Demir Kağan
07-27-2006, 06:02 AM
Bizim Türkçülüğümüz
Tarihimiz gösteriyor ki, biz Türkler hiçbir zaman kendimizi korumaktan, milletimizi sevmekten ve milletimize hizmet etmekten geri kalmamakla birlikte, diğer milletlerin de varlığına her zaman saygı duyup, onların da bizlerle birlikte yaşamalarına izin verip, kendi kültürlerini yaşamalarını hoşgörü ile karşılamış, onları asla ezmemiş ve içimizde eritmemişizdir.
İnsanlığın geçirdiği son iki yüzyıl da gösteriyor ki, dünya ezilenler ve ezenler olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Herkesin bildiği üzere, ezenler batı milletleri; ezilenlerse doğu milletleridir. Türk milleti ise tarihinin hiçbir döneminde olmadığı gibi asla ezenler tarafında olmamıştır, tarih boyunca onca kahramanlıklarına, dünyaya ve insanlığa ettiği onca hizmete rağmen yine de ezilenlerden olmuştur. Kısacası asla başka milletleri ezmemiştir.
Son yüzyıla baktığımızda ise görüyoruz ki, ezenler ezdiklerinin üzerlerindeki hakimiyetlerini daha da zorbalaştırmalarının sonucunda Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını sağlamakla kalmayıp; işgalleriyle, insanlık dışı muameleleriyle, zorbalıklarıyla insanlığa çektirmediklerini bırakmamışlardır ve böyle işler peşinde koşarken bir de kendilerini uygar, demokratik ve medeni olarak tanıtmışlardır. İnsanlık, tarihinin her vaktinde işgalcilerden çekmiştir. Eğer ezilen milletler ayağa kalkmaz da halen uyumaya devam ederlerse bundan sonra da ezenlerin hakimiyeti devam edecektir; bu tabii ki böyle sürmemelidir! Büyük düşünce adamı Sultangaliyev’in söylediği gibi “Ezilen milletler birleşmelidir.”
Tarihimizden yani Türk milletinin yaşadıklarından yola çıkarak şunu söylemek pek âlâ mümkündür; Türk milleti tarihinin her döneminde diğer milletlere saygı duymuş, onlara hoşgörü ile yaklaşmış, onları ezmemiş hatta ve hatta devlet kademelerinde görev vermiştir, işte bu nedenledir ki günümüzde, Türk’ün eskiden hakimiyet kurup da şimdi olmadığı her yer, “Neredesiniz?” diye bizden yardım beklemektedir.
İşte biz Türkçüler de atalarımıza ihanet etmeyip, Türkçülüğümüzü onların sistemlerine göre ve değişen dünyada olması gerektiği gibi düzenlemeliyiz. Eğer büyük olmak istiyorsak küçük devletleri yani diğer milletleri kucaklamayı bilmeli ve ezenlerin karşısına böyle çıkmalıyız. Büyük olmak için büyüklerle oturup kalkmak değil, ezilen milletlerle birlik olarak yeni bir sistem kurmak gerekmektedir.
Bizim Türkçülüğümüz, yüce önder Atatürk’ün söylediği gibi, bilinçsiz bir milliyetçilik değil, Türk milletinin çıkarlarına göre hareket ederken, Türk milletine hizmet ederken, diğer milletlerin varlığına saygı duyan; onlara hoşgörülü olan bununla birlikte insanlığa da hizmet eden bir milliyetçiliktir. Diğer milletleri ezmeye kalkan, onları hor görüp, küçümseyen ve bunun adına Türkçülük diyenler bilmelidirler ki korumaya kalktıkları ve “hararetli savunucuları” oldukları tarihlerine ihanetin en büyüğünü yapmaktadırlar. Ancak Türkçülerin bu hoşgörüsünü zaaf olarak görenler ve bundan yararlanmaya çalışanlar bilmelidirler ki Türk milletinin kanla aldığı her yer Türk milletine aittir. Bunu “emperyalizm” olarak niteleyenler de bilmelidirler ki Türk’ün bu emperyalizmi (!) bittikten sonra dünyadan çekildiği her yerde insanlar kan ağlamakta. Bunun en basit örneği olarak kanın ve gözyaşının dinmediği Ortadoğu gösterilebilir.
İsrail, Amerika ve İngiltere’nin Filistin’de, Afganistan’da, Irak’ta ve şu sıralar Lübnan’da yaptıkları sebebiyle insanlığımızdan utanırken, biz Türkçüler asla ve asla diğer milletleri küçümsememeli, onlarla ‘bize ihanet etmedikleri müddetçe’ işbirliği içinde olmalı ve onları himayemiz altına almalıyız. Onların güvenlerini ve sevgilerini kazanmalıyız. Bu, bizim hayalini kurduğumuz Büyük Türk Devleti’nin temellerini atmamızda önemli bir adım olacaktır.
Bizim Türkçülüğümüz bir başka deyişle milliyetçiliğimiz ırkçı temeller üzerine değil, insanlık temelleri ve Türk tarih temellerinin üzerine kurulu olmalı ve bu kimseyi rahatsız etmemelidir. Kendisini Türkçü addeden ve bu sözlere öfke kusacak olanlara da söyleyeceğim hiçbir söz olmadığı gibi acımaktan başka yapacağım bir şey de yoktur. Çünkü hem kendilerine hem de Türk milletine verdikleri zararın farkında değiller.
Bütün bu yazdıklarımızdan çıkartacaklarımız sırasıyla şunlardır; bizim Türkçülüğümüz atalarına ihanet etmeyen, dış dünyaya kapanmayan, dünyada olan bitene gözlerinizi kapatmayan, işkencelere, insanlık dışı muamelelere ve işgallere sessiz kalmayan, değişen daha doğrusu globalleşen dünyada Türk’ün çıkarını nasıl koruyacağını iyi düşünüp buna göre kendi çizgisini belirleyen bir Türkçülüktür. Biz, sonuna dek savunduğumuz bu insanlık temelleri üzerine kurulu Türkçülüğümüz ile gururlu ve mutluyuz.
Muhammet S. AYDIN - 25 Temmuz 2006
Atatürkçü Gençlik (http://www.ataturkcugenclik.com)
Tarihimiz gösteriyor ki, biz Türkler hiçbir zaman kendimizi korumaktan, milletimizi sevmekten ve milletimize hizmet etmekten geri kalmamakla birlikte, diğer milletlerin de varlığına her zaman saygı duyup, onların da bizlerle birlikte yaşamalarına izin verip, kendi kültürlerini yaşamalarını hoşgörü ile karşılamış, onları asla ezmemiş ve içimizde eritmemişizdir.
İnsanlığın geçirdiği son iki yüzyıl da gösteriyor ki, dünya ezilenler ve ezenler olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Herkesin bildiği üzere, ezenler batı milletleri; ezilenlerse doğu milletleridir. Türk milleti ise tarihinin hiçbir döneminde olmadığı gibi asla ezenler tarafında olmamıştır, tarih boyunca onca kahramanlıklarına, dünyaya ve insanlığa ettiği onca hizmete rağmen yine de ezilenlerden olmuştur. Kısacası asla başka milletleri ezmemiştir.
Son yüzyıla baktığımızda ise görüyoruz ki, ezenler ezdiklerinin üzerlerindeki hakimiyetlerini daha da zorbalaştırmalarının sonucunda Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını sağlamakla kalmayıp; işgalleriyle, insanlık dışı muameleleriyle, zorbalıklarıyla insanlığa çektirmediklerini bırakmamışlardır ve böyle işler peşinde koşarken bir de kendilerini uygar, demokratik ve medeni olarak tanıtmışlardır. İnsanlık, tarihinin her vaktinde işgalcilerden çekmiştir. Eğer ezilen milletler ayağa kalkmaz da halen uyumaya devam ederlerse bundan sonra da ezenlerin hakimiyeti devam edecektir; bu tabii ki böyle sürmemelidir! Büyük düşünce adamı Sultangaliyev’in söylediği gibi “Ezilen milletler birleşmelidir.”
