PDA

View Full Version : Bir Yücelci daha Hak'ka yürüdü


Temuchin
12-28-2007, 09:41 AM
BİR YÜCELCİ DAHA HAK'KA YÜRÜDÜ

Hayatta kalan son Yücelcilerden Necati Çetiner Hak'ka yürüdü. 1944 yılında Türklerin demokratik haklarını elde etmek ve daha iyi bir yaşam sürmelerini sağlamak için Üsküp'te kurulan Yücel Teşkilatı üyeleri 1947'de düzenlenen bir operasyonla Yugoslavya SFC'de tutuklanmışlardı.

Düzmece mahkemelerde, uluslararası hukuk normlarından uzak yargılamalar neticesinde 4 üyesi idam, 63 üyesi de ağır hapis cezalarına çarptırılmıştı. Öğretmen olan Necati Çetiner de bu mahkemelerde 5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Daha sonra 1953'ten itibaren göçlere izin verilmesiyle hapis cezasını tamamlayan Yücelciler, Turkiye'ye göç etmişlerdir.

Türk tarihinin adı konmamış kahramanlarindan biri olan Yücelci, Necati Çetiner 26 Aralık 2007 tarihinde vefat etti. 1922 doğumlu Necati Çetiner 85 yaşındaydı ve uzun süredir hastaydı. Cenazesi Aksaray (İstanbul) Muradpaşa Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Yeni Topkapı mezarlığında defnedildi.

Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilerim.

H.YILDIRIM AĞANOĞLU

Temuchin
12-28-2007, 09:43 AM
http://filer.case.edu/axa159/makturk/yucel.jpg
1947'de Tito, Stalin'in de baskısıyla Yugoslavya'daki bütün milliyetçi teşkilatları ortadan kaldırmaya çalıştı. İlk tutuklamalar 1947 Ağustos'unda gerçekleşti. İlk etapta tutuklanan 16 kişinin duruşması 19 Ocak'ta başladı. Bu süreçte basın aracılığıyla ve hoparlörler kullanılarak Yücelciler aleyhinde kamuoyu oluşturuluyor, Türkler sindirilmeye ve psikolojik baskı altına alınmaya çalışılıyordu.

</I>Tutuklanan Türklerin avukat tutmalarına izin verilmedi. Yönetimin tayin ettiği avukatlar hapis korkusuyla savunma yapamıyordu. 25 Ocak'ta mahkeme jet hızıyla kararını verdi. 27 Şubat 1948?de dört teşkilat üyesi Şuayb Aziz, Adem Ali, Ali Abdurrahman ve Nazmi Ömer kurşuna dizilerek idam edildi.

Serbest göçe izin verilen 1953'ten 1967'ye kadar yaklaşık 200 bin Türk, Türkiye'ye göç etti. Göç öncesinde Makedonya'da 300 bin kadar Türk yaşamaktaydı (o zamanki toplam toplumun %75'i Türktü). Son nüfus sayımına göre bugün Türk nüfusu sadece yüzde 3,85. Arnavutlar yüzde 25, Makedonlar yüzde 65. Göç sırasında Yücel teşkilatı üyelerinin tamamına yakını Türkiye'ye geldi.

Birbirleriyle irtibatlarını kesmeyen Yücelciler, 1957'den bu yana düzenledikleri mevlit programlarıyla dört şehitlerini anıyor. Türkiye'de Yücel teşkilatı hakkında araştırma yapan tek kişi araştırmacı-yazar H. Yıldırım Ağanoğlu. 2003?te 32 sayfalık bir kitapçık bastıran yazar, araştırmalarını sürdürüyor.

Makedonya Türklerinin yaşadığı bu drama, o tarihlerde Türkiye basını da ilgi göstermemiş. Yücelcilerin yargılanması ve idam edilmesiyle ilgili Ağanoğlu'nun bulabildiği tek haber kupürü Trakya Postası isimli mahalli bir gazeteye ait.

Hayatta kalan son Yücelcilerden Necati Çetiner, Refik Özer, Kemal Hakimoğlu, Hüseyin Çelik ve 1948'de şehit olan Nazmi Ömer'in eşi Hacer Yücel dir. Teşkilat üyesi Necati Çetiner, Makedonya'yı işgal eden Bulgarların Türklere çok zalimce davrandıklarını belirterek, Türkiye'ye askerî istihbarat verdiklerini söyledi.

Teşkilatın Merkez Komite üyelerinden Refik Özer ise teşkilat başkanı Şuayb Aziz'in Türkiye büyükelçisi ile aleni görüşmesinin stratejik bir hata olduğunu vurguladı. Özer, savaş yıllarında Makedonya'da 300 bin Türk yaşadığını, bunların hayat haklarını korumak için mücadele verdiklerini kaydetti.

Bir başka teşkilat üyesi Kemal Hakimoğlu'nun anlattıkları hayli ilginç: "Teşkilat tarafından buraya gelenler oldu 1947-48'lerde, idamlardan önce. Dışişleri Bakanlığı'na gitmişler. Demişler ki, bizi izliyorlar, bizim hiçbir gücümüz, kuvvetimiz yok. Hiç olmazsa gelin bir serzenişte bulunun. O zamanki CHP'li yetkililer, "Misak-ı Milli dışındaki Türklerle biz uğraşmayız" demiş.

Türkiye'den destek gelseydi 200 bin kişilik göçün yaşanmayacağını ifade eden Hüseyin Çelik ise "Köyleri de teşkilatlandırmıştık. Mücadelemiz komünizme karşıydı. Ama hiç destek gelmedi. Silahlı bir harekat olacaktı." diye konuştu.

Şehit Nazmi Ömer'in eşi Hacer Yücel'in Aksiyon'a anlattıklarını dinleyip de duygulanmamak imkansız. 9 aylık evli iken tutuklanan eşi hakkında idam kararı verilince son bir defa görüşmek için çağrılan Yücel, üç aylık kızı ve eşinin yakınları ağlamaktadır. Ama Nazmi Ömer metanetlidir.

Yücel, eşinin o sırada söylediklerini dün gibi hatırlıyor: "Ağlamayın, ne ağlıyorsunuz öyle. Ben gidiyorum; ama sizi Türkiye'deki kardeşe emanet ediyorum. Yaşasın AtaTürk Türkiye'si, yaşasın Türkiye." Yücel'in tek isteği, şehit eşinin mezarının bulunarak Türkiye'ye getirilmesi.