PDA

View Full Version : Ah su Kemalistler.......


nogayhan
10-17-2006, 07:00 PM
Atatürkcü Düsünce Dernegi (ADD) genel kurulunda sarf edilen kimi akil almaz cümleler, Kemalizmin sisede(veya M.E.B. kitaplarinda) durdugu gibi durmadigini ispat eder mahiyette:

Nigde Ulukisla sube Baskani Mehmet Karakaya kongrede konusan herkesin Sezer’i övdügünü belirterek, “Ancak Sayin Sezer cumhuriyetin yikilmasina yol acacak yasalari imzaladi.” dedi. Karakaya’nýn bu sözlerine tepki gösteren bazý delegeler kürsüye yürümek istedi. Karakaya’nýn konusmasini engellemek isteyenlere divan baskaninin izin vermemesi üzerine salondan bir üye ayaga kalkarak “Bu adami konusturursaniz ve de ADD’den ihraç etmezseniz intihar edecegim.” diye bagirdi. Bazi üyeler ise bu sirada “Kimse Cumhurbaskani’mizi elestiremez. Sezer’i elestiren adamýn ADD içinde yeri yoktur. Bu adami atin.” seklinde bagirdi.
...
Eskisehir sube Baskani Adil German, “Biz bir orduyuz, sokak sokak, cephe cephe savasmaliyiz. Karsimizda ise cumhuriyetle ugrasan iktidar var.” ifadelerini kullandi.

...

ADD Genel Sekreter Yardimcisi Ersan Barkin, dernege yönelik elestirilere tepki göstererek, cumhuriyetin kusatma altinda oldugunu iddia etti ve “Atatürk tabii ki bizim tekelimizdedir.” dedi.

...

Genel kurulda konusan üyelerden ismail Akpar ise ‘Anitkabir’in Mekke’den daha kutsal’ olduðunu iddia etti. Akpar halka gitmeden salonlarda bir seylerin degistirilemeyecegini ifade ederek “Biz siyasi erki ele geçirmeliyiz. Bunun yolu da halki ikna etmektir. Ancak bu yolla millete gerçekleri anlatabiliriz. Millete gerçek anlamda Türk olmanin ne demek oldugunu bu sekilde anlatabiliriz. Bu sekilde insanlar aslinda Atatürk’ün Anitkabir’inin Mekke’den daha kutsal oldugunu anlarlar.” diye konustu.



Bu ifadelerin Kemalizm ile ne kadar bagdastirldigini sorgulamayacagim. Çünkü, bagdasiyor olmasi durumunda da çok ciddi bir problemimiz var, olmamasi durumunda da.

Ayrica, öyle ya da böyle, elimizdeki Kemalistler bunlar, yapacak bir sey yok.

Sadece sunu sormak gerekli:

Kendi derneklerindeki aykiri düsüncelere karsi tavirlari böyle olan insanlar, güçleri yetecek olsa bizlere neler yapmaz?

(alintidir)

Demir Kağan
10-18-2006, 05:26 AM
Nogayhan, bütün bunlardan Atatürk mü suçlu? Dökün içinizi, Atatürk'e karşı olan içinizdeki o sinsi kininizi dökün! Amacınız nedir sizin aylar önceki saçmalıkları karşımıza çıkartıyorsunuz?

timurlenk
10-18-2006, 06:56 AM
bugunku kemalistim diyenler ataturku temsil edemez keza onlar ataturk sonrası devletin başına coreklenmiş kimi hırsız,kimi mason,kimi donme sahtekarların yolundan giderler,ataturk onlar icin en iyi ranttır,atatrkun fikirleri,duşunceleri onlarda zerre kadar iz bırakmamıştır...
ote yandan birde ataturke saldıran sozde dindarlar vardırki bunlar genelde son şeyhluslam denen kopeğinde aşağılıgı vatan haini mustafa sabri gibi adamların peşinden giden softa takımıdır...tarih gene tekerrur etmiş bu aşağılık zatların guncel versiyonları bu seferde amerikaya sığınmışlardır....
yani sozde ataturkculerle sozde dindarlar uc aşağı beş yukarı ab/d paydasında buluşmuşlardır...bazen aralarında catışırlar ama aynı efendiye uşaklık yaparlar...

vesselam turkiye ataturku anlayamamıştır anlasa idi bu hale gelmezdi zaten...

Seckjin Khan
10-18-2006, 09:22 AM
her Atatürkçüyüm diyene bakıp Atatürkü kötülemeyin!

khanoghuz
10-18-2006, 12:46 PM
türkçüyüm diyen insanın atatürkü sevmemesi anlaşılamaz. onların burada bulunmalarının sebebibini türk düşüncesinde olanlarla birarada olmak değil bir takım karışıklık yaratmak. bunu çok çok iyi biliyoruz

designgrafik
10-18-2006, 01:39 PM
muhteşemsiniz hocammm

KuMuKh
10-18-2006, 01:50 PM
Ne oluyorsunuz cocuklar ?

kurshad
10-18-2006, 01:53 PM
Ne oluyorsunuz cocuklar ?

Al benden de o kadar...

Aybike
10-18-2006, 02:19 PM
Atatürk bir peygamber değildir..Komutan ,liderdir..
Ve kimse atatürke tapmaz...Zaten peygamberede tapmaz...
sevilir....

gaziasker
10-19-2006, 02:53 AM
bu atatürkçülere inanmıyorum
bunlar gerçekten bu vatanı sevseler
şu yasalaşan AB kanunlarına bu kadar sessiz kalmazlardı
sadece irtica diye ayağa kalkanların ,başörtüsüne kin duyanların
bu vatan nereye gidiyor diye kaygılarını göremiyoruz .

dervish
10-19-2006, 03:06 AM
Kemalizm'in temelinde Fransiz Laisizm'i var. Fransiz Laisizm'inin temelinde ise despotluk ve radikallik var.

erk
10-19-2006, 01:24 PM
Atatürk'ü kötülemek için açýlmýþ bir konu daha. Yaptýðýnýz hristiyanlarýn El Kaideyi örnek göstererek, ki kendileri yaratmýþtýr, Ýslamý kötülemelerine benziyor.

benay
10-19-2006, 02:00 PM
Atatürk Allah'dan daha önemi var onlara göre, onu Allah'dan veya Tanri'dan daha çok seviyorlar ve tapma durumundalar. Kemalistler nerde Islam ismini duyunca kuduruyorlar, onlar türk düsmanlarina degilde daha çok modernizme ve yabancilasma karsitcilarina yani dine bagli olan insanlarla savasiyor...

BOZ-OK
10-19-2006, 02:42 PM
Kemalizm'in temelinde Fransiz Laisizm'i var. Fransiz Laisizm'inin temelinde ise despotluk ve radikallik var.

Istese idi padisah olup yeni bir hanedan kurabilecek veya halife olabilecek iken (ki bunlar kendisine teklif edilmistir) butun bunlari elinin tersiyle bir kenara iten buyuk bir reformcu lidere bundan daha buyuk haksizlik olamaz..

BOZ-OK
10-19-2006, 02:48 PM
Atatürk Allah'dan daha önemi var onlara göre, onu Allah'dan veya Tanri'dan daha çok seviyorlar ve tapma durumundalar. Kemalistler nerde Islam ismini duyunca kuduruyorlar, onlar türk düsmanlarina degilde daha çok modernizme ve yabancilasma karsitcilarina yani dine bagli olan insanlarla savasiyor...


Hade leennn... :rolleyes:

Sacma sapan saptamalar yapacagina, bu ulkede Ataturk adini duyunca gozleri yasaran, onun bu millet icin yaptiklarini sukran ile anan, dualarinda ona da rahmet okuyan insanlarin ayni zamanda hangi dine mensup olduklarini bir daha dusun... Hic bir sey yapamazsan onun ordusunda vatanimiza, namusumuza kasdetmis dusmana karsi savasirken sehadet mertebesine erenlere saygi duy, yoksa o lafi sana yuttururlar...

dervish
10-19-2006, 03:11 PM
Istese idi padisah olup yeni bir hanedan kurabilecek veya halife olabilecek iken (ki bunlar kendisine teklif edilmistir) butun bunlari elinin tersiyle bir kenara iten buyuk bir reformcu lidere bundan daha buyuk haksizlik olamaz..

Hiç Fransa ile Türkiye arasındaki benzerlik dikkatinizi çekmiyor mu?

nogayhan
10-19-2006, 05:16 PM
Nogayhan, bütün bunlardan Atatürk mü suçlu? Dökün içinizi, Atatürk'e karşı olan içinizdeki o sinsi kininizi dökün! Amacınız nedir sizin aylar önceki saçmalıkları karşımıza çıkartıyorsunuz?

S.A

Siz kimi Kemalistlerin yaptigi tuhaf seylerin butun Kemalistlere mal edilmemesi gerektigini soyluyorsunuz. Sonuna kadar da haklisiniz. Hatta bu konuyu bir adim daha ileri goturerek sunu da soyleyebilirim.Degil butun Kemalistler, butun ADD yoneticileri dahi yukarıda alintilanan tuhaf sozleri soyleyen insanlar gibi degillerdir.

Ama bu isin bir yonu. isin diger yonu ise, Kemalizm ile ilgili. Ben de isin bu yonuyle ilgileniyorum. cunku bu noktada asil sorulmasi gereken soru, Kemalizmin etkisi altına giren insanlarin, farkli dusuncelere musamahalari ne yonde degisim gosteriyor sorusu.

Ben, kendi adima, Kemalizmi kendisi disindaki goruslere cok fazla hayat hakki tanimayan bir anlayis olarak goruyorum ve bunu elestiriyorum.

Gozlemlerime dayanarak da, insanların, Kemalizmin etkisi altına girdikleri olcude,mutlak dogruyu tekellerinde addetme farkli dusuncelere karsi saygisiz olma slogan bazinda dusunnme dusunceye degil sekle onem verme gibi egilimlerinin ciddi derecede arttigini goruyorum.

En buyuk slagonlari ise ''rejim elden gidiyor''

Scofield
10-20-2006, 01:07 AM
surekli yazdigim bir ziyonist Israil forumundan bir alinti yapmak istiyorum:

Bir ermeni bize yazmisti:

Originally Posted by 1.5 million
"Dear Turkish teenagers, Your first mission is to rescue, save and improve the great Turk civilization. The force which you need is in your noble blood" Mustafa Kemal Ataturk

Hm - Kemalism sounds a bit like Nazism...wonder why that? Could Fascism common accross cultures?
cevirisi:

Sayin Turk cocuklari (asagilama manasinda) sizin ilk isiniz önce Turk uygarligini kurtarmak, korumak ve ispatlamak. Ihtiyaciniz olan guc asil damarlarinizdaymis Kemal Ataturk.

Hm - Kemalistlik biraz Nazilik gibi. merak ederim neden? Fasizm butun kulturler icin ortak mi?

-------------------------------------------

ve cevap olarak bir ZIYONIST ISRAILLI YAHUDI (AMERIKA'DA YASAYAN EN FASIST YAHUDI AMERIKALILARDAN) BU ERMENIYE CEVAP ATIYOR:

Originally Posted by Womble
Nonsense. Kemalist nationalism has no resemblance whatsoever to fascism. For starters, it isn't totalitarian, but republican, and just like Zionism, it is based on the supreme value of national identity, not race.
Sacmalik. Kemalist milliyetciligi ile fasizm veya gibisi ile alakasi yoktur! Baslangicta totaliter fakat Cumhuriyetci ve Ziyonizm gibi, köksel olarak milli kimligin yuceligine adanmis; irk icin degil.
-----------------------------------------------

Bir Ziyonist Israilli bile bunlari söyluyor ise, Kemalizmin savunuculugunu yapiyor ise - kaldi ki bir Ermeniye karsi, ben de bu basligi baslatana da taraftarina da yuh cekiyorum buradan.

o forumun adresini vermek istemiyorum cunku o forumun uyeleri gayet yasli amerika'da adimiza da lobi yapan adamlarin sitesi. bircok anlamsiz kendini bilmez (bizden) gelip ermenilere karsi koz verdiler... onun icin afedin ki vermek istemiyorum birkac bilincli arkadaslar disinda.

dervish
10-20-2006, 01:16 AM
Kemalizm'i sadece yahudiler degil laisizmden dolayi fransizlarda savunur.

gurkan
10-20-2006, 02:19 AM
"Hayatta En Hakiki Mürşid ilimdir"

Kemalistler tekrar özüne dönmeli. Yukardaki sözün ışığında çalışmalar yapmalıdırlar diyorum. Bunu neden söylüyorum. Çünkü Atatürk'ün şiarına ters işler yapıyorlar. Şekilcilikte boğuluyorlar. İlime fenne dönmeleri gerekli. Kucaklamayı öğrenmeliler. Tabi kendilerini sorgulayabilirlerse. işte o vakit Bu ülke bu işten karlı çıkacaktır. Lakin içinde bu akidin farkında olan değerli çalışmalar yapanlarda da vardır. Onlar sözlerimden istisna...

Ben ise kendime bizatını ideoloji edinmem. Edinseydim Hamidist olurdum. Edinilmemelidir. Güzel olan alınmalı daha iyisi için de çalışılmalıdır. İnsan bu her kul yanılabilir neden bağlanayım. Lakin ben her düşünceden güzellerini almak isterim. Bu anlamda Atatürk'ün düşüncelerinde de yararlanırım.

Müslümanım. Allah'ın ipine sarılmak bundan müstesna .

Körü körüne bağlanmayı İmanıma tehlikeli görürüm.

HZleyli
10-20-2006, 06:47 AM
Gürkan beye katılıyorum.

Scofield
10-20-2006, 07:08 AM
Gürkan beye katılıyorum.konumuza cok buyuk bir katkida bulundugun icin sizi sevgi saygi ile kucaklayip tebriklerimi sunarim :lol:

forum adminine bir ricam:
Bu tesekkur butonunun yanina bir de "katiliyorum - katilmiyorum" (agreed - disagreed) butonu ekleyebilir mi? :D

oğuz
10-20-2006, 07:19 AM
konumuza cok buyuk bir katkida bulundugun icin sizi sevgi saygi ile kucaklayip tebriklerimi sunarim :lol:

forum adminine bir ricam:
Bu tesekkur butonunun yanina bir de "katiliyorum - katilmiyorum" (agreed - disagreed) butonu ekleyebilir mi? :D

Yeni uygulamalarda belli bir mesaj sayısından sonra teşekkür butonunu görebiliyorlar.Bu nedenle yeni katılımda bulunan forum üyelerinin bu tür mesajlarını hoş görmek gerekir,,,:cool:

doranos
10-20-2006, 11:15 AM
Hiç Fransa ile Türkiye arasındaki benzerlik dikkatinizi çekmiyor mu?
bu Ermeni yasası olayı çıkmasaydı Fransa ile Türkiye arasındaki benzerlik(varsa)hiçkimse için hiçbir anlam ifade etmezdi.Şimdi ne oluyorda Fransa'yı bu kadar kötülüyor millet?Türkiye'ye karşı tutumları hariç bakacak olursak Fransa güçlü ekonomisi ve siyasi ağırlığı ile dünyada önemli bir yere sahip keşke onlara daha çok benzeseydik.

doranos
10-20-2006, 11:28 AM
Yeni uygulamalarda belli bir mesaj sayısından sonra teşekkür butonunu görebiliyorlar.Bu nedenle yeni katılımda bulunan forum üyelerinin bu tür mesajlarını hoş görmek gerekir,,,:cool:
offtopic ama kaç mesajda açılıyor o özellik?

