View Full Version : Kutsala hakaret, ifade özgürlüğü olamaz
Yahudi ve Hıristiyanların karikatür tepkisi nasıl gelişti? (http://www.zaman.com.tr/?bl=dishaberler&alt=&trh=20060203&hn=252887)
Danimarka’da bir gazetenin tetiklediği karikatürlü hakaret krizi maalesef tırmanıyor. Avrupa basını da düşünce özgürlüğü dayanışması adı altında karikatürleri tekrar yayınlayarak yangını körüklüyor.
Böyle olunca tepkiler de çığ gibi büyüyor. Dünyanın her yerinde Müslümanlar protesto gösterisi düzenliyor. İnternette, Danimarka ürünlerinin listeleri uçuşuyor. Danimarka-İsveç gıda devi Arla Foods, şimdiden Ortadoğu’daki satışlarının durduğunu duyuruyor. İKÖ, tartışmayı BM’ye taşımaya hazırlanıyor.
Bunlar bir yere kadar beklenen gelişmeler. Ancak bir yerde yanlış yok mu? Bir dinin kutsalına saldırılıyor, ama sadece o dinin mensupları buna tepki veriyor. Danimarka nezdinde ilk resmi tepkiyi ‘Müslüman’ ülkelerin büyükelçileri koyuyor. Uluslararası düzeyde, konuyu İslam Konferansı Örgütü izliyor. Protesto da, boykot da Müslümanlardan. Diğer dinler, mesela dünyanın en güçlü dini yapılanmasına sahip Vatikan, din düşmanlığıyla mücadelede en deneyimli Yahudi örgütleri bu vahim olay karşısında sessizlik içinde. Karikatürler, Hz. Muhammed’i (as) hedef aldığından, sorun, Müslümanları ilgilendiriyor gibi görünüyor. Ama özünde, kutsal karşısında ifade özgürlüğünün sınırıyla ilgili bir tartışma bu. Dolayısıyla yeryüzünde kutsalı olan herkesin sorunu. Bugün Müslüman’a, yarın Yahudi’ye… Ayrıca Müslümanlara hakarete diğer din mensupları da tepki verse, kutuplaşma önleneceği gibi, krizin medeniyetler arası çatışma senaryosunda kullanılması da zorlaşacak.
Olaya bu açıdan bakınca, kendime sordum: Acaba kutsallarına yapılan saldırılar yüzünden incinen insanlarla ne kadar empati yapıyordum? Kutsalınıza saldırıya tepki vermek normaldi. Asıl büyüklük, aynı hassasiyeti başkalarının kutsallarına saldırıldığında da göstermekti.
İşte dün, bu düşüncelerle, bu tür saldırılarla mücadelede deneyimli Yahudilerin olaya nasıl yaklaştığını öğrenmek için Türkiye’deki cemaatin önde gelen bir ismini arayıp sordum: “Bu olaya siz nasıl bakıyorsunuz? Tepki vermeyi düşünüyor musunuz? ADL (Anti-Defamation League) gibi Yahudi örgütleri neden sessiz?”
Tepkisi umduğumdan çok olumluydu. Karikatürler için ‘terbiyesizce’ ve ‘insanlık dışı’ dedi. ‘Biraz sonra görüşelim’ deyip telefonu kapattı. Çok geçmeden aradı. Ermeni ve Rum liderlerle de görüştüğünü, ortak bir açıklama için cevap beklediğini söyledi. Ayrıca Amerika’daki ADL ve Avrupa’daki Yahudi örgütleriyle temasa geçerek, onların da harekete geçmesini istediğini belirtti. Üçüncü kez aradığında ise ortak açıklama için önerilen metni ‘kısa ve yetersiz’ bulduğunu, her grubun ayrı açıklama yapmasının daha uygun görüldüğünü iletti. Öğleden sonra 2 sularında Yahudi Cemaati’nin metni hazırdı. Ancak medyada daha iyi yer bulması için, açıklamayı bugüne bırakmaya karar vermişlerdi. Akşam bu satırları yazarken, televizyondan, 5 dinî liderin karikatüre karşı ortak açıklama yaptığını duyunca, hem sevindim hem şaşırdım. Dini liderler, İslam’ın Peygamberi’ne saygısızlığı ‘elem ve esefle’ karşıladıklarını açıklıyordu. Anlaşılan, ortak metinde uzlaşan 5 isim, beni ve Yahudi Cemaati’ni atlatmıştı! Telefon trafiğimiz sonrasında öneriyi getiren Yahudi Cemaati mensubunu tekrar aradığımda, hafif kırgındı. Ama bugün daha kapsamlı bir açıklama yapacaklarını söylüyordu. Bu bir ilk mi, bilmiyorum. Fakat Müslümanlara yapılan bir hakarete, diğer din temsilcilerinin de tepki göstermesi çok manidar. Umalım, ülkemizdeki farklı din mensuplarının bu hareketi, uluslararası düzeyde örnek olsun. Ve yarın Vatikan’dan, ADL’den ve diğer gruplardan “Kutsala hakaret, ifade özgürlüğü olamaz’ sesi yükselsin.
Zilli
02-02-2006, 11:22 PM
Bence de aynen katılıyorum.İnsanlar iyice saçmalamaya başladılar be.
Cimkent
02-03-2006, 05:07 AM
yine birkach ulke yayinlasin da gorsun
onlar zaten dunyaya tapiyorlar dunya gelirlerine zarar gelince ancak akillanirlar
hakan
02-03-2006, 06:24 AM
Dünyaca ünlü haber kuruluşu CNN ' in internet sitesinde şu an bir anket yapılıyor. Ankette "Peygamberimizin karikatürleri Avrupa basınında yayınlanmalı mı?" sorusu soruluyor. Şu an evet cevapları çoğunlukta. Ankete
katılarak Hayır ( NO ) oyu kullanalım arkadaşlar!!!
http://edition.cnn.com/2006/WORLD/europe/02/02/cartoons.wrap/index.html
Türk Hackerler Danimarkaya Savaş Açtı!http://www.digimedya.com/img/news/92789/system//92789-SP.gif İşte çökertilen sitelerden biri...
Karikatür krizine türklerin cevabı ağır oldu.Türk hackerler 350 Danimarka sitesini hackledi...
İşte Size Bir Örneği; http://zinnober.dk/
Bizimkilerde kendince tedbir almaya başlamşlar:lol:
-------------------------------------------------------------------------------------
Bak Sen Şu Konuşana!http://www.digimedya.com/img/news/92799/system//92799-SP.gif 'Karikatürler için bayrak yakılmaz'...
LCI televizyon kanalının sorularını yanıtlayan Fransız bakan, olayı protesto etmek için ulusal bayrakların yakılmasının da kabul edilemez olduğunu ifade ederek, ''radikal dincilerin, protesto için bayrakları yakmasından şoke olduğunu'' belirtti.
Douste-Blazy, bununla birlikte, bir dini, aşırı uç ve hatta terör örgütü gibi gösteren karikatürleri onaylamadığını, bu karikatürleri normal bulmadığını ifade etti.
Karikatürler ilk olarak Danimarka'nın Jyllands-Posten gazetesinde yayımlanmış, Norveç gazetesi Magazinet'in 10 Ocak'ta karikatürleri tekrar yayınlaması üzerine İslam dünyasında tepkiler artmıştı.
Tepkilere rağmen, bu hafta Fransa, Almanya, İspanya, İsviçre ve Macaristan'daki bazı gazeteler, Jyllands-Posten gazetesindeki karikatürlerin aynısını yayınlamıştı.
-----------------------------------------------------------------------------------
Ayağına basılınca bağıranları görünce :)))))))
sedat
02-03-2006, 06:39 AM
Ellerİnİ Öpmek Lazim
hakan
02-03-2006, 06:48 AM
Avrupa, İslam düşmanlığıyla mücadele kararını unutmasın
Hz. Muhammed’e hakaret içeren karikatürler medeniyetler arası diyaloğa zarar verirken, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Robles’ten uyarı geldi. Avrupa’nın ‘İslam düşmanlığıyla mücadele’ kararını hatırlatan Robles, “İfade özgürlüğünün de sınırları var.” dedi.
Danimarka’daki Jyllands Posten gazetesinin 30 Eylül’de yayınladığı Hz. Muhammed’e hakaret içeren karikatürlerle başlayan kriz genişliyor. İslam dünyasında, Danimarka’yı hedef alan protesto ve ekonomik boykot devam ederken, aynı karikatürler bu kez Fransa ve Almanya’da yayınlandı. France Soir ve Die Welt gazeteleri, ifade özgürlüğüne destek için karikatürlere yer verdiğini savunurken, uzmanlar, ‘inanca hakaret içeren’ girişimin İslam dünyası ile Batı arasındaki diyalog çabalarına zarar vereceği uyarısında bulunuyor. Bu çerçevede Batılı ülkelerin tavrına Avrupa Konseyi’nden de uyarı geldi. Zaman’a konuşan Konsey’in İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Alvaro Gil Robles, “İfade özgürlüğünün de sınırları vardır. Farklı dinî inançlara saygı duymak gerekiyor.” dedi. Avrupa Konseyi’nin İslam düşmanlığıyla (İslamofobi) mücadele konusunda aldığı kararı hatırlatan Robles, Avrupa ülkelerinin, ‘farklı dinî grupların hassasiyetlerini dikkate alması ve dinlerarası diyaloğu geliştirmesi’ gerektiğinin altını çizdi: “Saygı, dinleri ve ibadetlerini çok iyi tanıma ile mümkün olur. Avrupa’da farklı dinlerle ilgili önyargıları kırmanın yolu eğitimden geçiyor.”
Konsey’e üye ülkelerin insan hakları karnelerini denetlemekle yükümlü olan Robles, dine hakaret içeren karikatürlere Danimarka hükümetinin ‘ifade özgürlüğü’ gerekçesiyle arka çıkmasını ise şöyle değerlendirdi: “İfade özgürlüğü bütün demokratik toplumların temel özelliğidir. Ancak, bu hakkı kullanmanın Avrupa Konseyi sözleşmeleri çerçevesinde bazı sınırları vardır. Yayınlar da sınırsız bir ifade özgürlüğüne sahip değildir.”
Avrupa Konseyi’ne üye ülke hükümetlerinin, geçtiğimiz mayıs ayında aldıkları kararda “Avrupa’da İslam düşmanlığıyla mücadele edilerek, tarihten gelen önyargıların giderilmesi için doğru ve demokratik tarih eğitimi verileceği” vurgulanmıştı.
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, Danimarka’da Hz. Muhammed’e hakaret içeren karikatürleri yayımlayan gazeteye herhangi bir ceza veya yaptırım uygulanmasının mümkün olmadığını da dile getirdi. Bu tutumun sadece eleştirilebileceğini vurgulayan Alvaro Gil Robles, İslam ülkelerinin Danimarka’dan özür talebi hakkında değerlendirme yapmaktan da kaçındı.
Komisyon Başkanı Robles’in atıfta bulunduğu Avrupa Konseyi’nin ‘İslam düşmanlığıyla mücadele kararı’ geçtiğimiz yıl mayıs ayında alınmıştı. Karara, Avrupa Konseyi’ne üye ülke hükümetleri imza atmıştı. Türkiye’nin girişimiyle Varşova Zirvesi’nde kabul edilen kararda, Avrupa’da İslam’a karşı tarihten gelen önyargıların giderilmesi için doğru ve demokratik tarih eğitimi verileceği belirtilmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı Avrupa Konseyi liderler zirvesinin nihai bildirisinde, “Cinsiyet, dil, ırk, Musevilik ve İslam karşıtlığı dahil her türlü dinî ayırımcılığı ve hoşgörüsüzlüğü kınıyoruz. Bunların engellenmesi ve ortadan kaldırılması için Avrupa Konseyi bünyesinde kurallar belirlenmesi ve etkili bir mekanizmanın kurulmasına ilişkin kararlılığımızı teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı. Böylece “İslam karşıtlığıyla mücadele” ifadesi, ilk kez Avrupa Konseyi’nin resmî bir belgesinde yer almıştı. Nihai bildiride, “evrensel hoşgörü ve uzlaşıyı geliştirmek için kültürler ve dinlerarası diyaloğun teşvik edilmesi” istendi.
