki tarafında haklı gerekçeleri vardı.Günlerdir istirahat etmeden zoraki yürüyüşlere mecbur kalan birlikler,bitkin haldeydiler.Bardız'da kolorduyu günlerce besleyebilecek erzak ele geçirildiği için,askerleri burada biraz dinlendirip arkadan gelen kuvvetlerle daha da güçlenip Sarıkamış'a öyle taarruz etmek aslında makul bir fikirdi.Ancak bu fikri savunanlar bu süre içinde düşman kuvvetlerinin alacağı karşı önlemleri hiç düşünmemişlerdi.
Bardız'da kaybedilecek her dakika,Rusların Sarıkamış'a yeni birlikler getirmelerine ve iyice tahkim etmelerine fırsat verecek, bu durum harekatın başarı şansını büyük ölçüde azaltacaktı.Nitekim ordu karargahında bu tartışmaların yapıldığı sıralarda ,Ruslar ana cepheden Sarıkamış'a kuvvet kaydırmaya başlamışlardı.
Uzun tartışmalardan sonra Enver Paşa,komuta heyetinin görüşlerini dikkate almadı ve 24 Aralık gecesi taarruz emrini imzaladı.Harekatın en kritik günlerinde verilen bu emir,üst düzey komuta heyeti arasında ki güven duygusunu sarsmış,Enver Paşa'nın sevk ve idaresine karşı muhalif bir grubun çıkmasına neden olmuştu.Kolordu Komutanı Ali İhsan Paşa'nın başını çektiği bu grup,başlangıçta fazla etkili olamadı.Ancak Enver Paşa,Sarıkamış önelrine gelindiğinde muhaliflere boyun eğmek zorunda kaldı ki,bu tüm olumsuzluklara rağmen hala başarı şansı bulunan harekatın tam bir faciayla sonuçlanmasına sebep olacaktı.
Taarruzun ilk günlerinde Sarıkamış'ı küçük bir Rus birliği savunuyordu.Sınır muhafızları içerisinde bir istisna olan bu birlikler,1877'den kalma eski model "Berdan" tüfekleriyle donatılmıştı.Ağır silahlardan yoksun bu birliklerin Sarıkamış'ı savunmada etkili olabilecek bir tek topları dahi yoktu.Her şeyden önemlisi Enver Paşa bütün bunları biliyordu.
Harekatın başında kuşatıldıklarını anlayamayan Ruslar,panik ve şaşkınlık içerisinde oldukları için Sarıkamış savunmasını güçlendirecek herhangi bir önlemde almamışlardı.Hatta tam aksine kuşatma kuvvetlerinin işini kolaylaştırabilecek hatalar yapmışlardı.Rusların Sarıkamış Grup Komutanı General Bergmann,Aras Vadisi'nde ki asıl cepheden Türk taarruzunun tehdit ettiği Sarıkamış'a kuvvet göndermek yerine,Köprüköy yönüne taarruz emri vermişti.Enver Paşa'nın istediğide zaten buydu.
Ruslar sağ kanattan büyük kuvvetlerle kuşatıldıklarını,Türk taarruzunun başlamasında 3 gün sonra ileri görüşlü bir asker olan Ordu Kurmay Başkanı General Yudeniç sayesinde anlayabilmişlerdi.Türk taarruzunu haber alır almaz Rus ordusunu komuta etmek üzere Tiflis'ten Sarıkamış'a hareket eden General Mişhlayevski,Yudeniç'in önerisiyle 24 Aralık gecesi ana cephedeki taarruzu durdurdu.Hemen ardından Sarıkamış'ı tahkim etmek üzere kuvvet gönderilmesini emretti.Bu emir üzerine Aras Vadisi'nden hareket eden ilk birlikler,25 Aralık akşamı Sarıkamış'a ulaştılar.Aynı saatlerde Türk ordusunun da taarruzu başlamıştı.
cHaMeLeOn
03-25-2006, 03:13 AM
2. KISIM
General Yudeniç'in telkinleriyle ana cephedeki taarruzun durdurulup Sarıkamış'ın tahkim edilmesi,savaşın gidişatını Ruslar lehine değiştirdi.Ruslar Sarıkamış'ı tahkim etmekte bir hayli geç kalmışları ama talih yine de onlardan yanaydı.Türk birliklerinin Sarıkamış'a ulaşmasından bir gün önce,24 Aralık gecesi,hiç hesapta yokken,kasabaya bir miktar Rus kuvveti gelmişti.2. Türkistan Kolordusu'nun her alayından birer takım asker ile iki obüs topundan meydana gelen bu birlikler Türk taarruzunun haber alınmasından önce Kafkas Özel Bataryası'nı oluşturmak üzere Tiflis'e çağırılınca Aras vadisi'nden Tiflis'e gitmek üzere yola çıkmışlar ve Türkler'in Sarıkamış yakınlarında görülmeleri üzerine Sarıkamış'ta alıkonulmuşlardı.
Türk taarruzunun Sarıkamış'ı hedef aldığı anlaşılınca buradaki Rus kuvvetleri arasında büyük bir korku baş gösterdi.Sarıkamış Müfreze Komutanı General Voropanof,ne yapacağını şaşırmış durumdaydı ve savunma için gerekli olan tedbirler,tesadüfen orada bulunan yetenekli subaylar tarafından alınıyordu.Demir yolu işçilerinden birlikler kurulmaya başlandı ve Tiflis'te ki hastalık izninden dönen Albay Bukretof'a dağınık kuvvetlerden bir müfreze oluşturup Bardız geçidinin koruması emredildi.Topçu subayı Muşelof,iki obüs topunu şehrin ana meydanında ki kilisenin yanına yerleştirdi ve böylece Ruslar,Sarıkamış'ın savunmasın için gerekli ilk kuvvetleri oluşturdular.Bu birlikler iki obüs topu,sekiz ağır makineli tüfek ve iki bin tüfeğe sahipti.
