PDA

View Full Version : Türk Kimliği üzerine bir gerçek...


lalegul
05-04-2006, 02:04 PM
Türk Kimliği Üzerine Bir Gerçek

http://www.haberinolsun.org/index.php?option=com_content&task=view&id=588&Itemid=45

www.haberinolsun.org (http://www.haberinolsun.org)

http://haberinolsun.org//images/M_images/pdf_button.png (javascript:void(0))http://haberinolsun.org//images/M_images/printButton.png (javascript:void(0))http://haberinolsun.org//images/M_images/emailButton.png (javascript:void(0))Yazar Arpat Kumanbayev Salı, 02 Mayıs 2006


http://www.haberinolsun.org/images/stories/000514.jpg Türk tarihi araştırmaları bilimsel olarak ne zaman başladığına sadece Türkiye’den cevap verilebilir. Türk tarihi araştırmalarının1932 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk Tarih Kurumu’nu kurması ile ivme kazandığı bilinmektedir. Daha önceki Türk tarihi araştırmaları gayretli Türk araştırmacıların Fransız ihtilalinin etkisi ile komşularının milliyetlerini araştırması sayesinde “biz kimiz?” sorusu üzerine bina edilmiştir. Doğal olarak büyük bir coğrafyada binlerce yıldır farklı siyasi oluşumlara sahip olmuş Türkler bütün bir coğrafyadan kopuk bir şekilde tarih bilinci oluşturmuşlardır. Nitekim Anadolu coğrafyası Türklerinin Horasan’dan Anadolu’ya gelmelerinden itibaren bugün; Sibirya Türklüğünden 2000 yıl, Türkistan Türklüğünden 1000 yıl, Ural Türklüğünden 1500 yıl ayrı kalmışlardır.
Türk coğrafyasını gezdiğinizde, tarihlerini okuduğunuzda, kimlik aidiyetlerini sorduklarınızda, kendilerini komşularının taktıkları veya onları adlandırmak için kullandıkları isimleri kimlik edindiklerini görürsünüz. Özbek Hanlığı’ndan ayrılan Karluk – Kırgız Türklerine Kazak, Kazaklardan ayrı bir dini benimseyen Kıpçak-Kırgız Türklerine Don Kazakları, liderleri Özbek Han’dan dolayı Kırgızlara Özbek, MenTürkem dedikleri için Oğuz Türklerine Türkmen, Barbar olarak tarif ettiği Türklerin Çin’i medeniyet olarak ezip geçtiği için Onoguz Türklerine Uygur, tüm Deşt-i Kıpçak bozkırındaki Türkleri anlatmak için Ruslar Ural Türklerine Tatar, Pers İmparatorluğunun Azar eyaletine yerleştikleri için Oğuz, Hazar, Kuman, Hun Türklerine Azeri, yine Tüm Kafkasya’yı saran İskit, Avar, Oğuz, Hun, Peçenek, Kuman Türklerine Çerkez, Abbasi İmparatorluğunun Bizans saldırılarından korunmak için Kuzey Mezopotamya’ya yerleştirdiği ve Avasım bölgesi olarak tabir edilen yörede yaşayan Oğuz, Karluk, Akhun Türklerine de Kürt adını hep komşuları takmışlardır. Zamanla Türkler bu adları milli kimlik olarak sahiplenip zaman zaman bu isimlerle siyasi oluşumlar kurmuşlar veya kurmaya çalışmışlardır. Bugün Türk coğrafyasına baktığımızda bu durumu görürsünüz. Bu oluşumu bozan sadece Anadolu Türklüğü olmuştur. Anadolu’da yaşayan Oğuz, Kırgız, Kuman, İskit, Hun, Peçenek, Karluk, Tatar Türkleri Kendilerini Türk olarak tarif etmiş, komşularının yakıştırma veya kötü niyetlerle yaptıkları adlandırmaları kullanmamışlardır. Türk kelimesi tüm Türk coğrafyasında, bütün bu halkı birleştiren ve milletleştiren bir aidiyet, kültür, köken adı olduğu bilinir aslında.
Bu gerçek ne yazık ki sadece diye bileceğimiz bir şekilde Türkiye’de anlam bulmaktadır. Türkiye devlet ve ulus oluşumunda tarihinden itibaren gelen kökenini oluşturan ve 3000 yıldır aynı anlam ve şekilde kullanılan Türk ismini kullanmıştır. Eğer Türk coğrafyasını gezmek, dolaşmak insanlarıyla konuşmak imkanını bulursanız göreceksiniz ki, aynı dili konuşuyorsunuz, düğünleriniz aynı, yediğiniz aynı, oyunlarınız aynı eğer hangi milletten olduklarını sorduğunuzda şimdiki siyasi oluşum adlarını veya komşularının taktıkları adları size bağırarak söyleyebilirler işgalden kalma Ajan korkularıyla. Samimiyetinizi gösterirseniz, Urallardan Berring boğazına kadar herkes kulağınıza eğilerek Türk olduğunu söyleyecektir. Aslında bu Türk denizinde yaşayan insanların neden kendilerine komşularının taktığı isimleri kullandığını o zaman biraz anlarsınız….
Bugün Kırgızistan’da bir Kırgız’a Türkiye’yi sorarsanız size şaşıracağınız bir cevap verir “eskiden onlarda bizim gibi Türkmüş ama bozulmuşlar” diye, gülünç değil mi? Benzer cevapları Türkiye hariç tüm Türk coğrafyasında alabilirsiniz. Aslında tek sorun var ortalama 1500 yıldır birbirlerinden kopuk ama aynı heyecanla yaşayan Türkler birlerini tanımıyor…

