Kerim Sarilar
03-09-2007, 07:08 AM
KARANFİLLER
VE
MENEKŞELER
Yıl Eylül 1913. Türk Tarihinde bağımsız ilk Türk Cumhuriyeti olarak yerini alacak olan Batı Trakya Cumhuriyeti Osmanlı İttihat ve Terraki’nin önde gelenlerinden Talat ve Cemal Paşaların arzuları doğrultusunda; Cemal Paşanın Gümelcineye kadar gelip Bulgar komutanı General TOŞAF’a Batı Trakya’yı teslimi ile son bulurken Eşref bey ve arkadaşları uğruna çok savaşlar verdiği Batı Trakya’yı terk ediyor ( 1 ) ve sınırları içinde hiçbir yabancı güç bulunmayan, % 95’i Türk olan halkı garip koyuyorlardı.
Silahlı Batı Trakya Cumhuriyetinin ordusunu silahsızlandırıp Bulgaristan’a teslim eden zihniyetin düşüncesini kabul edecek hiçbir Türk Stratejisti var mıdır? Veya hiçbir Türk evladı var mıdır? Hem güzel dinimiz İslamiyet’te de mümin ve mümine kardeşini, toprağını, hürriyetini savaşsız teslim etme hakkı var mıdır?
O halde Batı Trakya Müslüman Türk’ünü daha sonra Bulgar ve Yunan zulümlerine açık hale getirecek olan bu köhne zihniyetin perde arkası gerekçesi ne idi? İşte bu gizli gerekçeyi “Tarihte Türk Devletleri” kitabını hazırlayan Doçent Dr. Anıl ÇEÇEN’İN eserinden bir alıntıyla cevaplayalım; “Türkiye tarihinde ilk kez bağımsız bir Türk Cumhuriyeti bütün yasal kurumları ile tarih sahnesine çıkmış oluyordu. Balkanlardaki bu yeni Cumhuriyetten diğer Hıristiyan devletler korkacağı yerde, o dönemin Osmanlı Başbakanı Sait Halim Paşa, İçişleri Bakanı Hacı ADİL, İttihat ve Terraki’nin önde gelen önderleri Cemal ve Talat Paşalar çekiniyorlardı. İttihat ve Terraki Hükümetinden düş kırıklığına uğrayan Osmanlı aydınları ve bazı askerler yavaş yavaş Batı Trakya Cumhuriyeti’nin topraklarına geçerek bu yeni devletin çatısı altında görev alıyorlardı.
Zamanla Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin İttihat ve Terraki Hükümetine cephe almasından çekinen yöneticiler, Talat ve Cemal Paşaları bu yeni Türk Devletini ortadan kaldırmakla görevlendirdiler. İttihat ve Terrakinin önde gelenlerinden Cemal ve Talat Paşa ise aslında Batı Trakya Hükümetinin başarı sağlaması durumunda İstanbul’a da egemen olarak Osmanlı Devletinde yönetim değişikliği yaratacağından çekiniyorlardı. ( 1 )
Yine Kavala Sarı şabana bağlı Hasımlı da Batı Trakya Cumhuriyeti için, Cumhuriyeti tanıtacak yöneticiler yetiştirmek için kurulan Cumhuriyet okulunun Padişah taraftarlarınca kundaklanıp yakılması bize o tarihteki İttihat ve Terrakinin önde gelenlerinden Cemal ve Talat Paşanın zihniyeti hakkında bir fikir sahibi yapabilir. ( 2 )
İşte bu hikayemizde Batı Trakya’nın Bulgarlara teslimini müteakip erkekleri Bulgarlarca katledilen Drama ya bağlı Zihne Nahiyesindeki halkın daha sonra Yunanlıların eline geçmesi ile vuku bulan, gerçek, yaşanmış olan acı öyküsünü insanlığa duyduğum bir vicdan borcu, bir kutsal görev olarak kaleme aldım.
Önce Zihne de garip, garip olduğu kadar çaresiz kalan öz kardeşlerim için yazdığım bir ağıtı sunup sonra öyküye geçeceğiz.
CANIM ZİHNE
Zihne benim göz yaşımsın
Zalimlerin ağlarında
Türk’ün garip başı mısın?
