View Full Version : Ah Osmanli, Osmanli....
Osmanlı Milletler Topluluğu
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika, Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül’e şunları söylemiş:
“Osmanlı Milletler Topluluğu kuralım. İngiltere Commonwealth denen Britanya Milletler Topluluğu’nu eski sömürgeleriyle kurdu. Biz Osmanlıyı hiçbir zaman sömürgeci görmedik. Güçlü olduğu kadar hoşgörülü Osmanlı düzeni günümüzde de uygulanamaz mı? Biz Osmanlının parçasıyız. Osmanlıyı biz Cezayirliler Cezayir’e davet ettik ama gitmesini istemedik.”
Tarihini bilen bir devlet adamının sözleri... Osmanlı, Tunusluların ve Cezayirlilerin daveti üzerine Kuzey Afrika’ya geldi. Gelmese idi bugün 4 Kuzey Afrika Arap devleti, İspanyolca konuşan Katolik Latin Kuzey Afrika idiler. 300-400 yıl kaldık.
(Birinci Cihan Savaşı’na girmese idik Osmanlı İmparatorluğu devam eder miydi?) sorusu bugün hâlâ bana en çok sorulan suallerden biridir. Devam etmez, bütün imparatorluklar gibi sona ererdi. Ancak kendi irademizle tasfiye ederdik. İkinci Cihan Savaşında İngiltere ve Fransa’nın yaptığı gibi (tabii bize yabancı bir ülkede kalmak için o ülkenin bir milyon insanını falan öldürmezdik). Türkiye, yakılıp yıkılmazdı. Daha doğal sınırları içinde, şüphesiz Halep, Musul, Kerkük, Adalar gibi Türkiye’nin parçalarını sınırlarımız içinde bırakarak Arap ve diğer kavimlerin ülkelerinin bağımsızlığını tanıyıp, dostça ilişkilerimizi devam ettirirdik. Bugün Commonwealth’de 50 kadar bağımsız devlet üyedir.
Biz imparatorluğumuzu kendi irademizle tasfiye etmek şansını, Enver Paşa adında 33 yaşındaki genç bir generalin macera hevesi ve cehaleti sebebiyle kaybettik. Aksi takdirde bugün, büyük devletler arasında bulunacak, tamamen gelişmiş milli bir Türkiye’de yaşayacaktık. Ama imparatorluğumuzu, 1918’de bizi yenen, en dehşetli düşmanlarımız istedikleri gibi tasfiye ettiler.
Bugün bir Osmanlı Topluluğu mümkün mü? Gerçi Clinton gibi en yetkili ağızlar böyle bir imada bulundular. Ama zorluk şuradadır ki biz, imparatorluk esprisinden mahrum nesiller yetiştirdik. Osmanlı falan deyince, babalarını ve dedelerini aşağılayıp tüyleri diken diken olan nesiller... İmparatorluk yönetmek yeteneğinin kanlarında mevcudiyeti öne sürülse bile, ispata muhtaçtır.
(Yılmaz Öztuna, Türkiye, 13.04.2005)
bugun turan birligi, islam birligi gibi bir chok fikirler ortaya atilmakta savunucusundan fazla yadirgayani var. ama her ikisinde de gozler donup dolaship Turkiye'ye chevirilmekte. boyle bir kapsamli ishin uhdesinden ancak Turkiye gelir anlami chikiyor bundan. Turkiye bu birliktelik ishine Islam da Turan da demeyip Osmanli Milletler Toplulugu ile bashlasa nasil olur acaba?
Kaptan-i Derya
01-07-2006, 04:14 AM
Bu birlik kurulsa cok ise yaricak, ama bunu olmasini istemeyen bircok devlet var. Bilirsiniz Turgut özal'inda öyle bir fikri vardi ama noldu ona? Ilk suikasta ugradi ve ardindan zehirlenerek öldürüldü.
gurkan
01-07-2006, 04:50 AM
Osmanlı Tebaası diyelim. Kurulmalıdır. Ama birleştirici olmadır. İnananı da inanmayanı barındırmalıdır. Bütün Türk ve islam dünyasını içine almalıdır. Hoşgörü hakim olmalıdır. Nifak tohumları olan vakalar birleştici bir hoşgörü ile çözümlenmeli. Osmanlı Bağımsız Cumhuriyetler Birliği adı altında Birlik Devleti Kurulabilir. Lakin bundan önce altyapı önemlidir. Ekonomik işbirliği antlaşmaları ve birlikleri kurulmalı ticaret işler hale getirlmelidir. Hedef büyük olmalı bunun için yıllarca mücadele edilmeli. 100 yıllık bin yıllık strateji çalışmaları oluşturulmalı. Bu çoğrafyanın gücü anacak birlik hareket olarak tekrar sağlanır. Tek tek vucut tek ses. Hakim olan hoşgörü. Bu temel üzerine bina olur. Lakin saldırganları elemenize etmek gerekli. Bu ise coğrafyanın eğitimiyle biliçlendirilmesiyle olmalıdır. Her bir fert geçmişin hatalarını değerlendirmeli. Gelecek nesilleri eğitmelidir. Türkiye Önemlidir. Çünkü miras yükü üzerimizdedir. Dikkatli akılcı politikalarla olur. Hayalci değil. Lakin imkansız değil potansiyel vardır. Altyapısı için çalışılmalıdır.
Saygılar
Torcoman
01-07-2006, 12:07 PM
araplarla aynı ülkedemi yaşayacağım, onlarla aynı kimliğemi sahip olacağım?
o dediğiniz ülkenin meclisini silahla basacaklar arasında bende varım
hemde birinci gün...
topraklarımda arap istemem, osmanlı dağıldı çünkü kardeş araplarınız sizi arkadan vurdu. bu olay daha soğumadan böyle sapkın fikirlerin düşünülmesi son derece sağlıksız, araplar caddelerine lawrenc in heykelini dikerken, onların yüzyıllarca g.t ünü koruyan Türk kalelerini yıkarken bazı arkadaşlar hiçbirşey yok gibi "yeniden osmanlı" gibi saçma şeyler düşünüyor
bazıları küfür falan yemekten hoşlanıyomu ne?
Bilge_Kagan
01-07-2006, 12:16 PM
Bazilari fikir belirtmek yerine kufur ederek egosunu tatmin etmenin daha mantikli ve saglikli birsey oldugunu mu dusunuyor ne ?
gurkan
01-07-2006, 12:46 PM
topraklarımda arap istemem, osmanlı dağıldı çünkü kardeş araplarınız sizi arkadan vurdu. bu olay daha soğumadan böyle sapkın fikirlerin düşünülmesi son derece sağlıksız, araplar caddelerine lawrenc in heykelini dikerken, onların yüzyıllarca g.t ünü koruyan Türk kalelerini yıkarken bazı arkadaşlar hiçbirşey yok gibi "yeniden osmanlı" gibi saçma şeyler düşünüyor
bazıları küfür falan yemekten hoşlanıyomu ne?[/quote]
Bu açıklamayı esefle karşıladım. Küfür etmek marifet mi? Hemen arkasına sığınılır. Sende fikrini yaz. Lakin anlatayım bende yıllarca arapların bizi (Türkler Osmanlının Torunu geçmişe sövmek Şehitlerimize yazık ?) arkadan vurduğunun propagandasını yaptım. Osmanlının kalelerini yıktığını söyledim. Hain oldukların dem vurdum. Lakin hatamı anladım Eğer emperyelist güçler ve sömürgeciler sömürmek istiyorsa her yerde ve millet satılmış kişiler buluyorlar. O zamnlar da satılmış şeyh ler buldular. Osmanlıyı iç içe kırdırdılar. Oradaki halkın ne suçu var. Bugün de başka yalanlarla geldiler çocukçocuk demeden katledip öldürüyorlar. Nepalm bombası (insanı yakıp eriten bir bomda yeni denendi) atıyorlar. O zaman Arap şehleri maşaydı. Şİmdi de Kürt şeyhleri. Satılmış çok. Sözüm odur daha stratejik düşünmeliyiz. Biz güçlü olalım biz yönetelim. Neden soykırımcılara bırakalım.ABD VE YARDAKÇILARINA(iNGİLTERE,İSRAİL)
borcugin
01-07-2006, 01:00 PM
S.A.
Osmanlı kurulsun, oldukça ilginç bir düş. Ancak; Osmanlı Ümmetçi bir devletti. Ümmetçi bir devleti kim ister bu devirde ve bu tarih deneyiminde? Valla ben istemem. İsteyenlere saygı. Ama benim gibi istemeyenler çoktur. Neden Osmanlı, şu bu diyoruz da, TURAN TÜRK CUMHURİYETİ demiyoruz? gurkan inan dediğin gibi satılmış şeyh, derviş, meczup yine bulurlar emperyalistler. Her zaman dediğim gibi NE ARABIN YÜZÜ NE BATININ ŞEKERİ. Türk gibi, Türkçe, Onurluca Turan.
Selametle.
gurkan
01-07-2006, 01:23 PM
S.A.
Osmanlı kurulsun, oldukça ilginç bir düş. Ancak; Osmanlı Ümmetçi bir devletti. Ümmetçi bir devleti kim ister bu devirde ve bu tarih deneyiminde? Valla ben istemem. İsteyenlere saygı. Ama benim gibi istemeyenler çoktur. Neden Osmanlı, şu bu diyoruz da, TURAN TÜRK CUMHURİYETİ demiyoruz? gurkan inan dediğin gibi satılmış şeyh, derviş, meczup yine bulurlar emperyalistler. Her zaman dediğim gibi NE ARABIN YÜZÜ NE BATININ ŞEKERİ. Türk gibi, Türkçe, Onurluca Turan.
Selametle.
Başlık Osmanlıydı farketmez Olsun TURAN TÜRK CUMHURİYETİ.... Lakin Osmanlının da şanı var(hatalarını örtelim bir an) Dünya ya şan ve korku salmış:D :D :D Benim(Türk Milletinin) geçmişi hatalarından ibret alır, Başarılarıyla şeref duyarım.....:rolleyes: :rolleyes: :rolleyes:
borcugin
01-07-2006, 01:35 PM
S.A.
Yahu gurkan kardeş şimdi Osmanlı'ya kim dil uzattı ki? Biz onun mirasçısıyız. Onlar bizim atalarımız. Elbette övünç kaynağımız. Anlıyorsun? Benim atalarım yalnızca Gökoğuz Kayıları değil ki. Onlar gökten zembille inmedi ki. Onların da ataları vardı. Ama bu devirde Osmanlı'yı tekrar kurmak yerine neden bir Turan kurmuyoruz. Şu FG okulundan mezun olanlar, Türkiye'ye hiç gelmediği halde ahkam kesenler ve Zaman gazetesinden başka gazete okumayanlar, orda çıkan yazıları günü gününe buraya ekleyerek komik duruma düşenler ve propaganda yaptıklarını sananlar korkmasın. Bu daha iyi bir çözüm. Hepimizi içine alır. Cumhuriyetin erdemi iyidir.
Selametle.
gurkan
01-07-2006, 02:04 PM
S.A.
Yahu gurkan kardeş şimdi Osmanlı'ya kim dil uzattı ki? Biz onun mirasçısıyız. Onlar bizim atalarımız. Elbette övünç kaynağımız. Anlıyorsun? Benim atalarım yalnızca Gökoğuz Kayıları değil ki. Onlar gökten zembille inmedi ki. Onların da ataları vardı. Ama bu devirde Osmanlı'yı tekrar kurmak yerine neden bir Turan kurmuyoruz. Şu FG okulundan mezun olanlar, Türkiye'ye hiç gelmediği halde ahkam kesenler ve Zaman gazetesinden başka gazete okumayanlar, orda çıkan yazıları günü gününe buraya ekleyerek komik duruma düşenler ve propaganda yaptıklarını sananlar korkmasın. Bu daha iyi bir çözüm. Hepimizi içine alır. Cumhuriyetin erdemi iyidir.
Selametle.
valla borcugin kardeş aynı şeyleri söylüyoruz... eyvaallah....
Turcos
01-07-2006, 04:09 PM
Ne isterim ne desteklerim Osmanlı birliğinin kurulmasını,ne de Osmanlı'dan ayrılan ülkeler ister.Her türlü özgürlükleri varken Türkleri sırtından hançerleyen Araplarla birlik kurmak mı istiyoruz.Daha yeni Mekke'nin korunması için yapılan tarihi Osmanlı kalesini yıkan Araplarlarla birlik kurucaz yani.Sizce Müslüman kardeş mi onlar,benim için bir Fransızdan farkı yok Arapların...
gurkan
01-07-2006, 04:23 PM
Ne isterim ne desteklerim Osmanlı birliğinin kurulmasını,ne de Osmanlı'dan ayrılan ülkeler ister.Her türlü özgürlükleri varken Türkleri sırtından hançerleyen Araplarla birlik kurmak mı istiyoruz.Daha yeni Mekke'nin korunması için yapılan tarihi Osmanlı kalesini yıkan Araplarlarla birlik kurucaz yani.Sizce Müslüman kardeş mi onlar,benim için bir Fransızdan farkı yok Arapların...
Yanlış anlaşılmasın Arapları savunduğumdan değil lakin Halk ile yönetimler ayrılır. Ve Kötü Yönetimlerin Hatası Halk üzerinde kalır. Araplarla Türklerin Hali de öyle. Bence Türkiye Cumhuriyeti Bu Çoğrafyanın Lider Ülkesi konumunu sürdürmelidir. Ekonomik ilişkilerini Tüm Türki ve İslami Devletlerle geliştirmelidir. Neden Bu pazarları Fransızlara ve İngilizlere (artır ülkeleri vb.)farazi kaptıralım. Bu devletlerin işi Halklar arasına nifak sokmak. Ve başarılıda oldular. Ben Araplar denince duraksıyorum hemen. Buradaki herkeste benim gibi. Ayrıca İnananlar için din kardeşidir araplar... Satılmış yöneticileri istisna.. Amacım bu yargının üstünü açmak... Emperyalist sömürgecilerinin kurduğu tuzuk bu iki milletin arasına nifak sokmak. Başarılı oldular da.
