PDA

View Full Version : Neden Felsefe?


Mustafa Altınay
12-02-2006, 05:28 AM
Neden Felsefe?
Bir Felsefeci der ki;” yazdıklarımın bin yıl sonra okunmayacağını bilsem, yazmazdım”
Çin ortaya çıktığı zamandan beri var.Kominist Çin olmuştur,Konfüçyüs felsefesinin Çin versiyonunu yapmıştır.Maoculuğu çıkarmıştır.Çin bir bütün halinde öyle ya da böyle Çin topraklarında kalmıştır.
Ama biz devletler kurmuşuz dağılmışız,asimile olmuşuz,şu anda orta asya da birlik sağlıyamıyoruz, dünyada da. Bunu sağlamanın yolu Türk Felsefesinin kurulmasıdır.Kuşaklar su gibi akıp gidiyor.Kalan felsefedir.Felsefe binlerce yıl sonrasına hitap eder.M.Ö. 500 yıllarında yaşamış,Sokrates’in,Aristo’nun,Platon’un felsefelerini hala tartışıyoruz.Düşünceyi hangi milletin insanı ortaya atarsa atsın insanlığın ortak malıdır.Bu İngiltere’de çıkan suyu bu İngiliz suyudur diye içmemeye benzer.Felsefe ruh terbiyesidir.
Bizim Felsefemiz Atatürk Milliyetçiliğidir.Türk milliyetçiliğinin somutlaşmış halidir,pratik olarak vardır, dünya Türklüğüne de önderdir.Atatürk okur yazarı olmak diye bir deyim vardır.
Bazen her şeyi açık olarak söylemek gerekemeyebilir, zamanlama gerekir.Atatürk padişahlığı cumhuriyetten sonra kaldırmıştır.Padişah ailelerinden gelenleri sınır dışı etmiştir.Ünüversite reformunu 1933’de yapmıştır.Zamanlamayı yanlış yaptığımız zaman, hizmet ettiğimiz düşünceye bilinçsiz olarak zarar vermiş olabiliriz.
Bize muasır(çağdaş) medeniyetlerin üstüne çıkmamızı söylemiştir.Bu gün çağdaş medeniyet Avrupa ve Amerika medeniyetidir, onlarında üstüne çıkmamızı istemiştir.Hedef göstermiştir.
Turan birliği dememiştir ama sonuçta onu ifade etmiştir.Bütün dünyada ki Türklerle irtibatı vardı ama sessizce yapmıştır,sesli dillendirdiğimiz bazı şeyler o insanlarımıza zarar verebilir.
Laiklik medeniyeti dairesinde Atatürk Milliyetçiliğine dayalı Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresinin felsefesinin temelleri atılmaktadır.Türk felsefesi çıraklık dönemini aşmaktadır.İnsanın yaşaması için hava ne kadar önemliyse, felsefenin yaşaması için açık fikirli laik özgürlükçü ortamın yaşaması da o kadar önemlidir.Özgürlük olmazsa felsefe olmaz.
Bir düşünceyi tamamen reddetmek,yanlıştır, düşüncenin olumlu yanlarını ortaya koyup olumsuz yanlarını reddetmemiz gerekiyor.Bir düşünceye tamamen yanlış demek yanlıştır.
Atatürk İngiliz Emparyalizmine karşı savaşmıştır ama bir İngiliz beyefendisi gibi giyinmiştir.
İngiliz olan her şeye karşı çıkmamıştır.
Komünizme bakış açımızda da aynı hataya düşüyoruz.komünist felsefenin temelinde sosyal adalet vardır.Bunun uygulamada olamıyacağı anlaşılmıştır bir ütopya olarak kalmıştır.Çin bu akıma karşı kendini korumak için kendi felsefesiyle uyarlamıştır, Mao’cuyuz demiştir.Çin gene aynı Çindir,topraklarıyla milletiyle.Rusya’da Ruslaştırmıştır,Leninizm de Rus modelidir.Biz Türk felsefesini oluşturamadığımız için Rus ve Çin modellerini aldık, o kadar gencimiz pisi pisine öldü. bu mimaride de böyledir, sanatta da böyledir, her şey de böyledir.Taklitçilikle başlarsın sonra kendine has model oluşturursun.Japon malları bu gün kü
