gurkan
05-01-2006, 04:23 PM
Affınıza sığınarak küçük bir analiz yapacağım...(Uzun zamandır Bitirememiştim…)
bu analizi 1071 Malazgirt Zaferiyle başlatmakta yarar var...
fenomene=Olaylara olgulara farklı bakabilmektir. Körlüğün(düşünce körlüğü) olduğu yerde farklı düşünen beyinlere ihtiyaç vardır...
Alparslan= ismine bakalım At sırtında yiğitliğin temsil ettiği türkmen beyi ama geleceği okuyan bir Türkmen beyi oğluna ne ad koyuyor...
MelikŞah= Farklı düşünüyor ve Orduyu Yönetimden ayırıyor... farklılığı yönetime bakış açısında... At üstünde Devlet yönetilmez demek istiyor ve Geleceğin yönetim portresini çizmek istiyor... İsimden düşünce belli olacak kadar anlaşılır...
Biz Türk milletinin Türk İslam Kimliğimizle Anadolu Evresiyle yani 1071 ile analizimizi başlatabiliriz... Çünkü bu Orduya bakışında bir devrimi... O yıllarda güç asker sayısıyla ölçülürde... Ve imporatorlar velhasıl beyler biribirlerine haber salarlardı... 50.000 Askerle yola çıktım kaleyi teslim et... Ya da bana tabi ol seni ufalarım...
Alparslan 50.000 kişilik ordusuyla 200.000 kişilik Bizans Ordusunu yenerek bu kabul görmüş bu güç dengelerinde derinden sarsıntı meydana getiriyor...
bizim bu çoğrafyada ki liderliğimizi 1071 yılında başlatarak 1000 yıllık bir yönetim anlaşışını sizlerle sorgulamak istiyorum... benim beynimde Selçuklu Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti aralarında bir fark yok hepsi bir birinin devamı temelde organizasyonların üzerine bina kurulup yola devam edilmiş... Biz bu çoğrafya da bu kadar köklüyüz...
Bakın Selçuklu yeniliyor... Zayıflıyor lakin kök hücreleri kurumuyor neden dersiniz ? Analize Osmanlı ile devam edelim...
Osmanlı 10 larca beyliğin arasından sıyrıldı... Nasıl oldu bu iş derseniz ? fenomene farklılık şurda... diğer beylikler de yine gücün temsili Orduya ve asker sayısına bağlıydı... ve bu yapı dağılınca bina yıkılıyordu... Osmanlıaya bakalım bu yapının üçlü saç ayağına dayandığını göreceksiniz... nedir bunlar... 1-) Bilgi 2-) Ekonomi 3-) Askeri
açalım kavramları velhasıl...
1-) Bilgi kaynağı- Bilginlerden beslenen adalete dayanan istişare kurumunun işleği yönetim biçimi Edebaliler gibi... Bu Osman Gazi de böyle Orhan Gazi de Yıldırıma Gelene kadar bu böyle... Bilgi meşrutiyet sağlar... Bilgi hayalleri tasarrura dönüştürür...
2-) Ekonomi ayağı- Bir Ahilik teşkilatı var ve yönetimle esnaf uyumlu aynı amaç için çalışmakta... Yönetim(Osmanlı) askerlerine Ahilik ahlakını öğretiyor ve Esnaf elbisesi giydiriyor ... Esnafa bedelsiz arazi tahsis ediyor teşvik için...
3-) Askeri ayağı... En çok bildiğimiz yönü olduğundan bahsetmiyorum.. biliyorsunuz kabul ediyorum...
