View Full Version : Siirler
Iqbol
04-26-2007, 04:18 AM
Arkadaslar, bi çok vaizlerin vazlarinda ve bir çok yazilarda sik sik okunan va çoklarin sevdigi ve itiraf ettigi sairlerin siirlerinden koyabilirmisiniz, lutfen.
Ozellikle, su anlarda merak ettigim, ama hiç okumadigim isimlerden bazilari:
-Hoca Muhammad Lutfi
- Gedai
- Nabi
- Fuzuli
Onceden tesekkurlerimi sunuyorum...
Gerçi ey dil yâr içün yüz verdi yüz mihnet sana
Zerrece kat'-ı mahabbet etmedün rahmet sana
Işk ehlin âteş-i hicrâna eylersen kebâb
Döne döne imtihân etdün budur âdet sana
Saklama nakd-i gam-ı ışkını ey cân zâhir et
Kim verem habs-i bedenden çıkmağa ruhsat sana
Çâre-i bihbûdumu sordum mu'âlicden dedi
Derd derd-i ışk ise mümkin degül sıhhat sana
Dutaram yarın kıyâmetde habîbüm dâmenün
Mest isen gaflet şarâbından bu gün möhlet sana
İncidür nâlem seni veh n'ola ger bir tîğ ile
Çeşm-i cellâdun ede ihsân mana minnet sana
Sende dün gördüm Fuzûlî meyl-i mihrâb-ı namâz
Terk-i ışk etmek mi istersen nedür niyyet sana
fuzuli gama :mrgreen:
Iqbol
04-26-2007, 04:42 AM
http://img401.imageshack.us/img401/8421/28hf8.jpg
Iqbol
04-26-2007, 04:44 AM
http://img90.imageshack.us/img90/4926/97x1280x1024pk3.jpg
Iqbol
04-26-2007, 05:02 AM
Alvarli Efe hazretlerinden yine bir siir duymustum aklinda kalan son kismi:
Kemalatta nuksanmis
Incimek incidenden
Madalio'g'li
04-26-2007, 05:04 AM
ŞAİR NABİ'Yİ AĞLATAN ŞİİR
Şair Nabi,Sultan 4. Mehmet döneminde hacca gitmek üzere bir kısım devlet erkanı ile birlikte yola çıkar.Kafile Medine-i Münevvereye yaklaşmıştır.Vakit gecedir,Rasulullah (s.a.v) efendimize bir an önce ulaşmak özlemi ile Nabi nin gözüne uyku girmemiştir.Fakat kafiledeki bir paşa hem de ayaklarını kıbleye doğru uzatmış ,uyumaktadır.
Hz Peygamberin (s.a.v) beldesinde edebe aykırı böyle bir gaflet halini bir türlü hazmedemeyen ve çok üzülen Nabi,içinden gelen bir ilhamla kasidesini bir anda irticalen söyleyiverir.Kafile şafak vakti Medine-i Münevvereye girmektedir.Ravzayı mutahharanın minarelerinden sabah ezanı okunmaktadır.Müezzin,ezanın ardından Türkçe bir kaside okymaya başlar.
Nabi dikkat eder,okunan, kendi kasidesidir.Hemen minarenin kapısına koşar.Müezzine, allah aşkına,okuduğun bu kasideyi nereden öğrendin?Müezzin şöyle cevap verir:
Bu gece rüyamda Efendimiz (s.a.v) i gördüm.Bana dedi ki ; ya müezzin kalk yatma ! benim ümmetimden bana aşık bir zat benim kabrimi ziyarete geliyor.Muhabbetinden benim için şu kasideyi söylemiştir.İşte bu cümlelerle minareden onu istikbal et ; buyurdu.
