PDA

View Full Version : TÜRKİYE, ATATÜRK ve TÜRKLER


Pages : [1] 2 3

zorlu
05-19-2005, 08:31 AM
Hadi bakalım dostlar birazda buradan buyurun bakalım.
TÜRKİYE için ne düşünüyorsunuz?
ATATÜRK için,
ve TÜRK'ler için düşündükleriniz.
paylaşalım...

özel not:
dostlar lütfen yorum ve fikir beyanlarınızda birbirimize saygılı olalım.
kişilik haklarımıza ters ve ülkemizin menfaatine olmayacak şekilde yazılara yer vermeyelim..
teşekkür ederim.
saygılarımla...

aspava
05-19-2005, 08:45 AM
işte ATATÜRK

zorlu
05-19-2005, 10:50 AM
EN BÜYÜK TÜRK MİLLİYETÇİSİ ATATÜRK

"Türk Milleti milli duyguyu, insani duyguyla
yanyana düşünmekten zevk alır.
Vicdanında milli duygunun yanında insani duygunun
şerefli yerini daima muhafaza etmekle iftihar eder." -Mustafa Kemal Atatürk-






Atatürk ülkemize yepyeni bir çehre kazandırırken çok önemli bir noktayı her zaman göz önünde bulundurmuştur. O da Türk'ün kendi öz benliğini kaybetmeden, kendi kimliğini, kültürünü unutmadan yeniliklere adapte olabilmesi, onları kendi milli kültürü içinde sindirebilmesidir. Aksi bir durumun milletimizi içten içe çürüteceğini bilen Atatürk, Türk Milleti'ni millet yapan unsurları; yani tarihini, dilini, dinini yani kısaca öz kültürünü her zaman yaşatacak köklü tedbirler almış ve şöyle demiştir:

"Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve milletlerarası ilişkilerde bütün çağdaş milletlerle aynı çizgide ve onlarla uyum içinde yürümekle birlikte, Türk toplumunun özel karakterlerini ve başlı başına bağımsız kimliğini saklı tutmaktır."

Atatürk'ün bu sözleri onun milliyetçilik anlayışının açık bir ifadesidir. Bu milliyetçilik bugünkü vatanımızın sınırlarıyla çizilen, yeni topraklara sahip olma hevesinden arınmış, fakat bağımsız ve özgür yaşamaya kesin azimli, dünya milletlerini bir aile sayan, her milletin haklarına saygılı, kendi haklarını ve haysiyetini korumakta kararlı, diğer bir deyişle "insani bir Türk milliyetçiliği"dir. Atatürk'ün insani Türk milliyetçiliğini açık bir şekilde ifade ettiği sözleri şöyledir:
"Türk Milleti milli duyguyu, insani duyguyla yanyana düşünmekten zevk alır. Vicdanında milli duygunun yanına insani duygunun şerefli yerini daima muhafaza etmekle iftihar eder. Çünkü Türk Milleti bilir ki bugün uygarlığın yüce yolunda bağımsız ve fakat kendileriyle paralel olarak yürüdüğü bütün uygar milletlerle karşılıklı insani ve medeni ilişkide bulunmak elbette gelişmemizin devamı için gereklidir ve yine malumdur ki; Türk Milleti, her uygar millet gibi mazinin bütün devirlerinde keşifleriyle, ihtiralarıyla uygar dünyaya hizmet etmiş insanların, milletlerin değerini takdir ve hatıralarını saygı ile muhafaza eder. Türk Milleti, insaniyet aleminin samimi bir ailesidir." (Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları, Afet İnan, s. 21)

Atatürk milliyetçiliğinin insani yönü yanında bir de Türkiye'nin bağımsızlık ve özgürlüğünü en aziz görev haline getiren üstün bir yönü vardır. Bu milliyetçilikte Türk Milleti'nin bağımsızlığı uğruna göze alınamayacak bir fedakarlık yoktur. Çünkü, milliyet duygusu bir toplumda bireylerin kendilerini bütüne bağlı ve onun bir unsuru olarak görmeleri ve o milletin bekası için varlıklarını ortaya koymaya hazır olmalarıdır.

Ulu Önder hiçbir zaman ırkçılık temeline dayanan bir milliyetçiliği savunmamış, daima hars milliyetçiliğinin yani kültür milliyetçiliğinin taraftarı olmuştur. Ortak tarih ve kültüre sahip olan insanımızı milli bir şuur altında birleştirmeye çalışmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin de ancak bu şekilde güçlenebileceğini belirterek "Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz; Cumhuriyetimiz'in mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsıyla dolu olursa o camiaya istinat eden Cumhuriyet de kuvvetli olur" demiştir. Atatürk, bu asil ve üstün milliyetçilik anlayışını, "Ne mutlu Türk'üm diyene" ifadesiyle ölümsüzleştirmiştir.

Atatürk'ün, milletimizde ortak bir şuur oluşturma gayretleri gösterirken, esas olarak ulaşmak istediği nokta mili birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırmak olmuştur. Çünkü yaşadığı hayat ona, vatana ve millete karşı yöneltilen en büyük tehlikenin, milli birlik ve beraberliğimizi bozarak devletimizi yıkmak isteyenler olduğunu göstermiştir. "Milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür" diyerek milli ülkünün tanımını yapmıştır.

Bu nedenledir ki Atatürk, tarih ilminin eğitim ve öğretim programlarında geniş olarak yer almasından yana olmuştur. Gençlere ve Türk Milleti'ne bilimsel bir şekilde öğretilecek olan milliyet kavramı ile, toplum yaşantısının daha bilinçli olacağına inanmıştır. Bu nedenle insanların milletleri için çalışmaları ve gelecek günlerin güvenliğini sağlamak temel görüşü üzerinde haklı olarak durmaktadır:
"Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtuluş Savaşı'nda benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en büyüğü budur." (Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Afet İnan, s. 309)

Atatürk, Türk milliyetçiliğinin temeline oturtmaya çalıştığı milli ahlakı da şöyle tanımlamıştır:

"Gerçekten de, ahlakiyet özel fertlerden ayrı ve bunların üstünde, ancak toplumsal, milli olabilir. Milletin toplumsal düzen ve sükunu, hal ve gelecekte refahı, mutluluğu, selameti ve dokunulmazlığı, uygarlıkta ilerlemesi, yükselmesi için insanlardan her konuda bilgi, gayret nefsin feragatini gerektiği zaman seve seve nefsinin fedasını talep eden milli ahlaktır. Mükemmel bir millete milli ahlakın gerekleri o millet fertleri tarafından adeta muhakeme edilmeksizin vicdani, duygusal bir nedenle yapılır. En büyük milli duygu, milli heyecan işte budur.

Millet analarının, millet babalarının millet öğretmenlerinin ve millet büyüklerinin evde, mektepte, orduda, fabrikada, her yerde ve her işte millet çocuklarına, milletin her ferdine bıkmaksızın ve mütemadiyen verecekleri milli terbiyenin amacı, işte bu yüksek milli duyguyu sağlamlaştırmak olmalıdır.

Ahlakın milli, toplumsal olduğunu söylemek ve maşeri vicdanın bir ifadesidir demek, aynı zamanda ahlakın kutsal sıfatını da tanımaktır." (Afet İnan, Medeni Bilgiler ve M. K. Atatürk'ün El Yazıları, 1969, s.20-21)

Atatürk'ün milliyetçiliğinde bir topluma bağlı olma ve onun bağımsızlığı ve özgürlüğü için ölüme kadar her fedakarlığa hazır olma duygusu gibi erdemlerin yanında vatan toprağı gibi objektif unsurlar da ağır basmaktadır. Bunun açık kanıtı, Türk toprakları için canı pahasına başlattığı, sürdürdüğü ve büyük bir zaferle sonuçlandırdığı Kurtuluş Savaşı'dır.

Bir insanın milli duygu bilinci içinde kendi topraklarına sahip olması kadar güzel bir duygu yoktur. Kendi toprağına sahip olma duygusu milliyetçilik ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Mustafa Kemal de bu duyguya tüm insanlara örnek olacak bir şekilde sahip olmuş ve bunu eylemlerinin yanında şu sözleriyle de ifade etmiştir:
"Milletler işgal ettikleri arazinin gerçek sahibi olmakla beraber, beşeriyetin vekilleri olarak da o arazide bulunurlar. O arazinin servet kaynaklarından kendileri istifade ederler ve dolayısıyla bütün beşeriyeti de yararlandırmakla yükümlüdürler. Bu yasaya göre bundan aciz olan milletler bağımsız olarak yaşamak hakkına layık değildirler."(Karal, Atatürk'ten Düşünceler, 1956, s. 45)

Avrupalıların "Hasta Adam" diye nitelediği bir milleti ayağa kaldıran büyük kurtarıcı Atatürk, içindeki çoşkun vatan sevgisi ile her zaman Türk Milleti'nin bağımsızlığını hedefleyerek ülkeyi önce askeri sonra da sosyal ve ekonomik alanlarda zaferden zafere taşımıştır.

zorlu
05-19-2005, 11:17 AM
İSLAMİYET ÖNCESİ DİĞER TÜRK DEVLETLERİ






AVARLAR
orta Asya'da Juan-juan adıyla bilinen, Avarların kökenleri konusunda kesin bilgilere sahip değiliz. Ancak son ilmî araştırmalar, Avarların iki kavim unsuruna dayandığını ortaya koymuştur. İşte bugün, bunlardan en az birinin Türk kökenli olduğunu söyleyebilmekteyiz. Ayrıca Avrupa'da büyük etkiler bırakan Avar topluluklarının da bu Türk unsurlara dayandığı söylenebili
Avarlar, 552 yılında Göktürk devletinin kurulması üzerine, İç Asya'daki yurtlarını terk ederek batıya doğru kaçmışlardı. Önce Kafkasya'da görünen Avarları Bizanslılar, Uarhunit (Avar-Hun) diye adlandırmışlardır. Burada Bizans ile vardıkları bir anlaşma ile 558'de Sabar devletine son verdiler. Bu sayede Volga (İtil) ırmağından Tuna'ya kadar olan sahada hâkimiyet kurmuşlardır. Ancak Göktürklerin baskısı ile burada fazla tutunamayarak önlerine çıkan bir kısım Slâv kabilelerini yenerek, Onogur (Bulgar), Otrigur, Kutrigur gibi Türk asıllı kavimleri de sürükleyerek Karadeniz'in kuzeyinden Tuna nehri boylarına kadar ilerlediler. Bu sırada Bizans'a elçiler göndererek, Bizans arazisinde yerleşebilecekleri bir yer istediler. Bizans, Göktürk baskısı yüzünden, Avarların bu isteklerine çekingen davranmıştır.
567 yılında Macar ovasına gelen Avarlar, bu bölgede yaşayan güçlü Germen kavimlerinden Gepidleri dağıtmış, Lombardlar'ı da İtalya'ya göçe mecbur etmişlerdir. Böylece Avarlar, Macar ovasına tek başlarına hâkim oldular.
Bu sırada Avarların başında meşhur Bayan Han bulunuyordu. Avarların bu başarısından sonra Macaristan'ın tamamı, tarihte ilk defa olarak, tek bir siyasî güç etrafında toplanıyordu. Ayrıca, Avarların hâkimiyeti altında bulunan Slâvlar, tarihlerinde ilk defa, tek bir siyasî idare altında bir araya gelmiş oluyorlardı.
Bu tarihten sonra Avarların Bizans'a yöneldiklerini görüyoruz. Trakya ve Makedonya'da büyük akınlar yapan Avarlar, iki defa Selânik'e kadar ilerlemişler ve şehri kuşatmışlardı. Avar askerî baskıları sonunda Bizans, ancak onlarla büyük meblağlar tutan yıllık vergiler ödemek suretiyle barışı sağlayabiliyordu.
bir ara Avarlar, İstanbul'u kuşatarak, Bizans'a korkulu anlar yaşatmışlardı (626). Bu tarih Avar hâkimiyetinin zayıflamaya başladığı zamana rastlar. Zira bu esnada Avarların hâkimiyetinde bulunan Slâv kabileleri ve Türk asıllı Bulgarlar ayaklanmışlardır. 679 yılında Tuna Bulgar devletinin kurulması da Avar devletini sarsmıştır. Buna rağmen Avarlar varlıklarını IX. yüzyılın başına kadar koruyabilmişlerdir.
776-803 yılları arasında, bir yandan Frank kralı Büyük Şarl, bir yandan da Bulgar hükümdarı Kurum Han'ın Avarlara karşı giriştikleri saldırılar, Avar devletinin sonu olmuştur.
Avarların Avrupa kavimleri üzerinde, önemli etkileri olmuştur. Avrupa kavimleri, özellikle de Slâvlar, devlet yönetimi ve askerlik konusunda Avarlardan çok şey öğrenmişlerdir. Üzengiyi ilk defa Avrupa'ya getirenler de Avarlar olmuşlardır.

