PDA

View Full Version : Gök Tanrı, Şamanizm ve Türkler


afsharkizi
02-18-2007, 01:14 PM
Gök Tanrı Dini Gök Türkler'in dini, Gök Tanrı dinidir. Gök Tanrı düşüncesinin, toprağa yerleşmiş topluluklardan daha çok avcılık, çobanlık ya da hayvancılıkla geçinen göçebe topluluklara özgü olduğu bilindiğinden, bu inancın kökeni, Asya bozkırlarına bağlanmıştır. Türk tarihi ve kültürüyle ilgili araştırmalarıyla tanınmış bilim adamlarına göre Gök Tanrı inancı bütün Türklerin ana kültüdür. Bu kült, Kunlar, Tabgaçlar, Gök Türkler, Uygurlar gibi eski Türk boylarında inanç sisteminin başında yer alır. Orkun yazıtlarında, Türk Tanrı inancının temelleriyle ilgili bazı bilgilere rastlanmaktadır. Tonyukuk bengü taşında birçok kez adı geçen Tangri ya da Tengri, daha çok “milli” bir tanrı niteliği taşır. Gök Türkler’in Çin esaretinden kurtularak İkinci Göktürk Devleti'ni kurmaları (680-682), Tanrı’nın isteğiyle gerçekleşmiş kabul edilir; Hakan’ı Türklere Tanrı vermiş, budun Hakanı terk edince Tanrı tarafından cezalandırılmıştır. Yani Tanrı Türk Milleti'nin hayatı ve geleceği ile ilgilenen bir ulu varlık durumundadır. Gök Tanrı (Kök Tengri) kavramının eski Türk inanışında önemli bir yer tuttuğu konusunda daha somut örnekler de vardır: Tanrıkut Mete (Motun) Çin hükümdarına yazdığı bir mektupta, kendisini tahta Gök-Tanrı’nın çıkardığını bildirmiş, Gök’ün yardımıyla ve kendi askerlerinin ve atlarının çabalarıyla çevresindeki 26 devleti ve (Gansu’dan kuzey Tibet ile batı Türkistan’a kadar uzanan bölgede) bazı halkları yenerek Kun’laştırdığını belirtmiştir. Görüldüğü gibi, günümüze kalan belgelerde, devletin başına kağanı Gök’ün getirdiği belirtilmiş, devletin ve insanların yönetimi de Gök’e mal edilmiştir: Tanrı Türk’ün yaşamına doğrudan karışır, buyruklar verir, iradesine boyun eğmeyenleri cezalandırır, insanlara bağışladığı iktidar (kut) ve kısmeti (ülüğ) değerini bilmeyenlerden geri alır. Şafak söktüren (tan üntürü) ve bitkileri oluşturan da “Ulu Tanrı”dır. O, yaşam verici ve yaratıcıdır, ölüm de Tanrı’nın iradesine bağlıdır. Bütün bu inanışlar, Gök Tanrı’nın “eşi ve benzeri olmayan, insanlara yol gösteren, onların varoluşuna hükmeden, cezalandıran ve ödüllendiren bir ulu varlık olduğunu” ortaya koymaktadır. Türk inanç sisteminin Gök-Tanrı dışında bir başka özelliği de Atalar Kültüdür. Ölmüş atalara saygı, onlar için kurban kesilmesi, ataerkil ailede baba egemenliğinin belirtisi sayılmaktadır. Kunların her yılın mayıs ayı ortalarında atalara kurban sunulduğu bilinmektedir. Eski Türkler’de en büyük kurban, bozkırlı Türk’ün kutsal bir duyguyla benimsediği “at”tır. Eski Türk bölgelerinde özellikle Altay’lardaki kurganlarda birçok at iskeleti bulunmuştur. Atalarla ilgili kalıntıların kutlu sayılması, mezarlara yapılan tecavüzlerin sert şekilde cezalandırılmasından da anlaşılmaktadır : Batı tarihçilerine göre Attila’nın ikinci Balkan seferinin nedenlerinden biri, Kun hükümdar ailesine ait mezarların Margus (Belgrat dolaylarında, Tuna kıyısındaki kent-kale) piskoposu tarafından açılarak soyulmasıdır. Kunlar’ın büyük bir hakaret saydıkları bu işe piskoposu sevk eden etken, eski Türkler’in erkek ölüleri silah ve değerli eşyalarıyla; ölen başbuğları altın ve gümüş koşumlu atlarıyla; kadınları da süs eşyaları ve mücevherleriyle birlikte gömmeleriydi. Bunun nedeni, Türkler’in, öbür dünyada ikinci bir hayatın varlığına ve ruhların sonsuza kadar yaşadıklarına inanmalarıydı. Türkçe’de (Gök Türkçe, Uygurca) “ruh” için can anlamına gelen “tin” sözcüğü kullanılıyordu. Bu aynı zamanda “soluk” demekti. Ölüm, soluğun kesilmesi, ruhun bedenden ayrılıp uçması biçiminde düşünülüyordu. Bu yüzden de bazen “öldü” yerine “uçtu” denir, ruhları öbür dünyaya göç eden ataların, orada rahatsız edilmemeleri, iyi yaşamaları gerektiğine inanılırdı. Bu nedenle Eski Türkler’de mezarları gizleme geleneği yoktur, aksine özellikle büyüklerin özel mezarları yapılıp, üzerlerine bir yapı (bark) yapılmış, barkın iç duvarları ölünün yaşarken katıldığı savaş sahnelerini gösteren resimlerle süslenmiştir. Ayrıca mezarın ya da mezar yapısının üstüne Balballar dikilmiş, sıradan kişilerin mezarlarına da, belirli olması için tümsek biçimi verilmiştir. Eski Türkler’de “ruh”ların insan biçiminde düşünülmesi söz konusu olmadığı için, tapınmaya ilişkin putlara da rastlanmaz. Türkler