Turcos
01-07-2006, 04:32 PM
Yanlış anlaşılmasın Arapları savunduğumdan değil lakin Halk ile yönetimler ayrılır. Ve Kötü Yönetimlerin Hatası Halk üzerinde kalır. Araplarla Türklerin Hali de öyle. Bence Türkiye Cumhuriyeti Bu Çoğrafyanın Lider Ülkesi konumunu sürdürmelidir. Ekonomik ilişkilerini Tüm Türki ve İslami Devletlerle geliştirmelidir. Neden Bu pazarları Fransızlara ve İngilizlere (artır ülkeleri vb.)farazi kaptıralım. Bu devletlerin işi Halklar arasına nifak sokmak. Ve başarılıda oldular. Ben Araplar denince duraksıyorum hemen. Buradaki herkeste benim gibi. Ayrıca İnananlar için din kardeşidir araplar... Satılmış yöneticileri istisna.. Amacım bu yargının üstünü açmak... Emperyalist sömürgecilerinin kurduğu tuzuk bu iki milletin arasına nifak sokmak. Başarılı oldular da. Benimde demek istediğim ticari ilişkiler kurmayalım değil birliğe hayır diyorum...Tabiyki bizimde yararımıza ticari ilişkilerin olması.
gurkan
01-07-2006, 04:40 PM
Benimde demek istediğim ticari ilişkiler kurmayalım değil birliğe hayır diyorum...Tabiyki bizimde yararımıza ticari ilişkilerin olması.
Saygı duyarım Turcos Kardeş. Lakin Ben alternatifleri değerlendiririm. Turgut ÖZAL ın Türk Birliği Çalışmaları yarım kaldı. Çok umutluydum. Yine de Umutluyum. Ama ben Derim ki (çoğu arkadaşım katılmayabilir saygı duyarım ) Türkiye Cumhuriyeti Osmanlının Mirasçisi Olarak Bu çoğrafya da liderliğini sürdürsün. Gerekiyorsa Birlik yapsın. İnsiyatifi elinde Tutsun Bölgenin lideri olsun. Bu bu çoğrafyanın ve en Başta Türkiyenin yararınadır.
Torcoman
01-07-2006, 04:48 PM
Bu açıklamayı esefle karşıladım. Küfür etmek marifet mi? Hemen arkasına sığınılır. Sende fikrini yaz. Lakin anlatayım bende yıllarca arapların bizi (Türkler Osmanlının Torunu geçmişe sövmek Şehitlerimize yazık ?) arkadan vurduğunun propagandasını yaptım. Osmanlının kalelerini yıktığını söyledim. Hain oldukların dem vurdum. Lakin hatamı anladım Eğer emperyelist güçler ve sömürgeciler sömürmek istiyorsa her yerde ve millet satılmış kişiler buluyorlar. O zamnlar da satılmış şeyh ler buldular. Osmanlıyı iç içe kırdırdılar. Oradaki halkın ne suçu var. Bugün de başka yalanlarla geldiler çocukçocuk demeden katledip öldürüyorlar. Nepalm bombası (insanı yakıp eriten bir bomda yeni denendi) atıyorlar. O zaman Arap şehleri maşaydı. Şİmdi de Kürt şeyhleri. Satılmış çok. Sözüm odur daha stratejik düşünmeliyiz. Biz güçlü olalım biz yönetelim. Neden soykırımcılara bırakalım.ABD VE YARDAKÇILARINA(iNGİLTERE,İSRAİL)
küfür eden ben değilim, sizin yaptığınıza küfür yemek denir, yani hem ezilmek hemde görmezden gelmek... bunu demeye çalıştım, araplara karşı tutumunuz tam bir küfür yeme olayı
böyle düşünenlere afiyet şeker olsun
yukarıdaki sözü esefle karşılamaya gerek yok, ben durumu tüm şekli ebadıyla yazdım, orada azılanların hepsi gerçektir, Araplar kadın çoluk çocuk bir olup katliam yapmışlardır, İÜ kütüphanesinde bunlar resimleriyle belgelidir
gurkan
01-07-2006, 05:32 PM
[quote=Torcoman]küfür eden ben değilim, sizin yaptığınıza küfür yemek denir, yani hem ezilmek hemde görmezden gelmek... bunu demeye çalıştım, araplara karşı tutumunuz tam bir küfür yeme olayı
böyle düşünenlere afiyet şeker olsun
Şahsen seviyene düşemedim. Çünkü o seviyede yemek(küfür) yemek ağzına yapıştı. Söz sahibinindir. Söyledin temizle. Ya da kendine küfür edebileceğin başka forum bul . Git belanı da cezanı Allahtan bul. Cehenneme kadar yolun var. Ölüm vaki olduğunda hatırlarsın Acizliği...
Torcoman
01-07-2006, 06:07 PM
Şahsen seviyene düşemedim. Çünkü o seviyede yemek(küfür) yemek ağzına yapıştı. Söz sahibinindir. Söyledin temizle. Ya da kendine küfür edebileceğin başka forum bul . Git belanı da cezanı Allahtan bul. Cehenneme kadar yolun var. Ölüm vaki olduğunda hatırlarsın Acizliği...
kardeşim ne bozuk dil-bilgin varmış
"küfür yemek" adlı deyimin açıklamasını yaptık 2 saat, hala anlamadıysan kusura bakma senin işlemcide problem var
küfreden falan yok kimseye, çok isityorsan özeline atayim
ölü vaki olduğunda hatırlayacağım tek şey kutsal vatanım, milletim,bayrağım olur
merak etme ne dediğimi anlayamazsın sen, işine bak
Karpuz
01-07-2006, 10:44 PM
saçma bi konu :?
KURDEXA
01-07-2006, 11:19 PM
kurulsun tabi ozaman bütün alemdeki Kürtler bir olur kolayca ne hoş
Torcoman
01-07-2006, 11:53 PM
kurulsun tabi ozaman bütün alemdeki Kürtler bir olur kolayca ne hoş
başbakanınızda kürtlerin en sevdiği admin olan bilge kağan olsun,
Forumda hakaret etmek yasaktir. Duzenlendi.
Bilge_Kagan
başbakanınızda kürtlerin en sevdiği admin olan bilge kağan olsun, tamam mı
o.ç
Hocam bazen çok fevri davranıyorsun. Bilge Kağan böyle bir iftirayı haketmiyor.
Seckjin Khan
01-08-2006, 02:11 PM
Bence hiç gerekli değil...
Bence mümkün değil. Gerekliliğine de inanmıyorum.
Bilge_Kagan
01-08-2006, 04:12 PM
kurulsun tabi ozaman bütün alemdeki Kürtler bir olur kolayca ne hoş
Tabii o "alemde" ne kadar Kurt var, bunlarin ne kadari o daglara geri donmeyi kabul eder, vatanina ihanet eder, orasi ayri bir mesele...
Meçhul Asker
01-09-2006, 03:55 AM
'Osmanlı Topluluğu' diye bir oluşum olamaz.Bu Osmanlı İmparatorluğu’yla beraber çökmüş bir modeldir.Bunu isteyen zaten ABD ve Küresel güçlerdir.Bu sayede Milli Devletlerden kurtulmuş olurlar.Adına 'Osmanlı Topluluğu' denecek organik bağ sadece Batının işine gelir.Bir de,''kurulsun tabi o zaman bütün alemdeki Kürtler bir olur kolayca ne hoş'' diyen Kurdexa ve onun türevlerinin işine gelir;ne hoş(!) .Böyle bir tasarı,ABD’nin BOP’uyla özünde aynı şeydir.Velhasıl,TURAN’dan başka hiçbir topluluk veya birliğin Türk'e faydası yoktur.
gurkan
01-09-2006, 04:49 AM
kurulsun tabi ozaman bütün alemdeki Kürtler bir olur kolayca ne hoş
Pek tabi azınlık olursun. Adam gibi otursanız oturursun yok isyan teroristlik yaparsanız. Hakkınız verilir. siz ŞU ABD VE İSRAİL MAŞASI OLMAYIN. onlar size değil Büyük İSRAİL DEVLETİNİN alt yapısını hazırlamak için destek oluyorlar. Zamanı gelince (Bu oyunu sezen kürtler hariç ) sizi kullanıp atacaktır. Saddama yaptığı gibi.
Meçhul Asker
01-09-2006, 04:54 AM
Pek tabi azınlık olursun. Adam gibi otursanız oturursun yok isyan teroristlik yaparsanız. Hakkınız verilir. siz ŞU ABD VE İSRAİL MAŞASI OLMAYIN. onlar size değil Büyük İSRAİL DEVLETİNİN alt yapısını hazırlamak için destek oluyorlar. Zamanı gelince (Bu oyunu sezen kürtler hariç ) sizi kullanıp atacaktır. Saddama yaptığı gibi.
Aslında,'Neden diğerlerine değilde,bir tek biz Kürt'lere yardım ve destekde bulunuyorlar' diye düşündüler mi hiç?Bunu sormak lazım Gürkan.Düşünmüyorlar bence bunu.İşlerine gelmiyor çünkü.
Büyük israil,vaad edilmiş topraklar:lol: :lol: :lol:
Geçen gün gazeteler; israillilerin yahudi kürtleri ziyaret etmek amacı ile kuzey ıraka trustik geziler düzenlendiğini yazmıştı;)
Senaryo adım adım gerçekleşiyorda bir unuttukları nokta ; Biz;)
gurkan
01-09-2006, 05:02 AM
Bakınız Belki Osmanlı bugün kurulamaz. Türki Cumhuriyetler Birliğinin Kurulması daha gerçekçi. Lakin Osmanlı Bizim geçmişimiz. Olmasaydı neslimizin esamesi okunmazdı. Selçukludan sancağı almış Türkiye cumhuriyetine Devretmiştir. Bugün bu caimanın(çoğrafyanın) lideri Türkiyedir. Ve liderliğini Pasif tutumu yüzünden ABD VE İSRAİLE KAPTIRMAKTADIR. onlar bu bölgede bir fitne nifak tohumu ve sömürgecidir. İnsan denilemez bunlara bunlar soykırım makineleridir. Sömürmek için yok ederler. Biz birliğimi kuralım(adınıda siz koyun ister TURAN CUMHURİYETİ OLSUN İSTER OSMANLI MİLLETLER CUMHURİYETİ OLSUN) ve bu soykırımcıları kovalım buralardan. Petrol de bizde olur Doğalgaz ... Bu kolay iş değildir. İlk önce Ticari anltmaşmalar ile başlanılmalıdır. Arkadaşlar bu çoğrafya bizim. İnananızla inanmayanıyla. Başkası sömürmesin bizde fakir ve güçsüz kalmayalım. Türkiye büyük atılımlar yapmaktadır Keza Kazakistanda Adriyatikten cin seddine bu coğrafya bizim...
Administrator
01-10-2006, 12:08 PM
arkadashlar bugunku reallarda islam birligide turk birligide uopijay ugrajacak bir seydir ...su anda ilk asamda turk ve islam dunjasinda en onemlisi birlesmek degil ama ujanmak hereketinde olmamiz lazim karincayi kendi dunjasi var ve diger dunjadan hic gaberi olmadigi gibi bizim milletler in shu anki hajat terzini karincaninkija benzetijorum,,,
araplar oosmanla hep arakadan vurdu dieynlere:
meslen rusjanin tek kendi ayni ainda ingletere,fransa ve osmali ittifaki ile japtigi kirim savashinda osmanli ordusunda cok sayida arap milletine ayit insanlar savashijordu ve cogu oralarda can vermishtir...osmaliyi arkadan tamerlanda vurdu bu vurushun osmanlija nekadar zarar verdigini farkindad degilsizn,,jani iste gecmishte hatalar japildi bugun ise kesinlile unutulmalidir..ilk once trukiye egitiminden baslajalim su "araplar bizi arkadan vurdu" lafini artik egitimden(veja milliy propogandadan) cikartsalar cok iyi olurdu..
yavuz
01-12-2006, 12:53 PM
böyle bir topluluğun olması bizi kesinlikle yükseltecektir... böyle bir topluluğun olması demek, günümüzde "mazlum" olan islam devletlerinin zulüm görmemesi demektir. çünkü, bu topluluğa girmek için en ön saflarda yer alacak olan devletler günümüzde ezilen devletlerdir. bosna gibi, kosova gibi, filistin gibi... hatta kuzey afrika devletleri ve belki de arap yarımadası...
