View Full Version : Namaz Kılıyor muyuz ?
gurkan
09-30-2006, 11:52 AM
(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut 45)
Dini yalanlayanı gördün mü?
İşte o, yetimi itip kakar;
Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
Onlar gösteriş yapanlardır,
Ve hayra da mâni olurlar.
(Maun Suresi)
Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılın; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır. (Nisa 101)
Namazı tam kılın, zekâtı hakkıyla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.(Bakara 43)
Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah'a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir. (Bakara 45)
Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür. (Bakara 110)
Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.(Bakara 153)
Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın. (Bakara 238)
Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünemeyen bir toplum olmalarındandır. (Maide 58)
"Namazı dosdoğru kılın ve Allah'tan korkun" (diye de emredildik). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah'tır. (Enam 72)
Bu (Kur'an), Ümmü'l-kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler. (Enam 92)
Kitab'a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz.(Araf 170)
Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir.(Enfal 3)
Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.(Tevbe 71)
Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik. (Yunus 87)
Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır. (Rad 22)
İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar.(İbrahim 31)
Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir. (Taha 132)
Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.(Enbiya 73)
Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar. (Hac 35)
Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar. (Nur 37)
Hepiniz O'na yönelerek O'na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın.(Rum 31)
Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. (Lokman 17)
Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarfedenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler. (Fatır 29)
Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Mücadele 13)
De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. (Enam 162)
NOT:Evet Kardeşlerim Bu başlıkğıda Kuran'dan Mealen Ayetler Başlığı gibi güncelleme Kararı aldım...
Namazla ilgili Kardeşlerimden OLUMLU Hadis; Makele; Şiir: katkı yapabilirler.
Lakin Bu başlıkta olumsuz tartışmalar istemiyorum.
Afrasiyab
09-30-2006, 12:59 PM
En büyük eksikliğim, namazı dosdogru kılmamak.
çok küçük yaşlardan beri cuma kaçırmam, son 2 yıldır da vakit namazlarını kılmaya başladım ama 5 vakitin tamamını kıldıgım çok nadir olmuştur.
Gobustan
09-30-2006, 06:54 PM
He, namaz qılıram! Oruc da tuturam :)
Seckjin Khan
09-30-2006, 07:09 PM
elimden geldiğince kılarım 5 vakit ise zor :(
gurkan
10-07-2006, 12:32 AM
Namaz sancıma ilaç, yanık yerime merhem
Onsuz ebedi hayat benim olsa istemem.
Necip Fazıl Kısakürek
gurkan
10-07-2006, 12:45 AM
Peygamberimizin (a.s.m.) son sözü, "namaz" oldu
Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) vefat edeceği gün sabah vakti, kendisinde bir hafiflik görüldü. Yanındakiler sevinerek, iyidir diye ayrılıp işlerine gittiler. Yanında yalnız kadınlar kaldı. Böyle ümitle ferahlık arasında iken Resul-i Ekrem (a.s.m.):
– Kadınlar çıksın, bu melek yanıma girmek istiyor, dedi.
Herkes çıktı, yalnız Hz. Aişe kalmıştı. Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) başı onun kucağındaydı. Meleği karşılamak üzere Efen*dimiz (a.s.m.) oturdu. O da evin bir köşesine çekilmişti.
Bir müddet melekle konuştuktan sonra tekrar Âişe Valide*mizi çağırdı ve başını onun kucağına koydu. Kadınlara da içeri girmelerini söyledi. Hz. Aişe, Resul-i Ekrem’e (a.s.m.):
– Bu melek, Hz. Cebrail’e (a.s.) benzemiyordu, dedi.
Resul-i Ekrem (a.s.m.) şöyle buyurdu:
– Evet, ya Aişe, bu, ölüm meleği idi. Bana geldi ve “Allahu Teâlâ beni sana gönderdi ve iznin olmadan yanına girmememi emretti. İzin vermezsen geri dönerim, izin verirsen girerim. Ve yine sen müsaade etmeden ruhunu almamamı bana emretti. Emrin nedir?” diye sordu. Ben de kendisine “Ceb*rail gelinceye kadar benden uzaklaş” dedim. İşte şimdi Cebrail’in gelme saatidir.
Hz. Aişe bunun üzerine, “Ne bir fikir yürütecek ne de bir cevaba muktedir olacak durumda idik. Büyük bir felâketle karşılaşmış olarak dehşet içinde kaldık. İşin önemine binaen kimsenin ağzından ses çıkmıyor, ehl-i beyt dehşet içinde bekliyordu. Tam bu sırada Hz. Cebrail’in (a.s.) kapıya geldiğini anladım. Selâm verdi, kadınlar çıktı. Hz. Cebrail (a.s.) girdi ve Resul-i Ekrem’e:
– Allah Teâlâ’nın sana selâmı vardır, kendini nasıl bulduğunu sana soruyor. Şüphesiz O, senin nasıl olduğunu daha iyi bilir, ancak senin kerem ve şerefini artırmayı ve ümmetin arasında örnek olmayı kast etmiştir, dedi.
