View Full Version : 1 Mayıs'ın Düşündürdükleri
genco
05-04-2006, 03:05 AM
Her yıl olduğu gibi ülkemizde yine "1 Mayıs" kutlamaları oldu. Değişik şehirlerde yapılan kutlamalarda, takip ettiğim kadarıyla, önemli olaylar yaşanmadı. Gerçi bazı istisnayi hareketler olmadığı değil; ama genelde sakin geçti...
Bu yıl düzenlenen törenlerde dikkatimi çeken önemli ve de olumlu gelişmelerle ilgili tesbitlerim:
-İilk defa, bazı yerlerdeki kutlamalarda, Türk Bayrağı görmem...
-İlk defa, bazı yerlerdeki kutlamalarda, PKK'nın uzantısı olan partiye ait bayrak ve flamalar gösteriye katılanlar tarafından alanalara sokulmadı. Hatta zaman zaman sert müdahelelerde bulunuldu bu tiplere karşı.
-İlk defa, enternasyonal (kızıl) marş okunmadı...
-İlk defa orak-çekiç dalgalanmadı...
-İlk defa Lenin'in, Stalin'in, Mao'nun bez parçaları taşınmadı.
İlk defa Atatürk resimleri taşındı.
Galiba, bizim solcuların kâbeleri (Sovyetler Birliği..gibi.) yıkılınca, yüzlerini dönecek kıbleleri kalmadığı için "yerel" düşüncelere döndüler...
"Ulusalcı" "Yurtsever" söylemler ağızlarından düşmez oldu...
Bu söylemlerin aşağı yukarı, "Milliyetçilik" ile aynı anlama geldiğinin farkında olmalarına rağmen kendilerine yediremiyorlar mıdır nedir, "Milliyetçi" kelimesini asla kullanmıyorlar(Evet-hayır yarışması gibi...) Bu kelime, "yasak kelime" onlar için... Belki de yıllardır bu düşünceye sahip kişileri "faşistlik"le suçladıkları için tükürdüklerini yalamak istemiyorlar olabilirler...
Şahsen, adına ister "Ulusalcı" isterse "Yurtsever" desinler, ne derlerse desinler, gelinen noktadayı çok olumlu görüyorum...
"Allah, şaşkın kuluna önce eşeğini arattırır, sonra buldururmuş"
İnşallah bir daha kıblelerini şaşırmazlar...
Seckjin Khan
05-04-2006, 03:19 AM
Ben 1 Mayısa gitmedim ama Alsancak'ta olduğum için izleme fırsatım oldu...
Alsancak Kordon'da 1 Mayıs yapılmasın diye İzmirliler çok uğraştı nedeni basitti provakatörler korkonda ki taşları söküp birçok mağaza ve cafelere atıyor ve maddi zararlara uğratıyordu,Bu da yetmezmiş gibi mutlaka polisle de çatışıyorlardı bu taşlarla ama yine kimse engelleyemedi Kordonda ki Mitingi ve yeni istenmeyen olaylar yaşandı...
http://www.yeniasir.com.tr/ya2006/05/02/gunluk/himgs/ilks1.gif
İZMİR'DE SAVAŞ
Türkiye'nin Batı'ya açılan kapısı olarak tanımlanan İzmir'de ise, terör örgütü lehine sloganlar, fırlatılan kaldırım taşları, dövülen göstericiler vardı..
ERTAN GÜRCANER/KADİR KEMALOĞLU/FATİH ŞENDİL (HABER MERKEZİ)
http://www.yeniasir.com.tr/ya2006/05/02/gunluk/himgs/ilks1-1.jpg
İzmirlilerin geçtiğimiz 21 Mart'taki nevruz kutlamaları sırasında çıkan olaylardan sonra Gündoğdu Meydanı'nın gösteri ve yürüyüşlere kapatılmasına ilişkin isteğinin ne kadar haklı olduğu, dün 1 Mayıs İşçi Bayramı sırasında bir kez daha ortaya çıktı. Yapılan tüm itirazlara rağmen yine Gündoğdu Meydanı'nda izin verilen gösterilerde ortalık savaş alanına döndü.
Aramaya itiraz
Cumhuriyet Meydanı'ndan Gündoğdu Meydanı'na doğru girerken üzerlerini aratmak istemeyen Demokratik Toplum Partisi'nden (DTP) bir grupla polis arasında çıkan arbede çığ gibi büyüyerek Kordon ve Gündoğdu Meydanı'nın büyük bir bölümüne yayıldı. Polis göstericilere göz yaşartıcı bomba ile müdahale etmeye çalışırken, bazı göstericiler ise, kaldırımdan söktükleri taşları polisin üzerine atarak saldırdı.
Camlar kırıldı
Bu sırada iki işyerinin de camları kırıldı. Bazı göstericiler ise, bu sırada yüzlerini poşularla kapatıp bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın posterlerini açtı. Öte yandan olayları 10 kamerayla görüntülüyen güvenlik güçleri kapalı devre yayınla yaşananları saniye saniye ekrandan Vali Oğuz Kağan Köksal'ın bulunduğu Hükemet Konağı'na da aktardı.
Havaya ateç açıldı
Zaman zaman polisin havaya ateş açmak zorunda kaldığı olaylar sırasında yasadışı örgüt lideri Abdullah Öcalan'ın posterini açan bir kişinin gözlem altına alındığı öğrenildi. Polisin göstericileri dağıtmak için kullandığı gaz bombası Kordon'daki işyerlerinde çalışanlarla burada oturan vatandaşların da zor durumda kalmasına neden oldu. Gazdan etkilenen vatandaşlardan bazıları fenalık geçirdi.
ESNAF VE VATANDAŞLAR ÖFKELİ
Gündoğdu'da yapılmasın
http://www.yeniasir.com.tr/ya2006/05/02/gunluk/himgs/ilks1-2.jpg
Olaylar sırasında göstericilerin attığı taşlarla Deniz Restoran'la, Değişim Tekstil isimli mağazanın camları kırıldı
Göstericilerin attığı taşlardan mağaza camları kırılan Deniz Resteron'ın sahibi Yılmaz Çelikkaya, "Kordon esnafı olarak Valimize dilekçe ile burada miting yapılmaması için istekte bulunduk. Ancak bizi kimse dinlemedi. Zararımız büyük, gün içinde müşteri hiç gelmedi. Bir de mağazamızın logolu olan büyük vitrin camı kaldırım taşları ile kırıldı, yazık. Artık burada bu tür gösterilere izin vermesinler" dedi. Vitrin camı kırılan Değişim Tekstil sahibi Ernur Eygi de, "İzmir'in en gözde yerlerinden birinde bu tür gösterilere izin verilmesin" diye konuştu.Kaynak:yeniasır
Peki neydi 1 Mayısı bu denli nefret ve kinle yaptıran???
Evet güzel ve anlamlı birgün ama neden biz böyle kutluyoruz ve ipsiz sapsız grupların bu olaya dahil olmasını önleyemiyoruz????
Bakın İtalya'ya insanlar nasıl kutluyor 1 Mayısı "Öpüşerek"
http://www.yeniasir.com.tr/ya2006/05/02/gunluk/himgs/dis1-1.jpg
Ahde Vefa
05-04-2006, 03:20 AM
TEK kelime ile: IGRENÇ ...Migdem bulandi, ciddiyim bak.
Bilge_Kagan
05-04-2006, 05:52 AM
Lenin'in Stalin'in bugunlerde para etmedigini gormus olmalilar ki, daha once "Fasist" diye yerdikleri Ataturk'u, "Ataturk'u kendi gorusu icin putlastirip rant elde etme" furyasina binaen sahiplenmeye calisiyorlar, diye dusunuyorum...
Italya konusuna ise hic deginmeyecegim, kelimeler kifayetsiz.
1 Mayis'ta okuldayken çok yürüyüş yaptık meydanlarda. bunu da miting olarak algılamayın, normal hani Kzıl meydandan önce askeri bir geçiş sonra millet elleeinde balon bayrak ve her türlü gırgır şamata ile geçerler ya işte öylesinden...
1 mayıs benim için bir piknik günü gibiydi. ve halen de burda hemen her kes için öyle...
ama türkiyedeki pkklılara, rumlara ve diğer imansızlara göre gövde gösterisi günü...
1 mayıs olmasa ne yapacaklardı acaba?
gurkan
05-04-2006, 07:48 AM
Şahsen, adına ister "Ulusalcı" isterse "Yurtsever" desinler, ne derlerse desinler, gelinen noktadayı çok olumlu görüyorum...
"Allah, şaşkın kuluna önce eşeğini arattırır, sonra buldururmuş"
İnşallah bir daha kıblelerini şaşırmazlar...
iyi yönde gelişmeler var iyi tespit... Ulusal çizgi de iyi yazılar çıkmaya başladı
aralarında Ataist olup müslüman olanarı da var...
ultrArda
05-04-2006, 10:36 AM
http://www.barikat-lar.de/resim/1m77_2/1m77_1.JPG
İşçi sınıfının tarihindeki en büyük katliamlardan biri olan 1 Mayıs 1977, oligarşinin kirli tarihinin de bir parçasıdır.
Uluslararası işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününün 50 yıllık aradan sonra Türkiye’de 1976 yılında yüzbinlerce kişinin katıldığı kitlesel bir gösteriyle kutlanması, oligarşiyi büyük ölçüde tedirgin etmişti.
DİSK’in organize ettiği 77 1 Mayıs’ı ise bu kez daha güçlü ve kapsamlı bir biçimde kutlanacaktı.
Büyük ölçüde TKP’nin etkinliği altında olan DİSK, 22 Nisan günü yaptığı açıklamada 1 Mayıs’a katılacak örgütleri ve atılacak sloganları ilan ediyor ve 20 bin DİSK görevlisinin güvenlik için hazır olduğunu duyuruyordu. Bu arada sağcı-faşist basın kışkırtıcı yayınlarına hız vermekteydi. Örneğin 20 Nisan gününün Ortadoğu gazetesi “Sol 1Mayıs’ta Halkı Galeyana Getirmek İstiyor” şeklinde manşet atmıştı. 1 Mayıs gününün Tercüman’ında ise Rauf Tamer, ”Arabalar tahrip edilecek, inşallah aldanırız ama, kanlar akacak. Çeşitli solcu gruplar arasında slogan kavgasıdır bu” diye yazıyordu. 30 Nisan tarihli Bayrak gazetesinin manşeti de, “DİSK ve Maocu Gruplar arasında çatışma bekleniyor!” şeklindeydi.
Aslında provokasyon daha mitingin afişleri asılırken başlamış ve 18 Nisan gecesi Kocamustafapaşa’da öldürülen Sadık Canaslan adlı öğrencinin sol içi çatışmada vurulduğu söylentileri yayılmıştı. Cinayetten ötürü suçlanan İGD yönetimi bir açıklamayla olayla ilgilerinin olmadığını duyurmuş; fakat bu kez 28 Nisan sabahı İzmir’de yapılan afişlemelerde İdris Türkoğlu adlı bir başka öğrenci öldürülürken aynı iddialar öne sürülmüştü.
Ve 1 Mayıs 1977 sabahı... Türkiye’nin her yanından akın akın gelen işçiler ve devrimci yurtseverler alandaki yerlerini almaktadırlar.
Yürüyüş son derece düzenlidir ve katılım yaklaşık 500 bin civarındadır. Saatler 19.00’u gösterirken katılımın umulanın çok üstünde olması nedeniyle miting hâlâ bitmemiş, Anadolu’dan gelen kortejler henüz alana girememiştir. Bu arada DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler de konuşmasını tamamlamak üzeredir.
