View Full Version : Nedir Shu Kadinlarimizin Cektigi !
Destankutluhan
05-14-2006, 09:02 AM
Malum iktidardaki parti AKP'nin muhterem bir milletvekili olan Halil Urun esini tutmus dovmus, nedeni de bu milletvekilinin resmi esinin, resmi olmayan eslerle yani metreslerle olan iliskisine artik seyirci kalmayi istememesi.
Milletvekili Halil Urun'nun esi Esma Urun Hanim esini sikayet etti. Sikayet dilekcesinde sunlari soyluyor;
"Eşimin uzun süredir bir bayanla ilişkisi olduğunu biliyordum. Ancak yuvam yıkılmasın diye sineye çektim. Eşimin kullandığı cep telefonuna gelen mesajlardan ilişkisi olduğu bayanı tespit ettiğimde, kendisi ile konuşmak istedim. Beni tehdit etti ve 'Git boşanma dilekçesi ver' dedi.
Tartışma büyüyünce yanında bulunan evrak çantasını kafama attı. Ardından hırsını alamayarak hem hakaret etti hem de yumrukladı. Sağ kaşıma doğru sürekli yumruk vurdu. 'Git nereye şikâyet edersen et, bana dokunamazlar' diye de tehdit savuruyordu."
Gerci Esma Hanim muhtemelen baskilar yuzunden dilekcesini geri cekmis bulunuyor ama kamu davasi olusmus durumda.
Iste boyle bir milletvekili, elbette kisisel olarak benim vekilim degil ama yine de yurdum insaninin vekili. Hem de patavatsiz, hem de kanunlara karsin birden falza insanla yatip kalkiyor, hem de esini guzelce bir dovuyor.....Ustelik bu sahis dini butun diye bilinen ornek olmasi gereken biriydi.....
Bakin Sayin Milletvekilinde daha neler var, alintilarla taniyalim biraz ;
Kamuoyu, Halil Ürün'ü, Konya Belediye Başkanlığı sırasındaki bazı girişimleri üzerine tanıdı.
Ürün, 1989'da, Konya'da üniversiteye giden kız öğrenciler için ek otobüs seferleri düzenlemesiyle tartışmaya neden oldu. Harem-selamlık otobüs uygulaması, İçişleri Bakanlığı ve savcılığın soruşturması üzerine kaldırıldı.
Kadın hastalar için ayrı hastane açacağını da duyuran Ürün, tartışma üzerine projeyi "kadın hastalıkları hastanesi" olarak değiştirdi.
'Köpekle tatmin oluyorlar'
Ürün, 1997'de aile planlaması konulu panelde nüfus planlamasını eleştirirken Avrupalı kadınlara hakaret içeren şu ifadelerle gündeme gelmişti:
"Avrupa'daki aile planlaması örnek gösteriliyor, ancak Avrupa'daki kadınlar doğurmama özgürlüklerini kullanıyorlar ve köpeklerle tatmin oluyorlar. Japonya'da toprak yok, ancak onlar üretime yönelmişler ve aile planlamasını bu şekilde çözmüşler."
'İtaatsiz kadını dövün'
Anadolu Ajansı'nın 17 Eylül 1997 tarihli haberine göre, Ürün'ün belediye başkanı olarak önsözünü yazdığı ve Konya Belediyesi'nin bastırdığı "Evlilik ve Düğün Adabı" adlı kitapta, kadınların, "hafif" olmak şartıyla kocaları tarafından dövülmesinin "mübah" olduğu öne sürülüyor. Kitapta, kocasına başkaldıran, itaatsiz kadının dövülebileceği savunuluyor.
Esma Ürün'ün ortak olduğu Anser Holding de, kayıt dışı holdingler kapsamında TBMM komisyonunca araştırıldı. Binlerce ortaktan para topladıktan sonra faaliyetleri durdurulan holdingin yöneticileri hakkında dava açıldı, Sermaye Piyasası Kurulu'nca suç duyuruları yapıldı.
Iste boyle bizim bu Milletvekili Beyefendi boyle biri.
Ama sonucta kabak hep kadinlarimizin basina patliyor.
Nedir bu kadinlarimizin cektigi !
Dovulenler onlar,
sovulenler onlar,
Tecavuz edilip fuhusa suruklenenler onlar,
olmadi alinin ortasindan vurulan onlar
Dunyanin bir ucundan obur ucuna
Seytan ilan edilen onlar
...........
Turk Ulusunun gecmisteki en ustun geleneklerinden biri de kadinlara verdikleri degerdir. Kadin toplumun en onemli degeridir, her alanda erkekle esit olmalidir.
Seckjin Khan
05-14-2006, 09:07 AM
http://www.milliyet.com.tr/2006/05/13/son/resim/sonsiy11.jpg
Bi milletvekili de şemsiyesiyle korunurken eşini yağmur altında bırakıyor...Kadıncağız sırılsıklam hasta olacak adam sırıtıyo :evil: Karısınla bile doğrudürüst ilgilenmeyen vekil halkına nasıl sahip çıkacak???
Sonuç olarak Kadınımıza "Kadınımıza derken tüm kadınlara bayanlara"sahip çıkmamız gerek...Malesef bunu din ile ilişkilendirip işin içinden sıyrılmak isteyenlere töreleri bile dine yükleyerek TÜRKİYE bir yere varamaz...
TURKiSTAN
05-14-2006, 09:25 AM
bunların anneleri çok mübarek insanlar olabilir ama bunlar insan evladı olarak yetişmemişler.... milletvekilleri ha :rolleyes:
Türk milleti çok iyi şeylere layık olabilir ama bir şeyi hak etmek ayrı birşey.
Her millet hak ettiği şekilde yönetilir...
Sözüm akp'ye değil,genel olarak hükümetlere ve bu sağ zihniyete....
wolfie
05-14-2006, 10:03 AM
Bi milletvekili de şemsiyesiyle korunurken eşini yağmur altında
Bu milletvekili değil, bir belde belediye başkanı ve akp'li, düzeltiyor ve eşini yağmur altında bırakan herifleri kınıyorum.
Seckjin Khan
05-14-2006, 10:59 AM
pardon doğrudur sadece fotografı biliyordum düzeltiğin için sağol wolfie ;)
evgin
05-15-2006, 06:10 AM
katılıyorum arkadaşlara,gücü kadınına yeten,kadınını anne sıfatına rağmen insan yerine koymayan adam büyük Türk milletini o mecliste temsil edebilme şerefine nail olabiliyorsa,o ülkenin siyasi temsilinde bir takım sorun veya açıklar vardır.
Destankutluhan
05-15-2006, 10:13 AM
Sonunda AKP meseleyi soyle halleder :
-----------------------------------------
AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, Konya Milletvekili Halil Ürün’ün eşini dövmesini "aile içi mesele" olarak niteledi. Ürün’ün herkesten özür dilediğini ve disiplin sürecinin işlemeyeceğini ima eden Kapusuz, "Hiç kimsenin tasvip etmediği bu olayı bir daha yapmamasını temenni ediyoruz"
------------------------------------------
Benzer aciklamayi AKP Kadinlar kolu da yapmisti !!!
Kadinlarimiz kendi ozgur iradelerine sahip cikmalidirlar.
Aybike
05-15-2006, 10:38 AM
O erkekleri yetiştiren de kadın:)))
Ellerindeki en büyük fırsatı yani yeni yetişen erkek neslini daha hamurken yuğurmak ve istenilen şekle sokmak yerine ,günler düzenleyip oğlu ile övünmek,
erkek evlat sahibi olmanın verdiği gurur la (Nedense ? ) geleceğin kadın kıymeti bilmeyen nesilleri yetiştiriyorlar.
Ben oğluma ufakken iş yaptırdığım zamanlar beni alaya alan hanımlar şimdi gelinlerinin bedduası ile karşı karşıyalar..Ben gelinim duasını alıyorum:)))
narcoleptic
05-15-2006, 11:32 AM
ve bu adamı seçen de halk:shock:
benim halkım.
Türkler.
yazıklar olsun.
hem halkıma.
hem böyle embesillere!
Destankutluhan
05-16-2006, 02:26 AM
Bazilari imam nikahli metresleri icin esini adam akilli dover ve de bu maalesef mensup oldugu camia tarafindan "aile ici mesele" olurken, kadinlarin ugramis olduklari haksizliklar, fiziki saldirilar sadece bu kadarla da kalmiyor. Kadinlar yasamin her alaninda haksizliga ugruyorlar.
Tarlada dovulen onlar,
Evde dovulen onlar,
Evlere tikilip ekonomik olarak kolelestirilen onlar,
Koca eline bakan onlar,
Soyundurulup para makinasina donusturulenler de onlar.
Irzina gecilip sovulen onlar,
Is yerinde taciz edilen,
Siyasi, ekonomik, kulturel alanlarda hep ikinci siraya atilmaya calisilan kadinlar........
Bu arada bir haberi paylasalim;
Gecmis aylarda Bostanci'da evine giderken asansorde ugradigi saldiri sonucu komaya giren Galatasary Universitesi ogrencisi Yesim'in haberi ise sevindirici. "Yasamaz" denen Yesim Tugrul tekrar hayata donmeye basladi Gelismeler soyle:http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1523989.jpg
Doktorların "yaşamaz" dediği Yeşim, geçtiğimiz günlerde komadan çıktı. Boğazındaki delik kapanan Yeşim Tuğrul, artık sıvı ve püre haline getirilmiş gıdalarla beslenebiliyor. Annesinin kaşık kaşık yemek yedirdiği Yeşim, odasında sürekli açık olan televizyonu ise bilinçsiz seyrediyor. Hastane içinde tekerlekli sandalyeyle gezdirilen genç kızın bilincinin geri gelmesi için sevdiği müzik parçaları çalınıp, arkadaşlarıyla vakit geçirmesine çalışılıyor. Yeşim Tuğrul’un doktoru Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ziya Akar, "Yeşim hayati tehlikeyi tamamen atlattı, birkaç ay sonra çok daha iyi olacak" diyor.
Bu guzel kiz insallah en kisa surede tekrar okuluna, arkadaslarina ve ailesine doner, mutlu olur.
Bekir COSKUN'nun Hurriyet'teki kose yazisi bu vesileyle okunmali derim;
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/4419465.asp?yazarid=2
Destankutluhan
05-16-2006, 02:42 AM
BENCE KULAKLARIMIZA KUPE OLMASI GEREKEN VE ESMA HANIMIN BUNCA YILDAN SONRA SOYLEDIGI SU SOZLER COK AMA COK ANLAMLI :
ÇALISMAK LAZIM. KADINLARIN CALISMASI LAZIM.
Iste Hurriyet'te yer alan haberin tumu :
Esma Ürün'den çarpıcı açıklamalar
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1525246.jpgAKP Milletvekili Halil Ürün'ün dövdüğü eşi Esma Ürün, 'ikinci kadın çok onur kırıcı, sineye çekemedim. Geri dönmeyi düşünmüyorum' dedi.
AKP Konya Milletvekili Halil Ürün'ün aldattığı ve dövdüğü eşi Esma Ürün, Sabah Gazetesi'nden Hülya Karabağlı'ya yaşadığı sorunları anlattı. Buna göre Esra Ürün'ün sözleri şöyle:
"KADINLAR EZİLİYOR"
35 yıllık evliyim ve 52 yaşındayım. Refah Partisi ve Fazilet Partisi döneminde, Kadın Kolları Başkanlığı yaptım. Hayatım, kadınların iş hayatına atılması için çalışmakla geçti. Eşimin Konya Belediye Başkanlığı döneminde kadınların ne kadar ezildiğini gördüm. O dönemde, yeni iş sahaları olsun diye, onların çalışmaları için büyük çaba sarf ettim. Ben, feminist bir kadın değilim. Ama, kadınlar mutlaka çalışmalı. Ben, çalışan kadın, hemen erkeğine karşı çıksın, 'para kazanıyorum' diye evliliklerini bozsunlar demiyorum. Ama, kadınların sosyal güvenceleri olmalı.
"ÖZGÜRLÜĞÜ TAHAYYÜL EDİN"
Kadınlar, Türkiye'de eziliyor ve şiddete uğruyor. Sadece çalışanlar değil, ev kadınları da öyle. Ev kadınları, sosyal güvenceleri olmadığı için sineye çekiyor. Aile içinde zulüm görmüş ama, ayıp, günah, elalem ne der diye sineye çekiyorlar. Birçok ailede bu var. Ama İslam dini kadınlara çok geniş özgürlükler vermiştir. İslam dini, kadınlara özgürlük ve hürriyet konusunda bir çerçeve çizmiştir.
Elbette, bizim dinimizdeki kadar, hiçbir dinde özgürlük yoktur. Öyle bir din ki; çocukları emzirme ve ev temizleme konusunda bile zorunluluk kılmaz. Artık özgürlüğü siz tahayyül edin.