"türkiye"yi bir kardeş gibi, abi gibi gören devlet günümüzde o kadar fazlaki... böyle bir girişimde bulunsak şimdiden 5-10 üyesi olur... sudan, pakistan, cezayir, filistin, bosna-hersek ve yemen aklıma gelenler. -ki; bu ülkeler türkiye güçsüz olmasına ragmen arkasından gelecek olanlardır. bir de güçlü olduğumuzda bizi takip edecek olanları düşünürsek osmanlı imparatorluğu'nun en güçlü olduğu zamanı gösteren haritadaki topraklardan daha büyük bir alanda siyasi gücümüz olur.
ama böyle bir birliği kuracak ne bir yönetici var başımızda ne de bunu destekleyecek bir nesil. zaten osmanlı dedin mi direkt akla haremde alem yapan yaşlı, sakallı adamlar, astığı astık, kestiği kestik bir yönetim geliyor. en azından okulumda öğretilmek istenen buydu ilkokulda. ama ben birçok arkadaşım gibi böyle safsatalara inanmadım. ben zamanında osmanlı nın hiçbir çıkarı olmadığı halde ACEH'e yardım ettiğini ve daha birçok olayı biliyordum. şimdi lise 1. sınıftayım ve yine aynı şeyler büyük ölçüde devam ediyor. Allah'a şükür iyi bir okula gidiyorum ve öğretmenlerim zeki insanlar. onlar biliyorlar osmanlı yı...
gurkan
01-13-2006, 10:21 AM
böyle bir topluluğun olması bizi kesinlikle yükseltecektir... böyle bir topluluğun olması demek, günümüzde "mazlum" olan islam devletlerinin zulüm görmemesi demektir. çünkü, bu topluluğa girmek için en ön saflarda yer alacak olan devletler günümüzde ezilen devletlerdir. bosna gibi, kosova gibi, filistin gibi... hatta kuzey afrika devletleri ve belki de arap yarımadası...
"türkiye"yi bir kardeş gibi, abi gibi gören devlet günümüzde o kadar fazlaki... böyle bir girişimde bulunsak şimdiden 5-10 üyesi olur... sudan, pakistan, cezayir, filistin, bosna-hersek ve yemen aklıma gelenler. -ki; bu ülkeler türkiye güçsüz olmasına ragmen arkasından gelecek olanlardır. bir de güçlü olduğumuzda bizi takip edecek olanları düşünürsek osmanlı imparatorluğu'nun en güçlü olduğu zamanı gösteren haritadaki topraklardan daha büyük bir alanda siyasi gücümüz olur.
ama böyle bir birliği kuracak ne bir yönetici var başımızda ne de bunu destekleyecek bir nesil. zaten osmanlı dedin mi direkt akla haremde alem yapan yaşlı, sakallı adamlar, astığı astık, kestiği kestik bir yönetim geliyor. en azından okulumda öğretilmek istenen buydu ilkokulda. ama ben birçok arkadaşım gibi böyle safsatalara inanmadım. ben zamanında osmanlı nın hiçbir çıkarı olmadığı halde ACEH'e yardım ettiğini ve daha birçok olayı biliyordum. şimdi lise 1. sınıftayım ve yine aynı şeyler büyük ölçüde devam ediyor. Allah'a şükür iyi bir okula gidiyorum ve öğretmenlerim zeki insanlar. onlar biliyorlar osmanlı yı...
eyvaallah yiğidim bizim milletinin geçmişini bilen geçmişinden ders olan nesile ihtiyacımız var
Osmanli dendiginde biz turkleri anliyoruz. osmanlini kurajak olanlar turklerdir. turanni kurajak olanlarin bashinda yene turkler olur. chunki onlar daha hazir bashka ulkelere gore.
osmanli yaki turan jamiyeti kurulsa bu eski osmanli ulkeleri olmasi mumkin degil amma bashka ulkeler gelip katila bilir diye dushunuyorum. musulman ulkelerin chogunda orta shark tarafdaki osmanli arzusi var oldugunu goruyorum.
yavuz
01-15-2006, 07:47 AM
bir de turan ı tabi türkler kuracak. turan, türklerin bir çatı altında toplanmasıdır, en kısa olarak...
borcugin
01-15-2006, 12:50 PM
Osmanli dendiginde biz turkleri anliyoruz. osmanlini kurajak olanlar turklerdir. turanni kurajak olanlarin bashinda yene turkler olur. chunki onlar daha hazir bashka ulkelere gore.
osmanli yaki turan jamiyeti kurulsa bu eski osmanli ulkeleri olmasi mumkin degil amma bashka ulkeler gelip katila bilir diye dushunuyorum. musulman ulkelerin chogunda orta shark tarafdaki osmanli arzusi var oldugunu goruyorum.
S.A.
Gani herşey dediğin gibi olsun. Ancak şu sözünü onaylamıyorum. musulman ulkelerin chogunda orta shark tarafdaki osmanli arzusi var oldugunu goruyorum Yalnıca orta sharkta değil, balkanlarda, moldovyada da var bu istek ve adı niye Osmanlı olsun. Turan Türk Cumhuriyeti olması seni rahatsız eder mi?
Selametle.
Bilge_Kagan
01-15-2006, 01:42 PM
turan, türklerin bir çatı altında toplanmasıdır, en kısa olarak...
www.hunmagyar.org (http://www.hunmagyar.org) // senden farkli dusunenler de var...
Turan, Sehname'ye konu olmus "Iran-Turan" savaslarinin, Iran karsisinda olan kismidir. Iran'in kuzeyini ve kuzeydogusunu kapsar. "bacha" rumuzlu uye bu iki kismin "Farsca konusan kardes dusmanlar" oldugunu soyledi, Sehnameye gore ancak, burada gecen Rustem'in karsisina cikan "Afrasiyab"in, Alp Er Tunga oldugu biliniyor...Dolayisiyla, Turan Turklere ait kabul edilebilir, ancak anlami "Turklerin bir cati altinda toplanmasi" degildir. Sadece cografya belirtir.
Birbirinden bambaska Turan dusuncelerinin oldugunu da gozardi etmemek gerek...
S.A.
Gani herşey dediğin gibi olsun. Ancak şu sözünü onaylamıyorum. Yalnıca orta sharkta değil, balkanlarda, moldovyada da var bu istek ve adı niye Osmanlı olsun. Turan Türk Cumhuriyeti olması seni rahatsız eder mi?
Selametle.
hich rahatsiz etmez amma balkanlarin neyine turan diyeceksin ki? hich olmazsa cografi bir sebebi de yok??
kurshad
01-20-2006, 05:33 AM
hich rahatsiz etmez amma balkanlarin neyine turan diyeceksin ki? hich olmazsa cografi bir sebebi de yok??
Turan'in cografi sinirlarini bir tarif etsen diyorum?..
Zorlanirsan alttaki linkten faydalan;
www.hunmagyar.com
Ne diye osmanliyi istiyeyimki ben Turk um yasadigim ulkenin adi soyum gibi olmali Turkiye denmeli bir tane turk ailesinin ismini niye kabul edeyim?
Ne diye arap ulkelerini yonetmek isteyelim kendi kendilerini yonetsinler bize ne ?
Sadece turki cumhuriyetler ile birlesme olabilir o zamanda adimiz TURKISTAN olur.
yavuz
01-20-2006, 12:46 PM
www.hunmagyar.org (http://www.hunmagyar.org) // senden farkli dusunenler de var...
Turan, Sehname'ye konu olmus "Iran-Turan" savaslarinin, Iran karsisinda olan kismidir. Iran'in kuzeyini ve kuzeydogusunu kapsar. "bacha" rumuzlu uye bu iki kismin "Farsca konusan kardes dusmanlar" oldugunu soyledi, Sehnameye gore ancak, burada gecen Rustem'in karsisina cikan "Afrasiyab"in, Alp Er Tunga oldugu biliniyor...Dolayisiyla, Turan Turklere ait kabul edilebilir, ancak anlami "Turklerin bir cati altinda toplanmasi" degildir. Sadece cografya belirtir.
Birbirinden bambaska Turan dusuncelerinin oldugunu da gozardi etmemek gerek...
bak duymuşsun bir sehname iki de bir aynı telden çalma. turan-iran bir ikileme kurmuşsun kafanda saçmalıyosun. turan, türklerin bir çatı altında toplanması düşüncesidir.
hem sen kürdan a bak :D kürtlerin bir çatı altında toplanmasına yani... herkes kendi milletini tartışsın. gerçi kürtler millet olmaya dahi layık olmayan kişiler ama neyse.
gurkan
01-20-2006, 01:23 PM
Ne diye osmanliyi istiyeyimki ben Turk um yasadigim ulkenin adi soyum gibi olmali Turkiye denmeli bir tane turk ailesinin ismini niye kabul edeyim?
.................................................. .................................................
mete arkadaşımıza cevaben
Türkiye neden Osmanlıyı istesin çünkü mirasının üzerinde oturuyor. Ve Türkiyenin gücünü Osmanlı Tebbasından alır. Ve Osmanlı da Türktür. Ve Türkistanı da kapsar tüm islam alemini de. Osmanlı demek tek bir soy demek değildir. Dünya da 600 aşkın hüküm sürmüş eşiz modeldir. Başka örneği yok. Eğer Türkiye dünya da söz sahibi olmak istiyorsa akılcı söylem ve politikalıtikalara ihtiyaç vardır. Bugünün güçlü ülkeleri yeni bir güç istemez ve pastayı bölmekte istemez lakin Osmanlı tebbası ve Türkistan ülkeleri(can kardeş soydaşlarımız) böyle bir oluşuma gönül bağları var. Ancak bu şekilde güçlü ve etkili olabilir. Gelecekte ırkçı politikaların yeri olmamalı ve stratejik düşünlmeli. Türkiye ancak ve ancak bu çoğrafya da güç bulabilir. Ve ancak bu çoğrafya da desteklenir. Arkadaşlar bu çoğrafya bizim... Birlik olalımlaz,boşnak,arnavut,arab ve biz türkmenler (tanımın içinde bütün türk boylarını içermiş olsun)....
Ne diye arap ulkelerini yonetmek isteyelim kendi kendilerini yonetsinler bize ne ?
Sadece turki cumhuriyetler ile birlesme olabilir o zamanda adimiz TURKISTAN olur.
Birlik illede yönetmek değildir. Yani illede ekonomik ticari ve siyasi birlik şeklinde olabilir. Güçbirlikten doğar. Ve bu bölgenin tasarrufu bölge ülkerinin olmalı sömürücü ve emperyalist güçlerin sermayesi değil. Biz Türkiye olarak çok yönlü düşünelim Türki Cumhuriyetler birliği kurup adını TÜRKİSTAN KOYALIM EYVAALLAH. lakin Türkiye nin Osmanlı dan aldığı bayrak le Türk islam birliği potansiyeli de var. Türkiye buna sırtını dönmesi demek ateştir. Ateş ise ABD ve SİYONİSTLERİN elindedir. Gün Gelir Türkiye ye şıçrar. Türkiyenin liderliğini bu bölge ülkeleri belirleyecek ve bu ülkelrde Türkiye ye karşı pozitif bakış varken Türkiye sırtını dönmez. Türkiye Osmanlının mirasına sahip çıkmalıdır. Nasıl Rusya SSCB ülkeleri alanına stratejik bakıyorsa Türkiye de Osmanlı Çoğrafyası ve Türkistan çoğrafyasına stratejik bakmalıdır.
Colpan
01-20-2006, 01:30 PM
Osmanlı'da yetmiş iki buçuk milletin elemanları Türk'ü soyuyorlardı. 'Arablar için döktüğümüz kan yetmedi mi? Onlar için harcadığımız paralar yetmedi mi? Onlardan gördüğümüz ihânetler yetmedi mi?
Türk milleti artık Osmanlı'yı falan diriltmeyecektir. Uyandık beğler.
gurkan
01-20-2006, 02:04 PM
Osmanlı'da yetmiş iki buçuk milletin elemanları Türk'ü soyuyorlardı. 'Arablar için döktüğümüz kan yetmedi mi? Onlar için harcadığımız paralar yetmedi mi? Onlardan gördüğümüz ihânetler yetmedi mi?
Türk milleti artık Osmanlı'yı falan diriltmeyecektir. Uyandık beğler.
Daha uyanamadık gözlerimiz boyandı ve içimize nifak tohumu atıldı ve bunu kolay silemeyiz. İngilizlerin misyonerlik faaliyetlerini unutmayalım ? geldiler casuslarına islam öğrettiler. bozuk meshepler çıkardılar. Arab şeyhlerini gözlerini para ve mevki ile boyadılar. O zaman ki milliyetçilik akımıyla uyumlu söylemler geliştirdiler. Bizi içten böldüler. İçten vurdular. İçten nifak tohumu attılar. ve Osmalı tebaasını 49 parçaya bölüp başlarına kendi politikalarını uygulayan satılmış şeyh ve aşiret ailelerini koydular. Yan çizdi mi (ırak ta olduğu gibi) vurup yıkıp kan vahşet saçtılar. Türkiyeyi kurtuluş savaşı sonrası bağımsızlık vermek zorunda olan İngiltere başkanı (bu Türklerin bağımsızlığını nedentanıdınız bu Türkler yeniden güçlenir ve Eski imparatorluğunu kurabilir diye gelen eleştirilere yanıtı bakınız ilginç ama nasıldır?) " Asla kuramayacaklar ve kuramazlar biz onlardan iki önemli şeyi aldık bir hilafeti , iki Dinlerini..." Acı ama gerçek bu nifak tohumu yüzünden biz birlik kuramayız. Bu çoğrafya bizim bu kısır bakış açısından kurtulmalıyız. Hiç bir milletin böyle şanlı geçmişi yoktur. Ve hiç bir millet yoktur ki geçmişine sövsün. Biz geçmişsin hatalarından ibret alalım taşı atanı değil attıranı iyi belleyelim geleceğe bakalım
saygılar
Gurkan bu yobaz sacmalariyla buradakileri zehirleyemezssin gordugum kadariyla sen bir seriatcisin senin istegin din birligi Turk birligi degil .
Diyosunki Ingilizler demislerki yok birdaha osmanliyi kuramazlar biz onlardan 1 hilafeti 2 dinlerini sen kim oluyorsunda boyle birseyi aci ama gercek diye dogruymus gibi gosteriyorsun sana gore seriat olmadikca millet dinsizmi oluyor.
Ataturk senin gibileri cok sallandirdi istiklal mahkemelerinde Cumhuriyet ve Laikligi getirdi ama yeniden kasinmaya basladiniz .
