PDA

View Full Version : Ayandon Firtinasi


Gokboru
03-13-2007, 04:15 PM
Arkadaslar bu yazi bana bayagi ilginc geldi ve sizlerle paylasmak istedim.

Alintidir. Turkcu Dergi Bozkurt 35.sayi

Yazar; Tugrul Altayli.

Ayandon Firtinasi

Ayandon… Bir fırtına. Karadeniz ve Ege gibi nispeten büyük denizlerimizin sert ve yıkıcı fırtınası. Genelde Ocak ayının 28’sinde başlar. Kuzeydoğu kış rüzgarlarının getirdiği sert bir rüzgar. Gemiciler iyi bilir. Çünkü birçok gemiyi darmadağın eder. Üstelik kışın en sert döneminde gelişi, onu daha da sert bir hale getirir.

Ayandon şu aralar çok ünlü. Ama ünü, getirdiği felâketlerden değil. Gerçi yine bir tür felâket sayılır ama bu sefer ki farklı. Çünkü onu doğa göndermedi bu sefer. Bir emekli general gönderdi. Bir kitap yazdı. Adını Ayandon koydu. Romandı. Belki kitabın etkisinin Ayandon etkisi yaratacağını düşünerek, bu adı koydu kitaba.

Ayandon bir roman. Belki yazarımız, emekli tümgeneral Osman Pamukoğlu, roman yerine yine belgesel tarzında bir kitap yazsa daha mı iyi olurdu diye düşünüyorum ama sonra aklıma düşünce özgürlüğü geliyor ve susuyorum.

Roman, gerçek ile kurgunun birleşimidir. Tarihî romanlarda bile kurgu önemlidir. Gerçeğe çok yakın bile olsalar, kurgu önemlidir. Romanda yazarın bilinçaltındakileri, kitapta görürsünüz, kahramanlardan birinin konuşmalarında.

Ayandon bir roman ve belki de bu yüzden çok daha yakıcı. Yakıcı olan aslında, Ayandon değil de, bir emekli generalin yazdıkları…

“Şu İpsiz’in Yanko’nun adamı olduğu çok zaman önce bizim de kulağımıza çalınmıştı.” (Sayfa 122)

“ … şu İpsiz Recep denilen cibilliyetsizin değirmeninde yüz yüze kalacağımız vaziyete bağlı.” (Sayfa 140)

“Höst, dürzi. Senden adam olmaz.” (Sayfa 156)

“Ulan İpsiz… Sana İpsiz lafını takan kim bilmiyorum ama, tam tutturamamış. Sen aslında bir deniz anasından bile kaypak bir yaratıksın… Artık gel, şu Yanko’nun yerine bakalım!” (Sayfa 160)

Hakaret bile değil, düpedüz küfür. Peki, İpsiz Recep kim?

İpsiz Recep, bir Kuvâyi Milliye kahramanı. Köken olarak 1300’lü yıllarda Ordu ve Giresun bölgesinde egemenlik kuran Hacı Emiroğulları Beyliği’ne bağlı olan İpsiz Recep, bir Çepni Türkmen’idir. 1. Dünya Savaşı yıllarında Rum ve Ermenilerle, işgal yıllarında da işgalcilerle mücadele etti. Kefken civârında bir Fransız gemisini ele geçirip Karasu bucak müdürüne teslim etti. Yunan ordusunun Karasu’ya girişini engellediği gibi diğer bölgelerdeki Kuvâyi Milliye birliklerine de yardım etti. Halk ona
“emice” dedi. Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle yüzbaşı rütbesi ile milis kuvvetleri komutanı oldu ve zaferin ardından İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi.

Mustafa Kemal Paşa ödüllendirir, millet ödüllendirir, Türk vatanı ve Türk milleti için kendini ortaya atar ama bir başka emekli paşa çıkar, ne dürziliğini, ne soytarılığını, ne cibilliyetsizliğini, ne onun bunun adamı oluşunu, ne de kaypaklığını bırakır.

İşte bu Ayandon. İşte bu… Ayandon bizim yüreklerimizde. Başka bir yerde değil. Ne Ocağın 28’ini bekledi, ne de Karadeniz’de koptu. Kopartan fırtınayı Pamukoğlu Paşamız. Ama yıkılan… Yıkılan biz. Yüreğimiz.

Bir kişi vatanı için kendini ortaya koyar, milleti için kendini fedâ eder. Yardan da, serden de geçer. Sonra aradan zaman geçer. Biri çıkar, vatan millet diye diye küfreder ve de vatan millet için ölenler, vatan millet diyerek kendilerine küfredenlere seslerini bile çıkaramazlar. İşte Ayandon bu…

Ama paşamız bir şeyin farkında değil. Çakallar pusuda bekliyor. Fırsat bekliyor. Bir fırsat yakalasalar, yandık gitti. İpsiz Recep, istiklâl. İpsiz Recep, savaş. İpsiz Recep, vatan; millet… İpsiz Recep, Mustafa Kemal.

Kurtuluş Savaşı kahramanlarının, kahramanlıkları sorgulanıp, onlara iftira atılmaya başlanıldığında
bunun sonundaki durak Mustafa Kemal Paşa’dır. Kurtuluş Savaşı kahramanlarına iftira atanlara ses çıkarılmadığı zaman, sıra Gazi Paşa’ya gelecektir. Çünkü İpsiz Recep’e iftira atanlar yarın, Topal Osman’a, Yahya Kaptan’a, Şahin Bey’e, Karayılan’a, Yörük Ali Efe’ye ve diğerlerine atacaklardır. Sonra Kâzım Karabekir’e, Fevzi Çakmak’a ve Mustafa Kemal’e.

Düşünemiyor mu, sayın emekli generalimiz bunları? Eğer düşünemiyorsa, nasıl kurmay olmuştur kendisi? Eğer düşünebiliyorsa, neden yapmıştır? Bunun bir açıklamasının olması gerekir ve Türk milleti kendisine bu hesabı soracaktır.


Sayın Paşam, Güneydoğu’da savaştınız. Hakkınızı yiyemeyiz, askerler için “Ben askerlerime leş toplatmam” dediniz, takdir ettik. Ama… Ben askerlerime leş toplatmam, demek size Kurtuluş Savaşı kahramanlarına iftira atma hakkı vermez. İsterseniz dünyayı yaratın, yine de bizim gönlümüz Kurtuluş Savaşı’nın eşsiz kahramanlarının yanıdır. Bunları bilin.

Eğer belgesel nitelikte bir kitap yazmış olsaydınız, kaynağı ile belgesi ile. O zaman düşünürdük, doğru olabilir mi diye. Ama roman yazıyorsunuz ya, diyalogları sizin ürettiğinizi biliyoruz ya, işte adama o koyuyor, sayın paşam…

Gokboru
03-13-2007, 04:18 PM
http://img301.imageshack.us/my.php?image=clipimage002sm6.jpg
İpsiz Recep, Millî Mücadele yıllarında General Refet Bele ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafı…