PDA

View Full Version : Ayasofya.


nogayhan
11-30-2006, 05:22 PM
Çocukluğumda duyduğum bir hikâye çok hoşuma gitmişti. Bir Papaz, bir Haham, bir de derviş Ali beraber yolculuk ederken bir handa gecelemişler. Hancı bu üç iyi dosta küçük bir tepsi baklava ikram etmiş. Haham, "Arkadaşlar, bu tepsi üçümüze az gelir; bunu şimdi yemeyelim. Kim bu gece en güzel rüyayı görürse baklavayı o yesin" demiş. Diğerleri teklifi kabul edip uykuya yatmışlar. Ertesi sabah Papaz rüyasında Hz. İsa ile cennette kevser şarabı içtiğini; Haham da Hz. Musa ile Tur Dağı'nda kudret helvası yediğini ballandıra ballandıra anlattıktan sonra, bizim dervişe rüyasında ne gördüğünü sormuşlar. 'Hiç' demiş Ali boynunu bükerek: 'Rüyamda Hz. Ali'yi gördüm.
Bana, uyan Ali! dedi. Bak sen böyle uyurken, Papaz İsa'yla, Haham da Musa'yla keyfediyor. Kalk şu baklavayı da sen ye hiç olmazsa' .
Sonra Ali mahcubiyetle devam etmiş:
'Ben de kalktım, yedim' demiş...
***
Muhafazakâr bir vasatta yetişmeme rağmen başka dinler hakkında bana anlatılan en iğneleyici hikâyelerin dozu bundan fazla değildi. Bir de yaşlı gazilerden, işgal altındaki Anadolu'da yabancıların yaptıkları zulümleri dinlerdik. Batılıların zannettiği gibi, bize hiç kimse diğer dinler ve yabancılar hakkında düşmanca şeyler söylemedi. Bilâkis, özellikle 'ehl-i kitâb'a (Yahudiler ve Hıristiyanlar) hoşgörüyle bakmasını öğretti.
Fıkrada anlatılanın aksine, bize emanet edilmiş, zimmetlenmiş 'zımmî' gayrimüslimler, hep 'baklava'yı yediler; fukara Müslümanlara ise bunu seyretmek düştü. Yahudiler, tarihin birçok döneminde Müslüman Türkler'in himayesinde huzur içinde yaşadılar. Katolik Haçlılar, sadece Müslümanları değil, Ortodoksları da acımasızca katlettiler. Hıristiyan Batı Dünyası, 20. asrın başlarına kadar Afrika ve Asya'yı sömürdüler; Amerikan yerlilerine soykırım uyguladılar. Çoğunluğu Müslüman olan Afrikalıları köle olarak sattılar ve katlettiler.
Büyük zulümlere ve soykırıma maruz kalan Yahudiler, ne yazık ki, kendilerine uygulanan zulmü bir 'ırk-din' ideolojisiyle bugün Müslümanlara tatbik ediyorlar. 'Arz-ı mev'ûd' (vadedilmiş topraklar) ihtirasıyla
emperyalist emellerinden taviz vermiyorlar.
Hıristiyan âlemi ise Haçlı zihniyetini barışla maskeleyerek dogmatik felsefesini devam ettiriyor. Bir yanda, İslâmiyeti akıl dışı
ilân eden, misyonerlik hırsıyla dolu, dünya hâkimiyeti peşindeki Vatikan; bir yanda ABD ve AB'yi arkasına alarak 'ekümeniklik' sevdasına düşen Patrikhane, diğer yanda İsrail saldırganlığıyla elele Evangelist ABD...
Beri tarafta, Huntington'un 'Medeniyetler Çatışması'nın öznesi hâline getirilen, yıllarca sömürülmüş, ülkelerinin bir kısmı askerî işgal altında bulunan, fakir ve ezik İslâm Dünyası... Merkezî bir otorite ve koordinasyondan mahrum bırakılmış bu dünya, nereden tezgâhlandığı meçhul bir terör ağının da faili olarak gösteriliyor. Böylece bilinç altındaki dinî dogmatizmden kaynaklanan Hıristiyan taassubu, paranoid ve yayılmacı Siyonizm ile bir arada Müslümanları terörist olarak ilân ediyor.
***
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında saltanat ve özellikle 'hilafet' ile birlikte yürümenin; hilafetle 'laik devlet' i yerine oturtmanın ve bir arada götürmenin zorlukları, inkılâpları gerçekleştiren kadroyu bu kurumları ilgaya mecbur bırakmıştır. O günkü şartlarda Atatürk ve arkadaşları, uzun müzakerelerden sonra buna karar vermişlerdir. Hilafetin ilgasının sebeplerinden biri de, Osmanlı'nın son döneminde uygulanan Pan-İslâmist politikanın Batılıları, özellikle İngilizleri ürkütmesi ve Türkiye'yi hedef hâline getirmekten çıkarmaktı.
Lâkin, bu zarurî uygulama, hâliyle İslâm Dünyası'nın başsız kalmasına ve Vatikan benzeri uluslararası bir koordinasyon olmayışı yüzünden önüne gelenin 'cihad ilânı'na kalkışarak ortalığı karıştırmasına yol açmıştır. İslâm adına terör eyleminde bulunan eşkiyanın tesirsiz bırakılmasının çaresi -adına hilafet denilmese de- seçimle gelen merkezî bir otoritenin tesisi olacaktır. Bu konuda İKÖ gereken tesiri icra edememektedir. Lozan Antlaşması'na göre, hâlen 2 bin civarındaki İstanbul Rumu'nun dinî lideri olmaktan öte hüviyeti bulunmayan Patrik'e 'ekümenik' diyeceksek; 1 milyar Katolik'in dinî lideri Papa ise; 1,5 milyar Müslüman'ın da -laik devlet düzenine aykırı olmayacak şekilde- bir koordinatörü bulunmalıdır.
***
Ayasofya'ya gelince; bize göre Ayasofya, İslâmın en önemli mâbetlerinden biridir. Gönlümüz hiç şüphesiz onun câmi olmasından yanadır. Ancak, görünen odur ki, Hıristiyan âlemi de ona büyük bir kutsiyet atfetmektedir. Ayasofya'nın iki kurucusundan birisi Justinianus ise, diğeri de onu harap
hâlinden kurtararak ikinci defa inşa eden Fatih Sultan Mehmed Han'dır.
Bu konuda teklifimiz, Ayasofya'nın hem cami, hem kilise olarak ibadete açılması, hem de müze olarak ziyaret edilebilmesidir. Bunun modern teknolojinin imkânlarıyla (Meselâ, otomatik açılıp kapanan perdelerle) yapılabileceğini düşünüyoruz. Bu bir proje olarak gerçekleştirilebilirse, dinler arası yakınlaşmaya da medar olabilecektir.


Hasan Celal Guzel
S.A

Buyurun dusunceleriniz.

Alparslan
11-30-2006, 06:14 PM
Ayasofya onemli bir mevzu, Cumhuriyet Rejimi ile neden degistirildigini bilmiyorum kimliginin ama bir Camiyi hemde Istanbul'a Musluman-Turk muhrunu vuran bir camiyi muze yapmak benim bakis acima ters. Kilise ise kilise kaldin cami ise cami. Kendi yurdumuzda sanal azinliklara boyun egmekten biktim. Belki de Gazi bu Cami'yi muze yaparken bir hedef koydu, bakalim ne zaman tekrar cami olacak diye? Yada gercekten cami olmasini istemedi(ki bu durumda Gazi'nin yanlis bir is yaptigini soylemek gerekir). NE olduysa oldu ama su an ki durumda cami olmasi gerekmektedir hemde kimse icin siyasi rant yapilmadan. Mesela Fethin kutlandigi bir gun boynu bukuk mabed tekrar Rabbin adi ile can bulursa cok muhtesem olur gorusundeyim. Bu aslinda bir bakima Musluman-Turk'un de her turlu teslimiyetten basini alisinin baslangici olur. Papayi tekrar cagiririz ama bu kez ayakkabilarini cikararak girer iceri. Diger dinlerle yakinlasmamiz ancak kendi dinimizi hakkiyla bilmemiz ve yasamamizla mumkundur, kendi inanci ile catisan birinin diger dinlere hosgoru gostermesi kisin ayazinda pantalonunu belden asagisi tutmayan adama verip donmaya benzer. Sonunda o zatda SAKATLANIR. Biz hakkiyla dinimize, inancimiza, orf,adetimize sahip cikarsak zaten onun icindeki sinirlar bizi diger insanlardan dusmanca ayrimlarla degil seviyeli,saygili, izzetli ve insani letafet ile kaynastirici olacaktir. Ancak bu kaynasmanin sinirlari her insanin kendi inancina dolayisiyla kendisine olan saygisi ile dogru orantili oldugu muddetce samimiyet arzeder ve basarili olabilir.