"İKİNCİ EVLİLİK ALLAH'IN EMRİ DEĞİL"
İkinci evlilik, Allah'ın bir emri değil. Allah'ın verdiği böyle bir emir yok. İslam dininde, kadının bir rahatsızlığı olursa, bir eksiklik olursa, bir sakatlık varsa, ortada bir savaş varsa, zaruret varsa, o dakadınları savunduğu için, mağdur olmamaları için verilmiş. Ama, bir kez daha kadınlara sesleniyorum: Allah'ın böyle bir emri yok. Kadınlar, böyle bir emir var, diyene inanmasın.
"NİKÂH İLAN EDİLİR"
Sadece, kadınları korumak amaçlı ruhsatı, emir diye kullanmaya kalkanlar ve buna inandırmaya çalışanlar var. Ben, İslam dini ve hukukunu iyi bilirim. Biz, Müslüman toplumuz. Kadınlar, hukuki haklarını sonuna kadar savunmalıdır. İkinci evlilik, dini nikah gerektirir. Yani, aleniyet gerektirir. İlan edilmesi gereken bir durum.
"İŞ ÇIĞIRINDAN ÇIKTI"
Ben, sineye çekmedim. İş çığırından çıktı. Medeni insan gibi yollarımızı ayıralım, dedim. İş şiddete döküldü. Bir takım olumsuzluklar uzun zamandır var. Hoş şeyler olmadı. Siyasi olarak bir yere gelmiş insan.Yıllarca olayları içimde halletmeye çalıştım. Ama, olmadı. Biz 35 yıllık evliyiz. Çok küçük yaşta evlendim. Zaman zaman ufak tefek şeyler, dayak boyutunda değil, ama sözlü oluyordu. Ancak, hayatını bir başkasıyla paylaşması devreye girdi. Bunu uzun zamandır seziyordum. Sürekli inkar etti. Kesinlikle böyle bir şey olmaz, dedi. Son 5-6 yıllık olay.
"GERİYE DÖNÜŞ YOK"
Daha önce dayak olayı yoktu. El kol hareketleriyle sözlü şiddet vardı. Ama, düzelir geçer, dedim. Ama, bu ikinci kadın olayında, ben ona bu işi çözelim, dedim. Dayak olayı benim evliliği bitirme konusundaki kararlığımdan. 'Ya ben, ya o' dedim. Ve, böyle devam edemeyeceğimizi söyledim. Ayrılmak istediğimi söyledim. Yollarımızı ayrılalım, dedim. Bunu söylediğim için dayak attı. Ama ikinci eş, çok onur kırıcı. Eskiden de, eşimin sözlü şiddeti olurdu. Ama fiziksel şiddet, ayrılmak istememden oldu. Ben kararımı verdim. Geri dönmeyi düşünmüyorum. Bu sefer bardak taştı.
"MESAJ VERMEK İSTEDİM"
Böyle bir şeyi hak etmedim. 35 yıl boyunca desteğimi esirgemedim. Ben, bunları anlatmak istemezdim, ama kadınlara mesaj vermek istedim. Ben, torunlarıma bakıp oturabilirdim. Çalışmak lazım. Kadınların çalışması lazım.
gurkan
05-16-2006, 04:08 AM
Maalesef İslamı bilmemekten; Doğruya yanlış, yanlışada doğru diyoruz....
Bakınız... Ben islami çok iyi bilmem...
Küçükken Annem Beni sen ne biçim erkeksin cuma Namazı kılmıyorsun deyip camiye gönderirdi. Namaz kılmayı bilmediğimden sağa sola bakar yatar kalkardım... Sonra namaz kılmayı bilmiyorum diye utanmaya başladım... ve öğrendim...
Yine 15 gün tatili yaz tatili Kuran öğrenmeye gönderdiler... Hocanın elimde sopası olurdu... Yanlış okuyordum tabi... Sopayı da yiyordum... Böyle tatilde camiye diye evden çıkıp çok kaçtığımı da bilirim... O zamanlar islam bazen gözüme öcü şıkışınca da Allah'a sığınıp kurtarıcı oluyordu. Bildiklerimse kulaktan dolma doğru yanlış şeylerdi...
sonra gün geldi büyüdük böyle aşırı milliyetçi duygular içerisinde... İslamı da kimseye bırakmazdım tabi... Hep orası burası mücadele ediyoruz... Gençlerin reisi ... Öyle oldu üniversite bitmiyor... Tabiri caiizse eşşek gibi de ders çalışıyorum... yok...
bir ders versem mezunum yok böyle bir şey... normal dönem çalış yok yaz boyu çalış yok. bütünlüme ama sığındım Allah'a gece gündüz ders çalışıp Allah'a dua edip namaz kılıyorum... Mezun olayım... Ve herzaman ki gibi girdim sınava bu hoca beni çıktım yine beni bırakacak dedim... Takdir-i ilahi en yüksek notu almışım bu notuda kimse alamamış mezun olduk üstünden seneler seneler geçti... Mutluyum...
Diyeceğim İslamı öğrenmeye başaladığım zaman yanlışları da söylemeye başaladım. tutucu çevrelerce sen ne bilirsin gibilerinden zor durumlarda kaldım... Çevreme zamanla bilgi ile dellilerle kabul gerçeşleşmeye başladı... Zaman oldu soru bilem soruyorlar artık:) Lakin öğrenmeye başladığımda hiçbirşey bilmediği hissettim acizce. açığı kapatmaya çalışıyorum... Çünkü çok öğrenmeliyim... ama Çok anlatmalıyım mı ? acaba ? Hemen adama yobaz ve gerici diyorlar müslüman olduğum için... İslam adına çok yanlışlar yapılmakta... Bende yapmaktayım bazen... Şunu görüyorum İslam bu milletten çıkarsa... Millet olma gücünü ve özelliği kaybederiz... Kültürümüz islama göre şekillenmiş... Ahlakımız... Herşey... Kültür emperyalizminin acımasızlığı ortada bir vatanı milletini seven birey olarak diyorum ki buna ancak İslam Ahlakı dur diyebilir... Bu da islamı gençliğimize doğru metodlarla öğretmekten geçer...
O gün den sonra kalbim ısındı ... Ben İslamı öğreneceğim ... Kayanağından... Allah'a şükürler olsun... Bana gösterdiği hidayet için... Ve Allah_u Teala Sayısız nimetlere kavuşturdu şahsımı...
Bugün Kuran ilmi öğreniyorum... (Bugüne kadar hep ihmal ettim yine de ediyorum eskiye nazaran biraz az ama...) Lakin bilimle ilgili eğitimler dünyamı kaplamış...olmalı da azimle ikiside öğrenmeye çalışmaktayım... İlim beşikten mezara kadar... dengeyi yakalamaya çalışıyorum... Kardeşlerime acizene önerim çok Kuran Okusunlar Bilmeyenler Mealen okusunlar Hadis okusunlar... Allah Sizlerin bu emeklerinizi boşa çıkarmayacaktır...
İslamcı olup islamı anlamayan hayatına tatbik edemeyen çok olaylara şahit oluyorum... Bunun suçu islamın değil... Bizlerin Gençliğimize milletimize... İslamı öğretme metodundadır... Maalesef Kötü örnekler islama mal edilmeye çalışılıyor... Ve üzülüyorum... En çok ta şundan korkuyorum... Allah'ın bu islam nimetini çok sevdiğim milletimden çıkarması olasılığını... Çünkü Allah Yapılan amellere göre yaratır... İnsan irade sahibidir... Akıl sahibidir... Doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneğine sahiptir... Ama dua ediyorum... Yıllarca islamın bayrağı taşımış olan bu millet ... ve bu bayrakla dünyaya hükmetmiş nizam ve adalet dağıtmış bu milettin torunlarından bu nimet çıkmasın... Güçlü millet olalim...
Selametle...
Afrasiyab
05-16-2006, 04:36 AM
Sözüm akp'ye değil,genel olarak hükümetlere ve bu sağ zihniyete....
ne alakası var turkistan sağ zihniyetle?
En büyük suç halkın suçu. Milletvekili adaylarını tanımadan gidip partiye oy atılıyor, sonrada bu milletvekili şunu yaptı. eee kim seçti onu?
Böyle bir rezillik olabilirmi kaç yaşında adamsın karını aldattığın yetmiyor, birde konuşunca dövüyorsun.
Destankutluhan
05-16-2006, 04:46 AM
Sevgili Gurkan,
Bence fazla endiselenmeyin, Turk insani elbette dininden vazgecmez. Onemli olan batil dedigimiz dusunce tarzlarinin temizlenmesi, bu da daha cok bu isin ihtisasini yapmis vatansever, ilim, irfan sahibi, ileri goruslu insanlara dusuyor.
Eger adam kalkip 9 yasindaki cocuk evlenme cagina falan gelmis derse, imam nikahli 3,4 zevceyi hak ilan ederse, ya da kucucuk kizlari bile karacarsaflara sokarsa, kadinlari evlere tikmaya kalkisan gorsuler ileri surerse, ve ........, ve bu insanlar ilim, irfan sahibi bilime ve cagdasliga inanmis mumin insanlar ve din adamlarimiz tarafindan durdurulmazsa maalesef bu alandaki cekismeler bitmeyecek.
Ama elbette bu sorunun sadece bir yuzu, kadinlarimizin cektigi acilar o kadar cok ki; en basta da ekonomik olarak mahkum olmalari geliyor. Bu yuzden Esma Hanim'in soyledikleri sadece bir kesim icin degil, tum kadinlarimiz icin cok degerlidir. Kadinlarin uretime katilmamasinin getirdigi ekonomik kulfetin ve isgucu kaybinin hesabini yapmadim ama butun kadinlarimizin katilmasi halinde bugunkunden cok daha gelismis bir yapiya kavusacagimizi dusunuyorum.
Televizyon programina katildigi icin cocugu tarafindan alninin catindan vurulan bir Anne'nin oldugu bir ulkede yapilmasi gereken o kadar cok sey var ki...
gurkan
05-16-2006, 05:11 AM
Değerli Kardeşim Destankutluhan ;
Seninle çok ortak noktayı paylaşıyoruz... Ve seninle sayfalar dolusu konuşabileceğim bir ahlaka sahipsin...
Allah Ne istiyor ? Kimden biz kullarından ? Biz kulları ne yapıyoruz ?
konuştuklarımız bunlar.... Bizler neler yapıyoz... Sık yapılan nedir biliyor musunuz ?
Hak'ka batıl demek... Batıl'a hak demek...
İnan bazen gidişattan endişe etsemde ...
seninle aynı düşünceyi paylaşıyorum...
Bu aramızda önemli bir kesim olarak bulunan sağduyuya hakim insanlarımızdan kaynaklanıyor bu güven...
Toplumda kanren olmuş vakaları araştırmışlığım var...
islamı yönden nikah... Evlilik çağı... Örtünme meselesi... hak meselesi...
İşte bu noktalarda da hak ile batıl arasında ince bir nokta var...
Ve bir sürü haksızlıklar var... iki tarafta da birisi yasak getiriyor müslüman kadının önünü kesiyor... Öbürü islama göre davranmıyor... o da itiyor hor görüyor... benimle aynı düşünce de değilsen de anladığını düşünüyorum...
Açık şudur İslam konusunı bilmiyoruz. İslamın mesajını iyi okuyamıyoruz. İslamın hayat olduğu bilmiyoruz. İslamın nasihat olduğunu. İslamın ahlak olduğu. İslamın Kardeşlik olduğunu. İslamın iyilik olduğunu vs... lakin islam adına da mangal kül bırakmıyoruz... İslamın hayata tatbiki problem yani...
Dediğin gibi bu alanda yetişmiş çok az din konusunda bilginimiz var...
Maalesef Magazin programlarına çıkarılan din bilgini dediklerimiz var...
dine zarar veren...
Bu toplum da islam öcü gibi tanıtılmış... Ben gençliğimden bilirim... maalesef...
işte izler...
Aramızda bu işin bilginleri olmalıydı... Şahsım değil burada bunları yazan... ben ticaret anlatmalıydım... iktisat anlatmalıydım... işletmeleri anlatmalıydım...
Beni anladığını umuyorum...
Selametle...
Aybike
05-16-2006, 05:27 AM
Türklerin islam öncesi ATSIZLAR ı vardı.Merak etmiştim kim bu atsızlar.
Öğrendiğimde çok gurur duydum.
Bir ailde 2 erkek bir kız kardeş varsa,ve Anne baba ölünce kız kardeşe eşit miras kalsın diye en büyük erkek kardeş ATI nı dahi bırakarak oradan uzaklaşırmış..Atsızlar diye onlara denirmiş.
İslamda ise kadına bir pay düşer diye kızarlar.Ama kadının erkeğine düşecek iki payı hesaplamadan.Adalet her iki tarfatada var.Ama günümüzde ikiside uygulanmıyor.
Ben hala bu durumu değiştirecek olanın kadınlar olduğuna inanıyorum.
Kadın candan gelen OĞLUUUUM demenin yanında KIIIIZIIIM dediği an herşey değişecek.
Seckjin Khan
05-16-2006, 05:33 AM
Türkler sonra islamiyetle tanıştı ve rahat olanı seçip Kadınları ikinci sınıfa itip bu olayı İslamiyetle ilişkilendirdiler...
gurkan
05-16-2006, 05:42 AM
İslamda Kadının mehir hakkı vardır... Acaba kim uyguluyor ?
benim bir arkadaşım mehir diye ev aldı eşine...(Bunun onun bütçesinde ki yerini ve önemini biliyorum ) ben dedi eşime bunu da az görürüm... Allah razı Olsun Kardeşimden...
İnşaallah ben de bir daire aldım... Borcunu ödemekteyim... İnşaallah eşimin olacak... Eğitim eğitim... Kadını eğtimden dışlamak basbas bağırıyorum. kimse dilimden anlamıyor. Geleceğimizi eğitecek neslimizi eğitecek kadın ???
Abla Helal sana... Senin gibi anaları görünce mutlu oluyorum...
Aybike Abla çok haklı erkeği yetiştiren bayandır. Kızı da... Yeni milletimizi yetiştiren Kadın elbette değerlidir... Eğitimi de hakkı da hukuku da...
siz bana katılmıyorsunuz ? ama neden bu örtünme yasağına doğru bulmuyorum dersiniz... Bana ne diyebilirim neden demiyorum ? Elbette bunda İslamın kadına verdiği değer var...
Bugün kü kültür enperyalizmin anamıza kızımıza eşimize biçtiği kefen köleliktir... Neden böyle düşünüyorum bri düşünün neden acaba ? Gerici olduğumdan mı ? Ailesel parçalanmayı... Ahlaksızlığın bedelini gördüğümden mi ?
ah ki ah...
Aybike
05-16-2006, 05:55 AM
Ben senin gerici olduğunu hiç düşünmedim.Açık olma özgürlüğü varsa, kapanmada vicdana bırakılmalıdır.Politikada kulllanılması hoşuma gitmiyor.
Berline düğün için gidişimde gördüm.Alman gümrük memur kadına.
-Lütfen peçenizi açın yüzünüzü görmem lazım.
-Gözlerime bakın..
-Gözlerinizde lens de olabilir lütfen yüzünüzü açın yoksa polisi çağırmam gerekecek.
böyleside var.
Gün bizim günümüzdür.Günlerde yaşayan bizleriz...Suçu devlete veya hukümetlere bulacağımıza hepmiz evlerimizden başlayalım adalet dağıtmaya ama dürüstçe.Ne mi olur?
10 yıl sonra her evde adalet olunca zaten yönetim şoka girer.Düzenler yıkılır.
Artık aşiretler kız satamaz,Erkekler kadınlarını dövemez.kadınlar erkeklerine hata yapmaz.Kızlar evde buldukları huzuru discolarda satmaz..Vs..vs..
Hayal gibi demi...Ama güzel be..
Afrasiyab
05-16-2006, 06:00 AM
İslamda Kadının mehir hakkı vardır... Acaba kim uyguluyor ?
benim bir arkadaşım mehir diye ev aldı eşine...(Bunun onun bütçesinde ki yerini ve önemini biliyorum ) ben dedi eşime bunu da az görürüm... Allah razı Olsun Kardeşimden...
İnşaallah ben de bir daire aldım... Borcunu ödemekteyim... İnşaallah eşimin olacak... Eğitim eğitim... Kadını eğtimden dışlamak basbas bağırıyorum. kimse dilimden anlamıyor. Geleceğimizi eğitecek neslimizi eğitecek kadın ???
Abla Helal sana... Senin gibi anaları görünce mutlu oluyorum...
Aybike Abla çok haklı erkeği yetiştiren bayandır. Kızı da... Yeni milletimizi yetiştiren Kadın elbette değerlidir... Eğitimi de hakkı da hukuku da...
siz bana katılmıyorsunuz ? ama neden bu örtünme yasağına doğru bulmuyorum dersiniz... Bana ne diyebilirim neden demiyorum ? Elbette bunda İslamın kadına verdiği değer var...
Bugün kü kültür enperyalizmin anamıza kızımıza eşimize biçtiği kefen köleliktir... Neden böyle düşünüyorum bri düşünün neden acaba ? Gerici olduğumdan mı ? Ailesel parçalanmayı... Ahlaksızlığın bedelini gördüğümden mi ?
ah ki ah...
abi mehir boşanma durumunda verilmiyor mu?
Benim bildiğim imam nikahı kıyılırken, boşanma durumunda vaad edilen şeye mehir deniyor.
Aybike
05-16-2006, 06:03 AM
mehir boşanma durumda kadının ortada kalmaması için önceden ona verilen mal veya paradır..Yani nikah esnasında verilir ve kadında kalır.Erkek boşanmada o para veya maldan hak alamaz..Zamanımızda evlilik anlaşmaları çıktı boşanınca benden mal iddia edemz diye kadına imza attırıyorlar :)) Ve bu modern geçinen insanlar İSLAMA laf edince uçarak tekme atasım geliyor suratlarına.
gurkan
05-16-2006, 06:05 AM
Ağzınıza sağlık... Bakın benim iki kız kardeşim var birisi örtülü birisi açık...
İnan ben açık olana anlattım bana Abi doğru diyorsun ama kendimi hazır hissetmiyorum... Kendisi kararını kendisi verdi... Abimler kızcağıza baskı yaptılar ben karşısında durdum... Ve kararında destekledim... Bu iş zor işi değil gönül işidir. Ama bana arkadaşı gibi çok yakın durur... Örtülü olanı da vursan çıkarmaz okuyamadı...
Bak diğer bi örnek abla... Benim eşim olacak kız (İnşaallah diyelim) Açıktı... Ben ona hiç örtün demedim... Ama örtündü... Öğretmen ; örtüsüyle bir sürü sıkıntı çekiyor... Türkmen kızı... Ve geleneksel Osmanlı giysisi Yani Türk Kültürü tarzında giyinip örtünür... Ben de öyleyim ... Yani Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş... Lakin çok sıkıntı çekiyoruz...
İnşaallah diyelim...
Afrasiyab
05-16-2006, 06:11 AM
mehir boşanma durumda kadının ortada kalmaması için önceden ona verilen mal veya paradır..Yani nikah esnasında verilir ve kadında kalır.Erkek boşanmada o para veya maldan hak alamaz..Zamanımızda evlilik anlaşmaları çıktı boşanınca benden mal iddia edemz diye kadına imza attırıyorlar :)) Ve bu modern geçinen insanlar İSLAMA laf edince uçarak tekme atasım geliyor suratlarına.
Abla hep kadınların tarafından bakıyorsun :D
Hem islami şartlara göre mehirini alan, hem de TC yasalarına göre hak iddia eden kadınlara ne dememiz lazım :D
Aybike
05-16-2006, 06:12 AM
Biliyormusun bana berlin sokaklarında SARİ ile gezen hintli kadınları hatırlattın.
Kimse yadırgamıyor onları.Ama kapalı olmak için çarşafla gezenler çok dikkat çekiyor.Kara fatmalar gibi dolaşıyorlar her bir estetikten yoksun.Halbuki geleneksel türk giysileri ve başta aynı tarz örtüler ne hoş olurdu.Kimsede yadırgamazdı..üstelik Türk müslüman olduğun anlaşılırdı.Ayrıca şu sıralar paris modasıda türk çizgilerine dönmüş durumda.
Ben şunu bildim şunu dedim hep..
MÜSLÜMAN ÖRNEK OLMALI VE BAŞKA DİNLERDEN OLANLARI İMRENDİRMELİ...Amerikadaki zenci müslümanlara bakın ne şık giyiniyorlar.Ve kapalılar.
gurkan
05-16-2006, 06:13 AM
abi mehir boşanma durumunda verilmiyor mu?
Benim bildiğim imam nikahı kıyılırken, boşanma durumunda vaad edilen şeye mehir deniyor.
hayır nişanı dahi atsan verilir... miktarı değişir tabi...
Evlilikte te ayrı ... (evlenirken verilir...)
boşanma da ayrıdır...
İslam Kadını maddi sıkıntıdan korumak ister... Namusunu korumak ister... Ama bizlerin çoğu görevlerimizi yapmıyoruz... Kadın erkeğin elinin kiri nasıl olsa ? Çok yanlış ...
Evin Rızkı bildiğiniz üzre erkeğe aittir. Kadının böyle bir sorumluluğu yoktur... Yardımcı olabilir erkeğine...
Erkek her koşulda bu rizki kazanmak ve evine getirmekle mükelleftir...
Aybike
05-16-2006, 06:17 AM
Abla hep kadınların tarafından bakıyorsun :D
Hem islami şartlara göre mehirini alan, hem de TC yasalarına göre hak iddia eden kadınlara ne dememiz lazım :D
TC yasalarının islama zıt bir tarafı yok aynı gibi..
Bak şimdi mehir almış bir kadın erkeğine o mehirle gidiyor.Mehir mal ise yada ev o evde yaşanıyor.Ortak kullanım yani.
Ayrılma durumunda zaten kadının mal alma hakkı dinde var.Sen olaya eş değilde kız babası tarafından bakarsan anlarsın.Yani genel yaklaşım şu.Zorda kalmadıkca boşanmayacak yuvanı yıkmayacaksın.Kadın yuva yıkmaz.Erkek yıkar hatalarından dolayı...O yüzden yıkarsanda hatanın bedelini ödeyeceksin.
Erkek boşanınca evliliği kolay olur.Ama kadın öylemi duldur kullanılmış maldır,alan zor çıkar.Alanların çoğuda kadın olsaydın kocan boşamazdı der..yani kadının garantiye alınmasını Allah istemiş..O erkek kullanırını bizden iyi tanır.
Afrasiyab
05-16-2006, 06:17 AM
Abi şimdi hem nişan da veriliyor, hem de evlenirken veriliyor diyorsun yani?
Ben sadece imam nikahında veriliyor biliyordum.
Afrasiyab
05-16-2006, 06:22 AM
TC yasalarının islama zıt bir tarafı yok aynı gibi..
Bak şimdi mehir almış bir kadın erkeğine o mehirle gidiyor.Mehir mal ise yada ev o evde yaşanıyor.Ortak kullanım yani.
Ayrılma durumunda zaten kadının mal alma hakkı dinde var.Sen olaya eş değilde kız babası tarafından bakarsan anlarsın.Yani genel yaklaşım şu.Zorda kalmadıkca boşanmayacak yuvanı yıkmayacaksın.Kadın yuva yıkmaz.Erkek yıkar hatalarından dolayı...O yüzden yıkarsanda hatanın bedelini ödeyeceksin.
Erkek boşanınca evliliği kolay olur.Ama kadın öylemi duldur kullanılmış maldır,alan zor çıkar.Alanların çoğuda kadın olsaydın kocan boşamazdı der..yani kadının garantiye alınmasını Allah istemiş..O erkek kullanırını bizden iyi tanır.
yok abla haklısın, ben de aynı fikirdeyimde
benim bahsettiğim mehir olarak yüzlerce cumhuriyet altını alıp da, hırs yaparak boşandığı eşinin herşeyini elinden almak için ayrıca boşanma davasında birşeyler isteyen kadınlar içindi. Çevremde gördüğüm olaylar var, ondan söyledim...
gurkan
05-16-2006, 06:28 AM
[quote=gurkan]açıklayayım ...
Nişan(söz ahdi) ahdini erkek haksız yere bozarsa verir... burada zaten evlilik gerçekleşmıyor...
Evlilikte nikah altına alırken verir... her halükarda... verir...
lakin İslam boşanmayı hoş görmez... Lakin bu işte evlilikte zorla yürütülmez... İşte erkek bura da da haksız yere nihah ahdini bozarsa verir...
Kardeşim islamda erkeğin ödeme gücü nispeti ve kadının durumu da dikkate alınır...
Aybike
05-16-2006, 06:30 AM
yok abla haklısın, ben de aynı fikirdeyimde
benim bahsettiğim mehir olarak yüzlerce cumhuriyet altını alıp da, hırs yaparak boşandığı eşinin herşeyini elinden almak için ayrıca boşanma davasında birşeyler isteyen kadınlar içindi. Çevremde gördüğüm olaylar var, ondan söyledim...
Onlar başka..Onlar şeytanın ele geçirdiği kullar:)))))
Allahın kendilerine verdiği ayrıcalığı kötüye kullananlar.
Kendimden örnek vereyim.ben eşimle nikah kıyarken ikimizde talebeydik.
universitede okuyorduk.Evlenmemize razı değildi iki tarafta ama biz ısrar edince hayır diyemediler.Neyse tabi sonuçta maddi destek vermediler.Nikah günü hoca mehir sordu.Ben atıldım,Benim mehrim eşimdir.
Afrasiyab
05-16-2006, 06:32 AM
Erkek haksız yere boşarsa mı verilir mehir? yoksa her türlü vermek zorunda mıdır?
Aybike
05-16-2006, 06:35 AM
Erkek haksız yere boşarsa mı verilir mehir? yoksa her türlü vermek zorunda mıdır?