Demir Kağan
10-20-2006, 11:36 AM
offtopic ama kaç mesajda açılıyor o özellik?

Sizin bu iletinizden itibaren açılması gerek, çünkü 100 iletiden sonra kullanabiliyorsunuz.

Seckjin Khan
10-20-2006, 11:51 AM
surekli yazdigim bir ziyonist Israil forumundan bir alinti yapmak istiyorum:

Bir ermeni bize yazmisti:


cevirisi:

Sayin Turk cocuklari (asagilama manasinda) sizin ilk isiniz önce Turk uygarligini kurtarmak, korumak ve ispatlamak. Ihtiyaciniz olan guc asil damarlarinizdaymis Kemal Ataturk.

Hm - Kemalistlik biraz Nazilik gibi. merak ederim neden? Fasizm butun kulturler icin ortak mi?

-------------------------------------------

ve cevap olarak bir ZIYONIST ISRAILLI YAHUDI (AMERIKA'DA YASAYAN EN FASIST YAHUDI AMERIKALILARDAN) BU ERMENIYE CEVAP ATIYOR:


Sacmalik. Kemalist milliyetciligi ile fasizm veya gibisi ile alakasi yoktur! Baslangicta totaliter fakat Cumhuriyetci ve Ziyonizm gibi, köksel olarak milli kimligin yuceligine adanmis; irk icin degil.
-----------------------------------------------

Bir Ziyonist Israilli bile bunlari söyluyor ise, Kemalizmin savunuculugunu yapiyor ise - kaldi ki bir Ermeniye karsi, ben de bu basligi baslatana da taraftarina da yuh cekiyorum buradan.

o forumun adresini vermek istemiyorum cunku o forumun uyeleri gayet yasli amerika'da adimiza da lobi yapan adamlarin sitesi. bircok anlamsiz kendini bilmez (bizden) gelip ermenilere karsi koz verdiler... onun icin afedin ki vermek istemiyorum birkac bilincli arkadaslar disinda.


Yahudiler ciddi anlamda Amerika'da Lobimizi yapıyor beyler...Fransa'da ki Ermeni Lobisi Amerikan Lobisinin yanında hiçbirşey asıl Ermeni Lobisi Amerika'da ve bu Ermeni Lobisini sindiren Yahudi Lobisidir bunu unutmayın...

borcugin
10-20-2006, 12:18 PM
Kemalizm'i sadece yahudiler degil laisizmden dolayi fransizlarda savunur.
S.A.

Ülkemizde 1938 yılından sonra uygulanan kültür emperyalizminin sonucunda, Atatürk'ün izin vermediği, kendisine defalarca baskı yapıldığı halde açtırmadığı, Fransız Kolejleri (ki daha sonra Fransızca Diliyle (!) eğitim yapan okullar) mezunları misyonerlerin elinde tam bir Fransız hayranı olarak yetiştirildi. Bu mankurtlaştırılmış, atasına, tarihine yabancılaştırılmış, öz benliğinden uzaklaştırılmış geniş kitleler her zaman şu yalanı yıllarca söylediler. Fransız düşünür ve yazarlarından Ruso, Volter ve Monteskiyö'nün kitapları, hayat felsefeleri, diyalektleri dillerden düşmedi. Fransa medeniyetin beşiğiymiş, insan haklarının ilk savunucularıymış, özgürlük ve demokrasinin ilk meşalesini yapan yermiş... Bak şu deyyuslara. Yakın zamanda şu Volterin kitaplarını okuyorum. Adam Hıristiyanlık dinini Allah'ın kara yüzlü, çirkin Afrikalı zenciler için indirmediğini, onların böyle bir dini dahi seçme hakları olamayacağını savunuyor. Bizim ayarlı, mütarekeci ve karanlık kafalı aydınlarımız şunu söylediler bu karardan sonra: "Fransa'ya yakışmadı, Ruso'ya, Volter'e, Monteskiyö'ye yakışmadı..." Ulan ne nereye yakışıyor! Zaten adamlar tarih boyunca böyleydi, hep te böyle olacaklar. Ne oldu bizim Yunus Emre'ye, Nevai'ye, Yeseviye, Mevlana'ya? Bu medeniyetin yaratıcısı ve koruyucusu ilan edilen Fransız düşünürler benim atalarımın yanında sönük kalırlar. Medeniyeti, düşünceyi, diyalekti aldığımız yere bakın. Fransa, Ruso, Volter?! Heyhat milletim heyhat.

Bu bağlamda, Türk Devrim Tarihi hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadan, o günün koşullarını Tarih mantığından yani ceteris peribus (içinde bulunduğu koşullar altında) tan geçirmeden, çıkaracağımız yargılar analitik olmaz. Yani Türkçe söylemle çözümleyemeyiz. Papa'nın emriyle çıkarılan ülkeleri eyaletlere bölerek emellere ulaşılması gerektiği emri Fransa Tarihinin yüz karasıdır. Bunu herhangi bir Fransız'a sorduğunuzda yüzü kızarır. Ne Fransa laisizmi? Ne laikliği. Türkiye'nin anayasasına değişemez ilke olarak geçmiş bir temel taşı kendisinin üretmediği ihraç edildiği tezinizden yola çıkarak ona önyargılı yaklaşmak doğru değildir. Çünkü dünya uygarlık tarihi bir çok bilgiyi üretmiştir ve bunu paylaşmış, herkes kendine göre uyarlamış, yeni bir şeyler katmıştır.

Selametle.

erk
10-20-2006, 04:29 PM
Kemalizm'i sadece yahudiler degil laisizmden dolayi fransizlarda savunur.

Tabi caným bütün avrupa savunuyor! Atatürkçülükten uzaklaþýn diyen, Atatürk diktatördür diyenler onlar deðil mi peki ?

Anlamýyorum ki yani bu Atatürk düþmanlýðýný. Ne yapalým yani senin gibi abd 'de oturan siyonist destekçisi hristiyan hayraný sayýn fethulah gülenimi savunalým ?

Bilge_Kagan
10-20-2006, 10:41 PM
Istese idi padisah olup yeni bir hanedan kurabilecek veya halife olabilecek iken (ki bunlar kendisine teklif edilmistir) butun bunlari elinin tersiyle bir kenara iten buyuk bir reformcu lidere bundan daha buyuk haksizlik olamaz..

Dogrudan bu iletiye ve savundugu fikre karsi cikmak icin yazmiyorum da; Ataturk hilafet sorunu ortada oldugu vakitlerde, Hilafet makaminin TBMM'ce secilen Cumhurbaskani'nin ( ki yasadigi sure boyunca bu kendisi olmustur asagi yukari ) bunyesinde sabit kilinmasini savunuyordu. Bu konunun gundeme getirildigi Meclis oturumunda ise cok uzun tartismalar sonucu Hilafet makaminin lagvedilmesine karar verilmistir.

Buradan hareketle, "Meclis kendisine oybirligiyle Hilafet makamini takdim etmedigi takdirde", Ataturk'un "Hilafeti elinin tersiyle itmesi" gibi birsey sozkonusu degildir, zira Ataturk Yeni Turk Ulus Devleti'nin diktatoru degil, onemli bir mevkide bulunan bir bireyiydi. Kurtulus Savasi gunlerinde bile Meclis karari alinan bir ortamdan sonra ( Baskomutanlik gunlerini bir kenara birakiyorum, keza, Baskomutanligin Ataturk'ten alinmasi konusunda da cok kereler tartismalar cikmistir Meclis'te ) Ataturk'un "Hilafet ve Padisahligi cok rahat alabilecek olmasi"ndan, bunlari "elinin tersiyle itmis olmasindan" bahsedilemez.

Ataturk, lise tarih kitaplarinda putlastirildigi kadar "super" bir insan degildir, o da bir "insan"dir...

borcugin
10-21-2006, 01:41 AM
Ataturk, lise tarih kitaplarinda putlastirildigi kadar "super" bir insan degildir, o da bir "insan"dir...
Lise tarih kitaplarından nasıl putlaştırılmıştır? Açıklayınız ve bizi ikna ediniz lütfen.

Bilge_Kagan
10-21-2006, 10:38 AM
Bunu aciklamama gerek yok aslinda, ilk ve orta dereceli okullarin "tarih ve tarihe bilimsel bakis acisi" ogretmesi gereken ancak bunun yakinindan bile gecmeyen kitaplardan herhangi birini elinize almaniz yeterli olacaktir.

Bakacak olursaniz, her icraati Ataturk yapmis, her fikri Ataturk bulmus, dusmani denize Ataturk dokmus, modern Turkiye'nin temellerini tamamen tek basina atmis oldugu izlenimine rahatca kapilabilirsiniz. ( "Tarih" kitabinda "Ben Egilmem" adli bir okuma parcasi vardi eskiden, Ataturk'un "birdirbir" oynarken butun arkadaslarinin ustunden atladigini, egilme sirasi gelince "ben egilmem" deyip gurur yaptigini, iste bu fikriyatin bagimsizlik dusuncesini atesledigini anlatiyordu. Hikaye bastan asagi "ben, Ataturk'ten sonra gelen ve Ataturk'u putlastirip ciddiye alinmaya calisan dravdan bir yazarin dandik uydurmasiyim" diye bagiriyordu ( keza, boyle sacma sapan bir hareketi yapacak bir cocuk, Selânik'i bilmem ama, bizim burada fena halde dovulerek paklanirdi :lol: ). Kucuk bir ornek... )

Bakacak olursak, Ataturk Bandirma vapuruna bizzat "kacak olarak Anadoluya gidip milli mucadeleyi baslatmak icin" binmemistir. Devlet tarafindan ordu teftisi amaciyla gorevlendirme yoluyla gonderilmistir, ustelik, kendisinin "Ingilizler tarafindan onaylanmis Istanbul'dan cikis belgesi" de vardir, bu gorevle ilgili. Tarih kitaplarinda anlatilanlar "bir gece vakti evlerinden gizlice cikan Ataturk ve arkadaslari ( bu arkadaslar kim, nedense hic onem verilmez... ) Bandirma vapuruna binerler, vapur cokca zaman motorunu durdurarak yavas yavas ilerler ve Ingiliz devriyelerine yakalanmadan Samsun'a cikmayi basarir."

Bakacak olursak, kendisi Milli Mucadele'nin baslarinda manda ve himayeyi savunmaktadir ( baslarda Sovyet yanlisiyken sonradan Amerikan taraftari oluyor ). Kazim Karabekir'in baskisi sayesinde tam bagimsizlik fikri Milli Mucadele'nin ozunu olusturuyor. Okul tarih kitaplarina gore ise Ataturk bastan beri "Carsi Herkese Karsi !" der gibi butun engellemelere ragmen tam bagimsizlik fikrini savunmustur.

Bakacak olursak, Birinci Cihan Harbi esnasinda, kendisi Yildirim ordulari komutaniyken, Sam'a kadar geri cekilmek zorunda kalinca, hukumete "Tamamen mahvolduklarini, bundan sonra yapilacak en akillica seyin tum ordulari mumkun oldugunca Anadolu'ya geri cekip Itilaf devletlerinin en makul ateskes teklifini degerlendirmek oldugunu, akabinde onemli bir konumda bulunan bir subayin azlini, yerine kendisinin gecirilmesini istiyor ( ayrintiyi "Pasalarin Hesaplasmasi-Kazim Karabekir"de bulabilirsiniz. ). Okul tarih kitaplarina bakacak olursak, Ataturk o donemde Canakkale harbinden ibaret. Bununla da sinirli degil, Canakkale'de kazanilan butun basari Ataturk'un uzerine yikilmis vaziyette, Ataturk'un meshur "bu sure zarfinda arkamizdan gelecek kuvvetler yerimizi dolduracaktir" emrini verdigi savunma sonrasi uzerinden fazla vakit gecmeden rahatsizligindan oturu yerini bir baska subaya biraktigindan kesinlikle bahsedilmiyor.

Bunun gibi ornekleri dilediginiz kadar cogaltabilirim, acikca bir "Ataturk mukemmeldir, eksiksizdir" fikri coluk cocugun beynine yerlestiriliyor. Kendisinin icki sigara aliskanligindan da bahsedilmiyor ornegin, "Vatan kahramani icki sigara icmez" hesabi...

Boyle olunca ne oluyor; tarihten anlamayan kazma bir nesil yetisiyor. Buyuyunce gercekleri okumayi akil edecek olanlar ise, kendilerine bir suru yalan ogretilmis oldugunu gorerek, bu sefer milli tarihe korukorune dusman oluyor ( gercekten entellektuel birikimi olup da Che Guevara reklami yapan genclere soyle bir bakin, milli tarih hakkinda dusunceleri nedir ogrenin... ). Tarihini yanlisiyla dogrusuyla kabullenip sevebilen insan/genc sayisi ise cok cok az.

borcugin
10-21-2006, 12:49 PM
S.A.

Sayın Bilge, o kalitesiz ve argümanları yalanlarla dolu kitaplara bakacak olursak peygamberimiz de bir terörist (hêşa!). Bu yayınlar bizzatihi Atatürk sevgisini baltalamak için yazılmış eserlerdir. Bu kitaplara bakarak birilerini değerlendirmeye kalksaydık Türkiye Türkleri de bir katil sürüsüydü?! Baksana artık hangi ödüllere hangi kirler, oyunlar ve dahi Haçlı Zihniyetli Özgürlük Budalalarının elleri bulaşmıştır. Şu an tarih kitaplarının hiçbirisinde Atatürk'ün her şeyi tek başına yaptığı, Samsun'a tek başına gizlice gittiği falan yazmaz. Suriye cephesinden geri çekilişine gelince; Peygamber efendimiz de çekilmiştir, bu savaşın bir gereğidir! Bu bir stratejik taktiktir. Bunu yanlış öğrenmek isterseniz aymazlık içerisinde ve entellektüel çerçeve dışına çıkmayarak öğrenebilirsiniz. Bu birazda sizin içinde bulunduğunuz toplum, eğitim ve çevreye bağlı bir şey. Tabi ki insan o yaşlarda bunları algılamayacak erişkinliktedir. Ama yaş 18-20 deyince bu kitaplara gülüp geçmesi dahası bunları delil göstererek ortaya bir şeyler atmaması gerekir diye düşünüyorum. Tüm Türkler tarafından hatta diğer dünya siyayesetçileri, devlet adamları tarafından tarihimiz içerisinde çıkardığımız üç beş önderden birisidir. Abartılara hayır. Ama bu abartıları öne sürerek bir önderi karalamaya kalkmamalıyız. Kişilerin Müslüman inançlarını kullanarak Putlaştırıldı falan demek, tipik, saldırgan, yanlı, klasik, acziyet taşıyan, ezikliği her halinden belli olan söylemlerdir. Bir Müslümanın bir Müslümana Put, Putlaştırma, Tapma demesi oldukça olumsuz ve günahkâr söylemlerdir. Kimin neye nasıl taptığı Allah'ü Teâla tarafından muhasebe edilecek ve hesabı hemen görülecektir. Zaten ne kadar çaba gösterilse gösterilsin bunu hiç bir kimse başaramaz ve başaramayacaktır. Stalin onun için Faşist demiştir, Mussolini ise Komünist. Ama Türkiye Halkı ona Türklerin Atası yani Atatürk demiştir. O Başbuğdur, devrimcidir, yüreklidir, önderdir. Bu gerçeklerin üstü örtülemez. Güneş balçıkla sıvanamaz.