Bende hemen kalktım abdest aldım; Peyganberimizin iltifatına mashar olan aşık acaba kimdir diye düşünerek minareye koştum.Öğretildiği gibi okudum.Nabi ,Rasulullah benim için ümmetimden mi dedi ? diyerek sevincinden oracığa bayılıp düşer.İşte o kaside:
SAKIN TERK-İ EDEPTEN
Sakın terk-i edepten kuuy-i mahbub-i hudadır bu
Nazargahı ilahidir,makamı Mustafadır bu
Felekte mah-i nev babusselamın sine-çakıdır bu
Bunun kandili cevza matla-i zıyadır
Habibi kibriyanın habgahıdır fazilette
Tefevvuk-kerde-i arşı cenabı kibriyadır bu
Bu hakin pertevinden oldu deycur-i adem zail
Amadan açtı mevcudat düşçeşmin tutuyadır bu
Murat-ı edep şartıyla gir Nabi bu dergaha
Metafı kutsiyandır cilvegahı enbiyadır bu
AÇIKLAMASI:
Burası Allahın sevgilisinin beldesidir.Cenabı hakkın nazar buyurduğu ravza-i nebidir.Bu gökteki yeni ay babusselam kapısının yüreği yanık aşığıdır.Ayın kandili cevza yıldızı bile ışığının nurunu ondan almaktadır.Burası,Allah (cc) sevgilisinin ebedi istirahat gahının türbesinin bulunduğu yerdir.Ve fazilet bakımından cenabı hakkın arşının bile üstündedir.Bu toprağın ziyasından yokluğun karanlıkları ortadan kalktı,bütün yaratılmışların görmeyen gözleri açıldı.Çünkü bu toprak gözlere şifa veren sürmedir.Bu dergaha edep ölçülerini gözeterek gir.Çünkü burası meleklerin tavaf ettiği ve peygamberlerin tecelli ettiği bir yerdir.
http://www.mollacami.com/konu/sair-nabi-yi-aglatan-siir-jade-11380.html
Iqbol
04-27-2007, 04:35 PM
Mehmet Akif'in UMARMIYDIK siirini bilen varmi?
Demir Kağan
04-28-2007, 02:08 AM
Mehmet Akif'in UMARMIYDIK siirini bilen varmi?
Değerli kardeşim şiirin isminin doğru yazılışı "Umar Mıydın?" Safahat'tan direkt alıntı yapıyorum.
UMAR MIYDIN?
<<Odama girdim; kapıyı kapadım; ağlamaya başladım: O gün akşama kadar İslâm'ın garibliğine, müslümanların inhitâtına ağladım, ağladım...>>
Sebîlürreşâd
Şimal müslümanlarından Atâullah Behâeddin
Görünmez âşinâ bir çehre olsun rehgüzârında;
Ne gurbettir çöken İslâm'a İslâm'ın diyârında?
Umar mıydın ki: Ma'bedler, ibâdetler yetîm olsun?
Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me'y'ûsun?
Umar mıydın: Cema'ât bekleyip durdukça minberler,
Dikilmiş dört direk görsün, serilmiş bir yığın mermer?
Umar mıydın: Tavanlar yerde yatsın, rahneden bîtâb?
Eşiklerden yosun bitsim, örümcek bağlasın mihrâb?
Umar mıydın: O, taş taş devrilen, bünyân-ı mersûsun,
Şu vîran kubbelerden böyle son feryâdı dem tutsun?
İşit: On dört asırlık bir cihânın inhidâmından,
Kopan ra'dın, ufuklar inliyor, hâlâ devâmından!
Civârın, manzarın, cevvin, muhîtin, her yerin mâtem;
Kul ver: Çarpıyor bir mâtemin kalbinde bin âlem!
Ne hüsrandır ki: Doldursun bugün tevhîdin enkaazı,
O, hâkinden nebîler fışkıran, iklîm-i feyyâzı!
Gezerken tavr-ı istilâ alıp meydanda bin münker,
Şu milyonlarca iman <<nehye kalkışsam>> demez, ürker!
Ömürlerdir bir alçak zulme miskin inkıyâdından,
Silinmiş emr-i bi'l-ma'rûfun artık ismi yâdından.
Hayâ sıyrılmış inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde...
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!
Vefâ yok, ahde hürmet hiç, emânet lâfz-ı bî-medlûl;
Yalan râic, hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl.
Yürekler merhametsiz, duygular suflî, emeller hâr;
Nazarlardan taşan ma'nâ ibâdullahı istihkaar.
Beyinler ürperir, yâ Rab, ne korkunç inkılâb olmuş:
Ne din kalmış, ne iman, din harâb, iman türâb olmuş!
Mefâhir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl...
Bu izmihlâl-i ahlâkî yürürken, durmaz istiklâl!
Sen ey biçâre dindaş, sanki bizden hayr ümîd ettin;
Nihâyet, ye'se düştün, ağladın, ağladın, inlettin.
Samimi yaşlarında coştu rûhum, hercümerc oldu;
Fakat, mâtem halâs etmez cehennemler saran yurdu.