Çin malları gibiymiş, dünyanın en kötü mallarıymış, taklitçilikle başlamış ama bu gün en kaliteli malları üretiyor.
Atatürk ileri görüşlülüğüyle Türk’e has sosyal adalete dayalı cumhuriyetimizi kurmuştur.Sosyalist akımın Türk versiyonunu oluşturmuştur.
Devletçilik ilkesinin temelinde bu yatar.
O günkü günde egemen olan pozitivist felsefeyi benisemekle beraber bunu Türk milliyetçiliğinin gölgesinde bırakmıştır.Bütün milli eğitim kitaplarında kurt resmi olmasına rağmen kimse ona faşist diyememiştir.Bu gün Türk milletinin sembolünü kullananlara yabancıları bırakın kendi halkımız faşist demektedir.
Bu gün dünya da pozitivist felsefeden(bilimi temel olan felseden),İnsan felsefesine(insanı temel alan felsefeye) geçiş yapılmaktadır.Atatürkçülükte bu versiyona göre algılanmaktadır.
Konfüçyüs felsefesi gibi bizde de Atatürk milliyetçiliği felsefesinin oluştuğu belli olmaktadır.Felsefemiz yeni oluşum safhasında olduğu için Türkiye de yabancı ideolojiler egemen olabilmiştir.Artık o safha atlatılmıştır.
Dünyada ki oluşabilecek yeni akımlara karşı Atatürk milliyetçiliği kendi versiyonunu oluşturacak durumdadır.Atatürk milliyetçiliğinin bu günkü olgunluğunda, komünist akım olsaydı, iç çatışmalar olmazdı.
Osmanlının iskan(yerleştirme) politikasında uç beylikler vardı, sınırlarına Türk ailelerini yerleştirirdi.Onlar oralarda kendi halinde yaşarlardı.Ama girip çıkanı bilirlerdi, Osmanlı onlardan bilgi alırdı, bu günkü milli istihbarat teşkilatımız o gün oydu. Bu gün milli istihbarat teşkilatımız, bilemediğimiz gariban gibi gözüken insanlardan memleketimiz hakkındaki bütün bilgileri toplamaktadır.Değil Türkiye’nin dünyanın bir numaralı istihbarat örgütüdür.Dünyanın her yerinde Türk vardır,milli istihbaratımızda yerin altında nelerin döndüğünü bilmektedir.Sol örgütlerin 12 eylülde çökertilmesinin ardında milli istihbarat teşkilatı vardır.11 eylül gecesi hepsini eliyle koymuş gibi toplamıştır.
Bu gün pkk var diyorsunuz yarın sabah kalkarsınız ki bir tane pkk’lı kalmamıştır.
Felsefecilerimizde Türk milletinin düşünce hayatında ki uç beyliklerinde yaşarlar,girip çıkan yabancı düşüncelerden haberdardırlar, gerekli önlemleri alırlar.Düşünce hayatımızın sınırlarına tam yerleşemedikleri için yabancı ideolojiler sızmıştır.Artık düşünce hayatımızın sınırlarında gariban gibi duran felsefecilerimiz vardır, ölenlerininde cenazesinden kimse haberdar olmaz ama onlar bin yıl sonra da olsa fikirleri tartışılacaktır.Ali Suavi diyoruz.Yıldız sarayının önünde Abdülhamit yönetiminin baskısına karşı yapılan gösteride copla öldürülmüştür.o gün içim fark edilmemiştir ama felsefe dünyasında tartışılmaktadır,uç beyliklerinde yaşayanlar birbirlerinden haberdardırlar,çünkü kaderleri ortaktır.
Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
03 Haziran 2005 04.39

