PDA

View Full Version : Anadilde Ibadet, anadilde Kuran


kurshad
09-29-2006, 06:30 AM
"Inmemistir bu Kuran bunu hakkiyla bilin,
Ne mezarlarda okunmak ne de fal bakmak icin"
Mehmet Akif Ersoy


Bu threadi acmadan uzun uzun dusundum. Turkce ezan, Tanri mi Allah mi isimli threadlerin yanlis anlasilmaya mahal verdigini de gordum. Islam dinine yapilan saldirilar o kadar cogaldi ki , en masum tartisma istegi bile kisiyi yanlis tanitabiliyor. Yine de cesaretimi toplayarak tum iyiniyetimle siz arkadaslarimi tartismaya davet ediyorum.

Asagidaki anektodla baslamak istiyorum;


"Arap Bedevi kadınları ellerinde defler, yanık sesle türküler söylüyorlardı. Türkülerin konusu da deve etinin lezzetiydi. Bu etin kebabının, haşlamasının, kızartmasının ne kadar lezzetli olduğu yanık yanık, makam içinde anlatılıyordu. Töreni tertipleyen Osmanlı Teşkilatı Mahsusa Reisi Eşref Sencer Kuşçubaşı Bey bir de gördü ki, hazır ol vaziyetinde olan Anadolu'nun aslan yapılı Osmancık Taburu'nun erlerinden bazılarının Arapça deve eti kasidesini dinlerken göz yaşları şıpır şıpır damlıyordu. İyi Arapça bilen Eşref Bey şaşırdı, bir ere:

"Oğlum ne ağlıyorsun?" diye sordu. Hazır ol vaziyetindekiMehmetçik durumu değiştirmeden cevap verdi:

"Kumandanım bakınız ne güzel Kuran okuyor..."

Bu saf, pırıl pırıl yürekli Anadolu çocuğunun duyguları önünde gözleri dolan Eşref Bey dayanamıyor:

"Oğlum o bedevi kadınları kendilerine dağıtılacak olan deve etinin lezzetini anlatan kasideyi makamla okuyorlar, sil göz yaşlarını..."(Cemal Kutay, Türkçe İbadet, sayfa 61)


Arapcaya asina olanlarimiz bilecekler ki arapcada turkcemizde olmayan ve telaffuzu bir turk icin hakikaten cok zor olan sesler vardir. gayn, aeyn, thsa vs gibi.. Arapca bilmeyen bir muslumanin dualari ve ayetleri dogru bir sekilde okumasinin ozel bir terbiye almadan imkansiz oldugunu hepimiz idrak ederiz. Bu egitime vakif olanlarin bile anlamini bilmeden okuduklarinin onu ne kadar Allah'a yaklastirdigini da bilemeyiz. Nisa suresindeki miras hakkindaki ayetleri okurken belkide hislenip gozyasi doken musluman " Suphesiz O'nu Biz size okuyup anlayasiniz diye gonderdik" ayetlerini ise anlamadan okuyacaktir.

Arapcanin cennet dili, Allah'in dili oldugunu soyleyerek arapcadan diger dillere Kuranla ilgili tercumeler yuzyillar boyunca yapilmamis, muslumanla Kuran arasinda bir nakledici bir zumre olusturulmustur. Her ne kadar Islam'da ruhban sinifi yok da desek fiili durum bunun tersini gostermis, avama sadece ilmihaller birakilmistir. Kuranin gercek mesajina vakif olmak icin musluman, tarikat seyhlerinin pesine takilmaktan baska yol yuzyillarca bulamamistir.

Artik meallerimiz, turkce tefsirlerimiz var. Kurandaki mesaja dogrudan ulasabilme sansina sahibiz. Oyleyse ibadet ederken ya da Kuran okurken ne yapmaliyiz?

Dualarimiz arapca mi Turkce mi olmali?Namaz esnasinda ellerimizi gobegimizde bagladigimiz esnada; Fatiha suresini okudukdan sonra duamizi Turkce yaparak Yuce Allah'a seslenemez miyiz? seslenmemeli miyiz?

Ya da Kuran okurken turkcesini mi okumaliyiz yoksa Kuran kursunda ogrendigimiz alfabeyle arapca mi okumaliyiz?

onemli not:Ben camiide yapilan imamin kildirdigi namazlarin ve dini torenlerin muslumanlar arasindaki musterikligi bozmamasi icin arapca yapilmasi gerektigini dusunuyorum. Bahsettigim namazlar tek basimiza kildiklarimizdir...


Enbiye suresi, 10

Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

Aybike
09-29-2006, 09:00 AM
Ne güzel yazmışsın kürşad..
Ezanın ve camilerde namazın arabça olmasını isterim..
Ama evde ki ibadetimin ana dilimde olmasını ve kuranın anlayarak okunmasını isterim...Yıllarca kuarnın yatak odalarında asılı olması yetti artık..Çıkarın okuyun ve anlayın..
Cennet dilinin arabça olmasınada inanmıyorum...O zaman neden tüm peygamberler israil oğullarından..Ve son peygamber arab...,O zaman ibranice cennet dili diye iddia ederler..Ki haklarıda olur..

Seckjin Khan
09-29-2006, 09:33 AM
siz bu konudan bıkmadınız mı :P

Oruçlu ağzımla şimdi bişiler yazdıracaksınız o olacak hehehe ;)

oğuz
09-29-2006, 09:45 AM
Konu hassas ama gerçektende tartışılması gereken konu...

Seckjin Khan
09-29-2006, 10:05 AM
evet konu hassas ve karşı tarafa fikirleri kabul ettirilmeye çalışılıyor ve o zaman ipin ucu kaçıyor.

fikirlerimizi paylaşalım herzaman ama bi noktadan sonra gerçekten tatsızlık olur diye çekiniyorum bazen ağır yazıyoruz...

HYML
09-29-2006, 11:08 AM
onemli not:Ben camiide yapilan imamin kildirdigi namazlarin ve dini torenlerin muslumanlar arasindaki musterikligi bozmamasi icin arapca yapilmasi gerektigini dusunuyorum. Bahsettigim namazlar tek basimiza kildiklarimizdir...


Camide imam efendinin arkasında kıldığımız farz namazların dışında, bizim münferit olarak kıldığımız sünnet namazları hakkında "özel bir dil" isteğiniz var mı?
Mesela öğle namazının son sünneti gibi...

Kardeşim bırakın lisan olayını falan! Saçmalayıp durmayın. Konuyu basite indirip hafife almayın. Kılacaksanız orijinal lisanıyla kılın. Kılmayacaksanız da kıllık yapmayın. İlla da Türkçe kılmak istiyorsanız kılın yahu, isterseniz cemaat yapın. Bu işin kadın-erkek karışık kılınması konusuna ne zaman geleceksiniz onu merak ediyorum aslında...

Sahi sizin kıbleniz neresi??????

weci
09-29-2006, 11:40 AM
ufukda gozukmusdu bu konu zaten :D

Tabriz_Han
09-29-2006, 12:04 PM
Tabiki ne inandigini anlamak gerek, anlamiyorsan neyi inaniyorsun? agizimizdan sadece ezberledigimiz kelemeler soyluyorsak anlami yok.

Kur'an i okumak lazim, kendi dilinde ve anlayacak bir sekilde okumak lazim, Hoca cemaat'in anlayacak bir dilde konusmalar yapmali, asinda Turkiyede sorun yok, Hocalar Cumalari Turk dilinde konusmalar yapar, Turkce dualar kilarlar, tercume ederler v.s

Burada sorun var, Cuma namaza gidiyorum, Pakistanli Hocalar Arapca okuyor, birsey anlamiyorum, oradakilerinde cogu birsey anlamiyor, yani sorun cikiyor, yeni Cami buldum Hoca Inglizce konusmalar yapiyor imdi anliyorum, Kuzeydede Turklerin tarafindan yapilmis Cami var orada Turkce konusurlar.

HYML
09-29-2006, 12:32 PM
Burada sorun var, Cuma namaza gidiyorum, Pakistanli Hocalar Arapca okuyor, birsey anlamiyorum, oradakilerinde cogu birsey anlamiyor, yani sorun cikiyor, yeni Cami buldum Hoca Inglizce konusmalar yapiyor imdi anliyorum, Kuzeydede Turklerin tarafindan yapilmis Cami var orada Turkce konusurlar.

Yani hoca efendi namazda Kur'an dilinde arapça okusun. Herkesin kulağında bir kulaklık, simultane çevirmenler işbaşında hizmet versin
.

"Niyet ettim Allah'ım senin rızan için, simultane çevirmenler yardımıyle, Cuma Namazı'nın farzını kılmaya....Uydum hazır olan imamla, çevirmenime..."


Böyle bir tiyatro nerede görülmüş yahu???


Siz hacca gittiğinizde yanınıza arapçayı ve sizin dilinizi bilen bir çevirmen almayı sakın unutmayın ha !


Artık beyninizin kıvrımlarından duman çıkmaya başladı. Siz farkında olmasanız bile, biz düştüğünüz bu komik durumu gayet net görüyoruz.

Ama Allah insana cüz'i irade vermiş. Bu irade hakkınızı sonuna kadar lehinize yada aleyhinize kullanabilirsiniz. Seçim sizin...

kurshad
09-29-2006, 01:21 PM
Camide imam efendinin arkasında kıldığımız farz namazların dışında, bizim münferit olarak kıldığımız sünnet namazları hakkında "özel bir dil" isteğiniz var mı?
Mesela öğle namazının son sünneti gibi...

Kardeşim bırakın lisan olayını falan! Saçmalayıp durmayın. Konuyu basite indirip hafife almayın. Kılacaksanız orijinal lisanıyla kılın. Kılmayacaksanız da kıllık yapmayın. İlla da Türkçe kılmak istiyorsanız kılın yahu, isterseniz cemaat yapın. Bu işin kadın-erkek karışık kılınması konusuna ne zaman geleceksiniz onu merak ediyorum aslında...

Sahi sizin kıbleniz neresi??????

Terbiyesizlige gerek yok!! Ne demek sizin kibleniz neresi?! Kimin musluman olduguna sen mi karar vereceksin?

Bu forum tartisma alani degil mi? Senin goruslerinin karsisinda birsey soylersek boyle mi cevap vereceksin?.
Daha konuya baslarken iyiniyetli oldugumu belirttim, aman yanlis anlasilmayim dedim. Daha ne yapayim?

Bu forumda uzun zamandir yaziyorum, gerek dini konularda gerek siyasi konularda goruslerimi neredeyse herkes bilir.
Benim kiblemi soracak kadar nasil densizlestin be TERBIYESIZ herif!
Bunu mu reva gordun bana?

Ne bicim is yahu? Turkce ibadet edilebilir mi hakkinda en masum sekilde tartisamayacagiz, dinimizi sorgulayacaklar. Ne bicim bir tahakkum, ne bicim bir anlayis.

Ahmed Arvasi hoca guzel demis;" Ham softa , kaba yobaz"..

kurshad
09-29-2006, 01:35 PM
Peygamber efendimizin buyurdugu gibi;
"Iki kisiden biri digerini kafir olarak sucluyorsa; ikisinden biri kafirdir"

Bu threadi acarken seviyeli bir sekilde tartisacagimizi ummustum. Zira bu tartisma ne Islam'da bir ictihad kapisi acmakti ne de ozune aykiriydi.
Temel varsayimim forum insanlarinin entellektuel duzeyinin birbirine yakin oldugu idi.

Fakat goruyorum ki, bu kadar basit ve naif bir tartismada dahi " senin kiblen neresi " diye sormaya curet edecek insanlar bulunuyor.
Birbirimizi keferelikle suclayacak bir tartisma acmak en son dusuncemdi.

Moderatorden istegim bu thread'in kilitlenmesidir.

HYML
09-29-2006, 01:52 PM
Terbiyesizlige gerek yok!! Ne demek sizin kibleniz neresi?! Kimin musluman olduguna sen mi karar vereceksin?

"Terbiyesiz" lafını sana iade ediyorum. Ayrıca, benim elimde milletin müslümanlığını ölçecek bir aletimde yok. Zaten böyle bir görevimde yok benim.

Benim kiblemi soracak kadar nasil densizlestin be TERBIYESIZ herif!

Asıl orj. Kur'an dilini anadile çevirmek gibi masumca! eylem içine girerek, densiz olduğunu ispata girişen sensin. (Sanki yabancı dilden anadiline roman çevirisi yapıyor!)

Ne bicim is yahu? Turkce ibadet edilebilir mi hakkinda en masum sekilde tartisamayacagiz, dinimizi sorgulayacaklar. Ne bicim bir tahakkum, ne bicim bir anlayis.

Din tartışılmaz, YAŞANIR!

Kuzu postuna bürünen ne kadar kurt varsa... Bugün namazın dilini değiştiren zihniyet yarın cemaati hıristiyanlar gibi sıralara oturtur.
Yani önce dil, sonra şekil... YE MEZ LER!

Masumcaymış...

HYML
09-29-2006, 02:06 PM
Peygamber efendimizin buyurdugu gibi;
"Iki kisiden biri digerini kafir olarak sucluyorsa; ikisinden biri kafirdir"


Yuhh be kardeşim. Kim sana kafir demiş?
Ben kıbleni sana sorarken, biraz olsun KABE'yi, o toprakları, sahabeyi, Peygamber Efendimizin dilinden bugüne kadar gelmiş olan o güzelim Kur'an Dili'ni hatırlatmak amacıyla sert bir şekilde, vurgu yaparak dikkatini çekmek istemiştim. Ama sen lafı nasıl anladıysan, seni kafirlikle suçladığımı düşünmüşsün. Ben kimseye adres göstererem ki. Ben sadece verilen adrese gitmek üzere yola çıkmış biriyim. Allah affetsin günahımızda boldur yani...

Dedim ya bazı şeyler tartışılmaz yaşanır. İşte Peygamber Efendimizden bugüne kadar gelen İslam Dini ve o dini oluşturan Kur'an bunların başında gelir.
**********************************
Şu dilin çevrilmesiyle çok şey kaybettik çoook!

kurshad
09-29-2006, 02:10 PM
"Terbiyesiz" lafını sana iade ediyorum. Ayrıca, benim elimde milletin müslümanlığını ölçecek bir aletimde yok. Zaten böyle bir görevimde yok benim.

