hsr_1979
06-24-2008, 03:04 AM
Yıldıray Çiçek
http://www.ortadogugazetesi.net/images/yazar/YazarRes_21.gif Bedeni Burada, Beyni Başka Yerde!
Yaklaşık sekiz yıldır Ortadoğu Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapıyorum. Yazılarımızın beğeneni var, beğenmeyeni var� Üslubumuzu takdir eden var, etmeyen var� Yazılarımızdan dolayı, kimi övgü mesajları, kimi kızgınlık mesajları atıyor, kimileri de bir trilyona ulaşan tazminat davaları açıyor. Herkes, yazılarımıza bakış açısında özgürdür. İnsan bir saftadır, o safın halet-i ruhiyesine göre yazılarımıza kendince anlam veriyor. Bu gayet normaldir.
Samimi bir şekilde, durduğu yere göre tepki veren kişilere sözüm yok� Ben, karşı çıktıklarıma yazı yazmışımdır, beni eleştiren kişide o karşı çıktıklarımın yanında aynı duygu ve düşünceyi savunuyordur, o adam beni haklı yahut haksız eleştirebilir.
Benim asıl sözüm aptallara, asıl sözüm Türkiye'de, dünyada ve çevresinde ne oluyor, onu anlamadan yazıları eleştirmeye kalkan düşünce özürlü kişilere�
Adam, hayatında bir kitap okumamış, günlük gazete takip etme anlayışı yok, olayları değerlendirip, onları algılayıp, yorumlama kapasitesinde değil, birde düşünce zafiyetine rağmen, senin safında olduğunu söylüyor ama en aptalca yorumları yaparak, yazılarını eleştiriyor.
İşte bunlar, düşmandan daha zararlı bir şekilde, motivasyonunu bozan tiplerdir.
Düşmanla mücadele etmek, onların eleştiri ve yorumları sana şevk, heyecan ve azim verirken,"senin safındayım" diyen düşünce özürlülerin eleştiri ve yorumları, senin mücadele ruhuna vurulmuş darbe olmaktadır.
İçimize sızdırılmış tipler desen, kimse bu zekâ düzeyinde yorum ve eleştiri yapanları, bize de zarar verir diye kullanmaya kalkmaz� Yada uzaktan kumanda ile idare ediliyorlar.
Bunlar kendi hallerinde, kendi hayal âlemlerinde, bir dünya kurmuşlardır, sen ne yazarsan yaz, takıntıları o yazılanlara karşı çıkmayı bir görev olarak algılamaktadır. Takıntıları öyle bir haldedir ki, sırf karşı olma durumlarını meşrulaştırmak için, saflarında olmadıklarını söyledikleri kişilerin davranışlarını, stratejilerini, tezgâhlarını bile savunabilmektedirler.
Karşı çıktıklarımızın, siyasi ikiyüzlülüğünü ve sahtekârlıklarını ispatlarsın ama bunlara göre, o ikiyüzlülükler ve sahtekârlıklar başarıya giden yoldur. Toplumu kandıran ve aldatanların gerçek yüzünün topluma gösterilmesini sağlamakta olan ve en ufak ayrıntıyı kaçırmamak için uğraşan bizleri "Bunları yazıyor ve gösteriyorsunuz da toplum size mi destek veriyor?" diye küçümsemeye çalışmaktadırlar.
Mücadele ettiğiniz insanlar, her türlü yalan ve iftira ile bu toplumu kandırıyor, taraftar topluyor, biz gerçekleri anlatmaya çalışınca, suçlu oluyoruz. Bizi, kim suçlu kılıyor,"senin safındayım" diyen tipler�
Böyle bir rezalet, böyle bir anormallik olabilir mi? Maalesef oluyor ve bize gelen e-maillerden, cep mesajlardan, telefonlardan bu durumu sık sık yaşıyoruz. Kimi de, en yakından bildiğin ve tanıdığın insanlar olunca, kan beynine sıçrıyor.
Bedeni senin safında ama beyni senle olmayan tiplerle başarı yakalamak, hedefe varmak mümkün mü?
Senin, karşında siyasi ve fikri mücadele yaptıklarının sahtekârlığını meşru gören, senin onlar karşısında ortaya çıkardığın doğrularını küçümseyen kişiler, karakter ve akıl sağlığı konusunda, tedaviye muhtaç değil de nedir?
Bedeni ile yanımızda bulunan bunlar, beyni ile bize saldıran düşmandan daha tehlikelidir.
Ne yazarsan yaz, bunlar karşı çıkışlarına muhakkak bir kılıf bulmaktadır.
Geçen bunlardan birisi, Recep Tayyip Erdoğan'ın sık sık köşemde kullandığım "Haçlı Cübbe" giymiş,"Yahudi Cesaret Ödülü" alırken çekilmiş fotoğraflarına dair yorumda bulunmuş ve demiş ki: Yazılarınızda sürekli bu resimleri, kullanıyorsunuz, bu resimler, bir şey ifade etmez.
Bizler, o resimleri, İslam dinini kullanarak, toplumu aldatan insanların gerçek yüzünü göstermek için sembol olarak sunuyor ve içini dolduruyoruz.
"Haçlı Cübbe" giyip, Haçlı projelerde görev alanları deşifre etmek, bu toplumda itibarsızlaştırılıyorsa, bunu basit göstermeye çalışıyorlarsa, bunu yapanların milli ve manevi değerlerle sorun yaşadığı anlaşılıyor.
Hele birde mücadele ettiğin kişiler, İslam dinini kullanarak, Türkiye'nin her kurumunu ele geçirip, Batı'nın Hıristiyan ve Yahudi inanışları ile oluşturduğu projelere hizmet ediyorsa, bu durum en çok mücadele edilmesi gereken durumdur. Propaganda tekniğinde, tekrarın tekrarı çok önemlidir. Bizde İslamla alakası olmayan kişileri, bu tekrarla topluma anlatarak, bu ülkenin değerlerini koruma mücadelesi veriyoruz. Allah'ın ayetlerini Batı istedi diye kaldıran, Müslümanlara vahşet uygulayanları destekleyen ve hatta onlar için dua eden, İslam'a ve yüce peygamberine saldıran ve alçakça iftira eden Papa'ya muhabbetle karşılamalar yapan ve yüce Allah'ın "Aldatan, sizi Allah ile aldatmasın" uyarısı ile tarif ettiği tiplere karşı mücadele yapmamızı anlamayanla, ne işimiz olabilir?
Arka plan okuması yapamayan, stratejik mücadeleyi göremeyen, oynanan oyunları idrak edemeyenler, sadece motivasyonumuza külfet olmaktadır.
Mücadele ettiğiniz kişiler, bir fotoğraf karesi yakalayınca, bunu siyasi ranta çevirmek ve siyasi düşüncesinde kullanmak için her türlü iftiralarla saldırıyor bu başarı oluyor, biz gerçekleri en ince ayrıntısına kadar yazıyoruz, muhataplarından "çıt" çıkmıyor, senin safında olduğunu söyleyen düşünce özürlüler, çokbilmiş edasında senin yazılarını eleştiriyor.
http://www.ortadogugazetesi.net/images/yazar/YazarRes_21.gif Bedeni Burada, Beyni Başka Yerde!
Yaklaşık sekiz yıldır Ortadoğu Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapıyorum. Yazılarımızın beğeneni var, beğenmeyeni var� Üslubumuzu takdir eden var, etmeyen var� Yazılarımızdan dolayı, kimi övgü mesajları, kimi kızgınlık mesajları atıyor, kimileri de bir trilyona ulaşan tazminat davaları açıyor. Herkes, yazılarımıza bakış açısında özgürdür. İnsan bir saftadır, o safın halet-i ruhiyesine göre yazılarımıza kendince anlam veriyor. Bu gayet normaldir.
Samimi bir şekilde, durduğu yere göre tepki veren kişilere sözüm yok� Ben, karşı çıktıklarıma yazı yazmışımdır, beni eleştiren kişide o karşı çıktıklarımın yanında aynı duygu ve düşünceyi savunuyordur, o adam beni haklı yahut haksız eleştirebilir.
Benim asıl sözüm aptallara, asıl sözüm Türkiye'de, dünyada ve çevresinde ne oluyor, onu anlamadan yazıları eleştirmeye kalkan düşünce özürlü kişilere�
Adam, hayatında bir kitap okumamış, günlük gazete takip etme anlayışı yok, olayları değerlendirip, onları algılayıp, yorumlama kapasitesinde değil, birde düşünce zafiyetine rağmen, senin safında olduğunu söylüyor ama en aptalca yorumları yaparak, yazılarını eleştiriyor.
İşte bunlar, düşmandan daha zararlı bir şekilde, motivasyonunu bozan tiplerdir.
Düşmanla mücadele etmek, onların eleştiri ve yorumları sana şevk, heyecan ve azim verirken,"senin safındayım" diyen düşünce özürlülerin eleştiri ve yorumları, senin mücadele ruhuna vurulmuş darbe olmaktadır.
İçimize sızdırılmış tipler desen, kimse bu zekâ düzeyinde yorum ve eleştiri yapanları, bize de zarar verir diye kullanmaya kalkmaz� Yada uzaktan kumanda ile idare ediliyorlar.