Once 'INANDIK' dedigimiz seyi anlayalim sonra ona uygun bir bicimde hosgorulu olmamiz zaten dogal bir zorunluluk olarak kendini gosterecektir.

Bu hosgoruye en guzel ornek ise Ayasofya'dir. Baska bir dinin ibadetgahi iken yikilmayip yine AYNI YARATICI'YA kulluk icin makyaj degistirmesi aslinda Islamin ne kendini ne baskasini yok eden ince ve latif ve hayranlik uyandiran hosgorusunun eseridir. Ayasofya artik BIZDEN bir degerdir ve tez zamanda ayri dustugu cemaatine kavusmasi en dogrusu olacaktir.

yavuz
12-01-2006, 08:14 AM
İstanbul'a yolum düşer de Aya Sofya'ya gidersem, birkaç rekat şükür namazı kılacağım, en azından ellerimi aça aça; göğsümü gere gere dua edeceğim...

semetey
12-01-2006, 09:31 AM
İstanbul'a yolum düşer de Aya Sofya'ya gidersem, birkaç rekat şükür namazı kılacağım, en azından ellerimi aça aça; göğsümü gere gere dua edeceğim...
Tuhaf gelecek belki, ama Ayasofya müzesinin bahçesinde bir mescit varmış. Vaktiyle bir gazete laiklik elden gidiyor diye haber yapmıştı.

Hanedan
12-01-2006, 02:38 PM
FATİH AYASOFYA'NIN ÜZERİNE TİTREMİŞ VE ŞÖYLE VASİYET ETMİŞTİR:

“Nefis kilise Ayasofya, kıyamete kadar cami olarak vakfedilmiştir. Bunu, Allah’a, ahirete, O’nun heybetine inanan hiçbir mahluk, sultan olsun, hakim olsun, bir mütegallibe olsun, değiştiremez. Vakıf şarlarını kim değiştirirse, Allah’ın, meleklerin, bütün insanların lâneti onların üzerine olsun. Yüzlerine bakan ve onlara şefaat eden hiçbir kimse bulunmasın.”4
Şimdi İstanbul’un Fethi’nin 544. yıldönümünü kutlarken, kendi parasıyla satın alıp vakfettiği Ayasofya minarelerinden ezanların okunacağı, mihrabında imamın cemaatle namaz kıldıracağı, kürsüsünden vaaz edileceği, minberinden hutbe okunacağı günleri bekliyor. Şimdi Ayasofya mahzun, Ayasofya üzgün. Fatih’in vasiyetine uyulmadığı için, camilikten çıkarıldığı için üzerimizdeki lâneti, Fatih’in lâneti devam ediyor.
Beşeri tabular yıkılacaksa, bu tabu yıkılsın. Bu millet Ayasofya adı ne zaman anılsa kan ağlamaktadır. Ayasofya milletin nazarında her hangi bir cami değildir. Peygamber müjdesine mazhar olan “O ne güzel kumandan” Fatih Sultan Mehmed Han ile, “O ne güzel ordu” diye vasfedilen Fetih ordusunun zafer armağanıdır.
O Yüce Sultan sanki ilerisini görerek öyle bir lânet okumuştur ki “...Vakıf şartlarını kim değiştirirse, Allah’ın, meleklerin, bütün insanların lâneti onların üzerine olsun...” diyerek en büyük bedduasını yapmıştır.
Bugün, biz büyük bir ümitle Fatih’in lânetini kaldıracak bir kurtarıcı bekliyoruz.
Bugün, 29 Mayıs’lara kadar esecek tatlı saba rüzgarlarını bekliyoruz.
Bugün, üzerimizdeki karanlıkları aydınlığa çevirecek poyraz rüzgarlarını bekliyoruz.
Günler, haftalar, aylar ve yıllar geçti ve tam yarım asır geçti. Yıl dönümü nutukları, bandolar, mehter marşları çalındı, nutuklar atıldı, bildiriler, telgraflar, açık mektuplar ve minareler boyu dilekçeler yazıldı, şiirler söylendi. O; ezana namaza, müezzin ve imama, cemaatine, Kur’an’a ve dualara semaya açılan ellere hâlâ kavuşamadı.
İstanbul, yeniden ve manen fethedileceği günü bekliyor. Birinci Dünya Savaşı’ndan Osmanlı Devleti’nin mağlup ayrılmasıyla ve fethin sembolü olan Ayasofya’nın müze haline getirilmesiyle İstanbul, maddeten olmasa dahi manen esaret altına girmiştir. Son yirmi yıldır, İstanbul’daki hayatın; fuhşa, eğlenceye ve fethin ruhuna aykırı olan her şeye mağlup düşmesi ise bu manevi esareti daha da artırmıştır.
Ancak nasıl Rasülullah (SAV) İstanbul’un “güzel ve bahtiyar” bir kumandan tarafından fethedileceğine işaret eylemiş ise de ahir zamanda İstanbul’un manen fethedileceğine dair beş on tane hadisiyle haber vermiştir. Bu manevi fetih, İstanbul’un İslam’ın yeniden ihyasına merkez olması ve bu büyük hareketin “tekbir” seslerinin yükselmesiyle olacaktır.5
Senede bir gün Ulubatlı Hasan’ın, yahut Fatih’in kıyafetine bürünerek “artistlik yapmak” yerine, Ulubatlı Hasan’ın ve Fatih’in ruhuna bürünmeliyiz. Başta Eyüp Sultan Hazretleri olmak üzere Bizans’ı fethedip “İslambol” yapmak isteyen gaziler ve şehidler şimdi biz torunlarından ruhlarını azaptan kurtarmamızı ve yeniden feth-i mübin-i İslam’ı gerçekleştirmemizi bekliyor.6
Fatih’in fethinin 544. yılını kutlarken, yeniden ve manevi alanda tahakkuk edecek fethin en yakında müyesser olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, Ayasofya’nın açılacağı günü de sabırsızlıkla bekliyorum.
İslam medeniyetini, İstanbul’un fethiyle birlikte yeniden ihya ederek, yeni bir çağ açan ve yeni bir cihan devleti kuran Fatih Sultan Mehmed’i ve onun ordusunda yer alan ilim, irfan ve cenk erlerini rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyorum.