Taarruz karşısında korkuya kapılan Ruslar tüm imkanlarıyla Sarıkamış'ı savunmaya hazırlanırken,Enver Paşa buradaki birlikleri hala topları olmayan bir kaç bölük sanıyor ve Türk ordusunun ertesi gün Sarıkamış'a gireceğine kesin gözüyle bakıyordu.Hatta 24 Aralık'ta verdiği taarruz emrinde,ordu karargahının 25 Aralık öğleden sonra Sarıkamış'a nakledileceğini bile söylemişti.
9.Kolordu,Albay Arif bey komutasındaki 29.Tümen'in öncülüğünde 25 Aralık sabahı saat yedide Sarıkamış'a gitmek üzere Bardız'dan hareket etti.Birlikler daha sertleşmemiş,diz boyunu aşan karlarla mücadele ederek yürüdüler.Yürüyüş düzenli fakat asker yorgun olduğu için yavaş devam etti.Öncü kuvvetler öğleden sonra dört sularında Sarıkamış'a 3-4 km. mesafede bulunan Bardız Geçidi'ne ulaştılar.Hava iyice soğuduğu için yorgun askerler arasında donanların sayısı artmaya başlamıştı.
Geçit noktasının her iki tarafına, yürüyüşten 15 dk. önce ulaşan Albay Bukretof'un komutasındaki düşman avcıları mevzilenmişti.
Dinlenmeye fırsat bulamadan dört günden beri sarp dağlarda ilerleyen 25. bin kişilik 9. Kolordu hem çok fazla kayıp vermiş hem de kuvvetlerini henüz Sarıkamış etrafında toplayamamıştı.Bu nedenle Bardız Geçidi'ne sadece 2 bin kişilik bir öncü kuvveti ulaşabilmişti ve yanlarında 8 adet dağ topuda bulunuyordu.Sarıkamış'a taarruz etmek üzere olan Türk kuvvetleri ile kasabayı savunacak olan Rus kuvvetleri 25 Aralık gecesi sayıca eşit durumdaydılar.Türk kuvvetlerinin aç ve yorgun olması Ruslar açısından önemli bir avantajdı.Fakat Rus kuvvetleride alelacele oluşturulmuş derme çatma birliklerden ibaretti.
Ruslar stratejik konumundan dolayı Sarıkamış'ın ana savunma hattını,Bardız Geçidi'ne kurmuşlardı.Bu geçidin aşılması halinde kasabanın taarruz kuvvetlerine çok fazla direnebilmesi mümkün değildi.Enver Paşa bu nedenle düşmanın toparlanmasına fırsat vermeden bir an önce Sarıkamış'a girmeye sabırsızlanıyordu.Oysa kolordunun üst düzey komuta heyeti,Rusların Sarıkamış'a kuvvet kaydırmaya başladığından bihaber oldukları için Bardız'da ki muhalif tavırlarını sürdüyorlardı ve askeri dinlendirmek,geride kalan birlikleri ileri kaydırmak,karanlıktan yararlanıp düşman kuvvetlerini geçitten atmak niyetindeydiler.
Enver Paşa ısrarlıydı ve saat 19 sularında bir dağ topunun,geçit noktasına doğru ateş etmesini emretti.Niyeti,düşman mevzilerinde görünen karartıların top olup olmadığını anlamaktı.Ateşe karşılık verilmeyince karartıların top olmadığı anlaşıldı ve taarruz emri verildi.6 saat süren ve gece yarısına kadar devam eden taarruz sırasında,süngü hücumu ile geri atılan düşman kuvvetleri,Bardız Geçidi'ni bırakarak Sarıkamış'a çekildiler.Düşmanı takip eden iki bölük,kasabanın hemen yanı başındaki Yukarı Sarıkamış Köyü'nün yakınlarına kadar ilerledi.
Köyden Sarıkamış'ın ışıkları dahi görülmeye başlamıştı ve Sarıkamış etrafındaki levazım depolarının ele geçirilmesi,askerlerin sıcak kışlalara kavuşması ve kuşatmanın kuşatmanın tamalanmassı artık an meselesiydi.Kısacası,Türk birlikleri arzu ettikleri zafere ulaşmak üzereydiler.
Ancak en baştan beri Enver Paşa'ya muhalefet eden İhsan Paşa,bu defa gece taarruzuna alışık olmaya birliklerin dinlendirilmesini teklifetti.O zaman kadar İhsan Paşa'ya karşı gelebilen Enver Paşa,daha fazla direnemeyerek teklifi kabul etti.
Taarruzun durdurulması emri o zaman kadar ki hataların en büyüğü idi.
Gece taarruzunu durduran birlikler,Sarıkamış sırtlarındaki Samanlı Dağları'nda gecelediler.Bu sırada 17.Tümen'de savaş alanına yetişmişti fakat o gece 17. ve 19.Tümen aşırı soğuk ve tipi yüzünden mevcutlarının yarısından fazlasını kaybettiler.Ateş yakmayı başarabilenlerin durumu bir dereceye kadar iyiydi fakat bir çok asker ateş başı bile bulamadığı için donarak şehid olmuştu.