Colpan
05-04-2006, 02:09 PM
Saçmalık. Don Kazaklarının (Cossack), çerkezlerin, kürdlerin bizimle en ufak bir ilgileri yoktur.

lalegul
05-04-2006, 02:13 PM
yazdığınız yazıları denk geldikçe okuyorum... gerçekten aydın, uyanık, bilinçli bir türk genci diyorum....

bu yorumunuzu dikkatsizliğinize bağlıyorum....

lütfen yazıyı bir daha okuyun ve düşmanlar bilinçli olarak ne adı takmış dikkkat ediniz... lütfen

bu arada arpat bey gerçekten çok güzel yazmış.

Colpan
05-04-2006, 02:21 PM
Hanımefendi,

Çerkezler tâ erken Romalılar döneminde bile Kafkasya'da yaşarlardı, ki o dönemde Kafkaslar'a yoğun bir Türk göçü olmadı. Demek ki çerkezler Türk soyundan gelemezler. Zâten dilleri de, kültürleri de farklıdır. Antropolojik olarak da farklıdırlar.

Kürdler ise Batı Îrânlı bir halktır. Anavatanları Zağros Dağları'dır. Akhunlar ise epeyce doğuda, Kuzey Afganistân'da yaşarlardı.

Don Kazakları ise bildiğimiz Kazaklar'dan farklıdır. Karışık bir etnik grup olan Don Kazakları slavlar, Türkler, Kafkas halkları ve o yöredeki bâzı etnik gruplardan ayrılmış eşkıyâ çeteleridir. Bunlara Avrupalılar "Cossack" derken biz "Kazak" diyoruz. Kıpçak soyundan gelen Orta Asya'daki Kazaklar ise Türk'tür ve tüm dünyâda "Kazakh" olarak bilinirler.

lalegul
05-04-2006, 02:23 PM
http://www.haberinolsun.org/index.php?option=com_content&task=view&id=612&Itemid=45

Serkan Çomak
Perşembe, 04 Mayıs 2006

http://www.haberinolsun.org/images/stories/000524.jpg Son günlerde Ankara Üniversitesi özellikle Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, İstanbul, Bolu, Dicle üniversitelerinde meydana gelen tatsız olayların nedenleri nelerdir? Neden üniversite öğrencileri okullarına konferans vermeye, ders anlatmaya, bir şeyler öğrenmeye gelen insanlara saldırıyorlar? Üniversite gençliği nereye doğru gidiyor? Kimden emir alıyor? Özgürlük diyerek bağıran gençler acaba özgür iradeleri ile mi hareket ediyor? Hayır! Emir alıyorlar, kırmızı, sarı, yeşil renkleri olan butona birileri basıyor onlarda yapması gerekeni sorgusuzca yapıyor ve tamam denilince geri çekiliyorlar. Üniversiteler yaşanan olayları ne yazık ki hiçbir platform gerçek yüzünü bilinçli yada bilinçsiz olarak göstermiyorlar. Gerçek nasıl?
Bir istihbarat raporuna göre; “Üniversitelerde ki sol görüşlü Öğrencilerin %20’si ailesi ile beraber, %40’ı öğrenci evinde %10’u devlet Yurtlarında, %30’u cemaat evi ve yurtlarında kalmaktadır.” Ayrıca yine bir istihbarat raporuna göre; “solcu öğrencilerin %55’i Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizden geliyor. Liderlik pozisyonundaki öğrencilerin ise %97’si yine bu bölgelerden.”
İstihbarat raporu bir şeyler anlatmaya çalışmış ancak bu raporu yazan kişilerde hala kendilerini Soğuk Savaş dönemi argümanları ile kandırmaktadırlar. Raporu doğru okumak lazım.

1) Sol görüşlü öğrencilerin %30’u neden cemaat evleri ve yurtlarında kalıyor?
2) Solcu öğrencilerin %55’i Doğu ve Güneydoğulu iken neden Lider kadrolarının %97’si bu bölgelerden?

Sadece bu iki maddeyi sorguladığımızda işin sağ-sol meselesi olmadığı açıkça görülmektedir. Üniversitedeki olaylar basitçe ve sorumsuzca sağ-sol meselesi diyerek geçiştirilemez. Bu mantık Türkiye’nin kökenlerine dinamit koymak, Türk gençliğini uyutmaya devam ettirmek mantığıdır.

Üniversitelerdeki olayların aslı şöyledir:

1) Üniversitelere hakim olmaya çalışan ayrılıkçı ve derin ayrılıkçı güçler, üniversitelerde Türk gençlerinin kendilerinin gerçek niyetlerini öğrenmemeleri için sağ veya sol argümanları kullanmaktadırlar.
2) Avanak olarak tabir ettikleri Türk öğrencileri sol veya sağ kavramları ile kendi grupları içerisine almaktadırlar.
3) Durumun farkında olan Türk çocuklarını yine bu kavramların herhangi düşman birinde gösterip Türk’ü Türk’e kırdırmaya çalışılmaktadır.
4) Ayrılıkçı ve Derin ayrılıkçı güçler üniversitelerdeki hakim görüşe göre yer değiştirmektedirler. Sağcı anlayış güçlü ise sağcı olmaktadırlar. Solcu anlayış güçlü ise solcu olmaktadırlar ve bu ideolojileri kendi menfaatlerine göre sistemleştirmektedirler.
5) Ayrılıkçılar ve Derin ayrılıkçılar üniversiteleri kendilerin genel politikaların dikta edildiği ve devlette pazarlık meselesi haline getirdikleri kurumlar olarak görmektedirler.
6) Yine bu grup üniversitede okuyan ve geleceğin yöneticileri olacak gençlerin beyinlerine pranga vurmaya çalışmakta ayrıca aydın Türk gençlerini de üniversitelerde okutmayarak geleceğin Türkiye’sini (!.... ) kendileri şekillendirmek idealini taşımaktadırlar.

Görüldüğü gibi üniversitelerdeki olayların gerçek yüzü budur. Üniversitelerde ne yazık ki tüm tezgahlar Türk gençliğini yok etmek üzerine kurulmaktadır. Bu duruma dur demek isteyen Aydın, Atatürkçü, vatan sever, zeki gençler belirli kuruluşların veya örgütlerin üyeleri gibi gösterilip medya aracılığı ile antipatik bir hale getirilmek istenmektedir. Türk üniversiteleri Türk olmaktan çıkartılıp terör yuvarlına dönüştürülmektedir…

lalegul
05-04-2006, 02:26 PM
don kazakları hakkında çok güzel bir kitap var en kısa zamanda onu size hediye edeceğim...

ben hala yazıyı dikkatlica okumadığınıza eminim..:lol:

colpan kardeş yazıda anladığım kadar yazar kürtler, çerkezler türk demiyor ama oradaki Türklere bu adlar takılmış diyor...

