View Full Version : Ekonomilerden olaylar, Politikalar, haberler
gurkan
02-24-2006, 01:43 PM
Bu başlık adı altında basından Ekonomik olaylar ,politikalar, haberlere yer vermeye çalışacağım. Türkistan Coğrafyasıyla ilgili ekonomik politika gelişme ve haberleri bu başlıkta yayınlamanınızı beklerim. Ayrıca ekonomik kavramlarla ilgili sorularınız varsa elimden geldiğince bilgilendirmeye çalışırım.
selametle...
gurkan
02-24-2006, 01:45 PM
Türkiye OECD’nin 13. ekonomisi olacak
OECD’nin 16. büyük ekonomisi olan Türkiye’nin, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) açısından, 2006 yılında Belçika, İsviçre ve İsveç’i geçerek 13. sıraya yükselmesi bekleniyor.
ANKARA - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) verilerine göre, 2005 yılında GSYH açısından, 343.6 milyar dolarlık milli geliriyle OECD ülkeleri açısından 16. sırada yer alan Türkiye’nin milli gelir düzeyi, diğer üye ülkelere göre daha hızlı yükseliyor. Ekonomik kriz sırasında, GSYH açısından OECD ülkeleri arasında 20. sırada bulunan Türkiye, ekonomik krizden toparlanarak, Polonya, Norveç ve Avusturya gibi ülkeleri geride bıraktı.
OECD ortalamasına göre, hızlı büyüyen Türkiye ekonomisi, bu yıl 2006 yılı program verilerine göre, 382 milyar dolarlık GSYH’ye ulaşacak.
Türkiye’nin buyıl, 382 milyar dolarlık GSYH rakamıyla, Belçika, İsveç ve İsviçre’yi de geçmesi bekleniyor. Bu yıl OECD’nin 13. büyük ekonomisi sırasına yerleşeceği tahmin edilen Türkiye’nin, 12. sıraya yükselmesinin önündeki rakip ülke ise Hollanda olacak.
OECD’nin verilerine göre, GSYH temelindeki milli gelir sıralamasında, ABD, 12.4 trilyon dolarlık milli geliriyle birinci sırada yer alırken, 4.7 trilyon dolarla Japonya ikinci sırada, 2.8 trilyon dolarla da Almanya üçüncü sırada yer aldı. GSYH’sı Türkiye’den büyük olan ülkelerden Çin, Brezilya, Rusya ve Hindistan, OECD üyesi değiller.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 15:00 TSİ 24 Şubat 2006 Cuma
Seckjin Khan
02-24-2006, 03:27 PM
Türkiye'nin Cari Açığı %45 büyüdü...
Cari açık nedir?
Anlatayım.
Ülkenin olağan döviz gelir giderlerinin (faiz giriş çıkışı dahil, borç anaparası giriş çıkışı hariç) izlendiği hesaba "cari işlemler hesabı" denilir.
Bu hesapta ihracat, turizm, işçi gelirleri, taşıma gelirleri gibi döviz gelirleri "gelir" kalemine yazılır. "Gider" kaleminde de ithalat, seyahat harcamaları, taşıma giderleri, kar transferleri gibi harcamalar yer alır.
Harcamalar gelirden fazla ise, "cari işlemler hesabı" (olağan döviz gelir gider hesabı) açık verir. Buna kısaca "Cari Açık" denilir.
Cari açığın (döviz açığının) bir yerlerden para bulunarak kapatılması zorunludur. Kapatılamaz ise, ülke döviz krizine girer ve de dünyaya rezil olur.
Cari açık dışarıdan döviz bulunarak kapatılır. Dışarıdan döviz değişik şekillerde gelir (1) Kısa, orta veya uzun vadeli kredi olarak gelir. (2) Yabancı sermaye yatırımı olarak gelir. (3) Borsaya, bonoya, tahvile yatırım olarak, portföy yatırımı olarak gelir.
Yabancı sermaye yatırımı ve portföy yatırımı gelmediğinden biz son yıllarda cari açığı (döviz açığımızı) kısa vadeli borçlanma ile kapatıyoruz. IMF'nin yaktığı "yeşil ışık" sayesinde kredi buluyoruz.
gurkan
03-02-2006, 11:04 AM
Tekstilciye vergi indirimi geliyor
Ekonomi yönetimi, tekstil sektörünün desteklenmesi amacıyla vergi indirimi hazırlığı yapıyor. İndirim oranı ve sektöre etkisi ayrıntılı olarak değerlendirilirken, nihai karar Pazartesi günü yapılacak Bakanlar Kurulu’nda verilecek.
Ahmet Ergen NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:36 TSİ 02 Mart 2006 Perşembe
ANKARA - Tekstil sektörünün sorunları, Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nda ele alındı. Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener başkanlığındaki toplantıda sektöre vergi indirimi ve teşvik uygulanması, elektrik ve işçilik maliyetlerinin düşürülmesi talepleri değerlendirildi.
NTV’ye konuşan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, üzerinde durulan konuları anlattı. Tüzmen, “Vergi indirimi konusu ne kadar olabilir ne olabilir, hangi sektörler burada etkilenir ve bunun dağılımı nasıl olabilir, bu konular değerlendirildi. Abdüllatif Şener bunu Bakanlar Kurulu’nda gündeme getirecek ve Bakanlar Kurulu toplantısında kararlarımızı vereceğiz” diye konuştu. Bu kapsamda, KDV oranının yüzde 18’den yüzde 8’e çekilmesi konusunda çalışma yapılıyor.
Tüzmen, 19 milyar dolarlık tutarla tekstilin ihracattaki payının yüzde 25 olduğunu belirterek, alınacak tedbirlerle bunu yükseltmeyi amaçladıklarını söyledi.
Tüzmen, “Önümüzdeki dönemde bunun yaklaşık yüzde 15’lere inip, 30 milyar dolarlık bir ihracat rakamına çıkmasını arzuluyoruz” dedi.
gurkan
03-03-2006, 11:59 AM
Kısa Şubat’a düşük enflasyon
Enflasyon Şubat’ta beklentilerin altında kaldı. TÜİK’e göre, TÜFE yüzde 0.22, ÜFE yüzde 0.26 arttı. Yıllık bazda TÜFE yüzde 8.15, ÜFE yüzde 5.26 düzeyine çıktı.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:31 TSİ 03 Mart 2006 Cuma
ANKARA - Enflasyon Şubat ayında beklentilerin altında artış gerçekleştirirken, yıllık bazda sekiz ay sonra yüzde 8’in üzerine çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Şubat ayında tüketici fiyatları yüzde 0.22, üretici fiyatları yüzde 0.26 oranında arttı. Yıllık enflasyon TÜFE’de yüzde 8,15, ÜFE’de yüzde 5.26 düzeyine çıktı. CNBC-e anketinde TÜFE ve ÜFE’nin yüzde 0.39 oranında artması bekleniyordu.
Çekirdek enflasyon yerine açıklanan TÜFE göstergeleri, mevsimlik ürünler hariç Şubat ayında yüzde 0.53, enerji hariç yüzde 0.15 oranında artarken, işlenmemiş gıda ürünleri hariç yüzde 0.46 oranında geriledi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/223775.jpgTÜİK’e göre, TÜFE işlenmemiş gıda ürünleri ve enerji hariç yüzde 0.67 oranında düşerken, enerji hariç ve alkollü içkiler ile tütün ürünleri hariç yüzde 0.16, enerji hariç ve alkollü içkiler ile tütün ürünleri hariç ile fiyatları yönetilen/yönlendirilen diğer ürünler, dolaylı vergiler hariç yüzde 0.27 arttı.
Enerji hariç ve alkollü içkiler ile tütün ürünleri hariç ve fiyatları yönetilen /yönlendirilen diğer ürünler, dolaylı vergiler hariç ile işlenmemiş gıda ürünleri hariç TÜFE’de ise yüzde 0.70 oranında gerileme görüldü.
TÜFE’de yer alan 442 maddeden, 57 maddenin ortalama fiyatı değişmezken, 240 maddenin fiyatlarında artış,145 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti. ÜFE’de ise toplam 762 maddeden, 247 maddenin ortalama fiyatı değişmedi, 278 maddenin ortalama fiyatı arttı, 237 maddenin ortalama fiyatı ise düştü.
GİYİMDE VE EV EŞYASINDA FİYATLAR GERİLEDİ
TÜFE’de, gıda fiyatlarındaki artışa karşılık, ev eşyaları ve giyim fiyatlarındaki hızlı düşüş nedeniyle, rakamlar tahminlerin altında gerçekleşti. TÜFE’nin alt kalemlerinde fiyat artışları gıda ve alkolsüz içeceklerde artış yüzde 2.41, konutta yüzde 1.22, lokanta ve otellerde yüzde 1.18 olurken, giyim ve ayakkabıda yüzde 8.22, ev eşyasında yüzde 1.60’lık düşüş yaşandı.
Şubat’ta, sanayi sektöründe fiyatlar yüzde 0.19 artarken, imalat sanayiinde yüzde 0.10, tarımda yüzde 0.57 artış kaydedildi. Elektrik gaz ve su sektöründe fiyat artışı yüzde 0.27 olarak gerçekleşti.
ZAM ŞAMPİYONU KARNIBAHAR
Şubat ayının zam şampiyonu yüzde 38.24 ile karnıbahar oldu. Karnıbaharı yüzde 18.63 ile yumurta, yüzde 14.29 ile balık, yüzde 11.68 ile lahana ve yüzde 10 ile domates izledi
gurkan
03-08-2006, 02:40 AM
TEKSTİL ÜRÜNLERİNDE KDV 09/03/2006 TARİHİ İTİBARIYLE % 8 İNDİRİLDİ.
3065 Sayılı KDV Kanunun 28.Maddesine göre Bakanlar Kurulu KDV oranlarının artırılması veya düşürülmesi yetkisine sahiptir.
Söz konusu yetkiye göre 08/03/2006 Tarih ve 26102 Sayılı Resmi gazetede yayımlanan 2006/10138 Bakanlar Kurulu Kararına göre Daha önce %18 oranı uygulanan Bazı Tekstil ürünleri, İplik, Deri Vb. ürünlerinin KDV oranı % 8 olarak belirlenmiştir.
İndirimli KDV 09/ MART /2006 Tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.
Bakanlar Kurulunca yayımlanan Kararname aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Saygılarımla,
Yahya ARIKAN
BAŞKAN
Resmi Gazete Sayısı :26102
Resmi Gazete Tarihi: 08/03/2006
BAKANLAR KURULU KARARI
Karar Sayısı : 2006/10138
17/7/2002 tarihli ve 2002/4480 sayılı Kararnameye ektir.
Ekli "Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar"ın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığı'nın 6/3/2006 tarihli ve 14671 sayılı yazısı üzerine, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 28 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 6/3/2006 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Ahmet Necdet SEZER
CUMHURBAŞKANI
MAL VE HİZMETLERE UYGULANACAK KATMA DEĞER
VERGİSİ ORANLARININ TESPİTİNE İLİŞKİN KARAR
MADDE 1 — 17/7/2002 tarihli ve 2002/4480 sayılı Kararnamenin eki II sayılı listenin "B) DİĞER MAL VE HİZMETLER" bölümüne aşağıdaki 15, 16, 17, 18, 19, 20 ve 21 inci sıralar eklenmiştir.