gizli güçleri olduğuna inandıkları doğa olgularına kutsallık vermekle yetinmişlerdir. Doğada gizli güçlerin bulunması inancı, Orkun yazıtlarında “yer-su” (yarsub) terimiyle yansıtılmıştır. Bu açıdan yer-su “kutsal” sözcüğüyle nitelendirilmiştir. Genellikle bu tür inançlarda maddi yaşam koşullarının, ekonomik ve toplumsal etkenlerin rol oynadığı kabul edilmektedir. Orkun yazıtlarında, Türkler’in yararına çalışan manevi güçler anlamında kullanılan yer-su sözcüğüne oldukça sık rastlanır. Eski Türkler’de kutsallık “ıduk” kavramıyla dile getirilmiş, özellikle Göktürkler’de sular, dağlar ıduk sayılmıştır. Her boyun her obanın bir kutsal dağı olmuş, bu dağ ıduk olarak benimsenmiştir. Gök Tanrı’ya sunulan bütün kurbanlar, adaklar ilgili dağa götürülerek orada törenle, şölenle gereği yapılmıştır. Orta Asya Türkleri arasında en yüce, en kutsal sayılan dağ “Ötüken”dir. Ötüken yalnız dağ değil aynı zamanda bir ormandır. Türkler ona büyük saygı göstermiş, adaklar sunmuş, kurbanlar kesmişlerdir. Kurban, iyi ruhların sembolü ve yerinin gökyüzünde olduğuna inanılan “Bay Ülgen” için kesilmişse başı “doğu”ya, kötü ruhların sembolü ve yeraltında olduğuna inanılan “Erlik” adına kesilmişse “batı”ya çevrilir. Dağların yanı sıra bazı tepeler, ormanlar, sular, ateş, gök gürültüsü, ay ve güneş de kutsal sayılmıştır: Bizans elçisi Zemakhos Orta Asya’da Batı Göktürk sınırına vardığında, Türkler’in onu ve arkadaşlarını alevler üstünden atlatarak kötü ruhlardan arındırdıklarını belirtmiştir. Kunlar döneminde güneş, ay, yıldız kültleri (daha sonra 6. - 8. yy. larda Türk toplulukları arasında değerlerini yitirmişlerdir) de rol oynamıştır; Kun hükümdarı her sabah doğan güneşe, gece de dolunaya saygısını belirtirdi. Ayrıca Gök-Tanrı’nın yanı sıra yer de büyük önem taşımıştır. Ancak, eski Türk belgelerinde geçen “yer” sözcüğüyle toprağın kastedilmediği, tanrısal gücün öğelerinden biri olarak “yer”i, tanın kültürüne bağlı topluluklardaki “toprak tanrısı” ile karıştırmamak gerektiği. Eski Türk dinine göre “yer”in de Tanrı tarafından yaratılmış olduğu araştırıcılar tarafından belirtilmektedir. Orta Asya Türkleri’nin yaradılış efsanesine göre, tanrıların en yükseği, insanoğlunun atası olan Tengere Kayra Han (ya da Bay Ülgen), “kişi”yi, onun aracılığı ile de yeryüzünü, dağları, vadileri yaratmış; “kişi”nin kendisine baş kaldırması üzerine, ona “Erlik” adını vererek ışık evreninden yeraltı atmış, yerden dokuz dallı bir ağaç büyüterek her dalında bir cins insan yaratmıştır. Orkun yazıtlarında da, Türk evrendoğum inanışı hakkında: “Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldığında, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış” cümlesine rastlanmaktadır. (Uze Kök Tengırü, asra yağız kılındıkta, ikin ara kişioğlu kılınmış). Bu cümleden bazı araştırmacılar, Kök Tengri deyimiyle bir tek yüce Tanrı’nın değil, doğrudan “mavi gök”ün kastedildiğini; Kök Tengri deyimiyle “Ulu Tanrı” kastedilseydi, “yaratanın da aynı zamanda yaratılmış olması” gibi çelişkinin söz konusu olacağını belirtmektedirler. Altaylar’da dünyanın sonlu olduğu günün birinde yıkılacağı inancı vardır. Bu inanca göre, yeryüzü yaşamı sürekli değildir; günün birinde sona erecek ve insanlar, hayvanlar, bitkiler yok olacaktır. Bu sona doğru insan soyunda azalma başlayacak, suçlar çoğalacak, günahlar alıp yürüyecek, insanlarda tanrı korkusu kalkacaktır. İyilik simgesi Bay Ülgen’le, kötülük simgesi Erlik arasında oluşacak büyük savaşın sonunda, Bay Ülgen dışında bütün savaşanlar ölecektir. Bay Ülgen bütün canlıların öldüğünü, yeryüzünde kendisinden başka kimse kalmadığını görünce “kalkın ey ölüler” diye bağıracak, bu çağrı üstüne bütün ölüler yattıkları yerden kalkacaktır. “İnsanların yeniden dirilmesi” anlamına gelen “kalkancı çağ” (kalıcı çağ) budur. Kunlar’da gerçek bir dinle karşılaşılmakta, Gök Türkler’de ise Gök Tanrı bütünüyle manevi bir “güç” durumuna gelmektedir. Gök-Tanrı dininin Türkler’e özgü bir inanç olduğu, “Tanrı” (Tengri) sözcüğünden anlaşılmaktadır: Bu sözcük belirli fonetik farklarla ( Başkurtça dışında ) bütün Türk lehçelerinde yer almasının yanı sıra, birçok Asya topluluğu dillerine giren ortak bir kültür öğesidir; Türkçe olan “Tanrı” sözcüğü en açık biçimde Çince yazılmış bir metinde Kun imparatoru Mete’nin unvanları arasında geçmektedir.

