View Full Version : Türkiye'de ki güncel konular
Seckjin Khan
06-04-2006, 03:19 PM
Patronlardan laiklik uyarısı geldi
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç, 2006 yılının ilk Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantıda yaptıkları konuşmalarda hükümete ağır eleştirilerde bulundular
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi’nin Sabancı Center’da yapılan toplantısında açılış konuşmasını yapan YİK Başkanı Mustafa Koç, Danıştay'a yapılan saldırı ile doruk noktaya çıkan laiklik tartışmalarına değindi, Türkiye'nin, bölgede örnek gösterilen bir ülke olarak kalabilmesi için laik, demokratik çizgiden asla taviz verilmeyeceğinin gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Mustafa Koç, ekonomideki iyileşmenin kesintiye uğramamasının en önemli güvencesinin olumlu beklentiler olduğunu artık herkesin çok iyi kavraması gerektiğini, Türkiye açısından bu beklentileri olumsuza çevirebilecek en önemli faktörün ufukta bir siyasi istikrarsızlığın gözükmesi olduğunu vurguladı.
Bu yüzden siyasi gündemin çok dikkatle oluşturulması gerektiğini belirten Koç, şöyle konuştu:
"Özellikle yersiz ve zamansız bir biçimde ortaya çıkan dini referanslı tartışmalara, laiklik ekseninden sapma izlenimi uyandırabilecek girişimlere bu gündemde asla yer olmamalıdır.
Aynı şekilde bugüne kadar büyük takdirle izlenen demokratik gelişim çizgimizden de hiçbir taviz verilmemeli, her türlü sorunun üzerine demokratik standartların korunması ve geliştirilmesi perspektifi çerçevesinde gidilmelidir." Türkiye'nin nüfusunun hemen hemen tamamının Müslüman olduğunu, laik, demokratik bir siyasi rejime, görece gelişmiş bir sanayi yapısına ve görece gelişmiş bir liberal ekonomik düzene sahip bulunulduğunu ifade eden Koç, "Bütün bunlar bizi dünya dengeleri içinde müstesna bir yere oturtmuştur. Bu bulunduğumuz yerin kıymetini bilelim, bunu yaratan ekonomik, sosyal ve siyasal dengeleri koruyalım" dedi.
Mustafa Koç, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik hedefi doğrultusunda ekonomik, sosyal ve siyasal reformlarla, gelişmiş ülke standartlarını yakalamak üzere çalışmasının, bugün için herkesin kazanmasını sağlayacak tek ideal, tek ortak hedef olarak gözüktüğünü, bu idealin toplum katında yeniden hayat bulmasının sağlanması, AB üyeliği sürecinde Türkiye'nin sağlayacağı kazanımların iyi kavranması ve anlatılması gerektiğini vurguladı.
AB SÜRECİ
AB süreci hakkında doğru ve yeterli bilgi verilmemesinin, bu boşluğun AB karşıtlarınca doldurulmasına yol açtığını ifade eden Koç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Çeşitli yollardan kamuoyunu olumsuz yönde etkileyecek propaganda malzemeleri yaygınlaştırılmaktadır. Hükümetin, AB idealinin gerçekleştirilmesi konusunda eskisi kadar belirgin bir kararlılık sergilememesi, bu konudaki samimiyetinin sorgulanmasına neden olmaktadır.
12 Haziran 2006 tarihinde başlayacak müzakere süreci bu bağlamda çok önemlidir. Bu manzaranın hızla değiştirilmesi için AB ülkelerindeki temasların artırılması ve Türkiye'nin bu ülkelerin kamuoylarına anlatılması için bir iletişim stratejisi geliştirilmesi gerekmektedir."
Koç, bir yandan gerçekleştirilen reformlar hakkında daha derin ve daha yaygın bir bilgilendirme yapılırken, bir yandan da reform sürecine yeniden hız verilmesinin şart olduğunu kaydederek, "Biz bu reformları Avrupalı liderleri ve kamuoylarını tatmin etmek için yapmıyoruz. Türkiye'yi gelişmiş ülkeler arasında yer alacak bir yapıya kavuşturmak için yapıyoruz. Yani bir reform yapıyorsak onu uygulamak için yapıyoruz. Değişiklikleri kağıt üzerinde yapıp, uygulamayı kendi haline bırakıp, sonra da değişim konusundaki samimiyetimiz sorgulandığında tepki gösteremeyiz" görüşünü dile getirdi.
"TÜRKİYE'NİN YAKIN TARİHİ HAZİN ÖRNEKLERLE DOLU"
Türkiye'nin yakın tarihinin, gelişmenin, değişmenin, refahın önünün siyaset tarafından tıkanmasının hazin örnekleri ile dolu olduğunu ifade eden Koç, "İktidarıyla, muhalefetiyle, tüm devlet ve toplum kesimleriyle bunlardan yeterince ders almış olmamız gerekir. Türkiye her dış şokta derin sarsıntılar geçiren bir ülke olmaktan artık kurtulmalıdır. Bu yönde alınmış mesafeler var. Bunlar korunmalı, geliştirilmelidir" diye konuştu.
Türk özel sektörünün, Türk toplumunun gözle görülür bir hamle içinde olduğunu, uluslararası alanda her gün yeni başarı öykülerine şahit olunduğunu kaydeden Koç, şöyle dedi:
"Bu gelişmenin önü kesilmemelidir. Kısır çekişmelerle, küçük hesaplar, popülist uygulamalarla boşa geçirdiğimiz, yitirdiğimiz her gün hızımızı kesecek, bizi küresel yarışta geri bırakacaktır. Kendi kendimize çelme takmaktan vazgeçelim. Elbirliğiyle değişime, gelişime hız verelim. Bu konuda Türk özel sektörü üzerine düşeni yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir."
DİN TARTIŞMALARI ÖNE ÇIKTI
Dünya piyasalarında esen rüzgarların yön değiştirmesiyle tüm gelişmekte olan ülkelerde yükselen dalgaların Türkiye'yi de etkisi altına aldığını vurgulayan Koç, diğerlerinden farklı olarak Türkiye'nin, bu yükselen dalgadan en çok etkilenen ülke olduğunu bildirdi.
2006'ya yılın ilk günlerinden bakıldığında, ekonomi açısından enflasyon hedeflemesi, mali disiplin ve yapısal reformlardan oluşan sacayağının titizlikle korunmasının öneminin belirgin biçimde gözüktüğünü ifade eden Koç, bunun için pek çok konunun altını çizdiklerini hatırlattı.
Koç, "Gelişmeler sözlerimizin arkasında yatan örtük endişeleri haklı çıkardı. Bu yılın başında reform sürecinde gözlediğimiz yavaşlama ve özellikle AB ile ilgili konuların hükümetin gündeminden çıkmaya başladığı görüntüsü, üyelik idealinin toplumsal planda zayıflaması, bizim için ilk işaretlerdi. Bunlara siyasal istikrarı etkilemesinden her zaman korktuğumuz, laiklikle ilişkilendirilebilecek, dini eksenli muhtelif tartışma konuları eklendi" diye konuştu.
Seckjin Khan
06-04-2006, 03:19 PM
Devamı;
GÜVEN AÇISINDAN KIRILMA NOKTASI
Gelişmeleri takip eden analistlerin, Türkiye'deki istikrarın önemli iki ayağı olan AB ve IMF ile ilişkilerin rotasından çıkabileceği yorumunu dile getirdiklerine işaret eden Koç, Merkez Bankası başkanının seçimi esnasındaki tartışma, bu tartışmanın sürdürülüş biçiminin bugüne kadar tesis edilmiş olan güven açısından dış piyasalarda bir kırılma noktası yarattığını vurguladı.
Ekonomi politikalarının son 3 yıldır izlenen rotasını koruyacağını, ekonomik istikrarın sürdürüleceğine ilişkin kuşkuların artığını, Türkiye'nin daha yakından izlenir olduğunu belirten Koç, şunları kaydetti:
"23 Nisan'da başlayan laiklik konusundaki tartışmalar ise siyasi istikrarın korunabilirliği ile ilgili tedirginlikleri artırdı. Sonunda Mayıs ayında dünya piyasalarında başlayan dalgalanma yükselen pazarlar diye nitelenen ülkelerden fon çıkışına yol açarken, bu süreçten en fazla etkilenen ülkenin Türkiye olduğu görüldü. Bu farklı düzeydeki etkilenmenin Türkiye ile ilgili risk algılamasının yükselmiş olmasından, istikrarımıza olan güvenin ciddi bir erozyona uğramış olmasından kaynaklandığı açıktır.
Danıştaya yapılan haince saldırıyı bu değerlendirmenin içine katmak istemiyorum. Çünkü bu saldırının ekonomiden önce bir başka zeminde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu korkunç eylemin Türkiye'nin huzurunu, toplumsal barışı, insanlarımızın bir arada yaşama iradesini, uzlaşma kültürümüzün gelişmesini engellemeye yönelik olduğu kanaatindeyim.
Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin kurumlarına, değerlerine yapılmış böyle bir saldırıya vermemiz gereken sağlıklı tepkinin, beklenenin aksine sağduyumuzu korumak, cumhuriyete ve demokrasiye daha sıkı sarılarak onları geliştirmek olduğuna inanıyorum."
"SINAV BİRKAÇ CEPHEDE BİRDEN VERİLECEKTİR"
Koç, içinden geçilen bugünleri önemli bir sınav dönemi olarak gördüklerini, bu sınavın birkaç cephede birden verileceğini ifade ederek, ekonominin yapısal dönüşümünün kesintisiz olarak sürdürülmesi ve bu konuda dünya piyasalarında aksi yönde oluşmaya başlayan algılamanın inandırıcı söylem ve eylemlerle değiştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Siyasetin zirvesinde, çatışma görüntüsü yaratacak her türlü gündemden uzak durulması ve Türkiye'nin bölgede örnek gösterilen bir ülke olarak kalabilmesi için laik demokratik çizgiden asla taviz verilmeyeceğinin gösterilmesi gerektiğini belirten Koç, demokratik reformların uygulanmasında ise daha kararlı olunması, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik çizgisinde kararlılıkla ilerleyeceğinin ortaya konması, ülke içinde ve dışında bu konuda etkin bir iletişim yapılması gerektiğini kaydetti.
Koç, Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşümünü tamamlamamış olması nedeniyle dış şoklara karşı kırılganlığını koruduğunun altını çizmek istediğini ifade ederek, hükümetin, ekonomide makro dengeleri yeniden tesis eden yapısal uyum programını başarı ile uyguladığını, ekonominin bundan 2-3 yıl öncesine göre daha güçlü olduğunu söyledi.
Koç, "Ama bir noktayı unutmamamız gerekiyor. Dış şoklar sonucunda bize ulaşabilecek dalgalar da geçmişe göre daha sık ve daha güçlü. Dünya ekonomisinde yüksek petrol fiyatları, yüksek faizler, enflasyonda yükselme beklentisi, parite dengesizlikleri gibi önemli gerilim alanları var. Birbirini çoğaltma potansiyeline sahip bu gerilim alanlarının yaratacağı şokların etkisini hafifletebilmek, kendi ekonomimizin yapısal gücünü artırabilmemize bağlıdır" diye konuştu.
SABANCI: EĞİTİMİ DİN EKSENİNE OTURTTULAR
TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, TÜSİAD YİK toplantısında şöyle konuştu:
"Bazı dönemlerde uyarı görevimizi yerine getirmek elzemdir. Gelişmekte olan ülkelerden fon çıkışı yaşanıyor. IMF ve AB çıpalarına rağmen son günlerde meydana gelen dalgalanmalardan çok daha fazla etkilendik. Dalgalanmalardan fazla etkilenmemizin sebebi siyasi ortamın piyasanın güvenini sarsması. Hükümet temsilcileriyle görüştüğümüz zamanlarda endişelerimiz sürekli gündeme getirdik. AB ile ilişkilerimizde hükümette isteksizlik görüyoruz. Hükümette bu konuda atalet var. Bunları dile getirirken en çok da siyasi istikrarsızlıktan dem vurduk. Genellikle eleştirilere verilen tepkileri görüyoruz. Yapılan her eleştiri ’hükümete karşı düzenlenmiş bir komplo’ olarak görüldü. Türkiye'nin son 3 yılda ytkselen itibarı yavaş yavaş erozyona uğramaya başladı. Eğitimde çağdaş Türkiye’nin ihtiyacı olan reformların içeriğini tartışmak yerine dini refanslı konular gündeme taşındı ya da laiklik konuları üzerine tartışmalar açıldı. Bizden olanlar ve olmayanlar) çizgisi heran biraz daha derinleşirildi. O kadar ki her partide, her hükümette ortaya çıkabilecek olumsuz görüntüler karşısında çoğunlukla tavırsız kalındı. Yıpranan ve yıpratan isimleri hangi kademede olursa olsun görevden uzalaştırma yerine onları herşeye rağmen koruma yoluna gidildi Bunlar dünya medyasında da yer aldı. Laiklik ekseninde cepheleşmelere yol açacağı ayan beyan belli olan konularla Türkiye’nin gündemi dolduruldu. Makro ekonomik dengeler değişikliğe uğrayacaktır. Bu yüzden istikrarlı politikaların bir an önce uygulanması gerekir. Bağımsız kurumlara müdahale görüntüsü vermekten kaçınılmalı. Kamu hizmetlerinde liyakata önem verilmelidir. Bütün tartışmalar laiklik tartışmaların gerisinde kalmamalıdır. Laiklik özümsenmiş bir yaşam biçimidir. Bu temel değerimizin değişikliğe uğramayacağının teminatının verilmesi gerekir. Erken seçim artık gündemden çıkmıştır ve çıkmış olması gerekir. Ekonomide yer alan bu dalgalanmaların ekonomi içinde özümsenmesi zaman alacaktır. Böyle bir ortamda seçim olayının yaşamak ekonomide ciddi bir geri dönüş getirir. Son gelişmeler erken seçimi gündemden çıkarmıştır, çıkarmalıdır. Türkiye her sıkıştığında seçime giden bir ülke olmamalıdır."