Cemâ'at intibâh ister, uyanmaz gizli yaşlarla!
Çalışmak!.. Başka yol yok, hem nasıl? Canlarla,
Başlarla,
Alınlar terlesin, derhal iner mev'ûd olan rahmet,
Nasıl hâsir kalır <<tevfiki hakkettim>> diyen millet?
İlâhi! Bir müeyyed, bir kerim el yok mu tutsun da,
Çıkarsın Şark'ı zulmetten, götürsün fecr-i maksûda?
İstanbul, 24 Ekim 1918.
Sarı Çiçek
Sordum sarı çiçeğe: Benzin neden sarıdır?
Çiçek eydür derviş baba: Ahım dağlar eritir
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Sizde ölüm varmıdır?
Çiçek eydür derviş baba: Ölümsüz yer varmıdır
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Kışın nerde olursun?
Çiçek eydür derviş baba:: Kışın türab oluruz
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Tamuya girer misiz?
Çiçek eydür derviş baba: Ol münkirler yeridir.
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Uçmağa girer misiz?
Çiçek eydür derviş baba: Uçmak adem şehridir
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Gül sizin neniz olur?
Çiçek eydür derviş baba: Gül Muhammed teridir
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Ademi bilir misiz?
Çiçek eydür derviş baba: Adem binde birdir
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Kırkları bilir misiz?
Çiçek eydür derviş baba:Kırklar Allah yâridir
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Rengin kandan alırsız?
Çiçek eydür derviş baba: Ay ile gün nurudur
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Boynun neden eğridir?
Çiçek eydür derviş baba: Kalbim Hakka doğrudur.
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Annen baban varmıdır?
Çiçek eydür derviş baba: Annem babam topraktır
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Sen Kâ'be'yi gördün mü?
Çiçek eydür derviş baba: Kâ'be Allah evidir
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Bahçene girsem nola?
Çiçek eydür derviş baba:Kokla beni geri dur
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Sen sırat'ı gördün mü?
Çiçek eydür derviş baba:Cümlenin ol yoludur
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Gözün niçin yaşlıdır?
Çiçek eydür derviş baba: Bağrıcağım başlıdır
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Sordum sarı çiçeğe: Sen beni bilir misin?
Çiçek eydür derviş baba: Sen Yunus değilmisin
Hak Lâ ilâhe illâllah, Allah Lâ ilâhe illâllah.
Demir Kağan
04-28-2007, 05:20 AM
Sordum sari çiçeya.. :lool:
Din bolumune acılınca konu bende alakalı bir sey koyayım dedim :)
Iqbol
04-28-2007, 09:16 PM
Alîl, zelîl bu yollara düzüldük
Hakîr fakîr denî râha süzüldük
Hâlimiz ne olur ya Rab üzüldük
Ey keremler kânı huccâcı affet
Rahmet-i Rahmân'a muhtâcı affet!
Gönderdin Habîb'in âleme rahmet
Sen eyledin bizi Habîb'e ümmet
Senden özge kimden görek merhamet
Ey keremler kânı huccâcı affet,
Rahmet-i Rahmân'a muhtacı affet.
Hürmet-i Ahmed'e bağışla bizi
Âl-i Muhammed'e bağışla bizi
Vüs'at-i rahmete bağışla bizi
Ey keremler kânı huccâcı affet,
Rahmet-i Rahmân'a muhtâcı affet.
Alvarli hoca
Iqbol
04-28-2007, 09:16 PM
Ol fakîr ki, yüzen bakar
Gözlerinin yaşı akar
Mümin olan kalb mi yıkar
Boynuna la'net mi takar
Sakın incitme bir cânı
Yıkarsın Arş-ı Rahmân'ı
Bilirsin haram helâli
Bilirsin sevab vebâli
Aman olma lâ-übâli
Terk eyle boş kîl-u-kâli
Sakın incitme bir cânı
Yıkarsın Arş-ı Rahmân'ı
Bu dünya seni terk eder
Devletin hep elden gider
Ölüm bir gün kabre güder
Biri sürer biri yeder
Sakın incitme bir cânı
Yıkarsın Arş-ı Rahmân'ı.
Alvarli Hoca
Iqbol
04-28-2007, 10:25 PM
"Yâ Resûlallah! Çi bâşed
çün seg-i Ashab-ı Kehf?
