PDA

View Full Version : Kıbrısta Siyasi Oyunlar ve Abdullah Gul


Scofield
12-08-2006, 01:45 PM
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5575886.asp?yazarid=5&gid=61
Yazarlar
8 Aralık 2006
Emin ÇÖLAŞAN ecolasan@hurriyet.com.tr

Pardon Abdullah Bey, ne demiştiniz!


SEVGİLİ okuyucularım, şimdi birkaç dakika için her şeyi unutup 11 yıl geriye gidin ve 28-30 Aralık 2004 günlerinde burada çıkan üç yazımı şimdi yeniden okuyun.

TBMM Genel Kurul salonundayız. Günlerden 8 Mart 1995. Kürsüde bir konuşmacı var. Refah Partisi Kayseri milletvekili Abdullah Gül.

Türkiye birkaç gün önce AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını imzalamış. Meclis’te AB tartışılıyor. Abdullah Bey bu konu üzerinde Refah Partisi, Necmettin Erbakan ve kendisinin değerli görüşlerini dile getirmeye başlıyor.

Bunları size 8 Mart 1995 tarihli Meclis tutanaklarından, yani kendisinin sözlerinden aynen veriyorum. Bakalım okuyunca tepkiniz ne olacak! Gülecek misiniz, şaşıracak mısınız, ne yapacaksınız!

"RP Grubu adına Abdullah Gül (Kayseri): Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım, Refah Partisi adına görüşlerimizi bildirmek için huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği çerçeve anlaşması bildiğiniz gibi 6 Mart’ta imzalanmıştır. Cumhuriyet tarihinin en önemli dış anlaşmalarından biridir. Böyle önemli bir anlaşmanın bu şekilde imzalanmasına biz Refah Partisi olarak metot, usul ve esas yönünden karşı olan tek grubuz, tek partiyiz.

Şurada (kürsüyü göstererek) ’Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ yazıyor. Bunun anlamı nedir? Bu kadar önemli bir karar alınırken milletin bu konuda bilgisi olması ve bunu bilmesi gerekir. Şimdi soruyorum:

Türkiye Gümrük Birliği’ne girdi. Daha doğrusu girmedi, bunun ilk anlaşmasını yaptı. Şimdi Türk halkı bu Gümrük Birliği nedir, hükümet halka bilgi vermiş midir, parlamentoya bilgi vermiş midir? Bu demokratik bir anlayış mıdır? Halka güvenen bir anlayış mıdır?

Şimdi sormak istiyorum. Niçin Türk halkına, bu millete sorma ihtiyacını duymadınız? Bu demokratik bir olay mıdır? Diyorsunuz ki ’Bu olay sadece Avrupa ile dar bir gümrük birliği anlaşması değildir, siyasi ve kültürel mahiyeti olan bir anlaşmadır. Peki bu kadar geniş bir karar alınırken bu halka gidip de sen ne düşünüyorsun diye hiç sormak akıldan geçmemiş midir?"

Şevket Kazan (Kocaeli Refah): Halkı saymıyorlar ki."

Şimdi ben burada günümüzün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e aynı soruları sormak istiyorum: Siz bu AB olayına balıklama dalarken, onların kapılarında dolanıp yalvarırken, müzakere tarihi alabilmek uğruna bir sürü ödün verirken, ülkemizi küçük düşürürken, acaba bunları Türk milletine hiç sordunuz mu? Hayır!

Gül konuşmasını sürdürüyor: "Bu tavır bizim için bilinen bir tavırdır. Bu tavır aslında TEK PARTİ DEVRİNİN tavrıdır. Tek parti devrinde de birçok önemli kararlar alınırken halka hiç sorulmamıştır. Halka güvenilmediği için hálá o ideoloji, o anlayış devam etmektedir."

Demek ki şimdi kendilerinin AKP iktidarı döneminde de aynı "tek parti anlayışı" devam ettiriliyor. Ama bu kez kendileri tarafından! Tüh tüh, vallahi çok ayıp!

