PDA

View Full Version : 1071'den Bugüne Devletin Yönetim Krizleri Analizi(Arkadaşlar Mutlaka Okuyun !)


gurkan
05-01-2006, 04:23 PM
Affınıza sığınarak küçük bir analiz yapacağım...(Uzun zamandır Bitirememiştim…)

bu analizi 1071 Malazgirt Zaferiyle başlatmakta yarar var...

fenomene=Olaylara olgulara farklı bakabilmektir. Körlüğün(düşünce körlüğü) olduğu yerde farklı düşünen beyinlere ihtiyaç vardır...

Alparslan= ismine bakalım At sırtında yiğitliğin temsil ettiği türkmen beyi ama geleceği okuyan bir Türkmen beyi oğluna ne ad koyuyor...

MelikŞah= Farklı düşünüyor ve Orduyu Yönetimden ayırıyor... farklılığı yönetime bakış açısında... At üstünde Devlet yönetilmez demek istiyor ve Geleceğin yönetim portresini çizmek istiyor... İsimden düşünce belli olacak kadar anlaşılır...

Biz Türk milletinin Türk İslam Kimliğimizle Anadolu Evresiyle yani 1071 ile analizimizi başlatabiliriz... Çünkü bu Orduya bakışında bir devrimi... O yıllarda güç asker sayısıyla ölçülürde... Ve imporatorlar velhasıl beyler biribirlerine haber salarlardı... 50.000 Askerle yola çıktım kaleyi teslim et... Ya da bana tabi ol seni ufalarım...


Alparslan 50.000 kişilik ordusuyla 200.000 kişilik Bizans Ordusunu yenerek bu kabul görmüş bu güç dengelerinde derinden sarsıntı meydana getiriyor...

bizim bu çoğrafyada ki liderliğimizi 1071 yılında başlatarak 1000 yıllık bir yönetim anlaşışını sizlerle sorgulamak istiyorum... benim beynimde Selçuklu Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti aralarında bir fark yok hepsi bir birinin devamı temelde organizasyonların üzerine bina kurulup yola devam edilmiş... Biz bu çoğrafya da bu kadar köklüyüz...

Bakın Selçuklu yeniliyor... Zayıflıyor lakin kök hücreleri kurumuyor neden dersiniz ? Analize Osmanlı ile devam edelim...

Osmanlı 10 larca beyliğin arasından sıyrıldı... Nasıl oldu bu iş derseniz ? fenomene farklılık şurda... diğer beylikler de yine gücün temsili Orduya ve asker sayısına bağlıydı... ve bu yapı dağılınca bina yıkılıyordu... Osmanlıaya bakalım bu yapının üçlü saç ayağına dayandığını göreceksiniz... nedir bunlar... 1-) Bilgi 2-) Ekonomi 3-) Askeri

açalım kavramları velhasıl...

1-) Bilgi kaynağı- Bilginlerden beslenen adalete dayanan istişare kurumunun işleği yönetim biçimi Edebaliler gibi... Bu Osman Gazi de böyle Orhan Gazi de Yıldırıma Gelene kadar bu böyle... Bilgi meşrutiyet sağlar... Bilgi hayalleri tasarrura dönüştürür...

2-) Ekonomi ayağı- Bir Ahilik teşkilatı var ve yönetimle esnaf uyumlu aynı amaç için çalışmakta... Yönetim(Osmanlı) askerlerine Ahilik ahlakını öğretiyor ve Esnaf elbisesi giydiriyor ... Esnafa bedelsiz arazi tahsis ediyor teşvik için...

3-) Askeri ayağı... En çok bildiğimiz yönü olduğundan bahsetmiyorum.. biliyorsunuz kabul ediyorum...

Gelelim Krizlere ilk sarsıntı Yıldırım Beyazıt döneminde gerçekleşiyor ... Yıldırım Kulvarında yürümek varken Balkanlarda at koşturup Fetihlere devam etmek yerine henüz taze kan iken Bölgenin demir kayasına kafa tutuyor tabir yerindeyse Baltayı taşa vuruyor. Timur Beyazıtı umufak yapıyor neden dersiniz... Önderimizde insanın tabi atı gereği aşırı güven ve farklı bakamamak tuzağına düşüyor... Bilgi ayağı ihmal... Ve Askeri ayağı toz duman oluyor... Lakin bu yapı ölmüyor neden ? Çünkü Yapılanması tek ayakla kurulmamış... Ve Fetret devri...

