PDA

View Full Version : Bektaşi Fıkraları


Demir Kağan
11-27-2006, 06:02 AM
HER ŞEY ALLAH'TAN

(Bir tren kazasının "Takdiri ilahi" , "Her şey Allah'tan" şeklindeki yaklaşımlarla açıklanmasını eleştiren birinin, guruptaki Avni Anıl'a ne düşündüğünü sorması üzerine, Avni Anıl'ın anlattığı fıkradır.)

"Bektaşi'nin biri her gün kasabada 'Her şey Allah'tan', 'Her şey Allah'tan' diye mırıldanarak dolaşır dururmuş. Bir gün kasabanın serseri delikanlılarından biri yine böyle mırıldanarak dolaşmakta olan Bektaşi'ye arkasından sessizce yaklaşmış, ensesine okkalı bir şaplak atmış. Canı fena halde yanan Bektaşi'nin pür hiddet dönüp kendisine ters ters baktığını görünce;
- Öyle ne bakıyorsun baba erenler demiş, hani her şey Allah'tandı.
- Tabii demiş Bektaşi, her şey Allah'tan da ben hangi deyyusu aracı ettiğine bakıyorum."

****

HANGİSİ SARI, HANGİSİ KIRMIZI

(İlhan Selçuk'un bir köşe yazısından alınmıştır.)

Bektaşi -ya da Alevi- iki öküzüyle tarlasını sürermiş; kırmızı öküz az yem yiyip, çok çalışırmış; sarı öküz lanet mi lanetmiş!.. Hem çok yermiş, hem tembelmiş!.. Bir gün öfkelenmiş Bektaşi:

- Ey Allahım, demiş, şu sarı öküzün canını al da kurtulayım..

Baba Erenler ertesi sabah ahıra girince ne görsün, kırmızı öküz sizlere ömür, sarı lanet capacanlı... Dışardan bir çocuk çağırmış Bektaşi, öküzleri göstermiş:

- Ulan, demiş, bunların hangisi sarı, hangisi kırmızı?.. Çocuk göstermiş:
- Bu sarı, bu kırmızı!.. Bektaşi gözlerini göğe çevirmiş:
- İmanım, demiş, bacak kadar çocuk renkleri biliyor da, sen ayıramıyor musun?..

****

İTİBAR

Softanın biri Bektaşinin önüne geçti:

-Ey Erenler; iyisin, hoşsun, ilim irfan sahibisin; bir de oruç tutup, namaz kılsan, bizim nazarımızda da itibarın olur o zaman, dedi.

Bektaşi gülümseyerek:

-Sizin nazarınızda itibar kazanmak için, Tanrı önündeki itibarımı zedeleyemem, dedi.

****

ALDATMAK

Meyhanelerden çıkmazdı hiç. İçkisini içer, geç vakitte naralar atarak evinin yolunu tutardı. Ne çocuğuna, ne eşine, ne anasına,babasına ve ne de çevresine hayrı dokunmamıştı. "Ayyaş Hamdi" böyle bir yaşamın sonunda rahmetli oldu.

Cenaze namazı kılındıktak sonra İmam sordu:

-Merhumu nasıl bilirsiniz?
-İyi insandı... Kimseye kötülüğü olmadı... Toprağı bol olsun... ve benzer cevapları duyan Bektaşi sabredemedi ve yanındakinin kulağına fısıldadı:
-Bizi neyse de, Allahı da aldatmaya yelteniyorlar.

****

BİR DE SENİN KULUNA BAK

Bektaşi Baba İstanbul'da gezinirken, Padişahın Sarayı olduğunu zannettiği görkemli bir binanın yakınından geçmekte idi. Binanın önünde şatafatlı bir fayton durmakta idi. Binadan sırmalı elbiseleri olan adam çıkınca, muhafızlar selama durdu. Adam faytona binerken, Bektaşi meraklalandı ve muhafızlardan birinin yanına sokularak sordu.

-Faytona binen padişah mıdır?
-Hayır padişahın bir kuludur. Cevabını aldı.