Oysa o gece Sarıkamış zaptedilseydi,askerlerimiz Soğanlı Dağları'nda yok olmak yerine sıcak kışlalarda geceleyecek,karınlarını doyuracak ve arkadan gelen kuvvetlerin kuşatma harekatını güvenli bir şekilde tamamlamalarını sağlayacaklardı.Bu durum levazım depolarını ele geçirilen,geri çekilme yolları kesilen Rus ordusunun teslim olmaktan yahut direnerek yok olmaktan başka çaresi kalmayacaktı.Fakat komuta heyetinin,özellikle de Kolordu komutanı Ali İhsan Paşa'nın muhalefeti yüzünden,Türk ordusu yakaladığı fırsatı değerlendirememişti.Taarruzun başından beri insiyatifi elinde bulunduran Türk kuvvetleri bu andan itibaren üstünlüklerini kaybettiler ve büyük bir hezimete doğru sürüklenmeye başladılar.
cHaMeLeOn
03-25-2006, 03:13 AM
Taarruz durdurulduğunda Ruslar peyderpey Sarıkamış'a ulaşıyorlardı.İlk kuvvet 25 Aralık akşamı geldi.Takviye kuvvetlerin gelişi gece boyunca devam etti ve 26 Aralık sabahı kasabadaki Rus kuvvetlerinin sayısı,önceki güne nazaran 2 kat artarak 4 bin kişiye ulaştı.Oysa aynı gece Sarıkamı civarındaki Türk kuvvetlerinin yaklaşık yarısı Soğanlı Dağları'nda donarak şehid olmuştu.Zaman artık Türklerin aleyhine işlemeye başlamıştı.Sarıkamış'a giremeyen,aç ve perişan bir halde Sarıkamış civarındaki dağlarda gecelemek zorunda kalan Türk kuvvetleri eriyip yok oldu.Sarıkamış'taki Rus kuvvetlerinin sayısı ise giderek arttı.
Sarıkamış yakınlarına ulaşan Türk kuvvetleri,25 Aralık gecesi kazanma şanslarını yitirdikleri halde,en küçük bir bozulma emaresi bile göstermeden taarruzu azim ve cesaretle sürdürdüler,Türkler'in bu kahramanca mücadelesi,Rus ordusunda büyük bir korku yarattı.Cephe komutanı General Mişhlayevski,esir alınan Türk subaylarının üzerinden çıkan taarruz emrini görünce daha da ümitsizliğe kapıldı.26 Aralık gecesi,Bergman ve Yudeniç ile yaptığı bir toplantıda kuşatmadan kurtulmak için derhal geri çekilmeyi önerdi.Bergman'da aynı fikirdeydi fakat iyi bir asker olan Yudeniç,çok kötü şartlar altında savaşan Türk kuvvetlerinin birkaç gün içinde hiç savaşamayacak duruma geleceğini anlamıştı.Mişhlayevski,bu izhat üzerine Sarıkamış'ta ki durum kesinleşene kadar geri çekilmeyi erteledi.
Rus karargahında bu tartışmalar olurken 10. Kolordu,Sarıkamış'a ulaşmak için Allahuekber dağlarını geçmekle meşguldü.Yaklaşık 20 bin kişiyle başlayan bu tırmanış 19 saat sürdü ve maalesef büyük bir faciayla noktalandı.17 bin Türk askeri şehid olmuştu.Azim ve cesaretle Sarıkamış'a yürüyen kahraman Türk evlatları,Allahuekber dağlarının donduruvu soğuğuna ve boğucu tipisine dayanamayarak şehid olmuşlardı.Dağın güney yamaçlarına yalnızca 3 bin 200 kişi ulaşabildi.Bu askerlerin büyük çoğunluğunun elleri ve ayakları donmuştu ve %20'si savaşamayacak durumdaydı.
Büyük zayiat vermelerine rağmen 10. Kolordu'dan arta kalan birlikler,yılmadan ilerlemeye devam ettiler ve 27 Aralık'ta,Rus ordusunun can damarı durumundaki Kars-Sarıkamış demiryolunu tahrip etmeye muvaffak oldular.Keşif kollarının yaptığı bu harekat ,aslında Ruslar için bir tehlike oluşturmuyordu.Buna rağmen,demiryolunun tahrip edilmesi Ruslardaki panik ve korkuyu bir kat daha arttırdı.Savaşın başından beri büyük bir ümitsizlik içinde bulunan Mişhlayevski,Türk oerdusunun savaşı kazanacağına,Rus ordusunun bir şansı kalmadığını düşünerek,cepheyi teredip Tiflis'e kaçtı.Mişhlayevski'nin cepheden getirdiği kötü haberler Kafkasya'da büyük bir panik ve kargaşaya yol açtı.
Oysa,10. Kolordu'nun Sarıkamış civarına intikal etmesiyle birlikte Enver Paşa'nın planı sadece teorik olarak başarılmıştı.28 Aralık günü Sarıkamış'ı kuşatan iki Türk kolordusunun toplam mevcudu aç ve perişan halde bulunan BEŞ(5) bin kişiden ibaretti.Buna karşılık Sarıkamış'taki Rus kuvvetleri 15 bin kişiye ulaşmıştı.Ruslar'ın 34 topu ve birçok makineli tüfeği olmasına rağmen,Türk taarruzu devam etti.
