PDA

View Full Version : Ankara - Washington arasında Karadeniz krizi


Qarshi
03-04-2006, 10:28 AM
Ankara-Washington arasında Karadeniz gerilimihttp://www.digimedya.com/img/news/105748/system//105748-SP.jpg ABD, Montrö Anlaşması'yla bastırıyor...


Ankara ile Washington arasındaki Karadeniz gerilimi büyüyor. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson , Karadeniz'de ABD'nin de hakkı olduğunu savunurken, ''Montrö Antlaşması oldukça açık. Biz de Karadeniz'in uluslararası sularda bulunmasından kaynaklanan haklarımızdan yararlanmak istiyoruz'' dedi. Hükümetin, Karadeniz'de NATO donanması kurulmasına ilişkin konuyu ABD ile masaya yatırdığı ortaya çıktı.



Bulgaristan milli gününde Cumhuriyet 'e bilgi veren ABD'nin Ankara Büyükelçisi Wilson, Türkiye ile ABD'nin Karadeniz'de çok sayıda ortak çıkarı bulunduğunu söyledi. Özellikle terorizm, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ile ekonomik konularda Ankara ile Washington arasında ortak çaba bulunduğuna dikkat çeken Wilson, Akdeniz'de de ''Akdeniz Ortak Girişimi'' bulunduğunu anımsattı.



Karadeniz'de de bu ortak girişim doğrultusunda bir çalışma yapmak istediklerini kaydeden Wilson, buna karşın doğrudan Türkiye'den ''Donanmamızı Karadeniz'e sokalım'' isteminde bulunmadıklarını söyledi. Ancak ABD'nin bu istemini NATO'ya sunduğu bildiriliyor.

Wilson, Montrö Antlaşması'nın Karadeniz'e askeri güç girmesi konusunda açık olduğuna da dikkat çekerken, bu denizin uluslararası bir su olduğunu söyledi. Wilson, ''Montrö Antlaşması oldukça açık, bazı haklar tanıyor. Ve biz Karadeniz'in uluslararası sularda bulunmasından kaynaklanan haklarımızdan yararlanmak istiyoruz'' diye konuştu.

Türkiye ile ABD arasında Karadeniz'de halen istihbarat işbirliği bulunduğuna da dikkat çeken Wilson, ''Yani gerektiğinde gemilerimiz buraya girebilir. Ancak bizim istediğimiz, gemilerimizi Karadeniz'e doğrudan sokalım değil. Bizim istediğimiz daha çok istihbarat yönünde'' değerlendirmesini yaptı.

'Masaya yatırdık'


Wilson, konuyu hükümet ile masaya yatırdıklarını da vurgularken şöyle konuştu: ''Bu konuyu Türk yetkililerle uzun uzun masaya yatırdık. Dediğim gibi Türkiye'den 'Gemilerimizi Karadeniz'e sokalım' diye doğrudan bir talebimiz yok. Açıkçası şu anda Karadeniz'de gemimiz var mı yok mu, onu da tam bilemiyorum.''

Wilson, Türkiye'nin konu ile ilgili olarak ne yanıt verdiği sorusu üzerine ise ''Türkiye'nin yanıtının ne olduğunu bana değil hükümete sormanız gerekiyor'' dedi.


(Cumhuriyet)
-----------------------------------------------------------------------

İlgi alanı şimdide karadeniz olmaya başladı.Yakında bununda kokusu çıkar :rolleyes:

Bilge_Kagan
03-04-2006, 12:16 PM
Daha once "Nuh'un gemisini ariyoruz" diye "petrol gemisi"yle cikip gelmislerdi. Normal yani...

Scofield
03-04-2006, 12:51 PM
Rusyanin afedersiniz k*cina girmek icin ellerinden geleni yapiyorlar. Kosovayi bagimsiz yaptirmiyor neden? Avrupanin göbeginde istihbarat merkezi kurmus. Romanyada us aciliyor. ne amac ne? Rusyanin orasina yapismak. neyin istihbaratini yapiyor? Petrol bitti artik Petrol tekeli bitiyor.

Redd-i İlhak
03-04-2006, 02:19 PM
İyi de Akdeniz de ABD gemileri varken Karadeniz de neden olmasın anlamadım ...

Ama tabii Boğazlara ilişkin bir anlaşma olabilir oradan geçiremezler bildiğim kadarıyla ama Ukrayna gibi ülkelerden çıkarbilir gemileri.

İslam Kerimov
03-04-2006, 03:42 PM
İyi de Akdeniz de ABD gemileri varken Karadeniz de neden olmasın anlamadım ...

Ama tabii Boğazlara ilişkin bir anlaşma olabilir oradan geçiremezler bildiğim kadarıyla ama Ukrayna gibi ülkelerden çıkarbilir gemileri.