Hertür vermek zorundadır..Aldığı bekaretin karşılığı:))))))
dedim ya dul kadının evlenmesi zordur tekrar.
Bu arada ahlaksızlık yapmış kadınlarda bu durumdan yararlanıyor tabi..
gurkan
05-16-2006, 06:39 AM
Erkek haksız yere boşarsa mı verilir mehir? yoksa her türlü vermek zorunda mıdır?
mehir evlenirken yeni nikah kıyılırken herhalükarda verilir...
Ayrıca kadını haksız yere boşarsan boşanma durumunda verirsin... (burada erkek haklıysa vermeyebilir... Öyle de olsa az miktar vermesi erkeğin hayrınadır. Kadın mağdur olmasın diye boşanırken verilir... Burada iki tarafın maddi durumu önem taşır...
ölçüsü ev değildir... ev uçuk bir örnek... (ama bana ev alma diyen yok yani üstte sınır yok gücün nispetinde... Kadının durumuna bakılır ve erkeğin durumu bakılır...
Afrasiyab
05-16-2006, 06:46 AM
evet abla bende oyle bılıyorum, her türlü verilmek zorunda. Haksız olan kadında olsa. Ama Gürkan abi farklı diyor. Çok karışık bu işler ya. :D
gurkan
05-16-2006, 06:58 AM
evet abla bende oyle bılıyorum, her türlü verilmek zorunda. Haksız olan kadında olsa. Ama Gürkan abi farklı diyor. Çok karışık bu işler ya. :D
acele ile yazıyorum... kusura bakma
aynı şeyi söylüyoruz...
1-) Mehir her halükarda verilir... Yani nikah altına alırken...
2-) Boşanma da verilen mehir değil ondan ayrı geçimliktir...
Dur ben sana mealen ayetleri yazayım...
Destankutluhan
05-16-2006, 07:39 AM
evet abla bende oyle bılıyorum, her türlü verilmek zorunda. Haksız olan kadında olsa. Ama Gürkan abi farklı diyor. Çok karışık bu işler ya. :D
Bi dakika, sen simdi evlenecek misin , bosanacak misin ? Once bunu soyle bakalim ! :)
gurkan
05-16-2006, 07:46 AM
Kardeş kusura bakma sen mehir soruyorsun ben mehir söylüyorum üstüne boşanma durumunda verilen geçimlik(Nafaka) bedelden bahsediyorum... İkisi ayrıdır... Mehir nikah altına alınırken verilir... Nafaka(geçimlik ücret) Boşanma sonrasında verilendir. Boşanma esnasında verielen mehir değildir... Mehir olarak anlamış olabilirsin Hakkını helal et...
Mehirle ilgili Mealen Ayetler...
Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin. (Nisa 4)
Eğer bir eşi bırakıp da yerine başka bir eş almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Siz iftira ederek ve apaçık günah işleyerek onu geri alır mısınız?(Nisa 20)
(Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.(Nisa 24)
Boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şey almanız size helâl olmaz. Ancak erkek ve kadın Allah'ın sınırlarında kalıp evlilik haklarını tam tatbik edememekten korkarlarsa bu durum müstesna. (Ey müminler!) Siz de karı ile kocanın, Allah'ın sınırlarını, hakkıyla muhafaza etmelerinden kuşkuya düşerseniz, kadının (erkeğe) fidye vermesinde her iki taraf için de sakınca yoktur. Bu söylenenler Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerdir.(Bakara 229)
Kendilerine mehir tayin ederek evlendiğiniz kadınları, temas etmeden boşarsanız, tayin ettiğiniz mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın (velinin) vazgeçmesi hali müstesna, affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz), takvâya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür.(Bakara 237)
Boşanma da verilen mehirden ayrı geçimlik (nafaka) ücret için mealen ...
İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.(Talak 7)
Afrasiyab
05-16-2006, 10:24 AM
Bi dakika, sen simdi evlenecek misin , bosanacak misin ? Once bunu soyle bakalim ! :)
evlenecez de aday yok :D
Yaşımız geldi, seneye univ. bitiyor, öğrenmek lazım bunları dimi :p :D
Allah kimseyi boşanmak zorunda bırakmasın.
gurkan
05-16-2006, 11:30 AM
evlenecez de aday yok :D
Yaşımız geldi, seneye univ. bitiyor, öğrenmek lazım bunları dimi :p :D
Allah kimseyi boşanmak zorunda bırakmasın.
Amin diyelim...:)
Allah Hayırlısını nasip etsin...
narcoleptic
05-16-2006, 12:49 PM
Üniversiteden tanıdığım bir Türk kızı Alman gurbetçisiydi.
Arada konuşuruz.
Çifte vatandaşlık hakkı için hala uğraşıyordu.
Geçende imam nikahıyla evlenmiş.
Bir kürtle , büyük bir ihtimalle ama Türk de olabilir.bilmiyorum.Türklüğünden şüphe ettiğim kesin!
Gerizekalı salak hamile kalmış.
Son konuşmamızdı.Seni 3-5 aya kadar görürüm dedim.Herif kıçına tekmeyi bastığında.bi daha konuşmayalım diye de ekledim.
Böyle olaylar midemi bulandırır.kafamın tasını attırır.çok fena ayar olurum imamı da nikahını da kullananlara.
işte bu yüzden resmi nikahsız imam nikahına hayır!
tohumu kimliksizlerin eline koz verenin Allah canını alsın!
bu herif ,minik çekirge bu kızı bırakıcak.adım gbi eminim.kız ortada kalakalacak.
bi kaç kere daha zıplar çekirge.kızları tuzağa düşürür Almanya vaadiyle.
sonra Adanalı o Türk psikopatın yaptığını yapar biri.
sıkar kafasına 8sekiz kurşun.
gebersinler.
İmam nikahı da resmi nikah olmadan yapılmasın!
Afrasiyab
05-16-2006, 12:53 PM
narco zaten ciddi bir evlilik düşünen insan resmi nikahı mutlaka kıyar. Kıymazsa şüphe etmek gerekir.
narcoleptic
05-16-2006, 12:58 PM
Afrasiyab.
bu kız hakkaten gerizekalı çıktı.yaa bi de ev kızıydı bu.öyle orası burası açık birisi olsa hani kuyruğunu sallayan bi tip olsa neyse.bana ne.naaparsa yapsın.hiç mi beyin yok sende be kızım?hiç mi erdem yok sende akıl fikir yok?üzüldüm çok.bi de sinirlendim.
ülen dünyada ne kadar çok çıkarcı (dünyanın bütün küfürleri,tokatları tekmeleri işkencelerini) hakeden zürriyetsizler var be.
vallahi de billahi de yazık.
Afrasiyab
05-16-2006, 01:02 PM
Ev kızı olmakla olmuyor bu işler. Allah'ın verdiği akılı kullanmak gerekiyor.
Bu devirde bir kız, resmi nikahsız bir evlilik yapıyorsa aptalın önde gidenidir.
Ciddi bir evlilik düşünen erkek, mutlaka resmi nikah kıyar.
narcoleptic
05-16-2006, 04:28 PM
e ööledir tabi.
ama benim demek istediim yurtdışında nice tipi kayıklar vardır ki sanki bunu sektör haline getirmiştir.
kızları aldatıcaksın kandırıcaksın bilmem ne bi ton.alayı sümpürük bunların.
e ööledir tabi.
ama benim demek istediim yurtdışında nice tipi kayıklar vardır ki sanki bunu sektör haline getirmiştir.
kızları aldatıcaksın kandırıcaksın bilmem ne bi ton.alayı sümpürük bunların.
Yurtiçindede vardır bu sektör bozması...En son lise çağlarına kadar inmişti şimdi ise Ortaokul önlerinde...
Ezgili Yürek
05-17-2006, 01:23 AM
Peygamber yakınındakilerden birkaç hadis:
"Erkek, kadinini yatagina çagirir, kadin da gelmeye yanasmaz, erkek öfkelenmis olarak sabahlarsa, melekler sabaha kadar -bir rivayette yataga gelinceye kadar- kadina lanet okurlar.'' Buhari, Nikah 85, Bed'ü'l-Halk 6; Müslim, Nikah 120 - 122 (1436); Ebu Davud, Nikah 41, (2141).
...
Hz. Ömer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Erkege, hanimini ne sebeple dövdügü sorulmaz." Ebu Davud, Nikah 43, (2147).
...
"Bir adam karısını yatağına çağırsa da, kadın yanaşmasa, o sırada cinsel ilişkide bulunmazsa ve bu yüzden kocası geceyi öfkeli-sinirli olarak geçirse, melekler o kadına, sabaha değin lanet ederler." (Bkz. Buhari, e's- Sahih, Kitabu Bed'il'halk/7; Tecrid, hadis no.1337; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikah/120-122,hadis no.1436; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'n-Nikah/42, hadis no.2141).
Ve peygamberin kimi sözleri:
"...Benden sonra erkeklere, kadınlardan daha zararlı fitne ve fesad (âmili) olarak hiçbirşey bırakmadım" (Ibid,327, Usâme Ibn-i Zeyd'in rivayetine dayalı bu hadis için bkz. Sahih-i Buhari tecrid, II, 267, hadis no. 1795)
...
"Tanrı elçisi namazı bozan şeyleri benim önümde tekrarladı. Bunlar: Köpek, eşek ve kadındır"(Muhammed'in karılarından Ayşe, Ibid, 82;Ayrıca bkz. Mishkat..,(1960), IX, Kesim 16, 292)
...
"Mukadderatini bir kadinin eline veren millet felah bulmaz"Sahih-i Buhari Muhtasari...10. cild'inin 449.sayfasi 1660 sayili hadis.
Bunlar da Kur'an'dan ayetler:
"Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür"(Nisa/4/34)
Bu da aynı suret/ayetin Diyanet çevirisi:
"Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır.Serkeşlik (başkaldırma) etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa onların aleyhine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür."
----------------------------------------------------------------
Ve bir soru:
Yukardaki alıntıların ışığında,acaba Halil Ürün adlı müslüman,Esma Ürün adlı helalini yukardaki sebeplerden biriyle darp etmiş olsaydı ne diyecektiniz?
Ancak beni aydınlatın diye tüm bunları yazdım/alıntıladım.Lütfen saygı sınırları içinde kalalım.
Sevgiyle kalın.
Ezgili Yürek
05-17-2006, 01:35 AM
(Alıntıdır)
1.) Türklerin en eski destanlarından biri olan Yaratılış Destanı’nın da Yaratan’a ilham veren ‘’Ak Ana ‘’ adında ki kadındır.
2.) Oğuz Kağan Atamızın kutlu eşlerinden biri mavi bir ışıktan,diğeri kutsal bir ağaçtan doğmuş olağanüstü kadınlardır.
3.) Bilge Kağan kitabesinde Kağan ‘’ Sizler Anam Katun,Büyük Annelerim,Hala ve Teyzelerim,Prenseslerim..’’ sözleri ilehitabına başlar.
4.) Eski Türk inancına göre ‘’Han ile Katun’’ gök ve yerin evlatlarıdır.Kadının yeri yedinci kat göktür.
5.) Eski Türk destanlarında kadın erkeğinin her daim yanındadır.Kadın erkeğinin güç ve ilham kaynağı kabul edilirdi.
6.) Türk kültüründe destan kahramanları iyi ata binen,iyi savaşan,iyi kılıç kullanan kadınlarla evlenmek istemektedirler.Örnek olarak Korkut Ata’nın Bamsı Beyrek hikayesindeki Banu Çiçek Katun’u verebiliriz.
7.) Eski bir Türk atasözü; ‘’Birinci zenginlik sağlık,ikinci zenginlik iyi bir kadın.’’
8.) Savaşta kadınların düşman eline geçmesi büyük bir utanç sayılırdı.
9.) Oğuz Kağan destanından öğrendiğimize göre ırza tecavüzün cezası ölüm veya gözlere mil çekilmesiydi.Arap gezgini Ahmed bin Fadlan,Türklerin tecavüz suçlusunun bacaklarından çapraz bağlanmış iki ağaca bağladığını ve ipin kesilmesi sureti ile bacakların ayrıldığını hatıralarında belirtir.
10.) Yine Arap gezgini olan İbn’i Batuta şöyle der ‘’ "Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki o da Türkler'in kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların
kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür."
11.) Kağanın buyrukları yalnız "Kağan buyuruyor ki" ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi.
12.) Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın, hakanın solunda oturur siyasi ve idari konumlardaki görüşlerini beyanederdi. Mesela büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Tanrıkut Mete Han'ın Katunu imzalamıştır.
13.) Ebul Gazi Bahadır Han, Secere-i Terakime'de, Oğuz ilinde, yedi kızın uzun yıllar beylik yaptığını anlatmaktadır.
14.) Kadının yüceliği Altay Dağları'nın en yüksek tepesine "Kadınbaşı" ismi verilerek yaşatılmıştır.