Şehitlerin bucağında
Katle uğradığın toprak
Sırrı verdi, söktü şafak
Duyurulacak bucak, bucak
Gönüllere garip zihne
Katil Radko sapık alçak
Lanetlerle anılacak
Haviyede hep yanacak
Vampir Taşof garip Zihne
Cemal Talat bir koltuğa
Teslim etti seni Zihne
Erkek Çocuğu beşikte
Yaşlı dedeyi eşikte
Katl etmişler baş deşikte
Kızı garip kalan Zihne
Helal etme sen hakkını
Seni garip koyan zihne
Rum. Yunanı Palikaryası
Çete etnik eter yası
Bir işkence familyası
Yakmış, yıkmış seni Zihne
Unutmadık biz o yası
Mahzun Türk’üm, canım Zihne
Zihne’de erkekleri Bulgar komutanlarının emriyle katledilen, kadın ve kızları garip bırakılan, sonra Yunan hakimiyetine geçtiğinde Hristiyan olmaya zorlanan, tecavüze uğrayan, garip ve çaresiz kalan, mahzun Türk’üm, seni bi çare koyanlara ve unutanlara, unutmadığımızı, unutmayacağımızı haykırmak istiyorum. Tamamen gerçek olanbu hikayelerin mevzuu T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri, Osmanlı Arşivi Dairesi, yayınlarından faydalanılmıştır. “News Vıztagbilat” gazetesinin 2 Mayıs 1914 tarihli makalesi.BOA.HR.SYS.13/2,belge sıra no, 189,BOA.HR.SYS.13/2, belge sıra no: 20.
Drama ya tabi Zihne ye Yunan askerleri girince aldıkları emir gereği evleri tek tek kuşatmaya, evlerden tek tek getirdikleri kızları Cami avlusunda toplamaya başladılar. Diğer taraftan da; “Zito Alnos!... Zito Allada’... Kado Armosti!... Kado Turka!....” naralarıyle nahiyede bulunan kadın ve kızları daha da büyük bir korku ve dehşet içinde bırakıyorlardı.
Yunan askerlerinin başındaki komutan 40’a yakın bir kafile toplandığında; “Durun...” dedi. Kadın ve kızlara seslendi; “Şimdi Yunan milletine tabi Hıristiyan olacağız diye bağırın’...” dedi.
Kadın ve kızlardan ses çıkmadı. Komutan çok hırslandı; “Bağırmayanları ibret için süngüleyeceğim!...” dedi.
Yazar: Kerim SARILAR Devamı:KARANFİLLER VE MENEKŞELER 2
...../..............
VE
MENEKŞELER
Yıl Eylül 1913. Türk Tarihinde bağımsız ilk Türk Cumhuriyeti olarak yerini alacak olan Batı Trakya Cumhuriyeti Osmanlı İttihat ve Terraki’nin önde gelenlerinden Talat ve Cemal Paşaların arzuları doğrultusunda; Cemal Paşanın Gümelcineye kadar gelip Bulgar komutanı General TOŞAF’a Batı Trakya’yı teslimi ile son bulurken Eşref bey ve arkadaşları uğruna çok savaşlar verdiği Batı Trakya’yı terk ediyor ( 1 ) ve sınırları içinde hiçbir yabancı güç bulunmayan, % 95’i Türk olan halkı garip koyuyorlardı.
Silahlı Batı Trakya Cumhuriyetinin ordusunu silahsızlandırıp Bulgaristan’a teslim eden zihniyetin düşüncesini kabul edecek hiçbir Türk Stratejisti var mıdır? Veya hiçbir Türk evladı var mıdır? Hem güzel dinimiz İslamiyet’te de mümin ve mümine kardeşini, toprağını, hürriyetini savaşsız teslim etme hakkı var mıdır?
O halde Batı Trakya Müslüman Türk’ünü daha sonra Bulgar ve Yunan zulümlerine açık hale getirecek olan bu köhne zihniyetin perde arkası gerekçesi ne idi? İşte bu gizli gerekçeyi “Tarihte Türk Devletleri” kitabını hazırlayan Doçent Dr. Anıl ÇEÇEN’İN eserinden bir alıntıyla cevaplayalım; “Türkiye tarihinde ilk kez bağımsız bir Türk Cumhuriyeti bütün yasal kurumları ile tarih sahnesine çıkmış oluyordu. Balkanlardaki bu yeni Cumhuriyetten diğer Hıristiyan devletler korkacağı yerde, o dönemin Osmanlı Başbakanı Sait Halim Paşa, İçişleri Bakanı Hacı ADİL, İttihat ve Terraki’nin önde gelen önderleri Cemal ve Talat Paşalar çekiniyorlardı. İttihat ve Terraki Hükümetinden düş kırıklığına uğrayan Osmanlı aydınları ve bazı askerler yavaş yavaş Batı Trakya Cumhuriyeti’nin topraklarına geçerek bu yeni devletin çatısı altında görev alıyorlardı.
Zamanla Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin İttihat ve Terraki Hükümetine cephe almasından çekinen yöneticiler, Talat ve Cemal Paşaları bu yeni Türk Devletini ortadan kaldırmakla görevlendirdiler. İttihat ve Terrakinin önde gelenlerinden Cemal ve Talat Paşa ise aslında Batı Trakya Hükümetinin başarı sağlaması durumunda İstanbul’a da egemen olarak Osmanlı Devletinde yönetim değişikliği yaratacağından çekiniyorlardı. ( 1 )
Yine Kavala Sarı şabana bağlı Hasımlı da Batı Trakya Cumhuriyeti için, Cumhuriyeti tanıtacak yöneticiler yetiştirmek için kurulan Cumhuriyet okulunun Padişah taraftarlarınca kundaklanıp yakılması bize o tarihteki İttihat ve Terrakinin önde gelenlerinden Cemal ve Talat Paşanın zihniyeti hakkında bir fikir sahibi yapabilir. ( 2 )
İşte bu hikayemizde Batı Trakya’nın Bulgarlara teslimini müteakip erkekleri Bulgarlarca katledilen Drama ya bağlı Zihne Nahiyesindeki halkın daha sonra Yunanlıların eline geçmesi ile vuku bulan, gerçek, yaşanmış olan acı öyküsünü insanlığa duyduğum bir vicdan borcu, bir kutsal görev olarak kaleme aldım.
Önce Zihne de garip, garip olduğu kadar çaresiz kalan öz kardeşlerim için yazdığım bir ağıtı sunup sonra öyküye geçeceğiz.
CANIM ZİHNE
Zihne benim göz yaşımsın
Zalimlerin ağlarında
Türk’ün garip başı mısın?
Şehitlerin bucağında
Katle uğradığın toprak
Sırrı verdi, söktü şafak
Duyurulacak bucak, bucak
Gönüllere garip zihne
Katil Radko sapık alçak
Lanetlerle anılacak
Haviyede hep yanacak
Vampir Taşof garip Zihne
Cemal Talat bir koltuğa
Teslim etti seni Zihne
Erkek Çocuğu beşikte
Yaşlı dedeyi eşikte
Katl etmişler baş deşikte
Kızı garip kalan Zihne
Helal etme sen hakkını
Seni garip koyan zihne
Rum. Yunanı Palikaryası
Çete etnik eter yası
Bir işkence familyası
Yakmış, yıkmış seni Zihne
Unutmadık biz o yası
Mahzun Türk’üm, canım Zihne
Zihne’de erkekleri Bulgar komutanlarının emriyle katledilen, kadın ve kızları garip bırakılan, sonra Yunan hakimiyetine geçtiğinde Hristiyan olmaya zorlanan, tecavüze uğrayan, garip ve çaresiz kalan, mahzun Türk’üm, seni bi çare koyanlara ve unutanlara, unutmadığımızı, unutmayacağımızı haykırmak istiyorum. Tamamen gerçek olanbu hikayelerin mevzuu T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri, Osmanlı Arşivi Dairesi, yayınlarından faydalanılmıştır. “News Vıztagbilat” gazetesinin 2 Mayıs 1914 tarihli makalesi.BOA.HR.SYS.13/2,belge sıra no, 189,BOA.HR.SYS.13/2, belge sıra no: 20.
Drama ya tabi Zihne ye Yunan askerleri girince aldıkları emir gereği evleri tek tek kuşatmaya, evlerden tek tek getirdikleri kızları Cami avlusunda toplamaya başladılar. Diğer taraftan da; “Zito Alnos!... Zito Allada’... Kado Armosti!... Kado Turka!....” naralarıyle nahiyede bulunan kadın ve kızları daha da büyük bir korku ve dehşet içinde bırakıyorlardı.
Yunan askerlerinin başındaki komutan 40’a yakın bir kafile toplandığında; “Durun...” dedi. Kadın ve kızlara seslendi; “Şimdi Yunan milletine tabi Hıristiyan olacağız diye bağırın’...” dedi.
Kadın ve kızlardan ses çıkmadı. Komutan çok hırslandı; “Bağırmayanları ibret için süngüleyeceğim!...” dedi.
Yazar: Kerim SARILAR Devamı:KARANFİLLER VE MENEKŞELER 2
...../..............