Dahil-i cennet şevem der
zümre-i ashab-ı tû,
O reved der cennet, men
der cehennem key revast?
O seg-i Ashab-ı Kehf, men
seg-i ashab-ı tû..."
(Ya Resûlallah! Ne olur Ashab-ı Kehf'in köpeği gibi ben de senin ashabının arasında Cennette gireyim. O Cennete gitsin ben Cehenneme, reva mıdır? O Ashab-ı Kehf'in köpeği ben senin ashabın köpeğiyim.)
Iqbol
04-28-2007, 10:47 PM
DOĞMAZDI KALBE İMAN
Doğmazdı kalbe iman, inmezdi arza Kur'an,
Meçhul olurdu esmâ, Levlâke yâ Muhammed!
( Sensiz cânım Muhammed)
Mâtem tutardı gökler, gülmezdi hiç melekler,
Mahzûndur Arş-i alâ, levlâke yâ Muhammed!
Feyzinle güldü âlem, gufrâna erdi âdem,
Ağlardı belki hâla, Levlâke yâ Muhammed!...
Sayende erdi insan Tevhîde, yoksa putlar,
Mâbûd olurdu -hâşâ- Levlâke yâ Muhammed!..
Şefkatli annesinden öksüz kalan yetîme,
Benzerdi sanki eşyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Gün görmeden baharlar, sislerle örtülürdü,
Zindan olurdu dünyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
İnler dururdu sesler, her nağme hıçkırıkdı;
Tutmuştu Arşı şevkâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Dünyâda tek hakîkat uğrunda can verenler,
Bulmazdı derde kimyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Al kan, figan içinde te'yîd ederdi zulmû;
Binlerle kanlı sehpâ, Levlâke yâ Muhammed!.
Ali Ulvi Kurucu
Iqbol
04-28-2007, 10:47 PM
Çoğaldı cürm ü isyânım benim pek yâ Rasûlâllah
Kati müşkil huzûr-i Hak’ka gelmek yâ Rasûlâllah!.
Erişmezse bana lûtfun efendim rûz-i mahşerde
Mekânım nâr-ı dûzeh ola bî-şek yâ Rasûlâllah!.
Bırakma bendeni ol gün açılır çün Livâ-ül-hamd.
Beni de ol livânın tahtına çek yâ Rasûlâllah!.
Ümîdim var, yine mağfûr ü mesrûr olurum ol gün
Girince destime pây-i mübârek yâ Rasûlâllah!.
Bihâkkı Hazret-i Zehrâ bihakkı Hazret-i Sıbteyn
Sana geldi kulun Ulvi, dahîlek yâ Rasûlâllah!.
Ali Ulvi Kurucu
Iqbol
04-28-2007, 10:50 PM
“Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar.
Bu gün Eyyam-ı matemdir, bu gün ab-ı revan ağlar.
Hüseyn-i Kerbela’yı elvan eden gündür.
Bu gün Arş-ı muazzamda olan âli divan ağlar.
Bugün Âl-i abanın gülşeninin gülleri soldu,
Düşüp bir ateş-i dilsuz, kamu ehl-i iman ağlar.
Bugün Gülzar-ı Muhtar-ı Hüda’ya bir hazan esti,
Zemine düştü vaveyla, felekte kehkeşan ağlar.
Bugün hunbar olur gözü elbet Haydar-ı Kerrarın
Görür Zehra’yı hun efşan, Resul-i âli şan ağlar.
Bu gün evlad-ı Haydar, hem dahi ahfad-ı Peygamber
Döküldü gül gibi yerler yüzüne, asuman ağlar.
Gülistan-ı Muhammedin Gül-i hamraların derdi
Yed-i kahr ile ol gaddar, bu gün devr-i zaman ağlar.
Risalet gül gülistanı, nübüvvet bağu bostanı
Hüseyni ol nuristanı gören Pir ü civan ağlar
Güruh-i hanedana Lütfiya kurban ola canım
İla yevmil kıyame can ile ehl-i iman ağlar.”
Alvarli hoca
Iqbol
04-28-2007, 10:53 PM
Efe hazretlerinin şiirlerinden bir kısmı Ahirzaman alametleri ve devrin maddi manevi felaketleridir:
“El elden üzülmüş, yar elden gitmiş.
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.
Kurb-ı kıyamettir, tarih de bitmiş.
