PDA

View Full Version : PKK-Vatikan İşbirliği


Turk
12-01-2006, 02:07 PM
Alıntıdır.

http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=93&yazitar=01.12.2006&yaziid=22399


PKK ile Vatikan arasındaki doğrudan bağları sağlayan Suriye Ortodoks Kilisesi'nin başı Mar Athanasius Yeshue Samuel, Türkiye'yi 2 kez AB'ye şöyle şikayet etti: Kürtler ve Süryaniler, TSK'nın boyunduruğundan kurtarılmalıdırlar
Kiliseye uzanan kalleşlik hattı
ÜNLÜ Oksidantalist Aytunç Altındal da, Apo'nun Papa II. Jean Paul'a mektubundan hareketle PKK'nın Kilise çevreleri ile ilişkisini ortaya koydu. Altındal'ın analizi şöyle (referanslarının internetteki adresleri ile birlikte):
'Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir.'' Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nin başı Abdullah Öcalan'a aittir ve Papa II. Jean Paul'e yazdığı mektupta yer
almaktadır.
Barış Gönüllüleri
Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var? İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'ten bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'ten sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel ayrımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardı. Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular. 1965'te II. Vatikan Konseyi sona erdi ve kararları yayımlandı. Bunların arasında üç kavramın dünya çapında yaygınlaştırılması da vardı: Ekümenizm, diyalog ve hoşgörü...
Ekümenizm özellikle tüm kiliseleri bir araya getirmeye yönelik bir girişimdi. Bunun sonucu olarak Katolik ve Ortodoks kiliseleri ortak bir yönetmelik ve eylem planı yaptılar. Kiliseler daha önce de II. Vatikan Konseyi kararları gereği mevcut 'Canon'larında (Mer” Hükümler Kitabı) Hıristiyanları birleştirici yeni maddeler ihsas etmişlerdi.
Gizli toplantı ve karar
Diyalog ve hoşgörü toplantılarını düzenleme faaliyetleri ise daha 1960'ta ilk kez gündeme gelmişti ve taraflar Amerika'da kısaca SCOBA diye bilinen (Standing Conference of Canonical Ortodox Bishops of America) daimi bir konferans örgütü kurmuşlardı. İşte bu örgütün yıllar süren çabaları sonucunda dünyadaki 'komünist' hareketin gelişme çizgisi de göz önünde tutularak ilk uluslararası diyalog ve hoşgörü toplantıları düzenlenmeye başlandı. Bu karar Lübnan'daki 'Balamand' Manastırı'nda Temmuz 1993 yılında düzenlenen gizli bir toplantıda alındı ve ilk Hoşgörü ve Diyalog Konferansı'nın sembolik önemi de dikkate alınarak İstanbul'da yapılmasına karar verildi. Fener Patriği Bartolomeus'un girişimiyle bu ilk toplantı kutsal 'St. Andrew' günü, 30 Kasım 1993'te İstanbul'da yapıldı ve Boğaziçi Deklarasyonu yayımlandı.
Türk düşmanı sahnede
Katolik ve Ortodoks kiliselerini birbirlerine bağlayan şahıs, Suriye Ortodoks Kilisesi'nin başı Mar Athanasius Yeshue Samuel olmuştu. Bu şahıs ile ondan önceki ruhani Gabriel Abdülsaid, bu uğurda çok çalışmışlardı. Mar Athanasius namlı bir Türk düşmanıydı. Suriye'deki Nusayriler'le de çok sıkı ilişkiler içindeydi. Nitekim 1989 ve 1991 yıllarında bu kilise iki kez Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne şikayet etti. Kilisenin şikayet mektubunda aynen şöyle yazılmıştı: 'Türk Silahlı Kuvvetleri Güneydoğu Anadolu'daki Kürt ve Süryanileri öldürmekte, evlerini yıkmakta ve onlara işkence uygulamaktadır. Kürtler ve Süryaniler, TSK'nin ve Müslümanların boyunduruğundan kurtarılmalıdırlar.'
