yavuz
07-06-2007, 01:38 AM
15 Subat 1932 Pazartesi gunu Agri ilinin Dogubayazit Ilcesinde dogan Seyyid Ahmed Arvasi, ailece Van'in Mukus (Bahcesaray) ilcesine bagli, Arvas (Doganyayla) koyundendir. Babasi Gumruk Mudurlugu'nden emekli Abdulhakim Efendi, annesi Cevahir Hanim'dir.
Yurdun cesitli yerlerinde ogretmenlik gorevini surduren Arvasi, Ankara Gazi Egitim Enstitusu Pedegoji Bolumunu 1958 yilinda tamamlayarak cesitli egitim enstitulerinde pedegoji ogretmenligi yapti. 1978 yilinda Istanbul Ataturk Egitim Enstitusu'nden 24 arkadasiyla birlikte siyasi amaclar icin surgun edilen Arvasi 1979 yilinda emekli olmak zorunda kaldi. Ayni yil Milliyetci Hareket Partisi Olagan Kongresi'nde Genel Idare Kurulu Uyesi sifatiyla aktif siyasete atildi.
12 Eylul 1980 ihtilalinde Mamak zindanlarinda cile dolduran S. Ahmed Arvasi ilk kalp krizini burada gecirdi. Daha sonra bu olayi Alparslan Turkes soyle anlatiyor: "Tutukevinde gecirdigi kalp rahatsizligi dolayisiyla Ankara mevki hastanesi'ne kaldirildi. O gun, daha dun gibi hatirimdadir. Gorevliler kendisini hastaneye gitmesi icin asagiya indirdiler. Biz, yukarida kalmistik. Odamin penceresinden dis kapinin acildigi merdivenleri gorebiliyordum. Arvasi hocamizi hastaneye goturecek cankurtaran henuz gelmemisti. Ayakta bekleyecek hali yoktu, bitkin bir vaziyette tas merdivenlere oturarak cankurtaranin gelmesini bekledi. Yukaridan askerlere seslendim. Bir binbasi cikti. Kendisine Arvasi Bey'in rahatsiz oldugunu, bir sandalye getirilmesi icin emir buyurulmasini rica ettim. Bu ricamdan sonra bir sandalye getirdiler. Daha sonra cankurtaran geldi ve uzaktan birbirimize el sallayarak ayrildik, vedalastik."
Bu tarihten sonra da inandigi ve ugruna bagim koydugu Turk-Islam davasini insanlarimiza anlatmayi surduren S. Ahmed Arvasi 31 Aralik 1988 tarihinde daktilosunun baginda iken Hakk'a yurudu.
Kisaca hayat hikayesini anlattigimiz S. Ahmed Arvasi'nin verdigi kutsal milli mucadeleyi ve geride biraktigi ciltler dolusu eserlerini aktarmak ve anlatmak bu kisa makalede, hic de kolay degildir. Yine de onun buyuk bir ictenlikle son nefesine kadar tavizsiz bir sekilde savundugu Turk-Islam Ulkusudavasina rengini veren temel dusuncelerine deginmeye calisalim.
Seyyid, yani Hz. Muhammed (s.a.v)'in soyundan olmasi nedeniyle ecdadi aslen Arap olan Arvasi'nin, kaynagini Turk-Islam Ulkusu'nden alan bir Turk milliyetcisi olmasi uzerinde onemle durulmasi gereken bir konudur. Boyle bir suurlanmanin altinda yatan olgun idrak gucu onun ailesinden gelen Muhammedi asaletten kaynaklansa gerektir. Bu asaletin nurlu izlerini su tarihi olayda bulmak mumkundur: Osmanli'nin dagilma doneminde, muritleriyle birlikte Suriye uzerinden Arabistan'a giden Abdulhakim Arvasi'ye oranin ileri gelenleri, kendisine medrese yapacaklarini ve her turlu imkani saglayacaklarini taahhut ederek Arabistan'da kalmasini istemislerdi. "Osmanli zaten oldu, Turk diye bir sey kalmamistir." denilince, Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin sinirlenip: "Dunyada iki Turk kalsa birisi benim" diyerek, omrunun sonuna kadar Musluman Turk'un davasina sahip cikacagini ifade etmesi dikkate sayandir."
