View Full Version : Din ve Anlam
chepny
04-11-2007, 10:34 AM
Din hayatin anlami midir yoksa hayati anlamlandirmak icin bir arac midir?
Din varolussal boslugu dolduran bir afyon mudur yoksa ruhun gercek ilaci midir?
Bu anlamda din nedir?
Bu konuda kafam biraz karışık. Insanlarin bu konudaki dusuncelerini merak ediyorum...
Bence Din varolussal boslugu dolduran bir afyon'dur hicbir din inmemistir hepsi uydurmadir.
Eskiden dinler cok tanriliydi yuzyillarca insanlar buna inandilar kafayi calsitirdiklarinda teke dusurduler bizler goremeyecegiz ama yuzyillar sonra sifira inecek tanri sayisi taaki kendisini gosterene kadar .
Tanri'nin olduguna inanmak istiyorum fakat benimde celiskilerim kafamda soru isaretleri cok .
Karayılan
04-11-2007, 10:56 AM
Din bana gore bir aractir. Bu arac oyle bir aractir ki herkes tarafindan kullanilabilir. Ancak erdem dini hayati anlamak icin kullanmakta...
BOZ-OK
04-11-2007, 01:27 PM
Eğer kulumuza parça parça indirdiğimiz Kur'an'dan şüphe ediyorsanız, haydi onun gibisinden bir sure meydana getirin ve Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer iddianızda doğru iseniz.
Bakara suresi, Ayet: 23
1400 yildir bu meydan okumaya karsi kazanan hic cikmadi...
BOZ-OK
04-11-2007, 02:07 PM
O kitabi gordum Aykiri, tam bir soytarilik.... Kur'an'a meydan okumak bir yana, bence tam tersine bu sekliyle Kur'an'in buyuklugunu bir kere daha ispatliyor, biraz Arapca bilenler eminim ne kasdettigimi anlayacaklardir....
Bu arada, ben senin Kur'an hakkinda hic bir sey bilmedigini dusunuyorum, maalesef fikrim boyle... Gerekirse bunu da uzun uzun konusuruz ama degip degmeyeceginden emin degilim cunku inanmamak baska bir seydir (ki tamamen saygi duyulmasi gereken bir durumdur), korcesine dusman olmak baska sey... Bu yuzden Kur'an hakkinda konusalim derken maksadini asmis olmaktan korkarim...
chepny
04-11-2007, 02:17 PM
The True Furqan Kuranın değil incilin bir benzeri. Adam bu kitabı misyonerlik amacıyla yazmış.
chepny
04-11-2007, 02:27 PM
Eskiden dindardım, sonra din ile alakamı tamamen kestim. Simdi sadece bir Tanrının varolduğuna inanıyorum. - ( daha doğrusu inanıp inanmadığımı bile bilmiyorum.) Kuran bazen bana kutsallıktan uzak ve çok basit geliyor. Ama bazen ismi azam duasını okurum bu hoşuma gidiyor.
BOZ-OK
04-11-2007, 02:29 PM
The True Furqan Kuranın değil incilin bir benzeri. Adam bu kitabı misyonerlik amacıyla yazmış.
Cok guzel yakaladin kardesim, gercek aynen soyledigin gibidir.. Isin ilginc yani, ateist oldugunu soyleyen bir kimsenin, ateizmin dogasi geregi butun dinlere esit duzeyde uzak duruyor olmasi gerekmesine ragmen, bir fanatik Hristiyan sitesini sirf kendi amacina hizmet ediyor diye kaynak gostermesidir... Ustelik ne ornek gosterdigi kitabi, ne de Kur'an'i bir kere bile eline alip bastan sona okumadigina da eminim... Neyse...
Scofield
04-11-2007, 03:33 PM
kesin mossad yazdirmistir o kitabi
Scofield
04-12-2007, 01:35 AM
hucre olur, yenisi yapilir. bir yumruk yediginizde veya elinizi atese tuttugunuzda aci cekersiniz. hucrenizi oldurmus olursunuz. milyonlarca hucreden ibaretiz. oldukten sonra ruh cikip diger dunyaya gidiyormus. ruhlar duvarlari bile asiyormus. fiziksel bir yapinin icinden siyrilip gidiyormus ruh. yani hucresi yok. duvardan agactan gecip ucabiliyormus. ve diger dunyada cehennemden bahsediliyor. hucreleri olmayan bir varlik [!], yani ruh, nasil aci ceker? bunu bilimsel olarak kanitlayacabilecek biri var mi?
dunyada yer cekimi kanunu var. nasil oluyor da ruh kanatlari olmadigi halde insanin bedeninden ayrilip ucuyor? ve bu ruh nereye gidiyor? ne kadar yuksege ucabiliyor? atmosferi de mi geciyor?
BOZ-OK
04-12-2007, 03:35 AM
BOZ-OK :), Ben ateist olduğumu söylemedim. Bütün dinlere eşit uzaklıkta olmak gibi bir derdim de yok. İslam kültürünü diğerlerine göre daha yakından bildiğim için doğal olarak en fazla bahsettiğim din islam oluyor. Bir kitabın benzerini yapmak öyle senin sandığın kadar zor birşey değil. "Şüphesiz biz her türlü kitabın benzerini yaparız" ;) Ayrıca islamiyetin faydasız olduğunu ben yeterince acı bir deneyimle öğrendiğim için ne Kuran'ı ne de benzerlerini okumak zerre kadar umrumda değil. Kısacası uzun uzun konuşmaya hiç gerek yok. Uğraşmana değmez. Hayat, bir dizi fizik-kimya yasasının gerçekleşmesinden ibarettir. Bundan daha fazlasını aramak bence tamamıyla nafile bir uğraştır.
Tam da tahmin ettigim gibi Aykiri, hic bir sey bilmedigin bir konuda yorumlar yapip kesin yargilara variyorsun....:) Ozellikle Kur'an Arapcasi ile Kur'an surelerindeki gramer ve yazim ozelliklerini bilmeden ve hatta onu Turkcesinden bile bir kere olsun okumadan bu tur yorumlar yapman zaten seni bu konuda ciddiye almaktan uzak tutuyor beni, gecen iletimde de kibarca belirtmeye calistigim budur... Bilmedigini bilmeyen kisi birseyler bildigini saniyor maalesef ve son tahlilde ben korcesine bir dusmanlik tasiyan ve onyargili birisiyle tartismanin gereksizligini bilecek kadar tecrubeye sahibim... :) Buyuk ihtimalle talihsiz bir ruhsal travma dolayisiyla bu noktadasin... Kur'an bu konuda cok guzel bir benzetme yapmistir;
Bunların durumu, bir ateş yakmak isteyen kimsenin durumuna benzer. Ateş, çevresindekileri aydınlatınca Allah, nurlarını gideriverip kendilerini karanlıklar içinde bırakır. Artık bunlar görmezler.
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık bunlar, dönmezler.
Yahut bunların durumu karanlıklar, gürleme ve şimşekler içinde gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimsenin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah kafirleri kuşatmıştır.
Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini aydınlatınca ışığında yürüyorlar, karanlıklar üzerlerine çökünce de dikilip kalıyorlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini alıverirdi. Şüphe yok ki, Allah her şeye gücü yetendir.
Bakara suresi, 17. - 20. Ayetler
Keske yukardaki ayeti orijinalinden okuyup anlama imkanin olsaydi, yukarda ne soylemeye calistigimi daha iyi anlamis olacaktin, cunku ben Arapcami ilerlettikce Kur'an'a olan hayranligim artiyor... Tanri yolunu acik etsin...:)
BOZ-OK
04-12-2007, 03:59 AM
hucre olur, yenisi yapilir. bir yumruk yediginizde veya elinizi atese tuttugunuzda aci cekersiniz. hucrenizi oldurmus olursunuz. milyonlarca hucreden ibaretiz. oldukten sonra ruh cikip diger dunyaya gidiyormus. ruhlar duvarlari bile asiyormus. fiziksel bir yapinin icinden siyrilip gidiyormus ruh. yani hucresi yok. duvardan agactan gecip ucabiliyormus. ve diger dunyada cehennemden bahsediliyor. hucreleri olmayan bir varlik [!], yani ruh, nasil aci ceker? bunu bilimsel olarak kanitlayacabilecek biri var mi?
dunyada yer cekimi kanunu var. nasil oluyor da ruh kanatlari olmadigi halde insanin bedeninden ayrilip ucuyor? ve bu ruh nereye gidiyor? ne kadar yuksege ucabiliyor? atmosferi de mi geciyor?
Yukarda belirttigin seyler Hristiyan dininin ruh ve ote dunya inanisidir Scofield, Islamin bu konulara yaklasimi oldukca farklidir... Konuyu gerekirse seninle tartisiriz ama onu yapmadan once hic olmazsa bu konulara Islam'in bakis acisini bilmen gerekiyor... Bence sen once bu konuda biraz bilgilen, hic olmazsa Islam'in temel yaklasimlarini ogren de ondan sonra konu hakkinda konusmaya devam edelim, yoksa hem cok vakit kaybederiz, hem de konu korler-sagirlar diyaloguna doner, ben nasilsa buradayim, konusuruz...:)
BOZ-OK
04-12-2007, 06:03 AM
Tam da tahmin ettiğim gibi Boz-ok, sen de tipik bir müslümansın.