BULGARLAR

453 yılında Attila'nın ölümünden kısa bir zaman sonra, Büyük Hun Devleti'ni oluşturan değişik ve çok sayıdaki kavim dağılmıştı. Bunlar arasında bulunan Türk asıllı kavimlerin, yeniden Güney Rusya ovalarına döndüğünü biliyoruz. Bu kavimler, tam bu sıralarda doğudan aynı sahaya gelerek yerleşen Onogur Türkleri ile karışarak Bulgar adı verilen yeni bir Türk kavmini meydana getirmiştir. Zaten Bulgar ismi de Türkçe, karışık manasına gelen bulgamak fiilinden gelmektedir.
Büyük Bulgar Devleti

Bulgarlar, 558 yılından sonra, bir süre Avarların hâkimiyetinde yaşadılar. Avarların 567 yılında Göktürk baskısı ile, güney Rusya'dan Orta Avrupa'ya doğru kaçmaları esnasında, çok sayıda Bulgar topluluğunu da beraberlerinde sürüklerler. Geride kalanlar ise Göktürk hâkimiyetine girerler. Bu Bulgar toplulukları, Bizans'ın da yardımı ile, VII. yüzyılın başlarında Göktürk hâkimiyetinden kurtulurlar. Böylece, Karadeniz kuzeyinde yaşayan Bulgar toplulukları reisleri olan Kobrat idaresinde, bir devlet kurabilmişlerdir. Onun zamanında devletin sınırları Kuban ırmağından Tuna'ya kadar uzanıyordu. Ancak Bulgarların büyük çoğunluğunu bir arada toplayan, bu Bulgar devleti uzun ömürlü olmaz. Hükümdarları Kobrat'ın ölümünden hemen sonra, Hazar devletinin baskısı ile parçalanır (643). Kobrat'ın büyük oğlu Bayan Han idaresinde, Kuban ırmağı boylarındaki yurtlarında kalan bir kısım Bulgarlar, Hazarların hâkimiyetine girmek zorunda kalmışlardır
Tuna Bulgar Devleti

Hazarlara bağlanmak istemeyen Bulgarların bir kısmı kuzeye, bir kısmı da batıya gelerek, Balkanlarda Tuna Bulgar Devleti'ni kurdular (679). Batıya gelenlerin başında, Kobrat'ın küçük oğlu Asparuh bulunuyordu
Tuna Bulgarları, bir yandan Avarlar ile bir yandan da Bizans ile mücadele etmişlerdir. Tuna Bulgarları'nın en büyük hükümdarı Kurum Han (803-814) idi. Onun zamanında büyük bir Bizans ordusu yenilmiş, imparatorları da bu savaşta ölmüştü. Bulgarlar, yine onun zamanında İstanbul'u kuşatacak kadar güçlenmişlerdi. Kurum Han giriştiği saldırılarla Avarlara da büyük darbeler vurmuştur
Tuna Bulgarları'nın hâkim olduğu sahada, yoğun Slâv nüfusu yaşamaktaydı. İki yüz yıla yakın Türklüklerini muhafaza eden Bulgarlar, Boris Han zamanında Hristiyanlığı resmen kabul etmeleriyle (864) bu Slâv nüfus arasında eriyip gitmişlerdir. Bu bölgede XIV. yüzyıldan sonra, beş yüz yıl Osmanlı Türkleri egemen olacaklardır
İtil Bulgar Devleti

Hazar hâkimiyetine girmek istemeyerek, kuzeye yönelen bir kısım Bulgarlar, İtil (Volga) boylarında yerleşmişler ve burada Moğol istilasına kadar devam edecek bir devlet kurmuşlardır
İtil Bulgarlarının yerleştiği bölge, İslâm ülkeleri ile Hazarlar ve İskandinav kavimleri arasında ticaret yolları üzerinde idi. Ticaret ve tarım ile uğraştıklarını bildiğimiz Bulgarlar, uzun bir süre Hazarlara bağlı kalmışlardır. Bulgar Şehri diye bilinen başkentleri, zamanının önemli ticaret merkezlerinden idi
Müslüman tüccarların tesiriyle X. yüzyılın başlarında İslâmiyet ile tanışan Bulgarlar, Abbasiler ile diplomatik ilişki kurmuşlardır. Bulgar hanı Almış, Abbasi halifesine başvurarak, İslâmiyet'i öğretecek din âlimleri istemiştir. Abbasi halifesi bu isteği kabul ederek, kalabalık bir heyeti 622 yılında Bulgarlara göndermiştir. Bu heyet içerisinde bulunan İbn Fadlan, başından geçenleri anlattığı seyahatnamesinde, Bulgarlar ve diğer Türk boyları hakkında önemli bilgiler vermektedir. İtil Bulgar Devleti'ne 1237 yılında, Altınorda Hanı Batu tarafından son verilmiştir
İlk Müslüman Türk topluluklarından olan İtil Bulgarları, bugünkü Kazan Türklerinin atalarıdır. Diğer Bulgar toplulukları eriyip gittikleri hâlde, İtil Bulgarları Müslüman olmaları sayesinde kimliklerini koruyabilmişlerdir

zorlu
05-19-2005, 11:19 AM
Devamı,
HAZARLAR

Avrupa'da kurulan ilk Türk devletleri için de en kuvvetli ve uzun ömürlü olanı Hazar devletidir. Karadeniz'in kuzeyine kadar hâkimiyetini genişleten Batı Göktürk Devleti'nin bir devamı olarak ortaya çıkmıştır. Göktürkler, VII. yüzyılın başında, Hazar Denizi ile Karadeniz arasında dağınık bir hâlde yaşayan, Sabar, Ogur ve Onogur gibi Türk kavimlerini kuvvetli bir birlik hâlinde teşkilâtlandırırlar. İşte bu birliğe Hazar adı verilmiştir. Hazarlar için Bizans ve Çin kaynaklarında Türk veya Türk-Hazar adı da kullanılmıştır. Hazar Devleti'nin kurucuları, Göktürk hükümdar ailesinin mensup olduğu Aşına soyundandırlar. Hükümdarlarına da Göktürkler gibi, kağan diyorlardı
Hazarlar, Göktürk Devleti'nin yıkılışı ile tamamen bağımsız bir devlet haline gelmişlerdir (6 30).Hazarlar, Bizans, İran, Arap devletleri ile yoğun ilişkiler kurmuşlar, çeşitli Slâv kavimlerini ve İtil Bulgar Devleti'ni hâkimiyetlerine almışlardı. Bizans-Sasani savaşlarında Bizans ile ittifak yapmışlar ve Bizans'ın üstün gelmesinde önemli rol oynamışlardır (628). Hazar-Arap ilişkileri daha çok savaş şeklinde olmuştur. Güney Azerbaycan yönündeki Arap ilerleyişini durdurarak, Bizans'ı Doğu Avrupa yoluyla güvenceye almışlardır. Ancak Arap orduları, VIII. yüzyıldan itibaren Hazarlara üstünlük sağlamışlardır. Bir defasında bir Arap seferi karşısında Hazar kağanı barış istemek zorunda kalmıştır (737). Bu tarihten sonra Hazarlar arasında İslâmiyet yayılmaya başlamıştır. Hazarların yaşadıkları bölge canlı bir ticaret merkezî konumundaydı. Hükümdarlık ailesi yanında bir kısım halk da Yahudiliği seçmişti. Bugün Karaim adıyla bilinen Türk kökenli Yahudiler, Hazarların torunudurlar. Ülkelerinde Hristiyan, Müslüman vb. değişik dinlerden halk barış içinde yaşayabiliyorlardı. IX. yüzyılın ortalarında, Peçenekler'in İtil-Harezm ticaret yolunu ele geçirmeleri üzerine Hazarlar, başlıca gelir kaynakları ticaretin aksaması ile zayıfladılar. Daha sonra Peçenek ve kendilerine bağlı Slâv (Rus) prensliklerinin saldırılarıyla X. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızla çöktüler . Dağılan Hazar toplulukları ise doğudan gelen Türk toplulukları arasında erimişlerdir
Hazarların devlet teşkilâtı ve askerlik alanında Slâv (Rus) kavimleri üzerinde büyük etkileri olmuştur. Bugünkü Hazar Denizi, adını Hazar Türklerinden almıştır
MACARLAR

Macarlar, Fin-Ugor kavimlerinin Ugor kolundandır. Macar adı, bu kolun diğer adı olan, Manysi-er'den gelmektedir. İlk yurtları İtil (Volga) ırmağının yukarı kısımlarıdır. VI. yüzyılda Sabarlar tarafından güneye itilen Macarlar, Hazar Kağanlığı'na bağlanmışlardır. Bu dönemde yaşadıkları bölge, Don ve İtil ırmakları arasıdır. Macar tarihinde ve destanlarında önemli bir yer tutan bu bölgeye Macarlar, Etel-Közü adını vermişlerdir. Bu bölgede Onogur Türkleri'nin de karışmasıyla bugünkü Macar milletinin çekirdeği oluşmuştur. Macarların diğer adı olan Hungar sözü de bu Onogur'dan gelmektedir
Macarlar, IX. yüzyılın sonlarına doğru Peçenekler tarafından batıya itilmişlerdir. Bu sırada başlarında Hazar Türkleri'nden Kabar oymağından Almışoğlu Arpad bulunuyordu. Artan Peçenek baskısı karşısında daha da batıya kayan Macarlar, 896 yılında, kendi adları ile anılan bugünkü yurtlarına geldiler. Bu bölgede Avrupa içlerine yaptıkları akınlar ve Almanlarla giriştikleri mücadelelerle adlarından uzun süre söz ettirdiler. 1000 yılında Katolik mezhebini kabul ederek Hristiyanlaşmışlardır. Macarlar, Avrupa'da Slâvların birlik oluşturmasını engellemişler ve ayrıca Almanların Balkanlara sarkmasını da önleyerek denge unsuru olmuşlardır. 150 yıl kadar Osmanlı idaresinde yaşayan Macarlar, Avrupa'da önemli bir güç olarak, günümüze kadar gelmişlerdir

zorlu
05-19-2005, 11:20 AM
devamı,

PEÇENEKLER

Peçenekler, Uz (Oğuz), Kuman gibi Türk boyları ile birlikte Orta Asya'dan doğu Avrupa'ya akan büyük bir göç dalgası içerisinde yer almışlardır. Oymaklar birliği biçiminde hareket eden Peçenekler, siyasî hayatları boyunca bir devlet düzenine geçememişlerdir. Peçenekler, Batı Göktürklerini oluşturan Onoklardan gelmektedirler. Önceleri Isık -Balkaş gölleri dolaylarında oturuyorlardı. Batı Göktürk Kağanlığı'nın dağılmasından sonra, Karluk ve Oğuz baskısı ile VIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı Sibirya'ya çekilmişlerdir. Hazar-Oğuz ittifakının zorlaması ile İtil ırmağını geçerek Don ve Dinyeper nehirleri arasında yaşayan Macarları yurtlarından etmişlerdir. Böylece Peçenekler, Azak denizi ile Karadeniz arasında kalan sahaya hâkim olurlar. Bu geniş sahada 130 yıl kadar hâkim olan Peçenekler, bu süre içerisinde Ruslar'a ağır darbeler indirmişler ve onların Karadeniz'e inmelerine engel olmuşlardır. Ayrıca Bizans ile de iyi ilişkiler kurmuşlardır. Ancak doğuda artan Uz (Oğuz) baskısı karşısında Peçenekler yerlerini terk edeceklerdir. 1036 yılından sonra aşağı Tuna boylarında gördüğümüz Peçenekler, Uz ilerleyişinin durmaması üzerine Balkanlara inmeye başladılar.
Peçeneklerin bir kısmı Bizans hizmetine girerek Bizans topraklarında yerleştirilmişlerdir. Hatta bunların bir kısmı 1071 Malazgirt Meydan Muharebesinde, Alp Arslan'ın tarafına geçmek suretiyle Bizans'ın yenilgisinde rol oynamışlardır. Selçuklu Türklerinin Anadolu'yu yurt edindikleri tarihlerde, Peçenekler de Balkanlar da Bizans ile şiddetli mücadelelere girmişlerdi. Bu sırada İzmir'i alarak Batı Anadolu 'da güçlü bir beylik kuran Çakan Bey, İstanbul'u zapt etmek istiyordu. Bu amaçla Çakan Bey, soydaşları Peçenekler'le ittifak kurdu. Çok zor durumda kalan Bizans'ın yardımına yine bir başka Türk boyu Kumanlar yetişmiştir. Peçenekler, Bizans'ın kışkırtması ile 40 bin Kuman atlısının baskınına uğrayarak ezildiler (1091). Bu olaydan sonra artık Peçenekler siyasî bir varlık olmaktan çıkmışlardır. Dağınık gruplar hâlinde Hristiyanlaştırılarak yerli halk arasında eridiler.
KIPÇAKLAR

Doğuda Kıpçak, batıda Kuman adıyla tanınan bu Türk kavmi, aslında iki Türk kavminin birleşmesinden meydana gelmiştir. Batı Göktürk topluluklarından Kimeklerin bir kolu olan Kıpçaklar, önceleri Balkaş gölünden İrtiş ırmağına kadar olan bölgede oturuyorlardı. Güneyden Kumanların kendilerine katılmalarıyla güçlerini daha da artırmışlar ve çeşitli sebeplerle İtil ırmağını geçerek batıya yönelmişlerdir. Batıda daha çok dış görünüşleri ile alâkalı olarak, sarışın manasına gelen çeşitli adlar verilen Kıpçaklar, kaynaklarda beyaz tenli, sarı saçlı, güzel görünüşlü insanlar olarak tasvir edilmektedirler
Uzun süren mücadelelerden sonra Uzları batıya sürerek, XI. yüzyılın ikinci yarısında Karadeniz'in kuzeyindeki geniş bozkırlara gelip yerleştiler. Bu Uz (Oğuz)-Kıpçak mücadeleleri ünlü Dede Korkut destanlarının esas konusunu oluşturur. Kıpçaklar Karadeniz'in kuzeyindeki yeni yurtlarında, 150 yılı aşan bir süre hâkimiyet kurmuşlar, Rus ve Balkan tarihinde derin izler bırakmışlardır. Yaşadıkları bölge, o zamandan başlayarak, İslâm kaynaklarında Deşt-i Kıpçak (Kıpçak Bozkırı) adını alacaktır
Kıpçaklar bir çok kere Tuna'yı geçerek Balkanlar'a ve Macaristan'a akınlar yaptılar. Bizans ile zaman zaman savaşmakla birlikte genellikle iyi ilişkiler kurmuşlardır. Nitekim 1091 yılında Çakan Bey ile ittifak yapan Peçenekler'i ağır bir yenilgiye uğratarak, Bizans'ı kurtarmışlardır. Kıpçak ülkesi, 1238-39 yılarında Altınorda Hanı Batu han tarafından tamamen işgal edilmiştir. Kıpçakların bir kısmı Macaristan'a çekilmişler, bir kısmı da İtil Bulgarları ile karışarak Kazan Türklerinin oluşmasında önemli rol oynadılar. Karadeniz'in kuzeyinde kalan Kıpçaklardan pek çoğu daha sonraki yıllarda Mısır'a götürülmüş, bir kısmı yüksek mevkilere kadar yükselmiştir. Hatta aralarında sultanlık mertebesine erişenler dahi olmuştur
OĞUZLAR (Uzlar)