Gelelim Krizlere ilk sarsıntı Yıldırım Beyazıt döneminde gerçekleşiyor ... Yıldırım Kulvarında yürümek varken Balkanlarda at koşturup Fetihlere devam etmek yerine henüz taze kan iken Bölgenin demir kayasına kafa tutuyor tabir yerindeyse Baltayı taşa vuruyor. Timur Beyazıtı umufak yapıyor neden dersiniz... Önderimizde insanın tabi atı gereği aşırı güven ve farklı bakamamak tuzağına düşüyor... Bilgi ayağı ihmal... Ve Askeri ayağı toz duman oluyor... Lakin bu yapı ölmüyor neden ? Çünkü Yapılanması tek ayakla kurulmamış... Ve Fetret devri...
Bu döneme ben Önderlik krizi diyorum...
1- Birinci Kriz Önderlik Krizi: Bunu geniş ve hızlı bir büyüme ve güçlenmeden sonra yaşanan önder seçme kirizi diyelim... Bu krizi bir an aştığını düşünelim ne bekliyor bu gücü bu krizden daha büyük bir kriz... Bu kirizleri aşma sürecine İntibak süreci diyoruz... Başarının derecesi ölçen anahtar...
Farklı bakış açısı her alanda bu temadan yola çıkıyoruz...
Tarihteki büyük ve uzun ömürlü devlet yönetimlerini hatta şirket yönetimlerini dahi muhacirler kurmuşlardır... Bu yönetimleri ise devşirmeler büyütmüşlerdir...
Muhacirler Bizler Anadolu'ya geldiğimizde neydik Muhacir
Amerikayı keşfedenler ve bu ülkeye yerleşler ne idi Muhacir
Çünkü yerlinin muhacirlere oranla sıkıntısı ölüm korkusu ve aç kalma korkusu ve arkasında bıraktığı nice sıkıntılı geçmişi yoktur...
Ne dedik Muhacirlerin kurduğu yönetimleri devşirmeler büyütür...
Dönelim Osmanlı'ya devşirme politikasını bir zaman çok güzel uygulamış... İskan müslümanlaştırma politikasıyla birlikte... Barboroslar... Sokullular... ve niceleri yetişmiş Devleti büyütmüşler hizmet etmişler...
Amerika'ya bakalım... Sanki Bizim alamadığımız ibreti Osmanlı'dan çıkarmış... ve uygulamaya koymuş... Meşhur Amerikan vatandaşlığı hadisesi... Green Card uygulaması... Nitelikli ve yetenekli nufusu ülkesine çekiyor... Sistemine hizmet edecek şekilde devşiriyor... Nice Amerikalı olmayan prof. Bilim adamı bu ülke için hizmet veriyor... Malum bizler bu sistemi çalıştıramadığımız için buna beyin göcü diyoruz....
Gelelim Osmanlı'nın yaşadığı ikinci büyük krize....
Bunun adını Özerklik krizi diye tanımlayalım...
İkinci büyük kriz Özerklik krizi: Yapı çok büyüyor... Bu yapı toplumdan kopmaya başlıyor. üç temel başlıklı saç ayağı demiştik... Orduda ekonomide ilimde(bilgi) yeni nesillere taşıyamama başlıyor... İlim ayağı geriliyor... Ekonomide Ticari hayatta ahlak bozuluyor... Ordu isyanlara bölünmelere kayıyor... Bütün yapı olarak düşünürsek kendini güçün verdiği şaşaa ile yenilmez ve erişilmez zannediyor ... Yönetimsel de olsa insanı de olsa bu kadar vakadan sonra ister istemez böyle bakılıyor değerlendiriliyor... Buna İşleyen çarkta körleşme ve yerine kendini geliştiren yeni yöneticiler(ticaret ilim ordu eksenli düşünülsün)yetiştirememe diyecek olursak bu krizi tanımlamaya çalışmışta oluruz... illede örnek vaka ve tarih mi istiyorsunuz... 1683 Viyana bozgunu... Bu tarih ile farklı düşünebilme yeteneği=fenomene bir bakıma bizdende çıkmış oluyor...