Bu döneme ben Önderlik krizi diyorum...

1- Birinci Kriz Önderlik Krizi: Bunu geniş ve hızlı bir büyüme ve güçlenmeden sonra yaşanan önder seçme kirizi diyelim... Bu krizi bir an aştığını düşünelim ne bekliyor bu gücü bu krizden daha büyük bir kriz... Bu kirizleri aşma sürecine İntibak süreci diyoruz... Başarının derecesi ölçen anahtar...

Farklı bakış açısı her alanda bu temadan yola çıkıyoruz...

Tarihteki büyük ve uzun ömürlü devlet yönetimlerini hatta şirket yönetimlerini dahi muhacirler kurmuşlardır... Bu yönetimleri ise devşirmeler büyütmüşlerdir...

Muhacirler Bizler Anadolu'ya geldiğimizde neydik Muhacir

Amerikayı keşfedenler ve bu ülkeye yerleşler ne idi Muhacir

Çünkü yerlinin muhacirlere oranla sıkıntısı ölüm korkusu ve aç kalma korkusu ve arkasında bıraktığı nice sıkıntılı geçmişi yoktur...

Ne dedik Muhacirlerin kurduğu yönetimleri devşirmeler büyütür...

Dönelim Osmanlı'ya devşirme politikasını bir zaman çok güzel uygulamış... İskan müslümanlaştırma politikasıyla birlikte... Barboroslar... Sokullular... ve niceleri yetişmiş Devleti büyütmüşler hizmet etmişler...

Amerika'ya bakalım... Sanki Bizim alamadığımız ibreti Osmanlı'dan çıkarmış... ve uygulamaya koymuş... Meşhur Amerikan vatandaşlığı hadisesi... Green Card uygulaması... Nitelikli ve yetenekli nufusu ülkesine çekiyor... Sistemine hizmet edecek şekilde devşiriyor... Nice Amerikalı olmayan prof. Bilim adamı bu ülke için hizmet veriyor... Malum bizler bu sistemi çalıştıramadığımız için buna beyin göcü diyoruz....

Gelelim Osmanlı'nın yaşadığı ikinci büyük krize....

Bunun adını Özerklik krizi diye tanımlayalım...

İkinci büyük kriz Özerklik krizi: Yapı çok büyüyor... Bu yapı toplumdan kopmaya başlıyor. üç temel başlıklı saç ayağı demiştik... Orduda ekonomide ilimde(bilgi) yeni nesillere taşıyamama başlıyor... İlim ayağı geriliyor... Ekonomide Ticari hayatta ahlak bozuluyor... Ordu isyanlara bölünmelere kayıyor... Bütün yapı olarak düşünürsek kendini güçün verdiği şaşaa ile yenilmez ve erişilmez zannediyor ... Yönetimsel de olsa insanı de olsa bu kadar vakadan sonra ister istemez böyle bakılıyor değerlendiriliyor... Buna İşleyen çarkta körleşme ve yerine kendini geliştiren yeni yöneticiler(ticaret ilim ordu eksenli düşünülsün)yetiştirememe diyecek olursak bu krizi tanımlamaya çalışmışta oluruz... illede örnek vaka ve tarih mi istiyorsunuz... 1683 Viyana bozgunu... Bu tarih ile farklı düşünebilme yeteneği=fenomene bir bakıma bizdende çıkmış oluyor...

Aslında bir krizden çıkılması diğer ilerki bir adımda ki krizdende başarılı çıkıcacağının ölçüsü değil... Bildiğimiz bir şey var bu krizi anlatabileni ne bekliyor daha büyük bir kriz...

gurkan
05-01-2006, 04:24 PM
Japon bir şirketin var mı böyle bir şey 42 nesilden atası Vasiyetine ne yazıyor...

farklı bakış diyoruz ya...

"Bu şirketi benim neslimden gelipte ehil olmayan kişiye teslim ederseniz...... (inançında ki Tanrı ) sizleri en ağır şekilde cezandırsın...

diye biten ağır bir lanet ile bitiriyor...

