PDA

View Full Version : Ataturk Ve Islam Dini


Tabriz_Han
02-11-2006, 12:15 PM
Bazi chirkin Suudiler bizim hakkimizda ve Turkiye Dovletinden kiskanirlar ve yalan uretiler, bunu okusunlar hainler, Kendi yahshi ve bize KARDAS OLAN Arap Milletine zulum eden Suudi Kralik bize biraksin once kendi sorunlari cozsun, Musluman dusmanlari Inglizi gotune satanlar.


GERÇEK DİNDAR ATATÜRK

http://www.bilimarastirmavakfi.org/images/atadua.jpg
“Türk milleti daha dindar olmalıdır... Dinime bizzat gerçeğe
nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.”
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk'ün din anlayışı ve din konusunda izlediği politika, onyıllardır bazı çarpık yorumların ve yanlış anlamaların hedefi olmuş bir konudur. Kendi materyalist felsefelerini Atatürk'e mal ederek meşrulaştırma çabası içine giren bir kısım din aleyhtarı marksist çevreler, Büyük Önder'in laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışmışlardır ve halen de bu çabayı sürdürmektedirler. Oysa tarihsel gerçekleri, Atatürk'ün dine bakışını ve uyguladığı din politikasını incelediğimizde, çok daha farklı bir tablo ile karşılaşırız: Atatürk, hem son derece samimi bir dindardır, hem de Türk milletini ayakta tutan değerlerin başında gördüğü dinin toplum tarafından anlaşılması ve doğru uygulanması için büyük bir çaba göstermiştir.
Atatürk'ün Dindarlığı


Atatürk, Allah'a ve İslam'a inanan samimi bir dindardır. Pek çok sözünde ve tavrında bunu görebilmek mümkündür. Büyük Önder, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah'tan, İslam'dan ve Kuran'dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk milletine, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiştir. </SPAN>
Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere İslam'ın yüceliğini şöyle açıklamıştır:
"Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93) </SPAN>
Büyük Önder, 1926 yılında ise Ali Rıza Ünal isimli yakınına, Hz. Muhammed hakkında şunları söylemiştir: "O Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Herkesin adı silinir fakat O sonsuza kadar ölümsüzdür." (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, sf.135) </SPAN>
Benzeri şekilde, Atatürk, Türk milletinin dindar olması ve dini değerlerini muhafaza etmesi gereğini “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor” sözleriyle teşvik etmiştir. ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )
Aşağıdaki sözler de ona aittir:
"Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)</SPAN>
"Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4)
"Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225)
Atatürk'ün, İslam Dini'ni, Kuran-ı Kerim'i, Hz. Peygamberi ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, O'nun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgelerdir. Bu bağlılık, sadece sözlerinde değil, uygulamalarında da açıkça görülür. Haftanın belli günlerinde, Sadettin Kaynak, Niyazi Ahmet Banoğlu, Mısırlı İbrahim, Hafız Yaşar, Hafız Rıza, Hafız Fahri, Hafız Kemal ve Hafız Nubar gibi döneminin en önde gelen hafızlarını çağırarak Kuran-ı Kerim okutturmuş ve okunan ayetlerin tefsir ve açıklamalarını yaptırmıştır. Atatürk bu açıklamaları ilgiyle izlemiş ve zaman zaman kendisi de sorular sorarak katılmıştır.
Atatürk'ün dindar kişiliğini gösteren sözlerinden en anlamlı olanı ise, kuşkusuz vefat etmeden önceki son sözleridir. Başbakan kanalıyla tüm dünyaya açıkladığı ve Türk milletine manevi bir vasiyet niteliği taşıyan bu son sözlerinde Atatürk şunları söylemiştir:

"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979)Atatürk'ün Dine Hizmetleri


Atatürk'ün kişisel dindarlığı, uyguladığı din politikasında da etkili olmuştur. Büyük Önder'in Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi yönettiği 15 yıllık süreye baktığımızda, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması için ciddi bir çaba gösterdiğini görebiliriz. </SPAN>
Atatürk bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığı'nı oluşturmuştur. Halihazırda müslümanların dini hizmetini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün onbinlerce kişilik kadrosuyla, müslüman Türk milletine yıllardan beri dinimizin esaslarını öğretmektedir.
Atatürk, Kuran'ın Türk toplumu tarafından anlaşılması ve dolayısıyla uygulanması için büyük çaba göstermiştir. 1924-1938 yılları arasında, Kuran tefsiri ve meali olarak 9 büyük eser hazırlanmıştır. Dönemin en önde gelen din alimlerine hazırlattırılan ve çok titiz çalışmaların ürünü olan bu eserlerin hepsi, bugün de en muteber kaynaklar arasında yer almaktadırlar.
Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ne kazandırdığı laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışan materyalist grupların büyük bir çarpıtma yaptıkları ise açıktır. Laikliğe din aleyhtarlığı gibi bir anlam verilmesi, ancak söz konusu grupların özenip örnek aldıkları komünist rejimlerde olur. Stalin'in Sovyetler Birliği'nde, Enver Hoca'nın Arnavutluk'unda ya da Mao'nun Kızıl Çin'inde görülür. Batılı anlamda laiklik, tüm vatandaşların dini inançlarını ve bunların gereklerini istedikleri gibi yerine getirebilmeleri özgürlüğüdür. Kaldı ki Atatürk, söz konusu laiklik anlayışından bir adım daha ileri giderek, Türkiye Cumhuriyeti'ne "İslam dininin doğru anlaşılması ve yaşanması için" çaba harcamayı da bir görev olarak yüklemiştir.
Bu çalışmaların, dini ortadan kaldırmak değil, aksine dini inancı toplumda yaymak ve güçlendirmek, öte yandan din adına yapılacak yanlış yorumları engellemek amacı güttüğü açıktır. Atatürk'ün "dini kurum" olarak tanımlanan merkezlerin kapatılması—tekke, türbe ve zaviyeler—yönündeki girişimlerinin amacı da, bu kurumların dejenere olmuş ve dini inançlar yerine hurafeleri savunur hale gelmiş olduklarını görmesidir. Yani bu köhne kurumların tasfiyesi de, yine dine destek olmak amacıyla yapılmış hareketlerdir.
Unutulmamalıdır ki, bugün ülkemizin binlerce camisinde müslümanlar ibadetlerini rahatça yerine getirebilmekte, minarelerden ezanlar okunmakta, milletimizin iradesi Atatürk'ün 1920 yılında dualarla açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde serbestçe tecelli etmekte ve bayrağımız özgürce dalgalanmaktadır. Şüphesiz ki, bunların tümü, Atatürk'ün sayesinde mümkün hale gelmiştir. Bu hizmetler nedeniyledir ki, Atatürk vefat ettiğinde, dönemin Hindistan İslam Birliği Başkanı olan ve daha sonra Pakistan Devleti'nin kuruculuğunu yapan Muhammed Ali Cinnah, üzüntüsünü "O'nunşahsında yalnız İslam alemi değil, bütün dünya en büyük insanlardan birini kaybetti" ifadeleriyle dile getirmiştir. (Prof. Dr. İsmet Giritli, Atatürk, Laiklik ve Din, Rönesans Dergisi, Şubat 1991, sf.20)

Tabriz_Han
02-11-2006, 12:16 PM
Atatürk, İslam’a inanan samimi bir dindar olarak laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir.
Sonuç


Atatürk'ün bize bıraktığı miras, her konuda olduğu gibi, din ve laiklik konusunda da modern Türkiye için yol göstericidir. </SPAN>
Bugün Türkiye'de din ve laiklik adına iki farklı kamp oluştuğu, bu kamplar arasında ciddi bir gerilim yaşandığı bir gerçektir. Ama bu yapay gerilim, Atatürk'ün uyguladığı formülle çözümlenebilir. Atatürk, İslam'a inanan samimi bir dindar olarak, laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir. "Gericilik" olarak tanımlanan tehlikenin ise dinin kendisinden değil, dine sokulan hurafelerden, batıl inanışlardan ve çarpık yorumlardan kaynaklandığını görmüş ve bunları dinden temizlemek için çaba göstermiştir.
Bize düşen görev, Atatürk'ün de yaptığı gibi, hurafalere ve batıl inanışlara karşı gerçek İslam'ı savunarak ve öğreterek mücadele etmek, öte yandan da Atatürk'ün mirasını "din aleyhtarlığı" gibi göstermek isteyen materyalist/marksist odaklara karşı tavır almaktır. 75. zafer yılına ulaşmış olan Cumhuriyetimizi nice 75 yıllara taşıyacak olan formül budur.

ATATÜRK DİYOR Kİ:

"DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMINA İMKAN YOKTUR"
Atatürk'ün "dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur" sözüyle, İslam'ın Türk Milleti'nin bekası için taşıdığı önemi vurguladığı, bilinen bir gerçektir. Tarihsel ve toplumsal gerçeklere baktığımızda, bu sözün çok doğru olduğunu açıkça görürüz.
Bir milletin fertlerini birbirine kenetleyen en güçlü bağ dindir. Tarih, ne kadar zor şartlar altında olursa olsun dini ve milli değerlerine sahip çıkan milletlerin her zaman ayakta durabildiğine dair sayısız örnekle doludur. Diğer taraftan dini bağları zayıf, hatta dinsiz toplumlar tarih sahnesinde çok kısa süreler boyunca yer alabilmişler ve zaman içinde asimile olup gitmişlerdir.
Peki bunun sebepleri nedir?
1) Din, bir ahlak sistemi ve yaşayış biçimidir. İnsanlara doğruyu ve yanlışı açık olarak öğrettiğinden dolayı, dini değerlere sahip biri, iyiyle kötüyü birbirinden ayırmasını bilir. Dinin varolmadığı bir ortamda ise yardımlaşma, dürüstlük, hoşgörü, adalet, fedakarlık gibi değerlerin hiçbirinden söz etmek mümkün olmaz. Din yoksa, ahlak da yoktur; dürüstlük, fazilet, adalet de yoktur. Bu, kuşkusuz toplumun çürümesi ve yokolması anlamına gelir.
2) İnsanı insan yapan ahlaki değerler geçerliliğini yitirdiği ve yokolduğu taktirde, toplumun her kesimi ve her ferdi bundan nasibini alır. Her birey sadece kendisini umursayan ve diğer hiç kimseyi önemsemeyen birer ayrı "parça" haline gelir. Tümüyle dini bir kurum olan aile ve yine kaynağı din olan evlilik müessesesi ortadan kalkar.
3) Bu çark bir kere işlemeye başladığı taktirde, devletin oturmuş düzenini ve milletin yerleşmiş dokusunu da akıl almayacak şekilde tahrip eder. Çünkü devlete bağlılık, vatan sevgisi gibi üstün vasıflar yine dini inançların sonucunda gelişmiş özelliklerdir. Dini olmayan, dolayısıyla vicdani duyguları gelişmemiş bir insanın milletini, bayrağını sevmesi, devletine hizmet şuuru içinde çalışması, karşılık beklemeden gece gündüz vatanı için nöbet beklemesi elbette düşünülemez.
4) Dine inancın ortadan kalkışının bir başka tehlikeli yönü, insanların yavaş yavaş psikolojik sorunlara mağlub olmaya başlamasıdır. Suç oranlarındaki artış, içki ve uyuşturucuya yöneliş, fuhuş patlaması, huzursuzluk ve çatışma ortamı toplumun psikolojik açıdan yıprandığının en somut alametleridir. Sosyal adaletsizlik ve ekonomik sıkıntılarla beslenen bu gerilim, kısa süre içinde adeta toplumsal bir cinnete dönüşür ve bunun sonucunda da toplum parçalanır.
5) Dini değerlerin, marksizm, anarşizm gibi bölücü ve terörist ideolojilere karşı en sağlam engeli teşkil ettiği tarih boyunca birçok tecrübeyle kanıtlanmıştır. Dini değerlerin ortadan kalkması halinde, kökeni marksist ideolojiye dayanan anarşi ve terörün hortlaması, terör örgütlerinin güçlenerek taraftar toplaması ve milli birliğimizi tehdit etmesi kaçınılmaz olacaktır.
Örneğin Türkiye'yi ele alacak olursak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki dindar vatandaşlarımız, komünizmin dine büyük bir düşmanlık beslediğini bilmekte, komünizmden ve dolayısıyla bölücü komünist örgütlenmelerden uzak durmaktadırlar. Nitekim, bunun bilinciyle devletimiz de bu bölgede, halkın dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini teşvik etmektedir.
Tüm bunlara ve Atatürk'ün belirttiği "dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur" sosyolojik gerçeğinin tarihteki somut delillerine dayanarak söyleyebiliriz ki, Türkiye'nin bekası için dini kimliğimizin korunması ve güçlendirilmesi hayati öneme sahiptir. Büyük Önder Atatürk'ün tespit ettiği bu gerçek, geleceğimizin de şekillenmesinde büyük rol oynayacaktır. 2000'li yılları modern, çağdaş ve refah düzeyi yüksek bir Türkiye olarak karşılamak isteyenler, bunun ancak dini kimliğimizin korunması ile gerçekleşebileceğini bilmelidirler.

Turk
02-11-2006, 01:53 PM
Kaynağını bulamadığım bir alıntı var Wikipedia'da.

http://en.wikiquote.org/wiki/Special:Search/Kemal_Atat%C3%BCrk

I have no religion, and at times I wish all religions at the bottom of the sea. He is a weak ruler who needs religion to uphold his government; it is as if he would catch his people in a trap. My people are going to learn the principles of democracy, the dictates of truth and the teachings of science. Superstition must go. Let them worship as they will; every man can follow his own conscience, provided it does not interfere with sane reason or bid him against the liberty of his fellow-men.

As quoted in Turkey Today (1928) by Grace EllisonDiyor ki:

"Benim dinim yok. Ve bâzen "Bütün dinlerin canı cehenneme!" diyorum. Hükümetini ayakta tutmak için -halkını kapana kıstıracakmış gibi- dine ihtiyâç duyan idâreci, zayıf bir idârecidir. Benim halkım demokrasinin ilkelerini, hakîkatin gerektirdiklerini ve bilimin öğretilerini öğrenecek. Hurâfeler gitmeli. Bırakın insanlar istedikleri gibi ibâdet etsinler; akl-ı selîm ile çelişmedikçe ve diğer yurttaşlarına karşı baskı unsuru olmadıkça herkes kendi şuurunun tâkipçisi olabilir."

Bu alıntının Türkçe aslını daha önce hiç duymadım. İlk defâ Wikipedia'da okudum bunları. Biraz acele ve kalitesiz bir çeviri oldu. Meâlen -aşağı yukarı- böyle diyor.

TurkWorld
02-11-2006, 02:18 PM
Turk bu sözü kim söylüyor biraz açarmısın

Kaptan-i Derya
02-11-2006, 02:20 PM
Kaynağını bulamadığım bir alıntı var Wikipedia'da.

http://en.wikiquote.org/wiki/Special:Search/Kemal_Atat%C3%BCrk

I have no religion, and at times I wish all religions at the bottom of the sea. He is a weak ruler who needs religion to uphold his government; it is as if he would catch his people in a trap. My people are going to learn the principles of democracy, the dictates of truth and the teachings of science. Superstition must go. Let them worship as they will; every man can follow his own conscience, provided it does not interfere with sane reason or bid him against the liberty of his fellow-men.

As quoted in Turkey Today (1928) by Grace EllisonDiyor ki:

"Benim dinim yok. Ve bâzen "Bütün dinlerin canı cehenneme!" diyorum. Hükümetini ayakta tutmak için -halkını kapana kıstıracakmış gibi- dine ihtiyâç duyan idâreci, zayıf bir idârecidir. Benim halkım demokrasinin ilkelerini, hakîkatin gerektirdiklerini ve bilimin öğretilerini öğrenecek. Hurâfeler gitmeli. Bırakın insanlar istedikleri gibi ibâdet etsinler; akl-ı selîm ile çelişmedikçe ve diğer yurttaşlarına karşı baskı unsuru olmadıkça herkes kendi şuurunun tâkipçisi olabilir."

Bu alıntının Türkçe aslını daha önce hiç duymadım. İlk defâ Wikipedia'da okudum bunları. Biraz acele ve kalitesiz bir çeviri oldu. Meâlen -aşağı yukarı- böyle diyor. Turk, wikipedia son derece güvensiz bir kaynak, her kötü niyetli kisiler oraya gidip bu yaziyi cevirebilir veya daha baska noktalara cekmek ister.

Tabriz_Han
02-11-2006, 02:47 PM
Men istersem, Wikipedia'ya yazarim ve menim sozlerimi koyarlar, hic guvenilecek degil.

Turk
02-11-2006, 02:50 PM
Başta belirttiğim gibi kaynak olarak sâdece "As quoted in Turkey Today (1928) by Grace Ellison" ibâresi var ve bunu mûteber bir beyân olarak addettiğimi de söylemedim. Sâdece "Böyle bir iddia var, aslını bilmiyorum" dedim. Belki bir bilen çıkar.

Saygılar

Colpan
02-12-2006, 11:31 AM
Atatürk, Kur'ân-ı Kerîm'in Türkçe tefsirini ve meâlini yaptırıp halka bedâva dağıttırdı. Onun döneminde câmîlerdeki hutbelerin ve vaazların Türkçe olması sağlandı. Yüksek İslâm Enstitüsü ve İmam Hatîb Liseleri onun devrinde açıldı. Tüm bunlar, milletin İslâm'ı iyice öğrenmesi için yapıldı. Atatürk, her kandilde Çankaya Köşkü'nde şehîdlerin rûhuna Kur'ân ve Mevlîd-i Şerîf okuturdu. Meclis'i dahi Cum'â namazından çıktıktan sonra dûâlarla açtı.

gurkan
02-12-2006, 01:00 PM
Atatürkle ilgili bunlara ilavaten Halifeliğin askıya alınması zamanlarında Atatürkün Müslümanların halifesi seçilmesi durumu hasılken Müslüman tebaanın işgal altında olmasından ötürü Atatürk islam halifesi olarak şeçilmemiş Bu karar islam ülkelerinin işgal altından kurtulması sonrasına bırakılarak askıya alınmıştır. (halifelik kaldırılmamıştır yani meclis sadece bu karar ile Halifelik seçimini askıya almış ve ertelemiştir. ) Bugün kü meclis İsterse İslam dünyasına Halife atayabilme Hukuki yetkisine sahiptir. Bu çok kaynakda geçmiş ve Bu belgeyi okuyan son Osmanlıca bilen 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren bunu dile getirmiştir.

gurkan
02-27-2006, 02:34 AM
Siyasetin bir gözü kördür. Görmek için siyaset üstü bakmak gerekir. (Gürkan 27.02.2006)

gurkan
02-27-2006, 12:22 PM
Kubilay olayını biyorum ben çete diyorum siz eşkiya deyin din kisvesi adı islamla alakası olmayan üç beş eşkiyanın yaptığı pislik boşverin... Maalesef bu hareketi müslümanlara mal ediyorlar... Ve bunun üzerinden ucuz siyeset yapılıyor... boşver tartışmak istemiyorum... Konudan sapmayalım Atatürk ve İslam dini... Bana bu cümle yeterli...


"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979





Ama ilaveten şunları söyleyeyim o zamanı belgeleriyle; o günün şartlarıyla ve o günün politikalarıyla değerlendirmek doğru olanıdır. Bu konu ile ilgili arşiv nitelikli belgeler varsa yararlı olur düşüncesindeyim. Ama bildiğin o günün arşiv nitelikli belgelerine herkes ulaşamıyor. Çünkü o günün belgeleri bugünü yalanlıyor. Mesala O zaman ki Meclisin Hilafeti Askıya alan kararı... Hilafetin kaldırıldığı söylemini yalanlıyor. Bu belge üzerine çok kaynak gösteren bir çok araştırma kitabı okudum. Bu belgeyi araştırıyorum... Bulursam bu konu altında yayınlarım.

Selametle...

mustafa06
02-27-2006, 12:39 PM
Atatürk dine karshı olmamısh aksine siyaset üstü baktığı ichin, tekke ve zaviyeler kanunu ile dini siyasetten ve hurafelerden arındırmağa chalıshmıshtır. İlk kuran mealini hazırlatarak halka dağıttırması halkımızın dinimizi en doğru shekli ile Ana kaynağından öğrenmesi isteğinde bashka bir shey olmaması gerekir.

gurkan
02-27-2006, 12:58 PM
Pek tabii Mustafa kardeşim Atatürk müslüman bir şahsiyetti. Lozanda Müslümanlık aranır mesala azınlıklar gayrimüslimlerdir. Doğaldır ki o zaman Atatürk Akılcı politikalarla misyonerlerin okullarını masonların localarını da kapatmıştır. Tekke zaviyerin kapatılması görüntüdür. Arkasından Devlet eliyle imamhatip okulları kurularak islamın öğretilmesi teşvik edilmiştir. Türk Toplumunda Lozan açısından Hristiyanlığın artış göstermesi felakettir. Bugün sırf Lozan için Misyonerlikle mücadele edilmelidir desem yeridir...

selametle...

mustafa06
02-27-2006, 01:17 PM
Kubilay olayını biyorum ben çete diyorum siz eşkiya deyin din kisvesi adı islamla alakası olmayan üç beş eşkiyanın yaptığı pislik boşverin... Maalesef bu hareketi müslümanlara mal ediyorlar... Ve bunun üzerinden ucuz siyeset yapılıyor... boşver tartışmak istemiyorum... Konudan sapmayalım Atatürk ve İslam dini... Bana bu cümle yeterli...


"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979





Ama ilaveten şunları söyleyeyim o zamanı belgeleriyle; o günün şartlarıyla ve o günün politikalarıyla değerlendirmek doğru olanıdır. Bu konu ile ilgili arşiv nitelikli belgeler varsa yararlı olur düşüncesindeyim. Ama bildiğin o günün arşiv nitelikli belgelerine herkes ulaşamıyor. Çünkü o günün belgeleri bugünü yalanlıyor. Mesala O zaman ki Meclisin Hilafeti Askıya alan kararı... Hilafetin kaldırıldığı söylemini yalanlıyor. Bu belge üzerine çok kaynak gösteren bir çok araştırma kitabı okudum. Bu belgeyi araştırıyorum... Bulursam bu konu altında yayınlarım.

Selametle...


Gürkan kardesh seni selamlıyorum
Dinimize her zaman en büyük zararı verenler; Din kisvesi altında, islam ile alakası olmayan, Ama Halk arasında dini konularda adeta fetva veren, halkı yönlendirebilen bu namussuz chetelerdir.
Bu insanlar her türlü eylemlerini din adına yaptıklarını yaymaları ve Sıkıshtıkları anda '' dinimiz elden gidiyor'' diyerek halkımızı tepkiye chağırmaları hem dinimize hem ülkemize ve halkımıza zarar vermekte idi.

Atatürk, din adamlarını değil bu cheteleri hedef almıshtır ( maalesef kurunun yanında yashta yanmıshtır).
sevgi ile selamlar

mustafa06
02-27-2006, 01:46 PM
Bence Bugünün Türkiyesi Atatürk döneminin türkiyesinden pek chok konuda maalesef daha geridedir. Lozan konusunda sana katılmamak mümkün değildir. chünkü lozan fiilen delik deshik olmushtur. yanılmıyorsam atatürk döneminde bursada achılmak istenen bir tane hristiyan okulu hemen kapattırılırken, bugün misyonerler ülkemizde cirit atar olmushtur.
Ayrıca Laiklik konusu, atatürkün elinde her türlü güch olmasına rağmen kesinlikle tevessül etmediği uygulamalar,(Laikliğin ne olduğunun kanuni tarifi muğlak bırakılarak) laiklik adına bugün uygulanmaya chalıshılmaktadır..

Gerchek Dindarlar ve gönülden atatürke inananlar müstesna..

Dün dinimizden gechinenler vardı, Bu gün Dinimizden gechineler yine var, maalesef Bunlara birde atatürkten gechinenler eklenmishtir.

volvaren
02-27-2006, 02:16 PM
Arkadaşlar, ben de hepinizi selamlıyorum.
Konu hayli ilerlemiş fakat sanki sonsuz bir döngü içinde gidiyor gibi.


router'in konuya girişi (veya benim gireceğim yer)
Türkiye Cumhuriyetinde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır.