Humekayı zaman nanay oynarlar.
Taraf taraf bela istila eyler,
Kahrullah gazaba istinad eyler,
Kanlar akar yerde incimad eyler,
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.
Ar ile namus da kalmadı gitti.
Yüzler siyah oldi, hayâ da bitti.
Dünyada yaşamak kemale yetti.
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.
Avretler erine itaat etmez,
Erlerin avrete sözü kar etmez,
Evlad baba ile iftihar etmez,
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.
Erkek dişi birbirine karışdi,
Herkes arzusunu buldu görüşdi,
Alamet-i Kübra heman kavuşdi,
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.
Lütfiyi affede Hazret-i Allah,
Merhamet buyura vallahi billah,
Korkarım tecelli ede adlullah,
Humeka-yı zaman nanay oynarlar.”
Iqbol
04-30-2007, 11:40 AM
Bir parca okumustum, yazarini hatirlayamiyorum. Yazarini va siirin kalan kismini bilen varmi?
Takdiri Huda kuvvei bazu ile donmez,
Bir shem'aki Mevla yaka, uflemekle sonmez.
chepny
04-30-2007, 12:10 PM
Bir parca okumustum, yazarini hatirlayamiyorum. Yazarini va siirin kalan kismini bilen varmi?
Takdiri Huda kuvvei bazu ile donmez,
Bir shem'aki Mevla yaka, uflemekle sonmez.
Bu söz Ziya Paşaya aittir. Bir şiirin içinde mi geçiyor ben de bilmiyorum. Ama Ziya Paşa'nın Terkib-i Bend'i güzel bir çalışma. İçinde bunun gibi bir sürü güzel söz var.
Terkib-i Bend (http://tr.wikipedia.org/wiki/Terk%C3%AEb-i_bend_(Ziya_Pa%C5%9Fa))
Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zira feleğin meşreb-i nasazı dönektir
Ya bister-i kemhada ya viranede can ver
Çün bay u geda hake beraber girecektir
Allah'a sığın şahs-i halimin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir
Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şirin dahi kasdetmesi cana gülerektir
Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma
Zerduz palan ursan eşşek yine eşşektir
Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde
İşret güher-i ademi temyize mihenktir
Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz
Divanelerin hemdemi divane gerektir
Afv ile mübeşşir midir eshab-ı meratib
Kanun-i ceza acize mi has demektir
Milyonla çalan mesned-i izzete serefraz
Birkaç kuruşu mürtekibin cay-i kürektir
Iqbol
07-13-2007, 11:52 AM
Ben siir okumak istiyorum su anda; Yokmu boyle guzel guzel siir bilenler, buraya koysunlar, biraz gonlu aydinlatalim :(
Demir Kağan
07-13-2007, 11:54 AM
Ben siir okumak istiyorum su anda; Yokmu boyle guzel guzel siir bilenler, buraya koysunlar, biraz gonlu aydinlatalim :(
http://forum.arbuz.com/showthread.php?t=32938 basliginda okuyabilirsin benimkileri. :lol:
chepny
07-15-2007, 08:10 AM
Hoca Ahmed Yesevi hakkında güzel bir çalışma...
23246
Iqbol
08-05-2007, 03:03 PM
http://umutrehberi.tasavvufi.com/artwork/large/semaver.jpg
Iqbol
08-05-2007, 03:04 PM
http://umutrehberi.tasavvufi.com/artwork/large/dinleneyden.jpg
BOZ-OK
08-07-2007, 06:14 AM
Yemini'nin hatiri kalmasin... :-)
Lam eliften arşa pervaz eyledim
Kaf u nun'dan başıma taç eyledim
Kuvvet u savt ü kelam nutku ruh
Cümlesini hüsne muhtaç eyledim
Nüh felek burcunda kurdum hameyi
La mekan yurdunu taraç eyledim
Suret -ı şabin katat görmek için
Perde püşi ne miraç eyledim
Beyt-i mamur içre mesken tutalı
Ey Yemin'i günde bir hac eyledim
*******
Gerdiş-i Çerh-i felek seyran-ı aşk
Cümle eşya tabi -i ferman-ı aşk
Zahid ü abid hacerdendir meğer
Bu sebebden olmaz ol mihman-ı aşk
Ayn ü şin ü kaf-ı Hakk vechindedir
Hüsnünü gören olur kurban-ı aşk
Küntü kenz'in hanesinden geldi uş
Zahir oldu aleme sultan-ı aşk
Zülf ü kaş u kirpiğinden dembedem
Görünür aşıklara ihsan-ı aşk
Suret-i şabin katat fazl-i İlah
Dünye vü ukba'da ol canan-ı aşk
Padişah-ı dehr olursa nagehan
Bende eyler özüne Rahman-ı aşk
Ey Yemini aşık-ı vech ol bu gün
Geldi çün aşıklara devran-ı aşk
Iqbol
08-10-2007, 12:42 PM
Arkadaslar, bu misralar bulunan siirin muellifi kim ve tumunu kim biliyor?