Kaynak:Milliyet
Seckjin Khan
06-04-2006, 03:23 PM
Bu konuşmaları umarım halkımız okur ve güzel bir şekilde vicdan muhasebelerini yaparlar...
Bir de Moderatör arkadaşlarımdan bir rica da bulunayım bu thread'ı Türkiye'de ki güncel konular olarak değişmelerini istiyorum en azından Konu kirliliği olmaz bu thread dan Türkiye de gelişen gündelik olayları takip edebiliriz...
wolfie
06-04-2006, 03:37 PM
ne zaman adam oluruz?
herkes kendi işini yaptığı zaman...
Afrasiyab
06-04-2006, 03:45 PM
Zaten gerilen bir ortamda, Tüsiad ın yaptıgı saçma sapan açıklamalar ortalıgı daha da geriyor. Tüsiad işine bakmalı. Bu ülkede herkes siyasetçi, herkes müteahhit, herkes doktor malesef.
Bundan öncede TÜSİAD ın saçma sapan çıkışları oldu, bu çıkışlar ülkeye zarar verir. TÜSİAD siyaset yapılacak yada emir alınarak laf söylenecek yer değil.
Bilmiyorum dikkat ettiniz mi ama bu açıklamalar iktidar partisinin oylarını arttırıyor malesef.
erener
06-04-2006, 05:40 PM
Zaten gerilen bir ortamda, Tüsiad ın yaptıgı saçma sapan açıklamalar ortalıgı daha da geriyor. Tüsiad işine bakmalı. Bu ülkede herkes siyasetçi, herkes müteahhit, herkes doktor malesef.
Bundan öncede TÜSİAD ın saçma sapan çıkışları oldu, bu çıkışlar ülkeye zarar verir. TÜSİAD siyaset yapılacak yada emir alınarak laf söylenecek yer değil.
Bilmiyorum dikkat ettiniz mi ama bu açıklamalar iktidar partisinin oylarını arttırıyor malesef.
Müsterih olunuz, hiçbir lehte veya aleyhte demeç ve faaliyet "Damat Ferid'in torunlarının" oyunu arttıramaz.
AKP ve Erdoğan Hükümeti çok hızlı bir düşüşteler.
Oy artışının dikkat edilerek belirlenemediğini de takdir edersiniz ki kabullenmek gerekir.
Erdoğan'ın sandık sözünü duyunca krizlere girmesinin, klinik bir vak-a görüntüsü vermesinin anlamını değerlendirirseniz daha sağlıklı bir tahminde bulunmanız mümkündür sanıyorum.
Afrasiyab
06-05-2006, 03:15 AM
Müsterih olunuz, hiçbir lehte veya aleyhte demeç ve faaliyet "Damat Ferid'in torunlarının" oyunu arttıramaz.
AKP ve Erdoğan Hükümeti çok hızlı bir düşüşteler.
Oy artışının dikkat edilerek belirlenemediğini de takdir edersiniz ki kabullenmek gerekir.
Erdoğan'ın sandık sözünü duyunca krizlere girmesinin, klinik bir vak-a görüntüsü vermesinin anlamını değerlendirirseniz daha sağlıklı bir tahminde bulunmanız mümkündür sanıyorum.
Cami de bakanlara yapılan terbiyesizlik, halkın güvenmediği sivil toplum örgütlerinin hükümete yaptıkları eleştiriler. işte bunlar Türk insanındaki acıma duygusunu ön plana çıkarıyor ve iktidarın tükenen kredisini arttırıyor malesef.
Muhalefetin yapamadığını, bu saçma sapan olaylar yapıyor.
nurhak
06-06-2006, 03:11 AM
Arkadaşlar,mercedes,ford,renault,sony,akai,coca cola,mc donalds,levi's,armani,tomy vb. onlarca marka...Tüsiad,bu markalar arasında niçin yer alamıyoruzun sebebleri üzerine yoğunlaşsa bence daha hayırlı bir iş yapmış olur.
Destankutluhan
06-06-2006, 03:43 AM
Beyler, sizlere bir soru ;
Bir ulkede ekonominin daha iyi islemesi icin gerekli en temel sartlar nelerdir?
Destankutluhan
06-06-2006, 04:01 AM
Tabii dernek ile sirket farkli seyler olunca amac da farkli oluyor, bakalim TUSIAD'in amaci neymis ;
Derneğin amacı
Madde 2 -
a) TÜSİAD, demokrasi ve insan hakları evrensel ilkelerine bağlı, girişim, inanç ve düşünce özgürlüklerine saygılı, yalnızca asli görevlerine odaklanmış etkin bir devletin varolduğu Türkiye'de, Atatürk'ün çağdaş uygarlık hedefine ve ilkelerine sadık toplumsal yapının gelişmesine ve demokratik sivil toplum ve laik hukuk devleti anlayışının yerleşmesine yardımcı olur.
Dernek, sanayici ve işadamlarının Türk toplumunun öncü ve girişimci bir grubu olduğu inancı ile bu yöndeki uygulamaların takipçiliğini yapar.
b) TÜSİAD, piyasa ekonomisinin hukuksal ve kurumsal altyapısının yerleşmesine ve iş dünyasının evrensel iş ahlakı ilkelerine uygun bir biçimde faaliyette bulunmasına çalışır.
c) TÜSİAD, uluslararası entegrasyon hedefi doğrultusunda Türk Sanayi ve hizmet kesiminin rekabet gücünün artırılarak, uluslararası ekonomik sistemde belirgin ve kalıcı bir yer edinmesi gerektiğine inanır ve bu yönde çalışır.
d) TÜSİAD, Türkiye'de liberal ekonomi kurallarının yerleşmesinin yanısıra, ülkenin insan ve doğal kaynaklarının teknolojik yeniliklerle desteklenerek en etkin biçimde kullanımını; verimlilik ve kalite yükselişini sürekli kılacak ortamın yaratılması yoluyla rekabet gücünün artırılmasını hedef alan politikaları destekler.
e) TÜSİAD, bu çerçevede oluşan görüş ve önerileri, doğrudan parlamentoya, hükümete, yabancı devletlere, uluslararası kuruluşlara ve basın aracılığı ile de kamuoyuna ileterek yukarıdaki amaçlar doğrultusunda düşünce ve hareket birliği oluşturur
Ayrica, son derece cok olan yayinlarindan raporlarinin bir kisminin da ne olduguna bakalim ve adamliklarinin boyunu gorelim;
TÜSİAD Devlette Etik Altyapı Dizisi
Aralık 2005 No: 6
Türkiye Ekonomisinde Sermaye Birikimi,
Verimlilik ve Büyüme (1972 - 2003)
Kasım 2005
Devlette Etikten Etik Devlete: Kamu Yönetiminde Etik
Kavramsal Çerçeve ve Uluslararası Uygulamalar
Kasım 2005
Devlette Etikten Etik Devlete: Kamu Yönetiminde Etik
Yasal Altyapı, Saydamlık ve Ayrıcalıklar Tespit ve Önerileri .
CİLT -2
Aralık 2005
2006 Yılına Girerken Türkiye Ekonomisi: İstikrardan Sürdürülebilir Büyümeye
Nisan 2006
OECD Kamu İşletmeleri için Kurumsal Yönetim Rehberi
.
Kaynak : http://www.tusiad.org/
Begenmemek, hoslanmamak, yetersiz gormek ayri bir sey, bir ara Guneydogu raporu hazirlamislardi yanlis hatirlamiyorsam ve bayagi rahatsiz etmisti. Soylediklerinde gercekli payi yok muydu? Simdi gerceklik payi yok mu ?
O yuzden konusamaz, soyleyemez vs vs demek ayri birseydir. O benden baska kimse konusmasin demektir ki o da uzar gider !
Saglicakla,
Seckjin Khan
06-06-2006, 04:08 AM
Beyler, sizlere bir soru ;
Bir ulkede ekonominin daha iyi islemesi icin gerekli en temel sartlar nelerdir?
1)Halkın Hükümete tam anlamıyla güvenmesi.
2)Yeşil Sermaye yerine Ülkenin kendi zenginlikleriyle Ekonomiyi yükseltmek.
Bu ikisi bir araya gelse Ekonomimiz tavan yapar!
Destankutluhan
06-06-2006, 04:16 AM
1)Halkın Hükümete tam anlamıyla güvenmesi.
Bu guven neyi getirir ?
Koç & Sabancı...
T.C Devletini on yıllarca SÖMÜRDÜLER...
T.C. Devletinin bireyleri olan bizleri On yıllarca en kötü en adi Mallarla gümrük duvarlarının ve Hükümetlerin koruması altında SÖMÜRDÜLER...
Bütün kirli çamaşırlarını paravan şirketler adı altında yürütüp kendi isimlerinin temiz AK ve PAK kalmasını sağladılar...
Futbolda 3 büyüklerin arasında nasilki paylaşım yapıp tribünlere oynadılarsa,siyasettede aynı taktikleri uyguladılar...
Ülkede sanayileşme hamleleri yapacağına önce ab.nin montajcısı daha sonrasında özelleştirme adı altında önce Türkiyenin zenginliklerini kendiine peşkeş çekip daha sonrasında bunları yabancılara tatlı karlarla sundular...
Şimdi nemi yapıyorlar ;TEFECİLİK...:cool:
Tefecinin iyi kar yapması için çalkantıya ihtiyacı var bunuda iyi beceriyorlar...
Ha haklarını yemeyelim;BU ARADA BAKKAL VE MANAVCILIĞI VE BİLUMUM TÜKETİM MALLARININ pazarlamasınıda iyi yapıyorlar...
Sor sokaktaki vatandaşa ;KOÇ & SABANCI bakın ne destanlar okuyacaklar...
Neyse ...
Seckjin Khan
06-06-2006, 05:22 AM
Bu guven neyi getirir ?
Karar verildiğinde Yapılacak bir reformda Halk Hükümetine Tam anlamıyla Güvenirse Hükümetin yaptıklarını özümser ve bu da ekonomik,sosyal reformların hızlı bir şekilde Halkında adapte olmasını sağlar ve bu da bence çok önemli...
Seckjin Khan
06-06-2006, 05:23 AM
T.C Devletini on yıllarca SÖMÜRDÜLER...
Bende bu sözlere katılıyorum ama söyledikleri şeylerin çok doğru olduğu kanaatindeyim.
Bu arada Thread ı değiştirdiğin için Teşekkürler Oğuz
mustafa06
06-06-2006, 06:34 AM
Halkın Hükümete tam anlamıyla güvenmesi.
Bunun ölchüsü nedir .acharsanız daha iyi anlashılabilir.
2)Yeşil Sermaye yerine Ülkenin kendi zenginlikleriyle Ekonomiyi yükseltmek.
Gönüllerdeki arzu ve dilek olarak evet, ama hayatın gercheklerindende kachmak mümkün değildir.
Bu gün dünyada sermayenin rengine veya dinine bakılmıyor. Sermayede kendisini nerede karlı ve rahat hissederse oraya koshuyor.
Örneğin;Amerika 2 yıl ichinde faizleri %1 den %5 chıkarırken ve paranın ülkesine gelmesini hedeflerken, gelen para kimin parasıdır diye sormuyor.
Pek chok ish adamımız, Bulgaristan, romanya, rusya, ortaasya Türk cumhuriyetleri ve bashka ülkelere yatırımlarını yapmıshlarsa veya buradaki tesislerini tashımıshlarsa bunun sebebi Türkiyedeki güven azlığı ve risk yüksekliğidir.
Bence karshı chıkmak yerine yasalara bağlı ishleyip ishlemediklerini denetlemek gerekir.
Seckjin Khan
06-06-2006, 07:15 AM
Bunun ölchüsü nedir .acharsanız daha iyi anlashılabilir.
Bunun ölçüsü gayet basit Hükümetin her kesime"Laik Cumhuriyet'i Savunanlara,İslami Kesime,Orduya ve Diğer" kesimleri kucaklayacak bir oluşum içinde olurlarsa ülkenin gelişimi çok rahat ve sancısız olur...