afsharkizi
02-18-2007, 01:15 PM
Şamanizm


Şamanizm, ata ruhlarına, doğa varlıklarına tapınmaya dayanan eski bir Asya dinidir. Aslında bir dinden ziyade, temel ilkesi ruhlara, cinlere, perilere emir vermek, gelecekten haber almak düşüncesi olan bir çeşit sihirdir. Eskiçağ ve Ortaçağ’daki çok yaygın olan sihirlerden farkı, onların kişisel olmalarına karşılık, şamanlığın başta Orta Asya ve Kuzey Asya halkları olmak üzere, Tunguzlar’da, Moğollar’da, Mançular’da, Laponlar’da, Eskimolar’da, Vogullar’da, Ontiyaklar’da, Samoyedler’de, Kafkaslar’da, Hindistan’da, Çin’de, Japonya’da, Endonezya’da, Malezya’da, Polinezya’da, Avustralya’da, Büyük Okyanus’un öbür adalarında, Alaska’da, Grönland ve İzlanda’da, Kuzey Amerika’da, Guyana’da, Amazon bölgesinde ve Afrika’nın birçok yerinde (ufak tefek ayrılıklar bir yana) temel ilkeler değişmemek koşuluyla az yada çok kalabalık cemaat’ın bulunmasıdır. Şamanlığın ne zaman ortaya çıktığı, ne gibi değişiklikler geçirdiği kesin olarak bilinmemektedir.

Tarih ve din bilimi açısından, Şamanizmin doğuşu ve kaynağı gibi, “şaman” sözcüğünün de nereden geldiği, nasıl bir anlam taşıdığı kesin olarak belirlenememiştir. Bu konuda üç farklı görüş öne sürülmektedir ;

1) Şaman kavramı, Hindistan’daki Pali dilinde “ruhlardan esinlenen kişi” anlamına gelen "samana" sözcüğünden türemiştir,

2) Şaman kavramının kaynağı, Sanskritçe’de “budacı rahip” anlamına gelen samana sözcüğüdür,

3) Şaman kavramı, Mançu dilinde “oynayan zıplayan, bir iş görürken sürekli olarak hareket eden” anlamındaki saman kavramından gelir.

Şaman, Gök Tanrı tarafından bu göreve getirildiğine (güçlerle donatıldığına), Tanrı ile insanlar arasında aracı olduğuna, bazı tanrısal nitelikler, gizli bilgiler taşıdığına inanır.

Şaman her şeyden önce, kendi özel yöntemiyle ulaştığı “kendinden geçme” (vecd) durumunda, ruhunun göklere yükselmek, yeraltına inmek ve oralarda dolaşmak için bedeninden ayrıldığını hisseden bir “aşkınlık” (trans) ustasıdır. Bütün samanların derin sezgileri, geniş düş güçleri vardır. Derin bir coşkunluğa kapılarak kendinden geçer, bütün gökleri, yeraltı dünyasını gezdiğine, ruhların yaşayışlarını gördüğüne, bütün gizli alemleri dolaştığına inanır. Şaman vecd sırasında, ruhları egemenliği altına alarak, ölüler, doğa ruhları (cinler-periler) ve şeytanlarla ilişki kurar. Böylece ruhlar ve tanrılar dünyasıyla doğrudan ve somut ilişkilere girişen şaman, bir çok ruha sahip olur. Çoğunlukla hayvan biçiminde düşünülen söz konusu ruhlar, Sibirya halklarında ve Altay’larda ayı, kurt, geyik, tavşan, çeşitli kuşlar, (özellikle kartal), baykuş, karga suretinde görünebilirler. Ayrıca, büyük böcek, ağaç, toprak, ateş olarak ta ortaya çıkabilirler. Şaman, gerektiğinde bütün yardımcı ruhları dünyanın dört bucağında bile olsalar çağırabilir. Bu çağrıyı davul veya tefini çalarak yapar.

Şamanlık sonradan kazanılan bir görev değildir ; şaman olacak kimsenin, bir şamanın soyundan gelmesi gerekir. Şaman olmak için gerekli belirtileri taşıyan çocuk, belirli bir yaşa gelince eski bir şamanın eğitimine bırakılıp gerekli ön bilgileri edinir. Şamanın denetimi altında bir sınavdan geçtikten sonra şamanlık yetkisi alıp dinsel tören, bayram şöleni, kurban töreni, dua okuma v. b. görevlere başlar. Şaman bu görevler sırasında ; her parçası, üzerine takılan her maddesi, her şekli ayrı bir varlığın sembolü olan garip (özel ) giysiler, külahlar giyer, maske takar ve yine özel bir şekilde hazırlanmış davulunu ya da tefini çalar. Kendinden geçinceye, başka bir deyişle, tanrılarla ve ruhlarla temas sağlayıncaya kadar zıplar, sıçrar, garip sesler, hayvan sesleri çıkarır, söylenir, yalvarır, yerlerde sürünür, bazen de bayılarak düşer. Şamanın okuduğu “hayır dualar”a alkış denir, şamandan alkış alan bir kimse dileklerinin yerine geleceğine inanır.

Bu konularda en ciddi çalışmalar yapan araştırmacılar ; Orta ve Kuzey Asya topluluklarında dinsel yaşamın daha çok “şaman” çevresinde yoğunlaştığını, fakat bu durumun bütün dinsel etkinlikleri şamanın yönettiği anlamına gelmediğini, bazı yerlerde tanrılara kurban sunucuların “şaman” olmadıklarını, aile reislerinin bile bu işi yapabildiklerini, her sihirle uğraşanın “şaman” sayılmadığını, hastalara şifa vermenin samanlığın temel özelliklerinden biri olmakla birlikte, her şifa sunucunun da şaman olmadığını öne sürmektedirler.

Şamanizmde tanrılar “iyilik” ve “kötülük” tanrıları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ruhlar da tanrılar gibi iyi ve kötü ruhlar olarak vasıflandırılırlar. Eski Türkler’de iyi ruh “Bay Ülgen”, kötü ruh “Erlik” diye adlandırılmıştır. “Bay Ülgen” aynı zamanda iyi ruhların başında bulunan, onlara emir veren bir tanrıdır.

Şamanizmde törenler de genel olarak ikiye ayrılmaktadır ; belirli günlerde yapılanlar veya önceden belirlenmemiş törenler. Bu törenlerde, çeşitli halkların inanç, gelenek ve göreneklerine göre farklılıklar olmakla birlikte mutlaka kurban adeti vardır. At ve koyun dışında kan akıtılarak sunulan kanlı kurban bilinmemektedir. Kutsal sayılan bir yere bir değere bir şey sunmak, eşya adamak, şamanın davuluna, kutsal ağaçlara bez bağlama ; çeşitli maddelerden yapılan tanrı tasvirlerine (töz, ongon, tangara, eren ) yemek sunma, ateşe içki dökme ya da atma kansız kurbandır. Kansız kurbanların bir başka biçimi de ruhlara adanıp kırlara salıverilen hayvanlardır. Samanlıkta kurbansız tören de, törensiz kurban da yoktur.

Şamanizmin bütün çeşitlerinde tanrı-doğa-insan arasında sürüp giden kopmayan bir bağlantının bulunduğu inancına rastlanır. Bu yaygın inanca göre tanrılar insanları yönetimleri altındaki ruhlarla etkilerler: Bir tanrı insana doğrudan buyruk göndermez, gerekli yasakları koymaz. Bütün tanrılar çeşitli maddelerden yapılan eşyalarla tasvir edilir. Bunlar bazı yerlerde altından, keçeden, paçavradan yapılmış olabilir.

