View Full Version : Divan Siirinden Damlalar...
Eskilerin hayatı anlamaları ve bir özge temâşâ ile seyretmeleri imrenilmeyecek gibi değil. Söz uçar, yazı kalır ya; iyi ki bir kısmını yazmışlar da, modernitenin bunalttığı ve insanlığımızı acımasızca tükettiği günümüzde bize bir nefes alma imkânı bahşetmişler... Divan şâirleri bazen rindâne söylemişler, bazen âşıkâne, bazen de hakîmâne...
Bilhassa hikemî söyleyişler ihtivâ eden, bir hayat düsturu ortaya koyan beyitlerle alâkadar olmayı –moda deyişle- hobi olarak tavsiye ederim herkese. Günümüzün –yine moda deyişle- stresli ortamında âsûde zaman ve mekânlardan esintilere o kadar muhtaç bulunuyoruz ki…
Altının kıymetini sarraf bilirmiş, incinin hâlisini kimyâger anlarmış ve bülbül gül ararmış. Şöyle bir dinlenme ihtiyâcı duyduğunuzda bu başlığımızın müdavimlerine refâkat etmesi için şu beyitleri arz ve takdim ediyorum...
Afiyet olsun, kalplerinize zevk-u huzur damlaları serpsin...
Güle gûş ettiremez yok yere bülbül inler
Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler - Karamanlı Kâmî
(Zavallı bülbülün sesini işittiremeden boşu boşuna gül için feryâd etmesi gibi; dostluk ve vefâ sayfasını da ne okuyan var, ne dinleyen.)
Gerdûn sitem-i baht-ı siyâh etmeğe değmez
Billâh bu gamhâne bir âh etmeğe değmez – İzzet Molla
(Felek, kara baht sebebiyle sitem etmeye değmez; bu alçak dünya da bir kez olsun âh! Etmeğe değmez.)
Erbâb-ı aşka pîşe hemân her gün âh imiş
Her bir nefes ki âh ile geçmez, günâh imiş
(Aşk ehli için her gün (âh!) etmek kaçınılmazdır; hattâ her nefes! Âh’sız geçen günü günah sayar onlar.)
....
devam ettirecek olan arkadaşlarımız varsa, lütfen açıklamalarını da unutmasınlar....
yavuz
08-14-2007, 08:19 AM
Hayranimdir su beyite; dilimden dusmez...
“Beni candan usandirdi, cefadan yar usanmaz mi?
Felekler yandi ahimdan muradim sem’i yanmaz mi?”
(Sevgili beni canimdan usandirdi, cefadan usanmaz mi?
Ahimdan felekler yandi, murad mumum yanmaz mi?)
Fuzuli
Kur_Sad
08-14-2007, 04:52 PM
Mende Mecnun'dan füzun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnun'un ancak adı var...(Fuzuli)
Uzbey
08-14-2007, 05:11 PM
Divan Siiri konusunda Turkiye'de ustad sayılan bir isim:İskender Pala
Ah Min'el Ask adlı kitabı bir harikadır.Divan Siirinin deryasında boguluyorsunuz bu kitapta,kullanılan kelimelerin ne kadar ustaca oldugunu goruyorsunuz.
Ayrıca İskender Pala TRT 2'de de program yapıyordu Divan Siiri ile ilgili,bazen ogrencilerle bazen de tek misafirle ilginc bir program,bu yıl yayınlanacak mı bilemiyorum.
Bu da Ah Min'el Ask kitabından:
Deliye sersemlik,saire akıl,
Kötülere kemlik,dugune nakıl,
Kuheylana yemlik,esege cakıl,
Her hizmete mudam ne guzel uymus.
Kalbi
Nakıl kelimesi hakkında uzun bi acıklaması vardı ama benim aklımda kalan:Nakıl;ısıklandırılmıs bir agaca asılan paralar,dugunlere bunları getirirlermis,tabi yanlıs hatırlıyor da olabilirim.