* * *

Abdullah Gül konuşmasını sürdürüyor. Sözlerine lütfen çok dikkat ediniz. Meclis tutanaklarından aynen veriyorum:

"Aslında moral açıdan da, demokratik anlayış açısından da hükümet böyle bir konuya imza atamaz. Halka sormadan bu işi yapamaz. (RP sıralarından alkışlar.) Aslında Avrupa Gümrük Birliği’ne Türkiye’nin gayretleriyle girilmedi. Bunu burada açıklıyorum. Bu tamamen ideolojik, tamamen siyasi bir olaydır."

Ve hemen ardından, büyük bombayı şu sözleriyle patlatıyor:

"TÜRKİYE’NİN AVRUPA BİRLİĞİ’NE GİREMEYECEĞİ KESİNDİR.

BUNU AVRUPALILAR SÖYLEMEKTEDİR.

AVRUPA’NIN ÖNDE GELEN BÜTÜN POLİTİKACILARI SÖYLEMEKTEDİR.

ÇÜNKÜ AVRUPA BİRLİĞİ, BİR HIRİSTİYAN BİRLİĞİDİR.

BUNU BİZ SÖYLEMİYORUZ. AVRUPA’DA HERKES SÖYLÜYOR, HERKES BİLİYOR."

Bu sözleri o gün Necmettin Erbakan’ın direktifleri ve Refah Partisi milletvekili kimliği ile Meclis kürsüsünden söyleyen Abdullah Gül’e şimdi sormak gerekiyor:

"Ne oldu beyefendi, bu 180 derecelik dönüşü şimdi nasıl yaptınız? Geçmişte söylediğiniz bu sözler neydi? Aynı sözlerin arkasında şimdi de duruyor musunuz, yoksa dün dündür, bugün bugündür vaziyeti mi oluştu?

Ya da peşinde koştuğunuz Avrupa Birliği dinini bırakıp Hıristiyan olmaktan vaz mı geçti?

Sevgili okuyucularım, benim yazı yeri bitti ama Abdullah Bey’in "incileri" bitmedi!

Yarınki yazımda yenileriyle buluşacağız! AKP’li bir siyaset kadrosunun böyle kısa bir süre içerisinde nereden nereye geldiğini yine Bay Gül’ün kendi sözleriyle, bir ibret belgesi olarak okuyacaksınız.

Demir Kağan
12-08-2006, 01:48 PM
Gelişerek değişti onlar..

nurhak
12-08-2006, 02:17 PM
Birkac gün önce ab ye rest cekenler ve böbürlene böbürlene medya önünde aile pozları verenler bir avuc rumun isteklerine boyun egenin kim oldugunu veya böyle birsey var-yok konusunda 3 maymunu oynamakta ve bunların harıcınde herkes kendini olumlu veya olumsuz diye paralamakta ve halen tık yok.Vah benim dünyaya nam salmıs iktidarım vah...

Seckjin Khan
12-08-2006, 03:12 PM
biliyorsunuz AKP partisini ve milletvekillerini bepenmiyorum...

ama Abdullah Gül AKP de eğitimiyle,dürüstlüğüyle aklıbaşında bir kişi umarım o partide daha iyi yerlere gelir...

O_sCa_R
12-08-2006, 08:56 PM
ht tp://ww w.hurriyet.com.tr/yazarlar/5575886.asp?yazarid=5&gid=61
Yazarlar
8 Aralık 2006
Emin ÇÖLAŞAN ecolasan@hurriyet.com.tr

Pardon Abdullah Bey, ne demiştiniz!


SEVGİLİ okuyucularım, şimdi birkaç dakika için her şeyi unutup 11 yıl geriye gidin ve 28-30 Aralık 2004 günlerinde burada çıkan üç yazımı şimdi yeniden okuyun.

.....

Ve hemen ardından, büyük bombayı şu sözleriyle patlatıyor:

"TÜRKİYE’NİN AVRUPA BİRLİĞİ’NE GİREMEYECEĞİ KESİNDİR.

BUNU AVRUPALILAR SÖYLEMEKTEDİR.

AVRUPA’NIN ÖNDE GELEN BÜTÜN POLİTİKACILARI SÖYLEMEKTEDİR.

ÇÜNKÜ AVRUPA BİRLİĞİ, BİR HIRİSTİYAN BİRLİĞİDİR.

BUNU BİZ SÖYLEMİYORUZ. AVRUPA’DA HERKES SÖYLÜYOR, HERKES BİLİYOR."
.....


