PDA

View Full Version : Nesli NESİN


oğuz
08-20-2007, 03:08 AM
Bugün yiğenim weci'den mail kutuma bu mesaj düştü.sizlerle paylaşmak istedim.



Aziz Nesin'den Atatürk'e

Aziz Nesin'in Atatürk'e hitaben yıllar önce yazdıkları, güncelliğini hiç kaybetmemiş.

Kısaltarak naklediyorum:

'Atam, hâlâ yaşıyorsak; edepsizlik sayesinde!

Altı oku soruyorsan, politika dehlizinde!Yobazlarla gericiler, onlar bizden daha zinde!

Halkçılıkla devletçilik: Anlatamam, çok hazin de...Çoktan beri sahteciler, ağır çeker her vezinde!Tek umut var, o da yalnız, Amerikan dövizinde!

Sorma Ata'm, halimizi, hal mi kaldı anlatacak...Yata yata çok yorulduk, tatil yaptık, izindeyiz!Hocamız var, hacımız var, uçan kuşa borcumuz var,Geçeceğiz Avrupa'yı ama şimdi izindeyiz!'

Türk milleti çalışkandır'. Biz de senin tezindeyiz,Dinlenmekten yorulduk da, onun için izindeyiz!

İlerledik Ata'm öyle, şimdi görsen tanımazsın,Arasan da bulamazsın, Amerikan tarzındayız,Bugün değil, bu yıl değil, çoktan beri izindeyiz!

Hani, 'Türk, öğün, çalış, güven' demiştin ya...Biz ilkinde takılıp kaldık, çalışmaya zaman kalmadı.Her sabah güne başlarken, 'Türküm, doğruyum, çalışkanım'Diye bağıran, geri ve tembel nesiller yetiştirdik.O gün yazdıklarını, bugün ağza alamayacak haldeyiz.Seni aşmaktan vazgeçtik, sana ulaşamıyoruz Ata'm.Şu 'izindekiler'in listesini bir görsen, inanamazsın Ata'm;Kendini
tanıyamazsın.

Bağışla bizi... İzindeyiz Ata'm...!'

oğuz
08-20-2007, 03:16 AM
Balçiçek Pamir'in Ali Nesin ile yaptığı röpörtaj



O Aziz Nesin'in oğlu. O bir matematik profesörü. Aslında röportaj vermeyi sevmiyor, "Konuşmak yerine düşünmem gerekir" diyor. Ali Nesin'le İzmir'in Şirince Köyü'nde kurduğu "Matematik Köyü"nde buluştuk. Aslında kuramadığı demem lazım, çünkü Ali Nesin, her yıl düzenli olarak yürüttüğü yaz okulunu babasının vakfına ait bir arazi üzerinde hayata geçirmeye çalışınca olanlar oldu. Önce "Arazi üzerine imar izni yok" dendi, ardından "İzinsiz eğitim veriyorsunuz" suçlaması yapıldı. Şimdi ise "Tarımsal amaçlı elektrik enerjisinin kaçak olarak kullanıldığı" ortaya çıktı. Sonunda okul mühürlendi ve yaklaşık 30 genç matematikçi açıkta kaldı. Onlar da çareyi çadırlarda buldu. En yakındaki ormana yerleşen matematikçilerin imdadına başbakan Erdoğan yetişti ve "Sorun yasal zeminde çözülsün" dedi. Dedi ama Ali Nesin ve öğrencileri hâlâ, dünyanın ilk matematik köyü'nde çadırlarda ders yaparak, okullarındaki mühürün kaldırılmasını bekliyor. Nesin ile Matematik Köyü'nü, babası Aziz Nesin'i ve AKP'yi konuştuk.

* Tayyipçi olduğunuz için eleştirilmiştiniz.

-Tayyipçi falan değilim. Hangi partiden olursam olayım, ortada iyi bir iş var. Uyum Yasaları'nı kastetmiştim, hükümeti övüyorum diye kıyamet koptu. Azınlığa davranışları, özgürlük konusundaki tutumları, Nesin Vakfı'na yaptıkları bende olumlu intiba bıraktı. Ayrıca daha önceki Atatürkçü hükümetler adına üzüldüm.



