PDA

View Full Version : Sultan Selim I.


Qarama
03-11-2006, 03:27 AM
Selam,

aklima bir$ey geldi.
Sultan Selim I. nin bir resminde küpesi vardir. Islamda veya hanefilerde Küpe takmak erkeklere yasakdir.

Bir sefer TRT de ama baya oldu bir bilim adamini seyrettim o yapilan resimdeki Sultan Selim I. degilmi$ diyor cünkü ba$indaki tacda 12 imami simgeliyen mücevherler var yani o resimdeki gördügümüz $ahiz bir Safavi Shahiymi$ adi aklima gelmiyor.

Bilirsiniz $iilerde 12 (13) imam vardir ve Safavilerde $iidiler.

http://www.info-regenten.de/regent/regent-d/pictures/turkey-selim-I.jpg

Kaptan-i Derya
03-11-2006, 07:46 AM
Eger sultan selim digilse, shah ismail (safavi) olma olanagi yüksek.

Colpan
03-11-2006, 08:31 AM
http://nihalatsiz.org/images/yavuz1.jpg
I. Selim Hân'ın gerçek resmi budur, yukarıdaki ise Şâh Hatâî'nin resmidir.

afs66
03-11-2006, 10:37 AM
Sultan Selim, Mısır seferi sırasında kölelerin köleliklerini belli etmek için küpe taktıklarını görmüş. Bunun üzerine kendisi de küpe takarak Allah'ın kölesi olduğunu söylemiştir.
Benim bildiğim kadarıyla böyle.

Colpan
03-11-2006, 10:39 AM
Sultan Selim, Mısır seferi sırasında kölelerin köleliklerini belli etmek için küpe taktıklarını görmüş. Bunun üzerine kendisi de küpe takarak Allah'ın kölesi olduğunu söylemiştir.
Benim bildiğim kadarıyla böyle.Efsâneden ibâret. Oğlu Süleyman'a "Anan gibi süsleneceğine baban gibi bıyık bırak." diyen birisinin en üstteki resimdeki gibi allı güllü giyinmesi, küpe takması vs. söz konusu değildir. Küpe takıyor olsaydı bunu o dönemdeki vak'anüvislerin eserlerinden okurduk ama böyle bir şeye rastlamadım.

Afrasiyab
03-11-2006, 12:11 PM
Bir diğer efsane de ŞAh İsmail ' e satranç ta yenilip, bu da kulağıma küpe olsun diyerek küpe taktığıdır.

Qizilbash
03-11-2006, 02:31 PM
I. Selim Hân'ın gerçek resmi budur, yukarıdaki ise Şâh Hatâî'nin resmidir.

http://www.magiran.com/cover/mg1996_120icl.jpg

Şah İsmayıl Hatai

Qizilbash
03-11-2006, 02:33 PM
http://www.qobustan.org/photos_2002_02/Sergi_4.jpg

Şah İsmayıl Hatai

Qarama
03-11-2006, 02:54 PM
vallah hangi $ahdi diye bilemiyecem ama benim gösterdigim resimde dikkat ettinizmi ba$indaki "tacda" 12tane imami simgeleyen mücevherler var hani $u yukariya gösteren ve öyle biyiklar ben safavi minyatürlerde cok gördüm ama osmanli minyatürlerde rastlayamadim.
http://www.artarena.force9.co.uk/Image/safavid.jpg
http://www.iranchamber.com/history/safavids/images/shah_esmail_uzbek.jpg

Kaptan-i Derya
03-11-2006, 06:50 PM
O resim büyük olasilikla Shah abbas'a benziyo;
http://www.bamjam.net/Iran/images/Shiraz04.jpg
http://www.shahbazi.org/images/Safavid_Shah_Abbas1.jpg
http://www.vohuman.org/images/Shah%20Abbas%20Image%202.jpg
http://www.asiahousegallery.com/miniature2.JPG
http://images.google.be/images?q=tbn:7fl03t23vbX6JM:www.geocities.com/Pentagon/Base/1406/Kings/Abbas.jpg

bilmem daha örnek vereyimmi? :) Shah ismaille abbasi karistirmisim.

oğuz
11-13-2006, 11:05 AM
Bu aralar gündemi YAKAN bir konu:lol: ...Üste taşıyalım.Belki forum üyelerinin bu yazılanlar doğrultusunda bir deyimi söz lakırdı etmek isterler...;)

Qarama
11-13-2006, 02:37 PM
Bu aralar gündemi YAKAN bir konu:lol: ...Üste taşıyalım.Belki forum üyelerinin bu yazılanlar doğrultusunda bir deyimi söz lakırdı etmek isterler...;)

aynen Oguz abi benim acdigim konular hep iyidir :D

Kaptan-i Derya
11-14-2006, 07:25 AM
herhalde "yavuz" biseyler ögrensin diye pompalamis bu konuyu :D

Seckjin Khan
11-14-2006, 08:39 AM
Abi yapmayın ya bizim Yavuz bu :lol:

ben ona özenerek küpe taktım yapmayın etmeyin ;)

kurshad
11-14-2006, 08:44 AM
Konuya ben de biraz katkida bulunayim. Yabancilarin gozuyle Yavuz;

http://bpun.unine.ch/icono/JPG02/POET5.118.jpg

http://www.sikhspectrum.com/112003/images/sultan.jpg

kurshad
11-14-2006, 08:47 AM
Ilk verdigim resmi kucultmeyi basaramadim, kusura bakmayin..

Alttaki resimde sagda gorulen mumya Yavuz'a ait:

http://www.rdl.com.lb/1996/1924/liban7.JPG

kurshad
11-14-2006, 08:52 AM
Yavuz Sultan Selim;

http://www.bleublancturc.com/Turqueries/images-turqueries/sultan_ottoman/selim1.gif


Bir de venediklilerin gozuyle Sah Ismail;

http://encyclopedia.quickseek.com/images/Shah_Ismail_I.jpg

kurshad
11-14-2006, 09:00 AM
http://content.answers.com/main/content/wp/en/thumb/8/82/170px-QIZILBASH.jpg

Bu da Sah ISmail'in ordusunda kizilbas ismiyle gecen turkmen askeri..

oğuz
11-14-2006, 09:13 AM
Bir portrede benden...

http://www.nathanielturner.com/images/New_Folder3/sultan3.jpg

erk
11-14-2006, 11:46 AM
Yani kupe taksa ne olur takmasa ne olur ? Onemli olan icraattir, Yavuz Sulktan Selim askeri olarak Ortadoguyu fethetmis olsada Turk dunyasi ve Turkmenler icin bence olumsuz hareketlerde bulunmustur, bugun Guneydogunun kurtlesmeye baslamasi ona dayanir.

Not: Ben kendi gorusum olarak erkege kupeyi hatta yuzugu pek yakistiramiyorum ama herkese saygim var. Baris Mancoyu cok severim mesela.

yavuz
11-16-2006, 03:49 AM
1-Bu resim İran Şahı'nın filan olduğunu sanmıyorum. Sûni tartışma konularından...
2-İslam'da erkeklere küpe takmak haramdır filan diye birşey de yoktur!(Küpe altın değilse tabi)
3-Yavuz oğlu Süleyman'a da "benim gibi bıyık bırak" dememiş; "annene takınacak birşey bırakmamışsın!" demiştir.
4-O küpenin de bir hikayesi vardır, Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim, Eminem'e benzemek için o küpeyi takmamıştır!

...

Mısır Seferi sırasında Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri, kulağında küpe olan bazı kişiler görmüş ve yanındakilere sormuş; "onlar neden küpe takıyorlar?" diye... Yanındakiler de onların köle olduklarını ve bu yüzden küpe taktıklarını söylemişler. Bu forumda haksız yere birçok kez eleştirilen bir kişi olan Yavuz'un cevabı ne olmuş peki? "Madem ki onlar köle oldukları için küpe takıyorlar... O zaman tez benim de kulağımı delin; ben de Allah'ın kölesiyim..."

yavuz
11-16-2006, 03:51 AM
Yani kupe taksa ne olur takmasa ne olur ? Onemli olan icraattir, Yavuz Sulktan Selim askeri olarak Ortadoguyu fethetmis olsada Turk dunyasi ve Turkmenler icin bence olumsuz hareketlerde bulunmustur, bugun Guneydogunun kurtlesmeye baslamasi ona dayanir.

Not: Ben kendi gorusum olarak erkege kupeyi hatta yuzugu pek yakistiramiyorum ama herkese saygim var. Baris Mancoyu cok severim mesela.

Yavuz Sultan Selim, Türk Dünyası için en fazla icraati yapan Osmanlı Padişahıdır... Öyle ki; İran Seferi'nin Şii propagandasını durdurmak gibi bir diğer amacı da, Orta Asya ile bağ kurmaktır.

erk
11-16-2006, 12:24 PM
Yavuz Sultan Selim, Türk Dünyası için en fazla icraati yapan Osmanlı Padişahıdır... Öyle ki; İran Seferi'nin Şii propagandasını durdurmak gibi bir diğer amacı da, Orta Asya ile bağ kurmaktır.

Bu amac nerede yaziyor ya da acaba sonuclari ne olmus elinde bir belge var mi? Ustelik Turkmen katli bir gercektir. Gunumuzde Turkiye Turklerine en yakin olan Azerbaycan Turklerinin Sii oldugunu biliyormusun? Bu sekilde ithamlar bizi onlardan uzaklastiracaktir.

Aybike
11-16-2006, 01:26 PM
Yavuz Sultan Selim;

http://www.bleublancturc.com/Turqueries/images-turqueries/sultan_ottoman/selim1.gif


Bir de venediklilerin gozuyle Sah Ismail;

http://encyclopedia.quickseek.com/images/Shah_Ismail_I.jpg

yav kürşad...
senin koyduğun resimdeki sultan selim pekte mazlum birine benziyor..
Dokunsan ağlayacak gibi...
Ayyyyy içim parcalandı valla....:)
Sanki birazdan "benim hiç tahtım olmadı amca" dicekmiş gibi duruyor..:)

Hanedan
11-16-2006, 01:54 PM
Yavuz Sultan Selim, asabi,atak,zeki,hırçın,celalli ve sert bir adammış. Sert erkekler de küpe takmaz:)
Hepsi safsata.

Demir Kağan
11-16-2006, 02:08 PM
Yavuz Sultan Selim, asabi,atak,zeki,hırçın,celalli ve sert bir adammış. Sert erkekler de küpe takmaz:)
Hepsi safsata.

Takar takar. :lol:

Seckjin Khan
11-16-2006, 02:12 PM
Yavuz Sultan Selim, asabi,atak,zeki,hırçın,celalli ve sert bir adammış. Sert erkekler de küpe takmaz:)
Hepsi safsata.

hoyt ne diyorsun sen bre deyyuz zuhahaha :lol: hani osmanlı zamanında derlerdi ya ondan dedim yoksa küfür anlamında kullanmadım yanlış anlama Hanedan ;)

Vallaha sert erkekler küpe takmaz diyorsan sakın benimle tanışma derim :P

yavuz
11-17-2006, 10:03 AM
Bu amac nerede yaziyor ya da acaba sonuclari ne olmus elinde bir belge var mi? Ustelik Turkmen katli bir gercektir. Gunumuzde Turkiye Turklerine en yakin olan Azerbaycan Turklerinin Sii oldugunu biliyormusun? Bu sekilde ithamlar bizi onlardan uzaklastiracaktir.

"Türkmen katli" bazılarının belli bölgelerinden uydurdukları bir yalandır! Bir katliam varsa alevilere yapılmıştır... O aleviler de(hepsi değil) İran yanlısı oldukları için öldürülmüşlerdir.

Baş kaldıranın başını kesmek caizdir!
Şeriatın kestiği parmak acımaz...

wolfie
11-17-2006, 04:13 PM
Yazmayayaım bu şiiri diyorum, dayanamıyorum, Yavuz sultan selim türkmen katliamı filan yapmamıştır. Osmanlıya isyan eden, Safevi devletine (safevilerde Türk'dü) katılmak isteyen isyancıları öldürmüştür. Lütfen dikkat, öldürülenler/sürülenler Türk oldukları için değil, alevi/şii oldukları için isyan ettikleri ve safevi tarafını tuttukları için u davranışlara maalesef maruz kaldı. Yavuz Sultan Selim Han'ın doğu ve güney doğu anadoluyu kürtleştirdiğini söylüyorlar. Hiç sanmıyorum. Daha 25-30 sene evveline kadar g.doğu ve doğu anadoluda tüm şehir merkezlerinde türk nüfus çoğunluktaydı. Hatta bir çok aşireti araştırın, Türk kökenlidir. Aşağıdaki şiir kime aittir? Diye sorarak yazımı bitiriyorum. Geçmişimizde parlak yer etmiş değerlerimizi hatalarıyla sevaplarıyla hayırla yadedelim lütfen...



kürde fırsat verme ya rab, dehre sultan olmasın
ayağını çarık sıksın, asla iflah olmasın
vur sopayı al ekmeği, karnı bile doymasın
ol çeşmeden gavur içsin, kürde nasip olmasın!

kurshad
11-18-2006, 06:01 AM
"Türkmen katli" bazılarının belli bölgelerinden uydurdukları bir yalandır! Bir katliam varsa alevilere yapılmıştır... O aleviler de(hepsi değil) İran yanlısı oldukları için öldürülmüşlerdir.
.

Genc arkadasim,

Bu forumda yazanlara bir bakiniz; genel olarak tarih bilgisi belli bir seviyenin uzerinde, okumaya calisan , kendini gelistirmeye tesebbus eden insanlar.

Lutfen siz de eksik kalmayin, siz de kendinizi gelistirmeye calisin ve okuyun.
Daha once hatirlarsaniz Turkculuk tarihi ile ilgili maksadini asan laflar soylemistiniz ve ben de size birtakim kitaplar onermistim. O kitaplari okuyabildiniz mi bilmiyorum.

Simdi de size apayri bir kitap onerecegim;
"Kizilbas Turkler", Nihat Cetinkaya

Kitabin ilk Islam tarihi bolumlerini atlayabilirsiniz, dogrudan Anadoluda cereyan eden olaylari okuyunuz. Bir de karsi tarafin olaylara nasil baktigi hakkinda bir gorus sahibi olursunuz.

yavuz
11-18-2006, 01:21 PM
Genc arkadasim,
Bu forumda yazanlara bir bakiniz; genel olarak tarih bilgisi belli bir seviyenin uzerinde, okumaya calisan , kendini gelistirmeye tesebbus eden insanlar.

İftiranın belgesi olsa neye yararki?

BOZ-OK
11-18-2006, 01:35 PM
İftiranın belgesi olsa neye yararki?

Belgesi olan seye iftira denmez, vakia denir.... ;)

BOZ-OK
11-18-2006, 01:38 PM
Bu arada, konuya katkisi olur mu bilmem ama, sag kulaga takilan kupe bir Bektasi toresidir... Bektasilikte mucerredlik seviyesine gelenler sag kulaklarina mengus denilen bir kupe takarlar...

yavuz
11-18-2006, 01:47 PM
Bu arada, konuya katkisi olur mu bilmem ama, sag kulaga takilan kupe bir Bektasi toresidir... Bektasilikte mucerredlik seviyesine gelenler sag kulaklarina mengus denilen bir kupe takarlar...

Ama resimde Yavuz Sultan Selim(veya her kimse) bize göre sola dönük durumda ve dolayısıyla küpe sol kulağında...

yavuz
11-18-2006, 01:48 PM
Belgesi olan seye iftira denmez, vakia denir.... ;)

O belgeler uyduruk demeye getiriyorum ama ;)

BOZ-OK
11-18-2006, 02:02 PM
Ama resimde Yavuz Sultan Selim(veya her kimse) bize göre sola dönük durumda ve dolayısıyla küpe sol kulağında...

Katkisi oldu bile...:cool:

Demek ki, resimdeki adamin Sah Ismail olmasi imkansizdir, o resimdeki kisi bu gune kadar bilindigi gibi Yavuz Sultan Selimdir...;)

Yavuz Selim'e gelince, kendisi anladigim kadariyla ogluna babasi gibi biyik birakmasini soylerken kendisi kupe takiyordu... Her neyse, bana gore guzel olmus dogrusu, bayagi yakismis kendisine... :cool:

Sair, farsca asigi, fatih, feylesof, halife, Sultan Selim Han hazretleri ayni zamanda da Osmanli sultanlarinin en suslusu idi... Buyuk Sultandi, mekani cennet olsun...:cool:

yavuz
11-18-2006, 02:05 PM
Katkisi oldu bile...:cool:

Demek ki, resimdeki adamin Sah Ismail olmasi imkansizdir, o resimdeki kisi bu gune kadar bilindigi gibi Yavuz Sultan Selimdir...;)

Yavuz Selim'e gelince, kendisi anladigim kadariyla ogluna babasi gibi biyik birakmasini soylerken kendisi kupe takiyordu... Her neyse, bana gore guzel olmus dogrusu, bayagi yakismis kendisine... :cool:

Sair, farsca asigi, fatih, feylesof, halife, Sultan Selim Han hazretleri ayni zamanda da Osmanli sultanlarinin en suslusu idi... Buyuk Sultandi, mekani cennet olsun...:cool:

Bu konuda görüşlerimi daha önce de bildirmiştim, buyur BOZ-OK abi:

1-Bu resim İran Şahı'nın filan olduğunu sanmıyorum. Sûni tartışma konularından...
2-İslam'da erkeklere küpe takmak haramdır filan diye birşey de yoktur!(Küpe altın değilse tabi)
3-Yavuz oğlu Süleyman'a da "benim gibi bıyık bırak" dememiş; "annene takınacak birşey bırakmamışsın!" demiştir.
4-O küpenin de bir hikayesi vardır, Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim, Eminem'e benzemek için o küpeyi takmamıştır!

...

Mısır Seferi sırasında Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri, kulağında küpe olan bazı kişiler görmüş ve yanındakilere sormuş; "onlar neden küpe takıyorlar?" diye... Yanındakiler de onların köle olduklarını ve bu yüzden küpe taktıklarını söylemişler. Bu forumda haksız yere birçok kez eleştirilen bir kişi olan Yavuz'un cevabı ne olmuş peki? "Madem ki onlar köle oldukları için küpe takıyorlar... O zaman tez benim de kulağımı delin; ben de Allah'ın kölesiyim..."

BOZ-OK
11-18-2006, 02:09 PM
Bence goruslerinde gerceklik payi buyuk... Muhtemelen haklisin...

doranos
11-19-2006, 02:42 AM
Konuya ben de biraz katkida bulunayim. Yabancilarin gozuyle Yavuz;
http://bpun.unine.ch/icono/JPG02/POET5.118.jpg

bu ne resim böyle bıyığı yana koymuşlar!!:shock: :D

yavuz
11-19-2006, 02:48 AM
bu ne resim böyle bıyığı yana koymuşlar!!:shock: :D

O bir yana da birşey dikkatimi çekti Venediklilerin resminde; Yavuz'un boynunda aynen diğer resimdeki gibi kocaman bir kolye var. Ayrıca sağ kulağında küpe de görünmüyor, solunda olması büyük bir olasılık. Demekki "Yavuz Sultan Selim'in değildir" denilen resim Yavuz'undur...

kurshad
11-19-2006, 02:53 AM
bu ne resim böyle bıyığı yana koymuşlar!!:shock: :D

Sultan Selim'i biyigi takmaymis demek ki :lol:

Zaten boynunda kolye, kulaginda kupe... :lol: Ustune bir de takma biyik..

erk
11-19-2006, 10:29 AM
"Türkmen katli" bazılarının belli bölgelerinden uydurdukları bir yalandır! Bir katliam varsa alevilere yapılmıştır... O aleviler de(hepsi değil) İran yanlısı oldukları için öldürülmüşlerdir.

Baş kaldıranın başını kesmek caizdir!
Şeriatın kestiği parmak acımaz...

Aleviler Turklerin hasidir. Bence biraz daha kitap oku kendini gelistir, ulku ocagindan direkt firladigin belli oluyor. Tarihin yanlisi yanli olmayani olmaz. Tarih tarihtir.

yavuz
11-19-2006, 10:31 AM
alevi türkün hası veya değil... bu önemli değil. türkmen katli dediğiniz şey, asilerin öldürülmesidir.

erk
11-19-2006, 10:52 AM
alevi türkün hası veya değil... bu önemli değil. türkmen katli dediğiniz şey, asilerin öldürülmesidir.

Padisah da kul degilmi ? Benim icin halk daha onemldir. Seni bilmem ama ben padisah soyundan gelmiyorum soyum Yoruktur. Once halk gelir toplum gelir. Devletin bekaası elbette onemlidir ama sen kendi ozune bu sekilde davranarak atalarina ihanet etmis olursun. Katledilenler Rum, Ermeni v.b degil, ki hickimsenin katline sicak bakmam ama senin ozunse o zaman sorun buyuktur.

XAN
11-19-2006, 10:57 AM
Aleviler Turklerin hasidir. Bence biraz daha kitap oku kendini gelistir, ulku ocagindan direkt firladigin belli oluyor. Tarihin yanlisi yanli olmayani olmaz. Tarih tarihtir.

''Aleviler Turklerin hasidir.'' Bunu O okudugun kitaplarmı yazıyor!

erk
11-19-2006, 11:05 AM
''Aleviler Turklerin hasidir.'' Bunu O okudugun kitaplarmı yazıyor!

Alevilik de eski Turk gelenekleri korunmustur. Bu arada ben Sunniyim, Alevi degilim. Ama objektif olmaya calisiyorum, her konuda "ya ben degil o hakliysa" diye bakarim. Turk orf ve adetleri eger hakliysa ezilenin magdur olanin yaninda yer almayi gerektirir, guclunun ve emperyalistlerin karsisinda. Biz boyle gorduk!

XAN
11-19-2006, 11:14 AM
Alevilik de eski Turk gelenekleri korunmustur. Bu arada ben Sunniyim, Alevi degilim. Ama objektif olmaya calisiyorum, her konuda "ya ben degil o hakliysa" diye bakarim. Turk orf ve adetleri eger hakliysa ezilenin magdur olanin yaninda yer almayi gerektirir, guclunun ve emperyalistlerin karsisinda. Biz boyle gorduk!

Zaten size alevisiniz demedim. Alevilerin de eski Turk geleneklerini Koruduguna inanmıyorum. Yazdıklarınızı Okudum hiçte Objektif degilsiniz Hep yanlı yazıyorsunuz Objektif olmak birilerini karşına almak değildir. Madem Objektifim diyorsunuz O zaman alevilere gösterdiginiz hassasiyetin cok az kısmınıda O ülkücü dediginiz kesim içinde kullanınız...

gurkan
11-19-2006, 12:00 PM
Görülen İhtiyaç üzere Osmanlı Arşiv Belgeleri de olmak üzere bu konu ile ilgili bilgilendirici bir bilimsel çalışmayı tek tek yazarak sizlerle paylaşmaktayım.

Yavuz Sultan Selim Han'ın Alevi Katliamı yaptığı söylenmektedir. Bu doğru mudur ?