Gönüllerdeki arzu ve dilek olarak evet, ama hayatın gercheklerindende kachmak mümkün değildir.
Bu gün dünyada sermayenin rengine veya dinine bakılmıyor. Sermayede kendisini nerede karlı ve rahat hissederse oraya koshuyor.
Örneğin;Amerika 2 yıl ichinde faizleri %1 den %5 chıkarırken ve paranın ülkesine gelmesini hedeflerken, gelen para kimin parasıdır diye sormuyor.
Pek chok ish adamımız, Bulgaristan, romanya, rusya, ortaasya Türk cumhuriyetleri ve bashka ülkelere yatırımlarını yapmıshlarsa veya buradaki tesislerini tashımıshlarsa bunun sebebi Türkiyedeki güven azlığı ve risk yüksekliğidir.
Bence karshı chıkmak yerine yasalara bağlı ishleyip ishlemediklerini denetlemek gerekir.
Kurtuluş savaşı bittiğinde de Fransızlar ve İngilizler Türkler için nasılsa savaş meydanında kazandıkları başarıyı ekonomide de gösteremezler ve askeri açıdan işgal edemediğimiz Türkiye yi ekonomik bunalımlarda işgal ederiz demişlerdi ama Atatürk Ülkenin Kendi Zenginliklerinden faydalanarak Türkiye'Yİ 1945 YILI İTİBARİYLE EN İSTİKRARLI VE GELİŞMİŞ EKONOMİSİ OLAN ÜLKELER İÇİNE ALMIŞTIR.
Peki şimdi ne değişti neden şimdi Doğal Kaynaklarımızla Ayağa Kalkamayalım?
mustafa06
06-06-2006, 08:17 AM
Hükümetin her kesime"Laik Cumhuriyet'i Savunanlara,İslami Kesime,Orduya ve Diğer" kesimleri kucaklayacak bir oluşum içinde olurlarsa ülkenin gelişimi çok rahat ve sancısız olur...
Anladım,
Hükümete sorsanız, evet aynen öyle yapıyorum,
Muhalefete sorarsanız, hayır bu hükümet halka düshmandır. derler.
Laik kesime sorarsanız, bu hükümet islamcı politikalar uyguluyor, laikliğe düshmandır.
islamcı dediğiniz kesime sorarsanız, ne islamcı politika izlemeleri, bunlar dinsiz. bizim hangi sorunumuza eğilmish derler. ve diğer kesimler hep benzer cevablar alırsınız.
yani memnun edilemeyen pek chok kesim olacaktır.
Bu sözlerim sadece bu hükümetle ilgili değildir. Hemen her hükümet bu durumla karshı karshıya kalmıshtır.
sorunun temeli hükümetlerde mi?, yoksa halkta mı?
sahi bu ishin objektif ölchüsü nedir.
slogan olarak güzel ama, nasıl ölchmemiz gerekiyor ben onu merak ediyorum.
Türkiye'Yİ 1945 YILI İTİBARİYLE EN İSTİKRARLI VE GELİŞMİŞ EKONOMİSİ OLAN ÜLKELER İÇİNE ALMIŞTIR.
Bir noktaya kadar haklısınız
evet ekonomisi sıfır olan bir ülkede yaptığınız her sheyin faydasını anında hissediyordunuz.
Basit bir örnek;,Shekeri ithal eden ülkemiz, macar ustalarla iki fabrika kurduğunda
sheker ithalatı gereksiz hale gelmishtir. Zaten sade halk shekerin adını duyar, ne olduğunu bilmezdi, köyünde kendi yaptığı pekmezle shekerin ishini görürdü. Bu gün shekersiz bir piyasayı düshünebilirmisiniz.
O yıllarda; bilmeyen, talepkar olmayan, kaderine kaderine razı bir halk vardı.
devletten bir shey istemedikleri gibi, kıt kazancından, devlete vergi veren bir halk vardı. halk köyünde kendi kendini idare eder, dısharı ile ilgilenmezdi.
charıktan, soğukkuyu lastığine gechish bile bir olaydı. o lastik ayakkabıyıda herkes giyemezdi.
Dünya değishti ve küchüldü. ekonomi anlayıshı değishti. halka sunulanlar ve halkın talepleri arttı. Bu günkü shartlar ile Dönyada yashananlara ayak uyduramaz, ve kendi kendimize yeteriz dersek yanılırız.
yakın örnek, doğu blokudur.
belki de yanılıyorum ama ben böyle düshünüyorum.
Seckjin Khan
06-06-2006, 08:42 AM
Hükümete sorsanız, evet aynen öyle yapıyorum,
Muhalefete sorarsanız, hayır bu hükümet halka düshmandır. derler.
Laik kesime sorarsanız, bu hükümet islamcı politikalar uyguluyor, laikliğe düshmandır.
islamcı dediğiniz kesime sorarsanız, ne islamcı politika izlemeleri, bunlar dinsiz. bizim hangi sorunumuza eğilmish derler. ve diğer kesimler hep benzer cevablar alırsınız.
yani memnun edilemeyen pek chok kesim olacaktır.
Bu sözlerim sadece bu hükümetle ilgili değildir. Hemen her hükümet bu durumla karshı karshıya kalmıshtır.
sorunun temeli hükümetlerde mi?, yoksa halkta mı?
İşte bunu bir tek Atatürk yaptı nasıl yaptı hala bilemiyorum.Padişahlık rejiminden demokrasiye geçti ...
sahi bu ishin objektif ölchüsü nedir.
slogan olarak güzel ama, nasıl ölchmemiz gerekiyor ben onu merak ediyorum.
Aynı ülkede aynı değerler için yaşadığımızı unutmamalıyız!
Bir noktaya kadar haklısınız
evet ekonomisi sıfır olan bir ülkede yaptığınız her sheyin faydasını anında hissediyordunuz.
Basit bir örnek;,Shekeri ithal eden ülkemiz, macar ustalarla iki fabrika kurduğunda
sheker ithalatı gereksiz hale gelmishtir. Zaten sade halk shekerin adını duyar, ne olduğunu bilmezdi, köyünde kendi yaptığı pekmezle shekerin ishini görürdü. Bu gün shekersiz bir piyasayı düshünebilirmisiniz.
O yıllarda; bilmeyen, talepkar olmayan, kaderine kaderine razı bir halk vardı.
devletten bir shey istemedikleri gibi, kıt kazancından, devlete vergi veren bir halk vardı. halk köyünde kendi kendini idare eder, dısharı ile ilgilenmezdi.
charıktan, soğukkuyu lastığine gechish bile bir olaydı. o lastik ayakkabıyıda herkes giyemezdi.
Dünya değishti ve küchüldü. ekonomi anlayıshı değishti. halka sunulanlar ve halkın talepleri arttı. Bu günkü shartlar ile Dönyada yashananlara ayak uyduramaz, ve kendi kendimize yeteriz dersek yanılırız.
yakın örnek, doğu blokudur.
belki de yanılıyorum ama ben böyle düshünüyorum.
Kendi kendimize yetemeyebiliriz ama doğal olanakları kullandığımızda gerçekten durumumuz çok daha iyi olur ve geleceğe umutla bakabiliriz...
mustafa06
06-06-2006, 09:12 AM
İşte bunu bir tek Atatürk yaptı nasıl yaptı hala bilemiyorum.Padişahlık rejiminden demokrasiye geçti ...
Atatürk döneminin shartları chok farklıdır. Kurtulush savashının Atatürke kazandırdığı itibar ve siyasi güch, muhaliflerinin uzun süre sessiz kalmasına sebep olmushtur. sesini chıkaranlara karshıda gereken cevap anında verilmishtir. Tek parti dönemidir. ve o parti, dolayısı ile bashkanı mutlak hakimdir. Halkın choğunluğununda köylerde yashadığını ve devletten hich bir taleplerinin olmadığını düshününüz. Buna birde Atatürkün zekasınıda katınca sonuch bu olmushtur. Hemen akabindeki İnönü döneminde aynı basharı sağlanamamıshtır. chünkü Atatürke karshı Ses chıkaramayan parti ichindeki muhalefet ilk fırsatta DP'yi kurarak ayrılmıshlardır. Halktaki memnuniyetsizlik Atanın ölümünden 8 yıl sonra, sechimlerde kendini belli etmishtir.
Aynı ülkede aynı değerler için yaşadığımızı unutmamalıyız!
İshte, o aynı değerlerin ne olduğu konusunda, herkesin farklı değerlendirmeler yapması problemlerin kaynağını olushturuyor.
O değerler konusunda objektif olabilsek,Tüm farklılıklarımıza rağmen herkesin bu ülkenin insanı olduğunu kabul edebilsek, ve birbirimize hosh görü ile yaklashabilsek zaten problem kalmaz.
Shu forumda ortak değerlerimiz nedir diye sorsanız burada bile ortaya farklı farklı yorumlar chıkar. Toplumun bazı kesimleri o ortak değerlerin birisini sahiplenir, diğerlerini reddederse problemler bashlamısh olur.
Ama 2x2=4 gibi bir shey olmadığı ichin, Her dönemde birileri hükümetlerin tarafsız olmadığını söylemeye devam edecektir
doğal olanakları kullandığımızda gerçekten durumumuz çok daha iyi olur ve geleceğe umutla bakabiliriz...
Ondan shüphe duymuyorum. Dünyadaki kurallarlada oynamaktan korkmamak , ve ichimize kapanmamak shartı ile.
sevgi ile
nurhak
06-06-2006, 09:30 AM
Bizim halkımız duygusal bir yapıda ve olayları çok çabuk unutabilme gibi ilginç bir yeteneğe sahip olduğunu biliyoruz.Birde araya hatır,hemsehricilik,mazlumun yanında yer alma gibi kriterleri eklersek insanımızın bu yönünü kim daha iyi okşarsa yapılacak bir seçimde yine iktidarın en güçlü adayı olur.Başabakanlığı kişiye özel kanunlarla sağlanan R.T.Erdoğan cumhurbaşkanu seçilebilmek için yine aynı senaryoları uygularsa şaşmayın...
Seckjin Khan
06-06-2006, 09:43 AM
Atatürk döneminin shartları chok farklıdır. Kurtulush savashının Atatürke kazandırdığı itibar ve siyasi güch, muhaliflerinin uzun süre sessiz kalmasına sebep olmushtur. sesini chıkaranlara karshıda gereken cevap anında verilmishtir. Tek parti dönemidir. ve o parti, dolayısı ile bashkanı mutlak hakimdir. Halkın choğunluğununda köylerde yashadığını ve devletten hich bir taleplerinin olmadığını düshününüz. Buna birde Atatürkün zekasınıda katınca sonuch bu olmushtur. Hemen akabindeki İnönü döneminde aynı basharı sağlanamamıshtır. chünkü Atatürke karshı Ses chıkaramayan parti ichindeki muhalefet ilk fırsatta DP'yi kurarak ayrılmıshlardır. Halktaki memnuniyetsizlik Atanın ölümünden 8 yıl sonra, sechimlerde kendini belli etmishtir.
Kasdettiğim şey şuydu ne olursa olsun Halk Cumhuriyet istemeyebilirdi,Osmanlı İmp. nu isteyebilirdi o zaman Atatürk ne yapacaktı?Bu yüzden Halkın değişmeye açık olması önemliydi ve değer yargıları şuydu;Özgürüz başımızda Padişah yok kendi hayatımı kendimiz yaşayacağız...
İshte, o aynı değerlerin ne olduğu konusunda, herkesin farklı değerlendirmeler yapması problemlerin kaynağını olushturuyor.
O değerler konusunda objektif olabilsek,Tüm farklılıklarımıza rağmen herkesin bu ülkenin insanı olduğunu kabul edebilsek, ve birbirimize hosh görü ile yaklashabilsek zaten problem kalmaz.
Aynı değerler diyerek şunu söyledim;
*Aynı ülkede yaşıyoruz
*Türkiye'de iyiye gidiş olursa bu benim hayatımı etkiler,daha iyi yaşam sürerim;Her insan bunu ister ve değer yargılarından biri mutlaka bu olmalı
*İnsanlar Birbirlerini Sevmeyi Deprem gibi Doğal Afetlerden sonra anlamamalı.Unutmayın 99' depreminden sonra nasıl halk kenetlendi herkes birbirinin değerini anladı ve tam anlamıyla Bütünlük sağlandı.
