PDA

View Full Version : Okuyun lütfen


oğuz
03-17-2006, 07:38 AM
Bu konulara forumda mümkün olduğunca girmemeye çalışsamda bu yazıyı görünce dayanamadım...
Okuyun lütfen...

......ili kırsalında teröristlerin dur ihtarına ateşle karşılık vermesi sonucu çıkan çatışmada.güvenli görevlisi şehit oldu.

Ya da

......ilinde devriye görevini yerine getiren ..aracına açılan ateş
sonucu..güvenlik görevlisi şehit oldu.

Ya da

......ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu.asker yaralandı..

Bu nasıl başlar biliyor musunuz?

Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının buharlaşıp uçtuğunu düşünürsünüz. Oluştuğu anda kuruyup giden ter damlacıklarından geriye kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her yanını kaplamıştır.

Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay kurumadığı için elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı avucunuzun içinde vıcık, vıcık oynar. Ter ile ıslanan çeliğin kokusu avucunuzun içine ve elinizi sürdüğünüz her yere siner.

Önünüzde yürüyen adamın, ayağının kuru toprakla her temas edişinde çıkan toz, ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes almanıza sebep olur.

Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden omuzlarınızı hissetmezsiniz. Kült ağrıları ancak çantayı sırtınızdan çıkardığınızda fark edersiniz.

Bastığınız her taş parçası, her çalı ve bir ayağınızın kaplayabildiği her yeryüzü parçasından çıkan sesi duyarsınız.

Yürüdüğünüz yerdeki her Ağustos böceğinin sesini, dallardaki kuşları, yüzünüzün etrafında ürkütücü devriye uçuşları yapan arıların kanat seslerini, ağzınıza ve yüzünüze ya da herhangi bir yerinizdeki küçük yaraların üzerine konmaya çalışan sineklerin vızıltılarını, ayağınızı bastığınız yerden havalanan yeşil çekirgenin küçücük cüssesine rağmen çıkardığı tok kanat sesini en ince ayrıntısına kadar duyarsınız.

Sonra, kendi teçhizatınızın ve önünüzdeki arkadaşınızın ve arkanızdaki arkadaşınızın teçhizatlarının çıkardığı düzensiz seslerin her birini ayrı ayrı duyarsınız.

Ve aynı anda önünüzdeki arkadaşınızın nefes alışlarını duyarsınız, öksürmesini ve hapşırmasını da duyarsınız.

Telsizinizden çıkan seslerin ve cızırtıların her biri ayrı ayrı katılır bu senfoniye.

Ter ve tozun birleşmesinden oluşan kaygan çamur, postalın içindeki tüm ayağınızı kaplamıştır, çoraplar önce su toplayıp sonra patlayan yerlere adeta bir deri gibi yapışmıştır.

En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı yıkayıp, çoraplarınızı değiştirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o anda.

Çünkü...

Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın arkasında sizi beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp bulmanız ve yok etmeniz gerekmektedir.

Bütün masumların hayatı ve huzuru size emanet diye, öğretmenler bayrak direğine asılmasın diye, kundaktaki bebekler kurşunlanmasın diye, binlerce yıllık emanete halel gelmesin diye kahpeliği ve ihaneti yok etmeniz gerekmektedir.

Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve şerefin üzerine yemin etmişsinizdir.

Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz, bayrağınız ve onurunuzdur.

İşte bu yüzden lükstür ayak yıkamak, çorap değiştirmek. İşte bu yüzden senfoniye dönüşmüştür bütün o düzensiz sesler güruhu.

Sonra!..

Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı kestiği gibi, makasın kâğıdı, pensenin bir hoparlör kablosunu kestiği gibi... Bir anda... Kuşların sesleri, arıların ve sineklerin vızıltıları, çekirgenin kanat sesleri hepsi bir anda biter.

Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı değil, gökyüzünü görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu anlamanız birkaç saniye sürer.

Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et kokusudur, yüzünüzün toprak parçalarıyla kaplandığını fark edersiniz, temizlemek için çalışmazsınız.

Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür ama kulağınızdaki çınlama ve uğultudan seslerini duyamazsınız. Sesleri yavaş yavaş duymaya başladığınızda ayağa kalkmaya çalışırsınız ama başaramazsınız.

Yine birkaç saniye sonra arkadaşlarınızın sesleri arasında "mayın" kelimesini ayırt eder ve kalkmaya çalıştığınızda ayağınızdaki yoğun ağrıyı fark edersiniz.

Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını hissedersiniz.

Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise parçalanmış pantolonunuzun ve kopmuş ayağınızın farkına varırsınız. İşte her şey o anda başlar.

Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra, nefesiniz biter. Sonra, yeniden nefes alırsınız ve yeniden bağırmaya başlarsınız. Sonra yine nefesiniz biter ve yeniden, yeniden ve yine...

Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size, "fazla bir şey yok, sadece küçük bir yara" gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadaşınız konuşurken de, helikopterle hastaneye götürülürken de artık bir ayağınızın olmadığını biliyorsunuzdur. Hep bir soru çınlar kafanızın içinde "neden ben, neden ben, neden ben ?"

Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde geçen yıllar sonunda, dizkapağınızın on iki santim altından takılı olan ve her akşam yatarken veya banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz takma bacak artık bir uzvunuz olmuştur.

Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakârlığınız sayesinde vatan var olacaktır. Sizin bir bacağınızın ne önemi vardır ki!

Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi havuza, denize giremeyecek olmanızın da hiç önemi yoktur. Vatan sağ olsun yeter.

Sonra birilerinin, sizin ödediğiniz vergilerle Fransız televizyonlarında, uğruna yarım kaldığınız vatan hudutlarını hiçe sayan programlara finans sağladığını okursunuz. Aynı dillerin bundan pişmanlık duymadıklarını söylediklerini de okursunuz.

Pamuk'ları, Dink'leri, okursunuz, Bizans çocuğuyum diyenleri duyar, Ali Kemallere tanık olursunuz, "koçlar gibi satanları"görürsünüz. .

Türk Bayraklarının yakıldığını, görürsünüz. Başlarına çuvallar geçirilip aşağılanarak elleri arkalarından bağlanan Türk askerlerini görürsünüz.

Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor seslerini, helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam yeminlerini duymayı beklersiniz ama duyamazsınız.

Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne örtülen çaputlara "bayrak" diyenleri görürsünüz, "uçaklarını çek", "valiyi çek" diyen başkanları ve karşılarında kekeleyen riyaseti görürsünüz.

Bu da yetmez Türk askerlerinin kendi mahkemeleriniz tarafından,"çete" diye suçlandığını, yargılandığını görürsünüz.

Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, öğretmene ateş eden, yol kesip soygun yapan, köy yakan, okul yıkan, mayın döşeyen teröristlerin sadece "ben bir şey yapmadım" demelerinin esas kabul edilip, "suçsuz" sıfatıyla serbest bırakıldığını görürsünüz.

Susanları, konuşması gerektiği halde susanları görürsünüz, konuşanlar her konuştuğunda, kekeleyenler her kekelediğinde ve susanlar her sustuğunda siz yeniden vurulursunuz, yeniden ölürsünüz her defasında.

Gövdenizden o toprağa akan kan, bu defa içinize akar, inandıklarınıza, uğrunda savaşarak kendi kanınızı akıtmak pahasına tertemiz tuttuğunuz değerlerinize akar.

Sizin kaya arkalarında, çalı diplerinde aradığınız ihanet gelir aklınıza, o mayınları yerleştiren eller gelir. Sorgulamaya başlarsınız: "Biz bu ihaneti doğru yerde mi aradık, kuyruğunda dolaştığımız yılanın başı, hep gözümüzün önünde miydi yoksa?"diye sorarsınız kendinize.

Onlara verilen maaş'ın sizin vergilerinizden ödendiğini, içinize sindiremezsiniz, uykularınız kaçar, neden bu vatanı sizin kadar sevmediklerini düşünürsünüz.

Bu vatan onların da vatanı değil mi?

Onlar da, tıpkı benim gibi namusun ve şerefin üstüne yemin etmedi mi? diye sorarsınız kendi kendinize.

Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on beş yaşında bir askeri okul öğrencisi iken her adımda söylediğiniz, beyninize ve yüreğinize nakşettiğiniz sözler gelir aklınıza": VATAN, SANA CANIM FEDA"

Geri kalan tüm hayatınızın ilk beş dakikası, böyle başlayacak işte ve hayatınız böyle devam edecektir. Son nefesinize kadar savaşacaksınız ihanetle, her şeye ve herkese rağmen, bu yolda ölene ya da bu ihaneti bitirene kadar.

Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen insanların neler yaşadığını, neler hissettiğini, size rağmen ve sizin için neler yaptıklarını, neler yapabileceklerini bilin istiyorum. Okuduğunuz ya da televizyonda duyduğunuzdan daha fazladır yaşananlar.

Yani aslında gazetelerin iç sayfalarındaki, minicik karelerde okuduğunuz;

"...ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu, bir güvenlik görevlisi yaralandı!" haberi aslında o kadar da kısa değildir.

Sizin, daha okuduğunuz gazetenin arka sayfasına geçerken unuttuğunuz, falanca mankenin otel odası maceralarına, ya da uyuşturucu komasından ölen oğluna "şehit" deyip Türk bayrağı örten kadının haberine ayırdığınızdan daha uzun zaman ayırmadığınız bu küçük haber, birileri için bir ömür boyu sürecek ve asla unutulmayacaktır.

Ve siz unuttuktan sonra da başka birileri, "ne için?" dendiğinde "vatan için" diyecekleri fedakârlıklarını size rağmen yapmaya devam edeceklerdir.

Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen, sizin rahatlığınıza, sizin vicdanlarınıza rağmen bu kahramanca fedakârlıklar ve bu ilk beş dakikalar yaşanmaya devam edecektir.

Asla unutmayınız başınızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandası kopan bacaklar, bedeli ise size rağmen bu vatan için akan kanlar, feda edilen canlar, sıcak yuvalarını, babalarının yüzlerini unutan küçücük çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.

Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin umurunuzda mı bilmiyorum, ama birileri bunları yaşadı, birileri hala yaşıyor ve emin olun yaşlı dünya döndükçe, Türk vatanı ve Türk Bayrağı için birileri daha tüm bunları yaşayacak.

Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yaşam biçimi bu. Masalarda oturup "aydınca" sohbetler etmeye hiç benzemiyor değil mi?

Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine koyasınız diye "siz" diyerek yazdım, sizin onlardan biri olamayacağınızı biliyorum.

"Siz" kim misiniz?
Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz!
Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz.
"Siz" de bilin ki biz asla unutmayacağız.

"VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN"

Oktay Yıldırım / Emekli Astsubay

Scofield
03-17-2006, 08:29 AM
diyecek tek bir kelime bulamiyorum. yok "off cok iyi makale" yok "off cok dokunakli" demek gibi bir aptallik da yapmak istemiyorum. Bir emekli astsubayin yazdiklari bana nasil dokundu anlatamam. bilmem sizlere nasil dokunda fakat öyle fena ve caresiz hissediyorumki bir "Turk" olarak. sizce caresiz mi hissetmeliyiz? yoksa internette bir forumda "caresiz olmayalim artik birsey yapmaliyiz" mi demeliyim? emekli astsubay amcam sesini kac yere duyurdu ki? peki ya diger askerler? onun gibi dusunen diger vatandaslarimiz?
Allah kahretsin diyecek tek kelime bulamiyorum. Sagol Oguz bu yazi icin.

Emrah
08-29-2006, 12:16 AM
Arkadaşlar ben bunu okudugumdan beri gözlerimden akan yas durmak bilmedi, birazda sizi aglatayim :(
--------------------------------------------------------------------------

İli kırsalında teröristlerin dur ihtarına ateşle karşılık vermesi sonucu çıkan çatışmada güvenlik görevlisi şehit oldu.

Ya da .....ilinde devriye görevini yerine getiren aracına açılan ateş sonucu..güvenlik görevlisi şehit oldu.

Ya da ......ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu asker yaralandı..

Bu nasıl başlar biliyor musunuz?

Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının buharlaşıp uçtuğunu düşünürsünüz. Oluştuğu anda kuruyup giden ter
damlacıklarından geriye kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her yanını kaplamıştır.

Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay kurumadığı için elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı avucunuzun içinde
vıcık, vıcık oynar. Ter ile ıslanan çeliğin kokusu avucunuzun içine ve elinizi sürdüğünüz her yere siner.

Önünüzde yürüyen adamın, ayağının kuru toprakla her temas edişinde çıkan toz, ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes almanıza sebep olur.

Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden omuzlarınızı hissetmezsiniz. Kült ağrıları ancak çantayı sırtınızdan çıkardığınızda
fark edersiniz.

Bastığınız her taş parçası, her çalı ve bir ayağınızın kaplayabildiği her yeryüzü parçasından çıkan sesi duyarsınız.

Yürüdüğünüz yerdeki her Ağustos böceğinin sesini, dallardaki kuşları,yüzünüzün etrafında ürkütücü devriye uçuşları yapan arıların kanat seslerini, ağzınıza ve yüzünüze ya da herhangi bir yerinizdeki küçük yaraların üzerine konmaya çalışan sineklerin vızıltılarını, ayağınızı bastığınız yerden havalanan yeşil çekirgenin küçücük cüssesine rağmen çıkardığı tok kanat sesini en ince ayrıntısına kadar duyarsınız.

Sonra, kendi teçhizatınızın ve önünüzdeki arkadaşınızın ve arkanızdaki arkadaşınızın teçhizatlarının çıkardığı düzensiz
seslerin her birini ayrı ayrı duyarsınız.

Ve aynı anda önünüzdeki arkadaşınızın nefes alışlarını duyarsınız, öksürmesini ve hapşırmasını da duyarsınız.

Telsizinizden çıkan seslerin ve cızırtıların her biri ayrı ayrı katılır bu senfoniye.

Ter ve tozun birleşmesinden oluşan kaygan çamur, postalın içindeki tüm ayağınızı kaplamıştır, çoraplar önce su toplayıp
sonra patlayan yerlere adeta bir deri gibi yapışmıştır.

En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı yıkayıp, çoraplarınızı değiştirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o anda.

Çünkü...

Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın arkasında sizi beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp bulmanız ve yok etmeniz
gerekmektedir.

Bütün masumların hayatı ve huzuru size emanet diye, öğretmenler bayrak direğine asılmasın diye, kundaktaki bebekler
kurşunlanmasın diye, binlerce yıllık emanete halel gelmesin diye kahpeliği ve ihaneti yok etmeniz gerekmektedir. Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve şerefin üzerine yemin etmişsinizdir.

Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz, bayrağınız ve onurunuzdur.

İşte bu yüzden lükstür ayak yıkamak, çorap değiştirmek. İşte bu yüzden senfoniye dönüşmüştür bütün o düzensiz sesler güruhu.

Sonra!..

Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı kestiği gibi, makasın kâğıdı, pensenin bir hoparlör kablosunu kestiği
gibi... Bir anda...Kuşların sesleri, arıların ve sineklerin vızıltıları, çekirgenin kanat sesleri hepsi bir anda biter.

Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı değil, gökyüzünü görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu anlamanız birkaç
saniye sürer.

Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et kokusudur, yüzünüzün toprak parçalarıyla kaplandığını fark edersiniz, temizlemek için çalışmazsınız.

Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür ama kulağınızdaki çınlama ve uğultudan seslerini duyamazsınız. Sesleri yavaş yavaş duymaya başladığınızda ayağa kalkmaya çalışırsınız ama başaramazsınız.

Yine birkaç saniye sonra arkadaşlarınızın sesleri arasında "mayın" kelimesini ayırt eder ve kalkmaya çalıştığınızda ayağınızdaki yoğun ağrıyı fark edersiniz. Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını hissedersiniz. Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise parçalanmış pantolonunuzun ve kopmuş ayağınızın farkına varırsınız. İşte her şey o anda başlar.

Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra, nefesiniz biter. Sonra, yeniden nefes alırsınız ve yeniden bağırmaya
başlarsınız. Sonra yine nefesiniz biter ve yeniden, yeniden ve yine...

Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size, "fazla bir şey yok, sadece küçük bir yara" gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadaşınız
konuşurken de, helikopterle hastaneye götürülürken de artık bir ayağınızın olmadığını biliyorsunuzdur. Hep bir soru çınlar kafanızın içinde "neden ben, neden ben, neden ben ?"

Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde geçen yıllar sonunda, diz kapağınızın on iki santim altından takılı olan ve
her akşam yatarken veya banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz takma bacak artık bir uzvunuz olmuştur. Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakârlığınız sayesinde vatan var olacaktır. Sizin bir bacağınızın ne önemi vardır ki!

Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi havuza, denize giremeyecek olmanızın da hiç önemi yoktur. Vatan sağ olsun yeter.

Sonra birilerinin, sizin ödediğiniz vergilerle Fransız televizyonlarında, uğruna yarım kaldığınız vatan hudutlarını hiçe sayan
programlara finans sağladığını okursunuz. Aynı dillerin bundan pişmanlık duymadıklarını söylediklerini de okursunuz.

Pamuk'ları, Dink'leri, okursunuz, Bizans çocuğuyum diyenleri duyar, Ali Kemallere tanık olursunuz, "koçlar gibi satanları
"görürsünüz. .

Türk Bayraklarının yakıldığını, görürsünüz. Başlarına çuvallar geçirilip aşağılanarak elleri arkalarından bağlanan Türk
askerlerini görürsünüz.

Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor seslerini, helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam yeminlerini
duymayı beklersiniz ama duyamazsınız.

Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne örtülen çaputlara "bayrak" diyenleri görürsünüz, "uçaklarını çek", "valiyi çek"
diyen başkanları ve karşılarında kekeleyen riyaseti görürsünüz.

Bu da yetmez Türk askerlerinin kendi mahkemeleriniz tarafından,"çete" diye suçlandığını, yargılandığını görürsünüz.

Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, öğretmene ateş eden, yol kesipsoygun yapan, köy yakan, okul yıkan, mayın döşeyen teröristlerin sadece "ben bir şey yapmadım" demelerinin esas kabul edilip, "suçsuz" sıfatıyla serbest bırakıldığını görürsünüz.

Susanları, konuşması gerektiği halde susanları görürsünüz, konuşanlar her konuştuğunda, kekeleyenler her kekelediğinde ve susanlar her sustuğunda siz yeniden vurulursunuz, yeniden ölürsünüz her
defasında.

Gövdenizden o toprağa akan kan, bu defa içinize akar, inandıklarınıza, uğrunda savaşarak kendi kanınızı akıtmak pahasına tertemiz tuttuğunuz değerlerinize akar.

Sizin kaya arkalarında, çalı diplerinde aradığınız
ihanet gelir aklınıza, o mayınları yerleştiren eller gelir. Sorgulamaya başlarsınız: "Biz bu ihaneti doğru yerde mi aradık, kuyruğunda dolaştığımız yılanın başı, hep gözümüzün önünde miydi yoksa?"diye sorarsınız kendinize.

Onlara verilen maaş'ın sizin vergilerinizden ödendiğini, içinize sindiremezsiniz, uykularınız kaçar, neden bu vatanı sizin kadar sevmediklerini düşünürsünüz.

Bu vatan onların da vatanı değil mi?
Onlar da, tıpkı benim gibi namusun ve şerefin üstüne yemin etmedi mi? diye sorarsınız kendi kendinize.

Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on beş yaşında bir askeri okul öğrencisi iken her adımda söylediğiniz, beyninize ve yüreğinize
nakşettiğiniz sözler gelir aklınıza": VATAN, SANA CANIM FEDA"

Geri kalan tüm hayatınızın ilk beş dakikası, böyle başlayacak işte ve hayatınız böyle devam edecektir. Son nefesinize kadar savaşacaksınız ihanetle, her şeye ve herkese rağmen, bu yolda ölene ya da bu ihaneti bitirene kadar.

Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen insanların neler yaşadığını, neler hissettiğini, size rağmen ve sizin
için neler yaptıklarını, neler yapabileceklerini bilin istiyorum. Okuduğunuz ya da televizyonda duyduğunuzdan daha fazladır yaşananlar.

Yani aslında gazetelerin iç sayfalarındaki, minicik karelerde okuduğunuz;

"...ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu, bir güvenlik görevlisi yaralandı!" haberi aslında o kadar
da kısa değildir.

Sizin, daha okuduğunuz gazetenin arka sayfasına geçerken unuttuğunuz, falanca mankenin otel odası maceralarına, ya da uyuşturucu komasından ölen oğluna "şehit" deyip Türk bayrağı "örten kadının haberine ayırdığınızdan daha uzun zaman ayırmadığınız bu küçük haber, birileri için bir ömür boyu sürecek ve asla unutulmayacaktır.

Ve siz unuttuktan sonra da başka birileri, "ne için?" dendiğinde "vatan için" diyecekleri fedakârlıklarını size rağmen
yapmaya devam edeceklerdir.

Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen, sizin rahatlığınıza, sizin vicdanlarınıza rağmen bu kahramanca
fedakârlıklar ve bu ilk beş dakikalar yaşanmaya devam edecektir.

Asla unutmayınız başınızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandası kopan bacaklar, bedeli ise size rağmen bu vatan için akan kanlar, feda edilen canlar, sıcak yuvalarını, babalarının yüzlerini unutan küçücük çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.

Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin umurunuzda mı bilmiyorum, ama birileri bunları yaşadı, birileri hala yaşıyor ve emin olun yaşlı dünya döndükçe, Türk vatanı ve Türk Bayrağı için birileri daha tüm bunları yaşayacak.

Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yaşam biçimi bu. Masalarda oturup "aydınca" sohbetler etmeye hiç benzemiyor değil mi?

Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine koyasınız diye "siz" diyerek yazdım, sizin onlardan biri olamayacağınızı
biliyorum.

"Siz" kim misiniz?
Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz!
Biz de, sizi çok iyi biliyoruz.
"Siz" de bilin ki biz asla unutmayacağız.

"VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN"

Oktay Yıldırım / Emekli Astsubay

Emrah
08-29-2006, 02:14 AM
Ben okuyup buraya post edeli saatler oldu hala gözlerimden yaş dökülüyor ya, tutamıyorum kendimi :(

BuyukTuran
08-29-2006, 02:48 AM
diyecek bir şey yok diasporanin hissettiği gibi bir çaresizlik gibi bir acı var yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız belki böyle acılar tattırdı veya tattıracak ama sonuçta
"vatan sana canım fedâ"

Aybike
08-29-2006, 09:42 AM
Şehit ailelerinin çekimlerini yaptığım zaman..Aynısına benzer sözleri ailelerinden duymuştum..
VATAN SAĞOLSUN du proğramın adı..
Sanki tembihlenmişcesine aynı kelimeler dökülüyordu ağızlarından..
VATAN SAĞOLSUN...
Az önce evladının ölüm haberi ile yıkılan ANA..Tek erkek kardeşinin kaybetmiş olan BACI..Kucağında bebesiyle erkeğini kaybetmiş olan EŞ..,
hep aynı sözler VATAN SAĞOLSUN...
İçimden tembihlilermi acaba dediğim çok olmuştur...
Bu proğramı 4 bölüm yaptım...
Sonun da bana-Fazla etkileniyor halk kaldıralım dediler..Kaldırdılar..Ve Başka hiç bir kanal yayınlamayı kabul etmedi...

Proğram değişikti..Bire bir şehadetleri anlatılıyordu..sonra ardında bıraktıklarının duyguları...Son sözleri yaşadıkları anlar canlandırmalı idi..
Noldu..birileri rahtasız oldu kaldırıldı..
Tek övgü tek ödül.TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN GELDİ...o Kadar.
Onlarda bizde yalnız bırakıldık..Ama bildiğimiz bişey var..HALK bizimleydi..

Vatan sağolsun ne diyelim...

nogayhan
09-02-2006, 04:20 PM
Şehit ailelerinin çekimlerini yaptığım zaman..Aynısına benzer sözleri ailelerinden duymuştum..
VATAN SAĞOLSUN du proğramın adı..
Sanki tembihlenmişcesine aynı kelimeler dökülüyordu ağızlarından..
VATAN SAĞOLSUN...
Az önce evladının ölüm haberi ile yıkılan ANA..Tek erkek kardeşinin kaybetmiş olan BACI..Kucağında bebesiyle erkeğini kaybetmiş olan EŞ..,
hep aynı sözler VATAN SAĞOLSUN...
İçimden tembihlilermi acaba dediğim çok olmuştur...
Bu proğramı 4 bölüm yaptım...
Sonun da bana-Fazla etkileniyor halk kaldıralım dediler..Kaldırdılar..Ve Başka hiç bir kanal yayınlamayı kabul etmedi...

Proğram değişikti..Bire bir şehadetleri anlatılıyordu..sonra ardında bıraktıklarının duyguları...Son sözleri yaşadıkları anlar canlandırmalı idi..
Noldu..birileri rahtasız oldu kaldırıldı..
Tek övgü tek ödül.TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN GELDİ...o Kadar.
Onlarda bizde yalnız bırakıldık..Ama bildiğimiz bişey var..HALK bizimleydi..

Vatan sağolsun ne diyelim...

S.A
Aybike hanim millet salak degil artik oglunun nasil sacma sapan bir sekilde oldugunu biliyor ben Hakkari/yuksekovada askerlik yaptim cok ucuz olumler gordum (keske o olenlerden biriside ben olsaydim),ama bizim genelkurmayimiz siyaset yapmaktan baska cozum uretemiyor terorizime,onlarin derdi siyaset.ha birde turban

Aileler artik ole bir hale geldiki "'vatan sag olsun"' demeyecegim diye bagiriyor. kaynakmi buyur;

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=40618

Emrah
09-02-2006, 04:28 PM
Siyasiler AB sevdasına tutulup, bölücü propogandayı neredeyse serbest hale getirirse, ön kapıdan adliyeye giren adam arka kapıdan on dakikada çıkar halle gelirse, dış politikada Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda değilde din kardeşliği palavraları ile meclisten kararlar çıkarırsa, terörist örgüte katılımları durduracak çareleri bulamaz ise, OHAL'i kaldırır ise, ülkeyi senelerce terörle mücadele yasası olmadan bırakır, sonrada eski terörle mücadele yasasına göre çok zayıf olan bir yasa çıkarır ise, aşiretlerin oyunu kapmak uğruna pkk destekçisi insanları partilerinden milletvekili yaparlarsa, Genelkurmay ne yapacak ? Elindeki askeri , bütçeden kendine ayrılan kadar para ile silah teçhizat yükleyip yolluyor terröristin üzerine işte. Gereken Çiller dönemindeki gibi kararlılıktır, devlet resmi, gayri resmi tüm imkanını kullanmalı.

KuMuKh
09-02-2006, 07:26 PM
hakliymissin babam , biz gitmezsek onlar zaten geliyorlar.



http://image.haber7.com//haber/27169.jpg

weci
09-03-2006, 03:57 AM
pekiii T.İ.B yanlıs mı yapıyor bunlar gorunce u arkadasları terorıst ılan etdınız bu forumda daha dogmadan babasız kalan cocuklara bunun hesabını kım wercek ıyıgnler hepınıze

timurlenk
09-03-2006, 10:30 AM
okuyupda aglamamak mumkunmu???
ben sahsen 10 yıldır aglıyorum ,tam 10 yıl oldu yedeksubay olarak orada savasalı.... 3 sehit verdik bizim timden ,bacagımda,kalcamda,cenemde yara izleri durur ama daha otesi manisalı bir cocugun kucagımdaki olumunun yarası inanın hic ama hic kapanmadı... beni yanlıs anlamayın devletime bayragıma sonsuz saygım var,iki tane yavrumun isimleri kagan vede alpertunga ama ben turkiyenin artık turkiye olmadığını duşunuorum ,akıttığımız kanlar soysuz sopsuz adi şerefsizlerin at koşturmasına daha cok yardımı oluyor.... ben akıttığım kanlarımı devlete helal etmiyorum,şu anki turkiye icin birdaha askerlik yap deseler kesinlikle yapmam!!!!!!!!! rumun başbakan olduğu,yahudinin kurdun koşeleri tuttuğu bu ulke icin askerlik yapmam...... bizim askerliğimiz oncelikle soysuz sopsuz şerefsizlerin bu ullkeden kovulması icin olmalıdır yoksa akan kanımız hic durmayacak......

daturkishulan
09-03-2006, 12:28 PM
Şehit ailelerinin çekimlerini yaptığım zaman..Aynısına benzer sözleri ailelerinden duymuştum..
VATAN SAĞOLSUN du proğramın adı..
Sanki tembihlenmişcesine aynı kelimeler dökülüyordu ağızlarından..
VATAN SAĞOLSUN...
Az önce evladının ölüm haberi ile yıkılan ANA..Tek erkek kardeşinin kaybetmiş olan BACI..Kucağında bebesiyle erkeğini kaybetmiş olan EŞ..,
hep aynı sözler VATAN SAĞOLSUN...
İçimden tembihlilermi acaba dediğim çok olmuştur...
Bu proğramı 4 bölüm yaptım...
Sonun da bana-Fazla etkileniyor halk kaldıralım dediler..Kaldırdılar..Ve Başka hiç bir kanal yayınlamayı kabul etmedi...

Proğram değişikti..Bire bir şehadetleri anlatılıyordu..sonra ardında bıraktıklarının duyguları...Son sözleri yaşadıkları anlar canlandırmalı idi..
Noldu..birileri rahtasız oldu kaldırıldı..
Tek övgü tek ödül.TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN GELDİ...o Kadar.
Onlarda bizde yalnız bırakıldık..Ama bildiğimiz bişey var..HALK bizimleydi..

Vatan sağolsun ne diyelim...

o programı ben de izlerdim...o program da hangi görevde bulunduğnuzu bilmiyorum ama ,sunucu bayan bi askerin ölmeden önce yazdığı son mektubun(ertesi günü öleceğini düşünüp yazmıştı bu mektubu ve kışlanın duvarına asmışlardı) ilk satırını bitiremeden sözcükler boğazında düğümlenmeye başladı ve mektubu ağlamaktan bitirememişti....tabi o mektup aynı etkiyi bana da yaşatmıştı.:cry:

daturkishulan
09-03-2006, 12:34 PM
Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine koyasınız diye "siz" diyerek yazdım, sizin onlardan biri olamayacağınızı biliyorum.

"Siz" kim misiniz?