Aksini hic soylemedim ki, ben her zaman Muslumanim dedim zaten... "Tipik" miyim bilemem tabii...:cool:
Bu fena mülkünde ben nice nice hayran olam
Nice bir handan olam ya nice bir giryan olam
Gah feleklerde meleklerden dilekler eyleyem
Gah arş u şems ile gerdun olam gerdan olam
Adımı attım yedi dört onsekizden öte ben
Dokuzu yolda koyup şah emrine ferman olam
Dost ferah kıldı terahtan ben teberra eyledim
Sureta insan olamhem can u hem canan olam
Gah bir müfti müderris geh mümeyyiz geh temiz
Gah müdebbir nakıs u geh ile noksan olam
Gah batn-ı Hut içinde Yunus ile söyleşem
Geh çıkam arş üzere bin can olam Selman olam
Gah inem esfellere Şeytan ile şerler düzem
Geh çıkam arş üstüne seyran olam cevlan olam
Gah işitirim işitmezem aşımazam aceb
Nice bir nisyan olam hayvan olam insan olam
Gah ma'kuulat u mahsusat u takrir ü beyan
Gah makhurat olam geh sahib ül Keyvan olam
Nice bir surette insan u sıfatta canver
Nice bir dilkü olam ya kurd u ya arslan olam
Nice bir tefrid ü tecrid ü mücerrid münferid
Ye nice cin nice ins ü nice bir Şeyten olam
Nice bir ışk meydanında nefs atın seğirttirem
Ya nice bir başımı top eyleyip çevgan olam
Gah birlik içre birlik eyleyem ol bir ile
Gah dönem katre olam derya olam umman olam
Gah duzahta benim Firavn ile Haman ile
Gah cennete varam gılman olam Rıdvan olam
Gah bir gaazi olam Efreng ile ceng eyleyem
Gah dönem Efreng olam nisyan ile isyan olam
Gah bir mechul olam merdud olam Nemrud olam
Gah varam Cafer olam tayyar olam perran olam
Nice bir ami olam nami olam cami olam
Nice bir kami olam nakam olam nadan olam
Gah ola odlar yakam diller yıkam canlar yakam
Geh varam arşa çıkam geh şah geh sultan olam
Kimse bu söze erişmez min ledündür ey aziz
Hızr yolda kaldı ben gerdun ile gerdan olam
Ya nice bir dost ile ol ben olam ben ol olam
Ya nice ırak düşem mahzun olam ahzan olam
Nice bir dertler ile odlara yanam yakılam
Nice bir şakir olam zakir olam mihman olam
Terkidem bu hak ü badı ab ü narı yüzüne
Şeş cihetten ben çıkam bi-cisim olam bi-can olam
Nice bir Cercis ü Bircis olam u Mirrih olam
Nice bir Calinus u Bukrat olam Lokman olam
Bu dokuz arslan u yiddi evren ü dört ejderha
Bunlar ile cengidem Rüstem olam Destan olam
Bir demi asude olam gaflet ile hurd u ham
Bir dem aşüfte olam Mecnun olam hayran olam
Nice bir sen-ben diyem ben-sen diyem utanmadan
Ya nice deksiz olam dilsiz olam hayran olam
Çün de derler nedeyin demezse yanar can ü ten
Ben dahı dürler dökem dosta hezar-destan olam
Kar olam neykar olam nevkar olam esrar olam
Geh dönem gerdar olam güftar olam No'man olam
Nice bir balçıkta vü alçakta yatam hur u zar
Geh varam gevher olam yakuut olam mercan olam
Ademilerden çıkam göçem melekler mülküne
Levn olam bilevn olam geh kevn olam bikan olam
Geh muti olam Huda'nın emrine bin can ile
Geh dönem asi olam Musi olam İmran ile
Geh varam Davud olam taht-ı Süleyman'a çıkam
Geh yine gümrah olam hemrah olam hicran olam
Gah zindandan çıkam azad olam abad olam
Geh yine derban olam mahbus olam zindan olam
Dar olam gerdar olam berdar olam Mansur olam
Can olam hem ten olam hem in olam hem an olam
Geh beyaban u harab u geh serab u geh türab
Geh yine mamur olam hayran u sergerdan olam
Gah izzette aziz ü gah zillette zelil
Geh varam erkân olam rehbin olam rühban olam
Geh varam bir saz olam bir söz olam pürsaz olam
Geh varam dükkan olam dehban olam rüchan olam
Dem olam Adem olam bihuş olam sarhoş olam
Dem olam bidem olam hem nam olam hem nan olam
Geh dönem hamuş olam bihuş olam sarhoş olam
Söyleyip destan olam hem bağ u bustan olam
Yunus'a Tapduk'tan oldu hem Barak'dan Saltuk'a
Bu nasip çün cuş kıldı ben nice pinhan olam
Yunus imdi bu sözü sen âşıka de âşıka
Ki sana hem sıdk olam hem derd ü hem derman olam
Gah halis gah muhlis olurum furkaan ile
Gah Rahmanur Rahim ya Hayy ü ya Mennan olam
Geh dönem bir şems olam zerremde yüz bin arş ola
Geh yine tuğyan olam alemlere tufan olam
Evveli Hu ahırı hu ya Hu illa Hu olam
Evvel ahır kala vü men aleyha fan olam
BOZ-OK
04-12-2007, 08:00 AM
…
718 yalanın arasında
sadece 2 doğruya yer bulmak
hangisinde bir yol huzura giden
gelecekten geçen bir yol?
:-)
Onsekizbin alemin cümlesi BiR içinde
Kimse yok BiR den ayruk, söylenir BiR içinde
Cümle BiR onu BiRler, cümle ona giderler
Cümle dil onu söyler, her BiR tebdil içinde
Kim gördü onu ayan, ne nakşu ne hod nişan
Söz "len terani" dir, Musa'ya Tur içinde
Yunus sen ne dilersin, dostu görem der isen
Ayandır görenlere, ol gönüller içinde
Demir Kağan
04-12-2007, 08:02 AM
Eskiden dindardım, sonra din ile alakamı tamamen kestim. Simdi sadece bir Tanrının varolduğuna inanıyorum. - ( daha doğrusu inanıp inanmadığımı bile bilmiyorum.) Kuran bazen bana kutsallıktan uzak ve çok basit geliyor. Ama bazen ismi azam duasını okurum bu hoşuma gidiyor.
Şimdi deistsin sen de sanırsam.
Bir sonraki adımı söyleyeyim:
Müslümanlık. :lol:
chepny
04-12-2007, 08:21 AM
Yok abi. Kur'an bana çok basit geliyor. Kur'anın inme şeklini bilirsin. Genellikle bir olay olur ardından bir ayet iner. Adamın biri camide kamet getirirken sarhoş olduğu için yanlış okur. Ardından içkiliyken namaza yaklaşmayın mealinde ayet gelir. Muhammet'in başına bir olay gelir. Ardından "habibim sen üzülme" gibisinden ayetler gelir. Sanki teselli kitabı gibi. Tehditler savurur Kur'an. Muhammed'e bağlılık önemlidir bağlı değilsen yanarsın. v.s. Bilirsin hadis toplama girişimleri çok sonraları olmuştur. Güya Kur'an ile Muhammed'in sözleri birbirine karışmasın diye ilk başlarda hadis kitabı yazılmaz. Gerçek bir vahiy ile insan sözü niçin karışsın ki...
BOZ-OK
04-12-2007, 08:57 AM
Yok abi. Kur'an bana çok basit geliyor. Kur'anın inme şeklini bilirsin. Genellikle bir olay olur ardından bir ayet iner. Adamın biri camide kamet getirirken sarhoş olduğu için yanlış okur. Ardından içkiliyken namaza yaklaşmayın mealinde ayet gelir. Muhammet'in başına bir olay gelir. Ardından "habibim sen üzülme" gibisinden ayetler gelir. Sanki teselli kitabı gibi. Tehditler savurur Kur'an. Muhammed'e bağlılık önemlidir bağlı değilsen yanarsın. v.s. Bilirsin hadis toplama girişimleri çok sonraları olmuştur. Güya Kur'an ile Muhammed'in sözleri birbirine karışmasın diye ilk başlarda hadis kitabı yazılmaz. Gerçek bir vahiy ile insan sözü niçin karışsın ki...
:-)
De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"
En'am Suresi, Ayet 50
De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim."
A'raf Suresi, Ayet 188
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
Al-i Imran suresi, Ayet 7
:-)
chepny
04-12-2007, 09:27 AM
11 - HUD
1 - Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
2 - Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
3 - Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süreye kadar güzel güzel yaşatsın. Ve her fazilet sahibine layık olduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.