Boyle soylu bir ailenin cocugu olan S. Ahmed Arvasi kendisini soyle tanimliyor:
"Ben, Islam iman ve ahlakina gore yasamayi en buyuk saadet bilen, buyuk Turk milletini iki cihanda aziz ve mesut gormek isteyen ve boylece Islam'i gaye edinen Turk milliyetciligi suuruna sahibim.
Inaniyorum ki, hem Turk, hem musluman olmak, hem de muasir dunyaya onculuk etmek mumkundur. Ecdadimiz butun tarihleri boyunca bunu denediler ve basarili oldular. O halde bizler niye bu tarihi misyonumuzu yerine getirmeyelim.
S. Ahmed Arvasi bazi sozde Islamcilar gibi Turk tarihinin sadece son bin yilini kabul edip geri kalan binlerce yilik islam oncesi mazimizi kor bir taassuba kapilip reddetmedi. O suurlu bir Turk milliyetcisi oldugu icin Turk toresini, Turklugun sembolu Bozkurt'u hic bir on yargiya kapilmadan kabul ve tasdik etmis, her fikir ve fiili islami suzgecten gecirerek her seyi yerli yerine oturmasini bilmistir. Bu konularda o sunlari soylemektedir:
"...Kisaca belirtirsek, Turk milleti, genis bir tarihi tecrubeye, buyuk ve zengin bir kultur hazinesine sahip bulunmakla "milli toresini" bu guclu zemin uzerinde kurmus bulunmaktadir. Turk toresi, alemsumul ahlaki idealleri bunyesinde toplayan "pratik bir ahlak ve hukuk nizami" durumundadir. Hele, en az bin yildan beri Islam'in sanli aydinliginda yikanan, olgunlasan ve arman Turk toresi, butun insanligi mutluluga cikaracak 'alemsumul' bir nizam durumuna gelmis bulunmaktadir."
"Hic bir zaman Turk'un totemi olmamis olan Bozkurt, cografyamizin kulturumuze kazandirdigi bir motiftir" diyen Arvasi Turk milliyetciligini "irkci" olmakla suclayan cahillere soyle seslenir:
"Turk milliyetciligi, politikasini biyolojik irkcilik uzerine kurmayi reddetmekle beraber, ictimai irk gercegini inkar ve ihmal etmemelidir.
Ictimai irk, biyolojinin konusu degildir, sosyolojinin konusudur. Bir milleti teskil eden fertlerin, ailelerin, sinif ve tabakalarin soy birligi suurudur. Ortak bir suur tarzinda beliren mensubiyet duygusunun ve kan birligi suuru biciminde duyulmasidir. Zaten biyolojik verasetin yaninda, ortak kultur, ortak cografya, ortak hayat tarzi ve ortak mucadeleler, bir milletin fert ve tabakalarini hem ruhi, hem de fizik bakimindan bir birine yaklastirir." (...)
"Kimse biyolojik verasetini tayin iradesine sahip degildir. Ama ictimai irk tercihe aciktir. Ayni tarihe, ayni kulture, ayni din ve ulkuye sahip olan insanlar arasinda kan ve soy birligi suurunun guclenmesine yol acar." (...) " Turk milliyetcisi, Turk ictimai irkini benimser, sever ve sevdirirken ailelerini de bu espiri icinde kurmaya calisir. Kozmopolitlikten hoslanmaz. Bununla beraber, baska ictimai irklari da Allah'in bir ayeti olarak degerlendirir."
Turk milletinin kurtulusunu ve ayaga kalkarak Islam'in sancaktarligini yapmasini, tekrar Nizam-i Alem'i gerceklestirmesini Turk-Islam Ulkusu'nde goren S.Ahmed Arvasi Turk milliyetcilerinin bu dogrultuda oncelikli olarak yapmalari gerekenleri "Neden Turk-Islam Ulkusu" baslikli yazisinda soyle acikliyor:
"Neden, su veya bu ad altinda toplanmayi degil de, 'Turk-Islam Ulkusu'ne baglanmayi savunuyoruz?