]Türk milletinin, her devirde en büyük bölümünü oluşturan Oğuzlar, siyaset ve medeniyet sahasında da en büyük rolü oynamışlardır. İslâmiyet'ten önce Göktürk devletini kuranlar Oğuz soyundan olduğu gibi İslâmiyet'ten sonra, Selçuklu, Harzemşahlar, Osmanlı, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safeviler gibi pek çok Türk devleti de yine Oğuz'dur. Oğuz adı, kabile, boy manası da bulunan ok sözünden eski Türkçede çoğul eki olan z ekiyle türetilmiştir. Oklar, boylar anlamını taşımaktadır. Nitekim Oğuzlar, 24 boy hâlinde yaşamaktaydılar ve bu boy yapılarını her gittikleri yere taşımışlardır
Peçenekleri önlerine katarak, doğu Avrupa'ya yönelen Oğuzlar, kalabalık Oğuz kütlelerinin bir kısmını oluşturmaktadır. Bunlar kaynaklarda Uz veya Guz şeklinde adlandırılmışlardır. Ruslar ise bunlara doğrudan Türk adını vermişlerdir. Peçeneklerin ardından ileri hareketlerine devam eden Uzların büyük bir kısmı 1064 yılında Tuna'yı geçerek Balkanlara geçtikleri hâlde, diğer bir kısmı da bugünkü Ukrayna'nın güneyinde yerleşmişlerdir. Bunlardan bir kısmı Karakalpak adıyla bilinecektir .
XI. yüzyıl ortalarında Balkanlarda yurt tutan Uz topluluklarının bir bölümü Vardar ovasındaki başka Türk unsurlarla karışarak, buranın tam bir Türk yurdu olmasını sağlamışlardır. Uzlar'ın kalan kısmı Dobruca'da yerleşerek, bugünkü Gagauzlar'ın temelini oluşturmuşlardır
SABARLAR

Büyük Hun Devleti'nin dağılmasından sonra, doğu Avrupa'da görülen kalabalık Türk kavimleri arasında Sabarlar da bulunur. Kaynaklarda Sabir, Sibir biçimlerinde de gördüğümüz Sabar adı, Türkçe sapan, yol değiştiren, serbest manasındadır. V. yüzyılın ikinci yarısında doğudan Juan Juan baskısı karşısında, Batı Sibirya civarındaki yurtlarını terk ederek batıya doğru göç etmişlerdir. Ural ve Altay dağları arasındaki geniş bozkırlarda yaşayan Onogurlar'ı da önlerine katarak, İtil-Don ırmakları arasında ve Kafkasya'nın kuzeyinde Kuban ırmağı boyunda yerleşirler (515). Sabarlar, bu bölgede Bizans ve Sasaniler ile temas kurmuşlardır.Bir defasında Sasaniler ile anlaşarak Bizans'a, doğu Anadolu eyaletleri üzerine büyük bir akın yapmışlardır (516). Bu devirde başlarında Balak isimli hükümdarları vardı. Sabarlar, üstün savaş teknikleri ile Bizans-Sasani mücadelesinde bazen Sasaniler'i, bazen de Bizans'ı desteklemişlerdir
558 yılına gelindiğinde, Göktürklerin önünden kaçan Avarlar, Bizans ile anlaşarak Sabar devletine son vermişlerdir. V. ve VI. yüzyıllarda Batı Sibirya ve Kafkasya'nın kuzeyinde önemli roller oynayan bu Türk kavminin hatırasına, Sibirya adı zamanla bütün Kuzey Asya'yı ifade eder olmuştur

zorlu
05-19-2005, 11:21 AM
devamı,
TÜRGEŞLER

Türgeşler, Batı Göktürklerinin bir koludur. İlk oturdukları bölge Altay dağlarının güney batı etekleri idi. M.Ö-M.S. 30'da Göktürk devletinin yıkılmasıyla güçlerini artırdılar. On boy hâlinde yaşayan Türgeşler, 657 yılından sonra Çin'in baskısı ile batıya göçüp etrafa yayılmışlardır. Bunlardan daha kalabalık olan beş boy İli ırmağı boylarına gelip yerleşmişlerdir . Sarı Türgeşler diye adlandırılan bu kısmın başında Baga Tarkan bulunuyordu. Daha batıda Talas bölgesine gelmiş olan diğer beş boy ise Kara Türgeşler adıyla bilinmektedirler. Baga Tarkan, batıdakilerin de katılmasıyla siyasî bir birlik oluşturmuş, güneyde ünlü bir ticaret merkezî olan Tokmak şehrini ele geçirerek burayı da başkent yapmıştır. Şehirleşmeye büyük önem veren Türgeşler, Türkistan'ın önemli şehirlerini ele geçirmişlerdi. Baga Tarkan'ın kendi adına para da bastırdığını biliyoruz
Batı sınırlarını Sir-Derya'ya kadar uzatan Türgeşler, Batı Türkistan' a hâkim olan Müslüman Araplarla da temasa geçmişlerdir. 681 yılında Göktürk Devletinin yeniden kurulmasıyla Türgeşler, Göktürkler'in hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmışlardır. 712 yılında ise Göktürk Kağan'ı Kapagan, Türgeş Kağan'ını öldürerek onun hanedanına son vermiştir. Ancak 717 yılında Türgeşlerin batı kesimlerinin yeniden bir birlik oluşturduklarını görüyoruz. Artık bu dönemde daha da batıya kaymış olan Türgeşler, önceleri Müslüman Arap ilerleyişinin önünde en büyük engel olmuştur. Zamanla boylar arasında rekabetin artması ve iç çekişmeler, Türgeşlerin zayıflamasına sebep olmuştur. 766 yılına gelindiğinde Batı Göktürk sahasında hâkim olmaya başlayan Karluklar, Türgeşlerin siyasî varlıklarına son verirler. Türgeşler, Türklerin şehir ve kültür hayatını benimsemesinde ve batıdaki Türk nüfusunun artmasında büyük rol oynamışlardır. Böylece sonradan Selçuklular gibi büyük devletler kuracak olan Türk topluluklarının bilgi ve becerilerinin artmasını sağlamışlardır. Ayrıca doğu Avrupa'da gördüğümüz Uz, Peçenek gibi Türk kütlelerinin de temelini oluşturmuşlardır.


KIRGIZLAR

Asya Hunları çağından beri varlıklarını bildiğimiz Kırgızlar, o dönemde Hunlara bağlı Ting-linglerle karışık olarak yaşıyorlardı. Yenisey ırmağı boylarında oturan Kırgızlar , 560'da Mukan Kağan zamanında Göktürklere bağlanmışlar, Göktürk Devleti'nin 630'da yıkılmasıyla bağımsız olmuşlardır
Ancak 681 yılında II. Göktürk Devleti'nin kurulmasıyla, tekrar Göktürk yönetimine girmişlerdir. Uygur Devleti'nin kurulmasından sonra, 758'de Mayan-Çur Kağan tarafından Uygurlara bağlanan Kırgızlar, 840 yılında şiddetli bir hücumla Uygur Devleti'ni yıkarak Orhun bölgesinde kendi devletlerini kurmuşlardır. Ancak bir müddet sonra Kitanlar tarafından buradan çıkarılan Kırgızlar, eski yurtlarına çekilmek zorunda kalmışlardır. Böylece Orhun bölgesi Türk yurdu olmaktan çıkıp, Moğolistan'ın bir parçası haline gelmiştir. Cengiz Han zamanında Moğollar'a boyun eğen ilk Türk kavmi olan Kırgızlar, bu tarihten sonra siyasî bir varlık gösterememişlerdir. Uzun yıllar dağınık ve göçebe olarak yaşayan Kırgızlar, Rus ve Sovyet hâkimiyetinden sonra bugün Kırgızistan adıyla bağımsız bir devlet hâlinde yaşamaktadırlar. Dünyanın en uzun destanı olan Manas destanı Kırgız Türkleri' ne aittir
KARLUKLAR

Adları kar yığını manasına gelen Karluklar, Göktürklerin bir koludur. ilk yurtları Altayların batı bölgeleri idi. Göktürk çağında Göktürklere bağlı olarak yaşayan Karluklar, I. Göktürk Devleti'nin yıkılmasıyla güçlerini artırmışlardır. Kapagan Kağan zamanında tekrar II. Göktürk Devleti'ne bağlanmakla beraber Uygurlar ve Basmıllar ile birleşerek Göktürkler'in yıkılmasında büyük rol oynamışlardır. Uygurlar ve Karluklar'ın katılmasıyla oluşan Basmıl Kağanlığı'nın Uygurlar tarafından yıkılması üzerine Orhun bölgesinde Uygurlar hâkimiyet kurdular. Uygur Devleti'nin hâkimiyetini tanımak istemeyen Karluklar, Uygur Kağan'ı Bayan-Çur karşısında tutunamayarak (747) batıya kaymışlardır. Burada meşhur Talas Savaşı'nda (751) Türkistan üzerindeki emellerini iyice ortaya koyan Çinliler'e karşı Müslüman Arapların yanında yer alarak, tarihî bir rol oynamışlardır. Böylece Türkistan'da Çin hâkimiyetinin genişlemesi durdurulduğu gibi, Türk hâkimiyeti de güçlenmiştir. Ayrıca Türklerin İslâmiyet'le olan ilişkileri olumlu yönde gelişmiştir. 766 yılına doğru, Batı Göktürk sahasında Türgeş hâkimiyetine son vererek, bu sahada hâkimiyet kurmuşlardır. 840 yılında Uygurların yıkılması üzerine Karahanlı Devleti'nin temelini oluşturdular. Uygurlarla başlayıp, Türgeşlerle gelişen şehirleşme faaliyetleri Karluklar tarafından devam ettirilmiştir
KİMEKLER
Kimek adının manası kesin olarak bilinmemekle birlikte gemi sözcüğünün ilk şeklinden geldiğine dair görüşler bulunmaktadır. Batı Göktürk topluluklarından biri olan Kimekler, İrtiş ırmağı boylarında yurt tutmuşlardı. Aralarında Kıpçakların da bulunduğu çeşitli boylardan oluşan bir federasyon şeklinde yaşıyorlardı. Kimekler, önce Batı Göktürklerine, ardından aynı sahada hâkimiyet kuran Türgeşlere bağlandılar. Türgeş hâkimiyetinin zayıflamasıyla Kimekler, VIII. yüzyılın ortalarında bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmışlardır. Önceleri başlarında Tutug unvanlı biri bulunurken, devletlerinin kurulmasından sonra bu Yabgu olarak değişmiştir. Kimekler'i meydana getiren boylar zamanla dağılarak değişik bölgelere yayılmışlardır

Sigma
05-19-2005, 06:40 PM
Ataturk has unjustly appropriated the name of turk, which universally belongs to all the turcic nations of Altai, Turan and Anadolu and thus sabotaged against all these nations.Ancak hepimiz turkuz, ama genelde Ataturk sadece Anadulu turklerine bu ismi kullamistir. Maalesef :(((

erk
05-20-2005, 12:49 AM
Ataturk has unjustly appropriated the name of turk, which universally belongs to all the turcic nations of Altai, Turan and Anadolu and thus sabotaged against all these nations.Ancak hepimiz turkuz, ama genelde Ataturk sadece Anadulu turklerine bu ismi kullamistir. Maalesef :(((

Atatürk'ün 1933 yılında ki SSCB ile ve Türk Dünyası ile ilgili konuşmasını okumanı isterim.

Tangriberdi
05-20-2005, 03:28 AM
Ataturk has unjustly appropriated the name of turk, which universally belongs to all the turcic nations of Altai, Turan and Anadolu and thus sabotaged against all these nations.Ancak hepimiz turkuz, ama genelde Ataturk sadece Anadulu turklerine bu ismi kullamistir. Maalesef :(((

Buna kısmen katılıyorum, Türkiye'nin adı Batı Türkmenistan olmalıydı.
Çünkü Türkiye Halkı Müslüman olduktan sonra Türkmen adını alan Oğuzların soyundandır.

Atatürk çağında Türkmen kökenli Türklerin oranı %75 (Bu orana Azeriler de dahil)
Kıpçak Türklerin(Tatar-Nogay-Kazak), Karluk Türklerin(Özbek, Uygur ) ve Kırgızların oranı Türkiyede toplamda ancak %10 ve bu %10'un %95 i de Tatar
Anadolu bir Türkmen yurdudur.

Yine o zamanlar %85 Türk, %5 Kürt %10 diğer Müslim ve Gayri Müslim azınlıklar.
AMA bugün durum ne?
%60 Türk, %30 Kürt ve %10 Diğer.
2050 yılında ise ne olacak?
%48 Kürt, %40 Türk %12 diğer.

Türkiye Kürtleşiyor.
Milletimin Dikkatine.

zorlu
05-20-2005, 04:32 AM
TÜrkİye TÜrklerİndİr.

zorlu
05-20-2005, 08:02 AM
osmanlı tuğraları TARİHÇE Osmanlı Padişahlarının isim ve lakaplarını ihtiva eden alamet, imzasına denir. Ferman, berat ve saire ile paralarda padişahların nişan ve alametleri olarak kullanılırdı. Hükümdarların imzası olan tuğrayı çekene tuğrayi, tevkii veya nişancı denilirdi. Tuğralarda Hükümdarların isminden başka babalarının ismi de yazılırdı. Tuğra aynı zamanda hükümdarın isim ve lakaplarının kalın kalemle yazıldığı nakıştır.