Zaten isgal sirasinda senin gibi seriatcilar aman ingilizler ve yunanlilar dinimizi elden elden alirlar korkusuyla isgal kuvvetlerine yardimci oldular fetvalar verip ataurk u vatan haini ilan ettiler buna karsilik ingiliz kuvvetleri o zamanlarada bu seriatcilarin destegini kaybetmemek icin kahvelerden insanlari toplayip gidin caminize diye toplayip camiye gotururlerdi .
Araplari hic savunma o zamanki sozde halife araplara fetvalar verdi halifeleri olarak ingilizlere karsi savasmalari icin ama kimse takmadi ve butun askerlerimizi ingilizlerle birlik olup oldurduler bana casuslardan falan bahsetme sakin cunku komik oluyorsun casuslar butun halki kandirip osmanliyi oldurtemez sadece iclerinde varsa osmanli dusmanligi onu aciga cikarip destek olurldular o kadar.
gurkan
01-20-2006, 03:36 PM
Gurkan bu yobaz sacmalariyla buradakileri zehirleyemezssin gordugum kadariyla sen bir seriatcisin senin istegin din birligi Turk birligi degil .
Diyosunki Ingilizler demislerki yok birdaha osmanliyi kuramazlar biz onlardan 1 hilafeti 2 dinlerini sen kim oluyorsunda boyle birseyi aci ama gercek diye dogruymus gibi gosteriyorsun sana gore seriat olmadikca millet dinsizmi oluyor.
Ataturk senin gibileri cok sallandirdi istiklal mahkemelerinde Cumhuriyet ve Laikligi getirdi ama yeniden kasinmaya basladiniz .
Zaten isgal sirasinda senin gibi seriatcilar aman ingilizler ve yunanlilar dinimizi elden elden alirlar korkusuyla isgal kuvvetlerine yardimci oldular fetvalar verip ataurk u vatan haini ilan ettiler buna karsilik ingiliz kuvvetleri o zamanlarada bu seriatcilarin destegini kaybetmemek icin kahvelerden insanlari toplayip gidin caminize diye toplayip camiye gotururlerdi .
Araplari hic savunma o zamanki sozde halife araplara fetvalar verdi halifeleri olarak ingilizlere karsi savasmalari icin ama kimse takmadi ve butun askerlerimizi ingilizlerle birlik olup oldurduler bana casuslardan falan bahsetme sakin cunku komik oluyorsun casuslar butun halki kandirip osmanliyi oldurtemez sadece iclerinde varsa osmanli dusmanligi onu aciga cikarip destek olurldular o kadar.
Valla komiksin .... Git Geçmişini araştır ve dosdoğru öğren. Taşı vuranı değil vurdurtanı gör. Araplarları desteklemem lakin akılcı olmak gerekli. Bizim çoğrafyamızla ilişkilerimizin iyi olması veya böyle bir birlik olması kimin işine yarar ? Amerikanın işine yaramayacağı kesin ama Türkiyenin işine yarar Çoğrafı yakınlık ile ucuz petrol (herkes ucuza benzin alır) ürettiğini sattabildiğin pazar. Daha fazla ihracat ve bugünkü cari açığın azalması dış ticaret dengesinin düzelmesi. ben iktisatçıyım. Dinci değilim. Ama müslümanım uyanık ol kardeşim. Bir politikayı savunurken düşün bakalım ne getirir ne götürür. Birlikler ekonomik olsun sanayi olsun siyasi olsun Topluma refah getirir. Biz AB ye neden girmek istiyoruz hristiyan olmak için mi hayır Refah için ... Eeee Biz bu arab diyarından çekildik söz sahibi olmadık geldi İSRAİL IRAKI BÖLDÜ VE BÜYÜK İSRAİL DEVLETİNİ KURDU. OLUR MU OLUR. uyanık olalım kardeşim iyi görelim perdeyi iyi okuyalım.
......ben müslümanım Türküm ayrıca Türki Cumhuriyetler birliğinin kurulması taraftarıyım.
O zamanki ingiliz başkanı avam kamerasından öyle halkına o cümle ile cevap verdi. Bugün için birlik kurabilir miyiz ? Söyleyeyim kuramayız.Şahsım bazı önyargıları kırmak ve bakış açısı sağlamak maksadıyla yazıyorum. (Çünkü araplar ilgili sizin tezinizi ben savunuyordum lakin baktım oyun başka Türkiyeye kar getirmez ABD VE İSRAİLİN ekmeğine yağ sürer.)
Araplar bizi arkadan vurarak zaten kaybettiler ve Hristiyanlarin koleleri oldular onlarla birlik kurmak imkansiz musluman turkleri arkadan bicaklyip kovdular hristiyan ingiltere ve amerika coktu baslarina kanlarini emiyor Turkiye nin yapacagi yapabilecegi tek sey var mumkun oldugunca arap pazarindan pay kapmak baska bir sey olmaz onlarla aramizda.
Bir ay once almanya berlin deydim oradki tum turkler en dinci olani bile araplara dusman cunku insan degiller her turlu pislik onlarda .
Sadece turk birligi bizi eski gucumuze getirebilir.
gurkan
01-20-2006, 04:01 PM
Araplar bizi arkadan vurarak zaten kaybettiler ve Hristiyanlarin koleleri oldular onlarla birlik kurmak imkansiz musluman turkleri arkadan bicaklyip kovdular hristiyan ingiltere ve amerika coktu baslarina kanlarini emiyor Turkiye nin yapacagi yapabilecegi tek sey var mumkun oldugunca arap pazarindan pay kapmak baska bir sey olmaz onlarla aramizda.
Bir ay once almanya berlin deydim oradki tum turkler en dinci olani bile araplara dusman cunku insan degiller her turlu pislik onlarda .
Sadece turk birligi bizi eski gucumuze getirebilir.
iranla ilgili yorumun güzel doğruyu yakalamıssın. bu son yorumun pozitif inşaalah biz türki cumhuriyetler birliğini kurarız. bu gücümüze güç katacaktır. Bakın Kazakistana yıldızı parlıyor şimdi Çinden Kazakistana uzanan ipek yolunu Türkiyeye getirmeyi planı yapılıyor . aşama aşama birleşme olacak bu gerçekçi
Türkiyenin çıkarları bu arap ülkeleri ile işbirliği yapması ile örtüşüyor. Ben stratejik ve çok yönlü düşünüyorum. Ben dedim ya herkes gibi düşünüyordum. 3 yıl var düşüncemi revize ettim o da bu AMERİKANIN ırakı işgalinin ve Askerlerimize çuval geçirmeleri kafama dank etti araştırdım misyonerlik faaliyetleri vs... bu düşüncelerimin paylaşmak önemli milletimiz oyunu görmeli.. Biz oradan elimizi ayağımızı kesersek ABD VE YARDAKÇISI İSRAİL iran ve suriyeden sonra sırayı bize getirir. Bunlar hak hukuk bilmez insan kasaplarıdır. Uyanık olalım. Ben bunu bilir bunu söylerim.
iranla ilgili yorumun g?zel do?ruyu yakalam?ss?n. bu son yorumun pozitif in?aalah biz t?rki cumhuriyetler birli?ini kurar?z. bu g?c?m?ze g?? katacakt?r.
Ben zaten pozitifim ;) ama bazi dusuncelerim yanlis anlasiliyor
gurkan
01-20-2006, 04:17 PM
Ben zaten pozitifim ;) ama bazi dusuncelerim yanlis anlasiliyor
bazen konuşmayı ve tartışmayı bilmiyoruz. öğreneceğiz kardeşim.seninle öğrendik:D mesala. Kardeşim geçmişimizi iyi bilelim ibret alalım . Bu ingiliz israil ve ABD oyunlarını iyi sezelim.
Batı'nın Osmanlı'nın Adaletine Olan Hayranlığı
Günümüzde birçok yabancı siyaset-bilimci ve yönetim-bilimci, Osmanlı Tarihi konusunda araştırmalar yapmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri; Osmanlı İmparatorluğu'nun üç kıtaya yayılmış geniş topraklarını, nasıl olup da 6 asır boyunca büyük başarı ve adaletle yönetebilmiş olduğudur. Bu topraklarda, farklı ırklara ve farklı dinlere mensup milletlerin yaşadığı da göz önünde bulundurulduğunda, Osmanlı'nın bu başarıyı ne şekilde elde ettiği, Batılı bilim adamları için daha da çekici hale gelmektedir.
Tarihçi Jason Goodwin, New York Times Gazetesi'nde yayınlanan, "Osmanlı'dan Öğreneceklerimiz" başlıklı makalesinde, Balkanlar'daki istikrarsızlık için bir çözüm önerirken aslında, merak edilen bu başarının sırrına da dikkat çekmiştir. Yazar, Osmanlı'nın idaresi altındaki topraklarda dini, kültürel ve etnik açılardan büyük farklılıklar bulunduğunu, ancak 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar, halkın hiçbir kesimine asla baskı yapılmadığını ve kısıtlama getirilmediğini söylemiştir. Bu sayede Osmanlı'nın istikrarı ve düzeni koruduğunu söyleyen Goodwin, bugün yeryüzünde barışın ve huzurun sağlanması için Osmanlı'dan öğrenilecek çok fazla şeyin olduğunu dile getirmiştir. 1
Bir başka tarihçi, İngiliz F. Downey, Kanun-i Sultan Süleyman'ın üstün vasıflarını anlattığı bir eserinde Osmanlı'nın adalet anlayışının zamanının diğer devletlerine göre çok üstün olduğunu belirtmiştir. Downey, birçok Hıristiyanın kendi ülkesinden ayrılarak Osmanlı'nın adaletine sığındığını bildirmiştir. 2
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Birçok batılı yazar ve aydının Osmanlı 'nın yönetim anlayışının üstünlüğünü vurgulayan görüşleri bulunmaktadır. ....
devami
http://www.harunyahya.org/guncel/basinda_hy/basinda_17nisan.htm
Shirin_Qiz
01-26-2006, 07:03 AM
Benim gözimle Osmanlı ....
Osman Bey, Osmanlı Devleti’ni ve Osmanoğullarını kuran ve adını devletine ve soyuna vermiş bulunan ilk Osmanlı Sultânıdır. Kendisine Kara Osman, Fahruddin ve Mu’înüddin de denmiştir. Osman Gâzî, hayatının sonuna kadar emîr yani bey olarak anılmıştır; vefâtından sonra Hân ve Sultân denmiştir. Çünkü hayatının sonlarına doğru uc beyi olmuştur.
Osman Bey, 1258 tarihinde Söğüd’de veya Osmancık’da dünyaya geldi. Babası Ertuğrul Gâzî ve annesi Halîme Hâtun’dur. 24 yaşındayken babasının yerine geçti. Osman Gâzî, önce Kastamonu’daki Çobanoğullarına, sonra da Kütahya’daki Germiyanoğullarına bağlı idi. Onlar da Selçuklu Sultânına bağlıydılar. İlk evliliği, 1280 civarında, Sultân Orhan’ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtun iledir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabî’a Bâlâ Hâtun ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. Bu hanımından da Şehzâde Alâ’addin dünyaya geldi.
1281 yılında babasının yerine aşiret beyi olan Osman Bey, bir görüşe göre, Selçuklu Sultânı II. Gıyâseddin Mes’ûd’un 1284’de Söğüd ve çevresinin kendisine tahsis edildiğine dair olan fermanı ve yanında hediye ettiği ak sancak, tuğ ve mehterhâne ile uc beyi olmuştur. 1288 veya 1291 tarihinde Karacahisâr’ı fethetmesi ve Dursun Fakih’e kendi adına hutbe okutması, Osman Bey’in yarı istiklâlini kazanması demektir.
Osman Gâzi’nin Bizans sınır şehirlerini birer birer fethetmesi üzerine telâşa düşen Bizanslılar onu ortadan kaldırmak için bir düğün vesilesiyle bir baskın hazırlarlar. Baskına baskınla cevap veren Osman Bey, 1299 yılında Yarhisâr ve Bilecik’i fethetti ve beylik merkezini Bilecik’e nakletti ve fitneye sebep olan Yarhisâr Tekfurunun kızı Nilüfer’i (Holofura’yı) oğlu Orhan ile evlendirdi. Bu tarih, daha önce açıklanan sebeplerle Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılı kabul edildi. 27 Ocak 1300’de Selçuklu Sultânı III. Alâ’addin Keykubad’ın saltanat alâmeti olan tabl, alem ve tuğu Osman Beye bir ferman ile göndermesi ile artık Osman Bey müstakil bir uc beyi olmuştu. 1301 yılında Bursa’ya yakın bir yerde Yenişehir’i kurdu ve saltanat merkezini buraya nakletti. Bu arada bütün bu fetihlerde kendisine yardım edenleri de unutmadı ve kardeşi Gündüz Bey’e Eskişehir’i; oğlu Orhan Bey’e Sultânönü’nü; Hasan Alp’a Yarhisâr’ı; Şeyh Edebalı’ya Bilecik’i ve Turgut Alp’e İnegöl’ü verdi ve Edebalı’nın torunu Alâ’addin’i yanında götürdü. 1308 yılında İlhanlı Hükümdarı Ahmed Gazan tarafından Selçuklu Devletine son verilince Osmanlı Devleti tamamen müstakil hale geldi. 1313’de Harmankaya Hâkimi Köse Mihal Bey’in Müslüman olmasıyla Mekece, Akhisâr ve Gölpazarı Osmanlının eline geçti. 1320 yılından itibaren çevrede fazla görünmeyen Osman Bey, 1324 yılında beyliği oğlu Orhan Bey’e devretti. 1324 yılı Şubat ayında Bursa’nın fethini görmeden 67 yaşında vefat eden Osman Bey, vasiyeti üzerine, geçici olarak gömülü bulunduğu Söğüd’den alınarak 2.5 yıl sonra 1326 yılında Bursa’daki Gümüş Künbed’e defn olunmuştur.