Kürtler'e destek çağrısı
İşte PKK ile Vatikan ve diğer kiliseler arasındaki doğrudan bağları bu kilise sağlıyordu. Çok geçmeden Vatikan, bu Ortodoks kilisesiyle birlikte PKK'yı savunan yayınlara başladı. Dünyadaki 900 milyon Katolik için yayın yapan radyo, televizyon ve yazılı basınında TSK'nin ve Türkler'in Kürtler'i vahşice yok etmekte oldukları yazılmaya başlandı. Örneğin 'The World Catholic Report' Mayıs-Haziran 1995 tarihli yayımlarında tam sekiz sayfa, Türkiye'yi iğrenç bir şekilde karalayan yayınlar yaptı ve başta İtalyanlar olmak üzere tüm Hıristiyanlar'a PKK'ye ve ayrılıkçı Kürt hareketlerine destek olmaları çağrısında bulundu.
Vatikan daha önce de 'La Documantation Catholic' adlı resmi yayın organında tüm Türkiye topraklarının gerçekte Hıristiyan Arap ve Kürtler'e ait olduğunu yetkili bir ağızdan, Cezayir Arşöveki Henry Tessier tarafından dile getirmişti.
'Beni yalnız bırakmayın'
Şimdi yeniden Apo'nun mektubuna dönelim. Apo mektubunda aynen şöyle yazmış Papa'ya: 'Suriye'de bulunduğum sırada Suriye Ortodoks Kilisesi'nin Başpiskoposu Yohanna İbrahim Mar Gregorius ile birçok kez görüştüm. Türkiye'deki rejim sadece Kürtler'i değil, Ermeniler'i, Süryaniler'i ve Rumlar'ı da imha etmiştir. Ben, Kürdistan topraklarında yaşayan Hıristiyan azınlıkları da Türk vahşetinden korumak için savaşıyorum. Beni bu savaşta yalnız bırakmayacağınıza eminim.'
Kiliseler, Apo'yu gerçekten de yalnız bırakmadılar. Papalığın Doğu Kiliseleri Birliği Komisyonu'nun başı Achille Silvestrini, Apo'nun mektubundan iki gün sonra bir açıklama yaparak Vatikan'ın PKK'yı ve onun başını desteklediğini açıkladı. Rusya'da ise Ortodoks Kilisesi'nin en hararetli savunucularından olan bir milletvekili, Apo'yu Rusya'ya getirmek için var gücüyle çalıştı. Bu milletvekili komünist değildi, tam bir kilise taraftarıydı! Nedir ki, bu milletvekili aynı zamanda gizli bir tarikatın (İstanbul Haçı'nın Egemen Askeri ve Hanedansal Tarikatı) da üyesiydi.
Boyunduruk varmış
Bu tarikatın başında da, yasal Bizans İmparatoru olduğu, başta Rus, ABD, İtalya, İngiltere ve Fransa mahkemeleri tarafından tevsik edilmiş olan Prens Henry Paleolog vardı. Söz konusu milletvekili 23.6.1997'de St. Petersburg'da bu tarikatın düzenlediği ve imparatorun hazır bulunduğu taç giyme törenine katılmış ve hem Yeltsin'i, hem de Duma'yı temsil etmişti. İşte bu gizli tarikat da 1970'li yıllardan bu yana özellikle Almanya'da Duisburg, Karlsruhe ve Berlin'de ayrılıkçı Kürt hareketlerine ve PKK'lılara maddi ve manevi destek veriyordu. El altından dağıtılan bildirilerinde aynen şöyle yazılmıştı: 'Türkiye'de boyunduruk altında yaşayan siz Kürtler'i çok yakında bu barbar boyunduruğundan kurtaracağız.'
S özde Bizans İmparatoru'nun tarikatının üyesi, Duma milletvekili ve Başkan Yeltsin'in bir dönem yardımcısı olan bu milletvekili Bayan Galina Strovoitova idi...
Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslami harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması.'
Aytunç Altındal'ın yazısı burada sona eriyor; ancak Apo ile Vatikan arasındaki flört elbette devam ediyor.