Tuğrayı, Oğuz Han'ın da kullandığı söylenir. Türk-İslam devletlerinden Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları Memluklular ve Osmanlılar da kullanırdı. Tuğranın şekil, muhteva ve estetik bakımdan en gelişmiş numunelerine Osmanlıda rastlanır. Osmanlılar tuğrayı Anadolu Selçukluları ve devamı olan Anadolu Beyliklerinden aldılar. Osmanlılarda tuğra ilk defa Orhan Bey (1326-1359) zamanında görülür. Orhan Bey bunu Anadolu Selçuklularından almıştır. Orhan Bey'in tuğralarından biri Hicri 724 Rebiulevvel, diğeri ise 749 Rebiulahır tarihlidir. Daha sonra Murad Han'dan itibaren tuğralara hükümdarların adlarıyla birlikte babalarının da adları yazılmaya başladı. Orhan gazi ile oğlu Murad bin Orhan, Emir Süleyman bin Bayezid diye yazılı olup, Sultan Mehmed'ten itibaren "Han" sıfatı ilave edildi. Tuğranın üç keşideli ve çifte kavisli şekli Birinci Murad Han'dan itibaren görülür. Bundan başka "Cümle-i Düaiyye" olarak "Muzaffer Daima" yazılması Sultan İkinci Murad Han'dan itibaren görülmektedir.

Tuğranın sikkede görülmesi Sultan Birinci Murad Han (1359-1389) zamanındadır. Osmanlı Padişahlarının tuğrasını buna mahsus vezir taşırdı. Her tuğrada Padişahın adı, bunun üstünde babasının adı, daha yukarıda "El Muzaffer Daima" yazılıdır. Osmanlıda altın paranın basılması, Sultan Orhan Han zamanında başladı. Her padişahın bastırdığı altın ve gümüş paraların bir yüzünde bir tuğra, arka yüzünde, basıldığı şehrin adı ile padişahın tahta çıktığı yıl, cülus ettiği yıl yazılıdır.

Padişahların tuğraları ahitname, Name-i Hümayun, ferman, berat ve sairenin üstüne ve ortaya konulurdu. Tuğra kağıtların ve yazıların büyük, orta ve küçük oluşuna tabi olup, yazı ve kağıtlarda uygun büyüklükte çekilirdi. Tuğraların sağ tarafına çiçek koymak ve mahlas yazmak adeti sonradan çıktı. Son devirlerde berat, menşur, ferman, ahitname, ve saire üzerine çekilen tuğra, paralarda ve defterhane defterlerinin (arazi, timar ve saire) başlarına da çekilmiş olup, daha sonraki tarihlerde ise, bir arma olarak senetlerde, pullarda, bayraklarda, nüfus kağıtları üzerlerinde, binalarda, yapılan çeşme, cami, imaret kitabeleri üzerinde de görülmek suretiyle genelleşti.

Tuğra yapı olarak dört bölümden meydana gelir.

1- Halk arasında sele de denilen, sözlük anlamı "Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık" demek olan sere veya kürsü; tuğra metninin kısmıdır. Bunda padişahın ve babasının adları ile Şah, Han, El Muzaffer kelimeleri yazılıdır.

2- Beyze: "Bin" ile "Han" kelimelerinin "N" harflerinin kıvrılmasıyla meydana gelen ve iç içe yazılan iki kavise denir. İç beyze ve dış beyze adı verilen bu iki kavis tuğranın sol tarafındadır. "Daima" kelimesi bunun ortasındadır.

3- Tuğ veya Elif: Tuğranın yukarısına uzanmış olan Mızrak şeklindeki çekmeye (elife) verilen addır. Bunların üzerine flama gibi çekilen kıvraklara zülüf veya zülfe denmektedir.

4- Hançere veya Kol: Beyzelerin devamı olan ve "El-Muzaffer" kelimesinin üzerinden geçerek tuğranın sağına doğru muvazi iki çizgi halinde uzanan kısma denir.

Padişah vesikalarında Tevki-i humayun, Nişan-ı humayun, Nişan-ı şerif-i alişan, misal-i meymun, alamet-i şerif, tuğra-ı garra gibi isimlerle zikredilen tuğra, Osmanlılarda tuğrakeş ve hattatlar eliyle yüzyıllarca işlenerek güzelleşti. İçlerinde özellikle Sultan Üçüncü Ahmed Han gibi bazı Padişahlarda tuğralarını bizzat kendileri san'atlı bir şekilde yazmışlardır. Sultan Birinci Süleyman Han (1520-1566) devrinden kalan bir çok tezhipli tuğraların gösterdiği gibi 16. yüzyıldan itibaren daha güzel bir şekil alan tuğra, 18. yüzyıl başlarından itibaren daha da gelişti. Tuğraların son şekli, Sultan İkinci Mustafa Han (1695-1703) zamanında başlamıştır. Osmanlılarda yazının gelişmesini takip ederek hat ve istif olarak Sultan İkinci Mahmud Han'ın son yıllarında en mükemmel şeklini aldı.

zorlu
05-20-2005, 08:05 AM
tugralara devam,

Oriyon_farr
05-20-2005, 08:44 AM
Hadi bakalım dostlar birazda buradan buyurun bakalım.
TÜRKİYE için ne düşünüyorsunuz?
ATATÜRK için,
ve TÜRK'ler için düşündükleriniz.
paylaşalım

Ben Ataturkun hakinde kotu bir sey demek istemiyorum, amma bence gore Turkiyede tarihciler onun rolunu gosterken mubalaga ediyorlar ve sizin kafanize kucuk yastan bu mubalagai takmislar. Siz bu ideolojinin nufuzun altinda kalmissiniz ve ataturkun hakinde hic bir kritiki kabul etmiyorsunuz.
Ben boyle diyorum, cunku bizde 70 yil ruslarla, azerbaycanlarla ve ...la Lenini boyle "ata" diyorduk. Onun tevsifinde binlar kitablar okuyorduk. Amma o ideoloji ekilince hepimiz (ruslarla beraber) Leninin ("ata" - mizin) terefine tukurmaya basladik.:lol:

erk
05-20-2005, 03:33 PM
Ben Ataturkun hakinde kotu bir sey demek istemiyorum, amma bence gore Turkiyede tarihciler onun rolunu gosterken mubalaga ediyorlar ve sizin kafanize kucuk yastan bu mubalagai takmislar. Siz bu ideolojinin nufuzun altinda kalmissiniz ve ataturkun hakinde hic bir kritiki kabul etmiyorsunuz.
Ben boyle diyorum, cunku bizde 70 yil ruslarla, azerbaycanlarla ve ...la Lenini boyle "ata" diyorduk. Onun tevsifinde binlar kitablar okuyorduk. Amma o ideoloji ekilince hepimiz (ruslarla beraber) Leninin ("ata" - mizin) terefine tukurmaya basladik.:lol:

Atatürkü yanlış tanıyorsun, Atatürkü Leninle niye bir tutuyorsun Lenin Özbekistan için ne yapmışki?
Herşeyden önce bırakalım Atatürkün Cumhuriyeti kurmasını, Kurtuluş Savaşımızı, Çanakkale Savaşında gösterdiği Komutanlık bile onunla övgüyle söz etmemize yeter.
Lenin gelmiş ekonomik düzeni değiştirmiş, yoksa Orta Asya halkları yine Rusların egemenliğinde kalmış.
Atatürk ise Türk ulusunun azmiyle emperyalistlere karşı zafer kazanmış Türkiyeyi kurtarmış.
Sen Atatürkü Leninle değil Emir Timurla karşılaştır o zaman farklı düşüneceksin.

genco
05-21-2005, 03:06 AM
Türkiye Kürtleşiyor.
Milletimin Dikkatine.

Tangriberdi,
Bir önerin var mı, Türkiye'yi Kürtler'den temizlemek için?
2050 yılında dünya nasıl olur, bir tahminin var mı?
Etnik köktencilik alıp başını gider mi o zamana kadar?
Son soru:Gelişmiş ülkelerde "vatan elden gidiyor" korkusu neden yok?Örneğin:Amerika,Almanya,İngiltere,İspanya..vb. Her milletten insan yaşıyor.

.....saygıyla......

asena
05-21-2005, 03:36 AM
Tangriberdi,
Bir önerin var mı, Türkiye'yi Kürtler'den temizlemek için?
2050 yılında dünya nasıl olur, bir tahminin var mı?
Etnik köktencilik alıp başını gider mi o zamana kadar?
Son soru:Gelişmiş ülkelerde "vatan elden gidiyor" korkusu neden yok?Örneğin:Amerika,Almanya,İngiltere,İspanya..vb. Her milletten insan yaşıyor.

.....saygıyla......

Ornegin ABD de yasayan zenci kokenliler:
1-toprak istemleri yok
2-afrika dillerinde egitim istekleri yok
3-her ne kadar bir zenci ile bir beyaz-yillarin direnisi sonucunda-ayni haklara sahip ise de,ABDnin beyazlari zencilere ve diger latinoamerikanlara karsi irkciliga devam ediyor.bunu belki kanuni olarak yapmiyorlar ancak kolayina is vermiyorlar,gettolar disinda kolayina barindirmiyorlar,uyusturucu batakligina mumkun oldugunca itmeye devam ediyorlar.

Ingilterede,Britanya uygarliklari asimile ediliyor.Iskoc ve Irlanda dili unutturulmus durumda.Herkes ingilizce konusuyor.DIsardan gocenler de (asyalisi,arabi) toprak istegi ve kendi dillerinde egitim isteginde bulunmuyorlar.Ispanya'da hala azinliklar sorun cikarmaya devam ediyorlar.

Her milletten insanin yasamasi farkli,ancak o azinliklardan bir tanesinin yakin surede ulke nufusunda azinlik degil cogunluk yaratacak olmasi farkli.%50 azinlik olmaz.Kaldi ki hicbir ulkede azinliklar bu derecede nufusa cikarTILmamistir(cikmamistir demiyorum,engellenmis durumda).

zorlu
05-21-2005, 07:44 AM
ULU TANRI !.
GÜZEL TANRI !.
GÖK TANRI !.
Sen Türk'ü Türk yurtlarını koru !..
Düşman şerrinden sakla ! TÜRK'ü yiğitlikte daim et ! TÜRK'ü erlik davasıyla yaşat ! TÜRK'ü gerçekçi yap ! TÜRK'ün gönlüne herşeyden önce, hatta kursağına ekmek koymadan evvel TÜRK'lük sevgisini koy ! TÜRK'ü ideal ile yaşat ve ideali hakikat yapmaya çalışsınlar ! Törelerini canları gibi saklat ! TÜRK'e zevk ve rahat verme ! Bilakis zahmete alıştır ! Zahmetle yürekleri, bedenleri demir olsun ! Bu sayede onlara yüksek çalışma kudreti verirsin ! TÜRK'ü faal, cevval edersin. TÜRK'e değişmez bir seciye ver ! Zamanla seciyesi değişmesin, sade tekemmülle tadilat görsün !
ULU TANRI !.
Milli kuvvet, namus, ahlak, azim , sebat, ideal, TÜRKÇÜLÜK ruhu, yurtseverlik, ilim, sanat teşkilatı, intizam, beden kuvveti ve zenginlik ile hasıl olduğundan; TÜRK'e bunları ver ! TÜRK'ten hırsız, namuzsuz türerse hemen kahret ! TÜRK'e benlik, hem de yüksek bir benlik ver ! TÜRK nefsine itimat sahibi olsun ! TÜRK'ü muhakemeli, ciddi adam olarak yarat ! Hissiyatına kapılıp, öfke ile ayaklanmasın ! Birden barut gibi parlamasın ! Daima soğuk kanlı olsun ! TÜRK'ü her milletten cesur yarat ! Öç almayı TÜRK asla unutmasın !
ULU TANRI !.
Namuzsuz bir tek TÜRK yaratacağına, dünyayı yık daha iyi ! Ne kadar korkak TÜRK varsa hepsini helak et ! TÜRK herşeyi mukayese etsin ! Yalnız akıl ve mantık denen şeylere bırakma onu ! Sabırlı, derde dayanıklı olsun ! İradesi çelik gibi olsun ! Dönek TÜRK yaratma ! TÜRK'leri maymun iştahlı yapma ! TÜRK daima ihtiyatla adım atsın ! Kimsenin tatlı diline inanmasın ! Kimseye emniyet olmasın ! Çalışma zekâdan üstün bir kıymet olduğundan, TANRI, sen TÜRK'ü çalışkan et ! TÜRK'ün ömrü çalışma ile geçsin ! Ona daima çalışma aşkı ver ! Hele elbirliği ile çalışmayı alet etsin ! Tembel TÜRK'ü hemen öldür !
TÜRK'e her milletinkinden üstün zeka ver! Zeka ve çalışma; ikisi bir arada olunca TÜRK'ün önünde durulmaz! Milli büyüklüğün tek şartı yüksek ideal, buna alışmak için de yüksek ahlak, fedakarlık ve sebat lazım olduğundan TÜRK'leri ahlaklı, sebatlı ve fedai kıl! TANRI, TÜRK'leri sen kendi elinle birleştir ve herşeyden evvel ruhları birleşsin! Onları tek bir kafa gibi birleştirici kültür sahibi et! TÜRK'ü töresine sadık kıl, Tanrı! TÜRK budunu: Biliniz ki atalar töresi asırların tecrübesi ile husule gelmiş büyük bir hikmettir. Tanrı beni töreye dokunmaktan ve dokundurmaktan sakladı ve saklasın!
ULU TANRI !.
Türk milletini lafçı değil, elinden iş gelir insanlar et ! Bir şey söylemek vazife yapmak değildir. Onu fiilen yapmak ve yaptırmanın vazife olduğunu beyinlere sok !