Şamanlığın başka bir özelliği de edebiyat alanındaki etkisidir. Orta Asya halklarından Buryatlar arasında şamanlar zengin bir sözlü destan edebiyatının koruyucuları olmuşlardır. Yakutlar’da halkın kullandığı sözcük sayısı 4000’i geçmezken şamanların sözcük dağarcığı 12. 000’dir.

İlk olarak XIII. y.y. da kullanılmış olan şaman sözcüğünün eski Türkler tarafından kullanılmadığını öncelikle belirtmek gerekir. Eski Türkler’de şaman sözcüğü yerine "Kam" sözcüğü kullanılmıştır. Eski Türkler’de dini törenleri yöneten kişiye “Kam” denildiği, eski Çin kaynaklarından anlaşılmaktadır.

Altay Türkleri’nin günümüzde “şaman” anlamında kullandıkları “Kam” sözcüğü, araştırmacılara göre en az 5. y.y.’dan bu yana yaşamaktadır.

Uygurlar (8. - 11. y.y.) da ise “Kam” sözcüğünün “din adamı” anlamında değil, büyücü, sihirbaz anlamında kullanıldığı bilinmektedir.

Uygurca’da “şaman”, “hastalıkları gideren, acıları dindiren, çılgınlıkları, saraları yatıştıran, hastalara ilaç yapan kimse” anlamında, “otacı” diye anılmıştır. Çin kaynaklarına göre, Kırgızlar’da şamanın adı Gan’dır. Altaylılar şamana Kam, kamların yönettikleri törenlere de "kamlama" demişlerdir. Moğolca’da şamanın karşılığı ise Böge’dir. Fakat Orkun yazıtlarında ve ele geçen Göktürkçe yazılı metinlerde ne “din adamı” anlamında, ne de “şaman” anlamında Kam sözcüğüne rastlanmadığı gibi, hiçbir belgede şamanlıkla ilgili açıklamalara rastlanmamıştır.

Bütün bunlarla birlikte, bozkırlar alanındaki dinsel inançların samanlığa bağlanması bir gelenek (alışkanlık) haline gelmiş ve Eski Türk dininin temel niteliğini oluşturduğunda bir hemfikir (görüş birliği) oluşmuştur. Buna etken, 19. y.y.ın ikinci yarısında özellikle Rus araştırmacıların Sibirya’da yaşayan Türkler arasında yaptıkları incelemelerdir.

Gerçek şamanlığın eski Türk topluluklarında görülen tanrılarla ve yer-su inançlarıyla ilgisi olmadığı görülmektedir. Bazı Rus ve Türk araştırmacıları (bu arada Ziya Gökalp) şamanlığı, Türkler’in islamdan önce bağlı oldukları din saymışlardır. Onlara göre günümüzdeki Yakutlar arasında varlığını sürdüren şamanlık eski Türkler’in de diniydi. Fakat daha yeni arştırmalar şamanlığın Türkler’e özgü olmayıp bütün Asya’ya yayıldığını ( Samoyedler’den Endonezya adalarına kadar ) ve Amerika kızılderili kültürlerinde de benzerlerine rastlanan bir sihir sistemi olduğunu göstermektedir. Eldeki tarih belgelerine göre birçok Asya halkında görülen samanlık Moğol istilasından sonra Türkler arasında yayılmıştır. Bundan önceki belgelerde Türk tarihinde şamanlıkla ilgili bir belge bulunmamaktadır. Bu yüzden Göktürkler’in dini samanlık değil, benzerine Çin’de ve Japonya’da rastlanan ikici ve uyumcu bir Gök-Yer dinidir.

Şamanlığın eski Türk topluluklarının diniyle bir ilgisi olmamasına rağmen, arada şaşırtıcı benzerlikler bulunması doğal sayılmalıdır. Şamanlığın temel özelliği, yayıldığı bölgelerdeki halkın ruh dünyasına kolayca uyarlanabilmesidir. Şamanlıktaki vecd (kendinden geçme), ruhun tanrılarla ilişki kurması konusunda eski Türk topluluklarında, doğada varsaydıkları gizemli güçleri adamakıllı istismar etmiştir. Bu durum, özellikle atalar kültünün, kartal inancının, demirciliğin ve at kurban etmenin şamanlığa özgü bir nitelik taşımasında görülür. Böylece şamanlık eski Türkler’in inançlar sistemini yavaş yavaş işlemeyi başarmış, zaman içinde bir “din” sağlamlığına ulaşmıştır.