Türkiye’nin de üyesi olduğu Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi, demokrasi ve insan haklarının geliştirilmesi için çalışmalar yapıyor. Avrupa Konseyi’ne bağlı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, daha önce verdiği kararlarda da “dini değerlere hakaretin ifade özgürlüğü kapsamına girmediğine” kanaat getirilmişti.
02.02.2006
Emre Demir
Strasbourg
İşte öfkenin fotoğraflarıhttp://www.digimedya.com/img/news/92840/system//92840-SP.jpg Tüm dünyadan kareler için tıklayın...
Danimarka gazetesinin başlattığı ve batı basınının da sahip çıktığı Hz. Muhammed karikatürlerine öfke İslam alemine dalga dalga yayıldı..İşte o görüntüler...
http://i.today.reuters.co.uk/misc/genImage.aspx?uri=2006-02-03T133300Z_01_L03545299_RTRUKOP_2_PICTURE1.jpg&resize=full
http://i.today.reuters.co.uk/misc/genImage.aspx?uri=2006-02-03T133300Z_01_L03545299_RTRUKOP_2_PICTURE0.jpg&resize=full
http://i.today.reuters.co.uk/misc/genImage.aspx?uri=2006-02-03T133300Z_01_L03545299_RTRUKOP_2_PICTURE5.jpg&resize=full
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/reuters_molt/246965999.jpg
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/ap_photo/20060203/all/l1741571.jpg
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/ap_photo/20060203/all/l1741594.jpg
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/ap_photo/20060203/all/l1741512.jpg
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/ap_photo/20060203/all/l1741383.jpg
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/afpji/20060203/060203113359.v4amf44l0_pakistani-islamists-shout-anti-danish-slogans-as-tb.jpg
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/ap_photo/20060203/all/l1741496.jpg
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/ap_photo/20060203/all/l1741502.jpg
http://i.today.reuters.co.uk/misc/genImage.aspx?uri=2006-02-03T133300Z_01_L03545299_RTRUKOP_2_PICTURE7.jpg&resize=full
http://eur.news1.yimg.com/eur.yimg.com/xp/ap_photo/20060203/all/l1741492.jpg
bayrak yakılmaz'...
LCI televizyon kanalının sorularını yanıtlayan Fransız bakan, olayı protesto etmek için ulusal bayrakların yakılmasının da kabul edilemez olduğunu ifade ederek, ''radikal dincilerin, protesto için bayrakları yakmasından şoke olduğunu'' belirtti.
Canim bir bayraga hakaret kabul edilemezken, bir peygambere hakaret kabul edilir mi Allah askina. Iste bu onlarin medeniyet anlayislari...
Qarama
02-03-2006, 12:15 PM
arkada$lar okadar sinir oldum okadar moralim bozulduki icimden bir$eyler yapmak istiyor ama ney, elimden gecen bir$ey olsa seve seve yaparim!
arkada$lar okadar sinir oldum okadar moralim bozulduki icimden bir$eyler yapmak istiyor ama ney, elimden gecen bir$ey olsa seve seve yaparim!
Haklisin bakma, ne kadar da Efendimizi az taniyoruz ve seviyoruz, Kuran ve Siyerin onu anlattigina bakarsak, diyorki : Adeta bir ummetinin gunah islemesi karsisinda, aman takilir kalirda yolunu sasirir diye izdirabindan olecek hale geliyor. dunyadaki butun anne baba sefkatlerini toplasaniz, peygamberin bir ummetine besledigi sefkat yaninda deryada katre kalir...
Obur tarafta umid edyorum, ummeti icin diyecekki, ya Rabbi, beni hakaret ettikleri zaman bu kulum sanki annesine, bacisina, coluk cocuguna hakaret edilmis gibi, hatta daha fazla, izdirab cekti ve perisan oldu, simdi o cennete girmeyecekse bende cennette bunun icin izdirab cekerim, ne olur o da yanimda kalsin der ve oyle sefaat eder bize. Biz de boylesine pacayi kurtaririz.
ps: ama bir seyler yapacam diye sokaklara dokulmek ve ofkeyle onlarin yaptigi gibi terbiyesizlik yapmak da O'nun(s.a.v) ummetine yakismaz ve O' nu(s.a.v) da uzer...
Madalio'g'li
02-03-2006, 01:21 PM
"Allah'tan başkasına tapanlara (ve putlarına) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini câzip gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir." En'am 108
"Allohdan o'zgaga sig'inadiganlar (butlari)ni so'kmangiz! Aks holda, ular haddan oshib, bilmasdan Allohni so'kib yuboradilar. Shunga o'xshab har bir ummat ishini o'ziga chiroyli ko'rsatib qo'ydik. So'ngra qaytar joylari Parvardigorlari huzurigadir. Ana o'shanda ularga qilgan ishlarining xabarini berur." An'om 108
*********
"Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez." Bakara 190
"Sizlarga qarshi jang qiluvchilar bilan Alloh yo'lida jang qilingiz, (lekin) haddan oshmangiz! Zero, Alloh haddan oshuvchilarni yoqtirmaydi." Baqara 190
Hakaret ya Yahudilere yapılsaydı... (http://www.zaman.com.tr/?bl=yorumlar&alt=&trh=20060204&hn=253101)
Fransız Müslüman filozof Roger Garaudy birkaç yıl önce Yahudi hahamlarının asırlar boyu Tevrat’a sokuşturdukları tahrifatları ortaya çıkaran kitabını yayınlatınca sadece kitap toplatılmakla kalmamış, yazarın kendisi de mahkemeye çıkarılmış ve hapse atılmıştı.
Şimdi Danimarka’daki hükümet, İslam’ın peygamberi Hz. Muhammed’i karalayan karikatürleri yayınlamasıyla ilgili olarak Danimarka gazetesine karşı işlem başlatmayı reddediyor. Zira hükümet gazetenin meşru ifade özgürlüğünü kullandığı görüşünde.
Yöneltilen soru şu: Acaba Danimarka hükümeti İslam dünyası hükümetlerinin bu tür konulardaki zayıflığına ve bitkinliğine dair tam bir kanaat içinde olmasaydı konuyu bu şekilde görmezlikten gelebilir miydi?’
Danimarka’nın en büyük gazetesi Jyllands-Posten, İslam’ın Peygamberi’ne yönelik açık karalama kastıyla tek bir karikatürle yetinmeyip hepsi de iğrençlik ve sefahatlik bakımından üst düzeyde tam 12 karikatür yayımladı.
Örnek bağlamında bu karikatürlerden biri Hz. Peygamber’i bomba şeklinde sarıklı şahıs şeklinde resmediyor.
Eğer gazete bir resimle yetinip Danimarka’daki İslam kuşağı çevrelerinde oluşan öfkeli tepkiler sonrası bir sonraki sayısında özür dileseydi konu medya sürçmesi olarak görülebilirdi.
O halde bu bir kampanya ve kampanyadan daha da çirkini, gazete yayın kurulunun yayını gerekçelendiren tutumu. Gazete birçok karikatüristin tepkilerden korkarak İslam Peygamberi’ni karalayan açık çizimlere katılmaktan çekindiklerine işaret ediyor ve gazete olarak pratik örnek vererek basındaki bu korku düğümünü çözmek istediklerini iddia ediyor.
Bu ilginç mantığı kabul ettiğimizi varsayarak soruyoruz: ‘Niçin Danimarka gazetesi veya Batı’daki başka gazeteler ve medya organları, Batılı korku düğümünü antisemitizm kapsamında hayata geçirmiyor? Niçin Yahudi dini ve ‘Nazi soykırımı’ gibi Yahudilerin tarihiyle ilgili tartışmalı konuların eleştirisi, kutsal dokunulmazlar olarak kalıyor, hatta Avrupa ve ABD’de ceza hukukunun yaptırım uyguladığı bir suç olarak görülüyor?’
İslam’ı ve ümmetini küçük düşürme, asıl itibarıyla İslam dünyasındaki rejimlerin ve dinî kurumların izlediği tutumların sonucu. El Ezher şeyhi Muhammed Seyid Tantavi’nin Kahire’de Danimarka büyükelçisi ile bir araya gelmesi sırasında Danimarka gazetesine getirdiği ‘genel şekliyle ölüleri karalamak doğru olmaz ve Hz. Muhammed ölmüştür, kendisini savunamaz’ eleştirisinin en uç sınırı bu.
Hiç şüphesiz Danimarka’daki otoriteler bu zayıflığın arkasındaki anlamın idrakinde. Zira Danimarka başbakanı protestolarını ifade etmek için görüşme talep eden başkent Kopenhag’daki 11 İslam ülkesi büyükelçisini kabul etmedi.
Buna rağmen İslam ülkeleri hükümetleri Danimarka hükümetiyle ilgili cezai önlemler almaktan kaçınmaktalar. Uluslararası platformda Birleşmiş Milletler’e bağlı insan hakları komisyonunun İslam Peygamberi’ne yönelik gazete karalamasını ‘başkalarının inançlarına kabul edilemez saygısızlık’ olarak niteleyen bir bildiri yayınlamasıyla birlikte Yahudilerin inançlarına yönelik bir karalama olması durumunda Birleşmiş Milletler’de nasıl olağanüstü hal ilan edileceğini tasavvur edebiliriz. İslam’ın dini bir inanç olarak bu şekilde hedef alınması, İslam dünyasında ‘teröre karşı savaştaki’ gerçek Batılı hedeflerine dair oluşan halkçı kanaatlerin derinleşmesine katkıda bulunacaktır sadece. (Katar’da yayımlanan El Vatan gazetesi, 25 Ocak 2006)
Orkhun
02-03-2006, 06:46 PM
şu danimarka garip ülke, madem herşey serbest o zaman kanunları da kaldırsınlar, meclis anayasa başbakanın ne işi var orada
Haç asmadı, ceza aldıhttp://www.digimedya.com/img/news/92912/system//92912-SP.jpg İşte İtalyan hukukunda inanç özgürlüğü...
İtalya'da görev yaptığı mahkeme salonunun duvarına haç konulmasını reddeden yargıç Luigi Tosti ücretsiz olarak işten uzaklaştırıldı.
Haç kuralları faşizm yıllarından kalma
Tartışma İtalya'da faşistlerin iktidarda olduğu dönemden kalma bir yasadan kaynaklanıyor.
Faşistlerin yönetimindeki İtalya'da okullardaki bütün sınıflara ve mahkeme salonlarına Hristiyan haçının konulması zorunlu hale getirilmişti.
Halkın büyük çoğunluğu katolik olan İtalya'da laik kesim ile ülkenin eski Hristiyan köklerini ve geleneklerini yeniden egemen kılmak isteyenler arasındaki gerginlik son zamanlarda daha sık su yüzüne çıkmaya başladı.
Yargıç Luigi Tosti, Adriyatik kıyısındaki Rimini kentinde yaşıyor.
Geçen Aralık ayında duvarında haç bulunan bir mahkeme salonunda görev yapmayı reddettiği için başka bir mahkeme tarafından, sonradan tecil edilen yedi aylık bir hapis cezasına çarptırılmıştı.
