View Full Version : "Kültürümüzden Sözlerle Güzel Ahlak Örnekleri"
gurkan
05-02-2006, 08:52 AM
Arkadaşlar Herkes Türk-İslam Kültüründen Ahlakı Değerleri ön plana çıkaran değerli büyüklerimizin Sözlerini Bu başlık altınada Delil göstererek (Sözün sahibini de zikrederek yani) toplamaya çalışıyorum. Kültürümüzün zenginliği ortaya çıksın...
Tartışmadan uzak olmak özel isteğim bu başlıkta... kültürümüzün ahlakı değerlerini ön plana çıkaran kültürümüzden güzel sözleri burada delilleriyle paylaşarak şahsıma yardımcı olursanız mutluluk duyarım.
Bazı Kültürümüzün değerlerini bilmeyenlere de zengin bir cevab hazinesi olur. Hem de ahlak üzerine düşünmüş oluruz...
Kim bilir buradan alacağımız bir sözü hayatımıza tatbik ederiz. Torunlarımıza taşırız...
Dünle bugünü barıştırız. Dünü yarına taşırız...
Selametle...
gurkan
05-04-2006, 01:59 PM
Goodyear yıllardır Türkiye de faaliyet göstermektedir... Ve henüz başına hiç bir Türk yönetici getirmemiştir... Bakalım nedeni ne imiş...
Goodyear Yöneticileri 1996 yılında şu açıklamayı yapıyor... Biz an az 20 yıl daha Bu firmanın başına Türk Yönetici getirmeyeceğiz...
Neden Mi ?...
Türk yöneticiler özellikleri gereği Türklerle Almanları bir arada yönetemediklerindenmiş....
Ben Bunu neden mi yazdım ?
Bırakın almanları kardeşlerimizle birlikte bir arada tartışamıyoruz ?
Artık kıssadan Hisseyi alırız inşaallah...
Selametle...
gurkan
05-11-2006, 07:38 AM
Ummİ Sİnan'dan Derleme....
Necip Fazıl'a sormuşlar:
- Şu refahli Oğuzhan Asiltürk nasıl birisi?
Şeyhüşşüara yine şiirle cevaplamış:
Ne Oğuz'dur, ne de han.
Ne Asildir, ne de türk.
gurkan
05-16-2006, 11:26 PM
Efendim Kültürümüzden Güzel sözlere devam
gurkan
05-16-2006, 11:34 PM
Ustad Necip Fazıl'dan...
gurkan
05-17-2006, 12:57 AM
"Dostum,
evin varsa bir sifir koymalisin varliklar hanene,
Isin varsa bir sifir daha koymalisin,
Is seninse uc sifir daha koymalisin,
Isin iyi gidiyorsa uc sifir daha,
Araban varsa bir sifir,
Yazligin varsa bir sifir daha,
Daha siralanabilir sifirlar hanesi...
Ancak, Sagligin varsa bir koyarsin basina,
butun sifirlar anlamli bir degere ulasir.
Yoksa sonuc sifirdir, hic ugrasmayasin bos yere..."
VEHBI KOC
gurkan
06-21-2006, 08:27 AM
Nerde Kalmıştık. :?
gurkan
06-21-2006, 08:29 AM
Zaman Vurmadan Bilgiye Silgiyi
......Bağla Yazı İle Bilgiyi........
Necip Fazıl Kısakürek
et tekrar-ul ahsen
velevkane yuz seksen.... :)
bundan bir tane daha vardi onu da yazayim da yoksa aklima zor gelir...
er-rahetu fil yatak
velevkane toz-toprak...
anonim :)
gurkan
06-24-2006, 03:06 AM
Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten.
Namık Kemal
borcugin
06-24-2006, 03:12 AM
S.A.
Han'ım, bu iki sözünüzün anlamı nedir, açıklayabilir misiniz_?
Selametle.
tabi hocam...
et-tekraru ahsen = tekrar etmek guzeldir
velevkane yuz seksen = velev ki yuz seksen defa da olsa
er-rahetu fil yatak = yatak her zaman rahat bir yerdir
velevkane toz*toprak = velev ki toz-toprak ustunde de olsa...
:)
gurkan
06-26-2006, 02:35 PM
"İlim ilim bilmektir, ilim, kendin bilmektir."
Yunus Emre
Dün akşam, aşağıda ekte resmi olan sözü,
ya Mehtap Tv'den ya da Hilal Tv'den duymuştum
( Bu kanallar digital yayın yapıyorlar)
Bu arada size önemli bir ipucu.