Asıl orj. Kur'an dilini anadile çevirmek gibi masumca! eylem içine girerek, densiz olduğunu ispata girişen sensin. (Sanki yabancı dilden anadiline roman çevirisi yapıyor!)



Sayin ham softa kaba yobaz;

Kur'an dilini anadile ceviren ben degilim. Senelerdir Islam topraklarinda tefsir ve mealler yaziliyor. Oku ve ogren. Benim dedigim evde Kur'an'i turkce mi arapca mi okumaliyiz idi. Fakat senin SIG kafana girmedi.Ibadetin turkce yapilip yapilmayacagi mezhep imamlarinin da tartisma konusu olmustur. Ebu Hanife ilk ictihadinda ibadet esnasinda Kuran anadilde okunur demis sonradan ictihadini degistirmistir. KALDI KI, ben ibadet esnasinda sadece DUA kismini turkce yapabilir miyiz demistim. Fakat senin SIG kafana girmedi.

Fikirlerimin masumiyetine dil uzatmissin. Dayandigin temeli de soylemeliydin. Bu
forumda bine yakin iletim var, hepsini degerlendirmeliydin.
Sana soyleyecek sadece bir soz var;

Müslüman ol, yobaz olma
Esnek ol, sabit fikirli olma
Dinini yaşa, aşırı olma
Teşkilatlı ol, teşkilatçı olma
Cemaatli ol, cemaatçi olma
Sofu ol, softa olma
Ali ol, adi olma
Maneviyatçı ol, maddiyatçı olma
Özünü koru, yozlaşma
Adam ol, sürü olma

Ben sadece namaz dualarinin turkce olup olamayacagini sorarken, mezhep imamlarimiz konuyu Kuran namazda turkce okunur mu seklinde tartismislar; okuyun.

Konunun müctehid imamlar (mezheb imamları) zamanında ele alındığı anlaşılmaktadır. Muhtemelen Arap olmayan Müslümanlardan bazılarının (ilk olarak İranlı bazı Müslümanların) Arapça okumayı öğreninceye kadar namazda Fatiha'yı kendi dillerinde okuma uygulamaları (Serahsî, Mebsut, I/37) sonradan fıkıhçıların gündemine girmiş ve tartışma konusu edinilmiştir. İslâm müctehidleri ve bu arada meşhur dört fıkıh mezhebinin imamları arasında -Ebû Hanîfe hariç- namazda Kur'ân'ın başka bir dilden okunmasını caiz gören bir alim yoktur. Cevaz verilen husus, Arapça okumayı öğreninceye kadar -geçici olarak- kendi dilinde okumasıdır. İmam Şafiî bunu da caiz görmemiş, namazını okumadan kılar, demiştir. Ebû Hanife'ye gelince; Hanefî fıkıh kitaplarına göre o da, önce namazda başka dilden Kur'ân okumayı caiz görmüş, sonra bu ictihadından geri dönerek (İbnu'l-Humam, Feth, I/201) diğer müctehidlere katılmıştır; mezhebde geçerli ve fetvaya dayanak olan hüküm budur. İmam'ın önceki ictihadı da mutlak olmayıp şöyle bir şarta bağlı idi: "Okuyan, okuduğu dildeki sözlerin kesin olarak Kur'ân âyetinin mânasını ihtiva ettiğini biliyorsa namazı sahih olur, aksi halde (tefsirini okursa) sahih olmaz. Çünkü tefsirin (ve tefsiri tercümenin) mânayı eksiksiz aktardığı kesin değildir." (Serahsî, 37


Birini kafirlikle suclamadan once Peygamber efendimizin hadisini dusun ey ham softa kaba yobaz. Biliyorum insanin anlatabildikleri karsindakinin anlayabilecegi kadar. Bu yuzden anlamani degil sadece ADAM olmani diliyorum.

gurkan
09-29-2006, 02:28 PM
FIKIHTA TÜRKÇE İBADET
Hayat pahalılığı gibi yetmiş milyon insanımızın tamamını ilgilendiren acil problemler var, sosyal güvenlik ve sağlık gibi nüfusun önemli bir kısmını ilgilendiren meseleler var, ülkemizin varlık ve bekasına yönelik dış tehditler var; şu memleketi yönetsinler diye seçilmiş bir kısım adamlar ile onların emrinde çalışsınlar diye tayin edilmiş bazı bürokratlar, bu önemli ve hayatî meseleleri bir tarafa bırakmışlar bir kaşık suda fırtına koparmakla meşguller. İdeolojik ve siyasî tartışmalarla günlerini geçiriyor, üstlerine vazife olmayan şeyler ile iştigal ediyorlar. Türkçe ibadet de bunlardan biri. Laik bir ülkede ibadetin dili yalnızca inananları ve ibadet edenleri ilgilendirir. Dileyen ibadet eder ve istediği şekilde bu vazifesini yerine getirir, isteyen inanmaz veya ibadet etmez; başkasının buna karışma hakkı yoktur. Bizde ise bir kısım memurlar ve yöneticiler işi gücü bırakmışlar Müslümanların ezanları ve namazları ile uğraşıyor, gariplik rekorları kırmak için yarışıyorlar. Kulağımıza gelen haberlere göre din ilimleri ile meşgul olan bazı zevatı da sıkıştırmaya başlamışlar, onlardan fetva almaya teşebbüs etmişler. Bu sebeple meselenin genel durumunu daha önceki bir yazımızda açıklamıştık. Bu yazıda da Fıkıh'ta ibadet dili konusunu ele almak istiyoruz.
Konunun müctehid imamlar (mezheb imamları) zamanında ele alındığı anlaşılmaktadır. Muhtemelen Arap olmayan Müslümanlardan bazılarının (ilk olarak İranlı bazı Müslümanların) Arapça okumayı öğreninceye kadar namazda Fatiha'yı kendi dillerinde okuma uygulamaları (Serahsî, Mebsut, I/37) sonradan fıkıhçıların gündemine girmiş ve tartışma konusu edinilmiştir. İslâm müctehidleri ve bu arada meşhur dört fıkıh mezhebinin imamları arasında -Ebû Hanîfe hariç- namazda Kur'ân'ın başka bir dilden okunmasını caiz gören bir alim yoktur. Cevaz verilen husus, Arapça okumayı öğreninceye kadar -geçici olarak- kendi dilinde okumasıdır. İmam Şafiî bunu da caiz görmemiş, namazını okumadan kılar, demiştir. Ebû Hanife'ye gelince; Hanefî fıkıh kitaplarına göre o da, önce namazda başka dilden Kur'ân okumayı caiz görmüş, sonra bu ictihadından geri dönerek (İbnu'l-Humam, Feth, I/201) diğer müctehidlere katılmıştır; mezhebde geçerli ve fetvaya dayanak olan hüküm budur. İmam'ın önceki ictihadı da mutlak olmayıp şöyle bir şarta bağlı idi: "Okuyan, okuduğu dildeki sözlerin kesin olarak Kur'ân âyetinin mânasını ihtiva ettiğini biliyorsa namazı sahih olur, aksi halde (tefsirini okursa) sahih olmaz. Çünkü tefsirin (ve tefsiri tercümenin) mânayı eksiksiz aktardığı kesin değildir." (Serahsî, 37). Ebu-Hanife'nin ictihadından dönmeden önceki şartını, ictihadından döndüğüne dair rivayeti ve bu rivayetin mezhebce benimsenmiş bulunduğunu gözönüne aldığımızda ona (Ebû Hanife'ye) dayanarak da böyle bir fetva vermenin mümkün olmadığı ortaya çıkmaktadır.
İktidarlar ve makamlar emanettir, onların sahibi millettir, milletin sesine kulak vermeyenler, millî menfaati ön planda tutmayanlar emanete hiyanet etmiş olurlar; hainlerin akıbeti ise dünyada ve ukbâda rezil ve perişan olmaktır.

PROF.DR. HAYRETTİN KARAMAN

PS: Başımdan geçen bir hatıratımı nakledeyim. Dini bilgiye aç ; Ve böyle gündemde din konusunda tartışma çıkarılan konulardan birisi için referans yokluyordum.Bu isim Nasıldır hocam ??? ilmi dini dayanakları nasıldır??? Cevaben benzeri bir cümleydi "İslama hizmet etmek tartışma oluşturan konuları gümdeme getirmekle mi oluyor ? Yoksa kendine gündem mi oluşturuyor. Biz islam alemi olarak bu nevi tartışmalardan çok çektik. Tartışmayı gündem yapanlardan da ; Tartışma oluşturmaktan da sakın. Müslümanların kaybedecek zaman lüksü yoktur...(Benim anladığım şu bu tartışmalar iman kurtarmayacak ; Bir o kadar da bölünmelere yol açacak... Öğrenmek hasili ile olsa sorar tartışmaz. Demek kasıt ideolojisine zemin oluşturmak şahsı yorumum. Şahsıma geleyim genelde dinde tartışma oluşturacak fiilerden kaçınmaya çalışıyorum. Konusu gelince nefsime yenik düşüp düşüncelerimi ve fikirlerimi de belirtmeden geçemiyorum.)

Yine başka bir konuşmamızda kendisi dini konuda gerçekten Türkiye'nin ender yetiştirdiği bir isimdir. Kendisine sünnet hakkında tartışmak isteyen birinin geldiğini belirtti. Dikkatinizi çekerim dedi soru sormak değil öğrenmek değil ; Sünnet hakkında tartışmak istiyor... Peki dedim diyor... Kabul ederim ama iki şartım var... Sünnet hakkında yazılmış ilmi düzeyde bir eser okuyacaksın ; Bir de Hadis ilmi üzerine yazılmış bilimsel bir eser okuyacaksın. Ondan sonra gel tartışalım. O gün bugün hala gelecek dedi.

Şimdi ben soruyorum. Benim çok bir ilmi bilgim yok ; Sizler de yanılmıyorsam benden farklı değilsiniz. Sünnette nerde görülmüş bir ilmin birbirine hakaret edercesine tartışıldığı. Öğrenmek isteyen sorar soruyu. Konu hakkında bilen bilgisini paylaşır. Gerekirse istişare ederler. Bilmediğimiz bilgiyi tartışmaktan ziyade sormalıyız. Bilen bir açıklama getirsin. Ama yok dinin içerisine ideoloji girince insan ideolojilerine iman edince gözü de kör oluyor. Allah cümlemizi doğru yola iletsin...

kurshad
09-29-2006, 02:36 PM
Şimdi ben soruyorum. Benim çok bir ilmi bilgim yok ; Sizler de yanılmıyorsam benden farklı değilsiniz. Sünnette nerde görülmüş bir ilmin birbirine hakaret edercesine tartışıldığı. Öğrenmek isteyen sorar soruyu. Konu hakkında bilen bilgisini paylaşır. Gerekirse istişare ederler. Bilmediğimiz bilgiyi tartışmaktan ziyade sormalıyız. Bilen bir açıklama getirsin. Ama yok dinin içerisine ideoloji girince insan ideolojilerine iman edince gözü de kör oluyor. Allah cümlemizi doğru yola iletsin...

Ecmain, sevgili Gurkan..

Dedigin dogru ,dinin icine ideoloji girince gozler kor oluyor. Bu ideoloji ille laikperestlik olmuyor her zaman, murtecilik de oluyor goruldugu uzere.

Soru sorduk, bastan cekincelerimizi de belirttik. Aldigimiz cevap dinimizin sorgulanmasi idi.

Ben de beni mulhidlikle suclayanlari Cenab-i Hak'kin ilahi adaletine sevkediyorum. Hesabini Allah'a versinler.

Cok kizdim yahu.. Bu ne curet, kim bu adam? Nasil musluman muslumani kafirlikle suclar?

HYML
09-29-2006, 02:40 PM
Sayin ham softa kaba yobaz;

Kur'an dilini anadile ceviren ben degilim. Senelerdir Islam topraklarinda tefsir ve mealler yaziliyor. Oku ve ogren. Benim dedigim evde Kur'an'i turkce mi arapca mi okumaliyiz idi. Fakat senin SIG kafana girmedi.

Kafamın sığlık derecesini ölçebildiğine göre, çok derin bir kafan var anlaşılan, derinlerden bir tıkırtı geliyor!

Tefsir ve meal ayrı şey, namazda (İBADET) okunan sure ayrı şey. Sen tüm islam aleminde kabul görmüş, şimdiye kadar böyle yapılan namaz ibadetini değiştirmeye çalıştığının farkında mısın? Hem evde kıldığımız namazda FATİHA dan sonra edilen duayı anadilimizde yapalım diyorsun, hemde masumluktan bahsediyorsun. Kuzum, FATİHA SURESİ baştan aşağı ne? Dua değil mİ?

Sen ne dediğini bilmiyorsun! Evde ayrı, camide ayrı namazla ne yapmaya çalışıyorsun sen yahu? Şekil mi yapmaya çalışıyorsun?

Sayin ham softa kaba yobaz; Bu forumda bine yakin iletim var, hepsini degerlendirmeliydin.

Kusura bakma "sığ kafa"mızla ancak bu kadar!

Bakalım o derin kafanla daha ne gibi "cin fikir"lerini tartışmaya açmaya cüret edeceksin, hep beraber göreceğiz...

"Allah'ım sen karşısındakinin aklını ölçenlerede merhamet et. AMİN."

gurkan
09-29-2006, 02:41 PM
Cok kizdim yahu.. Bu ne curet, kim bu adam? Nasil musluman muslumani kafirlikle suclar?

HYML 'yi de Tanırım. Seni de ... Benim gözümde ikiniz de değerli kardeşlerimsiniz. Sizinlerinde kardeşinizsem. Bu meseleyi tatılıya bağlayın...Helalleşin. Erdemlice olanı budur. Gayri anlaşmazlıklarınızı Allah'a havale edin. O adildir. Zerre hak zayi olmayacaktır...

Selametle....

kurshad
09-29-2006, 02:53 PM
Tefsir ve meal ayrı şey, namazda (İBADET) okunan sure ayrı şey. Sen tüm islam aleminde kabul görmüş, şimdiye kadar böyle yapılan namaz ibadetini değiştirmeye çalıştığının farkında mısın? Hem evde kıldığımız namazda FATİHA dan sonra edilen duayı anadilimizde yapalım diyorsun, hemde masumluktan bahsediyorsun. Kuzum, FATİHA SURESİ baştan aşağı ne? Dua değil mİ?

Sen ne dediğini bilmiyorsun! Evde ayrı, camide ayrı namazla ne yapmaya çalışıyorsun sen yahu? Şekil mi yapmaya çalışıyorsun?