Aşağıdaki yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Özellikle de Çanakkale geçilmez! başlıklı kısmı.

Erdal Şafak - Karadeniz krizi (Sabah - 02.03.2006) (http://www.sabah.com.tr/2006/03/02/safak.html)

Sağlıcakla kalın,

Redd-i İlhak
03-04-2006, 03:55 PM
e tamam okudum,bildiğim şeyler bunlar...

ABD nin amacının ne olduğunu da biliyorum ben anlaşmalar açısından bi sorun yok demiştim Montro ve Boğazlar konusunda...

İslam Kerimov
03-04-2006, 04:15 PM
İyi de Akdeniz de ABD gemileri varken Karadeniz de neden olmasın anlamadım ...

Ben yukarıdaki sorunuza Çanakkale geçilmez! başlıklı kısımda cevap verildiğini vurgulamak istemiştim. Ama bunlar bildiğiniz şeyler olduğuna göre problem yok.

Selametle,

Redd-i İlhak
03-04-2006, 05:05 PM
Ben yukarıdaki sorunuza Çanakkale geçilmez! başlıklı kısımda cevap verildiğini vurgulamak istemiştim. Ama bunlar bildiğiniz şeyler olduğuna göre problem yok.

Selametle,

Daha önce ki msjımda bi tarafı tam okumamışsınız herhalde;

Ama tabii Boğazlara ilişkin bir anlaşma olabilir oradan geçiremezler bildiğim kadarıyla

yazmıştım yani Çanakkale Geçilmez ;)

selametle

İslam Kerimov
03-04-2006, 05:46 PM
Ama tabii Boğazlara ilişkin bir anlaşma olabilir oradan geçiremezler bildiğim kadarıyla

Mesele, geçirtmek-geçirtmemek meselesi değil. ABD'nin neden Karadeniz'de olmaması gerektiği yani "Türkiye buna neden karşı çıkıyor?" sorusunun cevabı hakkında bilgi vermek için o yazıyı önermiştim.

Ama

böyle cevap verirsem bu iş sidik yarışına dönecek. İlk olarak benim size cevap vermiş olmam nedeniyle sizi anlayamadığım için veya derdimi anlatamadığım için kusura bakmayın deyip, çekiliyorum.

Selametle,

Redd-i İlhak
03-05-2006, 05:07 AM
Mesele, geçirtmek-geçirtmemek meselesi değil. ABD'nin neden Karadeniz'de olmaması gerektiği yani "Türkiye buna neden karşı çıkıyor?" sorusunun cevabı hakkında bilgi vermek için o yazıyı önermiştim.

Ama

böyle cevap verirsem bu iş sidik yarışına dönecek. İlk olarak benim size cevap vermiş olmam nedeniyle sizi anlayamadığım için veya derdimi anlatamadığım için kusura bakmayın deyip, çekiliyorum.

Selametle,

Lütfen ben dinliyorum ve bu küçük şeylerden tartışmam ben merak etmeyin ;)

Karadeniz Türk Denizi olmadığı için ABD elinden geleni yapıp o denize girecektir bence :(

İslam Kerimov
03-05-2006, 07:32 AM
Kriz hakkında bilgilendirici bir yazı daha. Bu noktaya nasıl gelindi? Devletlerin pozisyonları nelerdir? vs. sorularının cevaplarını bulabilirsiniz.

Muharrem Sarıkaya - Büyük Karadeniz Projesi... (Sabah - 05.03.2006) (http://www.sabah.com.tr/2006/03/05/sarikaya.html)

Sağlıcakla kalın,

Scofield
03-05-2006, 07:42 AM
sinirlarimizi paylastigimiz ve ortak projelerimizin bulundugu rusya ve gurcistan ile her kosulda iyi gecinmeliyiz. nato partnerimiz olan amerikanin Turkiyeye apache helikopterlerindeki teknolojiyi paylasmak istememesi bile ben de ters tepki yaratti. umuyoruz ki bir sekilde nato'dan cikacagiz. sirf nato yuzunden nukleer silah yapamiyoruz.

evgin
03-09-2006, 06:42 AM
mountreux'ye göre Türkiye karadenize komşu olmayan başka bir devlete üs izni veremez hatırladığım kadarıyla,verirsek n'olur?