Hak tecelli eyleyince her isi asan eder,
Halk eder esbabini bir lahzada ihsan eder.
BOZ-OK
08-10-2007, 03:05 PM
Arkadaslar, bu misralar bulunan siirin muellifi kim ve tumunu kim biliyor?
Hak tecelli eyleyince her isi asan eder,
Halk eder esbabini bir lahzada ihsan eder.
Bu siir Mehmet Akif Ersoy'a ait bir siirdir... Siirin tumunu bilmiyorum ama bu siirin, sairin "Safahat" adli kitabinda bulundugunu biliyorum... Eger Safahat adli kitabi bulabilirsen oradan okuyabilirsin... :-)
Madalio'g'li
08-11-2007, 01:52 AM
Arkadaslar, bu misralar bulunan siirin muellifi kim ve tumunu kim biliyor?
Hak tecelli eyleyince her isi asan eder,
Halk eder esbabini bir lahzada ihsan eder.
Anonim olsa gerek (Lâedrî)...
23942
Iqbol
08-30-2007, 07:49 PM
Ya rab bu ne derttir derman bulunmaz
Ya rab bu ne yaradır zahmı belirmez
Benim garip gönlüm aşktan usanmaz
Varır aşka düşer hiç bana dönmez
Döner gönlüm bana öğüt verir çok
Aşık olan gönül aşktan usanmaz
Aşık ki cana kaldı aşık olmaz
Canın terketmeyen ma’şuku bulmaz
Aşk pazarıdır bu canlar satılır
Satarım canımı hiç kimse almaz
Aşık bir kişidir bu dünya malın
Ahıret korkusun bir pula saymaz
Bu dünya ol ahıretten içeri
Aşıkın yeri var kimesne bilmez
Aşık öldü diye sela verirler
Ölen hayvan olur aşıklar ölmez
Beyim aşık isen sen var yoluna
Bunda başlar yiter kanlar sorulmaz
Erenler meydanı arştan uludur
Salarlar çevganı topu belirmez
Yunus bu tevhide gark oldu gitti
Geri gelmekliğe aklı derilmez
Yunus Emre
Iqbol
09-01-2007, 10:57 PM
Tevhid
Hasan Ali Yücel
‘Kul huvallahü ahad’
‘Söyle, Allah birdir.’
Tanrım, sana söylerim ki, birsin.
Kimdir, birsin diyen, bilirsin.
İmana adın yeter tanıktır,
Kalbiyle inanmayan sanıktır.
Kalmıştır akıl bu yolda ürkek,
İsbatını isteyendedir şek.
Olmuş güneşin, güneş delili,
İsbatını istemez bedihi.
Bir silsile kurmadır tefekkür,
Üstüste vurulma kör düğümdür.
Gerçekse durur, tebeddül etmez;
Hak, sabittir; teselsül etmez.
Bir noktaya varmadan düşünce
Devretmededir sebep-netice.
Kudret tükenir bu taşlı yolda
Takat kalmaz bacakta, kolda.
Gezdim o zeminde ben de pek çok,
Baktım, bu gezişte bir durak yok.
Az uz gittim, fakat dönünce
Nerdeysem o yerdeyim ben önce.
Bir daire çizmişim habersiz
Yıllarca emek çekip de yersiz.
Beyhude dolaşmışım demek ben,
Merkez kaçmış gönül gözümden.
Yıllar geçmiş akılla yoldaş,
Oldum sanarak zekaya sırdaş.
Aslında akıl nedir, zeka ne?
Aldanmak için birer bahane.
Şaşmış kalmış zeka bu işte,
Yoktan vara atlayıp geçişte.
İcadı O’nun bilim değil mi?
En baş eseri ilim değil mi?