Atatürk'ün Amerikan mandasını istediği savınız kusura bakmayın koskoca kuyruklu bir yalan. :lol: İnsaf ya, gerçekten insaf. Hani diyeceğim düşmanları bile kendisine böyle bir iftira atmamışlardır. Ama ben bu forumda Atatürk ile ilgili konular açıldıkça çok mutlu oluyorum. Bazılarının onun karşısında ezildiğini görmek, ona çocukça iftiralar atmak belki onu daha da Başbuğlaştırıyor. Mandayı isteyen, Vatanını satan, Ummet-i İslâm'ı bir kalemde İngiliz Onbaşılarının alaylarına emanet eden, çok övüp bitirilemeyen İstanbul ve İslâmın Halifesi (!), Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin emaneti ümmetin efendisi, Osmanlı Sultanı (!) ve onun kuyruklarıdır. O yüzden bazı çevreler İstanbul'u sever (sırf o dönemdeki havasından dolayı ha!) Ankara deyince dilleri damakları kurur, tüyleri diken diken olur. Bahtsız Anadolum, bahtsız Türk Ulusum Ankara sayesinde Ulus olabilmenin, vatan hainlerinin ve dahi İngiliz yalakalarının kulu kölesi (!) olabilmenin ne kadar İslâm'a ve Türk Kimliğine aykırı olduğunu anlayabilmiştir. Allah ümmetini ve ulusunu satan bu kişilerden hesap soracaktır! Türk Ulusu zaten Cumhuriyeti kurarak, bitti kardeşim, yeter artık diyebilmiştir.

Emperyalist saldırılara karşın 1917 yılında Ruslar Lenin ile, 1923 yılında Türkler Atatürk ile ve 1934 yılında Çinliler Mao ile karşı gelebilmişlerdir. Başka karşı gelebilen millet ve önder varsa buyrun arkadaşlar yazın. Utanmaya gerek yok.

Selametle.

BOZ-OK
10-21-2006, 02:19 PM
Dogrudan bu iletiye ve savundugu fikre karsi cikmak icin yazmiyorum da; Ataturk hilafet sorunu ortada oldugu vakitlerde, Hilafet makaminin TBMM'ce secilen Cumhurbaskani'nin ( ki yasadigi sure boyunca bu kendisi olmustur asagi yukari ) bunyesinde sabit kilinmasini savunuyordu. Bu konunun gundeme getirildigi Meclis oturumunda ise cok uzun tartismalar sonucu Hilafet makaminin lagvedilmesine karar verilmistir.

Buradan hareketle, "Meclis kendisine oybirligiyle Hilafet makamini takdim etmedigi takdirde", Ataturk'un "Hilafeti elinin tersiyle itmesi" gibi birsey sozkonusu degildir, zira Ataturk Yeni Turk Ulus Devleti'nin diktatoru degil, onemli bir mevkide bulunan bir bireyiydi. Kurtulus Savasi gunlerinde bile Meclis karari alinan bir ortamdan sonra ( Baskomutanlik gunlerini bir kenara birakiyorum, keza, Baskomutanligin Ataturk'ten alinmasi konusunda da cok kereler tartismalar cikmistir Meclis'te ) Ataturk'un "Hilafet ve Padisahligi cok rahat alabilecek olmasi"ndan, bunlari "elinin tersiyle itmis olmasindan" bahsedilemez.

Ataturk, lise tarih kitaplarinda putlastirildigi kadar "super" bir insan degildir, o da bir "insan"dir...

Argumaniniz temelsiz Bilge Kagan... Ataturk'e padisah olmasi teklif edilmis fakat o bir Cumhuriyet kurmayi tercih etmistir (bakiniz, Bilinmeyen hatiralar-Kuvvay-i milliye ve Cumhuriyet devrimleri, Fuat Cebesoy)....Cumhurbaskani olmak ise onun kafasindaki inkilaplari gerceklestirmek icin kesinlikle gerekli olan gucu bir cumhuriyet yonetiminde alabilecegi tek makamdir... Ataturk'un cumhurbaskani olmadigi o zamanki millet meclisinin butun o inkilaplari kendiliginden yapabilecegine inanacak kadar safdil olmadiginizi varsayiyorum...Aciktir ki, onun Turkiye ile ilgili planlari baska idi, o modern bir cumhuriyet kurmak istiyordu, dini kurallara gore yonetilen bir padisahlik degil...Halifeligin Cumhurbaskani tarafindan temsil edilmesi de kendisinin buldugu bir ara formuldur, o donemin kafa yapisini dusunurseniz ne demek istedigimi acikca anlayacaksiniz... Nihai niyetinin halifelik gibi hic bir anlami kalmamis bir kurumu yasatmak olmadigi asikardir... Dileseydi zaten padisah veya halife olarak kendisi tahta cikar ve meseleyi hallederdi ve bu o zamanki kafa yapisina gore, bir cumhuriyet kurmaktan cok daha kolay olabilirdi... Halifelik ve padisahlik konusunda o zamanki anlayisa gore halkin kafa yapisini da Nutuk'ta da acikca belirtmistir...O kendi cagdaslarindan cok onde, reformcu bir lider idi...

Burada pek önemli olan bir noktayı da belirtmeli ve açıklamalıyım. Millet ve ordu, Padişah ve Halife'nin hâinliğinden haberdar olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı asırların kökleştirdiği din ve gelenek, bağları dolayısıyla da içten gelerek boyun eğmekte ve sadık. Millet ve ordu bir yandan kurtuluş çaresi düşünürken bir yandan da yüzyıllardır süregelen bu alışkanlık dolayısıyla, kendinden önce, yüce hilâfet ve saltanat makamının kurtarılmasını ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavrama yeteneğinde değil... Bu inanca aykırı bir düşünce ve görüş ileri süreceklerin vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain ve istenmeyen kişi olur...

BOZ-OK
10-21-2006, 02:37 PM
Bakacak olursak, Ataturk Bandirma vapuruna bizzat "kacak olarak Anadoluya gidip milli mucadeleyi baslatmak icin" binmemistir. Devlet tarafindan ordu teftisi amaciyla gorevlendirme yoluyla gonderilmistir, ustelik, kendisinin "Ingilizler tarafindan onaylanmis Istanbul'dan cikis belgesi" de vardir, bu gorevle ilgili. Tarih kitaplarinda anlatilanlar "bir gece vakti evlerinden gizlice cikan Ataturk ve arkadaslari ( bu arkadaslar kim, nedense hic onem verilmez... ) Bandirma vapuruna binerler, vapur cokca zaman motorunu durdurarak yavas yavas ilerler ve Ingiliz devriyelerine yakalanmadan Samsun'a cikmayi basarir."



Su konuyu bir acikliga kavusturalim,

Nutuk'tan....

MÜFETTİŞLİK GÖREVİMİN GENİŞ YETKİLERİ

Benim, bu iki kolorduya doğrudan doğruya emir ve komuta vermekten daha ileri bir yetkim vardı ki, müfettişlik bölgesine yakın olan askerî birliklere de tebligat yapabilecektim. Aynı şekilde bölgemde bulunan ve bölgeme komşu olan illere de tebligatta bulunabilecektim.

Bu yetkiye göre, Ankara'da bulunan 20'nci Kolordu ve bunun bağlı bulunduğu müfettişlik ile, Diyarbakır'daki kolordu ile ve hemen hemen Anadolu'nun bütün sivil yönetim amirleriyle ilşkiler kurabilecek ve yazışmalar yapabilecektim.

Bu geniş yetkinin, beni İstanbul'dan sürmek ve uzaklaştırmak maksadıyla Anadolu'ya gönderenler tarafından, bana nasıl verilmiş olduğu garibinize gidebilir. Hemen ifade etmeliyim ki, onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa olsun, benim İstanbul'dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe Samsun ve dolaylarındaki güvensizlik olaylarını yerinde görüp tedbir almak üzere Samsun'a kadar gitmekti. Ben, bu görevin yerine getirilmesinin bir makam ve yetki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir sakınca görmediler. O tarihte Genelkurmay'da bulunan ve benim maksadımı bir dereceye kadar sezmiş olan kimselerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular; yetki konusu ile ilgili talimatı da ben kendim yazdırdım. Hattâ Harbiye Nazırı olan Şakir Paşa , bu talimatı okuduktan sonra, imzalamaya çekinmiş; anlaşılır anlaşılmaz bir biçimde mührünü basmıştır.



Bakacak olursak, kendisi Milli Mucadele'nin baslarinda manda ve himayeyi savunmaktadir ( baslarda Sovyet yanlisiyken sonradan Amerikan taraftari oluyor ). Kazim Karabekir'in baskisi sayesinde tam bagimsizlik fikri Milli Mucadele'nin ozunu olusturuyor. Okul tarih kitaplarina gore ise Ataturk bastan beri "Carsi Herkese Karsi !" der gibi butun engellemelere ragmen tam bagimsizlik fikrini savunmustur.




Bu kuyruklu bir yalandir....Asil kendileri mandaciligi savunan, bu gun ve her daim Ataturk dusmani olan Sait molla ve avanesinin ve tabii ki o dusuncenin bu gunku temsilcilerinin iftiralaridir... Ve ne ibret vericidir ki kendisi Ingiliz isbirlikcisi olan dusuncenin bu gunku temsilcileri bu kadar utanmaz olabilmektedirler...Ama olmak zorundadirlar.. Cunku bilirler ki, Ataturk ve onun fikirleri, onlarin kafalarindaki karanliga bu milleti dusurebilmelerinin onundeki en buyuk, belki de tek engeldir....

Nutuk'tan....

İNGİLİZ MUHİPLERİ CEMİYETİ

İstanbul'da çeşitli maksatlarla gizli ve açık olmak üzere kurulmuş, parti veya dernek adı altında birtakım kuruluşlar da vardı.

İstanbul'da önemli sayılabilecek kuruluşlardan biri İngiliz Muhipleri Cemiyeti idi. Bu addan, İngilizlere dost olanların kurduğu bir dernek anlaşılmasın. Bence, bu derneği kuranlar kendi şahıslarını ve kendi çıkarlarını gözetenler ile, kendi çıkarlarının korunma çaresini Lloyd George (Loyt Corc) hükûmeti aracılığı ile İngiliz himâyesini sağlamakta arayanlardır. Bu zavallıların, İngiliz Devleti'nin Osmanlı Devleti'ni bir bütün olarak korumak ve himaye etmek isteğinde olup olamayacağını bir defa olsun dikkate alıp almadıkları, üzerinde düşünülmeye değer.

Bu derneğe girenlerin başında Osmanlı Padişahı ve Halîfe-i Rûy-i Zemîn ünvanını taşıyan Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nâzırı olan Ali Kemal, Âdil ve Mehmet Ali Beyler ile Sait Molla bulunuyordu. Dernekte Rahip Frew (Fru) gibi İngiliz milletinden bazı macera heveslileri de vardı. Yapılan işlemlerden ve gösterilen faaliyetlerden anlaşıldığına göre, derneğin başkanı Rahip Frew idi:

Bu derneğin iki yönü ve iki ayrı niteliği vardı. Biri açık yönü ve usulüne uygun teşebbüslerle İngiliz himâyesini sağlama amacına yönelmiş olan niteliği idi. Öteki de gizli yönüydü. Asıl faaliyet bu gizli yöndeydi. Memleket içinde örgütlenerek isyan ve ihtilâl çıkarmak, millî şuuru felce uğratmak, yabancı müdahalesini kolaylaştırmak gibi haince teşebbüsler, derneğin bu gizli kolu tarafından idare edilmekte idi. Sait Molla 'nın derneğin açıktan yaptığı çalışmalarında olduğu gibi gizli çalışmalarında da ondan daha çok rol oynadığı görülecektir. Bu dernek hakkında söylediklerim, sırası geldikçe yapacağım açıklamalar ve gereğinde göstereceğim belgelerle daha kolay anlaşılacaktır.


AMERİKAN MANDASI İSTEYENLER

İstanbul'da erkekli kadınlı ileri gelen bir kısım kimseler de gerçek kurtuluşun Amerikan mandasını sağlamakta olduğu görüşünde idiler.

Bu görüşte olanlar, düşüncelerinde çok direndiler. En doğru yolun kendi görüşlerinin benimsenmesinde olduğunu ispata çok çalıştılar. Sırası gelince bu konuda da bazı açıklamalar yapacağım.


DÜŞÜNÜLEN KURTULUŞ ÇARELERİ

Şimdi Efendiler, müsaade buyurursanız size bir soru sorayım : Bu durum ve şartlar karşısında kurtuluş için nasıl bir karar akla gelebilirdi?

Açıkladığım hususlara ve yaptığım gözlemlere göre üç türlü karar ortaya atılmıştır.

Birincisi, İngiliz himâyesini istemek

İkincisi, Amerikan mandasını istemek,

Bu iki türlü karar sahipleri, Osmanlı Devleti'nin bir bütün halinde korunmasını düşünenlerdir. Osmanlı topraklarının çeşitli devletler arasında taksimi yerine, imparatorluğu tek bir devletin koruyuculuğu altında bulundurmayı tercih edenlerdir.

Üçüncü karar, bölgesel kurtuluş çarelerine başvurmuştur. Söz gelişi, bazı bölgeler kendilerinin Osmanlı Devleti'nden koparılacağı görüşüne karşı ondan ayrılmama tedbirlerine başvuruyordu. Bazı bölgeler de Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılacağını ve Osmanlı ülkesinin taksìm edileceğini oldubitti kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyordu.

Bu üç türlü kararın gerekçesi yaptığım açıklamalarda yer almıştır.


BENİM KARARIM

Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti onun istiklâli padişah, halife, hükûmet, bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.

Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu?

O halde ciddî ve gerçek karar ne olabilirdi?

Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milIî hâki'miyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!

İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.


Sanirim mesaj alinmistir Bilge Kagan efendi... Bence her Turk Nutuk'u okumalidir... Sacmalamamak icin... Veya yalanlar ile kandirilmamak icin....;)

Aybike
10-21-2006, 06:41 PM
Atatürk Allah'dan daha önemi var onlara göre, onu Allah'dan veya Tanri'dan daha çok seviyorlar ve tapma durumundalar. Kemalistler nerde Islam ismini duyunca kuduruyorlar, onlar türk düsmanlarina degilde daha çok modernizme ve yabancilasma karsitcilarina yani dine bagli olan insanlarla savasiyor...

abartma çocuk....
ben kemalistim,müslümanım..
ben ata nın heykeli önünde dikilip selam vermem..
ataya dert yanmam..
derdimi elleri açarak ALLAH a anlatır çareyi ondan beklerim..
atanın heykeli önünde değil,beyni önünde saygıyla eğilirim.
öyle fransız olaylarıda beni ikna etmez..ben atanın türklik için dediklerine bakar,savaştaki usta liderliğine hayran olurum....ve yanındakiler olmasa ata ne yapardı laflarına da ayrıca gülerim..
son söz..ben her kemalistim diyenede inanmam..:)atadan tek farkım; BEN IRKÇIYIM...