"15 – İplikler ve iplik imali için hazırlanan her nevi filamentler , lifler, vb. (Pamuktan, yünden, tiftikten, hayvan kıllarından, ipekten, sentetikten, suni maddelerden, dokumaya elverişli her nevi maddelerden veya bunların karışımlarından elde edilenler),
16 – Pamuklu, yünlü, ipekli, sentetik, suni veya bunların karışımlarından örme dahil her nevi mensucat (pamuk, keten, ipek, sentetik, suni, kauçuk iplik, lif ve benzerleriyle, hayvan kıllarıyla, dokumaya elverişli maddelerle veya bunların karışımları ile birlikte; el tezgahlarında veya diğer şekillerde dokunsun dokunmasın, ağartılmış, boyanmış, baskılı vb. şekillerde olsun olmasın), emdirilmiş, sıvanmış, kaplanmış veya lamine edilmiş dokumaya elverişli mensucat, dokunmamış mensucat, vatka, keçe ile her nevi dantela , kordela , kordon ve işlemeler,
17 – Yukarıdaki 16 numaralı sırada yazılı mensucat, vatka, keçe ve dantela , kordela , kordon ve işlemelerden mamul; iç ve dış giyim eşyası (şapka, kravat, kaşkol, kemer, çorap, eldiven vb. dahil), havlu, bornoz, perde, çarşaf, yastık, yorgan, battaniye, uyku tulumu, her türlü kılıf ve örtüler ile bunların benzeri ev tekstil ürünleri (taşıtlarda kullanılanlar dahil) (yataklar hariç),
18 – İşlenmiş post, deri ve köseleler ile bunların taklitleri ve bunlardan mamul giyim eşyası (şapka, kemer, kravat, eldiven ve benzerleri dahil),
19 – Her nevi maddeden mamul ayakkabı, terlik, çizme ve benzerleri,
20 – Her nevi maddeden mamul çanta, bavul, valiz ve benzerleri,
21 – Halılar ve diğer dokumaya elverişli maddelerden yer kaplamaları,"
MADDE 2 — Bu Karar yayımını izleyen gün yürürlüğe girer.
MADDE 3 — Bu Karar hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.
Scofield
03-08-2006, 02:59 AM
TEKSTİL ÜRÜNLERİNDE KDV 09/03/2006 TARİHİ İTİBARIYLE % 8 İNDİRİLDİ.
3065 Sayılı KDV Kanunun 28.Maddesine göre Bakanlar Kurulu KDV oranlarının artırılması veya düşürülmesi yetkisine sahiptir.
Söz konusu yetkiye göre 08/03/2006 Tarih ve 26102 Sayılı Resmi gazetede yayımlanan 2006/10138 Bakanlar Kurulu Kararına göre Daha önce %18 oranı uygulanan Bazı Tekstil ürünleri, İplik, Deri Vb. ürünlerinin KDV oranı % 8 olarak belirlenmiştir.
İndirimli KDV 09/ MART /2006 Tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.
Bakanlar Kurulunca yayımlanan Kararname aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Saygılarımla,
Yahya ARIKAN
BAŞKAN
Resmi Gazete Sayısı :26102
Resmi Gazete Tarihi: 08/03/2006
BAKANLAR KURULU KARARI
Karar Sayısı : 2006/10138
17/7/2002 tarihli ve 2002/4480 sayılı Kararnameye ektir.
Ekli "Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar"ın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığı'nın 6/3/2006 tarihli ve 14671 sayılı yazısı üzerine, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 28 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 6/3/2006 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Ahmet Necdet SEZER
CUMHURBAŞKANI
MAL VE HİZMETLERE UYGULANACAK KATMA DEĞER
VERGİSİ ORANLARININ TESPİTİNE İLİŞKİN KARAR
MADDE 1 — 17/7/2002 tarihli ve 2002/4480 sayılı Kararnamenin eki II sayılı listenin "B) DİĞER MAL VE HİZMETLER" bölümüne aşağıdaki 15, 16, 17, 18, 19, 20 ve 21 inci sıralar eklenmiştir.
"15 – İplikler ve iplik imali için hazırlanan her nevi filamentler , lifler, vb. (Pamuktan, yünden, tiftikten, hayvan kıllarından, ipekten, sentetikten, suni maddelerden, dokumaya elverişli her nevi maddelerden veya bunların karışımlarından elde edilenler),
16 – Pamuklu, yünlü, ipekli, sentetik, suni veya bunların karışımlarından örme dahil her nevi mensucat (pamuk, keten, ipek, sentetik, suni, kauçuk iplik, lif ve benzerleriyle, hayvan kıllarıyla, dokumaya elverişli maddelerle veya bunların karışımları ile birlikte; el tezgahlarında veya diğer şekillerde dokunsun dokunmasın, ağartılmış, boyanmış, baskılı vb. şekillerde olsun olmasın), emdirilmiş, sıvanmış, kaplanmış veya lamine edilmiş dokumaya elverişli mensucat, dokunmamış mensucat, vatka, keçe ile her nevi dantela , kordela , kordon ve işlemeler,
17 – Yukarıdaki 16 numaralı sırada yazılı mensucat, vatka, keçe ve dantela , kordela , kordon ve işlemelerden mamul; iç ve dış giyim eşyası (şapka, kravat, kaşkol, kemer, çorap, eldiven vb. dahil), havlu, bornoz, perde, çarşaf, yastık, yorgan, battaniye, uyku tulumu, her türlü kılıf ve örtüler ile bunların benzeri ev tekstil ürünleri (taşıtlarda kullanılanlar dahil) (yataklar hariç),
18 – İşlenmiş post, deri ve köseleler ile bunların taklitleri ve bunlardan mamul giyim eşyası (şapka, kemer, kravat, eldiven ve benzerleri dahil),
19 – Her nevi maddeden mamul ayakkabı, terlik, çizme ve benzerleri,
20 – Her nevi maddeden mamul çanta, bavul, valiz ve benzerleri,
21 – Halılar ve diğer dokumaya elverişli maddelerden yer kaplamaları,"
MADDE 2 — Bu Karar yayımını izleyen gün yürürlüğe girer.
MADDE 3 — Bu Karar hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.maliye bakaninin veletleri bu ise girdi diye öyle zaten :)
gurkan
03-17-2006, 10:29 AM
http://www.ntvmsnbc.com/news/225258.jpg
Kredi kartında imza yerine şifre
Kredi kartında imza yerine şifreyle alışveriş dönemi ay sonunda yürürlüğe giriyor. Üçüncü kez Türkiye’de uygulanacak sistemle sahteciliğin önlenmesi amaçlanıyor.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 12:03 TSİ 17 Mart 2006 Cuma
İSTANBUL - Kredi kartları ile alışverişte yeni bir dönem başlıyor. Kredi kartlarını kullanan tüketiciler, 31 Mart’tan itibaren Chip&PIN denilen yeni teknolojinin devreye girmesiyle şifre tuşlayarak alışveriş yapacak. Mart sonu itibariyle Türkiye’de Chip&PIN uyumlu kart oranı yüzde 68’e, satış mağazalarındaki POS makinelerinin oranı yüzde 94’e, uyumlu ATM’lerin oranı da yüzde 32’ye ulaşacak. 2007 sonuna dek dönüşüm için harcanan paranın 650 milyon doları bulması bekleniyor.
Türkiye, İngiltere ve İrlanda’nın ardından Chip&PIN uygulamasına geçen üçüncü ülke olacak. Kredi kartı kopyalama ve kayıp-çalıntı riskini azaltan yöntemle, Türkiye’de kart sahteciliği ve dolandırıcılığının önüne geçilmesi hedefleniyor. Sisteme ilişkin özellikler şöyle sıralanıyor:
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Yeni sistemdeki ilk şifre, kredi kartının mevcut şifresiyle aynı olacak. Şifresini bilmeyenler ilgili bankanın çağrı merkezini arayarak bu konuda bilgi edinebilecekler. Alışveriş yapılan POS cihazlarından ya da şifre giriş cihazlarından şifre değiştirmek mümkün olmayacak.
ŞİFRE İNTERNET BANKACILIĞINDA GEÇERLİ DEĞİL
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Şifre internet veya telefon bankacılığı işlemlerinde geçerli olmayacak. Çipli kredi kartına ait olan şifre, sadece kredi kartıyla yapılacak alışverişlerde ödemeyi onaylamak için kullanılacak.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Henüz chip&PIN’e geçmemiş işyerlerinde şifre kullanılması gerekmeyecek. Sadece slibe imza atılması yeterli olacak.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Eğer ödeme sırasında şifre hatırlanmazsa, çipli kart yine POS üzerinde bulunan çip okuyucuya takılıcak ve mağaza yetkilisinin basacağı ilgili tuş ile işlemi şifresiz olarak gerçekleşebilecek. Bu uygulama süreli bir uygulama olacak ve yürürlükten kaldırılmasını takiben çipli kredi kartı ile yapılacak tüm alışverişlerde şifre girilmesi gerekecek.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Şifrenin üç kez hatalı girilmesi durumunda şifre bloke olacak.
SİSTEM İKİ ÜLKEDE KULLANILIYOR
Dünya genelinde chip&PIN uygulaması iki ülkede kullanılıyor. İngiltere’de mağaza ve diğer işyerlerinde yüz yüze ödemelerin yüzde 84’ü Chip&PIN yöntemiyle gerçekleşiyor. Haziran 2005 sonu itibariyle, her 10 kişiden dokuzu en az bir adet çipli kredi kartına sahip. Yeni kartlarını kullanan insanların yüzde 94’ü, ödeme sırasında slip imzalamak yerine şifre girmeyi tercih ediyor.
İrlanda’da da bir milyondan fazla kartta Chip&PIN sistemi geçerli ve iki kredi kartından biri çipli. İlk kez Mayıs 2002’de başlatılan sistem, kredi kartı yolsuzluklarıyla mücadelede Avrupa çapında bir girişimin parçası olarak görülüyor.
gurkan
04-19-2006, 12:01 PM
IMF: En büyük risk cari açık
http://www.ntvmsnbc.com/news/229000.jpg IMF’nın yayınladığı ekonomik görünüm raporunda, Türkiye’nin önündeki en büyük riskin cari açık olduğu belirtildi. Rapora göre, en pahalı benzini Türkiye satıyor.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 16:31 TSİ 19 Nisan 2006 Çarşamba
WASHINGTON - Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye ekonomisinin önündeki en büyük riskin cari açık olduğunu belirtti. IMF’nin her yıl ilkbahar ve sonbaharda iki kez yayımladığı dünya ekonomik görünümü raporunun ilki yayımlandı. IMF ve Dünya Bankası’nın hafta sonunda Washington’da düzenleyeceği yıllık bahar toplantıları öncesinde yayınlanan raporda, Türkiye’nin 2006 yılı büyüme oranı yüzde 6, enflasyon oranı ortalama yüzde 6.5, cari açık oranı da Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 6.5’i olarak tahmin edildi.