Bir insanın yetişkin sayılabilmesi için kaç yaşına gelmesi gerekir?
Bazılarına göre 16, bazılarına 18 veya 21.
Biz tavşan değiliz ki yaşımıza bastığımızda ebeveynimiz "Yaşını yitirdin, bıyığı bitirdin inişe kaçma yokuşa kaç" diye çayıra salsın.
Onların yaşamını devam ettirebilmeleri için gerekli tüm donanım iç güdülerinde vardır ve bayır yukarı koştuğu sürece de onu kimse tutamaz. Çayırda da her türlü yiyecek var. Olay bitmiştir.
Halbuki insanoğlu için yeni başlıyor. Bazılarına göre ana karnında, bazılarına göre yuvasında başlayan bir eğitim süreci ile insanın karar verecek yaşa gelebilmesi en az 15 sene alır. Ve insanın mezara kadar sürecek yaşantısının bütün temelleri bu 15 senede atılır.
Bu süreç içinde insanlara dinleri konusunda gerekli temel atılmazsa ondan bundan duydukları ile ya bir din yobazı, ya da bir din cahili olur. Elbette doğruyu bulanlar da olur ama şansa kalmış.
Ondan sonra da;
Din kisvesi altında, islam ile alakası olmayan, Ama Halk arasında dini konularda adeta fetva veren, halkı yönlendirebilen bu namussuz chetelerdir.
Mustafa06 kardeşin söylediği namussuz çetelerden birinin üyesi veya kurbanı olması işten bile değildir.
Atatürk, bu olayın önemini gördüğü için hem Kuranı tercüme ettirmiş, hem tefsirler yazdırmış, hem de bu gün bazılarının adını duyunca titrediği imam hatip okullarını açtırmıştır ki insanlar dinlerini doğru kaynaklardan öğrenip kulaktan dolma bilgilere itibar etmesinler.
Ata'nın bu ileri görüşlü ve isabetli kararlarına rağmen bugünkü sözde Atatürk'çülerin yaptıklarına bakalım. Sırf imam hatiplerin kaynağını kurutmak, halkın bu okullara itibare etmesini önlemek için tüm meslek liselerini harcadılar.
Diğer meslek liselerini bir kenara bırakalım. Okullarda okutulan din dersleri ki şu anda tek yasal din öğrenme yoludur, sulandırılarak din kültürü ve ahlak bilgisi adıyla bir kaç örnekle bütün dinlerden bahseden birer ders oldu. Camilerde, Kuran Kurslarında verilen derslere son verildi, din eğitimi meselesi yer altına gönderildi. Sanki birileri bizi din konusunda cahil bırakmaya veya din adına kanunlara karşı gelmeye zorluyor.
Tevhidi Tedrisat kanununa göre din eğitimi Devletin temel görevleri arasındadır. Bu konuda gerekli eğitimi verecek elemanların yetiştirilmesinden müfredatların gerçekçi bir biçimde hazırlanmasına ve eğitimin çocuklarımıza verilmesine kadar her detay Devlet tarafından hazırlanıp uygulanmalıdır.
Eğer Devlet bu konuya sahip çıkmazsa, bundan sonra bir peygamber de gelmeyeceğine göre meydan fırsat düşkünü sahtekar insanlara kalır. Ben, 98 depreminde şeyhinin kapısında yatıp "kurtar bizi şeyhim" diye ağlayanları duydum. Bu insanlar nasıl bir eğitimden geçiriliyor ki Allah'a yalvarmak yerine birilerine yalvarıyor?
Laiklikle din düşmanlığını birbirine karıştırmakdan vaz geçip gençlerimize dinimizi gerçek şekliyle öğretmeli, onlara ileride merak ettikleri konuları nerede ve nasıl bulabileceklerini gösterip ondan sonra kendi kararlarını vermede özgür bırakmalı ve bu karara da saygı göstermeliyiz.
Eğer bu işi biz yapmazsak, bizim yerimize gençlerimize sahip çıkmak için sırada bekleyen bir sürü gençlik ilahı var. Onların eline bir defa düşen de bir daha iflah olmaz.
Kalın sağlıcakla.

Abu Hurayra
02-28-2006, 02:51 AM
Bazi chirkin Suudiler bizim hakkimizda ve Turkiye Dovletinden kiskanirlar ve yalan uretiler, bunu okusunlar hainler, Kendi yahshi ve bize KARDAS OLAN Arap Milletine zulum eden Suudi Kralik bize biraksin once kendi sorunlari cozsun, Musluman dusmanlari Inglizi gotune satanlar.


GERÇEK DİNDAR ATATÜRK

http://www.bilimarastirmavakfi.org/images/atadua.jpg
“Türk milleti daha dindar olmalıdır... Dinime bizzat gerçeğe
nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.”
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk'ün din anlayışı ve din konusunda izlediği politika, onyıllardır bazı çarpık yorumların ve yanlış anlamaların hedefi olmuş bir konudur. Kendi materyalist felsefelerini Atatürk'e mal ederek meşrulaştırma çabası içine giren bir kısım din aleyhtarı marksist çevreler, Büyük Önder'in laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışmışlardır ve halen de bu çabayı sürdürmektedirler. Oysa tarihsel gerçekleri, Atatürk'ün dine bakışını ve uyguladığı din politikasını incelediğimizde, çok daha farklı bir tablo ile karşılaşırız: Atatürk, hem son derece samimi bir dindardır, hem de Türk milletini ayakta tutan değerlerin başında gördüğü dinin toplum tarafından anlaşılması ve doğru uygulanması için büyük bir çaba göstermiştir.
Atatürk'ün Dindarlığı


Atatürk, Allah'a ve İslam'a inanan samimi bir dindardır. Pek çok sözünde ve tavrında bunu görebilmek mümkündür. Büyük Önder, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah'tan, İslam'dan ve Kuran'dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk milletine, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiştir. </SPAN>
Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere İslam'ın yüceliğini şöyle açıklamıştır:
"Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93) </SPAN>
Büyük Önder, 1926 yılında ise Ali Rıza Ünal isimli yakınına, Hz. Muhammed hakkında şunları söylemiştir: "O Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Herkesin adı silinir fakat O sonsuza kadar ölümsüzdür." (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, sf.135) </SPAN>
Benzeri şekilde, Atatürk, Türk milletinin dindar olması ve dini değerlerini muhafaza etmesi gereğini “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor” sözleriyle teşvik etmiştir. ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )
Aşağıdaki sözler de ona aittir:
"Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)</SPAN>
"Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4)
"Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225)
Atatürk'ün, İslam Dini'ni, Kuran-ı Kerim'i, Hz. Peygamberi ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, O'nun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgelerdir. Bu bağlılık, sadece sözlerinde değil, uygulamalarında da açıkça görülür. Haftanın belli günlerinde, Sadettin Kaynak, Niyazi Ahmet Banoğlu, Mısırlı İbrahim, Hafız Yaşar, Hafız Rıza, Hafız Fahri, Hafız Kemal ve Hafız Nubar gibi döneminin en önde gelen hafızlarını çağırarak Kuran-ı Kerim okutturmuş ve okunan ayetlerin tefsir ve açıklamalarını yaptırmıştır. Atatürk bu açıklamaları ilgiyle izlemiş ve zaman zaman kendisi de sorular sorarak katılmıştır.
Atatürk'ün dindar kişiliğini gösteren sözlerinden en anlamlı olanı ise, kuşkusuz vefat etmeden önceki son sözleridir. Başbakan kanalıyla tüm dünyaya açıkladığı ve Türk milletine manevi bir vasiyet niteliği taşıyan bu son sözlerinde Atatürk şunları söylemiştir:

"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979)Atatürk'ün Dine Hizmetleri


Atatürk'ün kişisel dindarlığı, uyguladığı din politikasında da etkili olmuştur. Büyük Önder'in Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi yönettiği 15 yıllık süreye baktığımızda, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması için ciddi bir çaba gösterdiğini görebiliriz. </SPAN>
Atatürk bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığı'nı oluşturmuştur. Halihazırda müslümanların dini hizmetini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün onbinlerce kişilik kadrosuyla, müslüman Türk milletine yıllardan beri dinimizin esaslarını öğretmektedir.
Atatürk, Kuran'ın Türk toplumu tarafından anlaşılması ve dolayısıyla uygulanması için büyük çaba göstermiştir. 1924-1938 yılları arasında, Kuran tefsiri ve meali olarak 9 büyük eser hazırlanmıştır. Dönemin en önde gelen din alimlerine hazırlattırılan ve çok titiz çalışmaların ürünü olan bu eserlerin hepsi, bugün de en muteber kaynaklar arasında yer almaktadırlar.
Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ne kazandırdığı laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışan materyalist grupların büyük bir çarpıtma yaptıkları ise açıktır. Laikliğe din aleyhtarlığı gibi bir anlam verilmesi, ancak söz konusu grupların özenip örnek aldıkları komünist rejimlerde olur. Stalin'in Sovyetler Birliği'nde, Enver Hoca'nın Arnavutluk'unda ya da Mao'nun Kızıl Çin'inde görülür. Batılı anlamda laiklik, tüm vatandaşların dini inançlarını ve bunların gereklerini istedikleri gibi yerine getirebilmeleri özgürlüğüdür. Kaldı ki Atatürk, söz konusu laiklik anlayışından bir adım daha ileri giderek, Türkiye Cumhuriyeti'ne "İslam dininin doğru anlaşılması ve yaşanması için" çaba harcamayı da bir görev olarak yüklemiştir.
Bu çalışmaların, dini ortadan kaldırmak değil, aksine dini inancı toplumda yaymak ve güçlendirmek, öte yandan din adına yapılacak yanlış yorumları engellemek amacı güttüğü açıktır. Atatürk'ün "dini kurum" olarak tanımlanan merkezlerin kapatılması—tekke, türbe ve zaviyeler—yönündeki girişimlerinin amacı da, bu kurumların dejenere olmuş ve dini inançlar yerine hurafeleri savunur hale gelmiş olduklarını görmesidir. Yani bu köhne kurumların tasfiyesi de, yine dine destek olmak amacıyla yapılmış hareketlerdir.
Unutulmamalıdır ki, bugün ülkemizin binlerce camisinde müslümanlar ibadetlerini rahatça yerine getirebilmekte, minarelerden ezanlar okunmakta, milletimizin iradesi Atatürk'ün 1920 yılında dualarla açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde serbestçe tecelli etmekte ve bayrağımız özgürce dalgalanmaktadır. Şüphesiz ki, bunların tümü, Atatürk'ün sayesinde mümkün hale gelmiştir. Bu hizmetler nedeniyledir ki, Atatürk vefat ettiğinde, dönemin Hindistan İslam Birliği Başkanı olan ve daha sonra Pakistan Devleti'nin kuruculuğunu yapan Muhammed Ali Cinnah, üzüntüsünü "O'nunşahsında yalnız İslam alemi değil, bütün dünya en büyük insanlardan birini kaybetti" ifadeleriyle dile getirmiştir. (Prof. Dr. İsmet Giritli, Atatürk, Laiklik ve Din, Rönesans Dergisi, Şubat 1991, sf.20)

Allah her kimsenin kalbindekini en iyi bilen zatdir...;)

gurkan
02-28-2006, 11:46 AM
"TBMM Osmanlı'dan daha İslamcıydı"

http://www.8sutun.com/files/mete_tuncay2.gif Bir dönem resmi tarih – alternatif tarih tartışmalarıyla gündeme gelen tarihçi Mete Tunçay, Milliyet gazetesinden Derya Sazak’a konuştu. İslam, Kemalizm, Sol, AB eksenindeki söyleşide Tunçay yine ilginç tezler öne sürüyor.
Tunçay’a göre TBMM, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ından çok dha İslami bir karaktere sahipti, duvarlarında “di ni sloganlar” yazılıydı. Cumhuriyet’in 1925 sonrasında aldığı şekilden, Tunçay’ın iddiasına göre Mustafa Kemal Atatürk de şikayetçiydi ve kendi kendisini II. Abdülhamit’le mukayese ediyordu.
Tunçay’a göre Türk solunun anti-emperyalist olması bir hataydı (!), bunun temelinde de bizde solun daha global (?) olan Marksizmden değil de, Marksizm-Leninizmden gelmesi vardı.
İşte, bugünkü Milliyet’te yayınlanan ilginç röportaj…
MİLLİ MÜCADELE DEDİĞİMİZ DÖNEM FAZLASIYLA İSLAMİ
Tunçay: Devrim tarihimizde belli edilmek istenmiyor ama Millet Meclisi, Meclis -i Mebusan'dan daha İslamidir. Kürsüden Kuran okunuyor, mebuslar topluca namaza gidiyorlar, Meclis duvarlarında dini sloganlar yazıyor