15.) Eski Türklerde kadın miras hakkına sahipti. Kadının kendine ait mülkü mevcuttu. Kadının bunu istediği gibi kullanma hakkı vardı.
16.) Eski Türklerde koca karısını boşayabildiği gibi,kadında kocasını boşayabilirdi.
gurkan
05-17-2006, 01:58 AM
Efendim Okudum ... Kuran'dan Sünnetten Hadis örnekleri...
İlk önce hadislerin sahihliğini teyit eymeliyim tabi...
Sonra İslamdan önce ki Kültürden verdiğin örnekleri de okudum...
Şöyle söylemek istiyorum... İlk önce Bir insanın Allah'ı hakkıyla Tanıması gerekir...
Yani sana Hakkı tebliğle başlamalı...
Sonra Kuran-ı Ve ahkamını bütün olarak canlandırabilmesi...
Ben Sana Allah'u Teala'nın zatı anlatmaktan başlayacağım...
Ve vereceğin tepkiye göre ya anlatmayacağım ya da anlatacağım...
Selametle...
Ezgili Yürek
05-17-2006, 02:15 AM
Estafurullah sevgili kardeşim ne demek,anlatacaklarını can kulağıyla dinlerim.Sen benim yazdıklarımı direkt olarak yok saymamışsın bak;demek biz de olan şeyleri yazmışız.Söylediklerimizde yalan yok demek.
Hem şunu da söylemeden geçemeyeceğim:Bendeki çekincelere sahip çok dost insan vardır burada inanıyorum ki.Söyleyeceklerinizi merak içinde bekliyorlardır.
Sonra efendime söyleyeyim,zaten Allah'a iman edenlere sen şimdi tasarladığın lafları etsen ne faydası var?Elbet benim gibi düşünenlere edeceksin ki Yaradandan inayet hasıl olsun,doğru yolu bulalım.Bu da senin kulluk görevin değil midir?
Ama ana öğe İslamda Kadın olursa sevinirim.
Sevgiyle...
gurkan
05-17-2006, 02:34 AM
tamam Kardeşim iyi niyetinize kani oldum... Siz Bir bayansınız değil mi ?
Şunu mutlak değerlendirin...
Şahsım dinimizi yeterince bilmiyorum...
Ve uzmanlık alanım İslam değil...
bu özeliklerimle açıklama yapacağım...
Allah Razı olduğu şekilde yaşamak isteyen bir kul...
Şuan işteyim... Akşam bu ve sonrasında zaman ayıracağım bu konuya ...
Yanlız siz samimiyetle... Şu sorularım üzerinde objektif olarak düşünün...
Alemlerim(Kainatın ) Nizamı üzerine Düşünün ?
Nasıl yönetilir ?
Neden Varlar ?
Kim Yaratmış bu nizamı ?
Tesadüf neyi Açıklayabilir ?
Dünya niçin vardır ?
İnsan Kimdir ?
Nasıl Yaratılmıştır ?
Niçin yaratılmıştır ?
Yaratıcı Hangi özelliklere sahip olmalıdır ?
Hayatın döngüsü (doğma,gelişme,ölme bitkilerin,hayvanların,insanların) nasıl gerçekleşir ?
İnsanın dünya da bulunma amacı nedir ?
Bu gece acizene önerim düşünün... ben ise sise yarın akşamdan itibaren mümkün olduğunca kısa anlatayım...
İslam da kadınla bitireyim...
efendim teşekkür ederim...
Takip edersiniz olur mu ?
bu konu başlığını için şimdilik müsadenizle ?
Ezgili Yürek
05-17-2006, 03:26 AM
Sevgili @Gürkan kardeşim bize 'bayan'lığı uygun görmüşler sağolsun.Kalben bayanız her ne kadar kimseyi baymamaya gayret etsek de.Ancak şeklen ve fiziken 'bay'ız.
Adım Turgut.
39 yaşında bir kardeşiniz/abiniz/arkadaşınızım.Bakmayın sivridilli oluşuma,incitmekten çok korkarım insanları.
İnançsızlığıma gelince;bu hal bizde otuzlu yaşların başında zuhur etti.Hem de (iddia edildiği üzere) Turan Dursun gibi taşa topaca su fışkırtmadan.Evvelinde sistemin şartlarını yerine getirme gayreti içinde bir müslümandım.Uzman değilim ancak islamı bilirim.
Yine de şunu söylemeliyim:İnanç meselelerinin tartışılmasından yana değilim.Yukardaki çıkışı neden yaptım tam olarak emin de değilim.İstiyorum ki kimse kimseye bağırmadan,kırmadan,incitmeden de bişeyler konuşulabileceği görülsün.
Belki hiçbir kalıba sığmayacak söyleyeceğim ancak ben derim ki şayet Yaratıcı varsa bile,önce kullarını içindeki insan sevgisiyle tartacaktır.İnsan sevmeyen,onu yaratanı nasıl sever!
Ne olursa olsun,ne derse desin,ne düşünürse düşünsün ben insanın içindeki gevhere aşığım.Siz Ona İlahi Güç diyorsanız,ben ona da aşığım.Dinler de o gevheri açığa çıkaran araçlar değil midir?
Sevgiyle kalın.
gurkan
05-17-2006, 04:08 AM
Estağfırullah Turgut Kardeşim
Benim ki soru cümlesi ? Sorduk öğrendik... Sağolun...
İşte insan eksik bilir. Yani insanın bilgisi eksiklerle ve yanlışlarla doludur.
Tüm Alemlerin Yaratıcısı Rahman ise Tam bilgi sahibidir...
İnsanın bilmediğini bilir.
Şu önerimizi değerlendirmenizi öngörürüm ?
Allah (c.c) Kimdir ? Bunu her şekilde araştırın Ve Allah'ı tanımaya çalışın...
Şunu da Sorun kendinizi Eğer Rahman varsa ?
Eğer Objektifseniz Rahman size cabanız karşılığında yol gösterici olabilir...
Nihayetinde Ben aciz bir insanım... Tebliğle yükümlüyüm... Ve Henüz tebliğ yapmadım...
Güç ve Kudret sahibi Allah'tır. O dilemezse hidayete eremez kul...
İmanın Kimde olduğunu da Alemlerin yaratacısı Tam bilgi sahibi Allah Bilir...
İnsan bilmez...
İnsan Zahiren bilir...
Rahman İnsansal özelliklere sahip değildir. İhtiyaçsızdır...
Rahman İnsanı Sınav üzere yaratmıştır...
Ölümlü Dünya Hayatı sınav yeridir..
Alemler Allah'ın Dünya da İnsanlığın Hizmetine sunduğu Rahmeti'nden Yanlızca Bir tanesidir..
Rahman İnsanlığın ibadetine muhtaç değildir. Lakin İnsan Muhtaçtır.
Ve Tüm Alemlerin yaratıcısının Rızasını Kazanmak için insan Allah'ın Rızasını Kazanacak şekilde yaşamalıdır. Kurtuluş Allah'ın Rızasını Kazanabilmektedir.
Herşeyi tam bilgi sahibi olarak yaratmıştır..
Rahman insanın Yapamayağı yükü İnsana görev olarak yüklemez.
Ebedi hayat bu sınavdan sonra varılacak yer Amellerimize göre ya Cennet'tir Yahut Cehennem...
Kuran bu nokta da Rahmanın insanlığa bir nimetidir. Yol Göstericidir.
Rahman İnsanlığın zarara uğramasını istemez. Razı Olacağı sınırları açıklar..
İnsan İrade sahibidir... Doğru İle yanlışı seçebilme iradesine sahiptir...
Allah İnsanın Amellerine göre yaratır. Ve Her Daim Yaratır...
Allah İnsana Bilmediklerini zaman içerisinde öğretir... (Bilim ve icat dediklerimiz Allah'ın Yarattıklarını insanın zaman içerisinde öğrenmesidir.)
Rahmanın Bilgisi sonsuzdur.
efendim bu açıklamam elbette yetersizdir...
siz objektifce araştırınız...
Kuran Işığında Allah Kimdir Diye okuyup düşünün...
Şahsım Kimsenin Ziyana uğramasını istemem...
Allah'ın Rahmeti olmasa şahsım şaşmışlardan olurum...
Sonumunda Ateş olacağından Korkarım...
İman Son nefesi verene kadar benden geri alınabilir ?
Son açıklamanız neticesinde Anlatıklarımla Nokta Koyuyorum...
Ama çekinmeyin özelden her türlü sorunuzu sorun...
Bu inancım gereğidir... Nedeni ben de saklı kalsın ?
Derinden Saygı ve Sevgilerimi sunarım ...
Aybike
05-17-2006, 07:03 AM
İslamda kadın kocasını boşayabilir...
Türklerde kadın baştacı idi doğrudur..
Ama islamdada öyle..
Ben yazılan hadislere inanmıyorum...KURAN da yazanları ise iyi anlamanızı isterim..İsyan eden kadın demekle ne kast ediliyor..Hırıstıyan alemi kadını sadece kızıl saçlı diye ateşte yakarken islamın kadına verdiği değerde ortadadır.Ayetler, o güne göre yorumlayıp bu günle karşılaştırabilirseniz gerçeği göreceksiniz ama hadislar bence tamamen yalan.Ben iyiki kuran harici bir kitap okumuyorum..ÇOK ŞÜKÜR...
narcoleptic
05-17-2006, 07:43 AM
sünnet yapılmasa da olur.haklısın abla.
bööle tv kanallarında ısıtıp ısıtıp bu tartışmaları gündeme getiriyolar ya ifrit oluyorum hakkaten.
herkesin dini kendine.rahat bırakınız insanları.
88 damarını didikliyolar İslam'ın.yahu dini rahat bırakın,inançlı insanları da rahat bırakın.bırakın herkes inandığınca yaşasın.
bunu ısıtıp ısıtıp milletin önüne koymanın alemi ne ki?
yok şu hadis şöyleydi beğenmedim,e naapim?İslam'ı terkediim.terketmekle kalmıyıp bi de haşa karalayım onu.olmaaazzzzz.
Aybike
05-17-2006, 07:55 AM
narco,ben önceden duyduğum hadisler yüzünden çok şüpheye düşmüştüm..Allah affetsin.Daha sonra sağolsun bir arkadaşım (Alman müslüman)
-Zehra duyduğun her hadisi Lütfen Kuranda ara bulamazsan inanma demiştir..
Kuran da arama bire bir değil yanlış anlaşılmasın..Kuranda muhakkak hadisin tasdiği belirtiler bulunuyor.
Yani peygamberimizin hadisleri ve sünneti zaten kuranın aynısıdır..Yani orada ki bir ayetin insanoğlunca uygulamasıdır.Bildiğim birşey var.
Ben peygamberin asla kadınlara aykırı ve aşağılayıcı uygulamayı emretmeyeceğine eminim..
Öyle olsaydı Eşi ayşeye atılan iftirada onu boşardı veya döverdi..Ama o küsmekle kaldı takiiiii RABBİM ayşeyi aklayana kadar..Allah kadın kulunu aşağılasaydı onun aklanması için ayet yollamazdı....
narcoleptic
05-17-2006, 08:08 AM
yaw er adam bir kez sünnet olur.ikinci kez olmaz ki.
sünnetsizler düşünsün hadisleri.
ben hadislerle ve yorumlarla ilgilenmiyorum şahsen.
kutsal kitapta ne yazıyorsa odur.
gurkan
05-17-2006, 08:25 AM
Hadis Peygamber efendimizin sözleri olduğundan İslam Dininin Bir parçasıdır... Lakin Sonradan Kötü niyetliler çıkmıştır... Sahihliği araştırmak gereklidir...
Aşağıda ki makaleyi başka bir konu da vermiştim... Açıklayıcı olacağını düşünmekteyim...
Selametle...
Uydurma hadîs nasil anlasilir?
Peygamber efendimizin vârisleri, vekîlleri olan âlimlere olan i'timâdi sarsmak için, Ingilizler asirlardir, Islâm âlimlerinin kitaplarinda uydurma hadîs olabilecegini telkîn etmeye çalismislar, bunda da oldukça basari sagladiklari, bir çok genci zehirledikleri anlasilmaktadir.Bir müctehid, baska bir müctehide hatâ ettin demez. (Ictihâd ictihâd'la nakzedilemez) [Mecelle m.16)
Dört mezhebde birbirinden farkli hükümler vardir. Fakat hiçbiri, digerini sapiklikla, hatâ etmekle ithâm etmemistir. Çünkü hadîs-i serîflerde buyuruluyor ki: (Âlimlerin farkli ictihâdlari, mezheblere ayrilmalari rahmettir.)
Hanefî ve Hanbelî'de gusülde agzin içini yikamak farz iken, Mâlikî ve Sâfiî'de farz degildir. Bunun için mezhebin birine dogru, ötekine yanlis denemez.
Her müctehidin bir hadîsten hüküm çikarmasi farklidir. Bir müctehidin sahîh dedigi bir hadîse, baska bir müctehid mevdû' diyebilir.
