Ezgili Yürek
05-13-2006, 03:56 AM
Burada kış mevsimi erken bastırır.Daha yazlık ceketini sıyırıp atmadan üstünden,soğuklar gelir dayanır kapına.Önce kışlık çoraplar çıkar,sonra kaşkollar ve de baktınız hakından gelinmiyor,hepten işi paltoya dökersiniz.Ardından kar yağar Ekimin ortası;ayaz çöker Münih'e.Oturur şiir yazarsınız sıcak pencereden okul çocuklarıyla dolu yollara bakarak:
"Yurdumun dağlarında çiğdem açarken
Deştikçe ucunu,yaram kanıyor.
Yalnızlık duygusu çöker içime
Münih'te damlara kar yağıyor..."
Yeşil çaydır içtiğiniz,kokladığınız sahte oda kokusu.Hiçbiri ısıtmaz yüreğinizi.Vurur kapıyı çıkarsınız sokağa.Bastığınız kaldırım taşları bile yabancıdır size,soluduğunuz hava dahi el gelir...Süzülür bir kar tanesi konar sessizce,dalgın bakarken tesadüfen farkedersiniz daldaki serçeyi.Herkeste bir koşturmaca,herkeste ivecen bir telaş.Bu hareketin başdöndürücülüğü,bu sonsuz erişilmezlik,ne bu yok edici telaş hey Yarabbi!Eldivenlerinizi evde unutmuşsunuzdur,üşürsünüz,elinizi ceplerinize biraz daha sokar,biraz daha bastırırsınız.Kimsenin farkında olmadığı birşeyi farkedersiniz sonra;herkesin elini sokacağı bir cebi varken cepsiz yaşamak yok olmaktır.Cebiniz memleketinizde kalmıştır,içinde olduğunuz bu eğreti cep yabancı gelir,cıkarırsınız elinizi soğuğa inat.Vurursunuz şehrin içine,saparsınız varoşlara...Direncinizi,yok olmuşluğu,unutulmuşluğunuzu ıslıkla bağırmak istersiniz,çekinirsiniz.Nedir bu ülkenin bu olanca soğukluğu,bin kişi icinde neden yalnızım..?Bu toplumdan nedir böylesine bizi ayrı düşüren,nedir insanlar içinde bizi bizden ayrı biz yapan?
İnsanlar köşe başlarında sıcak şarap içerken sizin canınız ıhlamur çeker.Sevgi gibi ıhlamur tüter burnunuzda şaraba inat.Rengarenk otomobiller geçer yanıbaşınızdan vızır vızır,varsıllığın belirgin yüzüdür,kırk katlı binalar yıkılır üstünüze yıkım yıkım.Tüm silahlarıyla üstünüze gelir uygarlık...
Benim memleketimde şimdi çiğdemler açar dağ başlarında.Ahlat ağacında kumrular öter.Simitçinin susamı kokar,sahlep kokar,boza kokar,mis kokar sokakları.İnsan kokusudur ve hatta çöp kokusudur içlere dolan...Benim yurdumda aclıktan nefes kokar,on senedir giyilen yırtık ceket zift tutar.Ev gibi damlarda at kokusuyla it kokusu,it kokusuyla et kokusu birbirine karışır.Ama bastıramaz çiğdem kokusunu yine de yoksulluğun kahrolası yoksunluğu...
Az sonra köşebaşında bir ses duyarsınız sanki tanıdık:'Gel' der sana,'öyle uzak durma,arama uzakta beni,ben ummadığın anda çıkar karşına,vururum yüzüne kendimi'.Yüzbinlerce evsizden birkaçıdır;sokak ortasında örtülere sarınmış,titreyen insanlar görürsün.Açtırlar,belli ki bir lokma ekmeğe muhtaçtırlar.Yazıktır,feryattır,yıkımdır uygarlığın ve sokağın ortasında aç yaşayanlar.Uygarlığa ayak uyduramamanın önlenemez sonucudur bu ülkede açlık,sokak ortasında yüzüstü bırakılmışlık.Üzülürsün...Elini cebine saklamış,tülü yakalı,kalın paltolu insanlar yolunu değiştirir onları görüp,uygarlığın ortasında yıkımdır manzara,yazıktır,feryattır...Çöp bidonlarından dumanlar çıkar,onların elleri bidonlardadır.Şimdi ıslığın zamanı işte,şimdi sövmenin zamanıdır bu zamana değin olmadığı kadar...
Değişmeyen tekşey yokluktur dünyada,her nerede olursan ol dostum..!
MÜNiH'TE DAMLARA KAR YAĞIYOR
Yurdumun daglarında çiğdem açarken
Deştikçe ucunu,yaram kanıyor.
Yalnızlık duygusu çöker içime
Münih'te damlara kar yağıyor..
Sırtında taş gibi agırdır vuslat
Geçmişi andıkça için burkulur
Her köşebaşında ayrı bir keder
Sokak ortasında,yürek kanıyor.
Pencerede yansıyan seni görürsün
İçindeki çocuksa çoktan ölmüştür.