Raporda 2007 yılı içinse öngörüler büyümede yüzde 5, enflasyonda ortalama yüzde 4.4, cari açıkta Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 6.1’i şeklinde sıralandı. Raporda, sosyal güvenlik reformu, gelir vergisi reformu ve banka denetimlerinin iyileştirilmesi kilit yapısal reformlar arasında gösterildi.
EN PAHALI BENZİN TÜRKİYE’DE
IMF’nin ekonomik görünüm raporunda Türkiye’deki enerji fiyatlarına ilişkin ilginç tespitler de var. Rapora göre, dünyada en pahalı benzin Türkiye’de satılıyor ve en fazla akaryakıt vergisi de Türkiye’de alınıyor. Türkiye’de 1 galon benzin 7 dolara satılıyor. Bunun 2 doları maliyet, 5 dolarlık bölümü ise vergi. 1 galon, 3.8 litreye karşılık geliyor. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’de 1 galon benzinin fiyatı, Türkıye’dekinin üçte biri. 1 galon benzinden sadece 30 sent vergi alınıyor.
Yüksek benzin fiyatı ve akaryakıt vergisinde Türkiye’yi, Norveç, İngiltere, Almanya, İtalya ve Fransa gibi Avrupa ülkeleri izliyor. Dünyanın en ucuz akaryakıtının satıldığı petrol üreticisi Venezuela’da ise 1 galon benzinin fiyatı sadece 50 sent.
Raporda, yüksek petrol fiyatları göz önüne alındığında, dünyada alternatif enerji kaynaklarının artık daha uygulanabilir olduğu belirtiliyor. Örneğin Brezilya’da otomobillerın yüzde 60’ının şekerkamışından elde edilen etanol yakıtını kullanabildiğine işaret ediliyor.
KÜRESEL BÜYÜME TAHMİNİ YÜKSELDİ
Raporun küresel değerlendirmesinde ise, artan enerji fiyatlarına karşın küresel piyasa koşullarının pozitif yönde ilerlediği belirtildi. Bu çerçevede küresel büyüme oranı yüzde 4.9 olarak tahmin edildi. Bu rakam, sonbaharda yayınlanan bir önceki rapordaki rakamın 0.6 puan üzerinde yer alıyor.
Raporda, ABD, Euro Bölgesi ve Çin’de bu yılki büyümenin, önceki tahminlerı aşacağı belirtildi. 2006’da ABD’nin yüzde 3, Euro Bölgesi’nin yüzde 2, Çin’in de yüzde 9.5 büyüyeceği tahmin ediliyor.
gurkan
04-21-2006, 02:56 AM
TÜRKİYE ASLINDA BÜTÇEYİ DENGELEYEBİLİR
http://www.haber10.com/haber/26462/news_a.jpgNobel Ekonomi Ödülü sahibi ekonomist Prof. Robert Mundell, hükümetin, IMF'nin oyun planını sorması gerektiğini belirterek, "IMF'nin Türkiye için oyun planı nedir? Ben bilmiyorum... IMF'ye sormak lazım" dedi.20.04.2006 21:42Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ekonomist Prof. Robert Mundell, hükümetin, IMF'nin oyun planını sorması gerektiğini belirterek, "IMF'nin Türkiye için oyun planı nedir? Ben bilmiyorum... IMF'ye sormak lazım" dedi. Mundell, Türkiye'nin aslında bütçeyi dengeleyebileceğini, bunun için hükümetin bir süre açığa razı olması gerektiğini söyledi.
İş Yatırım'ın davetiyle Türkiye'ye gelen Mundell, bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen "Geniş Açı" toplantısına katılarak, "Cari Açık ve Değerli Türk Lirası" konulu konuşma yaptı.
Mundell, Türkiye'de kurun değerinin daha fazla artmadığını, bunun iyi haber olduğunu belirterek, "Kötü haber; para arzında bir artış oluyor, bu da dezenflasyon oranını düşürüyor. Bu yüzden de enflasyonu yüzde 8'den yüzde 6'ya ya da yüzde 4'e düşüremeyebilirsiniz. Böyle bir risk var" diye konuştu.
Çin'deki sabit kur rejiminin ülke ekonomisine sağladığı katkılara değinen Mundell, IMF'in Çin'de dalgalı kur rejimine geçilmesini istediğini, bunun yapılması halinde para biriminin değerleneceğini, bunun çok kötü olacağını, işsizliğin artacağını anlattı.
Mundell, "Hükümet, IMF'in oyun planının ne olduğunu sormalı. Gazetede IMF'in Türkiye'de cari açıktan şikayet ettiğini okudum. IMF, 'Lira dalgalandırılmalı, Hükümet müdahale etmemeli' demiş. IMF'in Türkiye için oyun planı nedir, ben bilmiyorum. IMF'e bunu sormak lazım. Benim anlayabildiğim kadarıyla bir model yok" dedi.
Asya ülkelerinin bütçelerini dengeleyebildiğini ifade eden Mundell, "Türkiye de aslında bütçeyi dengeleyebilir. Bunun için Hükümetin bir süre, bir açığa razı olması gerekiyor" görüşünü dile getirdi.
Enflasyon hedeflemesi yapmak için Hükümetin bütçeyi dengelemesi gerektiğini, enflasyon hedeflemesinin ülkelere özgürlük vermediğini belirten Mundell, "Enflasyon hedeflemesi konusunda gerçekten ciddiyseniz esnek kur rejimi size ekstra bir özgürlük vermez" dedi.
"Türkiye kuru sabitlesin, demiyorum. Çünkü ilk önce bütçeyi kontrol altına almanız lazım. Türkiye'de avro mu, dolar mı, ikisi bir arada mı kullanılacak? Gelecekte avronun dolara karşı değer kazanacağını düşünebilirsiniz" diye konuşan Mundell, bir ülkenin cari açığı olabileceğini, ancak öncelikle bu ülkenin net borç veren ülke olması gerektiğini vurguladı.
Mundell, "ABD borç taşıyabilir. Türkiye'de borçluluk oranı yüzde 50-60'tır. Türkiye'nin böyle borcu olmasaydı o zaman bütçe açığı sürdürülebilirdi. Dış borçtan söz ediyorum" dedi.
Türkiye AB'ye girmek, borcunun GSMH'ye oranı ve enflasyon konusunda bir şey yapmak istiyorsa, bunu "zamanında" yapması gerektiğini belirten Mundell, "Türkiye aslında bu stabilizasyonu 2007-2008'de değil, 2009-2010'da yapsa daha iyi olur. Bu noktada borcun GSMH'ye oranı yüzde 50'den yüzde 35'e düşmüş olabilir ve bu geleceğiniz için daha iyi olabilir" diye konuştu.
Cari bütçe açığını düşürme yöntemlerinden birinin faiz dışı fazlayı artırmak olduğunu, açık azalırsa o zaman bütçe durumunun iyileşeceğini ifade eden Mundell, faiz dışı fazlanın bir politika aracı olarak düşünülmemesi gerektiğini kaydetti.
(görüşlerine değer verdiğim bir iktisatçıdır...)
Tabriz_Han
04-21-2006, 06:12 AM
Prof. Robert Mundell Turkiyeyemi gitti :shock:
Ya, bu adam Ekonomi dunyasinda efsane isim, bir kac hafte once saatlarce teorilerini okuduk ve ogrendik ve gercek hayata nasil kulanabilirizini gorduk.
Onun konusmalari icin milyonarca dolar veriliyor bir saatlik icin, ve her yere gitmiyor sadece kendisine gore onemli yerlerde konu acar, bunun icin bu cok ilginc eger bu Turkiyeye gidiyorsa o demeki Turkiye Ekonomisinde citti deyisikler var.
Konusmasinin cekimi varmi hic kimsede?
gurkan
04-21-2006, 07:11 AM
Prof. Robert Mundell Turkiyeyemi gitti :shock:
Ya, bu adam Ekonomi dunyasinda efsane isim, bir kac hafte once saatlarce teorilerini okuduk ve ogrendik ve gercek hayata nasil kulanabilirizini gorduk.
Onun konusmalari icin milyonarca dolar veriliyor bir saatlik icin, ve her yere gitmiyor sadece kendisine gore onemli yerlerde konu acar, bunun icin bu cok ilginc eger bu Turkiyeye gidiyorsa o demeki Turkiye Ekonomisinde citti deyisikler var.
Konusmasinin cekimi varmi hic kimsede?
Tabriz Han Kardeşim Türkiye sıçrama yapmaya aday ekonomilerden... Bu isim iktisatta çok önemlidir... Takip etmeye çalışırım... haberini görünce nakledeyim dedim...
Selam Üzre....
gurkan
04-21-2006, 07:14 AM
Birde son yıllarda çok büyük Girişimcileri ceoları İktisatçıları ağırlamakta Türkiye... Siyasi istikrar sürsün Ekonomimiz kabuk değiştiriyor... Rekabatçi oluyor... Dış dünyada Türkiye ve gelişmeleri hakkında ilgi çok yakından takip etmeye çalışıyorlar... Ben yakında not artırımı bekliyorum...
gurkan
04-24-2006, 11:49 AM
Lüksemburg'taki Temyiz Mahkemesi'nde Microsoft kendini 12 yargıcın önünde savunacak.
http://www.ntvmsnbc.com/news/229666.jpg Microsoft, AB Komisyonu’na karşı
Microsoft’un, ‘tekel konumun suistimali’ cezasının iptali için AB Rekabet Komisyonu’na karşı açtığı temyiz davası Lüksemburg’ta başladı. Microsoft’un davayı kazanması Rekabet Komisyonu’nun caydırıcılığını azaltacak.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 17:33 TSİ 24 Nisan 2006 Pazartesi
LÜKSEMBURG - Dünyanın en büyük yazılım şirketi Microsoft’un, Avrupa Birliği Rekabet Komisyonu’na karşı başlattığı hukuk mücadelesinde son raund başladı. Microsoft, AB Rekabet Komisyonu’nun kendisine verdiği cezayı Lüksemburg’taki temyiz mahkemesine götürdü. Duruşmanın başlangıcında, Microsoft avukatı Jean-Francois Bellis AB Komisyonu’nun ‘ciddi bir hata’ içinde olduğunu ve iddia edildiği gibi şirketin ‘tekel konumunu suistimal etmediğini’ savundu. Duruşma 5 gün sürecek.
Microsoft’un savunmasını yürüten Bellis, Media Player yazılımının Windows XP işletim sisteminden çıkarılması halinde kullanıcıların müzek dinleyemeyeceğini ve video izleyemeyeceğini söyledi. Multimedya platformlarının Windows XP’nin önemli bir unsuru olduğunu vurgulayan Bellis, AB Rekabet Komisyonu’nun kararının işletim sistemini temel özelliklerinden arındırdığını ve bunun kullanıcıları olumsuz etkilediğini ifade etti.
