wolfie
05-01-2006, 02:11 PM
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=154091
Süleyman Demirel Üniversitesi(SDÜ) tarafından düzenlenen konferansa katılan Prof. Dr. Turan Yazgan, üniversite öğrencilerine Türk dünyası hakkında bilgi verdi. Türk dünyası olarak bir birlik oluşturulamadığını aktaran Yazgan, "Türk Dünyası dil birliği, fikir birliği ve iş birliği demektir." şeklinde konuştu.
SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümü tarafından düzenlenen 'Türk Dünyası ve Türkiye' konulu konferans düzenlendi. Konferansa SDÜ Rektörü Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Vecihi Kırdemir, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Konuşmacı olarak katılan İstanbul Üniversitesi(İÜ) Emekli Öğretim Üyesi ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan Türk dünyasının birlikte hareket edemediğini söyledi. Dünya için kritik öneme sahip madenlerin hala Türk dünyasının elinde olduğunu söyleyen Yazgan, Türk dünyasıyla dil, fikir ve işbirliği sağlanması gerektiğinin altını çizdi.
Dünyanın iktisadi hayatının belli başlı iki başlık altında toplandığını belirten Yazgan, bunların makineli ve makinesiz üretim olmak üzere iki ana başlıktan oluştuğunu söyledi. Birinci dönemin makinenin ortaya çıkmasıyla son bulduğunu ifade eden Yazgan, iki dönem arasındaki farkların büyük olsa bile bu iki dönemin dayandığı temel unsur kritik maddeler olduğunu iletti. Kritik maddelerin olmadığı yerde üretimin olamayacağını işaret eden Yazgan, üretimin olmadığı yerde işsizliğin artıp, huzursuzluğun ve anarşinin ortaya çıkacağını söyledi.
Makinesiz dönemde kritik madde baharattı ve bu maddenin kontrolü "Baharat Yolu" sayesinde Türk'lerde olduğunu üzerinde duran Yazgan, Türkler'in bu döneme damgasını vurduğunu aktardı. Kritik madde yollarını kontrol altında tutan ülkenin akılcı davranışlar sergileyerek ilerleyeceğine dikkat çeken Yazgan, kritik maddeyi kontrol altında Amerika'nın tuttuğunu söyledi. Allah'ın bir lütfu olarak geçmişte olduğu gibi bugün de petrol ve doğal gaz gibi kritik maddeler yine Türk Dünyası coğrafyası içinde bulunduğu bilgisini veren Yazgan, Türk Dünyası coğrafyasındaki rezervler dünya rezervlerinin yaklaşık yüzde 60'ı kadar olduğunu işaret etti.
Ancak bunları yıllardan beri büyük ölçüde Rusya'nın elinde tuttuğunu ifade eden Yazgan, Afganistan ve Irak olayından sonra kontrolün Amerikalıların eline geçmeye başladığını kaydetti. Türkiye'nin önemli bir konumda olmasına rağmen akılcı davranışlar yerine duygusal tepkilerle göstererek stratejik olaylardan yeterince yararlanamadığını dile getiren Yazgan, "Özellikle Türk Dünyası ile bugüne kadar ne alfabe ve ne de dil birliği olmak üzere bir birliktelik sağlayamadık. Türk Dünyası ütopik bir terim değildir, Türk Dünyası dil birliği, fikir birliği ve iş birliği demektir.
Türk Dünyası akılcı, akla dayanan bir meseledir. Hislere bırakılırsa sömürme devam eder ve bugün olduğu gibi horlanırız. Kendi kültürümüzü bir tarafa bırakarak, bu işlerin altından kalkamayız 17. yüzyıldan itibaren özellikle batılı devletler ele geçirdikleri üstünlükleri koruyabilmek için özellikle Türk dünyasını acımasızca sömürüyorlar. Bu sömürü halen devam ediyor. Aynı zaman da horlanıyoruz. Bu işleri başarmak için akılcı siyaset uygulamamız lazım. Yani ipin ucu siyasettir, siz gençlere sesleniyorum siyasete girin ve anlattığım gerçeklerin ışığında ülkemizi ve Türk dünyasını yüceltin." şeklinde konuştu.