Ya bu bunagin mide bulandirici yazilarini kim okuyor, neden okuyor anlamak gercekten guc?!! :rolleyes:

Adam zaten pesin hukumlu. Belli bir konuda fikir degistirmek (dogru yonde olsun olmasin) doneklik mi sayiliyor?! :evil: Pardon ne zamandir? Ve o zaman hepimiz bu tanima gore donek degil miyiz?

AKP'yi, Gul'u sevinmeyebiliriz. Yalniz elestiri yapacaksa adam gibi yapsin da okuyalim ibret alalim. Adam sirf "Vay kahpe, vay donek!!" DIYEBILMEK icin b*k kurcalamaya hazir. Igrenc!

TurkDiaspora, ayrica forum etigi acisindan konu basligini Dönek Abdullah Gul olarak vermen yerine Emin Colasan: "Dönek Abdullah Gul" olarak vermek daha uygun olurdu kanimca.

Scofield
12-08-2006, 09:16 PM
Ya bu bunagin mide bulandirici yazilarini kim okuyor, neden okuyor anlamak gercekten guc?!! :rolleyes:

Adam zaten pesin hukumlu. Belli bir konuda fikir degistirmek (dogru yonde olsun olmasin) doneklik mi sayiliyor?! :evil: Pardon ne zamandir? Ve o zaman hepimiz bu tanima gore donek degil miyiz?

AKP'yi, Gul'u sevinmeyebiliriz. Yalniz elestiri yapacaksa adam gibi yapsin da okuyalim ibret alalim. Adam sirf "Vay kahpe, vay donek!!" DIYEBILMEK icin b*k kurcalamaya hazir. Igrenc!

TurkDiaspora, ayrica forum etigi acisindan konu basligini Dönek Abdullah Gul olarak vermen yerine Emin Colasan: "Dönek Abdullah Gul" olarak vermek daha uygun olurdu kanimca.
1-bismillah sen kimsin yahu?
2-foruma gire girmez bu mesaji mi attin?
3-foruma uyesinde bu nick ile ikinci defa mi uye oldun?bana birini andiriyorsn
4-adam ispatiyla yaziyor ki gazetede milyonlar okuyor. öyle kolay midir geyik yazmak milyonlarin karsisinda yoksa senin dusunme mekanizmanda bir sorun mu var?
5-bunlar degil miydi "ben degistim" diyenler?

madem begenmedin girme basliga okuma kardes o kadar basit :kill:

O_sCa_R
12-08-2006, 11:16 PM
1-bismillah sen kimsin yahu?
2-foruma gire girmez bu mesaji mi attin?
3-foruma uyesinde bu nick ile ikinci defa mi uye oldun?bana birini andiriyorsn
4-adam ispatiyla yaziyor ki gazetede milyonlar okuyor. öyle kolay midir geyik yazmak milyonlarin karsisinda yoksa senin dusunme mekanizmanda bir sorun mu var?
5-bunlar degil miydi "ben degistim" diyenler?

madem begenmedin girme basliga okuma kardes o kadar basit :kill:
Of be... jeton dusmediyse tekrar sorayim:
Bir kisi belli bir konuda fikrini degistirince donek mi oluyormus?
Bu arada, sarfettigim "bunak" lafi sana degil, merak etme. Makale muellifine ki, bu sen degilsin. Direk kisisele gectin de.
Yaziyi begenmedim, ama istedigim yere girerim ve istedigimi de yazarim, rahat ol.

gaziasker
12-09-2006, 12:26 AM
O zamanki savundukları şey milli görüştü ,şimdi bunlar kabuk değiştirdiler
ne milli görüşle alakaları var ,nede SP ile bir alakaları var
çizgilerini kendileri çizdiler ,gittikleri yol bizce yanlış AB -ABD çizgisinde
gitmekle bu milletin hayrına bir şey yapamazlar aksine en büyük kötülüğü
yapmış olurlar
hala islam adına AKP diyenlere ,ALLAH akıl fikir versinki doğruyu göresiniz diyorum .

timurlenk
12-09-2006, 02:37 AM
abdullah gül kayserili falan değildir ,siirtlidir vede arap - kürt kırmasıdır...
bülent arıncda manisalı olmayıp kürttür...
akp esasen gürcü rum kırması önderliğinde kürtlerin partisidir...

yavuz
12-09-2006, 03:29 AM
Bölücülük yapmayalım... Hepsi de bu vatanın evladıdır!