DERYA SAZAK

DERYA SAZAK: "Eleştirel Tarih Yazıları" adlı son kitabınızdaki makaleler, düşüncelerinizdeki değişime ışık tutuyor. "Yüzyıldır İslamcı, pozitivist - Batıcı ve sosyalist düşünce ikliminde yaşamıştır" dediğiniz Türkiye'nin bugünkü siyasi görünümü hakkında nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz? 'İslami renkleri' ağır basan iktidar ve etkisiz bir sol muhalefet...
METE TUNÇAY: İktidarı beğendiğimi söylemeye dilim varmıyor ama muhalefet iktidardan kötü. Bana temel sorun oymuş gibi geliyor. Fransız Devrimi'nin 3 temel ilkesi özgürlük, eşitlik, kardeşlik Osmanlı'da 19. yüzyılda gerçek anlamlarıyla kavranmış değildi.
Gerek "Yeni Osmanlı" hareketi gerek sonradan ittihatçılığa dönüşen "Jön Türklük" esas olarak devleti kurtarma çabasındadır. Hak ve özgürlükler bizimkilere bir hayli yabancı, eşitlik anlayışıysa "Allahın kulu" olmasıyla sınırlıydı. Burjuva ideolojisi bile Osmanlı'nın son döneminde hak ettiği yeri bulamadı. Herkes imparatorluğu kurtarmanın peşindeydi.
Mebusların toplu namazı
Avrupa'nın etkisiyle Osmanlı'daki "gayrimüslim" azınlıkları gözeten Tanzimatçılığın ve Meşrutiyet dönemi "Osmanlı solculuğu"nun, anlaşılan halka yönelik fazla bir demokrasi talebi de olmamış.
Türkiye'de demokrasi sözcüğü 20. yüzyılın ortasına kadar sadece laf olarak kaldı. Ama liberalizm, padişaha karşı bazı hakların sağlanması, keyfiliğin engellenmesi şeklinde daha önce uygulanmaya başladı. Din, mezhep ve cins eşitliği istemi liberalizmin etkisiyle başlamıştı. Milli Mücadele'yi de aslında bu süreçte devleti kurtarma çabaları içinde düşünmek lazım.
Bir kısmı işgal altında olan yeni devleti dini vurgulayarak ayağa kaldırma çabası. Devrim tarihimizde belli edilmek istenmiyor ama Milli Mücadele dediğimiz dönem fazlasıyla İslami bir dönem. Osmanlı'yla karşılaştırdığınız zaman bunu görüyorsunuz. Büyük Millet Meclisi, Meclis -i Mebusan'dan çok daha İslamidir. Kürsüden Kuran okunuyor, mebuslar topluca namaza gidiyorlar, Hâkimiyet Milletindir'den önce Meclis duvarlarında dini sloganlar yazıyor.
Bir seminerde Kemalizmin bir tür 'Yeni İslam' olduğunu savunmuştunuz.
Eski bir makalemde dogmatizm açısından bir benzerlik kurmuştum. Dinde inançlar tartışılmaz. Pozitivizmden gelen Kemalizm de sanki dini şeylermiş, dogmalarmış gibi bilimi tartışılmaz hale getirmiştir. Burada bir çelişki olduğunu düşünüyorum. Bu yorumu yaparken, yeni bir şey söylediğimi sanıyordum. Dr. Adnan Adıvar, 1950'de benzer şeyler söylemiş: "Şimdi yeni düşünce, eskiden İslam dogmasının tuttuğu yeri tutuyor. Bundan ötürü, Türkiye'nin düşünce tarihinde, özgür ve eleştirici bir ruhun, İslamcı ve Batıcı düşünüşler arasında sahici bir etkileşim olmasını sağladığı herhangi bir düzenin varlığına işaret etmek hâlâ olanaksızdır."
Cumhuriyet laikliği, dinin özüne karşı çıkmıyor, dinin toplumsal kökenlerini yok etmeye çalışmıyor, öyle mi?
Kontrol etmek istiyor . İnancı bireysel hale getirirken dini devlet denetimi altına alıyor.
Laiklik, ilerici bir ilke. Halkçılık da... Cumhuriyet'in kuruluşunda bu iki ilke çatışıyor. Kemalist devrimi, İslamcı kesimlerden uzaklaştıran, halka yabancılaştıran laik düzene geçiş mi?
Din, Osmanlı'da olmadığı kadar önem kazanmışken Cumhuriyet dönemindeki bir dizi laikleşme ilkesi topluma yabancı geldi. En acıtanı da herhalde alfabe değişikliği olmuştur.
Osmanlı'da Hegel'i bilen yok
Batıya giden Osmanlı aydınlarından söz ederken, örneğin Fransız Komünü'nü hiç merak etmediklerini belirtiyorsunuz. Fransız Devrimi üzerinden geçen yüzyıldan fazla sürede bu dalganın
Osmanlı'ya ulaşamamış olması düşündürücü değil mi?
Hiç şüphesiz işçi sınıfının doğması sadece aydınların bilinçleriyle ilgili değil, endüstrileşmenin de sonucu. Osmanlıları Ruslarla mukayese edebiliriz. 19. yüzyılda bizim Namık Kemal nesli gibi Çarlık Rusya'sının baskısından kaçıp Batı'ya göç eden Rus aydınları var. Osmanlılar'la aralarında müthiş bir fark görüyoruz. Rusların derdi çarlığı yıkmak.
Bizimkilerin problematiği devlet nasıl kurtulur! Mesela Osmanlılar arasında Almanca bilen yok, Marx'ı , Alman felsefesini, Hegel'i bilen yok. Namık Kemal çok sıkı bir İslamcı.
Sosyalist düşünce ne zaman yeşeriyor?
Türkiye'de yakın dönem hareketleri dahil sosyalizmin iki temel zaafı oldu. Bir tanesi işçi sınıfına dayalı bir akım olmadı. 68'lerde öğrencilere dayalı bir akım oldu. İkincisi, daha vahim. Türkiye'de sosyalizm Marksizm olarak değil, Marksizm - Leninizm olarak gelişti. Marksizm Leninizm derken kastettiğim şey özellikle bu anti - emperyalist yönü sosyalizmin. Marksizmin anti- emperyalist olduğuna emin değilim.
Marx daha global bakıyor. Halbuki Lenin, kapitalist ülkelerin dışında sömürge ve yarı sömürgeleri de bu mücadeleye katabilmek için bir milli demokratik hareketler kategorisi ortaya çıkarıyor. Gelişmiş kapitalist ülkelerin emperyalizmine karşı onlarla beraber hareket etmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla Türkiye'de 1920'li yıllarda emperyalizme karşı çıkan biri milliyetçi olduğu için mi karşı çıkıyor, sosyalist olduğu için mi, bu karışıyor.
Türkiye solunun yeni vizyonu ne olmalı?
Korkarım artık sosyalizm, proletaryanın ideolojisi şeklinde anlaşılmaktan çıkmak zorunda. Önemli olan demokraside halkın duyarlılıklarıdır. Eğer halka sosyal adalet yönünde, barışçı, haksever, demokratik liberal bir duyarlık kazandırılabilirse sonuçta kimin iktidara geleceği fark etmez, muhtemelen o ortam içinde bir sol yapılanma ortaya çıkar.
Atatürk de rahatsızdı
"Kemalizm konusuyla solun hesaplaşması" gerektiğini öneriyorsunuz.
Türkiye'de kendilerine sol diyen insanlar Kemalizmle hiçbir zaman doğru dürüst hesaplaşmadılar. Millileştirmeler, devletçilik sadece "Kızılelma" koalisyonuna katılanların değil geçmişte komünistlerin de onayladığı şeyler. Türkiye'de sol araççı terimlerle anlaşılmış. Belki Marx'ın kendisinden gelen mülkiyet fetişizmi var. Bugün anlaşılıyor ki önemli olan denetim.
Ayrıca demokrasi, solculuğun ilk şartıdır. Oysa Jakoben yaklaşımda- ki bunu solcular da benimsemektedir - demokrasi başka şeylerin gerçekleşmesi uğruna ihmal edilecek bir şeydir. Atatürk'ün her yaptığı doğruydu yaklaşımı yanlış. Resmi tarih çok tek yönlü. Mesela 1925'te Şeyh Sait İsyanı bahane edilerek çıkarılan Takrir -i Sükûn Kanunu bir dönüm noktası. Fethi Okyar, Serbest Fırka dönemini anlatırken şunu yazıyor: "Mustafa Kemal bana dedi ki: Gençliğim Abdülhamit baskıcılığına karşı bir isyan hakeketleriyle dolu geçti, bugün bir yere geldik, gözlerimi kapatsam arkamda bırakacağım bir diktatör manzarasıdır" Arkamda bırakacağım diktatörlüktür diyor. Atatürk'ün kendisi de çok rahatsız.

devam etmekte...

gurkan
02-28-2006, 11:47 AM
'Kızılelma' karikatür gibi
Solculuk ile ulusalcılığın karışması tarihin cilvesi mi?
Her şey ikinci kez ortaya çıktığında biraz karikatür gibi oluyor. Türkiye'deki bu son, "Kızılelma" koalisyonu falan işin karikatürü gibi. Osmanlı'da Yunan, Sırp, Bulgar milliyetçi olduktan sonra sıra Türklere geliyor. Türkler de milliyetçilik yapacak olsalar imparatorluğun dağılmasını teşvik edecekler. O zamanki solcular da çok milliyetçi. Önemli bir faktör de Cumhuriyet Türkiyesi Sovyet dostu. Kemalist iktidara karşı sert olamıyorlar. Moskova'nın telkini de o yönde. Sol güçlenemiyor.
Soldan kaçışın temelinde ne vardı?
Demokrasi dediğimiz şey sol için bir ön şart. Osmanlı'da öncelikle meşruti anayasal zemini gerçekleştirme arzusu gözleniyor. Ancak o dönemde sol fikrin sahibinin Rusya olarak görülmesi ve son iki yüz yıldır yapılan her savaşta yenilmiş olarak çıkmaktan duyulan düşmanlık sosyalist akımların önünü kesti. Bir de Milli Mücadele'ye karşı olan çevreler Ankara'yı Bolşeviklikle suçlayıp din düşmanı olduğunu falan söylemeye çalışıyorlardı.
AIHM, MGK gibi düşündü
Şeyh Sait İsyanı deyince Kürt meselesi gündeme geliyor.
Kürtler, Tanzimat'la alışık olmadıkları merkeziyetçi yönetime tabi kılınmaya çalışıldığı için sorun çıkıyor, Kürt sorunu var ama çözümü yok. Çözüm genel olmak zorunda, yani Kürt etnisitesinden insanlarla Kürt olmayanlar birlikte yaşama iradesine sahip olmalılar.
Üst kimlik, alt kimlik... .
Kürt kimliğini açıklamak tedirginlik yaratmamalı. Kürtler K. Irak'ta petrol gelirlerine de sahip olurlarsa ve Türkiye bu kafada devam ederse kendi Kürtlerimizi nasıl tutabiliriz? İslam konusu daha karmaşık. İktidardaki AKP bir İslam demokrat partisi mi? Batılılara sorarsanız böyle şey olmaz. İslamcı arkadaşların Avrupa'ya bağladıkları ümitler boşa çıktı. Sanıyorlardı ki insan hakları diye gidince, başörtüsü sorunu çözülecek. AİHM de, MGK gibi Silahlı Kuvvetler gibi düşünüp 'Müslümanlara daha fazla hak tanımaya gelmez'diyor.
Ordu daha toleranslı
Avrupa'da yükselen İslam karşıtlığına ne diyorsunuz? Hz. Muhammed'in karikatürleri büyük tepki gördü.
Mesele Peygamber'in karikatürü değil Afganistan ve Irak müdahalesine, ABD'nin, Avrupa'nın dünya hegemonyasına karşı çıkış yapıyorlar. Türkiye olarak daha şanslı bir yerdeyiz imparatorluk geleneğinden ötürü. Türkiye ABD'nin Büyük Ortadoğu projesindeki şekliyle 'ılımlı İslam' olarak empoze edilemez.
Seçimle gelen, seçimle gitmeli... AKP deneyimi bunu gösterecek.
Gitmeler, gelmekten daha önemli tabii. 28 Şubat süreciyle iktidar değiştirilmesi demokra-tikleşme yolunda iyi bir örnek değil ama ordu da son zamanlarda en azından daha toleranslı görünüyor.




okurken ilgimi çekti... Karilerin(Okuyucuların) ilgisine...

Tabriz_Han
03-01-2006, 12:38 PM
AtaTurk Gazi'di, AtaTurk Osmanlinin ASKERI'DI, siz Murat Badakcinin kitaplarini okuyun ve konusmalarini seyretin, cahillikten kurtulursun.

Vahdedin AtaTurku Samsuna gonderdi, AtaTurk gorevliydi ve muthis derecede basariliydi.

Simdi baska devrimleri bakiniz, Fransada ne oldu? Tum Krallik'in Kelleleri kesildi, Rusyada ne oldu? Tsarlarin Sarayi basildi ve hepsi kursunu dizildi........... Osmanliya ne oldu? eger AtaTurk eger Osmanlidan nefret etseydi hepsini oldururdu ama bunu yapmamis, bugun Osmanli torunlari AtaTurk hayrani ve geri donuyorlar ve HALK HALEN OSMANLIYA COK SAYGILI VE GURUR DUYOR.