Bektaşi, tepeden tırnağa önce faytondaki adama baktı. Sonrada kendi haline baktıktan sonra, ellerine açarak:
-Tanrım, bir padişahın kuluna bak! Sonra, bir de senin kuluna bak! Diye söylendi.

****

AKŞAMDAAAAAN, AKŞAMA

Zaptiyebaşı yolda çakırkeyif rasladığı Bektaşi'yi çevirmiş ve kükremiş:

-Söyle bre zındık, namaz vakti cami mihrabında secdeye vardığın olur mu?

Erenler çok hızlı ve çok vurgulu bir biçimde cevaplamış:

-Her bayram, her bayram.

Zaptiyebaşı bu kez:
-Peki ey kafir, şarap zıkkımlanır mısın? diye sormuş.

Bektaşi suçüstü yakalanmış olmasının ürkekliği ve yalana başvurmanın faydasının olmadığının farkına vararak, eliyle küçümseme işareti yaparak yanıt vermiş:
-Eh, akşamdaaaaan akşama.

****

OLMAYAN ŞEY

Yolu camiye düşen Bektaşi namazdan sonra:
- Ey ulu tanrım, bana bol bol şarap ver. Diye dua etmiş.
Yanında namazı bitiren kişi de ellerini kaldırmış:
- Rabbim bana iman ver. Diye dua etmiş.
İki duayı da işiten hoca Bektaşi'ye dönmüş:
- Bak herkes iman istiyor tanrıdan sen de şarap istiyorsun. Utanmıyor musun? demiş.
Bunun üzerine Bektaşi hocaya dönüp:
- Ne yapalım hoca efendi herkes kendisinde olmayanı ister. Demiş.

****

ALLAH’IN KELAMI

Bir mecliste Kuran’ı Kerim'den söz açılıp, sohbet koyulaşmıştır.
Kuran'ı Kerim’in eşsizliğinden ve olağanüstülüğünden bahsedilirken, odanın bir köşesinde kendi halinde çubuğunu içmekte olan bir Bektaşi söze karışır:
-Evet, Allah’ın kelamı cidden eşsizdir. Amma, yazısı biraz karışıktır!... der.
Dinleyenlerden biri hayret ve biraz da hiddetle sorar:
-Karışık mıdır? nerden biliyorsun?
Bektaşi sakin bir tavırla cevap verir:
-Alnımın yazısından!

****

KAYIK KÜÇÜK

Bektaşi kiraladığı kayık ile Eminönü’nden Üsküdar’a giderken, deniz dalgalanmaya, kayık sallanmaya başlar.
Dalgaların, büyük bir fırtınanın başlangıcı olduğunu sezen Bektaşi’nin telaşlandığını gören kayıkçı:

-Ne korkuyorsun yolcu? Korkma. Allah büyüktür! Diye Bektaşi’yi sakinleştirmek ister.

Kayıkçının bu sözüne içerleyen Bektaşi şu yanıtı verir:

-Allah büyüktür amma, kayık küçük!

****

CAMİDE VAAZ

Bektaşi’nin yolu camiye düşmüştür. Cami imamı o gün ki vaazında içkinin kötülüklerinden bahsetmektedir. Cami imamı uzun bir vaazdan sonra cemaate birde örnek verir:

-Ey cemaat eşeğin önüne bir kova su, bir kova da rakı koyun hangisini içer? diye sorar.

Bektaşi elini kaldırarak cami imamının sorusunu yanıtlar:

-Hocam suyu içer.

İmam:

Tabi ki suyu içer, peki neden suyu içer? Diye sorunca, Bektaşi cevaplar:
-Neden olacak hocam, eşekliğinden!

****

İNEĞİ DE KURBANA SAYMAZSAM!

Bektaşi bulgurunu kaynatıp, kuruması için sermiş, bir yandan karıştırırken bir yandan da dua edermiş:

-Allah'ım bulgurlarım kurumadan yağmur yağdırma!

