View Full Version : Melal...
yavuz
08-04-2007, 09:46 AM
Melal diye birsey varmis...
Tarik Bugra'nin "Gencligim Eyvah" adli romanini okurken takildim ilk, bu kelimeye. Orada da Ahmet Hasim'in "O Belde"sinden alinti yapilmisti. Ahmet Hasim'in, siirinde anlattiklarini okuyunca "bu dert, benim derdim iste" dedim. Dogru mu ettim bilmiyorum...
Nedir bu melal sizce? Bileniniz var mi? Yorum getireniniz?
"Entellektuel" kelimesi her ne kadar bir takim zevatca kirletilmis olsa da, gercek anlamiyla; aramizda pek cok entellektuel abimizin/ablamizin oldugunu gordum. Bunu bir tartisalim onlarla...
(Biz? Cuhela takimi...) ;)
Evvela entellektuel degil entelektuel.
Ben "Celebi" yi seviyorum. Yemisim entelini dantelini...
yavuz
08-04-2007, 10:02 AM
Evvela entellektuel degil entelektuel.
Ben "Celebi" yi seviyorum. Yemisim entelini dantelini...
Yabanci kelime, oyle de kullanilir, boyle de. Bu tip ayrintilara takilmayip, basligin esas konusuna gelsek... :rolleyes:
Yavuz
Kibir hic hos degildir ;)
eflatunn
08-04-2007, 10:26 AM
Nedir bu melal sizce? Bileniniz var mi? Yorum getireniniz?
Genel anlamıyla fazlasıyla üzüntü içeren bir ruh hali,sıkıntı.
Ama tek bir kelimeye indirgenemez.
Ahmet Haşim'in melal'i zor yıllar,zor şartlar olsa gerek.Sonuçta o da bir sıkıntı.
...melâli anlamayan nesle aşina değiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü insanlık
bu sefil şehvet, bu kirli bakış,
bulamaz sende bende bir anlam...
Ahmet Haşim'in burada melal'den kastı duyarsızlık olsa gerek.
Dizeler bugünle ne kadar da örtüşüyor.
Biraz daha okumak araştırmak gerekiyor.
Ahmet Haşim'in burada melal'den kastı duyarsızlık olsa gerek.
Dizeler bugünle ne kadar da örtüşüyor.
Burada melal'i kullanara duyarsızlık anlatılmıs ama kelime anlamı olarak "duyarsızlık" degil.
Zaten sevmedim bu kelimeyi :D
...melâli anlamayan nesle aşina değiliz.
Bugun ki can sıkıntımız SEREFSİZlerin serefleri uzerine yemin etmesi.
Bunu kim anlıyor ? gibi....
eflatunn
08-04-2007, 10:37 AM
Burada melal'i kullanara duyarsızlık anlatılmıs ama kelime anlamı olarak "duyarsızlık" degil.
duyarsızlık olsa gerek.
Demişim zaten.
Tam olarak o anlamı vermediği kesin.
Kur_Sad
08-04-2007, 10:50 AM
Bir de Karacaoğlan'ın,
Ela Gözlüm Ben Bu Elden Gidersem,
Zülfü Perişanım Kal Melul Melul.
Kerem Et, Aklından Çıkarma Beni,
Ağla Göz Yaşını, Sil Melul Melul...
Buradaki "melul" "melal"den türetilmiş zannımca.Bildiğiniz gibi Arapça/Farsça'da ekler sadece sona gelmiyor.Başa ve ortaya da gelebiliyor...
Buradaki melul-melal ilişkisi sükun-sakin ilişkisiyle aynı bence...
Ben dilbilimci olmalıymışım :D
yavuz
08-04-2007, 12:09 PM
"Melal"den kasti, Hasim'in, duyarsizlik miymis? Ben sikinti olaraktan dusundum hep... "Bu sikintiyi, ruh halini bilmeyen nesle tanidik degiliz, ben onlarin ..." diyo gibi geliyordu bana. Hala da oyle geliyor. :lol:
Cok derin bu siir, coook...
"O Belde" bence bastan basa "melal"i anlatiyor...
O BELDE
Denizlerden
Esen bu ince hava saclarinla eglensin.
Bilsen
Melal-i hasret u gurbetle ufk-i sama bakan
Bu gozlerinle, bu huznunle sen ne dilbersin!
Ne sen,
Ne ben,
Ne de husnunde toplanan bu mesa,
Ne de alam-fikre bir mersa,
Olan bu mai deniz
Melali anlamayan nesle asina degiliz.