Ek yazı;

Son yüzyılda "sadece iki gönderge ayakta kalmıştır: Birisi en yüksek kültür düzeyinde bulunan felsefe; diğeri en sıradan ve ortak düzeyde var olan gündelik hayat."

Alınan kaynak;
Kadın ve Felsefe-Şevki Işıklı-Emre yayınları-baskı 2005-sayfa 80

Mustafa Altınay
12-02-2006, 05:32 AM
2)-Atatürk Milliyetçiliği Felsefesine Giriş.


Atatürk Neden Bir Filozoftur?
Arslan Kaynardağ—Atatürk ve devrimleri konusunda ilgi çekici yazılarını okuyoruz. Bir kitabında " Atatürk'ün bir kahraman olduğu kadar bir filozof da olduğunu söylemekten çekinmeyeceğim" diyorsun. Atatürk'ü senin dediğin gibi filozof sayarsak, Platon'un Devlet'indeki filozof önder kuramı yıllar sonra Türkiye'de uygulama alanı mı buluyor? Atatürk'ün düşünceleri bizi ne derece böyle bir yaklaşıma götürebilir?
Bedia Akarsu—Platon " Başa filozoflar geçmez ya da baştakiler felsefe yapmazsa insanlığın acıları sona ermeyecektir" diyordu. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Atatürk adlı kitabını okumuşsundur elbette. Bu kitabın başında o günlerin umutsuzluğunu göstermek için yazarın çizdiği tablo Türk insanının ne acılar çektiğini bütün ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor. İşte Atatürk halkın bu acılarını sona erdirmiş bir önder. Dünyanın acılarını sona erdirebilmiş mi? İnsanlığın acılarını sona erdirememiştir ama kurtuluşları için ışık tutmuştu onlara. O yalnız kendi ulusunu değil, bütün ulusları, bütün insanlığı düşünüyordu. Yeni bir dünya düzeni içinde her ulusun eşit hakla ve özgür olarak yer almasını savunuyor, " yurtta barış, dünyada barış" ilkesi ile kendi ülkesinin dünyaya örnek olacağını, tuttuğu yolun dünyanın acılarını dindirecek yol olduğuna inanıyordu. İkinci Dünya Savaşının sonunda Churchill "Atatürk sağ olsaydı, dünyanın manzarası başka türlü olurdu" demişti. Evet ulusların başına Atatürk gibi insanlığa açık, kendi ulusuyla birlikte bütün ulusların da kalkınmasını isteyen önderler geçebilse, tüm dünyanın acıları da sona erer kuşkusuz.

Alınan Kaynak;Bedia Akarsu armağanı, hazırlayan Betül Çotuksöken-Doğan Özlem, İnkilap kitapevi-2000 baskısı-Sayfa 32

Mustafa Altınay
12-02-2006, 05:35 AM
9)-Atatürk Milliyetçiliği Felsefesine Giriş.



Bizim Konfüçyüsümüz Atatürktür.

Konfüçyüs insan düşünce tarihinin en büyük kişiliklerinden biri, öncü bir eğitimci, toplumsal eleştirmen ve siyaset bilimcidir. Bir filozof ve öğretmen olarak Konfüçyüs insana ilişkin temel konulara, deyişlerinin BİNLERCE YIL boyunca saklanıp incelenmesine neden olan bir ustalıkla seslenmiştir.
......ulusların yönetimi ve şirketlerin idaresinden, toplumu yönlendirme ve arkadaşlarla geçinmeye, aileyi ayakta tutma ve kişinin kendine hakim olmasına dek insan işlerine ilişkin geniş bir öğütler yayılımı...........
Günümüzde Konfüçyüsün adı, öğretilerinden daha iyi bilinmektedir; yine de kişilik, toplumsal ilişkiler ve insanlık durumu üzerine görüşleri, tarih, yirmibeş yüzyıl önce dillendirdiği kaygıların vehametini artırırken, daha bir nüfuz edicilik kazanmaktadır. Saldırganlık, diktatörlük ve militarizmin ilk eleştirmenlerinden biri olmakla, Konfüçyüs, insan saygınlığı ve toplumsal adaletten, çağlar boyu bilinç sahibi insanlarda raslanabilecek derinlemesine bir özlemle sözetmektedir.
Doğu'nu diğer büyük düşünürleri gibi Konfüçyüs de dogmatik bir belletici değildi; temel öğretileri genellikle, çağlar boyunca farklı kültür ve toplumların, iletisine ilişkin kavrayışlarını, kendi zamanlarının gerçekliklerine uygulayacak tarzda yeniden yorumlamasına olanak sağlayacak kertede geniştir.(sayfa12)

Alınan kaynak;Konfüçyüs Düşüncesinin temelleri-İngilizce 'ye çeviren Thomas Cleary-Türkçe'ye çeviren Sibel Özbudun-anahtar kitaplar yayınları-baskı 1996

Atatürkte bizim Konfüçyüsümüzdür, sözleri BİNLERCE YIL Türk milletinin kulaklarında çınlıyacaktır. BİNLERCE YIL bize rehber olacaktır. Çok şükür ki geç de olsa bir Konfüçyüse sahip olduk.

Mustafa Altınay
12-02-2006, 05:40 AM
15)-Atatürk Milliyetçiliği Felsefesine Giriş.



"Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki ona kayıtsız kalanları yakar mahveder" Mustafa Kemal Paşa...


Ortaçağda medeniyet ateşi "din esası"na göre örgütlenme idi. Osmanlı Devleti din esasına göre örgütlenmeyi hakkaniyeti ile uyguladığı için medeniyet ateşi ondaydı, medeniyet ateşine kayıtsız kalanları yaktı mahvetti.
Yeni çağda ise medeniyet ateşi "millet esası"na göre idi. Osmanlı bir milleti temel alıp medeniyet ateşini gögüslüyemedi, eski medeniyet olan ümmetçi bir anlayışla yani "din esası"na göre örgütlenmeyle ayakta durmaya çalıştı. Ama aynı medeniyet ateşi bu sefer onu yaktı mahvetti. Medeniyeti anlayamamak bilememek mahvolmaktır. Bu gün Irak ve Ortadoğu yanıp kavruluyorsa medeniyet ateşine kayıtsız olmasındandır. Ya laik demokratik "millet esası"na dayalı rejimler kurarlar ya da mahvolur giderler.
Genç Türkiye Cumhuriyeti Türk Milleti esasına göre bir örgütlenmedir ve medeniyet dairesi içindedir.
Ama medeniyet ateşi bu sefer "insan esası"na göre örgütlenmeye gidiyor. Nasıl Osmanlı yeni medeniyet ateşine ayak uyduramadığı için mahvolup gittiyse. Yerine Türk Milleti esasına dayalı bir yapılanmayla ayakta kaldıysak, şimdi de insanoğlu "insan esası"na göre bir örgütlenmeye gidiyor.
Avrupa Birliği ve ABD bu tip örgütlenmelerin ön denemeleri durumunda. Birliktelikler ne kadar insan esasına göre olsada sonuçta bir dil konuşulacaktır. O topluluk zaman içinde o millet olacaktır. 50 yıl sonra en fazla 5-10 dil arasında dil konuşulacağını uzmanlar söylemektedirler.
Biz medeniyet ateşine ikinci kez maruz kalmamak için "insan esasına" göre örgütlenmeyi zaten bünyemizde gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bu yeni medeniyet ateşine uygun felsefemiz "Atatürk Milliyetçiliği Felsefesi"dir. Bu ideal Atatürk'ün millet kavramından hareketle Türkiye Türkçesinin konuşulduğu bir Türk devletleri toplulukları ve Türk Milletinin asil şemsiyesiyle diğer unsurların barınması.
Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyetini kurarken açıkladığı millet kavramı yeni çağın "insan esası"na göre örgütlenmeninde temelini oluşturmaktadır. "Atatürk Milliyetçiliği" deyimine ben bu idealden bakıyorum.

Şimdi Atatürk'ün millet tanımıyla devam etmek istiyorum.

"b. Bugünkü Türk Milleti siyasî ve içtimâî camiası içinde kendilerine kürtlük fikri, çerkezlik fikri ve hatta lazlık fikri veya boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış adlandırmalar, Birkaç düşman âleti, mürteci beyinsizden maada hiçbir millet ferdi üzerinde teellümden başka bir tesir hasıl etmemiştir. Çünkü, bu Millet efradı da umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlâka, hukuka sahip bulunuyorlar.
Ayrı ve birçok topluluklara (Cemiyetlere) mâlik olduklarını iddia etmiş ve bu yüzden Türklerle birleşip bir millet teşkil etmemiş olan Araplar- hem de dinlerini kabul ettiğimiz halde- acaba bugünkü esaretlerinden memnun mudurlar? "

Kaynak yukarıdadır.

Bu kısmına özellikle dikkat çekmek istiyorum.

"Araplar- hem de dinlerini kabul ettiğimiz halde- acaba bugünkü esaretlerinden memnun mudurlar? "

Asil Türk Milletinin mensubu olamamalarının acılarını çekiyorlar araplar bugün. Geleceği gören ve bilen lider budur.
Kürtler bu mensubiyetin kıymetini bilemiyerek arayışlar içine girmektedirler ama bugüne kadar varlıklarını asil Türklük ruhuyla koruduklarınıda bilmemektedirler.
Barzani gibi vatanını satarak vatan sahibi olmaya çalışan ve bebek katili bir insanı lider olarak görebilen insanlar asilliği ve geçmişi olmayan maceralardır ve mahvolmaya mahkumdur.