İlk silah sesi o an duyulur. Daha sonra alana hakim noktalardan kitlelerin üzerine kurşun yağmaya başlar. İlk silah sesi olayı başlatmak için bir işarettir. DİSK’in kürsü sorumlusu Sıtkı Coşkun’un “Sular İdaresi üzerinde ateş eden insanlar var. İhtar ediyoruz. Bunları etkisiz hale getirin, alın...” diye yaptığı anons işe yaramaz. İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın toplum polisinin amirine sorduğu “Bu duvarın üzerinden ateş edildi bize. Bunlar polis midir, görevli midir?” sorusu da yanıtsız kalır ve İsvan coplanır. Daha sonraki soruşturmalarda ise bu kişiler tamamen reddedilir; zaten boş kovanlar da anında toplanmıştır.
Ateş açılan noktalardan bir diğeri olan Pamuk Eczanesi’nin üst katında ise tabancalar ve mermi kovanları bulunacaktı.
Alanın tarandığı bir başka merkez de Inter Continental Oteli’ydi. Daha sonra otelin beşinci ile altıncı katının camlarında içeriden atılmış kurşunların delikleri görülecekti.
Günaydın gazetesinden Necati Doğru, ”5.katta bir odanın kapısı açıktı. Odanın pencerelerinden alanı seyreden kişiler ve masa üzerinde teleobjektifli makineler gördüğüm için gazetecilerin bu odada olduğunu sanarak içeri girdim. Adımımı atar atmaz oldukça mütecaviz bir biçimde itilerek durduruldum. Garsona bu odadakilerin kim olduklarını sordum, ‘polisler’ yanıtını aldım” diyordu. 510 numaralı odada ise MİT yuvalanmıştı
Tüm bunların yanısıra, dikkat çeken bir başka grup ise, ellerindeki çantaları bir an bile yere bırakmayan ve o gece uçakla ülkeyi terkeden 8-10 kişilik Amerikalıydı.
Son derece açık olan şey, ateşin kalabalığı kürsüye doğru sıkıştırarak panik yaratma amacıydı. Panzerler kitleyi sıkıştırıyor ve insanları en dar yokuşa, Inter Continental Oteli ile Pamuk Eczanesi arasında kalan Kazancı Yokuşu’na doğru yöneltiyordu. Olaylar başlamadan az önce Kazancı yokuşu başına park edilen mavi renkli bir Fiat kamyonet ve yerlerde rastgele duran tekerlekli el arabaları
Kazancı’ya iniş ve çıkışı engelliyorlardı. Sel halinde akan insanlar kamyonetin iki yanından ve el arabalarının üzerinden geçerek Kazancı Yokuşu’ndan aşağıya doğru kaçmaya çalışıyorlardı. Tam bu sırada yokuşun biraz aşağısındaki garajdan çıkan beyaz renkli bir Renault uzun menzilli silahlarla kitleyi tarayacaktı.
Beyaz Renault’da bulunan polis memuru Necati Tınaz, daha sonra bu durumu ”üstümüze geldiler havaya ateş ettik” diye açıklayacaktır.
Sonuçta o gün Taksim Alanı’nda 126 kişi yaralanmış, 34 kişi de şehit düşmüştü. Ölümlerin 28’i ezilmeler sonucu meydana gelmişti. Yalnızca 25 kişi Kazancı Yokuşu’nda ezilerek Meral Özkol ise panzer altında kalarak yaşamını yitirmişti. Olayda 2000’e yakın mermi atıldığı saptanmış, buna karşın yalnızca 5 kişi kurşun yarası nedeniyle ölmüştü. Açılan davanın iddianamesinde, amacın “halk üzerinde yılgı, korku ve panik yaratmak” olduğu vurgulanıyordu.