METE
02-18-2007, 01:42 PM
Kendi gorusleriniz nelerdir acaba ?

afsharkizi
02-18-2007, 01:48 PM
Kendi gørüsüm atalarima bir peygamber gønderildigini ønceden.. Cünkü " allahu teala kuranda buyuruyor hic bir halk yokturki ona ne derlerdi unntutum. galiba ileticimiydi.. idte atalarim sonra dan benim gørüsüm degismis dinleri.. ama yineden güzel bir dinmis...

afsharkizi
02-18-2007, 03:24 PM
Eski dinimizde büyü vardi ama simdiki dinimiz bun yasakliyor ve yapanida lanetliyor

METE
02-18-2007, 04:31 PM
Eski dinimizde büyü vardi ama simdiki dinimiz bun yasakliyor ve yapanida lanetliyor

Buyu diye birsey olmaz mumkun degil.
Ayrıca keske Şaman kalsaymışız

afsharkizi
02-18-2007, 04:43 PM
büyü vardi tabiki.. Türklerin eski dininde

Aybike
02-18-2007, 04:55 PM
Kuran da var olan şeylere yasak gelmiş..Yani insanların kotuye kullanmaları engellemek icin..
Buyu vardır ve cok etkilidir..O yuzden yasak gelmiştir...

METE itiraz etme sana bir buyu yapar yamulturum..:)
ay bu tehtit etkili olur..Hoşuma gitti.......

METE
02-18-2007, 04:56 PM
Kuran da var olan şeylere yasak gelmiş..Yani insanların kotuye kullanmaları engellemek icin..
Buyu vardır ve cok etkilidir..O yuzden yasak gelmiştir...

Inanıyormusunuz bu devirde b öyle seylere :D

Ahde Vefa
02-19-2007, 03:51 AM
Ayrıca keske Şaman kalsaymışız
Zorla olmuyor bu isler dostum, kafir olacaksan ol, seni tutan yok.

METE
02-19-2007, 05:44 AM
Zorla olmuyor bu isler dostum, kafir olacaksan ol, seni tutan yok.
Kafirlik goreceli bir kavram bilmiyorum acaba kim kafir atalarına kafir diyorsan tam bir donme olmusun demektir insan biraz saygı duyar atalarına .

Ahde Vefa
02-19-2007, 08:31 AM
Onlarin zamaninda Islam yoktu ki.. Simdi var ve hala eski dinlere donmek istiyorum diyenler kafirdir herhalde, baska ne olucak? Hak din Islam'dir, gerisi bos.

Ama tabi ki saygi duyuyorum, ornegin bir aleviye "senden sunnilerden baskasin" demem,birak alevileri, bir gayr-i muslimin yuzune "sen gavursun" demem bile. Saygi bambaska birsey, saygi imandandir.

Karayılan
02-19-2007, 08:41 AM
Koktengri inancinin bir yalavac(peygamber) tarafindan iletildigi yonunde saglam kanitlar var. Islam'a en yakin inanclardan biridir cunku. Sonralari degisme gostermis olabilir. Ancak Turkler hicbir zaman Arap soyu gibi sapkin inanclar uydurmamislardir. Bu bizim Tanri'nin gonderdigi buyruklara ne kadar bagli oldugumuzu kanitlar.

afsharkizi
02-19-2007, 12:14 PM
Koktengri inancinin bir yalavac(peygamber) tarafindan iletildigi yonunde saglam kanitlar var. Islam'a en yakin inanclardan biridir cunku. Sonralari degisme gostermis olabilir. Ancak Turkler hicbir zaman Arap soyu gibi sapkin inanclar uydurmamislardir. Bu bizim Tanri'nin gonderdigi buyruklara ne kadar bagli oldugumuzu kanitlar.

Iste bu dogrudur... Ama biz Türklerde birsürü degisik inanca dahil olduk ama o cahiliye devri gibi olmadi bizim kültürde sükür

Tabriz_Han
02-19-2007, 04:01 PM
Duyduguma gore, bize "Gezer peygamber" gelmis, bazi kaynaklara gore Kuran'da ismi geciyor ama tam olarak bilmiyorum belki buradaki arkadaslarimiz bizi aydinlatabilir.

Atalarimiz Islam'i secti ama niye? ve hangi sekilde.

Atalarimizin dininde tek tanri vardi, Allah'a inaniyorlardi. Aileye, birlik olmaya, adelet ve ahlaka, zinaya karsi, doga'ya onem, kadinlara esitlik ve saygi v.s cok onemliydi.

Ama GokTurklerin son zamanlari karisik bir donemdi, her tarafda savas, ic savas, Cinlilerle savas, buyuk gerginlik vardi, birlik onemliydi ama onu saglamak zordu. Atalarimiz tum dinlerle karsilasdi ama toplum olarak din degismeye ugramadilar. Islam'la tanisinca ama kendi dinine nekadar yakin oldugunu gordu ve birligin onemini begendi.

Hemde ozamanki Islamiyet anlayasi bazi yobazlarin bugunki goruslerinden dunyalar kadar farki var. Biz Wahabi gibileri yada diger yobaz dogmatik tipleri bilseydik bunu bilin onlara karsi savasirdik.