Fakat ne yazık ki,okudugumuz divan siirlerini anlayamıyoruz,ne kadar uzucu bir durum,keske biz de onlar gibi o kadar kelime hazinesine sahip olabilseydik,yazdıklarını anlayabilseydik.
BOZ-OK
08-15-2007, 03:20 AM
Divan siiri bana nedense fen bilimi ile ilgili derslerden alinan cok yuksek notlarin yaninda curuk dis gibi siritan, edebiyattan alinan bir "5" gecer not, bir turlu ezberlenemeyen aruz vezni ve basima bela olan "Kar" siiri ile butun lise hayatim boyunca kendime sorup da yanitini alamadigim, "yahu arkadas adamin birinin oturup develerin yuruyusune baka baka buldugu su aruz vezni denilen bas belasi hangi derde deva olucak?" sorusunu hatirlatir... Neyse... :mrgreen:
yavuz
08-15-2007, 04:04 AM
Divan siiri bana nedense fen bilimi ile ilgili derslerden alinan cok yuksek notlarin yaninda curuk dis gibi siritan, edebiyattan alinan bir "5" gecer not, bir turlu ezberlenemeyen aruz vezni ve basima bela olan "Kar" siiri ile butun lise hayatim boyunca kendime sorup da yanitini alamadigim, "yahu arkadas adamin birinin oturup develerin yuruyusune baka baka buldugu su aruz vezni denilen bas belasi hangi derde deva olucak?" sorusunu hatirlatir... Neyse... :mrgreen:
Ben divan siirine bu kadar anlam yukleyen birini daha gormedim. :-)
Âsûde olam dersen eğer gelme cihâne
Meydâne gelen kurtulamaz seng-i kazâdan – Ziyâ Paşa
[Başının rahat olması ancak bu dünyaya gelmemekle mümkündür; o ise muhâldir. Dünya harp sahası gibidir; taş isabetinden kurtulmanın imkânı yoktur. (Gam gider, hicrân gelir, şâd olmanın imkânı yok) Ziya Paşa bu beytinde ‘kazâ’ kelimesini iki anlamıyla kullanıyor ve ikisi de anlamını buluyor: sana nişan alınarak atılmış olmasa da kazaen isabet edecek taştan kurtulamazsın; kaderin hükmü olarak taş isabetinden seni hiçbir şey kurtarmaz.]
Burada yukarıdaki beyte belki de bir cevap mahiyetinde olabilecek Yenişehirli Avnî Bey’in şu beyti de hatırlanmalıdır:
Sanman taleb-i devlet ü câh etmeğe geldik
Biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik
[Bizim bu âleme makam ve mevki ele geçirmek için geldiğimizi sanmayınız; bir Yâr için âh etmeğe geldik biz. (Tabiîdir ki ilâhî aşk anlatılmaktadır)]
***
Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilir geçse sebâ gülşenimizden
(Sultan II Selim’ e ait olan bu beyt Yahya Kemal’i kıskandırmış. Demiş ki “En az Selimiye kadar ihtişamlı; bir şâir olarak bunu yazan ben olmak isterdim.”)
Yahya Kemâl’ in dediği gibi değil mi efendim:
Eslâf kapıldıkça güzelden güzele
Fer vermişler o neşveyle gazelden gazele
Sönmez seher-i haşre kadar şi’r-i kadîm
Bir meş’aledir devredilir elden ele
(Eskiler güzele gönül verince gazellerle tesellî bulmuşlar; elden ele devredilerek kıyamete kadar sönmeyecek bir meşâledir eski şiirimiz.)