Bilgin bize hangi sırrı açmış?
Nisbetleri söylemiş ve kaçmış!
Başlangıçtan haber veren yok,
Son merhale nerde gösteren yok.
Ben neyleyim ortalarda şaşkın,
Zaten derdim başımdan aşkın.
Bir eski kitap elimde, solmuş;
Kopmuş başı, son okunmaz olmuş.
Beynim boşa işlemiş bu işte,
Boşlukta dolaşmadır bu, işte.
Bezmiş aklım bıkıp seferden,
Taşlık yoldan, çakıllı yerden.
Bir sahile varmış, uçsuz umman;
Korkup dönmüş fakat kenardan.
Aklım kalmış, şuurda saklı,
Gönlüm coşmuş, bırakmış aklı.
Hiç korkusuz atlamış ve dalmış,
İnmiş, denizin dibinde kalmış.
Bakmış yekpare bir karanlık,
Baştan başa bir siyah dumanlık.
Görmüş ki, Adem diyarıdır bu;
Yokluk yeri, Hak civarıdır bu.
Açmış birden fakat o sisler,
Aydınlanmış bir anda her yer.
Umman dolmuş, ışıkla, taşmış;
Gönlüm hayran, bu hale şaşmış.
Gelmiş bana bir derin ferahlık,
Şimşek çakmış içimde artık.
Vicdanım için bu bir buluştur.
Hak, gönlüme bir ışık koymuştur.
Ben işte o anda başkalaştım,
Bir menzile bilmeden ulaştım.
İzah edemem o bulduğum ne?
Gönlümle sezip tutulduğum ne?
Buldum diyorum, fakat ne buldum?
Bir şey ki o, görmeden tutuldum.
Tanrım, seni kaybedip mekanda,
Sezdim sonu olmayan zamanda.
Sen, vasıtasız inandıransın;
Yer gösteremem, içimde cansın.
Kalsaydım akılda ben de mihman
Kalbim bilemezdi nerde iman?
Tanrım, arayan gönül, izinde;
Ölmüşken olur özünle zinde.
Yok, evvelin, ahirin bir ansın;
Vicdana bu anı sığdıransın.
Varsın, yaradan var oldu senden;
Yokluk bile varlığında varken.
Sonsuzluğa can veren Sen oldun,
Boşken bu gönül özünle doldun.
Beyhude bütün geçip gidişler,
Müstakbeli hale benzetişler.
Mazilere göçtü Sende kesret,
Doğmuş demedir özümde vahdet.
Vahdet, o da belki bir hayaldir;
Ancak Seni şerheden misaldir.
Kesret, niye vahdet üstü düştü?
Bir merkeze bin cihan üşüştü?
Çokluk, yokluk; nedir ya varlık?
Gel, sen çık işin içinden artık.
Kim çözmeye muktedir bu fikri?
Meçhul...Ne doğrudur, ne eğri...
Yanlışsa ‘bu bir hata’ diyen kim?
Haklıysa eğer, ‘beli’ diyen kim?
Yok böyle hakem bu yerde bir tek,
Mutlak, verecek zekaya örnek.
Mutlak, kanun dışında bir sır;
Takyidi çözümleyen o sırdır.
Güçlük başlar bu zorlu yerden;
Tefriki müessirsin eserden.
Ancak kolayından anlamaktır;
Ecza ile Küll’ü yoklamaktır.
Bilseydi akıl bütünde Hakk’ı,
Kavrardı bir anda Garbı, Şarkı.
İdrake aciz, bu noktadandır.
Uğraşması akl için ziyandır.
Herkes Seni başka başka anlar,
Bir gün inanır inanmayanlar.
Bin renk doğar güneş doğunca,
Kalmaz biri ufku kan boğunca.
Gün, imandır; küfr, karanlık.
Her devresi Hak için bir anlık.
Dolmazsa ışık fezaya böyle,
Her şey durur aslı neyse öyle.
Bazen tek renk olur cihanlar,
Bundan, gözü görmeyen ne anlar?
Gezmek, gözü görmeyen ne anlar?
Gezmek kabuk üstü, boş değil mi?
İman...uyandırandır ilmi.
Pek çokları, şekte durdu kaldı,
İdrake muhali ayna sandı.
İrkildi fakat Senin önünde,
Yol bulmak için akıl yönünde.