* En çok da aydınlardan tepki gördünüz.

-Hangi aydınlar? Her şeye at gözlüğüyle bakmaktan renk uyumunu uç noktaya taşıyan, onlarla aynı fikirde değilsem bana küfreden, beni dışlayan, içki masalarından kalkmayan, ürütmeyen, ertesi gün bir gün önce olanı iki katı şeklinde abartarak anlatanlardan mı söz ediyoruz? Bunlar mı aydın?



* Aydın kim peki?

-Zaten o kelimede bir kendini beğenmişlik var. Geri kalan karanlıkta mı yani?




* Seçim sonucu sizi şaşırttı mı?

-Hayır şaşırtmadı. Türk halkı olası bir darbeye karşı durdu diye düşünüyorum. AKP'nin dünya tarihinde tek olan bir zaferi var. İktidardayken oy kazandılar. Bu onların marifeti değil, aslında muhalefetin marifeti. Aydın diyorsunuz, Tarhan Erdem bir araştırma yapıyor adama söylenmedik kalmadı, neredeyse küfredecekler.



* Aydın kelimesinin tanımı nasıl olmalı sizce?

-Geçmişten ders alan insan olması lazım. Yani sen politikacısın, oy almaya çalışıyorsun, "Halkın yüzde 70'i gerici, örümcek kafalı" diyorsun. Olmaz ki!



* Aziz Nesin'in bir lafı vardı. "12 Eylül'de herkes askerci oldu, dinciler gelirse herkes onların peşinden gider" diyordu. Katılıyor musunuz?

-Doğru... Türk halkı devletin peşine takılır. Babamın başka bir lafı daha vardı. "Kabadayı yanındaki kıza laf atanı gider bıçaklar ama karakola çağırılıp cop muamelesine sesini çıkarmaz. Çünkü onu devlet sokmuştur."



* Türk solu halktan kopuk mu sizce?

-Tabii ki kopuk. "Cumhurbaşkanının karısı başörtülü olmaz" diye tutturmuşlar. Neymiş efendim? Biz devlete başörtüsü taktırmayız. Bu devletin başındaki saçı sarıya boyadılar ama. Semra Özal ile birlikte devletin başı sarışındı. Niye o hakaret diye algılanmadı da başörtülü kadın hakaret diye algılanıyor?

MATEMATİK BİLMEYEN APTAL MI?
Kötü matematikçi olmak demek zeki olmamak değildir. Matematiksel araştırma yapmak içsel bir enerji ister. Yıllarca çalışır bir şey bulamazsınız, yakıtınız tükenir. Bazen delirme noktasına geldiğimi bile bilirim.

KORKUP OKULU BIRAKAN OLDU
Jandarma köyü bastığı zaman korkup okulu bırakanlar oldu. Hayatlarının tecrübesini kaçırdıklarını düşünüyorum. Öyle bir amacımız var ki şimdi. Bin kat daha şevkle matematik problemleri çözüyoruz.

BÖLÜCÜ MÜ? SAYILARI BÖLERİM
Bana "Bölücülük mü yapıyorsun" diyorlar. Evet sayıları bölüyorum. Ne felsefe, ne siyaset, ne din sadece matematik öğretiyorum. Aileler çocuklarını bunun için yolluyor. Bundan niye rahatsız oluyorlar ki?



* Sizi rahatsız etmiyor mu Köşk'te türban?

-Rahatsız eder tabii, çünkü bir insanın başını örtmesi, orasını burasını göstermek istememesi kendine güveninin olmaması gibi gelir bana. Allah vermişse bu vücudu... Kızım ya da karım örtünürse çok üzülürüm. Cumhurbaşkanının kendisi, eşi başı kapalı olsun istemem ama böyle oluyor diye hakarete uğramış gibi olmak da istemem.



* Yani?

-Eğer oraya başörtülü biri çıkacaksa ben bundan niye kompleks duyayım? Niye halkımdan utanayım ki? Bazı aydınlar halktan utanıyor. Ben isterim ki halkımın başı dimdik olsun, öyle gururla yürüsün. Kızım başörtüsü takmak istediğini söylerse bir gün, kızımı dışlayabilir miyim? Olabilir mi böyle bir şey? Matematik Köyü'nde de başı kapalı öğrenci var.