Bu hafta ise İtalya'nın en üst yargı organı görevinden kızağa çekildiğini ve maaşının da ödenmeyeceğini bildirdi.
Yargıç Tosti karara itiraz ediyor.
Kendini Yahudiliğe daha yakın hissettiğini söyleyen Tosti bu yüzden mahkeme salonundaki haçı Yahudilerin dini sembolüyle değiştirmek için izin istediğini, fakat bu talebinin reddedildiğini söylüyor.
Yargıç Tosti bunun dini ayrımcılık olduğunu ve İtalya anayasasında belirlenen inanç özgürlüğü ilkesinin çiğnendiğini savunuyor.
Seksen yıl önce getirilen okul sınıflarına ve mahkeme salonlarının duvarlarına haç koyma zorunluluğu artık İtalyan okullarında sıkı bir şekilde uygulanmıyor.
(bbc)
Senin kutsalın benim ! Benim kutsalımda benim:lol:
angel_m
02-05-2006, 08:38 AM
O Karikatur Icin Degil O Danimarkanin Bayragini Onu Yayinlayan Kurulusun Her Bir Ferdini Bile Tek Tek Yakarim.
Bu Hayvandan Bozma Tipler Icin Din Ahlak Vatan Millet Gibi Kavramlar Yoktur.varsa Yoksa Kendileri Gibi Bozuk Toplumlar Olusturmaktir. Sadece Konusan Ama Tarihinde Hicbir Onur Hicbir Zafer Gormemis Mensei Bozuk Danimarkanin Cezasini En Azindan Maddi Boykot Uygulayarak Gosterelim.cunku Maneviyat Alaninda Sifir Olan Bu Topluma Maddiyattan Fazla Aci Veremezsiniz...geldikleri Yer Belli Olmayan Ama Gidecekleri Yerden Hic Suphe Duymadigim Bu Toplumuda Anayasasinida Buna Seyirci Kalan Herkeside Kiniyorum...
genco
02-05-2006, 09:45 AM
Bu tür provakatör girişimlerin çatışma yaratmaya yönelik olduğunu düşünüyorum.
Kimbilir belki de amaç Türk insanını tahrik ederek-ki çok çabuk oluruz- çılgınlık yapmaya zorlamak ve meydana gelecek nahoş bir olay sonucunda da koro halinde "Biz demiştik..Bu Türkler barbar, bunlarıın Avrupa'da işi yok diye" yaygarayı basacaklar...
Aslında genelleme yapmak doğru değil...Danimarkalılar'ın hepsi aynı zihniyettedir demek haksızlık olur. İçlerinde Türk dostu olanlar da vardır elbet..
İçimizde din düşmanı olan yok mu sanki? Allaha inanmayan, dini "afyon"gören, Kuran'a dil uzatan binlerce Türk var içimizde.
Girin bakın "ateist" sitelere, din hakkında neler söylüyorlar neler...
Dine karşı yapılan saldırılar "saygısızlık" ise içimizdekiler yapınca saygısızlık olmuyor mu?
Bana göre Müslüman birine, samimi inancından dolayı yapılan saldırıların hepsi "saygısızlık" sayılır...
"Saygısızlık" yapanlara karşı gösterilen şiddet içermeyen tepkileri haklı buluyorum...
Gösterilen tepkilerin şiddet içermesini ise doğru bulmuyorum..
Bir kesimin yaptığı terbiyesizliği millete mal etmeyi de...
Bu bahaneyle masum insanlara saldırıyı da...
Doğru bulmuyorum..
Hatta böylelerini de insanı değerlerden uzak buluyorum..
Papaz ve imam
Haçlı mutaassıbı birtakım batılı okur yazarların karikatürle Müslümanlara saldırdığı günlerde Trabzon’da bir cinayet işlendi. Bu cinayette rahip Andrea Santaro hayatını kaybetti. Toprağı bol olsun. Neden öldürüldüğü belli değil. Karikatür haysiyetsizliğine duyulan ferdi bir öfke olabilir. Cinayeti fuhuş mafyasının yapmış olması da mümkün görülüyor, başka ihtimaller de hatırlanabilir. Belki de Katolik ruhani liderlerin karanlık vuruşmalarından biridir.
Nereden bakarsak bakalım ortada şimdilik sebebi ve faili meçhul bir cinayet var. Bu cinayete İtalyan basını insanı hayrete sevk edecek bir soğukkanlılıkla yaklaştı. Katilin akli dengesinin bozuk olabileceğine dair manşetler attılar. Bu tahmin şaşırtıcıdır. Türk polisi, henüz hiçbir açıklama yapmadan, İtalyan gazeteleri niçin böyle yazdı? Önceden biliyorlar mıydı?
İtalyan basını soğukkanlı davranırken bizdeki bazı unsurları kraldan çok kralcı oldu. “Bu ne biçim Müslümanlık?” gibi haberler yaptılar. Halbuki daha zanlı ortada yok. Hiçbir delil mevcut değil. Hiçbir ifade alınmamış. Buna rağmen sekiz sütuna karalama. Problem karikatür intikamına bağlanıyor.
Elbette bir din adamının hele hele bir tapınakta öldürülmesi asla kabul edilemez.
Katiyyen caiz değil.
Bunlar bir hakikat.
Fakat diğer bir hakikat de bazı medya unsurlarımızın hali. Rahibi öve öve bitiremiyorlar. Şöyle iyiliksevermiş, böyle emsali yokmuş, Trabzonlular ona bayılıyormuş vs. Hem katledilirken kilisede yalnızdı diyorlar, hem de o esnada ibadet etmekte olduğunu iddia ediyorlar. Mademki yalnızdı o zaman öldürülürken ne ile meşgul olduğunu nerden biliyorsunuz?
Niçin kimse kalkıp bu Katolik din adamı, İtalya’nın nimetlerini bırakıp da Trabzon’a gelmiş? demiyor. Bizdekiler demiyor ama onlar saklamıyorlar. Bu vesileyle yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki Anadolu kâğıt üzerinde paylaşılmış. Projeler yapılmış. Bu projelere göre Anadolu sorumluları var. İddialarına göre Anadolu Hristiyanlığın doğduğu topraklardır, hedef tekrar bu toprakları Hristiyanlaştırmakmış. Onun için müteveffa rahibi İtalya’dan gelip hepsi hepsi 10 kişilik cemaati olan Trabzon yahut -onların söyleyişiyle- Pontus’taki bir eski kiliseye yerleşmiş ve burada açlara, yoksullara yardım için koşturmuş.
İşte bu niyette bir rahibe bazı medya unsurları tarafından övgüler yağdırılmaktadır.
O övgüleri dinleyen Türk gençlerinin tesir altında kalmaması mümkün değildir.
Dahası 10 kişinin katıldığı ayinlere güya Türkler de gitmekteymiş.
Bunları yazıp çizenlere, ülkemizi mânen işgale gelmiş bir rahibe böylesine övgüler dizenlere sormalı.
Bu topraklarda bir Müslüman din adamı hiç iyilik yapmadı mı?
Meslek hayatınızda bir kere olsun onları övdünüz mü?
Rahip Andrea Santaro’nun Trabzon’da öldürüldüğü gün, Lübnan’da da imamlar, canlarını tehlikeye atarak öfke içindeki insan selinin önünde durup onları yatıştırmaya çalışıyordu. Üzüntüsünü içine gömüp bir fitneyi söndürmeye çalışan imamları neden görmüyorsunuz?
Bizde din adamlığı sanki suçtur.
Din adamı yalnızca kötülenmek için yazılır, haber yapılır.
Katoliğe gelince hürmet, sünniye gelince kibir...
Bu ne tezattır.
Anlamak öylesine zor.
Rahim Er
Administrator
02-07-2006, 02:27 AM
bu batili salaklar islam dini vekillerinden Temur veya Beyazid Yildirim gibi buyuk oglanlar ciktigini unuttu galiba..onlara gecmishi hatirlatmak zorunda kaldik galiba...ehhh Timur baba niye osmanliyi saldirdin?keski Beyazida onlari istila etmesine izin verseydin...
CeBeLLi
02-07-2006, 06:41 AM
Avrupanın medeniyet adına öğreteceği birşey kalmadı. Bilgi için www.dametab.com (http://www.dametab.com)
Seckjin Khan
02-08-2006, 12:58 PM
Karikatür saygısızlığına kınama
http://www.salom.com.tr/Images/Haber/08026ishak.jpg (http://www.salom.com.tr/Images/Haber/08026ishak.jpg)
Danimarka gazetelerinde çıkan Hazreti Muhammed’i aşağılayan karikatürlerin düşünce özgürlüğü dayanışması adına Avrupa’nın diğer ülkelerinin gazetelerinde de yayınlanması, İslam ülkelerinin çoğunda tepkilerin tırmanmasına yol açtı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, karikatürlerle ilgili tepkisini "manevi değerlerimize saldırı" sözleri ile ifade ederken, basın özgürlüğünün bir sınırı olması gerektiğini belirtti
HAHAMBAŞILIĞIN BASIN BİLDİRİSİ
Türkiye Hahambaşısı Rav İsak Haleva ile Türk Musevi Cemaati Başkanı Silvyo Ovadya’nın basın bildirisinde şu ifadeler yer aldı: "Hz. Muhammed’i terörist olarak gösteren karikatürü çizeriyle, yayıncısıyla kınıyor, olayı ve gelişmeleri büyük endişe ile izliyoruz. Demokrasilerin sağladığı fikir ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı çıkan bizler, bu demokratik özgürlüğün dinlere, peygamberlere, kutsal kitap ve değerlere sataşma hakkını vermediği görüşündeyiz. Başta Danimarka olmak üzere bu tür karikatürlerin yayınlandığı ülkelerin medya dünyalarının, yargılarının, diplomatlarının ve politikacılarının duruma müdahale etmelerini, hadiselerin büyümesini önlemelerini ve rencide edilen duyguları onarmak üzere gereken girişimleri başlatmalarını umuyoruz."
Hıristiyan cemaatlerin açıklaması
Hıristiyan cemaatlerin dini liderleri karikatürlerde yapılan haksızlığı kınadılar. Yayınlanan ortak bültende; "İbrahim Peygamber çocukları olarak sevgi ve işbirliği içinde olduğumuz İslam’ın Peygamberi’ne saygısızlık edilmesini elem ve esefle karşılıyor, yeryüzünde ilahi sevginin hakim olması için Müslüman kardeşlerimizle birlikte dua ediyoruz" açıklamasına yer verildi.
ADL’in açıklaması
Antisemitizme karşı savaşan Anti Defamation League (ADL) Hz. Muhammed karikatürlerini "rahatsız edici" olarak nitelendirdi. ADL ayrıca yaptığı açıklamada, kurumun ifade ve basın özgürlüğüne bağlı olduğu, ancak medya kuruluşlarının etnik, ırksal ve dini toplulukların hassasiyetlerini dikkate alması gerektiği belirtildi.
Avrupalı Yahudilerin tepkisi
Fransa Hahambaşısı Joseph Sitruk; "Müslümanların öfkesini paylaşıyorum. Dinleri küçük görmek ve aşağılamaktan hiçbir şey kazanmayız.” dedi. İngiltere Hahambaşılık Konseyi’nden Rav Y. Şohet: "Holokost’tan kurtulan bir babanın oğlu ve ayrımcılığın zehirli acısını bilen biri olarak karikatürleri iğrenç buluyorum” ifadesini kullandı.
Kaynak:Şalom Gazetesi http://www.salom.com.tr/
Gerçekten güzel bir haber bu,bence İnananların hepsi Peygamberger ve Dinlere yapılan terbiyesizliklere karşı ortak tavır almalı...