Öncü kuvvetler bir ara Sarıkamış'a girmeyi bie başardılar ve başlattıkları süngü savaşıyla Ruslar'a önemli kayıplarr verdirdiler.Hatta Ruslar'ın Kazak Alayı Komutanı Albay Kravçenko da öllenler arasındaydı.Fakat düşmanın uzun menzilli sahra topları,ormanlar içine mevzilenmiş olan Türk birliklerini yerlerinden kıpırdayamaz hale getirdiği için öncü kuvvetler,Sarıkamış sokaklarında birkaç yüz şehid ve yaralı bırakarak geri çekilmek zorunda kaldılar.
Mişhlayevski'nin kaçmasından sonra komutayı devralan General Yudeniç,soğukkanlılığını yitirmeyip akıllıca hareket etti.Karşı taarruza başlamak hususunda acele etmedi ve Türk taarruz kuvvetlerinin gücünün kesilmesini bekledi.Nihayet 1 Ocak 1915 günü Türk kuvvetlerini Bardız-Sarıkamış-Eşekmeydanı üçgeninde çevirmek üzere bir kuşatma harekatı başlattı.
Rus ordusunun karşı taarruzu başladığında, Enver Paşa da mağlubiyetin kaçınılmaz olduğunu anlamıştı.Bu sebeple 9. ve 10. Kolordulardan arta kalan birlikleri,Sol Cenah Ordusu adıyla birleştirdi ve generalliğe yükselen Hafız Hakkı Paşa'nın emrine verdikten sonra 3 Ocak'ta cepheden ayrılarak Erzurum'a hareket etti.Ertesi gün 9. Kolordu kararhahına gelen Hafız Hakkı Paşa,acı gerçeği, 1. Fransuva'nın bir yenilgisinden sonra annesine yazdığı mektupta yeralan "şereften başka herşey mahvoldu" cümlesiyle açıkladı.Bu cümle tam manasıyla Sarıkamış Harekatı'nın ruhunu yansıtıyor.Türk askerleri,en ümitsiz anlarda bile en ufak bir yılgınlık ve bozgun emaresi bile göstermeden kahramanca savaşmışlardı.
Hafız Hakkı Paşa,4 Ocak'ta geri çekilme emri verdi.Bu sırada Rus birliklerinin tarruzu başladı ve atına atlayan Hafız Hakkı Paşa kurşun yağmuru altında güçlüükle uzaklaşabildi.Ancak diğerleri onun kadar şanslı değillerdi.9. Kolordu karagahı düşmana esir düştü.9. ve 10. Kolordu birliklerinden arta kalan askerler dağ yollarını takip ederek Bardız'ın doğusundaki Çemik köyü üzerinden Erzurum' çekildiler.Böylece büyük ideallerle başlayan Sarıkamış Harekatı'nda son perde en acı mağlubiyetle kapandı.
cHaMeLeOn
03-25-2006, 03:14 AM
3.Ordu,Sarıkamış Harekatı'nda çok ağır kayıplara uğramıştı.En çok kaybı 9. ve 10. Kolordular vermişti.Cepheden taarruz eden 11. Koloedunun zayiatı diğerlerine nispeten azdı.Ancak harekatın olumsuz yölerini ön plana çıkaranlar,verilen kayıplarıda olabildiğince abartmışlardı.Bu sebeple Sarıkamış Harekatı'nda 90 bin Şehid verildiği,bugün bile dilden dile dolaşıyor.Oysa bu konudaki en yetkili kurumlardan bir olan Genelkurmay Başkanlığı Harp Encümeni'nin tespitlerine göre harekatta Türk ordusu,23 bini savaş alanında,10 bini de savaş hatları gerisinde olmak üzere toplam 33 bi şehid vermişti.Yedi bin kişi esir düşmüş,17 bin kişi de hasta ve yaralı olarak saf dışı kalmıştı.Yani yaralı,esir ve hasta düşenlerle birlikte Türk ordusunun kaybı 57 bin kişiydi.Rus kaynaklarıda bu rakamların doğru olduğunu onaylıyor.Nitekim harekat alanındaki şehid naaşlarının defin işlemleri tamalandıktan sonra,Ruslar'ın Kars'taki Askerlik Dairesi Başkanlığı'nın General Yudeniç'e sunduğu raporda 23 bin Türk'ün defnedildiği yazılmıştı.Hafız Hakkı Paşa ise tifüsten can vermişti.
Rus kaybının da yaralı,esir ve ölenler birlikte hesaplandığında 32 bin kişi olduğu ortaya çıkıyordu.
Harekatın devam ettiği günlerde şiddetli kış ve zorlu yürüyüşler,Türk birliklerinin şehidlerini defnetmesine izin vermemişti.Şoğuktan toprak donmuş,kazılamayacak durumdaydı..Bu seple kahraman şehidlerin aziz naaşları dağ başlarında,orman içlerinde,ıssız vadilerde defnedilmeksizin öylece bırakıldı.Bu mübarek naaşlar,bulundukları yerlerde aylarca öylece durdular.Nisan ayı başlarında açığa çıkan şehid naaşları vicdanları sızlatıcı bir hal almaya başladı.Bunun üzerine Rus yetkililer Sarıkamış kaymakamlığına emir vererek cenazelerin biran önce defnedilmesini istediler.Bunun emir üzerine civardaki Türk köylerinden toplanan amelelerden yüzer kişilik gruplar oluşturuldu ve her grubun başına bir imam tayin edildi.
Bahtsız Türk köylüleri,şehid kardeşlerinin cenazelerini dağ başlarından topladılar ve kazdıkları toplu mezarlara merasimlarle defnettiler.Şehidler üstüste koyunkoyuna toprağa verildi.Ayrıca her mezarın başına kaç kişinin gömüldüğünün yazıldığı tabelalar asıldı.Definler bir hafta kadar sürdü ve sonunda General Yudeniç'e 23 bin kişinin toprağa verildiği rapor edildi.