Aybike
10-21-2006, 06:54 PM
Sen ırkçı falan değilsin!

hadi ya vallamı...bende kendimi öle sanıyodum gördünmü bak..napcem şimcik ben..de bakem...

Bilge_Kagan
10-21-2006, 10:43 PM
Arada "Ataturk" lafi gecince, hele bir iki de olumsuz gorunen birseyler gorunce millet "Hoyt, abi Muhittin abiyi asagi mahallede dovmusler kosun !" der gibi kosmus gelmis, anlayarak okuma zahmetine bile katlanmadan kendilerince kendi fikirlerini savunmaya gecirmisler... Manasiz...

Sahur sahur bos kafayla yazasim vardi da, ogleden sonra/aksam soyle "datmin edici" bir ileti yazsam daha hos olur sanirim. Ondan oturu parselledim bu iletiyi, aksama gorusmek uzere...

***

Aksama gelelim derken gecenin koru olmus yahu...Neyse...

Karakter sorunu nedeniyle yaziyi buraya almadi, parsellememiz bosuna gitti. Yaziyi bolumler halinde eklemek durumunda kaldim. Son iletilere bakabilirsiniz...

nogayhan
10-22-2006, 12:14 PM
S.A


Kemalist ,Kemalizm gibi yaklaşımları benimsemiyorum.

Yazımda ifade etmek istedigim,Cumhuriyet=ADD yaklaşımıdır.

Sovyet sisteminin çöktügü bir dünya da bile bu rejim halen yaşamaya devam etmektedir.Ve inanıyorum arkısında da bu ülkenin insanlarının destegini alarak bu günlere ulaşmıştır.

Kemalist sözcügünü kullanmadan diyorumki görüşü ne olursa olsun inanan herkes cumhuriyeti savunsun.

Demir Kağan
10-22-2006, 12:27 PM
Kemalist sözcügünü kullanmadan diyorumki görüşü ne olursa olsun inanan herkes cumhuriyeti savunsun.

"Kemal" sizi neden bu kadar çok rahatsız ediyor?

nogayhan
10-22-2006, 12:39 PM
"Kemal" sizi neden bu kadar çok rahatsız ediyor?

S.A

Ulkemi onsuz sevemezmiyim?

BoRaN
10-22-2006, 01:58 PM
Bunlar ve Bunlar gibi Sözler sarf edenler bu Ülkeyi bölmek parcalamak icin Ellerinden geleni artlarına koymuyorlar İnsanları sonunda Atatürk Düsmanı yapacaklar...Yani Çok ince Politika ve Vatan hainligi yaparak insanlarımızı Seçim yapmaya Zorluyorlar Ya Dinin yada Atatürk Gibi!!! Bu tamamıyla yanlıştır arkadaşlar Ben Dinimden En ufak taviz vermem Ulu Önderimiz içinde Söz Söyletmem KESİNLİKLE Bu gibi ''adam Müsvettelerinemi'' Kalmış Atatürkü Savunmak Bunlar gibilerin Pkk lılardan hiçte farkıyok Dünün Cumhuriyet Düsmanları Bu gün hepsi Atatürkcü oldu ''Yalamalar''...
Allah Bayragına vede Ülkesine Ar'ı namusu gibi Sahip Cıkanları Korusun Saygılar Boran

Bilge_Kagan
10-22-2006, 05:44 PM
Oncelikle soylemem gereken birkac sey var;

Yazima cevaben yazilmis iletiler, fazlasiyla demogoji barindiriyor. Ben kalkip Ataturk karsitligi yapmisim, Ataturk'e hakaret etmisim gibi bir izlenim edindim, yazilan iletilerden. Emin olmak icin kendi iletimi tekrar okudum, hayir, bilimsel bakis acisina gore "asagilama" dahi sayilabilecek birsey yok.

Iletimde neyi savundugumu, anlamayanlar ya da anlamak istemeyenler icin tekrarlayayim; Ben Ataturk'un milli mucadele yillarindaki rolunu ve onemini, bu ulke ve insani icin degerini tartismiyorum. Ben, okullarda ogretilen tarihin, Ataturk'u putlastirmaktan oteye gitmedigini, Ataturk'un de iyisiyle kotusuyle bir insan oldugunu ve hareketlerinin tartismaya acik oldugunu soyluyorum. Ataturk, bir ilah degildir, tartisilmayacak bir tarafi yoktur. Bahatur han neyse, II Abdulhamid han neyse, I. Selim han neyse, Timur neyse, Bilge Kagan neyse, Ataturk de benim icin odur. Bahatur'u bir Turk buyugu olarak takdir etsem de, Cin'i kulturel olarak serbest birakmasini elestiririm. Abdulhamid'i bir Turk buyugu olarak takdir etsem de, ordu icinde kutuplasmanin onune gecemedigi icin elestiririm. Selim'i bir Turk buyugu olarak takdir etsem de, Anadolu'da katlettirdigi Turkmenlerden oturu onu elestiririm. Timur'u bir Turk buyugu olarak Takdir etsem de, Anadolu'yu yerle yeksan etmesinden oturu elestiririm. Bilge Kagan'i bir Turk buyugu olarak takdir etsem de, siyasi rahatlik saglamak icin "gogun ogluna sadakatini sunmasini" elestiririm. Anlatabiliyor muyum ? Ben "gercekci" bir insanim, tarihe duygusal degil de, bilimsel yaklasiyorum.

Simdi cevabî yazima baslayayim.

Sayın Bilge, o kalitesiz ve argümanları yalanlarla dolu kitaplara bakacak olursak peygamberimiz de bir terörist (hêşa!).

Ben hicbir ilk ve orta dereceli resmi tarih kitabinda Hz. Muhammed'in ( s.a.v ) bir "terorist" olarak gosterildigini gormedim. Ustelik, mevzubahis tarih kitaplarinda, "Islam tarihi" icerisinde peygamberin meziyetleri de anlatilip ovuluyor. Yazdiklarimi dogru anladiginiza emin misiniz ? Ustelik yazinizin devaminda, bu kitaplarin Ataturk hakkinda ileri surdukleri savlari savunmussunuz, bu ne yaman celiski ?

Bu yayınlar bizzatihi Atatürk sevgisini baltalamak için yazılmış eserlerdir

Ben bu kitaplarda "Ataturk'un putlastirildigini" yazdim. Yani ortaya "katiksiz bir Ataturk sevgisi" cikarmaya calisan kitaplar bunlar, neden Ataturk sevgisini baltalamak icin yazilmis olsun ?

Bu kitaplara bakarak birilerini değerlendirmeye kalksaydık Türkiye Türkleri de bir katil sürüsüydü?!

Yoo...Bu kitaplarda Turklerin yapmis oldugu hicbir "katliam"dan bahsedilmez. Keza, Turkler planli bir katliam da yapmamistir hicbir zaman ( gocebe devirlerde fetih sonrasi yagma olaylarini bir kenara koyuyorum... )

Benim anladigim kadariyla, siz benim ne demek istedigimi kesinlikle anlamamissiniz. Ya da bir sekilde benim okudugum diger kaynaklari kotuluyorsunuz. Ancak bunun teorik olarak imkani yok, zira ben okul tarih kitaplarini ortaya attim, herhangi baska bir kaynagin dogrulugunu yanlisligini tartisacak ve tartistiracak birsey yazmadim.

Devam edeyim yine de...

artık hangi ödüllere hangi kirler, oyunlar ve dahi Haçlı Zihniyetli Özgürlük Budalalarının elleri bulaşmıştır.

Konuyla ilgisi yok.

Şu an tarih kitaplarının hiçbirisinde Atatürk'ün her şeyi tek başına yaptığı, Samsun'a tek başına gizlice gittiği falan yazmaz.

Cok uzunca zamandir elinize okul tarih kitabi gecmemis belli ki...

Yahu "tarih" kitabinda "Ataturk'un kisiliginin yuksekligi" diye bir yazi var, bahsettigim hersey de aynen yerinde duruyor. Hani bana inanmamanizi anlayabiliyorum, bunca zamandir oyle ya da boyle bir sekilde forumda birseyleri paylastigimiz halde benim yalan soyledigimi dusunuyor olabilirsiniz, guvenilir bulmuyor olabilirsiniz, garip degil. Fakat gidip de arastirmadan "degil o oyle" demenizi anlamiyorum. Ben elimde tutuyorum su an lise tarih kitabini...

Suriye cephesinden geri çekilişine gelince; Peygamber efendimiz de çekilmiştir, bu savaşın bir gereğidir! Bu bir stratejik taktiktir.

Ben Ataturk'un Guney Suriye'deki geri cekilisini elestirmiyorum ( burada bir "geri cekilis"ten bahsetmek de yanlis olur, apacik bozguna ugranmistir, taktik maktik degildir. ). Ben, tarih kitaplarinda Ataturk'un I. Cihan Harbindeki rolunun Canakkale Savunmasi'ndan ibaret gibi gosterilmesini elestiriyorum. Ataturk geri cekilmisse cekilmistir, isin burasi beni alakadar etmez ( eger baska bir konu basligi altinda Guney cephelerindeki basarisizligi konusacak olursak, o zaman durum hakkinda malumat ve yorum veririm, burasi yeri degil, geregi de yok. ), beni alakadar eden kismi, eger birinci iletimi dikkatlice okuyacak olursaniz, savundugum goruse bagli olarak, "basarisizliginin anlatilmayisi"dir. Hatta "hic anlatilmayisi"dir.

Burada Peygamberi falan katmaya hic gerek yok, konuyla ilgisiz.

Bunu yanlış öğrenmek isterseniz aymazlık içerisinde ve entellektüel çerçeve dışına çıkmayarak öğrenebilirsiniz.

Aymazlik, kelime manasi olarak "cevresinde olup bitene ilgisiz kalmak" demektir. Kelimeyi yanlis yerde yanlis anlamli kullanmissiniz. Entellektuel cerceve isine gelecek olursak, entellektuel birikimim kuvvetli, hic olmazsa bu konu hakkinda diledigim kadar konusabilecek miktarda farkli kaynak okudum.

Ha yine de tavsiye edeceginiz bir kaynak varsa, merakla bekliyorum...

Bu birazda sizin içinde bulunduğunuz toplum, eğitim ve çevreye bağlı bir şey.

"Bilgilenmek", bu tip faktorlere bagli birsey degildir. Ustelik, ben "toplum, egitim ve cevre"yi de fikriyat, hissiyat ve icraat konusunda cok dikkate alan biri de degilim, bunca zamandir taniyamadiysaniz diye soyluyorum.

Yani benim "tarih kitaplarinin Ataturk'u mantiksizca putlastirdigi" fikrini savunmamda, bu tip etkenlerin rolu yok, olamaz, zaten bakacak olursak da olmasi son derece mantiksiz olurdu. ( "- Baba okulun tarih kitaplari... - Sus ! Sistem sana herseyin en guzelini sunuyor, konusma ! - Peki..." Garip degil mi ? )

Tabi ki insan o yaşlarda bunları algılamayacak erişkinliktedir

Unlu bir Moritanya dusunuru der ki " Akil yasta degil bastadir. "

Kisinin algi kapasitesinin dogumundan beri gecirmis oldugu gunlerin sayisina bakilarak hesaplanmasi kadar mantiksiz birsey yoktur diye dusunuyorum. Bu bakis acisiyla yaklasacak olursak, benim de insanlarin yaslandikca algi kapilarinin kapandigini, sabit fikirlere yonelip karsi bir fikri siddetle anlamadan dinlemeden reddettiklerini, fikri savunani mantiksizca asagiladiklarini iddia etmem gerekirdi ki, hakli da olsam boyle bir iddiada bulunmam, benim kendime saygimi yitirmeme sebep olacagindan, yapamazdim. Ha siz beni yas gibi sacma bir nedenden oturu "algilayamaz" ilan etmek istiyorsaniz, buyrun edin...Diyecek birseyim yok...

Ama yaş 18-20 deyince bu kitaplara gülüp geçmesi dahası bunları delil göstererek ortaya bir şeyler atmaması gerekir diye düşünüyorum.

Gulup gecmemi istediginiz kitaplar, sizin savundugunuz fikirleri icinde barindiran kitaplar, tekrar hatirlatmakta fayda goruyorum...

Tüm Türkler tarafından hatta diğer dünya siyayesetçileri, devlet adamları tarafından tarihimiz içerisinde çıkardığımız üç beş önderden birisidir.

Turk tarihi, dunya tarihini kokluce etkilemis suruyle onder barindirmaktadir, oyle "uc bes tane" degildir...

Zaten bunun da konuyla ilgisi yok...

Abartılara hayır. Ama bu abartıları öne sürerek bir önderi karalamaya kalkmamalıyız.

Tekrar ediyorum, tekrar etmekte fayda goruyorum, zira canim sikilmaya basladi !

Ben, "Ataturk hakkindaki abartilari one surerek onu karalamaya kalkiyor" degilim. "Ataturk hakkindaki abartilari elestiriyor ve Ataturk'un de tarih sahnesinden gecmis onemli bir "insan" olarak dogrusu ve yanlisiyla "gercekci" olarak tartisilmasi gerektigini savunuyor"um. Yeterince acik sanirim...

Kişilerin Müslüman inançlarını kullanarak Putlaştırıldı falan demek

Mevzubahis cumleyi kurarken "oy buranin hepsi Musluman, oyleyse put mut diyeyim ki insanlar gaza gelsin, bana hak versin, topluca Ataturk'u kotuleyelim" gibi bir amacim olmadi, sizin burada kurdugunuz cumlenin lanse ettigi duruma karsilik. Bu kadar carpitmaniz, oldukca garip acikcasi...

, saldırgan, yanlı, klasik, acziyet taşıyan, ezikliği her halinden belli olan söylemlerdir

Hakaret etmek istiyorsaniz, ustu kapali yazilar yazmaniza gerek yok. Sitenin oldukca kullanisli olan bir "ozel mesaj" ozelligi var, dilediginizce kullanabilir, ileti kutumu hakaretle doldurabilirsiniz. Forum bunun yeri degil.

Bilge_Kagan
10-22-2006, 05:46 PM
Bir Müslümanın bir Müslümana Put, Putlaştırma, Tapma demesi oldukça olumsuz ve günahkâr söylemlerdir.

"Putlastirma"nin bugunku kelime anlamini, edebiyatla bu kadar yakindan ilgileniyor gorunen birinin bilmiyor olmasi ya da bilmemezden gelmesi, vahim.

Hani, madem bilmiyorsunuz diye yaziyorum, putlastirma kelimesinin bugunku kelime anlami ve benim kullandigim kelime anlami; "bir kisiyi, nesneyi ya da kurumu, kotulerini hepten gormezden gelerek, iyilerini abartarak, fazladan iyiler katarak ortaya koyma, mevzubahis kisi, nesne ya da kurumu "tartisilmaz" addedip, tartismaya kalkani asagilamak/susturmaya cabalamak"tir.