Aslında bir krizden çıkılması diğer ilerki bir adımda ki krizdende başarılı çıkıcacağının ölçüsü değil... Bildiğimiz bir şey var bu krizi anlatabileni ne bekliyor daha büyük bir kriz...
bu analizi 1071 Malazgirt Zaferiyle başlatmakta yarar var...
fenomene=Olaylara olgulara farklı bakabilmektir. Körlüğün(düşünce körlüğü) olduğu yerde farklı düşünen beyinlere ihtiyaç vardır...
Alparslan= ismine bakalım At sırtında yiğitliğin temsil ettiği türkmen beyi ama geleceği okuyan bir Türkmen beyi oğluna ne ad koyuyor...
MelikŞah= Farklı düşünüyor ve Orduyu Yönetimden ayırıyor... farklılığı yönetime bakış açısında... At üstünde Devlet yönetilmez demek istiyor ve Geleceğin yönetim portresini çizmek istiyor... İsimden düşünce belli olacak kadar anlaşılır...
Biz Türk milletinin Türk İslam Kimliğimizle Anadolu Evresiyle yani 1071 ile analizimizi başlatabiliriz... Çünkü bu Orduya bakışında bir devrimi... O yıllarda güç asker sayısıyla ölçülürde... Ve imporatorlar velhasıl beyler biribirlerine haber salarlardı... 50.000 Askerle yola çıktım kaleyi teslim et... Ya da bana tabi ol seni ufalarım...
Alparslan 50.000 kişilik ordusuyla 200.000 kişilik Bizans Ordusunu yenerek bu kabul görmüş bu güç dengelerinde derinden sarsıntı meydana getiriyor...
bizim bu çoğrafyada ki liderliğimizi 1071 yılında başlatarak 1000 yıllık bir yönetim anlaşışını sizlerle sorgulamak istiyorum... benim beynimde Selçuklu Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti aralarında bir fark yok hepsi bir birinin devamı temelde organizasyonların üzerine bina kurulup yola devam edilmiş... Biz bu çoğrafya da bu kadar köklüyüz...
Bakın Selçuklu yeniliyor... Zayıflıyor lakin kök hücreleri kurumuyor neden dersiniz ? Analize Osmanlı ile devam edelim...
Osmanlı 10 larca beyliğin arasından sıyrıldı... Nasıl oldu bu iş derseniz ? fenomene farklılık şurda... diğer beylikler de yine gücün temsili Orduya ve asker sayısına bağlıydı... ve bu yapı dağılınca bina yıkılıyordu... Osmanlıaya bakalım bu yapının üçlü saç ayağına dayandığını göreceksiniz... nedir bunlar... 1-) Bilgi 2-) Ekonomi 3-) Askeri
açalım kavramları velhasıl...
1-) Bilgi kaynağı- Bilginlerden beslenen adalete dayanan istişare kurumunun işleği yönetim biçimi Edebaliler gibi... Bu Osman Gazi de böyle Orhan Gazi de Yıldırıma Gelene kadar bu böyle... Bilgi meşrutiyet sağlar... Bilgi hayalleri tasarrura dönüştürür...
2-) Ekonomi ayağı- Bir Ahilik teşkilatı var ve yönetimle esnaf uyumlu aynı amaç için çalışmakta... Yönetim(Osmanlı) askerlerine Ahilik ahlakını öğretiyor ve Esnaf elbisesi giydiriyor ... Esnafa bedelsiz arazi tahsis ediyor teşvik için...
3-) Askeri ayağı... En çok bildiğimiz yönü olduğundan bahsetmiyorum.. biliyorsunuz kabul ediyorum...
Gelelim Krizlere ilk sarsıntı Yıldırım Beyazıt döneminde gerçekleşiyor ... Yıldırım Kulvarında yürümek varken Balkanlarda at koşturup Fetihlere devam etmek yerine henüz taze kan iken Bölgenin demir kayasına kafa tutuyor tabir yerindeyse Baltayı taşa vuruyor. Timur Beyazıtı umufak yapıyor neden dersiniz... Önderimizde insanın tabi atı gereği aşırı güven ve farklı bakamamak tuzağına düşüyor... Bilgi ayağı ihmal... Ve Askeri ayağı toz duman oluyor... Lakin bu yapı ölmüyor neden ? Çünkü Yapılanması tek ayakla kurulmamış... Ve Fetret devri...