4 - Dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun da herşeye gücü yeter.
5 - Dikkat edin! Görmüyor musunuz, onlar düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar. İyi bilin ki, onlar örtülerine bürünürlerken, neyi gizleyip, neyi açığa vurduklarını Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir.
6 - Yeryüzünde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır.
Nuzul sırasına göre hazırlanmış bir Kur'an arıyorum. Internette böyle bir adres varsa bana gönderin. Bu şekliyle hud suresinin bu ayetleri sanki Muhammed'in ağzından çıkmış gibi görünüyor.
Gerçek bir vahiy ile insan sözü niçin karışsın ki...
al sana incil al sana tevrat...
Yok abi. Kur'an bana çok basit geliyor...
İnsan Suresi
2. Doğrusu biz, insanı (kudretimizi gösterelim ve teklifimizle) imtihan edelim diye (erkekteki çeşitli unsur ve salgılarla) bir karışım olan nutfeden yarattık da onu işiten ve gören bir varlık yaptık.
3. Şüphesiz biz ona, doğru yolu gösterdik. İster şükredici olur (kulluğunun gereğini yapar), isterse nankör.
************************************************** ********
Mülk Suresi
8. (O cehennem, kafirlere) öfkesinden neredeyse parçalanacak. (İnkarcılardan) her bir topluluk içine atıldıkça, onun bekçileri, onlara sorarlar: "Size (bunu haber veren) hiç uyarıcı (peygamber) gelmedi mi?"
9. (Onlar): "Evet" derler, doğrusu bize (bu azabı haber veren) bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık ve: "Allah, hiç bir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir şaşkınlık (ve sapıklık) içindesiniz" dedik.
10. Ve: "Eğer (peygamberleri) dinlemiş yahut akıl etmiş olsaydık, (şimdi şu) çılgın alevli ateş ehlinin içinde olmazdık!" derler.
************************************************** ********
Zümer Suresi
17-18. Tağuttan ve ona kulluk etmekten kaçınıp da Allah'a yönelenler(e gelince): Onlar için müjde vardır. (Rasulüm!) Sözü dinleyip onun (hayra vesile olan) en güzeline uyan kullarıma müjde ver. İşte bu kimseler Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve işte bunlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.
************************************************** ********
Akıl büyük nimettir. Keşke onu tam olarak kullanabilsek. Küçücük sınırlı aklımızla bir de O'nu inkara gidersek vay halimize. Bize bildirilen ve öğretilenden başka ne biliyoruz ki? Daha insanoğlu kendisinin sırrını çözememişken (madde ve ruh hali)küçücük aklıyla alemleri kusursuzca yaratan Rabbinin gönderdiği kitaba basit(!) diyebiliyor.
ville
04-13-2007, 02:25 AM
Bana anlam olarak absurdizm hos geliyor. Yani evrende hic bir anlam (en az insan icin) bulunmaz. Biz hepimiz bosa bos yasiyoruz.
Insanlar hep yasamlarinda bir anlam bulmaya calismislardır. Fakat bu dunyayla ilgili bir cevap bulmak mumkun olmayacagından bu arama faydasıztır. Sonunda ise insanları iki yoldan birine secmeye gelecektir: "Hayatin anlamsiz oldugu sonucu" ya da "Tanri'ya inanmak, bir dine girmek". Fakat yukardaki arguman tekrar uygulanabilir: "Tanri'nin amaci nedir?". Tanri'nin bilinebilir mantikli bir amacinin olmadigina inaniriyorum, Tanri (eger varsa) kendisi de absurddur ve bosa bos yasiyor.
BOZ-OK
04-13-2007, 04:10 AM
Bana anlam olarak absurdizm hos geliyor. Yani evrende hic bir anlam (en az insan icin) bulunmaz. Biz hepimiz bosa bos yasiyoruz.
Insanlar hep yasamlarinda bir anlam bulmaya calismislardır. Fakat bu dunyayla ilgili bir cevap bulmak mumkun olmayacagından bu arama faydasıztır. Sonunda ise insanları iki yoldan birine secmeye gelecektir: "Hayatin anlamsiz oldugu sonucu" ya da "Tanri'ya inanmak, bir dine girmek". Fakat yukardaki arguman tekrar uygulanabilir: "Tanri'nin amaci nedir?". Tanri'nin bilinebilir mantikli bir amacinin olmadigina inaniriyorum, Tanri (eger varsa) kendisi de absurddur ve bosa bos yasiyor.
Aahh, cocuk ahh.... :-)
Evveli Hu ahırı hu ya Hu illa Hu olam
Evvel ahır kala vü "men aleyha fan" olam
:-)
Akıl büyük nimettir. Keşke onu tam olarak kullanabilsek. Küçücük sınırlı aklımızla bir de O'nu inkara gidersek vay halimize. Bize bildirilen ve öğretilenden başka ne biliyoruz ki? Daha insanoğlu kendisinin sırrını çözememişken (madde ve ruh hali)küçücük aklıyla alemleri kusursuzca yaratan Rabbinin gönderdiği kitaba basit(!) diyebiliyor.
Bencede akıl buyuk bir nimettir insanlar Allah'a inanabilir ben ne kadar suphelerimde olsa Allah'a inanırım .
Fakat konu dine gelince buyuk bir nimet olan aklın sizlerde calismadıgını gormekteyim kim gormusku Hz Muhammed'e ( size saygımdan boyle yazıyorum )Kuran ı Kerim'in indirilidigini ?
Nasıl bir dindirki savaslarla bir yere gelmis bir dindir ? Cagrı fimini izliyorum millet dısarda peygamber evden dısarı cıkıyor Allah izin verdi savasacagız :lol: yok yaa nasıl gorustun herkes evin etrafındayken Allah savasmana izin veriyorsa pek tabii kendide yapar bu isi ya yapamayacak kadar gucsuz yada strateji oyunu oynuyor yukarıdan god mode yapmak istemiyor .:lol:
Nasıl bir dindirki insanlara dedigimi yapmazssanız cehennemde cayır cayır yanarsınız demektedir? Sizin inanciniza gore zorba ve korkutucu bir tanrı bu ve korkudan kendi cikarinizi dusundugunuzden inanıyorsunuz o zaman .
Nasıl bir dindirki girdiği yeri cahillestiriyor ortacagın gerisine surukluyor ?Ataturk olmasaydı suan afganistan gibiydik.
Nasıl bir dindirki kadınları kara carsafa sokup erkegin kolesi yapmaktadır?
Kim gorduki indigini pesinden deli gibi kosmakta bu butun dinlerin ?
Bizde namaz var yahudide hristiyanda yok din onlara daha once indi namaz o zaman Allah'ın aklına gelmemismiydi ?
Kuran da namaz saatleri gunesin dogusu ve batısına gore belirlenmisti kutuplara gore niye bir duzenleme yok biliyorsunuz 6 ay gece 6 ay gunduz tabi kutupları gormemis peygamber nerden bilipte yazacaktıki .
Dinler insanlıgı boler savaslar hep dinler yuzunden olmustur zaten turklerin musluman olması hep bir stratejidir Amir temur'un bir sozu var din insanları savasta motive edip birlestiren bir unsurdur bu yuzden devletimi Islamiyet catisi altına kurdum .
Scofield
04-13-2007, 05:00 AM
Daha insanoğlu kendisinin sırrını çözememişken (madde ve ruh hali)küçücük aklıyla alemleri kusursuzca yaratan Rabbinin gönderdiği kitaba basit(!) diyebiliyor.cozdu bile, sen neredeydin insanlar kendi sirlarini cozerken?
BOZ-OK
04-13-2007, 05:38 AM
Bencede akıl buyuk bir nimettir insanlar Allah'a inanabilir ben ne kadar suphelerimde olsa Allah'a inanırım .
Allah'a inanmak, onun kitaplarina ve peygamberlerine de inanmayi gerektirir Metecigim, imanin sartlarini hatirla... :-)
Fakat konu dine gelince buyuk bir nimet olan aklın sizlerde calismadıgını gormekteyim kim gormusku Hz Muhammed'e ( size saygımdan boyle yazıyorum )Kuran ı Kerim'in indirilidigini ?
Ilahi bir hikmettir ki, peygamberimiz okur-yazar degildi Metecigim... Kur'an'in Arapca'nin en ust seviyesi oldugu ve 1400 yildir hala saskinlik verircesine onun acik meydan okumasina karsi defalarca denenmis olmasina ragmen hala kimsenin en kucuk bir basari elde edemedigi goz onune alinirsa neden bahsettigimiz daha acik anlasilir... ;)
Nasıl bir dindirki savaslarla bir yere gelmis bir dindir ? Cagrı fimini izliyorum millet dısarda peygamber evden dısarı cıkıyor Allah izin verdi savasacagız :lol: yok yaa nasıl gorustun herkes evin etrafındayken Allah savasmana izin veriyorsa pek tabii kendide yapar bu isi ya yapamayacak kadar gucsuz yada strateji oyunu oynuyor yukarıdan god mode yapmak istemiyor .:lol:
Islam tarihini iyice bilmeni tavsiye ederim, bilirsin bosa konusmam ben... Bir konuyu hatirlatmadan da gecemeyecegim, peygamberimizin donemi ile ondan sonraki donemi birbirinden ayirmak gerekir... Islam tarihini arastirirsan haksizlik etmis oldugunu goreceksin... Unutma, Islam dunyasi maalesef "Yezid" adinda bir halife de gordu...