O GÜN BUGÜNDÜR ÜZERİNE SAYISIZ SÖZ SÖYLENEN VE YAZILAN SARIKAMIŞ FELAKETİ,TÜRKLER'İN BİR NEVİ "KARLA KAPLI KERBELA'SI" OLARA TARİH SAYFALARINDA BUZDAN BİR KOR HALİNDE IŞILDAMAKTA VE BİZLERİ DONDURARAK KAVURMAKTADIR.
BÜTÜN ŞEHİDLERİMİZİN RUHLARI ŞAD OLSUN.
22 Aralık 2003 tarihinde Hürriyet gazetesinin haftalık tarih dergisinde çıkan Tuncay ÖĞÜN'ün yazısından alıntıdır.
Seckjin Khan
03-25-2006, 04:24 AM
[quote]İslam ülkeleri çoktan Kendini satmıştı...[quote]
Bunu neye dayanarak iddia ediyorsun ?
Arapların I.Dünya savaşında Bağımsızlık için İngilizlere Bizi teslim etmesi bunu açıkça gösteriyor.Araplar o kadar büyük bir nefretle bize karşı ayaklandılar ki Irak'ta Osmanlı geri çekilmelerine bile müsade etmediler,Gidiyordu işte istedikleri olmuştu Arapların ama Hayır tüm nefretlerini bize kustular ve Geri Dönen askerlerimizi Katlettiler...
Peki Bilge_Kagan sen İslam ülkelerinin Kendini Satmadığını Nasıl İddia ediyorsun?
DyLan'a hitaben : Er olarak da olsa savaşa katılmak istemiştir eminim fakat sonuçta onun yurda girmesini engellemeye çalışan bir iktidara karşı girmesinin zor olacağını , girdikten sonra da birşey yapamayacağını düşünmüştür.Sonuçta enveri er gören erlerden de ittihatçılar olabilirdi..
Enver paşa asıl istediği ruslardan askeri destekle anadoluya gelmekti.Fakat bu mümkün olmadı..
İslamın kendini sattığını da ark. anladığım kadarıyla osmanlıya karşı ingilizlerin yanında yer alan araplara söylüyor.Fakat kişiliksiz , haysiyetsiz arap ırkı yüzünden bütün islamı sorumlu tutmak elbette ki yanlış olur..
Ona bakarsan Arkadaşım Osmanlı Hükümeti Atatürk'ü de istemiyordu ve her zaman Atatürk'ü bitirici planlar yapıyordu ama Atatürk hiç yılmadı kendi için değil Vatan aşkıyla bunlara meydan okudu.Tabii Enver Paşa çok iyi bir askerdi keşke katılsaydı savaşa ama katılsaydı da bazı problemler baş gösterebilirdi...
Vallaha Osmanlı da İslam ülkelerinin çoğunluğunu Araplar oluşturuyordu ve az önce de yazdığım gibi Kendilerini Savaş Başlamadan Satmıştı.Osmanlı Padişah'ı bile bile Cihat ilan etti ama Cihat geri tepti Egemenlik Dinin önüne geçti ve ne oldu biliyormusunuz Egemenliklerini alamadılar ve Sömürge olarak Yaşadılar ve halende yaşamaktalar...
Bilge_Kagan
03-25-2006, 11:30 AM
Fakat kişiliksiz , haysiyetsiz arap ırkı yüzünden bütün islamı sorumlu tutmak elbette ki yanlış olur..
Kisiliksiz, haysiyetsiz bazi topluluklar yuzunden de tum Arap irkini sorumlu tutmak yanlis olur. Sizin Teskilat-i Mahsusa'ya mensup oldugu donemde Mehmet Akif Ersoy'un guneye gidip buradaki halki din propagandasi yaparak direnise cagirdigindan ve gayet de basarili oldugundan haberiniz var mi ? ( bu sadece bir ornektir ).
Ustelik, Araplari da anlayisla karsilamak gerekiyor, nihayetinde bu vakitler "toprak safligina dayanan ulus devletler" kurmanin Avrupali devletler eliyle bir "moda"ya donusturuldugu seneler, Araplarin bagimsizlik istemesi ve bunun icin Ingilizlerle isbirligi yapmasi gayet normal.
Haysiyetsizlik, serefsizlik, kazanilan catismalarin ardindan yapilanlarda, sivil halkin katledilmesinde, askerlere akil almaz iskenceler yapilmasinda, yuzyillarca o topraklari aclik susuzluk demeden korumus ( Arap yarimadasindaki kalelerin cogunda askerlerin hemen hemen hepsinin iskorpitten disleri dokulmustur, yine de mevzi terketmemislerdir ) insanlara edilmis zulumde.
Ha kafalarini vururlar simdi duvarlara ya, ne care...
Sarıkamış Muhaberelerinde şehid olan asker sayısı askeri, resmi ve TTK kayıtlarında 7 bin kişi olarak geçmektedir. Tek, tek, isim, isim, rütbe, rütbe... Merak eden araştırır ve öğrenir.
Google'da arattim bulamadim, siz birebir adres verseniz ?