O_sCa_R
12-09-2006, 03:46 AM
abdullah gül kayserili falan değildir ,siirtlidir vede arap - kürt kırmasıdır...
bülent arıncda manisalı olmayıp kürttür...
akp esasen gürcü rum kırması önderliğinde kürtlerin partisidir...
Tabi tabi, beğenmediğini "şu-bu" diye yaftala bakim.
Ha Kürtmüş ha Arapmış ne yazar. Adam olsun yeter, adam olmadıktan sonra ister dünyanın en halis-muhlis Türkü, ister zenci veya Aryan olsun, fark etmez!
Herhalde sen saf Türk olduğunu iddia ediyorsun. Peki "hakiki" Türk olmanın yanında başka erdemlerini öğrenebilir miyiz?
Yavuz, sana katılıyorum.
Irk kategorileriyle düşünmenin zamanı geçti.

kurshad
12-09-2006, 07:19 AM
. Direk kisisele gectin de.
.

Direk nedir?

TDK Turkce sozlukten;

1 . Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek:
"Kayıkçı yelkeni açmak için ilkin direği yerine oturtmalıdır."- S. Birsel.
2 . Sütun.

timurlenk
12-09-2006, 10:52 AM
baştan aşağı zırva olmus keza bu zihniyet yüzünden asırlarca türkler uyutulurken etnik özürlü itler tepe noktalarda yuvalanıp devletin içini kurt gibi kemirmişlerdir..osmanlının yıkılmasıda aynen bu şekilde geliişmiştir...
yoksa türk milletinin icerisinde olan ister zenci ister ne soydan adam gibi adam oldukca kim ne derki... kuşcubaşı eşrefin sudanlı emir erini bilirmisin sen ,ben bilirim vede ona kurban olurum ama hayvan gibi türkün ekmeğini yiyip ihanet eden itlere karnımız tok artık.... yok efendim sen türküm diyemessin diye ahkam kesen itler şurada burada yok ben gürcüyüm yok kökenim siirtmiş şuyum buyum diye göğüslerini gere gere konuşurlarken ben onlardan iyi niyet bekleyemem... haa bu arada yakındır türk milletini dinle afyonlayan bir rezilin yakında ermeni olduğu patlayacak hemde babası ermenilerin doğu olaylarında bir sürü türkü kestiği ortaya cıkacak..

Tabi tabi, beğenmediğini "şu-bu" diye yaftala bakim.
Ha Kürtmüş ha Arapmış ne yazar. Adam olsun yeter, adam olmadıktan sonra ister dünyanın en halis-muhlis Türkü, ister zenci veya Aryan olsun, fark etmez!
Herhalde sen saf Türk olduğunu iddia ediyorsun. Peki "hakiki" Türk olmanın yanında başka erdemlerini öğrenebilir miyiz?
Yavuz, sana katılıyorum.
Irk kategorileriyle düşünmenin zamanı geçti.

yavuz
12-09-2006, 01:31 PM
Direk nedir?

TDK Turkce sozlukten;

Direkt demek istemiştir... :cool:

Direct: direkt, dolaysız olarak, dosdoğru...

gurkan
12-11-2006, 02:01 PM
Kıbrıs, asker, siyaset

HÜKÜMET AB sürecindeki tıkanmayı aşmak için Kıbrıs konusunda taktik bir açılım yaptı:



HÜKÜMET AB sürecindeki tıkanmayı aşmak için Kıbrıs konusunda taktik bir açılım yaptı: Türkiye bir veya iki limanını Rumlara açabilirdi ama karşılığında KKTC'deki Ercan Havaalanı ile Mağusa limanı üzerindeki izolasyon kalkmalıydı...

Hükümet, belli ki, AB sürecindeki yavaşlamanın Türkiye'ye getireceği maliyeti azaltmak için diplomasi yapıyor. Peki, bu uğurda "Kıbrıs'ta devlet politikası değişiyor" mu?

Kıbrıs konusunda Türkiye'nin elinde tuttuğu ve nihai çözüm olmadıkça hiçbir ödün vermeyeceği üç temel ilke vardır:

Rum yönetimini devlet olarak tanımamak...