Ertesi gün boyalı basın, beklendiği gibi sol içi çatışmayı öne çıkarıyor ve “Maocu vatan hainleri işçi bayramını kana buladı” (Günaydın), manşetleri atıyordu. Sol gazeteler de hâlâ olayın ne olduğunu anlamamakta ısrarlıydılar. TKP’nin organı Politika’ya göre “1 Mayıs töreni tam bittiği sırada Maocu ve terörist oldukları ileri sürülen grupların silahlı saldırısına uğramıştı.” Diğer taraftan de benzer açıklamalar birbirini izliyordu.
Olayların sonrasında devrimci sosyalist hareket ve Dev-Genç gibi yapılar ise olayın CIA tarafından tezgahlandığını, sol içi bir olay olmadığını vurgulamışlardı.
Olayı yakından yaşamış biri olan Şükran Ketenci ise, “Bence olayı başlatmada araç olma anlamında, yürüyüşe alınmayan gruplar suçlansa bile, olayın boyutlarını büyüten, yönlendiren çok daha değişik güçlerdi” diye açıklama yapıyordu.
Yarım yüzyıllık uzun bir aradan sonra Türkiye’de ikinci kez kutlanan 1 Mayıs, böyle sonuçlanmıştı. 8’i kadın tam 34 kişinin kanı Taksim Alanı’nı kızıla boyamıştı. Amaç, her zamanki gibi aynıydı: yükselen kitle hareketini boğmak, devrimci gelişmeyi önlemek.
İşçi sınıfı, şehitlerini unutmadı ve sonsuza dek unutmayacak...
http://www.barikat-lar.de/resim/1m77_2/1mayis4.JPG
http://www.barikat-lar.de/resim/1m77_2/kazanci3.jpg
ALINTIDIR!
genco
05-04-2006, 01:39 PM
http://www.barikat-lar.de/resim/1m77_2/1m77_1.JPG
İşçi sınıfının tarihindeki en büyük katliamlardan biri olan 1 Mayıs 1977, oligarşinin kirli tarihinin de bir parçasıdır.
Uluslararası işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününün 50 yıllık aradan sonra Türkiye’de 1976 yılında yüzbinlerce kişinin katıldığı kitlesel bir gösteriyle kutlanması, oligarşiyi büyük ölçüde tedirgin etmişti.
DİSK’in organize ettiği 77 1 Mayıs’ı ise bu kez daha güçlü ve kapsamlı bir biçimde kutlanacaktı.
Büyük ölçüde TKP’nin etkinliği altında olan DİSK, 22 Nisan günü yaptığı açıklamada 1 Mayıs’a katılacak örgütleri ve atılacak sloganları ilan ediyor ve 20 bin DİSK görevlisinin güvenlik için hazır olduğunu duyuruyordu. Bu arada sağcı-faşist basın kışkırtıcı yayınlarına hız vermekteydi. Örneğin 20 Nisan gününün Ortadoğu gazetesi “Sol 1Mayıs’ta Halkı Galeyana Getirmek İstiyor” şeklinde manşet atmıştı. 1 Mayıs gününün Tercüman’ında ise Rauf Tamer, ”Arabalar tahrip edilecek, inşallah aldanırız ama, kanlar akacak. Çeşitli solcu gruplar arasında slogan kavgasıdır bu” diye yazıyordu. 30 Nisan tarihli Bayrak gazetesinin manşeti de, “DİSK ve Maocu Gruplar arasında çatışma bekleniyor!” şeklindeydi.
Aslında provokasyon daha mitingin afişleri asılırken başlamış ve 18 Nisan gecesi Kocamustafapaşa’da öldürülen Sadık Canaslan adlı öğrencinin sol içi çatışmada vurulduğu söylentileri yayılmıştı. Cinayetten ötürü suçlanan İGD yönetimi bir açıklamayla olayla ilgilerinin olmadığını duyurmuş; fakat bu kez 28 Nisan sabahı İzmir’de yapılan afişlemelerde İdris Türkoğlu adlı bir başka öğrenci öldürülürken aynı iddialar öne sürülmüştü.