antlaşma delinir,ki bu antlaşma da biraz katakulliye gelmiş olması sebebiyle bizim lehimizedir.İngiltere'nin başında bir yığın dert vardır ve başat güç konumunu kaybetmektedir.o sırada Türkiye "gelinde şu boğazlar mevzuunu bi daha müzakere edelim" demişitir.Malum İngiliz gururu okşanmıştır.adamlar "vay beaa daha ölmemiş arkadaş" demiş ve müzakere sürecinde önemli zorluklar çıkarmamışlardır.boğazlar üzerine olan bu antlaşma dışında daha iyi bir antlaşma yapılamazdı.eğer delinirse bi şekilde boğazlar üzerindki isteklerin devamı da gelecektir.ayrıca Türkiye'nin ABD'ye üs vermesi karadenizde suları çok fazla ısıtır ve uzun zamandır barış gölü olan karadenize olası çatışmalara sahne olur.Rusya bize karşı cephe alır ve Türkiye'de direk soğuk savaş psikolojisine geri dönüp ABD'nin kucağına düşer.indik mi sanki diyeceksiniz ama:)

narcoleptic
03-25-2006, 09:20 PM
Wilson, Türkiye'nin konu ile ilgili olarak ne yanıt verdiği sorusu üzerine ise ''Türkiye'nin yanıtının ne olduğunu bana değil hükümete sormanız gerekiyor'' dedi.

İTALYAN BÜYÜKELÇİSİ
"Habeşistan Savaşı’nın başlamasından önce, İtalya'nın Rodos'a askeri yığınakta bulunduğu günlerdeydi. Bir akşam yine Atatürk’ün sofrasına çağrılanlar onu ayakta ve balkonda gezinmekte buldular.
- Tevfik Rüştü nerede?
- Ankara Palas'ta, kimi büyükelçilere bir yemek veriyor.
- Biz de oraya gitsek olmaz mı?
Çevresindekiler boş yere Atatürk'ü buna protokolün uygun olmadığına inandırmaya çabaladılar. Ancak O’nu kesin karar verdiği bir konudan geriye çevirmek kimsenin haddi değildir. Arabalar, Ankara Palas'a vardığında Atatürk’ün otelin merdivenlerini sallana sallana ve yanındakilerin yardımıyla çıktığını görenler şaşırdılar. Çünkü Çankaya’da Atatürk’ün bir yudum bile içmediğini herkes biliyordu. Büyükelçilere yemek verilen salona giren Atatürk, Arnavutluk Büyükelçisi Asaf Bey’in yakınında ve giriş çıkış kapısını iyi görebilecek bir yere oturur. Atatürk “Asaf Bey, gazetelerde birtakım resimler görüyorum, Arnavutlukla operet mi oynanıyor?” der.
Bu sözleriyle o zamanlar yeni Kral olan Zogo'nun sorguçlu resimlerini kastettiğini anlamakta gecikmeyen büyükelçi ne söyleyeceğini şaşırmıştır. Atatürk sözlerini şöyle sürdürür : “Cumhuriyetten ne zarar görüldü ki Arnavutluk'ta Krallık ilan edildi? Hem izlenen politika da tehlikelidir. İtalya'nın Arnavutluk’u Balkanlar’da bir basamak yapması olasılıktan uzak değildir.”
Bu sözleri duyan İtalyan Büyükelçi, söze karışmaya kalkınca Ata “Haber aldığıma göre, Roma'da kimi öğrenciler Büyükelçiliğimizin önünde gösteri yapmışlar. Antalya'yı istemişler. Antalya sigara paketimidir ki Büyükelçimiz cebinden çıkarıp atsın. Antalya buradadır. Buyurun alın! Hem benim bir önerim var. Gerçekten böyle bir şey düşünülüyorsa Mussolini’ye izin verelim. Antalya'ya asker çıkarsınlar. Bütün çıkarma bitince savaşırız. Yenilen hakkına razı olur.” der.
İtalyan Büyükelçisi söze atılır : “Ekselans bu bir savaş ilanı mıdır?” Atatürk, “Hayır.” der. Ben burada bir birey olarak konuşuyorum. Türkiye’nin savaş ilan etmesi ancak Büyük Millet Meclisi yetkisindedir. Ancak unutmayınız ki gerektiğinde Büyük Meclis, Türk ulusunun duygularına çevirmen olmakta gecikmez.”
Konuşmasının bu durumu alması üzerine, İsmet Paşa'ya telefon edilir ve Ankara Palas'a çağrılır. Atatürk de bunu haber alınca çevresindekilere “Hükümet geliyor, biz gidelim!” diyerek Ankara Palas'tan ayrılır.
Çankaya'ya dönüldüğünde herkes Atatürk'ün tümüyle kendinde olduğunu yine şaşkınlık içinde izlerken Ata, “Artık İtalya’yla savaş tehlikesi yok. Rodos'a yapılan yığınak Habeşistan'a dönecektir!” der. Gerçekten de kısa bir süre sonra Habeşistan Savaşı başlamıştır.