Yönetimin(ordu ekonomi bilim geniş eksenli değerlendirelim) ehil kişilere verilmemesi... Rasyonel yetkilendirme de problemler... Verilen yetkinin denetlenememesi... yetkinin recetesinin rasyonelce yazılmaması problemi.... Bak senin yetkin şunları şunları yapmaktır... Yapmazsan cezası şu şudur... Buna işleyen bürokrasi süreci diyelim...(velev ki bizim büroksasi anlayışımızla karıştırmayın... burada ki tanım farklı)...

Hiçbir devlet yönetim şirket kişilerin özel mülkü değildir... Pervasızca kendine verilen emaneti kendi varlığın ve çıkar döngün çerçevesinde uygulayamazsın... Kişisel ihtirasınla hükmedemezsin...

bunları anlatırken Osmanlının diğer aşamada yaşadığı krizide anlatmış olduk adını koyalım o halde...

Kontrol Krizi: Bu krizin yaşandığı tarih ve vaka adlandırılmasımı istiyorsunuz ? Krizlerin zaman aralığı kısaldı... 1718-1730 lu yıllar Yahya Kemal'in sözüyle Lale Devri...

Değişimin sistemce sistemlice anlaşılamaması... belki farkeden üç beş kişi...

nedir bu karışık kelimeler silsilesi mi nediniz ? acizane anlatalım...

4- Yenilenme Krizi : Sanayileşme mi dediniz adına yoksa üretimin makineleşmesi mi ? Değişim anlaşılamadı bizlerde maalesef... Orduyu yenilemek vs... adını değiştirmek yenilik sayıldı... Islahat hareketleri Tanzimatlar vs... Batının kültürü ... Emperyalizmi medeniyet sayıldı...

Unutulan ilimdi... Bilimdi... Ahlaktı...

Sorulan yanlış soru ?

Devleti nasıl kurtarabiliriz oldu...

Kimse milleti nasıl ayakta tutabiliriz diye sormuyordu...

Koskoca Ali- Osman Cihan imparotorluğu varlığının nedenini milletine hizmetkar kabul eden devlet... ne olmuştu...

Arkadaşlar dış krizler eğer içerde güçlü ve etkin isen rakiplerine karşı fırsat doğurur... Osmanlı içten çökmüştür... Fitilini içten çekmiştir...

İçte etkin ve güçlü olmak...

Doğru soruyu açıklayalım...

Milleti nasıl ayakta tutabiliriz ? tarih 1793-2006 henüz bu soru sistemce anlaşılmadı... Herkes Hala Devleti kurtarma (adını siz koyun soyma....) peşinde...

Toplumsal barış sağlanamadı (1908-2006...........sağlanamadı)

Millet olmanın kök hücreleri ölmektedir... nedir bu kök hücreler...

Din ; Kardeşlik ; Ahlak ; dil ; ilim ; Birlik ... buyrun çoğaltın...

Hak batıl sayılmakta...

Milleti millet yapan ortak özellikler ölüyor... Bunun tehlikesi nedir ?

Ne dedik Dış krizler içte etkin ve güçlü isen fırsat doğurur... Tersini söyleyelim... değilse yıkım ve ölüm getirir...



buyrun resme bütün bakın...

Selametle... Acizane sizler için karalamıştır...



Gürkan ; natamam metin 01/05/2006

Seckjin Khan
05-02-2006, 05:16 AM
Oturup 1071'den başlayarak olayları değerlendirmen çok hoş olmuş,katılmadığım nacizane konular var tabii ama yine de tekbik ediyorum çok güzel bir çalışma olmuş..."Bi de yazıları aynı renk yapsaydın okurken gözlerin her renk değiştirdiğinde rahatsız okudum :)"

gurkan
05-02-2006, 05:32 AM
Bi de yazıları aynı renk yapsaydın okurken gözlerin her renk değiştirdiğinde rahatsız okudum :)"

seni kırmam...yanlız faydası senden sonra okuyanlara:)

Seckjin Khan
05-02-2006, 05:34 AM
benim beynimde Selçuklu Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti aralarında bir fark yok hepsi bir birinin devamı temelde organizasyonların üzerine bina kurulup yola devam edilmiş... Biz bu çoğrafya da bu kadar köklüyüz...

Bakın Selçuklu yeniliyor... Zayıflıyor lakin kök hücreleri kurumuyor neden dersiniz ? Analize Osmanlı ile devam edelim...