GÜZEL TANRI !.

Sana hepsinden çok yalvardığım şudur : TÜRK'ü dalkavukluktan kurtar ! Dalkavukluk ve emsali vasıtalara zengin olmaktan koru ! TÜRK'e kötü para hırsı verme ! Dalkavukları yok et !
AMAN TANRI !.
TÜRK aile, töre ve disiplinini her şeyden evvel koru! TÜRK toprağında hürler yaşasın. Adaletten başka bir şey hüküm sürmesin! Sen TÜRK'e tabii şeylere tabiata karşı sevgi ver! TÜRK yurdunda yoksulluk o kadar azalsın ki fakirlik suç sayılsın
Acunu ( Dünyayı ) Yaratan Yüce Tanrı !.
TÜRK'e insaniyetten evvel TÜRK milletini düşündür. İnsanların insaniyet dedikleri şey, göz boyamak için icat edilmiş bir boyadır. İnsaniyet maskesi taşıyan öyle milletler vardır ki maskelerinin altında canavarlar yaşar. İnsaniyeti gören olmadı. TANRI, TÜRK'e sağlam, sürekli irade ver! Güçlüklerde, sabrını, tahammülünü aynı zamanda gayretini arttır! Ona esas seciye olarak vazife muhabbeti ve mesuliyet duygusu ver! Mesuliyeti TÜRK yurdundan eksik etme! En büyük kuvvetinTÜRKLÜK aşı olduğunu TÜRK'e öğret
TANRI !.

TÜRKÇE konuşulan, TÜRK'e yurtluk etmiş olan yerleri kıyamete kadar TÜRK'ün hükmü altında bırak !

Okumuş olduğunuz OĞUZ KAĞAN'ın TÜRKLÜK duası manevi değerlerini kaybetmeden çoğalarak günümüze kadar devam etmiştir. Bu yazı tablosunu okuma fırsatı bulan her TÜRK inşallah okuduklarını anlar ve kendisine hayat tarzı olarak benimseyip, okumamış olanlara anlatarak öğretir. Eksikliğini yaşadığımız hemen hemen herşeyin bu TÜRKLÜK duasında var olduğuna inanıyoruz. Unutulmaması gereken bizce en önemli husus ; "Yaşadığımız dünyadan ebedi istirahatgâhımıza geçerken, sonsuzlukta yankılanacak tek şeyin hayatta iken onurumuz için verdiğimiz mücadele" olduğunu bilmektir. Bir insanın onuru, mensubu olduğu milletin yüceliği ve şerefi ile eşdeğerdi

Tangriberdi
05-21-2005, 09:52 AM
Tangriberdi,
Bir önerin var mı, Türkiye'yi Kürtler'den temizlemek için?

Temizlemek diye bir derdim yok ben ırkçı değilim AMA önerim şudur: ekonomisi gelişen okur yazarlığı artan toplumsal örgütlenmelerde çocuk yapma oranı azalıyor. Devlet Batı Anadoluya yaptığı bütün yatırımları kesmeli ve özel sektöründe Batıya yatırımını kesinkes Doğuya yönlendirmeli ve böylece o bölgede 10 yıl içinde Türkiyenin 50 yılda batıda sağladığı gelişme aynen sağlanmalı. Üniversiteler o bölgeyi üst edinmeli. Bu sayede ekonomik gelişim Batıdan gelen öğrencilerin parasıyla destekleneceği için insanlar ayrılmak istemeyecektir. Irak Türkmenlerinin tamamı Ahıska Türkleri ve İrandan isteyen Türkler o bölgeye getirip yerleştirilmeli ve 50-60 yıl o bölgede ikamet etmleri sağlanmalı böylece onlarda orada bir düzen kurup orada yerleşikleşeceklerdir. Kürtlere doğum kontrol öğretilirken Karadeniz Bölgesinde ve Egede doğum teşvik edilmeli o bölgede artan istihdamla Türkler Batıdan Doğuya göçmeye başlayacaklardır. Yani amacım Kürtlerin orantısız artmalarının ve Türkiyenin Kürtleşmesinin önüne geçmek Kürtleri yok etmek değil.


2050 yılında dünya nasıl olur, bir tahminin var mı?
Etnik köktencilik alıp başını gider mi o zamana kadar?
Son soru:Gelişmiş ülkelerde "vatan elden gidiyor" korkusu neden yok?Örneğin:Amerika,Almanya,İngiltere,İspanya..vb. Her milletten insan yaşıyor.

.....saygıyla......
Dünya ulusları küreselleşmeye karşı birleşecek ve son derece milliyetçi ırkçı ve dinci bir kendini koruma düzeni hakim olacak etnik köktencilik tavan yapacak ama bu da ulus devletlerin yapısını güçlendirecek. Yoksa vay halimize. Amerika ve Avrupa mazlum ulusların canına okuyacak.

Çünkü o dediğin devletler kendi yapılarını korumak için herşeyi mübah sayarken bize demokrasi ve insan hakları adı altında bölünmeyi diretiyorlar, o yüzden onlarda öyle bir sorun yok çünkü bizdeki sorun onların işi.

zorlu
05-21-2005, 11:22 AM
......Budunumun ADI-SANI yok olmasın diye, Töre bozulmasın diye, İli, Kut`u bozulmasın diye öle yite savaştım. Türk budunu için gece uyumadım, gündüz oturmadım, çalıştım. Aç olanı doyurdum. Çıplak olanı donattım. Kızları hanım yaptım. Erleri bey yaptım. Yağılarımız çoktu. Başlıya baş eğdirdim. Dizliye diz çöktürdüm. Dağılmış olan budunu toparladım. Az budunumu çoğalttım...

Ey Türk
Yukarıda gök çökmedikçe
Aşağıda yağız yer delinmedikçe
Senin İl`ini, Töreni
Kim bozabilir....?

BİLGE KAĞAN

bluesky
05-21-2005, 01:46 PM
Benim onerim ayrilmaktir. Bu adamlarla bu is olmayacak. Dagdan gelip bagliyi dovmek, uzum yemek degil bagciyi dovmek... olmaz, olamaz.

Bir ulkenin %10'u o ulkeye karshit terorist olamaz. (Bunlarin nufusu chok abartiliyor)

Pasha pasha yollari ayirmak lazim. Kimse Turk memleketinde Turk dushmani devlet memuru olmaz, olamaz.

Memleketimizi kuran'in dedikleri ortada. Cumhurriyete saldiri aninda yapilmasi gerekenler ortada.

genco
05-21-2005, 02:06 PM
[QUOTE]Devlet Batı Anadoluya yaptığı bütün yatırımları kesmeli ve özel sektöründe Batıya yatırımını kesinkes Doğuya yönlendirmeli ve böylece o bölgede 10 yıl içinde Türkiyenin 50 yılda batıda sağladığı gelişme aynen sağlanmalı. Üniversiteler o bölgeyi üst edinmeli. Bu sayede ekonomik gelişim Batıdan gelen öğrencilerin parasıyla destekleneceği için insanlar ayrılmak istemeyecektir.

Çok doğru...hatalar zincirinin düğümü burada işte; çözüm böyle olmalı...




Irak Türkmenlerinin tamamı Ahıska Türkleri ve İrandan isteyen Türkler o bölgeye getirip yerleştirilmeli ve 50-60 yıl o bölgede ikamet etmleri sağlanmalı böylece onlarda orada bir düzen kurup orada yerleşikleşeceklerdir.

Bu biraz pazardan elma almaya benzemiş...Hayalcilik olmuş yani...Ama görüştür, saygı duymak lazım...


Kürtlere doğum kontrol öğretilirken Karadeniz Bölgesinde ve Egede doğum teşvik edilmeli o bölgede artan istihdamla Türkler Batıdan Doğuya göçmeye başlayacaklardır. Yani amacım Kürtlerin orantısız artmalarının ve Türkiyenin Kürtleşmesinin önüne geçmek Kürtleri yok etmek değil.

Eğer birgün Türkiye'de dikta bir rejim iş başına gelirse mümkün. İnsanları, koyun ener(kısırlaştırma)gibi, tutup tutup enersin... Yoksa mevcut demokratik yapıda, hele de Avrupa Birliği kapısında, ütopyadan da öte bir hayal...




Dünya ulusları küreselleşmeye karşı birleşecek ve son derece milliyetçi ırkçı ve dinci bir kendini koruma düzeni hakim olacak etnik köktencilik tavan yapacak ama bu da ulus devletlerin yapısını güçlendirecek. Yoksa vay halimize. Amerika ve Avrupa mazlum ulusların canına okuyacak.

Kehanet gibi olmuş, bilimsel değil ama bazen kehanetler de gerçek olabilir belki ...(Ben kehanete pek inanmam..)


Çünkü o dediğin devletler kendi yapılarını korumak için herşeyi mübah sayarken bize demokrasi ve insan hakları adı altında bölünmeyi diretiyorlar, o yüzden onlarda öyle bir sorun yok çünkü bizdeki sorun onların işi.

Bir şeyin altını iyi çizelim: Dünyada söz sahibi bir ülkeysen, kuralları sen koyarsın. Mesela Amerikada, taa Ruzvelt(okunuşu, ingilizcem yetersiz) zamanında kurulan, Türkçesi Özgürlüklerevi olan bir kuruluş var. Hangi ülke ne kadar özgürlük ülkesi ise ona göre not veriyor. Ör.Türkiye, kısıtlı özgürlükler ülkesiymiş.
Bu kuruluş özgürlüklerin gelişmesi(!) için çalışırmış. Bazen de (Ukranya, Gürcistan,Kırgızistan'da olduğu gibi, özgürlüklerin kazanılmasında katkı sağlarmış.
Kimse Amerika'ya "Önce sen bi evinin önünü temizle" diyebiliyor mu? Dünyanın kovboyu, istediği ülkede elini kolunu sallaya sallaya geziyor; yakıyor,yıkıyor...Var mı "Yeterr be,yetti artık" diyen birileri?.
Türkiye de gelişmiş ülkeler arasına katılıp dünyada söz sahibi olursa, işte o ancak zaman sen racon kesebilirsin, kurallar koyabilirsin...
Bizdeki sorun, fakirliğimizdendir, geri kalmişlığımızdandır, adamlara el açmamızdandır. Para veriyor ama aldıkları parayla ölçülemez; çünkü maneviyattır diyeti...
Kısacası çok çalışmalıyız çoook...Birbirimizi boğazlamamalıyız, bizim gündemimiz kısır döngüler değil; ekonomik bağımsızlığımızı kazanma reçeteleri olmalıdır. Bizi böyle yapay gündemlerle meşgul edenlerin ekmeğine yağ sürmemeliyiz... Birliğimizi,dirliğimizi muhafaza etmeliyiz...
Singapur'da bir sokakta görmüştüm: Müzik aletleri çalan Arap,Hintli,Çinli,Japon,Avrupalı ker milletten insanların heykellerini yapmışlar. Her birisi bir aletin başında. Altına da iri harflerle "Biz bir orkestrayız" diye yazmışlar.
Singapurda o kadar kaldım sokakta polis göremedim. Bırakın kavga gürültüyü, sokakta bağıran çağıranı hatta ciklet çiğneyeni(yasak)çekirdek yiyeni,yere izmarit atanı görmedim. Trafik işaretlerine -yayalar da arabalar da- tam riayet ediyorlar. Etrafta ne polis var ne bir şey...Medeniyet ve gelişmişlik bu olmalı..
Açlığın olduğu yerde insanlar birbirini bile yer; yiyorlar da...
Cehaletin olduğu yerde eşeklik baki kalır... kalıyor da...
En büyük düşman "Açlık ve cehalettir"
Birlikte mücedale edersek, üstesinden geliriz...
Birbirimizin boğazına sarılırsak, düşmana gerek kalmaz...Haritadan silinir gideriz...
Biz de bir orkestra olalım...Farklı seslerden akortlu sesler çıkaralım...
........saygıyla.......

Not:Cevabını görmediğim için başka bir yazımda bunu belirtmiştim. Açıklaman için teşekür ediyorum...

Tangriberdi
05-22-2005, 07:36 AM
Benim onerim ayrilmaktir. Bu adamlarla bu is olmayacak. Dagdan gelip bagliyi dovmek, uzum yemek degil bagciyi dovmek... olmaz, olamaz.

Bir ulkenin %10'u o ulkeye karshit terorist olamaz. (Bunlarin nufusu chok abartiliyor)

Pasha pasha yollari ayirmak lazim. Kimse Turk memleketinde Turk dushmani devlet memuru olmaz, olamaz.

Memleketimizi kuran'in dedikleri ortada. Cumhurriyete saldiri aninda yapilmasi gerekenler ortada.

Tamamen katılıyorum. Gerçi Doğuya Kürtler Türklerden sonra gelmiştir ve onlardan kalma hiçbir şey yoktur, ne bir cami ne bir çeşme ne bir han...

Ama ayrılırken şu önemli 1900 lü yılların başında yani devletimiz kurulurken çoğunluğu Türk olan ama bugün Kürtleşmiş illerden Kürtler gönderilmeliler:Ardahan Kars Igdır, Erzurum Van Tatvan Elazığ Erzincan Adıyaman Malatya Kahramanmaraş Mersin Adana Kayseriden bu insanlar ayrılmalı ve Fırat nehri yukarıda saydığım iller hariç sınır teşkil etmeli. En insanca ve En TÜRKÇE seçim bu!

Yoksa bu adamlar öz be öz Türk ili olan Mersine uzanan Sivası Erzurumu da içine alan bir devlet kurmak için şimdiden lobi faaliyetindeler.