Asil Türklük ruhunun bulunduğu "Atatürk Milliyetçiliği Felsefesi" çevresindeki geniş coğrafyayla "insan esası"na dayalı yeni oluşacak medeniyet dairesinde örnek teşkil edecektir.

Tabriz_Han
12-02-2006, 07:40 AM
Asinda Turk felsefe'nin son devrimci isimlere bence Ismail Gaspirali ve Ziya Gokalp'dir, "Avrupalik" ve "Modernlik" iki degisik kavram oldugunu noktaladi, Turk olarak modernlesebilirz bizim modernlesmemiz icin Avrupali olmaya gerek yok. Malesef halen bazilari buyuk dusunur Gokalp'in felsefesini halen anlamadi ve halen Modernligin Avrupali olmasini saniyor :?

Dil'de, fikir'de iste birlik

Biz kendi felsefimizi pek tanimiyoruz, Bilge Khan, Ahmed Yesevi, Ibn Tarkan Farabi, Haci Bektash Veli, Yunus Emre v.s

Mustafa Altınay
12-02-2006, 07:51 AM
Tebriz Han öncelikle merhaba, felsefe bence de hissetmektir. Atalarımızın duygularını hissrdip bu hissiyatı geleceğe aktarabiliyorsak, Türk Felsefesi budur işte...

Demir Kağan
12-02-2006, 02:08 PM
Felsefe demek insan demek bana göre. Felsefe su gibidir uğraşan için. Düşünmeden, sorgulamadan yaşayamaz. Ve yine aşktır felsefe.

Önemli ve değerli yazılar paylaşmışsınız. Benim eklemek istediğim şey şu, bana göre Türk'ün felsefesi Orhun Abideleri'nde yatmaktadır. Türk ulusunu yönetecekler Bilge Kağan'ı örnek almalıdır. Orada yazan adaleti, asaleti örnek almalıdır.

Ergenekon Türk'ün kaderidir. Oradaki Gök Börü de bir liderdir. Bize gönderilen son Gök Börü Atatürk'tür; bizi Ergenekon'dan çıkartmıştır. Şimdi Çin'in ipekli kumaşları, altınları yok. Ne var? Batı'nın sözde medeniyeti. Kanmamalı.

Devlet'i ve Politika'yı okumak daha nasip olmadı, bu konuda çok eksiğim var. Filozof önder konusuna ise ekleyecek hiçbir şeyim yok, kesinlikle doğru.

yavuz
12-02-2006, 02:11 PM
Bir arkadaşım var felsefe meraklısı... Avrupa'nın Orta Çağ'daki "bilmemkim"lerini okuyor. Ben de O'na her rastlaştığımızda "Abdülkadir Geylani'lerden, Ahmet Yesevi'lerden, Hacı Bektaş'lardan, Yunus Emre'lerden, Said Nursi'lerden(vs.)" bahsediyorum. Dinlemiyor! Kafamı bozuyor...

Mustafa Altınay
12-02-2006, 03:21 PM
Getir yavuz buraya üye yap anlaşırız biz. :)

Mustafa Altınay
12-02-2006, 03:23 PM
Çok doğru Demir Kağan, esas gıdamız Orhun Abidelerinde...
Ergenekonun çocukları birbirlerine görünmez bağlarla bağlıdırlar....

SeYYaH_tr
12-02-2006, 03:30 PM
Atatürk'ten öncede bir çok felsefecimiz var. Mesela Mevlana. Bunlarınkini hatırlayamıyoruz ama.

dervish
12-02-2006, 03:40 PM
Burada birini felsefeci diye yutturmaya calisiyorlar. Bu adam bir iki fransizin zirvaligini okuyup onlari da birbirine karistirip isi b*k etmis herifin teki. Yemezler.

Mustafa Altınay
12-02-2006, 03:46 PM
dervish önce Türk Aile terbiyesine uygun konuşmanı tavsiye ediyorum... Fransız felsefesi nedir biliyor musun? Türk Felsefesi nedir? arasındaki fark nedir?
Bana bunları açıklarsan memnun olurum. Kaç yaşındasın bilmiyorum ama ben felsefeyle 30 senedir ilgileniyorum, neleri yanlış bildiğimi izah edersen bende doğrularını senden öğrenirim.

