PDA

View Full Version : AB Turk'u bitirir!


borcugin
01-25-2007, 06:57 AM
S.A.

Yenicağ Gazetesinden alıntıdır. Konu bu: AB Turk'u bitirir!

Tartışalım.

Turkiye’nin AB’ye girme konusundaki ısrarını anlayamadığını ifade eden Turk dostu İsvicreli Profesor Finger, tarihi uyarılarda bulundu.
________________________________________
Prof. Dr. Finger kimdir?
İsvicre’nin Lozan kentindeki, Lozan Universitesi’nin İktisadi İdari Bilimler Akademisi Dekanı... İsvicre’nin unlu bir antropologu olan annesinin gorevi
dolasıyla cocukluğundan bu yana sık sık Turkiye’ye gelip giden Prof. Dr.
Finger’in yardımcısı da ” Dr.Selin N. Şenocak “ isimli bir Turk.
Jeopolitik oneme sahip Turkiye’nin AB’ye girmeden ‘bağımsız’ olarak kalması gerektiğini vurgulayan Lozan Universitesi Dekanı Prof. Matthias Finger, “Bakın bir tarafta AB, diğer tarafta Asya var. Turkiye, AB’nin icine girip kaybolmak mı istiyor?” dedi.
OzelleŞtİrmenİn Turkiye icin yol acacağı tehlikelere de dikkat ceken Prof. Finger, şoyle konuştu: Stratejik onem taşıyan bazı kurumların ozelleştirilmesi boyunduruk altına girmek olur ki, bunun sonucu Turk kimliğinin kaybedilmesine kadar varabilir.

Şaşkınlık icindeyim
Prof. Finger, uyeliğin Turkiye icin tehlikelerini anlatıp, “AB’de ne işiniz var?” diye sordu.
“Turk dostu” olarak tanınan Lozan Universitesi İktisadi İdari Bilimler Akademisi Dekanı Prof. Dr. Matthıas Finger bile şaşırdı:
Neden AB diye ısrar ediyorlar anlamıyorum!
Bazı kurumların ozelleştirilmesi boyunduruk altına girmek olur ki, bunun sonucu Turk kimliğinin kaybedilmesine kadar varabilir.
AB’nin Turkiye’ye ihtiyacı var, Turkiye’nin AB’ye değil. Cunku Turkiye her şeyiyle kendi kendine yeten bir ulke. AB’ye girmeniz cıkarınıza olmaz.
Ne sizi birliğe almak istiyorlar, ne de başka mecralara kaymanızı... Oyalama taktiği gudup geleceğin buyuk gucunu şimdiden parcalamak istiyorlar
Birliğe girip kaybolmak mı istiyorsunuz?
Turkiye’nin AB’ye altenatif olabilecek projeleri neler olabilir size gore?
Bakın bir tarafta AB, diğer tarafta Asya var. Turkiye Jeopolitik olarak onemli bir yerdedir. AB’nin icine girip kaybolmak mı istiyorsunuz? Turkiye’nin bence AB’ye girmeden ‘bağımsız’ olarak kalması ve oncelikle Asya ile ozellikle Turk Cumhuriyetleriyle ilişkilerini guclendirimesi lazım. Turkiye kararlı politikalar izlerse buyuk bir aktor olabilir. Orneğin doğalgaz ve petrol sıkıntısı ceken Avrupa ile, enerji kaynakları acısından zengin olan Orta Asya arasında kopru gorevi yapabilir. Kararsız politilarla oyalandıkca Turkiye kaybeder. Turkiye’nin AB’ye girmesi de Asya ve Avrupa arasındaki guc dengesini Avrupa lehine cevirebilir.

Dengeler değişir
AB zaten Turkiye’ye az bile olsa bir ışık yakıyorsa, Rusya’ya goz kırpıyorsa, Asya ekonomisinin sessiz ve derinden buyumesinden cekindiği icindir. Aynı zamanda Avrupa, Turkiye’nin Asya ve Rusya ile birlikte bolgede yeni bir guc oluşturmasından korkuyor, ve bu nedenle oyalama taktiği uyguluyor. Ne icine almak istiyor, ne de başka mecralara kaymasını; dayatmalarını yapıp oyalama taktiği guduyor. Sizi Asya’dan koparmak ve gelecekte oluşacak olan bir gucu şimdiden parcalamak istiyorlar.
Bir dizi temaslarda bulunmak uzere Turkiye’ye gelen Lozan Universitesi İktisadi İdari Bilimler Akademisi Dekanı Prof. Dr. Matthias Finger ile Ankara’nın ozelleştirme politikalarını ve AB surecini konuştuk. Ozelleştirmenin Turkiye’nin geleceği icin bir tehlike oluşturacağını, toprak butunluğumuzun tehlikeye gireceğini belirten Prof. Dr. Finger, Turkiye’nin AB’ye girme cabalarının boşuna olduğunu ifade etti. Fınger, AB’nin de kendi değerleri ile birlikte Hıristiyan geleneklerinin olduğuna değinerek Musluman bir ulke olarak asla Turkiye’yi aralarına almayacaklarını soyledi.
Turkiye’de stratejik onem taşıyan kurumlar ozelleştirilmektedir. Son olarak da TPAO’nun ozelleştirilmesi gundemde. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Oncelikle devletin stratejik yonden onem taşıyan, haberleşme, su, elektrik, rafineri, gibi kurumlar ozelleştirilmemeli, ozelleştirilecekse bile bazı kriterler gozonunde bulundurularak ozelleştirilmeli. Mesala ozelleştirme yapıldıktan sonra bir rekabet ortamı doğacak mı ve rekabet oranı ne olacak? Bence ozelleştirmenin de bir limitinin olması gerekir. Hizmetin devamlılığı bakımından bazı kurumların kamunun elinde kalması gerekir. Devlet, bu hizmetlerin garantorudur. Orneğin bir su şirketi yaptığı dağıtımda belirli bolgelere oncelik tanıyabilir, bazı bolgeleri ihmal edebilir. Bir haksızlığa sebebiyet verebilir. Bu adaleti ve eşit dağıtımı ancak devlet sağlayabilir. Orneğin Fransa ve Almanya, elektrik ve suyun idaresini stratejik acıdan onemli gorduğu icin kurumlarını ozelleştirmeye yanaşmıyor. Stratejik oneme sahip, elektrik, doğalgaz, haberleşme, su gibi kurumlarına başkalarını ortak yapabilir, ancak tamamen elden cıkarılması durumunda kontrol elden kacar. Bazı kurumların ozelleştirilmesi boyunduruk altına girmek olur ki, bunun sonucu Turk kimliğinin kaybedilmesine kadar varabilir.

borcugin
01-25-2007, 07:01 AM
Ozelleştirme bir ulkeyi nasıl bolebilir ki?
Doğal ve tabii kaynakların hic bir zaman ozelleştirilmemesi gerekir. Bunlar o ulkenin, o vatanın insanlarının malıdırlar.
Bu kaynakları yabancı birine sattığınızda bunu nasıl kullanacağını kontrol altına alamayabilirsiniz Bu da ulkenizin ekonomik acıdan guc kaybetmesine, yıpranmasına neden olabilir. Burada Rusya orneğini vermek istiyorum. Rusya hic bir kurumunu ozelleştirmeye yanaşmıyor. Bunları uluslararası platformda bir silah olarak kullanıyor.
esela Moskova gectiğimiz gunlerde doğalgaz vanasını kapatınca Avrupa ile kriz yaşandı. Neden? Cunku guc Rusya’nın elindeydi. Rusya kendi kuralını koymuştu. Ve biliyorlardı ki doğalgazı ozelleştirdiklerinde Rusya’nın gucu de elinden alınmış olacaktı. Diğer bir tehlikede şudur ki; boyle bir stratejik onem taşıyan kurum ozelleştirildiğinde bunu satın alan şirket istediği fiyatı koyar. Ve devlete şantaj yapabilir. ’Ben bunu işlettiğim icin istediğim fiyatı koyarım’ diyebilir. Buda bir yabancı şirketin boyunduruğu altına girmekten başka bir şey değildir. Bu stratejik kurumların uzerinde bir yetkiniz ve gucunuz kalmadığında, pek bir şeyiniz de kalmamış demektir. Ozelleştirme ancak %20 civarında olmalıdır.

Arjantin gibi aynı durum yaşanır.
Ancak şu anda Turkiye’nin Dunya Bankası’na ve IMF’ye milyarlarca dolar borcu bulunmaktadır. Turkiye’nin bu durumda geleceği ne olur? Bir Arjantin orneğini yaşar mı?
Kesinlikle aynı durum yaşanır. Bir devlet ne kadar borclanırsa o kadar cok şantaj hedefi haline gelir. Devlete soz gecirebilmek icin bazı ozel kanunlar cıkartılır ve bazı kişilere tavizler verilir. Borcunuza karşılık doğal kaynaklarınızın satılması istenir. Cunku burada onemli olan zaten bu doğal kaynaklardır. Suyunuz ve petrolunuz on plana cıkar. Bir devleti zaten ayakta tutan bunlardır. Turkiye’nin AB’ye değil , AB’nin Turkiye’ye ihtiyacı var.
Turkiye’ye AB yolunda surekli bir takım dayatmalar yapılmaktadır. Ancak son zamanlarda AB’nin de kendi arasında sorunlar yaşadığını goruyoruz. Diğer taraftan Turkiye AB’nin peşinde koşuyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Butun Avrupa ulkelerini bir kenara bırakarak Turkiye’nin İsvicre’yi ornek alması gerekir. Cunku İsvicre AB’ye girmedi; ancak ikili anlaşmalar yaptı. Yapılan bu anlaşmaları da kendi lehine cevirdi ve aslında İsvicre işin icinden kârlı cıktı. Turkiye’nin de aynı şeyi yapması gerekir. Turkiye, AB’nin peşinden koşup onun birliğine girmektense -istiyorsa- karşılıklı ikili anlaşmalarla ekonomik bir cıkar sağlamalı ve boyunduruk altına girmemelidir. Benim anlamadığım şu, aslında AB’nin Turkiye’ye ihtiyacı var, Turkiye’nin AB’ye değil. Ben Turk siyasetcilerini anlayamıyorum. Cunku Turkiye her şeyiyle kendi kendine yeten bir ulke. Turkiye’nin AB’ye girmesi cıkarına olamaz.
Musluman bir ulkeyi aralarına almazlar
Ancak başta Başbakan olmak uzere diğer Bakanlar da Turkiye’de ekonominin iyiye doğru gittiğini soylemektedirler...
Her şey ozelleştirildiğinde, butun kamu kurumları satıldığında devletin kasasına belli bir miktar para girdiğinde sevinebilirsiniz. Ancak bu size sadece belli bir donem rahatlama getirebilir. Sıcak para bir sirkulasyon sağlayabilir.
Ancak ozelleştirmeden gelen para zaten IMF ve Dunya Bankası’na aktarılıyor, bu gercek de halktan gizleniyor. Gidişatın iyi olduğunu gosteren bugunku rakamların etkisi gecici olacaktır. Bugun yapılan istatistikler ekonomik durumu iyi gosteriyor olabilir ama, onemli olan kırsal kesimlerle şehirler arasında yapılan istatistiklerin ortaya koyduğu verilerdir. Belli şehirlerde yapılan istatistikler asla gerceği yansıtmaz. Bir ulusal araştırma yapıldığında gercekler zaten ortaya cıkar. Ozelleştirmeler yapıldığında gelen paralar nerelere yatırılıyor? Bu paralar acaba bazı cevrelere mi, tarıma mı, iş cevrelerine mi, sanayiye mi yatırılıyor....Rakamlar başka ancak gercekler başkadır.

Uzun vadede de olsa AB Turkiye’yi kabul eder mi?
Turkiye’nin AB’ye girme cabaları boşuna. Cunku AB’nin kendi değerleri var. Gelenekleri, Hıristiyan bir kimliği var...AB’de laik bir kesim de vardır, aynı Turkiye’de, laikliği savunanlarla Musluman değerleri savunanlar olduğu gibi. Ama AB’de esas olan, baskın olan ideolojik yapı Hıristiyanlık uzerine kuruludur. Bundan dolayı zaten Turkiye’nin AB’ye girmesi mumkun değildir. Turkiye bir Musluman ulke olduğundan aralarına almazlar. Bugun AB uyesi ulkelerin zaten kendi aralarında ic sorunları vardır. Bugun AB bir ic catışma yaşayan bir sozde birliktir. Birbirlerini zaten sevmemektedirler. Bir Katolik-Ortodoks catışması yaşanıyor. Bir de buna Musluman unsurun eklendiğini duşunursek sonucun ne olacağı zaten ortaya cıkar. Bir tarafta aşırı dinci kesimin yanında laik kesim de var. Bir problem yaşanmaktadır. Problemler icinde olan bir AB, yeni bir problem olarak Turkiye’yi aralarına almayı elbette ki istemez.
AB’nin isteklerini sineye cekemeyiz
KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Rauf Denktaş, onceki gun Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Lefkoşa’daki calışma ofisinde goruştu. Denktaş, kabulde yaptığı konuşmada, Başbuğ’un, Turkiye’nin bu cok cetin gunlerinde KKTC’ye zaman ayırıp gelmesinin Kıbrıs Turkleri icin buyuk bir moral kaynağı olduğunu soyledi. Denktaş, AB’nin Turkiye’yi, eli kanlı, terorist bir idareyi, meşru hukumet olarak tanımaya zorlamasını sineye cekemediklerini ve anlayamadıklarını vurguladı.

Selametle.

afsharkizi
01-25-2007, 10:44 AM
ben zaten türkiye abye girirse tarihten sillinecektir.... cünü avrupai olma modasi var türkiye.. avrupa batsin.. adamlarda anne baba saygisi bile yok..

aspava_55
01-25-2007, 11:02 AM
İsvicreli Profesor Finger,bana göre doğru bir tesbitte bulunmuş.Bende anlayamıyorum şu ab merakımızı,ab kurulduktan sonra oradakilerin durumu nedir?öncesindemi sonrasındamı refah düzeyleri daha iyiydi?buna benzer bir çok sorunun cevabını sanırım avrupada yaşayan arkadaşlar daha net olarak vereceklerdir.

Bizim başbakanlarımız nedense hep dışa bağımlı oluyorlar,olmayanlarında görev şansları maalesef kısa sürer veya ne olduğu anlaşılmadan biter.Hatta (benim görüşüm)amerikadan acazet almadan artık başbakan dahi olunamıyor bu memlekete vay ve vah benim memleketime

Tabriz_Han
01-25-2007, 11:38 AM
Ama biz onlari icerden biterecez meraklanma :D