Turanci
02-08-2006, 02:15 PM
Arkadaslar bence en önenmlisi biz her ne kadar hakli olsakda kendimizi geri tutalim. Peygamber efendimize laf ettiler o yüzden tabiki protesto edecegiz ama yakip yikip degil. Biz Müslümanlar oturakli olacagiz o onlarin cahilligi Allah hesabini soracakdir onlardan. Ama zaten ortalik birbirine karismak üzere bari bizde onlar gibi olmiyalim . onlara benzemiyelim sucsuz insanlara saldirmiyalim. Demek istedigim sucluyla sucsuzu ayird edelim. Baska dinden olsa bile
Danimarka'da karikatürleri yayınlayan gazete en sonunda özür dilemek zorunda kaldı:lol:
Yinede efeliği elden bırakmadı ve genel yayın yönetmeni istifa etmedi:twisted:
İslamiyetin yükselişi
L’Express dergisinin son sayısında “Enquete sur la montee de L’İSLAM” (Avrupa’da İslamın Yükselişi) başlığı altında verilen bilgiler Sevgili ve Şerefli Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’e (Sallallahü aleyhi ve sellem) iğrenç iftiralarla dolu 12 karikatürün sebebini açıklamaktadır. Peki neden 12 karikatür? Çünkü 12 rakamının Hristiyanlıkta özel bir yeri vardır. 11 Eylül’den sonra İslamiyet aleyhine çirkin iftira ve önyargılı haberlere rağmen Avrupa, ABD ve bütün dünyada İslamiyet çığ gibi hızla yayılmaktadır. Avrupa medeniyetinin merkezi kabul edilen Fransa’da her gün ortalama 12 Fransız asıllı Hristiyanın Müslüman olduğunu L’Express itiraf etmektedir. Müslüman olan Fransızlar arasında iş adamı, öğretim üyesi, sporcu ve sanatçılar da yer almaktadır. Fransa’da 5 milyona yakın Müslüman vardır. Fransa’da 7.1 kişiden biri Müslümandır. Bu rakam çok sayıda İslam ülkesinin Müslüman nüfusundan fazladır. L’ Express dergisine göre 60 bin Fransız Müslüman olmuştur. Fransız rapçı Marsilyalı Akhenaton, ünlü kareograf ve bale sanatçısı Maurice Bejart, ABD NBA basketbol turnuvasında oynayan Fransız Oliver Saint Jean, Strasbourg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eric Geoffrog, Sosyalist Parti Genel Sekreteri Maurice Thorez’in yeğeni Clement, Galatasaraylı eski futbolcu Ribery gibi ünlüler bu 60 binin içinde yer alan kişilerdir.
Müslüman olan Fransızların büyük çoğunluğu bir ya da birkaç üniversite mezunu, varlıklı ve kariyer sahibi kişilerdir. Her yıl Fransa’da yüzlerce İslami eser neşredilmektedir. 400’ü Paris ve civarında olmak üzere Fransa genelinde 3 bin cami ve mescid vardır. Bunlardan bazıları kilise iken camiye çevrilmişlerdir. Yeni camiler inşaat halindedir. L’Express’e göre Almanya’da Müslüman olan Alman asıllıların sayısı 150 bindir. Sadece Berlin’de 45 cami vardır. Bazılarının isimleri Fatih, Beyazıt ve Şehitlik’tir. AB’ye yeni katılan 15 ülke hariç 10 AB ülkesindeki Müslümanların sayısı 17 milyondur. (Resmi rakamlara göre) Alman İstatistik Dairesine göre her saat 1 Türk çocuğu dünyaya gelmektedir. 700 bin Türk çocuğu Alman okullarında öğrencidir. 16 bin Türk ise Alman üniversitelerinde okumaktadır. Kasıtlı olarak çirkin karikatürleri neşreden Danimarka nüfusunun üçte ikisi göçmen olup, Müslümanların sayısı 150 bindir. Hollanda’da Müslümanların sayısı 930 bindir. (Bunun 402 bini Türk’tür.) Göçmenler arasında ilk sırada; 402 bin ile Türkler, ikinci sırada ise 210 bin ile Faslılar vardır.
Netice: İslamiyetin yayılış hızını frenlemek ve Müslümanları terörist göstermek için Danimarka ve diğer bazı ülkelerde 12 çirkin karikatür kasten neşredilmiştir. Müslümanlar bu tuzağa düşmeyiniz. İslamiyete gölge düşürecek şiddetten kesin olarak kaçınız. Elbette tepki gösterilsin ama cana ve mala saldırı asla tasvip edilemez. Eğer böyle yaparsak bu oyunu sahneleyenlerin tuzağına düşeriz.
M. Necati Ozfatura
kurshad
02-11-2006, 08:33 AM
İslamiyetin yükselişi
M. Necati Ozfatura
Sevgili Han, yine kaynagini elestirerek yanlis anlamani, alinmani istemem ama soylemeden edemeyecegim:
1992 yilinda universite talebesiyken kupon biriktirip ansiklopedi almak ugruna birkac ay Turkiye gazetesi almistim.Necati Ozfatura'nin yazilariyla o zaman tanistim. Desteksiz atan, hamaset kokan yazilarindan bir tanesini hic unutmadim: O yillarda Amerika Somaliye asker gondermisti. Bu zatin iddiasina gore Amerika Somali'ye tam 100.000 adet AIDS'li asker yollayarak muslumanlari yoketme amacini guduyormus.. :D
Bu iddiasini bir takim temellerle kendine kuvvetlendirmis ve sanki gercekmis gibi anlatmisti. Bir kisi de yahu aziz yazar, AIDS'in cikis yeri afrika amerika degil, neden boyle bos konusuyorsun dememisti.
Ozfatura'nin Islam'in yukselisiyle ilgili soylediklerinin dogru olmasini yurekten temenni ederdim. Lakin gercegin iddiasindan cok farkli oldugunu dusunuyorum. Avrupa'da tek gordugum Islam'in terorizmle butunlestirildigi ve antipatik bulundugu. Geri kalmanin asil sebebi olarak gosterildigi, Islamin cagdisi oldugu iddialari..
Hal boyleyken Hristiyan misyonerler ise yurdumuzda, orta asyada ve fakir afrika ulkelerinde cirit atiyor. Sadece Turkiyede yuzlerce ev-kilise var.
Tehlike; misyonerler, tehlike; Islam'in aydinlik yuzunun kasten kirletilmesi.
borcugin
02-11-2006, 11:22 AM
S.A.
Sevgili Han kardeşim, kurshad kardeşimin dediği gibi ben de bir zamanlar şimdi adını söylemeyeyim bir gazeteyi çok iyi takip eder hiç bir köşe yazarını kaçırmazdım. Çernobil nükleer santrali patladığında çok sevdiğim bir köşe yazarı yazmıştı: "Bunların hepsi vatan haini ve kafir. Radyasyon madrasyon neymiş, bizim iman dolu göğsümüz gibi serhattimiz var, radyasyon bize işlemez....." . Ondan sonra bu gazeteyi ve bunun gibi köşe yazarlarını bıraktım. İyi ki bırakmışım. Bu ve benzeri gazeteleri bırakanlar o kadar çok ki, anlatamam ve inan sen bile hayret edersin. Kimin yüzünden bıraktılar dersin? Kendileri yüzünden bıraktılar ve şükrettiler. :)
Selametle.
suikastci17
02-19-2006, 06:49 AM
Arkadaslar Bu KarİkatÜrkerİn Tek Amaci Gunumuzde Avrupada Musluman Nufusu Her Gecen Gun Cok Hizli Bİr Sekİlde Artmaktadir..avrupalilarda Bu Sekİlde Dunyadaki Muslumanlari Kiskirtarak..muslumanlari Kotu Gosteremeye Calisiyorlar...
Bİz Sag Duyulu Olup..tek Yapmamiz Gereken Danİmarka Basta Olmak Uzere Avrupa Mallarini Kullanmamaliyiz...
Milli Duyarsızlık Tercümanları!http://www.digimedya.com/img/news/102960/system//102960-SP.gif Hulki Cevizoğlu, Zaman'ı eleştirdi...
Geçen cuma gecesi, 5 saat 40 dakika süren Ceviz Kabuğu programının konusu, Danimarka''da başlayan "Hz.Muhammed''e hakaret karikatürleri" ve "dinlerarası diyalog" konusu idi. Duyurularımızda da, şu sorunun yanıtını arayacağımızı söylüyorduk: "Dinlerarası diyalog çağrıları ile Müslümanlar üzerinde oyun oynayan, Türkiye''yi kullanmaya çalışan Batı, niçin Hz.Muhammed''e saldırmaya başladı?.. Dinlerarası diyalog diyen Vatikan etkisindeki Avrupa ülkelerine ne oldu da, dinlerarası kin başlattı?.."
Canlı yayındaki tartışma büyük yankı yarattı. Etkileri hâlen sürüyor. Göze çarpan birkaç yayını hatırlatalım: Yeniçağ''da 1.sayfada, neredeyse tam sayfa manşet (programın tarafsız haberi), Radikal''in ekinde birinci tam sayfa(genel eleştiri), Zaman''da on sekizinci tam sayfa ve 2.sayfa(haksız ve yanlı eleştiri), Vakit''te Mustafa Kaplan''ın yazısı(övgü ve teşekkür), Yeniçağ''da Suat Yalaz''ın yazısı (övgü).
Şimdi yanlışları düzelterek, bazı bilgileri sizlerle paylaşalım.
MİLLİ DUYARLILIĞA TEPKİ!
Moda deyimiyle söylersek, "Ölseler bir araya gelmeyecek görüştekiler" ortak eleştiriler yöneltiyorlar. Radikal Gazetesi''nde, "Milli hassasiyet tercümanları" başlığı altında genel eleştiri yapan Ahmet İnsel, Sevr dayatmalarına karşı çıkan yazı ve programlarımızı eleştiriyor. Kendi ifadesiyle, "Türkiye''ye kurulmuş tuzaklara karşı uyanık olmaya çağırmak" İnsel''i rahatsız etmiş. Yeni bir kavram ortaya atan İnsel, "seçilmiş travma"dan söz ediyor. Biz de şimdi çıkıp kendisine, en kestirmesinden, "milli duyarsızlık tercümanı" desek, yerine oturur mu?..
Yeniçağ''dan Suat Yalaz, "Mesih gelecek mi?" başlıklı yazısında, Ceviz Kabuğu''nu sonuna kadar seyretmekten bîtap düştüğü için şikâyetçi(!).. Vakit Gazetesi''nden Mustafa Kaplan, "dini duyarlılığı olan" çok geniş bir kitlenin tartışmaya hayran kaldığını ve tekrarını istedikleri belirtiyor. Övgü olduğu için teşekkür edip, geçiyorum.
Gelelim eleştirilere.
MÜSLÜMANLAR İÇİNDEKİ "HZ.İSA DAMARI!.."
Zaman Gazetesi olayı geniş biçimde eleştiriyor. Ama haksız biçimde.. Nedenlerini sıralayalım. Programa telefonla katılan Prof. Dr. Suat Yıldırım yorum yazısında, programda olduğu gibi, yine yanlış yerden cevap veriyor. Ceviz Kabuğu''nda, stüdyo konuklarından Prof. Dr. Yümni Sezen''in "Dinlerarası Diyalog İhaneti" kitabını da konuşurken, birdenbire önündeki bir Meal''i bana uzattı, "şurayı okur musunuz?" dedi.
Kitabın üzerinde, "Kur''an-ı Hakîm''in açıklamalı Meali, Prof. Dr. Suat Yıldırım" yazıyordu. Okumamı istediği ise, A''râf Sûresi 40.ayetti. Okudum. Meal''in sonunda, parantez içinde (Kitabı Mukaddes, Markos 10,25; Luka 18,25) yazıyordu!..