Yani Kerkükün başına gelenler bu illerinde başına gelmek üzere.

erk
05-22-2005, 07:50 AM
Türkiyenin ulusal bütünlüğünden ve sınırlarının değişmemesinden yanayım ancak eğer Kerkük, Musul bize verilirse yada K. Irakta Türkiyeye bağlı bir Türkmen devleti kurulacaksa: Hakkari, Van, Şırnak, Siirt Bitlis( güney) Mardin ve Diyarbakır ( ikisininde doğusu) Kürtlere "verilerek" :( ( üzülerek söylüyorum) bir çözüme ulaşılabilir. Bunun karşılında Batı illerindeki Kürtlerin %80 %90 ı Bu illere gitmelidir. Vatanını gerçekten seven Kürtler ise kalmalıdır. Ancak bundan önce hemen verilecek bu illerdeki tüm doğal kaynaklar tüketilmeli, yatırım 0 a indirilmelidir. Özellikle Kürtlerin denize çıkışı engellenmelidir.

Börteçine
05-22-2005, 09:10 AM
En milliyetci partimiz (?) MHP 'Turk-kurt kardestir,bunu bolen kallestir.':evil: soylemini bitirdigin zaman;cozumun baslayacagi zaman olacaktir.

Bir Turkcu siteden aldigim su yaziya lutfen bir goz ataniz.Birazcik uzun ama artik idare ediverin.

.................................................. ...............................................

ACI GERÇEK: TÜRKİYE kürtleşiyor......


Önce Erbil ve Musul, sonra Kerkük kürt işgaline uğradı. Yalnızca bu kadar mı? Bir avuç Türkçü'den başka kimsenin farkına varamadığı bir gerçek var: Kurucu aslî unsuru Türk olan Türkiye, yavaş yavaş kürtlerin eline geçiyor. Siyasette, bürokraside ve ekonomide hızla yükselerek köşe başlarını zaptediyorlar. Bugün AKP'li bakan ve milletvekillerinin yarısı kürttür. Kilit noktalar kürtlerin ellerine geçmeye başladı. Eskiden de vardı ama azdı. Türk düzenine karşı çıkacak güçte değillerdi. Şu anda ise kitlesel olarak artıyorlar. Kadrolaşma doğrultusunda kamu kurumlarındaki Türklerin büyük bir kısmı çıkartılarak yerlerine kürtler doldurulmuştur. Gayri meşru yollarla mafyacılıktan, genelev patronluğundan, uyuşturucu ve kadın ticaretinden, pavyon ve kumarhane işletmeciğinden, silah kaçakçılığından elde ettikleri paralarla sermeye sahibi de olmaya başladılar. Türkiye'nin en büyük 20 holdinginden 12 tanesi kürtlere aittir, yani sermaye onlara doğru kaymaktadır. "Hemşericilik" adı altında birbirlerine destek sağlayarak hızla güçleniyorlar.



Bazı şehirler tamamen kürtleştirilmiştir, bazıları ise kürtleştirilmek yolundadır. Diyarbakır, Urfa, Mardin, Siirt, Van, Batman, Tunceli, Adana, Bingöl, hatta Mersin gibi illerdeki, yani kürtlerin yayılarak ele geçirdiği, kürt nüfusun yoğun olarak bulunduğu yerlerdeki ilköğretim okullarında kürtlerin baskısı yüzünden Türk Tarihi dersi icabıyla verilemiyor; adet gereği pazartesi sabahı ve cuma akşamları okunması gereken İstiklâl Marşı ile "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım..." diye başlayan ve "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözleriyle biten and artık okunamıyor. Eğer oralarda öğretmen olarak çalışmış veya halihazırda çalışan tanıdıklarınız varsa sorun, öğrenin. Kürtler, bölgede yaşayan Türkler'e nefretle bakıyor, sindirip yıldırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.


Van, Bitlis, Tatvan 1990 yıllarına kadar nüfusunun büyük kısmı Türk olan kentlerdi. Ziya Gökalp'in doğduğu, Uzun Hasan'ın başkenti Diyarbakır, 1900'lerin başında eğitim düzeyi çok yüksek olan pırıl pırıl bir kentti. Sonrasında kürtleşerek zenginliğini kaybetti ve cazibe merkezi olmaktan çıktı. Hakkari'nin bile 1940’lara kadar nüfusu büyük ölçüde Türktü. Kars, Ardahan, Erzincan, Malatya, Iğdır gibi doğu şehirlerimizde kürt nüfusu giderek artmakta ve Türkler azınlığa düşmektedir.


Bugün doğu - güneydoğu bölgesi bu hâldedir ve Akdeniz bölgesinin bir kısmı da bu hâle düşmek yolundadır. Yarın ise bütün Türkiye aynı duruma düşecek çünkü kürtler kontrol edilemez bir hızla ürüyor ve yayılıyorlar. Öyle ki, birkaç yıl öncesine kadar hiç görülmedikleri Karadeniz illerinde bile artık varlar.



Kürtler, kendi nüfuslarının Türk nüfusunu aşacağı günü dört gözle bekliyorlar. Beklerken de boş durmuyorlar. Bir yandan memleketin siyasetini ve ticaretini ele geçirmek için uğraşıp, maddi kaynaklarını sömürürken, öte yandan da hemen her televizyon kanalında onlarcası gösterilen aşiret dizileri ve her hafta yeni bir tanesi piyasaya çıkan Tatlıses - Kırmızıgül türevi şarkıcılarla kürt kültür emperyalizmi uyguluyor, topluma kürt hayranlığı şırıngalamak suretiyle Türklerin millî savunma reflekslerini köreltiyorlar.


Kürtçülüğün önde gelen isimlerinden Musa Anter'in birçok yazısında sıkça vurgulanan "kürt salak mı ki bölünmek istesin? Türk batıdaki en iyi yerleri alacak, kürde ise güneydoğudaki bereketsiz topraklar kalacak. Yok öyle yağma. İstanbul da bizim, Ankara da, İzmir de. Günü geldiğinde hepsini alacağız." şeklinde bir ifade vardır. İşte kürtler bu fikir doğrultusunda sistematik bir şekilde ilerliyorlar. Topla, tüfekle bizden bir karış toprak almaları mümkün olmayan bu topluluğun, eğer biz uyumaya devam edersek yukarıda işaret edilen yöntemlerle ülkeyi ele geçirmelerine en fazla 20-30 sene kaldı.


Kürtlerin Türk insanına verdiği zarar sadece terör olaylarından ibaret değildir. Ayrıca kapkaççı kürdünden mafyacı kürdüne kadar uzayan bir "şehir terörü" de söz konudur. Yankesicilik, hırsızlık, kapkaççılık, ırza tecavüz, gasp, cinayet, fuhuş, uyuşturucu ticareti gibi suçlar ve genelev işletmeciliği, pavyonculuk, kumarhanecilik, değnekçilik, dilencilik gibi rezil işleri genelde kürtler icra ediyor.




* * *

Kardeş olarak kabul ettikleri Fars kökenli kürtlere toz kondurmayan Türk-islam sentezcisi (ülkücü) kesimin "sadece PKK'lılar kötüdür, diğer kürtler iyidir, kardeşimizdir" düşüncesini toplumda hakim kılmaya çalışmasının tepkisiz Türk nesilleri yaratmaktan başka bir işe yaramadığını; kürtlerin ise bu uğraşlardan etkilenmediklerini, kendilerini hiçbir zaman Türk olarak görmediklerini, ırkî şuurlarını sinsice yaşattıklarını ve fırsatını buldukları anda harekete geçtiklerini hep birlikte görüyoruz.


Bunca gayrete rağmen MHP'nin son üç genel seçimde (1995, 1999 ve 2002 genel seçimlerinde) yoğun olarak Kürtlerin yaşadığı Diyarbakır, Hakkari, Batman, Şırnak gibi yerleşim yerlerinden aldığı ortalama oy oranının %1,5, kapatıldıkça adını değiştirerek tekrar kurulan ve şu anki adı DEHAP olan kürtçü partinin ise %67 olmasına acı bir şekilde gülüyoruz.

Behey sentezciler, sorarım size?... Yıllar boyunca Türklüğe yamamak için uğraştığınız sevgili kardeşleriniz neden size değil de, kürt ırkçılığı yapan bir partiye oy veriyorlar?... Hepsi mi PKK'lı bunların? Değil elbette... Ama damarlarında taşıdıkları kanın gereğini yerine getirerek Türk düşmanı olduğunu bildikleri partiye oy veriyorlar.


Böylece "sadece PKK'lılar kötüdür, diğer kürtler iyidir, kardeşimizdir" ifadesi de çürütülmüş oluyor... Kürdün PKK'lı olanı da, olmayanı da birdir...



Uyanın soydaşlarım, bıçak kemiğe dayandı artık... Fazladan 3 - 5 oy kapabilmek uğruna beyninize "Türk ile kürt kardeştir" fikrini sokanların etkisinden kurtulun. Tek taraflı kardeşlik duygularının faydası yok, karşımızdaki gözü dönmüş sürü bizi kardeş olarak görmüyor. Her Türk tehlikenin bilincine vardığı takdirde bu belanın üstesinden geliriz ancak.

TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR!

.................................................. .................................................. ..................................................

genco
05-22-2005, 03:16 PM
En milliyetci partimiz (?) MHP 'Turk-kurt kardestir,bunu bolen kallestir.':evil: soylemini bitirdigin zaman;cozumun baslayacagi zaman olacaktir.

Bir Turkcu siteden aldigim su yaziya lutfen bir goz ataniz.Birazcik uzun ama artik idare ediverin.

.................................................. ...............................................

ACI GERÇEK: TÜRKİYE kürtleşiyor......


Önce Erbil ve Musul, sonra Kerkük kürt işgaline uğradı. Yalnızca bu kadar mı? Bir avuç Türkçü'den başka kimsenin farkına varamadığı bir gerçek var: Kurucu aslî unsuru Türk olan Türkiye, yavaş yavaş kürtlerin eline geçiyor. Siyasette, bürokraside ve ekonomide hızla yükselerek köşe başlarını zaptediyorlar. Bugün AKP'li bakan ve milletvekillerinin yarısı kürttür. Kilit noktalar kürtlerin ellerine geçmeye başladı. Eskiden de vardı ama azdı. Türk düzenine karşı çıkacak güçte değillerdi. Şu anda ise kitlesel olarak artıyorlar. Kadrolaşma doğrultusunda kamu kurumlarındaki Türklerin büyük bir kısmı çıkartılarak yerlerine kürtler doldurulmuştur. Gayri meşru yollarla mafyacılıktan, genelev patronluğundan, uyuşturucu ve kadın ticaretinden, pavyon ve kumarhane işletmeciğinden, silah kaçakçılığından elde ettikleri paralarla sermeye sahibi de olmaya başladılar. Türkiye'nin en büyük 20 holdinginden 12 tanesi kürtlere aittir, yani sermaye onlara doğru kaymaktadır. "Hemşericilik" adı altında birbirlerine destek sağlayarak hızla güçleniyorlar.



Bazı şehirler tamamen kürtleştirilmiştir, bazıları ise kürtleştirilmek yolundadır. Diyarbakır, Urfa, Mardin, Siirt, Van, Batman, Tunceli, Adana, Bingöl, hatta Mersin gibi illerdeki, yani kürtlerin yayılarak ele geçirdiği, kürt nüfusun yoğun olarak bulunduğu yerlerdeki ilköğretim okullarında kürtlerin baskısı yüzünden Türk Tarihi dersi icabıyla verilemiyor; adet gereği pazartesi sabahı ve cuma akşamları okunması gereken İstiklâl Marşı ile "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım..." diye başlayan ve "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözleriyle biten and artık okunamıyor. Eğer oralarda öğretmen olarak çalışmış veya halihazırda çalışan tanıdıklarınız varsa sorun, öğrenin. Kürtler, bölgede yaşayan Türkler'e nefretle bakıyor, sindirip yıldırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.


Van, Bitlis, Tatvan 1990 yıllarına kadar nüfusunun büyük kısmı Türk olan kentlerdi. Ziya Gökalp'in doğduğu, Uzun Hasan'ın başkenti Diyarbakır, 1900'lerin başında eğitim düzeyi çok yüksek olan pırıl pırıl bir kentti. Sonrasında kürtleşerek zenginliğini kaybetti ve cazibe merkezi olmaktan çıktı. Hakkari'nin bile 1940’lara kadar nüfusu büyük ölçüde Türktü. Kars, Ardahan, Erzincan, Malatya, Iğdır gibi doğu şehirlerimizde kürt nüfusu giderek artmakta ve Türkler azınlığa düşmektedir.


Bugün doğu - güneydoğu bölgesi bu hâldedir ve Akdeniz bölgesinin bir kısmı da bu hâle düşmek yolundadır. Yarın ise bütün Türkiye aynı duruma düşecek çünkü kürtler kontrol edilemez bir hızla ürüyor ve yayılıyorlar. Öyle ki, birkaç yıl öncesine kadar hiç görülmedikleri Karadeniz illerinde bile artık varlar.



Kürtler, kendi nüfuslarının Türk nüfusunu aşacağı günü dört gözle bekliyorlar. Beklerken de boş durmuyorlar. Bir yandan memleketin siyasetini ve ticaretini ele geçirmek için uğraşıp, maddi kaynaklarını sömürürken, öte yandan da hemen her televizyon kanalında onlarcası gösterilen aşiret dizileri ve her hafta yeni bir tanesi piyasaya çıkan Tatlıses - Kırmızıgül türevi şarkıcılarla kürt kültür emperyalizmi uyguluyor, topluma kürt hayranlığı şırıngalamak suretiyle Türklerin millî savunma reflekslerini köreltiyorlar.