[B]Muhaddis mevdu derse
Hadîs ilminde müctehid bir âlim, bir hadîse mevdû' derse, diger müctehidler buna sahîh diyebilir. Çünkü mevdû' diyen müctehid, bir hadîsin sahîh olmasi için lüzûm gördügü sartlari tasimiyan bir hadîs için, "Mezhebimin usûlünün kâidelerine göre mevdû'dur" der. Ya'nî bu sözün hadîs oldugu bence anlasilamamistir, der. Yoksa, "Bu söz, Peygamber efendimizin sözü degildir" demek istemez. Ayni hadîs için baska bir müctehid sahîhtir diyebilir. Sahîh oldugunu söyleyen müctehid ötekine, "Peygamber efendimizin bu sözüne nasil mevdû' dersin?" demedigi gibi, öteki de, "Bu uydurma söze sen nasil hadîs diyebilirsin?" demez. Diyelim ki, Süyûtî ve Zehebî gibi hadîs âlimleri, Imâm-i a'zâm ve Imâm-i Gazâlî hazretlerinin sahîh dedigi bir hadîse mevdû' dese, o hadîs, ancak bu iki zâta göre mevdû' sayilir. Hadisi bildiren imâmlara göre yine sahîhtir. Fakat Aclûnî, hadîs imâmlarinin bildirdigi hadîs-i serîflere mevdû derse, o hadîs mevdû olmaz.Peygamber efendimizin, mu'cize olarak gelecekten haber veren birçok hadîs-i serîfleri vardir. Bunlarin çogu çikti. (Uydurma hadîs çoktur, Kur'ân okuyalim) diyenlerin de çikacagini bildirerek buyurdu ki:
(Bir zaman gelir, beni tekzib edenler çikar. Söyle ki, kendisine benden bir hadîs söylenince, "Resûlullah böyle sey söylemez. Bunu birak, Kur'ândan söyle" der.) [EbûYa'lâ]
Eger herkes Kur'ân-i kerîmden hüküm çikarabilseydi, hadîs-i serîflere, Eshâb-i kirâma ve âlimlere ihtiyâç kalmazdi. Onun için Allahü teâlâ da, Peygamber efendimiz de âlimlere uymamizi emrediyor. Imâm-i Rabbânî hazretleri buyurdu ki:
(Hadîs-i serîflerle amel etmek, bize câiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykiri gibi görülen hadîs-i serîfler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz.) [Müj.Mek. 312]
Muhammed Hadimî hazretleri buyuruyor ki:
(Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdigi hükümdür.
Çünkü bizler, âyet ve hadîsten hüküm çikaramayiz. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadîse uymuyor gibi görünse de yanlis degildir. Bunun için tefsîr ve hadîs okumamiz uygun olmaz.)
[B]Uydurma hadis nakli
Imâm-i Gazâlî gibi büyük âlimlerin kitaplarinda uydurma hadîs oldugunu söyleyen Aclûnî' ve M.Semseddin Sehâvî Peygamber efendimizin ana-babasina kâfir diyen Aliyyül kâri ve benzerlerinin sözlerine aldanarak, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarina dil uzatmak ve onlarin kitaplarinda uydurma hadîs var demekten sakinmalidir. Hiç bir Ehl-i sünnet âliminin kitabinda uydurma hadîs olmaz.
Islâm âlimleri, hadîs uydurmanin ve uydurulmus hadîsi nakletmenin vebâlinin büyüklügünü bildikleri için, Allahtan çok korktuklari için, tek kelime ile sâlih âlim olduklari için kitaplarina uydurma hadîs almazlar. Asagidaki hadîs-i serîfler hadîs âlimlerinin kitaplarindan alinmistir.
(Benden duydugunuz âyet ve hadisi teblig edin! Benî Isrâil'den bildirdiklerimi de söyleyin! Yalniz bana bilerek yalan isnat eden Cehennemdeki yerine hazirlansin!)
[B](Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.)
[B](Söylemedigim sözü, hadîs olarak bildiren veya Ku'âni kendi re'yi [görüsü] ile tefsîr eden, Cehennemde azâb görecektir.) [Tirmizî]
Bu hadîs-i serîfleri nakleden ve bilen bir âlim, nasil olur da kitabina uydurma hadîs alabilir? Yoksa uydurma hadîsi bilemiyecek kadar hâsâ câhil miydiler?
Ezgili Yürek
05-17-2006, 04:02 PM
İslam alimlerinden İmam-ı Buhari ve bu alimin yazdığı ''es-Sahih'i Buhari'' eseri,islamda en güvenilir kaynaklardan ve altı sahih hadis kitabından biridir.''Ben hiç hadis kitabı okumadım.Okuyup da burdan örnekler verenlere de bilgisiz olduğum için yalancı muamelesi yaparım'' demek ayıptır.''Bana hadis lazım değil,Kur'an yeterli'' demek üstelik günahtır.
İnanmayan birine dinden bahsederken önce okuyun,öğrenin,dinleyin.Bilmiyorsanız derhal ve behemahal susun.Yoksa hem dine zararınız dokunur,hem de belki de inanmaya meyl'edecek bir insanı yanıltarak boynunuza günah yükünü sararsınız.
İslamda Kur'andan sonraki referans kaynakları peygamberin hadisleri ve sünnetleridir.
@Gürkan kardeşimi itidal ve sorumluluk bilincinden dolayı kutlarım.
Buyurun:
http://www.muhaddis.org/es-sahih.exe
Sevgiyle kalın.
Destankutluhan
05-17-2006, 08:19 PM
Kuranda yazilanlar elbette cok onemlidir. Kuran'da kadinlarimizi asagilayici herhangi birsey olmadigi gibi onlari yuceltici sozler de vardir. Hep boyle denir.
Hz . Ayse'ye atilan iftiradan sonra kadinlar icin o ihtiyaclardan dolayi disari cikarken ortunmelerinin iyi olacagi soylenmis sadece. Bizler ve dogu toplumlari biri vur diyince oldurmeye cok meilli oldugumuzdan hemen kadini apar topar sokmusuz torbalarin, carsaflarin icine ve Yuce Namusumuzu kurtarmisiz boylece !
Biz kendimizinkini kurtarmisiz da kadininki kurtulmamis, birileri ha bire yine emsal gosterip 1 tane, 2, tane , 3 tane ve dahi 4 tane kadinla evlenmis.... begenmedigini dovmus ya da " bos ol " demis bosh olmus... Ohhhh !!!
Biz erkekler olarak bunlara bakmak gibi ulvi bir gorev edindigimizden kendimizde herturlu halti yeme hakkini gormusuz....
Ben bizzat gidip gordugum, sahid oldugum seyleri burada anlatmayacagim. Ama tum dunyada toplumun cogunlugu musluman olan ulkelerde kadinin durumu gercekten icler acisi. Resmen baski altindalar, somuruluyorlar, asagilaniyorlar, okuma , calisma, fikir beyan etme gibi en temel haklari bile verilmek istenmiyor ve butun bunlarin birkismi da "inanc " adina yapiliyor.
Biz ne kadar Islamiyet cagdaslik, ilericilik, esitlik desek de gorunen koy kilavuz istemiyor ; Durum rezalet !
O yuzden burada en buyuk gorev dindar insanlarimiza dusunyor, onlarin dini gercekleri yilmadan usanmadan anlatmasi, kadina uygulanan baskilara en basta karsi cikmasi gerekir. Aksi halde dindar insanlarimiz icerisinde kadinin yeri yemek pisirmek, bulasik yikamak, camasir yikamak, ev supurmek, kocasini istediginde memnun etmek, cocuk dogurmak.. dan oteye gidemez ! Sonra da binlerce sorun cikar !
Yazdikca sinirleniyorum, yanlis bir sey yazip pek saygi duydugum siz arkadaslarimi da kirmak istemiyorum.
Saglicakla,
Destankutluhan
05-17-2006, 08:38 PM
Isin kotusu butun bunlar munferit olaylar degil ve cok yaygin. Esma Hanim'in basina gelenleri biliyoruz cunku o cektigi iskenceye isyan etmesine bildi , Oysa ;
18 Mayıs 2006 60 milletvekili eşi benim gibi
Şehriban OĞHAN/ ANKARA
İngiltere’de eşinden yediği dayak sonrası polis korumasına alınan, üzerine kuma getirilen, AKP Trabzon Milletvekili Aydın Dumanoğlu’nun hálá yasal eşi olan Sevil Dumanoğlu, CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın daveti üzerine geldiği Meclis’te Hürriyet’in sorularını yanıtladı.
SEVİL Dumanoğlu, evliliği sürerken kocasının imam nikahıyla ikinci bir eş aldığını belirtip "Resmi nikah olmadan düğün yaptı. Şimdi 3.5 yaşında gayrimeşru çocuğu var" dedi. AKP’li milletvekillerinin eşlerinin kendisine,"60 milletvekili eşi senin gibi. Sen 61’nci oluyorsun" dediklerini belirten Sevil Hanım, bu vekillerin de iki eşli olduklarını öne sürdü. Birçok milletvekili eşinin tedirgin olduğunu kaydeden Dumanoğlu "Hiçbir kadın kabul etmiyor, hepsi çok mağdur durumda. Bazı milletvekilleri Kızılcahamam toplantılarına imam nikahlı eşleriyle gidiyormuş" dedi. Dumanoğlu yaşadıklarını şöyle anlattı:
İLK ŞİDDET
Eşim üniversitede derslerimize giriyordu. Beni sınıfta görüp beğenmiş ailemden istedi. Üniversite ikinci sınıfta evlendik. Mühendisliği bitirdim. Tam işe girdiğim sırada eşimin bursu nedeniyle İngiltere’ye gittik. İlk mağduriyetimi burada yaşadım. Eşimden fiziksel şiddet gördüm. Günlerce hastanede kaldım. Olay yargıya intikal etti. İki yıl ayrı yaşadıktan sonra bir vesileyle barıştık.
20 YIL SONRA 2. EŞ
Barışmadan sonra çok saygılı bir ilişkimiz oldu. İki oğlumdan biri ile annemi Marmara depreminde kaybettim. Onların acısını yaşarken eşimin başka bir birlikteliği olduğunu öğrendim. O dönem üniversitede görevliydi. Bana ’sultanım’ derdi.
BAŞKASINA DÜĞÜN YAPTI
2001’de evliliğimiz sürerken imam nikahıyla yaşadığı eşine düğün yaptı. Benim yaşadığım, tüm özel eşyalarımın bulunduğu evde yaşamaya başladılar. Tek eşyamı bile alamadım. Bu şiddet fiziksel şiddetten daha kötü. Aldatılan da benim, bedelini ödeyen de. Namussuz bile olsam gururum ezilmemeli. Aile birliğinin önde geldiğini savunuyorlar; peki ben bunu niye çekiyorum, diğer kadınlar niye çekiyor?
ONURUM İNCİNDİ
2002 yılının sonuna doğru tedbir nafakası davası açtım. Kişilik haklarıma saldırı nedeniyle de tazminat davası açtım. 2004’te de karşı taraf boşanma davası açtı. Dava henüz bitmedi. 30 yıl emek vermiş, fedakarlık etmişsin. Onurum incindi, sağlığımı kaybettim.
SAĞLIK KARNEM İPTAL
Tedavim sürerken ve evliliğimiz yasal olarak devam ettiği halde sağlık karnem iptal edildi. Başka sosyal güvencem yok. Üstüme kayıtlı bir çöpüm bile yok. Statüm ve yaşım nedeniyle çalışamıyorum.
ŞİDDETİ ANLATACAKTIM
TBMM Töre Komisyonu’na yaşadığım şiddeti ve İngiltere sistemini anlatmak istedim. İngiltere’de, devlet şiddete uğrayanı koruma, şiddeti yapanı ise kontrol altına alıyor.
Bunlar toplumumuzda belirli bir yere gelmis namazinda, niyazinda insanlar diye biliniyor !
Hepsi ISKENCECI !
Turk insanina en yakismayan sey kadini kucuk gormek, onu kucuk dusurmektir. Benim ninemin basi oylesine dikti ki, kravatlilar onunde ceket iliklerdi. Ben boyle kadinlar istiyorum !
Destankutluhan
05-17-2006, 08:53 PM
Diger Soydas ulkelerde durum nasil ? Ozbekistan, Kirgizistan, Kazakistan, Turkmenistan, Azerbeycan... ?
Duyduguma gore Sovyetlerin cokmesiyle birlikte kadinin statusunde ve ekonomik ozgulugunde hizli bir dusus yasaniyormus, daha once yuksek olan okuma ve egitim duzeyi dusus gosteriyormus, dayak son derece yaygin imis.
gurkan
05-17-2006, 11:38 PM
Bu konunun gidişatından memnunum...
Kendimi dindar adlettiren şahsım kadınlarımıza yapılan haksızlığa isyan etmemek mümkün değildir... Bu konu da katkı yapmaya çalışacağım...