Sana yalniz bir ince taze kadin
Bana yalnizca eski bir budala
Diyen bugunku beser
Bu sefil istiha, bu kirli nazar,
Bulamaz sende bende bir mana,
Ne bu aksamda bir gam-i nermin
Ne de durgun denizde bir mugber
Lerze-i istitar u istigna.
Sen ve ben
Ve deniz
Ve bu aksam ki lerzesiz sessiz
Topluyor bu-yi ruhunu guya,
Uzak
Ve mai golgeli bir beldeden cuda kalarak
Bu nefy u hicre muebbed bu yerde mahkumuz..
O belde?
Durur menatik-i dusize-i tahayyulde;
Mai bir aksam
Eder ustunde daima aram;
Eteklerinde deniz
Doker ervaha bir sukun-i menam.
Kadinlar orda guzel, ince, saf, leylidir,
Hepsinin gozlerinde huznun var
Hepsi hemsiredir veyahut yar;
Dilde tenvim-i iztirabi bilir
Dudaklarindaki giryende buseler, yahut,
O gozlerindeki nili sukut-i istifham.
Onlarin ruhu sam-i mugberden
Mutekasif menekselerdir ki
Mutemadi sukun u samti arar;
Su'le-i biziya-yi huzn-i kamer
Multeci sanki sade ellerine.
O kadar natuvan ki, ah, onlar,
Onlarin huzn-i lal u mustereki,
Sonra dalgin mesa, o hasta deniz
Hepsi benzer o yerde birbirine..
O belde
Hangi bir kit'a-i muhayyelde?
Hangi bir nehr-i dur ile mahdud?
Bir yalan yer midir veya mevcud
Fakat bulunmayacak bir mela-i hulya mi?
Bilmem. yalniz
Bildigim sen ve ben ve mai deniz
Ve bu aksam ki eyliyor tehziz
Bende evtar-i huzn u ilhami,
Uzak
Ve mai golgeli bir beldeden cuda kalarak,
Bu nefy u hicre muebbed, bu yerde mahkumuz.
Ahmet Hasim.
Denizlerden esen ince hava saclarinla eglensin. Hasret ve gurbet melaliyle aksam ufkuna bakan bu gozlerinle, bu huznunle bilsen sen ne dilbersin!
Ne sen, ne ben, ne de guzelliginde toplanan bu aksam, ne de fikrin elemlerine bir liman olan bu mavi deniz, MELALI ANLAMAYAN NESLE ASINA DEGILIZ. Sana yalniz bir ince taze kadin, bana yalnizca eski bir budala diyen bugunku insanlik, bu sefil istiha, bu kirli bakis, bulamaz sende bende bir mana, ne bu aksamda ince bir gam, ne de durgun denizde bir kirgin gizlenis ve umursamazlik titreyisi.
O belde? Bakir hayal bolgelerinde durur; mavi bir aksam daima ustunde dinlenir, eteklerinde deniz ruhlara bir uyku sessizligi doker. Kadinlar orda guzel, ince, saf, geceye baglidir, hepsinin gozlerinde senin huznun var, hepsi kiz kardes yahut sevgilidir; dudaklarindaki aglayisli opusler, yahut, o gozlerindeki mavi soru sukutu gonulde acilari uyutmasini bilir. Onlarin ruhu kizgin aksamdan kesif menekselerdir ki durmadan sukun ve sessizligi arar; ayin huznunun isIksiz pariltisi sanki yalniz ellerine siginmis. O kadar celimsiz ki, ah, onlar, onlarin dilsiz ve ortak huzunleri, sonra dolgun aksam, o hasta deniz, hepsi o yerde birbirine benzer. O belde hangi hayali kitada? Hangi uzak nehirle sinirli? Bir yalan yer midir veya mevcut fakat bulunmayacak bir hulya siginagi mi? Bilmem.. Yalniz bildigim sen ve ben ve mavi deniz ve bu aksam ki bende huzun ve ilham tellerini titretiyor, uzak mavi bir ulkeden ayri kalarak bu yerde bu surgun ve hasrete ebediyen mahkumuz.
'Ahmet Haşim, hayatı, eserleri', Varlık Yayınları.
Ayrica "melil melil"(ve benzerleri) melalden turemis diye daha once de duymustum...
yavuz
08-04-2007, 12:12 PM
Yavuz
Kibir hic hos degildir ;)
En yakin arkadasim hakkinda duzgun konus. :lol:
Uzbey
08-04-2007, 05:31 PM
"Ulkemin hali pur melali"
binbirincigece
08-04-2007, 05:33 PM
ANLAYAMADIĞIM
Pürmelal bahtıkara
Bir bahçivan çığlığıdır ömrümüz
Yüzünde kirlisarı tortusu kahrın
Yakar evinin perdelerini
Camlarından sevda sızar yollara
Çürüyen bir baharın
Ardında virane akınca ırmak
Şahmarana gül sunmak gibidir ilan-ı aşk
Göçmen kuşlara mahkum bir mevsimdir yaşamak
Anlayamadığım kül, hangi yangına meftün
Hangi alev baykuşu ötüyor bahçemizde
Rengarenk bir erguvan gergefidir yaşamak
Mağrur bir intiharın önünde eğilemem
Ölümü sevmeyenler yürüyemez ölüme
Hülya neden amansız cerihamdır, bilemem
Anlayamadığım gül, açarmı benim için
Bir ikindi vaktinde ölsede son cihangir
Belki bir hatırası kalır kefenim için
Nurullah Genç'in yukarıdaki şiirinde "pürmelal" olarak, hüzünlü, üzüntülü anlamında kullanılmış. Bu arada bu şiir de gerçekten mükemmel...
Bir diğeri...
...Düz günler monoton, bayramlarsa bir karnaval,
Adeta bir çöl gibi bana bu koca diyar;
Izdırap tam ızdırap, neş’enin rengi melal,
Hazanla inim inim duyduğum yaz-bahar...
Burada da sıkıntı, keder anlamında geçiyor.
Nurullah Genç de senin gibi çok üstünde durmuş bu kelimenin :
Ey Melal
Ey hüznün ötesinden içime bakan melal
Ahuların seni kıskandığını
Kalbime fısıldarken rüzgarın dudakları
Yüreğine tutunmak istiyorum sessizce
Esrik bakışlarını ayırma gözlerimden
Şafak hatıraların kanadında gizlidir
Tanyeri bir çocuğun avuçlarında
Ey ömrümü bir bahtın ucunda yakan melal
Ruhumu bir gül gibi ellerine bırakıp
Zambakların sırrına yürüyorum sessizce
Esrik bakışlarını ayırma gözlerimden
Ey damar damar öfke, pıhtı pıhtı kan melal
Nerede, karanlığa hükmettiğimiz günler
Neden böyle vurgunuz ateş dilberlerine
Erdem çiçek özüdür, yıldızlardan süzülür
Pembe bir yanılgıdır hayatı büyülemek
Yabancı doruklara uzatma ellerini
Esrik bakışlarını ayırma gözlerimden
Ey gönlünü bir damla suya bırakan melal
Yenilgi doldurulmuş diye bardağımıza
Prangaya vurmalı mıydık geçmişimizi
Zamanın yılgınlığı gömülmeden toprağa
Ruhumu bir sır gibi mehtabına gizleyip
Eski umutlarıma dönüyorum sessizce
Esrik bakışlarını ayırma gözlerimden
Terkediyorum uykuda gülümseyen kuşları
Şehrayin siliniyor ufkumdan; gün dönüyor
Ey dünyama ırmaklar misali akan melal
Yakındır, gökyüzünde açması çiçeklerin
Kaktüslerin bahara erişmesi yakındır
Ayırma gözlerimden esrik bakışlarını
Esrik bakışlarını ayırma gözlerimden
Ey hüznün ötesinden içime bakan melal
Ey ömrümü bir bahtın ucunda yakan melal
Ey damar damar öfke, pıhtı pıhtı kan melal
Ey gönlünü bir damla suya bırakan melal
Ey dünyama ırmaklar misali akan melal
Esrik bakışlarını ayırma gözlerimden
Nurullah Genç
Şu an tek tek yorum yapamayacağım, sonra tekrar dönerim.
İlk olarak aklıma can sıkıntısından habersiz genclik geldi.
Simdi diyebilirim "bizin gecnler nereden anlayacak peeh" de olabilir ama
"asina degiliz"
dedigine gore "nesil bozuldu" anlamı cıkarabiliriz.
Adam sembolist altına neler saklamıstır simdi ?
Sana yalniz bir ince taze kadin
Bana yalnizca eski bir budala
Diyen bugunku beser
Su'le-i biziya-yi huzn-i kamer
Ne diyeyim ki ben?
binbirincigece
08-04-2007, 06:58 PM
Bu da benim melalim Yavuz:
ANNE'den...