Burada amaç; Enver Paşa gibi çağının en yetişmiş bir Osmanlı Subayını zaafiyet içine sokmak, Turan sevdasını kötülemek, Türk Birliği yerine Ümmet Birliği olsa iyiydi diyen Arapçı, Ummetçi, Vahabici Türk Milliyetçilerinin (!) uydurdukları yalanlardır
Bu cumle biraz yanlis olmus, toparlayin isterseniz.
yıllardan beri bunun propagandası yapılıyor, bizim okumayan araştırmayan gençliğimizden yararlanan Türk Soylu olmayan ayrılıkçılar ve müridler takımı tarafından gayet bilimsel bir propaganda yapılalarak kullanılagelmiştir
"Bilimsel propaganda"dan kastiniz nedir ?
Enver Paşa gibi bir subay, 90 bin kişiyi ayağı çıplak buza kara sürmüş, salak ya, hiç akademik askeri eğitim görmedi ya, ha birde zındık herif Türkçü Turancı ya, vur abalıya.
Turkcu Turanci olmasinin bu konuyla ilgisi oldugunu sanmiyorum ancak yine de Turanciligi savasin gidisatina kotu etki etmistir. Savasta yenilecegimiz kesinlestiginde bile askerlerimiz Azerbaycan ve Gurcistan'i isgal etmis ( Gurcistan'i isgal ederken Almanlarla savastik, bu olay o donemde ort bas edilmistir ), Anadolu elden giderken manasiz yere Tebriz'e kadar asker gonderilmis, Ingilizlerin buradaki cepheyi yarmasina neden olarak Anadoluyu daha da savunmasiz birakilmistir. Osmanli devletinin kendine yetecek askeri/muhimmati yokken Galicya cephesi gibi cephelere Almanlara yaranmak icin asker gonderilmistir. Kanal cephesinde savunmada kalan Turk birlikleri yabanci gucleri fena halde endiselendiriyor ve hareketlerini kisitliyorken, ustelik Teskilat-i Mahsusa gerilla savasiyla burayi zayiflatirken bosu bosuna taarruza kalkilmis, siki savunma karsisinda cozulunmus, ustelik kanal cephesi kaybedilmistir. Dolayisiyla muttefiklerin ta Sam'a kadar yolu acilmistir. Ayni donemde, Teskilat-i Mahsusa Orta Asya'da propaganda yapmaya gonderilmis, bir sonuc alinamamistir, alinamazdi da. Zira Sovyet devrimini gerceklestirenler bizzat Turklerdi yine. Bunu okuyamayan bizim "en yetismis" subaylarimiz, savas gucu de bulunan ajanlari Orta Asya'da bosu bosuna beslemis, dolayisiyla Arap bolgelerinde ve yabanci bolgelerde gerekli propaganda faaliyetlerine girisememislerdir. Siyasi durumu daha iyi gorup Ingiliz somurgelerinde faaliyete girisseledi bile, cok daha iyi sonu alabilirlerdi.
Fazla uzatmak istemiyorum, burada I. Dunya Savasinda yapilan hatalarin dokumunu cikarmaya kalksak, saatler harcamamiz gerekebilir...
Arapların I.Dünya savaşında Bağımsızlık için İngilizlere Bizi teslim etmesi bunu açıkça gösteriyor.
Ne dediginin farkinda degilsin galiba...Ne yaziyor orada ? " BAGIMSIZLIK ". Bagimsizlik ne demek bilir misin ? Peki ya esaret altinda olmak ?
Osmanli devleti egemenligi altinda Arap halklari esaret altinda yasamiyordu, ancak onlara yapilan propaganda buydu, ustelik Araplar baslarindakini dinlemeye cok musait insanlar oldugundan sozde seyhlere, seriflere yapilan altin yagmuru ( Ingilizlerde bu donemde en bol olan seydi herhalde altin... ) isyani kolaylastirmistir. Bak bakalim, biz bugun diyelim ki Cin egemenligi altinda olsak. Aslinda normale nispeten iyi bir hayat yasiyor olsak. Bir gun Amerika-Cin arasinda savas ciksa, biz de isyan edip bagimsizlik icin savassak, bu ne olur ? Kendini satmak mi ?
Bagimsizlik icin savasmak onemli birseydir, bu donemin Arap zihniyetini tam olarak tahlil edemiyorsunuz gibi geliyor bana...
Araplarin yaptigi vahsilikler hicbir zaman tasvip edilemez, bunlar siradan "medeniyetsiz" vahsiligidir. Bunlarin benzerlerini gocebeyken biz de yapiyorduk ( sehir yakip yikmalar, yagmalamalar, tecavuzler vs. Ama iskenceyle adam olduruyor oldugumuzu sanmiyorum/hic okumadim, orasi ayri... ) dolayisiyla "normal karsilanmali" demiyorum ama, bu onlar icin "normal"di. Zaten birileri tarafindan doldurulmuslardi ve bize nefretlerini kusmak istiyorlardi, Ingiliz hamiliginde basardilar.
Tum bir ulusu topluca yaftalama huyundan vazgecemiyorsunuz bir turlu...
Peki Bilge_Kagan sen İslam ülkelerinin Kendini Satmadığını Nasıl İddia ediyorsun
Buna gerekli aciklamayi yaptigimi dusunuyorum...
Tabii Enver Paşa çok iyi bir askerdi
Enver Pasa hakkinda ne biliyorsun ?
keşke katılsaydı savaşa
Allah'tan katilmadi da bir suru manasiz hayalperestlik yuzunden vatan elden gitmedi...
Vallaha Osmanlı da İslam ülkelerinin çoğunluğunu Araplar oluşturuyordu
Islam ulkeleri sadece Osmanli hakimiyetinde mi yasiyordu ? Baska Islam ulkesi yok muydu ? "Islam ulkeleri kendini satmisti" deyince ben Fas'tan Endonezya'ya kadar bakarim kim satti kendini diye...