Microsoft dava boyunca, AB kurallarına uyduğunu, sağlıklı bir rekabetin sağlanması ve küresel pazarlarda cihazlararası ‘karşılıklı çalışırlık’ ilkesini güçlendirmek için uğraştığını savunacak.
İlk iki duruşmada Komisyon’un kararı gözden geçirilecek. Microsoft ise, Çarşamba ve Perşembe günleri kendi hakkını savunacak.
MİCROSOFT’UN KAZANMASI DENGELERİ SARSAR
Microsoft’un davayı kazanması halinde, bu sonuç AB Rekabet Komisyonu için ciddi bir yenilgi olacak ve gelecekte şirketleri caydırma gücünü azaltacak. Tersi halinde ise, AB Rekabet Komisyonu bu dev davadan elini güçlendirerek çıkacak.
AB Rekabet Komisyonu, Microsoft’a 497 milyon Euro ceza vermiş, ayrıca yazılım kodlarını rakiplerine açmasına karar kılmıştı.
MEDİA PLAYER KONUSU
Mahkeme heyeti iki konuya odaklanacak. Bunlardan ilki, Microsoft’un Media Player görüntü oynatıcı yazılımını Windows işletim sistemine entegre ederek, tüm bilgisayarlarda bulunmasını sağlaması. Rakipleri bu sayede Microsoft’un kullanıcılara yeni bir yazılım alma ihtiyacını azaltarak, kendilerine haksız rekabet uyguladığını düşünüyor.
‘FİKRİ YARATICILIĞI KORUMAK GEREK’
İkinci olarak ise, Komisyon’un Microsoft’un yazılım kodlarını Windows ile uyum sağlayan yeni ürünlerin geliştirilmesine olanak sağlayacak şekilde rakipleriyle paylaşmasını gerektiren kararını reddetmesi. Microsoft bunu da kendisini zor durumda bırakacağı savıyla reddediyor.
Microsoft, telif haklarının şirket için önemini vurgulayarak kodların rakiplere açılmasına karşı çıkıyor. Şirket, yaratıcılığın özünde, kurumsal telif haklarının sağladığı güven duygusunun yattığını ve fikirlerinin karşılıksız verilmesinin yaratıcılığı uzun vadede dizginleyeceğini vurguluyor.
NİHAİ KARAR GELECEK YILA
Temyiz mahkemesinin kararını açıklamasının 18 ay alacağı ve sonucun sektörü derinden etkileyeceği belirtiliyor. Duruşmada, Microsoft’un rakipleri RealNetworks, IBM, Novell, Oracle ve Sun Microsystems da tanık olarak dinlenecek.
VİSTA ÇIKINCA SİLBAŞTAN
Öte yandan, gözlemciler gelecek yılın başında piyasaya çıkacak olan Windows Vista işletim sisteminin güvenlik, arama motoru ve multimedya uygulamaları başta olmak üzere birçok açıdan kullanıcıya tekelci bir yapı sunacağını ve dolayısıyla Microsoft’un bir kez daha sanık sandalyesine oturmasına neden olacağını belirtiyor.
Kaynak: Associated Press, BBC, Financial Times, New York Times, Economist ve CNET’ten derlenmiştir.
Scofield
04-24-2006, 11:52 AM
http://www.turkdiaspora.org/resimler/mudafa.jpg
gurkan
04-24-2006, 12:13 PM
http://www.turkdiaspora.org/resimler/mudafa.jpg
TurkDiaspora Kardeş bu bir şakadır...:) Değilse aç biraz ...
Scofield
04-24-2006, 12:19 PM
TurkDiaspora Kardeş bu bir şakadır...:) Değilse aç biraz ...
http://www.turkdiaspora.org/modules/articles/article.php?id=16
orada resmi kaynak da mevcud ;)
veee...
http://www.forum.uz/showthread.php?t=29645
gurkan
04-24-2006, 12:24 PM
http://www.turkdiaspora.org/modules/articles/article.php?id=16
orada resmi kaynak da mevcud ;)
veee...
http://www.forum.uz/showthread.php?t=29645
Hayırlı Olsun diyelim...
Güneydoğu sorununu 10 günde çözecek ve 2 milyon kişiyi hemen askere alacak olan Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi kuruldu.
Yanlız Yukardaki cümle çok iddialı geldi gözüme...
Scofield
04-24-2006, 12:29 PM
Hayırlı Olsun diyelim...
Güneydoğu sorununu 10 günde çözecek ve 2 milyon kişiyi hemen askere alacak olan Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi kuruldu.
Yanlız Yukardaki cümle çok iddialı geldi gözüme...
tarihimize baktigimizda Osmanli devletinin yikilma surecinde terhis olmus o kadar askeri bir cemiyet nasil toparlayip vatani kurtardi ise (!!! o kadar dusmana ragmen) bu sözun gerceklesebilecegine inaniyorum
gurkan
05-01-2006, 12:10 PM
Dört aylık ihracat
25 milyar dolar
Türkiye’nin ihracatı Nisan’da yüzde 6 artışla 6.4 milyar dolara yükselirken, dört aylık ihracat rakamı 24.9 milyar dolar oldu. 10 sektörde ihracat geriledi.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 16:25 TSİ 01 Mayıs 2006 Pazartesi
İSTANBUL - İhracat Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6 artarak 6.4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, yılın ilk dört ayında ihracat yüzde 6.9 artarak 24.9 milyar dolara yükselirken, 12 aylık ihracat yüzde 9.8 artarak 75 milyar dolar oldu. İhracat, 2004 ve 2005 Nisan aylarında sırasıyla yüzde 42.8 ve yüzde 14.6 oranında artış göstermişti.
[/URL] [URL="http://www.ntvmsnbc.com/ads/adredir.asp?ciid=10863&crid=10874&url=http://www.ntvmsnbc.com/news/352627.asp"] (http://www.ntvmsnbc.com/ads/adredir.asp?ciid=10828&crid=10839&url=http://www.ntvmsnbc.com/news/37103.asp) Toplam ihracat içindeki payını artırmaya devam eden sanayi ürünleri ihracatı Nisan ayında yüzde 4.19 artarak 5.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Sanayi mamulleri içinde ihracatını en fazla artıran kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü ihracatı Nisan ayında yüzde 23.44 artarak 678.2 milyon dolar seviyesine yükseldi. Kimyevi maddelerin ardından taşıt araçları ve yan sanayi sektörü ihracatı yüzde 12.66, elektrik elektronik yüzde 11.36 oranında artı.
Aynı dönemde, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yüzde 9.8, değerli maden ve metal ihracatı yüzde 11.9 ve çimento ve toprak ürünleri ihracatı ise yüzde 6.3 oranında geriledi.
Nisan ayında ihracatını yüzde 15.23 oranında artırarak 723.6 milyon dolar seviyesine çıkaran tarım sektörünün 12 aylık ihracat rakamı 9.6 milyar dolara ulaştı. Nisan ayında tarım ihracatında tütün ve hububat bakliyat sektörleri ihracatını yüzde 98.64 ve yüzde 45.89 oranında artırırken, bu sektörleri takip eden yaş meyve ihracatı yüzde 14.25 oranında, fındık ve mamulleri ihracatı ise yüzde 10.41 oranında büyüdü.
Tarım sektörü içerisinde zeytin ve zeytinyağı yüzde 28.21, canlı hayvan ve su ürünleri yüzde 17.56, meyve ve sebze mamulleri yüzde 4.05, ağaç ve kuru meyve sektörleri yüzde 3.48 olmak üzere beş sektörün ihracatı azaldı.
OTOMOTİV 4 AYDA 2001’İ GEÇTİ
Ekonominin lokomotifi konumundaki otomotiv sektörünün ihracatı, yılın ilk 4 ayında yüzde 1.6 oranında artarak 4.5 milyar dolara ulaştı. İhracat, bu rakamla 3.8 milyar dolarlık 2001 yılı otomotiv ihracatını, açık ara geride bıraktı. Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) verilerine göre, ihracat kalemleri arasında 1.6 milyar dolar ile binek otomobiller ilk sırada yer aldı
Nisan ayı ihracatı ise geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 7’lik artışla 1.2 milyar dolara yükseldi. İhracat, Ocak’ta yüzde 9 oranında düşmüş, Şubat’ta yüzde 1.6, Mart’ta da yüzde 6 oranında artmıştı.
SATICI: FAİZ İNDİRİMİ CESUR ADIM
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, faizlerin çeyrek puan aşağıya çekildiğini hatırlatarak, “Enflasyonda herhangi bir değişiklik olmamasına ve 2006’nın ilk 6 ayında enflasyonda herhangi bir düşüş beklenmemesine rağmen faiz indirimine gidilmesi cesur bir adımdır” dedi.
‘KURLAR SÜREKLİ ARTSIN DEMİYORUZ’
Satıcı, “Kurlar sürekli artsın ve bununla beslenelim demiyoruz. Son 3-4 yılda kendimizi ifade ederken, 1980-1990 sonrası geçmişin kapalı sisteminin dayattığı bir biçimde sistemden beslenmek isteyen insanlar olmadığımızı söylüyoruz. Burada bizim istediğimiz, uygulanan politikaların bütün bacaklarının yerli yerine yerleşmesidir. 4 yıl boyunca ortamın bedelini ihracatçılarımız ödemiştir” diye konuştu
Seckjin Khan
05-25-2006, 06:09 AM
Doç. Dr. Uysal : Türkiye ekonomisi iyiye gitmiyor
http://www.kentyasam.com/images/20060525014631.jpg
Doç. Dr. Yaşar Uysal, Ekonomi Muhabirleri Derneği İzmir Şubesi üyelerine "Türkiye Ekonomisi Nereye Gidiyor?" başlığı ile bir konferans verdi. Güncel ekonomik gelişmelere ilişkin bilgiler verdi. Doç. Dr. Yaşar Uysal, 24 Ocak 1980 kararlarından bugüne kadar ülke ekonomisinin geçirdiği aşamaları ve kırılma noktalarını anlattı. 1994 ve 2001'de yaşanan kirizlerle bugün arasında çeşitli paralellikler kurdu. Ekonomide yeni bir kriz beklediğini dile getiren, bu açıdan kamuoyundaki iyimserlik beklentilerine mesafeli durduğunu açıklayan Doç. Dr. Yaşar Uysal, özetle şu görüşleri dile getirdi:
“1958'den beri IMF ile beraberiz ama Türkiye'nin çözülmüş hiç bir sorunu yok. Ekonomide kriz iklimi oluştuysa gerekçe bulunur. Kimse o kelimeyi söylemek istemiyor ama yaşadığımız bir krizdir. 2002'den bu yana Türkiye'ye 58 milyar dolarlık sıcak para girdi. Hükümet gerekli tedbirleri alsaydı ekonomide bu kadar büyük dalgalanma olmayacaktı. 1994 ile 2001'de yaşanan kriz ile bugün arasında fark yok, senaryo aynı. Türkiye enflasyonu düşürmek yerine bastırdı, bunun sıkıntılarını yaşayacağız. Kur artışından dolayı ciddi sayıda firma yok olacaktır. Faiz, kur ve vade riskini taşıyan bankalar da döviz artışından dolayı sıkıntıya girebilir. Türkiye suni teneffüs yapıyor, ekonomi sisli atmosferde. Hükümet yanlış ekonomik kararların bedelini seçimde oy kaybederek öder. İMKB'deki hisselerin yüzde 72'si yabancıların elinde, belki kriz çıkmamasının en büyük sigortası bu. Bir siyasi kriz durumunda ise yabancılar zararına da olsa hisseleri satıp çıkar. Piyasadaki son dalgalanmanın IMF kaynaklı olabileceğini düşünüyorum. Hükümet ne kadar erken seçime giderse o kadar iyi.” (EMD İzmir)
Kaynak:Kentyasam.com
-----------------------
Uysal Hoca'nın Ekonomimiz hakkında verdiği konferans 'tan önemli mesajlar aktardı
Hükümet ne kadar erken seçime giderse o kadar iyi.”