Ondan shüphe duymuyorum. Dünyadaki kurallarlada oynamaktan korkmamak , ve ichimize kapanmamak shartı ile.
sevgi ile
Doğal Kaynaklarımızdan faydalanırken Dünya'ya sırtımızı dönmeyeceğiz elbette ama ilk önceliği doğal kaynaklarımıza verdiğimiz zaman işte o zaman bir şansımız olur
nurhak
06-06-2006, 10:46 AM
Arkadaşlar neden hep farklılıklarımızı tartışmak veya öne cıkarma derdindeyiz,niçin benzerliklerimizi vurgulayarak işe başlamıyoruz.Doğal kaynaklar açısından zengin bir ülkemiz var diye ilkokuldan beri konuşuruz bizlere sınavlarda hangi madenin hangi bölgemizde zengin olduğunu hep sordular.Örneğin ben Ergani'yi bakır sayesinde hafızama yazdım.Bu ülkede M.T.A diye bir kurum var!!! personel sayısıda bildiğim kadar azımsanacak gibi değil
siz bu kurumun hiç gündemin bir yerinde bir şekilde yer aldığını duydunuzmu?Son zamanlarda bir BOR meselesi var ,bu alandada en zenginiz ama bu degerli madeni sadece ham olarak satabiliyoruz.İşlenmesi için gerekli teknolojik yapıya sahip değilmişiz.Ham haliyle işlenmiş hali arasındaki fark dolar bazında ciddi bir rakam,ve dünya bor ihtiyacını ciddi oranda biz karşılıyoruz,neden gerekli teknoloji sağlanıpda bu degeri işliyerek daha karlı satamayız.İşte yönetenlerin farkı buralarda çıkıyor bence,yoksa bizim birbirimizden farkımızın çok bir önemi yok.saygılarımla..
mustafa06
06-06-2006, 10:57 AM
Kasdettiğim şey şuydu ne olursa olsun Halk Cumhuriyet istemeyebilirdi,Osmanlı İmp. nu isteyebilirdi o zaman Atatürk ne yapacaktı?Bu yüzden Halkın değişmeye açık olması önemliydi ve değer yargıları şuydu;Özgürüz başımızda Padişah yok kendi hayatımı kendimiz yaşayacağız...
Ülke shartları normal olsa haklısınız. ama ortada fiilen osmanlı kalmamısh, korkunch bir savashtan chıkılmısh, halk sadece karnını doyurabilmenin derdine düshmüsh bir ortam var. savashta halkın tam güvenini kazanmısh bir Atatürk var.Tüm Shartlar olushmushtu. (Yani yemeğin pishmesi ichin her shey hazırdı. O'da iyi pishirdi.) O dönemde Atatürk, cumhuriyet yerine bashka bir rejimi dikte etse halk yine kabul ederdi. Ama o inandığı değer olan cumhuriyeti kurdu halk ichinde hayırlı oldu.
savashsız normal dönemde, Atatürk, osmanlıyı yıkıpta yerine cumhuriyet kurabilirmiydi derseniz. ben shahsen chok zordu. diyorum.
*Aynı ülkede yaşıyoruz
*Türkiye'de iyiye gidiş olursa bu benim hayatımı etkiler,daha iyi yaşam sürerim;Her insan bunu ister ve değer yargılarından biri mutlaka bu olmalı
*İnsanlar Birbirlerini Sevmeyi Deprem gibi Doğal Afetlerden sonra anlamamalı.Unutmayın 99' depreminden sonra nasıl halk kenetlendi herkes birbirinin değerini anladı ve tam anlamıyla Bütünlük sağlandı.
Söylediğiniz değerlere zaten halkımız her zaman sahiptir.
Sağ-sol olaylarının hızlı günlerinde kıbrıs savashı chıkmıshtı aynı halk bir anda birlik olmushtu.
problemler , bashka konularda olmaktadır. o konular gündeme gelince her shey unutturulup bir anda ön sıraya chıkartılmaktadır.
Ülkemizde hich bir sheyin değishmeyeceği bilindiği halde, hemen her hükümetin suchlandığı belli bashlı konular vardır. hükümetler değishebilir ama zararı hep ülkemiz (yani yine halk ) görmektedir.
sevgi ile
mustafa06
06-06-2006, 11:29 AM
Nurhak,
Arkadaşlar neden hep farklılıklarımızı tartışmak veya öne cıkarma derdindeyiz
Ben shahsen öyle bir sheyin derdinde değilim. Konu farklılıklarımızda olsa gerchekleri konushmamakla onlardan kurtulamayız.
Ayrıca, Dylan ile konushmanın zevki gerchekten farklı oluyor. yazdıklarından etkilenmiyorum dersem yalan olur. eğer bende onu azda olsa belli noktalarda etkiliyorsam ne mutlu bana.
güzel günlere dileği ile
borcugin
06-06-2006, 11:54 AM
S.A.
Yıllardır Türk Soylu olmayan uluslardan bir çok şey almışız. Artık Yeter! Neden birbirimizden almıyoruz. Ve vermiyoruz. Öz bir, söz bir...
Bence nurhak kardeşimin demek istediği ayrılıklarımızın olması gerçek ve kaçınılmaz. Ancak bu ayrılıkları derinleştirip başka çapanoğlu aramamalıyız. Birbirimizi suçlamamalıyız. Küfür ya da hakaret etmemeliyiz. mustafa06 abiye de katılmamak elde değil, düzeyli ve onurlu bir biçimde de tartışmalıyız. Ama bir Türk'e ve Müslüman'a yakışır biçimde. Yürekli olarak, doğrularımızı söyleyerek ve sonucunda da helalleşerek, fikirimizi belirterek...
Türkistan'ı tanımadan, insanlarıyla iletişime geçmeden, tarihini öğrenmeden onlar hakkında bir satır bile okuyup araştırmadan çoğu iyi niyetli de olsa bazı arkadaşlarımızın ön yargı ve değerlendirmeleri dayanak noktamız olmamalı. Onlar da bizi tanımalı. Bize ne yapmışlar Türk Soylu insanlar? Nasıl da bizi sömürmüşler, nasıl da bizi ayırmışlar, nasıl da şimdi de düşman etmek istiyorlar!
Dilde, işte, fikirde Birlik zamanı. Artık hikaye zamanı değil.
Selametle.
gurkan
06-06-2006, 12:20 PM
Efendim Tartışmaya katılıp katılmamayı düşündüm...
Çok zamanımı alıyor... Lakin Ekonomi alanında tartışabileceğim... Çok zevkli kalemler yazıyor ... (Dylan ; Destankutluhan ; Mustafa06 )
Bu konuları tatlı bir çerçevede tartışabilmek ise bizim ayrılığımız değil zenginliğimizdir...
Bir ulkede ekonominin daha iyi islemesi icin gerekli en temel sartlar nelerdir?
1- ) İstikrar gereklidir... Neden mi İstikrar ??? O zaman şu soruyu sormalıyız ???
İstikrarın bizlere ne sağlar ???
Tacirler (Müteşebbis; Girişimçi; ) Velhasıl Yöneticiler Yatırımcılar istikrarı gözetler.... Beklentileri koklar...
Geleceğini tahmin etmek planlamak ister... Bu özellikler ise istikrar ortamında tahmin edilebilir yahut öngürülebilir ??? Girişimci doğal olarak öngörebilecek ki yatırım yapsın ::: Yatırımdan ise elbet kar umacaktır... Eğer istikrar yahut güven ortamı yoksa sermayesi ve birikimi riskli kalemlere yatırım yapmak ister mi ??? Hayır belirsizlikten kaçar .... İstikrarsızlığı arzulamaz... Eee Türkiye de ağırlıklı ekomomik birimleri KOBİ lerin oluşturduğunu ve bu kobilerinde yeterli sermaye gücü ve riskleri yönetebilme kabiliyetine haiz olmadığına göre ne yapacaktır bu ortamlarda ... Yatırım yapmayacaktır... Kapasitesi düşürecektir... Bu bu ülkenin fertleri olarak bizlere artan oranda işsizlik olarak geri dönecektir... Bu daralma Cebimize girecek paradan ve ekonominin bütün birimlerinde faaliyet gösteren işletme yahut fertleri etkileyecektir...
İstikrar çok şeyi getirirecektir... Sayamayacağım daha çok şey...
2-) Bize küçük fakat etkin bir devlet yönetimi gereklidir... Devlet üretici olmamalıdır... Devletin üretici olduğu alanlardan verimlilik düşüktür... Bu kanallarda aşırı ahlakı siyasi kitlesel yozlaşmalar yoğun olarak yaşanmaktadır... reşvet ve hırsızlık gibi... Bu alanlarda pasta kavgası vardır... Mevcud düzenleri korumak isteyenlerle Pastadan pay isteyenler arasında .... Bunun çözümü ise Milyarlaca dolar kamu israfını önleyecek kçük ve etkin devlet modeline geçebilmektir... Devlet temel savunma adelet gibi temel görevlerini içra etmeli üretimden elini çekmelidir... Devlet Bu alanları sistemli denetim ve bağımsız denetim mekanizmalarıyla denetlemelidir....
3- ) Ülkede herkes işini yapmalıdır... Herkes her işi yapamaz... Her iş bir uzmanlık alanıdır... Ticaret erbabı ticaeretini... Yargı ise Hukuki misyonunun gereğini... Görülen o ki Türkiye de Herkesin Doktor olması misali Her kurum ya da birim de siyasetçi olmuştur...
4-) Sermeye milliyetçiliği yapılamaz... Yapılmamalıdır... Yaparsanız Size gelecek yatırımlar gelmez mevcutları büyüyemez ya da kaçar...Unutulmamalıdır bu tüm halkımızın kesesinden çıkar... İçte ekonomik birim ve yapılanmalar birlik içinde etkin ve güçlü ise Küresel dalgalanmalardan diğer ülkelere nazaren daha etkin ve karlı çıkar... Geçmişte çok örneklerini yaşadık... Sermaye milliyetçiliği Biz bu ülke insanına çok pahalıya mal olmuştur... Darbe teşebbüsleri akabinde bir çok Anadolu kaplanı diye tabir ettiğimiz özel sektör işletmeleri iflasa süreklenmiştir... Bunun sonucunda refah açısından ülke 10 yıl geriye Kişi Başına Düşen Milli Gelir seviyesi ise 4650 $ seviyesinden 2200 $ seviyesine kadar düşmüştür... Ülke Yönetimine yapılan darbeler Biz Türk insanına çok pahalıya mal olmuştır...
5-) Neden Sermaye Milliyetçiliği yapılmamalıdır ? Çünkü Türkiye Mevcud yapısıyla Gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabilmesi için Fiziki sermaye yatırımlarına (Sıcak para dolaşımı benim sermaye tanımım içinde yer almamaktadır) ihtiyaç vardır... Bizlerin kaynakları yeterli değilidir... Büyük projeler çalışabilmesi ve rantibil olabilmesi için Çok ortaklı geniş tabanlı sermaye gereklidir... Avrupanın Airbus uçak projesi gibi... Bu ise geniş teknoloji ve yenilik Bilim içeren geniş bilgi ve AR-Ge birimlerinin sonucu olabilir... Yoksa Katma değerli ürün üretip bunu yaşabilir yahut rantabil kılamazsınız... Türkiyenin Bu sermaye birikimine ihtiyacı vardır...
Selametle...
nurhak
06-06-2006, 02:31 PM
12 eylül sonrası,yani Özal dönemi yıldızı parlayan bir çok holding şimdilerde ne yapıyor,son durumları ne?,ülke ekonomisine katkıları hangi boyutta?....
Mevcut sanayicilerimizin dev holdinglerinde AR-GE için yapılan yatırımın kazançlarına oranı nekadar?,bu holding sermaye yapısında yabancıların hangi sektörlerde hissedar olduklarına bakmak lazım.Bu gün dünya şirketlerine baktığımızda moda deyimle bir veya daha fazla yabancıyla evlilik yani sermaye katılımı var.Bu bizdede son dönemde revacta,ama yabancılar bunu kendi markalarının pazarını büyütmek amacıyla yaparken bizim şirketlerimiz sıcak para ve yeni teknolojilere olan ihtiyaçlarından dolayı yapıyorlar,sıkıntı burada.Ve bir dönem sanki bizim şirketlerimiz Türki Cumhuriyetlere açılan bir kapı vazifesi gördüler şimdilerde belli sektörler dışında çalışan bilinen grupların haricinde diğer iş yapmak istiyen Türk Firmalarının pek şansı yok.Dönemsel olarak tarım,turizm ve şimdilerde biraz tekstil ihracatıyla bu ülke insanının gelir seviyesi artmaz, ondan sonra IMF ve AB dayatmalarıyla bir haftada benim insanım %25-%30 fakirleşiverir beni ilgilendiren bu...saygılarımla.
mustafa06
06-06-2006, 03:19 PM
Gürkan,
İstikrar gereklidir... Neden mi İstikrar
Sağolsun, Dylan kardeshimin güzel katkıları ile benim gelmek istediğim noktayı sen yakalamıshsın bile. tebrikler.
Toplum olarak her konuda olduğu gibi, siyasette de (siyaset uğruna) yeteri kadar hoshgörülü olamadığımız zaman, doğacak istikrasızlığın sadece siyaseti değil, ekonomimizide nasıl etkilediği bundan en büyük zararı yine halkın gördüğüdür.
tespitlerinize aynen katılıyorum.
Birbirini dinleyen ve fikirlere hoshgörü ile bakabilen toplum olabilmek dileği ile,
Size, Dylan'a ve diğer katılan arkadashlara teshekkürler.
gurkan
06-06-2006, 11:58 PM
Nurhak Bey abimiz Efendim Saygı Bizden... Kısaca bir kaç cümle ile yazayım..