Çok şaşırdım. Hocalar da (Yümni Sezen ve Bayraktar Bayraklı) çok şaşırmıştı. Ama bu durumu daha önceden bildikleri belliydi. Meal''i karıştırmaya devam ederken, daha pek çok ayetin sonunda, İncil ve Tevrat''tan bu biçimde söz edildiğini gördüm. Tartışmamızın içeriği, "Bu karşılaştırmalar yapılabilir ama, başka bir kitapta. Adına ''meal'' dediğiniz kitapta bunu yapmak, yanlış anlaşılmalara neden olur. Hiç Arapça bilmeyen bir genç, bu Meal''i alıp okuduğunda, sanki, Kur''an''ı Kerim''in içinde de İncil ve Tevrat''ın bu biçimde yazıldığını düşünür" biçimine dönüştü.
Canlı yayında da Prof. Yıldırım''a bunu anlatamadık herhalde. Zaman''daki açıklamalarında da bu görülüyor. (Yıldırım''ın bu Meal''i, 1998''de, Zaman Gazetesi tarafından okuyucularına hediye olarak dağıtılmış..) Ayrıca, Prof. Suat Yıldırım, "Hz.İsa''nın geleceğini" ısrarla ileri sürdü ama sorularım üzerine hiçbir ayetten kanıt gösteremedi. Çünkü böyle bir ayet yoktu. İlahiyat profesörü Yıldırım, "Ayette olmasa da, Hz. Muhammed açıklamıştır!.." biçiminde yorumlar yaptı ve güç durumda kaldı. (tarafsızlığımızı korumak için, hoca kendisini iyi anlatabilsin diye, telefonda olmasına rağmen tam 2 saat hatta tuttum.)
Yine aynı gazetede yazan Hamdullah Öztürk, eleştirirken, Yeniçağ''a da şöyle sataşmış: "Savaş Süzal''lı, Hulki Cevizoğlu''lu damara söylenecek sözüm yok. Çünkü onların bu dilden anladığına emin değilim."
Peh.. Peh.. Peh..
Ben de şöyle düşünüyorum: "Müslümanlar içindeki Hz. İsa damarına söyleyecek sözüm yok!.."
BU ÇARŞAMBA "CEVİZ KABUĞU-ÖZEL" VAR
Stüdyo konuklarının bir türlü, lafı getirip de söyleyemediği, "Kur''an bu yazım biçimiyle İncilleştiriliyor" sözünü, yine bizi kendiliğinden arayan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, pat diye söyleyiverdi. Hem de, daha neler neler...
Suat Yıldırım kendisi aradı, programa dahil ettim. Hamdullah Öztürk de arasaydı, onu da bağlardım.
Şimdiden duyuruyor ve çağrıda bulunuyorum: Yarın (22 Şubat 2006, Çarşamba) Ceviz Kabuğu-Özel var. Saat 22.30 civarında. Dinlerarası diyaloğu savunan ve özellikle bu tür eleştiri yapan herkese ekran açık. Tarafsız biçimde onlara da söz hakkı vereceğim. (C.K.''nun "özel" olması şundan: Bildiğiniz gibi her ayın son Cuma''sı, sevgili Tuncay Özkan''ın "Söz Meclisi" olduğu için, programımız olmuyor. Ama, bu konuyu soğutmamak, haksızlık yapmamak için bu hafta C.K. yapalım istedik. Yayın akışı içinde Çarşamba uygun oldu. Kendi yayın günümüzde değil, Çarşamba günü olduğu için "özel".)
Prof. Suat Yıldırım, Zaman''da diyor ki, "gazete sütununda yerimiz çok sınırlı." Kendisini, programdan sonra canlı yayında "sınırsız süre" içinde konuşmaya davet ettik. Önce, "Ben o insanlarla bir araya gelmem" dedi, daha sonra "tek başıma da gelmem" dedi. (Ama ne yazık ki, Zaman''da, "Cevizoğlu da objektif davranmadı" diyebiliyor. Pes doğrusu..)
Şimdi, stüdyoda Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk olacak. Prof. Suat Yıldırım''a tekrar "açık davette" bulunuyorum. Buyurunuz stüdyoya. İsterseniz yine telefona..
Hulki Cevizoğlu / 21.02.2006 / Yeniçağ
O programi izledim ve orada oturan bir ilahiyat prof (nasil prof olduysa) ve yine baska bir yuksek ogretim gormus olan ve telefonla baglanan Yasar Nuri Ozturk'un davranis bicimi gercekten o makamdaki insana hic yakismiyordu. Sanki hic egitim gormemis dag krolari gibiydiler.
İlahiyatçılardan Yıldırım’a destek: Aynı tefsir yöntemini biz de kullanıyoruz, söylenenler iftira (http://www.forum.uz/)
Tefsirciler, Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın hazırladığı Kur’an-ı Kerim mealinde, Tevrat ve İncil’e yaptığı atıflardan dolayı “Kur’an İncilleştiriliyor” suçlamasının ağır bir itham olduğunu belirtti.
Öğretim üyeleri, tefsir ve meal hazırlanmasında konunun önceki semavi kitaplarda nasıl yer aldığına bakılmasının kullanılan ve bilimsel bir yöntem olduğuna dikkat çekti. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Ulutürk, Yıldırım’a yapılan isnadı büyük bir ‘bühtan’ (iftira) olarak yorumlarken, Prof. Dr. Yakup Çiçek de ağır bir ‘itham’ değerlendirmesini yaptı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan tefsir kurulunda yer alan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı da, “Bu yöntem ilmî bir metottur. Muhammed Hamidullah da bu yöntemi uygulamaktadır. Biz de hazırladığımız tefsirde yer yer bu metodu uyguladık.” dedi. Prof. Dr. Suat Yıldırım tarafından 10 yıl önce hazırlanan ‘Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali’ isimli eseri, Hulki Cevizoğlu tarafından hazırlanan ‘Ceviz Kabuğu’ isimli programda tartışıldı. Programa telefonla katılan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Dr. Yıldırım’ın konuları işlerken diğer semavi dinlerdeki paralelliklere atıfta bulunmasını “Kur’an İncilleştiriliyor” diyerek eleştirmişti. Prof. Dr. Yıldırım, çalışmasında sadece paralelliklere atıfta bulunduğunu, diğer kitaplardan iktibas yapmadığını, o bilgilerle Kur’an-ı Kerim’i açıklamadığını belirtmişti. Tefsir hocaları da Prof. Dr. Suat Yıldırım tarafından uygulanan metodun ilmî bir yol olduğuna, ilmî ve inanç bakımından hiçbir sakıncasının bulunmadığına dikkat çekti. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Ulutürk, “Meal veya tefsir hazırlanırken bu bilgilerin verilmesi ayetlerin mukayesesi değil, aynı konunun önceki kitaplarda da geçtiğini göstermek içindir. Bu bilgilerin verilmesi, onları haklı çıkarmaktan ziyade vahyin ve Kur’an-ı Kerim’in gerçek bir kitap olduğunu ortaya koyar.” dedi. Ulutürk, bu şekilde yapılan çalışmanın konu üzerinde araştırma yapanlar için son derece yararlı olduğunu belirtti.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan tefsir kurulunda yer alan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı da, tefsir ve meal hazırlanırken paralellik bulunan konularda atıfta bulunmanın bir sakıncası bulunmadığını söyledi. İslamiyet’ten önceki dinlere ait kitaplardan aktarılan bilgiler arasında tahrif olanların yanı sıra aslına uygun kalanların da bulunduğuna dikkat çeken Çağrıcı, “Bütününe karşı çıkmak gibi bir kompleksimiz yok. Menşei itibarıyla bizim de iman ettiğimiz konulardır. ‘Kur’an-ı Kerim’in bir özelliği de kendisinden önceki kitapları tasdik etme özelliğidir. Biz tefsirimizi hazırlarken Kur’an-ı Kerim ile uyuşan kurallara atıflarda bulunduk. Kur’an-ı Kerim’de böyle olduğu gibi diğer kitaplarda da böyle geçmektedir’ dedik. Kur’an’ın hakemliğini ortaya koyduk.” diye konuştu. Çağrıcı, aynı yöntemin Muhammed Hamidullah tarafından da uygulandığını söyledi. Marmara Üniversitesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yakup Çiçek de, “Meal ve tefsir hazırlanmasında Tevrat veya İncil’de aynı konu ile ilgili bilgi olur, o bilginin yerini göstermek üzere bir kaynak verilirse bu o konuda araştırma yapmak isteyenler için kolaylaştırıcı olur.” dedi. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lütfullah Cebeci de, “Suat Hoca’nın söyledikleri gerçeğe ve Kur’an’ın söylediklerine uygun. Bunda yadırgayacak ve rahatsız olacak bir şey yok. Dün Ceviz Kabuğu programında yaşanan tartışmalardan yeni haberdar oldum. Zannederim o tartışmacıların niyeti üzüm yemek değilmiş. Sanki kendileri için Kur’an’ın ana mesajı çok önemli imiş gibi davrananların samimiyeti herkesçe malum.” yorumunu yaptı.
Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Tevrat veya İncil’e yapılan atıfların ‘Kur’an İncilleştiriliyor’ eleştirisini gerektirmeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Karaman şöyle devam etti: “Bizzat Kur’an-ı Kerim diğer kitaplara atıfta bulunur. Sık sık, ‘Adem şöyle dedi’, ‘İsa böyle dedi’ gibi atıflar yapılır. Peygamberimiz de bir hadisinde ‘Kur’an’dan evvelki kitaplardan bir şey nakledildiğinde ne inkar edin, ne de onaylayın. Deyin ki ‘Allah’ın inzal ettiğine uygun olana inanırım olmayana da inanmam’ deyin. Buradan anlaşılıyor ki elimizdeki Tevrat ve İncil’de her ne kadar bozulmuş olsa da kısmen vahiy parçaları var. Şimdi bir Müslüman, iki şekilde atıf yapabilir. Birincisi, ‘Bakın Kur’an-ı Kerim’de bu var. Kur’an-ı Kerim’in dediğine uygun’ ikincisi, ‘Tevrat’ta ve İncil’de şunlar var; ama Kur’an-ı Kerim’de yok, demek ki tahrif edilmiş.’ tarihten beri de hep bu metot uygulandı.
21.02.2006
Mükremin Albayrak (m.albayrak@zaman.com.tr)
İstanbul
“Kur’an İncilleştiriliyor” tahrikine Prof. Dr. Suat Yıldırım (*) cevap verdi] İddialar hezeyandan ibaret! (http://www.forum.uz/) İslam dininde Kur’an’dan önceki semavi kitapların yeri çok nettir. Bütün Müslümanların “imanın şartları” adı ile bildikleri 6 esastan biri, Allah’ın kitaplarına iman etmektir. Bu şartlar bizzat Peygamber Efendimiz (sas) tarafından tespit edilmiştir.
Ayrıca Kur’an’ın birçok ayetinde yer almıştır. Onlardan sadece birini zikredelim: “Sana Kitap’ı gerçeğin ta kendisi ve daha önce indirilen kitapları tasdik edici olarak indiren O’dur. Bundan önce de insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat ve İncil’i indirmişti..” Fakat Tevrat ve İncil nazil oldukları gibi kalmamış, zaman içinde metinleri değişikliğe uğramıştır. O kitapların tahrif edildiklerini bildiren birkaç ayet vardır. İslam alimlerinin ekserisi bu değişikliğin hem lafız, hem de manada olduğunu söylerler. Buna mukabil Fahreddin Razi, Şah Veliyyullah Dehlevi, Muhammed Abduh gibi bazı zatlar değişikliğin lafızda olmayıp yorumlamada olduğunu düşünürler. Fakat ben şahsen, ekseriyetin dediği gibi hem lafız, hem de manada yani, yorumda olduğu fikrindeyim. Bunu “Mevcut Kaynaklara Göre Hıristiyanlık” (1. basım Diyanet İşleri Başkanlığı, 1988. 3. basım 1995 İstanbul) kitabımda uzunca anlatmış bulunuyorum.