Resul-i Ekrem (a.s.m.):
– Kendimi sancılar içinde buluyorum, dedi. Hz. Cebrail de (a.s.):
– Sana müjde olsun! Allah Teâlâ seni vaat ettiği mevkilere yükseltmek için bu acı ve sancıları sana vermiştir, dedi. Resul-i Ekrem (a.s.m.):
– Ey Cebrail, ölüm meleği yanıma girmek için izin istedi, dedi ve olayı anlattı. Hz. Cebrail (a.s.):
– Ya Resulallah, Rabbin sana müştaktır, senden başka hiç kimseden böyle bir müsaade istememiş ve istemeyecektir. Allah Teâlâ böylece senin şerefini tamamlamak istiyor, dedi. Resul-i Ekrem:
– O hâlde Azrail gelinceye kadar ayrılma, dedi. Kadınların içeri girmesine izin verildi. Resul-i Ekrem, Hz. Fâtıma’ya:
— Yaklaş, diye buyurdu. Hz. Fatıma Resul-ü Ekrem’e doğru eğildi. Efendimiz (a.s.m.) ona gizlice bir şeyler söyledi ve gözleri yaşlı olarak başını kaldırdı. Resul-i Ekrem tekrar Hz. Fatıma’ya:
– Yaklaş, diye buyurdu. Bu defa da kulağına bir şeyler fısıldadı ve Hz. Fatıma gülümseyerek başını kaldırdı.
Tabii bu durum, Hz. Aişe başta olmak üzere odadaki kadın*ları meraklandırdı. Hz. Aişe sonra bir fırsatında Hz. Fa*tı*ma’*ya bu durumu sordu. O da:
– Birinci seferinde Resul-i Ekrem (a.s.m.) bana, “Ben bugün ölüyorum” diye buyurdu ve ona ağladım. İkinci seferinde, “Ben Allah’a dua ettim; ehl-i beytimden ilk olarak seni bana ulaştırmasını ve seni benimle bir arada bulundurmasını is*tedim” şeklinde buyurdu, buna da güldüm, dedi ve oğulları*nı kendisine çekerek başlarını kokladı.
Tam bu sırada ölüm meleği geldi, selâm verdi ve içeri gir*mek için izin istedi. İzin verildi, içeri girdi ve:
– Ya Muhammed, ne emrediyorsun, diye sordu. Resul-i Ek*rem (a.s.m.):
– Şu anda beni Rabbime ulaştır, buyurdu. Hz. Azrail de (a.s.):
– Olur, seni bugün Rabbine ulaştırırım, çünkü Rabbin sana müştaktır. Senin dışında hiç kimse hakkında böyle bir tereddüde meydan vermedi. Senden başka kimseden izin almamı emretmedi. Fakat senin saatin yakındır, dedi ve ayrıldı. Bu sırada Hz. Cebrail (a.s.) gelerek selâm verdi ve:
– Vahiy dürüldüğü gibi dünya da benim için dürülmüş oldu. Artık ne dünyanın bende bir ihtiyacı ve ne de benim dünyada bir ihtiyacım kaldı. Bu, benim yeryüzüne son inişimdir, dedi.
Kimsenin ses çıkaracak durumu yoktu. Hz. Aişe, Efendimi*zin (a.s.m.) mübarek başını göğsü arasına aldı ve Efendimi*zin (a.s.m.) göğsünü tuttu. Bu sırada Efendimiz kısa bir bay*gınlık geçirdi. Sonra alnından inci tanesi gibi terler akma*ya başladı. Hz. Aişe terini sildi ve şöyle dedi:
– Böyle güzel koku hiç almış değilim. Sonra ayılınca:
– Anam babam sana feda olsun, bu terler ne idi, dedi. Resul-i Ekrem (a.s.m.):
– Mü’minin ruhu ter ile, kâfirin ruhu ise merkebin canı gibi ağız ve burun deliklerinden çıkar, buyurdu. İşte ancak o zaman Hz. Aişe ve yanındaki kadınların aklı başına gelmişti, korku dolu bir halde hemen erkekleri çağırdılar.
İlk gelen erkek, Hz. Aişe’nin babasının ona gönderdiği, kar*deşi Abdurrahman’dı. Ne yazık ki o bile Resul-i Ekrem’in ha*yatına yetişememişti. Allah Teâlâ, Cebrail ve Mikail’i görev*lendirdiği için vazifeyi onlar üzerlerine almışlardı da hiçbir erkek ölümü ânında yanında bulunamamıştı. Resul-i Ekrem (a.s.m.) kendinden geçip baygınlık geçirdiği sırada da, sanki “Hangisini tercih ediyorsun?” diye bir muhayyerlik içinde, “Hayır, Refik-i Â’lâ’yı istiyorum” buyurmuştu. Dili açıldığı ve baygınlığı geçtiği vakit kadınlara döndü:
– Namaz, namaz; zira siz namaza devam ettiğiniz müddetçe dine bağlısınız. Onun için hepiniz namaza devam ediniz, buyurdu ve “namaz, namaz” diye diye ruhunu teslim etti.
Namazı Yaşayanar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları
NOT: çünkü Rabbin sana müştaktır. (Çünkü Rabbin sana kavuşmaya çok isteklidir manasınadır.Bilen olur bilmeyen olur.)
gurkan
10-07-2006, 01:08 AM
Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları
Aceleyle kılınan namaz, namaz sayılmaz
Peygamberimiz (a.s.m.), itinasız kılınan namazı, namaz saymazdı. Bir gün gelişigüzel namaz kılan bir kimseye:
– Dön de, namazını yeni baştan kıl. Çünkü sen namazı kılmış olmadın, dedi. Adam dönüp yine eskisi gibi kıldı. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) yine ona:
– Dön, yeni baştan kıl. Çünkü sen namazı kılmış olmadın, diye buyurdu ve bu ihtar üç defa vuku buldu. En sonunda adam:
– Seni hak din ve kitapla gönderen Allah’a yemin ederim ki, ben bundan başka türlüsünü bilmiyorum, bana doğrusunu öğret, dedi. Bunun üzerine Efendimiz (a.s.m.):
– Namaza duracağın zaman tekbir al. Sonra ne kadar kolayına gelirse, o kadar Kur’ân oku. Arkasından rükûa varıp, mutmain [azaların yatışmış] oluncaya kadar dur. Sonra başını kaldırıp ayakta doğruluncaya kadar dur. Daha sonra, secdeye varıp mutmain oluncaya kadar kal. Sonra başını kaldırıp mutmain oluncaya kadar otur. Bunu namazın bütününde böylece yap, dedi.
(Sahihi Müslim 602)
gurkan
10-07-2006, 01:34 AM
Namaz hidayetine sebep oldu
Peygamber Efendimizin (a.s.m.) amcasının oğlu olan Hz. Ali (r.a.), “Allah’ın Aslanı” lâkabıyla da anılırdı. Hz. Ali’nin annesi, Peygamber Efendimize kendi çocuğu gibi bakan Fatıma binti Esed’dir. Hz. Ali, Müslümanlığı kabul eden ilk çocuktur.
Bir gün Peygamber Efendimiz ve eşi Hz. Hatice’yi namaz kılarken gördü. Onları hayran hayran izledi. Şimdiye kadar hiç böyle bir şey görmemişti. Namaz bitince:
– Bu yaptığınız nedir, diye sordu. Peygamber Efendimiz (a.s.m.):
– Ey Ali, bu Allah’ın seçtiği, beğendiği dindir. Seni bir o*lan Allah’a iman etmeye çağırıyorum. İnsana fayda ve zararı do*kunmayan putlara tapmaktan sakındırıyorum, buyurdu. Bir an için duraklayan Hz. Ali:
– Bu, benim bu zamana kadar duyup işitmediğim bir şey. Babamın iznini almadan bir şey yapamam, diye konuştu.
O gün kimseye bu meseleyi açmadı. Geceyi düşünerek geçirdi. Şafak aydınlığıyla birlikte kalbine bir ışık doğdu.
Doğruca Resulullah’ın (a.s.m.) huzuruna vardı, şöyle konuştu:
– Allah beni yaratırken babam Ebu Talib’e sormadı. Ben neden Allah’a iman edip ibadet etmek için gidip ona danışıp iznini alayım?
Böylece ilk Müslüman çocuk olma şerefini aldı.
Namazı Yaşayanar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları
gurkan
10-07-2006, 01:36 AM
DUR ETME NAMAZINA
Sana derim ey velî,
Dur erte namazına,
Eğer değilsen ölü,
Dur erte namazına
Ezân okur müezzin
Çağırır Allah adın,
Yıkma dinin bünyâdın
Dur erte namazına.
Ağar pervâza kuşlar,
Tesbih okur ağaçlar,
Himmet alan kardeşler,
Dur erte namazına.
Namazı kıl zikr eyle,
Elin götür şükr eyle,
Öleceğin fikr eyle
Dur erte namazına.
Namaz kıl yarağ olsun
Ahrette gerek olsun
Sininde çırağ olsun
Dur erte namazına
Namaz kıl imam ile
Yatmagil güman ile
Gidesin iman ile
Dur erte namazına
Çıka gide can dahi,
Şöyle kala ten dahi,
Derviş Yunus sen dahi,
Dur erte namazına
YUNUS EMRE
Gelin namaz kılalım
Gelin namaz kılalım, kalbden pası silelim,
Allaha yaklaşılmaz, namaz kılınmadıkça!
Nerde namaz kılınır, günahlar hep dökülür,
İnsan, kâmil olamaz, namazı kılmadıkça!
Kur’an-ı kerimde Hak, namazı çok medh etdi,
dedi sevmem kişiyi, namazı kılmadıkça!
Bir hadis-i şerifte: İmanın alameti,
insanda belli olmaz, namazın kılmadıkça!
Bir namazı kılmamak, ekber-i kebâirdir,
tevbe ile afv olmaz, kazâsın kılmadıkça.
Namazı hafif gören, imandan çıkar hemen,
olamaz o, müslüman namazın kılmadıkça!
Namaz kalbi temizler, kötülükten men’eder,
münevver olamazsın, namazın kılmadıkça!
***************
*********
***
nurhak
10-07-2006, 06:48 AM
Sevgili Gurkan Kardes boyle bir baslık actıgın icin binlerce tesekkurler,cunku bu fanı dunyada ınsanlıgın namazı anlıyabilmesi icin daha cok konusması ve bu tur bıilgi alısverısı olması gerekır.
namaz insanların hırsa ve seytani duygulara kapılmadan yaptıgı tek eylemdir herhalde.Ruk'u ve secde arasındaki zaman insanoglun hayatının en saf halidir bence,Rab'bim yasamımız boyunca bu saflıkta yasamayı hepimize nasip etsin insaallah.saygılarımla
gurkan
10-07-2006, 07:39 AM
Namaza Davet
Seni sevdiğimi söylemem fazla
Sensiz ne ilgim var baharla yazla
Gönlümü doldurdun sevinçle hazla
Çünkü seyreyledim namazda seni
Sevdim bir kez daha niyâzda seni
Sen namazda -bilsen- meleksin, cansın
Rükûda secdede bir hüsnüansın
Namaz kıl uğrunda varlığım yansın
Şükür seyre daldım namazda seni
Temâşâda kaldım niyâzda seni
İbadet insanın rûh cilâsıdır
Varlığında Hakk'ın tecellâsıdır
Bînamaz nefsinin mübtelâsıdır
Mutluyum gördükçe namazda seni
Bir kez daha sevdim niyâzda seni
Hayreddin Karaman
gurkan
10-07-2006, 09:00 AM
Namazda Allah'u Teala'dan (c.c.) Ne İstiyoruz... Namaz Duaları...