PEÇENEK
12-01-2006, 03:22 PM
Ayasofya'yı yeniden hücumlarla fethetmemize gerek yok. 1700 yıllık Ayasofya Türk malıdır. Yadigardır.
İbadethane olması veya olmamasını tartışmaya gerek görmüyorum. Yazar,bir kısmının kilise,bir kısmınında cami olarak açılmasını talep etmiş. Bence gereksiz yazmış. İhtiyaç var ise açılsın. Yok ise, kimseye show yapma sevdasında değiliz ki açalım. Tabelaya gerek yok.
İsteyene her yer kilise/cami.. Oku duanı. Toplu halde show amaçlı olmazsa,kimse kimseye karışmıyor orada. (Ben gittim biliyorum)

Bir diğer konu da; Ayasofya (Hg. Sofia) isimli bir cami... Biraz tuhaf olmaz mı? (Hatta daha da ileriye gidip Sen Antuan kilisesini de 'Sen Antuan Camisi' yapalım?..) Peki içindeki tarihi değere sahip ikonaları resimleri vs. ne yapalım? Depoya mı kaldıralım?

Alparslan
12-01-2006, 04:06 PM
Ayasofya'yı yeniden hücumlarla fethetmemize gerek yok. 1700 yıllık Ayasofya Türk malıdır. Yadigardır.
İbadethane olması veya olmamasını tartışmaya gerek görmüyorum. Yazar,bir kısmının kilise,bir kısmınında cami olarak açılmasını talep etmiş. Bence gereksiz yazmış. İhtiyaç var ise açılsın. Yok ise, kimseye show yapma sevdasında değiliz ki açalım. Tabelaya gerek yok.
İsteyene her yer kilise/cami.. Oku duanı. Toplu halde show amaçlı olmazsa,kimse kimseye karışmıyor orada. (Ben gittim biliyorum)

Bir diğer konu da; Ayasofya (Hg. Sofia) isimli bir cami... Biraz tuhaf olmaz mı? (Hatta daha da ileriye gidip Sen Antuan kilisesini de 'Sen Antuan Camisi' yapalım?..) Peki içindeki tarihi değere sahip ikonaları resimleri vs. ne yapalım? Depoya mı kaldıralım?