Sayin ham softa kaba yobaz,

Namaz esnasinda farz olan Kur'an'dan ayet okumak ve akabinde dua etmektir. Fatiha suresi bir Kur'an ayetidir. Devaminda dua olarak sunnet geregi bizler namaz surelerini Kur'an'dan seceriz. Fakat bu bir zorunluluk degildir zira farz olan bir dua okunmasidir. Okuyun ve ogrenin.

Camii ile evi ayirmamin sebebi cok basit idi. Camiide imamin dualari Turkce okuyarak namazi millilestirmemesi idi.Zira toplu yapilan ibadette tek bir dil secilmesi ve Islam'in evrenselliginin gozetilmesi kanimca bir sart idi. Fakat tek basimiza yaptigimiz ibadette namazin sadece dua bolumunu Turkce yapabilir miyiz diye sormustum.

Kur'an okurken ise sayet arapca bilmiyorsak buna ragmen arapca olarak mi okumaliyiz yoksa turkce meal ve tefsirlere mi basvurmaliyiz demistim. Zira onemli olan Allah'in mesajini almak, anlamak ve tatbik etmek degil mi diye de eklemistim.

Fakat siz ham softa kaba yobaz, kafanizdaki orumcek aglari hasebiyle benim ne dedigimi anlamaya dahi calismadan benim kiblemi sordunuz.

Diyecek cok sey var ama demeyecegim. Allah herkesin anlayisini arttirsin. Islam ummetini murtecilerden korusun.

gurkan
09-29-2006, 03:04 PM
TÜRKÇE KUR'ÂN OLUR MU?
Bugünlerde Kur'ân'ın ve ezanın Türkçeye çevrilmesi, ibadetlerde Türkçe okunması konusu yeniden tartışma gündemine getirildi. Konuyu gündeme getirenler namazında niyazında olan Müslümanlar değil; çünkü bunların gündeminde olan şeyleri içlerinden biri olarak biz de biliyoruz. Bizlerin talebi halkımızın dünyada başı dik olacak kadar güçlü olması, herkesin temel ihtiyaçlarının temin edilmesi, -diğerlerine olduğu gibi- Müslümanca yaşamak isteyenlere de- inanma, ibadet etme, öğrenip öğretme, işlerini ve işlemlerini Müslümanca yürütme ve gerektiği kadar örgütlenme alanlarında- hürriyet verilmesidir. Ezan ve Kur'ân'ın ibadetlerde Türkçe okunmasını isteyenler, anne ve babalarının cenazelerini camiye getirip, mü'minler cenaze namazını kılarken uzaktan seyredenlerin, sonra da dua edecek ve ölümü düşünecek yerde -onlara inat olsun diye- alkış tutanların bir kısmıdır.
"Niçin istiyorlar?" sorusuna verilebilecek cevaplar arasında ikisini önemsiyorum: a) Türk Müslümanlarını dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan Müslümanlardan ayırmak istiyorlar. b) Kur'ân-ı Kerim ibadetlerde asıl dilinde okunursa Müslüman çocuklarının Kur'ân öğrenmeleri, bunun için hocaya gitmeleri gerekir, hoca çocuklara Kur'ân öğretirken aynı zamanda din eğitimi verir, ibadetlerde Kur'ân'ı Türkçe okutarak din eğitimini baltalamak istiyorlar...
Kur'ân-ı Kerim bin yıl öncesinden başlayarak yüzlerce defa başka dillere çevrilmiştir. Bu çevirilerin yapılmasından maksat, Arapça bilmeyenlere İslâm'ı anlatmak ve öğretmektir. Belki başka metinleri de ama özellikle Kur'ân'ı, söz ve mânasından hiçbir unsuru zayi etmeden bir başka dile aktarmak mümkün değildir. Yapılan çeviriler, çevirenin anladığıdır, yorumudur; bu sebeple de onlara "meal" denilmesi tercih edilmiştir. Şu halde "yalnızca vahyedilen Arapça metin Kur'ân'dır, hiçbir çeviri Kur'ân değildir". Allah Teâla "Kur'ân'ı Arapça olarak indirdiğini" bildirmiş (Zümer: 39/289) ve namaz kılarken "Kur'ân'dan kolayımıza gelen yeri" okumamızı istemiştir (Müzzemmil: 73/20), Hz. Peygamber (s.a.) de "Kitâb'ın Fatihası okunmadan namaz olmaz" buyurmuştur. Bu bilgi ve emirler yanyana getirildiğinde çıkan sonuç şudur: a) Kur'ân Arapçadır; b) Namazda, Arapça olan bu Kur'ân'dan bir parça okunacaktır; c) Tercüme ve meal Kur'ân değildir, Arapça okumayı öğrenmiş birisi namazda, başka dilden Kur'ân okuyamaz; d) Bir kimse yeni Müslüman olur veya gayret etse bile Arapçaya dili dönmezse, geçici olarak, Arapçadan ezberleyip okur hale gelinceye kadar başka dilden mânasını okuyabilir.
Anlamak, bilmek, inanmak ve yapmak için bir metni okuyan onun mânasını anlamak mecburiyetindedir; bunlar anlamadan olmaz. Şiar, şuur, duygu sözkonusu olduğunda anlama şartı ortadan kalkar. Ezan İslâm ümmetinin şiarıdır; işaret ve sembolüdür. Nerede çan çalsa Hıristiyanlık ve nerede ezan okunsa Müslümanlık akla gelir. Şiarlar değiştirilemez, değiştirme ümmetin bütünlüğünü bozar. Ayrıca ezan beşerî bir metin de değildir, birden fazla sahabiye rüyalarında ilham, Hz. Peygamber tarafından da tasdik ve tatbik edilmiştir. Namaz bir şuur, huzur, huşu, duygu... hasılı ibadet halidir; bu halde anlamak ikinci planda kalır, buna ihtiyaç duyulmaz. İhtiyaç duyanlar ayrıca mânasını öğrenirler ve mesela Fatiha'yı asıl metninden okurken Allah Teala'nın bu sûrede ne dediğini de bilip düşünebilirler.

Prof.Dr. Hayrettin Karaman

gurkan
09-29-2006, 03:10 PM
İslâm'ın Nişanları (4)
5. Kıble:
Bütün müslümanların namaz ibâdeti yaparken yöneldikleri Kâbe'nin bulunduğu Mekke şehrinin coğrafî yeri/yönü müslümanların kıblesidir. Kıbleye yöneliş hem Allah'ın birliğini hem de ümmetin bütünlüğünü işaretlemekte ve temsil etmektedir. Kâbe bir tanedir, kıble de tektir, birden fazla "ulusal kıbleler" olamaz.
6. Cuma namazı:
Cemâatle kılınan cuma namazı bir bölgede yalnızca müslümanların bulunduklarını değil, aynı zamanda orasının bir İslâm bölgesi, beldesi, ülkesi olduğunu gösterir. Günümüzde bazı Batı ülkelerinde de izin verildiği için cuma namazı kılınmaktadır; bu da oralarda bir cemâat teşkil edecek kadar müslümanın bulunduğuna delîl teşkil etmektedir. Cuma namazı aynı zamanda İslâm ümmetinin haftalık bayram namazıdır.

7. Cemâatle namaz:
Hz. Peygamber (s.a.v.) cemâatle namazı teşvik etmiş, erkekler için ise -mazeret dışında- âdeta mecbûr kılmıştır. Cemâatin fertleri müslümanlardır, cemâat olmak için müslüman olmak yeterlidir; bunun dışında bir âidiyet şartı yoktur; bu sebeple müslüman, dünyanın neresinde bulunursa bulunsun ezanı duyunca, bir mazereti yoksa câmîye gelir ve cemâate katılarak namazını kılar. Namaz ibâdeti Türkçe yapılmaya kalkışıldığı takdirde bu bütünlük bozulur, cemâatle namaz ulusal hale gelir, başka uluslardan olan müslümanlar ona katılamazlar; çünkü onlara göre " ya bu namaz sahîh değildir, Türkçe okuyan imamın arkasında namaz kılınamaz, yahut da -kılınsa bile- bütünlük rûhu yok olur, parçalanmışlık şuuru hâkim olur". Türk müslüman da başka dilde Kur'ân okuyarak namaz kılan imama uymaz; çünkü buna göre de namazda Türkçe okumak gereklidir. Görülüyor ki ibâdet dili ulusal hale getirilince ümmet birliği bozulmakta, cemâat rûhu ve şuuru zedelenmektedir.

8. Câmî ve minare:
Kilise nasıl hiristiyanlığın, havra Yahudiliğin, ateşgede mecusiliğin şiarı (bellik ve nişanı) ise câmî ve minare de İslâm'ın şiarıdır. Kur'ân'ı okurken uygulanan mûsikî makamları, okuyuş tavrı, harflerin telaffuzu anadilleri farklı müslümanlara göre az da olsa değişik olabilmektedir. Ama okunan aynı (Arapça) Kur'ân'dır. Bunun gibi câmî ve minare yapımında ve bu yapılara uygulanan mimaride de uluslara ait farklı çizgiler, üslûb ve renkler bulunabilmektedir. Ancak bu farklara rağmen, alt kültürü ne olursa olsun, bir müslüman yapıyı gördüğünde onun câmî ve minare olduğunu anlar; çünkü temel şekil ve öz değişmemiştir. Bu yapıların İslâm'a mahsus dinî yapılar ve semboller olduğunu müslüman olmayanlar da anlarlar ve bunların bulunduğu yerlerde ya halen veya geçmişte müslümanların yaşadıklarına hükmederler

Prof.Dr.Hayrettin Karaman

İslam Hukuk Profesörü

HYML
09-29-2006, 03:11 PM
Sayin ham softa kaba yobaz,
Okuyun ve ogrenin.


BENİ ÇOK AYDINLATTIN KARDEŞİM, ÇOOOK ŞEY ÖĞRENDİM SENDEN.

Sayin ham softa kaba yobaz,

tek basimiza yaptigimiz ibadette namazin sadece dua bolumunu Turkce yapabilir miyiz diye sormustum.


Ben evde kıldığım namazlarda da, camide kıldığım namazlarımda da, KABE'de kılacağım namazlarda da, ister cemaatle isterse münferit kılacağım bütün namazlarımda, Türkçeyi kullanmayacağım. Peygamberim ve halifeleri nasıl kıldılarsa öyle kılacağım.

İsteyen kullansın kardeşim. İsterse önce tartışmaya açsın, sonra kullansın. Bana ne?

Ayrıca örümcek kafalı demişsin.. En baştada sığ kafalı demiştin. Bi karar ver artık..

Örümcek mağaranın kapısına ağını örmeseydi, neler olurdu kurshad? İSTERSEN Bİ DÜŞÜN?

Gurkan kardeş; benden yana helal olsun tabii ki, birde bu konuların muhasebesiyle uğraşamam zaten.

gurkan
09-29-2006, 03:14 PM
Evrensel İslâm ve Onun Nişanları (Şiarları) -1-
Evrensel bir din olan İslâm'ın mensuplarına Arapça'da "müslim" denir, bu kelime Türkçemize "müslüman" olarak geçmiştir. Müslümanlık aynı zamanda bir kimliktir; bu kimliği taşıyanlar, dil, renk, vatandaşlık, coğrafya, sosyal sınıf, millî kültür, etnik özellikler üstünde bir birliğin üyeleridirler; bu birliğin adı "İslâm Ümmeti"tir. İslâm ümmetini (müslümanlar bütününü) diğer din ve ideoloji mensuplarından ayıran ve tanınmalarını sağlayan işaretlere, sembollere, nişanlara, belliklere "şi'âr" (çoğulu: şe'âir) denir. Müslümanları birbirine bağlayan ve guruplara göre farklı olan tabîî, sosyal, siyasî, coğrafî... bağlar vardır. Bu bağlar ümmet birliğine, dolayısıyla İslâm'a aykırı olmadıkça meşrûdur, çoğu teşvik de edilmiştir. Ancak bütün bu bağların üstünde olan, onları destekleyen, kontrol eden ve aşan bağ "dindaşlık bağıdır", müslüman kimliğinin temsil ettiği ilişkidir. Kur'ân'a göre bu ilişkiyi ifade eden ve yönlendiren temel kavramlar "kardeşlik, velâyet (birbirinin velîsi, koruyucusu, temsilcisi, tarafı olmak), yardımlaşma, dayanışma, hep birden Allah'ın ipine sarılmadır". Müslümanlar bu kavramları hayatlarını yöneten ve yönlendiren kurallar haline getirmedikçe ümmeti oluşturamazlar, ümmeti oluşturmadıkça da güçlü olamaz, diğer kültür ve medeniyetlere alternatif olacak çağdaş İslâm medeniyetini dünyaya takdim edemezler. Tarihte oluşturulan İslâm medeniyeti ne Araba, ne Aceme, ne Türk'e, ne de başka bir kavme aittir; o, bütün müslüman kavimlerin, etnik ve kültürel gurupların ortaklaşa oluşturdukları ve katkı sağladıkları "müslümanlar medeniyeti" veya "İslâm medeniyetidir".

İslâm'ın Şiarları:
Yukarıda tanımı geçen şiarlar, müslüman kavimlerden, uluslardan, guruplardan birine veya birkaçına değil, bütün müslümanlara (ümmete) ait şiarlardır; semboller, işaretler ve belliklerdir. Onlar kimliklerdeki vatandaşlık sembollerine benzerler, bir kimsenin kimliğinde TC. kelimesi veya ay-yıldız işareti görüldüğünde onun Türk ve TC. vatandaşı olduğu anlaşılır; bir kimsede, gurupta, kurumda, yerleşim bölgesinde... İslâmî şiarlar görüldüğünde veya işitildiğinde de o kimsenin, o şeyin ve orasının müslüman olduğu, İslâm'a ait bulunduğu anlaşılır. İslâmî şiarlar için verilen listelerde şunlar zikredilmektedir: Besmele, selâm, dinî günler ve bayramlar, ezan, kıble, cemâatle namaz, cum'a namazı, câmî, minare, Kur'ân, Hac ibâdeti, Peygamber (s.a.v.) in sünneti.
Gelecek yazılarda bunlar sırayla açıklanacaktır.