Esma Sayın Ekerim
a) Sübhaneke Duası
Sübhaneke Duasında namaz kılan kişi, ‘‘Allah’ı hamd ve övgü, şükür ve takdir içerisinde tesbih ediyorum. Senin adın ne yücedir, senin şanın ne büyüktür. Senden başka ibadet edecek yoktur” diyerek sonsuz sevgisini sunar
b) Fatiha Suresi
Fatiha Suresinde namaz kılan kişi, ‘‘Hamd ve övgü âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur’’ O Rahman ve Rahimdir. O, hesap günün sahibidir. Biz yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Bizleri doğru yola hidayet et. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Öfkene uğramışların ve sapmışların yoluna iletme’ diyerek duada bulunmaktadır.
c) Tahiyyat Duası
Namaz kılan kişi, Tahiyyat duasında ‘‘Bütün dualar, selamlar, şükür ve senalar, bedeni ve mali ibadetler, selamlamaların en güzeli ve her çeşidi, salatın her çeşidi, sözlerin en temizi Allah içindir’’ ‘‘Ey nebi Allah’ın selamı, bereketi, rahmeti senin üzerine olsun. Selam bize ve Allah’ın Salih kullarının üzerine olsun’’ Şehadet ederim ki Allahtan başka ibadet edilecek yoktur ve yine şahitlik ederim ki Hz Muhammed O’nun kulu ve elçisidir demektedir
d) Salli – Barik Duaları
da) Salli Duası
Namaz kılan namaz sevgilisi, ‘‘Allah’ım Hz. İbrahim’e, ailesine, yakınlarına, O’na itaat eden ümmetine, dostlarına salat u selam eylediğin ve rahmet ettiğin gibi Hz. Muhammed’e, ailesine, dostlarına, O’na itaat eden ümmetine de salat u selam eyle ve onlara merhamet et.’’ diye duada bulunmaktadır.
db) Barik Duası
Namaz dostu, ‘‘Allah’ım Hz. İbrahim’i, ailesini, dostlarını, yakınlarını, O’na itaat eden ümmetini, dostlarını mübarek kılıp, onları manevi derece itibariyle iki cihanda da yüce kıldığın gibi Hz. Muhammed’i, ailesini, dostlarını, O’na itaat eden ümmetini ve yakınlarını da mübarek kılıp manevi dereceler itibariyle iki cihanda da yücelt.’’ demektedir.
e) Rabbena Duaları
ea) Rabbena Atina
Namaz kılan kişi, ‘‘Rabbimiz bize dünyada da iyilik, güzellik ver. Ahirette de iyilik, güzellik ver. Ve bizi ateş azabından koru. Çünkü sen merhametlilerin en merhametlisisin’’ duasında bulunmaktadır
eb) Rabbena’ğ-firli
Namaz kılan namaz dostu ‘‘Rabbimiz beni, annemi ve babamı, bütün inananları hesap gününde bağışla’’ diye dua eder.
ec) Rabbi’c-alni Duası
Namaz kılan namaz sevgilisi, ‘‘Rabbimiz bizi namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Bizden gelecek nesilleri de namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Dualarımızı kabul buyur.’’ diyerek namazını tamamlar.
Esma Sayın Ekerim
İçinizde bir Namaz kılmayan benmi varım:rolleyes:
İnşallah o hidayete bir gün bizde nail oluruz...
gurkan
10-07-2006, 09:24 AM
Kimselere Diyemedim...
Senai Demirci
Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabb’im. Sen çağırınca, kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm. Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince, içim “cız” etti hep. Odamdan uzaklaştım, bıraktım işimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum. Ayak diredim, “az sonra kılsam da olur!” dedim. “Az sonra”larım “çok sonralar”a döndü, geç kaldım, geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna. Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim, hemen kalktım, rahatladım. Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana. Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükûnet borçluyum Sana. Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana. Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin. Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa, her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin. Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa, kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin.
Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim. Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istediğin zamanı çok gördüm. Benden istediğini, benim için istediğini bile bile, huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazın rekatlarını; kısaltmak için bahaneler aradım. Günümü delik deşik etmeni, işimin arasına kesintiler sokmanı, hayatımın ortasına duraklar koymanı, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm. “Beni bana bırak!”larla durdum huzuruna; içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken, ben seccadende, belki sadece bedenimle, mıhlı kaldım. Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamanı bana! Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce Sana yalvartıyor olabilirdin beni. Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında günümü de, işimi de, uykumu da, hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin. Düşmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.
İçten pazarlıktı benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim. Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm. Kendimi sıfırlamayı, benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim. Ensemde kaderin sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim. Acelem vardı; alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden. Bütün benliğimle aşağı inemedim. İşim vardı, secdemi işime zaman kazandım. Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım. Uykum vardı, secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim.
İtirafımdır: Bencilliğimi de sırtıma alıp rükûlarda eritemedim. Bedenim eğilirken huzurunda, “emrolunduğum gibi dosdoğru olma”nın ağırlığını sırtıma almayı erteledim. “Sırası değil!”di; “hele dur; sonra da olur!”du. En Sevgili’ni bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım.
Sen dileseydin, çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde, loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında, gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle, korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin. Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip, küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde, mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin.