Tevrat ve İncil metinlerinde uzman değilim, bundan ötürü bu konuda yazdıklarımı Avrupa’da 3 asır boyunca yapılan “Metin eleştirisi” konusunda uzmanların görüşlerine dayandırmaktayım. Bunlardan en meşhuru, 14 uzman tarafından hazırlanıp yayınlanan “İntroducion a la Bible” adlı 2 ciltlik mufassal eserdir. Keza Fransızcadan çevirdiğim M.Bucaille’nin “Tevrat, İnciller, Kur’an ve Bilim” eseri de bu konuyu bilimsel bir şekilde ortaya koymaktadır. İslam alimleri, tahriften sonra aslı semavi olan kitaplardaki bilgilerin nasıl değerlendirileceği konusunda farklı tutumlar izlemişlerdir.. Bazıları onları, göz önünde bulundurmazken İmam Gazali, İbn Hazm, İbn Teymiyye, Rahmetullah El Hindi, Hüseyin Cisri, Manastırlı İsmail Hakkı, Muhammed Reşit Rıza, Seyyid Kutup, El Mevdudi, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Tahir İbn Aşur, Muhammed Dıraz gibi birçok müfessir ise onlara atıfta bulunur, yani Kur’an’ı Kerim’de bahsedilen hadiselerin diğer semavi kitaplarda nasıl anlatıldığını göstererek okuyucuya mukayese etme imkanı verirler...
Diyanet de dipnot gösteriyor
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yakın zamanda yayınladığı ve bir ilim heyeti tarafından hazırlanan “Kur’an Yolu” tefsiri yüzlerce yerde aynı atıfları ve iktibasları uygular. Mesela bunlardan Muhammed Draz “Kur’an’a Giriş” ve “Kur’an’da Ahlak Prensipleri” adlı eserlerinde, Tevrat ve İncil’in asıllarının İlahi vahye dayanması sebebiyle onlardaki müşterek iman, ibadet ve ahlak ilkelerini ayrıntılı olarak gösterir. Mesela, En’am Suresi 151-152. ayetlerde bildirilen on hükmün, keza İsra 31-34. ayetlerde bildirilen hükümlerin şimdi mevcut Tevrat ve İncil’deki paralellerini gösterir. Kur’an’ın Tevrat ve İncil karşısındaki konumunu bildiren çok sayıda ayet vardır. Sadece birini zikredelim; “Sana da, daha önceki kitapları, hem tasdik edici, hem de onları denetleyici olarak bu Kitap’ı, gerçeğin ta kendisi olarak indirdik.” (Maide 48)
Şu halde Kur’an-ı Kerim’in eski kitaplar karşısında iki konumu vardır; Tasdik ve hakemlik (denetleme). M.Dıraz gibi zatların yaptığı da bundan ibarettir. Ben (Kur’an’ı Kerim ve Açıklamalı Meali) adlı eserimde bu paralelliklere atıfta bulundum. O kitaplardan iktibas yapmadım, o bilgilerle Kur’an’ı açıklamadım. Sadece hadiselerin oralarda da geçtiğini, Kur’an-ı Kerim’in anlatımıyla onların anlatımını mukayese etmek yani Kur’an’ın tasdik ve hakemlik konumunu uygulamak isteyenlere dipnotla işaret etmekte fayda gördüm. Bu, bilimsel bir inceleme ve uygulamadan ibarettir. Yoksa (haşa) “Kur’an’a vahiy dışında kaynak gösterme” veya o kitapların asli şekilleriyle mevcut olup Kur’an düzeyinde olduklarını gösterme gibi bir manası yoktur. Mesela, Kur’an-ı Kerim 3/51’de (Hazreti İsa’nın ağzından) “Şüphe yok ki Allah hem sizin, hem de benim Rabbimdir. Öyleyse yalnız O’na ibadet edin!” O’nun bu manadaki sözüne Yuhanna 20/17; 4/23-24 cümlelerine atıfta bulunmakta hangi mahzur vardır? Bunu yapmak Kur’an’a mı hizmettir, Hıristiyanlığa mı hizmettir? İslam alimlerinin izlediği yol...
Koyduğumuz notlara bakıldığında aradaki derin farkları işaret ettiğimiz açıkça görülür. Mesela, Yusuf Suresi’ndeki anlatım farklılıklarına birçok atıflarda bulunduktan sonra 100. ayete yaptığımız şu açıklama okunabilir: (Kur’an-ı Kerim; Tekvin ve Talmud birlikte incelendiğinde görülür ki Kur’an bazı yerleri ilaveli anlatıyor, bazılarını ise düzeltiyor ve reddediyor. Dolayısıyla Hazreti Muhammed’in bu kıssaları Yahudilerden öğrendiğini iddia etmenin hiçbir gerekçesi olamaz) Gazete sütunundaki yerimiz çok sınırlı olduğundan yaptığım şu atıflara bakılmasını rica ediyorum. Kur’an-ı Kerim 2/37.(Cennette yasaklanan meyveyi yedikten sonra Tevrat Hazreti Adem’in tövbe etmesinden ve tövbesinin kabulünden bahsetmez. Buna mukabil Kur’an bu çok önemli konuyu bildirir.) 2/75 (Kur’an Tevrat’ın tahrifinden bahsediyor. Biz de Eski Ahit, Yeremya kitabından -Yeremya, 8/8; 7/22-24-- cümlelerinde Yahudilerin tahriflerinin bizzat kendi kitaplarında bildirildiğini gösteriyoruz.).88; 4/3; 5/12.31 ; 7/152-154 ; 12/38-40.93; 19/15; 20/85 (Kur’an, Hazreti Musa Tur dağında iken geride kalan ümmetinin, Samiri tarafından “altın buzağı”ya tapmaya başlatıldığını bildirir. Aynı hadiseyi bildiren Tevrat ise maalesef “altın buzağı”yı yapanın Hazreti Harun olduğunu yazar. ----Çıkış 32/4; I.Krallar 1/28; Hoşea 8/5----) Kur’an mealinde bu işi ilk başlatanın ben olmadığımı da belirteyim. Türkiye’nin ve dünyanın çok iyi tanıdığı Muhammed Hamidullah hocamızın 1960’da yaptığı ve ondan sonrada 30 defadan fazla basılan ve Türkçeye de çevrilen mealinin yüzlerce yerinde bu atıflar bulunur. Mesela, sadece Bakara Suresi’nin ilk kısmında: 2/32.41.57.49.51.62.68.75.83.88.91 ayetlerine bakınız.
Diğer taraftan Muhammed Esed İngilizce olarak yayınladığı ve Türkçeye 10 yıl kadar önce çevrilen ve ülkemizde çok yayılan mealinde de benzeri durumu görüyoruz: 2/35.33.49.54.61.67.83 Şimdi bana “Kur’an’ı tahrif ediyor” diyenler 10 yıldan beri neredeydiler? Anlaşılan bazı insanlar işe değil şahsa göre değerlendirme yapıyorlar. Suizan ederek güya bu işi diyalogu için yaptığımı vehmediyorlar. Diyaloğun manasını bilmeyecek kadar bilgisiz ve peşin hükümlü olduklarından dolayı da bunu, taviz vermek sanıyorlar. Cehaletin bu derecesi için öğrenim yapmak gerektiğini şimdiye kadar bilmezdim. Demek ki, bazılarının maksatları üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek! Ama bu öyle kolay bir şey de olmayacak.
(*) Marmara Üniversitesi eski öğretim üyesi
Cimkent
02-21-2006, 08:05 AM
Programa telefonla katılan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Dr. Yıldırım’ın konuları işlerken diğer semavi dinlerdeki paralelliklere atıfta bulunmasını “Kur’an İncilleştiriliyor” diyerek eleştirmişti.
ha-ha-ha eleshtiren adama bak!
Yildirimi tanimiyorum ama Ozturk sulandirilmish islam firkasinin bashkani degil miydi. milletvekilligi gerchekten insani bu kadar degishtiriyor mu?
demek bir zamanlar DONEKLIK BUNUN TA KAPISINDA BASHLIYORMUSH diyen milletvekiliniz hakli. :lol: :lol:
adini unuttun Serdengechti miydi ne?
kurshad
02-21-2006, 08:32 AM
Suat yildirim'i elestiren Bayraktar Bayrakli hoca kaliteli, dolu bir din bilginidir. Sahsen Suat Yildirm'in aciklamalarindan hic tatmin olmadim.
Dinler arasi diyalog maskesi altinda muslumanlara yutturulmak istenen bambaska bir tezgahtir.
Icinde incilden alintilar gecen bir meali okuyucularina ucretsiz olarak dagitan ZAMAN gazetesi hakkinda derin suphelerin icimde dogdugunu soylemeden edemeyecegim....
Lutfen asagidaki alintiyi dikkatle okuyun:
Kitabın üzerinde, "Kur''an-ı Hakîm''in açıklamalı Meali, Prof. Dr. Suat Yıldırım" yazıyordu. Okumamı istediği ise, A''râf Sûresi 40.ayetti. Okudum. Meal''in sonunda, parantez içinde (Kitabı Mukaddes, Markos 10,25; Luka 18,25) yazıyordu!..
Çok şaşırdım. Hocalar da (Yümni Sezen ve Bayraktar Bayraklı) çok şaşırmıştı. Ama bu durumu daha önceden bildikleri belliydi. Meal''i karıştırmaya devam ederken, daha pek çok ayetin sonunda, İncil ve Tevrat''tan bu biçimde söz edildiğini gördüm. Tartışmamızın içeriği, "Bu karşılaştırmalar yapılabilir ama, başka bir kitapta. Adına ''meal'' dediğiniz kitapta bunu yapmak, yanlış anlaşılmalara neden olur. Hiç Arapça bilmeyen bir genç, bu Meal''i alıp okuduğunda, sanki, Kur''an''ı Kerim''in içinde de İncil ve Tevrat''ın bu biçimde yazıldığını düşünür" biçimine dönüştü.
Canlı yayında da Prof. Yıldırım''a bunu anlatamadık herhalde. Zaman''daki açıklamalarında da bu görülüyor. (Yıldırım''ın bu Meal''i, 1998''de, Zaman Gazetesi tarafından okuyucularına hediye olarak dağıtılmış..) Ayrıca, Prof. Suat Yıldırım, "Hz.İsa''nın geleceğini" ısrarla ileri sürdü ama sorularım üzerine hiçbir ayetten kanıt gösteremedi. Çünkü böyle bir ayet yoktu. İlahiyat profesörü Yıldırım, "Ayette olmasa da, Hz. Muhammed açıklamıştır!.." biçiminde yorumlar yaptı ve güç durumda kaldı.
Suat yildirim'i elestiren Bayraktar Bayrakli hoca kaliteli, dolu bir din bilginidir. Sahsen Suat Yildirm'in aciklamalarindan hic tatmin olmadim.
Dinler arasi diyalog maskesi altinda muslumanlara yutturulmak istenen bambaska bir tezgahtir.
Icinde incilden alintilar gecen bir meali okuyucularina ucretsiz olarak dagitan ZAMAN gazetesi hakkinda derin suphelerin icimde dogdugunu soylemeden edemeyecegim....
Lutfen asagidaki alintiyi dikkatle okuyun:
Musluman ulkelere giden Hristiyan misyonerlerin cogunun Kuran okuyup da gittigini ben size soylesem bile sizin icin birsey ifade etmiyecegini biliyorum. Cunku icinizde dogal nefret bulunuyor. Evet durumunuzu anlayabiliyorum. Birileri size 40 defa "birileri kotu" dedi. Tipki birileri bana 40 defa "Sen Ataturk dusmanisin" dedigi ve benim de icimde dogal Ataturk nefreti olustugu gibi sizde de dogal nefret olustu.
"Birine 40 defa deli dersen o deli olur"
kurshad
02-21-2006, 09:18 AM
Musluman ulkelere giden Hristiyan misyonerlerin cogunun Kuran okuyup da gittigini ben size soylesem bile sizin icin birsey ifade etmiyecegini biliyorum. Cunku icinizde dogal nefret bulunuyor. Evet durumunuzu anlayabiliyorum. Birileri size 40 defa "birileri kotu" dedi. Tipki birileri bana 40 defa "Sen Ataturk dusmanisin" dedigi ve benim de icimde dogal Ataturk nefreti olustugu gibi sizde de dogal nefret olustu.
"Birine 40 defa deli dersen o deli olur"
Beni baskasiyla karistirdin galiba??? Benim icimde ne sana karsi, ne de hizmete karsi en ufak bir nefret bulunmuyor.. Aksini ispatlayacak tek bir post'umu dahi gosteremezsin.Daha once bu konularda hic bir polemige de girmedim.
Sadece bu son vakaa hakkinda nacizane gorusumu belirttim. Suat Yildirim'in cevabindan tatmin olmadigimi, bir KUR'AN-I KERIM MEAL'inde Incilden ve Tevrattan alinti yapilmasinin hicbir dogru yani olmadigini soylemeye calisiyorum.Neticede bir MEAL aslina sadik olmak zorunda.. Sayet aksi yapiliyorsa amactan SUPHE duyarim diyorum.
Ortada su iddialar vardir.
Incil ve Tevrat da Allah tarafindan gonderilmis olan kitaplardir. Incil ve Tevrat bozulmustur. Kuran'da Allah tarafindan gonderilmis olan bir kitaptir ve ayni zamanda Incil ve Tevratin icerdigi bilgileri de iceriyor olmasi gayet dogaldir. Prof. Dr. Suat Yildirimin calismasi bu dogrultudadir.
Tatmin olmak istemeyenin neden tatmin olmadigi konusunda ise fikirim var. Nifakin da tohumu vardir o da yesermek ister.
Bir hristiyan Kuran-i Kerimi okudugu zaman Muslumanligi dogru buluyor (or: Yvonne Ridley (http://www.yvonneridley.com/), Taliban rejimi altinda tutukluyken Kuran'i okumus ve Musluman olmus BBC muhabiri); eger okudugunu Incilde yazilanlar bakimindan muhakeme ediyorsa.
Sahsi kanaatim bir Muslumanin bir Hristiyanla din konusunda konusmadan mutlaka Incili okumasi gerektigidir. Insanlari ikna etmek icin onlarin senelerce ogrendigi bilgileri de sunmadan onlari "hatali ve yanlis yoldasiniz hepiniz cehenneme gideceksiniz" diye ikna edemezsiniz. Daha cok kendinizden uzaklastirirsiniz.
Prof. Dr. Suat Yildirim'in calismasini hernekadar din bilim olmasada, yukarda da bahsettigim iddialar uzerine yapilmis olan gayet basarili bir "bilimsel" ilahiyat calismasi olarak buldum.
kurshad
02-21-2006, 09:49 AM
Ortada su iddialar vardir.
Incil ve Tevrat da Allah tarafindan gonderilmis olan kitaplardir. Incil ve Tevrat bozulmustur. Kuran'da Allah tarafindan gonderilmis olan bir kitaptir ve ayni zamanda Incil ve Tevratin icerdigi bilgileri de iceriyor olmasi gayet dogaldir. Prof. Dr. Suat Yildirimin calismasi bu dogrultudadir. Bir hristiyan Kuran-i Kerimi okudugu zaman Muslumanligi dogru buluyor; eger okudugunu Incilde yazilanlar bakimindan muhakeme ediyorsa.
Sahsi kanaatim bir Muslumanin bir Hristiyanla din konusunda konusmadan mutlaka Incili okumasi gerektigidir. Insanlari ikna etmek icin onlarin senelerce ogrendigi bilgileri de sunmadan onlari "hatali ve yanlis yoldasiniz hepiniz cehenneme gideceksiniz" diye ikna edemezsiniz. Daha cok kendinizden uzaklastirirsiniz.
Prof. Dr. Suat Yildirim'in calismasini hernekadar din bilim olmasada, yukarda da bahsettigim iddialar uzerine yapilmis olan gayet basarili bir "bilimsel" ilahiyat calismasi olarak buldum.
Bakiniz sevgili arkadasim;
Incil ve Tevrat'in semavi kitaplar oldugunu kimse inkar etmiyor. Benim soylemeye calistigimi anlamiyorsun galiba;
MEAL yazmak ciddi bir istir. MEAL bir ilahiyat calismasi DEGILDIR. USUL olarak aslina uymak zorundadir. Meal'in icinde biz muslumanlara gore, bozulmus ve hukmu kalmamis kabul edilen kitablardan alintilar YAPAMAZSINIZ. Sayet baska kitablardan alinti yapiyorsaniz bunun adi MEAL olamaz. Olsa olsa karsilastirmali dinler kitabi olabilir. Bahsi gecen MEAL'i okuyan genc bir musluman tum dinlerin aslinda ayni oldugu gibi cok DERIN bir yanlisa dusebilir.
Suat Yildirim'in bu yanlisa dusmeyecegini ancak KASITLI olarak bir tezgahin parcasi oldugunu dusunmem inanan bir musluman olarak en tabii HAKKIM...
Tatmin olmak istemeyenin neden tatmin olmadigi konusunda ise fikirim var. Nifakin da tohumu vardir o da yesermek ister..
Sayet Suat Yildirm'in aciklamalarindan hic tatmin olmadim diye icimde NIFAK tohumu tasiyorum diye itham ediyorsan bana haksizlik ediyorsun.
MUNAFIK olarak suclanmasi gerekenler, seni tenzih ederim, ancak muslumanlari bambaska bir tezgaha dusurmek isteyenler olabilir diyorum.
Sanirim yazilanlari hic okumuyorsunuz
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı da, “Bu yöntem ilmî bir metottur. Muhammed Hamidullah da bu yöntemi uygulamaktadır. Biz de hazırladığımız tefsirde yer yer bu metodu uyguladık.”
“Kur’an’a vahiy dışında kaynak gösterme” veya o kitapların asli şekilleriyle mevcut olup Kur’an düzeyinde olduklarını gösterme gibi bir manası yoktur.
İmam Gazali, İbn Hazm, İbn Teymiyye, Rahmetullah El Hindi, Hüseyin Cisri, Manastırlı İsmail Hakkı, Muhammed Reşit Rıza, Seyyid Kutup, El Mevdudi, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Tahir İbn Aşur, Muhammed Dıraz gibi birçok müfessir ise onlara atıfta bulunur, yani Kur’an’ı Kerim’de bahsedilen hadiselerin diğer semavi kitaplarda nasıl anlatıldığını göstererek okuyucuya mukayese etme imkanı verirler...
Cimkent
02-22-2006, 01:14 AM
Sanirim yazilanlari hic okumuyorsunuz
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı da, “Bu yöntem ilmî bir metottur. Muhammed Hamidullah da bu yöntemi uygulamaktadır. Biz de hazırladığımız tefsirde yer yer bu metodu uyguladık.”
“Kur’an’a vahiy dışında kaynak gösterme” veya o kitapların asli şekilleriyle mevcut olup Kur’an düzeyinde olduklarını gösterme gibi bir manası yoktur.
İmam Gazali, İbn Hazm, İbn Teymiyye, Rahmetullah El Hindi, Hüseyin Cisri, Manastırlı İsmail Hakkı, Muhammed Reşit Rıza, Seyyid Kutup, El Mevdudi, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Tahir İbn Aşur, Muhammed Dıraz gibi birçok müfessir ise onlara atıfta bulunur, yani Kur’an’ı Kerim’de bahsedilen hadiselerin diğer semavi kitaplarda nasıl anlatıldığını göstererek okuyucuya mukayese etme imkanı verirler...
Yildirimin mealinden hich haberim yoktu. yukarida soylenenler dogruysa bu meal olmaktan chikmishtir. burda bashka amachlar var.
bir de ibni Teymiye, M. reshit Riza, Seyit kutup, Mevdudi, M. Diraz isimleri bir daha incelemeliyiz. bunlar mufessir olmak shoyle dursun musulman olup olmadiklari ile ilgili kendi ukelerinde de bayagi kitap (!) kaleme alinmishtir.
kurshad
02-22-2006, 01:30 AM
Yildirimin mealinden hich haberim yoktu. yukarida soylenenler dogruysa bu meal olmaktan chikmishtir. burda bashka amachlar var.
bir de ibni Teymiye, M. reshit Riza, Seyit kutup, Mevdudi, M. Diraz isimleri bir daha incelemeliyiz. bunlar mufessir olmak shoyle dursun musulman olup olmadiklari ile ilgili kendi ukelerinde de bayagi kitap (!) kaleme alinmishtir.
Bir sey daha ben ilave edeyim.Ben ne Seyyid Kutub'un Kur'an- Kerim tefsirinde ne de Elmalili Hamdi'nin Kur'an-i Kerim mealinde Incilden ya da Tevrattan alintiya ya da a'tifa rastladim. Diger yazarlari okumadigim icin bir sey soyleyemiyorum.
Bir Kur'an-i Kerim mealinde ayetin mealinin sonuna parantez içinde (Kitabı Mukaddes, Markos 10,25; Luka 18,25) vs.. koymak kabul edilir birsey olmadigini aklibasinda her Islam alimi soyleyecektir.
Anew, bu konuda senin benden ogrenecek birseyin olmadigini goruyorum.Cunku kulaklarini tikamissin ve sadece tek yone bakiyorsun.
Halbuki yanlisi kim yaparsa yapsin dogruyu soylemelisin.
Allah yardimcin olsun.....
Administrator
02-22-2006, 01:47 AM
“Kur’an’a vahiy dışında kaynak gösterme” veya o kitapların asli şekilleriyle mevcut olup Kur’an düzeyinde olduklarını gösterme gibi bir manası yoktur.
hristyan missonerlar anyi metodu kulaniyor onlar "kuraniniz yanlsih hadi incili
okyun bu en dogrusu demiyoarlar" once size hadis ve kurandan Isa alyhiselama ilegi olan yerleri gosteriyorlar,hadislerdeki Isa geri doneci hakkindaki uazilari gosteriyorlar ve oyle yavash yavash "bakiniz islam aslinda hrityanligi ovuyor ve ogretiyor" diye islamin bazi yerlerinden ders vererek sizi tamamen hristyan yapiyolar ben bu sekilde hristyan olan cok ozbegi biliyorum . bilmiyorum niye anewin anlayimiyorsunuz bu da onun dedigi kafanizda cematta karsi psikolojik bir engelniz var oldugundandir..
kurshad
02-22-2006, 02:13 AM
hristyan missonerlar ; once size hadis ve kurandan Isa alyhiselama ilegi olan yerleri gosteriyorlar,hadislerdeki Isa geri doneci hakkindaki uazilari gosteriyorlar ve oyle yavash yavash "bakiniz islam aslinda hrityanligi ovuyor ve ogretiyor" diye islamin bazi yerlerinden ders vererek sizi tamamen hristyan yapiyolar ben bu sekilde hristyan olan cok ozbegi biliyorum . ..
Kardesim biz de ayni seyi soyluyoruz. Dikkat cekmek istedigim nokta BU! Tehlike burada.. Adam Kur'an mealinin icine incilden paragraf nolari koymus. Aynen dedigin gibi sanki misyonerlerin eline silah vermis. Biz de bu adam kime ve niye hizmet ediyor diye soruyoruz?
Yahu ben mi anlatamiyorum, anlamak mi istemiyorsunuz???? Insan KALP gozunu bu kadar mi kapar?
Yeter artik bir sey soylemeyecegim. Allah herkesi bildigi gibi yapsin , amin..
Cimkent
02-22-2006, 02:59 AM
Kardesim biz de ayni seyi soyluyoruz. Dikkat cekmek istedigim nokta BU! Tehlike burada.. Adam Kur'an mealinin icine incilden paragraf nolari koymus. Aynen dedigin gibi sanki misyonerlerin eline silah vermis. Biz de bu adam kime ve niye hizmet ediyor diye soruyoruz?
Yahu ben mi anlatamiyorum, anlamak mi istemiyorsunuz???? Insan KALP gozunu bu kadar mi kapar?
Yeter artik bir sey soylemeyecegim. Allah herkesi bildigi gibi yapsin , amin..
aslinda admin shecaat arzederken ... yapmish.
bir de S. Kutubun Fi Zilalinde Maide suresinin sonunda Isa Aleyhisselamin vefat ettigi ifadesi gechmektedir. Ayet ve cilt numarasini tam olarak hatirlamiyorum. Ama turkiyedeyken turkchesinde gordugum cumleyi ordakiler tercume hatasi diye sivamaya chalishmishlardi. Gechen sene Almatidayken Ruscha chevirisini satiyorlardi. Gittim ayni cumle orda da yaziyor. Saticisi tatar bir genchti. Chenesindeki dort-besh tane denecek kadar sakalindan nerlerde oldugu belliydi. Amma yine de ayni soruyu yonelttim. o da okumamish reklamini yapmakla ugrashmish onca vakit. Once bir shok yashadi ardindan olamaz bir tercume hatasidir dedi kapatti.
hatada ve bahanede benzerlik bu kadar olur
bundan dolayi bunun gibilerin mufessir olmasini birakin musulmanligi bile tartishilmish ilgili dekanliklarda veya ezher gibi ilahiyat okullarinda
Kardesim biz de ayni seyi soyluyoruz. Dikkat cekmek istedigim nokta BU! Tehlike burada.. Adam Kur'an mealinin icine incilden paragraf nolari koymus. Aynen dedigin gibi sanki misyonerlerin eline silah vermis. Biz de bu adam kime ve niye hizmet ediyor diye soruyoruz?
Iste yobazlik bu bence. Dunyada ne kadar hristiyan ve yahudi var ve bunlara Islam'i tanitirken ne yapmaliyiz sorularini kendinize hayatinizda bir kere bile sordugunuzdan supheliyim. Kuran-i Kerimin ACIKLAMALI
MEALini hic anlamadan okumaktansa anlayarak okuyabilinen bir ACIKLAMALI MEAL olmasini daha cok tercih ederim.
aspava
02-22-2006, 08:37 AM
ciddi bir konuda yazdığınızın farkındamısınız !
dostlar incil ve tevrat içinde değişiklere uğramış bir kitaptır...
kur'an hiç bir değişiklik gecirmeden bu güne kadar gelmiştir.
bana derseniz meal ceviride ne kadar başarılıyız,bence tam bir çeviri olmamıştır.Araştırma yaptığımda üç meal kulanıyorum
1 diyanet
2 elmalı hamdi
3 yaşar nurri(nekadar kullanmak istemesemde bakmakta yarar var diye)
bu üç meal birbirlerine benzesede aralarında en ufak bir kelime veya harf ceviriyi birbirine katıyor,çok dikkatli ve birazda bilgili olmak lazım bu mealleri okurken...
bencede değişime uğramış(incil ve tevrat) kitaplardan bilgi almaktansa kur'an üzerinden bigi verilse kimsenin kafasını karıştırılmaz kanısındayım yani eminim derim...
saygılarımla
Administrator
02-22-2006, 12:11 PM
Acaba birisi, o birilerini isin icine karismadan, "Ataturk benim ulkemi Lenin'e satti. O Lenin'nin arkadasi o yuzden onu sevmiyorum"demis olmasin! Acaba nefret o kisinin zaten icinde mi vardi? Iki yuzlu insanlara Allah Kur'anda 'HIPOKRAT' der.Taksim meydanindaki anitta, bir TC vatandasinin bile bilmedigi, ama ne oldugunu cok iyi bilen birisi, bu nefretin icinde oldugunu neden kabul etmiyor acaba? Ataturk dusmanligi ve nefret bir kisinin buyumus oldugu aile cevresinden gelir.
nasil 2*2= 5 oldugunu ispatlamishim Ataturk orta asyani altinlar icin lenine sattigi hakkinda gercek tarihi faktlari sunarak oyle bir 2*2=5 ispatini yapabiliriz ,kolayca yapilabilir ama bak FG kahhindada ayni ispatlama sekli kulaniliyor,yani onu kotu gostermek isteyenler,bunu iyi anlaman gerkiyor.
Administrator
02-22-2006, 03:07 PM
oyleyken FG hakkindada ayni manuplasyon yaplidigindan farkinda degilmisn.?
Administrator
02-22-2006, 03:25 PM
ya birak ya
su basbuglari ve tarihi sahislari o kadar sevmeyi kardes sadce muhammed aleyhisselem oyle sevilebilir bunu benden iyi biliyorsun ,nede tmur nede ataturk buna laik degil.
salamaturgenji
02-27-2006, 04:04 AM
Geçende bir parti çaglayan meydanında bir miting düzenledi. Miting konusu "Peygamberimize yapılan hakareti eleştirmek."
Ama eleştiriden başka her şey vardı orada. Hükümeti eleştirdi. Dini siyasete alet etmenin ne geregi vardı!
gurkan
02-27-2006, 05:27 AM
bir de ibni Teymiye, M. reshit Riza, Seyit kutup, Mevdudi, M. Diraz isimleri bir daha incelemeliyiz. bunlar mufessir olmak shoyle dursun musulman olup olmadiklari ile ilgili kendi ukelerinde de bayagi kitap (!) kaleme alinmishtir.
Cimkent Kardeşim bu isimleri iyi araştırmak gerekliliğine inanıyorum. Lakin Seyyid Kutup için epey tartışma olmuş. Yoğunluğum bir yana (yoğunluğumdan gereği gibi katılamamakta gerekli araştırmaları yapamamaktayım özür) Özellikle bu ismi araştıracağım. Yine de bir kaç bilgi sunacağım karşılaştırma yaparak. Son dönemin en büyük müfessirlerindendir çünkü Seyyid Kutup.
Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. (Ali İmran 55. Ayet)( Diyanet mealen)
Şimdi Müfessir Seyyid Kutubun Bu ayetleri nasıl açıkladığına(Yorumladığına) (Tefsir ettiğine) bakalım. İlk önce mealen;
"Hani Allah şöyle demişti: "Ey İsa, ben senin canını alacak, katıma yükseltecek ve kafirlerin iftiralarından arındıracağını, sana uyanları da kıyamete kadar kafirlerden üstün kılacağım. Sonra hepiniz bana döneceksiniz. Ve ben anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda hüküm vereceğim."(Ali İmran 55. ayeti) (Mealen Fizilal´il Kur´an (http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Bilgi.htm))
Diyanet ve Fizilal'il Kuran'a mealen baktığımızda mealen ayrılık yoktur. Şimdi bu ayetin Fizilal'il Kuran'daki Tefsirine geçelim...
Fakat O'nun vefatı nasıl gerçekleşti ve o nasıl yükseltildi... Bu konu Allah'tan başkasının yorumunu bilemeyeceği "müteşabih" kapsamına giren gayb meselesidir. Onları araştırmakla elde edilecek yararlı bir sonuç yoktur. Ne inançta ne de hukukta bunun bir yararı olmaz. Bu meselelerin peşine düşenler ve onları tartışma konusu edenler sonunda kuşkuya kapılırlar, kafaları karışır ve çıkmaza girerler. Allah'ın bilgisine havale edilen bu meselede ne kesin bir gerçeğe ne de gönül huzuruna kavuşabilirler. Allah'ın İsa'ya bağlı olanları kıyamet gününe kadar kafirlerden üstün kılacağı meselesine gelince burada yorumda bulunmak zor olmayacaktır. Ona bağlı olanlar Allah'ın doğru dinine... İslâm'a iman edenlerdir. Tüm peygamberlerin gerçekliğini tanıdığı, her peygamberin kendisine çağırdığı Allah'ın gerçek dinine iman eden herkesin inandığı dine iman edenlerdir... Bu nitelikleri taşıyanlar ise, Allah'ın terazisinde kıyamete kadar kafirlerden üstündür. İman gerçeği ve bağlılık gerçeği ile kafirlerin ordusuna karşı koydukları sürece bu üstünlük somut bir hakikat olarak hayatta gözlenecektir. Allah'ın dini tektir. Meryem oğlu İsa'da kendisinden önceki ve sonraki peygamberlerin getirdiği gerçeğin aynısına çağrıda bulunmuştur. Hz. Muhammed'e (salât ve selâm üzerine olsun) uyanlar, Adem'den (selâm üzerine olsun) zamanın sonuna kadar geçen bütün peygamberler kervanına uymuş olurlar.
Sonra ihtiyaç hasil olursa Nisa 156,157.158 ci ayetleri nasıl tefsir ettiğine bakılabilir. ? Şimdilik Diyanetten Mealen vermekteyim. İlaveten islam alimleri Allah (c.c) tarafından Hz. İsa'nın Vefat ettirilerek katına yükseltildiğinde ittifak etmişlerdir. Lakin Bunun Nasıl gerçekleştiği suali ile ilgili ve de Tekrar yeryüzüne indirileceği ile ilgili islam alimlerince ileri sürülen rivayetler vardır. (Bu bilgi Allah'ın bilgisindedir. Bu Bilgiyi Allah'u Teala İslam Alimlerine öğretmişte olabilir) Lakin En doğru bilgiyi Tam bilgi sahibi Allah bilir diyelim.
Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira atmalarından;Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilâkis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.(Nisa 156,157,158 Ayetler) (Diyanet mealen)
Cimkent
03-22-2006, 12:02 AM
Küstah siteyi kapatınca istifa ettirildi
http://www.turkiyegazetesi.com/images/www/news/282149_1.gif
STOCKHOLM- Avrupa, karikatür krizinden hâlâ ders çıkarmışa benzemiyor. İsveç’te Peygamber Efendimize hakaret dolu karikatürleri yayımlamayı planlayan aşırı sağcı internet sitesini kapattıran Dışişleri Bakanı Laila Freivalds, kamuoyundan gelen baskılara daha fazla dayanamayarak istifa etti. Freivalds’nin yerine geçici bir süre Başbakan Yardımcısı Bo Ringholm görev yapacak. İsveçli Bakan, İslam dünyasını ayağa kaldıran karikatürleri yayınlamak için çabalayan internet sitesinin kapatılmasıyla ilgisi olmadığını belirtmiş ama ilerleyen günlerde Dışişleri Bakanlığı’nın siteyi uyardığı ortaya çıkmıştı.
vBulletin® v3.7.0, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.