Bizim Islam anlayisimiz, tabiki ilk once Peygambern Muhammed (s.a.v) son derece etkiliydi. Ama Turklerin arasinda yayilmasi icin, Ebu Maturidi, Ebu Hanafi, Ahmed Yesevi gibi buyuk dusunurler ve Islam alimlerin yuzunden biz Islamiyeti sectik. Onlar Turklerin kulturuyle, orf ve adetlerine, musikine ve geleneklerini degismeye kalkmadi. Biz musluman oldukdan sonra halen sema donuyorduk, halen tabiata cok onem veriyorduk, halen eski bayramlarimizi kutluyorduk ve buna karsi cikan yoktu, sorun yok zaten, cunku birisi kultur birisi din, birbiriyle baglasiyor.

Bugun bazilari Arap kulturu ve Islami karistiriyor! iste sorun burada. Atalarimiz icin boyle bir sorun yoktu, Turk kulturumuzu yasatiyorduk, gelistiriyorduk ve ayni zamanda Islami yayiyorduk. Zamanla Turk kulturu tabiki dinden etkilendi, mesela insanin resimi cizmek, daha fazla hendeseye onem verilirdi bundada sorun yoktu cunku kilimlerimizde ve diger sanatlarimizda hendeseye onem verilirdi.

Arap olup musluman olmuyorsun, zaten bir cok musluman olmaya Arap'da var, bu Araplara hakaretde degil, onlarin kulturu var onlarda onu yasatsin ve din kardesimiz olarak bizimle iyi iliskileri olsun.

Bizde Turk kulturumuzu yasatalim, zaten dinimiz herkes icin, degisik kulturler dine karsi degil.

Seckjin Khan
02-19-2007, 05:41 PM
Allah'ı Peygamberlerini "Hz.İbrahim , Hz.Musa , Hz.İsa , Hz. Muhammed" ve Kitaplarını inkar etmediğimiz sürece herşeye açık olmalıyız...

Eski türk inançlarına ve kültürlerimize sahip çıkmalıyız aslında ...

Ahde Vefa
02-20-2007, 03:52 AM
Hic bir peygamberi (as), hic kitabi inkar etmeyiz.

Fakat HAK olan tek din ISLAMdir ve HAK olan tek kitap KURAN-i KERIMdir.

afsharkizi
02-20-2007, 11:05 AM
eski geleneklerimize sahip cikmaliyiz

Demir Kağan
02-20-2007, 12:43 PM
Hic bir peygamberi (as), hic kitabi inkar etmeyiz.

Fakat HAK olan tek din ISLAMdir ve HAK olan tek kitap KURAN-i KERIMdir.

610'dan beri. ;)

afsharkizi
02-20-2007, 01:43 PM
benim ailem 1100-1200 arasindan islami kabul etmis

Aybike
02-20-2007, 03:02 PM
benim ailem 1100-1200 arasindan islami kabul etmis


Ne aileymiş ama...kız gommeyimi unuttunuz..Yoksa iclerinimi doldurdunuz...
Nerden biliyon tam tarihi..kim dedi..?:)

afsharkizi
02-20-2007, 03:20 PM
Ne aileymiş ama...kız gommeyimi unuttunuz..Yoksa iclerinimi doldurdunuz...
Nerden biliyon tam tarihi..kim dedi..?:)

Sordum o yüzden ama hic birsey kesin degil... Zaten benim ailem gøcebeyde 200 øncesinde...

Dulkadiroglu
03-10-2007, 03:13 AM
Kök Teñri inancı neymiş? Tek tanrı mı varmış? Tanrı ne zamandan beri var? Sizi tarih kitaplarında öyle bir kekliyorlar ki, ne şamanlığı biliyorsunuz, ne Gök Tanrı'nın ne anlama geldiğini...

Turansoyu, insanlara semptaik görünmek için yalan söylenmez! Korkacak bir şey olduğunu sanmıyorum, açıkça yalan söylüyorsun. Tek tanrı nedir? Tanrı ne ya!? Anlamıyorum...

Basmıyor, yok öyle bir şey!

En-el Hakk!


Tenri inancı ve GokTanrıyı acıklarsan sevinirim Batı Xan kardesim;)

Alparslan
03-10-2007, 08:12 AM
610'dan beri. ;)

Dunya yaratilmadan da ONCE, KAL-U BELADAN beri. Tek hak din Islam'dir. Tum Peygamberler bu dinin peygamberleri ve tum anlattiklari bu dinin ahkamidir. Isevi seriatinin de Musevi seriatinin de, Ibrahimi seriatinin de asli-ozu-nuvesi ISLAMDIR.

(BAKARA suresi 132. ayet)
Diyanet Çevirisiİbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi.