İçten pazarlık mı denir buna? Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı. Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu. Dilime bile değdirmekten korktuğum, ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte. Fısıldaması bile acı veriyor ya… Meselâ, uzayınca Fatiha, uzayınca sûre, heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe, “bitmez şimdi bu namaz!” dediğim çok oldu. Ama içimden. Kimseler duymadı.
Bir Sen duydun beni ey Rabb’im. Sırrımı bir Sen bildin. Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken, Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun, söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin. Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda, kovmadın beni, yakınlığında tuttun.
İtirafımdır; öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı… “Aradan çıkarmaya çalıştığım” oldu namazı. Geçiştirdim namazı. Bir “sorun”du çözdüm, hallettim. Selam verip sonra yaşamaya başladım… Yaşamayı namazın içinde aramalıydım. Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa. Bilemedim.
Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim; ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzuruna aldın beni. Her secdede rahmetinle okşadın alnımı. Her rükûda “aferinler” fısıldadın gönlüme. Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu. Yüzüme vurmadın. Azarlamadın. Aşağılamadın. Hepten umut kesmedin benden. Yok saymadın. Utandırmadın.
Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabb’im. Kimselere söylemedin. Sırdaşım Sensin, bir Sana açabilirim içimi, bir Senin beni ayıplamandan korkmam. Ben işte böyleyim; yine “bana ait”lerin hesabındayım. Başka kime söyleyeyim? Başka kimin anlayışından medet umayım?
gurkan
10-07-2006, 09:29 AM
İçinizde bir Namaz kılmayan benmi varım:rolleyes:
İnşallah o hidayete bir gün bizde nail oluruz...
Bir namaz duası ile kardeşlerimize dua da bulunalım...
Rabbi'c-alni Duası
‘‘Rabbimiz bizi namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Bizden gelecek nesilleri de namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Dualarımızı kabul buyur.’’
Amin
mustafa06
10-07-2006, 02:36 PM
İçinizde bir Namaz kılmayan benmi varım:rolleyes:
İnşallah o hidayete bir gün bizde nail oluruz...
Amin.
Hocam,
''Artık Namaz kılmak istiyorum'' de ve bir vakti kıl arkası kendiliğinden gelecektir.
inan ki bırakamazsın.
Bir ömrü bize veren rabbimize , günde azami 1 saat zamanı ayırmayacak kadar yoğunmu chalıshıyoruz :)
sevgi ile
Tabriz_Han
10-07-2006, 05:50 PM
Uymadan once dua okuyorum, acaba dogrumu yapiyorum yanlismi bilmiyoruz, icimden geliyor iki uc dua okuyorum ve Aileme ve sevdigim insanlara okuyorum, Allah Hersey Icin Sukurler Olsun diyip yatiyorum.
Cuma gunleri Namaza giderim...ondan ote Namaz kilmiyorum.
Gobustan
10-07-2006, 06:28 PM
Uymadan once dua okuyorum, acaba dogrumu yapiyorum yanlismi bilmiyoruz, icimden geliyor iki uc dua okuyorum ve Aileme ve sevdigim insanlara okuyorum, Allah Hersey Icin Sukurler Olsun diyip yatiyorum.
Cuma gunleri Namaza giderim...ondan ote Namaz kilmiyorum.
Elbette ki, dua oxumaq çox yaxşıdır. Allah ona penah getirenleri heç vaxt boş qaytarmaz.
Amma namazı qaza etmek olmaz axı. Ya tam qılmaq lazımdır, ya da heç qılmamaq. Amma qılmaq lazımdır, insanı paklaşdırır.
Ya tam qılmaq lazımdır, ya da heç qılmamaq.
boyle dememelidir... Peygamberimiz Sahabelerine buyurdular ki "Bir gün gelecekdir ki o zamanki ümmetim bugun sizin yaptığınızın onda birini yapsalar yine kurtulacaklar..."
elbette bu, sadece cumadan cumaya veya bayramdan bayrama namaz kıl kafi demek degildir... Ama yine de 5 yılda bir kılsa bile sevinmeliyiz... öyle bozuk veya eksik kılacağına hiç kılma demek, katlanmış borçlarini arada sırada taksit taksit ödemeye kalkan birine boşver ödeme demek gibidir ki hiç iyi değildir...
buyuk alimlerimiz buyurmuslar ki;
"Bir Şeyin Tamamı yapılamazsa, bari elde olanını da kaçırmamalı"
**---------------**
Uyan, gözün aç, âkıl, yalvar güzel Allaha!
yolundan hiç ayrılma, yalvar güzel Allaha!
Her gün beş nemâzı kıl, Ramezânda oruc tut!
mâlın çoksa zekât ver, yalvar güzel Allaha!
Bir gün bu gözün görmez, hem kulağın işitmez,
Bu fırsat ele girmez, yalvar güzel Allaha!
Sağlığı ganîmet bil, her sâati ni’met bil,
emrine itâat kıl, yalvar güzel Allaha!
Ömrünü boş geçirme, nefsine kuvvet verme,
Uyan! Gaflet eyleme, yalvar güzel Allaha!
Günâhın çok olsa da, ondan ümmîdin kesme,
Afvı, keremi boldur, yalvar güzel Allaha!
Seher vakti rahmeti, yağar her memlekete,
Ol vakt pâklenir kalbin, yalvar güzel Allaha!