Turkce Osmanli zamanda Arapca alfabasini kulanmiyordu, Farsi alfabasini kulaniyordu


Router
Osmanli sulalesi gibi utanilacak bir tarihim olacagina, hic olmasaydi daha iyi olurdu. Onlardan utaniyorum.


Asil Turk haini sizin gibiler.


Router
Onlardan utaniyorum. Benim serefli tarihime silinmesi imkansiz pis bir leke koydular.



Onlar olmasaydi, Ne Istanbul, ne Bursa, ne Edirne, ne Turkiye, ne Kibris bugun Turk olurdu TURK DUSMANI ROUTER.


Router
Ingiltere Kralicesi boyle bir suc islerse, anayasaya gore, idam edilmesi gerekir. Ingiltere, idam cezasini sadece vatan hainleri icin anayasasinda halen tutar.


Yalaka, senin gibi Inglizlere yalvaranlardan gercekten utaniyorum, sen tarihini unutunmu, nasilda Inglizin ayaklarini opuyorsun, bize ne Ingletereden, onlarin Kralligi OSMANLI HANLARLAN KARSILITILMAZ.

SATAN SATANA SATAN SATANA.................;)

Sen AtaTurku tanrilastiriyorsun, neredeyse yeni Din yaraticaksin, senin gibi gicik insanlarin yuzunden AtaTurke HAK ETTIGI saygi ve sevgi verilmiyor, insanlarin canlarini sikiyorsun, sacma sapan hikaylerinle.

AtaTurk cok boyuq Yigit Kahraman adamdi, gercekten muthisdi ve son Yuz Yillin en onemli Baskanlardan biri, ama sen bu Mert Turku REZIL ediyorsun, sen kimsinde AtaTurkun Papagini oldun herseyini tekrar ediyorsun ve kendine gore deyistiriyorsun.

SIZ ATATURKU KULLANIYORSUNUZ, YETER ARTIK, ATAMIZA RAHAT BIRAK:evil:

gurkan
03-01-2006, 12:41 PM
[quote=router] Ben gecmisim Osmanli oldugu icin cok utaniyorum, ve yerin dibine giriyorum. Mecbur kalmadikca, insanlara soylememeye calisiyorum.

Neden Osmanlıdan Utanıyorsun ? Neden Yerin dibine Giriyorsun ? Neden İnsanlarla Bu bilgiyi paylaşmıyorsun... Senin geçmişin yok mu ? Geçmişine sövecek haklı nedenlerin nedir ? Hangi haklı neden Geçmişine sövmeye(Sövme kelimesi tabiren tarihe ve isnad edilen özellikleri barındırmayan mesnetsiz yalanların öz tabirinin ifadesini sözme tabiriyle ifade etmekteyim. Yoksa kimseye ne kişisel husumetim olur. Ne de hakaretim.) seni itmiştir. Misyonerlerin kaleme aldığı iftira dolu isnadlar mı ? Yoksa Avrupadaki Osmanlıya isnad edilen yalan tarih mi ? Ya da İngiltere de aldığın eğitim mi ?

Peki cevabını yazacaksın.... konuşacağız...

Sulalede delilik/akil hastaligi,

tek tek inceleyelim... Bu hastalık(delilik olsa da utanılacak bir şey değil) Allah'ın insanlığa bir imtihanı. Bu bize de verilebilirdi. Ha şunu ifade edeyim. Peki bu deliler kimlerdir. ismini koy. İnelim o gün kü şartlara bakalım. olayın iç yüzü nedir ? Bu sülelede(Osmanlı hanedeni demeliydin? Bu O hanedana ve biz Osmanlı Torunlarına yapılan büyük bir hakaret. Biz Osmanlının devamıyız Yoksa sen gökten zembille indiğimizi düşünüyorsun ? Şaşarım ! )ki herkes delimidir bakalım ? Yoksa cüzzü midir ? Nasıl deli olmuşlar ?

Turk vatandasina saygisiz, aptal/koyun surusu muamelesi yapmalari,

Nerden biliyorsun böyle olduğunu yoksa sen gaybımı biliyorsun ? Hangi Tarih kitabı bunu yazmış ? Masonlar mı ? Misyonerler mi ? Yoksa Osmanlı korkusu hala hafizalarında duran vahşi batı mı ? Acaba bu sözü söyleyenlerin ya da yazanların kasdı neydi hiç düşündün mü ? Bu olay ne derece doğru ! Yoksa istisnaa bir olay mı ? Koca bir iftira olduğunu peki hiç düşündün mü ?

sarayda Turkce yerine baska ulkenin lisanini konusmak,

Hangi dilmiş o bir ifade et bakalım ? Gökten bir anda zembille inen bir dil mi ? Bir anda konuşmaya anlaşmaya başladılar ? Dayanak ? Kimler konuşuyor bu dili ? yani ne kadar genel veya ne kadar istisnai ?

Turk ile evlenmeye tenezzul etmemek/devamli yabancilarla evlenip kendi kanlarini karistirmak,

Ne oluyor kan karışınca bozuluyor mu ? Nerden biliyorsun evlenmediler ? Doğru yabancılarla evlendiler. İyi ya bir de şöyle düşün düşman kalesini içten fethettiler. Kızlarını da müslüman ? Yoksa bundan ötürümü utanıyorsun ? Yoksa böylelikle ya bu padişahlar Türk değildir. Çünkü kanları karışmıştır. Ve Osmanlı da Türk değildi zaten diyip geçmişini redmi edeceksin ? Sen nesin ? Irkçı mısın ? Osmanlı padişahları pek düşünememiş sonradan gelen nesilin hey Osmalılı Sülalesi siz böyle böyle yaptınız eee ne yapmışlar yabancı kızlarla evlenmişler bundan dolayı ırkınız(kanınız) bozulmuş ben sizden utanıyorum !....

kardesini bebekliginden beri kus gibi kafesin icinde yasatmak, padisahlik unvani icin kardeslerin devamli birbirlerini zehirleyip oldurmesi, kanlarinin bozuk olmasi;

vs... vs... Eee bunlar nasıl olmuş nasıl gelişmiş diye sordun mu kendine ? Bir e şu soruyu sordun mu ? Medeniyet dediğin batı nasıldı ? Yoksa sen zaman mekan hatasına düşüyorsun ? Bugün kü şartlarla geçmişi değerlendiriyorsun..

Ingilizlerle bir olup, vatani dusmanlara satmak...

Kimmiş o vatanı satanlar ? Sen bunların koca bir yalan olduğunu biliyormusun ?


Kim onlara benzetilmek ister?

Şahsım Osmanlı Torunu olarak kendimi kabul ediyorum. Osmanlıdan gurur duyuyorum. Osmanlının (geçmişimin) hatalarından ibret alır geleceğime öyle bakarım... Ve senin düşüncen de olan istisnadır. Ne yazık bugün Türkiye Cumhuriyeti bir Osmanlı Hiç bir zaman olamamıştır. Herkes bilir Osmanlı dile kolay 623 yıl hüküm sürmüş. Cihan imparatorluğu yaptış. Fermanla Kral değiştirmiş. Koca medeniyettir.

Ataturk gibi asil ve serefli bir Turk askeri, boyle insanlara neden benzemek veya benzetilmek istesin? Bu, Ataturk gibi butun dunyanin onunde saygiyla egildigi bir lidere asla yakismaz.

Bunu Bir de sen Atatürke sor cevaplasın ? Nerden biliyorsun ? Zan dan başka bildiğin ne ki ?


Benim Ata'm; bir dusman ve yabanci hayrani olan Osmanli ailesinin kulturunu Arap egemenliginden kurtardi.


Atatürk senin tekelinde olduğunu bilmiyorduk ! Öğretin bize... Kim dedin düşman... Vatanın sahiplerine düşman mı dedin ? delilin ne ? Osmanlılar Arapmıydı demek istedin ? Bu ne perhiz Bu ne lahana turşusu. Boyundan büyük laf etmişsin...


Biz Turk'uz neden Arap alfabesi kullanalim?

Yani biz türkler hangi alfabeyi kullanıyoruz ? Türk alfabesini mi ? Latin.


Osmanli sulalesi gibi utanilacak bir tarihim olacagina, hic olmasaydi daha iyi olurdu. Onlardan utaniyorum. Benim serefli tarihime silinmesi imkansiz pis bir leke koydular.

O şanlı Osmanlı Torunları da diyor ki... Geçmişine söven geçmişsiz kalır. Geçmişi olmayanın geleçeği olmaz. Şahsım olarak ben utanıyorum kimden ? Geçmişine sövenlerden...

Ata'm; benim ve benim gibi dusunen diger Turk'ler gibi, Osmanli'lara benzetilmek istemiyordu. Yaptiklari cirkin ve yanlis seylerle bizim gecmisimizi kirlettiler. Bizi baska ulkelerin onunde rezil ettiler. Oyle asagilayici bir tarihim olacagina keske hic olmasaydi.

Osmanlı Gibi ak bir tarihe her millet sahip olmak ister lakin her millete bu nasip olmaz...

gurkan
03-01-2006, 12:52 PM
[quote=router] Osmanli ailesi vatan hainidir.

Kimden öğrendin bu yalanı ? İngilizlerden mi Yoksa Tarihisaklayıp değiştirip yalan tarih yazan yalancılardan mı ? Osmanlı Ailesi bu vatanın sahipleridir.



Boyle insanlardan siz utanmaz misiniz? Kani bozuk insanlarin yaptiklari utanc verici seylerle kim gurur duyar?

Yine bir ırkçı söylem. Asil kanı bozuk... Diyecem bir söz... Ben duyuyorum gurur Cihan İmparatorluğu yapmış bir Osmanlıdan...

Ingiltere Kralicesi boyle bir suc islerse, anayasaya gore, idam edilmesi gerekir. Ingiltere, idam cezasini sadece vatan hainleri icin anayasasinda halen tutar. Sizce vatan haini olmak affedilecek veya gurur duyulacak bir seymidir?

Kızçağazım yalan bunlar koca bir yalan... Bu vatanın sahibi Osmanoğulları hain değildir.

Osmanli ailesi benim vatanimin topraklarina donseydi, cezalandirilacakti.

Ben bu Osmanoğullarına yaptılanlardan dolayı utanıyorum....



halifeligi kaldirirken soylemisti.


Halifelik kaldırılmadı. Bugün kü söylenen yalanlardan bir tanesi de bu. meclis halifeliği İslam dünyası işgalden kurtulana kadar askıya kaldı. Atatürk sonarsı yötetimlerde askı da tutuyorlar... Aç oku belgeyi ne yazıyor öğren....

Ataturk'un bizlere soylemis oldugu bir soz vardir, "Turk ulusu utanmak icin yaratilmis bir ulus degildir" Dusunceme gore, bu sozu Osmanli gecmisimizdeki utanc verici olaylar icin soyledi. Bizim utanip, bu duygudan rahatsiz olmamizi istemedi.