Bulgurlar tam kurumaya yüz tutmuşken yağan yağmur, Bektaşi’nin bulgur sergisini su içinde koymuş. Bu zor durumunun üzerinden bir hafta geçmeden, ineğini de ahırda ölü bulan Bektaşi, üst üste gelen kötü olayları kabullenmekte zorlanmış.
Ramazan ayının geldiğini fırsat bilen Bektaşi oruç tutmaya niyet etmiş ve Ramazanın ilk günü, iftara beş dakika kala sigarasını yakmış. Sigarasından içine çektiği dumanı büyük bir keyifle gökyüzüne üfleyerek:

-Nasıl, illet oluyorsun şimdi bana değil mi? Diyerek kendi kendine söylenmeye devam etmiş:

-Ölen ineği de kurbana saymazsam şerefsizim!

****

BİR GÜN FAZLA TUTMUŞ

Adama sormuşlar :
-Kaç gün oruç tuttun?
-Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim! Demiş.
Aynı soru, orada bulunan Bektaşi’ye sorulunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş :
-Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!

****

PEŞİN NAMAZ

Hoca ile Bektaşi birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca:
-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya.......
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşi’nin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onlarıda kıldım! Demiş hoca.

Yola koyulmuşlar, bir müddet sonra mola verdiklerinde bu kez namaz kılmak için Bektaşi müsaade istemiş ve başlamış namaza...
Ama ne namaz, bitmiyor! Sonunda hoca dayanamamış :
-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım! Diye cevaplamış Bektaşi.

Hoca şaşırmış:
-Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşi gülmüş :
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?

****

MEYHANE

Bektasiyi, rica minnet camiye götürmüsler.Hoca baslamis anlatmaya:

-Bir yer vardir ki orada, zengin fakir ayrimi yoktur.Dertli giren neseli olur.Oraya giren herkesin gönlü ferahtir.Bilin bakalim, burasi neresidir?

Bektasi yanit vermis:

-Neresi olacak, meyhane...

****

ORUÇ İLE DİLBER

Güzel için oruç bozulurmu ?

Bektaşiye bir gün sormuşlar...
Gelse bir dilberi ahu
Olsa savmı ramazan
Dilber-i ahumu efdaldir ,
yoksa savmı ramazan mı?
Bektaşi cevap verir:
Fırsatı fevketme zinhar...
Sür sefasın dilberin
Olur kazası savmın
Olmaz kazası dilberin....

****

VURMA ZAVALLIYA

Başıboş bir eşek nasılsa bir camiye girmiş, hoca eşeği döverek dışarıya çıkarmaya uğraşırken, oradan geçen bir Bektaşi babası bu hali görerek hocaya sormuş :

-Eşeği niçin dövüyorsun be hoca efendi?

Hoca hışımla cevap vermiş :

-Gelmiş camiye girmiş.

Bektaşi teskin etmek için şöyle demiş :

-Canım hoca efendi, onun aklı erer mi?Hayvan olduğu için yapmış bir yanlışlık, girmiş camiye, bak ben giriyor muyum hiç?..

****

ALLAH KERİM

Bektasi cok dalgali bir denizde yolculuk yapiyormus. Bir ara o kadar korkmus ki! "Aman Allah" diye yakinmis.

Bu hali gören yolcular:

"Baba ne korkuyorsun. Allah kerimdir!" demisler. Bektasi su cevabi vermis:

"Kerim oldugu icin, ya baliklari düsünürse!"

****

KUSUR GÖRMEYİZ

"Sizin hırkalarınızın yenleri neden bu kadar genis olur?"

Mevlevi aciklamis:

"Baskalarinda gördügümüz kusurlari örtmek icin."

O da sormus:

"Ya sizin hirkalarinizin yenleri niye bu kadar dar olur?"

Bektasi aciklamis:

"Biz hic kimsede kusur görmeyiz ki..."

****

SENİN MELEĞİN

Softa, namazini bitirmis, selam verirken, komsusu olan ve onu yaptigi kötülüklerden iyi taniyan, Bektasi yanina iyice sokulup, "Aleykümselam" demis. Softanin cani fena halde sikilmis:

-Be adam! Sen de nereden çiktin? Namazimi berbat ettin.