Senaryo 1 ; Hükümet erken seçime gider ezici çoğunluk ile iktidara yeniden gelir .bu güven tazeleme ile pilasalar bir oh çeker,döviz ve faiz düşer,cari açık aşşağı çekilir,işssizlik bir anda dibe vurur bla bla bla...
Senaryo 2 ; Hükümet seçimi kaybeder,muhalefet partileri arasında tek başına iktidara gelecek birilerini göremediğimden,koalisyon olur ve koalisyon partilerinin uyumlu çalışması sonucu yukarda saydığım bütün kriterler yerine getirilir ve bizde gülücükler dağıtırız...
Senaryo 3 : Ordu yönetime el koyar :cool:
gurkan
07-08-2006, 07:16 AM
Enflasyon beklentisi iki haneye çıktı
Merkez Bankası beklenti anketine göre, yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 10.17’ye yükseldi. Büyüme tahmini ise yüzde 4.4 ile hedefin altında kalmaya devam etti.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 16:56 TSİ 07 Temmuz 2006 Cuma
ANKARA - İş dünyasının yıl sonu enflasyon beklentisi iki haneye yükseldi. Merkez Bankası Temmuz ayı 1. dönem beklenti anketine göre, yıl sonu TÜFE tahmini yüzde 9.78’den yüzde 10.17’ye çıktı. Temmuz ayı enflasyon beklentisi ise yüzde 1.29’dan yüzde 0.68’e geriledi. Ankette 12 aylık TÜFE rakamı yüzde 7.89 olarak belirlendi.
Piyasalarda son 1.5 ayda yaşanan dalgalanma sonrasında yıl sonu dolar kuruna ilişkin beklentide hafif yükseliş görüldü. Haziran ayının ikinci döneminde 1,60 olan kur tahmini, 1,6028 YTL’ye yükseldi.
BÜYÜME HEDEFİN ALTINDA
Büyüme tahmininde gerileme yaşandı. İlk çeyrekteki sürpriz büyümeye rağmen yıl sonunda GSMH artış hızı beklentisi yüzde 4.5’ten yüzde 4.4’e geriledi. Böylece büyümenin yüzde 5 olan hedefin altında kalacağı öngörüldü.
CARİ AÇIK TAHMİNİ 25.5 MİLYAR DOLAR
Türk ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olarak gösterilen cari açık tahmininde de hafif yükseliş oldu. Yıl sonu cari açık beklentisi 25 milyar 494 milyon dolardan, 25 milyar 501 milyon dolara yükseldi.
gurkan
07-08-2006, 07:35 AM
Taha Kıvanç
Zavallılar...
Borsanın işleyiş tarzından hiç anlamam. İnse de çıksa da borsa, şaşkınlıktan kurtulamam. "Borsada spekülasyon yapanlar tutuklandı" haberi şaşkınlığımı daha da artırır.
İndeksin 30 bin civarında seyrettiği bir dönemde, menkul kıymetler şirketi bulunan bir işadamının, "Şirketimin uzmanları haklı olabilir mi, endeks altı ay içerisinde 48 bine çıkar mı?" diye sorduğunu 48 bin noktasına varıldığında burada (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/ocak/28/tkivanc.html) yazmıştım. O noktadan sonra borsa düşmeye başladı... Endeksin 48 bine çıkacağını bilenler o noktadan sonra düşeceğini de biliyorlardı herhalde... Nasıl oluyorsa oluyor, bazıları bu kadar hassas hesap yapabiliyor.
İstanbul polisinin borsada spekülasyon yapan kalabalık bir grubu ortaya çıkarması bütün gazetelerde haber (http://www.zaman.com.tr/?bl=ekonomi&alt=&trh=20060706&hn=301521). Küçük şirketler belliyormuş grup ve hisse senetlerini çok düşük fiyattan topluyormuş; portföyü yeterince kabarık hale getirdikten sonra dergilerde o şirket hisselerinin değerleneceği yolunda haberler yayınlatıyormuş... Önceden belirlenen endeks rakamına ulaşıldığında da hisseler satışa sunuluyormuş... Elde edilen kârı, bu operasyonu yürütmek için önceden topladıkları sermayeyi yatıran kişiler arasında pay ettiklerini herhalde söylemem gerekmiyor...
Polisin derdest ettiği 'borsa çetesi' bu basit tezgâhı kuranlardan oluşuyor. Söylendiğine göre, çete üyeleri arasında, siyasîler, işadamları, spor dünyasından isimler ve gazeteciler varmış...
Zavallılar...
Bu küçümseyici sıfatı bilerek kullandım. Böylesine bir tezgâh ancak hiçbir biçimde enselenmemek üzere kurulursa bir değer taşır. Demek ki, siyasî ortaklarını dişi olmayanlar arasından devşirmişler; işadamları güçsüz, emirlerindeki gazeteciler ise beş para etmez kişilermiş... Dişli politikacılarla güçlü gazetecilerin içinde yer aldığı başka tezgâhların varlığından söz edilmişti geçmişte; ancak izleri bir türlü bulunamamıştı.
Geçmiş olayı sanki ilk kez okuyormuşcasına baktığınızı görür gibi oluyorum. Oysa borsa benim ilgi alanıma son zamanlarda girmiş değil; yıllardan beri ne zaman duysam kulağımı kabartma ihtiyacı duyduğum bir sözcük 'borsa'... Kimi kolay servetlerin temelinde borsada yapılan vurgunların yattığını biliyorum çünkü...
Şimdiye kadar bankasına el konulup da en yüksek cezaya çarptırılarak cezaevine yollanmış bankacı kim? Yurtbank'ın 35 yıla mahkum sahibi Ali Avni Balkaner değil mi? Ceza yediği mahkeme günü rahatsızlanma numarasıyla kaçmayı başarmıştı Ali Balkaner. Birkaç gün sonra Hürriyet gazetesinin merkez binasına girerken polis tarafından yakalanmıştı da, soranlara "Röportaj için geldim" cevabını vermişti... Ne kadar gülmüştüm o cevabı okuduğumda; buradan (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/aralik/30/tkivanc.html) da, "Ali Balkaner Hürriyet'e geldiğinde Aydın Doğan odasında mıydı acaba, aklından neler geçiyordu?" diye sormuştum...
Ali Balkaner'i hatırlamamın sebebi, borsanın kolay para kazanmak için nasıl kullanıldığına dair ilk sağlıklı bilgileri veren kişi oluşudur. Hayır, bildiklerini benimle paylaşmamıştı Ali Bey, savcılara anlatmıştı. Savcıların elinde 43 klasörlük belge ve 36 sayfalık ifade bulunuyor. Borsada yapılanlar da, Cem Uzan ile Aydın Doğan arasındaki kızgın mücadele günlerinde, gazeteci Saygı Öztürk tarafından Star gazetesinde yayımlanan o savcılık ifadesi içerisinde yer alıyor.
Saygı Öztürk'ün yazdıklarını burada (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/ocak/22/tkivanc.html) şöyle özetlemişim: "İfadelerde bir büyük medya patronuyla ilgili ayrıntılı bilgiler olduğu söyleniyor. Kendilerinden 'aile' diye söz ettiği bir grup işadamıyla birlikte hareket edermiş Ali Avni Bey. Anlattığına göre, çeşitli alanlarda yatırımları yönlendiren 18 aile varmış; her ailenin başında da bir başkan. 18 aileden borsayla ilgileneni Balkaner'in de üyesi bulunduğu aileymiş; ifadesinde 'Borsayı bizim başkan manipüle eder' diyormuş (Saygı Öztürk, Star gazetesi, 16 Ocak 2001). Başkan Tokyo Borsası'nda sekizyüz milyon dolar kaybetmiş, ama 'Bana mısın?' dememiş..."
İfade verileli neredeyse altı yıl olmuş; gazetede yayımlanması üzerinden de 5,5 yıl geçmiş... Türk ekonomisini manipüle eden 18 aileden bu arada söz edildiğini hiç işittiniz mi? Peki, borsayı manipüle ettiği üyelerinden biri tarafından savcıya itiraf edilmiş 'büyük patron' ve çetesi hakkında herhangi bir duyumunuz oldu mu? Keşke benim anlatmamla yetinmeyip Nazlı Ilıcak'ın o günlerde Yeni Şafak'ta yazdıklarına (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/eylul/07/nilicak.html) da bir göz atsanız.
Ali Balkaner dosyasına vâkıf Saygı Öztürk şimdilerde Posta ve Hürriyet'te yazıyor; lütfetse de ilk kendisinin gün yüzüne çıkardığı 'borsa çetesi' ve 'büyük patron' konusunda bildiklerini bu son olay üzerine bizlerle yine paylaşsa... Yakalananlara neden "Zavallılar" dediğimi herhalde anlamışsınızdır.
kurtbilal1985
07-08-2006, 04:57 PM
CARİ AÇIK TAHMİNİ 25.5 MİLYAR DOLAR
Türk ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olarak gösterilen cari açık tahmininde de hafif yükseliş oldu. Yıl sonu cari açık beklentisi 25 milyar 494 milyon dolardan, 25 milyar 501 milyon dolara yükseldi.
Gürkan Hocam. Bir Ekonomist adayi olarak sana bir sorum olacak.
Seninde bahsettigin gibi, cari aciklarin cok oldugu bir ekonominin durumu pek parlak olmaz. Türkiye gibi bir cok ülke senelerdir bu sikintiyi cekiyor. Ama cari acigin astronomik rakamlara ulastigi ülkeler var. Bunlarin basinda ise ABD geliyor. Son duydugum rakam sanirim yilda 600-700 milyar dolar civarinda. Bu rakam hemen hemen her yil böyle. Bu cari acigi turizm gelirleriyle, isci dövizleriyle yada kredi borclanmalarla doldurmain imkani yok. Bu cari acikla bir ülkenin batmasi gerekir normalde. Ama ABD hala dünyanin en büyük ekonomisi.
Bunu biraz aciklayabilirmisin?