* Farklı mı davranıyorsunuz?

-Ne münasebet? "Aç başını öyle ders vereceğim" diye bir tutumum olabilir mi? Ne hakkım var? Devletin bana "Sakalını kes" demeye hakkı yoksa "Başörtünü çıkar" demeye de hakkı yok. Ayrıca solcular yıllarca saç sakal bıyık birbirine karışmış halde siyaset yaptı. Niye siyaseti başörtüsü ile yapana kızıyorlar?



* Bu ülkeye ne zaman tam anlamıyla demokrasi gelir?

-Ne zaman biliyor musunuz? Günde beni beş defa namaza çağırıyorlar. Ben de yılda bir defacık, ey ahali namaza gitmeyin diye bağırıp linç edilmiyorsam, o zaman tam anlamıyla demokrasi gelmiş demektir. Öyle bir şey söylediğinizde önce aydınlar karşı çıkar.



* Aziz Nesin'in Surname'sinde idama doğru giderken değişen bir adam anlatılır. Sizce AKP ve Erdoğan da öyle bir değişime mi uğradı?

-Ben öyle görüyorum ama güvence veremem ki. Belki gizli gündemleri vardır, bilemem. Ama yaptıklarına bakıldığı zaman olumlu. Olası gizli gündemleri için anti-demokratik bir tutuma maruz kalmaları olacak şey değil.



* Aziz Nesin ateistti. Ya siz?

-Babam "Allah yoktur demek saçma çünkü kanıtımız yok varolmadığına" diyordu. "Bütün bu dünya nasıl çıkıyor, mutlaka bir şey olmalı, biz anlayamıyoruz" diye devam ediyordu. Geldiği nokta oydu. Bu söyledikleri beni şaşırtmıştı. Ben onun kadar da inanmam.



* Tayyip Erdoğan'ı övdükten sonra vakfa bağışlar kesilmiş diye duydum.

-Önce evet, ama sonradan ne demek istediğim anlaşıldı. Hem bize bağışta bulananların bir bölümü eşlerinden gizlice yapar.



* Neden? Sağcı solcu kavgası mı?

-Allahsızın vakfına para göndermeme durumu. Sağ, sol değil.



* Seçimde kime oy verdiniz?

-Oy vermedim. Ufuk Uras ya da Baskın Oran'lı bölgede olsaydım verecektim.



* Şirince'de üzerine Matematik Köyü'nü inşa ettiğiniz arazi Nesin Vakfı'nın. Peki imar izni var mı?

-Önce yoktu. Yanında geçen yolun kadastroya geçirilmesi gerekiyordu. Önce onu geçirttik. Detaylarla boğmak istemiyorum. Özetle burası SİT alanı değil, arkeolojik saha değil. Burası düz çıplak bir arazi. İmar için büyük bir yol izlenmesi girekiyor, biz o yolun daha başındayız. Devletin bürokrasisi içinde birkaç yıldır kaybolmuş gitmişiz.



* Zaten okulun mühürlenmesi imar yüzünden değil. Peki gelelim izinsiz eğitime. Siz bu eğitimi her yıl vermiyor muydunuz?

-Veriyordum. Ayrıca ben diploma ya da sertifika vermiyorum ki. Beraberce matematik çalışıyoruz. Bütün öğrenciler burslu. TÜBİTAK ve Türkiye Matematik Derneği sponsorlarımız. Sabahtan akşama kadar bilinmeyenleri çözmeye çalışıyoruz. Ziyaretçi istemiyoruz, hatta mümkünse tabelamız bile olmasın çünkü sessiz sakin kafa çalıştırmayı arzuluyoruz. Ama bakın başımıza gelenlere.



* Şu anda köy mühürlü. Öğrenciler çadırlarda kalıyor ama dersler devam ediyor.

-Evet. Kimse matematiğin önüne geçemeyecek. Yurtdışından çok önemli hocalar ders vermeye gelmişti, gönüllü olarak. Dönüp ülkelerinde anlattılar. Bütün dünya matematikçileri ayağa kalktı. Biz devletten arazi, yardım ya da herhangi bir şey istemiyoruz. Sadece tavrı anlamıyorum.