Nasıl bir dindirki insanlara dedigimi yapmazssanız cehennemde cayır cayır yanarsınız demektedir? Sizin inanciniza gore zorba ve korkutucu bir tanrı bu ve korkudan kendi cikarinizi dusundugunuzden inanıyorsunuz o zaman .
Nasıl bir dindirki girdiği yeri cahillestiriyor ortacagın gerisine surukluyor ?Ataturk olmasaydı suan afganistan gibiydik.
Nasıl bir dindirki kadınları kara carsafa sokup erkegin kolesi yapmaktadır?
Kim gorduki indigini pesinden deli gibi kosmakta bu butun dinlerin ?
Bizde namaz var yahudide hristiyanda yok din onlara daha once indi namaz o zaman Allah'ın aklına gelmemismiydi ?
Kuran da namaz saatleri gunesin dogusu ve batısına gore belirlenmisti kutuplara gore niye bir duzenleme yok biliyorsunuz 6 ay gece 6 ay gunduz tabi kutupları gormemis peygamber nerden bilipte yazacaktıki .
Dinler insanlıgı boler savaslar hep dinler yuzunden olmustur zaten turklerin musluman olması hep bir stratejidir Amir temur'un bir sozu var din insanları savasta motive edip birlestiren bir unsurdur bu yuzden devletimi Islamiyet catisi altına kurdum .
Mete, Islam'in gercekte ne oldugu ile insanlarin onu nasil yorumladiklari birbirinden farkli seylerdir.. Islam dini adi altinda yapilan rezillikler de onun degerini azaltmaz... Ayni kitabi okuyan, ayni peygambere inanan insanoglu ondan Bektasilik gibi bir yorumun yaninda, Vahhabilik gibi bir yorumu da cikarabilmistir... Kur'an oradadir, sorun Islam degil, insanlardir... Inanan veya inanmayan, herhangi bir dine mensup veya degil, iyi ve kotu insanlar her yerde vardir ve insanlik tarihi boyunca da var olmuslardir...Inan bana, insan karakteri gozonune alinirsa rahatlikla iddia edebiliriz ki, tarihin hic bir doneminde, hic bir din olmamis bile olsaydi, ayni kanli ve zulum dolu insanlik tarihi yine yazilirdi, hatta belki de daha korkunc bir tarih olurdu bu... Insanin dogasindan kaynaklanan kotuluklerin dinlere maledilmesi buyuk bir haksizlik olur... Ote yandan, dinlerin insanlik medeniyetinin yaratilmasindaki katkilari da inkar edilemez... Maalesef bazilari "Kur'an Islamini" bir kenara birakip, Islamin ozune ve ruhuna aykiri bir "ilmihal Islami" yaratmislarsa bunun sorumlusu Islamiyet degil, bunu yapanlardir... Bu konuda bu forumda yaptigim tartismalari hatirlarsan ne demek istedigimi daha iyi anlayacaksin, detaya girmeyi simdilik gereksiz goruyorum... Benim guzelim dinimi bedevi cadirina hapsetmeye calisan rezillerin en buyuk dusmani olarak yine beni bulacaksin ama bu benim, o kisilerin varligina bakarak inanmaktan vazgecmemi gerektirmez... :-)
BOZ-OK
04-13-2007, 05:43 AM
cozdu bile, sen neredeydin insanlar kendi sirlarini cozerken?
Maalesef cozduklerimiz ile cozemediklerimiz karsilastirilirsa, butun insanlik tarihinde yapilmis buluslar, koca bir puzzle oyununda bir kac parcayi yerine koymaktan oteye gidemiyor Scofield... Unutma ki, su anda bilimin butun buluslari, termodinamigin yasalari haric, sadece birer teoremdirler yani "sirri" cozmedik dostum, sadece gunluk yasamimizda isimize yarayacak kullanisli "teoremler" gelistirdik... Butun yaptigimiz budur... Sirri bir gun cozermiyiz bilemiyorum ama en azindan simdilik durumumuz budur... :-)
chepny
04-13-2007, 08:06 AM
İnsan Suresi
2. Doğrusu biz, insanı (kudretimizi gösterelim ve teklifimizle) imtihan edelim diye (erkekteki çeşitli unsur ve salgılarla) bir karışım olan nutfeden yarattık da onu işiten ve gören bir varlık yaptık.
3. Şüphesiz biz ona, doğru yolu gösterdik. İster şükredici olur (kulluğunun gereğini yapar), isterse nankör.
Sorular;
- Allah tam olarak bizi neyle imtihan etmektedir? İmtihanı kazanmış olmak için tam olarak ne yapmış olmamız gerekiyor? Kur'ana göre bunun ölçüsü nedir?
- Kur'ana göre doğru yolda olmanın ölçüsü nedir? Tam olarak kimler doğru yolda, kimler değil?
- Kur'anın bütün ayetleri kıyaslandığında imtihan ve doğru yolda olma konusunda ortak doyurucu ve net bir tanım yapabilmek mümkün mü?
Sorular;
- Allah tam olarak bizi neyle imtihan etmektedir? İmtihanı kazanmış olmak için tam olarak ne yapmış olmamız gerekiyor? Kur'ana göre bunun ölçüsü nedir?
- Kur'ana göre doğru yolda olmanın ölçüsü nedir? Tam olarak kimler doğru yolda, kimler değil?
- Kur'anın bütün ayetleri kıyaslandığında imtihan ve doğru yolda olma konusunda ortak doyurucu ve net bir tanım yapabilmek mümkün mü?
Kardeşim karanlığın içinde kaybolmuşsun, can çekişip kendini bulmaya çalışıyorsun. Nûrun önüne simsiyah perdeler çekerek, kendini teslim etmek yerine karanlıklar içine hapsetmeyi seçmişsin. Sen gözünü kapattıysan, duymak istemiyorsan, yürümek ve tutmak istemiyorsan, sen kendi kalbini mühürlettirmek istiyorsan sana kim ne diyebilir ki? Ne yapabilir ki?
sanki, bir elinle bir çıkış kapısını bulmaya, bir elinde ki iğne ile de duvarı kazmaya çalışıyorsun. Ki, ışığı bulasın feraha erişesin. Biz sana, gel ışık burada, uzat elini ver kurtul diyoruz, sen hâlâ ışığın kaç watt olduğunu, yakıp yakmayacağını, ne kadar uzakta olduğunu soruyorsun!
Ben sana bu Nûr'un içine nasıl dalacağını belki anlatamam ama bu ışık benim dünyamı karanlıkta kalmaktan kurtarıyor. Belki gözlerimi kısmışım hepsini göremiyorum ama birgün tamamını görerek yanmayı istiyorum.
İman nuruna gark olman dileğiyle...
Ey insanlar! Muhakkak ki size Rabbinizden bir burhan (olarak mucizelerle Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (olarak Kur'an'ı) indirdik. (Nisa Suresi-174.ayet)
Karayılan
04-13-2007, 10:31 AM
Su soz cok hosuma gider;
Tanri Turk'u korur yeter ki sen Tanri'ni unutma!!!
chepny
04-13-2007, 12:18 PM
Selam HYML kardeş
Bakara 32 - Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin" dediler.
Bu ayeti binlerce defa okumuşumdur.
Ve yine Ra'd suresinin "Ve küllü şey'in indehu bi miktar alimül ğaybi veşşehadetil kebirul müteal" ayetini de büyük bir şevkle ve lezzet alarak okurdum. Şems suresine kadar kısa sureleri ezbere bilirim. Bunun haricinde Yasin suresini Fetih suresinin son ayetlerini ve başka birçok ayeti de ezbere bilirim. Neyse...
Ama yukarıdaki sorulara Kur'anda duyurucu cevap bulamadım. Bence Kur'anı biz kutsallaştırdık. Nostradamus'un kitabının da tıpatıp benzeri yazılamaz. Benimsediğim düşünce yapısı şöyle; Eğer Tanrı yoksa bile Tanrı varmış gibi davranmak. Öldükten sonra hesaba çekileceğini düşünmek ve "Hayat sadece bir sınavdır" diyerek yaşamak. Bence en insanca davranış bu... Herkesin peygamberi kendi vicdanı ve toplumsal vicdandir bence...
