PDA

View Full Version : Kutadgu Bilig


yavuz
12-01-2006, 09:55 AM
Kutadgu Bilig, Türk dilinin en temel eserlerinden ve Türk dili araştırmalarının en mühim kaynaklarındandır. İslâmî Türk edebiyatının adı bilinen ilk şair ve düşünürü Balasagun’lu Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınmıştır. Eserini Balasagun’da yazmaya başlayan Yusuf, 1068 yılında memleketinden ayrılarak Doğu Karahanlı Devleti’nin merkezi olan Kâşgar’a gitmiş ve eserini 18 ay sonra, 1069 (Hicrî 462) yılında burada tamamlamıştır. Kitabını bitirince bunu, Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunmuş, Han da eseri çok beğendiği için Yusuf’u, takdiren “Hâs Hâcib (Uluġ Hâcib)” tayin etmiştir.

“Kutadgu” kelimesi, “saadet, kut” manasındaki “kut” kelimesinin üzerine isimden fiil yapan “+ad-” ekiyle fiilden isim yapan “-gu” ekinin eklenmesi sonucu oluşmuştur ve “bilig”le beraber “saadet, mutluluk veren bilgi/ilim” anlamını taşımaktadır. Eser, insanlara her iki dünyada tam anlamıyla kutlu olmak için lâzım olan yolu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır.

Yusuf Hâs Hacib, eserinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. İlâveler ile birlikte yaklaşık 88 başlık altında toplanan eserin esas kısmını oluşturan bölüm kısaltılmış mütekarip yani fa‘ūlun fa‘ūlun fa‘ūlun fa‘ūl ve vezniyle yazılmıştır (eserde yalnız bir dörtlük içinde tam mütekarip geçmektedir: bk. 3800-3801). 1.-6520. beyitler mesnevi tarzında kendi arasında kafiyelidir. Eserin sonuna eklenmiş olan parçalardan gençliğine acıyıp ihtiyarlığından bahseden 44 beyitlik bir kısım (beyit 6521-6564) tam mütekarip (fa‘ūlun fa‘ūlun fa‘ūlun fa‘ūlun) vezninde olup, kaside tarzında ve aa ba ca şeklinde devam etmektedir. Zamanenin bozukluğundan ve dostların cefasından bahseden 40 beyitlik bir parça (beyit 6565-6604) ise evvelki parçanın vezninde ve tarzındadır. Kitap sahibi Ulu Hâs Hâcib Yusuf’un kendi kendisine nasihat vermesinden bahseden 41 beyitlik parça da (6605-6645. beyitler) eserin aslı gibi, kısaltılmış mütekarip vezninde ve kaside tarzındadır. O dönem için Türk edebiyatında yeni olduğu tahmin ve tasavvur edilen aruz ölçüsünün ilâve parçalardaki kafiye dışında, şair tarafından pürüzsüz bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Eser, yarı hikâye ve yarı temsil tarzında yazılmış olup, arada hareketi hazırlayıcı ve izah edici monologlara ve canlı tasvirlerin bulunduğu sahnelere yer verilmiştir.

kurshad
12-02-2006, 02:30 AM
Asagidaki linkte Kutadgu Bilig, Divani Lugat-i Turk, Baburname gibi Turk dilinin mustesna urunleri anlatiliyor. Belki tamamlayici olur..

http://forum.arbuz.com/showthread.php?t=27967

Tabriz_Han
12-02-2006, 07:43 AM
Kutadgu Bilig Felsefe ve Bilim arastirmalari

Tarihte üstün kültürler, medeniyetleşmiş olanlardır. Bunların da en üst mertebeye ulaşmış olanlarıysa, felsefîleşmiş medeniyetlerdir. Felsefîleşmiş medeniyetin izleriyle kültürün her girintisi ile çıkıntısında karşılaşılır.

"Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları Dergisi" sayfalarını bir felsefîleşmiş kültür inşâasına katkıda bulunmak iddiasını taşıyan felsefe _varlık ile bilgi öğretileri, bilim teorisi, ahlâk, dil, din, tarih ile toplum_ araştırmalarına, mantık ile matematik çalışmalarına ve bilim _fizik, gökbilim, yer bilimleri, kimya, canlılar bilimi_ incelemelerine açacaktır.