* Nasıl bir tavır bu?

-Bizim de işleyişte bazı yanlışlarımız olabilir. Ama bunu bile söylemenin yolu var. Jandarmalar her gün geliyor. Bazıları tahtaya yazılmış notları, şiirleri, matematik problemlerini kayda geçiriyor. Biri ötekine soruyor "Komutanım ya yanlış bir şey öğretiyorlarsa?" Nedir bu muamele? Biz bölücü müyüz? Bizler matematikçileriz. Kafamız başka türlü çalışıyor.



* Birinin matematik bilip bilmediği nereden anlaşılır? Var mıdır böyle bir ipucu?

-Ben örneğin, adamın matematik bilgisini verdiği adres tarifinden hemen anlarım.

"Babam onca şey yaşamış. Belli bir yaşa gelmiş. 30 yaşından itibaren hapislerde. Arkasında polis var, ailesi dağıldı. Çocukları iyi okuyamadı. Sabahın köründe polisler gelir eve ararlardı. 10 saat her şeyin altı üstüne gelirdi. Sonra alıp babamı götürürlerdi. Bazen kısa bir dönem, bazen bir yıl görmezdik. Valizlerle kitaplar çıkardı. Ve bizle dışarıda, sokakta alay ederlerdi. Bir gün babam dedi ki: "Bunca şey çektim, bunca uğraştım Türkiye'nin geldiği yere bak, hiçbir işe yaramadı. Keşke yapmasaydım.' Sonra durdu ve ekledi: "Seçeneğim yoktu ki, başka türlü davranamazdım ben, mecburdum, beni ben yapan oydu çünkü." Babam biraz pişmanlık duymuştu. Ama bunu ifade edişi beni şaşırtmıştı."
[/QUOTE]

mustafa06
08-23-2007, 10:39 AM
Dogru soze ne denir ?
Millet olarak 60 yıldır ızındeyiz

oğuz
08-24-2007, 02:06 AM
Nesin, MİT`e çalışıyormuş
MİT ajanı Neşet Güriş, Nesin`e maaşını kendisinin elden teslim ettiğini söyledi. Türkiye`nin yaşayan en eski istihbarat elemanı Neşet Güriş, yazar Aziz Nesin`in Milli İstihbarat Teşkilatı`na (MİT) çalıştığını öne sürdü.

Nesin , bunun karşılığında ücret de almış. Tempo Dergisi `ne konuşan MİT `çi Güriş , Nesin `in MİT `ten aldığı aylığını da bir süre kendisinin götürdüğünü anlattı.


Derginin sorularını cevaplayan eski istihbarat elemanı Güriş , Nesin `in komünist birisi olarak tanındığına dikkat çekerek, `Biraz da onlara çalışıyordu. Türkiye `ye karşı kırgındı. Teğmenken bazı haksızlıklar görmüştü. Onun bilinmeyen bir tarafı vardı. Milli Emniyet `e (MİT ) çalışıyordu.` dedi. Nesin `in MİT `ten aldığı ücreti kendisinin bizzat götürüp elden teslim ettiğini belirten Güriş şu bilgileri veriyor: `1935-36 senesinde ben kendisine, Beyazıt Soğanağa Mahallesi `nde terk edilmiş bir konağın odasına aylığını götürüyordum. Aziz Nesin orada yer şiltesi, idare lambası, bir iki de kitapla yaşıyordu. Ben Aziz `e MİT `in aylık parasını götürüyordum.` Güriş , `Nazım Hikmet vatan haini miydi?` şeklindeki soruya da, `Gönlü ve gözü Sovyet Rusya `daydı . `Stalin benim babamdır.` diyen adam vatansever midir?` şeklinde cevap veriyor. Güriş `in, `Attila İlhan `ın MİT `le alakası oldu mu?` biçimindeki soruya verdiği cevap da ilginç: `Belki olmuştur. MİT `in kanatları çok geniştir.` İstanbul , Zaman

2007-08-24 02:05:04 Zaman