Mustafa Altınay
12-02-2006, 03:56 PM
Sayın SeYYaH_tr ilk Türk felsefecisi Fârâbidir. Yanda da sembol olarak anısını sürekli taşıyorum. Bilgisayarımında açılış penceresidir.

Mustafa Altınay
12-02-2006, 04:18 PM
Sayın dervish;
Mustafa Altınay/ Seçkin sitesi A blok kat3 daire 1/Silvri İstanbul...
Beklerim bir çayımı iç... :)
Hadi sende altına adını soyadını adresini yaz... çaya davet et :)

Demir Kağan
12-02-2006, 04:51 PM
Hocam ayıp oluyor ama. Gerek yok böyle şeylere.

Mustafa Altınay
12-02-2006, 05:03 PM
o başlattı abi baksana küfür ediyor.

Mustafa Altınay
12-02-2006, 05:04 PM
ihtiyarız dedik ama horlanacak kadar da değil. :)

Demir Kağan
12-02-2006, 05:14 PM
Estağfurullah ne abisi de biz sallamıyoruz siz de sallamayın. Atatürk ona öcü öğretilmiş öyle devam ediyor işte. Büyüyünce iyileşecek.

Mustafa Altınay
12-03-2006, 12:39 AM
abi abla kelimeleri esnaf olduğum için ruhuma işlemiş kullanmadan yapamıyorum, saygılar Demir Kağan. :)

Kaptan-i Derya
12-03-2006, 12:55 PM
siz aldirmayin o sahte dervish'e, yazilarinizi dikkatle takib ediyorum daha sizden ögrenecegim cok sey var Mustafa bey.

Mustafa Altınay
12-03-2006, 01:12 PM
Estağfurullah sayın kenaney bilgi alışverişi karşılıklıdır.

PEÇENEK
12-03-2006, 01:14 PM
Yazılar için teşekkür ederim.
felsefeturk.com size ait sanırım.

Mustafa Altınay
12-03-2006, 03:10 PM
evet abi benim özel sitem, Allah kısmet ederse bir de form açmak istiyorum ama yapabilecekmiyim bilmiyorum...

Aybike
12-03-2006, 10:36 PM
Sayın dervish;
Mustafa Altınay/ Seçkin sitesi A blok kat3 daire 1/Silvri İstanbul...
Beklerim bir çayımı iç... :)
Hadi sende altına adını soyadını adresini yaz... çaya davet et :)

Hayatta tanıdığım en kaypak,yamuk insandır kendileri..yazamaz adres felan..:)
mustafa bey.. Size yorum yazan kişinin ilgi alanı farklıdır (Felsefesi )Ufak yaşta çocuklarla ilgilenir..
Çocukluğunu yaşayamamış olmanın verdiği ezikliğini burda atmaya çalışan biri..
İnsanlarla konuşurken yüzlerine bile bakamayacak kadar EZİK..:)

Yazılarınınızı zevkle okudum elinize sağlık...

Mustafa Altınay
12-04-2006, 06:56 AM
Saygı ve hürmet bizden sayın Aybike.

kurshad
12-04-2006, 07:22 AM
Bunu sağlamanın yolu Türk Felsefesinin kurulmasıdır.


"Felsefe kurmak" diye birsey olabilir ki dostum? Sizin yazinizda bahsettiginiz konularin hepsine birden "milli strateji" ya da "milli hedef" denir.

Felsefenin ise millisi ne demek olabilir anlayamadim.. Felsefe; kisinin ic dunyasi ile dis dunya arasinda kurdugu koprudur. Dunyaya ve kendisine bakisidir. Bu bakis materyalist olabilir, dini olabilir ama milli nasil olur bilmiyorum.

Kisi, felsefe olarak komunist olamaz. Ama materyalist olabilir ve dunyayi materyalizmin isiginda anlamaya calisirken toplumsal duzen olarak komunizmi onerebilir.
Ayni materyalist insan nazizmi de savunabilir. Ornegin Darwin'in seleksiyonizmini ornek gosterip ustun irklarin dunyada varolmasi gerektigini dusunebilir ve asagi gordugu irklari yok etmek ya da tahakkumu altina almak isteyebilir.
Yani ki burada fasizm, nazizm ya da komunizm felsefesi diye bir kok yoktur. Ancak materyalist felsefe vardir.

Benzer sekilde , kisi felsefesini dine dayandirabilir. Dinin isiginda varolus problemlerini cozmeye calisabilir ve ic dunyasi ile dis dunya arasinda bir kopru kurar. Tanri'nin yaratmasini kabul ederek siyasi veya toplumsal onermelerde bulunabilir.