Evet bende aynı kanıdayım.Seçluklu-Osmanlı ve Türkiye tam anlamıyla birbirine benziyor...Selçuklu Bilime,Felsefeye daha bağlı bir devletti ve bu yüzden Osmanlı'dan daha çok saygı duyuyorum...

Osmanlı 10 larca beyliğin arasından sıyrıldı... Nasıl oldu bu iş derseniz ? fenomene farklılık şurda... diğer beylikler de yine gücün temsili Orduya ve asker sayısına bağlıydı... ve bu yapı dağılınca bina yıkılıyordu... Osmanlıaya bakalım bu yapının üçlü saç ayağına dayandığını göreceksiniz... nedir bunlar... 1-) Bilgi 2-) Ekonomi 3-) Askeri

Anadolu'da Osmanlı diğer Beyliklerin yanında azımsanmayacak kadar küçük ve bi o kadar da basit bir beylikti ama bi avantajı vardı o da Bizansa komşu olmasıydı.Anadolu'da ki beylikler birbirleriyle çekişirken Osmanlı yokmuş gibi davranıyorlardı
"Nasılsa günü gelince işlerini bitiririz diyorlardı herhalde ;)" Osmanlı Bizansla ufak çaplarda savaşarak kendini yeniliyor ve Savaş tecrübesi kazanıyordu.Bir yandan da Diğer beyliklerin kızlarını alarak topraklarını genişletiyordu...


Gelelim Krizlere ilk sarsıntı Yıldırım Beyazıt döneminde gerçekleşiyor ... Yıldırım Kulvarında yürümek varken Balkanlarda at koşturup Fetihlere devam etmek yerine henüz taze kan iken Bölgenin demir kayasına kafa tutuyor tabir yerindeyse Baltayı taşa vuruyor. Timur Beyazıtı umufak yapıyor neden dersiniz... Önderimizde insanın tabi atı gereği aşırı güven ve farklı bakamamak tuzağına düşüyor... Bilgi ayağı ihmal... Ve Askeri ayağı toz duman oluyor... Lakin bu yapı ölmüyor neden ? Çünkü Yapılanması tek ayakla kurulmamış... Ve Fetret devri...

Beyazıd aslında aklı iyi çalışan bir padişah diyordum hep ama nasıl oldu da Timur tehlikesini görmezden geldi ve tedbir almadı bilmiyorum.Herhalde şakşakçıları fazla pohpohladı yeneriz ederiz mi dedi bilmiyorum :D Galiba savaştan önce Osmanlı Topraklarına girersen çıkışın olmaz diyerek tehdit etti diye biliyorum ama biz Batıyla uğraşa uğraşa yumuşamışız Ana vatandan gelenler çok fazla zorlanmamıştır ;)


Dönelim Osmanlı'ya devşirme politikasını bir zaman çok güzel uygulamış... İskan müslümanlaştırma politikasıyla birlikte... Barboroslar... Sokullular... ve niceleri yetişmiş Devleti büyütmüşler hizmet etmişler...

Amerika'ya bakalım... Sanki Bizim alamadığımız ibreti Osmanlı'dan çıkarmış... ve uygulamaya koymuş... Meşhur Amerikan vatandaşlığı hadisesi... Green Card uygulaması... Nitelikli ve yetenekli nufusu ülkesine çekiyor... Sistemine hizmet edecek şekilde devşiriyor... Nice Amerikalı olmayan prof. Bilim adamı bu ülke için hizmet veriyor... Malum bizler bu sistemi çalıştıramadığımız için buna beyin göcü diyoruz....

Vallaha bu politikayı çok övmeme rağmen Forumda ki bazı arkadaşlar ısrarla bu politikanın sanılanın aksine hiçte iyi olmadığını söyleyip kaynak göstermem konusunda ısrarcı olmuşlardı...:twisted:

Gelelim Osmanlı'nın yaşadığı ikinci büyük krize....

Bunun adını Özerklik krizi diye tanımlayalım...

İkinci büyük kriz Özerklik krizi: Yapı çok büyüyor... Bu yapı toplumdan kopmaya başlıyor. üç temel başlıklı saç ayağı demiştik... Orduda ekonomide ilimde(bilgi) yeni nesillere taşıyamama başlıyor... İlim ayağı geriliyor... Ekonomide Ticari hayatta ahlak bozuluyor... Ordu isyanlara bölünmelere kayıyor... Bütün yapı olarak düşünürsek kendini güçün verdiği şaşaa ile yenilmez ve erişilmez zannediyor ... Yönetimsel de olsa insanı de olsa bu kadar vakadan sonra ister istemez böyle bakılıyor değerlendiriliyor... Buna İşleyen çarkta körleşme ve yerine kendini geliştiren yeni yöneticiler(ticaret ilim ordu eksenli düşünülsün)yetiştirememe diyecek olursak bu krizi tanımlamaya çalışmışta oluruz... illede örnek vaka ve tarih mi istiyorsunuz... 1683 Viyana bozgunu... Bu tarih ile farklı düşünebilme yeteneği=fenomene bir bakıma bizdende çıkmış oluyor...

Aslında bir krizden çıkılması diğer ilerki bir adımda ki krizdende başarılı çıkıcacağının ölçüsü değil... Bildiğimiz bir şey var bu krizi anlatabileni ne bekliyor daha büyük bir kriz...

Evet büyük bir yapı kendi içinde ayrılıklara ve özerkliklere yerini bırakıyor bence bunda en büyük sorun Askeri kanadın Yenilenememesi yani yeni icatlara ve askeri olaylara Günah ve Din dışı tabiriyle uzaklaştırılması ve Diplomasi denilen olaya osmanlının ayak uyduramaması diyebiliriz...

Seckjin Khan
05-02-2006, 05:44 AM
Japon bir şirketin var mı böyle bir şey 42 nesilden atası Vasiyetine ne yazıyor...

farklı bakış diyoruz ya...

"Bu şirketi benim neslimden gelipte ehil olmayan kişiye teslim ederseniz...... (inançında ki Tanrı ) sizleri en ağır şekilde cezandırsın...

diye biten ağır bir lanet ile bitiriyor...

Bunu daha önce de duymuştum gerçekten işe yarıyormuş :D

Yönetimin(ordu ekonomi bilim geniş eksenli değerlendirelim) ehil kişilere verilmemesi... Rasyonel yetkilendirme de problemler... Verilen yetkinin denetlenememesi... yetkinin recetesinin rasyonelce yazılmaması problemi.... Bak senin yetkin şunları şunları yapmaktır... Yapmazsan cezası şu şudur... Buna işleyen bürokrasi süreci diyelim...(velev ki bizim büroksasi anlayışımızla karıştırmayın... burada ki tanım farklı)...

Hiçbir devlet yönetim şirket kişilerin özel mülkü değildir... Pervasızca kendine verilen emaneti kendi varlığın ve çıkar döngün çerçevesinde uygulayamazsın... Kişisel ihtirasınla hükmedemezsin...

Kesinlikle katılıyorum Osmanlı da ki brokrasi ve işini iyi yapanları işlerden uzaklaştırma çok yaygındı ve bu devletin çarklarının dönmemesi anlamına geliyordu...

bunları anlatırken Osmanlının diğer aşamada yaşadığı krizide anlatmış olduk adını koyalım o halde...

Kontrol Krizi: Bu krizin yaşandığı tarih ve vaka adlandırılmasımı istiyorsunuz ? Krizlerin zaman aralığı kısaldı... 1718-1730 lu yıllar Yahya Kemal'in sözüyle Lale Devri...

Değişimin sistemce sistemlice anlaşılamaması... belki farkeden üç beş kişi...

nedir bu karışık kelimeler silsilesi mi nediniz ? acizane anlatalım...

4- Yenilenme Krizi : Sanayileşme mi dediniz adına yoksa üretimin makineleşmesi mi ? Değişim anlaşılamadı bizlerde maalesef... Orduyu yenilemek vs... adını değiştirmek yenilik sayıldı... Islahat hareketleri Tanzimatlar vs... Batının kültürü ... Emperyalizmi medeniyet sayıldı...

Unutulan ilimdi... Bilimdi... Ahlaktı...

Sorulan yanlış soru ?

Devleti nasıl kurtarabiliriz oldu...

Kimse milleti nasıl ayakta tutabiliriz diye sormuyordu...

Koskoca Ali- Osman Cihan imparotorluğu varlığının nedenini milletine hizmetkar kabul eden devlet... ne olmuştu...