Mehtap Tv'nin logosu "lale"nin ebced hesabı:66
HilalTv'nin logosu "Hilal" ebced hesabı:66
"Allah" lafzının ebced hesabı:66
"İşi altmışaltıya bağlamak" deyimi de buradan geliyor.
Fikir açısından kaynak: Tasavvuf Terimleri Sözlüğü (Bkz. altmışaltı)
kurtbilal1985
06-27-2006, 01:40 AM
Bende bir eskiden Osmanlida bulunan bir gelenekle bu bölüme katkida bulunmak istiyorum. Gecenlerde bir yerlerde okumustum.
Eskiden Osmanli zamaninda, özellikle Bayram zamanlarinda zenginin birisi kendisinin hic taninmadigi bir semte gider, o semtteki herhangi bir Manifaturaciya, bakkala, Kasaba yada Manava girer, ordaki Esnafa Borc defterini cikartmasini ve borc defterindeki herhangi bir sayfasinin yada ilk siradaki birkac sayfanin borclarin tamamini toplamasini istermis. Esnaflarda adamin nicin bunu istedigini bilir ve adamin istedigini yaparmis. Adam ise Esnafin söyledigi miktari öder ve hic bir sey söylemeden gidermis.
Böylece ne borclu borcunu ödeyen kisiyi, nede borcu ödeyen kisi borcluyu tanirmis.
Simdi icinizden bazilari belki söyle düsünüyordur. Esnaf, adamin ödedigi parayi alir ve borclarida silmez. Bu o zamanlarda, bu anlayista olan bir toplulukta mümkün degil. Cünkü toplumun kabul gördügü belirli bir Ahlak yapisi var. Bu yapiya karsi cikanlar yada uymayanlar ise o kisiyi kesinlikle aralarinda barindirmazlar.
Dilim seni dilim dilim dileyim...
Bashima ne gelse senden bileyim...
anonim
Bende bir eskiden Osmanlida bulunan bir gelenekle bu bölüme katkida bulunmak istiyorum. Gecenlerde bir yerlerde okumustum.
Eskiden Osmanli zamaninda, özellikle Bayram zamanlarinda zenginin birisi kendisinin hic taninmadigi bir semte gider, o semtteki herhangi bir Manifaturaciya, bakkala, Kasaba yada Manava girer, ordaki Esnafa Borc defterini cikartmasini ve borc defterindeki herhangi bir sayfasinin yada ilk siradaki birkac sayfanin borclarin tamamini toplamasini istermis. Esnaflarda adamin nicin bunu istedigini bilir ve adamin istedigini yaparmis. Adam ise Esnafin söyledigi miktari öder ve hic bir sey söylemeden gidermis.
Böylece ne borclu borcunu ödeyen kisiyi, nede borcu ödeyen kisi borcluyu tanirmis.
Simdi icinizden bazilari belki söyle düsünüyordur. Esnaf, adamin ödedigi parayi alir ve borclarida silmez. Bu o zamanlarda, bu anlayista olan bir toplulukta mümkün degil. Cünkü toplumun kabul gördügü belirli bir Ahlak yapisi var. Bu yapiya karsi cikanlar yada uymayanlar ise o kisiyi kesinlikle aralarinda barindirmazlar.
Bizim bakkalları düşünüyorumda kesinkes Ramazan öncesi yazılı borç miktarlarını ikiye katlarlar sonrada katladıkları kadarını ödemeden düşerlerdi...:cool:
iste biz ile Osmanli arasindaki fark....
gurkan
12-22-2006, 03:48 PM
"Nush ile yola gelmeyeni etmeli tektir
Tektir ile uslanmayanın hakkı kötektir.."
Ziya Paşa
teginalp
12-22-2006, 04:42 PM
Bizim bakkalları düşünüyorumda kesinkes Ramazan öncesi yazılı borç miktarlarını ikiye katlarlar sonrada katladıkları kadarını ödemeden düşerlerdi...:cool:
oğuz kardeş,
eğer sen hep yedi tepeli şehirde yaşadıysan doğrudur. Adı bile yemek fiilinden türeyen yedi ile başlıyor.
Benin çocukluğumda veresiye defterleri tek kopya olurdu ve hep borçluda dururdu. Bakkala giderken defteri alıp giderdin. Aldığın şeyleri bakkal sendeki deftere yazardı, ne yazmış diye bakmak kimsenin aklına gelmezdi.