Seckjin Khan
07-08-2006, 05:22 PM
Bunu biraz aciklayabilirmisin?
gerçi bana sormamışsın ama sana şu günlerde gelişen olayla parelel bir yazı gönderiyorum içinde soruduğun soruya cevaplar bulabilirsin ;)
ERHAN ASLANOĞLU
Türkiye ve dünya ekonomisinin gündemi her zaman bu kadar çakışmıyor. İçeride de, dışarıda da en çok konuşulan konu pariteler, özellikle de euro / dolar paritesi. Güçlenen para euro, fakat bunun temel nedeni AB ekonomisinin kendi iç dinamikleri değil. Sorun ABD ekonomisinin ikiz açıkları olarak adlandırılan cari açık ve bütçe açıklarından kaynaklanıyor.
Öncelikle şunu belirtelim ABD’nin mevcut cari ve bütçe açığı ikiz değiller. ABD’nin cari açığı 1990’ların başında neredeyse sıfıra yakındı. Açık 1990’ların ortasında artmaya başladı ve seviye olarak GSMH’nin yüzde 2’sini buldu. 2000’li yılların başında bu oran yüzde 4, içinde bulunduğumuz günlerde ise yüzde 6 seviyelerine yaklaştı. ABD’nin bütçe açığı ise 1990’ların başında yüksekti. Açık, 1990’lı yıllar boyunca düştü, 2000’li yılların başına gelindiğinde ABD bütçe fazlası veren bir ekonomiydi. Son üç-dört yıldır ABD’nin bütçe açığı tekrar hızlı artmaya başladı ve bugün GSMH’nin yüzde 5’i seviyelerine yaklaştı. Yani cari açık ve bütçe açığı sorunu aynı anda doğmadı, ikiz değiller. Bu iki açık sadece son birkaç yıldır beraberce artıyor. Dikkat edilirse doların değer kaybı da bu sürece denk geliyor.
Bir ülkenin cari açığının artması dış dünyaya karşı borcunun artmasıdır. Bugün ABD’nin dış borcu 2.5 trilyon doların üzerine çıkmıştır. Bu durumun borcu verenler açısından kaygı yaratması kaçınılmaz. Gelinen noktada cevabı aranan soru ABD’nin bu cari açığının ve borcunun artmaya devam edip etmeyeceği sorunudur. Hiçbir kişi, kurum ya da ülkenin sınırsız açık verme ve borçlanma lüksü yok, bu ABD dahi olsa. Açığın belli sınırları aşması durumunda ister kişi, ister kurum, ister ülke olsun yapılması gereken tek şey tasarruf etmektir. Eğer açığı veren bir ülkeyse ya özel tasarrufların, ya kamu tasarrufunun ya da her ikisinin beraberce artması gerekir. Açık ve borç stoğu ancak bu şekilde düşürülebilir. ABD için cevabı aranan sorular bunlar. ABD halkı tüketimini kısıp tasarruflarını arttıracak mı ve ABD bütçe açığı azalacak mı? Bu sorulara verilecek yanıtlar ABD’nin açığını finanse edenlerin bunu ne kadar sürdürüp sürdürmek istemeyeceğinin de yanıtını verecek. Öyle görünüyor ki içinde bulunduğumuz günlerde bu sorulara çok olumlu yanıt verilmemekte.
Peki neden? ABD’nin şu anda oluşan 600 milyar dolarlık cari işlem açığının bu hızda giderse 2010’da yıllık bazda 1 trilyon doları aşacağı hesap edilmekte. Bu oransal olarak GSMH’nin yüzde 10’nuna yaklaşan bir rakam demek. Bu beklentinin arkasında iki temel neden bulunmakta. Birincisi, ABD’nin ithalatı ihracatının iki katına ulaşmış durumda. Bu açığın kapanması için ihracat artış hızının ithalat artış hızının en az iki katına çıkması gerekir. İkincisi, ABD’nin beklenen büyüme hızının özellikle en büyük ticari ortaklarından olan AB’nin büyüme hızından fazla olacağı beklentisi. Bunun anlamı ABD’nin ithalat talebinin ihracatından fazla olacağıdır. Dolayısıyla mevcut dinamikler ABD’nin cari açığının kapanacağı yönünde bir sinyal vermemekte. Bu durum doların değer kaybedeceği beklentisini güçlendirmekte.
Yazı 'nın devamını okumak için;
http://www.turkishtime.org/35/34_5_tr_p.asp
Emrah
07-08-2006, 08:54 PM
Amerikanın cari açığının bizden farkı var, çin amerikaya vadeli ve ucuz mal satıyor, gitgide de vadeyi arttırıyorki daha çok satış yapabilsin. Dolayısı ile vade arttırmakla amerika kendi vatandaşının tüketimini çine finanse ettiriyor. Böylece refah artıyor, böylece çin çok üretiyor ama çok kazanamıyor ve amerikaya daha bağımlı hale geliyor.
gurkan
07-09-2006, 06:44 AM
Gürkan Hocam. Bir Ekonomist adayi olarak sana bir sorum olacak.
Seninde bahsettigin gibi, cari aciklarin cok oldugu bir ekonominin durumu pek parlak olmaz. Türkiye gibi bir cok ülke senelerdir bu sikintiyi cekiyor. Ama cari acigin astronomik rakamlara ulastigi ülkeler var. Bunlarin basinda ise ABD geliyor. Son duydugum rakam sanirim yilda 600-700 milyar dolar civarinda. Bu rakam hemen hemen her yil böyle. Bu cari acigi turizm gelirleriyle, isci dövizleriyle yada kredi borclanmalarla doldurmain imkani yok. Bu cari acikla bir ülkenin batmasi gerekir normalde. Ama ABD hala dünyanin en büyük ekonomisi.
Bunu biraz aciklayabilirmisin?
Estağfırullah Dylan Kardeşimiz'in verdiği yazıda Borç verenlerin tutumları deniliyor bu önemli lakin senin cevab aradığın değil ; Bu borç verenler neden dolar talep etmek zorunda bırakılmaktadırlar ? Bu sorunun cevabı sana ışık tutar.Burada ekonomi siyaset ilişkilerini de incelemek durumunda kalabilirsiniz ? Yazıda demek istenilen şudur BU açığı ABD para basarak karşılamaktadır. Bu parayı da talep edenler vardır. Ya bu taleb edenlerin tercihleri değişirse... Karşılıksız bastığı parasına olan taleb ile bu açığı finanse etmektedir. Bu gücü de Süper güç olmasından kaynaklanıyor. Ekonominin stratejik kaynaklarını kontrol altında tutabilmekle...Bu tercih değişikliği Irak Yapmak istemişti. İşgal Altında İran yapmak istemişti. Zorunlu olarak vazgeçmek durumunda... Talepçilerden Çin'in Ve Japonya'nın devasa orduları yok. Dolar'ın gücünün simgeleri Dolar üzerinden fiyatlanıyor. Petrol fiyatları. Hatırlarsınız Japonya Merkez Bankası rezervleri içerisinde revize yapacağını ve doların payını azaltacağını açıklamaıştı. Sonra ne olduysa u dönüşü yapmak durumunda kaldı. Keza Çinde öyle... Artık ABD bu konuda eskisi kadar rahat olmasa da Bu politikasına sınırlar getirmek zorunda kalabilir.
mustafa06
07-09-2006, 06:54 AM
Gürkan,
Artık ABD bu konuda eskisi kadar rahat olmasa da Bu politikasına sınırlar getirmek zorunda kalabilir.
Tespitlerinize bir eklemede ben yapmak istiyorum.
Her Türlü baskıyı uygulamasına rağmen doların dünya üzerideki kullanımında azalma gözlenmektedir.
En basit örneği Türkiyede halkın Türk lirasına dönmesi bile, amerikada finansman achığının büyümesinde azda olsa etkilidir..
Amerikanın, girishtiği savashlar nedeni ile harcamalarının da artması ve dünyada dolardan uzaklashma , Amerikada, enflasyon yükselme eğilimi göstermish, sonucunda faizler 2 yılda %1 den %5 e chıkarak, % 500 artmıshtır. yani ekonomi daha az büyüyecek, amerika daha fazla faiz ödeyecektir.
sevgi ile
Seckjin Khan
07-09-2006, 07:41 AM
Tespitlerinize bir eklemede ben yapmak istiyorum.
Her Türlü baskıyı uygulamasına rağmen doların dünya üzerideki kullanımında azalma gözlenmektedir.
En basit örneği Türkiyede halkın Türk lirasına dönmesi bile, amerikada finansman achığının büyümesinde azda olsa etkilidir..
Amerikanın, girishtiği savashlar nedeni ile harcamalarının da artması ve dünyada dolardan uzaklashma , Amerikada, enflasyon yükselme eğilimi göstermish, sonucunda faizler 2 yılda %1 den %5 e chıkarak, % 500 artmıshtır. yani ekonomi daha az büyüyecek, amerika daha fazla faiz ödeyecektir.
sevgi ile
tespitlerine kesinlikle katılıyorum.ABD genişlemeci bir politika izliyor ve bu askeri harcamalar cari açığın giderek açılmasında en önemli etken.Genişleme sonucu kazanılan petrollerin satışından gelen paraları cari açığın kapatılması için kullanılıyor ama yetmiyor tabii.
Artık şunu düşünüyorum,ABD nin dünya hakimiyetinin sonuna iyice yaklaştık ve bizim jenerasyonumuz bunu geç olsa da görecek...
gurkan
07-09-2006, 07:45 AM
Artık şunu düşünüyorum,ABD nin dünya hakimiyetinin sonuna iyice yaklaştık ve bizim jenerasyonumuz bunu geç olsa da görecek...
Evet Dylan sana katılıyorum ; Bu çöküş için karşı da güçlü bir blok oluşmasına ve bu bloğun alacağı stratejik kararlara bakar gibi geliyor.... ABD oluşacak blokları sekteye uğratmaya çalışacaktır. İnşaallah Bizim jenerasyan bunu görür. :)
mustafa06
07-09-2006, 08:03 AM
Dylan,
Artık şunu düşünüyorum,ABD nin dünya hakimiyetinin sonuna iyice yaklaştık ve bizim jenerasyonumuz bunu geç olsa da görecek...
Amerikanın gelir ve gider dengesindeki eksi büyüme dikkat edilirse Dünyada amerikanın kaybettiği sempati ile doğru orantılı olarak artmaktadır.
Amerikan sempatizanlığı azaldıkcha ekonomilerindeki chöküshte artmaktadır.
Bu gerilemede Kritik bir eshik noktası vardır. amerika o noktayı ashtığı gün, Hızlı bir gerileme yashanır. chöküshün maliyeti chok ağır olacak ve süper ülke olma özelliğini anında kaybedecektir. Bu chöküsh ,Sovyetlerin chöküshü gibi sessiz sedasız bir chöküsh olmayacaktır. ekonomisi zayıf ülkelerin büyük bir sarsıntı gechirmeleri muhtemeldir. Dünya o gün yeniden yapılanacaktır Bizim en az yara ile kurtulabilmemiz ve o yapılanmada etkili bir yerde olabilmemiz ancak güchlü bir ekonomiye sahip olmamızdan gechmektedir. yani borchsuz olmak gerekiyor.