Tarihimizden yani Türk milletinin yaşadıklarından yola çıkarak şunu söylemek pek âlâ mümkündür; Türk milleti tarihinin her döneminde diğer milletlere saygı duymuş, onlara hoşgörü ile yaklaşmış, onları ezmemiş hatta ve hatta devlet kademelerinde görev vermiştir, işte bu nedenledir ki günümüzde, Türk’ün eskiden hakimiyet kurup da şimdi olmadığı her yer, “Neredesiniz?” diye bizden yardım beklemektedir.
İşte biz Türkçüler de atalarımıza ihanet etmeyip, Türkçülüğümüzü onların sistemlerine göre ve değişen dünyada olması gerektiği gibi düzenlemeliyiz. Eğer büyük olmak istiyorsak küçük devletleri yani diğer milletleri kucaklamayı bilmeli ve ezenlerin karşısına böyle çıkmalıyız. Büyük olmak için büyüklerle oturup kalkmak değil, ezilen milletlerle birlik olarak yeni bir sistem kurmak gerekmektedir.
Bizim Türkçülüğümüz, yüce önder Atatürk’ün söylediği gibi, bilinçsiz bir milliyetçilik değil, Türk milletinin çıkarlarına göre hareket ederken, Türk milletine hizmet ederken, diğer milletlerin varlığına saygı duyan; onlara hoşgörülü olan bununla birlikte insanlığa da hizmet eden bir milliyetçiliktir. Diğer milletleri ezmeye kalkan, onları hor görüp, küçümseyen ve bunun adına Türkçülük diyenler bilmelidirler ki korumaya kalktıkları ve “hararetli savunucuları” oldukları tarihlerine ihanetin en büyüğünü yapmaktadırlar. Ancak Türkçülerin bu hoşgörüsünü zaaf olarak görenler ve bundan yararlanmaya çalışanlar bilmelidirler ki Türk milletinin kanla aldığı her yer Türk milletine aittir. Bunu “emperyalizm” olarak niteleyenler de bilmelidirler ki Türk’ün bu emperyalizmi (!) bittikten sonra dünyadan çekildiği her yerde insanlar kan ağlamakta. Bunun en basit örneği olarak kanın ve gözyaşının dinmediği Ortadoğu gösterilebilir.
İsrail, Amerika ve İngiltere’nin Filistin’de, Afganistan’da, Irak’ta ve şu sıralar Lübnan’da yaptıkları sebebiyle insanlığımızdan utanırken, biz Türkçüler asla ve asla diğer milletleri küçümsememeli, onlarla ‘bize ihanet etmedikleri müddetçe’ işbirliği içinde olmalı ve onları himayemiz altına almalıyız. Onların güvenlerini ve sevgilerini kazanmalıyız. Bu, bizim hayalini kurduğumuz Büyük Türk Devleti’nin temellerini atmamızda önemli bir adım olacaktır.
Bizim Türkçülüğümüz bir başka deyişle milliyetçiliğimiz ırkçı temeller üzerine değil, insanlık temelleri ve Türk tarih temellerinin üzerine kurulu olmalı ve bu kimseyi rahatsız etmemelidir. Kendisini Türkçü addeden ve bu sözlere öfke kusacak olanlara da söyleyeceğim hiçbir söz olmadığı gibi acımaktan başka yapacağım bir şey de yoktur. Çünkü hem kendilerine hem de Türk milletine verdikleri zararın farkında değiller.
Bütün bu yazdıklarımızdan çıkartacaklarımız sırasıyla şunlardır; bizim Türkçülüğümüz atalarına ihanet etmeyen, dış dünyaya kapanmayan, dünyada olan bitene gözlerinizi kapatmayan, işkencelere, insanlık dışı muamelelere ve işgallere sessiz kalmayan, değişen daha doğrusu globalleşen dünyada Türk’ün çıkarını nasıl koruyacağını iyi düşünüp buna göre kendi çizgisini belirleyen bir Türkçülüktür. Biz, sonuna dek savunduğumuz bu insanlık temelleri üzerine kurulu Türkçülüğümüz ile gururlu ve mutluyuz.
Muhammet S. AYDIN - 25 Temmuz 2006
Atatürkçü Gençlik (http://www.ataturkcugenclik.com)