Babasından 4800 km2 olarak aldığı toprakları 16.000 km2’ye çıkaran Osman Bey’in Orhan ve Alâ’addin dışındaki çocukları şunlardır: Fatma Hâtun, Savcı Bey, Melik Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Bey ve Çoban Bey. Bugünkü mülkî taksimata göre, Osman Bey zamanında Osmanoğullarının ülkesi, Bilecik, Eskişehir merkez, Sakarya’ya bağlı Geyve, Akyazı ve Hendek, Kütahya-Domaniç ve Bursa ilinin Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerini kapsıyordu.
Osman Bey zamanındaki büyük âlimler ve şeyhlerden bazılarını da hatırlatmakta yarar vardır: Âlimlerden en önemlileri Mevlânâ Şeyh Edebalı, Dursun Fakîh ve Hattâb bin Ebî Kâsım Karahisârî’dir. Maneviyât reislerinden ise, Şeyh Muhlis Baba, Şeyh Âşık Paşa, Şeyh Ulvân Çelebi, Şeyh Hasan Çelebi ve Baba İlyas mutlaka zikredilmelidir.
yanish olursem lutfen duzeltin..
Osmanlıda iyilik ve insaniyet
Osmanlılar, gönüllerini süsleyen İslam ahlakının zarafet ve nezaket numuneleriyle dolu bir hayat yaşamışlardır. Dolayısıyla Avrupa’da insanlar adeta idarecilerinin eli altında esir muamelesine tâbi tutularak çok ağır şartlarda yaşarken, Osmanlılarda Müslüman olmayan halk bile, gayet huzur ve rahat içinde ömür sürmekteydi.
Nitekim bu hâli müşahede edebilen pek çok memleket ve şehir halkının Osmanlıyı “Gelin bizleri de sizler idare edin!” diye davet eylediği tarihi bir gerçektir.
Zira, o sıralarda Batı’da Galile gibi bir ilim adamı, İslam kaynaklarından mülhem olarak, “Dünya dönüyor!” dediği için idama mahkum edilmiştir. Yine batılıların psikiyatrik hastalar hakkında, “Bunların içine cin girmiş!” deyip de onları ateşe atmaları, ne büyük bir cehalet ve cinayettir.
Osmanlı’nın bu kadar merhametli, şefkatli olmasının esas kaynağı İslamiyet’ti. Herkese karşı gösterdiği iyilik ve insaniyeti, gayri müslimler, kendi dindaşlarından bile göremezlerdi. Osmanlıların bu hâllerini Hıristiyan araştırmacı seyyahlardan dinleyelim:
L. H. Delamarre:
“İstanbul civarındaki gezintilerimde ben hep bu milletin lütufkârlığı ile misafirperverlik aşkına şahit oldum. Rast geldiğim hangi Türk’e yol sorsam, hemen bana rehberlikte bulunuyor, yiyecek ve içecek şeyler hususunda elinden geleni esirgemiyordu. Onların bütün davranışlarında mükemmel bir insaniyet ve kibarlık göze çarpıyordu.”
Dr. A. Brayer:
“Osmanlılarda öyle bir ruh vardır ki, bu sayede onlar, her misafire mukaddes bir nimet nazarıyla bakarlar. Ev sahibi, misafirine evinin en güzel odasını tahsis ederek her hizmetini canla başla yapar. Hatta misafiri hastalandığı zaman hekime götürür parasını dahi verir. Zira misafire masraf yaptırmayı ayıp saymaktadırlar. Misafir, evden ayrılırken de orada kalmak suretiyle gösterdiği lütufkârlığın bir minnet ve şükran hatırası olarak ev sahibinden kendisine birkaç hediye de takdim edilir.”
Osmanlılar, koğuculuk, iftira, kötüleme, küfür, kin, garaz, kumar, intihar, düello ve cinayet gibi her türlü fenalıklardan son derece kaçınıp korunmaya çalışmalardır. Öyle ki dıştan bakanlar, onların bu fenalıkları adeta bilmediklerine hükmetmişlerdir.
Bu hâli Du Loir şöyle ifade eder:
“Türkler herhangi bir intikam hissi beslemekten son derece çekinirler: Dinlerinin bu hususa ait bir hükmü mucibince, Cuma namazına başlamadan önce düşmanlarını af ettiklerini adeta ilan etmek durumundadırlar. Aksi halde, namazlarının kabul edilmeyeceğine inanırlar. Ayrıca her bayramın birinci günü de onlar için umumi bir barış günüdür. Birbirlerine rastladıklarında müsafeha ederler ve küçükler büyüğünün eline öptükten sonra ellerini başlarına götürüp “Bayramın mübarek olsun!” derler.
Küfürbazlık, öfke ve intikam hissinin müşterek mahsulü olduğu gibi, kumarbazlığın da tabii bir neticesidir. Bu, Hıristiyan memleketlerinde pek yaygın bir şekilde ve tamamıyla mevcuttur. Ancak Osmanlıların sokaklarında da evlerinde de hiçbir küfür sözü işitilmez. Bunun yüzümüzü kızartacak ve bizi hayrete düşürecek tarafı da, Osmanlıların yalnız ağızlarında değil, lisanlarında da küfür kelimelerinin bulunmayışıdır.”
kurshad
01-26-2006, 11:07 AM
Benim gözimle Osmanlı ....
Osman Bey zamanındaki büyük âlimler ve şeyhlerden bazılarını da hatırlatmakta yarar vardır: Maneviyât reislerinden ise, Şeyh Muhlis Baba, Şeyh Âşık Paşa, Şeyh Ulvân Çelebi, Şeyh Hasan Çellebi ve Baba İlyas mutlaka zikredilmelidir.
yanish olursem lutfen duzeltin..
Baba Ilyas, Osman bey'in dogumundan once oldurulmustur. Fikirleri manen de olsa Osman beyi etkiledigi iddiasi yanlis olur. Baba Ilyas Anadolu alevililginin koklerini hazirlayan babailik denilen heterodoks islam felsefesinin kurucularindandir.
Muhlis pasa ve Asik pasa Baba Ilyas'in familyasindan olup sirasiyla oglu ve torunudur. Osman bey'i etkilemis olmalari da dusunulemez.
Elvan celebi ise Asik pasa'nin ogludur yani Osman bey'den en az yuzyil sonra dogmustur.
Alinti yaptigin site 'www.osmanli.org' sanirim.Boyle bir maddi hata nasil yaptilar ben de merak ediyorum..
Osmanlıyı anlamak kolay değil!
Avrupa ülkeleri, bilhassa akıl hocaları İngilizler, planlarını hep İslam düşmanlığı üzerine kurdular; “Ne yapalım da İslamiyet zayıflasın, dolayısıyla Hıristiyanlık kuvvetlensin!..” Planlarını bunun üzerine bina ettiler. Dün olduğu gibi bugün de geçerlidir bu kural. Demokrasi, din ve vicdan hürriyeti kendileri için, yani Hıristiyanlık için geçerlidir. Müslümanlar için böyle bir şey söz konusu değildir. Nerede görülürse sinsice yok edilmelidir, prensibi uygulandı hep. En büyük düşmanları da Osmanlı oldu.
Sebebi de şu: İslamiyet’i, Eshab-ı kiramdan sonra gerçek manada, en mükemmel şekilde sadece Osmanlılar temsil etmişler ve üç kıtaya yaymışlar. Dünyanın en büyük Müslüman Türk İmparatorluğunu kurmuşlar. Türk=Müslüman olarak algılanmış asırlar boyunca. Hal böyle olunca da, nasıl yeni nesli Osmanlıdan uzak tutabiliriz hesabı yapıldı. Bu yapılmazsa gerçek İslamı öğrenirler diye korktular. Bunun için de Abbasilerden sonraki İslam tarihini dondurdular; yok farz ettiler. Çünkü bundan sonra, Selçuklular ve Osmanlılar dönemi geliyor. Ne zaman dolaptan çıkardılar? Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, yani Osmanlının fiilen bitişinden sonra.
Bu dönemi merak edenlere karşı da devamlı karalama kampanyaları düzenlediler. Çeşitli akıl almaz iftiralar sebebi ile de, Arap ülkelerinde ve bizde de bu kampanyalar kabul gördü. Bilhassa, Arap ülkelerinde Arap milliyetçiliğini kuvvetlendirerek, asırlardır kendilerine hizmet eden Osmanlıya Arap ülkelerini düşman ettiler.
Batı’nın bu faaliyetlerini, sadece biz söylemiyoruz, kendilerinden insaf sahibi olanlar da söylüyor. Bunlardan biri de, Alman ilim adamı Ord. Prof. Fritz Neumark’tır.
[Ord. Prof. Fritz Neumark (1900-1991), Hitler’den kaçarak 1933’te Türkiye’ye gelir. İstanbul Üniversitesi İktisat ve Hukuk fakültelerinde dersler vermiştir.
20 Temmuz 1936'da kurulan ve 1937 yılı yaz sömestresinde faaliyete geçen İktisat Fakültesi'nde (Umumi İktisat ve Maliye Teorisi Kürsüsü) başkanlığı da yapmıştır. 1952’de döndükten sonra Frankfurt Üniversitesi’nde rektörlük yapmıştır.]
Alman profesör Neumark ile bir kısım talebesi Boğaziçi’nde geziye çıkarlar. Talebelerden biri Prof. Neumark'a, (Avrupa bizi neden sevmez?) diye sorar. Prof. Neumark şu cevabı verir:
(Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı, Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Sebeplerine gelince:
1- Müslüman olduğunuz için sevmez.
2- Sizler farkında değilsiniz ama, onlar şu gerçeğin farkındadırlar: Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir.
3- Avrupa'nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa'yı pazar yapmaya başladınız.
4- En az 400 yıl Avrupa'da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz.
5- Selçuklular Anadolu'yu, Osmanlılar ise orta Avrupa ve Balkanları Haçlı ordusuna mezar ettiler.
6- Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağladılar.
7- Selçuklu ve bilhassa Osmanlı, İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydiler, İslamiyet bugün belki sadece Hicaz'da varlığını devam ettirirdi, kaldı ki Vehhabiliği kuranlar da, İngiliz Dominyon Bakanlığı'nın adamlarıdır. Batı her yerde İslamiyet’i, sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanlı, Asr-ı Saadeti devam ettirdi.
8- Kilise size kin kusmaktadır, sebepleri yukarıdadır.
9- Ben Türkiye'ye geldiğimde 2 üniversiteniz vardı, şimdi 19 üniversite var. [O tarihteki sayı]
10- Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa'nın refahı ve medeniyeti yıkılır.
11- Yine sizler, Avrupa'nın tarihi düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız.)
ben kim osmanli hakkinda yorum yapmak kim, ama illada bir sey soylenecekse, Osmanli dunyanin yedi harikasinin sekizincisidir(bu ehli dunya gozuyle).
Ehli ukbaya da bir tavsiyem, Osmanli hakkinda ileri geri konusan ahiretinden endiselensin!!! 600 sene islamiyete hizmet eden bir sulaleye dil uzatan tepe taklak gumburtiye gider...
Ve bir de sizi sevindireyim, cok yakin gelecekde musluman turkler oyle bir guclenecek ve bir birlik kuracak ki, osmanli dahi ona hayranlikla bakacak, insaallah...
ps: fikrime katilmayan bunu sadece dua gibi kabul etsin, amin
Osmanliyi anlamak zor - 2
Engeller olmasa bile Osmanlıyı incelemek, anlamak kolay değildir. Anlamak için önce Osmanlının gayesini, varoluş sebebini bilmek gerekir.
Ömrü boyunca Osmanlı tarihini inceleyen tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı; Osmanlı tarihinin arşiv vesikaları incelenmeden, kanunname ve yazma eserler okunmadan, Osmanlının doğru öğrenilmeyeceğini savunur ve bu konuda şöyle der:
“Tarih meraklılarına şunu söyleyeyim ki, Osmanlı tarihini yalnız basma eserlerden okurlarsa, pek noksan ve kısmen de hatalı bilgi elde etmiş olurlar. Altı buçuk asırlık devamlı bir tarihi olan Osmanlı İmparatorluğunun siyasi, mali, iktisadi, askeri, ilmi, sosyal vb. vaziyeti, hakiki kaynaklara dayanılarak tetkik edildiği zaman bu devletin bütün azametiyle çehresi meydana çıkar.
Başka türlü, sathi, derme çatma bilgi ve basit tetkik ile, haklı olarak bu hayret ve takdire şayan azamet ve kudretin anlaşılmasına imkan yoktur. Yine bunun gibi, bu devletin gerileme ve yıkılması ve buna dair olan vesikalar ve eserler iyice incelenmedikçe, doğruyu görmek imkansızdır.
Ben ancak kanunnamelerle vesikaları tetkik ettikten sonradır ki, bu hususta ne kadar sathi bilgi sahibi olduğumu anladım. Pek çok darbelere rağmen neden Selçuk, Cengiz ve Timur imparatorlukları gibi az zamanda parçalanıp dağılmadığını ve köşesinden bucağından koparıldığı halde dimdik ayakta durduğunu ancak idrak edebildim.”
Ömrü Osmanlı tarihini incelemekle geçmiş bir ilim adamının böyle söylemesi; tarih kitaplarının dışında tarih bilgisi olmayan zavallıların ileri geri konuşanların ne kadar büyük bir hezeyan içinde olduklarını gösterir...