Bilge_Kagan
05-05-2006, 12:57 AM
Türk tarihi araştırmaları bilimsel olarak ne zaman başladığına sadece Türkiye’den cevap verilebilir. Türk tarihi araştırmalarının1932 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk Tarih Kurumu’nu kurması ile ivme kazandığı bilinmektedir. Daha önceki Türk tarihi araştırmaları gayretli Türk araştırmacıların Fransız ihtilalinin etkisi ile komşularının milliyetlerini araştırması sayesinde “biz kimiz?” sorusu üzerine bina edilmiştir. Doğal olarak büyük bir coğrafyada binlerce yıldır farklı siyasi oluşumlara sahip olmuş Türkler bütün bir coğrafyadan kopuk bir şekilde tarih bilinci oluşturmuşlardır. Nitekim Anadolu coğrafyası Türklerinin Horasan’dan Anadolu’ya gelmelerinden itibaren bugün; Sibirya Türklüğünden 2000 yıl, Türkistan Türklüğünden 1000 yıl, Ural Türklüğünden 1500 yıl ayrı kalmışlardır.
Türk coğrafyasını gezdiğinizde, tarihlerini okuduğunuzda, kimlik aidiyetlerini sorduklarınızda, kendilerini komşularının taktıkları veya onları adlandırmak için kullandıkları isimleri kimlik edindiklerini görürsünüz. Özbek Hanlığı’ndan ayrılan Karluk – Kırgız Türklerine Kazak, Kazaklardan ayrı bir dini benimseyen Kıpçak-Kırgız Türklerine Don Kazakları, liderleri Özbek Han’dan dolayı Kırgızlara Özbek, MenTürkem dedikleri için Oğuz Türklerine Türkmen, Barbar olarak tarif ettiği Türklerin Çin’i medeniyet olarak ezip geçtiği için Onoguz Türklerine Uygur, tüm Deşt-i Kıpçak bozkırındaki Türkleri anlatmak için Ruslar Ural Türklerine Tatar, Pers İmparatorluğunun Azar eyaletine yerleştikleri için Oğuz, Hazar, Kuman, Hun Türklerine Azeri, yine Tüm Kafkasya’yı saran İskit, Avar, Oğuz, Hun, Peçenek, Kuman Türklerine Çerkez, Abbasi İmparatorluğunun Bizans saldırılarından korunmak için Kuzey Mezopotamya’ya yerleştirdiği ve Avasım bölgesi olarak tabir edilen yörede yaşayan Oğuz, Karluk, Akhun Türklerine de Kürt adını hep komşuları takmışlardır. Zamanla Türkler bu adları milli kimlik olarak sahiplenip zaman zaman bu isimlerle siyasi oluşumlar kurmuşlar veya kurmaya çalışmışlardır. Bugün Türk coğrafyasına baktığımızda bu durumu görürsünüz. Bu oluşumu bozan sadece Anadolu Türklüğü olmuştur. Anadolu’da yaşayan Oğuz, Kırgız, Kuman, İskit, Hun, Peçenek, Karluk, Tatar Türkleri Kendilerini Türk olarak tarif etmiş, komşularının yakıştırma veya kötü niyetlerle yaptıkları adlandırmaları kullanmamışlardır. Türk kelimesi tüm Türk coğrafyasında, bütün bu halkı birleştiren ve milletleştiren bir aidiyet, kültür, köken adı olduğu bilinir aslında.
Bu gerçek ne yazık ki sadece diye bileceğimiz bir şekilde Türkiye’de anlam bulmaktadır. Türkiye devlet ve ulus oluşumunda tarihinden itibaren gelen kökenini oluşturan ve 3000 yıldır aynı anlam ve şekilde kullanılan Türk ismini kullanmıştır. Eğer Türk coğrafyasını gezmek, dolaşmak insanlarıyla konuşmak imkanını bulursanız göreceksiniz ki, aynı dili konuşuyorsunuz, düğünleriniz aynı, yediğiniz aynı, oyunlarınız aynı eğer hangi milletten olduklarını sorduğunuzda şimdiki siyasi oluşum adlarını veya komşularının taktıkları adları size bağırarak söyleyebilirler işgalden kalma Ajan korkularıyla. Samimiyetinizi gösterirseniz, Urallardan Berring boğazına kadar herkes kulağınıza eğilerek Türk olduğunu söyleyecektir. Aslında bu Türk denizinde yaşayan insanların neden kendilerine komşularının taktığı isimleri kullandığını o zaman biraz anlarsınız….
Bugün Kırgızistan’da bir Kırgız’a Türkiye’yi sorarsanız size şaşıracağınız bir cevap verir “eskiden onlarda bizim gibi Türkmüş ama bozulmuşlar” diye, gülünç değil mi? Benzer cevapları Türkiye hariç tüm Türk coğrafyasında alabilirsiniz. Aslında tek sorun var ortalama 1500 yıldır birbirlerinden kopuk ama aynı heyecanla yaşayan Türkler birlerini tanımıyor…

Berbat. Yazarin ne tarih, ne etnoloji, ne de dilbilimi hakkinda birsey bilmedigini dusunuyorum.

Han
05-05-2006, 03:37 AM
kim bu Arpat Kumanbayev? bizim hemşeri mi yoksa?

Han
05-05-2006, 03:49 AM
hehe

arpatkuman bey ile lalegül hanımın çocuklarıymış Arpat Kumanbayev...

Allah analı babalı büyütsün...