[quote=nurhak]12 eylül sonrası,yani Özal dönemi yıldızı parlayan bir çok holding şimdilerde ne yapıyor,son durumları ne?,ülke ekonomisine katkıları hangi boyutta?....
Ayrıntılı istatistiklere sahip değilim... Rakamların sonuçları yorumlayabiliyorum.
Yanlız Değerli Bir hocamızı Dinledim Konferansta Bunun etkileri tahminimizden daha büyük olmuş...
Bu alan Gelişimi ve sonuçları itibarıyla Doktora çalışması yapılacak düzeyde ve önemdedir... Neden mi ? Çünkü Bölgesel dengesizlikler ve yatırımlar Anadolu Eliyle ve yüz de yüz Yerli sermaye ile Kobilerle Atağa kalkmıştı ... Bu durum elbetteki senin söylediğin fiziki sermayeden çok kar odaklı Batı ortaklı büyük oluşumları rahatsız etti. Amerikancı Post Modern Darbe Bu elitler Bizlerin kavgası oldu... Ve bizler Ve Taze şirketler boğuldu... Halbu ki böyle ortamlarda bu potamsiyeldeki şirketler ülke geleceği için belli alanlarda sübvanse edilmeliyidi... Lakin bunlara yeşil sermaye muamelesi yapıldı... Ekonominin motoru olan birimler çökertildi... Pasta içte bir kaç büyük Dış sermayeli büyükler ile paylaşıldı...
Mevcut sanayicilerimizin dev holdinglerinde AR-GE için yapılan yatırımın kazançlarına oranı nekadar?
Okumuştum bu oranlar bizde çok düşük... Bilime eğitime...Ar-ge yeterli önem verilmemektedir... Ama önemi gitgide artmaktadır...
Bir araştırmanın sonucudur bu rakamlar....
1-) Gerkeli AR-GE ve nitelikli personele sahip firmalar rakiplerine göreceli 7 yıl fakla öndeler... Bu Maliyetler de ve firmalarda ki avantajın korunması açısından sadece 2 aydır...
Yani günümüzde Ar-ge nin Bilimin Yetişkin eğimimli insanların katma değeri yüksektir. Güç dengeleri ise Sermayedarlardan Bilgi sahibi nitelikli kişilere ya da kurumlara geçmektedir... Artık tek başına güç olarak sermaye yetmemekte .... Bilgiyle desteklenmedikçe ise sermayenin ölümü gerçekleşmektedir... 2000 Yıllar Sanayi çağı değil Bilgi çağıdır... Bilgi Her alanda devrimlere yol açmaktadır...
,bu holding sermaye yapısında yabancıların hangi sektörlerde hissedar olduklarına bakmak lazım.Bu gün dünya şirketlerine baktığımızda moda deyimle bir veya daha fazla yabancıyla evlilik yani sermaye katılımı var.Bu bizdede son dönemde revacta,ama yabancılar bunu kendi markalarının pazarını büyütmek amacıyla yaparken bizim şirketlerimiz sıcak para ve yeni teknolojilere olan ihtiyaçlarından dolayı yapıyorlar,sıkıntı burada.
Bu konuda sizinle paralelde düşünüyorum... Yapılan ve yapılmakta olan şu beklentileri iyi yorumlayan kar reelistleri ve spekülator yatırımcılar... Kendi çabalarında satın almalarla büyüdüler... Ve Konjektür olduğunda bunu yabancılara sattılar... Tatlı karlarla... Bu önemli ekonomik birimler yabancıların kontrolüne geçti... Bu spekülator yatırımlar dediğiz gibi ülkeye fiziki sermaye yatırımları ile gelmediler... Bizim Pastamızdan almak için geldiler... Bu değişim Bankacılık sektöründe ve Parekendecilik sektöründe yaşandı... Carfuar : Tansaş vs... Fortis ; Finansbank ; Denizbank.... Buradaki gelişmeleri iyi izlemek lazım... Peynir ekmek gibi satılan Kredi kartlarınıda... Burada bu yatırımcılar müşteri ve kredi kartı temelli çok çalıştılar ve bu alanda şube v emüşteri açısından kendilerini büyüttüler... Ve kendilerini yabancılara pazarlayarak karlı satışlar gerçekleştirdiler...
Türkiye de bu yeni fakat ciddi bir kar getirici stratejik hamle olmuştur... Bizimkiler herzamanki gibi kolaycılığı seçmiştir...
Ha bir de tersini yapan firmalarda var... Yabancıların uyguladığı pazara giriş stratejileri doğrudur... Dediğiniz gibi sıkıntı var ve oluşmuştur... Onun için ekonominin güç devlerini onlara rekabetçi dağınık bölgesel Kobilerden Oluşacak yerli firmaları sübvanse ederek denge sağlanmalıydı... Ama yapılan onların pastası korumak oldu... Bırakın bunu yapmayı tasviye edildi...
Ve bir dönem sanki bizim şirketlerimiz Türki Cumhuriyetlere açılan bir kapı vazifesi gördüler şimdilerde belli sektörler dışında çalışan bilinen grupların haricinde diğer iş yapmak istiyen Türk Firmalarının pek şansı yok.Dönemsel olarak tarım,turizm ve şimdilerde biraz tekstil ihracatıyla bu ülke insanının gelir seviyesi artmaz, ondan sonra IMF ve AB dayatmalarıyla bir haftada benim insanım %25-%30 fakirleşiverir beni ilgilendiren bu...saygılarımla
Olağanüstü durumlar ekonomiler için tehditdir... Çünkü neyi getireceği kestirilemez... Lakin profesyonel yabancı büyükler bizim yerli kobilere nazaran stratejik düşünüp önlemini almakta... Bu süreçten güçlü ve dev olarak çıkmaktalar... Lakin Gelişimci Yetersiz sermayeli Yerli Kobilerimizin Ölümü ile sonuçlanmaktadır... Bizim Ekonomimizin can damarı kobilerdir... Bu sınıfın zarar görmesi bizleri halkı çok derinden etkilemekte Gleri dengemiz zenginler aleyhine ciddi boyutta küçülmektedir... Yani ihiyaç sahibinin milli gelirden aldığı pay azalmaktadır... Vahim bir sonuçtur...
Şimdi bir Bu Liberal ve Kapitalimin Oluşturduğu ve her yıl İktisatçı ödüllerininin Değişmez müdavimleri olan İktisat ekolünden bahsetmeliyim... Önceleri Klasik iktisatçılar Sonraları Neoklasik okul Şimdilerde Rasyonel Beklentiler adında çalışmaları yürütmektedierler... Dikkatinizi çekerim... Nobel iktisat ödülü bu akım dışındaki fikirlere verilmez... Elbetteki firmalara Ve gelişmiş ekonomilerin kazançlarına kazanç katıcı önemli teoriler ve kuramlar geliştiriyorlar lakin bunların Gelişmemiş ekonomileri ve dünya daki 2 milyar açlık sınırında ki insana çözüm olacak model ve teorileri yoktur... Bu kısımlarla ilgilenmezler...
Efendim Gördüğünüz üzre çok doluyum... Bunları anlatacak ve tartışacakj zamandan ise yoksunum... (İşten Kovacaklar ekmeksiz kalacağız:) ) Ama sizlere bakış açısı sağlamak maksadıyla yazıyorum...
İŞin ötekisi çok derin ve kapsamlıdır... Ekonomi bilimi ise politika itibarıyla Siyasettten bağımsız olmamıştır... Lakin Karamsar değilim Türkiye de kim olursa olsun Siyasette istikrar sağlanırsa Ekonomi şaha kalkacak motorlara sahiptir... Aslında Bu Motor ve dinamikler Batı dünyasında hayranlık uyandıracak boyuttadır... Bunun temeli de hergün emperyalizmin bombardımamnı altındaki temel değerlerimizdir...
Saygılarımla... Selamet üzre kalın...
Destankutluhan
06-07-2006, 01:01 AM
1- ) İstikrar gereklidir...
2-) Bize küçük fakat etkin bir devlet yönetimi gereklidir...
3- ) Ülkede herkes işini yapmalıdır... Herkes her işi yapamaz... Her iş bir uzmanlık alanıdır... Ticaret erbabı ticaeretini...
4-) Sermeye milliyetçiliği yapılamaz...
5-) Türkiyenin Bu sermaye birikimine ihtiyacı vardır...
Selametle...
Yukaridaki goruslere katiliyorum.
Sermayenin en ihtiyac duydugu sey istikrardir; ekonomik ve sosyal istikrar. Benim vurgulamak istedigim de bir dernek olarak TUSIAD'in bunlari istikrar amaciyla soyledigidir. Ulkenin karismasini gormek istiyorlar, bulanik suda balik avlamayi arzuluyorlar gibi nyaklasimlar gercekci degildir. O sicak paracilarin isidir.
Bu insanlar begenelim, begenmeyelim, destanlar yaziyorlar diyelim ya da demeyelim ki ben asla demem, uyeleri ulkedeki en onemli oyunculardir. Kan emici tu kaka da diyebiliriz tabii, hatta bunlarin 1/3'unun suyu buyu bozuk da diyebiliriz ama onlarin ekonominin belkemigi durumunda oldukalarini unutmayalim. Turkiye'de ozel sermayenin uluslararasinda yeterince yatirimci olamamasi, bugunkunden daha buyuk bir potansiyel yaratamamasinin nedenlerini sadece onlarin yetneksizligi olarak gormekten cok ulkenin ekonomik yapisinda ve siyasetin basiretsizliginde de aramak lazim.
Simdilik saglicakla,
gurkan
06-07-2006, 01:19 AM
:D Sağol genelde katıldığım öngörüler... Paralel düşünüyoruz...
Dediğiniz Gibi Küresel Aktör olabilmiş değillerdir... Bildiğim Bir kaç firmamız Küresel aktörlüğe soyunmuştur... Bizim Tüsiad elbette istikrarsızlık istemezler... Ama Mesaj verdiği açıktır... Ey Hükümet ayağını denk al...
Bu bulanık suda balık avlayabilirler mi ??? Bunun sonucu kestirilemez...
kestiremedikleri için istikrarsızlık istemiyorlar... Spekülatörler Bu birimlerin içinde ve dışında da mevcuttur... Onlarda bu puslu havada kar realizasyonu sağlamak istiyorlar... Çünkü meslekleri bu...
Temelde Tüm insanlarımızı etkileyeceği İstikrarsızlık arzulanmaz. Lakin Belki onlar stratejik hareket edip beklentileri ve risk yönetimiyle ölmeden kurtulacaklar lakin Kobilerden büyük bir kısım ölecektir...
nurhak
06-07-2006, 09:01 AM
meşhur SOROS bugünlerde Türkiye'ye geliyormuş.
gurkan
06-07-2006, 09:09 AM
Gelsin bakalım satır aralarından yakalarım mesajları...:)
mustafa06
06-07-2006, 09:56 AM
Shimdiye kadar ayağının değdiği yerde kan eksik olmadı.
Pek hayır ichin gelmez ama
Seckjin Khan
06-07-2006, 10:08 AM
adam para kazanmaya geliyor en son ingiltere de ki bosra düşüşünden baya para kaldırmış :D
Seckjin Khan
06-07-2006, 10:10 AM
Merkez Bankası'ndan sürpriz artırım!
Merkez Bankası kısa vadeli faizleri 1,75 puan artırdı. Para Politikası Kurulu'nun bu artırımı beklentilerin oldukça üzerinde geldi. Piyasada beklentiler 0,5 ya da 1 puan artacağı yönündeydi.
Kaynak:Milliyet
Seckjin Khan
06-07-2006, 10:11 AM
Cari açık geçen yıla göre yüzde 43,3 arttı
Merkez Bankası, 2006 yılı Nisan ayında cari açığın, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 62,3 artışla 4 milyar 122 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı.
Merkez Bankası'nın Ocak-Nisan dönemi Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Raporuna göre, cari açıkta en büyük paya sahip olan dış ticaret açığı, ödemeler dengesi tablosunda yer aldığı şekliyle, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 67 oranında artarak 4 milyar 276 milyon dolara ulaştı.
Nisan ayı tahmini net turizm gelirleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,9 oranında artarak 741 milyon dolar oldu.
Böylece, 2005 yılı Ocak-Nisan döneminde 8 milyar 734 milyon dolar olarak gerçekleşen cari işlemler açığı, 2006 yılının aynı döneminde yüzde 43,3 artışla 12 milyar 519 milyon dolara ulaştı.
DIŞ TİCARET
Bu yılın Ocak-Nisan dönemi verilerine göre dış ticaret dengesi, ödemeler dengesi gösterimi uyarınca, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artışla 12 milyar 756 milyon dolar tutarında açık verdi.
Ocak-Nisan dönemi ödemeler dengesi verilerine göre bu gelişme, ihracat gelirlerinin yüzde 3,5 oranında artarak 24 milyar 182 milyon dolara ve tahmini bavul ticareti gelirlerinin yüzde 25,9 oranında artarak 1 milyar 312 milyon dolara yükselmesine rağmen, "altın dahil ithalat harcamalarının yüzde 14,1 oranında artarak 40 milyar 312 milyon dolara ulaşmasından" kaynaklandı.