Allahın adın yâd et, rûhun ve kalbin şâd et,
Bülbül gibi feryâd et, yalvar güzel Allaha!
gurkan
11-07-2006, 11:26 AM
Enes b. Malik (r.a) anlatır. "Hz.Peygamber (s.a.v) ilebirlikte mescidde oturuyorduk. derken deve üstünde bir adam geldi ve devesini mescidin kapısında çökertip bağladı.arkasından: Muhammed hanginiz ? dedi. Bu sırada Hz. Peygamber (s.a.v) yaslanmış topluluğun arasında oturuyordu: "Şu yaslanmış oturan beyaz adam"dedik.Bu gelen adam : "Abdülmuttalib'in oğlu" dedi.Hz. Peygamber (s.a.v) "seni dinliyorum" buyurdu.Adam "sana soru soracağım,amma soracağım biraz zordur,canın bana sıkılmasın ?" dedi. O da "Aklına ne geliyorsa sor!"diye buyurdu.Adam: "Senin ve senden öncekilerin Rabbi aşkına,soruyorum.Allah mı seni tüm insanlara peygamber gönderdi ?"dedi. o da : "Allah şahittir ki,evet"buyurdu.
"Allah aşkına,gece ve gündüzde beş vakit namazı Allah mı sana emretti?" dedi.
"Allah şahittir ki ,evet"buyurdu.
"Allah aşkına,senenin şu ayında oruç tutmamızı,Allah mı sana emretti?"dedi.
Allah şahittir ki,evet"buyurdu.
"Allah aşkına,zekatı zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmayı Allah mı sana emretti?"Hz.Peygamber (s.a.v) :
"Allah şahittir ki,evet" buyurdu. Adam:
"Senin getirdiklerine iman ettim.Ben,Sa'd b.Bekroğullarının kardeşi Dımam b.Sa'lebe'yim,arkamda bıraktığım kavmimim elçisiyim"dedi.
Sahihi Buhari ilim bahsi 57
Alparslan
11-07-2006, 03:06 PM
Konu hakkinda son soz soylemesi gereken konussun birazda:NEFSIM...
Kilma su namazi ne var be adam derdi her vakit,onceleri...Inatci oldugumu o da bilmezdi belli...Secdeye varsam kacardi benden.
Sonra bakti ki bu is inatla kazanilmayacak, sinsice saldirdi, ortak buldu kendine seytani cagirdi...
Bak dediler iste okul, iste ilim, ogren dur hem farzdir...Kacirsan bir namazi bizce ders bundan evladir...Dinledi bu garip bu viziltilari bir vakit...Bakti ki gitmekte nese, huzur, tikadi kulaklarini ve sarildi namaza, ucundan da olsa...
Dediler sonra calismak da ibadet degil mi? Iste fazla fazla yaptin ibadetini, birde cok sukur deyiver Rabbine, omrunun emekliliginde odersin borcunu kat kat...Allah toptanci mi dedi gecti bu fakir...
Ama bitmemisti silahlari, dediler buna bir ortak daha bulmali: Nerede o namazsiz arkadaslar? Buldular hemen ,sokuldular yanima...Bu plan gitti cok hoslarina...Bir vakit de boyle oyaladilar bu garibi...
En son care, saldirdilar olanca gucleri ile: Dediler sende akil vardir, elde is, hedefte as vardir...Calis imanin tamdir, oldun sen hacim, tam muminsin, Rabbinle aran cok iyi bosver gerisini, hem tertemizmis kalbin...Iste bu vurmusken beni tam onikiden, imdada yetisti bir ses derinden:
Yedigin tavuk kadar rahat bir gunun var mi? dedi...Hedefini iyi belle, SONSUZLUK dedi...Ciddiyet ister, ciddi mesai ister bu hedef dedi...Ve bak dedi...Sevgililer sevgilisi hic beddua etmemistir, ustune tas atanlara da ,Rabbi ile harbe kalkanlara da...Yalniz namazi kacirma sebebi olursa biri beddua etmistir...Uyan ey gafil, namazsiz adam zor durur ayakta dedi...Sendelemekte olan kalbimi aldi, ictenligi ile yeniden NAMAZ diregine bagladi...Kim mi bu zat...Eski bir Tovbekar...
Bir vakit de olsa Alemlerin Rahmeti gibi namazim olsa, bir kiyamlik, bir rukuluk bir secdelik...Bir kerecik oyle bir namazim olsa, inanin ona guvenip rahat olurdum...
asena
11-07-2006, 03:13 PM
Her namaz onemli de,sabah namazi,iste onu kaciranin haline der ayet.En kisasi,ama en usenilecek,hele de su sogukta en cok "sonra kilarim" dedirteni.
Ama gercekten bence en guzeli sabah namazi,2 rekat,sonra ogrenci adam calisir sabah sabah,temiz kafayla,kadin/erkek ev islerinin bir kismini yapar:erken kalkmak mukemmel birsey,namaz da buna en guzel bahanedir.
borcugin
11-07-2006, 03:32 PM
S.A.
Teravih namazını sünnet olmasına karşın pek kıldığım söylenemez. Tecehhüt namazı ise oldukça nadir. Bu konuda en çok üzüldüğüm olay Bayram günü sabah namazının farzındaki otuz safın Bayram namazında birden üçyüz safa çıkmasıdır. Vakit namazını kılmayan insanların teravih namazlarına koşmaları ve onu vakit namazlarından daha önemli görmeleri bilinçsizliğidir.