BILiYOR MU SUN SEN KIMSiN?..
SEN,
"Siz insanlar için çikarilmis en hayirli bir ümmetsiniz, iyiligi
emreder, kötülükten vazgeçirmege çalisirsiniz.. Çünkü Allah'a
inaniyorsunuz.." Fermaninin sahibisin!..
SEN,
"Alemlere rahmet olarak gönderilen" ve dehsetli mahser günü
herkesin "Nefsi! Nefsi!" diye çirpinacagi bir zamanda, secdelere kapanip;
"Ümmetimi isterim Ya Rab!.. Ümmetimi bagislamadikça kalkmam" diye feryad
edecek olan Habib-i Kibriya'nin ümmetisin!..
SEN,
Resûlullah'in ashabina; "Orduya yardim ediniz" dedigi zaman,
bütün servetini alip getiren ve Peygamberin "Çocuklarina ne
biraktin?.."
sorusuna; "Allah'i ve Resûlünü biraktim Ya Resûllullah!" cevabini
veren Hz. Ebûbekir'in yolundasin!..
SEN,
Devlet reisi oldugu halde, içi su dolu bir tulumu sirtina
yüklenerek halk içinde dolasan ve oglunun; "Babacigim, niçin böyle
yapiyorsun?" sorusuna; "Oglum! Nefsimi biraz begenir gibi oldum.. Onu
zelil
etmek, gururumu kirmak istiyorum" diyen Koca Ömer'in izindesin!
SEN,
Müslümanlar arasinda açligin ve kitligin hüküm sürdügü bir
zamanda Sam'dan kendisine ait zeytinyagi, üzüm ve bugday yüklü olarak
gelen bir deveyi yükleriyle beraber yoksullara tasadduk eden Hz. Osman'in
ardindasin!..
SEN ,
Cebinde bulunan 4 dirhem servetin 1 dirhemini gizlice, 1
dirhemini açikça, 1 dirhemini gece ve kalan 1 dirhemini de
gündüz ,
kimsesizlere sadaka olarak veren ve Allah Resûlünün; "Neden böyle
yaptin ?"suâline "Belki Allah bunlarin birini olsun kabul eder
düsüncesiyle diyen Hz. Ali'yi takip edensin!
SEN ,
Allah yolunda cihada çikan ve karsisinda ATLAS Okyanusunu
görünce, devesini dizlerine kadar denize sürerek, kilicini çekip; "Ya
Rabbi! Sahid ol! Önüme su uçsuz bucaksiz derya çikmasayd? senin sanini
daha ileriye götürürdüm!" diyen mücahidlerin pesindesin!..
SEN,
40 sene yatsi abdestiyle sabah namazini kilan Imam-i Âzam'larin,
Malazgirt Ovalarinda Allah Allah sesleriyle at kosturan ve Anadolu
kapilarini müslüman Türklere açan Alp Arslanlarin arkasindasin!..
SEN,
Misafir kaldigi evde gece sabaha kadar ayakta duran ve; "Biz >
Kur'anin bulundugu
odada ayaklarimizi uzatip yatmaktan hayâ ederiz"
diyen Osman Gazilerin torunusun!..
SEN,
Resûllullah'in müjdesine nail olup, küfrün dogu kal'asini, >
istanbul'u fethederek Islam'a teslim eden, yeni bir çag açan >
Fatihlerin, dünyayi müslümanlardan baskasina dar gören
Yavuzlarin, karalarin- denizlerin hakani Kanûnilerin neslisin!..
SEN,
Istanbul'da okumaya basladigi Ezan-i Muhammediyeyi, Çaldiran >
ovalarinda bitiren, Tuna'da aldigi abdestin namazini Afrika >
çöllerinde kilan, Hazer kiyilarinda getirdigi tekbir seslerinin
yankilarini Viyana kapilarinda duyan kahramanlarin evladisin!..
SEN ,
Vatanini, mukaddesâtini müdafaa ederken düsman kursunlarinin >
darbeleriyle bagirsaklari delik-desik disariya firlayan ve bir >
eliyle onlari
karnina iterken, diger eliyle gögsünden bir baska
kursunu eliyle çikarip, yaninda bulunan arkadasina; "Al
arkadasim! Sag olur da dönersen, su kursunu ogluma ver! Ve O'na de ki;
"Bunu sana baban son nefesinde gönderdi ve O'da ayni sekilde ogluna >
aktarmazsa hakkimi helal etmem! " dedi diye ulvî ruh örnekleri veren
sehitler kafilesinin çocugusun!..
ISTE SEN BU SUN!..
Bu altin halkalara eklenebilecek daha binlerce halka içerisinde;
Senin cevherin, aslin astarin, esasin budur iste!..
Sen bu kapilar disinda baska bir kapini insani,
Bu altin halkalar disinda baska bir halkanin esiri olamazsin!
Namazsiz, niyazsiz, maneviyatsiz, ruhsuz, köksüz, kozmopolit,
satilmis olamazsin!
Allahsiz, Peygambersiz, Kitapsiz olamazsin!
"Bana dokunmayan bin yil yasasin!" "Neme lazim" "Evimden uzak"
"Her koyun kendi bacagindan asilir" gibi yahudi sözlerini agzinin
sakizi yaparak, mücadele ve hizmet azmini yitiremezsin!
Komsun aç iken, sen tok gezemezsin!
Islam'in yasak kildigi günah yuvalarinda vaktini öldüremez, aile
fertlerini batinin kokusmus hayat tarzina uyduramazsin!
Yavrularini çagdas asrin zihniyetine terkedip, cehenneme talip
olamazsin!
Sen kainatin en üstün varligi olarak yaratildin, buna layik
olarak cennet bahçelerine talip olmalisin..
Hem burada... Hem orada... her yerde... daim...
YOLUN AÇIK OLSUN! .


astsubayın -siz kimsiniz?- sorusuna yanıt olarak...eğer herkes burdaki insan gibi vatan millet din blincinde olsa bu ülkenin sırtı yere gelmez...