Osmanlı İmparatorluğunun bu kadar uzun süre hayatta kalmasını yabancı ilim adamları ise şuna bağlıyorlar: “Roma İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküşü” adlı kitabıyla tanınan ünlü tarihçi Gibbons şöyle diyor:
“Osmanlıların hoşgörüleri, ister siyaset, ister halis insaniyet neticesiyle meydana gelmiş olsun, Osmanlıların, yeni zaman içinde milliyetlerini tesis ederken dini, hürriyet ilkesini siyasetinin temel taşı olarak kabul eden ilk millet olduğu itiraz kabul etmez bir durumdur. Hıristiyan dünyasındaki arası kesilmeyen Yahudi katliamları ve Engizisyona rağmen, Osmanlıların idaresi altındaki Hıristiyanlar ve diğer dinlerdeki milletler korkusuz bir şekilde ahenk ve uyum içerisinde yaşıyorlardı...”
[En önemli Ortadoğu uzmanlarından kabul edilen, Fransa’da Aix-en-Provence Üniversitesi'nde Siyasi ve Kültürel Antropoloji dersi veren, Fransız siyaset bilimcisi Bruno Etienne de şöyle diyor:
“Osmanlı İmparatorluğundaki köleler, bugünün sözde özgür bireylerinden daha çok özgürlüğe sahiptiler.” (Yenişafak, 21.10.2002)]
[Alman müsteşrik Franz Babinger ise, “Osmanlı padişahının ülkesinde herkes kendi halinde, bahtiyar olabilirdi. Mutlak bir dini hürriyet hüküm sürerdi ve kimse şu veya bu inanca sahip olduğundan dolayı bir güçlükle karşılaşmazdı” demektedir. (Rehber Ans.)]
18. asırda uzun yıllar İstanbul’da bulunmuş ve Osmanlı kurumlarını etraflıca inceleyip anlatmış olan İsveçli diplomat D’ohsson da şunları söylüyor:
“Kur’an-ı kerimi tanıyanların zihnine ve hafızasına nakşedilmiş olan prensipler, onları yeryüzündeki insanların en insaniyetlisi en hayırseveri haline getirmiştir. Bütün bu faziletlere rağmen Avrupalıların barbar demesi, yırtıcı bulması, savaşlardaki gayretlerine göre hüküm vermesinden ileri gelir.
Ama bir milletin gerçek karakteri savaş alanının silah gürültüleri arasında tayin edilemez. Türkleri gerçekten tanımak isteyenler, onların faziletlerini değerlendirmeli, törelerin karakter ve fiillerindeki tesirlerini muhakeme etmeli, onları barış zamanındaki örf ve âdetleri içinde incelemelidir.
Türkler, savaşta ne kadar sert, ne kadar mağrur ve yırtıcı iseler, barışta da o kadar sakindirler. En büyük kahramanlıkları gösteren, gözlerini kırpmadan ateşe atılan bu insanlar, günlük hayatlarına döndükleri zaman gerçek karakterlerini alırlar. O zaman onların beşeri duygularla dolu hayırsever kimseler olduğu anlaşılır.
Bu duygu bütün Türklere şâmildir. Hepsinin de ruhuna öylesine derin bir şekilde işlemiştir ki, savaşta birer cesaret timsali olan bu kimseler, barışta fakir babası, düşkünün dostu olurlar. İçlerinde en kötüsü en hasisi bile yine de bir vazife olarak iyilik etmekten çekinmez....”
Cimkent
01-27-2006, 08:27 AM
Ehli ukbaya da bir tavsiyem, Osmanli hakkinda ileri geri konusan ahiretinden endiselensin!!! 600 sene islamiyete hizmet eden bir sulaleye dil uzatan tepe taklak gumburtiye gider...
zaten shoyle bir soz vardi:
Osmanliyi sevmek imanin sharti degildir, ama Osmanliyi sevmek imanla gitmeye sebeptir.
Tabriz_Han
01-27-2006, 08:53 AM
دولتِ عَليه عُثمانيه
Devlet-i Aliye-i Osmaniye
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/3e/Ottoman_Coa.PNG
Devlet-i Ebed-müddet
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/96/Tugra_Mahmuds_II.gif
'ASIK CELEBI, Nef'i, Ahmet Pasa Bursali, Evliya Celebi, Baki, Ahmed Taccedin, Fuzzili, Namik Kemal, Mehmed Akif Ersoy, Nedim, Lokman 'Hunername........................
Takiyuddin, Miram Chalabi, Piri Reis, Ahmed Celebi................
Bati tabiki hayran kaliyor, Kanuni Suleyman'in Kanunlari bugun Harward Universitide okunuyor, bu Kanunlar tum Bati dovletlerde uygulaniyor:cool:
Adalet ve uzun ömür
Devletler de, canlılar gibi doğar, büyür ve ölür. Bazısının ömrü kısa, bazısının uzun olur. Büyük bilgin İbn-i Haldun, devletlerin ömürlerinin kısa veya uzun olmasının, halkının manevi değerlere verdiği önemle, adaletli bir şekilde, insani ihtiyaçlarını karşılamakla doğru orantılı olduğunu söyler.
Gerçekten de, tarafsız bir şekilde değerlendirildiğinde, devletlerin hayat ve ölümünde, bu şartların ne derecede önemli bir rol oynadığını görmek, pek de zor değildir.
Bunun en güzel örneğini Osmanlıda görmekteyiz. Ecdadımız, adaletli bir şekilde, idaresi altında bulundurduğu insanlar için ırk ve mezhep farkına bakmadan, Yaradan’ın kulu olarak Müslim veya gayri müslim herkesin istifade edebileceği, insani ihtiyaçlarını görebileceği hayrat ve hasenat müesseseleri tesis etmiştir. Bunun için de ömrü uzun olmuştur.
Osmanlılar, camiler, medreseler, hastaneler, tımarhaneler, hanlar, kervansaraylar, bentler, çeşmeler, sebiller, sarnıçlar, kuyular, köprüler, yollar, kaldırımlar, imarethaneler vs. hizmetler, Allah rızası için pek mükemmel ve çaplı bir şekilde yürütülmüştür.
Vakıflar vasıtasıyla yaptığı hizmetlere bakacak olursak, Osmanlının sosyal hayata ne kadar önem verdiği anlaşılır. Bu hizmetlerden bazıları şunlardır: Yaz sıcaklarında çeşme ve sebillerde karla soğutulmuş su vermek, hanlar ve kervansaraylarda yolcuları üç gün parasız misafir etmek, imarethanelerde muhtaçlara her öğün yemek ikramı yapmak, borç yüzünden hapsedilmiş olanların borçlarını ödeyerek onları mahkumiyetten kurtarmak, ölen fakir kimselerin borçlarını ödemek, ihtiyaçlarını söylemekten utanan muhtaçlara, itibarlarını zedelemeden gizlice yardım etmek, köle ve cariye azat etmek, yangınlarda evi yananlardan fakir kimselerin evlerini bedelsiz inşa ettirmek gibi insanların rahat ve huzuru için yapılan faaliyetler...
Osmanlıda hayrat ve hasenat, yalnız insanları değil, hayvanlar ve nebatları dahi içine alır. Nitekim hayvanları korumak, beslemek için de vakıflar kurulmuştur. Bu vakıflar, sokak köpek ve kedileri, beldenin belli semtlerine et ve ciğer dağıtılarak beslenmiştir.
Diğer taraftan toplumun akciğerleri olan ağaçların, hatta meyvesiz ve az yapraklı olanlarına varıncaya kadar sulanması için vakıflar tesis olunduğu da bir gerçektir.
Bu yüksek ahlaki değerler, bütün dünyanın gözlerini kamaştırmış, muhtelif sebeplerle bizleri sevmeyen ve hatta can düşmanımız olan batılı seyyah ve araştırmacıları dahi asırlar boyunca hayretler içinde bırakmıştır. Bunlardan biri olan Villiamont’un kervansaraylardan bahsettiği eserindeki şu kayıt, bu gerçeğin bir ifadesidir:
“Ziyaret ettiğim hana tıpkı Müslümanlar gibi Hıristiyanlar da kabul edilip üç gün müddetle iaşeleri temin edilmektedir. Çünkü Osmanlıdaki bu hayrat, din farkına bakılmaksızın bütün insanlara şamildir...
Hayretle müşahede ettim ki, Osmanlıların bazıları, hayrat olarak yol boylarına susuz yolcular için çeşmeler, bazıları da şehirlerde sokaklardan gelip geçenler için sebiller yaptırıyor. Bunların içine de devlet dairelerinde olduğu gibi aylıklı memurlar konuluyor ki, vazifeleri, isteyenlere su vermektir.
Yine bu hayrat ve hasenat ruhu, kiminin nehirler üzerine köprüler yaptırmasına, kiminin de yolları tesviye, temizletme ve kaldırım döşetme hizmetlerini kendiliğinden ve severek ifasına vesile oluyor. Bütün bunlardan daha fevkalade ve şayan-ı takdir olanı da, yapılan bu binalarda yaptıranlara ait hiçbir emarenin görülmemesidir....”
İşte Osmanlıyı Osmanlı yapan değerler... Hem de bir gayri müslimin ağzından. Ne zaman ki, Osmanlıda bu hizmetler aksamaya başladı, fitne sokularak ırkçılık, adaletsizlik, ayırımcılık öne çıkarıldı; çöküş de bunun arkasından geldi. (Mehmet Oruç, Türkiye, 23.11.2001)
Merhamet bütün canlılara
Osmanlının dünyada başka bir yerde görülmeyen merhameti sadece insanlarla sınırlı değildi. Osmanlıda şefkat ve merhamet bütün hayvanlara hatta bitkilere kadar uzanmıştır. Hayvanları ve bitkileri himayede bütün Osmanlılar, adeta bu hususta kurulmuş müesseselerin gönüllü üyesi gibidirler.
Hayvanlara olan merhametlerine dair birkaç örnek verecek olursak: Hayvanlara haddinden fazla yük taşıtmak kanunen yasaklanmıştır. Zabıta kuvvetleri, bu yasağı ihlâl edenleri takip edip, hayvanı dinlendirmek ve sahibine de ceza olarak aynı yükü taşıtmakla mükelleftir. Kanuni Sultan Süleyman Han’ın “Süleymaniye Camii” yapılırken yük taşıttırılan hayvanlar hakkındaki bir dizi fermanı da, bu hassasiyetin bir nişanesidir.
Mezbahalarda kurban edilecek hayvanların hissiyatına dahi dikkat edilmiş, kesimle alakalı bir şey görmemesi için gözleri bağlanmıştır. Ayrıca fazla ızdırap verilmemesi için de bıçakların son derece keskin olmasına dikkat edilmiştir.
Pazarlardan canlı kuşları kafesleriyle satın alıp azat etmek, merhamet tezahürü bir anane hâline gelmiştir. Büyük binalar inşa edilirken kuşlar için de süslü yuvalar yapılmıştır. Üsküdar’daki Yeni Cami’nin duvarlarında bulunan zarif ve sanat harikası kuş yuvaları, hayrat sahiplerinin bu husustaki hissiyat ve inceliğini pek bâriz bir şekilde aksettirir.
Bunlara ilaveten Osmanlılarda, avcılık, caiz olduğu halde, ihtiyaç hâlinin dışında tavsiye edilmemiştir.
Türk düşmanlığıyla bilinen Avukat Guer şöyle der:
“... Müslüman Türk’ün şefkati hayvanlara bile şâmildir. Bu hususta vakıflar ve ücretli şahıslar vardır. Bu şahıslar, sokaklardaki köpek ve kedilere ciğer dağıtırlar. Verilenlere alışmış olan hayvanlar da, besicilerin şefkatli seslerini o kadar iyi tanırlar ki, işitir işitmez hemen yanına koşmakta hiçbir kusur etmezler. Kasapların da her gün muayyen miktar kedi ve köpek beslemeleri, itiyat hâlindedir. Ayrıca Şam’da, hastalanan kedi ve köpeklerin tedavisine mahsus bir hastane vardır.”
Du Loir:
“Osmanlının bazı şehirlerinde kediler için yapılmış mekanları, gıdaları için tesis edilmiş vakıfları görünce hayret etmeyecek insan var mıdır?.. Yavruları olan köpeklerin barındırılması için sokaklarda kulübelerin yapılması ve gıdaların teminine bilhassa itina edilmesi de, hayret vericidir. Bunları yapanlar, kendilerine cennet kapılarını açacak birçok sevaplar kazandıkları itikadındadırlar” der.
Comte de Bonneva’nın kitabında da şu ifadeler vardır:
“Türkler, kedi, köpek vesaire gibi başıboş hayvanlar için de vakıflar tesis ederler. Kasaplar da, her gün bu gibi hayvanların bir miktarını vicdanen beslemekle mükelleftirler.”
Osmanlı ülkesi, bünyesini bir muhabbet ve şefkat ağı gibi ören, vakıf ve benzeri hizmetler sayesinde adeta dilencisiz bir ülke hâline gelmiştir. Öyle zamanlar olmuştur ki, müslüman zenginler zekatlarını verecek fakir bulmakta güçlük çekmişlerdir.
Hayvanlara bile bu kadar merhametli olan bir milletin insanlara olan merhametini siz düşünün. Bu sebeple o dönemlerde dilenciliğin ne olduğu adeta meçhuldür. Hatta nüfusu iki milyona kadar çıkmış olan İstanbul’da Türk dilenciye rastlanılmadığı bilinen bir gerçektir. Osmanlıların, öldükten sonra bile kimseye yük olmamak için, kefen paralarını dahi, henüz hayatlarındayken ayırıp, daima üzerlerinde taşımaları, malum ve maruf bir âdet hâlindedir.
Corneille Le Bruyn’in seyahatnamesinden:
“...Türklerin hayrat ve hasenata çok düşkün olduklarını ve hatta Hıristiyanlardan çok daha fazla hayrat vücuda getirdiklerini inkâra imkan yoktur. Osmanlı mülkünde yok denecek kadar az dilenciye tesadüf edilmesinin başlıca sebeplerinden biri de hayır ve hasenat vakıflarıdır.”