Öte yandan ödemeler dengesi bilançosunda "kaynağı belirsiz para giriş-çıkışını" gösteren net hata noksan kalemine göre, 2006 yılının Nisan ayında 1 milyar 87 milyon dolar, Ocak-Nisan döneminde ise 395 milyon dolar para girişi oldu.
HİZMETLER DENGESİ
Ocak-Nisan 2005 döneminde 1 milyar 742 milyon dolar fazla veren hizmetler dengesi kalemi, 2006 yılının aynı döneminde 1 milyar 661 milyon dolar fazla verdi.
Nisan ayı için kullanılan tahmini verilere göre, Ocak-Nisan dönemi turizm gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,1 oranında artarak 2 milyar 914 milyon dolara ulaşması, turizm giderlerinin de yüzde 14,6 azalarak 739 milyon dolara düşmesi bekleniyor.
Bunun sonucunda söz konusu dönemde, net turizm gelirlerinin yüzde 9,3 oranında artarak 2 milyar 175 milyon dolara ulaştığı tahmin edildi.
TAŞIMACILIK
Aynı dönemde hizmetler başlığının diğer önemli bir kalemi olan taşımacılık kaleminde net giderler, 2005 yılının ilk dört ayına göre yüzde 13,1 azalarak 390 milyon dolara düştü.
Alt kalemler itibariyle, net navlun giderlerinde 459 milyon dolar net çıkış gözlemlenirken diğer taşımacılık kaleminden kaynaklanan net girişler bu yılın ilk dört ayında 69 milyon dolar oldu.
Taşımacılık, turizm ve inşaat hizmetleri dışında kalan diğer hizmet kalemlerinde 2005 yılının Ocak-Nisan döneminde toplam 13 milyon dolar net çıkış olmuşken, bu yılın aynı döneminde toplam 377 milyon dolar net çıkış gerçekleşti.
YATIRIM GELİRİ DENGESİ
2005 yılının ilk dört ayında 2 milyar 4 milyon dolar net çıkışla sonuçlanan yatırım geliri kalemi, 2006 yılının aynı döneminde 1 milyar 815 milyon doları net ödemeyle sonuçlandı.
Bu yılın Nisan ayında yatırım geliri dengesi kaleminin altında yer alan doğrudan yatırımlar ve faizlerden oluşan diğer yatırımlarda gerçekleşen net çıkışlar, sırasıyla 96 milyon ve 376 milyon dolar oldu. Portföy yatırımları başlığı altında ise 45 milyon dolar gelir elde edildi.
Geçen yılın Ocak-Nisan dönemiyle karşılaştırıldığında cari transferler, 2006 yılının aynı döneminde yüzde 20,7 oranında artarak 391 milyon dolar oldu. Söz konusu dönemde, işçi gelirleri ve resmi transferlerden kaynaklanan girişler sırasıyla 300 milyon ve 91 milyon dolar olarak gerçekleşti.
SERMAYE VE FİNANS HESAPLARI
2006 yılının Ocak-Nisan döneminde finans hesaplarında gerçekleşen net sermaye girişi, 2005 yılının aynı dönemine göre yüzde 48,6 artarak 12 milyar 124 milyon dolar oldu.
Bu yılın Ocak-Nisan döneminde doğrudan yatırımlar kaleminde gerçekleşen net girişler, geçen yıla oranla yüzde 138,6 artarak 682 milyon dolardan 1 milyar 627 milyon dolara yükseldi.
Portföy yatırımlarında geçen yılın Ocak-Nisan döneminde 3 milyar 671 milyon dolar olarak gerçekleşen net sermaye girişi, 2006 yılının aynı döneminde 2 milyar 993 milyon dolara düştü.
Kaynak:Milliyet
Şu Cari Açığı bir türlü indiremedik ya ekonomizin uzun dönemde iyi gidebilmesi için bu rakamın inmesi gerek...
Gelecek aylarda ineceği tahmin ediliyor hadi hayırlısı
mustafa06
06-07-2006, 10:39 AM
Merkez Bankası'ndan sürpriz artırım!
Merkez Bankası kısa vadeli faizleri 1,75 puan artırdı. Para Politikası Kurulu'nun bu artırımı beklentilerin oldukça üzerinde geldi. Piyasada beklentiler 0,5 ya da 1 puan artacağı yönündeydi.
Kaynak:Milliyet
MB'nın aldığı bu karar Bankanın enflasyon konusundaki kararlılığını gösterdi.
İch Piyasaların kapanmısh olması nedeni ile sadece avrupa merkezli bankalarda yapılan döviz ishlemlerinde 1 dolar= 1,508 YTL'ye kadar geriledi.
gechtiğimiz günlerde 1,6 ytl ye yakın fiyatlardan döviz alan bankalarda ilk tokatı yemish oldular.
Seckjin Khan
06-07-2006, 10:46 AM
O ilk borsa düşüşü zamanında yavaş yavaş piyasalarda bir dalgalanma olacağını öngermemize sebeb olmuştu son günlerde ki tırmanışın özellikle Danıştay Saldırısıdan sonraki döneme nazaran piyasaların ateşi sönmüş gibi ama Para Politikası Kurulu yine de Piyasalara TheraFlu verdi her ihtimale karşı ;)
mustafa06
06-07-2006, 10:51 AM
Dylan,
Şu Cari Açığı bir türlü indiremedik ya ekonomizin uzun dönemde iyi gidebilmesi için bu rakamın inmesi gerek...
Gelecek aylarda ineceği tahmin ediliyor hadi hayırlısı
2 gün önce devlet bakanı babacanı izledim.
2005 yılı cari achığının ( sayılarda hata yaparsam özür dilerim) 23 milyar dolar olduğunu, ama bu acığın 20 milyar dolarının makina ve techizat ithalatından meydana geldiğini achıkladı. özel sektör yatırımlarını sürdürdüğü sürece cari achığın olmasından korkmadıklarını bir süre daha cari achığın devam edeceğini belirtti.
özel sektörün , (devlet garantisi olmadan) kendi imkanları ile bu ithalatları yapabildiğini, gechmishte yabancıların hazine garantisiz satısh yapmadıklarını hatırlatarak, bu gün özel sektörün sağladığı güvenin taktir edilmesi gerektiğini belirtti.
dileğimiz hayırlı olmasıdır.
sevgi ile
Seckjin Khan
06-07-2006, 11:09 AM
Dylan,
2 gün önce devlet bakanı babacanı izledim.
2005 yılı cari achığının ( sayılarda hata yaparsam özür dilerim) 23 milyar dolar olduğunu, ama bu acığın 20 milyar dolarının makina ve techizat ithalatından meydana geldiğini achıkladı. özel sektör yatırımlarını sürdürdüğü sürece cari achığın olmasından korkmadıklarını bir süre daha cari achığın devam edeceğini belirtti.
özel sektörün , (devlet garantisi olmadan) kendi imkanları ile bu ithalatları yapabildiğini, gechmishte yabancıların hazine garantisiz satısh yapmadıklarını hatırlatarak, bu gün özel sektörün sağladığı güvenin taktir edilmesi gerektiğini belirtti.
dileğimiz hayırlı olmasıdır.
sevgi ile
Şimdi aslında Türkiye'deki cari açığa baktığımızda Türkiye gibi dışa açık ve hızlı büyüyen bir ekonominin yüksek düzeylerde bir cari açıkla karşılaşması normal.2006 yılı şubat ayı itibariyla IMF kredileri dışında yıllık kümülatif net sermaye girişinin 50,4 milyar ABD doları olduğunu, sıcak paranın 2006 yılı şubat ayı itibariyla yıllık 18,7 milyar ABD doları düzeyinde bulunduğunu söylüyorlar.
Dediğin şey aslında bir bakıma doğru faizlerin düşük seviyelerde takip ettiği dönemin anlamı Türk Ekonomisi şoklara karşı dayanıklılığının artması, makroekonomik temellerin daha fazla güçlenmesi, beklentilerin bozulmayarak güvenin kalıcı kılınması anlamına geliyordu.Herkes biraz rahatlamıştı ama Türkiye'nin yumuşak bir noktası var o da Cari açık.Bu cari açık Bu gelen sıcak paralarla dengelenmeye çalışıyor.Sıcak paralarda ülkede ki ekonomik güven ortamından geliyor.umarım bu güven ortamı hiç kaybolmaz
Şu dalgalanma acaba tekrar ekonomimizin şoklara karşı dayanıksızlaşmaya mı başladı sorusunu akla getiriyor.bunu da ancak birkaç ay sonra ki değerlere bakarak söyleyebilirler.
İnşallah ekonomimiz bu tarz şoklara karşı direnci artar ve faizlerin zamanla normal değerlere düştüğünü görerek biraz olsun rahatlarız...
Seckjin Khan
06-07-2006, 11:26 AM
Aslında şöyle bir örnekleme yapalım;
Cari Açık Kredi Kartı,bende Devlet olayım :cool:
Ben param yokken Kredi Kartımla alışveriş yapıyorum ve ödeme zamanı geldiğinde de en az tutarı ödüyorum ve Bankada borcum kalmaya devam ediyor.
Devlet paraya sıkıştığında Cari Hesaptan para alıyor ve Cari Hesaba borçlanıyor,Sıcak para girişi olduğunda da gelen paranın bir bölümünü Cari Hesaba veriyor.
Devletimiz Böyle bir sistem geliştirmiş
mustafa06
06-07-2006, 11:49 AM
Aslında şöyle bir örnekleme yapalım;
Devlet paraya sıkıştığında Cari Hesaptan para alıyor ve Cari Hesaba borçlanıyor,Sıcak para girişi olduğunda da gelen paranın bir bölümünü Cari Hesaba veriyor.
Devletimiz Böyle bir sistem geliştirmiş
Yok, tam olarak öyle değil.
sizin dediğiniz yöntem mutlak borchlanma olur.
chünkü sıcak para emanettir geldiği gibi ansızın gidebilir.
sıcak paradan faydalanılsada asıl yol farklıdır.
cari achığı sizin verdiğiniz örnekle achıklamak gerekir ise;
asıl istek, sizin maashınız ile harcamalarınızın bir birini dengelemesidir.
harcamalarınız, maashınızdan fazla olması halinde achık veriyorsunuz demektir..
ama sizin güvenceniz maashınızın dıshında bashka gelirlerinizinde olmasıdır.
örneğin, kira geliriniz , köyünüzdeki tarlalardan elde ettiğiniz gelirler vs. ne geleceğini tahmin ediyorsunuz
achığınızı bu gelirlerle kapatıyorsunuz.
ama korktuğunuz bir nokta var. ya birgün kiracı kacharsa, veya tabi afet sonucunda köyden beklediğiniz geliri elde edemezseniz. sıkıntı olursa korkusu.
sağlıklı olan maashınız kadar harcamaktır. diğer gelirleri bashka yerlere yatırarak büyümek olmalıdır.
devlettede buna benzer bir sistem var.
sevgi ile
Seckjin Khan
06-07-2006, 11:59 AM
Yok, tam olarak öyle değil.
sizin dediğiniz yöntem mutlak borchlanma olur.
chünkü sıcak para emanettir geldiği gibi ansızın gidebilir.
sıcak paradan faydalanılsada asıl yol farklıdır.
cari achığı sizin verdiğiniz örnekle achıklamak gerekir ise;
asıl istek, sizin maashınız ile harcamalarınızın bir birini dengelemesidir.
harcamalarınız, maashınızdan fazla olması halinde achık veriyorsunuz demektir..
ama sizin güvenceniz maashınızın dıshında bashka gelirlerinizinde olmasıdır.
örneğin, kira geliriniz , köyünüzdeki tarlalardan elde ettiğiniz gelirler vs. ne geleceğini tahmin ediyorsunuz
achığınızı bu gelirlerle kapatıyorsunuz.
ama korktuğunuz bir nokta var. ya birgün kiracı kacharsa, veya tabi afet sonucunda köyden beklediğiniz geliri elde edemezseniz. sıkıntı olursa korkusu.
sağlıklı olan maashınız kadar harcamaktır. diğer gelirleri bashka yerlere yatırarak büyümek olmalıdır.
devlettede buna benzer bir sistem var.
sevgi ile
Yok gelen sıcak parayı örnek verdim onun dışında vergiler,gelirleri de bunun içine katıyorum.Sadece sıcak para değil yanii ;)
direk mutlak Borçlanma olmasa da az da olsa borçlanma yoluyla devletimiz iş görüyor şuan...
mustafa06
06-07-2006, 01:03 PM
Yok gelen sıcak parayı örnek verdim onun dışında vergiler,gelirleri de bunun içine katıyorum.Sadece sıcak para değil yanii ;)
direk mutlak Borçlanma olmasa da az da olsa borçlanma yoluyla devletimiz iş görüyor şuan...
Türkiyenin döviz gelirleri ihracatın dıshında turizm gelirleri, ishchi dövizleri vs gibi gelirleride vardır.
cari achığın asıl karshılandığı kalemler buralardır.
Hangi yolla olursa olsun, bugün karshılanabilsede güvenli ve doğru bir yol değildir.