Biz iddia ediyoruz ki, emperyalizm, Turk ve Islam dunyasini yutmak icin en az iki asirdan beri korkunc bir tertibin icindedir. Bir taraftan kultur emperyalizmi ile vatan cocuklarini din ve milliyetine yabancilastirarak kendi emellerine hizmet edecek kadrolar hazirlamakta, diger taraftan din ve milliyet duygularini, her seye ragmen terk etmeyen cocuklarimizi da bir birine dusurmeyi planlamaktadir. (...) " Dusman, karsisindaki gucleri parcalayarak, onlari birbirine dusurerek, kolay yutulur lokmalar durumuna sokmak ister. Mesela, sanki bir insan, hem dindar, hem milliyetci, hem medeniyetci olamazmis gibi, bu degerleri birbirine zit programlar durumuna sokarak, hic yoktan catisan gucler meydana getirir. Bu oyunlarini, o kadar ustaca planlarlar ki, tertiplerini anlamak icin bazen olaylarin uzerinden elli veya yuz yil gecmesi gerekiyor." (...) " O halde, Turk milliyetcisine dusen is, butun varligi ile bu oyunu bozmak olmalidir. Bu ulkede, suni olarak guya Turkcu ve guya Islamci cepheler meydana getirmek isteyen hain ve kahpe oyunlarin karsisina, bir Musluman Turk olarak ve tarihine yarasir bicimde cikmalidir.
Bunun icin, Turk-Islam kulturune, Turk-Islam medeniyetine, Turk-Islam Ulkusu'ne bagli, Turkluk suur ve vakarina, Islam ask ve aksiyonuna sahip, Turklugu bedeni, Islamiyet'i ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dunyanin bir numarali devleti yapmak ozlemi ile cirpinan, dunya Turklugu'nun, Islam dunyasinin ve butun mazlum milletlerin umidi olamaya namzet bir genclik yetistirmekten baska caremiz yok.
Kaynak: http://www.ulkuocaklari.org.tr/
Yurdun cesitli yerlerinde ogretmenlik gorevini surduren Arvasi, Ankara Gazi Egitim Enstitusu Pedegoji Bolumunu 1958 yilinda tamamlayarak cesitli egitim enstitulerinde pedegoji ogretmenligi yapti. 1978 yilinda Istanbul Ataturk Egitim Enstitusu'nden 24 arkadasiyla birlikte siyasi amaclar icin surgun edilen Arvasi 1979 yilinda emekli olmak zorunda kaldi. Ayni yil Milliyetci Hareket Partisi Olagan Kongresi'nde Genel Idare Kurulu Uyesi sifatiyla aktif siyasete atildi.
12 Eylul 1980 ihtilalinde Mamak zindanlarinda cile dolduran S. Ahmed Arvasi ilk kalp krizini burada gecirdi. Daha sonra bu olayi Alparslan Turkes soyle anlatiyor: "Tutukevinde gecirdigi kalp rahatsizligi dolayisiyla Ankara mevki hastanesi'ne kaldirildi. O gun, daha dun gibi hatirimdadir. Gorevliler kendisini hastaneye gitmesi icin asagiya indirdiler. Biz, yukarida kalmistik. Odamin penceresinden dis kapinin acildigi merdivenleri gorebiliyordum. Arvasi hocamizi hastaneye goturecek cankurtaran henuz gelmemisti. Ayakta bekleyecek hali yoktu, bitkin bir vaziyette tas merdivenlere oturarak cankurtaranin gelmesini bekledi. Yukaridan askerlere seslendim. Bir binbasi cikti. Kendisine Arvasi Bey'in rahatsiz oldugunu, bir sandalye getirilmesi icin emir buyurulmasini rica ettim. Bu ricamdan sonra bir sandalye getirdiler. Daha sonra cankurtaran geldi ve uzaktan birbirimize el sallayarak ayrildik, vedalastik."
Bu tarihten sonra da inandigi ve ugruna bagim koydugu Turk-Islam davasini insanlarimiza anlatmayi surduren S. Ahmed Arvasi 31 Aralik 1988 tarihinde daktilosunun baginda iken Hakk'a yurudu.
Kisaca hayat hikayesini anlattigimiz S. Ahmed Arvasi'nin verdigi kutsal milli mucadeleyi ve geride biraktigi ciltler dolusu eserlerini aktarmak ve anlatmak bu kisa makalede, hic de kolay degildir. Yine de onun buyuk bir ictenlikle son nefesine kadar tavizsiz bir sekilde savundugu Turk-Islam Ulkusudavasina rengini veren temel dusuncelerine deginmeye calisalim.
Seyyid, yani Hz. Muhammed (s.a.v)'in soyundan olmasi nedeniyle ecdadi aslen Arap olan Arvasi'nin, kaynagini Turk-Islam Ulkusu'nden alan bir Turk milliyetcisi olmasi uzerinde onemle durulmasi gereken bir konudur. Boyle bir suurlanmanin altinda yatan olgun idrak gucu onun ailesinden gelen Muhammedi asaletten kaynaklansa gerektir. Bu asaletin nurlu izlerini su tarihi olayda bulmak mumkundur: Osmanli'nin dagilma doneminde, muritleriyle birlikte Suriye uzerinden Arabistan'a giden Abdulhakim Arvasi'ye oranin ileri gelenleri, kendisine medrese yapacaklarini ve her turlu imkani saglayacaklarini taahhut ederek Arabistan'da kalmasini istemislerdi. "Osmanli zaten oldu, Turk diye bir sey kalmamistir." denilince, Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin sinirlenip: "Dunyada iki Turk kalsa birisi benim" diyerek, omrunun sonuna kadar Musluman Turk'un davasina sahip cikacagini ifade etmesi dikkate sayandir."
Boyle soylu bir ailenin cocugu olan S. Ahmed Arvasi kendisini soyle tanimliyor:
"Ben, Islam iman ve ahlakina gore yasamayi en buyuk saadet bilen, buyuk Turk milletini iki cihanda aziz ve mesut gormek isteyen ve boylece Islam'i gaye edinen Turk milliyetciligi suuruna sahibim.
Inaniyorum ki, hem Turk, hem musluman olmak, hem de muasir dunyaya onculuk etmek mumkundur. Ecdadimiz butun tarihleri boyunca bunu denediler ve basarili oldular. O halde bizler niye bu tarihi misyonumuzu yerine getirmeyelim.
S. Ahmed Arvasi bazi sozde Islamcilar gibi Turk tarihinin sadece son bin yilini kabul edip geri kalan binlerce yilik islam oncesi mazimizi kor bir taassuba kapilip reddetmedi. O suurlu bir Turk milliyetcisi oldugu icin Turk toresini, Turklugun sembolu Bozkurt'u hic bir on yargiya kapilmadan kabul ve tasdik etmis, her fikir ve fiili islami suzgecten gecirerek her seyi yerli yerine oturmasini bilmistir. Bu konularda o sunlari soylemektedir:
"...Kisaca belirtirsek, Turk milleti, genis bir tarihi tecrubeye, buyuk ve zengin bir kultur hazinesine sahip bulunmakla "milli toresini" bu guclu zemin uzerinde kurmus bulunmaktadir. Turk toresi, alemsumul ahlaki idealleri bunyesinde toplayan "pratik bir ahlak ve hukuk nizami" durumundadir. Hele, en az bin yildan beri Islam'in sanli aydinliginda yikanan, olgunlasan ve arman Turk toresi, butun insanligi mutluluga cikaracak 'alemsumul' bir nizam durumuna gelmis bulunmaktadir."
"Hic bir zaman Turk'un totemi olmamis olan Bozkurt, cografyamizin kulturumuze kazandirdigi bir motiftir" diyen Arvasi Turk milliyetciligini "irkci" olmakla suclayan cahillere soyle seslenir:
"Turk milliyetciligi, politikasini biyolojik irkcilik uzerine kurmayi reddetmekle beraber, ictimai irk gercegini inkar ve ihmal etmemelidir.
Ictimai irk, biyolojinin konusu degildir, sosyolojinin konusudur. Bir milleti teskil eden fertlerin, ailelerin, sinif ve tabakalarin soy birligi suurudur. Ortak bir suur tarzinda beliren mensubiyet duygusunun ve kan birligi suuru biciminde duyulmasidir. Zaten biyolojik verasetin yaninda, ortak kultur, ortak cografya, ortak hayat tarzi ve ortak mucadeleler, bir milletin fert ve tabakalarini hem ruhi, hem de fizik bakimindan bir birine yaklastirir." (...)
"Kimse biyolojik verasetini tayin iradesine sahip degildir. Ama ictimai irk tercihe aciktir. Ayni tarihe, ayni kulture, ayni din ve ulkuye sahip olan insanlar arasinda kan ve soy birligi suurunun guclenmesine yol acar." (...) " Turk milliyetcisi, Turk ictimai irkini benimser, sever ve sevdirirken ailelerini de bu espiri icinde kurmaya calisir. Kozmopolitlikten hoslanmaz. Bununla beraber, baska ictimai irklari da Allah'in bir ayeti olarak degerlendirir."
Turk milletinin kurtulusunu ve ayaga kalkarak Islam'in sancaktarligini yapmasini, tekrar Nizam-i Alem'i gerceklestirmesini Turk-Islam Ulkusu'nde goren S.Ahmed Arvasi Turk milliyetcilerinin bu dogrultuda oncelikli olarak yapmalari gerekenleri "Neden Turk-Islam Ulkusu" baslikli yazisinda soyle acikliyor:
"Neden, su veya bu ad altinda toplanmayi degil de, 'Turk-Islam Ulkusu'ne baglanmayi savunuyoruz?
Biz iddia ediyoruz ki, emperyalizm, Turk ve Islam dunyasini yutmak icin en az iki asirdan beri korkunc bir tertibin icindedir. Bir taraftan kultur emperyalizmi ile vatan cocuklarini din ve milliyetine yabancilastirarak kendi emellerine hizmet edecek kadrolar hazirlamakta, diger taraftan din ve milliyet duygularini, her seye ragmen terk etmeyen cocuklarimizi da bir birine dusurmeyi planlamaktadir. (...) " Dusman, karsisindaki gucleri parcalayarak, onlari birbirine dusurerek, kolay yutulur lokmalar durumuna sokmak ister. Mesela, sanki bir insan, hem dindar, hem milliyetci, hem medeniyetci olamazmis gibi, bu degerleri birbirine zit programlar durumuna sokarak, hic yoktan catisan gucler meydana getirir. Bu oyunlarini, o kadar ustaca planlarlar ki, tertiplerini anlamak icin bazen olaylarin uzerinden elli veya yuz yil gecmesi gerekiyor." (...) " O halde, Turk milliyetcisine dusen is, butun varligi ile bu oyunu bozmak olmalidir. Bu ulkede, suni olarak guya Turkcu ve guya Islamci cepheler meydana getirmek isteyen hain ve kahpe oyunlarin karsisina, bir Musluman Turk olarak ve tarihine yarasir bicimde cikmalidir.
Bunun icin, Turk-Islam kulturune, Turk-Islam medeniyetine, Turk-Islam Ulkusu'ne bagli, Turkluk suur ve vakarina, Islam ask ve aksiyonuna sahip, Turklugu bedeni, Islamiyet'i ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dunyanin bir numarali devleti yapmak ozlemi ile cirpinan, dunya Turklugu'nun, Islam dunyasinin ve butun mazlum milletlerin umidi olamaya namzet bir genclik yetistirmekten baska caremiz yok.
Kaynak: http://www.ulkuocaklari.org.tr/