-Selam verdin, ben de aldim.

-Yahu ben sana degil, meleklere selam verdim.

-Erenler, ben de melegim.

-Ulan defol git suradan!...Senden melek mi olur?

-Kizma birader!...Senin gibi Müslümanin benim gibi melegi olur...

****

BEKLİYORUM

Canlardan birine, Ramazanda sormuslar:

-Erenler kaç tane oruç tuttun?

-Henüz nasip olmadi.Tuzak kurdum bekliyorum.

asena
11-27-2006, 08:54 AM
hmmmm....AHV

Demir Kağan
11-27-2006, 09:19 AM
hmmmm....AHV
:rolleyes:

BOZ-OK
11-27-2006, 09:26 AM
Köylü yağmur duasına çıkıyormuş, Bektaşi'ye ''sen de gel'' demişler. Baba Erenler kalabalığa katılmış, yolda küçük tarlasının yanından geçerken elindeki sopayı tarlaya dikmiş, göğe bakarak:

- Bizimki de, demiş, burası!..

Duadan sonra bir yağmur bir yağmur, ortalığı seller basmış, Bektaşi'nin tarlasında ne varsa sular almış götürmüş. Bu manzarayı gören Bektaşi, ellerini yukarı kaldırmış:

- Ulan, demiş, kabahat sende değil, bu tarlayı sana gösterende..!




Bektaşi kafayı çekmiş. Ayakları birbirine dolana dolana, sağa sola yalpalayarak giden Bektaşi’yi gören komşusu dayanamayıp laf atmış:

-Hey baba erenler, bu halle sırat köprüsünü nasıl geçersin ?

Bektaşi istifini bozmadan komşusunu cevap vermiş:

-Sanki karşı tarafta mor sümbüllü bağlarım varda!



Sofunun birisi Bektaşi’yi denemek ister.

-Baba Erenler, sizler için kerametli diyorlar. İsterse Ağacı bile ayağının yanına getirir diyorlar. Bize de gösterinde bizde görelim, der.

Baba Erenler, kendisi ile alay edilmek istendiğini fark ederek, Sofuya bir ders vermek gerektiği düşünür ve ağacı çağırmaya karar verir:

-Ağaç gel der, fakat ağaçta hareket yok.

-Ağaç gel der, fakat yine gelmez.

-Ağaç gel der, üçüncü çağırışında da ağaçta hareket yoktur. Bunun üzerine, Bektaşi ağacın yanına gider ve derki:

-Eğer ağaç bize gelmezse biz ağaca gideriz.

BOZ-OK
11-27-2006, 09:41 AM
Karadutlu dergahi seyhi Semsi Baba'nin yakin arkadaslarindan birisinin oglu uzun yillar suren askerlik gorevini tamamlayip Izmir'e geri doner ve babasi oglunu, nefes etmesi icin Semsi babanin huzuruna getirir. Semsi baba selam sabah faslindan sonra arkadasinin oglunu onune oturtur, cubbesini gencin basina gecirir ve baslar nefes etmeye;

- Ulu Allahim, altin diye yapistigi tas olsun, her isi berbad olsun...

Arkadasinin yuzu morarir fakat Semsi Baba istifini bozmadan devam eder;

- Evlendigi kiz hayirsiz ciksin, midesi sicak as gormesin, evladindan hayir bulmasin... Artik arkadasi dayanamaz;

-Semsi Baba, Semsi baba !! Ben arkadasligimiza guvenip hayir icin nefes et diye oglumu sana getirdim, sen beddua ediyorsun!!

Semsi baba adami yanitlar;

- Ssss, erenler, sen benim isime karisma, ben yukardakinden bu gune kadar ne istediysem o tersini verdi...

asena
11-27-2006, 09:43 AM
tobe tobe,tobe tobe.