Prof.Dr.Hayrettin Karaman

gurkan
09-29-2006, 03:18 PM
İslâm'ın Nişanları (2)
Nişanların Korunması:
Kur'ân-ı Kerim'de -yer yer bazıları zikredilerek- İslâmî şiarların korunması önemsenmiş ve emredilmiştir (Bakara:2/158; Mâide: 5/2; Hac: 22/32,36). Fıkıh ve Siyaset-i şer'iyye kitaplarında , ezan, cemâatle namaz gibi şiar-ibâdetleri toptan terkeden bölgelerin, yaptırımlarla uygulamaya zorlanabileceklerinden bahsedilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), içlerinde müslümanların bulunup bulunmadığı bilinmeyen bir bölgeye (dâru'l-harbe) sefer ettiğinde uygun bir yerde konaklar ve sabah namazının vaktini beklerdi, vakit gelince ezan sesi duyulursa orasının müslümanlara ait olduğuna, duyulmaz ise orada oturanların müslüman olmadıklarına hükmedilir ve buna göre davranılırdı. (Buhari, Ezan, 6).
Bu tarihi vâkıa, meselâ ezanın İslâmî sembol olma özelliğine açıklık getirmektedir.
İslâmî şiarlar belli bir kavme (ulusa, guruba) mahsus olmadığı, bütün müslümanlara (ümmete) ait bulunduğu için bunların korunması, dilin ve şeklin korunmasına bağlıdır. Dil ve şekil değiştirildiği zaman şiar değişmiş, belli bir gurubun malı olmuş olur, şiarı koruma emri gerçekleştirilmiş, yerine getirilmiş olmaz.
Başlıca İslâmî şiarlar ve özellikleri:

1. Besmele:
"Bismillahirrahmanirrahîm" şeklinde söylenen besmele, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) vahyedilmiş bir cümledir, Fâtiha sûresine dahil bir âyettir, diğer sûrelerin başlarında birer âyet olarak tekrarlanmıştır, Peygamberimiz tarafından müminler "Her önemli işe başlarken besmele çekmeye" teşvik edilmişlerdir. Bu özellikleri besmeleyi bir şiar haline getirmiştir; bütün dünya müslümanları onu, Hz. Peygamber'in ağzından çıkan şekliyle söylerler ve okurlar. Besmele başka bir dile çevrilerek söylendiğinde ümmetin birlik ve bütünlüğüne katkı yapan şiar özelliğini kaybeder.

2. Selâm:
Selâmın nasıl alınıp verileceği Kur'ân'da (Nûr: 24/27; Nisâ: 4/86...) ve birçok hadîste açıklanmış ve selâmlaşma teşvik edilmiştir. Selâm "Selamun aleyküm" veya "es-selâmu aleyküm" şeklinde verilir, "ve aleykümüsselâm", "aleyküm selâm" gibi cümlelerle de alınır, karşılanır. Bu şekliyle selâm ümmetin şiarı olmuştur; dünyanın neresinde bu selâmı birisinden duysanız onun müslüman olduğuna hükmedersiniz ve bu cümlelerle selâmlaşanlar arasında bir sıcak ilişki kurulur. Selâm başka dillere çevrilirse şiar özelliğini kaybeder.
1960 lı yıllarda, bugün Kur'ân için yürütülene benzer bir kampanya yürütülmüş, sokaklara "Arabın selâmını bırak, Türk'ün günaydınını kullan" benzeri pankartlar asılmıştı. Hastalık âmili, bünyeyi zayıf bulduğu/zannettiği zaman derhal işine dönmekte, tahribâtına devam etmektedir. Bünyeyi etkiye açık hale getirebilmek için istismar edilen duygulardan biri de "miliyetçilik duygusudur". Buradaki yanılgıyı bir alan araştırması değerinde ortaya koyan meşhur anekdota burada yer vermenin zamanıdır. Bu anekdot, Anadolu'dan hacca gidip dönen bazı vatandaşlardan defalarca duyulmuştur. Vatandaşlar şöyle diyorlar:" Bu Arapların işine akıl ermiyor; selâmı bizim gibi Türkçe alıp veriyorlar, namazı bizim gibi Türkçe kılıyorlar, Kur'ân'ı bizde olduğu gibi Türkçe okuyorlar, sıra konuşmaya gelince işi karıştırıyorlar, anlaşılmaz şeyler söylemeye; (yani Arapça konuşmaya) başlıyorlar". Evet kendileri bir millete mensup bulundukları halde bir üst kültür olarak İslâm Ümmetine bağlı bulunan vatandaşlar, Arapça olduğu halde İslâmî şiar haline gelmiş bulunan selâmı ve Kur'ân'ı duyduğunda onu Türkçe zannedecek/bilecek kadar onunla hemhal olmuşlardır (onu benimsemiş ve içselleştirmişlerdir). Darısı diğer vatandaşların başına!

Prof. Dr. Hayrettin Karaman

gurkan
09-29-2006, 03:24 PM
İslâm'ın Nişanları (3)
3. Dinî günler ve bayramlar:
Kavimlerin, bölge ve cemâatlerin, günümüzde ulusların her birine mahsus şenlik ve bayram günleri vardır; bunların tarihî sebepleri, ihtivâ ettikleri inançlar, değerler ve semboller İslâm'a ters düşmedikçe dinî bakımdan sakınca yoktur, her biri kutlanır ve yaşanır. Bunların yanında bir de bütün müslümanların ortak "dinî günleri ve bayramları" vardır; kandil geceleri, Ramazan ve Kurban bayramları bunların en meşhur ve yaygın olanlarıdır. İşte bu günler ve geceler de ümmetin birliğinin hem destekleyici ve besleyicileri hem de işaret ve nişanlarıdır. Bunların değiştirilmesi ve "ulusallaştırılması" mümkün ve câiz değildir.

4. Ezan:
Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine'ye hicret ettikten sonra müslümanlar rahatlık içinde cemâatle namaz kılar hale gelmişlerdi. İlk günlerde ezan yoktu, namaz vakti yaklaşınca mescitte toplanıyor, vaktin gelmesini bekliyorlardı. İhtiyaç üzerine müslümanları uyarıp namaza çağıracak bir usûl arandı, Yahudiler gibi boru çalma, Hristiyanlar gibi çan çalma teklifleri yapıldı ise de bunlar Peygamberimizin içine sinmedi. Sahâbe'den Abdullah b. Zeyd bir gece rüyasında iki parça yeşil elbise giymiş, elinde çan bulunan bir zat gördü, namaza çağırmak üzere bu çanı satın almak istedi, yeşil elbiseli zat "Sana bundan daha hayırlı bir yol göstereyim" dedi ve bugüne kadar okuya geldiğimiz ezanı Abdullah'a öğretti. Abdullah uyanır uyanmaz Rasulullah'a koştu, gördüklerini anlattı, O da "Bu gördüğün Allah'ın izniyle hak olan bir rüyadır" buyurdu, sesi daha gür olduğu için Bilâl'e öğretmesini söyledi, Abdullah ezanı Bilâl'e öğretti, Bilâl uygun bir yere çıkıp ezanı okumaya başlayınca Hz. Ömer bir yandan elbisesini giyerek heyecan içinde koşup geldi ve aynı rüyayı kendisinin de gördüğünü söyledi. (Şevkânî, Neylü'l-evtâr,II,37 vd. Tirmizî'den naklen). Peygamberimizin müezzinlerinden Ebû-Mahzûre de bu ezanı, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bizzat kendisine öğrettiğini ifade etmiştir. (Müslim, Salât, 6).
Ezanın ortaya çıkışı ile ilgili sahîh hadîsler gösteriyor ki, ezan rüya ve ilham yoluyla bir iki sahâbîye öğretilmiş, Peygamberimiz bunun ilâhî bir yoldan geldiğini tasdik etmiş, benimsemiş ve sesi müsait bulunan ilk müezzin Bilâl'e okumasını emretmiştir. Başka müezzinler edindikçe de onlara bizzat kendisi bu ezanı öğretmiştir. Şu halde ezân-ı Muhammedî İslâm'dan önce Arapların bildiği bir usûl ve metin değildir, İslâm'dan sonra bulunup uygulanmıştır, kaynağı da ilâhîdir, nebevîdir ( ilham edilmiş, Hz. Peygamber tarafından da benimsenmiştir). İşte o tarihte bu metinle başlayan ezan on beş asırdır bütün İslâm aleminde "aynı şekilde, aynı metinle, aynı dilde" okunmuş, dili ve kavmiyeti ne olursa olsun bütün müslümanlar onu duyduklarında ezan olduğunu anlamışlar, gerekli tepkiyi göstermişler, çağrıyı almışlardır. Ezanın dili değiştirilecek olursa onun şiar olma özelliği kaybolur, ümmete ait olmaktan çıkar, sünnete aykırı "ulusal ezan" olur. Ezanı böyle bir değişikliğe uğratmak câiz değildir. Bazı fıkıh kitaplarında bulunan "Başka dilde okunan ezanın ezan olduğu anlaşılırsa okunan yeterli olur" cümlesi "başka dilde ezan okumanın câiz ve sünnete uygun olduğunu " ifade etmez, "böyle okunduğu takdirde ezan okunmuş olur, tekrar okunması gerekmez" mânâsına gelir. Ana dili ne olursa olsun bütün müslümanlar 15 asırdır okunan ezanı anlamakta, bundan büyük bir haz duymakta, minarelerinden bu ezanın eksik olmaması için Mevlâ'ya dua ve niyaz etmektedirler.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman

kurshad
09-29-2006, 03:25 PM
BENİ ÇOK AYDINLATTIN KARDEŞİM, ÇOOOK ŞEY ÖĞRENDİM SENDEN.


Ogrenmek ayip degil , ogrenmemek ayip. Bunda komplekse girecek birsey yok. Keske zihnini acip benden de birsey ogrenebilsen. Ben inanirim ki; sokaktaki simitcinin dahi bize ogretecegi birsey vardir.



Ben evde kıldığım namazlarda da, camide kıldığım namazlarımda da, KABE'de kılacağım namazlarda da, ister cemaatle isterse münferit kılacağım bütün namazlarımda, Türkçeyi kullanmayacağım. Peygamberim ve halifeleri nasıl kıldılarsa öyle kılacağım.

İsteyen kullansın kardeşim. İsterse önce tartışmaya açsın, sonra kullansın. Bana ne?


Yahu kardesim, sonunda meseleye dogru yaklasmaya basladin! Istedigin dili kullan bana ne, burada kimsenin karsisindakine bir fikir empoze ettigi, bir dayatmasi YOK.... Nasil kilarsan kil, dini ve Allah'a giden yolu nasil algilarsan algila.
Sadece , karsimizdakileri belli bir bilgi seviyesinde gorup bu konuyu sorup tartismaya actim diye, beni mulhidlikle itham etme, zendeka yoluna sapanlarla KARISTIRMA!!



Ayrıca örümcek kafalı demişsin.. En baştada sığ kafalı demiştin. Bi karar ver artık..

Örümcek mağaranın kapısına ağını örmeseydi, neler olurdu kurshad? İSTERSEN Bİ DÜŞÜN?

[/quote]

Dogru , orumcek agi Peygamber efendimizi saklandigi magarada korudu. Demek orumcege hakaret ettik..

mustafa06
09-29-2006, 03:25 PM
Chok sevdiğim kardeshlerimin güzel bir ramazan gecesinde burada gereksiz bir tartıshmanın ichinde bulmak beni chok üzüyor.
Chünkü bu tartıshmalar sonu olmayan tartıshmalardır.
Bana öyle geliyorki, bunun sonucunda boshu boshuna bazı kalpler kırılacak, insanlar üzülecektir.
Bazı sheyleri iyi niyetlede olsa tartıshmaya achmak faydadan chok zarar vermektedir.
Dinimizi olabildiğince dolu dolu yashamayı her müslüman arzular.
Anlamak anladığını uygulamak dolu dolu yashamak ichin gerekli olduğuna inanırım.
Anlamak demek illaki her ibadeti ana dilde yapmayı gerektirmez.
Kur'anı Kerimi anlamak isteyen insanlar ichin imkanlar vardır. Türkche chevirileri , mealleri okumak yüce kitabımızı öğrenmek mümkündür. bunu engelleyen hichbir shey yoktur.
İbadet ederken belli shekiller vardır buna uymak gerekir.
örneğin aksham namazının farzı 3 rekattır. neden 3 rekattır 2 yeter demek, veya neden her rekatta 2 kere secdeye gidiyoruz bir kez yeterlidir demek gibi bir hakkımız olmadığı gibi, namaz ichindede uyulması gereken kurallar vardır. Eğer namazın bir ibadet olduğuna inanıyor ve namaz kılıyorsak bu kurallara uymak zorundayız.
Eğer bir insan namazını, hayır ben öyle değil, böyle kılmak istiyorum diyorsa, o kishiye söyleyecek sözümüz olamaz . ( nasılki hich namaz kılmayana kimse karıshamıyorsa, Namazını kendi ichinde farklı kılanda beni ilgilendirmiyor) ancak o kishi kendi düshüncesini bashkasına kabul ettirme chabasına girmemelidir. sizler yanlısh yapıyorsunuz dememelidir. düshüncesini yaymaya chalıshmamalıdır.
Bir insan Namaza durduğunda, hich kimse sen namazını hangi dilde kuran okuyorsun diye sormuyor. Kılınan namaz insanın Allaha kulluk görevi ve Allah rızası ichin olduğuna göre Kabulü Allaha kalmıshtır.
Kur'andan hich bir sure bilmeyen bir insan inanarak namaz kılmak ichin Allahın huzuruna dursa, hichbir sure ve dua okumadan sadece shekli namaz kılsa , kılınan namazın kabul olmayacağını kim iddia edebilir. Niyet doğru ise belkide en makbul namaz o kishinin namazı neden olmasın. chünkü takdir insanların değil, sadece Allahındır.
Toplu kılınan namazlarda bilinen belli kurallara herkes uymak zorundadır.
İnsanlar namazlarını sadece peygamberimizin kıldığı shekli ile kılarlar. ondan öğrendikleri gibi hareket ederler.
Eğer bir insan ;
''İmam namazda sureleri arabcha okuyor ben anlamıyorum bu nedenle imama uymak istemiyorum'' diyor ise cemaatle namaza gelmemesi gerekir. o zamanda Cuma , bayram, teravih namazları gibi cemaatle kılınan farz ve vacip olan namazları kılmaktan mahrum kalırki inanan bir insan ichin hichte hosh olmayan bir durumdur.