(ŞÛRÂ suresi 13. ayet)
Diyanet Çevirisi“Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.


Eski adetlerimiz icinde olanlarin dinimize aykiri olmayanlari gunluk hayatta, aykiri olanlari ise MUZELERDEKI yerini almali ve orada korunma altina alinmalidir.

Dans edip ruhlarla konustugunu iddia eden KAMLAR ,FOLKLOR GOSTERISI olarak milli gunlerde sahne alabilir mesela. Buyuk buyuk dedelerimiz neler yapardi diye merak edenlere bir canlandirma yaparlar.Ama mesela caminin icinde elinde davul Tengrisini arayan adami sanirim bir daha kimse bulamaz, herhalde kendine yer sectigi cehennemde zebaniler ile hasbihal eder.

Alparslan
03-11-2007, 01:57 AM
Ben Yakub'un oğlu değilim, Muhammed'i, İsa'yı, Musa'yı da tanımıyorum. Sen oğlusun sanırım onların.

Ailevi ilişkilerini buraya yansıtma!

Senin kimin oglu oldugunu arastirmak icin komisyon kurulmasini talep ediyorum.Zor bir is olacak ama...En azindan soyadimi ogrenmissin tebrik ederim, ALPARSLAN YAKUPOGLU, KOU MEZUNU(2005) ELEKTRONIK MUH. Su an Dubaide, ofis:+97142341228 baska ne istersin? Evet benim ATALARIM belli secereli YAKUBI ailesiyiz, tanismak istersen bireylerimizle adresini yollarsin. Biri gelir(Benim isim gucum var) sana iki okur ufler...Onlarda eger ciddiye alirsa.

Sen saygiyi hakedecek olsan, once saygi gosterilmesi gerekenlere saygi gosterirsin. Bir peygamberin adini boyle agzina almak nasil da yakisiyor sana...O yuzden sende oyle anilacaksin.Oyle bilineceksin.

Karayılan
03-11-2007, 10:24 AM
Senin kimin oglu oldugunu arastirmak icin komisyon kurulmasini talep ediyorum.Zor bir is olacak ama...En azindan soyadimi ogrenmissin tebrik ederim, ALPARSLAN YAKUPOGLU, KOU MEZUNU(2005) ELEKTRONIK MUH. Su an Dubaide, ofis:+97142341228 baska ne istersin? Evet benim ATALARIM belli secereli YAKUBI ailesiyiz, tanismak istersen bireylerimizle adresini yollarsin. Biri gelir(Benim isim gucum var) sana iki okur ufler...Onlarda eger ciddiye alirsa.

Sen saygiyi hakedecek olsan, once saygi gosterilmesi gerekenlere saygi gosterirsin. Bir peygamberin adini boyle agzina almak nasil da yakisiyor sana...O yuzden sende oyle anilacaksin.Oyle bilineceksin.Alparslan aileniz Bayat boyundan mi geliyor?

Aybike
03-11-2007, 10:48 AM
Batu xan..
o yazdığın algış taki gibi konuşmayı denedim carşıda..Millet bana bon bon baktı..
biri diyoki -Lan japonca desem karı japona benzemiy..rusca desem o dil buna benzemiy...
Neyse inatla o dili kullanacam..
uzun bir müddet burada olmazsam eger ,bir zahmet bayram paşa ceza evi yada bakırkoy akıl hastanesini yoklayın beni yalnız bırakmayın..sizi seviyom ben..

Mgas
03-11-2007, 10:58 AM
Ben Yakub'un oğlu değilim, Muhammed'i, İsa'yı, Musa'yı da tanımıyorum. Sen oğlusun sanırım onların.

Ailevi ilişkilerini buraya yansıtma!

Ya Adem ...?

METE
03-11-2007, 11:09 AM
Batu xan..
o yazd???n alg?? taki gibi konu?may? denedim car??da..Millet bana bon bon bakt?..
biri diyoki -Lan japonca desem kar? japona benzemiy..rusca desem o dil buna benzemiy...
Neyse inatla o dili kullanacam..
uzun bir m?ddet burada olmazsam eger ,bir zahmet bayram pa?a ceza evi yada bak?rkoy ak?l hastanesini yoklay?n beni yaln?z b?rakmay?n..sizi seviyom ben..

Heheh :D Neden oyle birsey yaptinki ?

Aybike
03-11-2007, 02:09 PM
Heheh :D Neden oyle birsey yaptinki ?

Oz dilimi oğreniyom..:)
Ama çok zor be...Yapacam kararlıyım...

METE
03-11-2007, 02:31 PM
Ama mesela caminin icinde elinde davul Tengrisini arayan adami sanirim bir daha kimse bulamaz, herhalde kendine yer sectigi cehennemde zebaniler ile hasbihal eder.

Tengrisini arayan adamın camide ne isi olur ????:cool: