PDA

View Full Version : tasavvuf


Yıldız
08-01-2007, 03:28 AM
Fikirlerinizi merak ettim.
Aklımda iki soru var; aşikarken mi karıstı ? Karışıkken mi anlatıldı ?

Han
08-03-2007, 03:17 AM
Tasavvuf nedir

Sual: Tasavvuf nedir?
CEVAP

Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir. Tasavvuf hâl işi olduğu için, yaşayan bilir, tarif ile anlaşılmaz.

Tasavvuf ilmi, kalb ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Buna (Ahlak ilmi) de denir.

Tasavvuf ehli, kendi derecesine göre, tasavvufu tarif etmiştir. Birkaçı şöyle:

Tasavvuf, dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir.

Tasavvuf, sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır.

Tasavvuf, nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır. Allahü teâlânın lütuf ve ihsanı ile daha yükseklere çıkanlar da olur.

Tasavvuf, fâni olan her şeyden yüz çevirip, baki olana bağlanmaktır.
Tasavvuf, İslam ahlakı ile süslenmektir.
Tasavvuf, ölmeden önce ölmektir.

Tasavvuf, baştan başa edeptir, tamamen edepten ibarettir.
Tasavvuf, kadere rızadır.
Tasavvuf, Hak teâlâya inkıyaddır, kayıtsız şartsız teslimiyettir.

Tasavvuf, emeli bırakıp amele devam etmektir.
Tasavvuf, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır.

Tasavvuf, namaz, oruç ve geceleri ibadet etmek demek değildir. Bunları yapmak her insanın kulluk vazifesidir. Tasavvuf, insanları incitmemektir. Bunu yapan, vasıl olmuş, yani maksada kavuşmuştur.

Tasavvuf, insanı, ibadetlerde gereken ihlasa ve insanlara karşı gereken güzel ahlaka kavuşturan yoldur. İnsana bu yolu mürşid-i kâmil öğretir.

Tasavvuf, her sözünde, her işinde, dine yapışmaktır.

Tasavvuf, ızdırap çekmektir. Sükun ve rahatlıkta, tasavvuf olmaz. Yani, aşıkın maşuku aramaya çalışması, maşuktan başkası ile rahat etmemesi gerekir.

Tasavvuf, Resulullahın mübarek kalbinden çıkıp, evliyanın kalblerine gelen bilgilerdir.

Tasavvuf, kendi nefsinin ayıplarını, kusurlarını anlamaktır ve dine uymakta kolaylık ve lezzet hasıl olmaktır ve gizli olan şirkten, küfürden kurtulmaktır.

Tasavvuf, herkese merhametli olmak ve ruhsat olan ameli terk etmektir.

Tasavvuf, Allahü teâlâyı, görür gibi ibadet etmektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâyı görür gibi ibadet et! Sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor.)

(Bir kimse, iki salih komşusundan nasıl utanıyorsa, gece gündüz, kendisi ile beraber olan iki melekten de öyle utanmalıdır!) [Beyheki]

Allahü teâlânın gördüğüne inanan, Onun beğenmediği bir şeyi yapabilir mi? Yanındaki iki meleğin, günah ve sevapları tespit etmekle görevli olduğunu yakînen bilen kimse, kötü işler yapabilir mi?

Tasavvufun yediyüzden fazla tarifi yapılmıştır. Hepsinin özü ehemmi, mühimme tercihtir. Yani çok önemli işi, önemli işten önce yapmaktır.

Ağlayan bir kimse görsek, hangi üzücü şeyin bu kimseyi ağlattığını bilemeyiz. Eğer ayağına diken battığı için ağlıyorsa, diken bize batmadığı için, ona verdiği ızdırabı anlayamayız. Bir delinin, ne için güldüğünü bilemeyiz. (Şunun için gülüyorum) dese bile, o hadise deliye tesir ettiği gibi bize tesir etmez. Aşığın hâli bir başkadır. Tasavvuf da böyle bir hâl işi olduğu için biz bilemeyiz.

[B]Evliyalığa kavuşturan yol tasavvuftur

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

(İslam dininin bir sureti, bir de hakikati, özü vardır. Sureti, önce iman etmek, sonra, Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymaktır. İslam dininin suretine kavuşanların nefsi emmareleri inkârda ve isyan etmektedir. Bunların imanı, imanın suretidir. Kıldıkları namaz, namazın suretidir. Oruç ve başka ibadetleri de böyledir. Çünkü, nefs-i emmare, insan varlığının temelidir. Herkes (Ben) deyince, nefsini göstermektedir. İşte, bunların nefsleri iman etmemiş, inanmamıştır. Böyle kimselerin imanları ve ibadetleri hakiki, doğru olabilir mi? Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, yalnız surete kavuşmayı kabul buyurmuştur. Bunları, razı olduğu Cennetine sokacağını müjdelemiştir. Yalnız kalbin inanmasını kabul buyurması, nefsin inanmasını da şart koşmaması, Onun büyük ihsanıdır.

Evet, Cennet nimetlerinin de, hem suretleri, hem hakikatleri vardır. İslam dininin suretine kavuşanlar, Cennetin suretinden pay alacaklardır. Dünyada, İslam dininin hakikatine kavuşanlar, Cennetin hakikatine kavuşacaklardır. Surete kavuşmuş olanlarla hakikate kavuşmuş olanlar, Cennetin aynı bir meyvesini yiyecek. Fakat, herbiri başka tat alacaktır. Resulullah efendimizin mübarek zevceleri Cennette, Resulullahın yanında olacak, fakat duydukları lezzet başka olacaktır. Eğer, başka olmasaydı, bu mübarek zevcelerin, bütün insanlardan [peygamberlerden] daha üstün olmaları lazım gelirdi. Her üstün olan kimsenin zevcesinin de, bunun gibi üstün olması gerekirdi. Çünkü zevceler, Cennette zevclerinin yanında olacaktır. İslam dininin suretine kavuşanlar, buna uydukları zaman, ahirette kurtulabileceklerdir. Buna uyanlar, umumi evliyalığa, yani Allahü teâlânın rızasına, sevgisine ermiş demektir. Bununla şereflenen, tasavvuf yoluna girebilecek, (Vilayet-i hassa) denilen özel evliyalığa kavuşabilecek kimse demektir. Bunlar, nefs-i emmarelerini itminana ulaştırabilirler. Şunu iyi bilmelidir ki, bu vilayette, yani İslam dininin hakikatinde ilerleyebilmek için, İslam dininin suretini elden bırakmamak lazımdır.

Tasavvuf yolunda ilerlemek, Allahü teâlânın ismini çok zikretmekle olur. Bu zikir de, İslam dininin emrettiği bir ibadettir. Zikretmek, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde övülmüş ve emredilmiştir. Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, İslam dininin yasakladığı şeylerden sakınmak şarttır. Farzları yapmak, insanı bu yolda ilerletir. Tasavvuf yolunu bilen ve yolculara önderlik edebilen bir Rehber [Mürşid] aramak da, İslam dininin emrettiği bir şeydir. Maide suresinin 35. âyetinde, (Ona kavuşmak için vesile arayınız) buyuruldu. (Vesile, insan-ı kâmil demektir). Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, İslam dininin sureti de, hakikati de lazımdır. Çünkü, evliyalık üstünlüklerinin hepsi, İslam dininin suretine uymakla ele geçer. Peygamberlik üstünlükleri de, İslam dininin hakikatinin meyveleridir.
Her üstünlükte Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymak lazımdır.

Evliyalığa kavuşturan yol tasavvuftur. Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, Allah’tan başka her şeyin sevgisini kalbden çıkarmak lazımdır. Allahü teâlânın ihsanı ile, kalb hiçbir şeyi görmez olursa, (Fena) denilen şey hasıl olur. (Seyr-i ilallah) tamam olur. Bundan sonra, (Seyr-i fillah) denilen yolculuk başlar. Böylece, (Beka) denilen şey hasıl olur ki, aranılan da budur. İslam dininin hakikati buradadır. Buna kavuşan zata (Veli) denir ki, Allahü teâlânın razı olduğu, sevdiği kimse demektir. Burada (Nefs-i emmare) mutmainne olur. Nefs, küfürden kurtulup, Allahü teâlânın kaza ve kaderinden razı olur. Allahü teâlâ da, ondan razı olur. Kendini anlar. Büyüklük, kendini beğenmek hastalığından kurtulur.)
(Mektubat, c. 2. m.50)

BOZ-OK
08-03-2007, 05:52 AM
Tasavvuf, hangi pisliği atarsan at, kirlenmeyecek kadar büyük bir deniz olmaktır...

Yıldız
08-03-2007, 11:06 AM
Yazdığınız methiyeler tasavvuf icin bence doğrudur fakat salt islam ustune ilerleseydi aramak isteyen hakikatı gene bulamaz mıydı yada bulmak istemeyenlere de mi buldurmak icin yaptılar ?

Turk
08-04-2007, 05:59 AM
Tasavvufun İslam-dısı kulturlerin etkisiyle vucud buldugu gorusundeyim ama bu tasavvufun guzideligine halel getirmez, o ayrı mesele. Bugunlerde Melamilik hakkında okuyorum. Gordugum kadarıyla her tarik, hakikate giden yolun ayrı bir kolu. Ama kalbi guzelliklere kapatmak hatasına dusulurse, tasavvuftan geriye hizipcilik kalır.

yavuz
08-04-2007, 11:28 AM
Tasavvufun İslam-dısı kulturlerin etkisiyle vucud buldugu gorusundeyim

Tasavvuf, sunnete uymaktir iste... Distan gelme degil yani. ;) Hz.Ebubekir ve Hz.Ali'den beri vardir.

binbirincigece
08-05-2007, 02:25 AM
Tasavvuf, taassup düşüncesine göğüs geren, beşeri zevki, ilahi zevk derecesine çıkaran, bu iki zevkin imtizacını sağlayan bir düşünce… Bir düşünce olmaktan çok, bir yaşayış, bir hayat tarzıdır. Bu hayat tarzı ile, Hakk’a ulaşma yolunda mesafe alınır.
Tasavvuf hayatının dış yüzünde göze çarpan en belirli hususiyet, san’ata olan bağlılıktır. Cenâb-ı Hakk’ın “Mübdi (ibdâ’ edici, bedii eser yaratıcı, bir şeyi örneği olmadığı halde meydana getiren) sıfatının tecellisi olan güzel sanâtların her koluyla, tasavvuf ehli ilgilidir. Meselâ bir Mevlevi mukabelesinin koreografisi, asırlardan beri tasavvuf ehlinin ince ve yüksek san’at imbiğinden geçerek bugünkü ulaşılmaz derecesine erişmiştir. Bu; güzel yazıdan mimariye, musikiden sedefkârlığa, şiirden raksa kadar hep böyledir.
Tasavvuf hayatında san’at bir gâye değildir. “Ayin-i Evliyaullah” denilen tasavvufî âyin ve merasimlerde yeralan en geniş mânâsıyla dans, en yüksek mânâsıyla mûsıki ve edebiyat, burada bir gâye olmayıp kişiyi Hakk’a çekmek, Hak için ve Hak yolunda tuzağa düşürmek maksadıyla kullanılan bir vâsıtadır. Mûsıkî ile, raks ile hatta giyim tarzı ile kişinin göz ve kulağına hitab etmek ve böylece her insanda yaratılıştan varolan estetik duyguları harekete geçirerek kişideki beşeri zevki, ilahi zevk derecesine yükseltmek… İşte tasavvuftaki san’attan gâye budur. Çünkü tasavvufun kendi gâyesi ancak ve ancak “Hak” dır.
Güzel san’atların içinde mûsıkî, tasavvuf ehlinin çok kullandığı bir vâsıtadır. Çünkü; ruhlar yaratıldığında, Yaratıcı tarafından “Elestü bi Rabbiküm (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)” diye hitab olundu ve ruhlar “Kalû, belâ (evet dediler)” ve bu ilahi, Rabbânî hitab ile mest oldular. O, hiçbirşey ile izah edilemeyecek, hiçbirşeyden hissedilemeyecek, beşer olarak anlatılması mümkün olmayan, ancak yaşanan ve duyulan bir Rabbânî Mûsıkî idi. Kainatın sonunda da mûsıkî var: Sûr-ı İsrâfil… Allah (cc) cesetlere “Kalkın, mahşer yerinde toplanın” diyebilirdi. Böyle demeyecek, mahşeri, mûsıkî ile, yâni “ses” ile İsrâfil’in sûru ile ilân edecek..
İşte bunlar birtakım işaretlerdir ki ancak ehline malumdur. Bu işaretleri hakkıyle idrak edenlerden olan Hazret- işaretlerdir ki ancak ehline malumdur. Bu işaretleri hakkıyle idrak edenlerden olan Hazret-i Mevlânâ’da Mesnevi’sine “Bişnev in ney (Dinle bu neyi)” diye başlayarak; dinlemenin, işitmenin, sesin yâni mûsıkînin ehemmiyetini belirtmiştir.
Dinin bir “mükellefiyet”, bir de “muhabbet” yönü vardır. Mükellefiyetlerimizin sorumluluklarımızın nasıl ifa edileceğini (yerine getirileceğini) din alimleri öğretirler. Bu yoldaki muhabbetimizi hatta aşkımızı nasıl izhar edeceğimizi (açığa vuracağımızı) ise tasavvuf yolu bize öğretir. Aşkı dile getirmekte mûsıkînin ne kudretli bir vâsıta olduğu da âşikardır. İşte bunlardan dolayı Hak âşıkı tasavvuf ehli, mûsıkî ile hem-hâldirler.
ALINTI :
http://www.umutrehberi.com/yazmalar/16tasavvufvemusiki.doc

Turk
08-12-2007, 10:21 AM
Tasavvuf, sunnete uymaktir iste... Distan gelme degil yani. ;) Hz.Ebubekir ve Hz.Ali'den beri vardir.

Oyle hissedebilirsin veya silsileyi oraya baglayabilirsin fakat tasavvuf esasen Hint-İran kültürünün İslam cografyasında vücut bulmasıdır. Ayrıca İslam-oncesi Turk kulturu de Anadolu mutasavvıflarına tesir etmistir.

kurshad
08-12-2007, 03:56 PM
Tasavvuf hayatında san’at bir gâye değildir. “Ayin-i Evliyaullah” denilen tasavvufî âyin ve merasimlerde yeralan en geniş mânâsıyla dans, en yüksek mânâsıyla mûsıki ve edebiyat, burada bir gâye olmayıp kişiyi Hakk’a çekmek, Hak için ve Hak yolunda tuzağa düşürmek maksadıyla kullanılan bir vâsıtadır. Mûsıkî ile, raks ile hatta giyim tarzı ile kişinin göz ve kulağına hitab etmek ve böylece her insanda yaratılıştan varolan estetik duyguları harekete geçirerek kişideki beşeri zevki, ilahi zevk derecesine yükseltmek… İşte tasavvuftaki san’attan gâye budur. Çünkü tasavvufun kendi gâyesi ancak ve ancak “Hak” dır.

Arkadasimiz Mevleviligi anlatmis..

kurshad
08-12-2007, 04:05 PM
Tasavvuf, sunnete uymaktir iste... Distan gelme degil yani. ;) Hz.Ebubekir ve Hz.Ali'den beri vardir.

Tasavvuf; vahdet-i vucud'dur, fenafillah'tir.. Sunnete uymayanlari da vardir, uyanlari da. Sunnilikle barisik olanlari da vardir, olmayanlari da.
Bosna'daki Hamzavilik, II.donem Bayrami melamiligi gibi otoriteyle ve sunni kabulle meselesi olanlar vardir.
Sunni gelenekten gelen Naksibendilik veya sii koklere sahip olsa da Bektasilik gibi otoriteyle uyum icinde olanlar da.

yavuz
08-13-2007, 01:12 AM
Tarikatlarin dayandiklari iki kok vardir, siz de bilirsiniz... Biri, Hz.Ebubekir, digeri de Hz.Ali'dir...

Benim anlamadigim su; Ali'den gelenler Alevi-Sii oluyor da, Ebubekir'den gelenler neden Bekiri degil, Sunni oluyorlar?

Hz.Ali, sunnete aykiri bir ise mi girismis?

Bu sorunun cevabini ben de biliyorum; ELBETTE KI HAYIR! Oyleyse neden oyle bir kilif uydurulmaya calisiliyor? Iste bunun cevabinda takilip kaldim...

Sunnete aykiri Islam, sunnete aykiri tasavvuf olur mu? Benden iyi bilirsiniz ki; tasavvuftaki mertebelerden birisi de "fenafir-resul"dur.

Yıldız
08-13-2007, 03:20 AM
tasavvufun nerden geldigine dair birsuru fikir var soner yalçın yahudi mistizimine benzetti durdu ondan önce hıristiyan kültürüne benzetildi
bana kalırsa şamanlardan gelen özlellikleride var ancak fikir alt yapısı salt ve sabitken bu kadar tarik neden ????

yavuz
08-13-2007, 07:14 AM
tasavvufun nerden geldigine dair birsuru fikir var soner yalçın yahudi mistizimine benzetti durdu ondan önce hıristiyan kültürüne benzetildi
bana kalırsa şamanlardan gelen özlellikleride var ancak fikir alt yapısı salt ve sabitken bu kadar tarik neden ????

Nerelerde nasil yogrulmustur bilmem. Yalniz inanirim ki; tarikatlarin temeli olan zikrin kokenleri Hz.Ebubekir ve Hz.Ali, dolayisiyla da Hz.Muhammed(SAV)'dir.

Samanizm'le bir alakasi oldugunu dusunmuyorum. Soner Yalcin gibi kafayi Yahudilerle bozmus gorunup, Dogan Medyasi'yla is yapanlarin ettikleri laflara da itimat etmiyorum. Hristiyan kulturuyle zaten bir alakasi yoktur.

Varsa, Iran'daki, Hindistan'daki kulturlerle bir etkilesimi vardir... Yoksa yoktur.

binbirincigece
08-17-2007, 01:23 PM
Arkadasimiz Mevleviligi anlatmis..

Haklısın; zaten Mevlana en büyük mutasavvıflardan biridir.

BOZ-OK
08-17-2007, 02:14 PM
Haklısın; zaten Mevlana en büyük mutasavvıflardan biridir.


Aslinda "buyuk sozu" dinleyip epsem otursaydi daha iyiydi ya, neyse...:cool:

BOZ-OK
08-17-2007, 02:34 PM
Sunni gelenekten gelen Naksibendilik veya sii koklere sahip olsa da Bektasilik gibi otoriteyle uyum icinde olanlar da.

Dostum, "Bektasilik" ile "otoriteyle uyum" sozleri pek olmuyor gibi yan yana... Osmanli "Turk devleti" olma ozelligini yitirip bir "cok uluslu Islam imparatorlugu" haline donustukten ve ozellikle devletin resmi din anlayisi "Gazalici bir sunni anlayis" uzerine sekillendigi andan itibaren, "otoriteyle uyum" konusu gume gitmistir... "Otoriteyle uyum" konusunu da bu konunun uzmanlari olan "Mevlevilere" birakmislardir... :cool:

Abu Hurayra
11-28-2007, 09:25 AM
Tasavvuf ne Peygamberimiz Zamanlarinda, ne Tabeinler devrinde hic görülmemish onlardan sonra, dinde yenilikleri katarak ortaya chikan ayri bir uydurma yoldir. Shirk Affedilmez günah oldugundan din dushmanlari shirke yollayan böyle uydurmalari Islama karshi iye bir silah yerine kullanmishlardir, ve kullaniyorlar. Günümüzde sayisiz tasavvufin tariqatlari ayri ayri shekillenmishtir. Her birinin kendi Piri vardir. Eger öldükten sonra insan bir birine yardimci olabilseydi Peygamberimiz davetlerini vefatlarindan sonrada devam ettirib, insanlara yardimci olurlardi, Peygamber yapmayan ishi nasil sahtekar shahslar öldükden sonra yaparlar? bida onlarin ismini ortaya koyub dua etmeye ne dersiniz? Bu vasite Allaha ortak koshmak degilmi?
Degerli Gözlere Kör Sufi arkadashlar uyanin, nefsinize karshi gelirsede hakka iyman getirin, batilden yüz chevirin....

dualarla kardeshiniz....

:salam:

Demir Kağan
11-29-2007, 03:56 AM
Selahaddin kardesim, vahhabi misin? Ladun ilmi hakkinda mesela ne biliyorsun?

BOZ-OK
11-29-2007, 04:30 AM
Tasavvuf ne Peygamberimiz Zamanlarinda, ne Tabeinler devrinde hic görülmemish onlardan sonra, dinde yenilikleri katarak ortaya chikan ayri bir uydurma yoldir. Shirk Affedilmez günah oldugundan din dushmanlari shirke yollayan böyle uydurmalari Islama karshi iye bir silah yerine kullanmishlardir, ve kullaniyorlar. Günümüzde sayisiz tasavvufin tariqatlari ayri ayri shekillenmishtir. Her birinin kendi Piri vardir. Eger öldükten sonra insan bir birine yardimci olabilseydi Peygamberimiz davetlerini vefatlarindan sonrada devam ettirib, insanlara yardimci olurlardi, Peygamber yapmayan ishi nasil sahtekar shahslar öldükden sonra yaparlar? bida onlarin ismini ortaya koyub dua etmeye ne dersiniz? Bu vasite Allaha ortak koshmak degilmi?
Degerli Gözlere Kör Sufi arkadashlar uyanin, nefsinize karshi gelirsede hakka iyman getirin, batilden yüz chevirin....

dualarla kardeshiniz....

:salam:



Ve Aleykumusselam... :cool:



La serike okursun, sonra serik katarsin
Bire iki demegil, fitne kimden tutarsin
Cun KURAN gökten indi, Onu Allah buyurdu
Ondan haber ver bana, ha kitaptan ötersin

Ilim okumaktan gerek kendözünü bilmektir
Kendözünü bilmezsen bir hayvandan betersin
Kilarsin riya namaz, günahin çok hayrin az
Dinle neye varir söz, Cehennemde bitersin

Halka fetva verirsin, Ne için sen tutmazsin
Ihlas ile gelirsen bizden nesne utarsin
Sen fakihsin ben fakir, sana hiç tan'umuz yok
Ilmin var amelin yok, günahlara batarsin


******


Bir sakiden içtik sarap, Arstan yüce meyhanesi
Ol sakinin mestleriyiz, canlar onun meyhanesi
Bir meclistir meclisimiz, anda ciger kebap olur
Bir semdir burda yanan, günes onun pervanesi

Ask oduna yananlarin, Kulli vücudu nur olur
Ol od bu oda benzemez, hiç belirmez zebanesi
Ondaki mest olanlarin, "Enel hak" tir sözleri
Hallac Mansur gibidir en kemine divanesi

Ol meclisin bekrileri, sol sah-i Edhem gibidir
Belh sehrinde yüzbin ola her gusede viranesi
Yunus bu cezbe sözlerin cahillere söylemegil
Bilmezmisin cahillerin nice geçer zamanesi

Abu Hurayra
11-29-2007, 04:34 AM
Selahaddin kardesim, vahhabi misin? Ladun ilmi hakkinda mesela ne biliyorsun?
Konu unutulub shahsiyete karshi bosh laflar yapmak forum kurallarina aykiri demi Sayin Moderator Demir bey??? ; )???

Abu Hurayra
11-29-2007, 05:42 AM
Oyledir, kardes. Insan tasavvufden bir sey anlamiyor :).
Degerli Dervish,
Tasavvufchi olsaniz kendinize, cevabini kendiniz verirsiniz, ama beni shahsen görmeden, benden sormadan nasil böyle töhmet etmeye cesaret etdiniz?
Ayib Dervish bey ayib...

BOZ-OK
11-29-2007, 05:53 AM
Oyledir, kardes.

:-)

Bu bir acaip haldir bu hale kimse ermez
Alimle davi kilar, Veli degme göz görmez
Ilm ile hikmet ile, kimse ermez bu sirra
Bu bir acaib sirdir, ilme kitaba sigmaz

Alem ilmi okuyan, dört mezhep sirrin duyan
Aciz kaldi bu yolda, bu aska el uramaz
Yunus canini terk et, bildiklerini terk et
Fena olmayan suret, sahina vasil olmaz


Insan tasavvufden bir sey anlamiyor :).

:mrgreen:

Çiktim erik dalina anda yedim üzümü
Bostan issi kakiyip, der ne yersin kozumu
Agrilik yapti bana, buhtan eyledim ona
Çerçi de geldi dedi, niye aldin kuzumu

Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattim
Nedir diye sorana, bandim verdim özünü
Iplik verdim çulhaya sarip yumak etmemis
Becid becid ismarlar, gelsin alsin bezini

Bir serçenin kanadin, kirk katira yüklettim
Çift dahi çekemedi, söyle kaldi kazini
Bir sinek bir kartali salladi urdu yere
Yalan degil gerçektir ben de gördüm tozunu

Bir kut ile gürestim, elsiz ayagim aldi
Güresip basamadim göyündürdü özümü
Kaf dagindan bir tasi söyle attilar bana
Öylelik yola düstü, bozayazdi yüzümü

Balik kavaga çikmis, zift tursusu yemege
Leylek koduk dogurmus baka sunun sözünü
Gözsüze fisildadim sagir sözüm isitmis
Dilsiz çagirip söyler dilimdeki sözümü

Tosbagaya satastim, gözsüzsepek yoldasi
Sordum sefer nereye, Kayseri'ye azimli
YUNUS BIR SÖZ SÖYLEDIN,HIÇ BIR SÖZE BENZEMEZ
MUNAFIKLAR YÜZÜNDEN ÖRTTÜN MANA YÜZÜNÜ


:cool:

BOZ-OK
11-29-2007, 05:59 AM
Degerli Dervish,
Tasavvufchi olsaniz kendinize, cevabini kendiniz verirsiniz, ama beni shahsen görmeden, benden sormadan nasil böyle töhmet etmeye cesaret etdiniz?
Ayib Dervish bey ayib...

Amerikalilarin bir atasozu vardir... "If it walks like a duck, and swims like a duck and quacks like a duck...well... It is a duck"... :cool:

Abu Hurayra
11-29-2007, 06:47 AM
Amerikalilarin bir atasozu vardir... "If it walks like a duck, and swims like a duck and quacks like a duck...well... It is a duck"... :cool:
BOZ OK: Tasavvufin batil olduguni söyleyen herkes shimdi ördekmi : )?

Inglizlerdede bir Atasöz var: "Great minds discuss ideas, Average minds discuss events, small minds discuss persons"
Konulari bahsetme kenarda kalib, Shahsiyetleri bahseden dar-kushkafalilardan olmak yakishmaz!!!(Laf sahiblerini bulur!)

oğuz
11-29-2007, 06:59 AM
Arkadaşlar,olay çok kişiselleşmeye başladı...
Bunu bir ikaz kabul edin.bu satten sonra konu ile alakasız mesajlar taburun çöplüğüne gönderilecektir...iyi yazışmalar :mrgreen:

BOZ-OK
11-29-2007, 06:59 AM
BOZ OK: Tasavvufin batil olduguni söyleyen herkes shimdi ördekmi : )?


Hazir atasozlerinden acilmisken, bir Turk deyisini hatirlatmanin tam sirasi..."Lafi kicindan anlamak"... Hic duymusmuydun? :rolleyes:



Inglizlerdede bir Atasöz var: "Great minds discuss ideas, Average minds discuss events, small minds discuss persons"
Konulari bahsetme kenarda kalib, Shahsiyetleri bahseden dar-kushkafalilardan olmak yakishmaz!!!(Laf sahiblerini bulur!)

"Tencere dibin kara, seninki benden kara"....Laf sahiplerini bulur...:mrgreen:


Not: Sen icinde Hoca Ahmed Yesevi'nin de bulundugu tasavvufun ulularini sirk ile itham ederken bir kere daha dusun bence... Cunku boyle tasavvuf ululari olmasaydi, Islam Turkler'in arasinda "nah" yayilirdi... Hele Arab'in kilici buyuk Turk milletini Musluman etmeye hic yetmezdi... Bu millet kilic zoru ile Musluman olmayan bir millet olarak tarihe gectiyse, sebebi o senin iftira attigin ulu adamlar sayesindedir... Islam'in ilk yillarinda Turkler'in Islam ordularina nasil direndigi ve aralarindaki savaslari dikkate alirsan soyledigimi daha iyi anlayacaksin... Dilinin terazisi olsun... :cool:

Abu Hurayra
11-29-2007, 07:08 AM
Arkadaşlar,olay çok kişiselleşmeye başladı...
Bunu bir ikaz kabul edin.bu satten sonra konu ile alakasız mesajlar taburun çöplüğüne gönderilecektir...iyi yazışmalar :mrgreen:
Allah razi olsun...

chepny
11-29-2007, 07:20 AM
Ben bu konuda Salahiddiyn'e destek çıkayım :D

Tasavvuf bence de şirktir. Nice sofiler biliyorum, medet ya şeyhim diye feryat eden :D
İşi gücü gece gündüz şeyhi ile rabıta olan nice insanlar var. :D
Şıhımın himmetiyle bu işi hallettim. Şıhımın himmeti olmasaydı ben bu işi başaramazdım diyen bir sürü saf sofi var.

BOZ-OK
11-29-2007, 07:40 AM
Ben bu konuda Salahiddiyn'e destek çıkayım :D

Tasavvuf bence de şirktir. Nice sofiler biliyorum, medet ya şeyhim diye feryat eden :D
İşi gücü gece gündüz şeyhi ile rabıta olan nice insanlar var. :D
Şıhımın himmetiyle bu işi hallettim. Şıhımın himmeti olmasaydı ben bu işi başaramazdım diyen bir sürü saf sofi var.


Bu soylediklerinin tasavvufla uzaktan yakindan ilgisi yok, buna dense dense soytarilik denilir... Lanet olasi Yezid ne kadar ehl-i sunnet ise, bu soytarilar da o kadar sufi... :cool:

Abu Hurayra
11-29-2007, 07:49 AM
Ben bu konuda Salahiddiyn'e destek çıkayım :D

Tasavvuf bence de şirktir. Nice sofiler biliyorum, medet ya şeyhim diye feryat eden :D
İşi gücü gece gündüz şeyhi ile rabıta olan nice insanlar var. :D
Şıhımın himmetiyle bu işi hallettim. Şıhımın himmeti olmasaydı ben bu işi başaramazdım diyen bir sürü saf sofi var.
Ben Tasavvufi shirk demedim : ), shirke yollayan uydurma dedim...(;
Tasavvufcilarin belki 1% ti temiz akidali. En hoshuma gitmeyen sheyler sizin dediginiz gibi Allaha ortak kosharak medeti sheyhiden soruyor....
Bazi sufilerde tam saf : ), Zombi gibi sheyhinin veya ustadinin köpeg'i gibi olmush, Sahih kaynaklardaki sözü kabul etmeden Sheyhinin uydurma lafini aliyor...

neyse....
suf suf kuf kuf diye gezsinler (: kendileri cevab verirler...ama yazik....

ulugbekTR
11-30-2007, 06:03 AM
Ben Tasavvufi shirk demedim : ), shirke yollayan uydurma dedim...(;
Tasavvufcilarin belki 1% ti temiz akidali. En hoshuma gitmeyen sheyler sizin dediginiz gibi Allaha ortak kosharak medeti sheyhiden soruyor....
Bazi sufilerde tam saf : ), Zombi gibi sheyhinin veya ustadinin köpeg'i gibi olmush, Sahih kaynaklardaki sözü kabul etmeden Sheyhinin uydurma lafini aliyor...

neyse....
suf suf kuf kuf diye gezsinler (: kendileri cevab verirler...ama yazik....
Senin görüşün amerikadagi "musluman kardesler birligi" gorusu.
Chepny kardaş bu sözleri kulağın duyuyormu
Ben inanmıyorum demedikten sonra, müslüman kişiye kafirdir, kafire müslüman demek, şakasına bile olsa imansız gitmeye sebeb olan hallerden biridir.
Efendim nedir o haller. O hallerin toplu adına biz "54 farz" diyoruz
Estağfirullah Estağfirullah

chepny
11-30-2007, 06:18 AM
iyi de ben kimseye kafir demedim ki;
Ben sadece günümüzde bir kısım ehl-i tarikatin yolunun ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım. Yine söylüyorum. Yukarıda anlattığım şekliyle tasavvuf şirktir. Ama tasavvuf ehline kafir veya müşrik demek kimsenin haddi değildir. Çünkü çoğu bu şekilde düşünüp amel etmenin yanlış olduğunun farkında değil.

Abu Hurayra
11-30-2007, 09:02 AM
Senin görüşün amerikadagi "musluman kardesler birligi" gorusu.
Chepny kardaş bu sözleri kulağın duyuyormu
Ben inanmıyorum demedikten sonra, müslüman kişiye kafirdir, kafire müslüman demek, şakasına bile olsa imansız gitmeye sebeb olan hallerden biridir.
Efendim nedir o haller. O hallerin toplu adına biz "54 farz" diyoruz
Estağfirullah Estağfirullah
ög'lemi???????????????
vay vay vay, bilmemishmishiz? Hani kime Kafir demishim ?
Töhmet etmekde büyük günah sufi kardesh!

BOZ-OK
11-30-2007, 11:25 AM
Birilerinin derdi, alemi gerdi durumlari.... :cool:

Yahu baylar bayanlar;


Ben melamet hırkasını kendim giydim eynime
Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne

Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne alem seyreder beni

Gah giderim medreseye ders okurum hak için
Gah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne

Sofular haram demişler bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne

Sofular secde ederler mescidin mihrabına
Benim ol dost eşiğidir secdegahım kime ne

Nesimi'ye sordular kim yarin ile hoş musun
Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne


denmistir...:rolleyes:

ulugbekTR
12-01-2007, 12:33 AM
iyi de ben kimseye kafir demedim ki;
Ben sadece günümüzde bir kısım ehl-i tarikatin yolunun ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım. Yine söylüyorum. Yukarıda anlattığım şekliyle tasavvuf şirktir. Ama tasavvuf ehline kafir veya müşrik demek kimsenin haddi değildir. Çünkü çoğu bu şekilde düşünüp amel etmenin yanlış olduğunun farkında değil.
selahaddin kardeşim önce bir dinle sonra tuhaf sozlerine devam et.
cheppny, ama tasavvuf şirktir diyorsun kardesim. şirk demek rabbe ortak kosmak demektir.
barajlardan gelen su direk evlerimize gelseydi evlerimiz ve biz icinde bogulurduk.
vanalar varki bize dozunu ayarini yaparak suyu icmemizi sagliyorlar.
Bundan ornekle, tasavvuf ehlide bizim anlamakta zorlandıgımız veya yanlis anladigimiz konularda bize yardimci oluyor.
Hz Muhammed S.A.V Benim alimlerim gokteki yizlara bezer, hangisine uysaniz felaha erersiniz dememişmidir.
Ha bize düşen direkt şirktir diye kesip atmak yerine, Şunu diyebiliriz. Bazı tasavvuf ehli davranışları pek ehli sunnete uygun degil. Onlardan suphe duyuyorum gibi bir seyler soyleyebilirsiniz.
Bizim dinimiz o kadar ulvi bir dindir ki, Mescidi Kubraya Kucuk Ciş ini yapan musrigi bile azarlamayi men etmis guzel bir dille uyarmayi ogutlemistir.
Elbette insanlara guzel davranilmali selahaddin. senin gorusunu sevselerde karsi dursalarda, musrike bile guler yuzu emreden bir dine inanıyorsak aksi dusunen kardesine alayci bir tavir takınmak pek uygun bir davranis degil.

ulugbekTR
12-01-2007, 12:47 AM
Muslumanlar zemane yatlı oldu
Helal yenmez haram kıymetli oldu

Okuyan kur'ana kulak tutulmaz
Şeytanlar semirdi kuvvetli oldu

Haram ile hamir tuttu cihanı
Fesat işler eden hürmetli oldu

Kime kim Hak'tan haber verirsen
Bakaır başın salar huccetli oldu

Şagrit ustat ile arbede calar
Oğul ata ile izzetli oldu

Fakirler miskinlikten cekti elin
Gonuller yıkıban hetbetli oldu


Tutulmaz oldu peygamber hadisi
Halayık cumle Hak'tan utlu oldu

Yunus gel aşık isen töovbe eyle
Nasuh'a tovbe ucu kutlu oldu.

kurshad
12-01-2007, 04:44 PM
Dostum, "Bektasilik" ile "otoriteyle uyum" sozleri pek olmuyor gibi yan yana... Osmanli "Turk devleti" olma ozelligini yitirip bir "cok uluslu Islam imparatorlugu" haline donustukten ve ozellikle devletin resmi din anlayisi "Gazalici bir sunni anlayis" uzerine sekillendigi andan itibaren, "otoriteyle uyum" konusu gume gitmistir... "Otoriteyle uyum" konusunu da bu konunun uzmanlari olan "Mevlevilere" birakmislardir... :cool:

Dostum merhaba.. Gecikmis bir cevap olacak kusuruma bakmazsin.
Uzun zamandir pek giremedigim forumda bu vesileyle birkac satir karalamis olurum :)


Sayet Bektasiligi Alevilikle yahut Hamzavilikle karistirmazsak Bektasi tarikatinin devlet otoritesiyle son derece uyum icinde oldugunu, tekkelerinin son doneme kadar acik oldugunu soylemek yanlis olmaz. Hatta oyle ki I.Dunya savasinda Bektasi tarikati dervislerinden (Mevlevi tarikati gibi)savasa gidecek gonullu bir tabur bile olusturulmustur.

Bektasi tarikatinin sekteye ugradigi tek donem Yeniceriligin kaldirilmasiyla tekkelerinin bir kisminin kapanmasi ve devlet eliyle Naksibendiligin desteklendigi donemdir. Fakat birkac onyil icinde Bektasilik yeniden ,eskisi kadar olmasa da, sayginligini kazanmis ve yine bircok saray adaminin veya entellektuel kisinin dergahi olmustur; Bektasi deyisiyle "Bin tavladan bosananin kosuldugu son tavladir" Bektasilik...


Elbette otoriteyle uyum konusunda, belirttigin gibi mevlevilikle yarisamaz. Selcuklu zamaninda Selcuklu devlet erkaniyla, Mogollar zamaninda Mogol idarecilerle, Osmanli'da yine sarayla, nihayet CUmhuriyet donemi laik devrimle bile "uyum" icindedir Mevlevi ;)


Halbuki, Bayrami melamiliginden Hamzavilige giden yolda Oglan Seyh Ismail Masuki'nin sehid edilmesi, Husameddin Ankarevi'nin idami yahut Aleviligin Anadolu'da ezilmesi, Rum abdallari denilen kalenderilerin II Beyazid'la sunnilige zorlanmasi, Balkanlarda tekkelerinin kapatilmasi, Hamzavilerin kanla bastirilmasi ve imhasi ve tum bu heteredoks Islam uzerindeki bu dislanmanin Cumhuriyet donemine kadar surmesi Bektasiligin disindadir.

Her ne kadar Bektasilik de "cemaatdisi" Islam'in tipik bir ornegi olsa da tarikat olarak Osmanli yonetiminin, otoritesinin ve onlarin hosgoru dairesinin , yukarida saydiklarimin aksine, disinda degil icinde kalmistir.

kurshad
12-01-2007, 05:06 PM
Ben Tasavvufi shirk demedim : ), shirke yollayan uydurma dedim...(;
Tasavvufcilarin belki 1% ti temiz akidali. En hoshuma gitmeyen sheyler sizin dediginiz gibi Allaha ortak kosharak medeti sheyhiden soruyor....
Bazi sufilerde tam saf : ), Zombi gibi sheyhinin veya ustadinin köpeg'i gibi olmush, Sahih kaynaklardaki sözü kabul etmeden Sheyhinin uydurma lafini aliyor...

neyse....
suf suf kuf kuf diye gezsinler (: kendileri cevab verirler...ama yazik....

Dostum biraz okusan sanki daha mi iyi olur??

Tasavvufu sadece birkac tarikatin varligiyla aciklayacaksin? Tasavvuf'un uzerine kuruldugu Fenafillah dusuncesini yani kisinin Yaradan'da yokolmasi fikrine biriki tarikatin abuk subuk hallerini ornek gostererek mi kara calacaksin?

Insanin hayatini aynen; semadan dusen bir yagmur damlasinin okyanusa dusmesine benzeten ve insanin olumunu yagmur damlasinin okyanusa dustugunde onunla hemhal olmasi gibi Rab'bine kavusmasi olarak izah eden bir dusunce sistemine boyle mi cevap vereceksin?

Tum insanlarin ve yaratilanin aslinda Rab'bin aynadaki goruntusu oldugunu soyleyen hatta bazen daha da ileriye giderek "Ete kemige burundum Yunus diye gorundum" diyen bir derin okyanusa bu sigligi mi layik gordun?


"Bir Ben var Ben'de benden iceri" diyenleri anlamayanlara asina degiliz. Bir iki uyduruk tarikat ve seyhini tasavvuf zannedip, keramet dunyasinda kendini kaybedip Oz'den ve Hakikat'ten uzaklasanlara asina degiliz.

Islam dininin icine bakmaya usenenlere ve gunde 5 kez namaz kilmayi bir sure sonunda icindeki anlamini yitirip bunu adeta 5 kez jimnastik yapmaya donusturenlere, zahiri Yaradan'a giden yolda yeterli sananlara asina degiliz.

Hele hele, Ibni Teymiyye'nin fikir babaligini yaptigi, Abdulvahab'in yuzlerce yil sonra pazarladigi,Vahabilik inanci haline getirdigi dusuncelere ise hic ama hic asina degiliz..

BOZ-OK
12-02-2007, 01:32 AM
Bektasi deyisiyle "Bin tavladan bosananin kosuldugu son tavladir" Bektasilik...


Bu sozun uzerinde durulmalidir... :-)

Faysal
12-02-2007, 01:43 AM
[INDENT]Oyledir, kardes. Insan tasavvufden bir sey anlamiyor :).
So'fiy gapirvotdi. :D
Biz ha Wahhobiymiz. Nima edi sizga?
Tasavvuchilarda hozirda shunday amallar ko'payib ketganki shirkdan boshi chiqmaydigan bo'lgan. Ayni hozirgi zamondagisi.

BOZ-OK
12-02-2007, 06:18 AM
Tasavvuchilarda hozirda shunday amallar ko'payib ketganki shirkdan boshi chiqmaydigan bo'lgan. Ayni hozirgi zamondagisi.


:mrgreen:


[I]Sirat kildan incedir, kiliçtan keskincedir
Varip anin üstüne, evler yapasim gelir

Altinda gayya vardir, içi nar ile pürdür
Varuben ol gölgede, biraz yatasim gelir

Oda gölgedir deyu, ta'n eylemen hocalar
Hatiriniz hos olsun, biraz yanasim gelir

Ben günahimca yanam, rahmet suyunda yunam
Iki kanat takinam, biraz uçasim gelir

Andan Cennete varam, Cennette huriler görem
Huri gilmani, bir bir kosasim gelir

Dervis Yunus bu sözü, egri bügrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla kasim gelir

:cool:

binbirincigece
12-08-2007, 05:42 AM
İslam'ın özü tebliğ, ibadet ve duadır. NOKTA.

BOZ-OK
12-08-2007, 07:45 AM
İslam'ın özü tebliğ, ibadet ve duadır. NOKTA.

Bunlar Islam'in ozu degil, sadece amaca giden yolda birer aractirlar... Islam'in ozu tektir, "iyi bir insan olmak", insan-i kamil denilen sey yani... NOKTA...

binbirincigece
12-08-2007, 07:49 AM
Bunlara Islam'in ozu degil, dis kabugu, ambalaji denilir... Islam'in ozu tektir, "iyi bir insan olmak", insan-i kamil denilen sey yani... NOKTA...

Tek başına iyi bir insan olmak hiçbir anlam ifade etmez. O zaman peygamber kendisine indirilenleri diğerlerine aktarmasaydı...

İslam'ın özü evet tebliğdir; iyi insan olup başkalarının da lması için çalışacaksın.
İslam'ın özü evet ibadettir. Çünkü Allah'la ibadet ederken muhatap olursun; O'nun emirlerini ibadet ederek yerine getirirsin.

Sonuncusu, bir müslüman olarak en fazla yapman gereken şey de duadır.

BOZ-OK
12-08-2007, 08:02 AM
Tek başına iyi bir insan olmak hiçbir anlam ifade etmez. O zaman peygamber kendisine indirilenleri diğerlerine aktarmasaydı...İslam'ın özü evet tebliğdir; iyi insan olup başkalarının da lması için çalışacaksın.

Insan esas itibariyle oncelikle kendinden sorumludur, baskalarina teblig ise olsa olsa dine hizmettir... Aktarmaktan (yani tebligden) maksat, insanlara insan-i kamil olmak yolunda yapmalari gerekenleri ogretmek ve dogru yolu gostermektir, yani "arac"tir...


İslam'ın özü evet ibadettir. Çünkü Allah'la ibadet ederken muhatap olursun; O'nun emirlerini ibadet ederek yerine getirirsin.

Ibadetten maksat, hem ruhunu, hem de bedenini insan-i kamil olmak yolunda hazirlamaktir, yani "arac"tir... Yoksa ne icin ibadet? Tanri'nin senin ibadetine ihtiyaci mi var?

Sonuncusu, bir müslüman olarak en fazla yapman gereken şey de duadır.

Dua da Tanri'ya varan yolda, yani insan-i kamil olma yolunda bir aractir... Dua zaten dogasi geregi bir hedefe yonelik olur, yoksa ona dua degil "sohbet" denilir...

Evvelce de soylemis oldugum gibi, butun ilahi dinlerin (sadece Islam degil) tek bir amaci vardir, dolayisiyla hedefleri ortaktir, "insan-i kamil" olmak... Bu yolda izlenen yontemler devirden devire, peygamberden peygambere, dinden dine, degismis ama aslinda Allah indinde tek olan dinin amaci, yani ozu hic degismemistir... Insan-i kamil olmak...Onun icindir ki, tasavvufun pek guzel bir sozu vardir, "edep yahu"... Otesi amacla araci karistirmaktan baska bir sey degildir...

binbirincigece
12-08-2007, 08:31 AM
O halde ne için insan-ı kamil olmak. Alaah'ın senin kemaline haşa ihtiyacı mı var. O halde bu da bir araç. Ben burada işin felsfesinde değilim. Yoksa amaç dediğin şey değişebilir. Kimine göre cennete gitmek, kimine göre Rabbe ulaşma arzusu vs. Yoksa insan-ı kamil olmak da amaç değildir.

İslam'ın özü derken de işte bunu kastediyorum. İyi bir müslümanın yapması gereken şeyler. İyi bir müslüman aynı zamanda iyi bir mutasavvıf da olmalıdır diye bir kural yok. Ama iyi bir mutasavvıf büyük bir ihtimalle iyi de bir müslümandır. Hasılı müslüman üç şeyi yapmalıdır. Tebliğ, dua, ibadet. ÜÇ .

BOZ-OK
12-08-2007, 08:36 AM
O halde ne için insan-ı kamil olmak. Alaah'ın senin kemaline haşa ihtiyacı mı var. O halde bu da bir araç. Ben burada işin felsfesinde değilim. Yoksa amaç dediğin şey değişebilir. Kimine göre cennete gitmek, kimine göre Rabbe ulaşma arzusu vs. Yoksa insan-ı kamil olmak da amaç değildir.

İslam'ın özü derken de işte bunu kastediyorum. İyi bir müslümanın yapması gereken şeyler. İyi bir müslüman aynı zamanda iyi bir mutasavvıf da olmalıdır diye bir kural yok. Ama iyi bir mutasavvıf büyük bir ihtimalle iyi de bir müslümandır. Hasılı müslüman üç şeyi yapmalıdır. Tebliğ, dua, ibadet. ÜÇ .


Bak, ne guzel tatli tatli atisiyoz... Demek ki neymis? "NOKTA" demek o kadar kolay degilmis... Insanoglu varoldugundan beri o meshur (veya mes'um) amaci ariyor... Hala da bulamadik, ariyoz hep beraber bakalim... :mrgreen:


Not: Sahi, Mirze Elekber Sabir'in de degindigi gibi, acaba Allah bir ilave vahiy yoluyla bize Huri ve Gilman'lari cennetten kovdugunu bildirse, zahidler hala ibadet etmeye devam ederlermiydi? :cool:

binbirincigece
12-08-2007, 08:41 AM
Bak, ne guzel tatli tatli atisiyoz... Demek ki neymis? "NOKTA" demek o kadar kolay degilmis... Insanoglu varoldugundan beri o meshur (veya mes'um) amaci ariyor... Hala da bulamadik, ariyoz hep beraber bakalim... :mrgreen:


Not: Sahi, Mirze Elekber Sabir'in de degindigi gibi, acaba Allah bir ilave vahiy yoluyla bize Huri ve Gilman'lari cennetten kovdugunu bildirse, zahidler hala ibadet etmeye devam ederlermiydi? :cool:

Ey zahid şaraba eyle ihtiram
İnsan ol cihanda bu dünya fani
Ehline helaldir na-ehle haram
Biz içeriz bize yoktur vebali

Sevap Almak İçin İçeriz Şarap
İçmezsek Oluruz Düçar-ı Azap
Senin Aklın Ermez Bu Başka Hesap
Meyhanede Bulduk Biz Bu Kemali

Kandil Geceleri Kandil Oluruz
Kandilin İçinde Fitil Oluruz
Hakkı Göstermeye Delil Oluruz
Fakat Kör Olanlar Görmez Bu Hali

Sen Münkirsin Sana Haramdır Bade
Bekle Ki İçesin Öbür Dünyada
Bahs Açma Harabi Bundan Ziyade
Çünkü Bilmez Haram İle Helali


Üstat atışmıyoruz, saatlerdir ne demek istediğimi açıklamaya uğraşıyorum. Neyse ki biraz yola geldin :lool::mrgreen:

chepny
12-08-2007, 08:46 AM
Sonuncusu, bir müslüman olarak en fazla yapman gereken şey de duadır.
Furkan - 77
http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=25&ayet=77

BOZ-OK
12-08-2007, 12:56 PM
Furkan - 77
http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=25&ayet=77


Bu isler baska bir acidan bakinca farkli gorunuyor dogrusu... Bu basligin konusu olan tasavvuf ile seriatin farki da buradadir zaten...:-)

Hakikatin manisin serh ile bilmediler
Erenler bu dirligi, riya dirilmediler
Hakikat bir denizdir, seriattir gemisi
Çoklar gemiden çikip, denize dalmadilar

Bunlar gelip kapiya, seriatta durdular
Içeri giribeni ne vardir bilmediler
Dört kitabi serh eden, Asidir Hakikatte
Zira tefsir okuyup, Manisin bilmediler

kurshad
12-08-2007, 01:28 PM
Hakikat bir denizdir, seriattir gemisi
Çoklar gemiden çikip, denize dalmadilar



Tasavvuf nedir sorusunun cevabi yukarida apacik; Denize kavusmaktir...

binbirincigece
12-08-2007, 01:39 PM
Tasavvuf nedir sorusunun cevabi yukarida apacik; Denize kavusmaktir...BOZ-OK ağabey ikaz etmişti bu işe NOKTA koymak o kadar basit değil diye. Benden söylemesi.:cool:

chepny
12-08-2007, 01:52 PM
Bu isler baska bir acidan bakinca farkli gorunuyor dogrusu... Bu basligin konusu olan tasavvuf ile seriatin farki da buradadir zaten...:-)

Hakikatin manisin serh ile bilmediler
Erenler bu dirligi, riya dirilmediler
Hakikat bir denizdir, seriattir gemisi
Çoklar gemiden çikip, denize dalmadilar

Bunlar gelip kapiya, seriatta durdular
Içeri giribeni ne vardir bilmediler
Dört kitabi serh eden, Asidir Hakikatte
Zira tefsir okuyup, Manisin bilmediler
Hocam ben o ayete hangi açıdan bakarsam bakayım sadece duanın önemini görüyorum. VİRGÜL :D

binbirincigece
12-08-2007, 02:07 PM
Bu isler baska bir acidan bakinca farkli gorunuyor dogrusu...
Mesela hangi açı? Bu işleri başka türlü anlamak için Kur'ana da başka açıdan bakmak gerek. Adamı ateşe götürürsün BOZ-OK ağabey :shock: :lol:Bu basligin konusu olan tasavvuf ile seriatin farki da buradadir zaten...Biri dinsiz diğeri kavi imanlı mı demek istedin?

BOZ-OK
12-08-2007, 02:35 PM
Mesela hangi açı? Bu işleri başka türlü anlamak için Kur'ana da başka açıdan bakmak gerek. Adamı ateşe götürürsün BOZ-OK ağabey :shock: :lol:Biri dinsiz diğeri kavi imanlı mı demek istedin?


:cool:

The disbeliever's book has neither beginning nor end.
A few pages from its middle is all we ever grasp.
For religion's sake and fear of blasphemy we endure woe.
Reason cannot perceive where righteousness may go.

:rolleyes:


Bu kadar yeter... Hadi daalin bakiim, tukkanin onunu kapatiyonuz...:mrgreen:

binbirincigece
12-08-2007, 02:43 PM
:cool:

Bu kadar yeter... Hadi daalin bakiim, tukkanin onunu kapatiyonuz...:mrgreen:

Haklısın. Br deli bir kuyuya taş atmış; kırk akıllı çıkaramamış. Bu arada niye dükkanın ÖNÜNÜ kapatıyoruz, anlayamadım?

binbirincigece
12-08-2007, 03:07 PM
:cool:

The disbeliever's book has neither beginning nor end.
A few pages from its middle is all we ever grasp.
For religion's sake and fear of blasphemy we endure woe.
Reason cannot perceive where righteousness may go.

:rolleyes:



Türkçesini bulamadın değil mi :mrgreen:

Abu Hurayra
01-03-2008, 12:41 PM
Taqsir, ish qilib Tasavvuf nima ekanligini bilasiz mi? Bazibir po'stlaringizdan bilmaydiganga o'xshaysiz.


Fethullah Gülen'ning "Kalbin Zümrüt Tepeleri" asaridan.


Tasavvuf; sofî ve mutasavvıfların Hakk’a ulaşma yollarına verilen bir isimdir. Tasavvuf, hakikat yolunun nazarî yanını, dervişlik de amelî cephesini ifade eder. Ayrıca, tarikatın nazarî tarafına “ilm-i tasavvuf”, amelî yanına da “dervişlik” denil*miştir. Erbâb-ı hakikatten bazılarına göre tasavvuf, Cenâb-ı Hakk’ın insanı nefis ve enaniyet cihetiyle öldürmesi ve envâr-ı zâtiye*siyle ayrı bir diriliğe ulaştırmasıdır. Diğer bir ifadeyle, insanı kendi iradesiyle yok edip, irade-i hâssası ve ihtiyâr-ı ehadiye*siyle hareket ettirmesidir. Tasavvufa bir diğer yaklaşım ise, insa*nın her türlü ahlâk-ı zemîmeyi gidermesi ve ahlâk-ı âliyeyi ika*me etmesi istikametinde sürekli mücâhede ve murâ*kabe şek*lindedir.

Tasavvuf mevzuunda, Hz. Cüneyd’in ifadesi; “fenâfillâh” ve “bekabillâh”ı hatırlatır mâhiyettedir. Şiblî’nin sözleri ağyâr endişesine kapılmadan maiyyet-i ilâhiyede bulunabilme şek*lin*de hülâsa edilebilir. Ebû Muhammed Cerîr’in beyânı ise, her zaman kötü huylara karşı tavır almak ve ahlâk-ı haseneyi avla*mak, sözleriyle özetlenebilir.

Tasavvufu, eşyâ ve varlığın ruhuna nüfûz etmek, hadise*leri mârifet eksenli yorumlamak ve Cenâb-ı Hakk’ın her icra*atını O’nu rasat etmeye bir menfez kabul edip, kemmiyet, keyfiyet ve tasavvurlar üstü bir iç müşâhede ile, ömrünü, O’nu temâşâ ede*bilme peşinde geçirmek ve her hâlükârda O’nun, bizi görüyor olduğu mülâhazasıyla hep iki büklüm yaşamak, diye yorum*layanlar da olmuştur.

Bu ayrı ayrı tariflerden şöyle toplu bir netice çıkarmak da mümkündür: Tasavvuf, bir ölçüde beşerî sıfatlardan sıyrıla*rak, melekî vasıflar ve ilâhî ahlâka bürünerek, mârifet, mu*habbet ve zevk-i rûhânî yörüngeli yaşamaktır.

Tasavvufun esası, zâhiren şeriat âdâbına riâyet, bâtınen de o âdâba vukuftur ki, bu iki kanadı sıhhatli kullanan sâlik, zâ*hirde olan ahkâmı bâtından görür, bâtında olan ahkâmı da zâ*hirde duyar ve yaşar. Böyle bir müşâhede ve duyuş saye*sinde o, hedefe hep edeple yürür ve ona yakın dolaşır.

Tasavvuf, mârifet-i rabbâniyeye açık bir yol ve bir cid*diyet mesleğidir. Onda lâubâlilik ve hezlin yeri yoktur. Nasıl olabilir ki, o mesleğin esası, çiçek-kovan arası gelip giden arılar gibi sü*rekli mârifet nakşetmeye.. ağyârdan kalbi temiz*lemeye.. nefsi tabiî temâyüllerinden alıkoymaya.. bedenî ve cismânî arzulara karşı olabildiğince kapanmaya.. her zaman rûhâniyata açık bu*lunmaya.. ömrünü, Hz. Rûh-u Seyyidi’l-enâm’ın çizgisinde sür*dürmeye.. Hakk’ın istekleri karşısında kendi murâdâtından vaz*geçmeye.. Hakk’a intisâbı en büyük pâye bilip O’nun huzurunu soluklamaya dayanır.

Burada, tasavvufun; temeli, mevzuu, faydası, esası ve er**kânı üzerinde durmak da îcâp eder:

Tasavvufun temeli, dînin esaslarına sımsıkı sarılıp, emir ve yasaklarına da hassasiyetle riâyet ederek, açlığa, uyanık*lı*ğa mü*lâzemette bulunup, elden geldiğince nefsin haz duy*duğu şeyler*den mücânebettir.

Tasavvufun mevzuu; insanın, kalbî ve rûhî hayat seviye*sine çıkarılması, kalbin tasfiyesi ve letâifin merci-i aslîlerine yön*lendirilmesidir.

Tasavvufun faydası; insanın melekî yanlarının inkişaf etti*rilmesi, icmâlî ve mübtediyâne imanın bir kere de keşfen ve zevken duyulup yaşanmasıdır.

Tasavvufun esası; ibadet ü tâate devamla, sathî olan kul*luk şuurunun, derinleştirilerek insan tabiatının önemli bir yanı hâline getirilmesi ve insan için ikinci bir fıtrat sayılan rûhânîliğin elde edilmesiyle, dünyanın kendisine ve bizim he*veslerimize ba*kan fâni yüzüne karşı bütün bütün kapana*rak, ukbâya ve esmâ-i ilâhiyeye bakan çehresine uyanmaktır.

Tasavvufun erkânına gelince, onları da şöyle sıralamak mümkündür.

1- Nazarî ve amelî yollarla hakikî tevhide ulaşmak..
2- Hz. Kelâm’ı dinleyip anlamanın yanında Hz. Kudret ve İrâ*de’nin emirlerini de okuyup temâşâ etmek..
3- Hak sevgisiyle dolup-taşmak ve O’ndan ötürü de, bütün kâi*nâta “mehd-i uhuvvet” nazarıyla bakarak herkesle ve her şeyle hüsn-ü muâşerette bulunmak..
4- Her zaman îsâr ruhuyla hareket ederek, elden geldiğince başkalarını nefsine tercih etmek..
5- Murâd-ı ilâhîyi kendi murâdâtının önünde tutarak, öm*rünü “fenâfillâh”, “bekabillâh” zirvelerinde sürdürmeye ça*lışmak..
6- Aşk u vecd ve cezb ü incizaba açık bulunmak..
7- Simalarda sineleri duyup anlamak ve hadiselerin çehre*sinde ilâhî esrârı okumak..
8- Mânevî sefer niyetli ve hicret mülâhazalı uhrevîlikleri çağ*rış*tıracak yerlere seferler tertip etmek..
9- Meşrû dairede zevk ve lezzetlerle iktifâ edip, gayr-i meşrû daireye adım atmama mevzuunda kararlı olmak..
10- Tûl-i emel ve onun menşei olan tevehhüm-i ebediyete karşı sürekli mücadele ve mücahede içinde bulunmak..
11- Dîne hizmet ve bütün insanlığı Hakk’a ulaştırma yolunda bile olsa, kurtuluşun, yakîn, ihlâs ve rızâ yolundan geç*tiğini bir an dahi hatırdan çıkarmamaktır.

Ayrıca bu hususlara şunları da ilâve edebiliriz: Zâhir ve bâtın ilimlerle mücehhez olma ve bir kâmil insanın rehberliğine sığın*ma.. bu son iki husus Nakşîler arasında ayrı bir önem arz eder.

Burada “tasavvuf” deyip, tasavvuf düşünüp, tasavvufu yazarken, dervişlik ruhunun icmâlî mânâsını ihtivâ eden; ve ahlâk, edep, zühd kitaplarının da esası sayılan, hatta bir mânâ*da kalblerin Hakikat-i Ahmediye ile iltika noktası kabul edilen, seyr u sülûk-i rûhânînin işaret kristalleri de diyebile*ceğimiz aşağıdaki hususlara temas etmeden geçemeyeceğiz:

Bu hususların başında, “Benim gözlerim uyur, ama kal*bim uyanıktır”[1] beyânıyla irtibatlandıracağımız.. ve “İnsanlar uyku*dadırlar, öldükleri zaman uyanırlar”[2] beyânına esas teş*kil eden “yakaza” gelir. Sonra da onu tevbe, inâbe, muhase*be, tefekkür, firar, i’tisâm, halvet, uzlet, hâl, kalb, hüzün, havf, recâ, huşû, zühd, takvâ, vera’, ibadet, ubûdiyet, murâ*kabe, ihlâs, istikamet, tevekkül, teslim, tefvîz, sika, huluk, te*vâzu, fütüvvet, sıdk, hayâ, şükür, sabır, rızâ, inbisât, kasd, azim, irade, mürîd, murâd, ya*kîn, zikir, ihsan, basîret, firâset, sekîne, tuma’nîne, kurb, bu’d, mârifet, muhabbet, aşk, şevk, iştiyak, cezbe, incizap, dehşet, hayret, kabz, bast, fakr, gınâ, riyâzât, tebeddül, hürriyet, hür*met, ilim, hikmet, himmet, gayret, vilâyet, seyr, gurbet, istiğrak, gayb, kalak, vakit, safâ, sürûr, telvin, temkin, mükâşefe, müşâ*hede, tecelli, hayat, sekr, sahv, fasl, vasl, fenâ, beka, tahkîk, tel*bîs, vücud, tecrîd, tefrîd, cem’, cem‘u’l-cem’ ve tevhid takip eder ki, bu kitapçık*ta icmâlî mânâlarıyla dahi olsa, bunları tanı*manın mümkün olabileceğini düşünüyoruz.

Her şeyin doğrusunu yalnız Allah (c.c.) bilir ve doğru yola hidayet etmek de O’na mahsustur.

[1] Buhârî, teheccüd 16; Müslim, salâtü’l-müsâfirîn 125
[2] Hz. Ali ve Süfyan es-Sevrî gibi bazı İslam büyüklerine dayandırılan bu söz için bkz. Aliyyü’l-Karî, el-Masnû’ 1/199; el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 2/414, 525; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 7/52


Sızıntı, Ağustos 1994, Cilt 16, Sayı 187

Darvesh Nurcıların diğer tasavvuf ehlinden farkı ne???