Kürtçülüğün önde gelen isimlerinden Musa Anter'in birçok yazısında sıkça vurgulanan "kürt salak mı ki bölünmek istesin? Türk batıdaki en iyi yerleri alacak, kürde ise güneydoğudaki bereketsiz topraklar kalacak. Yok öyle yağma. İstanbul da bizim, Ankara da, İzmir de. Günü geldiğinde hepsini alacağız." şeklinde bir ifade vardır. İşte kürtler bu fikir doğrultusunda sistematik bir şekilde ilerliyorlar. Topla, tüfekle bizden bir karış toprak almaları mümkün olmayan bu topluluğun, eğer biz uyumaya devam edersek yukarıda işaret edilen yöntemlerle ülkeyi ele geçirmelerine en fazla 20-30 sene kaldı.


Kürtlerin Türk insanına verdiği zarar sadece terör olaylarından ibaret değildir. Ayrıca kapkaççı kürdünden mafyacı kürdüne kadar uzayan bir "şehir terörü" de söz konudur. Yankesicilik, hırsızlık, kapkaççılık, ırza tecavüz, gasp, cinayet, fuhuş, uyuşturucu ticareti gibi suçlar ve genelev işletmeciliği, pavyonculuk, kumarhanecilik, değnekçilik, dilencilik gibi rezil işleri genelde kürtler icra ediyor.




* * *

Kardeş olarak kabul ettikleri Fars kökenli kürtlere toz kondurmayan Türk-islam sentezcisi (ülkücü) kesimin "sadece PKK'lılar kötüdür, diğer kürtler iyidir, kardeşimizdir" düşüncesini toplumda hakim kılmaya çalışmasının tepkisiz Türk nesilleri yaratmaktan başka bir işe yaramadığını; kürtlerin ise bu uğraşlardan etkilenmediklerini, kendilerini hiçbir zaman Türk olarak görmediklerini, ırkî şuurlarını sinsice yaşattıklarını ve fırsatını buldukları anda harekete geçtiklerini hep birlikte görüyoruz.


Bunca gayrete rağmen MHP'nin son üç genel seçimde (1995, 1999 ve 2002 genel seçimlerinde) yoğun olarak Kürtlerin yaşadığı Diyarbakır, Hakkari, Batman, Şırnak gibi yerleşim yerlerinden aldığı ortalama oy oranının %1,5, kapatıldıkça adını değiştirerek tekrar kurulan ve şu anki adı DEHAP olan kürtçü partinin ise %67 olmasına acı bir şekilde gülüyoruz.

Behey sentezciler, sorarım size?... Yıllar boyunca Türklüğe yamamak için uğraştığınız sevgili kardeşleriniz neden size değil de, kürt ırkçılığı yapan bir partiye oy veriyorlar?... Hepsi mi PKK'lı bunların? Değil elbette... Ama damarlarında taşıdıkları kanın gereğini yerine getirerek Türk düşmanı olduğunu bildikleri partiye oy veriyorlar.


Böylece "sadece PKK'lılar kötüdür, diğer kürtler iyidir, kardeşimizdir" ifadesi de çürütülmüş oluyor... Kürdün PKK'lı olanı da, olmayanı da birdir...



Uyanın soydaşlarım, bıçak kemiğe dayandı artık... Fazladan 3 - 5 oy kapabilmek uğruna beyninize "Türk ile kürt kardeştir" fikrini sokanların etkisinden kurtulun. Tek taraflı kardeşlik duygularının faydası yok, karşımızdaki gözü dönmüş sürü bizi kardeş olarak görmüyor. Her Türk tehlikenin bilincine vardığı takdirde bu belanın üstesinden geliriz ancak.

TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR!

.................................................. .................................................. ..................................................

Arkadaşım!
Savaş baltalarını kuşanalım mı? Saldırıya mı geçiyoruz? Bitirelim mi şu Kürtlerin işini! :-D
Önden buyrun lütfenn...

erk
05-22-2005, 03:55 PM
Zazaları Kürtlerden ayırmalıyız, Kürtleri mümkün olduğunca bölmeliyiz. Kürtleri birbirine düşürmek en makul çözüm. Kürtleşmiş Türkmenleride ( Karakeçililer v.b) Kürt etkisinden kurtarmalıyız.

zorlu
05-23-2005, 01:19 AM
İlk Müslüman Türkler







IX. asrın ortalarından itibaren gelişen askerî, ticârî ve dini münâsebetler neticesinde Türkler büyük gruplar halinde birbiri arkasından Müslüman olmağa başladılar. IX. Asrın ikinci yarısında Sâmânîlerin hâkimiyetine geçmiş olan şehirlerin (Talas, İsficâb) halkının çoğunluğunun Müslüman olduğunu söyleyebiliriz. http://www.ozturkler.com/data/0002/images/003.jpg
Ancak büyük rakamlara ulaşan din değiştirmeler X. asırda başlamıştır. Nasr b. Ahmed'in Talas seferi ve İsficab beglerinin faaliyetleri sonunda Balasagun'un batısındaki Ordu şehrinde oturan Türkmen meliki İslam'ı kabul etmiş ve İsficâb beylerine vergi vermeye başlamıştır. Türk boyları arasında kalabalık bir grup halinde Müslümanlığı ilk kabul edenler, Balasagun ile Talas'ın doğusundaki Mîrkî kasabasında oturan Türkmenler olmuştur.

asena
05-23-2005, 02:50 AM
Arkadaşım!
Savaş baltalarını kuşanalım mı? Saldırıya mı geçiyoruz? Bitirelim mi şu Kürtlerin işini! :-D
Önden buyrun lütfenn...

nicin israrla ATsizcilarin Kurtleri toplu katledecegi gibi bir niyet olduguna inaniyor ve bunu tekrarliyorsunuz?
Kurt sorunu ancak Turklerin gercekleri gormesi ve bazi konularda,kendi aralarinda yardimlasmasiyla olur.Bazi kamu kuruluslarinda bakiyorum kurt bir adam girmis ise,sulalesini doldurmus,bal gibi irkciligini yapmis.Bunlari biz yapmaliyiz.Kanuni olmak zorunda degil.Kardesim isyeri mi aciyorsun?Al Turkleri ise,onceligi kendi irkina ver.Buyuksehirde mi yasiyorsun?Verme kagit mendil satanlara para.DInleme para verme alisana,ib.tatlisese,nihat dogana.Kiralik evin varsa,iki kisi talipse ver Turk olana 3 kurus az verse bile,kurt bakkal yerine turk olani tercih et.Bu kadar mi zor?Once kendi irkini refaha kavustur.

asena
05-23-2005, 02:52 AM
Ancak büyük rakamlara ulaşan din değiştirmeler X. asırda başlamıştır. Nasr b. Ahmed'in Talas seferi ve İsficab beglerinin faaliyetleri sonunda Balasagun'un batısındaki Ordu şehrinde oturan Türkmen meliki İslam'ı kabul etmiş ve İsficâb beylerine vergi vermeye başlamıştır. Türk boyları arasında kalabalık bir grup halinde Müslümanlığı ilk kabul edenler, Balasagun ile Talas'ın doğusundaki Mîrkî kasabasında oturan Türkmenler olmuştur.
talas veya talak katliami olarak arastirirsan farkli sonuclar elde edersin.Keske Turklerin muslumanligi kabul edilisi o sekilde olmasaydi.

oğuz
05-23-2005, 03:03 AM
Bazı arkadaşlardan ver-kurtul politikalarını gözlemliyorum. Kimi neye ve nasıl veriyorsunuz ?

R.T, Erdoğan'ı Kıbrısı satmakla itham edenler şimdi güneydoğu ve doğu anadoluyu satmıyorlar üzerine bide beleşe veriyorlar....

Kendinize gelin ve silkinin !

Tangriberdi
05-23-2005, 03:26 AM
Bazı arkadaşlardan ver-kurtul politikalarını gözlemliyorum. Kimi neye ve nasıl veriyorsunuz ?

R.T, Erdoğan'ı Kıbrısı satmakla itham edenler şimdi güneydoğu ve doğu anadoluyu satmıyorlar üzerine bide beleşe veriyorlar....

Kendinize gelin ve silkinin !
ÜLKEM ÜZERİNDEKİ TAM EGEMENLİĞİ KAYBETMEKTEN VE BU ÜLKEDE AZINLIK DURUMUNA DÜŞMEKTENSE ÜLKENİN BİR KISMINI VERİP GERİ KALANINDA BAŞAT EGEMEN VE ERKİN YAŞAMAYI YEĞLERİM.

erk
05-23-2005, 03:43 AM
Bazı arkadaşlardan ver-kurtul politikalarını gözlemliyorum. Kimi neye ve nasıl veriyorsunuz ?

R.T, Erdoğan'ı Kıbrısı satmakla itham edenler şimdi güneydoğu ve doğu anadoluyu satmıyorlar üzerine bide beleşe veriyorlar....

Kendinize gelin ve silkinin !

Beleşe değil Kerkük Musul karşılığında. Birebir takas edilecek. Sen Akdenizli değilsin anlaşılan buraları pek bilmiyorsun. Yetti artık çektiğimiz eziyet, topraklarımızın işgali. Vatanını seven Kürtlere sözüm yok ama diğerleri geldikleri yere gitsinler. Bu topraklar Türkündür Türkün kalacaktır.

asena
05-23-2005, 03:44 AM
ÜLKEM ÜZERİNDEKİ TAM EGEMENLİĞİ KAYBETMEKTEN VE BU ÜLKEDE AZINLIK DURUMUNA DÜŞMEKTENSE ÜLKENİN BİR KISMINI VERİP GERİ KALANINDA BAŞAT EGEMEN VE ERKİN YAŞAMAYI YEĞLERİM.

Senin gibileri surmek lazim kusura bakma doguda catismalara.o zaman ancak anlarsin toprak nasil korunuyormus.ardindan birisi de "verelim o topraklari" dediginde tepkin bu sekilde olmaz
o topraklari Turk Irkinin askerleri savundu,kanlariyla korudular.senin gibilerin bir zorluk karsisinda vermesi icin degil.
Turk oldugundan suphe ediyorum,hatta inanmiyorum.
su anda soylemeye calistigin sey anayasanin degisemez ilk 3 maddesine aykiri.

+hadi senin gibilerin mantigina gore kurtlere o bolge verildi
kalanlar arasinda cerkezler de,lazlar da,rumlar da,ermeniler de,italyanlar da,cecenler de bolge isteyince nerede yasiyacaksin?tek ayak ustunde seksek oynarsin sanirim.

oğuz
05-23-2005, 04:01 AM
Senin gibileri surmek lazim kusura bakma doguda catismalara.o zaman ancak anlarsin toprak nasil korunuyormus.ardindan birisi de "verelim o topraklari" dediginde tepkin bu sekilde olmaz
o topraklari Turk Irkinin askerleri savundu,kanlariyla korudular.senin gibilerin bir zorluk karsisinda vermesi icin degil.
Turk oldugundan suphe ediyorum,hatta inanmiyorum.
su anda soylemeye calistigin sey anayasanin degisemez ilk 3 maddesine aykiri.

+hadi senin gibilerin mantigina gore kurtlere o bolge verildi
kalanlar arasinda cerkezler de,lazlar da,rumlar da,ermeniler de,italyanlar da,cecenler de bolge isteyince nerede yasiyacaksin?tek ayak ustunde seksek oynarsin sanirim.

Ben birşey söylemek istemiyorum. Asena kardeşim söylenecek en güzel sözleri söylemiş...

Tangriberdi
05-23-2005, 04:08 AM
Senin gibileri surmek lazim kusura bakma doguda catismalara.o zaman ancak anlarsin toprak nasil korunuyormus.ardindan birisi de "verelim o topraklari" dediginde tepkin bu sekilde olmaz
o topraklari Turk Irkinin askerleri savundu,kanlariyla korudular.senin gibilerin bir zorluk karsisinda vermesi icin degil.
Turk oldugundan suphe ediyorum,hatta inanmiyorum.
su anda soylemeye calistigin sey anayasanin degisemez ilk 3 maddesine aykiri.

+hadi senin gibilerin mantigina gore kurtlere o bolge verildi
kalanlar arasinda cerkezler de,lazlar da,rumlar da,ermeniler de,italyanlar da,cecenler de bolge isteyince nerede yasiyacaksin?tek ayak ustunde seksek oynarsin sanirim.