Selametle.
aspava
11-07-2006, 04:01 PM
Teheccüd Namazı (Gece Namazı):
Yatsı namazından sonra , daha uyumadan veya bir miktar uyuduktan sonra, kılınacak nafile namaza "gece namazı"denir. Bir miktar uyuduktan sonra kalkılıp kılınırsa "Teheccüd" adını alır. Teheccüd namazı iki rekettan on iki rekata kadardır. İki rekatta bir selam verilmesi daha faziletlidir. (Muhammed Bin Abdullah Hanî, Âdâb, s. 264)
Teheccüd namazı, Rasul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimize vacip yani farz hükmündeydi. Bu namaz O'nun ümmeti için sünnet-i müekkededir.
"Gece namazına devam ediniz. Zira bu sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allah'a yakınlık günahlara kefaret olup insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır." (Tirmizi, Deavât, 101)
Allâh Teâlâ çok sevdiği ve kâinâtı hürmetine yarattığı Habîb-i Edîb'ne daha fazla lütuflarda bulunmak için teheccüd namazını ona farz kılmıştı.
"Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'ân ile teheccüd namazı kıl, Yakındır ki Rabbin seni bir makam-ı mahmuda eriştire." (el-İsrâ/17, 79)
Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve selem- Efendimiz gece namazını hiç terk etmezdi. Öyle ki hastalanacak veya ağırlık hissedecek olsa oturarak kılardı. (Ebû Dâvûd, Tatavvu', 18) "Sabah namazından önce kılınan iki rek'at nâfile namaz dünyanın tamamından daha hayırlıdır." (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 96) buyururdu. Gözümün nûru diye tavsif ettiği namazı geceleri daha bir iştiyak ve arzû ile kılardı. Ayakları şişecek kadar kendinde geçerek kıldığı teheccüd namazına olan iştihâsını şöyle dile getirmişti:
"Allâh her peygamberde belirli birşeye karşı aşırı bir istek yaratmıştır. Benim en çok hoşlandığım şey de gece ibâdetidir..." (Heysemî, Mecmau'z-zevâid, II, 271)
Allâh'a yaklaştıran en mühim ibâdet olması hasebiyle ümmetinin de bu nimetten nasiblenmelerini arzû ederlerdi. Öncelikle yakın akrabasından tebliğe başlayan Efendimiz, bir gece Ali ile Fâtımâ -radıyallâhu anhümâ-'nın kapısını çalmış ve onlara:
- "Namaz kılmayacak mısınız?" (Buhârî, Teheccüd, 5) buyurarak geceyi boş geçirmemelerini istemişti.
Diğer ashâbına da:
"Aman gece kalkmaya gayret edin! Çünkü o sizden önceki sâlih kimselerin âdeti ve Allah'a yakınlıktır. (Bu ibâdet) günahlardan alı kor, hatalara kefâret olur ve bedenden dertleri giderir." (Tirmizî, De'avât, 101) buyurarak onları huzûrun kaynağına yöneltmek istemişti.
Âile içinde kadın ve erkeğin Allâh'a ibâdet ve sâlih ameller işleme husûsunda birbirlerine destek olmalarının önemine dikkat çeken Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- bilhassa gece namazına kalkmada bu yardımlaşmanın daha da önemli neticeler hâsıl edeceğini şöyle ifâde etmiştir:
"Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin. Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah rahmet etsin." (Ebû Dâvud, Tatavvu, 18, Vitir, 13)
Alparslan
11-08-2006, 02:41 AM
Dinin Diregi: NAMAZ...
Namazin 5 vakit olarak farz kilinmasi Mirac hadisesi esnasinda olmustur. Peygamber Efendimiz'in mucizelerinden olan Mirac hadisesi aslinda bizlere namazin da onemini bildirmektedir.
Peygamber Efendimiz Miracda, Rabbimiz ile aracisiz olarak gorusmus bir nevi vuslat yasanmistir. Allah'in cemalinin akla,hayale sigmayan azameti,guzelligi ve ihtisami o gun Peygamber Efendimiz tarafindan gorulmustur. Iste namaz boyle bir hal icerisinde biz Muhammed (s.a.v) ummetine farz kilinmistir.
Namaz mu'minin miracidir, sozu tam olarak anlatmaktadir ki, hakkiyle eda edilen namaz, kulun Allah'in katina yukselmesi ve onunla hemhal olmasi gibidir. Gunluk olaylari bu buyuk ve onemli hadiseye benzetip aklimiza uygun hale getirmeye calisirsak bir ornek verilebilir.(Tesbihte hata olmaz) Cok sevdiginiz ve uzak bulundugunuz bir zat (sevgiliniz,esiniz,anneniz,babaniz,kardesiniz,v.b. ) size bir yol gosterse gunun her vakti yaninda olabilmeniz icin, hemde bunun karsiliginda hibir bedel odemediginizi dusunseniz. Ornegin 9 ay yurtdisinda ailemi gormeden kaldiktan sonra benim hislerim had safhada OZLEM ve HASRET idi.Cunku ailemi seviyorum. Bu 9 ayin sonunda goruntulu ve sesli gorusme olanagimiz oldugunda kamera karsisindaki hallerim anlatilamazdi. Sanki o an cok ozledigim ailemle beraber evimdeydim.Ictikleri cay kokusu burnumda idi. Beni izlediklerini birebir bildigimden ve bunu yasadigimdan karsilarinda istemedikleri hareketleri yapmaya cesaret edemedim.(Sigara icmek gibi) Bunun sebebi bana kizmalari degil onlari kirmaktan korkuyor olmamdi. Tabi saat farkindan dolayi bu gorusmelerin onlarin uygun gordugu saatler arasinda olmaliydi. Ve benim baglanma vaktimin geldigini soylemek icin bir telefon da geliyordu evimden.