Bu döneme ben Önderlik krizi diyorum...
1- Birinci Kriz Önderlik Krizi: Bunu geniş ve hızlı bir büyüme ve güçlenmeden sonra yaşanan önder seçme kirizi diyelim... Bu krizi bir an aştığını düşünelim ne bekliyor bu gücü bu krizden daha büyük bir kriz... Bu kirizleri aşma sürecine İntibak süreci diyoruz... Başarının derecesi ölçen anahtar...
Farklı bakış açısı her alanda bu temadan yola çıkıyoruz...
Tarihteki büyük ve uzun ömürlü devlet yönetimlerini hatta şirket yönetimlerini dahi muhacirler kurmuşlardır... Bu yönetimleri ise devşirmeler büyütmüşlerdir...
Muhacirler Bizler Anadolu'ya geldiğimizde neydik Muhacir
Amerikayı keşfedenler ve bu ülkeye yerleşler ne idi Muhacir
Çünkü yerlinin muhacirlere oranla sıkıntısı ölüm korkusu ve aç kalma korkusu ve arkasında bıraktığı nice sıkıntılı geçmişi yoktur...
Ne dedik Muhacirlerin kurduğu yönetimleri devşirmeler büyütür...
Dönelim Osmanlı'ya devşirme politikasını bir zaman çok güzel uygulamış... İskan müslümanlaştırma politikasıyla birlikte... Barboroslar... Sokullular... ve niceleri yetişmiş Devleti büyütmüşler hizmet etmişler...
Amerika'ya bakalım... Sanki Bizim alamadığımız ibreti Osmanlı'dan çıkarmış... ve uygulamaya koymuş... Meşhur Amerikan vatandaşlığı hadisesi... Green Card uygulaması... Nitelikli ve yetenekli nufusu ülkesine çekiyor... Sistemine hizmet edecek şekilde devşiriyor... Nice Amerikalı olmayan prof. Bilim adamı bu ülke için hizmet veriyor... Malum bizler bu sistemi çalıştıramadığımız için buna beyin göcü diyoruz....
Gelelim Osmanlı'nın yaşadığı ikinci büyük krize....
Bunun adını Özerklik krizi diye tanımlayalım...
İkinci büyük kriz Özerklik krizi: Yapı çok büyüyor... Bu yapı toplumdan kopmaya başlıyor. üç temel başlıklı saç ayağı demiştik... Orduda ekonomide ilimde(bilgi) yeni nesillere taşıyamama başlıyor... İlim ayağı geriliyor... Ekonomide Ticari hayatta ahlak bozuluyor... Ordu isyanlara bölünmelere kayıyor... Bütün yapı olarak düşünürsek kendini güçün verdiği şaşaa ile yenilmez ve erişilmez zannediyor ... Yönetimsel de olsa insanı de olsa bu kadar vakadan sonra ister istemez böyle bakılıyor değerlendiriliyor... Buna İşleyen çarkta körleşme ve yerine kendini geliştiren yeni yöneticiler(ticaret ilim ordu eksenli düşünülsün)yetiştirememe diyecek olursak bu krizi tanımlamaya çalışmışta oluruz... illede örnek vaka ve tarih mi istiyorsunuz... 1683 Viyana bozgunu... Bu tarih ile farklı düşünebilme yeteneği=fenomene bir bakıma bizdende çıkmış oluyor...
Aslında bir krizden çıkılması diğer ilerki bir adımda ki krizdende başarılı çıkıcacağının ölçüsü değil... Bildiğimiz bir şey var bu krizi anlatabileni ne bekliyor daha büyük bir kriz...