Büyük bir günahtan dolayı değilde, içime sinmeyen bir kitaba iman etmedim diye yanacaksam hiç üzülmem.
teginalp
04-13-2007, 02:55 PM
Bencede akıl buyuk bir nimettir insanlar Allah'a inanabilir ben ne kadar suphelerimde olsa Allah'a inanırım .
Fakat konu dine gelince buyuk bir nimet olan aklın sizlerde calismadıgını gormekteyim kim gormusku Hz Muhammed'e ( size saygımdan boyle yazıyorum )Kuran ı Kerim'in indirilidigini ?
.........
Tanrı ile Allah arasındaki fark bu olsa gerek.
.........
Büyük bir günahtan dolayı değilde, içime sinmeyen bir kitaba iman etmedim diye yanacaksam hiç üzülmem.
Bundan daha büyük bir günah var mı acaba?
nurhak
04-13-2007, 03:18 PM
Bundan epey bir zaman önce bir abimiz bize bir küçük olay anlattı(biraz uzun olduğu için yazmıyorum) ama olayın sonunda olayın kahramanının bir lafı beni çok etkilemişti; Doktor bey diyelim ki sizin söyledikleriniz doğru,Allah diye bir şey yok,peygamberler yalancı ve islam diniylede bize oruç,namaz diye bize hem acı çektiriyorlar,hemde bizi uyuşturuyorlar,Kuran'da yazanlarda külliyen yalan,ne cennet var,nede cayır cayır yanacağımız cehennem...
Ben yaptığım bu ibadetlerde zorlanmıyorum,acı çekmiyorum,bu dünya nimetleridende faydalanarak yaşıyorum,yani halimden memnunum.Peki ya doktor...bunlar doğruysa....sen ne yapacaksın.....
Ya dostlar herkes kendi halini düşünsün bence.saygılarımla
BOZ-OK
04-13-2007, 05:51 PM
Ama yukarıdaki sorulara Kur'anda duyurucu cevap bulamadım. Bence Kur'anı biz kutsallaştırdık. Nostradamus'un kitabının da tıpatıp benzeri yazılamaz. Benimsediğim düşünce yapısı şöyle; Eğer Tanrı yoksa bile Tanrı varmış gibi davranmak. Öldükten sonra hesaba çekileceğini düşünmek ve "Hayat sadece bir sınavdır" diyerek yaşamak. Bence en insanca davranış bu... Herkesin peygamberi kendi vicdanı ve toplumsal vicdandir bence...
Büyük bir günahtan dolayı değilde, içime sinmeyen bir kitaba iman etmedim diye yanacaksam hiç üzülmem.
Sana Necm suresini okumani ve uzerinde dusunmeni oneririm Chepny, bu gercekten beni cok etkileyen bir suredir, umarim sana da yardimci olur...
Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
[1-3] Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı o, arzusuna göre de konuşmaz.
[4] O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.
[5-7] Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu.
[8-9] Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
[10-11] Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
[12] Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?
[13-14] Andolsun onu, Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında önceden bir defa daha görmüştü.
[15] Cennetü'l-Me'vâ da onun yanındadır.
[16] Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
[17] Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.
[18] Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
[19] Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ'yı?
[20] Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.
[21] Demek erkek size, dişi O'na öyle mi?
[22] O zaman bu, insafsızca bir taksim!
[23] Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
[24] Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?
[25] Ahiret de dünya da Allah'ındır.
[26] Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz.
[27] Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.
[28] Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.
[29] Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere yüz verme.
[30] İşte onların erişebilecekleri bilgi budur. Şüphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapanı daha iyi bilir; O, hidayette olanı da çok iyi bilir.
[31] Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir.
[32] Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.
[33] Gördün mü arkasını döneni?
[34] Azıcık verip sonra vermemekte direneni?
[35] Acaba gaybın bilgisi kendi yanındadır da o görüyor mu?
[36-37] Yoksa, Musa'nın ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in sahifelerinde yazılı olanlar kendisine haber verilmedi mi?
[38] Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez.
[39] Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
[40] Ve çalışması da ileride görülecektir.
[41] Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.
[42] Ve şüphesiz en son varış Rabbinedir.
[43] Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.
[44] Öldüren de dirilten de O'dur.
[45-46] Şurası muhakkak ki (rahime) atıldığında nutfeden, erkek ve dişiden ibaret olan çifti O yarattı.
[47] Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.
[48] Zengin eden de yoksul kılan da O'dur.
[49] Doğrusu Şi'râ yıldızının Rabbi de O'dur.
[50] Ve şüphesiz ki önceki Âd kavmini O helâk etti.
[51] Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.
[52] Daha önce de çok zalim ve pek azgın olan Nuh kavmini (helâk etmişti).
[53] Altüst olan şehirleri de o böyle yaptı.
[54] Onların başına getireceğini getirdi!
[55] Şimdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde şüpheye düşersin.
[56] İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
[57] Yaklaşan yaklaştı.
[58] Onu (vaktini) Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur.
[59] Şimdi siz bu söze (Kur'an'a) mi şaşıyorsunuz?
[60] Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!
[61] Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız!
[62] Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin!
:-)
...
Benimsediğim düşünce yapısı şöyle; Eğer Tanrı yoksa bile Tanrı varmış gibi davranmak. Öldükten sonra hesaba çekileceğini düşünmek ve "Hayat sadece bir sınavdır" diyerek yaşamak. Bence en insanca davranış bu... Herkesin peygamberi kendi vicdanı ve toplumsal vicdandir bence...
Büyük bir günahtan dolayı değilde, içime sinmeyen bir kitaba iman etmedim diye yanacaksam hiç üzülmem.
Eğer insan elini ateşe uzatınca kesin olarak yanacağını biliyorsa, gerçekten kesin bir bilgi üzerinedir.
İşte sende şimdi, senin şu an ki gerçekliğin gibi gerçek bir imanla, Allah'ın varlığına, birliğine, kıyamet gününe, cennet ve cehennemin varlığına iman etmelisin kardeşim.
Bu (Kur'an), insanlar için hem (kurtuluş yollarını gösteren) kalp gözleri, hem de kesin inanan bir toplum için doğru yol rehberi ve rahmettir. (Casiye Suresi20)
İşte o elde edeceğin iman ise seni daima Allah'ın hoşnut olacağı işlere yöneltmek için çalışır durur. Hani derler ya, vicdanının sesini dinle!
Paslanmış bir vicdan güzel olan ne söz söyleyebilir ki? Ama unutma nefsin sesi hiç paslanmaz!
Ey iman edenler! Eğer Allah'a saygı duyup emrine uygun yaşarsanız, size, iyiyi kötüden ayırt eden bir anlayış/bir nur verir. Kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir. (Enfal Suresi29)
Uzun bir sefere çıkıyoruz. Ya da çıktığımızı zannediyoruz. Ama elimizde pusula yok, geminin kaptanı yok, yelken yok, kürek yok. Bir gemi var, birde biz. Ve sen diyorsun ki, ben ellerimle yüzdürürüm bu gemiyi ve gideceğim yere yine giderim.
Sana bir soru: Hiç bilmediğin karmaşık kompleks bir binanın 150. katının bir odasında, bir bavulun içinde senin acil olarak içmen gereken bir ilaç var. Şimdi sen yürüyerek mi çıkmayı denersin yoksa asansörle mi? Yoksa birilerine en güvenli ve hızlı şekilde nasıl gidebilirim diye mi sorarsın?
İşte peygamber efendimiz sana ve bizlere o kompleks binanın içindeki express asansörün nerede olduğunu, nasıl çalıştığını, o kata çıkmak için nelere ihtiyaç duyduğumuzu, kata çıktığımızda nelerle karşılaşacağımızı, bavulun olduğu odayı, nasıl gidileceğini, ilacı nasıl içeceğimizi herşeyi biliyor. Ve tarif ediyor.
Pekiyi, o nasıl biliyor? dersen. Ki diyebilirsin.. Ona da, ilacı oraya koyan öğretti!
Hee, dersen ki; "Ben kendi ilacımı kendim yaparım, kimseye minnet etmem kardeşim" diye... Cüz'i irâde hakkını kullanmakta serbestsin!
Allah kalbini nurlandırsın.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), "Size iki şey bırakıyorum onlara sımsıkı sarıldıkça asla dalalete düşmeyecek ve sapıtmayacaksınız: Kuran ve benim sünnetim"
... Bir ayet dikkatimi çekti;
neml 88
Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Yukarıda ki ayet dikkatini niçin çekti bilemiyorum ama, dün gördüğüm ve beynime şimşekler çaktıran bir rüya üzerine bugün okuduğum bir ayette benim dikkatimi çekti:
Gökten suyu bir ölçü dahilinde indirdik de onu yerde tuttuk. Şüphesiz biz onu gidermeye de kadiriz.
(Mu'minun, 19)
chepny
04-14-2007, 02:48 AM
Gökten suyu bir ölçü dahilinde indirdik de onu yerde tuttuk. Şüphesiz biz onu gidermeye de kadiriz.
(Mu'minun, 19)
Bu ayet Mu'minun 18. ayetidir, 19. değil.