EGETÜRK
08-16-2007, 11:55 AM
''Her tac olmaz fahr-u fena ehline sertac
Türk ehlinüney hace biraz başı kabadır'' Baki
''her taç yoksulluk ve yokluk ehline baştacı olmaz. Ey hoca Türk toplumundan olanın başı kabadır, sultan olma yeteneğinden yoksundur''
''Değme etrak ne bilsin gam-ı aşkı Adli
Sırr-ı aşk anlamaya hallice idrak gerek'' II.Beyazıt
''Türkler ne anlar aşktan Adli / Aşkın sırrını anlamaya epeyce akıl gerek''
''Başına tac aldı çıktı ol pelid / İtdi bi-idrak etrakı mürid'' Hoca Sadettin efendi
(yani Şah İsmail'i kastederek,) bir alçak başına taç alıp çıktı / idraksiz Türkler etrafında mürid oldular.
''Mesihi gökten insen yer yok / Yüri var gel Arabdan ya Acemden.'' Mesihi
Aldım hazz-ı ekberi nigehin seyrinde cânâ
Ko ben bîmâr-ı gamı günehin deyrinde cânâ
Sen tek büt-i tersâ cûş edip lâtîfelerimden
Olmaz mı ehl-i harâbât âbâd derinde cânâ
Zülf-i zerrin değsin tek, istemez bir özge dilek
Ellerime ki işleye müdâm emrinde cânâ
Ya hased etsin rakîb hem âzâd olsun ben garîb
Kıl karâr ki yanarım, olmaz mı umrunda cânâ
Gehî ben güldüreyim, gâhî kendin gül, gonce-gül
Tek sen gül, bin gülzâr fedâ olsun uğrunda cânâ
Erdem'e rûzgâr olub zülfün ki her tel bir sâldır
Ver garîb sürsün safâsın dâim ömründe cânâ.
Ehl-i irfânım diye kimseye ta’n etme sen
Defter-i irfâna sığmaz söz gelir dîvâneden
İrfân : Ma’rifet. kalp gözü açıklığı. İrfân sâhibine ârif derler
(Sordular gönül sultanına âlim, ârif, velî ne demektir diye; şöyle cevap buyurdu:
-Kafa bilgilerine sâhip olana âlim denir
-Kalp bilgilerine sâhip olana ârif denir
-Hem kafa hem kalp bilgilerine sâhip olana velî denir.)
Ta’n etmek : Kınamak
[Ben bilgiliyim, okudum yazdım falan diyerek kimseyi küçük görmeye kalkma sakın. Çünkü deli bildiğin kimseden öyle bir söz sâdır olur ki, şaşar kalırsın; kitaplara sığmaz, aklın durur.]
bu Necip Fazıl merhumun şu mısralarını da hatırlattı.
Ne okudun ne öğrendin ne bildinse berhava
Yer çökmeden gök iki şak yarılmadan geçilmez
Varlık niçin yokluk nasıl yaşamak ne topyekün
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez
Ya da…
Kuyruğu etrafında dönen kedi hayrette
Alim ki hayreti yok ne boş yere gayrette
Yahyâ Bey’in muhteşem beyti:
Derûnî âşinâ ol taşradan bîgâne sansınlar
Bu bir zîbâ revişdir âkıl ol dîvâne sansınlar
[Kalp gözüyle görenlerden ol, dışarıdan câhil sansınlar seni. Husûsî ve güzel bir gidiştir şu ki; sen akıllı ol da seni deli sansınlar.]
Deli olmadan veli olunmazmış.
Batiston
10-18-2007, 05:22 AM
Saki getir,getir yine dünkü şerabımı
Söylet dile getir yine çeng ü regabımı
Ben var iken gerek bana bu zevk ü safa
Birgün gelir ki görmez kimse türabımı
2.MURAT
BOZ-OK
10-18-2007, 07:32 AM
Divan siirinin devlerinden Neyzen Tevfik... :cool:
Şahid-i Şevk u Safa
Şahid-i şevk u safa etmez teveccüh bizlere,
Yaver-i bahtı ezelde gırtlağından boğmuşuz.
Safha-i mazi mülevves, hal bok, ati kenef
Mader-i hürriyetin guya g...nden doğmuşuz.
vBulletin® v3.7.0, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.