Iste boylede namaz kilan insan, cok sevdigi Rabbi ile gorusur, hasbihal eder, onun huzuruna varmanin mutlulugu ve huzurunu iliklerine kadar yasar. Bu esnada hicbir gunah islemez, aksine ne kadar iyi yonu varsa onlari ortaya kor. Ve namaz bitince bir sonrakinin gelecegi beklentisi ile kendini pisliklerden sakinir. Kendisini MUHATAP almaya layik goren yuce Rabbinin huzuruna pisliklere bulasmis bir bicimde cikmaktan hicap eder, utanir. Onun rizasini kazanmak ve istedigini yapmak icin caba gosterir.Onemli olan ise bunu O'nun cehenneminden korkarak degil, O'na olan sevgisi boyle yapmasini gerektirdigi icin yapar. Elbette boylesine bir makama adim atilirken makam sahibi sizi cagiracaktir(Ezan) ve elbette bu makam sahibinin karsina TERTEMIZ cikmak, edeptendir(abdest).Ve o esnada burnunuza CENNET kokulari gelirse hic sasmayiniz, cunku cennet TERTEMIZLERE yarasan bir yerdir, ve eksiklikten munezzeh olan RABBINE yakin olan insan TEMIZDIR. Iste HAKKI ile eda edilen namaz, insanin dininin hatta benim icin INSANLIGIMIN,ADAMLIGIMIN diregidir. O direge dayandiramadigim hersey bos,gecici ve sonunda ayrilik elemi olan billur kaptaki zehirler gibidir. Icerken tatli ama kanilmayan serbeti midenizi hasta edecek kadar icseniz sonunda ondan nefret edersiniz. Cunku fitrat-i insaniyye gelip gecici seyleri degil, ebediyyen yaninda ve TAMAMEN ona verilmis seyleri ister.
Selametle
Not:Tamamen icinden gelendir,eksik hatali yonu varsa yazinin affiniza ve EDIT lerinize guvenirim :D
BuyukTuran
11-08-2006, 04:08 AM
Allaa şükür kılabiliyorum ama teheccüdleri aksatıyorum uzun zamandır Allah bu huzuru hepimize nasib etsin...
Hanedan
11-13-2006, 09:52 AM
KALPLERİN ON ÖLÜM SEBEBİ
Bir gün İbrahim Ethem Hazretlerine dediler ki:
-Ey tüm zamanını iyilikle geçiren yüce veli,Allah c.c. buyuruyor ki Bana dua edin size icabet edeyim.’’Biz durmadan ibadet ediyoruz fakat duamız kabul olmuyor.
İbrahim Ethem Hazretleri acı acı güldü ve şöyle buyurdu:
-Ey Ademin evlatları.Kalpleriniz şu on şeyden ölmüştür.
Hep birden şaşırdılar ve sordular:
-Kalplerimiz ölmüş müdür?
-Evet ölmüştür.
-Nasıl olur?
-Günahlarınızın zehirli dişlerine yem etmişsiniz kalplerinizi.Günahların zehiri kalplerin hayat damarlarını kurutmuş.Allahu Teala c.c. hazretleri ise ölü kalplerin duasını kabul etmez.
Peki bu günahlar nelerdir?
Manevi by pass ameliyatı şart
1-Allah’ı c.c. tanıdığınızı söylüyorsunuz,ama emirlerini tutmuyorsunuz.
2-Allah’ın c.c. kitabını okuyorsunuz, ama onun emirlerini yerine getirmiyorsunuz.
3-Allah c.c. nun Resulunü s.a.v. sevdiğinizi iddia ediyorsunuz,ne var ki onun sünneti üzerine yaşamıyorsunuz.
4-Şeytanın bir düşman olduğunu söylüyorsunuz,ama onun adımlarını takip ediyor,peşinden gidiyorsunuz.Ve onunla dostluk kuruyorsunuz.
5-Cenneti sevdiğinizi iddia ediyorsunuz, ne var ki Cennet için hiç bir hazırlık yaptığınız yo.
Kararan kalpler
6-Cehennemden korktuğunuzu söylüyor fakat kurtuluş reçetesi aramıyor,günahlardan uzaklaşmıyorsunuz.
7-Ölüm haktır diyorsunuz,hak olan ölüm için hiçbir hazırlığınız yok.
8-Başkalarının ayıplarıyla meşgul oluyorsunuz.Fakat kendi ayıplarınızı hiç görmüyorsunuz.
9-Allahu Teala hazretlerinin türlü türlü nimetlerinin içinde yüzüyorsunuz,ama ona şükretmeyi unutuyorsunuz.
10-Ölülerinizi götürüp toprağın koynuna koyuyor,fakat bir gün kendinizin de ecel şerbetini içeceğinizi düşünmüyor ve ibret almıyorsunuz.
Böyle kararmış kalplerin duaları nasıl olurda kabul olur?İnceden inceye bir düşünelim!..
Sanırım 2. kılmayan da ben oldum.
Demir Kağan
11-13-2006, 12:31 PM
Bektaşi'nin birine sormuşlar namaz kılıyor musun diye, "bayramdan bayrama, bayramdan bayrama" diye cevaplamış, içiyor musun diye sormuşlar "akşamdaaaaaaaan akşama" diye cevaplamış. :lol:
Hasılı bayramdan bayrama bayramdan bayrama, o da zorla. :lol:
Ahde Vefa
11-13-2006, 12:45 PM
http://img157.imageshack.us/img157/6374/namaz1wa1oe3.jpg
vBulletin® v3.7.0, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.