İslam adına yapılan yanlışları anlatmak isterim ama :
Sağa sola çekip bunun günahı islamın (Haşa) demeyin...
Bu suç insanların islamı hayata yanlış uygulanmasındadır...
Bu konu ile ilgilenmekteyim...
İmam Buhari; Ebu Davud; Tirmizi; İmam Müslim,
Hadiste şahsımın kaynaklarını referans aldığım adreslerdir... Tabi bu isimlerden ayrı sahih kaynaklada vardır...
Bu dört isim Hadiste sahihliğinde İttifak edilmiş Bu alanın en hassas alimlerindendir... Din adına hadis uyduranlar dinden çıkmıştır...
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır. (Fatır 28)
Bunları bilen Nifak Tohumları Bunların adından Hadis uydurmuşlar...
Onun için bu hadisleri gerçekten nakledip nakletmediğine bakıyorum...
Sahihlikten kastım oydu...
Selametle...
gurkan
05-18-2006, 12:55 AM
Efendimiz; Velîd, Ümeyye b. Halef, Utbe b. Rabîa gibi Kureyş'in ileri gelenlerine İslâm'ı anlattığı bir sırada âmâ olan Abdullah b. Ümmü Mektum gelir ve "Yâ Resûlallah! Allah'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret" der. O esnada Resûlullah (a. s.) cevap vermez. Çünkü Kureyş'in bu ileri gelen kimseleri, zaten kendilerine özel muamele edilmesini istiyorlardı. Efendimiz onları gücendirmek istemedi. Abdullah tekrar seslenince elinde olmayarak yüz hatları değişti. Bu esnada onlar kalkıp gittiler. Biraz sonra bu âyetler geldi. Resûlullah'ın bazı davranışlarını tenkit ve onu ikaz mahiyetinde gelen bu ve benzeri âyetler, onun hak peygamber olduğuna en büyük delildir.
(Peygamber), yüzünü ekşitti ve geri döndü. Âmânın kendisine gelmesinden ötürü ; Belki o temizlenecek,Yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, Sen ona yöneliyorsun, Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.Fakat koşarak sana gelen ,Ve (Allah'tan) korkarak gelenle , Sen onunla ilgilenmiyorsun.(Abese 1-10)
gurkan
05-18-2006, 12:56 AM
Peygamder Efemdimiz(s.a) bu olaya çok kızmıştır... Kalbini açtın bildin mi ya Usame ???
Bu soruyu Peygamber efendimiz Üsame'ye defalarca sormuştur...
Bu başlığa da aktarmak istedim...
Üsame'nin kendisinden rivayet edildiğine göre; katıldığı seriyyelerin birinde, düşman safında Müslümanlara karşı savaşan birine karşı kılıç çekince, o şahıs; "Eşhedü en lâ ilâhe illallah" diyerek şehâdet getirdi. Fakat Üsame yine de onu öldürdü. Dönüşte, durumu Rasûlüllah (s.a.s)'e haber verince, Allah Rasûlü, "Lâ ilâhe illallah" diyen birini ne diye öldürdüğünü sorar. Üsame; "Ey Allah'ın Rasûlü! O ölümden kurtulmak için böyle söyledi dedi. Fakat, Rasûlüllah, bu soruyu aynı şekilde defalarca sordu. Üsame, neredeyse Müslümanlığından şüpheye düşecek hale geldi. Kendi kendine; "Allah'a söz veriyorum, bundan böyle lâ ilâhe illallah diyen hiçbir kimseyi öldürmeyeceğim" dedi (İbn Sa'd, a.g.e., II,119; İbnü'l Esîr, Üsüdü'l Ğâbe, I, 80; İbn Hişam, a.g.e., II, 622; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, II, 226)
Destankutluhan
05-22-2006, 10:21 PM
İslam kadını yüceltir
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İslam dininin ortaya çıktığı ilk günden bu yana kadınların toplumda hep ön safhalarda ve önemli görevlerde yer aldığını söyledi. 23 Mayis.
2 gün sürecek, ’Kadının Toplum İçindeki Yerinin Kuvvetlendirilmesi Hakkında Demokrasi Yardım Diyaloğu Hükümetlerarası Konferansı’nın açılış oturumunda konuşan Gül, demokrasinin kuvvetlendirilmesi için, toplumun yarısını oluşturan kadınlara da haklarının tam verilmesi gerektiğini belirtti. Gül, "Kadınlar layık oldukları eşit role kavuşturulmadıkça, kalıcı barış hedeflerine ulaşılmaz" dedi.
Sayin Disisleri Bakanimiz iyi diyor, guzel diyor da Hukumette kac bayan bakanimiz var, kac mufettisimiz var, kurumlarda kadinin durumu nedir. Kendi partilerinde kac bayan milletvekili var....diye dusunmeden de edemiyor insan. , "Kadınlar layık oldukları eşit role kavuşturulmadıkça, kalıcı barış hedeflerine ulaşılmaz" sozune ise yurekten katiliyorum ve onlarin layik olduklari esit rolun toplumun her safhasinda erkeklerle birlikte yer alabilmeleri oldugunu, bir kume olarak, ayri yaratiklar gibi bir kenara atilmamalari,oldugunu dusunuyorum.
gurkan
05-23-2006, 12:13 AM
Ah Kardeşim ah Bizim aşamadığımız problemler var maalesef hala;
Kadınlarımızı ayırmışız,ahlakını satmışız,yapmışız ahlak diye kadını cinsel meta... ;
Birilerini hor görmüşüz dışlamışız örtülüdür diye kapatmışız geleçeğini dünya ya ;
Benim 1000 yılık örtülü anamı yeğ tutmuşuz magazinde ki kaynanaya;
Bunların olsalarda kadınları milletvekili onların geneli örtülüdür yapamazlar işini Gerilir ortam bilmezmisin bizde düzen bu ya ;
Bir nedeni de bu olsa gerektir varsa da bir miktar haklılığın ;As olan Bardağın iki tarafını görmektir Görene Fatiha... !:)
Selametle...
gurkan
05-24-2006, 12:54 PM
ÇOKEŞLİLİK
İhsan Eliaçık
Çokeşlilik ne Allah’ın bir emri, ne de verdiği bir ruhsattır. Ruhsat sıkışana verilir. Buradaki sıkışma erkeklere yönelik “bekârlığın canlarına tak etmesi” veya “tekeşle yetinememeleri” değildi
Öksüzlere haksızlık yapmaktan korkuyorsanız hoşlandığınız kadınlardan ikişer, üçer, dörder evlenin. Eğer haksızlık yapmaktan korkuyorsanız tek, ya da sahibi olduğunuz esir kadınlardan birisi ile evlenin. Bu, ilâve yapıp durmamanız bakımından daha hayırlıdır." (Nisa; 4/3)
Bu ayet taaddüd-ü zevcât (çokeşlilik) ayeti olarak meşhurdur.
Kimilerine göre burada Cenab-ı Hak, mümin erkeklere çokevliliğin yolunu açmakta, hatta buna teşvik etmektedir. Çünkü onlara göre açıkça ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder evlenin deniyor. Hatta bazılarına göre bunları birbiriyle çarparsanız, dörtkere dört onaltı; onaltıya, yirmi dörde, okuz ikiye kadar bile yol veriliyor…
Acaba öyle mi?
"İkişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder evlenin" mi deniyor, yoksa "Dörder dörder, üçer üçer, ikişer ikişer, hatta teke kadar (indirerek/azaltarak) evlenin" mi deniyor?
Yani giderek "artma" mı yoksa "azalma" mı amaçlanıyor?
Bunun cevabı gayet basittir.
Çokeşliliğin yoğun, yaygın ve bundan kaynaklanan kimi haksızlıkların da olağan sayıldığı bir topluma ne denmesi gerekirse onu diyor.
Kadın-erkek ilişkilerinde, tarih boyunca mağdur olan, durumu kötü olan taraf kimse onun için ne yapmak gerekiyorsa onu yapıyor.
Mahrumu, mazlumu, mağduru koruma ve kollamayı misyonu belleyen bir hitap, bu konuda ne söylenmesi gerekiyorsa onu söylüyor.
Siz bana olayda mahrumun, mazlumun ve mağdurun kim olduğunu söyleyin, Kuran'ın olay hakkında inen ayetleriyle kimi savunduğunu buradan çıkaralım..
O günkü toplumda mahrum, mazlum ve mağdur durumda olan kimdi? Erkekler mi kadınlar mı? Efendiler mi köleler mi? Zenginler mi yoksullar mı? Kabile ağaları mı, kabilesizler mi?
Önce bunu tespit edelim, gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.
***
O günkü toplumda Arap erkeklerinin kimi "bir adamın içinde iki kalp olabileceğini göstermek için" yani "Erkek dediğinin birçok kadını, cariyesi, malı, oğulları olur. Tek kadını olan da erkek mi yani, hele hiç kadını olmayan adamdan sayılmaz" türünden kof erkeklik böbürlenmesinden dolayı, kimi dullar, yetimler, sahipsiz kızlar vs. açıkta kalmasın diye, kimi de tipik bir ekvator kuşağı Arap örfü olarak zaten çokeşliydi. Ayetler geldikten sonra giderek azalma hatta teke indirme yönünde gelişme olduğunu görüyoruz.
Kuran'ın hitap çevresi, daha çok ekvator kuşağı ikliminde görüldüğü gibi "poligaminin" (çokeşlilik) yaygın olduğu bir toplumdu. Kadınların durumu çok kötüydü. Alınıp satılıyorlar, bırakın mirastan pay almayı kendilerine mirasçı olunuyordu. Boşanmış bir kadının üzerine paltosunu (gömleğini, entarisini, şalvarını) atan erkek onu "kapatmış" sayıyordu. Bırakın şahitliği, evlenirken de boşanırken de onlara bir şey sormak zül addediliyordu. Onlarla evlenmenin ve boşanmanın sınırı yoktu.
Mekkedeki 7-8 büyük tefeci bezirgan (Kâbe çetesi) şehrin kaderine el koymuştu. Kâbe'nin arka sokaklarında lüks genelevleri işletiyorlardı. Gariban Mekkelilere faizle borç veriyorlar, ödeyemeyenin karısına kızına el koyuyorlardı. Onları açtıkları gayet lüks döşenmiş fuhuşhanelerde Yemen'den, Habeş'ten, Mısır'dan, İran'dan vs. gelen zengin tüccarlara sunuyorlardı. Kimi Mekkeliler de ileride bunların eline düşmesin diye çocuğu kız olunca diri diri toprağa gömüyordu. Bu şekilde Mekke'de insanlık dışı, vahşi bir düzen/iktidar (Yeda Ebu Lehep) vardı ve büyük bir dram yaşanıyordu.
Mekke'nin sokaklarında "Ebu Lehep'in iki eli kurusun (Kahrolsun Ebu Lehep iktidarı, kahrolsun!) sesleri yankılanmaya başlayınca, "Bu kız çocukları hangi suçundan dolayı öldürüldü?" diye bir soru ortaya atılınca, bu dramı yaşayanlar, bu düzenin mağdurları bir anda bu sese doğru koştular. Bu sesi yükselten Hz. Muhammed'in (s. a.v) etrafını sardılar. Kılıçlarını çekip arkasında saf bağladılar. Etrafında toplananların daha çok gençler, kabilesizler, yolu kesilmişler (ibnu's-sebil), tefeci bezirgânlara borçlandırılmışlar, köleler, kadınlar, kızlar vs. olması bu nedenle gayet anlaşılabilirdir.
Aynı düzenin bir benzeri Medine'de de vardı. Münafıkların başı İbni Selül'ün bir cariye pazarı vardı. Buradan kazandıkları paralarla müşriklere malî destek sağlamaktaydı. Medine'ye gelen yoksul muhacirler bir ara buna özenince şiddetle eleştirildiler. Öyle ki kadınları fuhşa zorlayanlar hem sert bir şekilde eleştirildi hem de fuhuş mağdurlarına sahip çıkıldı. Evet, yanlış duymadınız, Kuran istemediği halde zorla fuhşa zorlanan, Mekke ve Medine'nin bugünkü tabirle "fuhuş mafyasının" elinde kıvranan kadınlara bile sahip çıktı!
"Dünya hayatının geçici zenginliğini kazanacaksınız diye, sakın namusuyla yaşamak istediği halde elinize düşmüş esir kadınları fuhuş yapmaya zorlamayın. Her kim onları fuhuş yapmaya zorlarsa Allah, kendilerine zorla yaptırılan bu işten dolayı onları bağışlayacak, sevgi ve merhametine alacaktır; bundan hiç şüpheniz olmasın" (Nur; 24/33).
Rivayete göre bu ayet, eline düşen esir kadınları fuhuş sektöründe çalıştırarak para kazanan İbni Selül'ün "köle ve cariye" pazarını kapattırmak için nazil olmuştu. (Razi, İbni Kesir, Kurtubi).