Kimin neye nasıl taptığı Allah'ü Teâla tarafından muhasebe edilecek ve hesabı hemen görülecektir.

Benim "bir takim insanlar Ataturk'e "tapiyor" dedigim olmadi. Ha, istersem derim, daha once demisimdir. Eger diyecek olursam, bu Ataturk'e gercekten "kutsal" bir mana kazandirilip bir din gibi kisilerin Ataturk'ten medet ummasini anlatmak icin demem, Ataturk'u bagnazca "herseyin en iyisi ilan etme" hareketini anlatmak icin derim. Bir nevi, "putlastirma" kelimesiyle ayni anlami tasiyor denilebilir...

Konuyla ilgisiz olmus yine...

Zaten ne kadar çaba gösterilse gösterilsin bunu hiç bir kimse başaramaz ve başaramayacaktır.

Neyi ?

onun için Faşist demiştir, Mussolini ise Komünist.

Konuyla ilgisiz.

Ama Türkiye Halkı ona Türklerin Atası yani Atatürk demiştir.

"Ataturk" soyadi, Turkiye Buyuk Millet Meclisi'nce verilmis bir addir. Halkin kendiliginden ortaya koydugu bir isim degildir.

O Başbuğdur, devrimcidir, yüreklidir, önderdir. Bu gerçeklerin üstü örtülemez. Güneş balçıkla sıvanamaz.

Bunlara karsi cikan yok zaten. Daha once de bahsettigim "bu adam aralarda kotu birseyler yazmis galiba, oyleyse tumden Ataturk dusmanidir, yuklenelim gitsin" mantigi bu. Cocuklasmayin...

Ne demeye calistigimi tekrar yazmaya hacet gormuyorum...

Atatürk'ün Amerikan mandasını istediği savınız kusura bakmayın koskoca kuyruklu bir yalan.

Sivas Kongresi'nin 1, 2 ve 7. maddeleri Amerikan mandasina meyil edildigini gosterir ( Osmanli vataninin tamaminin muhafazasi ve istila emeli olmayan bir devletin yardimi esaslari... ). Bunun belki abartilacak bir tarafi yoktur ancak, 9 Eylul 1919'da kongre karariyla "Mustafa Kemal Pasa basta olmak uzere" birkac imza ile Amerika'ya bir telgraf cekilerek Amerika Kongresi azalarindan murekkep bir heyet istenmistir ( bu konu hakkinda Nutuk'un 68. sayfasinda yetersiz bir izahat var, soyle yaziliyor; " Bu mektubun gonderilip gonderilmedigini pey iyi hatirlamiyorum. Esasen bu mektuba sureti mahsusa da ehemmiyet atfetmis degildim. " ). Nutukta boyle denmisse de, boyle bir telgraf vardir ve cekilmistir, General Harburt heyetine de bu vazife verilmistir. Bu heyet Erzurum'a geldigi zaman ( 25 Eylul 1919 ), Erzurum'u ziyaret halinde bulunan Kazim Karabekir'e, bizzat Harburt, Vali Resit bey ve mevkii mustahkem komutani Miralay Kazim (Dirlik) tanikliginda "Amerikalilarin bize sermayesiyle yardim edecegini ve bu sermayeyi himaye icin de bir miktar asker getirecegini, yani bizi mandalarina alacaklarini, ricalimizin ve onderimiz M. Kemal Pasa'nin da bunu kabul ettigini soyledi.

Bu kisma "taniklara ragmen", "rivayet" diyecek olursak, soyle de birsey var; Amerika 66. kongresinin senato dokumani, 266 numara ve 13 Nisan 1920 tarihiyle M. Kemal ve arkadaslarinin telgrafini 40. sayfada yayinlamistir. Ayrica diger sayfalarda da M. Kemal Pasa'nin harburt heyetiyle gorusmeleri, yazdigi mektubu ve Harburt'un senatoya yazdigi raporu derc etmektedir. Harburt'un Amerika hukumetine verdigi raporun tercumesi sudur: " Milliyetperverlerin yahut mensuplarinin tarzi ifadesi mucibince, milli mudafaa firkasinin maksadi, Reisleri M. Kemal Pasa'nin beyanatina nazaran, menfaattar olmayan tek bir devletin, tercihan Amerika mandasi altinda imparatorlugun tamamiyeti mulkiyesini muhafaza etmektir". Ayrica, Kazim Karabekir, Sivas'ta Amerika heyetine "az askerle bazi isgallere riza gosterildigi ve mandanin Amerika tarafindan teklifi halinde, bunun halkimiza kabul ettirilecegi, fakat tarafimizdan istenilmesinin sui tesir edecegi de soylenmis ve yazilmistir. Ayân vesikalarinda vardir" diye yazmistir.

Bir de, 7 Haziran 1336 ( hicri ) tarihli Hakimiyeti Milliye gazetesinde Mustafa Kemal Pasa'nin beyanati var, Chicago Tribune gazetesine calisan bir Amerikali muhabirce de, Amerika'da da yayinlanmistir.

***
" Bizim hala Ingiltere ve muttefiklerin sulh sartlarinin gulunc ve gayri kabili icra oldugunu anlayacaklarina itimadimiz vardir. Fakat bu umidi kaybedersek, harici herhangi diger bir yardimi isteyerek kabule muhtaciz. "

Bugun Turk Milliyetperverlerinin Bolsevilkerle ittifaki kabil olup olmadigini sordugum zaman, bana bu cevabi verdi.

Meslegi muhafazakar olmakla taninmis diger Turk Vatanperverleri ile olan mulakatlarinda onlarin dahi Turk Milliyetperverlerine tamamen hak verdiklerini ve muttefiklerin programini bozabilecek herhangi bir muzahereti milliyetcilerin kabule mecbur olduklarini samimiyetle soylediler.

Butun Anadoluya hakim olan Milliyetciler, Turkiye'nin bir imha siyaseti karsisinda olduguna kanidirler. Turk hudutlarinin sarka dogru nasil geriledigini ve San Remo mukarreratinin Anadolu'ya nasil tecavuz ettigini haritalar uzerinde gosteriyorlar.

Kemal Pasa devam etti:

"Ingiltere ve Muttefiklerinin, bir millet sifatiyle yasabilmek icin lazim olan sartlari ve hududu bize verdikleri takdirde, milliyetcilerin harici bir kuvvete istina etmeyeceklerini anlarlar zannediyorduk. Iste ondan dolayi biz bu vaziyeti muhafaza ettik. Aksi takdirde Bolseviklerden yardim almak bizim icin cok kolaydi"

Turkiye'de Amerika muzahereti hakkinda sne dusundugunu Pasa'ya sordugum zaman dedi ki:

"Biz buna vaktiyle taraftardik. Fakat vaziyeti hazira seraiti ilerledikce tabii bu imkan kalmiyor."
"Milliyetcilerin gorusu su idi. Turkiye Turkler icindir. Ve Turkiye mustakil olmalidir"
"Mutareke imzalandigi zamanki hudut aesas addediliyor ve muahede sartlarinin bu noktai nazarla celisen kisimlarina karsi mucadele edilecektir. Bu bir halk harekatidir ve alemi Islam'in yardimina istinat ediyoruz"
"Turkler en son mustalik Musluman milleti oldugu gibi, mustakil kalacaktir. diger yerlerdeki Muslumanlar da dusmanlarimiza karsi mucadele edeceklerdir."
"Bunlar ekseriyetle Ingiliz idaresindedirler. Ve bizi mahvetmek isteyenler de Ingilizlerdir. Biz bu Salip harekatinin en son savletine maruz bulunuyoruz. Fakat Alemi Islam muhlik bir surette uyanmistir."
Mustafa Kemal Pasa, Ingilizlerin Milletcilerin harekatina bidayette yardim ettiklerini tekzip etti.
***

Buradaki "biz buna vaktiyle taraftardik" lafzi, Ataturk'un "mandaci ve himayeci" oldugunu savundugumu degil, Ataturk'un "vaktiyle manda ve himaye taraftari oldugunu, benim de bunu deliller isiginda ortaya koydugumu" kanitliyor. Size degilse de, en azindan bana...

İnsaf ya, gerçekten insaf. Hani diyeceğim düşmanları bile kendisine böyle bir iftira atmamışlardır. Ama ben bu forumda Atatürk ile ilgili konular açıldıkça çok mutlu oluyorum. Bazılarının onun karşısında ezildiğini görmek, ona çocukça iftiralar atmak belki onu daha da Başbuğlaştırıyor

Beni asagilamaktan vazgecip, daha "fikriyata dayali" yazilar yazmaniz, hem sizin hem de forumun selameti acisindan cok iyi olacaktir. Tavsiyemi dinlemenizi siddetle tavsiye ederim.

Bilge_Kagan
10-22-2006, 05:47 PM
Mandayı isteyen, Vatanını satan, Ummet-i İslâm'ı bir kalemde İngiliz Onbaşılarının alaylarına emanet eden, çok övüp bitirilemeyen İstanbul ve İslâmın Halifesi (!), Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin emaneti ümmetin efendisi, Osmanlı Sultanı (!) ve onun kuyruklarıdır.

Hah, simdi de Padisahi Hilafeti savunuyor olduk...Guzel, savunuruz. Muhalefet olsun da, tastan olsun, her turlusunu yapariz.

Oncelikle, soylemem gerekir ki, ne daha once yazdiklarimda ne de simdiye kadar bu iletide yazdiklarimda Padisah/Halife taraftari birsey yazmadim. Boyle bir zan altinda birakilmak da herseyden once rahatsiz edici.

Yine de Padisah konusunda kendi fikrimi soyleyeyim. Son zamanlarin populer dusuncesi olan "Vahideddin'in Milli Mucadele'ye el altindan destek vermis olmasi", bence dogru bir fikirdir. Zira dikkat edecek olursaniz, Istanbul'daki cephaneliklerden Inebolu'ya gonderilen muhimmat ve techizatla yavas yavas bir "ordu" donatilmistir. Bu kadar buyuk kacirmalar oldugu halde, kimsenin bu konuda bir onlem almamis olmasi ve bu cephaneliklerin Osmanli devletine bagli kurumlar tarafindan gorevlendirilen Osmanli askerleri tarafindan korunuyor, daha dogrusu korunmuyor olusu, bir fikir verebilir. Bana kalirsa Vahideddin'in Mustafa Kemal'i "idam edilecek" ilan edip de, arkasindan bir hareket getirmemesi, ara ara Ingilizlere Anadolu'dakilerden "eskiya vs." diye bahsetmesi ya da Ingilizlerin gururunu oksayici seyler soylemesi, sadece kendisi yerine Ingilizler tarafindan kukla bir padisah oturtulup, el altindan yardimlarin kesilmesini engellemek icin olabilir. Ve bana kalirsa en carpici ornek, Milli Mucadele basariya ulastiktan sonra, padisahin hic ses seda etmeyip Malta'ya gitmesidir. Oysa biliyorsunuz, dini kullanarak doguda ve batida cahil eskiyalar bile yeni kurulan muzaffer Turk devletine isyan etme curetini gosterdiler. Bir "Halife" varken ortada, insanlarin onun pesine nasil takilabilecegini, ortada nasil bir "milliyetci-ummetci" cekismesi cikma potansiyelinin oldugunu, hatta nufusca cogunluk olduklarindan padisah taraftarlarinin bu cekismeyi kazanma ihtimallerinin oldugunu gorebiliyor musunuz ? Siz gormediyseniz de eminim padisah da Ingilizler de bunu gormuslerdir. Ancak, kendisi, hic boyle bir harekete girismeye yeltenmemis, aksine hanedanla ilgili herhangi bir sorun cikarmadan ulkeden cikip gitmistir. Bence bu birseyler ifade etmeli...

Herneyse, simdi bir de burada Vahideddin tartismasi cikarirsak, konunun icinden cikilmaz. Yukariyi okuma zahmetine katlanmadiysaniz diye, bir cumle yazayim; ben padisahi da hilafeti de savunmadim konu icinde, keza adi "okul tarih kitaplari" olan bir elestiri konusunda boyle birsey yapmam da son derece mantiksiz olurdu. Kendi kendinize konuyu bir yerden alip digerine getirmissiniz.

O yüzden bazı çevreler İstanbul'u sever (sırf o dönemdeki havasından dolayı ha!) Ankara deyince dilleri damakları kurur, tüyleri diken diken olur.Bahtsız Anadolum, bahtsız Türk Ulusum Ankara sayesinde Ulus olabilmenin, vatan hainlerinin ve dahi İngiliz yalakalarının kulu kölesi (!) olabilmenin ne kadar İslâm'a ve Türk Kimliğine aykırı olduğunu anlayabilmiştir.Allah ümmetini ve ulusunu satan bu kişilerden hesap soracaktır! Türk Ulusu zaten Cumhuriyeti kurarak, bitti kardeşim, yeter artık diyebilmiştir.

Konuyla ilgisiz.

Emperyalist saldırılara karşın 1917 yılında Ruslar Lenin ile

Ruslarin maruz kaldigi herhangi bir "emperyalist saldiri" yoktu, ustelik, Ruslarin kendisi "emperyalist saldirgan"lardi. Dahasi, Lenin, Almanlarin savas yuzunden normalde cektiginden daha da buyuk bir sikinti ceken Rus alt tabakasi altinda populerlik bulmus Komunizm fikrinin Rusya'yi ciddi sekilde mesgul etmesini saglamak icin Rusya'ya gonderdigi bir Alman ajanindan baska birsey degildir. Lenin'in emperyalist Carlik Rusya'sini yikip kurdugu Sovyet Rusya da, oncekisinden cok daha emperyalist ve saldirgan bir politika izlemistir. Ruslarin, hele de komunist devrimin emperyalizme karsi yapildigini soylemek, hic kimseye degilse bile, bu kadar Turki ulusa ayip etmek demektir.

1923 yılında Türkler Atatürk ile

Sadece Ataturk degil, oncesinde Kazim Karabekir ile ( biliyorsunuz, Anlasmanin imzalanmasindan sonra Kazim Karabekir komutasindaki dogu ordulari Azerbaycan ve Iran'dan cekilmis, Anadolu'da beklemeye cekilmistir. Ardindan anlasma sartlarinin mutlak baglilik anlamina geldiginin ortaya cikmasiyla birlikte, Kazim Karabekir kolordusunun terhisini reddetmis, Osmanli ordusuyla ilisigini kesmistir. Kolordunun Ataturk baskanligindaki Heyet-i Temsiliye komutasina verilmesi, bizzat Kazim Karabekir eliyle ve "daha sonra"dir. ). Ancak yine de bir "milli kahraman"dan konusacaksak, evet Milli Mucadelenin en onundeki isim Turkiye'de Ataturk olmustur. Ancak bu, Ataturk'un "tek adam" oldugu anlamina gelmez.

ve 1934 yılında Çinliler Mao ile karşı gelebilmişlerdir.

Cinlilerin Bati kuklasi haline gelmis Qing devletine isyan edip bagimsizliklarini elde etmelerini saglayan lider, Mao degil, Sun Yat Sen'dir. Mao, ozgurluk ortami sonrasi ortaya cikan Milliyetci-Komunist catismasinda rolu olan bir adam ve Komunist Parti genel sekreteridir. Emperyalizme karsi bir mucadelesi yoktur, kendi halkindan 50 milyon kisiyi katlettigi soylenen barbarin tekidir.