Memleket hasreti hoyrat bir şıvgın
Hasret düşmüş yollara,yollar yanıyor.
Ezgilinin derdi derunundedir
Derunu kor olur,serunundedir
Avcının vurduğu cerenindedir
Uzaktan görenler,adam sanıyor.
"Yurdumun dağlarında çiğdem açarken
Deştikçe ucunu,yaram kanıyor.
Yalnızlık duygusu çöker içime
Münih'te damlara kar yağıyor..."
Yeşil çaydır içtiğiniz,kokladığınız sahte oda kokusu.Hiçbiri ısıtmaz yüreğinizi.Vurur kapıyı çıkarsınız sokağa.Bastığınız kaldırım taşları bile yabancıdır size,soluduğunuz hava dahi el gelir...Süzülür bir kar tanesi konar sessizce,dalgın bakarken tesadüfen farkedersiniz daldaki serçeyi.Herkeste bir koşturmaca,herkeste ivecen bir telaş.Bu hareketin başdöndürücülüğü,bu sonsuz erişilmezlik,ne bu yok edici telaş hey Yarabbi!Eldivenlerinizi evde unutmuşsunuzdur,üşürsünüz,elinizi ceplerinize biraz daha sokar,biraz daha bastırırsınız.Kimsenin farkında olmadığı birşeyi farkedersiniz sonra;herkesin elini sokacağı bir cebi varken cepsiz yaşamak yok olmaktır.Cebiniz memleketinizde kalmıştır,içinde olduğunuz bu eğreti cep yabancı gelir,cıkarırsınız elinizi soğuğa inat.Vurursunuz şehrin içine,saparsınız varoşlara...Direncinizi,yok olmuşluğu,unutulmuşluğunuzu ıslıkla bağırmak istersiniz,çekinirsiniz.Nedir bu ülkenin bu olanca soğukluğu,bin kişi icinde neden yalnızım..?Bu toplumdan nedir böylesine bizi ayrı düşüren,nedir insanlar içinde bizi bizden ayrı biz yapan?
İnsanlar köşe başlarında sıcak şarap içerken sizin canınız ıhlamur çeker.Sevgi gibi ıhlamur tüter burnunuzda şaraba inat.Rengarenk otomobiller geçer yanıbaşınızdan vızır vızır,varsıllığın belirgin yüzüdür,kırk katlı binalar yıkılır üstünüze yıkım yıkım.Tüm silahlarıyla üstünüze gelir uygarlık...
Benim memleketimde şimdi çiğdemler açar dağ başlarında.Ahlat ağacında kumrular öter.Simitçinin susamı kokar,sahlep kokar,boza kokar,mis kokar sokakları.İnsan kokusudur ve hatta çöp kokusudur içlere dolan...Benim yurdumda aclıktan nefes kokar,on senedir giyilen yırtık ceket zift tutar.Ev gibi damlarda at kokusuyla it kokusu,it kokusuyla et kokusu birbirine karışır.Ama bastıramaz çiğdem kokusunu yine de yoksulluğun kahrolası yoksunluğu...
Az sonra köşebaşında bir ses duyarsınız sanki tanıdık:'Gel' der sana,'öyle uzak durma,arama uzakta beni,ben ummadığın anda çıkar karşına,vururum yüzüne kendimi'.Yüzbinlerce evsizden birkaçıdır;sokak ortasında örtülere sarınmış,titreyen insanlar görürsün.Açtırlar,belli ki bir lokma ekmeğe muhtaçtırlar.Yazıktır,feryattır,yıkımdır uygarlığın ve sokağın ortasında aç yaşayanlar.Uygarlığa ayak uyduramamanın önlenemez sonucudur bu ülkede açlık,sokak ortasında yüzüstü bırakılmışlık.Üzülürsün...Elini cebine saklamış,tülü yakalı,kalın paltolu insanlar yolunu değiştirir onları görüp,uygarlığın ortasında yıkımdır manzara,yazıktır,feryattır...Çöp bidonlarından dumanlar çıkar,onların elleri bidonlardadır.Şimdi ıslığın zamanı işte,şimdi sövmenin zamanıdır bu zamana değin olmadığı kadar...
Değişmeyen tekşey yokluktur dünyada,her nerede olursan ol dostum..!
MÜNiH'TE DAMLARA KAR YAĞIYOR
Yurdumun daglarında çiğdem açarken
Deştikçe ucunu,yaram kanıyor.
Yalnızlık duygusu çöker içime
Münih'te damlara kar yağıyor..
Sırtında taş gibi agırdır vuslat
Geçmişi andıkça için burkulur
Her köşebaşında ayrı bir keder
Sokak ortasında,yürek kanıyor.
Pencerede yansıyan seni görürsün
İçindeki çocuksa çoktan ölmüştür.
Memleket hasreti hoyrat bir şıvgın
Hasret düşmüş yollara,yollar yanıyor.
Ezgilinin derdi derunundedir
Derunu kor olur,serunundedir
Avcının vurduğu cerenindedir
Uzaktan görenler,adam sanıyor.