BOZ-OK
11-27-2006, 10:10 AM
Yine Karadutlu dergahi civarinda oturan fakir bir adamin tek varligi olan kecisi bir gun ortadan kayboluvermis, yana yakila etrafta keciyi aramaya baslayan adam birden bire bahcesinden uzaklasan bir ayak izini farketmis ve hirsiza ait oldugunu dusundugu ayak izlerini takibetmeye baslamis... Ayak izlerini takibeden adam az otedeki camiye kadar ulasmis ve caminin avlusunda oturmakta olan imama rastlayip sormus;

- Hoca efendi, Hoca efendi !! Benim keciyi calmislar, hirsiza ait oldugunu dusundugum ayak izlerini takibederek buraya kadar geldim, acep siz benim keciyi gordunuz mu? Hoca efendi yanitlar;

- Gordum kardesim, ogle namazindan sonra kucaginda keciyle bir adam geldi ve keciyi satmak istedigini soyledi lakin 10 kurusluk keciye 5 kurus isteyince, vardir bir netamesi diye dusundum ve sagol kardesim, bize yaramaz deyip gonderdim, fakat ilerdeki Karadutlu derganinin dervislerine bir sor, belki onlar gormuslerdir.

Adam kosa kosa Karadutlu dergahina varir, kapiyi calar ve kapiyi dergahin dervislerinden biri acar, buyrun erenler der. Adam keciyi gorup gormediklerini sorunca, dervis, gorduk erenler, ogleden sonra kucaginda keciyle bir adam geldi, 10 kurusluk keciye 5 kurus isteyince Semsi babanin izniyle keciyi aldik, erenler keciyi tigladilar, nasipse bu aksam hep birlikte lokma edecegiz diye yanitlar.

Bu yanit uzerine deliye donen adam baslar bagirmaya;

- Ayni adam az ilerdeki camiye de gitmis, 10 kurusluk keciye 5 kurus isteyince suphelenen hoca efendi, bunda var bir netame deyip almamis, siz ne bicim adamlarsiniz ki boyle bir feraset gosteremiyorsunuz !!!

- Gurultuye gelen Semsi baba adama bakar ve eyvallah erenler cektikten sonra gulumseyerek, O zahidler oyle yuksek bir kaf daginda yasayan zumrud-u ankalardir ki, biz hakirler onlara erisemeyiz der..

Bir Bektasi babasinin boyle konusmasina sasiran adam kosa kosa camiye geri gider, hoca efendiyi bulur, olanlari ve Semsi babanin sozlerini aktardiktan sonra bunun esrarini sorar. Hoca efendi gulumseyerek adami yanitlar;

- O guruh-u naci oyle buyuk, oyle buyuk bir denizdir ki, hangi pisligi atsan kirlenmez...

Turk
11-27-2006, 12:35 PM
Bir arkadaşının ricâsı üzerine câmiye giden Bektaşi'ye, namazdan sonra arkadaşı önce "Allah kabul etsin" der ve ardından sorar: "Yâ hu sen namaz kıldın ama abdest almış mıydın?" Cevap: "Vallahi dost, 'Namaz kılalım' dedin kırmadık seni, kıldık. E, 'abdest al' deseydin onu da alırdık"

Turk
11-27-2006, 12:41 PM
Bir gün Bektaşi ve bir arkadaşı Ramazan günü ormanlık bir yerde oruç yerken zaptiye bunları görür ve cezâ vermek ister. Bektaşi: "Ben Hıristiyanım. O yüzden oruç tutmuyorum." diye kendini savunur. Arkadaşının ise aklına uyduracak birşey gelmez. Bektaşi bakmış ki arkadaşı zor durumda, zaptiyeye "Eğer ben Müslüman olursam, arkadaşımı bağışlar mısın?" diye sormuş. Zaptiye de kabul etmiş ve uzaklaşmış. Ardından arkadaşı Bektaşi'ye sormuş: "Yâ hu ne yaptın sen?" Cevap: "Fenâ mı işte. Hıristiyan oldum ben kurtuldum. Müslüman oldum seni kurtardım."