Osmanlı Padişah'ı bile bile Cihat ilan etti ama Cihat geri tepti Egemenlik Dinin önüne geçti
Cihat geri tepti derken...?
Egemenliklerini alamadılar ve Sömürge olarak Yaşadılar ve halende yaşamaktalar...
Sence cahil Araplar gelecekte ne hale geleceklerini biliyorlar miydi/bilebilirler miydi ? Onlar sadece onlara soyleneni yaptilar ve bir takim sacmaliklarla dolduruldular o kadar. Vahsiliklerini degil ama, isyanlarini o donemin sartlari icinde degerlendirip anlayisla karsilamak gerekiyor diye dusunuyorum. Ayrica atanin yaptigindan ogulun sorumlu tutulmasi yaklasimlarina da karsiyim, bugun Filistinde ezilen Araplarla Irak'ta altin var mi diye askerlerin karinlarini desen Araplar arasinda cok fark var.
Seckjin Khan
03-25-2006, 12:43 PM
Ne dediginin farkinda degilsin galiba...Ne yaziyor orada ? " BAGIMSIZLIK ". Bagimsizlik ne demek bilir misin ? Peki ya esaret altinda olmak ?
Kelime oyunlarıyla yazdığım düşünceleri yanlış olarak niteliyorsun bunu yapma! Osmanlı Zamanında Her toplum rahat bir yaşam sürüyordu ama Duraklama ve Yıkılış evresinde Anadolu'da da var olan temel aksaklıklar Arap ülkelerinde de baş gösterdi ve Halk ingilizlerle birleşerek Osmanlıya cepe aldı...
Buna gerekli aciklamayi yaptigimi dusunuyorum...
Bende hiçbir açıklama yapmadın...
Enver Pasa hakkinda ne biliyorsun ?
Allah'tan katilmadi da bir suru manasiz hayalperestlik yuzunden vatan elden gitmedi...
Enver Paşa hakkında sen ne biliyorsan bende onu biliyorum...
Islam ulkeleri sadece Osmanli hakimiyetinde mi yasiyordu ? Baska Islam ulkesi yok muydu ? "Islam ulkeleri kendini satmisti" deyince ben Fas'tan Endonezya'ya kadar bakarim kim satti kendini diye...
Lafları doğru okursan doğru yorumlarsın Osmanlı Himayesinde ki Arap Ülkelerinden bahsediyorum...
Cihat geri tepti derken...?
Padişah Arapların destek vereceğini düşünerek Cihat çağrısı yaptı ve yaptığla kaldı...
Eğer Araplar topkeyün Osmanlıyla işbirliğinde olaydı Cihat amacına ulaşmış olurdu
anlatabildim mi?
Allah'tan katilmadi da bir suru manasiz hayalperestlik yuzunden vatan elden gitmedi...
Enver Paşa Halkı için savaşa katılabilirdi ama katılsaydı bazı olaylara karışabilirdi yazmıştım ama sen yine de yanlış anlamışsın ben napayım...
Bilge_Kagan
03-25-2006, 01:09 PM
Osmanlı Zamanında Her toplum rahat bir yaşam sürüyordu
Gocebe Turklerin zorla iskan edilmesiyle ilgili birseyler okudun mu hic ? Ya Kuyucu Murat Pasa'yi bilir misin ? Osmanli hicbir zaman "tozpembe" olmadi, zaten gercekci dusunursek icinde "insan" faktorunun bulundugu hicbirsey boyle olamazdi. Oturdugun yerden tarih yaziyorsun.
Duraklama ve Yıkılış evresinde Anadolu'da da var olan temel aksaklıklar Arap ülkelerinde de baş gösterdi ve Halk ingilizlerle birleşerek Osmanlıya cepe aldı...
Ee...oyleyse nasil Araplarin bu yaptiginin ihanet oldugunu iddia edebiliyorsun ? Adamlar kendilerine daha iyi bir yasam vaadeden adamlarin yanina gitmis iste, ne var bunda ?
Bu arada, bu "Anadoluda basverip Arap ulkelerinde de ortaya cikan "temel aksakliklar" " neymis, senden duymayi cok isterim...
Bende hiçbir açıklama yapmadın...
Oyleyse yazdiklarimi dikkatli okumadin, bastan al...
Enver Paşa hakkında sen ne biliyorsan bende onu biliyorum...
Peki sen benim ne bildigimi nereden biliyorsun ?
Bence sen Enver Pasa hakkinda hicbirsey bilmiyorsun, Enver Pasayi "cok iyi bir asker" diye tanimlamak yurek ister.
Lafları doğru okursan doğru yorumlarsın Osmanlı Himayesinde ki Arap Ülkelerinden bahsediyorum...
Buraya bakarsak;
Ama dediğim gibi o Tüm İlsam ülkeleriyle birlikte Osmanlıyı kurtarmak istemişti.Yani OSmanlı demeyeyim Anadolu ve geri kalan İslam ülkeleri ama unuttuğu birşey vardı; İslam ülkeleri çoktan Kendini satmıştı...
hic soyledigine cekilebilecek bir yorum cikmiyor bence. Herneyse...
Padişah Arapların destek vereceğini düşünerek Cihat çağrısı yaptı ve yaptığla kaldı...