Hatta sütçüler eve süt verdikleri her sefer için kapının üzerine tebeşirle bir çizik atıp gider, hafta sonunda da çizikleri toplayıp tahsilatı yapardı.
Hane halkı ise o çizikleri namus bilip korur, silinmeye yüz tutanları, rüzgardan, yağmurdan silinir gibi olanları özenle tazelerlerdi.
nurhak
12-23-2006, 08:30 AM
Bu baslık acabilen arkadaslardan rica etsekde KÜTÜRÜMÜZ VE ANANELERİMİZ vb. bir baslık acılsa ve forumdaki arkadaslarda gerek kendi yörelerini veya bildikleri duydukları olayları eskiden evlerde yapılan sohbetler veya oyunlarla ilgili birikimlerini paylassa iyi olmazmı hic olmazsa yeni nesillerin ve cocuklarımızın bir seyleri unutmasına engel oluruz.saygılarımla
gurkan
12-31-2006, 01:30 PM
"Biz bu ilden gider olduk kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun "
Yunus Emre
Hanedan
01-01-2007, 11:22 AM
Osmanlı Devleti, İslâm'ın askeri olmaktan, İslâm adaletini dünyaya yaymaktan daha büyük şeref düşünmemiştir.
Hangi şartlar olursa olsun, Osmanlı ordusu, İslâm'a karşı nerede saldırı varsa orada mutlaka yerini alırdı ve Osmanlı Allah için yaşadı, Allah için devlet idare etti.
Yeniçerilikte bir acemi oğlan bir mürşide bağlanmadan askere alınmazdı. Yeniçerilik, acemi oğlan denilen başlangıç devresinden başlar. Zamanımızda buna, askerde eğitim deniyor. İlk eğitimin verildiği yer acemiliğin yetiştirildiği yer. İşte böyle bir hedefe ulaşabilmek için mutlaka bir mürşide tâbî olmak gerekiyordu, tâbî olmayan asker olamazdı. Allahû Tealâ'nın velayet mertebesine ulaşamamış olan, evliya olmamış olan bir subayın olması söz konusu değildi. Paşalara gelince, onlar daimi zikrin sahipleriydi. Kara ordusunda böyle olan bu durum deryada da aynı standartlardaydı, bütün reisler mutlaka mürşitlerine bağlı, Allah'ın yolunda olan, Allah için savaşan insanlardı.
Osmanlı ordusu nereye gitse, eğer oradan bir şey alırsa mutlaka parasını oraya bırakırdı. II. Murat devrinde, ordu sefere çıkmadan evvel II. Murat ilanlar çıkartıyor, diyor ki: "Benim ordum kul borcuyla sefere çıkmaz. Kimin borcu varsa mutlaka götürsün parayı saraydan alsın, hazineden alsın. Borcunu versin. Ondan sonra katılsın orduma." Böyle bir ordu yola çıkıyor.
Osmanlı'nın bozulma devresinde, Osmanlı askerinin gittiği yerde ağaçlardan, asmalardan yenen üzümlerin bir kısmının yerine paraların konulmadığına şahit oluyoruz. Osmanlıda bozulma oluyor yüzyıllar sonra ve Osmanlı bu sebeple cihan hakimiyetini kaybediyor. Ve Osmanlı o güne kadar, tarihi boyunca kendisine Nizam-ı Alem diyordu. Osmanlı, dünya üzerinde daha büyük bir devlet tanımıyordu . Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı harp kadırgalarının toplamı, Avrupa'daki bütün kadırgalarından fazlaydı. Dikkatle bakın Osmanlı harp kadırgalarının toplamı, Avrupa'daki bütün harp kadırgalarının toplamından fazla. İşte Osmanlı buydu! Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u aldığı zaman, ordusu o devrin en mütekâmil ordusuydu. Bütün son icatlar ordunun içindeydi. En büyük topları Fatih Sultan Mehmet döktürmüştü. Öyleyse sadece Allahû Tealâ'nın yardımı değildi Osmanlıyı Osmanlı yapan; bir başka şey, bir başka husus, zamanın getirdiği bütün tekamül sistemlerini kullanabilme stratejisi.
gurkan
05-15-2007, 07:29 AM
"Recep idi bu dünyanın ayağı
Recep öldü yine dünya bayağı"
(Sözün sahibini bilen yazsın:cool: )
yavuz
05-15-2007, 07:32 AM
"Kem alat ile kemalat olmaz."
(Mьmkьnse bunun da, sahibini bilen yazsın... ;))
vBulletin® v3.7.0, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.