Çırpındı da yok deyip direndi,
İdrakini put yapıp beğendi.
Hiçten düzülüp yapılma bir put,
Hiçlikler için tapılma bir put.
Allahsıza hiçlik oldu Allah,
Varlıktan edince gönlü ikrah.
İmansızlık bir ayrı iman,
İnkar ile sarsılır mı Rahman?
Zaten, yoksan nedir bu inkar?
İnkar edenin içinde ikrar.
Densin ne denirse sen, içinde;
Bilmem diyenin bilen içinde.
Senden çıkarak düşünmek olmaz,
Şüpheyle bu kainat dolmaz.
Senden konuşan Seninle bildik,
İmana gelir bu yolda müşrik.
Sen, kendini Sende bulduransın,
Nurunla cihan dolduransın.
Yoktur ebedi küfr cihanda,
Varsın, birsin bütün zamanda.
Bir parçalanırsa, parçalar bir,
Her parçası, birliğinle eştir.
Tekten çıkacak ne varsa hep tek,
Hep birde birin hesabı gerçek.
Birken, şaşı, şaşmadan görür çift;
Zihnindeki gölgeler yürür çift.
Vahdet, fıtri bir anlayıştır;
Esmayı teker teker sayıştır:
Kayyum u Kadir, Hayy u Cebbar
Hadi vü Mudill, Rahim u Kahhar.
Saymakla tükenmez adların var,
Her ismin açar zekaya esrar.
Bir fani olur biriyle ali,
Rahmet gibidir, iner meali.
Bir ismin eder dehayı mecnun,
Rehber görünen zekayı mel’un.
Cennette melek edince isyan,
Kahrınla olur sonunda şeytan.
Şeytan, bir ateş, yakar da yanmaz;
İğfaline her akıl dayanmaz.
Şer, şeytandan icazet almış;
Şeytan, şerden vekalet almış.
Hayr ehli veli olur yolunda,s
İnsan yücelir bu duygusunda.
İnsan, ancak Senin vekilin;
Esmayı vasıflayan delilin.
Zatındaki her sıfat, isimdir;
Esmadaki mazharın bizimdir.
Her şeyle Senin, bu varlık ey Rab.
Sensin bize en feyizli matlab.
Dünyaya gelirken eldedir bu,
Geç kalması yok, ezeldedir bu.
İslamı buluş, doğuşla başlar;
İzhara vesiledir savaşlar.
Din birdir asılda, çünkü Hak bir;
Durmaz değişirse din değildir.
Lakin gerekir zamana uygun,
Her devreye, her mekana uygun.
Bir ayrı nizam, odur şeriat.
Bilmez, aramaz yalın hakikat.
Ahkamı kuran odur beşerde,
Miyarı koyan o, hayr u şerde.
Nehy ile, emirledir devamı,
Maksat, yola sokmaktır avamı.
Dindir fakat itikat Hakka,
Hiçbir şeye benzemez, o başka.
Ancak Sana erme, ittikadır;
Yol, vasıtadır; hedef, bekadır.
Öyleyse nedir, bu türlü dava?
Hak bende deyip de böyle hala?
Hak birdir, o kimde varsa haktır;
Çoktur deme yanlış anlamaktır.
Hilkat te bu sırrı eyler ifşa,
Mahluk ile halk, aynı mana.
Sen olmayarak var olmaz alem,
İnkarın için mi geldi Adem?
Iqbol
09-02-2007, 09:40 AM
http://www.herkul.org/images/golgeler/masaustu/130x800x600.jpg
BOZ-OK
09-07-2007, 06:52 PM
Ben Dervişim Diyene Bir Ün Edesim Gelir
Ben dervişim diyene, bir ün edesim gelir
Seğirdüben sesine, varıp yetesim gelir
Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir
Varıp anın üstüne, evler yapasım gelir
Altında gayya vardır, içi nar ile pürdür
Varuben ol gölgede, biraz yatasım gelir
Oda gölgedir deyu, ta'n eylemen hocalar
Hatırınız hoş olsun, biraz yanasım gelir
Ben günahımca yanam, rahmet suyunda yunam
İki kanat takınam, biraz uçasım gelir
Andan Cennete varam, Cennette huriler görem
Huri gılmanı, bir bir koşasım gelir
Derviş Yunus bu sözü, eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla kasım gelir
Yunus Emre
vBulletin® v3.7.0, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.