Neml 88. ayeti, acaba Kur'an gerçekten Allah'ın sözü olabilir mi diye düşündürüyor...
BOZ-OK
04-14-2007, 03:26 AM
Haklı olduğun çok nokta var HYML kardeş. Belki bakış açım yanlıştır. Uzun uzun ve biraz daha objektif düşünmek gerek belkide.... Bir ayet dikkatimi çekti;
neml 88
Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Bu ayeti Hz. Muhammed'in yazabilmesi için kesinlikle jeoloji mühendisi olması ve kıta tektoniğini bilmesi gerekir.
Chepny kardesim, yukarida belirttigin gibi insani saskinliga dusuren bir cok ayet vardir kur'anda, kur'an ayetlerinde dusunen akil sahipleri icin suphesiz daha bir cok deliller var... Bunlarin bazilarini asagida siralamak istiyorum, ola ki uzerinde dusunursun;
İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
(Enbiya Suresi, 30)
Biz göğü ‘büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.
(Zariyat Suresi, 47)
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
(Enbiya Suresi, 33)
Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan, bilenin takdiridir.
(Yasin Suresi, 38)
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.
(Enbiya Suresi, 32)
Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: "İkiniz de ister istemez gelin!" dedi. İkisi de: "isteye isteye geldik." dediler.
(Fussilet Suresi, 11)
O öyle bir yaratıcıdır ki, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra iradesini göğe yöneltip onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi pek iyi bilendir.
(Bakara Suresi, 29)
insan sanıyor mu ki kemiklerini derleyemeyiz?
Evet derleriz, parmak (uç)larını bile tesviyeye (eski haline getirmeye) gücümüz yeter!
(Kiyamet Suresi, 3-4)
(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
(Rahman Suresi, 19-20)
Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
(Enbiya Suresi, 104)
Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur'an'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?
İyi bilin ki, onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İyi bilin ki, O, her şeyi kuşatandır.
(Fussilet Suresi, 53-54)
Daha Bir suru var Chepny, dusun kardesim, akil bunun icin verildi... :-)
chepny
04-14-2007, 04:09 AM
Selam BOZ-OK kardeş;
Biz göğü ‘büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.
(Zariyat Suresi, 47)
Bu ayet düzgün bir şekilde tercüme edildiğinde "Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz" şeklindedir. Yani bu ayetten kainatın genişlemesiyle ilgili bir sonuç çıkaramıyoruz.
yavuz
04-14-2007, 05:34 AM
Din hayatin anlami midir yoksa hayati anlamlandirmak icin bir arac midir?
Din varolussal boslugu dolduran bir afyon mudur yoksa ruhun gercek ilaci midir?
Bu anlamda din nedir?
Bu konuda kafam biraz karışık. Insanlarin bu konudaki dusuncelerini merak ediyorum...
Bir kısmını kopyalayıp yapıştırdığım alttaki şiirin tamamını bulup okursan ve bu şiirin neden yazıldığını, şiiri yazanın ne yollardan geçtiğini öğrenirsen içindeki boşluğu doldurmaya yönelik bir adım atmış olursun tahminimce chepny. (Üstad'ın "Babıali" adlı hatıratında geçmektedir. Okumadım ama herhalde, tam anlamıyla bilgiyi "O ve Ben" adlı bir diğer hatıratında veriyor.)
"Fikir çilesi" çekmektesin okuduğum bazı mesajlarından anladığım kadarıyla...
ÇİLE (SENFONİ)
Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu ögrensem asıl?
Bir fikir ki sıcak yarada kezzap,
Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
Selam sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.
Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci gök, esrarını aç!
Annemin duası, düş de perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!
Uyku, katillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum dolu çanak.
Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
Karınca sarayı, kupkuru kelle...
Akrep nokta nokta ruhumu sokmus,
Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence.
"Üstad" Necip Fazıl Kısakürek
chepny
04-14-2007, 06:48 AM
"Çile" şiirini ezbere biliyorum Yavuz kardeş :)
Senin şiirleri de biraz okudum. Güzel yazıyorsun Muhammed Yavuz Görgülü;)
yavuz
04-14-2007, 06:50 AM
"Çile" şiirini ezbere biliyorum Yavuz kardeş :)
Hadi ya... Ne güzel.
Senin şiirleri de biraz okudum. Güzel yazıyorsun Muhammed Yavuz Görgülü;)
Teşekkür ederim.
BOZ-OK
04-14-2007, 07:13 AM
Selam BOZ-OK kardeş;
Bu ayet düzgün bir şekilde tercüme edildiğinde "Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz" şeklindedir. Yani bu ayetten kainatın genişlemesiyle ilgili bir sonuç çıkaramıyoruz.
Elindeki kaynak nedir bilmiyorum Chepny ama yukardaki cevirinin ikinci kismi tamamen yanlis.... Surenin aslini Latin harfleriyle Arapca yazarsak soyledir,
Ves semae beneynaha bi eydiv ve inna le musiun
Yukardaki ayetin sonunda gormus oldugun "inna le musiun" sozlerinin tam cevirisi, "biziz genisleten" dir... Iyi Arapca bilen kime sorsan sana bunu tasdik edecektir...
Gordugum kadariyla Ingilizce de biliyorsun, o yuzden sana ayni ayetin Muhammed Pickthal tarafindan cevrilmis olan Ingilizcesini de veriyorum... Konu ile ilgili olanlarin bildigi gibi, Muhammed Pickthal cagimizin en guvenilen ve taninmis Kur'an cevirmenlerinden birisidir...
We have built the heaven with might, and We it is Who make the vast extent (thereof).
Umarim seni aydinlatabilmisimdir... :-)
chepny
04-15-2007, 10:15 AM
Bana anlam olarak absurdizm hos geliyor. Yani evrende hic bir anlam (en az insan icin) bulunmaz. Biz hepimiz bosa bos yasiyoruz.
Insanlar hep yasamlarinda bir anlam bulmaya calismislardır. Fakat bu dunyayla ilgili bir cevap bulmak mumkun olmayacagından bu arama faydasıztır. Sonunda ise insanları iki yoldan birine secmeye gelecektir: "Hayatin anlamsiz oldugu sonucu" ya da "Tanri'ya inanmak, bir dine girmek". Fakat yukardaki arguman tekrar uygulanabilir: "Tanri'nin amaci nedir?". Tanri'nin bilinebilir mantikli bir amacinin olmadigina inaniriyorum, Tanri (eger varsa) kendisi de absurddur ve bosa bos yasiyor.
Kainatta hiçbir anlam olmadığı fikrine katlanmak yerine, kainatta bir anlam olduğu fakat bu anlamı bizim anlamamızın mümkün olmadığı fikrine katlanmak daha anlamlı :D
nurhak
04-27-2007, 03:06 PM
http://img266.imageshack.us/img266/4007/image013wt6fd9.gif (http://imageshack.us)
binbirincigece
07-20-2007, 04:11 PM
Din hayatin anlami midir yoksa hayati anlamlandirmak icin bir arac midir?
Din kesinlikle hayatın anlamı değildir; çünkü hiçbir din zaten anlam olma iddiasında değildir. Din sadece hayatı anlamlandırmak için iyi bir araçtır; ve bu konuda daha etkili bir araç da mevcut değildir. Zaten bütün kutsal kitaplarda da kainatın bizim anlayamayacağımız sırlarla dolu olduğu, bizim ancak yaratıcının bildirdikleriyle yetinebileceğimiz yazılıdır. Yani din aslında ne kadar anlamlandıracağımızın da sınırını çiziyor bir noktada araç olmaktan da öte. Daha birçok örnek verilebilir; kader, adalet, ebediyet gibi kavramların içini en rahat doldurabileceğimiz argümanlar dinlerde, özellikle de semavi daha da özelinde İslamiyette fazlasıyla mevcuttur.
Din varolussal boslugu dolduran bir afyon mudur yoksa ruhun gercek ilaci midir?
Varoluşsal boşluk ifadesiyle anlatılmak istenen içine düşülen anlamsızlık işkencesidir. Söz konusu boşluğu evet en güzel şekilde din doldurur ama bunu nasıl yaptığını yukarıda anlatmaya çalıştım. İsteyen buna afyon der, isteyen başka bir şey. Ama şu unutulmamalıdır ki eğer dinin afyonluğu söz konusu olacaksa bu durumda insanların hayatlarını anlamlı kılmak için kullandıkları bütün enstrümanlar da afyondur. Diğer bir ifadeyle hayatın anlamını bulduğunu iddia eden insanların tümü, böyle bir yargıyla, ister din yoluyla ister başka bir şekilde anlama ulaştıklarını iddia etsinler, sadece afyondan başı dönmüşlerdir.
Bence din guzel bir sey. Yani insanların maddenin tasallutunu kabul etmeyip daha buyuk daha yuce bir varlık ve askınlık pesinde kosmaları. Ama bunu yaparken diger gorus ve felsefe ya da diger dinlerin lanetlenmesine karsıyım.