Başka karşı gelebilen millet ve önder varsa buyrun arkadaşlar yazın.

Hindistan, Gandhi. Kuba, Castro ve Guevara. Fas-Cezayir, adini hatirlamadigim adamlar. Cin'i yukarida zaten saydik. Afganistan, yine adini hatirlamadigim adamlar. Ayrica sonradan Amerika destegiyle Sovyetleri Kabil'den cikarmislardir. Bu donemde Afganistan'da savasanlar arasinda El Kaide ve Bin Ladin de vardir. Nelson Mandela, Guney Afrika ( bunu emperyalistlerin "mal" gozuyle baktiklari siyahilerin ozgurlugunu kazandirdigi icin yazdim ). Ornekleri cogaltmak mumkun...

Sunu da soylemekte fayda var, dunyada "emperyalist devletlerin boyundurugundan kurtulma hareketi" olayini ilk kez ortaya koyan ve basarili olan millet Turk milletidir. Digerlerine ornek teskil etmistir.

Utanmaya gerek yok.

Utanacak birsey yok da, yine yazdiklarinizin konuyla bir ilgisi yok. Sanki ben "Ataturk milli mucadeleye katilmamis bir vatan hainidir" demisim gibi bana Ataturk'un bir bagimsizlik savascisi olarak dunyadaki rolunu kanitlamaya calisiyorsunuz. Vakit kaybi..

Argumaniniz temelsiz Bilge Kagan... Ataturk'e padisah olmasi teklif edilmis fakat o bir Cumhuriyet kurmayi tercih etmistir (bakiniz, Bilinmeyen hatiralar-Kuvvay-i milliye ve Cumhuriyet devrimleri, Fuat Cebesoy)....

Bu yine benim dedigime geliyor. Meclis takdim etmeden Ataturk'un keyfiyetle "istedigi gibi padisah olabilmesi" imkani yok. Ataturk bir diktator degildi ve "kolayca elde edebilecegi halde elinin tersiyle itmesi" gibi birsey soz konusu olamazdi. Ayrica, Ataturk'un basta "Halifeligin Cumhurbaskanligi makaminda korunmasi fikri" ve mecliste cikan tartismalar sonucu Hilafet makaminin lagvedilmesi, cok bilinen bir populer kultur bilgisidir, temelsiz bir yani yok. Konuyla ilgili herhangi bir yansiz tarih kitabini okumaniz yeterli olacaktir diye dusunuyorum.

Burada tartistigimiz konunun bu olmamasi gerekiyor aslinda...

Cumhurbaskani olmak ise onun kafasindaki inkilaplari gerceklestirmek icin kesinlikle gerekli olan gucu bir cumhuriyet yonetiminde alabilecegi tek makamdir

Padisah olsa yapamazdi bu inkilaplari yani...? Garip, elinizde sonsuz guc var, fakat istediginiz yenilikleri yapmaya muktedir olamiyorsunuz...

O degil de, bu iddiayi ortaya neden attiniz onu anlamadim. Konuyla ilgisini goremiyorum...

Ataturk'un cumhurbaskani olmadigi o zamanki millet meclisinin butun o inkilaplari kendiliginden yapabilecegine inanacak kadar safdil olmadiginizi varsayiyorum

Gerceklestirirdi ya da gerceklestiremezdi, bunun bu tartisma icerisinde bir onemi yok. Ben "Ataturk-Hilafet/Padisahlik" iliskisi konusunda yaptiginiz saptamaya bir takim sebeplere dayanarak elestiride bulunuyorum, siz cevap vermek yerine yeni iddialarla konuyu dallandiriyorsunuz. Her farkli cumleye teker teker cevap yazmak benim icin kolay birsey degil.

Aciktir ki, onun Turkiye ile ilgili planlari baska idi, o modern bir cumhuriyet kurmak istiyordu, dini kurallara gore yonetilen bir padisahlik degil

Yine ayni.

Bilge_Kagan
10-22-2006, 05:48 PM
Halifeligin Cumhurbaskani tarafindan temsil edilmesi de kendisinin buldugu bir ara formuldur, o donemin kafa yapisini dusunurseniz ne demek istedigimi acikca anlayacaksiniz

Oyleyse "Hilafeti elinin tersiyle ittiginden" bahsetmemiz pek mumkun gorunmuyor, haksiz miyim ?

Ne demek istediginizi anliyorum, "Hilafeti kaldirip halk icinde infiale neden olmamak icin yeni yonetimin basi olan kisiye hilafet makami verilmek suretiyle infialin onune gecmek maksadi guden bir hareketttir." diyorsunuz. Ben de zaten "Hilafeti kendisi icin istiyordu, iktidar hirsi olan bir adamdi" demiyorum, sadece "elinin tersiyle itme luksunun olmadigindan" bahsediyorum. Anlasilir olmustur sanirim...?

Nihai niyetinin halifelik gibi hic bir anlami kalmamis bir kurumu yasatmak olmadigi asikardir... Dileseydi zaten padisah veya halife olarak kendisi tahta cikar ve meseleyi hallederdi ve bu o zamanki kafa yapisina gore, bir cumhuriyet kurmaktan cok daha kolay olabilirdi

Burada yine "istedigi gibi" fikri ortaya konuluyor. Katilmam mumkun degil, nedenlerinden daha once de bahsettim...

Halifelik ve padisahlik konusunda o zamanki anlayisa gore halkin kafa yapisini da Nutuk'ta da acikca belirtmistir...O kendi cagdaslarindan cok onde, reformcu bir lider idi...

Bunlara aykiri birsey soylenmedi.

MÜFETTİŞLİK GÖREVİMİN GENİŞ YETKİLERİ

Benim, bu iki kolorduya doğrudan doğruya emir ve komuta vermekten daha ileri bir yetkim vardı ki, müfettişlik bölgesine yakın olan askerî birliklere de tebligat yapabilecektim. Aynı şekilde bölgemde bulunan ve bölgeme komşu olan illere de tebligatta bulunabilecektim.

Bu yetkiye göre, Ankara'da bulunan 20'nci Kolordu ve bunun bağlı bulunduğu müfettişlik ile, Diyarbakır'daki kolordu ile ve hemen hemen Anadolu'nun bütün sivil yönetim amirleriyle ilşkiler kurabilecek ve yazışmalar yapabilecektim.

Bu geniş yetkinin, beni İstanbul'dan sürmek ve uzaklaştırmak maksadıyla Anadolu'ya gönderenler tarafından, bana nasıl verilmiş olduğu garibinize gidebilir. Hemen ifade etmeliyim ki, onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa olsun, benim İstanbul'dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe Samsun ve dolaylarındaki güvensizlik olaylarını yerinde görüp tedbir almak üzere Samsun'a kadar gitmekti. Ben, bu görevin yerine getirilmesinin bir makam ve yetki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir sakınca görmediler. O tarihte Genelkurmay'da bulunan ve benim maksadımı bir dereceye kadar sezmiş olan kimselerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular; yetki konusu ile ilgili talimatı da ben kendim yazdırdım. Hattâ Harbiye Nazırı olan Şakir Paşa , bu talimatı okuduktan sonra, imzalamaya çekinmiş; anlaşılır anlaşılmaz bir biçimde mührünü basmıştır.

Hani Ataturk'le bir alip veremedigim yok da, madem konu bundan ibaret, neden daha once gorevlendirildigi Konya ordu mufettisligini reddetmistir ?

Hayir asil anlamadigim, siz bu cumlelerden oturu ne diye bana cemkiriyorsunuz ? Ataturk gercekten yazildigi gibi "bir gece vakti arkadaslariyla birlikte Bandirma vapuruna binip gizlice Samsun'a mi cikmistir" yani ? Ben burada, bu geyigin yanlisligini anlatiyorum, Ataturk'un Istanbul'dan cikis belgesinin Ingilizler tarafindan onandigini belirtmem "Ataturk Ingiliz usagiydi, o sayede cikti Istanbul'dan" demek maksatli degil, siradan bir tarihi bilgi gecmek maksatlidir, eger art niyetli bakmaktan vazgececek olursaniz. E oyleyse neyin tantanasi oluyor burada ?

Asil kendileri mandaciligi savunan, bu gun ve her daim Ataturk dusmani olan Sait molla ve avanesinin ve tabii ki o dusuncenin bu gunku temsilcilerinin iftiralaridir... Ve ne ibret vericidir ki kendisi Ingiliz isbirlikcisi olan dusuncenin bu gunku temsilcileri bu kadar utanmaz olabilmektedirler

Buradaki hakaretler banaysa eger, iddialarimin dayanaklarini onceki iletilerde zaten verdim. "Yalan zinhar !" deyip hakaret etmek disinda, bir takim dayanaklarla fikirlerini savunsaniz, sizin icin iyi olur.

İNGİLİZ MUHİPLERİ CEMİYETİ

İstanbul'da çeşitli maksatlarla gizli ve açık olmak üzere kurulmuş, parti veya dernek adı altında birtakım kuruluşlar da vardı.

İstanbul'da önemli sayılabilecek kuruluşlardan biri İngiliz Muhipleri Cemiyeti idi. Bu addan, İngilizlere dost olanların kurduğu bir dernek anlaşılmasın. Bence, bu derneği kuranlar kendi şahıslarını ve kendi çıkarlarını gözetenler ile, kendi çıkarlarının korunma çaresini Lloyd George (Loyt Corc) hükûmeti aracılığı ile İngiliz himâyesini sağlamakta arayanlardır. Bu zavallıların, İngiliz Devleti'nin Osmanlı Devleti'ni bir bütün olarak korumak ve himaye etmek isteğinde olup olamayacağını bir defa olsun dikkate alıp almadıkları, üzerinde düşünülmeye değer.

Bu derneğe girenlerin başında Osmanlı Padişahı ve Halîfe-i Rûy-i Zemîn ünvanını taşıyan Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nâzırı olan Ali Kemal, Âdil ve Mehmet Ali Beyler ile Sait Molla bulunuyordu. Dernekte Rahip Frew (Fru) gibi İngiliz milletinden bazı macera heveslileri de vardı. Yapılan işlemlerden ve gösterilen faaliyetlerden anlaşıldığına göre, derneğin başkanı Rahip Frew idi:

Bu derneğin iki yönü ve iki ayrı niteliği vardı. Biri açık yönü ve usulüne uygun teşebbüslerle İngiliz himâyesini sağlama amacına yönelmiş olan niteliği idi. Öteki de gizli yönüydü. Asıl faaliyet bu gizli yöndeydi. Memleket içinde örgütlenerek isyan ve ihtilâl çıkarmak, millî şuuru felce uğratmak, yabancı müdahalesini kolaylaştırmak gibi haince teşebbüsler, derneğin bu gizli kolu tarafından idare edilmekte idi. Sait Molla 'nın derneğin açıktan yaptığı çalışmalarında olduğu gibi gizli çalışmalarında da ondan daha çok rol oynadığı görülecektir. Bu dernek hakkında söylediklerim, sırası geldikçe yapacağım açıklamalar ve gereğinde göstereceğim belgelerle daha kolay anlaşılacaktır.


AMERİKAN MANDASI İSTEYENLER

İstanbul'da erkekli kadınlı ileri gelen bir kısım kimseler de gerçek kurtuluşun Amerikan mandasını sağlamakta olduğu görüşünde idiler.

Bu görüşte olanlar, düşüncelerinde çok direndiler. En doğru yolun kendi görüşlerinin benimsenmesinde olduğunu ispata çok çalıştılar. Sırası gelince bu konuda da bazı açıklamalar yapacağım.


DÜŞÜNÜLEN KURTULUŞ ÇARELERİ

Şimdi Efendiler, müsaade buyurursanız size bir soru sorayım : Bu durum ve şartlar karşısında kurtuluş için nasıl bir karar akla gelebilirdi?

Açıkladığım hususlara ve yaptığım gözlemlere göre üç türlü karar ortaya atılmıştır.

Birincisi, İngiliz himâyesini istemek

İkincisi, Amerikan mandasını istemek,

Bu iki türlü karar sahipleri, Osmanlı Devleti'nin bir bütün halinde korunmasını düşünenlerdir. Osmanlı topraklarının çeşitli devletler arasında taksimi yerine, imparatorluğu tek bir devletin koruyuculuğu altında bulundurmayı tercih edenlerdir.

Üçüncü karar, bölgesel kurtuluş çarelerine başvurmuştur. Söz gelişi, bazı bölgeler kendilerinin Osmanlı Devleti'nden koparılacağı görüşüne karşı ondan ayrılmama tedbirlerine başvuruyordu. Bazı bölgeler de Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılacağını ve Osmanlı ülkesinin taksìm edileceğini oldubitti kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyordu.

Bu üç türlü kararın gerekçesi yaptığım açıklamalarda yer almıştır.

Bir kisinin aleyhine addedilebilecek iddialarin dogrulugunu o kisinin yazdiklarini inceleyerek kanitlamaya calismak mantiksiz degil mi ? Bu, benim vakti zamaninda Genc Fenerliler'e kayitli olup, sonradan ultrAslan'a gecince hakkimda cikan dayanakli "Fenerliydi o" iddialarina "hayir ben hep Cim Bomluydum" diye yazarak karsilik vermem ve insanlarin buna inanmasini beklememle ayni sey. Eger durum boyleyse, Ataturk'un Kazim Karabekir'in tamamen gercek belgelere dayandirdigi Milli Mucadele anilarini yazdigi 3 kitabin yayina gecirilmeden toplatilip yakilmasina izin vermemesi gerekirdi, zira saklayacak birseyleri olanlardir, muhalefete siddetle karsilik gosterenler.

BENİM KARARIM

Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti onun istiklâli padişah, halife, hükûmet, bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.

Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu?

O halde ciddî ve gerçek karar ne olabilirdi?

Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milIî hâki'miyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!

İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.

Halkin milli duygularini kabartacak, siradan bir soylev cumleler dizisi bana kalirsa bu. Zira bir dayanagi yok, oysa bu gorusun aleyhindeki iddia, kanitlarla karsimiza dayanmis vaziyette.

Yahu, anlamiyorum bunu neden bu kadar buyutuyorsunuz. Ataturk, basta vatan ve milletin selameti acisindan uygun kosullari olan bir manda fikrini olumlu gormus, sonradan cevresindekilerin ve kazanilan basarilarin da etkisiyle fikirleri tamamen degiserek tam bagimsizlik fikrini savunmustur. Her insan yol ayrimlarina gelebilir ve Ataturk de bir insan oldugundan mutevellid bu yol ayrimlarina ugramistir. Neden "ooo Ataturk'e emperyalist usagi dedi" tepkilerinde bulunuyorsunuz, anlamak mumkun degil.

Sanirim mesaj alinmistir Bilge Kagan efendi

"Siz" idik "Bilge_Kagan efendi" olduk...Garip.

Tartisma uslubunuz hos sayilmaz.