Ya da Koca bir şanlı Tarihimiz olduğunu vurgulamış olmasın ? Tarihimizin Alnımızın teri gibi ak olduğunu vurgalamış olmasın ? Ooo dilin kemiği yok...

mustafa06
03-01-2006, 02:15 PM
Atatürkün osmanlıdan utanması mümkünmü?
Atatürk osmanlı kültürü ile yetishmish, osmanlının sherefli bir pashası olmush. osmanlının ordusunda onun bekası ichin savashmısh bir insandır.
osmanlıdan utanan bir insan, her mesleği sechebilirdi ama osmanlıya canı ile hizmet olan askerlik mesleğini sechmesini kimse bekleyemezdi. oysa Atatürk askerliği sechmish bir insandı.
Tarihin akıshı Atatürkü osmanlının son yıllarında tarih sahnesine chıkartmısh, osmanlı ülkesi ichin gerekli her türlü hizmeti yapmısh . Osmanlının chökeceğini gördüğü ichin (padishah vahdettinin bilgisi ile olduğuda söyleniyor.) anadoluya gecherek kurtulush savashının chalıshmalarını baslatmıshtır.
Anadoluda Atatürke destek veren millet o güne kadar osmanlı ülkesinin insanları idi, ekseriyeti öyle okumush, avrupalar görmüsh insanlar da değillerdi. yani ''osmanlıdan utanmak gerekir'' eğitimini almamısh insanlardı. ama bir sheyi fark ettiler ''osmanlı chöküyordu'' tarihten alıshkın olduğumuz ishi yapmak gerekiyordu. yani, yeni bir ülke kurulmalı idi. sonuchta bunu yaptılar.
eğer osmanlı hain olsa idi. Süpheniz olmasın Atatürk gibi dirayetli bir insan onları idam etmektende kachmazdı. Peki neden yurt dıshına gönderildiler?
Kraldan chok kralcıların olduğu Bu ülkede yashamaları hem ülkemiz hem osmanlı ailesi ichin tehlikeli idi. gitmeleri bu tehlikeyi önlemishtir.
hain olarak gördüğünüz osmanlının ailesinden hich kimse 80 yıl boyunca bashka bir ülkenin tabiyetini sechmemish. vatansız yashamayı göze almıshlar. son yıllarda chıkan izinlerden sonra yine gelip Türkiye tabiyetini istemishlerdir. (Bu gün Türk olduğunu iddia edip Amerikan veya avrupanın bashka ülkelerinin vatandashlığını almak ichin O ülkelerin kadın veya erkekleri ile evlenen, chocuklarını oralarda doğuranları VS her yolu deneyenleri de görünce) Ben bu insanlardan utanmıyor aksine gurur duyuyorum.
İnsanlar gechmishlerinden utanch duyarlarsa reddi miras yaparlar. Chok uluslu olan osmanlı ülkesinde diğer milletler osmanlının mirasını reddederken Atatürk öyle bir yolu denememish aksine sahiplenmish. hatta ''osmanlının borchları bizim borcumuzdur'' diyerek son kurushuna kadar ödemishtir.
bu nasıl bir gechmishten utanmadır ?
yabancı ile evlilikleri sevmiyorum ama eleshtirenler önce kendi chevrelerine Bakmalarında fayda vardır diye düshünüyorum. evli yoksa bile ah chekenlere dikkat etsinler.
Selchuklu veya osmanlı hich farklı değil. benim gechmishimdir.
sizler kabul ediniz veya etmeyiniz. dünya biliyorki; osmanlı, tarihteki diğer türk devletleri gibi bir türk devletidir. bu dünyaya 600 yıl hükmetmishtir.
Bu gün ortadoğudaki karıshıklıklara bakınca onca ulusu 600 yıl bir arada tutma basharısını osmanlının nasıl gösterebildiğini dünya takdir ederken biz gechmishimizden utanıyorsak, sorunun gechmishimizde değil kendimizde olması gerekir diye düshünüyorum.
Osmanlını konushtuğu dili TF ichinde bashka bashlıklar altında örnekleri ile osmanlıca denen dilin Türkcheden bashka birdil olmadığını konushmushtuk
Tekrar tekrar aynı konuları yazmanın da anlamı yok.
Osmanlı imparatorluğu,Türkiye Cumhuriyeti , Göktürk devleti ve diğerleri Benim tarihimin altın sayfalarıdır
Atatürk, Kanuni , Fatih, Osmangazi, selchukbey, Emir Tİmur, ve diğerleri Benim tarihimin altın insanlarıdır.
Böyle bir milletin ferdi olduğum ichin Gurur duyuyorum.
Altını pisliğin ichine atmakla değerinden bir shey kaybettiremezsiniz.Ancak kaybettiğini sananlar kendilerini aldatmısh olurlar.
sevgi ve selamlar

volvaren
03-01-2006, 02:28 PM
Düzenlendi

Garibinize gitmesin, kimse düzenlemedi, Ben düzenledim.
Bir başlık altında bir arkadaşa "Söyleyecek sözün varken susmak büyüklük göstergesidir" demiştim. Onu hatırlayınca tüm yazdıklarımı sildim.
Zaten benim yazacaklarımı Tabriz_Han, gurkan ve mustafa06 yazmış elleri dert görmesin. Bana da sadece onlara teşekkür etmek kaldı.
router'e ise biraz daha bilinçli ve kültürlü olma çağrısı yapıyorum.
Ben de İngilterede yaşadım bir süre. Onların hala asillerin damarlarında farklı kan dolaştığını zannettiklerini biliyor muydun. Onlar, yaptıkları hiç bir şey için sorgulanmazlar, alalade biri (Halktan biri) demek istiyorum o asillerin birisi ile bir şekilde temas kurmayı asla aklının kenarından geçirmez. Adamların böyle bir hayali bile yok. Bizde dağ başındaki çobanın bile padişahlık hayali olur en azından.
Kalın sağlıcakla

Tabriz_Han
03-01-2006, 03:33 PM
Sen, MIT'den ne anlarsin, MIT dangalak cahillerin kurumu degil, derin dusunenler cok iyi egitilmis ve akilli insanlar, acik kafali deyisik yonlerden bakan ve anlayanlar.

Kendine rezil ediyorsun, birak boyle salak davranislari.

Burada kim AtaTurke laf atiyor? kim kotulestiriyor? men son derece saygiliyim hele hayranim, ve burada yazanlarin cogu ayni fikirde, ama halen UTANMADAN bize Vatan Haini ve Dusman diyorsun.

Asil Hain sensin, fikir ozgurlugun ne oldugunu bilmiyorsun ve UTANMADAN Demokrasi, Laiklikden bahs edersin :rolleyes: senin gibi dusunmuyenler hemen Dusman oluyor.

AtaTurku Rahat birak, senin yaptigin ayip, Yigit AtaTurku kullaniyorsun, kendi Yobaz Millitan Laikciligin icin onun sozlerini deyistiriyorsun ve yalanlar yaratiyorsun.

Tabriz_Han
03-01-2006, 05:01 PM
Router
Bana Turkiye Cumhuriyeti neden yanlis tarih ogretsin?


Sen Yobazligini bir kenara koy, kafana ac ve git birseyler ogren, Murat Bardakci guzel arastirma yapti bu sadece bir yazici daha neler var, sen gercekleri ogren, ve ogrendikten sonra hepimize ozur dille.

demirkan
03-01-2006, 10:26 PM
Mustafa Kemal ile Din kavramlarını bir araya getirmek çok gereksiz hatta zararlı. Çünkü din insanın kendisiyle başbaşa yaşadığı bir şeydir. Mustafa Kemal ise başta Türkiye Cumhuriyeti halkının Ata'sı olmuş, öte yandan tüm dünyaya örnek olmuş bir liderdir. Biri bireysel diğeri toplumsal kavramlardır. Lütfen sapla samanı ayıralım.

Mustafa Kemal dini her ne olursa olsun, hatta dinsiz bile olmuş olsa bu bizi ilgilendirmez. Bizi onun geniş ufku, zekası, cesareti, ilericiliği ve liderlik vasfı ilgilendirir.

Bu tip başlıklar açarak Kemalist insanlar arasında bölünmelere neden oluyorsunuz. Atatürk'ün önemli yönlerini araştırsanız böyle bir konuyu açmaya zamanınız da kalmaz gerek de duymazsınız.

saygılar

gurkan
03-01-2006, 11:21 PM
Ferman_ı Hümayün;14.Mayıs.1918

Yaveran-ı şehriyayarimden Erkan-ı Harbiye Mirlivası Mustafa Kemal Paşa'ya:

Harb-i Umuminin müttefikin hesabına ziyai üzerine tahassül eden vaziyet-i siyasiyye, ecdadı izamım mülkünü ve Makam-ı Hilafet ve Saltanatımı müşkül ve tehlikeli bir sahaya sürüklediğinden, Hükümet-i Seniye'min kararı vechile tayin olunduğunuz mıntıkada asayişi temin ve marazai şahaneme mugayir ahvalin hudusunu men'ile cümleten def-i saile bezl-i cehd ü gayret ederek Milletimizin masuniyetini te'yid ve mülkümün eyadi-i mütearrızından tahlisi için yekvucud olarak hareket edilmesini, selamı şahanemle asker ve memurine ve ahaliye tebliğini irada ettim.

Mehmed Vahideddin

Bu ferman dikkatle incelendiğinde M.Kemal Paşa'ya verilen selahiyetin sadece Dokuzuncu Ordu Müfettişliği'ne münhasır olmadığı kolayca anlaşılır. Nitekim ciddi araştırmacılar bu selahiyetin sadece askeri sahaya münhasır olmadığını ve bunun "Padişah vekilliği" tarzında anlaşılması gerektiği hususunda müttefiktirler.(Dr. Rıza Nur a.g.e;476,477)

gurkan
03-01-2006, 11:24 PM
(Fevzi paşa) Çakmak; Türkiye Büyük Millet Meclisi Kürsü konuşması Kayıtları(Harp Tarihi Vesikaları Dergisi 367 ve 368 nolu vesikalar) Bu konuşma Tebliğ haline getirilerek "Mustafa Kemal" imzası ile tamim edilmiştir...

Sultan Vahidettin , işgal kuvvetlerinin ağır baskısı altında eli kolu bağlı bir durumdadır.Bu halin verdiği elem ve kederle bitap ve perişandır.

Bu duruma rağmen kabinede inandığı kimselere daima Ankara'yla teması kesmemeleri hususunda emirler vermektedir.

Muarızların her vesileyle aleyhine kullandıkları Şeyhülislam Dürrizade'nin fetvası; padişah tarafından veya onun emir ve rızası ile değil İngiliz Tazyiki ile ortaya çıkmıştır. Esasen kendisinden evvel Şeyhulislamlık makamını işgal eden Haydarizade düşman baskısına mukavamet edemeyerek istenilen fetvayı vermemek için makamını terketmişti. Dürrizade; ise kabinenin tensibi ile İngiliz Tazyikinden kurtulmak için bu fetvayı üzere aranıp bulunmuş ve o makama getirilmişti. Padişahın Kuvva-yı Milliyeciler aleyhindeki bu fetva ile hiçbir alakası yoktur.

İngilizler ; sanki M.Kemal'in Anadolu'ya gidişi kendi malumatları ve hatta müsaadeleri haricinde olmuş gibi guya Ona mani olmak yoluna gitmeleri ve bu maksadla İstanbul Hükümetince Kuva_yi Milliyenin takbihini istemeleri meri kanunlar önünde izahı imkansız bir muammadır. Bu tarz hareketle ingilizler; İki tarafı karşı karşıya getirmek Ve İstanbul Hükümeti ile Halife'yi milli gaye aleyhinde göstererek halkın gözünden düşürmek maksadını gütmüşlerdir.

mustafa06
03-02-2006, 04:05 PM
sevgili router kardeshim;
Padishah vahdettin ile ilgili söylediklerini okul dönemimizde tarih kitaplarında bizde okuduk. ama aynı milli eğitimin osmanlı tarihini öğrencilerine(bizlere) öğrettiği konuları da incelersen, ertuğruldan bashlayarak,osman gaziyi, orhan gaziyi , murat, yıldırım , bayazıt fatih,yavuz selim , kanuni, ve ve ve
osmanlı tarihi bütün detayları ile anlatılır ve yapılan her savashtaki kahramanlıklar, yapılan anlashmalar öğrencilere öğretilirdi. ve bu tarihin bizim shanlı gechmishimiz olduğu söylenirdi. (vahdettin hakkındaki düshünceniz okullarda aldığınız tarih dersleri ile pekishti ise) o zaman osmanlı ile ilgili diğer öğretilenleride biliyor ve saygı duyuyor olmanız gerekir.
Bu gün bile devlet yöneticileri Osmanlının kurulush yıldönümlerinde söğütteki shenliklerde boy göstermeleri,
osmanlı tarafından İstanbulun fethedilmesinin yıldönümlerinin ülkemizde gururla kutlanması,
Türkiye cumhuriyeti devleti resmi olarak 1999 yılında osmanlının 700. yılını dünyada cheshitli etkinliklerle osmanlı yılı olarak kutlaması
osmanlı gecmishimize resmi ideolojinin de sıcak baktığı konusunda sana bir ipucu vermiyormu?
Osmanlıya veya selchukluya sevgi ve saygı sadece tarihe saygıdır ama o rejimleri istemek anlamına gelmez.
21. yüzyılda hichbir Türk vatandashının cumhuriyetimizin nimetlerini bırakıpta padishahlık rejimi gibi bu gün hichte mantıklı olmayan bir rejimi isteyeceğine inanmıyorum. öyle bir salakta yoktur bu ülkede.
hertürlü bölücüleri duyuyoruz , ama padishahlığı isteyen birisini bu yashıma kadar hich duymadım.
osmanlı soyundan gelenlerle yapılan konushmayı bir TV de izlemishtim. o insanlarda Atatürke hayranlıklarını belirtip, en güzel rejim cumhuriyettir, bunu atatürk bashardı diyorlardı.
güzellikler sizinle olsun.

Tabriz_Han
03-02-2006, 04:38 PM
Router kendini rezil ediyorsun :rolleyes:

Tabriz_Han
03-02-2006, 05:17 PM
Bu forumda en boyuk Turkiye Vatan Haini olan sensin Router.

Ingleterrenin ayaklarini opuyorsun, yalama yapiyorsun.

Londra'da Wahabbi'lerden Din dersi aliyorsun :rolleyes:

Turk halkini bolmeye calisiyorsun.

Tarihine sahip cikmiyorsun, bilmiyorsun ve Turklerin taihine ve kulturune ihanet ediyorsun.

Vahdettin hain deyil, MEN TURK OLARAK TAHIME, KULTURUME, EDEBIYATIMA, TURKULERIME, SIIRLERIME, GELENEKLERIMIZE, ORF ADETLERIMIZE SAHIP CIKIYORUM,

Sizin gibilerini cok iyi biliyoruz, bu dangalak Londra'da yasiyor, TURK MAHALLESINI BILMEZ, Turklerle kaynasmaz, Turke hic hizmet etmez.

Gidip Ingliz sahtekar dostlariyla butun gun onlara yalvarir ve Turkiyeyi lanteler.

Senin amacin belli, herkesi bolmek istiyorsun, fikir ozgurluk istemiyorsun, herkes senin gibi 100% dusunecek, dusunmuyen'de sozde "Vatan Haini" oluyor:rolleyes:

GIT YOBAZLIGINI BASKA FORUMDA YAP, SENIN GIBILER HER SENE AZALIYOR, CUNKU TURK HALKI SENIN GIBILERDEN NEFRET EDIYOR

Tabriz_Han
03-02-2006, 05:28 PM
Gel Turk Konsolos'da bulusalim, sizin gibiler araniyor, Turk Halkini provoke edenler cezalidir...........

Cocuk gibi, zar zar zar agliyorsun, kendini iyice rezil ettin, mantiksiz yobazligin korkunc derecelerde Router, sana yardim lazim.

Ve, MIT ve diyer kurumlari lutfen boyle adil bir sekilde kulanmaya kalkmiyin, MIT'ye hakaret ediyorsun.

Sizin gibiler HERSEYI kullaniyor, AtaTurku, MIT'i, Askerligi, utanmazlar.

mustafa06
03-03-2006, 11:41 AM
Aralarinda iyi padisahlar da vardi, kotuleri de. Padisahlarin hepsi melek degildi. Vahdettin de kotulerdendi. Bunu kabullenmek buradaki insanlara cok mu zor geliyor da, inkar ediyorlar? Onumuzde koskocaman imzalanmis bir Sevr antlasmasi var. Kim gercekleri inkar edebilir ki? Vahdettin dusmanlari benim vatanima soktu. Yurdumun her kosesinden dusman fiskiriyordu. Ne kansizdir o Vahdettin!

19 Ağustos 1920 Sevr Barış Antlaşması'nı imzalayanlar ve Saltanat Şûrası'nda olumlu oy kullananlar TBMM'nce vatan haini ilân edildi.

router kardesh
Söylediğin bu sözlerle daha mantıklı düshünüyorsun.
''Padishahların iyiside vardı, kötüsüde vardı'' derken,daha önceki eleshtirilerinizde; size göre kötünün ismini söyleyip, onu eleshtirmeniz gerekirdi. Bir padishah, 600 yıllık osmanlı değildir. oysa siz tüm osmanlıyı kötüleyip, osmanlıdan utandığınızı v.s v.s hertürlü hakareti yaptınız. 600 yıllık shan ve sherefle dolu bir tarihi inkar ettiniz.
Biran ichin varsayınızki vahdettin hain olsa bile, Bu osmanlının tamamını karalamayı gerektirmez diyebiliyorum, chünkü modern hukukta dahi suchta kishisellik vardır, allah korusun yani siz cinayet ishleseniz, cezayı size verirler. bu suchunuzdan dolayı babanız , kardeshleriniz veya tüm sülaleniz sorumlu tutulamaz.
Teshbihte hata olmaz derler; Pire ichin yorgan yakıyorsunuz.
vahdettini sen sevmek zorunda değilsin. Bu konuyu tartıshabilirsiniz. karshı fikirleri dinlersiniz, inanır veya inanmazsınız. ilk düshüncenizde kalmaya devam da edebilirsiniz. sizin beğenmeme hakkınız olduğu kadar, bashka birisininde beğenmesini de (belki eleshtirirsiniz) doğal karshılamanız gerekir.
Vahdettini beğenenleri (nedenini sormadan) vatan haini ilan edip, tehdit etmek, bence öncelikle insanın kendisine saygısızlığı, sonra Düshünce özgürlüğü ve demokrasiye inanchsızlığı olabilir. Sizin böyle bir insan olduğunuzu ben hich sanmıyorum.
İnsanlar;Hakarete varan sözler ve tehditlerle kendi fikirlerini bashka insanlara kabul ettirmek bir tarafa, anlatamazlar bile. Chünkü dinleyen kimse olmaz.
Ortada duran bir gerchekten bahsediyorsunuz; ''sevr anlashması'' doğru da söylüyorsunuz. Osmanlı, sevr anlashmasını imzalayacak noktaya bir gündemi geldi yoksa vahdettin aksham yatıp bir rüya görüpte sabah kalkınca ''chağırın avrupalıları ben sevr anlashması gibi ülkemi bitiren bir anlashmamı imzalayacağım'' dedi.
Kusura bakmayın vahdettin enaz ikiyüzyılın sonunda enkaz haline gelmekte olan bir ülkeyi devralmıshtı. ülke avrupanın hasta adamı idi. yani can chekishiyordu. Bu durum sadece vahdettin sorunu değildir.
Size iki soru sormak istiyorum; 1-Türkiye cumhuriyetini son 35 yılda 200 küsür milyar dolar borca sokan, ekonomik olarak güchsüz bırakarak ,sonunda Amerika- ırak krizi sırasında ülkemize 2. sevr sayılabilecek 1 mart teskeresini neredeyse kabul noktasına getiren eski siyasileri vatan haini olarak değerlendiriyormusunuz
2- örneğin; 2001 yılında yashanan ekonomik krizde amerikanın 1 milyar doları ''veririm, vermem,canım isterse veririm '' diyerek türkiyenin boğazını sıktığı günleri hatırlarsınız. yanlısh politikalarla ülkemizi ekonomik olarak güchsüz bırakarak,o noktaya getiren dönemin iktidarının bashbakanı sayın Bülent Ecevit'i nasıl değerlendiriyorsunuz.

mustafa06
03-03-2006, 12:06 PM
Belki merak edenler chıkabilir;

Bahsettiğm siyasileri ben ASLA VATAN HAİNİ OLARAK DEĞERLENDİREMEM.
Olsa olsa beceriksiz iktidarlar ve siyasetchiler olabilirler.
problem siyasetchilerde değildir.
toplumlar, kendilerine layık oldukları idarecileri secherler. siyasilerin basharısızlığı, aslında doğru insanları sechemeyen halkın basharısızlığıdır.

mustafa06
03-03-2006, 12:18 PM
Mustafa Kemal Ataturk biz Turk mIlletine ozgurlugumuzu ve egemenligimizi verdi. Biz Osmanli ailesinin esiri olmak istemiyoruz. Ben, bana hurriyetimi, egemenligimi veren Mustafa Kemal Ataturk'u seviyorum. Osmanli ailesinin benim icin hic bir onemi yoktur! Onlara kufur bile ederim.


Yazınızı okuyunca tamda teshekkür edecektim. ''Onlara küfür bile ederim'' cümlesi olmasa idi.
sizin bir bashlığınızda bayan olduğunuzu yazdığınızı hatırlıyorum.
bayanların; bulundukları ortamlarda daha temiz bir tartıshma ortamı Yaratmada katkı sağladıklarına her zaman inanan birisiyim. Hele hele Küfürün ''k''sının gechmesinin mümkün olmadığına inanırım.
Chünkü Küfür charesizliğin ve zayıflığın belirtisidir.
oysaki siz öyle birisi değilsiniz. o halde nichin küfür.

borcugin
03-03-2006, 02:22 PM
[quote=gurkan] Siz dini kullanarak, Turkiye'de birseyler yapmaya calisiyorsunuz, ama bunda basarili olamiyacaksiniz. Sizin yazdiklariniz cok iyi inceleniyor.
S.A.
Siz incelenmiyor musunuz? Şu anda hukuki olarak suç işlemeye yaklaşıyorsunuz.
Selametle.

Tabriz_Han
03-03-2006, 02:23 PM
KIMI MOLLAH KIMI DERVIS ALLAH BIZE NELER VERMIS
KIMI MOLLAH KIMI DERVIS ALLAH BIZE NELER VERMIS

ASIK VEYSEL,

Vatan Haini oldumu Router:rolleyes:

Burada kim AtaTurke karsi laf atti ha? men AtaTurk'e hayranim, Osmanliya hayranim, Timur'a hayranim, Selcuklara hayranim, Karahanidlere hayranim, Uygurlara hayranim, Baburlara hayranim, Safavidlere hayranim, Karakoyunlara hayranim, Akkoyunlara hayranim,

TARIHMIZE SAHIP CIKALIM, GURUR DUYALIM:cool:

Tabriz_Han
03-03-2006, 03:25 PM
AtaTurk halife olacakti ;)

gurkan
03-04-2006, 02:21 AM
Ben Halifeliğin Kaldırılmadığını ve o zaman ki meclis meclis kararıyla islam dünyasının işgalden kurtarılana kadar askıya alındığı belgeyi okuyan


1-) Son Osmanlıca Bilen 7 Cumhurbaşkanı Kenan Evren in konuyla ilgili açıklamasından

2-) Tarihçi Prof.Dr. Ahmet Ağırakça'nın bir konferansından öğrendim.

hepside tesadüfen... bir de üstüne ilaveten bir çok kaynakta da rastlayınca merakım iyice artı.

şimdi o belgeyi araştırıyom bulmak için... yani elimde bunun belgesi yok ama belyeye dayanan kaynak çok... Ama kaynakları derinlemesine inceleyecem.

ha benim derdim tarihte kalmak değil tarihe objektif yaklaşmak. Yanlı Tarihin milletimizi böldüğünü düşünmekteyim. Bölünmeden nefret ediyorum. Senin anlamakta zorlandığın bunlar. Aşırı yolları sevmiyorum. Bu Türkiyeyi boşuna oyalıyor. Enerji kaybına yol açıyor.

söylediğim üzre Cumhuriyet neyi öngörürse gönülden bağlıyım.

biraz nutuk çekmişsin biz cahile sayende nutuk dinledik. sanki biz bilmiyoz neyin ne olduğunu vs.vs.

Gerçekten çok cahiliz. Neden diyeceksin Bu bölünme kime yarar sorusunu sormadığımız için. Ya arkadaş geçmişimiz eğrisiyle doğrusuyla yaşanmış geçmiş biz geçmişten ibret alıp bakalım geleceğe milletimizi bölmeyelim sağçı solcu alevi sünni kürt laz çerkez. Yok Osmanlı haindi. Hain olunca bize ne hayrı var anlamadım gitti. Hain olsa gerçekten gam yemeyeceğim. Biz geçmişimizden güç alıp birlik olmamız gerekli. Bizim Geçmişimiz Cihan İmparatorluğu yapmış.

şahsımla ilgili biraz bilgi vereyim. Çalışmalarımla ilgili her cumartesi pazar toplamda 6 saat olmak üzere her hafta Her biri alanında uzman Bilim adamlarından ( Üniversite hocası (Prof. veya Doç. düzeyinde) kendimi yenilemek güncelemek adına eğitim almaktayım. Konferansları takip etmeye çalışıyorum. akşamları da belli alanlarda ders almaktayım. Ekonomilerle teknolojilerle piyasalar kurumlar yapılanmalar vs.vs. ilgili. Çünkü bilgi çok çabuk değişip gelişiyor. Ürün dönemleri çizgisi 3 aya kadar düştü. Bilgi 1 yıl içinde yenilenmezse nötr hale geliyor. vs.vs. Buraya yapıcı olmak ve birleştiri olmak yönünde yapıcı katkı sağlamak amacıyla bulunmaktayım. ama hiç ne alaka olmayan şeylerle itham etmektesin beni. Bilesin ben din bilgini değilim. Tarihçi de değilim .şair değilim. İktisat mezunu olup özel bir şirkette yöneticilik yapmaktayım. Bilimde ilimde ki gelişmeler önceliğim. Bunun yanında müslümanım.