"...Kolay mı “anne” demek, anne; ıslak yüzüne?
Bir damlada bogulan melale tutsaklıgım.
Uzattıgın ellerin bahtıkara hüznüne,
Bundandır sırt dönüsüm, bundan aglamaklıgım..."
Melal, burada gözyaşının kaynağı ya da sebebi. Detaylar için bkz.:
http://forum.arbuz.com/showthread.php?p=770816#post770816
yavuz
08-05-2007, 11:15 AM
Bense; "melal"i, bir hal, bir dert olarak ele aliyorum...
Bir dert... Surekli yakanda. Ama her an aci vermiyor. Herhangi bir anda kucucuk alakali oldugun bir konudan kanina giriyor ve zehrini birakip gidiyor. Sana kalansa, aciyi cekmek. Aci ve acinin sebebi alakasiz... Zaten aci cekerken, sebebi unutulup gidiyor.
Cocukken izledigim bir filmdeki masaortusunun bir benzerini hayatimda bir daha gorsem, anaokuluna giderken giydigim onlugu bir baska cocukta daha gorsem, bir sairin olmeden once yazdigi son siiri onun oldugu yerden cok uzakta bir yerde okusam, sarkinin birinde uyusturucu kelimesini duysam... Aninda o "hal"e geliyorum gibi oluyor. Olaylarin hepsi de benimle az-cok alakali. Kisisel olarak bir alaka yani... Bir yerde onbinlerce insan olse, o kadar etkilenmem. Ama bazen bir masaortusu, bir kelime, bir ruya, bir elbise beni cok buyuk acilar cekmeye sevk ediyor. Saatlerce bir basima, dolasip duruyorum. Olup olup diriliyorum...
ZEVAL
Belki...
Uyandigim an seni yanimda sanirim;
Oper, koklarim durmaksizin... Bu hayal mi?
Ve aksama dek yatagimda kivranirim,
Icimde bir dert; sukut gibi mi, melal mi?
Idare ediyorum karin toklugunda,
Ne hallerdeyim, ah bir bilsen, yoklugunda!
Gelme zaten, varligin da bir, yoklugun da...
Ne'ylemeye ugrasirsin beni sen, lal mi?
Yatsi okundu, duramam artik yerimde,
Sen... Dert! Kamcilarini gezindir derimde,
Vur hancerini, gogsum de senin, serim de.
Durma! Bekledigin ne? Sozume meal mi?
Bir dert; bilmiyorum, anlatsam nasil olur?
Yurusem "otur" der; basimi kasisam "dur!"
Emrindeyim, O; hava, su, toprak, ates, nur...
Yakar beni! Yanik yanim nere? Semal mi?
Terk et artik beni sen, yegane derdim; git!
Git ve ben gezineyim sokaklarda, it it...
Evet, dunya bugun olmeye pek musait,
Sonunda dirilis var; yaptigim zeval mi?
Sanki...
Muhammed Yavuz Gorgulu
00:35 / 29 Haziran 2007
yavuz
08-06-2007, 03:11 AM
MELAL PERISI
Bagrima bir gece coktu aglama,
Bir garip hayalet girdi ruyama,
Dedi: "Sen asIksin artik aksama:
Cunku ben gonlune keder getirdim.
Duyurmadan gecer sevginin gunu,
Nese bu cihanin donmez surgunu,
Al armaganimi ve yar gogsunu:
Yarasi kapanmaz hancer getirdim.
Beni gordun, artik cikmam aklindan,
Titreyerek kacar sana yaklasan,
Al kanlar fiskirir elini sIksan:
Her yani dikenli guller getirdim.
Bahara erisip dusme emele,
Derdini yavasca geceye soyle,
Basini egip de sarkimi dinle:
Hicran illerinden haber getirdim."
Nurullah Atac
"Nurullah'in Dergah'da nesrettigi siirler arasinda hic olmazsa bir tanesi vardir ki, -'Yarasi kapanmaz hancer getirdim' misrasi bulunan siirden bahsediyorum- devrin hece siirleri arasinda belki en guzellerinden biridir."
(A. H. Tanpinar, "Nurullah Atac Icin", Edebiyat Uzerine Makaleler, Istanbul: M.E.B., 1969, s. 465)
Dert bu melal dert, sikinti, aci; "hal"...
vBulletin® v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.