Arkadaşlar dış krizler eğer içerde güçlü ve etkin isen rakiplerine karşı fırsat doğurur... Osmanlı içten çökmüştür... Fitilini içten çekmiştir...

İçte etkin ve güçlü olmak...

Doğru soruyu açıklayalım...

Milleti nasıl ayakta tutabiliriz ? tarih 1793-2006 henüz bu soru sistemce anlaşılmadı... Herkes Hala Devleti kurtarma (adını siz koyun soyma....) peşinde...

Toplumsal barış sağlanamadı (1908-2006...........sağlanamadı)

Millet olmanın kök hücreleri ölmektedir... nedir bu kök hücreler...

Din ; Kardeşlik ; Ahlak ; dil ; ilim ; Birlik ... buyrun çoğaltın...

Hak batıl sayılmakta...

Milleti millet yapan ortak özellikler ölüyor... Bunun tehlikesi nedir ?

Ne dedik Dış krizler içte etkin ve güçlü isen fırsat doğurur... Tersini söyleyelim... değilse yıkım ve ölüm getirir...

Daha önce de yazdım Devlet-i Osmaniye yenilenemedi bi türlü Matbaa bile gavur icadi diye 100 sene sonra geldi.Askeri ve Bilimsel yenilik bir türlü gerçekleştirilemedi.Gerçekleştirilme de bazı yenilikçi Sadrazamların başa geçmesiyle yapılmaya başlandıysa da çoook geç kalınmıştı ve çok fazla da düzeltilemedi... :(

Toplumsal Barış sağlanamadı diyorsun tam olarak katılmasam da yine de doğru bir düşünce diyebilirim.Osmanlı İmp. nun ana vatanı olan Anadolu 'da ki hak bile geçimini sağlayamadığı için neredeyse ilkel hayata devam ediyordu,vergiler i de bunun içine kattığımızd Halkın üzernde ki yükü bir düşünün isterseniz ;) bu olayı bir de Türk olmayan halkların üstünde düşünün noluyor Batının sizi bağımsız yapalım ama bizim buyruğumuzda olacaksınız sözlerine balıklama atlıyorlar normal olarak.Yani toplumsal bir barış sağlamadı yerine Türk olmayan Halk daha fazla dayanamadı desek daha doğru olur...

Seckjin Khan
05-02-2006, 05:45 AM
Uzun zamandır bu kadar keyif alarak okumamıştım hiçbir yazıyı ;)

Bende nacizane karaladım birşeyler....

Sağolasın devamını bekliyoruz ...

gurkan
05-02-2006, 05:49 AM
Uzun zamandır bu kadar keyif alarak okumamıştım hiçbir yazıyı ;)

Bende nacizane karaladım birşeyler....

Sağolasın devamını bekliyoruz ...

estağfırullah...

farklı düşüncelere değer veririm...

Afrasiyab
05-07-2006, 05:52 AM
görmemişim topici, analiziniz için teşekkürler.

gurkan
05-08-2006, 01:06 PM
görmemişim topici, analiziniz için teşekkürler.

evet sanırım gürültü de kaynamış... Osmanlı'nın krizlerini konuşalım diyorlardı ama tık yok kimse de...:)

Afrasiyab
05-08-2006, 01:53 PM
.Bir yandan da Diğer beyliklerin kızlarını alarak topraklarını genişletiyordu...

Diğer beyliklerden kız alma hadisesi biraz da zorlayarak oldu. Savaşarak alınacağı kesin olan yerler, çeyizdi hediyeydi gibi bahanelerle alındı. Osmanlının topraklarını genişletmesini, kız alarak yaptığı gibi basit bir sonuca bağlarsak, yanılırız.

Seckjin Khan
05-09-2006, 11:50 PM
Diğer beyliklerden kız alma hadisesi biraz da zorlayarak oldu. Savaşarak alınacağı kesin olan yerler, çeyizdi hediyeydi gibi bahanelerle alındı. Osmanlının topraklarını genişletmesini, kız alarak yaptığı gibi basit bir sonuca bağlarsak, yanılırız.

Öyle bir yargım yok ama Osmanlı'nın kuruluş ve yükseliş dönmeinde yanii Anadolu içinde ki genişlemesinde bunları gördük ayrıca bu kötü birşey değil neden kötülemiş gibi algıladın yazıyı anlamadım?