Ve 1 Mayıs 1977 sabahı... Türkiye’nin her yanından akın akın gelen işçiler ve devrimci yurtseverler alandaki yerlerini almaktadırlar.
Yürüyüş son derece düzenlidir ve katılım yaklaşık 500 bin civarındadır. Saatler 19.00’u gösterirken katılımın umulanın çok üstünde olması nedeniyle miting hâlâ bitmemiş, Anadolu’dan gelen kortejler henüz alana girememiştir. Bu arada DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler de konuşmasını tamamlamak üzeredir.
İlk silah sesi o an duyulur. Daha sonra alana hakim noktalardan kitlelerin üzerine kurşun yağmaya başlar. İlk silah sesi olayı başlatmak için bir işarettir. DİSK’in kürsü sorumlusu Sıtkı Coşkun’un “Sular İdaresi üzerinde ateş eden insanlar var. İhtar ediyoruz. Bunları etkisiz hale getirin, alın...” diye yaptığı anons işe yaramaz. İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın toplum polisinin amirine sorduğu “Bu duvarın üzerinden ateş edildi bize. Bunlar polis midir, görevli midir?” sorusu da yanıtsız kalır ve İsvan coplanır. Daha sonraki soruşturmalarda ise bu kişiler tamamen reddedilir; zaten boş kovanlar da anında toplanmıştır.
Ateş açılan noktalardan bir diğeri olan Pamuk Eczanesi’nin üst katında ise tabancalar ve mermi kovanları bulunacaktı.
Alanın tarandığı bir başka merkez de Inter Continental Oteli’ydi. Daha sonra otelin beşinci ile altıncı katının camlarında içeriden atılmış kurşunların delikleri görülecekti.
Günaydın gazetesinden Necati Doğru, ”5.katta bir odanın kapısı açıktı. Odanın pencerelerinden alanı seyreden kişiler ve masa üzerinde teleobjektifli makineler gördüğüm için gazetecilerin bu odada olduğunu sanarak içeri girdim. Adımımı atar atmaz oldukça mütecaviz bir biçimde itilerek durduruldum. Garsona bu odadakilerin kim olduklarını sordum, ‘polisler’ yanıtını aldım” diyordu. 510 numaralı odada ise MİT yuvalanmıştı
Tüm bunların yanısıra, dikkat çeken bir başka grup ise, ellerindeki çantaları bir an bile yere bırakmayan ve o gece uçakla ülkeyi terkeden 8-10 kişilik Amerikalıydı.
Son derece açık olan şey, ateşin kalabalığı kürsüye doğru sıkıştırarak panik yaratma amacıydı. Panzerler kitleyi sıkıştırıyor ve insanları en dar yokuşa, Inter Continental Oteli ile Pamuk Eczanesi arasında kalan Kazancı Yokuşu’na doğru yöneltiyordu. Olaylar başlamadan az önce Kazancı yokuşu başına park edilen mavi renkli bir Fiat kamyonet ve yerlerde rastgele duran tekerlekli el arabaları
Kazancı’ya iniş ve çıkışı engelliyorlardı. Sel halinde akan insanlar kamyonetin iki yanından ve el arabalarının üzerinden geçerek Kazancı Yokuşu’ndan aşağıya doğru kaçmaya çalışıyorlardı. Tam bu sırada yokuşun biraz aşağısındaki garajdan çıkan beyaz renkli bir Renault uzun menzilli silahlarla kitleyi tarayacaktı.
Beyaz Renault’da bulunan polis memuru Necati Tınaz, daha sonra bu durumu ”üstümüze geldiler havaya ateş ettik” diye açıklayacaktır.