Sevgili kardeshlerim aranızda süren bu tartıshmayı birbirinize güzellikler dileyerek bitirmeniz, bizleri mutlu ederken, kavgadan zevk alanları üzecektir. Bizleri bundan mahrum etmeyin

sevgi ile kalınız

gurkan
09-29-2006, 03:29 PM
İslâm'ın Nişanları (5)
9. Kur'ân-ı Kerim:
Hem lâfzı (dili; harf, kelime ve cümleleri) hem de mânâsı Allah'a ait bulunan; yani Allah tarafından Son Peygamber'e (s.a.v.) vahyedilmiş olan Kur'ân-ı Kerim ümmetin bir başka şiarıdır ve Arapçadır. Onu başka bir dile çevirdiğimiz zaman ortaya çıkan metin Kur'ân değil, onun çevirisidir; yani mânâsının bir kısmının başka bir dilde ifadesidir; "bir kısmının ifadesidir"; çünkü hiçbir tercüme Kur'ân âyetlerinin ihtivâ ettiği geniş ve derin mânâların tamamını -tercüme tekniğinde- bir başka dile aktaramaz. Onu gören, okuyan ve dinleyen Kur'ân olarak telâkkî etmez (onu Kur'ân olarak kabûl etmez), Kur'ân çevirisi olarak bilir; çevrildiği dili bilmeyen -başka ulustan- müslümanlar ise böyle bir kitabı gördüklerinde veya içinden bir parçayı duyduklarında onu Kur'ân çevrisi olarak da bilmezler ve anlamazlar. Durum böyle, gerçek de bundan ibaret olunca ulaşılan sonuç şudur ki, bütün İslâm âlemi için bir Kur'ân-ı Kerim vardır; bu da Hz. Peygambere (s.a.v.) Arapça olarak vahyedilen ve asırlardır noktası değiştirilmeden nakledilen Kur'ân'dır. "Hepiniz birden Allah'ın ipine sarılın ve asla ayrılığa düşmeyin" (3/103) meâlindeki âyette emredilen "birlikte sarılma" da ancak tek olan Kur'ân'a sarılmakla gerçekleşir. Bir müslümanın, dünyanın neresine giderse gitsin, hangi ulus ferdinin elinde görürse görsün ve kim tarafından okunursa okunsun kendi bildiği ve okuduğu Kur'ân'ı görmesi ve dinlemesi, müslümanlar arası birlik, dayanışma ve kaynaşma için eşi bulunmaz bir bağdır, vâsıtadır, durumdur ve saiktir. Kur'ân-ı Kerim Mekke ve Medine'de Arapça olarak vahyedilmiştir, ancak -belli dönemlerde de olsa- Mısır'da en güzel okunmuş, Osmanlı ülkesinde en güzel yazılmıştır. Yavuz Sultan Selim Mukaddes Emanetleri İstanbul'a getirdiği zaman bunları yerleştirdiği özel dairede, birisi kendisi olmak üzere kırk hafıza Kur'ân tilâveti başlatmış, "burada Kur'ân ve minarelerde Muhammedî ezan" okunduğu müddetçe devletin payidar olacağına inanılmıştır.
İslâm şiârı olan Kur'ân Arapça Kur'ân'dır, ibâdette (namazda) okunacak Kur'ân Arapça Kur'ândır; çünkü başka dilde Kur'ân yoktur ve olamaz. Ancak bu hususlar anlamak ve yaşamak için Kur'ân'ın mânâlarını başka dillere çevirmeye, o dillerde âyetleri açıklamaya engel değildir. Her müslüman ulusun bilenleri, Kur'ân-ı Kerim'i kendi dillerinde açıklarlar, aslını anlamayanlar da bu meâl ve açıklamalardan yararlanırlar; kendi kâbiliyetleri ve bilgileri çerçevesinde anlar ve istifade ederler.Lakin bu arada bir şiâr olarak Kur'ân'ın tekliğinin korunması ve ibâdet dilinin Kur'ân dili olması zarûrîdir; İslâm birliği için, ümmet bütünlüğü için, ibâdette okunan şeyin Kur'ân olması için, yapılan ibâdetin (namazın) sahîh olması için zorunludur

Prof. Dr. Hayrettin Karaman

gurkan
09-29-2006, 03:32 PM
İslâm'ın Nişanları (6)
11. Hac ibâdeti:
Mekke'de hac ibâdeti ile ilgili mekânlar, bu ibâdet yapılırken giyilen elbiseler, icrâ edilen merâsimler ve ibâdet-fiiller aynı zamanda İslâmî sembollerdir; yalnız müslümanlara ve bütün müslümanlara aittir, onları tanıtır, tanıştırır, kaynaştırır. İhrama girmiş her ulustan müslümanlar hac ibâdetini yaparken "Rableri, dinleri, kıbleleri, ibâdet dilleri, Kitapları, Peygamberleri bir olan" büyük bir insan topluluğunun, muhteşem bir camianın bir ümmet teşkil edişini görürler ve yaşarlar. Orada insanların bir bütüne ait olduklarını hissetmeleri ve bu aidiyeti yaşamaları için alıp verdikleri selâm, namaza çağıran ezan, cemâat olup kıldıkları namaz, namazda dinlediklerdi tek Kur'ân, hepsinin birden yöneldiği tek kıble (Kâbe) ve hep birden saygı gösterdikleri aynı mukaddesler yeterli olmakta, dil ve alt kültür farkları bu birlik ve bütünlüğe zarar vermemektedir.

12. Peygamber sünneti:
Ahlâkı Kur'ân, yaşayışı ve davranışı en güzel örnek olan Fahr-i Kâinât'ın (s.a.v.) hem maddî, hem de manevî ve ruhânî hayatı müslümanlar için rehberdir, hayat programıdır. Müslümanlar O'nun izinden gidenlerin Allah sevgisine ulaşacaklarına, Allah rızâsı ile kucaklaşacaklarına inanırlar; bu sebeple sünnet-i seniyyeye (O'nun örnek davranışlarına) sarılırlar. Dünyanın neresine gitseniz, alt kültürleri farklı müslümanlarda ortak bir başka unsur olarak sünneti görür ve bulursunuz. Müslümanların kılık ve kıyâfetlerinden beşerî ilişkilerine, günlük hayat ve alışkanlıklarına kadar birçok alanda O'nun sünnetinin "ortak" izlerini farkedersiniz. Sünnetin birçok parçası ümmetin şiarı haline gelmiş, onun bir başka yapı taşını teşkil etmiştir.
Bütün bu şiarların ırkçılık ve Arapçılıkla hiçbir ilişkisi yoktur. İslâmî şiarların çoğu, İslâm öncesi Arapların inanç, âdet ve alışkanlıklarına aykırıdır, onları değiştirmiş, kavmiyeti aşan bir camianın sembolleri olarak yerlerini almıştır. Bunlar, "aralarında tanışma ve fazilette yarışma olsun diye küçük büyük sosyal guruplara ayrılmış insanlık camiasının müslüman kesimine ait" şiarlardır; bu câmiada üstünlük ölçüsü ahlâktır ve fazilettir, hiçbir kavmin diğeri üzerinde peşin üstünlüğü yoktur, üstünlük fazilet yarışında elde edilecek, onun da meyvesini bütün insanlık paylaşacaktır.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman

kurshad
09-29-2006, 03:36 PM
TÜRKÇE KUR'ÂN OLUR MU?
, Hz. Peygamber (s.a.) de "Kitâb'ın Fatihası okunmadan namaz olmaz" buyurmuştur. Prof.Dr. Hayrettin Karaman

Gurkan,

Bu yapistirdigin iletileri okuyorum. Bircok konuda gorus belirtmis Karaman hoca. Aksini iddia eden yok.Ne Islamin nisanlari degissin diyoruz ne de ezan..

Iyice anlasilmak icin tekrar ediyorum;


Cemaatle kilinan namazlarda dua ve ayetler arapca okunmali. HEMFIKIRIZ

1.FAKAT yalniz basimiza yaptigimiz ibadetlerde namazin Fatiha kismindan sonraki dua bolumunu anadilde yapabilir miyiz?

2.Kuran okurken meal ve tefsir mi okumaliyiz yoksa anlamadigimiz halde arapcasini mi okumaya gayret etmeliyiz??

gurkan
09-29-2006, 03:54 PM
Gurkan,

1.FAKAT yalniz basimiza yaptigimiz ibadetlerde namazin Fatiha kismindan sonraki dua bolumunu anadilde yapabilir miyiz?

Ben Sünnete uygun olarak Kuran'dan bir süre okuyorum. Kuran'dan olduğu için Kuran dili ile okumalıyım... Şunu ifade edeyim. Namaz sonrası namazımızın ve diğer isteklerimiz için Allah'tan dua istiyoruz. İşte bu duanın Türkçe olmasında bir sakınaca görmüyorum. Ve Her Namaz sonrası dilim döndüğünce Dua ediyorum. Arapça bilmediğim için Türkçe ediyorum namaz sonrası duamı. Allah ... Tüm Alemlerin Yaratısıcı Maliki. Dil onun Din onun . Bizleri ziyana uğrayanlardan eylemesin...


2.Kuran okurken meal ve tefsir mi okumaliyiz yoksa anlamadigimiz halde arapcasini mi okumaya gayret etmeliyiz??

Kardeşim şunu bilmeliyiz ki Arapça bilmediğimiz için Dinimizi anlama ve öğrenme babında Mealen Ayetleri Ve bu ayetlerin açıklamaları olan tefsiri okumaktayız. Bu yaptığımız fiil Kuran Okumak değil. Kuran dili Arapça olduğundan eğer Arapçasını okursanız Kuran okumuş oluruz. Aksi halde mealen çevirisini okumuş oluruz ki : Bunu Kuran olarak adlandırmayız. Eksik olur. Dillerin ve çevirilerin taşıdığı eksikliklerden dolayı. Ben Her ikisini de okumaktayım kardeşim. Anlamak öğrenmek için mealen ayetleri ve Türkçe Tefsirleri okumaktayım. Okunmalıdır. İbadet için Arapça Kuran dili ile Kuran okumaktayım. Benim için birlerinin tamamlayıcılarıdır. Hiç birbirinin ikamesi olarak almadım. Düşünmedim. İkamesi olarakta düşünülmesini doğru bulmuyorum kardeşim. Netice Allah'ın Rızasını kazanmak şahsım Peygamber efendimzin sünnetine sarılırım. Benim için Allah'ın Rızasını Kazanmak için önümde en güzel öğreti. Acizene Açıklamaya çalıştım...

oğuz
09-30-2006, 01:29 AM
Dün akşam burada olmamakla çok şeyi kaçırmışım...

Forumların tartışma platformu olduğunu düşünürsek yavaş yavaş forumun oturmakta olduğunu görmekteyim...

Başlangıçtaki keskin çıkışlardan sonra Gürkan hocamın yüklenmiş olduğu misyonunda katkısı ile üyelerin artık birbirini DİNLEDİĞİ ve ANLADIĞI bir tartışmaya doğru sürüklenmekte;)

Anadilde ibadet ve Anadilde Kuran konusunun tartışılmasında hiç bir yanlış görmüyorum.Tartışılması o bahsin doğru olduğunuda göstermez,zaten gidişat konunun yanlış olacağı doğrultusuna doğru gideceksede YANLIŞLIĞI perçinlenmiş olur.bu süreçte kafasında soru işaretleri olanlarda konuya vakıf kimselerin getirmiş olduğu belge,örnek,görüşlerle konu hakkında bir fikir sahibi olabileceği inancındayım...

Kurshad ve HYML kardeşimin birbirlerine hitap şekillerinin forumda bugüne kadar çizdikleri çizgi ile 360 derece ters düştüklerini söylemedende geçmiyeceğim;)

HYML
09-30-2006, 01:52 AM
Sevgili kardeshlerim aranızda süren bu tartıshmayı birbirinize güzellikler dileyerek bitirmeniz, bizleri mutlu ederken, kavgadan zevk alanları üzecektir. Bizleri bundan mahrum etmeyin
sevgi ile kalınız

Amacım kimseyi kırmak, üzmek ve de en önemlisi "Sen şöylesin, böylesindir" diye etiket yapıştırmak elbette değil. Üstelik haddimde değil.
"Sahi sizin kıbleniz neresi?" diye sorarken, yüzünüzü, yüreğinizi, tüm benliğinizi döndüğünüz yere, ve o topraklara, ve o topraklarda yeşeren bir dinin önderinin ve yerine bıraktığı halifelerinin ibadetlerinde kullandığı orj. diline dikkat çekmek için sormuştum. Ama canı sağolsun kardeşim, kendisine kafirlik etiketi yapıştırdığımı zannetmiş. Ve buna bağlı kızarakta "terbiyesiz!, yobaz! mürteci!, kofta!, sığ! ve de örümcek kafalı!" diye ithamlarda bulunmuş. Kafir olmak bile kolay değil! Ebrehe olacaksın, Ebu Cehil olacaksın. Kolay mı öyle???

Bazı kırılma noktaları vardır hani. Son günlerde üst üste açılan bu tarz konuların tetiklediği bir sonuçtur bu aslında. Benim kırılma noktamda bu olmuştur. Sinesini ve yüreğini her vakitte benimde döndüğüm o kutsal mekana dönen, ne kurshad kardeşim ne de bir başkası asla benim düşmanım yada kin bağlayacağım biri olamaz.

Benim düşmanım, benim içimde. Benim savaşım aslında kendimle. Nefsimle!

İstemeden, kalp kırdıksa, AFFOLA...

Umarım iyi niyetlede olsa bu tarz konular bir daha açılmaz...

Han
09-30-2006, 02:46 AM
Zekeriye beyaz, Yasar Ozturk, Ali Kalkanci, Aziz nesin gibi dini kiblesi belli olmayan tipler neden turkiyeden cok cikiyor diye hep dusunurum...

Bir de neden serefsizin serefsizi oldugunu suur altinda kendisi de biliyor olmasina ragmen ozellikle Ramazanda cikip Islami tartismaya acan kafirleri de anlayamadim...

Siz bari bu iki taifeye takilmayin...

Islam ve seriatinin sahibi olan Allah ve peygamberi bu dini yasayip kendinizi kurtarin diye insanliga verdi/ getirdi...

Insanligin icinden buna kulak verenler samimiyetleriyel amel etti kurtuldu kurtuluyor...
Dushman olanlar kilinclarina sarildi...