Ha itiraf edeyim bende bir zamanlar Vahdeddini hain bilirdim. Ve de Halifeliğin kaldırıldığını meğer öyle olmadığını öğrendim. Ama şu an Halifelik askıdadır. Yetki Her ne kadar TBMM olsa da bu yetkinin uygulanabilirliği yoktur. Bu kararlar tarihtir. ben deniz tarih objektifliği açısından yazıyorum. Sonra Arşiv belgeleri önümüze konmaya başladı vs.vs. Şimdi de Vahdetine hain sıfatı kaldırıldı. Halifelik askı da kalmakla (kaldırılmıştır) . Ama İslam Konferansı Örgütü bünyesinde Türkiye öncülüğünde yeni yapılanmalar var. 10 yıllık bir süreç var. Belki yapısı değişebilir. Ve Tüm islam alemine bu ülkeler halife ya da başkan seçebilirler. vs.vs. Çünkü Hristiyanların bir papası var Müslümanların yok. Belki bunun adı halife de olmayabilir. İslam Konferansı Örgütü birliğe dönüşebilir. Ve islam ülkeleri başkanlığı oluşturulabilir. Artık ülkemizde çok şey tartışılmakta. Ermeni kökenli Cem Özer Orhan Pamuk gibi... Hainlikleri. Sonra bunların kimlerle bağlantsı olduğu... (Eğitim ve burs aldığı yurt dışı bursları) vs.. Son 1980 yılları sonrasında Türkiye de çok şey değişti. Bu konular geniş kitlelerce tartışılmakta. elimden geldiği kadar gündemi takip ediyorum. Ve ayrıntısına kadar irdeliyorum. Sağolsun Üniversite hocalarım zamanında çok yordular beni Türkiye yi batırıp çıkartıyorlardı siyaset ve ekonomi politikalarıyla. Yani ben senin gibi düşünenem.

mustafa06
03-04-2006, 06:24 AM
Demokrasiye inancın ilk shartı; bashka insanların da varlığını kabul ve düshüncelerine saygı gösterebilmektir. sizin düshüncenize nekadar zıt olursa olsun, düshünceden öteye gitmiyorsa onu hazmedebilmektir.

İĞneyi kendime batırarak, öz eleshtirimi yapmak istiyorum
Kendim ichin istediğim demokratik özgürlükleri bashkalarından esirgiyorsam veya kısıtlanması yönünde chabalarım varsa ben henüz demokrat bir kishiliğe sahip değilim demektir.

Bu durumumu insanların bana göstermelerine rağmen değishtirmemekte ısrarlı isem; Bir iddiada bulunup , insanların o konu ile ilgili sorularını görmezden gelerek cevap vermiyor( veya veremediğim ichin) , sadece (papağan misali) kendi ezberlediğim sözleri tekrar tekrar yazıyorsam, bunaldığım anda yazılarımı silip'' benim ichin bu forum bitmishtir artık gidiyorum '' diyerek insanlara saygısızlık yapıyorsam, beni dinleyen ve değer veren insanlar bulmam mümkün değildir.
yani kendim chalıp, kendim söylemish olurum ki; Akıllı insanlar bunu hissettikleri anda gereğini yapmaları gerekir.
Güzel Bir sözümüz vardır''Bir shey biliyorsan söyle seni ansınlar, yok eğer birshey bilmiyorsan sessiz kalda adam sansınlar'' diye
kuru ve lüzumsuz tartıshmalardan sıkıldığım ve kendi adıma gereğini yapmak ichin;
ben uzunca bir süre ichin sessiz kalmak istiyorum.
sevgiler ve selamlar

Qizilbash
03-05-2006, 09:50 AM
Yanılmıyorsam Ecevit Vahdettini hain hesab etmirdi.

Tabriz_Han
03-26-2006, 07:11 AM
SAMİMİ BİR DİNDAR ATATÜRK
http://api.fmanager.net/api_v1/functions/thumb.php?image=http://207.44.240.34/files/book/pictures/SAMIMI_DINDAR_BIR_ATATURK.jpg&width=100 (javascript:void window.open('http://api.fmanager.net/api_v1/functions/thumb.php?image=http://207.44.240.34/files/book/pictures/SAMIMI_DINDAR_BIR_ATATURK.jpg&width=350','Win','toolbar=0,location=no,directorie s=0,status=0,menubar=0,scrollbars=0,body topmargin=0,leftmargin=0,resizable=0,width=350,hei ght=500'))

ATATÜRK'ÜN İSLAMİYETE BAKIŞI

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r2_c2.jpg
'Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz' 3 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#3)

M.Kemal Atatürk
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r6_c2.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/011.jpgAtatürk'e göre, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü hazırlayan önemli sebeplerden birisi İslamiyet'ten uzaklaşmaktı:
'Türkler' diyor Atatürk, 'İslam oldukları halde, bozulmaya, yoksulluğa, gerilemeye maruz kaldılar; geçmişin batıl alışkanlık ve inançlarıyla İslamiyet'i karıştırdıkları ve bu suretle gerçek İslamiyet'ten uzaklaştıkları için, kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar. Gerçek İslam'ın çok yüce, çok kıymetli gerçeklerini olduğu gibi almamakta inatçı bulundular. İşte gerilememizin belli başlı sebeplerini bu nokta teşkil ediyor... 4 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#4)
Evet, Türk insanının yaşadığı din gerçek İslam'dan uzak, hurafeler ve batıl inançlar üzerine kurulu bir dindi. Bu din, Türkiye'yi karanlığa götürüyordu. Bu gidişi durdurmanın tek çaresi vardı: Gerçek İslam'ın halka anlatılması... Yani hurafeleri, batıl inançları içinde barındırmayan, Atatürk'ün, 'akla, fenne, ilme uygun...'5 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#5) dediği, dinin özünü teşkil eden Kuran'ın anlatılması gerekiyordu. Atatürk bu amaçla şunları söylüyordu:
Türkler, dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun için Kuran, Türkçe olmalıdır. 6 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#6)

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/013.jpgTürk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu Kitap'ta neler olduğunu Türk anlasın. 7 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#7)
Atatürk, Kuran'a olan bağlılığını onu 'Kitab-ı Ekmel' yani (En Mükemmel Kitap)8 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#8) diye tanımlayarak dile getiriyordu. Dolmabahçe Sarayı ve Çankaya Köşkü'ne hafızları çağırtarak sık sık Kuran okutmuş, ayetler üzerinde incelemelerde bulunmuş ve hafızlarla meal ve tefsir konularında fikir alış verişinde bulunmuştu.
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/015.jpgAtatürk özel sohbetlerinde pek çok kez dindar olmanın gerekliliğinden, Peygamber Efendimiz'in hayatından, Asr-ı Saadet ve Hülefayı Raşidin (dört halife) dönemlerinden, dinimizin yüceliğinden, Allah'ın kudretinden söz etmiştir. İslam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir.
Din eğitiminin öneminin de farkında olan Atatürk, bu eğitimin okullarda verilmesi gerektiğini şu sözleriyle ifade etmiştir:
Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. Fakat nasıl ki her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetiştirmek lazımsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu ilmi ve fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız. 9 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#9)http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/015a.jpg

Atatürk, dinimizin akıl ve mantığa uygun olduğunu da aşağıdaki sözleriyle belirtmiştir:
Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam'ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı. 10 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#10)
İslam Dini hakkında bu kadar güzel fikirlere sahip olan ve her ortamda bu düşüncelerini dile getiren Atatürk, açıktır ki Allah'tan korkan, Allah'ın emirlerini elinden geldiği kadar yerine getirmeye çalışan bir Müslümandı.

Atatürk; Peygamber Efendimizi çok iyi tanımış, onun üstün özelliklerini çeşitli vesilelerle anlatmıştır:
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/017.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/016.jpgO, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonuca kadar O, ölümsüzdür. 11 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#11)
Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harbte bile askerî dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Hz. Muhammed (sav) bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi. 12 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#12)
'O'nun hak peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar.
Hz. Muhammed (sav)'in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir'de kazandığı zafer, fani insanların karı değildir; O'nun peygamber olduğunun en kuvvetli işareti işte bu savaştır. 13 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#13)
Atatürk'ün Hz. Muhammed (sav)'e duyulacak sevgiyi tarif ettiği sözleri ise şöyledir:
Büyük bir inkılap yapan Hazreti Muhammed (sav)'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.14 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#14)
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r2_c2.jpg
İslam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir.
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r6_c2.jpg

Tabriz_Han
03-26-2006, 07:21 AM
ATATÜRK'ÜN DİNDAR KİŞİLİĞİ

Vefatından bu yana Atatürk hakkında pek çok yazı ve eser kaleme alınmış, konferanslar ve toplantılar düzenlenmiş, çeşitli yorum ve değerlendirmeler yapılmıştır. Şüphesiz Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük komutan ve devlet adamlarından biridir. Bunu tüm dünya kabul etmektedir.
Atatürk'ün saydığımız bu özellikleri, aslında onu tanımak için yeterli unsurlardır. Ancak Atatürk'ün, bütün bu üstün özelliklerinin yanı sıra hayatında ve davranışlarında önemli yer tutan, onun sosyal yönünü ve karakterini belirleyen İslam ahlakından kaynaklanan pek çok özelliği bulunmaktadır. Tevazusu, hoşgörüsü, barışçı ve uzlaşmacı kişiliği, duygusallıktan uzak, akılcı yapısı, ahlak anlayışı, dinine karşı olan hassasiyeti, kararlılığı, giyim ve kuşamına, temizlik ve bakımına, sanat ve estetiğe verdiği önemi bunlar arasında sayabiliriz.
Sadece TBMM'nin açılışı için hazırlattığı bildiri ya da Balıkesir'de verdiği hutbe bile, tek başına Atatürk'ün dindar kişiliğini gözler önüne sermek için yeterlidir.



TBMM'nin Açılış Bildirisi
Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 Cuma günü açılmıştır. Bu açılışın 21 Nisan 1920'de tüm Türkiye'ye gönderilen bildirgesi, bildirgeyi kaleme alan Atatürk'ün samimi dindarlığını açıkça gözler önüne seren tarihi bir belge niteliğindedir:


1. Allah'ın yardımıyla 23 Nisan Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.
2. Vatanın bağımsızlığı, yüksek halifelik ve saltanat makamının kurtarılması gibi çok önemli vazifeleri olan Meclisin açılış gününü, Cumaya tesadüf ettirmekten maksat, o günün kutsallığından faydalanmak ve açılmadan önce sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı kılmak, Kuran ve namazın nurlarından faydalanmaktır. Namazdan sonra Peygamberimiz (sav)'in sakalı ve sancağı el üstünde olduğu halde Meclis binasına gidilecektir. Camiden buraya kadar olan merasim için Kolordu Komutanlığı'nca özel olarak askeri tertibat alınacaktır.
3. O günün kutsallığını güçlendirmek için bugünden başlayarak valiliklerde, vali beyefendinin düzenlemesiyle hatim indirilecek, muhayiri şerif okunacaktır. Hatmin son kısımları Cuma namazından sonra Meclis binası önünde tamamlanacaktır.
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/022.jpg
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası

4. Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı biçimde bugünden başlanarak muhari ve hatm-i şerif okutularak Cuma günü ezandan önce selavat verilecek ve hutbede halife padişahımızın adı söylenirken, padişahımızın ve topraklarımızın bir an önce kurtuluşu ve mutluluğa erişmesi için dua edilecektir. Cuma namazı kılındıktan sonra hatim duası yapılarak yüce halifelik ve saltanat makamının ve bütün yurdun kurtulması uğrundaki milli çalışmaların kutsallığı ve milletin her bireyinin kendi temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi'nin vereceği vatan görevlerini yerine getirmesine ilişkin vaazlar verilecektir. Sonunda halife ve padişahımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, mutluluğu ve bağımsızlığı için dua edilecektir.
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/023.jpg
Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi balkonunda milletvekilleriyle birlikte. (11 Ocak 1921)

Bu dini ve vatani törenin arkasından camilerden çıkıldıktan sonra bütün yurtta hükümet konaklarına gelinerek Meclisin açılmasından dolayı kutlama yapılacaktır. Her tarafta Cuma namazından önce Mevlid-i Şerif okunacaktır.
5. Yüce Allah'tan tam başarı dileriz."
Beş maddeden oluşan bu bildirgenin her maddesi Atatürk'ün samimi, dindar kişiliğinin açık birer ifadesidir.


'... Halbuki Elhamdülillah, hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız....'
(16 Mart 1923, Adana Türk Ocağı, esnaf ve sanatkarlarla toplantı)


Balıkesir Hutbesi
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/027.jpg
Atatürk bütün yaşamını cephelerde mücadele etmekle geçirmiş, Kurtuluş Savaşı'na tek başına yön vermiş, Türk Ordusunun başına geçmiş ve büyük bir zafere imza atmış büyük bir komutandır.

Atatürk'ün din konusundaki samimiyetini ve dinine olan bağlılığını ortaya koyan diğer bir tarihi delil de onun çıktı