Aybike
09-03-2006, 12:49 PM
o programı ben de izlerdim...o program da hangi görevde bulunduğnuzu bilmiyorum ama ,sunucu bayan bi askerin ölmeden önce yazdığı son mektubun(ertesi günü öleceğini düşünüp yazmıştı bu mektubu ve kışlanın duvarına asmışlardı) ilk satırını bitiremeden sözcükler boğazında düğümlenmeye başladı ve mektubu ağlamaktan bitirememişti....tabi o mektup aynı etkiyi bana da yaşatmıştı.:cry:
Programın yönetmeni,metin yazarıydım...
ucuz ölümler olduğunun bende farkındaydım..Benim amacımda bunlarrı ortya çıkarmaktı zaten..
Ama ben o insansanlar bire bir muhattap idim..gerçekten VATAN SAĞOLSUN diyorlar..Çok kez kendi oğlumu düşünüp ben dermiydim diye sormuşumdur kendime...

nogayhan
09-03-2006, 11:54 PM
Siyasiler AB sevdasına tutulup, bölücü propogandayı neredeyse serbest hale getirirse, ön kapıdan adliyeye giren adam arka kapıdan on dakikada çıkar halle gelirse, dış politikada Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda değilde din kardeşliği palavraları ile meclisten kararlar çıkarırsa, terörist örgüte katılımları durduracak çareleri bulamaz ise, OHAL'i kaldırır ise, ülkeyi senelerce terörle mücadele yasası olmadan bırakır, sonrada eski terörle mücadele yasasına göre çok zayıf olan bir yasa çıkarır ise, aşiretlerin oyunu kapmak uğruna pkk destekçisi insanları partilerinden milletvekili yaparlarsa, Genelkurmay ne yapacak ? Elindeki askeri , bütçeden kendine ayrılan kadar para ile silah teçhizat yükleyip yolluyor terröristin üzerine işte. Gereken Çiller dönemindeki gibi kararlılıktır, devlet resmi, gayri resmi tüm imkanını kullanmalı.

S.A
Emrah Genelkurmay ne dedide yapilmadi bu ulkede,soylermisin, tsk isine gelince darbe yapacak,isine gelince,senin cok hayran oldugun cuntaci cevik bir demokrasiye ince ayar yapacak ,ki bu aciklamayi abd de yapmisti,yada Emrah soylermisin tsk nin hangi ihalesi mecliste kabul edilmedi,bu memelekette en cok butceyi tsk alir ama en az incelenen butcedir, hakkinda yorum bile yapilmaz yapilamaz,bu ulkede savunma bakani vardir ama bu bakan kendini savunmaktan bile acizdir,cunki onune gelen evraklari imzalamaktan baska yukumlulugu yoktur,askeri ihalelerde ne firildaklarmi doner onu tsk nin komutanlarina soracaksin,hani su kiyamadigimiz uzerine toz konduramadigimiz generlalerimiz.

Bu arada;


Ben Hakkari/Yuksekovada askerken askeri gazinonun saz gurubundaydim,Afyonlu arkadasimizi sehit vermistik,uc gunsonra albayimizin karisinin yas gununu kutladik sinirimden burnum kanamisti,komutanlarimiz gobek atiyordu.
Unutma Emrah kani bozuk her yerde var,sadece siyasilerde degil,bu millet her zaman askerinin kolesi olmustur, ama son zamanlarda onlarda bize yamuk yapmaya basladilar 28 subatin basbakani erbakan ve eski istihbaratci mahir kaynak acikladi az bucuk derin devletimiz vardi oda 28 subatla dis guclerin eline gecti diye .................................................. ............aslinda yazamiyorum yukardaki iletiyi dusundukce

selametle.

Seckjin Khan
09-04-2006, 05:55 AM
Güneydoğu da sınır karakollarında askerlerimiz biliyo ve anlatıyo buradan 1.5 km uzağımızda zago kampı var diyor ama elleyemiyoruz!

bu hükümet k.ıraka girmemizi sağlasın oyum AKP ye yeterince Açık mı?

khanoghuz
09-04-2006, 07:23 AM
nogayhan askeri erkanımıza neden bu kadar düşmansın?

nogayhan
09-05-2006, 01:25 AM
nogayhan askeri erkanımıza neden bu kadar düşmansın?

S.A

acarmisin konuyu biraz ben kime dusmanim ve senin erkanin kim,ve onlar kime hizmet ediyolar?

nıtec
09-05-2006, 03:50 AM
çok zor çok

nıtec
09-05-2006, 04:11 AM
dün....04.09.2006 tarih..inde

TOKİ ANAHTAR töreninde sayın BAŞBAKANIMIZIN DEDİGİ GİBİ

ŞEHİTLERLE İLGİLİ SÖYLENENLERE VERDİGİ CEVAP....


ASKERLİK YATMA YERİ DEGİL....

ÖLEN ASKERLER YATARAK ÖLÜYO O ZAMAN...............