kbca
12-05-2006, 04:56 AM
Insanin bir seyi bilmesi, üç vasitadan birisi ile olur. Bunlar ise sunlardir:
1- His (duygu) organi:
His organlari göz, kulak, burun, ve deri olmak üzere bestir. Bunlarin hastaliklarindan salim oldugu zaman, bir sey hakkinda elde ettigi bilgiye güvenilebilir. Gözde, renk körlügü oldugu zaman gördükleri yanlistir. Sinir sisteminin bozuk, nezle ve grip oldugu zaman derinin duyarliligi azalir.
2- Akil:
Akil ile bilmek iki sekilde olur. Düsünmeden hemen bilinirse «Bedihî bilgi» denir. Düsünmekle bilinirse «istidlali bilgi» denir. Her seyin, kendi parçasindan büyük oldugu bedihîdir. Hesapla elde edilen bilgiler, istidlalidir.
His organlari ve akil ile birlikte hasil olan bilgilere «Tecrübî bilgi» denir. Bunlar, çesitli deneyler sonucu elde edilen bilgilerdir. Aklî ilimler, yani fen bilgileri his organlari ve akil ile tercübe edilerek elde edilir.
3- Güvenilir haber:
Buna "haber-i sâdik" da denir. Güvenilir haber ikidir:
a) Tevatür haberleri: Her asrin güvenilen insanlarinin hepsinin söylemesidir.
b) Peygamber haberleri: Allahü teâlânin, vahy yolu ile, Peygamber olarak seçtigi kimseye bilgi vermesi ve onun da insanlara naklettigi bilgilerdir. Din bilgileri, nakil yolu ile gelen bilgilerdir.
Imâm-i Gazâlî (El-münkizu-aniddalâl) kitabinda diyor ki: "Akil ile anlasilan seyler, his organlari ile anlasilanlarin üstünde oldugu ve bunlarin yanlisini çikardigi gibi, akil da peygamberlik makaminda anlasilan seyleri kavramaktan âcizdir. Inanmaktan baska çâresi yoktur. Akil anliyamadigi seyleri nasil ölçebilir. Bunlarin dogru ve yanlis olduguna nasil karar verebilir?"
Hiçbir akil, âhiret bilgilerini bulamayacagi, çözemeyecegi içindir ki, Allahü teâlâ her asirda, dünyanin her tarafina Peygamber göndermis, en son ve kiyamete kadar degistirmemek üzere ve bütün dünyaya peygamber olarak Muhammed aleyhisselâmi göndermistir. Bütün peygamberler, akil ile bulunacak dünya islerine dokunmayip, yalniz bunlari arastirmak, bulup faydalanmak için çalismayi emir ve tesvik buyurmus, kendileri dünya islerinden her birinin, insanlari ebedi (sonsuz) saadete veya felâkete nasil sürükleyebileceklerini anlatmis ve Allahü teâlânin begendigi ve begenmedigi seyleri açik olarak bildirmislerdir. Sevgili Peygamberimizin din kitaplarinda yazili ilim, sihhat (saglik), fen, ahlâk, adalet ve bütün sâadet kollarini kavrayan ve 1400 seneden beri dünyanin her tarafindan, gelmis, ilim,tecrübe ve akil sahiplerini hürmet ve hayranlikta birakan ve hiçbirisinde kimse tarafindan bir kusur ve hata bulunamamis olan emirleri ve sözleri, böyle oldugunu ispat etmektedir.
1- His (duygu) organi:
His organlari göz, kulak, burun, ve deri olmak üzere bestir. Bunlarin hastaliklarindan salim oldugu zaman, bir sey hakkinda elde ettigi bilgiye güvenilebilir. Gözde, renk körlügü oldugu zaman gördükleri yanlistir. Sinir sisteminin bozuk, nezle ve grip oldugu zaman derinin duyarliligi azalir.
2- Akil:
Akil ile bilmek iki sekilde olur. Düsünmeden hemen bilinirse «Bedihî bilgi» denir. Düsünmekle bilinirse «istidlali bilgi» denir. Her seyin, kendi parçasindan büyük oldugu bedihîdir. Hesapla elde edilen bilgiler, istidlalidir.
His organlari ve akil ile birlikte hasil olan bilgilere «Tecrübî bilgi» denir. Bunlar, çesitli deneyler sonucu elde edilen bilgilerdir. Aklî ilimler, yani fen bilgileri his organlari ve akil ile tercübe edilerek elde edilir.
3- Güvenilir haber:
Buna "haber-i sâdik" da denir. Güvenilir haber ikidir:
a) Tevatür haberleri: Her asrin güvenilen insanlarinin hepsinin söylemesidir.
b) Peygamber haberleri: Allahü teâlânin, vahy yolu ile, Peygamber olarak seçtigi kimseye bilgi vermesi ve onun da insanlara naklettigi bilgilerdir. Din bilgileri, nakil yolu ile gelen bilgilerdir.
Imâm-i Gazâlî (El-münkizu-aniddalâl) kitabinda diyor ki: "Akil ile anlasilan seyler, his organlari ile anlasilanlarin üstünde oldugu ve bunlarin yanlisini çikardigi gibi, akil da peygamberlik makaminda anlasilan seyleri kavramaktan âcizdir. Inanmaktan baska çâresi yoktur. Akil anliyamadigi seyleri nasil ölçebilir. Bunlarin dogru ve yanlis olduguna nasil karar verebilir?"
Hiçbir akil, âhiret bilgilerini bulamayacagi, çözemeyecegi içindir ki, Allahü teâlâ her asirda, dünyanin her tarafina Peygamber göndermis, en son ve kiyamete kadar degistirmemek üzere ve bütün dünyaya peygamber olarak Muhammed aleyhisselâmi göndermistir. Bütün peygamberler, akil ile bulunacak dünya islerine dokunmayip, yalniz bunlari arastirmak, bulup faydalanmak için çalismayi emir ve tesvik buyurmus, kendileri dünya islerinden her birinin, insanlari ebedi (sonsuz) saadete veya felâkete nasil sürükleyebileceklerini anlatmis ve Allahü teâlânin begendigi ve begenmedigi seyleri açik olarak bildirmislerdir. Sevgili Peygamberimizin din kitaplarinda yazili ilim, sihhat (saglik), fen, ahlâk, adalet ve bütün sâadet kollarini kavrayan ve 1400 seneden beri dünyanin her tarafindan, gelmis, ilim,tecrübe ve akil sahiplerini hürmet ve hayranlikta birakan ve hiçbirisinde kimse tarafindan bir kusur ve hata bulunamamis olan emirleri ve sözleri, böyle oldugunu ispat etmektedir.