Turk
01-09-2006, 09:25 AM
Aşağıdaki yazıyı, 2006 senesi için hazırlanan Fazilet Takvimi'nin 25 Nisan yaprağının arkasından aynen aktarıyorum:
SİBERNETİK TARİHİ
Sibernetik; makine ve canlılarda, kontrol ve haberleşmenin şartlarını ve kanunlarını tesbit eden bir ilim dalıdır.
İlk sibernetik alimi, Cizreli Ebu'l-İzz el-Cezerî'dir. Bu alim sekiz asır önce Türk saraylarının makineleşmesini sağlamıştır. Diyarbakır'da hüküm süren Artukoğulları Türklerindendi. Ebu'l-İzz otomatik makineler hakkında kitap yazmıştır. Kitabın ismi "Kitâbü'l-Câmi-i Beyne'l-İlm-i ve'l-Amel en Nafî-i fî Sınaati'l-hıyel"dir.
Topkapı Sarayı Üçüncü Ahmed Kütüphanesi'nde bir nüshası bulunan bu eşsiz kitabı yazma seebini Ebu'l-İzz şöyle açıklamaktadır: "Ben bu kitabı, Artukoğulları'ndan Diyarbakır hükümdarı Ebu'l-Feth Mahmûd ibni Karaaslan adına yazdım. Bu değerli hükümdarın babasına ve kardeşine 25 yıl hizmet ettim. Bir gün, yaptığım makinelerden birini göstermiştim. Büyük bir alâka ile tetkik etti. Bana: "Dünyada eşi bulunmayan bir şey yaptın. Emeğin boşa girmeyecektir. Bana bütün yaptıklarını gösteren bir kitab yaz." dedi. Ben de bu kitabı yazarak, kendisine sundum. Kitabımı bir mukaddime, 50 şekil ve 6 kısım üserine kurdum."
Bu kıymetli eserde Ebu'l-İzz sekiz asır önce "Sibernetikte Denge" veya "Elektronikteki Ayarlama Sistemleri" gibi bir çok hususu ele almıştır.
Her millet, sibernetik tarihinde kendi yetiştirdikleri bilginlerle iftihar etmişlerdir. Fransızlar matemaktikçi Paskal ve filozof Descartes ile, İngilizler bilgisayar ilminin de babası sayılan Charles Babbage ile, Almanlar ise Leibnitz'i büyük olarak tanırlar. Halbuki, Ebu'l-İzz bundan sekiz asır önce otomatik kontrol hakkında çalışmış ve sistemler arasında denge tesbit etmiştir. Umumiyetle hidro-mekanik güçten faydalanılmış, şamandıra ve palangalar arasında karşılıklı tesirde bulunma yoluyla otomatik kontrol mekanizmaları geliştirmiştir.
Ebu'l-İzz'in bu kitabındaki cihazlardan birisi otomatik abdest alma makinesidir. Hükümdar Mahmud için geliştirilen bu düzende, abdest suyunun musluğu otomatik olarak açılıp kapanmaktadır.
Rahmetli Ayhan Songar'da sibernetik ile ilgilendirdi ve hatta yazdığı bir kitap vardı bu konu hakkında. Yıllar evvel kitabı elime almış ama serserilik işte pek üzerine düşmemiş yarıda bırakmıştım. Sonradan, bu mevzu ile yakından ilgilenen bir arkadaşım bana uzun uzun anlatmaya kalkmıştı. Söylediklerinin sadece bir kısmını anlamış ve hayran kalmıştım. Şimdi düşünüyorum da boş beleş şeylere ayırdığım vakti böyle kıymetli işlere ayırsaydım, kendinden müteharrik otomobil bile yapardım :D
Yazıda dikkatimi çeken şeylerden biri, Türklerin Arap gibi isimler kullanmaları ve Diyarbakır'ın Türk boylarının elinde olması. Lafı uzatmayayım. Siz uzatın, ben dinleyeyim :)
SİBERNETİK TARİHİ
Sibernetik; makine ve canlılarda, kontrol ve haberleşmenin şartlarını ve kanunlarını tesbit eden bir ilim dalıdır.
İlk sibernetik alimi, Cizreli Ebu'l-İzz el-Cezerî'dir. Bu alim sekiz asır önce Türk saraylarının makineleşmesini sağlamıştır. Diyarbakır'da hüküm süren Artukoğulları Türklerindendi. Ebu'l-İzz otomatik makineler hakkında kitap yazmıştır. Kitabın ismi "Kitâbü'l-Câmi-i Beyne'l-İlm-i ve'l-Amel en Nafî-i fî Sınaati'l-hıyel"dir.
Topkapı Sarayı Üçüncü Ahmed Kütüphanesi'nde bir nüshası bulunan bu eşsiz kitabı yazma seebini Ebu'l-İzz şöyle açıklamaktadır: "Ben bu kitabı, Artukoğulları'ndan Diyarbakır hükümdarı Ebu'l-Feth Mahmûd ibni Karaaslan adına yazdım. Bu değerli hükümdarın babasına ve kardeşine 25 yıl hizmet ettim. Bir gün, yaptığım makinelerden birini göstermiştim. Büyük bir alâka ile tetkik etti. Bana: "Dünyada eşi bulunmayan bir şey yaptın. Emeğin boşa girmeyecektir. Bana bütün yaptıklarını gösteren bir kitab yaz." dedi. Ben de bu kitabı yazarak, kendisine sundum. Kitabımı bir mukaddime, 50 şekil ve 6 kısım üserine kurdum."
Bu kıymetli eserde Ebu'l-İzz sekiz asır önce "Sibernetikte Denge" veya "Elektronikteki Ayarlama Sistemleri" gibi bir çok hususu ele almıştır.
Her millet, sibernetik tarihinde kendi yetiştirdikleri bilginlerle iftihar etmişlerdir. Fransızlar matemaktikçi Paskal ve filozof Descartes ile, İngilizler bilgisayar ilminin de babası sayılan Charles Babbage ile, Almanlar ise Leibnitz'i büyük olarak tanırlar. Halbuki, Ebu'l-İzz bundan sekiz asır önce otomatik kontrol hakkında çalışmış ve sistemler arasında denge tesbit etmiştir. Umumiyetle hidro-mekanik güçten faydalanılmış, şamandıra ve palangalar arasında karşılıklı tesirde bulunma yoluyla otomatik kontrol mekanizmaları geliştirmiştir.
Ebu'l-İzz'in bu kitabındaki cihazlardan birisi otomatik abdest alma makinesidir. Hükümdar Mahmud için geliştirilen bu düzende, abdest suyunun musluğu otomatik olarak açılıp kapanmaktadır.
Rahmetli Ayhan Songar'da sibernetik ile ilgilendirdi ve hatta yazdığı bir kitap vardı bu konu hakkında. Yıllar evvel kitabı elime almış ama serserilik işte pek üzerine düşmemiş yarıda bırakmıştım. Sonradan, bu mevzu ile yakından ilgilenen bir arkadaşım bana uzun uzun anlatmaya kalkmıştı. Söylediklerinin sadece bir kısmını anlamış ve hayran kalmıştım. Şimdi düşünüyorum da boş beleş şeylere ayırdığım vakti böyle kıymetli işlere ayırsaydım, kendinden müteharrik otomobil bile yapardım :D
Yazıda dikkatimi çeken şeylerden biri, Türklerin Arap gibi isimler kullanmaları ve Diyarbakır'ın Türk boylarının elinde olması. Lafı uzatmayayım. Siz uzatın, ben dinleyeyim :)