Asil olması gereken ve arzulanan ihracatın ithalatı karshılamasıdır.
bu achığa neden olan faktörler, eğer lüks ve kullanım malları ise o zaman tehlike chok büyüktür.
bakan babacanın anlatmak istediği acığın % 90 a yakının yatırım malları olushturmasıdır ki bu mallar üretime bashladığında , üretim ve ihracat artacak ve ekonomiye yeni katma değer sağlayacaktır. Rahat davranmasının nedeni budur.
ben böyle biliyorum ve umarım sizi yanıltmıyorum
Seckjin Khan
06-07-2006, 01:19 PM
İnşallah bu rahatlığı devam eder ve piyasalarımızın ateşi düşer,Dövizler düşer,borsa yükselir...
mustafa06
06-07-2006, 01:55 PM
İnşallah bu rahatlığı devam eder ve piyasalarımızın ateşi düşer,Dövizler düşer,borsa yükselir...
İnshaallah,
dövizin yükselmesi, borsanın düshmesi hich bir sorun yaratmaz. önemli olan yere sağlam basabilmektir. yani istikrardır
Borsanın ebediyyen yükselmesi zaten mümkün değildir. yükseldiği gibi düshmeside doğaldır.
Dövizde ise dalgalı kur sisteminde arz ve talep oranına göre fiyatlar piyasada olushacaktır
Ekonomide shoklara sebep olmayacak chıkıshlara müdahale etmek gereksiz döviz kaybı demektir
en son döviz artıshının yashanmasına ve MB'nın müdahale etmemesine ben chok seviniyorum.
chünkü, FED'in faiz artırımından sonra dünyada olduğu gibi bizdede sıcak para olarak girmish paranın, geri chıkması olayı yashandı.
borsadan yabancıların satıshı ile borsa düshtü. elde ettikleri parayı dolara chevirerek götüreceklerdi talep fazla olduğu icin dolar yükseldi.
dısharıya daha fazla döviz götürecek olan yabancılar, fiyatların yükselmesinden dolayı dövizi daha pahalıya aldıkları ichin daha az döviz götürmek zorunda kaldılar.
Eğer MB (bazılarının istediği gibi ) müdahalede bulunsa idi yabancıların zararlarını finanse etmish olacaktıki bunu yapmayarak dısharıya daha fazla döviz kachısını önledi. yani borsadaki kazanchlarının bir kısmını mecburen burada bırakmak zorunda kaldılar.
piyasaların dengelendiğini görünce FED gibi faizlere müdahalede bulunarak döviz fiyatlarını tekrar indirdi.
nurhak
06-07-2006, 02:15 PM
''bu achığa neden olan faktörler, eğer lüks ve kullanım malları ise o zaman tehlike chok büyüktür.''
Dış ticaret açığının büyük kısmının yatırım malları olduğu bir derece doğru,ama %90 seviyelerinde olmadığının en büyük kanıtı market ve alışveriş merkezlerinin raflarındaki yabancı menşeili mallardır.bilmem kaçbin kalem ürün ithal edildiğini geçenlerde ekonomi haberlerinde duymuştum.Döviz değerlerinin günün şartlarına göre düşük olması piyasalarımızı yabancı mal cennetine çevirdi desek yalan olmaz.Babacanın açıklaması olsa olsa piyasalara biraz moral vermek için olabilir,ama Kürşat Tüzmen'in açıklamasıyla çelişiyor,çünkü Tüzmen birkaç ay önce döviz kurunun düşük olduğunu dolayısıyla dış ticaret açığımızın büyüyebileceği tehlikesini açıklamıştı.saygılarımla.
mustafa06
06-07-2006, 02:19 PM
Dylan kardeshim ,
sana , kendime edindiğim ilkemi achıklayayım.
aman kimse duymasın yoksa gülerler.
gechmishte TVlerde ekonomi yorumu yapanlar ne söyledilerse, ben tam tersini yaptım ve hich zararını görmedim.
shimdilerde, adı bulut yiğitti galiba .onun yorumlarını dikkatle izlerim. chünkü iyi yorumlar ve tahminler yapıyor. bashkasını pek fazla dinlemem.
sevgi ile
mustafa06
06-07-2006, 02:27 PM
''bu achığa neden olan faktörler, eğer lüks ve kullanım malları ise o zaman tehlike chok büyüktür.''
Dış ticaret açığının büyük kısmının yatırım malları olduğu bir derece doğru,ama %90 seviyelerinde olmadığının en büyük kanıtı market ve alışveriş merkezlerinin raflarındaki yabancı menşeili mallardır.bilmem kaçbin kalem ürün ithal edildiğini geçenlerde ekonomi haberlerinde duymuştum.Döviz değerlerinin günün şartlarına göre düşük olması piyasalarımızı yabancı mal cennetine çevirdi desek yalan olmaz.Babacanın açıklaması olsa olsa piyasalara biraz moral vermek için olabilir,ama Kürşat Tüzmen'in açıklamasıyla çelişiyor,çünkü Tüzmen birkaç ay önce döviz kurunun düşük olduğunu dolayısıyla dış ticaret açığımızın büyüyebileceği tehlikesini açıklamıştı.saygılarımla.
saygılar bizden,
Belgeler ve bilgiler elinde olan ve bu ishten sorumlu olan kishi babacandır. tahminlere değil onun sözlerine itibar etmek zorundayız.
2005 yılında (rakamlarda küchük hatalarım olabilir özür dilerim) 23 milyar dolar cari achık olduğunu söyledi. bunun 20 milyar dolarının yatırım malı ithalatından dolayı olduğunu achıkladı.
(üstteki yazıyı yazarken kafadan oranladım yaklashık %90 a yakın demishtim shimdide hesap makinası ile hesapladım. düzeltiyorum % 86 imish.)
Tüzmen 2 yıldır söylüyor döviz düshük diye, ama bir aydırda herkes yüksek diye bağırıyor.
Bunu ortası nedir söyleyen yok. chünkü ortası yoktur. fiyatlar arz - talep le olushuyorsa düshecek ve yükselecektir.
sevgi ile
Seckjin Khan
06-07-2006, 02:31 PM
Dylan kardeshim ,
sana , kendime edindiğim ilkemi achıklayayım.
aman kimse duymasın yoksa gülerler.
gechmishte TVlerde ekonomi yorumu yapanlar ne söyledilerse, ben tam tersini yaptım ve hich zararını görmedim.
shimdilerde, adı bulut yiğitti galiba .onun yorumlarını dikkatle izlerim. chünkü iyi yorumlar ve tahminler yapıyor. bashkasını pek fazla dinlemem.
sevgi ile
Bende genelde Cnbc-e izliyorum onlar da yararlı ve bilgili yorumlar yapıyorlar...
Seckjin Khan
06-08-2006, 04:37 AM
Sezer'e Filistin'de sıcak karşılama
RAMALLAH (A.A)
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1648858.jpg
İsrail'e yaptığı resmi geziyi tamamlayan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Filistin'e geldi.
Herem-i Şerif'i ziyaretinin ardından, karayoluyla Filistin'e hareket eden Sezer, Betunya kontrol noktasında araç değişiminin ardından saat 12.00'de Ramallah'a ulaştı. Cumhurbaşkanı Sezer, Başkanlık Ofisinde (Mukataa) Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas tarafından törenle karşılandı.
Türkiye ve Filistin ulusal marşlarının seslendirilmesinin ardından Sezer, tören kıtasını denetledi. Denetlemeden sonra yerel giysili iki Filistinli kız çocuk, Sezer'e çiçek sundu.
Sezer, Yaser Arafat'ın temsili mozolesine çelenk koyarak saygı duruşunda bulunduktan sonra, Abbas ile birlikte Başkanlık Ofisine geçti. Bu sırada Abbas, Arafat'ın karargah olarak kullandığı Başkanlık Ofisi hakkında Sezer'e bilgi verdi.
Cumhurbaşkanı Sezer ve Abbas, daha sonra heyetlerarası görüşmelere başkanlık ettiler. Heyetlerarası görüşmede Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ali Tuygan ve Türkiye'nin Kudüs Başkonsolosu Büyükelçi Ercan Özer, Filistin tarafında da eski Başbakan Ahmed Kurey ve eski bakanlardan Nebil Şaat ile öteki ilgililer yer aldı.
Kaynak:Hürriyet
Seckjin Khan
06-08-2006, 04:41 AM
Filistin'den Fotograflar...
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C1.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C12.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C111.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C13.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C15.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C5.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C4.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C7.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages%5CG%FCndem%5CCumhurba%FEkan%FD%20Sez er%20Filistin%27de%5C8.jpg
Kaynak:Hürriyet Fotograf Galerisi
Seckjin Khan
06-08-2006, 04:46 AM
SEZER'IN iSRAİL GEZİSİ
http://www.salom.com.tr/Images/Haber/070606sezer.jpg
http://www.sabah.com.tr/2006/06/08/im//EF5A68223548244C81D9B9CFb.jpg
Sezer İbranice selamladı: Şalom todah rabah
* Cumhurbaşkanı Sezer, İsrail Parlamentosu'nda yaptığı konuşmayı bir jest yaparak, İbranice "Selamlar, çok teşekkürler" anlamına gelen "Şalom, todah rabah" sözleriyle bitirdi.
http://www.sabah.com.tr/2006/06/08/im//66BF8D226AE1F5419D995822b.jpg
İMAMLAR, BAYAN SEZER'E EL UZATMADI
* Sezer için İsrail Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yapılan resmi karşılama töreninde İsrail protokolü gereği Ermeni Patriği ile diğer tüm cemaat liderleri de hazır bulundu. Cemaat liderleri arasında bulunan iki imamın, Semra Hanım ve İsrail Cumhurbaşkanı'nın eşi Gila Katsav'ın elini sıkmaması dikkat çekti.
OSMANLI'DAN TARİHİ HEDİYE
* Cumhurbaşkanı Sezer,Katsav'a 1519'da Edirne'ye gelen Avrupa Yahudiler'in kayıtlarının kopyası ile 1892'de Yahudiler'in Edirne'ye gelişinin 400. yıldönümü nedeniyle 2. Abdülhamit'e teşekkür mektubunun kopyasını hediye etti.
http://www.sabah.com.tr/2006/06/08/im//27425587D80D2641A7309D49b.jpg
'Kipa'yı reddetti
Sezer, İsrail'in Kudüs kentinde Yad Vaşem Soykırım Müzesi'ni de gezdi. Müzenin anıt bölümünde Musevi inanışı gereği kipa takma zorunluluğu bulunuyor. Ancak Sezer, kapıdan girerken kendisine uzatılan 'kipa'yı elini havaya kaldırarak "istemiyorum" işareti ile reddetti. Sezer ve eşi, daha sonra Milletler Ormanı'- na gittiler. Zeytin ağacı diken Sezer, Türk-İsrail dostluğunun asırlarca yaşaması dileğinde bulundu.
http://www.sabah.com.tr/2006/06/08/im//A9B6F1111D155D4E8A7DEDF7b.jpg
Kadın askerler korudu
Sezer, ABD başkanlarına uygulanan yöntemle korundu. Konvoyda, aynı renkte ve plakada iki Mercedes ve iki limuzin yer aldı. Kadın askerler de koruma görevi yaptı.
Hamas'ı AK Parti çağırdı
Devlet politikasını yansıtmıyor
SABAH'ın edindiği bilgilere göre Sezer, Meşal'in ziyaretine hiçbir şekilde onay vermediğini Katsav'a şu kritik cümlelerle iletti: "Meşal'i devlet davet etmedi. AK Parti davet etti. Şu anda onlar iktidarda olsa bile, bu davet hiçbir şekilde devletin politikasını yansıtmıyor." Bu sözler üzerine Katsav memnuniyetini bildirdi.
http://img.sabah.com.tr/i/yildizlar2.gif
Sezer: Meşal'i devlet değil AK Parti çağırdı
İsrail, AKP ile Hamas gerilimini Sezer'in ziyareti ile aştı. Perez, "Kişiliğiniz nedeniyle sizi ağırlamaktan sevinç duyuyoruz. İsrail-Türkiye ilişkilerinin güvencesisiniz" dedi. Sezer perde arkasında İsrail Cumhurbaşkanı Katsav'a şu mesajı verdi: Hamas'ı devlet değil, AK Parti çağırdı. Şu anda iktidarda olsa bile bu devletin politikasını yansıtmıyor.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamas'ın Ankara ziyareti nedeniyle İsrail- Türkiye arasında oluşan buzları eritti. Ziyaret sırasında hükümete yönelik eleştiriler üzerine sessiz kalmayı yeğleyen Sezer, İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav'ın bu konudaki sitemini iletmesi üzerine, ziyarete onay vermediğini şu kritik mesajla dile getirdi: "Hamas'ı devlet değil, AK Parti çağırdı. Şu anda onlar iktidarda olsa bile bu davet devletin politikasını yansıtmıyor. Ancak Hamas'a uluslararası camianın mesajları iletildi, ne yazık ki değişmediler." Katsav ise bu sözler üzerine Sezer'in Hamas'a karşı tavrından dolayı memnun olduklarını belirterek, konuyu daha fazla uzatmadı. Sezer, İsrail'den yoğun ilgi ve övgüyle karşılandı, İsrail ulusal parlamentosunda (KNESSET) konuşma sırasında alkış yağmuruna tutuldu. İsrail'in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi, "Burada yapılan konuşmalar protokol gereği alkışlanmaz. Sezer için bu protokol bozuldu" dedi. Sezer, Türkiye'nin hem İsrail hem Filistinlilerin dostluğunu kazanma ayrıcalığı taşıdığını belirterek, "Türkiye, bu ayrıcalığı bir sorumluluk olarak görmektedir. İsrail-Filistin anlaşmazlığının yol haritası temelinde ve iki devlet hedefi doğrultusunda görüşmeler yoluyla çözüme kavuşturulmasını diliyoruz. Başbakan Sayın Olmert'in en kısa zamanda Filistin Yönetimi Başkanı Abbas ile görüşmelere başlamasını bekliyoruz" dedi.