Ben agnostikim. Tanrı fikrini seviyorum fakat Tanrı'ya inanan bir insanın bunu taklidi degil tahkiki bir iman olarak izah etmesi gerektigini dusunuyorum. Zira Tanrı eger baskalarına ispatlanan birsey ise, o Tanrı degil senin Tanrı oldugunu zannettigin bir vehim, husn-u kuruntu ve ona benzer bir seydir. Yani mesela bir adam Tanrı'ya inanıyorsa gerekcesi su olmalı: Ben hayatım boyunca simdiye kadar dusunmemin, akl etmemin, tefekkur etmenin neticesinde Tanrı'nın varlıgını fark ettim, idrak ettim anladım ama bunu size uc-bes kelimeyle anlatmam mumkun degil. Eger kelimelerle anlatılan birsey olsaydı Tanrı, kitaplardan ogrenir sonra da bu bahsi kapardım. Demek ki insanlar baskaları tarafından telkin edilen Tanrı bilgisini kabullenemiyorlar ki sorguluyorlar. Evet, sorgulamalı ve hiss ile varmalı Tanrı'ya. Sorgulandıgına gore, demek ki bilgi aktarımıyla Tanrı'ya varılamaz, Tanrı anlasılamaz.
Dine gelince, Tanrı fikrinin idealligi kadar kutsal bir caba neticesinde ortaya cıktıgını dusunuyorum. Bu yonuyle din insanlıgın dusunce hayatında, felsefede bir gelismedir, bir ilerlemedir. Ama bu ilerlemenin onunun kesilmesi ve bir insanın "Benim dinim budur. Otesine ihtiyacım yok." diyerek dusunmekten vazgecmesi bence bagnazlıktır. İnansın ya da inanmasın, ister Tanrı'ya ister baska bir seye inansın; dusunmeyen, akl etmeyen adam insanlıktan uzaklasır, inancıyla yetinmeyip daha fazlasını dusunen de kendini ve cumle insanlıgı yuceltir. Ben bunu bilir bunu soylerim.
İste yukarıda soylediklerim ısıgında kat edilen mesafenin bir bilancosu, sistemlestirilmesi ve disipline edilmesidir din. Fakat bununla birlikte bu disiplinin, insanın "din" baslıgı altında inceledigi anlama gayretine son vermesine izin verilmemelidir. Gunumuzde butun dinlerin ve dindarların icine dustugu cıkmaz da budur.
Basta agnostik oldugumu soyledigim icin Kur'an veya diger kitaplar hakkında konusmaya gerek gormuyorum. Fakat bir dinden veya kitaptan "feyz" almak icin ona inanmak gerekmez. Ben Kur'an'ı hala okur, zevk alırım. Budist ve Hindu metinleri de okuyorum onlardan da zevk alıyorum. İncil ve Tevrat'ı okumaya calıstım ama gercekten sıkıcı geldi. Haricen tasavvufi metinler en sevdiklerim.
Fikir olarak agnostik'im, yani dinsizim ama bu maneviyatsız olduıgum anlamına gelmemeli. Butun dinlere ve felsefelere saygım var (Satanizm haric). Ayrıca hepsinin de insanlık icin faydalı ve gerekli oldugunu dusunuyorum.
Simdi Chepny'nin sorularına tek tek bakalım:
Din hayatin anlami midir yoksa hayati anlamlandirmak icin bir arac midir?
Din hayatın anlamı degil, anlamı arama cabasıdır. Evet bir aractır ama anlamlandırmak icin degil, zaten var olan anlamı "anlamak" icin. Benim kendi dusunceme gore hayatın anlamı olmaz. Ferdi anlamda insanların hayatının anlamı olur. Ornek: Ayse'nin hayatının anlamı, Mustafa'nın hayatının anlamı, gibi. "Hayatın anlamı" dedikleri sey sadece bir kelime oyunu. Dikkat etmek lazım.
Din varolussal boslugu dolduran bir afyon mudur yoksa ruhun gercek ilaci midir?
Boslugu doldurur ama bilgiyle ve sevgiyle. Afyon degil hikmettir din. Ruhun gercek ilacının ne olduguna herkes kendisi karar verir. Mesela bana gore sessizlik ve dinginlik (miskin/sukun) ruhun gercek ilacıdır.
Bu anlamda din nedir?
Sabahtan beri ne anlatıyom ben :D
binbirincigece
07-21-2007, 03:41 PM
Tanrı; aslında bir bilgi meselesidir; bu bilmeye varmanın yolu da inanmaktan ya da daha açık ifadeyle imandan geçer. Tanrı sadece his yoluyla "fark edilen" bir varlık değildir. Tanrıyı fark etmek demek, kendi hislerinin içinde bir Tanrı "yaratmak" demektir (haşa).
kurshad
07-21-2007, 04:01 PM
Mesela bana gore sessizlik ve dinginlik (miskin/sukun) ruhun gercek ilacıdır.
Turk usenmemis, oturmus yazmis ;)
Sessizlik ve dinginlik ruhun gercekten ilacidir ve bu ilac ancak Tanri'ya giden yolda varlik bulur.
Tanri'ya giden yol ancak onun yolunda tefekkur etmekten gecer.
Bu yolda tefekkur etmek ise dini pratiklerle gerceklesir.
Demek ki ,hangisi olursa olsun, bir dine inanmadan Tanri'yla iletisim kurmak mumkun olamaz.Yani ruhun ilacindan tatmak imkansiz hale gelir..
Tanrı; aslında bir bilgi meselesidir; bu bilmeye varmanın yolu da inanmaktan ya da daha açık ifadeyle imandan geçer.
Once pesinen inanıp da ardından elde edilen sey bilgi degil varsayımdır.
Tanrı sadece his yoluyla "fark edilen" bir varlık değildir. Tanrıyı fark etmek demek, kendi hislerinin içinde bir Tanrı "yaratmak" demektir (haşa).
Tanrı'yı (eger varsa) fark etmek, gozun gercege acılması demek. Senin sozunu ettigin "bir Tanrı yaratmak"; bir farkedis degil, olmayan birseyden bir "mevcut" vehm edis anlamına gelir.
Tanri'ya giden yol ancak onun yolunda tefekkur etmekten gecer.
Bu yolda tefekkur etmek ise dini pratiklerle gerceklesir.
Demek ki ,hangisi olursa olsun, bir dine inanmadan Tanri'yla iletisim kurmak mumkun olamaz.Yani ruhun ilacindan tatmak imkansiz hale gelir..
Hocam iyi guzel de Tanrı'ya tefekkurle ulasılır demissin. Ve ardından tefekkur icin dini pratiklere ihtiyac var demissin. İyi de bir dine inanmadan yapılan tefekkur, tefekkur degilse nedir?
Senin bence burada bahsettigin Tanrı, default olarak dusunce sisteminin merkezine konmus. Yani Tanrı var, al inan, tefekkur et. Ondan sonra da tefekkur ederek Tanrı'ya ulas. Madem Tanrı'nın varlıgını pesinen kabul edecegim, o halde tefekkure ne gerek var. Tanrı zaten var ya? Herseyi bastan biliyorsam ne diye kafa patlatayım ki. Bu nasıl tefekkur?
binbirincigece
07-22-2007, 02:32 PM
Once pesinen inanıp da ardından elde edilen sey bilgi degil varsayımdır.
Demek istediğimi tam anlatamamışım. Peşinen inkar etme meselesini de sorgulamak lazım o zaman. Kastettiğim şey aslında bilimsel deney gibi VARSAYIMINI yani Tanrının varlığını kabul etme meselesini çıkış noktası yapmak. Böyle bir çıkış noktası olmadığı takdirde; ya da tam tersi olmadığı varsayımı; Tanrıyı aramak ya da onu somut bir şekilde ortaya koyabilmek için nasıl bir çıkış noktamız olacak?
Tanrı'yı (eger varsa) fark etmek, gozun gercege acılması demek. Senin sozunu ettigin "bir Tanrı yaratmak"; bir farkedis degil, olmayan birseyden bir "mevcut" vehm edis anlamına gelir
Yine kendimi ifade edememişim. Cümlenin başında his yoluyla diye bir ifade kullanmıştım. Buradan şu sonuç çıkmalı. Tanrıyı farkedebilmek sadece hislerle olabilecek bir şey değildir. Daha da önemlisi somut delillere dayandırarak bir Tanrı farkındalığına erişmek, kendi ürettiklerimizin üstünde gerçek olan Tanrıya ulaşabilmek demektir. Hz. Musanın hikayesi gibi.
Demek istediğimi tam anlatamamışım. Peşinen inkar etme meselesini de sorgulamak lazım o zaman. Kastettiğim şey aslında bilimsel deney gibi VARSAYIMINI yani Tanrının varlığını kabul etme meselesini çıkış noktası yapmak. Böyle bir çıkış noktası olmadığı takdirde; ya da tam tersi olmadığı varsayımı; Tanrıyı aramak ya da onu somut bir şekilde ortaya koyabilmek için nasıl bir çıkış noktamız olacak?