--------------------------------------------------------------------------------

Öcalan: Papa'ya Mekke'den yakınım
PAPA II Jean Paul'e gönderdiği mektubun üzerinden bir ay geçmeden, katilbaşı Abdullah Öcalan, bu defa da 'Papa'ya Mekke'den yakınım' diyordu. Med TV'de 3 saat konuşan terörist Öcalan, AB ve ABD'den çözüm bulmasını istedi. 30 bin insanın katili, Araplar'ı suskun kalmakla suçlarken, 'Papa'ya saygı duydum ama Mekke şehrine yoktur' diye
konuştu.
Kimi resmi yetkili çevrelerin Hıristiyan Misyoner Örgütlerin Kürt projesi karşısındaki aymazlıkları da ayrı bir sorun. Örneğin Hıristiyan misyoner örgütlerce çekilen İsa Mesih filmi resmi izinli ilk Kürtçe film. Ve Misyoner Müjde Grubu kendi web sitesinde filmden şu şekilde söz ediyor: 'Kürtçe Türkiye'de yaygın bir dildir ve bu dildeki yayınlar yok denecek kadar azdır. İşte bu çerçeve de Türkiye'de ilk kez resmi olarak devlet tarafından izin verilen tek film İsa Mesih filmidir (video kaset ve ses kaseti). Dünya üzerindeki var olan dillerden birçoğuna çevrilen İsa Mesih'in Yaşamı son olarak Kürtçe'ye (Kirmanji) çevrildi. Kürtçe İsa Filmi ilk ve tek Kürtçe Resmi film. Müjde Hizmet Grubu, Kürtçe Mektuplaşma Kursu ve radyo programlarını yakın bir gelecekte hayata geçirmek için çalışmalarını sürdürüyor.'
Elif Şahin

asena
12-01-2006, 02:43 PM
Firatta vaftiz olunanlari dusunuyorum,zamaninda solcularla olan birlikteliklerini dusunuyorum,su anki ABD yalakaligini dusunuyorum,cesitli tarikat,cemaatlerin desteklerini dusunuyorum,tabii ki kiliseler nicin olmasin?Insan vatanina hainlik etmeye gorsun,heryerden tirtiklamaya calisir.

borcugin
12-01-2006, 03:11 PM
Firatta vaftiz olunanlari dusunuyorum,zamaninda solcularla olan birlikteliklerini dusunuyorum,su anki ABD yalakaligini dusunuyorum,cesitli tarikat,cemaatlerin desteklerini dusunuyorum,tabii ki kiliseler nicin olmasin?Insan vatanina hainlik etmeye gorsun,heryerden tirtiklamaya calisir.
S.A.

Bak şimdi... Sen şimdi diyalog karşıtı saldırgan faşist, ırkçı, tövbe haşa kâfir oldun (dinden çıkardılar seni tıpkı bir Papaz yetkisiyle afaroz ettiler seni), anti demokrat oldun... :lol: :lol: :lol:

........

Selametle.

Alparslan
12-01-2006, 07:52 PM
Ne diyalogu neyin diyalogu?Sonunda gayr-i muslimlerin Musluman olacagi bir yol degilse bu(ki degil) ne menem bisi? Inandigim dinin beni zorladigini dusunsem onu digerleri ile yakinlastirmak istesem zaten onlardan olurum niye kasiyim? Bu apo iti italyada saklanmadi mi? Suriye de barinmadi mi? Misyonerlerin en ragbet ettigi yer 'tesadufen' D.bkir mi?Kirolarin basi vatikana yakinmis ....aman bana uzak papaya yakin olda...cok da tinnn.

SeYYaH_tr
12-02-2006, 01:16 AM
Pkk hertürlü destek için her pisliğe girer. Zaten onların yaptığı bir müslüman yapmazdıki PKK oldu onlar.

PKK'yı kurarrak, kendi din kardeşlerine karşı gelerek, onları öldürerek zaten dinden çıktılar.

Hristiyanlık gibi bir düşünceleri varsa doğrudur diyorum. PKK Hristiyandır. Çünkü hristiyanlar tarafından kurulan bir örgütte o yüzden.

Türk halkı ezelden beri güçlüydü. İslamla bütünleşti gücü kat kat arttı. Bunu gören hristiyan halk Türkleri yenemeyeceğinide bildiği için "En azından yakın çevrelerini İslamdan uzaklaştırırsak, daha sonrada Türkleri islamdan uzaklaştırırsak güçlerini bir nebze olsun düşürürüz ve bize yaptıklarını bizde onlara yapma şansımız doğar." diğe bir düşüncedeler.