KKTC'deki asker sayısını azaltmamak...

Maraş'ı açmamak...

"Devlet politikası" budur. Hükümet bu üç konuda en ufak bir taviz sinyali bile vermeden, sözlü olarak sunduğu "liman önerisi" ile AB sürecini Türkiye lehine etkilemek istiyor. Hepsi bu.

Öneri AB'de şok etkisi yaptı, Türkiye'nin dostlarının elini güçlendirdi. En azından, kara kilit vurulması önerilen "8 fasıl" artık sayıca artmayacak, hatta azalma ihtimali bile belirdi.

Diplomatik savaş sürüyor.

Bizde de iç politika savaşı!

Askerin konuşması

Gel gör ki, Türkiye'deki sen-ben kavgası, bu olumlu 'diplomasi taktiği'ne gölge düşürdü. Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'ın basın açıklamasıyla çıkış yapması, hele de "Bize sorulsaydı, cevabımız hükümetin yaptığının tam tersi olurdu" şeklinde konuşması iyi olmadı.

Demokraside askerlerin siyasi konularda konuşmamasının sebebi sadece 'felsefi' değildir. Pratikte de görülmüştür ki, devlet yönetiminde tek seslilik olmalı, yetki-sorumluluk kargaşasına meydan verilmemelidir.

Gerçi Org. Büyükanıt, yetkinin hükümette olduğunu belirtiyor; bu iyi bir dikkattir. Ama Türkiye'de ordunun siyasetteki 'normal-üstü' ağırlığı biliniyor. Böyle açıklamalar hükümetlerin uygulama yeteneği hakkında uluslararası platformlarda şüpheler, nihayet ülke hakkında istikrarsızlık görüntüleri yaratabilir. Türkiye bunu çok yaşadı!

Askere bilgi verilmedi, hayır müsteşarın ziyaretinde bilgi verildi şeklindeki tartışma bir kenara... Doğrusu, Genelkurmay Başkanı'nın Başbakan'la görüşerek ya da gazeteciyle yaptığı gibi telefonlaşarak eleştirisini bildirmesi, görüşünü iletmesiydi.

Devletin tepelerinde

Türkiye'de büyük bir sorunun küçük bir modelidir bu son tartışma: Seçilmişlerle atanmışlar arasındaki yarım yüzyıllık güvensizlik! Bazen artıyor, bazen azalıyor ama sürekli var. Cumhurbaşkanı Sayın Sezer'in kriz ve gerilim dönemlerinde "devlet organlarının uyumlu çalışmasını sağlamak" için tarafları bir masaya oturtup diyalog sağlayarak ortamı yumuşattığını hiç görmedik. Aksine, o da bilinen içe kapanık duruşuyla devletin tepe noktalarındaki diyalog ve sıcaklık eksikliğini artırdı. Bu konuda merhum Ecevit'in sözleri hâlâ hafızalardadır.

Devletin tepesinde sadece rutin ve kurumsal toplantılar, görüşmeler oluyor; o kadar.

Hal böyle iken elbette aşağıdan alması, ortamı yatıştırması gereken taraf, "seçilmişler"dir; Başbakan'dır. Sayın Başbakan'ın tepkisi de maalesef sert oldu.

Halbuki ortada "devlet politikası"na dokunan hiçbir şey yok, demokrasilerde tamamen hükümetlerin yaptığı diplomatik bir manevra var.

Üstelik iyi planlanmış bir manevra... İç politikanın gölgesinde kaldı maalesef.

t.akyol@milliyet.com.tr

Scofield
12-11-2006, 02:25 PM
tepkisini gösteren sezer ve buyukanita buradan saygilar!!!! bu yaziyi yazan milliyet yazarinin bir yani tutusuyor.

nurhak
12-12-2006, 03:29 AM
Avrupalı bir zamanlar adını duyunca korkudan titredigi TÜRKLER'le gecmisin yani atalarının haclı seferleriyle yapamadıgı intikam oyununu oynuyor,bizle dalgasını geciyor.Ama en acı olanı bizim lider diye pesine takıldıgımız insanlar ya bunun farkında degil,yada Bunlar istiklal savasında köse bucak saklanan manda zihniyetli bir avuc zavallının torunları.Saygılarımla