O zaman bastan alalım. İnsanın aradıgı sey Tanrı degil, gercekliktir. Soyle dusunelim, hic kimse bize bu dunyaya nasıl geldigimize dair bir bilgi ya da tavsiye vermemis olsun. Biz bu dunyada yalnız ve cahil bir sekilde bekliyoruz. Ve dusunuyoruz: Biz buraya nasıl ve neden geldik? Bunu dusunen insan cevresini inceler ve varsayımlarda bulunur. Bu meselelerde vardıgı kanaatleri de toplayıp birlestirir ve bu onun meslegi/mesrebi/mezhebi/felsefesi/dini/dunya gorusu vs. olur. Bu dusuncelerinin sonunda "Haa demek ki bir yaratıcı var. Herseyi o yarattı ve beni de buraya o gonderdi." dye dusunebilir. Tam tersine kainatın bir bosluk ve hiclikten ibaret oldugu kanaatine de varabilir. Ama Tanrı fikrini ortaya atarak ise baslayan kisi sadece cıkıs noktası yaptıgı Tanrı'nın gercekligini sorgular ve bu sorgulamanın neticesine varmaya calısır. Bu noktada benim itirazım varsayım olarak sorgulamanın merkezine Tanrı'yı alıp, ardından yine Tanrı'yı buldugunu iddia edenlerin metodolojik yanılgısına. Hic kimse Tanrı'nın varlıgını ya da yoklugunu ispatlayamaz. Ama Tanrı'nın varlıgını makul bulan kimse ispatlayamadıgı seyi hissedebilir ve bu sekilde Tanrı dusuncesine hisle varır. Yanlıs anlasılmasın ben "Tanrı yoktur ve Tanrı'yı buldum diyen yanılıyor." demiyorum. Sadece Tanrı boyle bulunmaz diyorum. Ha bu adamın buldugu Tanrı'yı bana anlatması da mumkun degildir. Zaten kimse bana anlatsın da demiyorum. Bu konuda herkes kendi nefsine cevap versin. Mutlu ise ne ala.
Yine kendimi ifade edememişim. Cümlenin başında his yoluyla diye bir ifade kullanmıştım. Buradan şu sonuç çıkmalı. Tanrıyı farkedebilmek sadece hislerle olabilecek bir şey değildir. Daha da önemlisi somut delillere dayandırarak bir Tanrı farkındalığına erişmek, kendi ürettiklerimizin üstünde gerçek olan Tanrıya ulaşabilmek demektir. Hz. Musanın hikayesi gibi.
İnsanın kendi urettiklerinin ustunde olan gercek Tanrı'ya ulasması kendi aklını asmasını gerektirmez mi? Bu durumda ben diyorum ki Tanrı bilgiyle anlasılmaz. Bilgiyle bir cıkmaza varır insan ve yolun bundan sonrasına hisleriyle devam ederek Tanrı'sına ulasır.
Aslında simdi dusunuyorum da bu mesele bu sekilde tartısılmamalı. Herkes kendi samimi fikrini sadece kendisi ile paylasmalı. Cunku kelimelerin yetersiz kaldıgı bir konu bu ve Tanrı fikrini kelimelerle izaha kalkmak bana makul gorunmuyor. Bu yuzden histen bahsetmistim.
kurshad
07-23-2007, 05:34 AM
Hocam iyi guzel de Tanrı'ya tefekkurle ulasılır demissin. Ve ardından tefekkur icin dini pratiklere ihtiyac var demissin. İyi de bir dine inanmadan yapılan tefekkur, tefekkur degilse nedir?
Senin bence burada bahsettigin Tanrı, default olarak dusunce sisteminin merkezine konmus. Yani Tanrı var, al inan, tefekkur et. Ondan sonra da tefekkur ederek Tanrı'ya ulas. Madem Tanrı'nın varlıgını pesinen kabul edecegim, o halde tefekkure ne gerek var. Tanrı zaten var ya?
Anlasilan "tefekkur" kelimesini anlatamadim.
Ben kisinin dini pratiklerle tefekkur etmesini;
kisinin kendisiyle basbasa kalip fikirlerini yogunlastirarak Allah'a giden yollari kendi icinde aramasi eylemini kastederek soyledim.
Tabii bunun icin ;bir kere Yaradan'in varligini kabul etmeli ve varligi fikri dusunce sistemimizin merkezinde olmali.Ondan sonra yapacagimiz tefekkur O'na kavusmak, O'nu idrak etmek ve O'nunla hemhal olmak icindir.
Ben senin Tanri'nin varligina inandigini varsaymisdim...
Demek ki ilk once halletmen gereken meselen budur. Yani Yaradan'in varligi fikrine ulasirsan ve daha sonra sayet O'nunla iliski kurma ihtiyacini hissedersen dini pratiklere ihtiyacin olacaktir.
Yani bir dine inanmadan varolan salt Tanri fikri pek yoksul kalacaktir ve ruhu gercek doyuma ulastirmayacaktir demek istemistim..
Soylediklerini simdi daha acık sekilde anlıyorum ama "bir dine inanmadan varolan salt Tanri fikri pek yoksul kalacaktir ve ruhu gercek doyuma ulastirmayacaktir" seklindeki dusunceye katılmıyorum. Saygılar
binbirincigece
08-26-2007, 08:46 AM
Yani bir dine inanmadan varolan salt Tanri fikri pek yoksul kalacaktir ve ruhu gercek doyuma ulastirmayacaktir ...
Katılıyorum. Zira Tanrı'nın bütün evreni yaratıp da içindekileri başıboş bırakması fikri sakat bir fikir. Aksi halde dünya üzerinde varolan adaletsizliklerin, yapılan hataların, yanlışların ya da günahların; yanısıra işlenen sevapların, iyiliklerin ya da yüceliğine inanılan duyguların içi boş kalacaktır. Yani başlıkta belirtilen anlam meselesi yanıtsız kalacaktır.
Salt Tanrı fikri sadece kainat ile ilgili Tanrısız verilemeyen cevaplara karşı geliştirilmiş bir çıkış yoludur.
yavuz
08-27-2007, 12:42 AM
Ruhun doyuma ulasmasi nedir?
Huzura ermek mi?
Bu, dunyevidir degil mi?
Pekala, bir dine bagli olmadan "Tanri"ya inananlar ahirete inanirlar mi?
Inaniyorlarsa; ahiret icin ne yapiyorlar?
Inanmiyorlarsa; "Tanri" uc-bes nefeslik dunya icin mi yaratmistir bizleri?
binbirincigece
11-17-2007, 03:14 AM
Ruhun doyuma ulasmasi nedir?
Huzura ermek mi?
Bu, dunyevidir degil mi?
Pekala, bir dine bagli olmadan "Tanri"ya inananlar ahirete inanirlar mi?
Inaniyorlarsa; ahiret icin ne yapiyorlar?
Inanmiyorlarsa; "Tanri" uc-bes nefeslik dunya icin mi yaratmistir bizleri?
Huzura ermekten ne anladığın önemli. Buna göre dünyevi de olabilir, uhrevi de.
Bir dine bağlı olmadan Tanrı'ya inananların neden böyle yaptıklarını da Salt Tanrı fikri sadece kainat ile ilgili Tanrısız verilemeyen cevaplara karşı geliştirilmiş bir çıkış yoludur.şeklinde açıkladım. Buradan, işlerine ne geliyorsa ona inanırlar gibi bir sonuç çıkarmak mümkündür. Yani ahirete inanmak işlerine gelmeyeceği için büyük bir ihtimalle; sorunun cevabı hayır.
Tanrı insanı elbette üç beş nefeslik dünya için yaratmamıştır. Ama tanrı insanı Tanrılık taslasın diye de yaratmamıştır. Bizler kendi aklımızın sınırlarına hapsolduğumuz içindir ki, irademizi aşan konulara anlam verme konusunda "içimizde cebelleşiyoruz."
BOZ-OK
11-17-2007, 04:24 AM
:cool:
The disbeliever's book has neither beginning nor end.
A few pages from its middle is all we ever grasp.
For religion's sake and fear of blasphemy we endure woe.
Reason cannot perceive where righteousness may go.
Neyzen Tevfik
Ingilizce bilenler anladi onu...:mrgreen:
yavuz
11-17-2007, 09:54 AM
Ingilizce bilenler anladi onu...:mrgreen:
Bilmeyenler icin sorun yok o zaman... :cool:
binbirincigece
11-17-2007, 03:42 PM
:cool:
The disbeliever's book has neither beginning nor end.
A few pages from its middle is all we ever grasp.
For religion's sake and fear of blasphemy we endure woe.
Reason cannot perceive where righteousness may go.
Neyzen Tevfik
Ingilizce bilenler anladi onu...:mrgreen:
Adı üstünde Neyzen Tevfik. Neyden başka neyden anlar ki :lool:
vBulletin® v3.7.0, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.