Topkapı sarayı Müzesi Arşivi; N: 6522,6636,5321,5035,3062,5812,Solakzade,359 vd,Ali,Künh'ül Ahbar; Esad Efendi , n 2162 vrk, 233/a vd;Hoca saadettin efendi; Tacüt Tevarih,c. II sh 245 vd; Koca Müverrih, Bedayi ,c.ıı vrk,452/a-b;Uzunçarşılı,Osmanlı Tarihi, c.ıı,sh 225-231,253-270

Osmanlı Padişahları müslümandırlar ve kendi idare ettikleri devlette de İslam Hukukunu tatbik etmişlerdir. İslam Hukuhunda ise; Kafirlerle yapılan savaşlarda dahi katliam yani soykırım yapmak yasaktır.Zira Hz.Peygamber ,savaş halinde dahi,çocuklar,kadınlar,din adamları, ve yaşlılar gibi yedi grup insanı katletmenin caiz olmadığını bütün komutanlarına emir olarak vermiştir. Kaldi ki dinde ilim sahibi maneviyatı yüksek olan Yavuz'un dinin yasakladığı katliamı ve hem de müslümanım diyen bir gruba karşı yapmış olması mümkün değildir. Ancak tarihi olayları doğru öğenmek şarttır.

Erdebil şeyhlerinden Şeyh Cüneyd şeyhliğine şahlık katmak istemiş muvaffak olamayarak 1456 yılında katl edilmiştir. Yerine geçen oğlu Şeyh Haydar da aynı gayeyi devam ettirmiş ve Anadolu'yu şialaştırmak metodunu kullanarak şahlığını pekiştirmek istemiştir. Kucaklarında büyüdüğü Akkoyunlu Devletine de hıyanet edince , Yakup Bey tarafından 1488 yılında o da öldürülmüştür. Yerine geçen Şah İsmail ise , Erdebil Sofuları ve Halifelerini Anadolu'ya göndererek ,Hem Anadolu'yu şialaştırmaya ve hemde böylece Anadolu'yu Hakimiyeti altına almayı hayatının gayesi edinmiştir. Nitekim temkinli davranmayan Akkoyunlu Devleti;torunları olan Şah İsmail tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Akkoyunlu Devletini ortadan kaldıran ve şeyhliği ve hem de şahlığıyla Anadolu üzerine yürüyen Şah İsmail; halifeleri vasıtasıyla Anadolu'yu tam bir anarşiye sürüklemekte maalesef muvaffak olmuşlardır. 1507 yılında üzerine yürüdüğü Alaüddevle Bey'in mağlubiyeti üzerine Elbistan, Harput; ve Diyarbekir'i yakmış ve yıkmıştır. Bu arada Erdebil sofularıda Anadolu'da anarşi çıkarmaktadırlar. Şah İsmail'in taraftarı olan askerler ,kırmızı çuhadan taçlar giydiklerinden dolayı onun taraftarı olan herkese Sürhser yani Kızılbaş denmiştir. Şah İsmail'in halifelerinden olan Rumiyeli Nur Ali Halife başkanlığındaki Erdebil sofu ve müritleri,Tokat'a saldırdılar ve yüzlerce insanı kılıçtan geçirdiler. Şehzade Ahmed Üzerlerine ordu göndermişse de maalesef başarılı olamamıştır.

Bu arada Antalyalı Hasan Halife ve Oğlu Şahkulu veya Osmanlı Tarihçilerinin ifadesiyle şeytankulu eliyle Anadoludaki Alevileri Osmanlı Devleti aleyhinde teşkilatlandırmaya başlamıştır. Antalya'dan Manisa'ya dönen Şehzade Korkut'un hazinesini vuran Şahkulu , Bununlada yetinmeyerek Antalya'yı basmış , baş kadı ve çok sayıda insanı katletmiştir. Bundan sonra sırasıyla Kızılcakaya, İstanos, Elmalı, Burdur, ve Keçiborlu kasabalarını yakıp yıkan Şahkulu Kütahya'ya kadar gelmiştir. Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmed paşa'da öldürülenler arasındadır. Amasya'da bir araya gelen 20 000 Erdebil sofuları çevrede dehşet katliamlar yapmışlardır. Bunların yaptığı katliamlardan dolayı Erzincan ve Erzurum 20-30 yıl harabe olarak kalmıştır. Çubukova'da 1511 yılında şahkulu'nun bir okla öldürülmesinden sonra da Şiilerin Anadolu'daki tahribatları devam etmiştir. Osmanlı Kaynaklarının yanında Bölge halkını nasıl zulmetiklerini Diyarbekir ve çevresindeki Kürt beylerinin mektupların da da öğrenmekteyiz.

"Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz.Bizim beldemiz kızılbaş diyarına yakındır,komşudur ve hatta karışıktır.Nice yıllar bu mühidler ,bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. Sadece İslam Sultanına muhabbet olduğumuz için, bu inancı saf insanları o zalimlerin zulumlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. Sizin inayetleriniz olmazsa, biz kendi başımıza müstakil olarak karşı çıkamayız."

BOZ-OK
11-20-2006, 12:14 AM
Osmanlı Padişahları müslümandırlar ve kendi idare ettikleri devlette de İslam Hukukunu tatbik etmişlerdir.

Dogrudur, han-i cihan Osmanli padisahlari hic bir zaman Seyhulislam fetvasi almadan is yapmamislar ve Islam hukukunu bi hakkin tatbik etmislerdir... Kardes katli icin bile fetva almayi ihmal etmemistir o halife-i mu'mininler... Huner-i seriatta mahir idi o cennet mekanlar....:cool:


Bu arada Antalyalı Hasan Halife ve Oğlu Şahkulu veya Osmanlı Tarihçilerinin ifadesiyle şeytankulu eliyle Anadoludaki Alevileri Osmanlı Devleti aleyhinde teşkilatlandırmaya başlamıştır.


Bak su Seytankulu zindiginin yaptiklarina... Padisah-i cihana mukavemet etmek elbette ki katli vacib kilar dinen... Bu arada, belirtmek lazim ki, Osmanli tarihcileri de tarafsiz ve ilmi tarih kayitlari ile meshur idiler butun alemde, boyle buyuk tarihcileri vardi Devlet-i Ali Osman'in...:cool:

Osmanlı Kaynaklarının yanında Bölge halkını nasıl zulmetiklerini Diyarbekir ve çevresindeki Kürt beylerinin mektupların da da öğrenmekteyiz.

"Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz.Bizim beldemiz kızılbaş diyarına yakındır,komşudur ve hatta karışıktır.Nice yıllar bu mühidler ,bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. Sadece İslam Sultanına muhabbet olduğumuz için, bu inancı saf insanları o zalimlerin zulumlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. Sizin inayetleriniz olmazsa, biz kendi başımıza müstakil olarak karşı çıkamayız."


Beli... Bildik ve tasdik eyledik... Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri Kurd tebasina karsi pek musfik idi... Ve dahi, Kurd tebasi da kendilerini cok sever ve devletine bagli idi... Boyle bir sulh ve sukun ve dahi birlik devleti idi Devlet-i Ali Osman....Mekani cennet olasi Kurd beyleri de, o asi ve vahsi ve dahi mulhid kizilbas Turkmenlerin katli ve belanin defi konusunda devlet-i aliye her turlu yardimi gostermekte bir lahza tereddut eylememislerdir... Boyle musfik ve sevilen bir padisah idi Yavuz Sultan Selim Han....Mekani cennet olsun, nur icinde yatsin...:cool:

yavuz
11-21-2006, 09:43 AM
Dogrudur, han-i cihan Osmanli padisahlari hic bir zaman Seyhulislam fetvasi almadan is yapmamislar ve Islam hukukunu bi hakkin tatbik etmislerdir... Kardes katli icin bile fetva almayi ihmal etmemistir o halife-i mu'mininler... Huner-i seriatta mahir idi o cennet mekanlar....:cool:


Büyükler anlatır...

Yavuz Sultan Selim, Hasancan Çelebi'ye "Ben Peygamber Efendimizin izni olmadan hiçbir sefere çıkmadım" diye yemin etmiştir...

yavuz
11-21-2006, 09:56 AM
Hafız Mehmet, Akkoyunlu sarayının mescidinde görev yapan kendi halinde bir müezzindir. Ancak onda öyle bir ses vardır ki, bülbüller bile imrenir. Kâh volkanlar gibi coşar, kâh akar sular gibi. O yanık Kahire aksanı ile okumaya başladı mı, dinleyenler bir hoş olur. Cemaatin gözleri dolar, yanaklardan sıcak damlalar kayar.

Şah İsmail'in fitne kaynattığı günlerde doğu Anadolu'da cinayetler, baskınlar birbirini izler, halk canından bezer. Geceleri kapı sürgüler, camlara kepenk çekerler. Havada tarifi zor bir ağırlık vardır. Hani sıkıntı, kasvet karışımı bir şey. Kargaşa gitgide büyür ve gün gelir Akkoyunluları da sarar. Öyle çok cami yıkılır ve öylesine mâsum katledilir ki, görenler haçlı geçti sanır.

İşte Yavuz'un 'İslam âlemine birlik' parolasıyla yola çıktığı demlerde Hafız Mehmet Tebriz'e gider. Büyük Veli Kemâleddin Erdebili'nin hizmetine girer.

Çaldıran zaferinden sonra Erdebili Hazretleri'nin ziyaretine gelen Sultan Selim'in gözü onca insan arasında Hafız Mehmed ile oğlu Hasan'a takılır. Bunlar isimsiz insanlardır, ancak yüzlerinde iç ferahlatan bir samimiyet vardır. Birden kanı kaynar ve niye öyle yapar bilemez, onları İstanbul'a davet eder. Hafız Mehmed'in işi bellidir: Müezzinlik! Hasan Can'ı ise yanına alır, nedim edinir. İlerliyen günlerde yanılmadığını görür. Bu genç sıradan biri değil, hem gönül ehli, hem âlimdir. Bir çok lisan bilir. İkisi arasında tarifsiz bir yakınlık başlar. Sırdaş, yoldaş olurlar. Hani o, beyninden geçenleri kafatasından saklayan Selim sadece ona açılır.

BEKLENEN RÜYA

Yavuz'un Mısır seferine niyetlendiği günlerdir. Evet Son Abbasi Halifesi Mütevekkilallah'ın gücü yoktur, ancak yine de onu incitmekten çekinir. İbn-i Kemâl Paşa ve Zembilli Ali Efendi, Sultanı iknaya çalışırlar. Evet bu seferin lüzumuna herkesten çok o inanır, ama yine de huzursuzdur. Yemekten içmekten kesilir, uykuyu dağıtır. Sabahlara kadar ibadet eder, buruşuk kağıtlara karışık şekiller çizer. 'Ah!' der, 'Ah bir işaret gelse.'

İşte uykusuz geçen bir gecenin ardından Hasan Cana sorar:
-Nerelerdeydin?
-Azıcık dalmışım efendim.
-Öyleyse rüyanı anlat.
-Dikkate değer bir rüya gördüğümü hatırlamıyorum.
-Olacak iş mi yani, bir insan uyusun da rüya görmesin. İyi düşün görmen lâzımdı!

Hasan Can çıkar. 'Tuhaf' der, 'Sultan bir işaret bekliyor ama ne?' Tam o sırada bir başka Hasan (Kapıcıbaşı Hasan Efendi) yaklaşır. 'Ben' der 'garip bir rüya gördüm, ama şimdi bunu nasıl anlatmalı sultana?'

Hasan Can onu adeta aparır, koparır, çıkarır Yavuz'a. Sultan 'buyur!' der, o başlar anlatmaya:
-Hünkârım akşam çadırınızın önünde nöbetteydim. Bir ara içim geçti. Ya da öyle olduğunu sanıyorum. Zira mekân aynıydı ve ben ayaktaydım. Baktım dört atlı çadıra yaklaşıyor. Hemen davrandım, önlerine çıktım. Güya 'Kimsiniz, necisiniz?' diye sorgulayıp çevirecektim onları. Ancak vuruldum sanki. Dondum kaldım. Atlar çok asildi ve yere basmıyorlardı. Süvariler hem çok heybetli, hem çok sevimliydiler. Bırakın hesap sormayı, eteklerine kapanmak, ellerini öpmek için yanıp tutuşmaya başladım. Esrarengiz ziyaretçiler hünkârımızı sordular. Çadırdan ışık sızıyordu. 'Meşgul olmalı' dedim. Öndeki 'İyi' dedi, 'Rahatsız etme. Sabahleyin geldiğimizi söylersin. Biz Server-i Kâinatın eshabındanız. Efendimiz Selim Han'a selâm söyledi ve buyurdular ki: Haremeynin hizmeti kendisine verildi!' Ve geldikleri gibi uzaklaştılar. Bir anda ufukta kayboldular. Sancakları ışıklı izler bıraktı. Tam 'bunlar kim ola?' diye düşünüyordum ki bir ses 'Nasıl tanımazsın' dedi. 'Öndeki Hazreti Ebubekir, yanındakiler, Ömer, Osman ve Ali! Radıyallahüanhüm ecmain.

Yavuz heyecanlıdır. Rüyayı tek kelimesini kaçırmadan dinler ve nedimine döner. 'Bilir misin Hasan, biz emir olunmadıkça kıpırdamayız. İşte şimdi tamam. Artık çıkabiliriz yola.'

SİNA DENEN BELA

Sina Çölü kelimenin tam mânâsı ile belâdır. Yer sarıdır, gök sarı. Güneş tepsi kadar iri, hava toz yüklüdür. Kum dağları biteviye yer değiştirir ve klavuzlar dönektir. Sonra çölün tek vahası yoktur. Molalar ayrı derttir. Sıcak kum vücudu kuşatır ama, kumun az altı yılan, çiyan kaynar. Kunduralardan akrepler çıkar. Kaypak zemin yorucudur. Dahası toplar, çadırlar, hasırlar Yerinden kıpırdamayan ağırlıklar.

İşte askerin tâkâtını zorladığı anlardan birinde Yavuz Selim atından atlar, yürümeye başlar. Eh sultanın yürüdüğü yerde, hayvanına binmek kimin haddine? Bu işe mana veremeyen vezirler önceleri susmayı dener, yutkunup dururlar. Yavuz'a tek kelime söyleyemezler ama, güçleri Hasan Can'a yeter. Fırsatını bulup çevirirler. 'Yetti gayri!' derler, 'Astırırsanız astırın, kestirirseniz kestirin! Ama itirazımız var!'
-Neye?
-Askeri yürütmenize!
Hasan Can mânâlı mânâlı güler. Önce boynu bükük, gözleri yarı kapalı yürüyen sultanı gösterir, sonra vezirlerin kulağına eğilir 'Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem yaya olarak yol gösteriyor' der, 'eğer yakışır diyorsanız, binelim atlarımıza'

İnanın imdad-ı İlahi ortadadır. Nitekim hiç olmadık şeyler olur. Orduya kara kara bulutlar gölge yapar, sahraya görülmedik yağmurlar yağar. Bu çölü 13 günde geçen ikinci bir ordu yoktur. Anlaşılan o ki, halifelik İslam'ın zinde gücüne bahş olmaktadır. Türk'e!

CEZA MI, CAİZE Mİ?

Bir gün Yavuz, Hasan Can'a 'Biliyor musun?' der, 'Bu gece Muhammed Bedahşi Hazretlerini gördüm. Beyaz bir elbise giymiş, yolculuğa hazırlanıyordu.' Hasan Can gayri ihtiyari 'Ahiret yolculuğu olsa gerek' der. Yavuz'un bu cevaba canı sıkılır. 'Sen bilmez misin?' der, 'Rüyalar tabire bağlıdır. Eğer Şeyh'e bir hal olursa gözüme gözükme!'

Çok geçmez. Muhammed Bedahşi hazretlerinin vefat haberi gelir. Sultan Halimi Çelebi'ye döner: 'Şimdi ben bu Hasan'ı cezalandırmaz mıyım?' der. Halimi Çelebi 'A be çocuk niye ağzını tutmazsın' gibilerden teessürle bakar. Lâkin Hasan Can hâl ehlidir, rahattır. 'Araştıralım efendim' der, 'Eğer benim tabirimden sonra vefat ettiyse, cezaya hazırım, ama önce vefat ettiyse sultanımız bu fakire bir caize (hediye) verse gerek'

Araştırırlar. Hasan Can haklı çıkar. Sultan çıkarır kaftanını, ona bağışlar. Dahası keseler dolusu altın verir. Hasan Can kaftanı sırtına alır, ama altınları fakir fukaraya dağıtır. Sevabını bağışlar Bedahşi Hazretlerinin nurlu ruhuna.

'NASIL BRE?'
Mısır seferine çıkacakları gün kayıkla Üsküdar'a geçerler. Nedendir bilinmez Sultan, yoldaşına takılır. 'Hasan Can kahvaltı yaptın mı?'
Hasan Can cevap verir 'Beli (evet) sultanım!'
-Yumurta seversin değil mi?
-Beli sultanım!

Aradan yıllar geçer. Yollar, muharebeler, insanlar, şehirler... Nihayet Mısır seferi biter, İstanbul'a gelirler. Şimdi yine sandaldadırlar. Ama bu kez yönleri Sarayburnu'nadır. Sultan ansızın Hasan Can'a döner 'Nasıl bre?'
Cevap ışık hızıyla gelir: 'Rafadan sultanım!'
Birlikte düşünmek, beraber hissetmek... 'Hemhâl olmak' denilen şey bu olsa gerek.

Hasan Can Hazretleri Bursa Yeşil Türbe haziresinde medfûndur.

Kaynak: Huzura Doğru

yavuz
11-21-2006, 09:59 AM
Yavuz Sultan Selim, hayatının son demlerinde yanından ayırmadığı doktoru Hasan Can'a hasta yatağında bulunduğu bir sırada:
— Hasan, beni nasıl görüyorsun, dedi.

Hasan Can:
— Sultanım Allah'a kavuşmak zamanıdır. O'na yöneliniz! dedi.

Yavuz:
— Ya Hasan bunca zamandır sen bizi kiminle sanıyorsun? Allah'a karşı bir kusurumuz mu var? dedi.

Hasan Can:
— Sultanım hiç bir zaman sizin için öyle düşünmedim ve düşünmem. Yalnız şu var ki her zamanki halinizle şimdiki haliniz mukayese edilemez... Ben bu bakımdan size hatırlatmak istedim, demişti ki; Padişahın ağzından artık son defa Lailahe illallah, Muhammedün Resûlüllah dediği duyuldu.

Yavuz Sultan Selim şehadet getirerek ruhunu teslim etti.

BOZ-OK
11-21-2006, 10:10 AM
Bu menkibe Yavuz Sultan Selim threadinda vardir... ;)

Hanedan
11-21-2006, 11:51 AM
hoyt ne diyorsun sen bre deyyuz zuhahaha :lol: hani osmanlı zamanında derlerdi ya ondan dedim yoksa küfür anlamında kullanmadım yanlış anlama Hanedan ;)

Vallaha sert erkekler küpe takmaz diyorsan sakın benimle tanışma derim :P

(hoyt ne diyorsun sen bre deyyuz zuhahaha)
Aynen iade edilmiştir.
Şakasını dahi sevmem bu lafların.Bu da öbür kulağına küpe olsun...

Aybike
11-21-2006, 12:49 PM
Geçen gece alman ZDF kanalında ALEVİLER konuştu..90 dakikalık bir belgesel türü programdı...
Hırsımdan ağladım..Bir ülke bir ırk anca böyle aşağılanabilrdi..Yazıklar olsun..
birileri alevi sunni dalaşı yaşatacak gibi hazır olun..Düğmeye başılmış...

yavuz
12-09-2006, 03:15 PM
yavuz sultan selim, tebdili kiyafet yapmis, kuslar çarsisi'ni geziyormus.
avcilar avladiklari kuslari, tuzakçilar yakaladiklari maharetli, egitimli, güzelim kuslari satiyorlar.
bir ara gözü kekliklere ilisir padisah'in.
bir grup kekligin üzerinde, "tane isi satis fiyati 1 altin" yaziyor.
hemen yani baslarinda asili, adeta altin kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyati; 300 altin.
padisahin gözü 300 altinlik keklige takilir.
"hayirdir" der saticiya, "bunun digerlerinden ne farki var ki, bunlar 1 altin, bu 300 altin?"
satici, "bu keklik özel egitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüsünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun
etrafina dolusuyor" diyor."tabii bu arada avcilar da o etrafa dolusan keklikleri daha rahat avliyorlar" diye ekliyor.
"satin aliyorum" diyor padisah, "al sana 500 altin..."
parayi veriyor; hemen oracikta kekligin kafasini kesiyor.
adam sasirip, "ne yaptiniz, en maharetli kekligin kafasini koparttiniz, yazik degil mi" diye dövünürken;
padisah gürlüyor:
"bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. bunun akibeti er veya geç budur."

SeYYaH_tr
12-10-2006, 12:23 AM
yavuz sultan selim, tebdili kiyafet yapmis, kuslar çarsisi'ni geziyormus.
avcilar avladiklari kuslari, tuzakçilar yakaladiklari maharetli, egitimli, güzelim kuslari satiyorlar.
bir ara gözü kekliklere ilisir padisah'in.
bir grup kekligin üzerinde, "tane isi satis fiyati 1 altin" yaziyor.
hemen yani baslarinda asili, adeta altin kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyati; 300 altin.
padisahin gözü 300 altinlik keklige takilir.
"hayirdir" der saticiya, "bunun digerlerinden ne farki var ki, bunlar 1 altin, bu 300 altin?"
satici, "bu keklik özel egitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüsünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun
etrafina dolusuyor" diyor."tabii bu arada avcilar da o etrafa dolusan keklikleri daha rahat avliyorlar" diye ekliyor.
"satin aliyorum" diyor padisah, "al sana 500 altin..."
parayi veriyor; hemen oracikta kekligin kafasini kesiyor.
adam sasirip, "ne yaptiniz, en maharetli kekligin kafasini koparttiniz, yazik degil mi" diye dövünürken;
padisah gürlüyor:
"bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. bunun akibeti er veya geç budur."


Kürtlerde soyuna ihanet etmişmidir acaba?

yavuz
12-10-2006, 03:54 AM
Kürtlerde soyuna ihanet etmişmidir acaba?

Onu bilmem ama Yavuz Sultan Selim, kendi milletini sürüp de oraya Kürtleri yerleştirecek bir hain değildir! Büyük bir cezalandırma yapmıştır, evet... Ama onu da İran yanlısı gruplara ve "küheylan beyleri"ne yapmıştır!

yavuz
12-10-2006, 10:45 AM
Bu amac nerede yaziyor ya da acaba sonuclari ne olmus elinde bir belge var mi? Ustelik Turkmen katli bir gercektir. Gunumuzde Turkiye Turklerine en yakin olan Azerbaycan Turklerinin Sii oldugunu biliyormusun? Bu sekilde ithamlar bizi onlardan uzaklastiracaktir.

ÇALDIRAN SAVAŞI
Yavuz Sultan Selim, babası Sultan İkinci Bayezid ve kardeşleri ile taht mücadeleleri vererek tahta çıktığında, Osmanlı Devleti sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Bu bunalımlı dönemin en büyük sebebi Doğu'daki Şii-Safevi Devletiydi. Bu devletin ortadan kalkmasıyla huzur sağlanacak ve Türkistan yolu Osmanlılara açılacaktı. Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı doğudaki bütün Türk İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıktı. Osmanlı kuvvetleri, Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşüne devam etti. Çaldıran'da 23 Ağustos 1514'te yapılan savaşta Osmanlı kuvvetleri büyük bir zafer kazanırken, Safeviler bozguna uğradılar. Şah, kaçarak hayatını zor kurtardı. Yavuz yoluna devam ederek Tebriz'e girdi. Şehirdeki birçok sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderildi. Bu zafer sonucunda Şah İsmail eski prestijini kaybetti. Bu sayede Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir tehlike kalmamış oldu. 15 Eylül 1514'te de Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz'un amacı, kışı orada geçirip, baharda İran'ı tümüyle almaktı. Ancak şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gidildi. Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı. 12 Haziran 1515'de kazanılan Turnadağ zaferi ile Dulkadiroğlu beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı hakimiyetine girdi. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.

*Aslında bu amaç, rastladığım kaynakların büyük çoğunluğunda aynen geçmektedir...

yavuz
12-23-2006, 02:14 AM
...Sefer hazırlığı esnâsında, şehzâdeliğinden beri tespit ettirdiği bozguncuları, memleket aleyhinde çalışanları sürgün, hapis ve gerekli olan cezâlarla cezâlandırdı. Sultan Selim Hanın, âsi, hâin ve ahlaksızları Anadolu ve Rumeli’den temizlemesi, Türkiye’nin birlik ve berâberliği, ülke bütünlüğü için çok yerinde, isâbetli bir karar oldu. Bu arada sefer hazırlıklarını tamamlayan Yavuz, 20 Nisan 1514’te Üsküdar’a geçerek, ordu-yu hümâyun ile İran Seferine çıktı. Anadolu’dan takviye kuvvetler alınarak ilerlendi. Şah İsmail, yiğitlik harcı olan er meydanına dâvet edildi. Meydana çıkmayınca, Sâfevî topraklarına girildi. Şahın, Sultan Selim Hana karşı ülkesini müdâfaa etmemesi üzerine, ikinci bir nâme gönderildi. Bu nâmede; Osmanlı ordusunun uzun bir yoldan gelip epeyden beri muhârebe için ordu aramasına rağmen meydana çıkan olmadığı, pâdişâhların ellerindeki memleketlerin nikâhlıları olduğu, erkek ve yiğit olanın onu nâmahreme dokundurtmayacağından bahsedilerek, miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giymesi tavsiye edildi. Kadın elbiselerinden hırka, şal ve çarşaf gönderildi. Osmanlı ordusunun aylardır yolda bulunması, sefer güzergâhını Sâfevîler çekilirken tahrip etmesi, Şah İsmâil’in ajanlarının faaliyetleri, Yeniçeriler arasında hoşnutsuzlukların çıkmasına sebep oldu. Sultan Selim Han, sefer bozguncularına, meselenin gâyet hassas olduğu bu safhasında aldığı kesin ve kararlı tedbirle mâni oldu. Çadırına ok atacak kadar ileri gidildiğinde, askere verdiği nutuk, harp psikolojisinin şaheserlerindendir. Bu nutukla; hedefe daha varılmadığını, seferden aslâ dönülmeyeceğini, cihad için çıkılan bu seferden hâtunlarını düşünenlerin dönebileceğini, yiğit olanın gelmesini isteyip, tek başına da olsa gideceğini, bütün heybet ve azametini göstererek, gür sesiyle söyledi. Sultan Selim Hanın nutku, asker arasında çok tesirli oldu ve ordu onu tâkip etti. Bu arada, Sâfevî ordusunun, Çaldıran Ovasında olduğu haberi alındı. Çaldıran’da mevzi alındı. Sultan Selim Han kumandasındaki Osmanlı ordusu ile İran Şahı İsmail-i Sâfevî kumandasındaki Sâfevî ordusu, 23 Temmuz 1514 târihinde Çaldıran Ovasında muhârebeye tutuştu. Çaldıran Ovasında yapılan meydan muhârebesi, Osmanlı zaferiyle neticelendi. Şah İsmâil-i Sâfevî tahtını, tacını ve hanımını muhârebe meydanında bırakarak, kaçtı (Bkz. ÇALDIRAN SAVAŞI, üstte...). Sâfevî başşehri Tebriz’e kadar ilerlendi. Şah İsmâil, İran içlerine kaçtı. Sultan Selim Han, Tebriz’e girip, şehirde kaldı. Tebriz’de Cumâ selâmlığı yapıp, hutbeyi aslına uygun olarak, dört halîfeyi zikrettirerek, adına okuttu. Tebriz’deki âlim, sanat erbâbı, tüccar âilelerini İstanbul’a gönderdi...

yavuz
12-23-2006, 01:02 PM
Buda hoşuma giden bir menkıbe... Gerçek olma ihtimali en düşük olan da bu sanırım:

Selim Han döneminde, İran hükümdarı Şah İsmail, kıymetli mücevherler ile dolu bir hediye sandığı gönderiyor, hünkâra.
Sandık açılır. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkar.
Fakat, sandık açılır açılmaz, etrafa pek fena bir koku yayılır.
Önce, hiç kimse bir anlam veremez, nadide mücevherler ile dolu
sandıktaki bu fena kokuya.
Sonra, mesele anlaşılır.
Sandığın dibine insan dışkısı doldurulmuş.

Yani, Şah İsmail, aklı sıra, cihan padişahına hakaret ediyor…(!)
Cihan padişahı emir verir, "herkes düşünsün, bu edepsizliğe, Osmanlı'nın şanına yakışacak şekilde bir mukabelede bulunmalıyız.“
Ve çözümü yine kendisi bulur.

Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatılır.
Sandığın içine, o zamanın en nefis gül kokulu lokumlarından hazırlanmış bir kutu yerleştirilir.
Kutunun altına da, bir satırlık yazıdan ibaret pusula (not) iliştirilir.
Hediye sandığı, itina ile süslendikten sonra, Şah İsmail'e gönderilir.

Sandık, Şah'ın huzurunda açılır.
Sandık açılır açılmaz, etrafa mis gibi gül kokusu yayılır.

Mücevher vs. gibi hediyeler takdim edildikten sonra, Osmanlı Elçisi –Şah’ın tedirgin olmaması için, önce kendisi tatmak kaydıyla- büyük bir saygı ve nezaketle, Şah İsmail'e lokumdan ikram eder.
Bilâhare, görevliler, huzurda bulunanlara teker teker ikram etmeye başlarlar, lokumdan.

Şah, bütün bu olup bitenlere bir anlam veremez.
Osmanlı Elçisi, Şah'ın şaşkınlığını gidermek için, lokum kutusunun altına iliştirilmiş mütevazı pusulayı uzatır.
Pusulayı okuyan Şah'ın yüzünde, bu sefer, şaşkınlığın yerini büyük bir utanç ifâdesi alır;
"İsmail, herkes yediğinden ikram eder."

Aybike
12-23-2006, 05:21 PM
süper....:))))

Alparslan
12-23-2006, 05:32 PM
Kim kendi kardesini milleti ugruna feda ederse o sultan ola...Sadece tahayyul ediniz agalar beyler, kardesinizi milletin dirligi icin feda etme emrini verdiginizi...

Qarama
12-12-2007, 04:11 AM
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=118020
...
Bütün bunlardan daha önemlisi Yavuz'un küpe taktığını söyleyen hiçbir tarih satırı, hiçbir belge yoktur.
Küpeli uydurma resimlerde ise resimdeki kişinin başında beyaz tülbent içinde kırmızı bir başlık ve üstünde de krallara benzetilmiş bir tac vardır. Bu tür kızıl börk ve tacı İran şahları kullanır. Osmanlı sultanları tac giymezler.