"Kutadgubilig"de aranan başta gelen özellik, özgünlük, felsefe-bilim ciddîliği, enginlik, derinlik ile ifâde güzelliğidir. Özgünlükten kasdımız, öncelikle Türk müellifinin, ele aldığı soruna evvelemirde Klasik medeniyetimizin bakış açısını da dikkate alarak çözüm önermesi keyfiyetidir.

İfâde güzelliğine gelince; bundan murad olunan, Türkcenin, yüzyılların zevk ile letâfet imbiğinden süzülerek günümüze erişmiş soylu söz varlığı ile anlatım gücünün alabildiğine ortaya koyulmasıdır.

Felsefe-bilim zihniyeti, taassub ile tek taraflılığı reddeder. Tersine, eleştiri tavrıyla yola koyulunur. Felsefe-bilim akılyürütme yolunun sonu yoktur. Her akılyürütme silsîlesinin sonu gibi gözüken vargı, yeni bir gidişin başlangıcını bağrında taşır. Ancak, eleştirel tutum, özellikle ahlâk-tarih-toplum-siyâset çerçevesinde, açısızlık, görüşsüzlük ile ifâdesizlik anlamına gelmez, gelemez, gelmemelidir.

Felsefe-bilim bağlamında ortaya koyulan bir verim, ilk bakışta, nice özgün gözükürse gözüksün, belli bir geleneğin bağrında yer almıyorsa, kalıcı bir anlam kazanamaz. Havaya saçılmış tohumları andırır. Ekinlerin yetişip serpilmeleriçin tohumların, münbit topraklara atılmaları icâb eder.

Benzer biçimde, düşünceler ile varsayımların kalıcı, etkileyici ve evrensel anlamlar kazanabilmeleri de, belli bir felsefe-bilim geleneğinin (école) içerisine doğup bağrında neşvünemâ bulmalarına bağlıdır.

İşte, "Kutadgubilig", Türk düşüncesinde böyle bir geleneğin oluşmasına zemîn hazırlayabilirse, kuruluş amacı doğrultusunda hizmet görmüş olacaktır. Derginin sayfalarında yazılarıyla yer alacak felsefeci-bilimadamlarımızın, dialektik bir anlatışla, düşüncelerini 'çarpıştıracak' bir ortama kavuşmaları dileğimizdir. Bunun içinse, siyâset ile menfaat mülâhazalarından ârî bir Türk Felsefe-Bilim Yüksek Kurulunun (Académie) kurulması zorunludur. Bahis konusu Yüksek Kurula ilişkin taslağı ilişikte takdîm ediyoruz. Yazım hayatına atılan bu dergi de o Yüksek Kurulun sözcüsü yahut ifâde aracı niteliğini kazanabilir. Gayret biz insanlardan, himmet ise Allahdandır.

Nasıl?

"Kutadgubilig", yılda iki defa yayımlanacak. Her sayı, sırasıyla felsefe çalışmaları, din-dil-edebiyat-tarih-toplum araştırmaları ile bilim incelemeleri biçiminde bölümlenecek. Dergi, sayfalarını öncelikle telîf yazılara açacak. Bunların yanı sıra, zaman zaman tercümelere dahî yer verilecek. Ayrıca, daha önce değişik yayım organlarında, öncelikle eski yazıyla, çıkmış önemli çalışmalar da, "Kutadgubilig"in sayfalarında unutulmaktan kurtarılacaklardır. Dergi, gönderilen çalışmaları, bir hakem kuruluna inceletip onun olurunu aldıktan sonra ancak, basar. Basılmayanlar da, yayımlananlar gibi, iâde olunmayıp arşivlenirler. "Kutadgubilig", yayımladığı çalışmalarda izhâr olunmuş düşünceler ile görüşlerin sorumluluklarını üstlenmez. Yalnız, dil ile ifâde biçimlerinde nisbî bir ortaklığı sağlamak amacıyla müdâhale hakkını mahfûz tutar.



http://www.kutadgubilig.com/