Bugunku seklinde gozuken ikonlar ve resimler 1453 yilinda beyaz bir ortu altinda idi aya sofyada. Bundan da kimsecikler rahatsiz degildi. Sonucta o ikonalar Hristiyanlar icin kutsal olabilir(tam bilemiyorum) bu nedenle kilise camiye cevrilirken yokedilmek yerine sadece uykuya yatirilmislar diyebiliriz.
Aya Sofya'nin cami olmasi ihtiyac degil bir isarettir. Istanbul'u bize birakan Fatih burayi cami yaptiysa bunun muhakkak bir sebebi vardir. Neden baska kiliseler degilde ozellikle AYA SOFYA????

Ne zaman ecdad yadigari camiler geri acilir Balkanlarda ve diger isgal edilmis topraklarimizda, ben de o gun Aya Sofya da senfoni orkestrasi dinlemeye giderim belki.Ama bir ecdad yadigarinin bu mahzun haline de evet diyemiyorum.

Keske demeden de gecemiyorum, keske Atila Po ovasini da gecseydi....

nogayhan
12-01-2006, 05:17 PM
S.A

Ayasofya`da Onuncu yil Marsi calinsa daha iyi olmazmi.?:rolleyes:

Alparslan
12-01-2006, 05:27 PM
onu calsalar simdide dinlerim...Ama o giygiy-goygoyculari dinleyip izdirap cekeceksem bari deyecek bisi olsun. Girer dinlerim o vakit koncerto moncerto ne varsa, girmeden de diyecegim laf belli:Vatan sagolsun, arkamdan cok aglamayin :P

BOZ-OK
12-01-2006, 06:46 PM
Ayasofya simdi bir muzedir, cami olarak tekrar acilmasinin pratik bir anlami da yoktur zaten... Arkadaslar "kuffarin kilisesini cami yaptik, oh olsun" duygusal tatminini yasamak icin tekrar cami olarak acilmasini istemekte ama tabii her zaman yaptiklari gibi bunu acikca soyleyememekte ve lafi dondurup dolastirmaktadirlar... Onlara tavsiyem, ibadet edecek bir cami ariyorlarsa, bitisikteki Sultan Ahmet camisine bir zahmet gidivermeleridir...:rolleyes:

SeYYaH_tr
12-02-2006, 12:57 AM
Arkadaşlar Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u Fetih ettiğinde istanbulun tapusunu kendi kurduğu bir vakıfa vermiştir. Ayasofya'da otomatikman F.S. Mehmet'in oluyor ve bu muhterem zat burayı kendisi Camii olarak yaptırmış ve bundan sonrada böyle olmasını istemiştir. Tapusuda halaa F.S. Mehmet'in kurduğu vakıf üzerinedir. Bu vakif hala faaliyettedir.

Yani Ayasofya Camii'dir. Sahibi nasıl isterse öyle olması gerek.

gurkan
12-02-2006, 01:52 AM
Tek Kelime ile Fethin Ve Egemenliğin Sembolüdür Ayasofya Cami Kalmalıdır Geçmişte yanlış yapılmıştır Bu yanlıştan dönülmelidir. Nereye kadar reddi miras. Gelir benim gibi milyonlar sorar ? İstanbulu Biz fethettik Yunan mı fethetti müze olacakmış ? Kendi kendimize verdiğimiz cezaya bak. Birde benden bu kesilen cezanın tasdikini isterler. Etmem tasdik. Herşeyden önemlisi bu mirastır hakkımızı da ararız.

semetey
12-02-2006, 04:02 AM
Arkadaşlar Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u Fetih ettiğinde istanbulun tapusunu kendi kurduğu bir vakıfa vermiştir. Ayasofya'da otomatikman F.S. Mehmet'in oluyor ve bu muhterem zat burayı kendisi Camii olarak yaptırmış ve bundan sonrada böyle olmasını istemiştir. Tapusuda halaa F.S. Mehmet'in kurduğu vakıf üzerinedir. Bu vakif hala faaliyettedir.

Yani Ayasofya Camii'dir. Sahibi nasıl isterse öyle olması gerek.
Böyle bir şey yok. Söylediğin şeriate aykırı. Padişahlar fethettikleri toprağın beşte birini alırlardı. Hatta Fatih'in Fetih hakkı olarak alıp vakfettiği o topraklara gece kondu yapıldığından dava konusu olmuştu Hatırladığım kadarıyla sonra ucuz fiyata gecekondu sahiplerine satılmıştı. Ayasofya, padişahın değil devletin malıydı. Fethedilen şehrin en önemli, en büyük kilisesini camiye çevirmek bir gelenek, gazanın başarıya ulaştığına dair bir işaretti. Ayasofya'yı usule aykırı olarak üzerine tapulamışsa bilemem.

SeYYaH_tr
12-02-2006, 07:51 AM
Böyle bir şey yok. Söylediğin şeriate aykırı. Padişahlar fethettikleri toprağın beşte birini alırlardı. Hatta Fatih'in Fetih hakkı olarak alıp vakfettiği o topraklara gece kondu yapıldığından dava konusu olmuştu Hatırladığım kadarıyla sonra ucuz fiyata gecekondu sahiplerine satılmıştı. Ayasofya, padişahın değil devletin malıydı. Fethedilen şehrin en önemli, en büyük kilisesini camiye çevirmek bir gelenek, gazanın başarıya ulaştığına dair bir işaretti. Ayasofya'yı usule aykırı olarak üzerine tapulamışsa bilemem.

Bundan 1 ay kadar önce AKP'li bakanlardan birisi hazineden araştırıp bulmuştu ve basın toplantısı yaparak Ayasofyanın kime ait olduğunu gösteren bir tapuyu ve tapu Fatih Sultan Mehmet Vakfına ait olduğunu gösteriyordu. Bu haberi sabahları starda sabah haberlerini sunan gözlüklü bir adam var orada izledim.

Birde ayrıca Saadet Partisi Ayasofyanın tekrar Camii olması için imza kampanyası başlatmış.

Dileyen tüm arkadaşlar bu adresten imzayı toplanmasına yardımcı olsun.

http://www.ayasofyacamii.org/

BuyukTuran
12-02-2006, 07:52 AM
ayasofyayı sarıya boyayacaklarmış orjinal hali sarıymış
biraz offtopic oldu ama:)

kasparov
12-02-2006, 07:58 AM
Haklısın seyyah doğru bende o haberi izlemiştim. Mesut Yar`la Uyan Türkiye haber programında.

BOZ-OK
12-02-2006, 08:02 AM
ayasofyayı sarıya boyayacaklarmış orjinal hali sarıymış
biraz offtopic oldu ama:)

Tam orijinal haline dondururlerse zaten icinde namaz kilinamaz hale gelecektir....:cool:

Bence bu gunku yari kilise, yari cami gorunumlu muze hali Ayasofyanin vermesi gereken mesaji en iyi haliyle vermektedir.... Osmanlinin Istanbul'u fethettikten sonra kendisinden onceki baska bir dinin en buyuk mabetlerinden birine karsi gosterdigi saygi... Bence Ayasofyanin vermesi gereken en onemli mesaj budur ve bu mesaj, "kuffara nasil koyduk ama, ahan da adamin kilisesini boyle cami yaparlar" sigligindan cok daha onemli bir mesajdir... Ayasofya Fatih Sultan Mehmet tarafindan cok pratik bir sebepten dolayi cami yapilmistir, "Istanbul'un yeni sahipleri olan Muslumanlarin ibadet ihtiyacini en kisa surede karsilamak"....Ama koca fatih, bunu yaparken bile kendisinden oncekini bozmamis ve yikmamistir... Bu gun artik Istanbul Musluman ve Turktur, Allah'a sukur ki her yeri birbirinden guzel camilerle doludur, dolayisiyla Ayasofya'nin cami olarak hizmetine ihtiyac yoktur, onun cami olmaktan cok daha onemli bir gorevi vardir simdi, bir muze olarak "Osmanlinin Istanbul'u fethettikten sonra kendisinden onceki baska bir dinin en buyuk mabetlerinden birine karsi gosterdigi sayginin tanikligi"....

semetey
12-02-2006, 11:53 AM
Bundan 1 ay kadar önce AKP'li bakanlardan birisi hazineden araştırıp bulmuştu ve basın toplantısı yaparak Ayasofyanın kime ait olduğunu gösteren bir tapuyu ve tapu Fatih Sultan Mehmet Vakfına ait olduğunu gösteriyordu. Bu haberi sabahları starda sabah haberlerini sunan gözlüklü bir adam var orada izledim.

Fatih'in kendi usüllerini yarattığını bir an için unutmuşum. Sen öyle diyorsan ve o adam yalan söylemiyorsa doğrudur. Osmanlı Anadolusundaki bütün vakıfları müsadere eden yani bu günkü anlamda bedelsiz devletleştiren bir padişahın vakfına saygısızlık yapılması bana eden buluyor dedirtti.