(Mehmet Oruç, Türkiye, 01.12.2001)
Osmanlı Sultanlarının ahlakı
Mısırlı bir yazar, "Osmanlıların savaşlarda kazandığı zaferler, İslam’a şeref vermiştir. Ancak Osmanlı elinde İslam, manasından çok şey kaybetmiş, gelişmesi durdurulmuş, ilme gereken önem verilmemiş, ictihad durdurulup fıkıh ilmi de dondurulmuştur. Nihayet İslam, Osmanlıların bağlayıcı kaydından kurtulup bağımsızlığını kazanmıştır" diyor. Genellikle günümüzde Arap dünyası dediğimiz ülkelerde bir Osmanlı ve Türk düşmanlığı revaçta. İnanan kesimi Osmanlı'nın dindarlığına iftira ederek, gençleri de Türkiye'nin bazı çevrelerindeki avrupa hayranlığını sebep göstererek bizden soğutmaya çalışıyorlar. bunlara bir cevap vermeye çalışalım.
CEVAP:
İslamiyet’e şeref verilemez. Ondan şeref alınır. Hz.Ömer: ''Biz, zelil, aşağı kimselerdik. Allahü teâlâ, bizleri müslüman yapmakla şereflendirdi'' buyuruyor. İslamiyet’in, her çeşit fazilet ve şerefler kaynağı olduğunu bilmeyen, İslamiyet’e şeref verilecek zanneder.
İstanbul’dan Viyana’ya doğru giden İslam ordusu, Belgrad yakınlarında, bir su başında, mola verir. Çeşme, abdest alan, kablarına su koyan askerlerle doludur. Yakındaki kilisenin papazı, bir hile düşünür, güzel kızları süsler, ellerine birer kab verip, çeşmeye gönderir. Papaz gizlice seyreder. Kızlar gelince, askerler hemen çekilirler. Kızlar rahatça doldurup kiliseye dönerler. Papaz, İslam askerlerinin bu güzel ahlakını, edebini ve merhametini görünce, haçlı kumandanlarına: ''Bu ordu hiç yenilemez, boş yere kan dökmeyin'' diye haber gönderir.
Hadimül-Haremeyn
Yazar, İngiliz Lord Davenport’un kitabını okumuş olsaydı, ''İslam ordusu gittiği her yere, adalet, fazilet ve medeniyet götürmüştür. Boynu bükük mağlup düşmanı daima af ile karşılamıştır'' bilgisini öğrenir de, biraz edepli davranırdı. Abbasilerden sonra, halifelere zindan hayatı yaşatanlar, hutbelerde kendilerine, Sultanül-haremeyn demekten çekinmiyorlardı.
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’ı fethedip, hilafeti esaretten kurtarınca, alışkanlıkla kendine de Sultanül-haremeyn diyen hatibe: ''Benim için, o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz. Bana Hadimül-haremeyn deyin''- buyurmuştur. İslam ahlakını, Osmanlılar mı, yoksa Mısırlılar mı dondurmuş, buradan da anlaşılmaktadır.
İkinci Abdülhamid Han, siyasal bilgileri birincilikle bitirene, her sene sarayda görev verir, böylece, gençleri çalışmaya teşvik ederdi. Katip seçilen Esad bey, ''Hatırat-ı Abdülhamid Han-ı Sani'' kitabında diyor ki:
Bir gece yarısı şifre yazdım. İmza için, sultanın yatak odası kapısını çaldım. Açılmadı. Bir daha vurdum. Yine açılmadı. Üçüncüyü vuracağım anda, kapı açıldı. Karşıma çıkan sultan, havlu ile yüzünü siliyordu.
''Evlat, seni beklettim. Kusuruma bakma, ilk çalışta kalkmıştım. Gece yarısı, mühim bir imza için geldiğini anladım. Abdestsiz idim. Bu milletin hiçbir kağıdını abdestsiz imzalamadım. Abdest almak için geciktim''- dedi. Besmele çekerek imzalayıp: ''Hayırlı olsun inşaallah''- dedi. İşte Osmanlı sultanları İslamiyet’e böyle bağlı, böyle saygılı idi.
Eyyup Sabri Paşa ''Mirat-ül Haremeyn'' kitabında diyor ki:
''Sultan Abdülmecid Han, Mustafa Reşit Paşanın mason olduğunu, İslamiyet’e aykırı bir yol tuttuğunu anlayınca, üzüntüsünden hastalandı. Yatakta oturamıyor, hep yatıyordu. Yalnız, mühim şeyler okunup irade-i şahane alınıyordu. Sıradaki bir yazı için, Medine halkının bir dilekçesi okunacak denildi. ''Durun, okumayın, beni oturtun'' buyurdu. Arkasına yastık konup, oturtuldu. ''Onlar, Resulullah efendimizin komşularıdır. O mübarek insanların dilekçesini yatarak dinlemekten haya ederim. Ne istiyorlarsa, hemen yapınız! Fakat, okuyunuz da, kulaklarım bereketlensin!'' buyurdu. Ertesi gün vefat etti.''
İşte, Osmanlı sultanlarının ahlakı, hayası ve dine saygıları böyle idi.
Osmanlı, İslamiyet’i dondurdu sözünde, sinsi bir İslam düşmanlığının habis kokusu duyulmaktadır. Molla Fenariler, molla Hüsrevler, Hayaliler, Gelenbeviler, İbni Kemaller, Ebüssüudlar, Birgiviler, İbni Abidinler, Abdülgani Nablüsiler, Mevlana Halid-i Bağdadiler, Süveydiler ve Abdülhakim Efendiler ve Abduhu rezil eden Mustafa Sabri Efendi ve daha nice fıkıh ve kelam âlimleri, hattatlar, Mimar Sinanlar, Sokullular, Köprülüler, hangi devlette yetişti?
Osmanlı âlimlerinin yazdıkları yüzbinlerce ilim kitapları, her vilayetteki milli kütüphaneleri doldurmuştur. İslam âlemine altıyüz sene fetva veren, her müşkülü çözen, Hıristiyanlığa ve sapık fırkalara reddiyeler yazarak, onları rezil eden, Osmanlı Şeyh-ül-islamları değil mi idi?
Hayali’nin ilm-i kelam haşiyeleri, Molla Hüsrev’in Düreri, Halebi’nin Mültekası ve İbni Abidin’in Redd-ül-muhtarı ve Ebüssüud’ün tefsiri ve Şeyhzade’nin Beydavi haşiyesi bugün, İslam âlemine ışık tutmaktadır. Mecelle ise, dünyada benzeri bulunmayan bir hukuk abidesi oldu.
Cimkent
02-08-2006, 01:25 AM
yazidan osmanli hoshgorusune dair alinti:
Çınaraltı
İsmail Yağcı
Karikatürcülerin asıl maksadı
08 Şubat 2006 Çarşamba
...................
...................
.............
1555-1564 seneleri arasında Mimar Sinan İstanbul’a kırk çeşme sularını getirdi. Suyun geliş güzergahı Hasdal tepelerinden Eyyüb Sultan sırtlarını dolaşarak Eğrikapı’dan içeri girerdi.
Eğrikapı dışına, bir su dinlendirme mahzeni yapılmıştı. Halen de bu mahzen var.
Eğrikapı’nın alt tarafları, Ayvansaray ve devamında Balat, Fener gayrimüslimlerin semtleri idi. Onların dini yortularına devlet hiç karışmazdı. İçerler sarhoş olurlardı.
Senenin birinde böyle sarhoş olan birkaç haylaz Rum delikanlısı, Eğrikapı’daki bu su mahzenine birkaç şişe şarap dökerler. Güya Müslümanlara şarap içirmiş olacaklar. Mesele muziplik olsun.
Devlet bunu öğrenir. Hiç suçlu aramaya kalkmaz. O günden sonra, her sene yortu günlerinde bu mahzene üç gün nöbetçi konur. Bu nöbet 100 sene kadar devam eder. Alın size insanlık!..
Yine Osmanlı döneminde, İstanbul Tophane’de ve Kuzguncuk sahillerinde her sene 5 Ocak’ta “denizden haç çıkarma” dinsel gösterisi yapılırdı. Bir papaz, bir tahta haçı denize fırlatır. Gençler de denize atlayıp, bu haçı bulup papaza getirmek için yarışırlardı. Hatta bir seferinde kalabalığın arasına karışan bir köpek, birkaç gencin suya atladığını görünce, yenecek bir şey zannedip, o da denize atlar ve herkesten önce haçı sudan kapar ve gülüşmelere sebep olmuştu. Bu haç çıkarma halen de ülkemizde yapılmakta. Kimse de aldırmaz.
Türkler buna da hoşgörülü idi. Daha nice misaller yazılabilir.
...............................
...............
Bu haç çıkarma halen de ülkemizde yapılmakta. Kimse de aldırmaz.
Öyle idi !
Geçenlerde haç çıkartma esnasında F.S.mehmet kıyafeti ve yanındaki yeniçeriler ile toplanan kalabalık hoşgörüsü ile övünen milletimize YAKIŞMADI :rolleyes:
Büyüklük ile sıradan olma birbirine karıştırılıyor !
CeBeLLi
02-08-2006, 05:38 AM
Değerli Dost, kaç zamandır isyan ediyoruz bu dünyada yapılan haksızlıklara. Bütün bu haksızlıklar ve vahşetler gözümüzün önünde işleniyor ve biz çaresizliğimizin altında eziliyoruz. İşte bugün Irak’ta, burnumuzun dibinde olanlar? Peki ya bizzat toplumumuzdaki kısırlık, yozlaşma, televole kültürü, basitlik ve sıradanlık neyin nesi? Bir zamanlar bütün gençliğimiz Sağ ve Sol kavgasıyla yıpratıldı. Şimdi bu kavgayı vermiş ailelerin çocukları, anne ve babalarının telkinleriyle bizzat kendi insanlıklarını ilgilendiren en hayati meseleler karşısında bile sorumsuz yetiştiriliyorlar. Sütten ağzı yanan yoğurdu üflettirerek yediriyor. Ama netice ne oluyor? Bu sefer de çocuklarını uyuşturucu bataklıklarında, sorumsuzlukların uçurumlarında çırpınırken görüyorlar. Bu gidişata dur demeyecek miyiz artık? Daha kaç çocuğumuz, insanımız, batı kaynaklı şiddet sahnelerinin, ahlaksızlıkların ve özgürlük adına hoş görülen bencilliğinin ağırlığı altında ezilecek? Artık ayağı kalkalım ve cesur adımlar atalım. HAYIR diyebilmek için!
Bu mesajı HAYIR deme cesaretini göstereceğine inandığınız herkese gönderin.
www.dametab.com (http://www.dametab.com/)
Afrasiyab
02-08-2006, 08:26 AM
Osmanlı peygamberi nasıl korurdu?İslam dünyasını öfkelendiren Hz. Peygambere hakaret içeren karikatürlere tepkiler çığ gibi büyüyor. Peki böyle bir durumda Osmnalı nasıl hareket ederdi? İşte 3 ibretlik örnek05 Şubat 2006 21:35Yazı boyutunu büyütmek için http://image.haber7.com/font-size-12px.gif http://image.haber7.com/font-size-14px.gif http://image.haber7.com/font-size-16px.gif http://image.haber7.com/haber/5610.jpg
İşte Zaman yazarı Mustafa Armağan'ın Turkuaz sayfalarına aktardığı bilgiler.
"Osmanlı, Peygamberine hakaret ettirmezdi (http://www.forum.uz/)
Ne oluyoruz? Danimarka, derken Norveç, Almanya ve Fransa... Şu karikatür kuşatmasından bahsediyorum. Kaç gündür sabah akşam bu haberlerle dertleniyoruz. Bazı yazarlarımız Danimarka mallarını külliyen boykot çağrısı dahi yaptılar.
Bu üzücü haberleri işitip de Sultan Abdülhamid’i anmamak mümkün mü? Devletin en müşkil anlarında bile Düvel-i Muazzama’nın idarecilerine sözünü geçirebilen ve İslamiyet hakkında kalem oynatır veya tiyatroda bir eser sahneye koyarken dinî değerlerimize karşı daha itinalı olmalarını sağlayan bir derin hassasiyetin değişmez adresiydi Halife hazretleri.
İşte onun Peygamber Efendimiz (sav) ve ecdadının haklarını, hem de şu Yıldız Sarayı’ndan dışarıya adımını atmadan nasıl savunduğuna ilişkin birkaç olay.
Yıllardan 1890’dır. Fransız akademisi üyelerinden Marki de Bonnier, “Muhammed” adlı bir dram yazarak Comedie Français’e teslim etmiştir ve alınan haberlere göre oyunun provaları başlamak üzeredir. Sahnede bir aktör Hz. Peygamber rolüne çıkacaktır. Oyunun Efendimiz’in manevî şahsiyetini, dolayısıyla İslam dinini ve Müslümanları küçük düşüren hakaretamiz bölümler ihtiva ettiği haberleri Abdülhamid’i “Halife-i Müslimîn” sorumluluğuyla derhal harekete geçirecek ve yalnız o tiyatroda değil, bütün Fransa’da sahnelenmesini engelleyecektir oyunun. Nasıl mı? Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot’ya Paris Sefiri Salih Münir Paşa eliyle haber uçurarak. Tabii Carnot Cenaplarına, İslamiyet’e yaptığı bu mühim hizmet karşılığında bir Nişan-ı İmtiyaz takdim edildiğini söylememe gerek yok.
Ancak de Bonnier de işin peşini bırakmaya niyetli değildir. Bu defa eserini Abdülhamid’in diş geçiremeyeceğini tahmin ettiği, devrin ABD’si olan İngiltere’de oynatmak için girişimde bulunur. Ne var ki, Irving adlı bir aktörle anlaşmış olmasına, bir nevi devlet tiyatrosu olan Lyceum Kraliyet Tiyatrosu’nda oynanması kararlaştırılmasına rağmen, Abdülhamid’in müdahalesinden kurtulamaz. Bu defa diplomatik kanallardan bizzat İngiltere’nin ılımlı Dışişleri Bakanı Lord Salisbury devreye sokularak piyesin yalnız o tiyatroda değil, bütün İngiltere’de oynanması yasaklanır.
Marki de Bonnier-Sultan Abdülhamid kovalamacasının böylece noktalanmış olduğunu sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Çünkü bu işin bir de üçüncü raundu var.
Devir değişmiş, Lord Salisbury gitmiş, yerine bir başka Lord, İslamiyet’e daha mesafeli duran Roserbery geçmiştir. Bunun üzerine Marki de Bonnier yeniden atağa kalkar ve bir başka Londra tiyatrosuyla anlaşır. Ancak bu defa da eserini sahneye koydurmayı başaramayacaktır. Velhasıl Abdülhamid’in mahir diplomasisi, bu mel’anetin icrasına müsaade etmeyecektir. Nitekim 1900 yılında Paris’te oynanmak istenen Muhammed’in Cenneti adlı bir başka piyesin ancak ismi ve muhtevası değiştirilerek sahneye konulur hale getirilmesi de onun ince diplomatik girişimlerinin eseridir.
Keza Roma’da oynatılmak istenen Fatih Sultan Mehmed üzerine bir piyes de, Osmanoğullarının küçük düşürüleceği gerekçesiyle yasaklatılmıştır. İşin ilginç yanı, kendi gücünün yetmediği durumda yakın dostu Alman İmparatoru Wilhelm’i devreye sokarak bunu başarmasıdır. Yasaklama olayını haber veren 15 Nisan 1890 tarihli bir İtalyan gazetesi (Capitan Fracassa) aynen şunları yazmaktaydı: “Bu dramın sahneleneceği haberi üzerine, Sultan [Abdülhamid], kendisine, bir Rus filosunun Boğaziçi’ne doğru hareket halinde bulunduğu bildirilmiş gibi, heyecana kapıldı. İmparator Wilhelm de ilgilenmiş göründü.”
Abdülhamid Han’ın sevgili Peygamberine, İslamiyet’e ve ecdâdına yönelik küçük düşürücü tavırlara karşı, güçlü Batılı devletleri karşısına alma pahasına, müsamahasız, tavizsiz ve kararlı tutumu kısa sürede etkisini göstermiş ve tiyatrolar İslamiyet’le ilgili eserleri daha bir titizlikle seçer olmuşlardır. Sonuçta gerek Fransa’da, gerekse İngiltere ve İtalya’da, hatta İngiliz işgali altında bulunan Hindistan’da Peygamber Efendimiz ve Osmanlı padişahlarına yönelik bu tür hakaret içeren eserlerin sahnelenmemesi yolunda bir gelenek oluşmuştur. Nitekim Avrupalı bürokratların Osmanlı’nın hassasiyetini nazar-ı dikkate aldıklarını ve basını da zaman zaman uyardıklarını görüyoruz. Bu da Abdülhamid’in iktidar ve nüfuzunun sadece içeride ve sadece İslam âleminde değil, Avrupa’da da oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.
Bir piyes için koca Alman İmparatoru II. Wilhelm’i bile devreye soktuğuna bakılırsa onun bu işleri ne kadar ciddiye aldığı ve aldırdığı rahatlıkla anlaşılır. Aleyhteki propagandasına son vermek için bir ara İngiltere’nin ünlü “The Times” gazetesini satın almaya dahi kalkıştığı söylenir Sultan’ın. Neden vazgeçtiğini bilmiyorum. Ama hiç de yabana atılacak bir fikir değil bence. Düşünsenize, “Times” gazetesi bizim olsaydı...
Mabeyn kâtiplerinden Tahsin Paşa’nın yalancısıyım. Sultan Hamid her sabah “Times”, “Temps”, “Kölnische Zeitung”, “Tribune”, “Standard” gibi İngilizce, Fransızca ve Almanca gazetelerin siyasî makalelerini günü gününe tercüme ettirip inceler, tepki verilmesi veya düzeltilmesi gereken haber ve yazıları işaretler ve bazı ünlü yerli ve yabancı yazarlara cevaplar yazdırarak o gazetelerde yayınlatırmış. Bununla da yetinmeyen propaganda üstadı Abdülhamid, Avrupa gazetelerinin temsilcilerini saraya çağırır, onlara iltifatlar edip hediyeler takdim ettikten sonra, çıkan haberlerin düzeltilmesini rica edermiş. İtiraz etmek ne mümkün! Birkaç gün sonra bakarmışsınız ki, o muhabirler aynı gazetede bu defa Osmanlı lehine haberler yazmışlar. Şimdikiler ne yapıyor? Biliyorsunuz. Ve biz bu işleri becermiş olan adama, şahsî iktidarı için diktatörlük yaptığı iftirasını atmaya devam ediyoruz. Peygamberinin hakkını savunmanın şahsî iktidar tutkusuyla ne alakası var? Bilen varsa söylesin."
Huzursuzluğun sebebi
Bugün savaşların, terör hareketlerinin esas sebebi, güçlünün güçsüzü ezme, kendine kul köle yapma; onu sömürme isteğidir. Eğer güçlüler, güçsüzlere merhametle, adaletle muamele etseler, dünya huzur bulur; ne savaş kalır ne terör.
Tarihte az da olsa böyle huzurlu dönemler olmuştur. Örneğin Osmanlılar zamanında, Osmanlı hakimiyetindeki bütün bölgelerde, Müslim gayri Müslim herkes huzur içindeydi. Halkın malından, canından bir endişesi yoktu.
İşte, Osmanlının küçük bir beylik iken dört kıtaya hükmeden bir imparatorluk haline gelmesinin sebebi de buydu. Osmanlılar, yerli halka, biz güçlüyüz, istediğimizi yaparız gibi tahakkümde bulunmadılar. Çoğu zaman, o milletten aldıkları vergilerden daha fazlasını onlara geri verdiler. Osmanlıları hedeflerine ulaştıran yöntemlerden birisi de, zaten budur.
Bu yöntem, onların gönüllerinin İslam’a ve dolayısıyla Osmanlılara ısınmasına sebep oluyordu. Bunu yabancılar bile dile getirmektedir. Mesela, meşhur tarihçi Gibbons bu hususta şunları yazmaktadır:
“Osman Gazi, dininde o kadar saf ve temiz idi ki, sanki, büyük adaşı halife Osman’ın ve daha evvelki halifelerin ikinci nüshası idi. Hoşgörülüydü, fakat dininden taviz vermezdi. Ne kendisinin ve ne de doğrudan doğruya kendisinden sonra gelenlerin müsamahakârlığına kimse bir şey diyemez.
Eğer bunlar, Hıristiyanlara eza etmeye, sıkıntı vermeye, Rum ve Ermeni kiliselerini yıktırmaya kalkmış olsaydı, Osmanoğullarının bu kadar gelişmesi, yerli halkın Müslüman olması mümkün olmazdı.
Atilla ve Cengiz Han, aynı ırktan olmalarına ve göz kamaştırıcı muzafferiyetlerine rağmen, akıncı olarak kalmışlardır. Başarıları devamlı olmamıştır. Kalıcı bir imparatorluk kuramamışlardır. Kendi milliyetlerini bile muhafaza edememişlerdir. Karadeniz’in güneyinden Avrupa’ya geçen Türkler Müslüman olup, dinleri için mücadele etmediklerinden eriyip yok olmuşlardır.
Osman Gazi’nin eseri, onlarınkinden daha devamlı ve neticeleri itibariyle tesiri çok daha geniş ve şumüllü idi. Çünkü O, sükunet içerisinde iş görüyor, evvelkileri ise boru ve trampet sesleri arasında yakıp-yıkıyorlardı. Şu halde Ona bunların üstünde bir mevki vermemiz icap eder. Filhakika bunlardan acaba hangisi bir millete adını verebilmiştir?!. 600 küsur sene hüküm sürebilmiştir!”
Gerçekte Osmanlılar, devlet eliyle ve gönüllü tasavvuf ehli dervişler vasıtasıyla İslam’ı tanıtmaya çalışırken, muhataplarına son derecede müsamahakârâne davranmışlardır, zorlamalara iltifat etmemişlerdir.
Hıristiyan halk, kendi dinleri ve din adamları ile bu yeni din ve dinin temsilcilerini karşılaştırdıkları zaman, aradaki farkı ve üstünlüğü açık bir şekilde görmüşler ve kendiliklerinden İslam’ı benimsemişler ve Türk-İslam kültür dairesi içerisine girmişlerdir. Mesela şu olay bu konuda bize gerekli fikri vermeye kâfidir sanırız:
Bursa uzun zaman kuşatmadan sonra, “Kimsenin canına dokunulmayacağına” dair antlaşma yapılarak teslim alındıktan sonra, şehri terk etmeyerek orada gönüllü olarak kalan Tekfur’un vezirine, Rumların şehri teslim sebepleri sorulduğu zaman Orhan Gazi’ye verdiği cevap ilginçtir:
“Sizin devletiniz günden güne büyüdü, bizim devletimiz küçüldü. Babanızın idaresine geçen köylülerimiz memnun kalıp, size itaat ettiler. Bir daha bizi anmadılar. Rahat oldular ve biz de bu rahatlığa heves ettik.”
İnsanoğlu huzur ister; hangi dinden, hangi milletten olursa olsun bunu sağlayana minnettar kalır; doğrudan veya dolaylı olarak onun himayesinde olmak ister
BOZ-OK
02-12-2006, 10:59 AM
Hepsi iyi, guzel de.....Her sefere cikisinda Anadolu'daki Turk boylari ayaklanmasinlar diye geride baska bir ordu birakan da yine Osmanli'dir....Osmanli tarihi zulum canina yeten Turklerin cikardigi isyanlarla doludur....Hic bir Osmanli tebasi Turkler kadar asagilanmamistir...."Etrak-i bi idrak", yani "idraksiz Turk'ler" lafi bir Osmanli seyh-ul Islam'i tarafindan soylenmistir....Asagidaki sozler de ozellikle Ege bolgesi Yorukleri arasinda soylenen unlu sozlerdir,
"Osmanli babansa da guvenme"
"Shalvari shaltak Osmanli
Egeri kaltak Osmanli
Ekende yok bichende yok
Yemeye ortak Osmanli"
Her neyse....Osmanli iyi seyler yapti, kendi zamaninin en ileri devletiydi ozellikle yukselme donemlerinde....Ama bir suru de eksigi gedigi ve hatalari vardi....Yani iyi yanlari ve kotu yanlariyla bir ruzgar idi esip gecti....
Afrasiyab
02-12-2006, 01:14 PM
Hepsi iyi, guzel de.....Her sefere cikisinda Anadolu'daki Turk boylari ayaklanmasinlar diye geride baska bir ordu birakan da yine Osmanli'dir....Osmanli tarihi zulum canina yeten Turklerin cikardigi isyanlarla doludur....Hic bir Osmanli tebasi Turkler kadar asagilanmamistir...."Etrak-i bi idrak", yani "idraksiz Turk'ler" lafi bir Osmanli seyh-ul Islam'i tarafindan soylenmistir....Asagidaki sozler de ozellikle Ege bolgesi Yorukleri arasinda soylenen unlu sozlerdir,
"Osmanli babansa da guvenme"
"Shalvari shaltak Osmanli
Egeri kaltak Osmanli
Ekende yok bichende yok
Yemeye ortak Osmanli"
Her neyse....Osmanli iyi seyler yapti, kendi zamaninin en ileri devletiydi ozellikle yukselme donemlerinde....Ama bir suru de eksigi gedigi ve hatalari vardi....Yani iyi yanlari ve kotu yanlariyla bir ruzgar idi esip gecti....
Osmanlının sefere giderken , Turk boyları ayaklanma çıkarmasın diye ordu bırakmasında ne gibi bi yanlışlık var. Osmanlı zaten bu ayaklanmalardan çok çekmiştir, tam olarak Anadolu Birliği kurulmadan, onun dışında zaten sefere çıkılırken, tüm boylarda beraber sefere çıkılıyor.
Herşeyde bir art niyet ararsanız, tabiki bulursunuz, nereden çekerseniz oraya gider. Ancak yazarken bu insanlar ne yapmışlar, daha önce bunu başarabilen olmuş mu diye bir düşünmek lazım.
İdraksız Türkler lafını hangi şeyhulislam söylemiştir? ve sonrasında neler olmuştur, bunları bilerek yazmanız gerekir. Geçenlerde, osmanlının son dönemlerinde, saraydaki kadınların alışverişe Fransa' ya gittiklerini soylediler. Murat Bardakçı, saraydakı kadınların Fransayı bırakın İStanbul dışına çıkması yasaktı dedi. Bu tür haberlerın kaynaklarıda ne hikmetse hep Avrupa kaynakları.
Sarayda Arap bir komutanın, hatalı bir hareket yapan Türk askerine Türklüğüyle ilgili bir hakarette bulunmasını gören Abdulhamid 'in, ben de Türk' üm demesi ve komutanın o an korkudan bayılması bir çok kaynakta mevcuttur. Osmanlı tarihinde Türklerin zulum gördüğüde tamamen gerçek dışıdır. Türklük en büyük zulmunü, şuanda, tarihini bilmeyen bir nesil yetiştirerek çekmektedir.