(Niyazi Ahmet Banoğlu)

wolfie
03-26-2006, 11:45 AM
SATTINIZ İKİ SOYSUZ BİR OLUP HANLIĞI
KİMSEYİ ETMEDÜNÜZ BU İŞE MAHREM A KÖPEK
PAYMAL EYLEDİNİZ SALTANATIN IRZINI HEM
YOK YERE OLDI TELEF OL KADAR ADEM A KÖPEK

NEF 'İ


Bu yazı kimler için yazılmıştır? Cehaletimi bağışlayın. Saygılarımla...

narcoleptic
03-26-2006, 12:02 PM
Bu yazı kimler için yazılmıştır? Cehaletimi bağışlayın. Saygılarımla...

estağfurullah.

NEF'İ

* asıl adı ömer olan, divan şiirinin en büyük üstadlarındandır. kaside alanında gelişmiştir ve hiciv ustası olarak tanınır. osmanlı zamanının şairlerindendir. medreselerde arapça ve farsça eğitimi gördüğünden dile hakimdir.

* mahlasını, gelibolulu mustafa âli vermiştir. camilerde mütevellik yapmış, bir süre fakir bir hayat sürmüş ve katiplik, muhasebecilik gibi işlerle uğraşmıştır. kasideleri, çok güçlü olduğundan padişahların gönlünü ve parasını hemen kazanmıştır. özellikle de iv. murad’ın gönlünü almayı başarmıştır. bu yüzden iv. murad döneminde en iyi zamanını yaşamıştır.

* gerçekte överken, kendi düşmanlarına, övdüğü kişinin düşmanlarına ve halkının düşmanlarına karşı çok sert eleştiri ve hicveler kullanmıştır. kendi babasına bile acımamıştır. bu da onu çok ünlü yapmıştır ve kasidelerini çok geliştirmiştir.

* bir hikayeye göre, iv. murad nef’î’nin hicvelerinden birinin (sihâm-ı kazâ) okunması sırasında yıldırım düşmüştür ve iv. murad da nef’î’nin bu kadar güçlü şeyler yazmasını yasaklamıştır. hatta nef’î, bu yasağa aldırış etmeyip bayram paşa’yı da hicvetmiştir ve bunun üzerine padişah tarafından boğdurtulmuştur.

* çok başarılı lirik gazeller yazmıştır. asıl alanı kasidedir. akıcı, süslü, abartılı söyleyişlerini yeni çağrışımlarla birleştirmiştir. bu yöntemle de kendi üslubunu yaratmıştır.

* şairin, türkçe yazılmış divan adlı bir eserinin yanısıra, farsça yazılmış, yine aynı adı taşıyan, fakat çok başka olan bir eseri daha vardır. şair, aynı zamanda sihâm-ı kazâ adlı eserinde bolca ağır eleştiri ve küfür kullanmıştır. çok ağır küfürler kullanılan bu eserde çok zarif nükteler de bulunmaktadır.

* çenesini tutamayan biri oldugunu kendisinin ölüm fermanına yazmaya baslayan kişiye (zencidir) "kagıda terin damladı" diye soyleyerek belli eder.

* kendisine seçtiği ilk mahlası zararlı anlamına gelen darridir.daha sonra bir tanıdığının önerisiyle yararlı anlamına gelen nefiyi mahlas olarak seçmiştir.

* sarayda devşirmeler arasında kalmış bir türk olmasının da öldürülmesine etken olduğu rivayet olunur.

* "ben mücizeler söyleyen bir papaganım, söylediklerim sadece laf değil" (tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil) diyerek tarih defterine imzasını atmış, kalemiyle yıkılmaz heykeller inşa etmiş, kendinin de dediği gibi mucizedir. lafı gediğine koymak hususunda ününü sınırların dışına çıkarmış olmasına rağmen bu tarzını divan edebiyatının çerçevesi dışına taşırmadan içine öyle bir yerleştirmiştir ki, o çerçeve duvara asılıp uzun uzun izlenesi bir portre haline getirmiştir.
dördüncü murat'a "gel şöyle bir söyleşelim" diyebilecek kadar samimi olmuş, akıl vermiş, onun saygısını kazanmış, ama ne büyük bir ironidir ki onun emri ile idam edilmiştir.

* 17. yüzyılın önemli divan şairi, üç padişah eskitmişse de en çok 4.murat doneminde yasamis ve onunla sıkı fıkı olmuştur.en çok kasidelerinde başarılıdır. fuat koprulu'ye gore bu hicivde asıl eleştirilen sadrazam değil padişahın kendisidir ve bu yüzden öfkeye kapılmıştır, zaten nefi'yi bir veziri için feda etmeyecek kadar çok sevmektedir. nefi özellikle kelime oyunlarında başarılıdır, şiirlerinde duygudan çok düşünce (her ne kadar divan şiirinde düşünce yok dense de) önemlidir.

(derlemedir.)