Bilge_Kagan
10-22-2006, 05:52 PM
Bence her Turk Nutuk'u okumalidir

Her Turk okumadiysa da, ben okudum. Sindire sindire, anlaya anlaya okudum hem de. Kimileri gibi ustunkoru okuyup Nutuk'ta yazanlar uzerinden tartisma olmasi gereken yerlerde alintilar yaparak millete caka satmak icin okumadim, tarihi dogru tartabilmek icin her turlu kaynagi okumus olmak icin okudum...

Sacmalamamak icin

Her Nutuk'u okuyan sacmalamiyorsa...? Neyse, burada bu cumlenin ardindan birsey soylesem, kisisel tartisma meselesine doner, hic bulasmaya gerek yok, anladiniz siz...

Veya yalanlar ile kandirilmamak icin....

Asil kandirilanin kim oldugu konusunda Challenger cukuru derinliginde suphelerim var, karsima saglam deliller getirilerek cevap verilmedigi icin de henuz bir mil bile yukariya cikabilmis degilim...

***

Simdi yine yazdiklarim anlayarak okunmayacagindan, hatta uzun oldugundan oturu okumaya tenezzul bile edilmeyeceginden oturu bir suru carptirma/demogojiyle karsi karsiya kalacagim, konuyla zerre alakasi olmayan bir suru iftira/yafta gelecek uzerime, biliyorum. Ondan oturu bir ibare koyayim suraya da, ona gore biraz yavaslayin. Bayram dolayisiyla bir sure devre disiyim, sonrasindaysa ne olacagi belli olmaz, zira bildiginiz gibi zaten uzunca bir suredir foruma ugrayamiyordum. Ondan oturu yazdiklariniza cevap yazamayabilirim, geri dondugumde yazdigim cevaplar da ayni dogrultuda olacagindan, "hemen cevap yazayim su adami asagilayayim" diye dusunmeyin, biraz oturun soluklanin, yazmak icin bolca vaktiniz var. Hic olmazsa beni anlamaya bir on dakika ayirin, o bana yeter.

Herkese hayirli bayramlar ( an itibariyla Ramazan bayrami'nin ilk gunune girmis bulunuyoruz da, yaklasik 1 saat vakit harcamisim bu kadar seyi yazacagim diye... :lol: )

borcugin
10-23-2006, 01:03 AM
S.A.

Bilge_Kagan herhangi bir kötü niyetim olmadan ve aramızdaki hoş sohbetten güç alarak yazdım iletimi. Bazı arkadaşların ve benim alınganlık gösterdiğimi vurguluyorsunuz ama sizde alınganlık gösteriyorsunuz. :)

Tarih yazmak Tarihi yapmak kadar önemlidir. Yine söylüyorum söylemleriniz ve getirmeye çalıştığınız kanıtlar dayanaksız, yersiz ve sönüktür. Elbette Atatürk'ü eleştirebiliriz. Bu olağandır. Ancak yiğidi öldür hakkını ver'den uzaklaştığımız zaman söylediklerimiz doğru olsa bile genel kabul görmez. Bu konu başlığında olduğu gibi. Sevgiler. :)

Selametle.

borcugin
10-23-2006, 09:59 AM
S.A.

Zamanım yoktu şimdi yazıyorum. Alınganlığında haklı olabilirsin ama size alınarak medeni bir şekilde tepki koyanlarında alınma haklarının olduğunu unutmamak gerekir. Yoksa burası forum olmaz.

Şu Atatürk'ü putlaştıran Ortaokul ve Lise kitaplarından örneklerle bir açıklasanız diyorum. Başka bir şey sormuyorum. Laf kalabalığına gelmeden açık, net, kısa ve öz olarak bunu sizden istiyorum. Lütfen. Sonra sırayla gidelim bakalım. Bu konu başlığı kapanmasın. Gelin tartışalım. Yahu hakikaten Atatürk putlaştırılmış dedirt bizi, ikna et, size tepki gösteren ve yazmaya bile gerek duymayan, hatta tepki göstermekten bıkmış bu kadar insana.

Tek istediğim bu. Bakınız beyefendi, bu forumda günlük streslerini, kuyruk acılarını, düşmanlıklarını, kinlerini kusup, hatta bazı sorumlularca bu davranışları çok övülen, sonrada yazılanlara hiç bir şekilde yanıt vermeyen, yazdıklarına sahip çıkmayan, tek işi ortalığı karıştırmak, hakaret etmek, yalan söylemek olan kişiler gibi, yazıp yazıp yazdıklarına sahip çıkmayacak birisine benzemiyorsunuz tanıdığım kadarıyla.

Selametle.

weci
10-23-2006, 10:24 AM
Bazı ınsanlar her zaman sunu yapmakda ısrar edıyorlar. Muslumanlık ıle Ataturkculugu aynı kefede durdurmak ıstemıyorlar. Yanı adama dıyorsın kı ben ATATURKCUYUM aklında su olusuyor. Bu dınsızdır. Adama soyle desen ben MUSLUMANIM o zaman da bu ıslamcıdır. Cumhurıyete karsıdır. Şöyle böyle! Eee kardeşim ben sımdı ATATURKCU lukle MUSLUMANLIGI aynı anda yapamazmıyım! Bugun en buyuk soyguncuların takım elbıselerınde ATATURK rozetı eksılmıyor. veya tam tersı en buyuk soyguncular aşırı dindar kesımden de cıkıyor. Onlarda dını kullanıyor. Eger ATATURK u anlamak ıstıyorsak devrımlerıne uyalım çağdaş bence boyle olunur. O ATATURKCU DUSUNCE DERNEGI ıle bır sey olmaz ıstedıklerı kadar kendılerını yorsunlar. Yapdıkları unıversıtlerde cahıl kalmıs ogrencılerı toplayıp ATATURK u putlastırmakdır.Yazık o ınsanların arkasına takılanlara... Bız zaten taa ılk okuldan berı ATA nın putlastırıldıgını gorduk. Her sabah andımız okunur. Herkes her gun yemın eder. Bazı seyler ıcın ama bakarsınız kı ortada hıc bır sey yok!! Ey TURK genclıgı ezberletılır.Ama anlamı sorulmaz. Bıze ATANIN anası babası dogm tarıhı ezberletılır. Ama kalkıpda devrımlerı cagdas dusuncelerı tam anlamıyle verılmez. Bu dernekler egıtım sıstemlerı hepsı yanlıs... Asırı dındar kesımden ATA yı seven cok ınsanda var. Asırı dındar kesımı temsıl eden ınsanlar yanlıs kişiler dini istismar edıyorlar. O yuzden buralardayız. Bır haber cıkar gazetede tv de dın elden gıdıyor. Bı haber cıkıyor ATATURK devrımlerı parcalanıyor. Bence degerler degısmıyor ınsanlar degısıyor ınsanlar...

borcugin
10-23-2006, 11:09 AM
S.A.

Ey TURK genclıgı ezberletılır.Ama anlamı sorulmaz.

Evet weci kardeşim doğru söylüyorsunuz. Çocukluğumuzda bize bir çok dua ezberletilir ama anlamı öğretilmezdi, sorulamazdı. Çünkü sorduğumuzda da fazla karıştırma, orası derin konu denilir geçiştirilirdi. Biz ne din eğitimini, ne tarih eğitimini hepsinden önemlisi tüm bunları anlayıp yorumlayacak ne de Türkçe eğitimini aldırılmıyoruz. Bazı güçler tarafından.

Bizde bazı kalıpçılar vardır. İletinde belirttiğin gibi, bir insanın hem Müslüman inançlı yaşamlı olması hem de Atatürk'ü sevmesi, günümüz koşullarının Cumhuriyetinin erdemini savunması tuhaf karşılanır. Hemen bir anımı paylaşayım. Bir arkadaşım (cahil olduğunu sonradan kabullenen birisi) sendika toplantısında, CHP'li üyeler gittikten sonra oldukça rahatlayarak başlar Atatürk'e küfür etmeye. Ortalık karışır ve orada bulunan Ülkücülerden bir ton dayak yer. :D Ramazan ayı boyunca mütarekeci kısım basın yayın televizyonlarda hep bir ölüden medet uman, ona yalvaran, elini yüzünü cüzdanını bu ölünün taşlarına süren insanlar gösteriliyordu. Hemen hemen her akşam. Neden acaba? Bakın halkımızın çoğu yeterli din eğitimi almadığından, İslâmı anlayamadığından şirke gidecek her şeyi yapabilmektedirler. Düşünsene Kelime-i Tehvid getirerek Telli Baba'dan bir şeyler isteyen bir cahil bıraktırılmış zavallı kişiyi. Atatürk için de durum içler acısı. Bilim adamlarının sık sık Anıtkabir'e gitmeleri, rozet Atatürkçüleri, salon Atatürkçüleri... Daha da vahimi arkadaş orucunu tutuyor Allah kabul etsin, koşa koşa teravih namazını kılıyor. Ve sonrada atıp tutuyor, ibadetimi yaptım diye. Adam vakit namazlarının farzlarını kılmıyor. Bayram sabahı sabah namazı kılıyoruz 30 saf, bayram namazı gelince oluyor 300 saf. Bu nasıl anlayış, vacibler sünnetler farzın önüne geçmiş. Birgün namaza giderken bir arkadaşa bir soru sordum. Girdik mescide, çıkışta hemen yanıtladı sorumu. Şaşırdım. Ne zaman düşündün dedim. Namaz kılarken dedi. Gülmek mi gerekir ağlamak mı? Herkes diyor herşeyden önce namaz namaz namaz diye. Hayır, önce iman, ihlas ve islami yaşam kardeşim. Önce bu dini anlayıp idrak etmek daha da önemli. Bunlar olmadan namazın tadı tuzu olmuyor. Baktığında çok yakıştıramıyorsun. İslâm ve Atatürk ile ilgili yaşadığımız tüm bu yakışıksız tutumların faturası İslâm'a ve Atatürk'e kesilmeye çalışılıyor. Hayır kardeşim. Burası çok önemli. Bunlar göreceli olaylardır, ne yüce dinimize ne de son yüzyılın çıkardığı en büyük önderlerden birisine bu tür yaklaşımlar gölge düşüremez. Eğer safkan, arı, hâlis bir niyetle İslâm'ı ve Atatürk'ü öğrenmek adına sorgulamalar yapılacaksa yapılsın. Ama ben bunu göremedim maalesef. Altından hep çapanoğlu çıktı. Atatürk'ün yanlışları var mıydı? Evet vardı. Peki şimdi diyorlar ki Papa Müslümanlardan özür dilesin. :D Bu inanışa göre (bunu horlamak için söylemiyorum) Papa'lar asla yanılamazlar. Böyle bir özür dileyemez Papa. Bizim Peygamberimiz kendinden sonraki Müslüman tebaaya şöyle seslenmiştir. Müminler, savaş sonrası ganimetleri paylaşırken bir hak askere, bir hakta eğer bu askerin atı varsa ona verilsin. Ama Ebu Hanife Peygamberimizin bu nasihatının yanlış olduğunu, atın bir asker kadar ganimet almasının İslâm Hukukuna aykırı olacağını kanıtlamış, bu konu tartışılmış ve daha sonra da Peygamber efendimizin nasihatlerine karşın bu kural değiştirilerek askere bir hak, atına da bu hakkın dörte birinin verilmesi uygun görülmüş, bundan sonra da bu konu binlerce yıl böyle uygulanagelmiştir. Bence farklı olan, bu farklılıkların nedenlerinin tartışılıp aklın galebe çaldığı bazı konuları tartışıp düzeltebildiğimiz bir inancımız var. Neden bunu halkımıza öğretemiyor ve onların bir ölüden medet ummalarına, ondan bir şeyler istemelerine göz yumuyoruz. Asıl önemli olan budur.

Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmuyor, Cumhuriyette gözü olmayanın da Atatürk Devrimlerinde ve onu kabul etmede kulağı olmuyor maalesef. Bunların tümü eğitimle ilgili. Ben Atatürk'ün bu derecede ululaştırıldığı bu derecede gereksiz abartıldığı tutumları hep aynı İslâmda olduğu gibi onlara düşman olanlar tarafından bilinçli olarak yapıldığına inanıyorum.

1938 yılına kadar Tarih ve Türkçe dersleri ilk 9 yıllık eğitimde % 50 yer tutarken onun ölümünden sonra bu saatlerin düşürüldüğünü, yabancı dille eğitim veren misyoner okullarının mantar gibi açıldığını, Türk Üniversitelerinin 1955 yılından bu yana bir şeyler üretemediğini, Türkiye'nin 1960 yılından beri hiç bir edebiyatçı çıkaramadığını hep bu Türkiye Cumhuriyet Devletinin içten içten işgaline bağlıyorum. Şu durumda Din ile ilgili televizyon izlencelerinin magazin izlencesi mantığında verilmesinden utanç duyuyorum. Adam gibi din eğitimi verilse herhalde kimse Atatürkçü geçindiği gibi İslâmcıda geçinemez. Ya da Atatürkçülükten İslâmcılıktan geçinemez.

Selametle.

Demir Kağan
10-23-2006, 12:02 PM
S.A

Ulkemi onsuz sevemezmiyim?

Herkes Mustafa olabilir, herkes Kemal olabilir, hatta herkes Mustafa Kemal de olabilir, ancak Mustafa Kemal ATATÜRK olamaz. Atatürk bir insandır, yaradılışı gereği insan hata yapmaya meyillidir. Ben bir Atatürkçü olarak Atatürk'ün yaptığı her şeyi doğru bulmuyorum. Atatürk'ün yaptıkları hakkında kesin bir kanaatte bulunmak yerine kendi yorumumu yapmayı daha doğru buluyorum. Ancak, siz eğer kimi çevrelerin yapmaya çalıştığı Türk Milleti'ni Atatürk'ten uzaklaştırma oyunlarına geliyorsanız burada bir sorun var demektir. Eğer bizim dedelerimiz Atatürk'e sadakatle bağlıysa, Türk Ordusu Kurtuluş Savaşı'nda gittiği yerlerde Kemal'in Askerleri diye karşılanıyorsa, şuanki yaşayan gaziler Atatürk'ten bahsederken ağlıyorlarsa lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve gerçeği görün.

Türkiye'yi sevip sevmediğinizi söyleyebilmek benim haddim değildir. Ancak, herhangi bir insanı sevmeyen, onun yaptıklarını da sevmez. Mırın kırın eder, sırt çevirir ve yıkmaya bakar.

@Bilge_Kagan,
Kardeşim, ben de lise okudum, ortaokul ve ilkokul okudum. Putlaştıran bu kitaplar neredeydi yahu ben okurken?

BOZ-OK
10-25-2006, 04:49 AM
Tamamen kendi goruslerinizi yansitan ve kisisel olarak, Borcugin'in de belirtmis oldugu gibi, dayanaksiz, yersiz, sonuk buldugum ( yine kizmak yok..;) ) sozlerinizin tamaminin uzerinde uzun uzun duracak degilim, sizin de belirttiginiz gibi cok uzun oluyor.... ;)

Ote yandan, gercekten tehlikeli munupilasyonlar icerdigini dusunduklerimi yanitlamakla yetinecegim....