Fakat hicbir halde milli felsefe diye birsey yoktur.. Felsefe milletlere ozel degildir. Sizin bahsettikleriniz ancak milli hedefler, ulkuler olabilir...

kurshad
12-04-2006, 08:24 AM
Felsefe(philosphia) sozcugunun etimolojik kokeni nedir?

Yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. Buna göre, felsefe Yunanlılar için, ‘bilgelik sevgisi’ ya da ‘hikmet arayışı’ anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir.


Felsefenin ugras alanlari nedir?


Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz?
Bilgi mümkün müdür? Bildiğimizi nasıl biliriz? Doğru bilginin kökeni ve sınırları ?
Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketler doğrudur, hangileri yanlıştır? Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Ahlakın kaynağı nedir ?
Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir? Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekanın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir?
Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? Sanat nedir?
Din kavramının kökeni nedir ? Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır ? Tanrı var mıdır ?



Yukaridaki alintilarin bir kez okunmasini tavsiye ediyorum

Mustafa Altınay
12-04-2006, 09:03 AM
Sayın kurshad
Öncelikle katkıların için teşekkürler...
Felsefe, Bilim ve Sanat bu üç saç ayağı sizinde dediğiniz gibi evrenseldir.
Felsefe ve Sanat insanın iç dünyasının dışa yansıması olarak akseder... İngiliz sanatı , Fransız sanatı, Türk sanatı evrensel sanat içinde nasıl bir ekol olarak varsa. İngiliz Felsefesi, Fransız felsefesi ve Alman Felsefesi... de evrensel felsefe içinde ekol olarak vardır.
Sanatla ilgilenenler nasıl ekoller arasındaki farkı anlayabiliyorlarsa, felsefeyle ilgilenenlerde ekoller arasındaki farkı anlayabiliyorlar.
Müzikte bir sanat dalıdır ve evrenseldir. Ama Türk hafif müziği, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, ayrı birer ekoldürler Türk müzüği içinde. Hatta bazı sanatçılarda, bu ekollerin içinde kendi ekollerinide oluşturabilirler. alman felsefesinde Kant, Hegel, Nietzche birer ekoldürler. fransız felsefesinde Descardes, Sartre birer ekoldürler. İngiliz felsefesinde de böyle isimler söylenebilir.
Türk felsefesinin kurucusu Fârâbidir ama Türk felsefesinin kökenini Sümerlere kadar götürebiliriz. Rahmetli felsefecilerimizden Hilmi Ziya Ülken, Macit Gökberk, Nermi Uygur birer ekoldüler. Hatta Nermi Uygur2un "Türk Felsefesinin kesitleri" diye kitabı vardır. Türk Felsefesi söz konusu olmasa kitabına böyle isim koymasıda söz konusu olamazdı. İnşallah daha dünya çapında Türk felsefecileri yetiştiririzde, Türk isminin bu alanda da dünya gündeminde yaşamasını ve evrensel değerlere hizmet etmesini sağlayabiliriz...
Sevgi ve Saygılarımla....

kurshad
12-05-2006, 01:51 AM
... Hatta Nermi Uygur2un "Türk Felsefesinin kesitleri" diye kitabı vardır. Türk Felsefesi söz konusu olmasa kitabına böyle isim koymasıda söz konusu olamazdı. İnşallah daha dünya çapında Türk felsefecileri yetiştiririzde, Türk isminin bu alanda da dünya gündeminde yaşamasını ve evrensel değerlere hizmet etmesini sağlayabiliriz...
Sevgi ve Saygılarımla....

Bakiniz dostum,

Benim bahsettigim sey felsefenin milli hedef ve ulkuleri icermedigidir. Elbette felsefede uzakdogu ekolu, turk ekolu veya alman ekolu vardir. Fakat atlanmamasi gereken nokta bunlarin her ne olursa olsun beynelminel oldugu ve salt bir millete has olmadigidir.

Turk sufizmin felsefeye katkilarini kimse gormezden gelemez. Fakat bunlarin siyasi ve milli hedefleri oldugunu kimse de iddia edemez.

Mustafa Altınay
12-05-2006, 04:57 AM
Aslında aramızda önemli bir görüş farkını göremedim sayın kurshad.
Saygılar, hürmetler...