Ingilizler hemen hemen tum Musluman halklar uzerinde gereken onlemi almisti, dolayisiyla Cihat ilaninin bir etkisi olamazdi. Cihat'in Araplari baglamamasi, "Cihatin geri tepmesi" degil "Etkisiz olmasi"dir. Cihat geri tepseydi mevzubahis musluman halklar topluca din/saf degistirirdi, Osmanliya karsi topyekûn savasa girerdi vs. vs. "Geri tepmek" deyimini yanlis yerde kullaninca yanlis anlama oldu demek ki...
Eğer Araplar topkeyün Osmanlıyla işbirliğinde olaydı Cihat amacına ulaşmış olurdu
Cihat " tum Muslumanlar gelip savasirsa anlam kazanan " birsey degildir, Hz. Muhammed zamaninda bile savasmaktan cekinip evinde kalan bir suru insan olmustur. Ayrica, Cihat sadece Musluman Araplari degil, tum musluman halklari baglar, dolayisiyla Cihat ilani sadece Araplari el altinda tutmaya yonelik bir hareket degildi, daha ziyade Ingiliz/Fransiz somurgelerinde ic karisikliklar cikarmaya yonelikti, zira "kavm-i Necîb" Araplarin bu tip bir isyana kalkacaklari tahmin edilemezdi...
cHaMeLeOn
03-25-2006, 03:16 PM
Ee...oyleyse nasil Araplarin bu yaptiginin ihanet oldugunu iddia edebiliyorsun ? Adamlar kendilerine daha iyi bir yasam vaadeden adamlarin yanina gitmis iste, ne var bunda ?
Senin burada işin ne ? Türkiye'den daha iyi şartlar sunucak bir sürü millet var sen türkiyenin sana sunduğu şartlardan dolayı mı türksün ?
Padişahları ve halifeleri yanında savaşmalarını istediğinde dini lidere karşı gelerek en büyük düşmanımızla bir oldular..
Araplar daima bizleri arkadan vurdular ve tarih sahnesinde hain olarak rol oynamaya ebediyyen devam edecekler ...
Seckjin Khan
03-25-2006, 04:11 PM
Gocebe Turklerin zorla iskan edilmesiyle ilgili birseyler okudun mu hic ?
Tabii okudum...Osmanlı Ilımlı bir politikayla Türkleri bilinçli olarak iskan ettirmiştir ve bunda da başarılı olmuştur...
Ee...oyleyse nasil Araplarin bu yaptiginin ihanet oldugunu iddia edebiliyorsun ? Adamlar kendilerine daha iyi bir yasam vaadeden adamlarin yanina gitmis iste, ne var bunda ?
Araplar ihanet etti tabiki bunun tam anlamıyla açılımı bu!
Bu arada, bu "Anadoluda basverip Arap ulkelerinde de ortaya cikan "temel aksakliklar" " neymis, senden duymayi cok isterim...
şöyle anlatayım Osmanlı'nın Büyük bir imparatorluk haline gelişi Padişahlara Sadaketi ve Ülkelerine olan sevgiydi.Önemli olan Osmanlı imp.du ancak son dönemler yani duraklama ve yıkılışta Rüşvet baş göstermişti.Rüşvetsiz iş yapılamaz olmuştu.Sürekli vergi artışı vardı Parası olmayan Halktan Para isteniyordu sürekli.Tarım ve ekilmiş topraklardan çok sayıda vergi alnıyordu ve bu Halkı sıkıntıya düşürüyordu.
Bu yüzden Osmanlıya bağlı tüm uluslarda problemler artıyordu.Eğer tarih bilgin yoksa git oku gel ondan sonra konuşalım...
Bence sen Enver Pasa hakkinda hicbirsey bilmiyorsun, Enver Pasayi "cok iyi bir asker" diye tanimlamak yurek ister.
Vallaha bende senin birşey bilmediğini düşünüyorum.Sen çok iyi tanıyorsun beraber askeri liseye gittiniz değil mi :D Ya hadi git işine.
Cihat " tum Muslumanlar gelip savasirsa anlam kazanan " birsey degildir, Hz. Muhammed zamaninda bile savasmaktan cekinip evinde kalan bir suru insan olmustur. Ayrica, Cihat sadece Musluman Araplari degil, tum musluman halklari baglar, dolayisiyla Cihat ilani sadece Araplari el altinda tutmaya yonelik bir hareket degildi, daha ziyade Ingiliz/Fransiz somurgelerinde ic karisikliklar cikarmaya yonelikti, zira "kavm-i Necîb" Araplarin bu tip bir isyana kalkacaklari tahmin edilemezdi...
Cihat'ın ne anlama geldiğini biliyorum sen herşeyi bildiğini düşünüyorsun ama unutma çok şey biliyorum diyen aslında hiçbirşey bilmez ;)
Burada tartışmak için bulunmuyorum eğer düzeyli bir şekilde paylaşacaksan konuşalım ama böyle karşı tarafa saldırarak düşünceni kabul ettirmeye çalışma bu paylaşmak değildir.Seninle paylaşacağım birşey kalmadı.Ltf sözlerimi alıntı yapıp bu olaya devam etme
Bilge_Kagan
03-26-2006, 04:18 AM
Tabii okudum...Osmanlı Ilımlı bir politikayla Türkleri bilinçli olarak iskan ettirmiştir ve bunda da başarılı olmuştur...
"Ilimli" mi ? Gercekten bu kadarini da beklemiyordum, gercekten hicbirsey bilmiyormussun...Okuduklarindan hicbirini anlayarak okumamissin herhalde, tekrar oku ( bu arada, okudugunu iddia ettigin kaynaklari da merak ediyorum fena halde... )
Araplar ihanet