Iki yuzlu olan munafiklar ise inanmis gorunup muslumanlar arasinda fesat cikarmaya kalkti...
bu baslik her ne kadar iyi niyetle acilsa da sadece munafiklarin ekmegine yag surecek...

sonra DININ sahibine birakalim o degistirsin, o karar versin, o buyursun...

neden haddimiz hukukumuz olmadan baskalarinin isine karisiyoruz ki...

Han
09-30-2006, 02:50 AM
bu dinin "bana gore"si "sana gore"si yok ki...
Bu islamdir teslim olacaksin....
Hristiuyanlik degilki papaz toplantisi yapip tartisilacak...
Birilerini hristiyanlikla suclayanlar burda bari hristiyanlasmasin!!!

oğuz
09-30-2006, 03:05 AM
Bazı fikirlerinize katılmıyorum arkadaşlar ...

Bir örneklede bunu perçinlemek istiyorum.Bir arkadaşım bir cenazeye katılıyor ve geldiğinde gülmekten yerlere seriliyor...

Ona 3-5 elam laf ettirebilmek için yarım saat uğraştım...En sonunda anlatmaya başladı...
Cenazeyi defin ettikten sonra hoca Kuran okumaya başlamış,cenazeye katılanlar kimi huşu içinde,kimide gözyaşları ile bu Kuran'ın okunuşuna eşlik etmişler...bir kişi hariç oda benim arkadaş...
Onuda cenazeden apar topar uzaklaştırmışlar...

Sonradan olay anlaşılıyor;Benim arkadaş Arapça biliyor ve hocanın arapça okuduklarınıda anlıyor...
Hocanın okuduğu;kadın erkek arasındaki bir ilişkinin yapılmaması ile ilgili Kuran ayeti...

Yani Kurshad'ın dediği gibi ;bir deve eti ile ilgili bir kasideyede,cenazede söylenen kadına bilmemne şeklinde yaklaşmayın ayetinede göz yaşı döküyoruz...

Problem bunun önüne nasıl geçeriz ?

Han
09-30-2006, 03:13 AM
oguz sen bunu onune gecince butun Turkiye cumhuriyetini pesinden cennete mi surukleyeceksin...?
veya bu durumdakiler agladiklari icin cehenneme mi giderler?

bu ayete, anlamayip aglamakla dinden cikilmiyor ama binamaz bi iman bir yaratigin buna benzer zarari olmayan seyleri bahane ederek bazi temellerde REFORMA gitmesi eninde sonunda dinsizlige goturur...



Atalar bosuna dememisler

DINIME IDHAL EDEN BARI MUSELMAN OLSA....

bunu turkcelestirelim de arapca bilen YADIN imansizlar Arapca bilmeyen Imanli ve cahil turklere yine gulmesinler...

DINIME BURNUNU SOKUP KURTARICI KESILENLER, KENDI YASHANTISINA DA BIR BAKSA VE BIRAZCIK KENDINI DE KURTARSA IYI OLURDU...

oğuz
09-30-2006, 03:27 AM
oguz sen bunu onune gecince butun Turkiye cumhuriyetini pesinden cennete mi surukleyeceksin...?
veya bu durumdakiler agladiklari icin cehenneme mi giderler?



Cennete veya cehenneme kimin gideceği bellimi olur :rolleyes: Allahın lütfu ve takdiri !
Peygamber efendimizin zamanında fahişelikten dolayı suçlu bulunupta linç edilmek istenen kadına efendimiz sahip çıkıp cennet ile müjdelendiğini söylememişmiydi ?
Yaptığı ise elindeki suyu ölmekte olan bir köpek ile paylaşması !

bu ayete, anlamayip aglamakla dinden cikilmiyor ama binamaz bi iman bir yaratigin buna benzer zarari olmayan seyleri bahane ederek bazi temellerde REFORMA gitmesi eninde sonunda dinsizlige goturur...


Dinde yol göstericinin Kuranı-Kerim olması gerekir diye düşünüyorum.Öyle bir hadisler varkı ;şöyle şöyle olması istenmiş.kim demiş? ona şu söylemiş,onada filanca söylemiş,öbürüde filancadan duymuş,filanda görmüş..uzar gider !
Dinisizliği götürür hükmünede katılmıyorum.

Atalar bosuna dememisler

DINIME IDHAL EDEN BARI MUSELMAN OLSA....


Bizdeki;Dinime küfür eden,bari müslüman olsa !
Bilmezssiniz arkadaşlar imanın kimde olduğunu ;)

DINIME BURNUNU SOKUP KURTARICI KESILENLER, KENDI YASHANTISINA DA BIR BAKSA VE BIRAZCIK KENDINI DE KURTARSA IYI OLURDU...

yine kesin hükümler veriyorsunuz :)

Han
09-30-2006, 03:41 AM
Dinde yol göstericinin Kuranı-Kerim olması gerekir diye düşünüyorum.Öyle bir hadisler varkı ;şöyle şöyle olması istenmiş.kim demiş? ona şu söylemiş,onada filanca söylemiş,öbürüde filancadan duymuş,filanda görmüş..uzar gider !



Kurani kerimin ne dedigi hadisi serifler olmadan hic bilinemez...

bir de kurani kerimde soylenilenlerin tersine isliyor bu Din tartisma toplantilari ne hikmetse...

Oguz bak insanlarin akillari ve mantiklari olcu olamaz.. dolayisiyla senin mantigina uymus benim aklim begenmis ikisi de bos...

sen yukarida fil;an filancadan duymus diye bana gore kucumsemeden ziyade edepsizlik edilen shahislar Peygamberimiznn sahabeleriydi...

ilmi kitaplari okusaniz orda da kaynakrin da oyle derler falan kitabin falan baskisi filaN sayfasi vs... cumlelerine orda da rastlanir bu ilmin geregidir. uzasa da uzamasa da...

oguz suna dikkat edelim. bakin ozellikle din konulu tartismalarda bence, benbim mantigioma gore veya mantiklisi bu, gibi yaklasimlaR SERGILIYORUZ...

ki oncelikle hicbirimizin akli mantigi dinde sened degildir... sadece peygamberimizin ve onun yolunda olan rasih alimlerin akillari selim akildir ve seneddir.

Islam akil ve mantiga hitap eden dindir lafinin anlami budur... yoksa her onune gelen cenabetin akli ve mantigi muhatap ALINMAZ...

Dinin sahibi ve dinde soz sahibi olan hicbir alimin kitabindan burda bir ilmi kaynak goremedim ve hakli olarak kizdim,,, niye karishiyorsunuz diye...

bu spor degil siyaset degil isteyenin istedigini soylesin...

kaldi ki en haram oyunlardan olan Kumarin bile bir kurali var bir yolu yordami var. basvurulacak bir kurumu var...

bunlarda bile bir duzen bir hak ve hukuk bir sistem dusunulur de Islam icin dusunulmezmi?

Islam demirelin koyu degil ki isteyen ordan isteyen burdan REFORMA etsin...


anlatabildim mi acaba

Han
09-30-2006, 04:09 AM
bir de bir sey daha belirteyim illada ibadetimizin anlasilir olmasina gayret edenler hic gunlerinde yarim saat kadar az onceki ibadete okudugunun anlamini ogrenmeye ayiriyorlar midir?

zaman ayiriyorlarsa bunu anlamini ogrenmek icin ne tur kitaplara basvuruyorlar??

sakin meal demesinler... mealdan asil kast edilen anlam ogrenilemez.. mealle bugun daha cok sozluk gibi kullaniliyor ve icerigi de mealden ziyade sozluktur...

Afrasiyab
09-30-2006, 04:16 AM
Öncelikle kürşad ın bu konuyu kötü niyetle açtığını düşünmüyorum. HYML ne yazık ki biraz sert tepki vermişsin( forumda son zamanlarda açılan bu konuya benzer saçma topicler hepimizi gerdi, bu tepkini buna bağlıyorum). Ramazan ayında özellikle birbirimize hitap ederken daha saygılı olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Konuya dönecek olursak,
Cemaatle kılınan namazların ve ezanın arapça olması kadar doğal ve mantıklı birşey olamaz. Varsayalım ki, dünyanın diğer ucunda bir ülkeye gittiniz. Orada ezan başka dilde okunuyor, nasıl anlayacaksınız? hadi anladınız, saf tuttunuz camide, imam başladı kendi dilinde namaz kıldırmaya, siz ne anladınız bundan, nasıl rukuya ve secdeye varacaksınız? Aslında buraya kadar hemen hemen herkes hemfikir, toplu yapılan ibadetlerde.

İnsanların evinde kendi kıldıgı namazlara gelince. Şimdi şöyle bir durum var. Bir çok Kuran meali var, hepsi birbirinden farklı(anlam olarak olmasada kelime olarak cümle kurgusu olarak). Kaldıki bazı meallerde aşağıda not olarak "burada şöyle de denmek isteniyor diye rivayetler var" şeklinde hatırlatmalar var. Şimdi evde kılınan namazlara kimse karışamaz,isteyen istediği gibi kılabilir ancak meallerde bile tam bir kesinlik yokken direk türkçe kılmak doğru değil bence. Yani Kuranın belli bir okunuşu var, kelimelerin, harflerin bir ahengi olduğunu, Kuranı bu şekilde yaratan Allah'ın bir bildiğinin olduğunu düşünüyorum.

Bunun dışında okullarda kesinlikle Kuranın Türkçe mealinin öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca günümüzde Kuran dersi almak iyice zorlaştı, bu durumunda ortadan kalkması gerekir. Hatta okullarda seçmeli arapça dersi verilmelidir (rahmetli Atilla İlhanında böyle bir görüşü vardı). Annelerimiz Kuran günü yaparlar, mutlaka bilirsiniz, bilmeyenler için söylüyim haftada bir gün toplanıp kuran okurlar. Acaba kaç tanesi okuduğunun ne anlama geldiğini biliyor? Hiç hayatında Kuranın türkçe mealini okumuş mu? Hep beraber toplanıp Arapça kuran okumasının yanlış oldugunu kesinlikle düşünmüyorum gayet hoş birşey ama, bir haftalarınıda okudukları şeyi anlamalarına ayırsalar daha iyi olmaz mı?

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Ben malesef 5 vakit namaz kılan bir kul değilim. Özellikle 2 yıldır 5 vakit olmasada , vakit namazlarını kılmaya özen gösteriyorum. 3-4 ay önceye kadar namaz kılarken çok hızlı kılıyordum. Klasik okudugum sureler vardır( asr nas tebbet fil kureyş ) açıkcası anlamlarını tam olarak bilmeden kılıyordum, ve hızlıca rukuya secdeye varıyordum. Ama 3-4 aydır okurken ayet ayet arapça okuduktan sonra hızlıca aklımdan türkçesinide geçiriyorum her ayetin. Bilmiyorum bu yaptığım ne kadar doğru. Gürkan abiye PM yoluyla sormayı düşünüyordum doğrumu yapıyorum yanlışmı yapıyorum diye bir türlü nasip olmadı. Bu şekilde namazı kılarken daha dikkatli kılıyorum, daha yavaş oluyor. Geçenlerde Gürkan abi bir hadisi yazmıştı "En kötü hırsızlık namazdan çalmaktır" diye, namazı çok hızlı kıldıgım zaman namazdan çaldım gibi hissediyorum.

Özetle, şahsi fikrim, ibadetler arapça yapılmalı ancak yaptığımız ibadetin ne anlama geldiğinide anlamalıyız.

Han
09-30-2006, 04:26 AM
bir link

Kuran-i kerim neden arapca? (http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=461)

Anlayabilmeniz icin indirdik (http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=470) ayetinin aciklamasi!

Kurani herkes anlayabilir mi? (http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=469)

kuran-i kerimi (http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=471) nasil anlariz?

Kimler anlayamaz? (http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=472)

Kurani aciklma yetkisi kimin? (http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=473)


Anlamadan (http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=480) Kuran okumak

ve ordan diger ilgili yerlere bakabilirsiniz

Han
09-30-2006, 04:41 AM
bir de su alintiyi yapalim da bize musade



Kur'anı herkes anlayabilirmiş

Sual: Bir genç, “Kur'anı anlamak için âlim olmaya gerek yok herkes anlar, çoban da anlar. Atalarınızın yani mezhep imamlarının, âlimlerin yolundan gitmeyi bırakın da, Kur’an okuyun. O gayet açıktır, herkes anlar” diyor. Kur’anı herkes anlar mı? Buna nasıl cevap vermeli?
CEVAP: Kur’an-ı kerimi ancak Peygamber efendimiz anlamıştır. Ehli olan âlimler ise ancak ilimleri nispetinde anlar. Herkes anlayabilseydi, Allahü teâlâ peygamber göndermezdi. Binlerce, milyonlarca hadis-i şerife lüzum kalmazdı. Herkes Kur’anı anlasaydı, kapalı olanları açıklayabilselerdi ve Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilselerdi, Allahü teâlâ (Resulüm sadece sana vahiy olunanı tebliğ et yeter, açıklamana gerek yok) derdi. Ama öyle demiyor, şöyle buyuruyor:
(Bu Kitabı, insanların ihtilafa düştükleri şeyi açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 64]

(İndirdiğimi insanlara beyan edesin.) [Nahl 44] Beyan etmek, âyetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir.

(Anlaşamadığınız işin hükmünü Allah’a [Kur’ana] ve Resulüne [Sünnete] arz edin!) [Nisa 59]

Siz şimdi o gence aşağıdaki soruları sorun:
1- Kur’anı çoban anlayabiliyor da, niye âlim olanlar anlayamadı? Hani herkes anlıyordu?

2- Niye mezhep imamları, muhaddisler ve müfessirler anlayamadı da sen anladın? Peşlerinden gitmeyin diyerek, niye onların anlamadığını söylüyorsun?

3- Madem ki herkes anlar, daha niye âlimlerin anladığına itiraz ediyor ki?

4- Kur’anı herkes anlasaydı, çeşitli gruplar çıkar mıydı? [Demek ki herkes Kur’anı farklı anlıyor.]

5- Peygamber efendimizin açıklamasından niye korkuluyor? Resulullaha olan düşmanlık neyin nesidir? Allahü teâlâ, (sadece Kur’ana uyun, sadece bana itaat edin) demiyor. Şöyle buyuruyor:
(Allah’a ve Onun Resulüne iman edin, ona uyun ki doğru yolu bulasınız.) [Araf 158]
(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
(Peygamberin emrine uyun, nehyettiğinden sakının.) [Haşr 7]

6- (Kur’anı çoban bile anlar, âlim olmaya gerek yok) diyerek Kur’ana inanmadığını açıkça söylemiş olmuyor musun? Niye ilmi ayağa düşürüyorsun? Ehliyetli ile ehliyetsiz, âlim ile cahil, bilenle bilmeyen bir midir? Allahü teâlâ âlimleri övüyor, onlara sorun buyuruyor. Birkaç âyet meali şöyledir:
(Allah’tan en çok korkan âlimlerdir.) [Fatır 28]
(Verdiğimiz bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.) [Ankebut 43]
(Bilmiyorsanız âlimlere sorun.) [Nahl 43]
(Eğer onun hükmünü Resule veya ülül-emre [âlimlere] sorsalardı, öğrenirlerdi.) [Nisa 83]
(Her ilim sahibinin üstünde bir âlim vardır.) [Yusuf 76]

7- Bu âyetlere rağmen, âlimlere, mezhep imamlarına düşmanlık neden? Kur’an-ı kerime el ve dil uzatmamalı, işi ehline bırakmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kur’anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.) [Nesai]
(Kur’ana ehliyeti olmadan mana veren, Cehennemde azap görecektir.) [Tirmizi]
(Kur’anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Deylemi, M.Rabbani]

kurshad
09-30-2006, 06:10 AM
bir de bir sey daha belirteyim illada ibadetimizin anlasilir olmasina gayret edenler hic gunlerinde yarim saat kadar az onceki ibadete okudugunun anlamini ogrenmeye ayiriyorlar midir?

zaman ayiriyorlarsa bunu anlamini ogrenmek icin ne tur kitaplara basvuruyorlar??



Guzel bir nokta. Evet ben yaptigim ibadette okudugum sureleri anlamaya calisiyorum. Once mealle basladim, syetersiz geldigini gorunce simdilerde tefsir okumaya karar verdim. Su gunlerde Seyyid Kutub'un Fi Zilalil-Kur'an isimli Kur'an tefsirini okuyorum.

Bir onceki iletinde oguz'a sormussun;"Turk halkini sen mi cennete gotureceksin" diye. Kimsenin kurtariciliga soyundugu yok aziz kardesim. Yaptigimiz ne bir ictihad acmak ne de bir reforma gitmek hele Islam'i tartismaya acmak kimsenin haddine dusmez. Kimseye de bir tavsiyemiz de yok. Kim ne ederse etsin, dememisler mi "her koyun kendi bacagindan asilir"

Cok basit iki sey soruyorum; Kur'an'i evde tek basimiza okurken arapca mi turkce mi okumaliyiz , ibadetimizin dua kisimlarini turkce yapabilir miyiz diye. O kadar..

Gectigimiz senelerde bir miktar arapca ders almistim. Namaz surelerini ve dualarini okurken bazi cumleleri anlamaya basladigimda ibadetimin manevi boyutu degisti..Ihlas suresini okurken megerse farkinda olmadan "De ki O Allah tektir" diyormusum , anlayarak soylerken muazzam haz aldim.

Ya Insirah suresini okurken anlamini meal vasitasiyla ogrenince... Rabbimin " her guclukle beraber kolaylik vaad ettigini, kisinin bos kaldigi zaman ibadete ve duaya basvurmasi gerektigini " emrettigini ogrendim.

Yunus suresini okudugumda ise tuylerim urperdi..Sanki dedim bugunun insanini anlatiyor.

Sozun kisasi, ben Kur'an 'i anlamaya okumaya gayret eden bir insanim.Evde, yolculukta turkce okurum..

Herkes bildigi gibi yapsin, istedigi hocadan feyz alsin, isteyen arapca okusun isteyen Turkce..

YALNIZ AMan sakin , karsinizdakini tanimadan etmeden keferelikle, reformistlikle , binamaz olmakla suclamayin. Kimin ibadetini tam yaptigini, layikiyla yaptigini Yuce ALLAH bilir.

oğuz
09-30-2006, 06:53 AM
Çocukluğumda ilk kuranı kerimi bir evin duvarına asılı görmüştüm.Bu ne diye sorduğumda kuran demişlerdi.dokunmaya kalktığımda amah haaaa ÇARPAR diye beni fırçalamışlardı...

Bir dönem Çarpılmama korkusu ile Kuran ile aramızda her daim mesafe oldu.Sonrasında ise Kuranı kerimi elime aldığımda anlamadığım arapça harflerle karşılaştımki sadece BAKMAKLA yetindim...

Bir süre sonrada Kuranın meali elime geçti ve okumaya başladım.Okudukça kafamda ÇARPAR imajıda yıkılmaya başladı.Yani bize öğretilen ile gerçekte Kuran bambaşka...

Sonra ilk çocukluğumdaki benim insanlarımın Kuran düşencesini öğrenmeye çalıştım.Her evde var ama hiç kimse kapağını açıp okumamış,niye var ?
Niye duvara asılı ? Niye kimse açıpta Yaradanın ondan ne istediğini,nasıl bir yaşam sürmesini,ne olmasını istediği ile ilgili konuları OKUMAZ ?

Aynı süreç;ben babamdan böyle gördüm onada babası böyle göstermiş...

Tabriz_Han
09-30-2006, 07:29 AM
Hyml
Böyle bir tiyatro nerede görülmüş yahu???


Camide Hoca Turkce konusur ve anlatir, baska dilde anlatsa, "Anlasam Arap Olayim" :D Sen ne inandigini anlamak istemiyormusun? yada kendine kandirmak isteyen bir kor gibi bilmedigin seyi gordumuzmu diyecez, yobazlika devam etmegi tavsiyemi edersiniz, Allah Yobazlardan Uzak dur diyor;)

Hyml
Siz hacca gittiğinizde yanınıza arapçayı ve sizin dilinizi bilen bir çevirmen almayı sakın unutmayın ha !


Meraklanma unutmam, cunku herseyi anlamak isterim, zaten orada Turkce konusan Hocalar herseyi anlatiyor.


Artık beyninizin kıvrımlarından duman çıkmaya başladı. Siz farkında olmasanız bile, biz düştüğünüz bu komik durumu gayet net görüyoruz.


Cahile söz anlatmak, deveyi hendekten atlatmaktan zordur.

Zaten kendini ustun goren, kardeslerini asaglayana hic kimsenin pek saygisi kalmaz, acaba farkindamisin.

Malesef bazilari Islami "materiyalistlik" yaptirmaya calisiyor, Sakal birakmasan, gereken sapkayi giymezsen, istediklerin elbiseleri giymesen Muslumanlik;dan cikiyorsun, yani Iman onemli degil Gorunus onemli. Soru sormak yasak, ogrenmek kotu, benin gibi dusunmesen aptalsin.

Guzel Dinimizi niye cirkinlestirmeye calisiyorsunuz? Okumak Allahin emiridir, bize beyin verildi soru sormak yasak degildir, elbise melbise onemli degil asil onem Iman ve Kalbindir, aileye bakmak, fakirlere yardim etmeye calismak, iyilik etmek!!!

Dini halkin anlayacak bir dilde anlatmak emirdir, dinimizi anlarsak bu cirkin, orumcek agli adamlardan kurtuluruz cunku onlar iyice saplandi.


http://www.kuran.gen.tr/

Burada okuyabiliriz, ve anlayabiliriz.

gurkan
09-30-2006, 07:34 AM
Su gunlerde Seyyid Kutub'un Fi Zilalil-Kur'an isimli Kur'an tefsirini okuyorum.

.

Seyyid Kutub'un Enam Süresinin Tefsirini oku... İnanıyorum ki ; Fizilallil-Kuran'ı tefsir olarak bitirdiğinde sana çok faydalı olcaktır.

Tefsir için tavsiye ederim...

kurshad
09-30-2006, 07:39 AM
Çocukluğumda ilk kuranı kerimi bir evin duvarına asılı görmüştüm.Bu ne diye sorduğumda kuran demişlerdi.dokunmaya kalktığımda amah haaaa ÇARPAR diye beni fırçalamışlardı...

Bir dönem Çarpılmama korkusu ile Kuran ile aramızda her daim mesafe oldu.Sonrasında ise Kuranı kerimi elime aldığımda anlamadığım arapça harflerle karşılaştımki sadece BAKMAKLA yetindim...

Bir süre sonrada Kuranın meali elime geçti ve okumaya başladım.Okudukça kafamda ÇARPAR imajıda yıkılmaya başladı.Yani bize öğretilen ile gerçekte Kuran bambaşka...

Sonra ilk çocukluğumdaki benim insanlarımın Kuran düşencesini öğrenmeye çalıştım.Her evde var ama hiç kimse kapağını açıp okumamış,niye var ?
Niye duvara asılı ? Niye kimse açıpta Yaradanın ondan ne istediğini,nasıl bir yaşam sürmesini,ne olmasını istediği ile ilgili konuları OKUMAZ ?

Aynı süreç;ben babamdan böyle gördüm onada babası böyle göstermiş...

Aynisini yasadim cocuklugumda.. Kur'an'a dokunmam bile yasakti, dokundugumda da uc kere oper basima koyardim.

Onlarca sene Kur'an duvarda asili oylece durdu kaldi. Bazen buyuk halam bize misafir geldiginde sabah namazindan sonra arapca harflerle okurdu.

Bir gun TGRT denilen kanali izliyorum, huzura dogru diye bir program var. Orada vaaZ eden hoca aynen sunu soyledi;" Sizler Kur'an'i alip okuyamazsiniz. Size dusen ilmhal kitaplarini almak ve onlari okumaktir"

Bildiginiz uzere ilmihal kitaplarinda sadece namaz nasil kilinir, abdest nasil alinir gibi bilgiler yazar. Islam dininin esasi hakkinda bir sey yazmaz.

Dedim ki kendi kendime; bu mudur muslumana yuzyillardir reva gorulen? Anlama, sadece kafani salla.. Namazi bilmedigin kelimelerle kil, ac kalarak orucu tut, en buyuk musluman sen ol.. Allah'in mesaji nerede? Tum insanliga gelen Allah'in dinini anlamak nerede?

Halbuki ,O buyuk Islam medeniyeti 13.yuzyila kadar her konuyu tartisti, buyuk eserler ortaya cikardi. Islam felsefesi ve ictihadlar Islam tarihinin zirvesine ulasti. Hatta kelamcilar oyle marjinal noktalara ulastilar ki Tanri'nin evrenin kendisi oldugunu iddia etmeye curet edecek sufi tarikatlar bile ortaya cikti. Bunu niye soyluyorum? Cunku o donemin Islam alimi tartismaktan korkmadi. Elbet sapkinliga yahut yanlisliga dusenler cevaplarini aldilar.Sufizmde asiriya gidenler men edildi. O donemin eserlerinin tenkitlerini okuyorum, sasiyorum..Bizim oyle yorumlar yapmak haddimize dusmez . Surada Kur'an'i turkce okusak mi derken korkarak soyluyoruz.

Sozun ozu, herkes bildigi gibi yapsin. Ben goruslerimi soyledim, o kadar.

Han
10-01-2006, 04:16 AM
YALNIZ AMan sakin , karsinizdakini tanimadan etmeden keferelikle, reformistlikle , binamaz olmakla suclamayin. Kimin ibadetini tam yaptigini, layikiyla yaptigini Yuce ALLAH bilir.


ozelliklle senin adresine hic birsey soylenmedi... uzerine alinmissin...

seni ancak iletilerinle taniyorum... nasil taniyorum...

senin nefsinin begenmedigi seyleri yazan ehli sunnet bir kitabi veya ilmihali kotuleyebilmek icin kurandakiislam denen Hadis, Tasavvuf, Alim, Mevlid, Mezhep inkar eden sitenin iftiralarindan gonul rahatligiyla yararlanirsin..

hem donersin forumda Mevlide kufr diyen bir herife karsi gercek bir musluman gayretiyle mucadele edersin...
ikinci tavrina sevindigim kadar birincisie de saskinim...
bu ne perhiz bu ne lahana tursusu demez mi seni takip edenler...
seni anlamak zor...

isine gelince oyle gelmeyince boylesin...
Bir hoca Kuran okumayin ilmihal okuyun dedi diye Kuurani yasakladi havasi estirmeye calistin.... bir de hangi sual ve konu uzerine oyle soyledigini de yazsaydin, belki de bu basliga alakasiz kalirdi...

yeri geldigi icin soyluyorum... Kurani kerimi ogrenmeye baslamak icin ilmihallerden baslanir ishe... asagidan yukariya dogru gidilecek... Ogrenmeyin , okumayin diyen gercek alim ve hoca hicbir zaman olmamistir..

13 asra kadar degildir 17 asirlarda bile Bir Ibrahim Hakki erzurumlu hz. gibi buyuk alimi yetistiren millet Kurani anlamadan okuyun zihniyetindeki olamaz.

isin basinda olan hatta anlamadan da olsA NAMAZ kilmamis birinin eline Kuran, meal veya tefsir tutusturmak.... bebegin agzina Antep baklavasi doldurmak gibidir ki fayda yerine zarar verir...

Not: Bu yolda aydinlanmak icin tefsirden baslamadiginiza eminim. Yalniz ihvani muslimin in kurucusu ve eski biraktigi komunistligi de islama bulastirarak ozel mulkiyete dusmanligi ile taninan Seyit Kutubun Fi Zilal'i size ne kadar faydali olur bilmem... Tefsir yazdigini zanneden bu adamin Isa aleyhisselamin vefat ettigini Maide suresi nde soylemesi de bunu tavsiye eden Gurkanin gozunden kacmistir.. oysa Gurkan kardes bana bir gun hmet Davudoglu hocayi tavsiye etmisti.. Ahmet davudoglu hoca kitabinda Seyit Kutubun Hz. Osmana dushman oldugunu yaziyor....

kurshad
10-01-2006, 04:51 AM
senin nefsinin begenmedigi seyleri yazan ehli sunnet bir kitabi veya ilmihali kotuleyebilmek icin kurandakiislam denen Hadis, Tasavvuf, Alim, Mevlid, Mezhep inkar eden sitenin iftiralarindan gonul rahatligiyla yararlanirsin..