Aslında haklısın vatanın bir karş toprağı değil bir çakıl taşı bile verilmez ama 2050 yılında artık Anadolu Türk Vatanı olarak anılmayacak. kendi ülkemde azınlık statüsünde yaşamak istemem doğrusu. Kaygılarımı anla. Ayrıca Türkler bir ırk değildir. Çeşitli ırklardan oluşan ama dil ve kültür birliğpi bulunan büyük bir millettir. TÜRKİYEDE KÜRTLERDEN BAŞKA HERKES TÜRKLÜK ÜST KİMLİĞİ ALTINDA BİRLEŞMEKTE VE ÖNCE TÜRKÜM DEMEKTEDİR:
BAŞKA ETNİK KÖKENLİLERİN KÜRTLERE BENZER TALEPLERİ YOK.

zorlu
05-23-2005, 04:12 AM
Meluncanlar
Son yıllarda Amerika'da Türk olduklarına inanan ve gerçek kimlikleri oldukça merak edilen bir grup ortaya çıktı. Sumter County'den ülkenin değişik yerlerine dağılmış olan grup. Yüzyılımızın başından beri onların Yunan, Portekiz, hatta Arap asıllı oldukları ileri sürülmüş, ancak niçin Türk isimleri taşıdıkları bir türlü izah edilememiştir. Amerika iç savaşlarından itibaren sürekli olarak orduda beyazlarla birlikte savaşan bu insanların sadece renkleri esmer olduğu için zenci kökenli oldukları bile ileri sürülmüştür. O yüzden uzun zaman beyazların okullarına alınmamışlar, haklarını ancak hukuk savaşı vererek mahkemelerde elde edebilmişlerdir

Bu "Türklerin atalarının iç savaşlar sırasında yardım için oraya gitmiş Osmanlı askerleri veya bir kısım maceraperestler olması muhtemeldir.Bilindiği gibi Amerika'da yerlilerin yanısıra, dışarıdan gelip kıtaya yerleşmiş pek çok etnik grup yaşar. Ancak yerlilere ve diğer gruplara hakim güç Anglo-Saksonlar olmuşlardır. Anglo Saksonlar bu hakimiyeti tesis etmek için yerlileri soykırıma maruz bırakmışlardır. Ayrıca kendileri gibi Amerika'ya sonradan gelen birçok grubu da çeşitli yollardan etnik temizliğe tabi tutmuşlardır. Bunlardan bir tanesi de Meluncanlar'dır
http://www.ozturkler.com/data/0008/images/097.jpg
Meluncan'ın anlamı "lanetli can" veya "Tanrı tarafından terkedilen adam"dır. Arapça kökleri "Melun Cin"dir. Meluncanlar; beyaz, siyah, melez ve Kızılderili olarak sınıflandırılamazdı. Onlar, yasal açıdan, renksiz insanlar olarak sınıflandırılıyorlardı. Sahip oldukları önemli arazi parçalarına el konuldu; eğitim, oy kullanma ve adli işlem hakları reddedildi ve batı yakasına ya da Carolinas, Virginia, Tennessee, Kentucky ve Batı Virginia dağlarının yükseklerine sürüldüler
Meluncan toplumunun büyüklüğünün kesin olarak tahminlerin altında olduğu ve sonuçta soylarından gelen kimselerin sayısının önceki tahminlerin çok üzerinde olduğudur. Bundan başka Meluncan soyundan gelenlerin uğradığı başlıca asimilasyonlar ilk Birleşik Devletler'in nüfus sayımından önce meydana geldiği için, bu önemli Akdeniz ve Ortadoğu mirası yazılı kayıtlara alınmadı. Bu, sözlü rivayetlerle, folklörlerle, kültürel delillerle, genetik ve tıpla, antropolojiyle ve yabancı tarih arşivleriyle desteklenmiş bir hikayedir. Buna rağmen birçok Amerikalı tarihçi tarafından gözardı edilmiş ve standart Amerika şecere kayıtlarına göre gerçekte varolmamış bir topluluktur.[/size]
Genetik ve Tıbbi Kanıtlar
Meluncan topluluğu üzerine yapılan genetik çalışmalar (gen frekansi, Meluncanlar'la, (Lee Contry, Virginia ve Hancock Country, Tenesse'den 1969'da alınıp 1990'da tekrar analiz edilen 177 insan örneği) İspanya ve Portekiz'in Galician Dağı bölgesi, Kuzey Afrika (Fas, Libya), Levant (Yunanistan, Türkiye, Suriye) ve Ortadoğu (Kuzey Irak ve Kuzey İran)'daki topluluklar arasında önemli bir fark olmadığını ortaya koymuştur.[/size]
Meluncan toplumunda belirlenen hastalıklar içinde; sarkoidosis, Behçet hastalığı, Machado-Joseph rahatsızlığı (Azorean rahatsızlıği ve Talesemya gibi Akdeniz ve Ortadoğu'da yerleşmiş hastalıkları bulunmaktadır. Kültürel ve Dilsel Kanıtlar
Kültür ve dilsel kanıtlar da Osmanlı ve İberyalılar'ın menşelerini desteklemektedir. Birkaç örnek: Güneydoğudaki Yerli Amerikalılar'ın giyim tarzlarında, türban (Cherokeeler) ve fes (Creekler ve Seminoller) vardır
Ayrıca kat kat giyilen levent giyim tarzı her iki kabilede de kullanılmıştır (16'ıncı yüzyıl Türk Leventleri'nin giydiği üniformalara eşdeğer bir giyim tarzi. Asıl ilginç olan, Cherokee ve Creekler'in tek bir kuştüyü ile türban ya da fes giyme alışkanlıkları (Osmanlılar'ın tipik süslü şapkalari. Meluncan'un bir bölümü olan Cherokee'nin şefi Sequoya'nın çizimleri, giyim tarzının 16'ıncı yüzyıl Türk Leventleri'ninkine eşdeğer olduğunu gösteriyor
En az Apalaşyan yorgan motifleri kadar, Güneydoğu Yerlisi'nin battaniye ve çömlek dizaynları da 16'ıncı yüzyıl Türk ve Arabesk halı ve kilim dizaynlarından (lale, geometrik şekiller hemen hemen sürekli tekrarlanan kareler) farksızdır. Türk (Anadolu) dansları, Apalaşlar'ın dans şekillerine oldukça benzer görünmekte ve dağ santuru ile vurmalı santurdan hemen hemen farksız olan enstrümanlar mükemmel bir Orta Doğu havası yaratmaktadır
Aralarında Abraham Lincoln ve Elvis Presley gibi ünlülerin de yetiştiği Meluncanların kökenleri hakkında açıklanan teorilerin hiçbiri tatmin edici bir cevap vermediği için şüphesiz yeni araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak Amerikan tarihçilerinin bu konuda yeni bir görüş ortaya koymamakta adeta fikir birliği ettikleri anlaşılmaktadır. Şüphesiz bunda konunun güçlüğü ve kaynakların kifayetsizliği birinci derecede rol oynamaktadır. Fakat başka bir anlayışın da izleri ve etkileri bulunmaktadır. O da mutlak bir Anglo Sakson hakimiyeti altında bulunan Amerika'da diğer ırklara karşı duyulan antipati ve buna paralel olarak belirlenmiş olan siyasettir. Nitekim bu siyasetin sonucu diğer birçok ırk gibi Meluncanlara da kendi kimlikleri unutturulmuş, unutmayanlar ise daima psikolojik baskı altında tutulmuşlardır. O yüzden Amerika'da aslen Meluncan olduğu halde bundan habersiz yüzbinlerce insan bulunduğu tahmin edilmektedir

asena
05-23-2005, 04:36 AM
Aslında haklısın vatanın bir karş toprağı değil bir çakıl taşı bile verilmez ama 2050 yılında artık Anadolu Türk Vatanı olarak anılmayacak. kendi ülkemde azınlık statüsünde yaşamak istemem doğrusu. Kaygılarımı anla. Ayrıca Türkler bir ırk değildir. Çeşitli ırklardan oluşan ama dil ve kültür birliğpi bulunan büyük bir millettir. TÜRKİYEDE KÜRTLERDEN BAŞKA HERKES TÜRKLÜK ÜST KİMLİĞİ ALTINDA BİRLEŞMEKTE VE ÖNCE TÜRKÜM DEMEKTEDİR:
BAŞKA ETNİK KÖKENLİLERİN KÜRTLERE BENZER TALEPLERİ YOK.

Olmamasi normal cunku sayi olarak fazlalar.Ermeniler 12-15 milyon olsalar idi,Cerkezler 12-15 milyon olsalar idi,zannediyor musun ki ayni taleplerde bulunmazlardi?
Ermeni,rum ve italyan azinliklari toplasan 200 bin ya eder ya etmez.onlar hicbirsey yapmaya kalkmazlar.kalkamazlar.zamaninda yapmadi degiller.
Cerkezler sayi olarak azlar,Cerkez Ethem olayini da hatirla.Az cok Cerkez tanirsan Turklerden kiz alip vermezler kolayina.Kendilerini korurlar.Maden Turk vatandasiyiz,hadi dine onem veriyorlar,dinler de ayni,nicin koruyorlar kendilerini?
Lazlar sayi olarak cok azlar.Laz=karadenizli Turk degildir.Lazlarin nufusu 100 bin kadardir.Karadenizli Turklerin arasinda hem kontrol altindalar,hem de bi sekilde Pontus muhabbeti icin pusudalar.Kendi dillerini konusmaya devam ediyorlar.
Yahudiler sayi olarak sanirim rumlar gibi hem azlar,hem yaslilar.genclerin cogu yurtdisindalar.Yahudiler az cok su anda yasamalarini turklere borclu olduklari icin seslerini cikarmiyorlar.
Italyanlar simdiye kadar sorun cikarmamis tek azinlik.Ancak ne olacagi belli olmaz.Turkiye'de eski Roma Imparatorluguna ait cok fazla bolge var.

Alevi turkleri icin azinlik/ayrim yapan zaten Allah'indan bulsun.

Simdi tum olarak dusunursen,Kurtlerin sayi olarak fazlalik olmalari,dogal olarak asker gucu(terorit diyelim) sahip olmalari nedeniyle dis guclerin de yardimiyla istemlerde bulunuyrlar.Kurde toprak verirsen rumu da ister,istemez de napar?
Cerkezi?Ceceni?Arabi?Gayrimuslimleri?Lazi?

Kendinize gelin ve tirna ucu kadar da olsa taviz vermeyin.

ferdon
05-23-2005, 05:07 AM
Olmamasi normal cunku sayi olarak fazlalar.Ermeniler 12-15 milyon olsalar idi,Cerkezler 12-15 milyon olsalar idi,zannediyor musun ki ayni taleplerde bulunmazlardi?
Ermeni,rum ve italyan azinliklari toplasan 200 bin ya eder ya etmez.onlar hicbirsey yapmaya kalkmazlar.kalkamazlar.zamaninda yapmadi degiller.
Cerkezler sayi olarak azlar,Cerkez Ethem olayini da hatirla.Az cok Cerkez tanirsan Turklerden kiz alip vermezler kolayina.Kendilerini korurlar.Maden Turk vatandasiyiz,hadi dine onem veriyorlar,dinler de ayni,nicin koruyorlar kendilerini?
Lazlar sayi olarak cok azlar.Laz=karadenizli Turk degildir.Lazlarin nufusu 100 bin kadardir.Karadenizli Turklerin arasinda hem kontrol altindalar,hem de bi sekilde Pontus muhabbeti icin pusudalar.Kendi dillerini konusmaya devam ediyorlar.
Yahudiler sayi olarak sanirim rumlar gibi hem azlar,hem yaslilar.genclerin cogu yurtdisindalar.Yahudiler az cok su anda yasamalarini turklere borclu olduklari icin seslerini cikarmiyorlar.
Italyanlar simdiye kadar sorun cikarmamis tek azinlik.Ancak ne olacagi belli olmaz.Turkiye'de eski Roma Imparatorluguna ait cok fazla bolge var.

Alevi turkleri icin azinlik/ayrim yapan zaten Allah'indan bulsun.

Simdi tum olarak dusunursen,Kurtlerin sayi olarak fazlalik olmalari,dogal olarak asker gucu(terorit diyelim) sahip olmalari nedeniyle dis guclerin de yardimiyla istemlerde bulunuyrlar.Kurde toprak verirsen rumu da ister,istemez de napar?
Cerkezi?Ceceni?Arabi?Gayrimuslimleri?Lazi?

Kendinize gelin ve tirna ucu kadar da olsa taviz vermeyin.
Reading turkish makes my head ache ,why this two language is so different!

asena
05-23-2005, 05:58 AM
ferdon,I feel the same when I read the other threads.

So please have respect.This is the only cathegory dedicated to turkish language.

oğuz
05-23-2005, 06:19 AM
Türkçe öğrenmek isteyenler varsa seve seve yardımcı olurum...

DERS 1

Ali topu at:lol:

erk
05-23-2005, 07:39 AM
Türkçe öğrenmek isteyenler varsa seve seve yardımcı olurum...

DERS 1

Ali topu at:lol:

Türkiye Türkçesi diyecektin sanırım.

oğuz
05-23-2005, 07:53 AM
Türkiye Türkçesi diyecektin sanırım.
Doğru söze ne denir:shock:
Düzeltiyorum Türkiye Türkçesi;)

genco
05-23-2005, 08:12 AM
Masum ifadeler gibi görünseler de Türk toprakları üzerine yapılan bu değerlendirmeleri doğru bulmuyorum. Şakası bile olmaz...

Vatan toprağı dünyada alıp-satılamayacak tek değerdir...
Bırakın Mususul'u,Kerkük'ü cennetlere değişilmez....
Tarih boyunca göz diken çok oldu, ama hala bizim...
Sahip çıktıkça da bizim olacak...

erk
05-23-2005, 12:48 PM
Masum ifadeler gibi görünseler de Türk toprakları üzerine yapılan bu değerlendirmeleri doğru bulmuyorum. Şakası bile olmaz...

Vatan toprağı dünyada alıp-satılamayacak tek değerdir...
Bırakın Mususul'u,Kerkük'ü cennetlere değişilmez....
Tarih boyunca göz diken çok oldu, ama hala bizim...
Sahip çıktıkça da bizim olacak...

Benim için önemli olan Misak-i Milli sınırlarıdır. Misak-ı Milli sınırlarımız içinde yer alan Kerkük ve Musulu Türkmenler çoğunlukta olduğu halde kaybetmek üzeriyiz üstelik petrol v.b önemli rezervlerde var. Akılcı olmak lazım, Atatürk nüfusunun çoğu Türk olan Batumu Ruslara verdi destekleri karşılığında vatan hainimi yani? Batı Trakyaya girmedi, on iki adayı bıraktı vatan hainimi?
Sadece Musul ve Kerkük temelli eşit toprak alış-verişine göre bu iş halledilebilir. Böylece şehitlerimizin de kemikleri sızlamaz, bilirlerki boşuna değil yine Türk toprağı olan Musul ve Kerkük için öldüler.

Qarama
05-23-2005, 03:58 PM
arkada$lar ben arada sirada bir history foruma bakiyorum ve orda bir yunan var acayib türklere laf atiyor eskiden hep ona bir$eyler yazardim ama sonra bikdim usandim adam varya Age of Empires 3de osmanlilar var diy emektup yazmi$ Ensemble Studioslara ne enayi bu ya,

ilgilenen varsa linki buraya koyayim :)

asena
05-23-2005, 05:10 PM
Batı Trakyaya girmedi, on iki adayı bıraktı vatan hainimi?

12 adayi kimin biraktigini ve birakanin ne asilli oldugunu iyi arastir istersen.