GÜÇLÜ TÜRKİYE ÇIKARIMIZA'
Parlamentodaki konuşmalarda Başbakan Yardımcısı Şimon Perez, "Bu bölgeden Atatürk kadar uzağı gören başka bir lider çıkmadı. Atatürk dinsel kuruluşların bir ülkeyi ellerine almaması gerektiğini gösterdi" dedi. Sezer'in çağdaş Türkiye'nin en değerli simgelerini yansıttığını belirten Perez, "Siz Türkiye'nin bölgedeki en iyi simgesi ve yüzyıllardır aramızda varolan ilişkilerin güvencesisiniz" dedi. Erdoğan hükümetinin de barışa katkı yapmak istediğini bildiklerini söyleyenPerez, Türkiye'nin tarafları görüştürebileceğini söyledi. İsrail Anamuhalefet Partisi lideri Benyamin Netanyahu ise "Atatürk önderliğinde kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti bir modeldir" dedi. Netanyahu daha sonra şu kritik İran-Türkiye karşılaştırmasını yaptı: "Çoğunluğu Müslüman olan iki ülke var. Biri Türkiye. Bir model daha var; aşırıcılık, kitle imha silahı istemekte ve tüm dünyayı kışkırtarak ötekiye nefret duygusu aşılamakta. Batının çıkarları işte bu noktada Türkiye'yi güçlendirmek olmalı. Türkiye'nin önemi aşırıcılığın karşısında aklıselim modeli olmasıdır."
ATATÜRK'ÜN İZİNDEYİZ
İsrail Parlamentosu'nun Kadın Başkanı Daila İtzik de "İsrail halkı Türkiye'nin koyu hayranıdır. Bizim için efsane olan Atatürk'ün izindeyiz" dedi. Sezer, Katsav'ın yanı sıra İsrail Başbakanı Olmert, Dışişleri Bakanı Livni ve muhalefet lideri Netenyahu ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Sezer'in ziyaretinde Hamaslılarla görüşmemesinden duyduğu memnuniyet de iletildi. Başbakan Olmert, Sezer'e, İran'ın nükleer çalışmalarından kaygı duyduklarını söyledi. İran'ın kendisini şeffaf denetime tabi tutması gerektiğini ifade eden Sezer de, İsrailli yetkililere, "İran, nükleer programını barışçıl amaçlı sürdürmeyip farklı istikamete giderse bu bölge için ilave risk olur. Bölgemiz zaten Filistin ve Irak'tan sonra bir de bunu kaldıramaz" mesajını verdiği öğrenildi. Sezer, Hamas nedeniyle Filistin halkının cezalandırılmış gibi hissettirilmemesi gerektiği de söyledi.
HAMAS'A AĞIR ELEŞTİRİ
Sezer ve eşi onuruna dün akşam da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yemek verilerek, iki ülkenin dostluğuna kadeh kaldırıldı. Katsav, yemekte Hamas ve İran'la ilgili eleştirilerini sürdürdü. Hamas için "Terörle seçilen hükümetler başarılı olamaz" diyen Katsav, İran'a da nükleer savaşa yol açabileceği uyarısında bulundu.
Kaynak:Sabah
Seckjin Khan
06-09-2006, 11:05 AM
http://www.acartexas.com/YasUcBucuk.wmv lütfen izleyin... ;)
mustafa06
06-09-2006, 11:11 AM
http://www.acartexas.com/YasUcBucuk.wmv lütfen izleyin... ;)
Ellerine sağlık,
Ben bu chocuğu, canlı izlemish ve chok duygulanmıshtım..
Dünde bashka bir forumda paylashıldı. bende uz foruma tashımak istiyordum. ama sen, benden önce davranmıshsın Kalbimiz birmish. sağolasın
gurkan
06-09-2006, 11:15 AM
http://www.acartexas.com/YasUcBucuk.wmv lütfen izleyin... ;)
Dylan Kardeşim teşekkür ederiz...
Boşuna dememişler akıl yaşta değil baştadır diye
Harika... :)
Seckjin Khan
06-09-2006, 12:35 PM
Ellerine sağlık,
Ben bu chocuğu, canlı izlemish ve chok duygulanmıshtım..
Dünde bashka bir forumda paylashıldı. bende uz foruma tashımak istiyordum. ama sen, benden önce davranmıshsın Kalbimiz birmish. sağolasın
İnanmayacaksınız şuan arkadaşımın evindeyim mail gelmiş ona baktık ve gururlandık kalk bakayım pc nin başından arkadaşlarımla paylaşacağım dedim :D ;)
Dylan Kardeşim teşekkür ederiz...
Boşuna dememişler akıl yaşta değil baştadır diye
Harika... :)
Kesinlikle... mükemmel
Seckjin Khan
06-09-2006, 12:39 PM
Türk-Yunan 'kırmızı' hattına resmi imza
Ege’de geçtiğimiz 23 Mayıs’ta Türk ve Yunan askeri uçakları arasında yaşanan ve Yunan pilotunun ölümü ile sonuçlanan "olay"ın tekrarlanmaması için "anlamlı" bir adım atılıyor. Yunan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni’nin, yarın İstanbul’da Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile iki ülke orduları arasında özel bir telefon hattının kurulmasını öngören anlaşmaya imza atması bekleniyor.
Abdullah Gül yarın sabah İstanbul’da Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde Yunan meslektaşı Dora Bakoyanni ile "merakla" beklenen bir görüşme yapacak. Görüşme öncesi iki Bakan, Conrad otelindeki Türk-Yunan medya buluşmasında birer konuşma yapacak.
Ege’de Mayıs ayında Türk ve Yunan jetleri ile bir Türk gemisi ile bir Yunan tankeri arasında yaşanan iki olaydan sonra, ilk defa bir araya gelecek olan Gül ile Bakoyanni arasındaki bu görüşme merakla bekleniyor. Görüşmenin ayrıca Pazartesi günü Brüksel’de Ortaklık Konseyi ve Hükümetlerarası Katılım Konferansı yapılması öncesi gerçekleşecek olması nedeniyle daha çok önem kazandığı belirtiliyor.
İkili ilişkilerin tüm yönleri ile ele alınacağı görüşmede, Ege’de yaşanan ancak iki ülke Dışişleri Bakanlıklarınca büyütülmemesine çalışılan olayların, önemli gündem oluşturması bekleniyor. Ancak iki bakan, iki halk arasındaki "yakınlaşma"yı tehdit eden söz konusu olayların tekrarlanmaması için adım atmaya da hazırlanıyor.
GÜVEN ARTIRICI ÖNLEM
Gül ve Bakoyanni’nin İstanbul’daki görüşme sırasında Eşkişehir ve Yunanistan’daki Larissa’da "operasyonel" merkezler arasında özel bir telefon hattının kurulmasını öngören anlaşmaya imza atmaları öngörülüyor. İki ülke arasındaki güven artırıcı bir önlem olarak değerlendirilen "kırmızı" hattın 23 Mayıs’ta uluslararası hava sahasında yaşanan çarpışma gibi olayların önlenmesini amaçladığı ifade ediliyor.
YUNANLILARIN GÖRÜŞLERİ
Bu arada, İstanbul buluşmasının öncesi Yunanistan’da eski Cumhurbaşkanı Kostas Stephanopulos’un Türkiye ile anlaşmazlıkları Lahey Adalet Divanı’na götürülmesi çağrısı ile başlayan tartışmalar sürerken Yunan halkının "ilginç" görüşlerini ortaya koyan bir kamuoyu yoklaması sonuçları da yayınlandı.
Yunan televizyonunca yayınlanan VPRC kamuoyu yoklamasına göre, Yunan halkının yüzde 68’i Ege sorununun Türkiye ile ilişkilerdeki en önemli sorunu olarak görüyor.
Ancak, Yunanlıların yüzde 58’i, ikili anlaşmazlıkların çözümü konusunda Lahey Adalet Divanı’na güvenmiyor. Buna karşın, halkın yüzde 72’si gibi büyük bir çoğunluk, Türkiye ile savaşın olası olduğunu düşünmüyor.
AB SÜRECİ, KIBRIS
Türkiye’nin AB süreci ve Kıbrıs’ın da ele alınacağı İstanbul’daki görüşmeler sırasında Bakoyanni’nin Türk liman ve havaalanlarının Rumlara açılması anlamına gelen, Ek Protokolün tam olarak uygulanması talebini yineleyeceği ifade ediliyor. Türk tarafının ise, Ankara’nın Ocak ayında açıkladığı Kıbrıs Eylem Planı’ndaki unsurlarını anımsatarak KKTC’ye uygulanan ambargonun kaldırılması gereğine işaret edeceği kaydediliyor.
BOĞAZ’DA GEZİ
Gül ve Bakoyanni, görüşmenin ardından ortak bir basın toplantısını düzenleyecek. İki Bakan, birlikte yiyeceği öğle yemeği sonrası bir Boğaz gezisi gerçekleştirecek. Bunun ardından Bakoyanni ağırlandığı Çırağan oteline dönerken Gül, Kayseri’ye hareket edecek.
İstanbul’da kaldığı sürece Rum Patrikhanesini de ziyaret edecek olan Dora Bakoyanni ve beraberindeki heyetin, Pazar günü öğle saatlerinde İstanbul’dan ayrılması öngörülüyor.
Kaynak:Milliyet
mustafa06
06-09-2006, 02:01 PM
Ekonomide yashananlar,
Son günlerde ekonomide son yılların en olağanüstü günleri yashanıyor
Yaklashık bir ay önce ABD merkez bankası FED’in faizleri %5 e chıkarması ile bashlayan bizim gibi ülkelerden, sermayenin (sıcak para) chıkısh hareketleri devam etmektedir.
[Bir zamanlar ülkemize geldiğinde (merkez bankasının alımlarına rağmen)döviz kurlarının düshmesine sebep olan bu sıcak para shimdide yoğun bir shekilde chıkmak istediği ichin döviz kurlarında ani yükselmelere sebep olmaktadır
Dalgalı kur sisteminde döviz fiyatlerı arz –talep dengesine göre olushmasından dolayı bu normal bir gelishmedir. MB son chıkıshlarda dövize hich müdahale etmemish olması doğru bir karardır. Chünkü borsadan chıkarak YTL’sini dövize chevirmek isteyenler yüksek fiyattan döviz aldıkları ichin, dısharıya daha az döviz götürmek zorunda kalmıshlardır
Aksi halde MB’nın müdahalesi olsaydı, yapılan ishlem sadece spekülatörlerin zararlarını finanse etmekten bashka bir ishe yaramayacaktı.(2001 yılında bir gecede 5 milyar dolar satılmasını unutmamak gerekir)
MB ‘nın gecelik faizleri 1,75 puan artırmısh olması dövize olan talebi azda olsa kırmısh, ancak dısh ülkelerdeki MB larınında kararları sonucu etkisi beklenenden az olmushtur.
Amerikanın faizleri tekrar yükseltme sinyali vermesi Avrupa MB’nin 0,25 puan yükselttiğini achıklaması ile tüm dünya borsaları ile birlikte İMKB dede ani düshüshler yashanmıshtır.
Ancak borsayı 20000 lerden 40000 lere tashıyan yabancı yatırımcılardır. Chıkmaları halindede düshmesi doğaldır. Önemli olan, Türklerin bu ishte uyanık davranıp zarar etmemeleridir.
Dolar kurununı 1,34lerden 1, 55 lere gelmish olması ihracatchınında aslında istediği bir gelishmedir. İhracatın artarak , İthalatın bir miktar yavashlayacağı düshünülürse cari achıkta bir gerileme beklenebilir
Faizlerde meydana gelen yükselme ise özellikle yakın zamanda ichtalepte ( özellikle Konut, arach ) kredi faizlerinin artmasına artan maliyetler dolayısı ilede ichtalebin bir miktar düshmesine sebep olacaktır. İthal sanayi girdi fiyatlarının artması sebebile piyasada bir fiyat artıshı yani enflasyonda da yükselme olacağı gözükmektedir.
Zaten ekonomi yetkilileri alınan tedbi