Kantura
12-12-2007, 04:18 AM
Yavuz Sultân Selim’in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur. Bu doğru mudur?

Konuyu bir kaç açıdan ele almakta yarar vardır:

1) İslâm Hukukuna göre kulakların küpe takılmak üzere delinmesi ve küpe takılması, kadınlar için câiz görülmüş; ama erkekler için câiz görülmemiştir. Bazı hukukçular, erkek çocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu tür bir olayın Hz. Peygamber zamanında yapıldığı halde yasaklanmadığını ileri sürmektedirler. Her hal ü kârda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve küpe takmaları, çoğu hukukçulara göre haram ve bazılarına göre ise mekrûhdur; yani kısaca câiz değildir.

İşte bu şer’î hükmü bilen Yavuz Sultân Selim’in kulağını deldirip küpe taktığına ihtimal dahi vermiyoruz. Zira Yavuz, Mısır Seferi dönüşünde oğlu Süleyman’ın süslü elbiselerini görünce, ‘Bre Süleyman, sen böyle giyinirsen, anan ne giysin?’ dediğini biliyor ve onun şahsî hayatında sade ve süsten uzak olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz. Yavuz, süs ve ihtişâmdan hoşlanmayan bir Padişahtır. Doğru olan resimlerinde, pala bıyıklar vardır; ancak küpe yoktur.

2) Şu anda Topkapı Sarayı’nın Portreler Bölümünde 17/66 numara ile 70 x 65 cm ebadında bulunan küpeli Yavuz Portresi ile Macar bir ressâma ait olduğu söylenen küpeli resme gelince; Evvela, Yavuz’un minyatürlerde ve elimizde bulunan resimlerinde, bunun gibi küpeli olan üçüncü bir resmi bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu resimler arasında resmî nakkaşlar tarafından yapılanları vardır. İkincisi, Yavuz’a isnad olunan, ama tamamen hayalî ve uydurma olan Avrupalı ve İranlı ressâmlara ait resimler çokça bulunmaktadır. Tarih kaynakları bu noktanın altını çizmektedirler. Bu küpeli resmin de, uydurma resimlerden biri olması kuvvetle muhtemeldir. Zira Sultânın kulağında küpe , boynunda incili madalyon, sarığında tac bulunmaktadır. Osmanlı Padişahlarının kıyâfetleri ile bağdaşmayan bu süsler, tablonun yakın tarihlerde yapıldığını göstermektedir. Zaten 1926 yılında Dolmabahçe Sarayından getirilmiştir. Dolma Bahçe Sarayına ne zaman konulduğu da bilinmemektedir. Üçüncüsü, bazı araştırmacılara göre, bu küpeli resim Şah İsmail’e aittir. Zira başında Şi’î Mezhebinin alâmeti olan kızıl börk ve bunun üzerinde İran Şahlarına mahsus taç vardır. Ayrıca küpe de Şi’a mezhebinde câiz görülmektedir.

3) Küpeli resmin Yavuz ’a ait olmadığı ortadadır. Ait olsa bile, son zamanların bazı ahlaksız insanlarının bunu, gay’liğe yorumlamaları, en az bu resmin Yavuz’a isnad edilmesi kadar yanlıştır. Doğru olsa bile böyle yorumlanmasının mantıksızlığını, iç oğlanı meselesinde uzun uzadıya açıklamış bulunuyoruz. Kaldı ki, bazı kölelerin, kölelik alâmeti olarak kulaklarına küpe taktıkları bilinmektedir. Tek kulağında olduğu hiç mevzubahis dahi edilmemiştir. Bazı yazarlar, Yavuz’un bu küpesini Allah ’a kul olma özelliği olarak taktığını ve bununla Cihan hâkimi olmasına rağmen âciz bir kul olduğunu göstermek istediğini anlatmaya çalışmışlardır. Bize göre bu yorumlar kısmen zayıf yorumlardır. Zira küpeli resim hadisesi doğru görünmemektedir. Fakat kölelerin küpe taktıkları doğrudur. Bu arada, küpenin bir Türk töresi olduğunu ifade eden yazarlar olduğu gibi, Yavuz’un Şah İsmail’in askerlerine şirin gözükmek için taktığını iddia edenler de bulunmaktadır.


Kaynaklar:
- İbn-i Âbidin, Redd’ül-Muhtâr, c. VI, sh. 420;
- Heyet, Resimli-Haritalı Mufassal Osmanlı Tarihi, İstanbul 1958, c. II, sh. 717, 719, 725, 731, 739, 788;
-Gönenç, Halil, Günümüz Meselelerine Fetvâlar, İstanbul 1983, c. II, sh. 164;
-Dirier, Ayten, “Yavuz Selim Küpeli miydi?”, Zafer Dergisi, Haziran 1995, sayı 222, sh. 28-29; ---
-Kuşoğlu, M. Zeki, Tılsımdan Takıya, İstanbul 1998, sh. 52 vd.;
- Bardakçı, İlhan, Tarihten Bugüne 1982, İstanbul 1983, sh. 121-122.

Kantura
12-12-2007, 04:19 AM
Allah'ın kulu olduğunu manasını taşıyan küpesi, kendisinin isteğiyle Mısır seferi sırasında takılmıştır. Yavuz Sultan Selim, Mısır'ı fethettiğinde bakıyor ki insanların kulaklarında küpeler var . "Bu küpeler ne?" diyor. Renk renk küpeler; bir kısmı siyah küpe, bir kısmı beyaz küpe. Bir kulaklarına bir küpe takmışlar; siyah, demirden küpe. "Bu" diyorlar, "Siyah olanlar Süleyman Paşa'nın kulları; beyaz olanlar Hasan Paşa'nın kulları" (Bunlar hep Paşaların kullarını tanımak için kulaklarına taktığı şey.) "Getirin!" diyor "Hangi renk yok, o renkten bir tane de benim kulağıma takın" diyor. "Eeee" diyorlar, "Hangi paşanın rengini takacaksın?" "Ne paşası?" diyor "Orası var. Allah var. Onlar paşaların kulları olmaya devam etsinler. Ben Allah'ın kuluyum." diyor. Ve herkes Yavuz Sultan Selim'i küpeli olan o resmiyle görünce, "Allah Allah, ne biçim padişah bu!" diyorlar, "Gayri ciddi bir padişah, kulağı küpeli padişah." Oysa ki; orada çok derin bir mana var. O küpe onun Allah'ın kulu olduğunu ispat ediyor herkese.

yavuz
12-13-2007, 02:01 PM
Bu resmin Yavuz'a ait olmadigi konusunda, son zamanlarda benim de kafam karisik. Ama ben kupeli olup olmamasi yonuyle hic bakmadim bu olaya... Kupeli oldugu konusunda degisik rivayetler, hikayeler var... Kafama takilan su ki; Yavuz Sultan Selim, oglu Suleyman'a suslu giyinmesi uzerine "sen boyle giyinirsen, anan ne giysin Suleyman?" demistir ve her kaynakta mutevazi bir padisah oldugu yazilidir. Nasil oluyor da bu resimde elbisesi ve uzerindeki aksesuarlar son derece pahali ve tevazuya aykiri oluyor? Bu bakimdan, resmin Yavuz'a ait olmadigi dusunulebilir. Ancak soyle bir durum da var ki; Fatih'in bir elinde gul olan portresi uzerine yabanci bir ressamin "biz bu padisahi cizseydik, susler, oyle cizerdik, sizse elinde bir gulle tasvir ediyorsunuz" demistir. Yani, aslinda bu padisah Yavuz'dur, ama resim, yabanci bir ressamin elinden cikmis olabilir. Bilindigi uzre, Osmanli'da resim sanati gelismemis, Fatih de kendi portresini bir Italyan'a cizdirmistir...