Bunlar kendi hallerinde, kendi hayal âlemlerinde, bir dünya kurmuşlardır, sen ne yazarsan yaz, takıntıları o yazılanlara karşı çıkmayı bir görev olarak algılamaktadır. Takıntıları öyle bir haldedir ki, sırf karşı olma durumlarını meşrulaştırmak için, saflarında olmadıklarını söyledikleri kişilerin davranışlarını, stratejilerini, tezgâhlarını bile savunabilmektedirler.
Karşı çıktıklarımızın, siyasi ikiyüzlülüğünü ve sahtekârlıklarını ispatlarsın ama bunlara göre, o ikiyüzlülükler ve sahtekârlıklar başarıya giden yoldur. Toplumu kandıran ve aldatanların gerçek yüzünün topluma gösterilmesini sağlamakta olan ve en ufak ayrıntıyı kaçırmamak için uğraşan bizleri "Bunları yazıyor ve gösteriyorsunuz da toplum size mi destek veriyor?" diye küçümsemeye çalışmaktadırlar.
Mücadele ettiğiniz insanlar, her türlü yalan ve iftira ile bu toplumu kandırıyor, taraftar topluyor, biz gerçekleri anlatmaya çalışınca, suçlu oluyoruz. Bizi, kim suçlu kılıyor,"senin safındayım" diyen tipler�
Böyle bir rezalet, böyle bir anormallik olabilir mi? Maalesef oluyor ve bize gelen e-maillerden, cep mesajlardan, telefonlardan bu durumu sık sık yaşıyoruz. Kimi de, en yakından bildiğin ve tanıdığın insanlar olunca, kan beynine sıçrıyor.
Bedeni senin safında ama beyni senle olmayan tiplerle başarı yakalamak, hedefe varmak mümkün mü?
Senin, karşında siyasi ve fikri mücadele yaptıklarının sahtekârlığını meşru gören, senin onlar karşısında ortaya çıkardığın doğrularını küçümseyen kişiler, karakter ve akıl sağlığı konusunda, tedaviye muhtaç değil de nedir?
Bedeni ile yanımızda bulunan bunlar, beyni ile bize saldıran düşmandan daha tehlikelidir.
Ne yazarsan yaz, bunlar karşı çıkışlarına muhakkak bir kılıf bulmaktadır.
Geçen bunlardan birisi, Recep Tayyip Erdoğan'ın sık sık köşemde kullandığım "Haçlı Cübbe" giymiş,"Yahudi Cesaret Ödülü" alırken çekilmiş fotoğraflarına dair yorumda bulunmuş ve demiş ki: Yazılarınızda sürekli bu resimleri, kullanıyorsunuz, bu resimler, bir şey ifade etmez.
Bizler, o resimleri, İslam dinini kullanarak, toplumu aldatan insanların gerçek yüzünü göstermek için sembol olarak sunuyor ve içini dolduruyoruz.
"Haçlı Cübbe" giyip, Haçlı projelerde görev alanları deşifre etmek, bu toplumda itibarsızlaştırılıyorsa, bunu basit göstermeye çalışıyorlarsa, bunu yapanların milli ve manevi değerlerle sorun yaşadığı anlaşılıyor.
Hele birde mücadele ettiğin kişiler, İslam dinini kullanarak, Türkiye'nin her kurumunu ele geçirip, Batı'nın Hıristiyan ve Yahudi inanışları ile oluşturduğu projelere hizmet ediyorsa, bu durum en çok mücadele edilmesi gereken durumdur. Propaganda tekniğinde, tekrarın tekrarı çok önemlidir. Bizde İslamla alakası olmayan kişileri, bu tekrarla topluma anlatarak, bu ülkenin değerlerini koruma mücadelesi veriyoruz. Allah'ın ayetlerini Batı istedi diye kaldıran, Müslümanlara vahşet uygulayanları destekleyen ve hatta onlar için dua eden, İslam'a ve yüce peygamberine saldıran ve alçakça iftira eden Papa'ya muhabbetle karşılamalar yapan ve yüce Allah'ın "Aldatan, sizi Allah ile aldatmasın" uyarısı ile tarif ettiği tiplere karşı mücadele yapmamızı anlamayanla, ne işimiz olabilir?
Arka plan okuması yapamayan, stratejik mücadeleyi göremeyen, oynanan oyunları idrak edemeyenler, sadece motivasyonumuza külfet olmaktadır.
Mücadele ettiğiniz kişiler, bir fotoğraf karesi yakalayınca, bunu siyasi ranta çevirmek ve siyasi düşüncesinde kullanmak için her türlü iftiralarla saldırıyor bu başarı oluyor, biz gerçekleri en ince ayrıntısına kadar yazıyoruz, muhataplarından "çıt" çıkmıyor, senin safında olduğunu söyleyen düşünce özürlüler, çokbilmiş edasında senin yazılarını eleştiriyor.