Kadınların son derece kötü durumlarını düzeltmek için işe buralardan giren Kuran, evlenme, boşanma, miras vs. konularında da büyük reformlar yaptı. Doğrusu Kuran ayetlerinin inişi sona erdiğinde, yani yirmi üç yılın sonunda bu işten tabiri caizse en kârlı çıkan kadınlardan başkası değildi. Çünkü Kuran'daki bütün kadınla ilgili ayetler onlara ya bir hak veriyor, ya da koruma ve kollama amaçlı hükümler ihtiva ediyordu.
İşte çokeşlilik ayetini de bu çerçevede düşünmek lâzımdır.
***
Olayı iyi anlamak için ilk muhataplarının bu ayetten sonra ne yaptıklarına bir bakalım.
Bütün rivayetler bu ayetten sonra sahabe arasında evlenme olaylarının ikişer, üçer, dörder "arttığını" değil tam tersi "azaldığını" göstermektedir. (Kurtubi, İbn Kesir, Razi).
Bu ayetten sonra neden çokeşlilik olaylarında değil de, giderek ikişer, üçer, dörder boşanmalarda artış olmuştur? Çünkü sahabe bunu çokeşliliğe teşvik olarak anlamamıştır. Bilakis az önce geçtiği gibi zaten çoğu çokeşliydi. Yani çokeşli olmaktan çekinen yoktu ki üstüne üstlük bunu teşvik için ayet gelsin. Zaten öylelerdi çoğu.
Tam tersi "Cenab-ı Hak bu kadar çokeşli olmamızı istemiyor, az eşli olmamızı, hatta teke kadar indirmemizi; bizim için hayırlı olanın bu olduğunu söylüyor" diye anlamışlar ve dörder, üçer, ikişer… azaltmak suretiyle evliklerini sürdürmüşlerdir.
Demek ki ayetin sevk yönü, çokeşliliği teşvik değil çokeşlilikten sakındırma, en azından dörde, üçe, ikiye hatta sonuçta "teke" indirmek yönündedir. Yani genellikle tekeşli evliliklerin olduğu bir toplumda giderek ikiye, üçe, dörde kadar çoğalma değil, zaten çokeşliliğin yaygın olduğu bir toplumda giderek dörde, üçe, ikiye hatta bire kadar azalma amaçlanmaktadır…
Ayetin sonundaki [zalike edna taulu] ifadesinin çoğu meallerde geçtiği gibi "Arzularınızın çoğalıp taşmaması (azmamanız) için bu daha uygundur" değil, "Eşlerinizi çoğaltıp artırarak haksızlıklara yol açmamanız için bu daha uygundur" şeklinde okumak bu nedenle bağlama uygun düşmektedir.
Öyle anlaşılıyor ki ayetin sonunda geçen [taulu] ifadesi taşmak, azmak (u'luv) anlamında değil, ek, katkı, ilâve, artma, çoğalma (ı'lave) anlamımda kullanılmaktadır (Şafi). Yani yeni eş ekleme, ilâve yapma, bu konudaki çoğalma kastedilmektedir.
Şu halde ayette denmek istenen, Razi'nin nakline göre İkrime'den gelen sebeb-i nuzül bilgilerini de katarak yorumlarsak şudur:
"Ey iman edenler! Sayı sınırı olmadan birçok eşle ve yetimlerle birlikte yaşadığınız görülüyor. Bundan kaynaklanan sorunlar yaşıyorsunuz. Kendi mallarınız yetmeyince eşlerinizi geçindirmek için yanınızdaki yetimlerin mallarına göz dikiyorsunuz. Üst üste evlenmekten, eş üstüne eş ilâve etmekten dolayı sıkıntıya giriyor, hem eşleriniz arasında haksızlık yapıyor, hem de yetimlerin mallarını alıp eşlerinizin geçimine harcamaya kalkıyorsunuz. Eğer hem eşlerinize hem de yetimlere haksızlık etmek istemiyorsanız, eşlerinizin sayısını azaltarak; dörde, üçe, ikiye hatta bire indirerek evlenin. Eğer adaletsizlik yapmak istemiyorsanız böyle üst üste evlilikleri çoğaltıp durmaktan uzak durun. Münasip gördüğünüz, size uygun birisi ile veya savaşta esir aldığınız kadınlardan birisi ile evlenin. O zaman sakıntıya girmez, dolayısıyla evlendiğiniz bu kadar çok kadını geçindirmek için yetimlerin malına dadanmaktan vazgeçersiniz (Razi; İkrime). Bu durum, çoğalıp durmaktan, üst üste kadın almaktan, yani çokeşli olmanın getireceği haksızlıkları giderme bakımından sizin için daha uygundur…" (İ. Eliaçık; Yaşayan Kuran/ Türkçe meal-tefsir/Nisa suresi)
***
gurkan
05-24-2006, 12:55 PM
Görüldüğü gibi Kuran'ın bu ayetini "çokeşliliğe ruhsat" hatta "teşvik" olarak anlayanlar yanılıyorlar. Burada ruhsat verildiği filan yoktur. Çünkü konu erkeklerin "tekeşle yetinememe" sorununu çözmeye yönelik değildir. Zaten böyle bir sorun da yoktur. Ayetin ilk muhatapları zaten bol bol evlenmişlerdi. Bu ayet indiğinde zaten sahabelerin çoğu, her biri tipik bir Arap erkeği olarak çokeşliydi.
Bilakis ayetin iniş sebebi bu tür evliliklerden doğan sorunları çözmeye yönelikti. Bunlardan en önemlisi de, yukarıdaki İkrime rivayetinde geçtiği gibi çokeşli bir adamın, eşlerini geçindirmek için yanındaki yetimin malını yemesiydi. Bunun için "Eğer tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemekten korkmak diye bir derdiniz varsa, o düzine düzine aldığınız eşlerinize harcamak için yetimin malına el uzatmayın, o çok hoşlanarak evlendiğiniz kadınların sayısını azaltın, hatta bire indirin, evlilikleri böyle yapın" denmek istendi.
Yani ortada dullar ve yetimler kalmış da, bunları ne yapacağız diye sahabe kara kara düşünmüş de, ayet imdatlarına yetişerek onlara çokeşlilik yolunu açmış değildir. Bunlar zaten yapılmıştır. Ortada kalan dullar ve yetimlerle zaten evlenilmiştir. "Arap" bunu zaten yapmaktadır. Ayet bunlar yapıldıktan sonra geliyor ve bunların yarattığı sorunları çözmeye yöneliyor.
Demek ki üzerinde titrenen, erkeklerin "tekeşle nasıl yetinecekleri" sorunu değil, kadınların, öksüzlerin, yetimlerin, kimsesizlerin, ezilenlerin, mağdurların sorunlarının nasıl çözüleceğidir, yani hak ve adalet sorunudur. Kuran bunu gördüğü an âdeta otomatikman harekete geçen virüs programı gibi çalışıyor ve her şeyde ısrarla bunu arıyor. Kuran'ın bu ruhunu anlamayanlar, tabiî ki ellerini sıvazlayarak çokeşliliğe "ruhsat" yorumları yapacaklardır.
Şu halde çokeşlilik ne Allah'ın bir emri, ne de verdiği bir ruhsattır. Ruhsat sıkışana verilir. Buradaki sıkışma erkeklere yönelik "bekârlığın canlarına tak etmesi" veya "tekeşle yetinememeleri" değildi. Dullar ve yetimler ortada bekliyor da değildi. Zaten onlarla evlenilmişti. Yanlarına da yetimleri almışlardı ve yetimlerin mallarını alıp eşlerine harcıyorlardı. Yani o günkü erkekler "elini sallasa ellisi" kadın bakımından gayet rahattılar. Ne ruhsatı?
Bilakis olayda Allah'ın emrinin, çokeşlilere yönelik olarak, kadınlar arasında adaletsizlik yapmamaları, haksızlıklara yol açmamaları, bunun için de ikişer, üçer… azaltarak, hatta bire kadar indirerek evlenmeleri olduğu anlaşılıyor. Ayet, bu durumda olanlara sesleniyor. Zaten bire indirmiş olanlar maksadı gerçekleştirmiş olacağından geriye dönmelerine gerek var mı?
***
Demek ki Mekke ve Medine'de durumları çok kötü olan kadınların durumunu iyileştirmek için Kuran peş peşe büyük reformlar yaptı. Reform ve değişimin dinamiklerini ateşledi.
Çünkü binlerce yıldır birikmiş yığınla sorun vardı. Bunları 23 yıl gibi kısa bir sürede çözmek mümkün değildi. Bunun için, bu işin yani başta kadınlar olmak üzere toplumda kötü durumda olan, ezilen, mağdur edilen herkesin davasına sahip çıkmanın; hak ve adalet davasının, işte bu gibi devrimci adımlarla süreceğini düşünerek, o günkü çağ ve toplumda temel ilke, değer ve ölçüleri verdi.
İlk örnekliğini de indiği toplumun ve çağın verilerini kullanarak gösterdi. Tarihin belirli bir zaman ve mekânında yaşayan ve şu anda hepsi toprak olup gitmiş bir halkı çekirdek olarak ele alıp, bütün çağlar için geçerli temel insanlık değerlerinin neler olacağını ve bunların hangi yol ve yöntemlerle çözüleceğine dair bir "okumada" bulundu..
Bu okumayı her aşamasında yönlendiren metinlerin bir araya getirilmesine de bu nedenle "okunanlardan toplanan" manasına gelen "Kuran", bu okumayı yapan Hz. Peygamber'in ilk örnekliklerine de "sünnet" dendi.
Benim bu okuma ve örneklikten anladığım, Kuran bir iş başlatıyor, arkasının gelmesini, sürdürülmesini bizden bekliyor. Sorunların nasıl çözüleceğine dair perspektif verip bunun ışığında yürümemizi istiyor. Hz. Peygamber'in son hitabesinde (veda hutbesi) "Burada bulunanlar bulunmayanlara bunları anlatsın, belki onların içinden daha iyi anlayan çıkar" demesi bundan olmalıdır. Ben bunu muazzam bir devrimci yönlendirme olarak anlamaktayım.
Demek ki Kuran'ın çokeşlilik konusunda verdiği perspektifin, tıpkı "tek bir özden iki eş varedilerek" (Nisa; 4/1) varlık sahnesine çıktıkları gibi, insanların çifter çifter (bir erkek bir kadın) evlilikler yapması, birbirinin üzerine titreyen (qavvam), şahsiyet, nezaket ve nezafet sahibi eşler olunması, bunlardan erdemli (hayırlı), dürüst (müstaqim), güzel ahlâk sahibi (muhsin) nesiller yetişmesi, aile kurumunun bu şekilde erdemli ve dürüst nesiller yetiştiren ocaklar haline getirilmesi yönünde olduğunu söyleyebiliriz.
Kuran'ın bu perspektifi esas alarak ileriye gideni geriye, geride kalanı ileriye, yukarı çıkanı aşağıya, aşağıda kalanı da yukarıya çekmek istediğini görüyoruz. Matematiksel ifade ile +10'da olana da -10 da olana da "1" gösteriliyor.
İlk hitap çevresini bu perspektifin hayli gerisinde bulmuş olması, tabiri caizse devrimin bütün hedeflerinin gerçekleşmesinin 23 yıla sığmamış olması, onun böylesi bir hedefe yöneldiğini söylememize engel değildir. Dahası bu hedefe doğru yürümemize mani bir şey yoktur.
Bu tür ayetlerle çokeşlilik furyasının önüne geçmeyi amaçladığına dair bir başka kanıt da bizzat Hz. Peygamber'in evliliklerine müdahale edilmesi, sınırlandırılmasıdır.
"Onbir eşi olmanın neresi sınırlandırmadır?" denilebilir. Evet, buradan bakılınca öyle görünüyor. Ama unutmayalım ki Hz. Muhammed giyimi kuşamıyla, sosyal hayatıyla, evlilikleriyle tipik bir Arap erkeğiydi. Ve onun evliliklerine "Bunlardan başkasıyla daha evlenemezsin, bunları değiştiremezsin, senden boşanırlarsa başkalarıyla da evlenemezler" (Ahzap 29/50-53) denilerek açıkça müdahale edilmiş, yönlendirilmiştir.
Burada önemli olan müdahaledir, yönlendirmedir; bunun hangi sayıda kaldığı değil. Müdahalenin yöneldiği "hayırlı olan" teke doğru gidiş 23 yıla sığmamış olabilir. Bu müdahale ve sınırlandırmalarla ne yapılmak istendiğine dair yorumu, "Ehl-i Beyt kimdir? (http://www.haber10.com/makale/2879/)" başlıklı yazıda bir başka açıdan ele almıştık.
Keza Kadı Abdülcebbbar (öl. 415/1025) gibi birçok âlim güç yetirilemeyenin emredilmeyeceği (teklif-i mala yutak) ilkesi gereğince, erkekler için çokeşliliğin "Aralarında adaleti sağlamaya asla güç yetiremezsiniz" (Nisa; 4/129) denilmekle teklif olmaktan çıktığını söylemişlerdir.
Öyle ya, her camide genellikle yatsı namazlarınd