Sonuçta o gün Taksim Alanı’nda 126 kişi yaralanmış, 34 kişi de şehit düşmüştü. Ölümlerin 28’i ezilmeler sonucu meydana gelmişti. Yalnızca 25 kişi Kazancı Yokuşu’nda ezilerek Meral Özkol ise panzer altında kalarak yaşamını yitirmişti. Olayda 2000’e yakın mermi atıldığı saptanmış, buna karşın yalnızca 5 kişi kurşun yarası nedeniyle ölmüştü. Açılan davanın iddianamesinde, amacın “halk üzerinde yılgı, korku ve panik yaratmak” olduğu vurgulanıyordu.
Ertesi gün boyalı basın, beklendiği gibi sol içi çatışmayı öne çıkarıyor ve “Maocu vatan hainleri işçi bayramını kana buladı” (Günaydın), manşetleri atıyordu. Sol gazeteler de hâlâ olayın ne olduğunu anlamamakta ısrarlıydılar. TKP’nin organı Politika’ya göre “1 Mayıs töreni tam bittiği sırada Maocu ve terörist oldukları ileri sürülen grupların silahlı saldırısına uğramıştı.” Diğer taraftan de benzer açıklamalar birbirini izliyordu.
Olayların sonrasında devrimci sosyalist hareket ve Dev-Genç gibi yapılar ise olayın CIA tarafından tezgahlandığını, sol içi bir olay olmadığını vurgulamışlardı.
Olayı yakından yaşamış biri olan Şükran Ketenci ise, “Bence olayı başlatmada araç olma anlamında, yürüyüşe alınmayan gruplar suçlansa bile, olayın boyutlarını büyüten, yönlendiren çok daha değişik güçlerdi” diye açıklama yapıyordu.
Yarım yüzyıllık uzun bir aradan sonra Türkiye’de ikinci kez kutlanan 1 Mayıs, böyle sonuçlanmıştı. 8’i kadın tam 34 kişinin kanı Taksim Alanı’nı kızıla boyamıştı. Amaç, her zamanki gibi aynıydı: yükselen kitle hareketini boğmak, devrimci gelişmeyi önlemek.
İşçi sınıfı, şehitlerini unutmadı ve sonsuza dek unutmayacak...
http://www.barikat-lar.de/resim/1m77_2/1mayis4.JPG
http://www.barikat-lar.de/resim/1m77_2/kazanci3.jpg
ALINTIDIR!
Yukarıdaki tarih:1977
Manzara ise tıpkı yazımda belirttiğim gibi..
Yıl:2006
Aradan 30 yıla yakın bir zaman geçmiş...
Eh... 30 yılda ancak bu kadar değişiklik olabilmiş...
Bakalım 30 yıl sonra nasıl bir değişiklik olacak? (Görebilirsek tabi...)
30 yılda bir değişim göstermek!
"İlericilik" dedikleri bu olsa gerek(!?)
mustafa06
05-04-2006, 02:37 PM
AKILDA KALANLAR
1 mayıs 1977 tarihinde yashananlar, herkesin üzülmesi ,ders alması ve bir daha yashanmaması gereken olaylardır.
ülkemizde terör olaylarının her gün 10- 15 can aldığı günlerdi.
1 mayıs günü diskin öncülüğünde düzenlenen gösteriye ishchilerle birlikte ülkenin her yerinde gelen sol gurupların katıldığı, yani ishchi bayramından chok solun gövde gösterisi yapmak istediği bir gündü. katılım sayısı tam ne kadardı bilemiyorum ama oldukcha kalabalıktı. meydanda bir tane Türk bayrağı yoktu. Atatürkün resmi zaten yoktu. bütün meydan marks, engels, lenin, stalin, vs posterleri ve boy boy kızıl bayraklarla doldurulmushtu.
yapılmak istenen bayram kutlaması değil, bir komünist devrimin denemeleri idi.
Ne oldu, Kim yaptı bize mechhul. sonuch bir sürü insanın ölümü. siyasi görüshleri bana ters olsada o insanlar bu ülkenin insanları idiler. Silahı chekenler suchludur. peki o insanları oraya toplayanlar ve bu ülke aleyhine bağırtanlar da suchlu değil mi?