O günleri bilemem ama, sizler genchsiniz görmemeniz ichin bir neden yok. Kimbilir belki bizde görürüz. İnshaallah :)
kurtbilal1985
07-10-2006, 06:31 AM
aciklamada bulunup yardim eden herkese tesekkürediyorum.
Benim anladigim su; ABD bu acigi para basarak karsiliyor ve bu paralari 3. ülkelere veriyor ve karsiliginda mal aliyor. Bu aldigi mallarida halkinin refahi icin kullaniyor. Kendi paralarini ne kadar cok insan kullanirsa o kadar cok para basmaya devam edecek... Ve bizler Dolar kullandigimiz sürece ABD nin saltanati devam edecek. Kendi paralarini kullanmayanlarada, iraktaki gibi, ceza kesecek...
Bir gün herkes, artik, ticaretlerini Dolar üzerinden degilde kendi para biriminden yada Euro üzerinden yaparsa ABD nin cöküsü baslayacaktir herhalde...
Herhalde en basit ve kisa özeti bu sekilde aciklayabiliriz...
Seckjin Khan
07-10-2006, 07:02 AM
O günleri bilemem ama, sizler genchsiniz görmemeniz ichin bir neden yok. Kimbilir belki bizde görürüz. İnshaallah :)
Allah Uzun ömür versin sizlerde görün ABD nin Dünya Saltanatlığının sonunu... :D
mustafa06
07-10-2006, 12:09 PM
Allah Uzun ömür versin sizlerde görün ABD nin Dünya Saltanatlığının sonunu... :D
sağolasın ve amin.
En iyisini Yüce Allah bilir.
gurkan
09-12-2006, 11:33 AM
Büyüye büyüye şiştik (http://www.referansgazetesi.com/yazitipi.aspx?HTP_KOD=4) (ertug@yasar.nom.tr?subject=Haber: 49449 - Büyüye büyüye şiştik)http://www.referansgazetesi.com/images/quick_favori_r1_c2.gifhttp://www.referansgazetesi.com/images/quick_favori_r1_c4.gifhttp://www.referansgazetesi.com/images/ln.gif
Türkiye ekonomisi yine dur durak bilmeden büyüyor!
Arka arkaya on sekizinci üç aylık dönemde ekonomik büyüme yaşanmış. 2006 yılının ilk altı aylık büyüme oranı yüzde 7.5; son üç aylık dönemdeki büyüme ise yüzde 8.5 olmuş. Yani Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre mayıs-temmuz döneminde yaşanan döviz kuru çalkantısının büyüme üzerine neredeyse hiç olumsuz etkisi olmamış!
Gelişmiş ekonomilerde büyüme verileri, hem de bu biçimde yüksek çıkarlarsa, sevinçle karşılanırlar. Üzerlerinde pek tartışma yapılmaz. Ama sanırız Türkiye’de büyüme verileri üzerine biraz tartışacağız...
Çünkü:
a) Hiç olmaması gerekse de TÜİK verilerinin sağlığı ve doğruluğu konusunda kuşkular var. Bazıları bu verilerin “düzenlenmiş, derlenmiş, saptırılmış” olduğunu öne sürecektir;
b) Genel izlenim, ekonomideki büyümenin sokağa ya da genel kamuoyuna pek yansımadığıdır. Yani sokaktaki ortalama insan, on sekiz üç aylık dönemdir büyüyen bir ekonomide yaşadığını anlamadığını düşünmektedir.
c) Büyümenin türü konusunda ciddi endişeler ve tartışmalar vardır.
Büyümenin türü olur mu?
Ekonomik büyüme, ekonomik büyümedir! Kötüsü olmaz, yanlışı olmaz. Ekonomik büyümeye (eğer birlikte enflasyon da yaratmıyorsa) sadece sevinmek gerekmez mi?
Aslında biz de mutlaka böyle düşünürdük. Yine de bazı sorunlar bizi bu tür düşünmekten alıkoyabiliyor.
Örneğin on sekiz üç aylık dönemdir büyüyen bir ekonomide istihdamın da ciddi anlamda büyümesi gerekmez mi? Ama istihdam konusunda, ciddi biçimde birbiri ile çelişen ekonomik veriler var elimizde. Bu yıla kadar istihdam artmadı, tersine azaldı. Son üç ayda ise istihdamda bir artış var ama bu istihdam artışının kaynağı kuşkulu ve tartışmalı.
Öte yandan Türkiye’deki ekonomik büyümenin temel gücünün inşaat sektörü (ve doğal olarak inşaat sektörüne mal sağlanan çimento, beyaz ev eşyası, seramik, ... gibi sanayi sektörleri) ve dışalım (ithalat) olduğu görülüyor.
Uzun zamandır bu sütunlarda tartışmaya çalışıyoruz, “Sanayisiz büyüme olur mu” diye?
Kimi zaman “illaki sanayiye dayanan büyüme şart değildir; sanayisiz büyüme de olur. Ancak bu büyüme modelinin mutlaka ve mutlaka istihdam yaratması gerekmektedir” görüşünde olduk.
Kimi zaman ise Türkiye gibi bir ülkenin, sadece sanayi dışı dallarla büyüyemeyeceğini ve yaşayamayacağını savunduk.
Ama bugün Türkiye ekonomisinin geldiği nokta, bizi nerede ise tamamen “yanlışlıyor” (doğruluyor kelimesinin tersi) ya da yalanlıyor. Yani Türkiye sanayisiz büyüyor.
Ve öyle birkaç dönem de değil, tam dört buçuk yıldır bu biçimde büyüyor. Bizim, “mutlaka hemen terk edilmeli” dediğimiz, yüksel reel faiz ve düşük kura dayalı makro ekonomi politikası, en azından şimdilik, Türkiye için çalışıyor.
Yılbaşından bu yana, mayıs-temmuz döneminde döviz kuru çalkantısı yaşamamıza karşın Türkiye’ye sıcak parasını getirenler, vadeye göre yüzde 14 ile yüzde 23 arasında para kazanmışlar!
Biz ne kadar kendi kendimize, “sıcak para olgusu (yani yüksek reel faiz, düşük kur) Türkiye’yi, Türk sanayiini içten içe yiyor, kemiriyor, içini çürütüyor” desek de şimdilik haksız çıkıyoruz.
Enflasyonu denetim altında tutan, ekonomiyi nasıl olursa olsun büyüten, eh biraz da istihdam yaratan bir makro-ekonomik politikayı kim bırakmak isteyebilir ki!
PS: Nedir Bu Herkes şikayet edip duruyor ; Ekonomi Tarihinde Görülmemiş Zirveleri yapıyor. Burada bir çelişki var ne dersiniz ?
gurkan
09-12-2006, 11:44 AM
Bu kadar kötümserliğe karşın bu büyüme nedir?
Evli çiftler birbirleri ile kavga ettiklerinde, kadının ya da erkeğin eşine " Hayatımın en güzel yıllarını senin için ziyan ettim " diye yakındığını duymuşsunuzdur.
Aslında " Hayatın en güzel yılları "nın hangileri olduğunun saptanması tartışmalı bir konudur. Bu, " Çocukluk " mu, " Gençlik yılları " mı, " Olgunluk çağı " mıdır acaba?
Veya bir insan hayatının ne kadar bölümünü neye ulaşmak için harcar? " En güzel yıllar " bir çaba sonucunda mı gelir, yoksa kader gibi kendinden mi oluşur? İnsanlar çocukluklarının ve gençliklerinin önemli bölümünü neden okullarda bir şeyler öğrenmek için harcarlar?
Haberi okumuşsunuzdur... " Dünya Tuvalet Örgütü "nün Moskova'daki panelinde, bir insanın yaşamının ortalama dört yılını tuvalette geçirdiği açıklanmış. Bu tür hesaplara göre bir insanın yaşamının üçte biri de uykuda geçiyor. Yani 60 yaşında bir insan bunun 20 yılında uyuyor. Eğer büyük bir kentte yaşamaktaysanız, herhalde tuvalettekinden en az iki kat fazla da trafikte zaman harcıyorsunuz.
Bu hesapların sonucunda ömrünüzün en az yarısı, yatakta, yollarda ve trafikte geçmektedir. Buna tatilleri, yemek sofrasında geçirdiğiniz zamanları, yani hiçbir iş yapmadığınız, üretim süreci dışında geçirdiğiniz vakitleri ekleyin.
GENEL KÖTÜMSERLİK
Özetle kimsenin kimseye " Hayatımın en güzel yıllarını senin için ziyan ettim " diyecek durumu yoktur. Çünkü neticede hayatın bütün yıllarının çoğunu insanlar kendileri için veya doğal gereksinmeleri için harcamaktadır.
Başkaları için harcanan yılların azlığına karşın, toplumlar veya uluslar akıl ölçülerini zorlayan aşamaları nasıl gerçekleştiriyor, çağları değiştiren devrim niteliğindeki değişimleri kimler yapıyor?
Örneğin şu andaki genel kamuoyu havasını yokladığınızda, müthiş bir kötümserlikle karşı karşıya kalırsınız. Buna göre çiftçi de, sanayici de, esnaf da kan ağlamaktadır. İşçiler de, memurlar da gelirleri ile geçinememektedir. Ayrıca sosyo-politik ortam da karanlıktır. Türkiye bir yandan şeriatçılar, bir yandan bölücüler, bir yandan Amerikan ajanları, bir yandan da Sevr'i canlandırmayı amaçlayan Avrupa Birlikçiler tarafından kuşatılmıştır.
Bu kötümser havaya karşı mesela dün açıklanan istatistik verilerine baktığınızda Türkiye ekonomisinin son bir yılda " Sabit fiyatlarla " yüzde 8.3 oranında bir büyüme hızı sergilediğini görüyorsunuz. Dolar cinsinden yıllık GSMH ise yüzde 17.4 artarak 381 milyar 449 milyon dolara yükselmiş. Bundan önceki bir yıllık dönemde rakam 325 milyar 9 milyon dolar olarak hesaplanmıştı.
SÜREKLİ BÜYÜME
Unutmayın ki Türkiye ekonomisi 2000 yılında 199.7 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip bulunuyordu. 2001 krizinde milli gelir 145.9 milyar dolara kadar düşmüştü. Yeniden büyümenin başladığı 2002'de 184.5 milyar, 2003'te ise 240.5 milyar dolara ulaşan GSMH 2004'te ilk kez 300 milyar doları aşmış ve 302 milyar dolar olmuştu.
Büyük çoğunluğun mutsuz, ümitsiz olduğu, her konuşanın " Batıyoruz " dediği ve yapılan hesaplara göre de bireylerin zamanlarının önemli bölümünü yatakta, tuvalette, yolda veya tatilde geçirdiği bu ortamda, söz konusu büyümeyi kim gerçekleştirdi acaba?
Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı verilere göre, sektörel bazda bu yılın altı ayında en yüksek büyüme, sabit fiyatlarla yüzde 19.3 ile inşaatta yaşanmış. Bu dönemde tarım yüzde 1.3, sanayi yüzde 7.7, ticaret sektörü de yüzde 7.2 büyümüş...
Galiba işin özü şöyle algılanmalı.
Ne derseniz deyin, ne kadar karamsar olursanız olun ve istediğiniz kadar uyuyun, Türkiye'nin bugünü dününden daima daha iyi olmuştur. Tuvalette ve sofrada geçirdiğiniz zamanlarda da ülkenize güvenin. Çünkü birileri çalışıyor ve Türkiye başarıyor.
Mehmet Barlas....
dervish
09-12-2006, 12:43 PM
Bir ara uzerine ACIZ yazili t-shirt giymis memurlarin fotografini gormustum. Maashallah denecek gobek vardi heriflerde...
Mehmet Barlas'in yorumu da iyi olmus.
Emrah
09-12-2006, 01:37 PM
Mehmet Barlas denen liboşun ömrüde sürekli mevcut durumu överek geçti. Ben daha Türkiyede 36 senelik hayatımda iyiye giden hiçbirşey görmedim.
EGETÜRK
09-12-2006, 02:26 PM
Mehmet Barlas öyle diyorsa O öyle degildir...
dervish
09-21-2006, 04:35 AM
Bir ara uzerine ACIZ yazili t-shirt giymis memurlarin fotografini gormustum. Maashallah denecek gobek vardi heriflerde...
Buldum fotografi :)
http://www.internethaber.com/images/news/13785.jpg
aclari buysa toklarindan Allah korusun...
gurkan
09-25-2006, 12:41 PM
DOLAR BEKLENMEDİK DEĞER KAYBI YAŞAYABİLİR
http://www.haber10.com/images/library/25_a.jpgkorkulan senaryoların ortak noktası Amerikan dolarının uluslararası piyasalarda beklenmedik ölçüde değer kaybetme olasılığıdır." Hürriyet'ten Ercan Kumcu'nun yazısı:25.09.2006 10:18
SON dönemde dünya ekonomisini irdeleyen tüm çalışmalar dört yıldır süren ekonomik büyümeyi övmektedir.
Ama, yanı zamanda, ekonomik dengelerin sürdürülebilirliğine yönelik risklerin de arttığından söz edilmektedir.
Küresel risklerin arttığı söylenen denge şöyle özetlenebilir: Dünya ekonomileri büyük ölçüde Amerikan ekonomisinin büyümesiyle beslenmektedir. Amerikan ekonomisinin büyümesiyle, cari işlemler açığı giderek artmaktadır. Buna karşılık, başta Çin ve Hindistan olmak üzere, gelişmekte olan ülkeler büyük Amerikan ekonomisinin büyümesinden faydalanarak büyümektedirler. Bu ülkeler önemli boyutlarda cari işlemler fazlası vermektedirler. Rekor düzeyde yabancı sermaye de çekerek döviz rezervlerini hızla artırmaktadırlar. Amerika kaynaklarının ötesinde tüketmekte, büyük ölçüde Asya Amerikan tüketimi için üretmektedir.
DOLARIN CAZİBESİ
Bu dengeyi bozabilecek iki önemli gelişme beklenebilir. Birincisi, Amerikan ekonomisinin çok hızlı bir biçimde durgunluğa girmesidir. Tüketimi azalan Amerika’nın gelişmekte olan ülkelerin mallarına olan talebi azalacaktır. Bu ülkeler de bir süre sonra ekonomik durgunluğa itileceklerdir. Hammadde talebinin azalmasıyla, başta petrol olmak üzere, hammadde fiyatları düşme eğilimine girecek ve bu hammaddeleri üreten ülkelerin gelirleri düşecektir. Uluslararası sermaye akımları yavaşlayacaktır.
Küresel bir durgunluk söz konusu olacaktır. Amerika’nın cari işlemler açığı düşerken, diğerlerinin cari işlemler fazlası azalacaktır. Gelişmekte olan ülkelerin gösterdikleri ekonomik performans düştüğünden, uluslararası sermaye açısından çekicilikleri azalacaktır. Uluslararası finansman zorlaşacaktır. Farklı ekonomik dengelere göre, bölgesel krizler çıkma olasılığı artabilecektir.
Böyle bir senaryoda beklentilerin olumsuza dönmesiyle doların değer kaybetmesi olasılığı çok yüksektir.
Doların hızla değer kaybetmesine neden olabilecek bir diğer gelişme gelişmekte olan ülkelerde artan döviz rezervleri içinde giderek Amerikan dolarının payının azaltılmasıdır. Ülkelerin döviz rezervleri içinde doların ağırlığı oldukça fazladır. Uluslararası piyasalarda doların değer kaybedeceği beklentisi giderek yaygınlaşmaktadır. Dolar zengini ülkelerin dolardan çıkmaya çalışması doların değerini çok hızlı bir biçimde düşürebilecektir. Böyle bir durumda, gelişmekte olan ülkeler önce kendileri zarar görecektir. Dolayısıyla, bu senaryonun gerçekleşme olasılığı oldukça zayıftır.
Ama, Amerikan ekonomisindeki beklenmedik bir durulma da benzeri bir olguyu gündeme getirebilecektir. Kısacası, korkulan senaryoların ortak noktası Amerikan dolarının uluslararası piyasalarda beklenmedik ölçüde değer kaybetme olasılığıdır. Gelişmekte olan ülkelerin dolardan çıkmaya çalışması da, Amerikan ekonomisinin beklenenin ötesinde durgunluğa girmesi de korkulanın gerçekleşmesi anlamına gelmektedir.
DİKKAT GEREKİYOR
Senaryoların sayısını artırmak da mümkündür. Örneğin, küresel düzeyde korumacılık eğilimlerinin artması Amerikan ekonomisi o denli yavaşlamasa da, küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyecek etkenlerdendir.
Bir diğer senaryo küresel düzeyde siyasi risklerin artmasıdır. Olumlu ekonomik gelişmelerden şımaran gelişmekte olan ülkelerde yapısal reformların savsaklanması ya da gelişmiş ülkelerde başta işgücü piyasasında olmak üzere katılıkların devam etmesi de küresel dengelerin bozulmasını tetikleyen unsurlar olabilirler. Bu nedenlerle de, korkulan senaryoların gerçekleşmemesi için küresel düzeyde dikkat edilmesi gereken bir dönemden geçmekteyiz.
İki yıldır Amerika’da faizler artar mı, aynı mi kalır beklentisiyle piyasalar dalgalanıyordu. Şimdi, Amerikan ekonomisi derin bir durgunluğa girer mi, girmez mi beklentileriyle piyasalar dalgalanacakmış gibi görünüyor.
HÜRRİYET
gurkan
09-28-2006, 11:30 AM
Türkiye, The Economist'i yanılttıİş çevrelerince yakından izlenen The Economist Dergisi’nin, araştırma ve raporları ile bilinen yan kuruluşu Inteligence Unit’in ülke raporları sorumlusu Charles Jenkins, Türkiye 2004 raporunda yanıldıklarını söyledi.28 Eylül 2006 18:31Yazı boyutunu büyütmek için http://image.haber7.com/font-size-12px.gif http://image.haber7.com/font-size-14px.gif http://image.haber7.com/font-size-16px.gif http://image.haber7.com/font-size-18px.gif http://image.haber7.com/haber/41188.jpg
Jenkins, o dönemde eldeki veriler ışığında kriz çıkacağı öngörülü raporun hazırlanmasında analist Robert O’Daly ile birlikte çalışan kişinin görevine son verildiğini de söyledi.
EVET TAHMİNİMİZDE YANILDIK: Inteligence Unit’in, The Economist Konferansları 15. Yuvarlak Masa Toplantısı çerçevesinde düzenlenen, "Türkiye’nin Gelecekteki Adımları" konulu konferans nedeniyle İstanbul’da bulunan Charles Jenkins, Türkiye’de kriz çıkacağını iddia ettikleri 2004 raporunun akıbetini ilişkin sorumuza şu karşılığı verdi: "Evet yanıldık. Türkiye’yle ilgili raporları hazırlarken çeşitli kaynaklara başvuruyoruz. Türkiye’de bulunan bir ekonomi bir de politika sorumlumuz var. Bir de Londra’daki merkezimizde Robert O’Daly isimli bir Türkiye uzmanımız var. Bahsettiğiniz rapor Londra merkezinden hazırlanmıştı."
RAPORU HAZIRLAYAN GİTTİ: Yanıltıcı raporu hazırlayan kişinin ayrıldığını belirten Jenkins sözlerini şöyle sürdürdü: "O zamanlar Robert O’Daly ile çalışan kişi artık Economist’in bir parçası değil. Ben bu tür yanılmalarını olağan görüyorum ve güvenilirliğimizi etkilediğine inanmıyorum. Çünkü bunlar eninde sonunda tahminler. Çoğu zaman da doğru tahminler yapıyoruz, o zaman da bravo diyorlar. Türkiye’de hükümet, tahmin ettiğimizden daha istikrarlı ve başarılı işler yaptı. Avrupa Birliği (AB) ile görüşmeler başarılıydı. Bu nedenle kriz olmadı."
İYİMSERİZ, KRİZ BEKLEMİYORUZ: Bu sefer daha iyimser olduklarını belirten Jenkins, "Yakın zamanda büyük bir kriz beklemiyoruz. Ancak geçen mayıs ve haziranda yaşanan gibi küçük çaplı sıkıntı ve yavaşlama olacaktır. Çünkü önümüzde seçimler var. Ama yabancı yatırımcılar tarafından bakarsak, Türkiye şimdi çok daha az riskli bir ülke. Hükümet ekonomik açıdan doğru yolda" diye konuştu.
Petrol Rusya’ya yaradı ama Türkiye ekonomisi daha güçlü
THE ECONOMİST Intelligence Unit Doğu Avrupa Direktörü Charles Jenkins, Vlademir Putin yönetime gelmesinden sonra birara gelişmekte olan ülkemler arasında yeralan Rusya ekonomisinin nispeten düzeldiğine dikkat çekti. Rusya’nın Türkiye’ye göre bazı avantajları olduğunu belirten Jenkins, "Rusya’da Türkiye’de olmayan bir şey var, o da petrol. Petrol fiyatlarının artması Rusya’nın çok işine yaradı. Ama geleneksel ekonomideki gelişme bakımından Türkiye’nin Rusya’nın önünde olduğunu düşünüyorum. Daha güçlü bir ekonomisi olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Hürriyet
Aybike
09-28-2006, 01:03 PM
Ben ACIM demem.....
Beceriksizim derim...
gurkan
09-28-2006, 01:06 PM
Ben ACIM demem.....
Beceriksizim derim...
Güzel bir tespit :)
Hep hatayı başkalarında ararız. Belki hatayı arama işine kendimizden başlamalıyız...
vBulletin® v3.7.0, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.