Sivas Kongresi'nin 1, 2 ve 7. maddeleri Amerikan mandasina meyil edildigini gosterir ( Osmanli vataninin tamaminin muhafazasi ve istila emeli olmayan bir devletin yardimi esaslari... ). Bunun belki abartilacak bir tarafi yoktur ancak, 9 Eylul 1919'da kongre karariyla "Mustafa Kemal Pasa basta olmak uzere" birkac imza ile Amerika'ya bir telgraf cekilerek Amerika Kongresi azalarindan murekkep bir heyet istenmistir ( bu konu hakkinda Nutuk'un 68. sayfasinda yetersiz bir izahat var, soyle yaziliyor; " Bu mektubun gonderilip gonderilmedigini pey iyi hatirlamiyorum. Esasen bu mektuba sureti mahsusa da ehemmiyet atfetmis degildim. " ). Nutukta boyle denmisse de, boyle bir telgraf vardir ve cekilmistir, General Harburt heyetine de bu vazife verilmistir. Bu heyet Erzurum'a geldigi zaman ( 25 Eylul 1919 ), Erzurum'u ziyaret halinde bulunan Kazim Karabekir'e, bizzat Harburt, Vali Resit bey ve mevkii mustahkem komutani Miralay Kazim (Dirlik) tanikliginda "Amerikalilarin bize sermayesiyle yardim edecegini ve bu sermayeyi himaye icin de bir miktar asker getirecegini, yani bizi mandalarina alacaklarini, ricalimizin ve onderimiz M. Kemal Pasa'nin da bunu kabul ettigini soyledi.... Veaire, vesaire....


Ne ilginctir ki, sozunu ettiginiz "manda" konusu Ataturk'u Sivas kongresinde en fazla ugrastiran konu olmasina ve Ataturk "manda" fikrine kesin olarak karsi olmasina ragmen, bazi cevreler onu "manda" taraftari gibi gostermek icin ellerinden geleni ardlarina koymuyorlar....:rolleyes:

Her neyse, butun bu komikliklere verilecek iki yanit sizin soylediklerinizi yikmaya yeter,

1- Erzurum'da bulunduğu sırada, Halide Edip (Adıvar) tarafından gönderilen ve Amerikan mandasının ekonomik ve medeni destekten ibaret olduğu sözleri ile dolu mektubu okuduğunda sinirlenen Mustafa Kemal Paşa, yanındakilere şöyle seslenir:

“ Hayır paşalar hayır, hayır beyefendiler hayır, hayır hanımefendiler hayır, manda yok.. Ya istiklal, ya ölüm var..

Amerikan mandası diye çırpınanlar, düşman işgali altında bulunan sinirleri ve zaafları ile bu millete ve bize inanmayanlardır. Bizim hayal ve macera peşinde koştuğumuzu sananlardır. Eğer, bunlar Anadolu'nun ve Türk milletinin gerçek duygularını bilseler, bizim çalışmalarımızın hedefini kavrayabilseler, Erzurum Kongresi kararlarının nasıl bir millî vicdan ürünü olduğunu takdir edebilseler, bu sakim (hastalıklı) fikirlerinden dolayı utanç duyarlar. Bunlar, ümitsizlik ve bozgunluk içinde realitelerden uzak olarak yaşayan ve ne yapacaklarını, ne yapılmakta olduğunu bilmeyen insanlardır.

Kongre hissiyatını açıklıkla belirtmiştir. Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) kararını vermiştir. Millî irade şuur ve istikametini bulmuştur. Davamız yürümektedir ve yürüyecektir. Başarılı olmamak için hiçbir sebep yoktur. Hiçbir olumsuz kararı tanımayacağız. Tek ve değişmez parola şudur: Tek tepe, tek kurşun kalıncaya kadar mücadele, yahut da: Ya İstiklal, Ya Ölüm! ”


Erzurum'da, Sivas'a gelme hazırlıkları yapıldığı bir sırada kendisine sorulan: “ Paşam, Sivas'ta galiba manda meselesi bizi çok üzecek ve yoracak ” sorusuna heyecanla şu cevabı verir:

“ Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk istiklalini feda ediyorlar .”


Ataturk'un "manda" konusundaki dusunceleri kendisi tarafindan bir cok defalar yukardaki gibi acikca ifade edilmis oldugu halde, siz onun birden bire Sivas kongresinde nedense "mandaci" kesildigini soylemekte israr edebilirsiniz tabii....:rolleyes:

2-Simdi de, Sivas kongresinde olanlari acikliga kavusturalim.....

Ilginctir ki, yine "Istanbul" delegeleri "manda" konusunda on plana cikiyorlar, :rolleyes:

Kongre için Sivas'a erken gelen İstanbul delegeleri diğer delegeleri de etkileyerek, Amerikan mandasını isteyen bir muhtıra (rapor) hazırladılar. Bu rapor Sivas Kongresi gündemine alındı.

8 Eylül 1919 günü Kongre mandayı tartışmaya başladı. Özellikle İstanbul'dan gelen Kara Vasıf Bey, İsmail Fazıl(Cebesoy) Paşa, İsmail Hami (Danişment) Bey ve Refet (Bele) Bey, Kongre salonunu etkileyecek uzun konuşmalar yaparak, Amerikan mandasını savundular. Kara Vasıf Beyin konuşması sırasında delegelerden biri : “ İstanbul'dan mandayı mı bize hediye getirdiniz? ” diye bağırdı.

Refet Beyin konuşmasının delegeler üzerinde o kadar etkili olmuştu ki, oylamaya geçilmesi durumunda manda kararı çıkacağından korkan Mustafa Kemal Paşa, toplantıya on dakika ara verir.

Ahmet Nuri Bey (Bursa) ve Raif(Dinç) Efendi mandayı savunanları eleştirdiler. Bağımsızlıktan yana tavır koydular. Mandayı savunanları Bağımsızlığa karşı olmakla suçladılar. Bunun üzerine İsmail Fazıl Paşa “Yanlış anlaşıldığı için raporumuzu geri çekiyoruz. Hiç verilmemiş saydık” dedi.

8 Eylül gecesi evlerde ve Kongre binasında manda üzerine konuşmalar ve tartışmalar sürdü. Ertesi gün Kongre manda tartışmalarına devam etti. Rauf(Orbay) Beyin teklifi ile : “Amerika'da yıllardan beri aleyhimizde yapılmakta olan olumsuz propagandaların doğurduğu yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için Amerika'dan bir kurul istenmesine ve inceleme sonucunda gerçeklerin gösterilmesi” kararına varıldı.

Böylece hem manda istekleri gömüldü, hem de mandayı savunanlar küstürülmeyerek bu sorun çözüme kavuşturuldu.

Manda konusundaki görüşmelerin sonucu Sivas Kongresi kararlarına şöyle yansıdı : “... Devlet ve milletimizin iç ve dış bağımsızlığı ve vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak şartıyla, altıncı maddede yazılı sınırlar içinde, milli ilkelere saygılı olan ve vatanımıza karşı saldırı ve yayılma amacı gütmeyen herhangi bir devletin teknik, sanayi, ekonomik yardımını memnuniyetle karşılarız ....”

Sizin "Amerikan mandasina meyil edildigini gosterir" dediginiz madde ve "Mustafa Kemal Pasa basta olmak uzere birkac imza ile Amerika'ya bir telgraf cekilerek Amerika Kongresi azalarindan murekkep bir heyet istenmistir" sozlerinizin aciklamasi bundan ibarettir....Her neyse, gunes balcikla sivanmiyor ve iftira ile bir yere varilamiyor....



Beni asagilamaktan vazgecip, daha "fikriyata dayali" yazilar yazmaniz, hem sizin hem de forumun selameti acisindan cok iyi olacaktir. Tavsiyemi dinlemenizi siddetle tavsiye ederim.


Ilginc....Ustelik bu sozleri, Borcugin gibi her zaman seviyeli olan bir forum uyesine soyluyorsunuz...Hem de size hic bir kisisel hakarette bulunmamisken.... Keske bu hassasiyetinizi "moderator" sifati olmayan forum uyeleri icin de gosterebilseydiniz....:)

Haa, bu arada "forumun selameti", "tavsiyemi dinlemenizi siddetle tavsiye ederim" filan fistik gibi sozler kucuk de olsa "tehdit" iceriyorlarsa, bir konuyu size hatirlatmak isterim, bunlar bir moderatore hic yakismiyor...Isterseniz soyle soyleyelim, burada yazi yazanlar moderator oldugunuz icin size "torpil" yapacak veya sizin hoslanacaginiz sekilde konusacak degiller.... Herkes fikirlerini ozgurce soyleyecektir, burasi bir tartisma forumu....Moderator statunuzu, karsi goruste olan insanlari sindirmek icin kullanmaya baslarsaniz, birileri de kalkip sizin moderatorluk vasfinizi tartismaya acar bir gun gelir...Siz bir moderatorsunuz, tartismaya katlanacaksiniz ve sabirli olacaksiniz azizim, sinirlerinize de hakim olacaksiniz...Tas yerinde agirdir...:)

BOZ-OK
10-25-2006, 05:26 AM
Oyleyse "Hilafeti elinin tersiyle ittiginden" bahsetmemiz pek mumkun gorunmuyor, haksiz miyim ?

Ne demek istediginizi anliyorum, "Hilafeti kaldirip halk icinde infiale neden olmamak icin yeni yonetimin basi olan kisiye hilafet makami verilmek suretiyle infialin onune gecmek maksadi guden bir hareketttir." diyorsunuz. Ben de zaten "Hilafeti kendisi icin istiyordu, iktidar hirsi olan bir adamdi" demiyorum, sadece "elinin tersiyle itme luksunun olmadigindan" bahsediyorum. Anlasilir olmustur sanirim...?

Tam da bunu soyluyorum.... Yoksa sizin evvelce "ima etmeye" calistiginiz gibi, Ataturk kisisel olarak "halife" olmak gibi bir niyet tasimiyordu ve ilk firsatta da halifeligi lagvetmistir... Sanirim yeterince aciktir....:rolleyes:



Hani Ataturk'le bir alip veremedigim yok da, madem konu bundan ibaret, neden daha once gorevlendirildigi Konya ordu mufettisligini reddetmistir ?


Bilmem... Siz mutlaka biliyorsunuzdur.... Benim tek dusuncem "sartlarin musait olmamasi" gibi acizane bir dusunce olabilir ancak...:rolleyes:


Hayir asil anlamadigim, siz bu cumlelerden oturu ne diye bana cemkiriyorsunuz ? Ataturk gercekten yazildigi gibi "bir gece vakti arkadaslariyla birlikte Bandirma vapuruna binip gizlice Samsun'a mi cikmistir" yani ? Ben burada, bu geyigin yanlisligini anlatiyorum, Ataturk'un Istanbul'dan cikis belgesinin Ingilizler tarafindan onandigini belirtmem "Ataturk Ingiliz usagiydi, o sayede cikti Istanbul'dan" demek maksatli degil, siradan bir tarihi bilgi gecmek maksatlidir, eger art niyetli bakmaktan vazgececek olursaniz. E oyleyse neyin tantanasi oluyor burada ?

Ahhaaa... Bana "forumun selameti" ile ilgili sozler etmisken.... Su "cemkirmek" sozunu kullanmasaniz diyorum... Biraz "saygi" herkese "iyi gelir"....;)

Yukarda ve onceki iletilerinizde sozu gecen "bir gece vakti arkadaslariyla birlikte Bandirma vapuruna binip gizlice Samsun'a mi cikmistir" sozunu nerede gordugunuzu bir ogrenebilsek.... Ne ben, ne benden daha genc arkadaslar boyle bir seye hic bir ders kitabinda rastlamamislar... Hic birimiz de, Ataturk ile ilgili yazilmis ciddi herhangi bir eserde rastlamamisiz.... Siz hangi kaynaklari okuyorsunuz Ataturk ile ilgili bilemiyorum ama, hani diyorum, su sozunu ettiginiz "kaynagi" belirtmenizi rica etsek? Tabii eger "forumun selameti" acisindan sakincasi yok ise....:rolleyes:


Buradaki hakaretler banaysa eger, iddialarimin dayanaklarini onceki iletilerde zaten verdim. "Yalan zinhar !" deyip hakaret etmek disinda, bir takim dayanaklarla fikirlerini savunsaniz, sizin icin iyi olur.

Size kisisel olarak yapilmis hic bir hakaret yoktur yazilarimda... Tabii benim malum cevreler ile ilgili soyledigim sozleri ustunuze alinmiyorsaniz... Size daha once "cok alingan" oldugunuzu soyleyen oldumu? :rolleyes:


Bir kisinin aleyhine addedilebilecek iddialarin dogrulugunu o kisinin yazdiklarini inceleyerek kanitlamaya calismak mantiksiz degil mi ? Bu, benim vakti zamaninda Genc Fenerliler'e kayitli olup, sonradan ultrAslan'a gecince hakkimda cikan dayanakli "Fenerliydi o" iddialarina "hayir ben hep Cim Bomluydum" diye yazarak karsilik vermem ve insanlarin buna inanmasini beklememle ayni sey. Eger durum boyleyse, Ataturk'un Kazim Karabekir'in tamamen gercek belgelere dayandirdigi Milli Mucadele anilarini yazdigi 3 kitabin yayina gecirilmeden toplatilip yakilmasina izin vermemesi gerekirdi, zira saklayacak birseyleri olanlardir, muhalefete siddetle karsilik gosterenler.

Eger "Nutuk" u birazcik daha dikkatli okumus olsaydiniz, Ataturk'un Nutuk'ta soylemis oldugu hemen hemen butun sozlerini "belgeler" ile destekledigini de gormus olacaktiniz... Kaldi ki, o "Nutuk" u Turkiye Buyuk Millet Meclisin'de o gunlerin bizzat sahidi olan insanlarin "gozlerinin icine bakarak" okumustur... Bu gune kadar da, o kisilerden hic birisinin "Ataturk'un Nutuk'ta soyledigi falanca soz gercegi yansitmiyor" dedigini gormedim...Siz biliyorsaniz, soyleyin de aydinlanalim...:rolleyes:


Halkin milli duygularini kabartacak, siradan bir soylev cumleler dizisi bana kalirsa bu. Zira bir dayanagi yok, oysa bu gorusun aleyhindeki iddia, kanitlarla karsimiza dayanmis vaziyette.

Nutuk o kadar basit degildir azizim... Nutuk, Turk kurtulus savasinin ve yeni Turk devletinin kurulusunun ozetidir... Nutuk'ta sozu gecen her seyin de dayanagi vardir... Adi "Nutuk" diye siz onu baska nutuklar ile karistiriyorsunuz galiba...Sahi, nutukta yer alan belgeleri hic okuma zahmetine katlandiniz mi? :rolleyes:


Yahu, anlamiyorum bunu neden bu kadar buyutuyorsunuz. Ataturk, basta vatan ve milletin selameti acisindan uygun kosullari olan bir manda fikrini olumlu gormus, sonradan cevresindekilerin ve kazanilan basarilarin da etkisiyle fikirleri tamamen degiserek tam bagimsizlik fikrini savunmustur. Her insan yol ayrimlarina gelebilir ve Ataturk de bir insan oldugundan mutevellid bu yol ayrimlarina ugramistir. Neden "ooo Ataturk'e emperyalist usagi dedi" tepkilerinde bulunuyorsunuz, anlamak mumkun degil.


Buyuturuz azizim, biz buyut