Ornek ver sevgili kardesim.. Aylar once Huseyin Hilmi Isik hakkinda yazdigin birseyler vardi. Belli belirsiz hatirliyorum onun hakkinda bir yorumda bulunmustum.. Cok alinmissin anlasilan halen gundeme getiriyorsun. Ben ise bunun sana birseyi derinlemesine bilmeden ortaya cikmamani anlatti sanmistim.. Sen de bu elestirilerim derin kompleksler yaratti ise ozur dilerim.


hem donersin forumda Mevlide kufr diyen bir herife karsi gercek bir musluman gayretiyle mucadele edersin...



Birincisinde seni elestirdim diye bende sahte muslumanlik mi buluyorsun aziz arkadasim? Seni elestirene karsi nedir bu derin alinganlik?





13 asra kadar degildir 17 asirlarda bile Bir Ibrahim Hakki erzurumlu hz. gibi buyuk alimi yetistiren millet Kurani anlamadan okuyun zihniyetindeki olamaz.



Ibrahim Hakki'nin Marifetnamesini okudun da mi konusuyorsun ?Pek okudugunu dusunmuyorum. Yine birseyi derinlemesine bilmeden zipladin. Ama bu sefer olmaz sevgili Han..

Marifetname'de yazan hurafeleri bilim diye 21.yuzyil insanina yutturmaya tesebbus etmek senin gibisini bile asar.. Ibrahim Hakki iyi niyetli bir musluman olabilir. Fakat yazdigi sacmaliklari burada ilim diye yutturmayi kimse yemez.. Tum arkadaslarima Marifetname'yi salik veriyorum. Okuyun..





Not: Bu yolda aydinlanmak icin tefsirden baslamadiginiza eminim. Yalniz ihvani muslimin in kurucusu ve eski biraktigi komunistligi de islama bulastirarak ozel mulkiyete dusmanligi ile taninan Seyit Kutubun Fi Zilal'i size ne kadar faydali olur bilmem... Tefsir yazdigini zanneden bu adamin Isa aleyhisselamin vefat ettigini Maide suresi nde soylemesi de bunu tavsiye eden Gurkanin gozunden kacmistir.. oysa Gurkan kardes bana bir gun hmet Davudoglu hocayi tavsiye etmisti.. Ahmet davudoglu hoca kitabinda Seyit Kutubun Hz. Osmana dushman oldugunu yaziyor....

Seyyid Kutub'u begenmiyorsun, Ibrahim Hakkiyi begeniyorsun :lol:

Bu konuda nasil bir yorumda bulunmali....??? Bana ilk satirlarinda dediklerini kendin su yapiyorsun.

Han
10-01-2006, 05:00 AM
beni elestirdigin icin degil meevlide kufr diyen bir sitenin iftiralar5ina inandigina sastim...

Ibrahim Hakki hazretlerini de mi farkli taniyoruz... ortak hicbir seyimiz yokmus ...konusmaya gerek yok...

seyit Kutubu Ahmet Davudoglu'nun kitabindan biliyorum...
Eshabi kirama dushman olan biri hic tefsir edemez ki... Tefsirin asli hadislerdir bunu nakledenler eshabdir... eshabin birine bile dushman olan o sahabenin naklettigi tefsir mahiyetindeki hadisleri de inkar eder... hadisle desteklenmeyen ayetlerin arkasindaki TEFSIR boslugunu da kendi kafasindan doldurur...

kurshad
10-01-2006, 05:36 AM
http://www.sevde.de/marifetname/Marifetname.htm

Ibrahim Hakki efendinin "Marifetname"sinin tamamini yukaridaki linkte bulabilirsiniz.
Fazla ileriye gitmeden kitabin mukaddimesini atlayarak 1.bolum 3.maddeden baslayabilirsiniz okumaya.

Seyyid Kutub'un hayati asagidaki linkte;
http://www.enfal.de/kutub.htm

Ben Seyyid Kutub'un tefsiri hakkinda yorum yapabilecek duzeyde degilim. Ancak onun birtakim cevrelerce reformistlikle suclandigini duymustum. Fakat yasadigimiz gunlerde onun hakkinda olumsuz yorum yapan pek kalmadi diye biliyorum.

not:
Ramazan gunu kimseyi kirmamak ve uzmemek icin sahsi tartismalara bir daha girmeyecegimi bildiririm. Surc'i lisan ettiysek affola..

Tabriz_Han
10-01-2006, 06:50 AM
Kral Tv, Ramazan Programi, gece saat 1-2 gibi basliyor, cok degerli konuklar geliyor, Islami okadar guzel anlatiyorlarki, bu adamlar okumas, sanatkar, ustadlar, bir kac gece seyretiyorum hosuma gitti, Istanbul Feshane'de yayinlaniyor.

Anadilde Ibadet ve Kur'an okumak sart'dir, zaten Kur'an da oz eski-Arapcasi herzaman Turkcenin yaninda oluyor cevirilmis Kur'an larda.

BOZ-OK
10-01-2006, 07:13 AM
1- Kur'an ilk defa peygamberimizin zamaninda ve onun emriyle, Salman-i Farisi tarafindan Farscaya cevrilmistir... Ilk cevrilen sure Fatiha suresi olup bizzat yeni Musluman olan Farslar tarafindan namazda okunmustur...

2- Nanefi ictihadina gore Kur'an pek ala cevirisinden namaz icinde veya disinda okunabilir, bir sakincasi yoktur... Ancak mesela imam Safi namazda iken Arapca orijinali okunmalidir der... Ancak kesin olan bir konu vardir ki, o da en azindan namaz disinda okunmasinin bir sakincasi olmadigidir... Zaten de okunmalidir... Cunku insanin anlamadigi bir dilde yazilmis,bilmedigi bir dine inanmasi sacmalik olacagina ve herkesin Arapca ogrenmesini beklemek de sacmalik olacagina gore, Kur'an baska dillere cevrilmeli ve okunmalidir....:cool:

gurkan
10-01-2006, 08:20 AM
Selamün Aleyküm...
Yalniz ihvani muslimin in kurucusu ve eski biraktigi komunistligi de islama bulastirarak ozel mulkiyete dusmanligi ile taninan Seyit Kutubun Fi Zilal'i size ne kadar faydali olur bilmem... Tefsir yazdigini zanneden bu adamin Isa aleyhisselamin vefat ettigini Maide suresi nde soylemesi de bunu tavsiye eden Gurkanin gozunden kacmistir.. oysa Gurkan kardes bana bir gun hmet Davudoglu hocayi tavsiye etmisti.. Ahmet davudoglu hoca kitabinda Seyit Kutubun Hz. Osmana dushman oldugunu yaziyor....
Sevgili Han Kardeşim ;
Adım geçtiği üzre bir kaç açıklama gereği hissettim. Şahsım Kuran'ı arapça okurum. Buna Kuran okuma ibadeti olarak alıyorum. Çünkü Okuduğum Kuran.Türkçe okuduklarım ise Kuran değil. Onun Kuran'dan ayetler olmaya namzet en yakın çevirisi olan Mealen ayetlerdir. Bu dillerin birbirine çevrilirken taşıdığı eksikliklerden dolayı böyledir. Benden farklı düşünmediğini biliyorum. Lakin Arap diline Hakim değilim. Bilmiyorum. Onun için Mealen kendime göre güvenilir bulduğum mealleri okurum. Öğrenmek anlamak maksatlı. Bir tanesi de Sayın Ahmed Davutoğlu hoca'nın mealidir. Bir de Biz de başka Ahmet Davutoğlu var oda senin dediğin değil Başbakan'ın danışmanı Ahmet Davutoğlu. Her ikisi de değerli alanlarında değerli Hocalardır. Gelelim Şehid Seyyid Kutub'a belki aranızda Seyyit Kutub'u en iyi analiz edebilecek kişiyim. Benim de bir şey bildiğim söylenemez de ; bildiğim kadarıyla açıklayayım. Seyit Kutub'un Fizilal'il Kuran adlı tefsir eserinde yaklaşık 2000 civarında hadis zikredilir. Sünneti benimser. Sünnet anlayışı tamdır. Hayatının evre evre olduğu doğrudur. Bir dönemden sonra sosyalistliği de Kapitalistliği de yanlışlarını ortaya koyarak reddetmiş Aydın bir Müslüman nesil için öneriler geliştirmiştir. O günün Mısır'ında uyanma meydana getirmiş yakın dönemin de önemli denilebilecek müfessirlerindendir. Şahsım İslam dininde ilmihallerden; Mezhep içtihatlarınden; İ(Mezhepsiz değilim Hanefi içtihadlararına uymaya çalışırım. Delili gördüm mü diğer ilim sahiplerinden de yararlanırım. Lakin Tarikat ehli de değilim. Genelde Tarikat ehli soru işareti ile bakar Seyyid Kutub'a bu benim bildiğim) Günümüz ilim sahiplerinden de ;Tefsirlerden de ; Mealden de yararlanırım. Şükürler Rabbime bugün bazı göze hoş gelen lakin yollarında sapma olanlara temkinli olma uyanık olma iradesini verdiği için. İnşaallah Allah'ın rızasını kazanan kullarından olabiliriz. Seyyid Kutubla ilgili Yanlızca hayatının bir dönemini alıp incelemek yanlış olur. Sonraki çizgisinde sert dönüşümler göstermiştir. Bu anlamda ele aldığı eserlerle bu Sosyalism olsun; Kapitalizm olsun. Bunların hatalarını bilimsel bir metodla ortaya koyarak İslamın karşısına almış ve reddetmiştir. Seyyid Kutup Müslümanları benliğine çağırır. Müslümanın önündeki tehditleri ve sistemleri müslümanlara tanıtır. Ve müslümanlara bunlara karşı uyanışa davet eder. Ve delili Kuran Sünnettir. Bu anlamda Tasavvuf dünyasından da ayrılır. Çünkü Tasavvuf dünyasının islamı Kuşatan sistemlere karşı uyanık davranamadığı düşünür .(benim yorumum) Bu sistemlere karşı Müslümanları dirilişe davet eder. Uyanışa davet eder. Ona bir nevi reformist denmesinden kasıtta budur. O islam Medeniyetinde yeni bir Asri saadet ister. (Sahabeler devri).Onun önceliğiyle Tasavvufun önceliği diriliş noktasında da uyuşmamaktadır. Bu anlamda Onun yaşadığı dönemi iyi incelemek gereklidir. Müslüman dünyasında son Halifelik makamı ilga olmuş. Müslüman dünyasının başsız olmasından derin üzüntü içerisindedir. Müslüman dünyası parça ve dağınıktır. O bu dönemde bu parçalığı dağınıklığı fark etmiş. Bu yönde çözüm önerilerini bilimsel bir metodla yol haritası olarak ortaya koymaya çalışmıştır. Bu anlamda bizlere en yakın tarihli bir örnektir.Lakin Mısır'daki mevcud batı kuklası düzen tarafından tehlikeli bulunmuş asılarak şehid edilmiştir. Fizilal'il Kuran adlı eseri onun ilminde ki zirveyide bir nevi gösterir. İncelemeden Şahsı hakkında yazılanlarla yargıya gitmek yanlış olabilir. Bir de Hz. İsa İle ilgili görüşlerine gelelim.

Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilâkis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.(NİSA 157-158 Mealen Diyanet)

Ve `Biz Allah'ın resulü Meryemoğlu İsa-Mesihi öldürdük' demelerinden ötürü. Oysa O'nu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler. Fakat kendilerine öyle göründü. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda tam bir kuşku içindedirler, bu konudaki bilgileri sadece sanıya uymaktan ibarettir. Yoksa onu kesinlikle öldürmediler.Tersine Allah, O'nu kendi katına çıkardı. Hiç şüphesiz Allah üstün iradeli ve hikmet sahibidir.(NİSA 157-158 Mealen Fizilalil Kuran)
Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. (ALi İMRAN 55 Mealen Diyanet)

Şunu İfade edeyim. İslam Aleminde Hz. İsa'ının Nasıl Allah'ın Katına Yükseltildiği hakkında farklı görüşler olup. Bu görüşlerde birlik yoktur. Hz. İsa Bugün aramızda yaşamıyor. Bilginin En doğrusunu Allah bilir. Allah Kadir'dir. Herşeye gücü yetendir. Dilediği gibi yapar. Ona zor iş yoktur. Ben bu noktada bilginin en doğrusunu Allah bilir diyorum. Ek olarak ifade edeyim Şahsım bilgili değilim. Bu anlamda geçmiş yazdıklarımı referans alıp din adına hüküm verdiğimi düşünebilirsin. Eğer böyle düşünüyorsan Buna bir hayır diyorum. Ben delile dayalı bildiğimi açıklıyorum. Bu hükümlere ben gitmedim. Gidenlerden yararlandım. Şuna dikkat ettim. Kuran'a ve sünnet'e aykırı olmamasına. Şİmdi bu konu ile ilgili Seyyid Kutub tefsirine bakalım ne diyor...

"Hani Allah şöyle demişti: "Ey İsa, ben senin canını alacak, katıma yükseltecek ve kafirlerin iftiralarından arındıracağını, sana uyanları da kıyamete kadar kafirlerden üstün kılacağım. Sonra hepiniz bana döneceksiniz. Ve ben anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda hüküm vereceğim."

Fakat O'nun vefatı nasıl gerçekleşti ve o nasıl yükseltildi... Bu konu Allah'tan başkasının yorumunu bilemeyeceği "müteşabih" kapsamına giren gayb meselesidir. Onları araştırmakla elde edilecek yararlı bir sonuç yoktur. Ne inançta ne de hukukta bunun bir yararı olmaz. Bu meselelerin peşine düşenler ve onları tartışma konusu edenler sonunda kuşkuya kapılırlar, kafaları karışır ve çıkmaza girerler. Allah'ın bilgisine havale edilen bu meselede ne kesin bir gerçeğe ne de gönül huzuruna kavuşabilirler. Allah'ın İsa'ya bağlı olanları kıyamet gününe kadar kafirlerden üstün kılacağı meselesine gelince burada yorumda bulunmak zor olmayacaktır. Ona bağlı olanlar Allah'ın doğru dinine... İslâm'a iman edenlerdir. Tüm peygamberlerin gerçekliğini tanıdığı, her peygamberin kendisine çağırdığı Allah'ın gerçek dinine iman eden herkesin inandığı dine iman edenlerdir... Bu nitelikleri taşıyanlar ise, Allah'ın terazisinde kıyamete kadar kafirlerden üst&#