Süleyman Demirel Üniversitesi(SDÜ) tarafından düzenlenen konferansa katılan Prof. Dr. Turan Yazgan, üniversite öğrencilerine Türk dünyası hakkında bilgi verdi. Türk dünyası olarak bir birlik oluşturulamadığını aktaran Yazgan, "Türk Dünyası dil birliği, fikir birliği ve iş birliği demektir." şeklinde konuştu.
SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümü tarafından düzenlenen 'Türk Dünyası ve Türkiye' konulu konferans düzenlendi. Konferansa SDÜ Rektörü Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Vecihi Kırdemir, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Konuşmacı olarak katılan İstanbul Üniversitesi(İÜ) Emekli Öğretim Üyesi ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan Türk dünyasının birlikte hareket edemediğini söyledi. Dünya için kritik öneme sahip madenlerin hala Türk dünyasının elinde olduğunu söyleyen Yazgan, Türk dünyasıyla dil, fikir ve işbirliği sağlanması gerektiğinin altını çizdi.
Dünyanın iktisadi hayatının belli başlı iki başlık altında toplandığını belirten Yazgan, bunların makineli ve makinesiz üretim olmak üzere iki ana başlıktan oluştuğunu söyledi. Birinci dönemin makinenin ortaya çıkmasıyla son bulduğunu ifade eden Yazgan, iki dönem arasındaki farkların büyük olsa bile bu iki dönemin dayandığı temel unsur kritik maddeler olduğunu iletti. Kritik maddelerin olmadığı yerde üretimin olamayacağını işaret eden Yazgan, üretimin olmadığı yerde işsizliğin artıp, huzursuzluğun ve anarşinin ortaya çıkacağını söyledi.
Makinesiz dönemde kritik madde baharattı ve bu maddenin kontrolü "Baharat Yolu" sayesinde Türk'lerde olduğunu üzerinde duran Yazgan, Türkler'in bu döneme damgasını vurduğunu aktardı. Kritik madde yollarını kontrol altında tutan ülkenin akılcı davranışlar sergileyerek ilerleyeceğine dikkat çeken Yazgan, kritik maddeyi kontrol altında Amerika'nın tuttuğunu söyledi. Allah'ın bir lütfu olarak geçmişte olduğu gibi bugün de petrol ve doğal gaz gibi kritik maddeler yine Türk Dünyası coğrafyası içinde bulunduğu bilgisini veren Yazgan, Türk Dünyası coğrafyasındaki rezervler dünya rezervlerinin yaklaşık yüzde 60'ı kadar olduğunu işaret etti.
Ancak bunları yıllardan beri büyük ölçüde Rusya'nın elinde tuttuğunu ifade eden Yazgan, Afganistan ve Irak olayından sonra kontrolün Amerikalıların eline geçmeye başladığını kaydetti. Türkiye'nin önemli bir konumda olmasına rağmen akılcı davranışlar yerine duygusal tepkilerle göstererek stratejik olaylardan yeterince yararlanamadığını dile getiren Yazgan, "Özellikle Türk Dünyası ile bugüne kadar ne alfabe ve ne de dil birliği olmak üzere bir birliktelik sağlayamadık. Türk Dünyası ütopik bir terim değildir, Türk Dünyası dil birliği, fikir birliği ve iş birliği demektir.
Türk Dünyası akılcı, akla dayanan bir meseledir. Hislere bırakılırsa sömürme devam eder ve bugün olduğu gibi horlanırız. Kendi kültürümüzü bir tarafa bırakarak, bu işlerin altından kalkamayız 17. yüzyıldan itibaren özellikle batılı devletler ele geçirdikleri üstünlükleri koruyabilmek için özellikle Türk dünyasını acımasızca sömürüyorlar. Bu sömürü halen devam ediyor. Aynı zaman da horlanıyoruz. Bu işleri başarmak için akılcı siyaset uygulamamız lazım. Yani ipin ucu siyasettir, siz gençlere sesleniyorum siyasete girin ve anlattığım gerçeklerin ışığında ülkemizi ve Türk dünyasını yüceltin." şeklinde konuştu.