Taksim meydanının adını kızıl meydan yapmak istiyorlardı. Adını değishtirememishlerdi ama gerchekten kızıla boyamıshlardı.
30 yıl sonra gelinen noktaya bakınca, yazık oldu binlerce cana
genco
05-05-2006, 01:02 PM
1 mayıs benim için bir piknik günü gibiydi. ve halen de burda hemen her kes için öyle...
Han,
Belki birgün, biz de sizin oradakiler gibi "piknik günü" olarak kutlarız...
Gerçi bu solcuların ipine sapına güven olmaz...Şimdilik "Ulusalcı" takılıyorlar; ama yarın başka bir yüzle karşımıza çıkabilirler!
Aslında bizimkilerr bir bakıma acınacak haldeler; çünkü kafaları çok karışık bugünlerde...
Avrupa'ya başından beri "Kapitalist" "Burjuva sınıfı" gözüyle baktıkları için Avrupa'daki sol iktidarlara sahip bile çıkamıyorlar.
Galiba ufukta onlar için yeni bir "kıble" görünüyor gibi. Güney Amerika'da son yıllarda hızla sol iktidarlar iş başına gelmeye başladı. Bizimkiler yüzlerini bu sefer de Güney Amerika'ya çevirebilirler. Bir 30 yıl da böyle oyalanabilirler.. Tabi o zaman, şimdiki gibi "Ulusalcı" ağızları kalmayabilir...
Seneye, 1 Mayıs meydanlarında Güney Amerika'daki liderlerin posterleri boy gösterirse hiç şaşmam.
Bunlar sadece yorum tabi...Belki de en sıkı "Milliyetçi" pardon "Ulusalcı" olarak yollarına devam ederler...:lol:
Aybike
05-05-2006, 02:43 PM
1 Mayıs ..
Benim hayatımda çok önemli yeri vardır...Ama politik değil..
1 mayıs benim evlendiğim gün...Ve tesadüf eseri bu 1 mayısta büyük kızım evlendi...
Ben 1 mayısın neden solcular tarafından kutlandığını hiç anlamamışımdır..Çünkü 1 mayıs ilk kez Amerikada işçiler tarafından kutlanmaya başlanmıştır..işin en ilginç tarafı ise ben 1989 da 1mayısta amerikadaydım ve kimsenin bu gün umrunda bile değildi.))))
Demir Kağan
05-06-2006, 03:21 AM
Türk emekçisi, Türk işçisi benim için her zaman çok önemlidir. 1 mayıs alanları, leninist, maocu, marksist ve bölücülerin değil, Türk emekçilerinin yeri olmalıdır.
yavuz
05-06-2006, 08:17 AM
bu 1 mayıs işçi bayramı ama neden işçiler fabrikada çalışırken provakatörler çıkıp gösteri yapıyorlar?
http://yavuz.turkunalan.com/?p=16 (http://yavuz.turkunalan.com/?p=16)
konuyla ilgili blog yazım.. buyrun... okumanızı tavsiye ederim. o günkü sinirimle yazdım diyebilirim. çünkü o gün okuldan eve dönerken ellerinde "yaşasın biji" yazan pankartlarla dolaşan 30 kişiyi gördüm ana caddede... 3 kişi değil de 13 kişi olsaydık onları yuhlamayı da bilirdik ama polis bile aval aval bakıyor. naparsın...
yavuz
05-06-2006, 08:20 AM
Lenin'in Stalin'in bugunlerde para etmedigini gormus olmalilar ki, daha once "Fasist" diye yerdikleri Ataturk'u, "Ataturk'u kendi gorusu icin putlastirip rant elde etme" furyasina binaen sahiplenmeye calisiyorlar, diye dusunuyorum...
Italya konusuna ise hic deginmeyecegim, kelimeler kifayetsiz.
seni sevmeye başladım :lol:
vBulletin® v3.7.0, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.