PDA

View Full Version : SU, Halk, siyasetci ve iki yüzlülük


mustafa06
06-27-2008, 09:49 AM
Turkiyede buyuk shehirlerde son donemlerde yashanan su problemleri, bazı siyasetciler için adeta can simidi oldu.
Suyu siyasete alet ederek bundan cıkar elde etmenin yollarını aramaya bashladılar.
Bu işte en buyuk siyasi su kavgası Ankara da yashanmaktadır.
chunku Ankaranın barajlarındaki suyun gechtigimiz kısh dibe vurması ve yagıshsız bir kış gechmesi nedeni ile gorunurdeki en buyuk sıkıntı ankarada idi.
Ankarada Buyukshehir belediyesi 15 yıldır Melih Gökcekin elindedir. Bu gidish ile gelecek secimlerde de CHP Ankarada yine kaybedecektir.
Ankarada su probleminin bash gostermesini fırsat bilen chp ye yakın dernek ve meslet orgutleri top yekun bir saldırıya gechtiler.
1 Agustos 2007 tarihinde ankarada bashlatılan su kesintisi, daha 24 saat bile gecmeden yani 2 agustos gunu tabib odaları birliginden yapılan bir acıklama ile Ankarada ishal vakalarında buyuk artıshlar var diye acite edilmişti.
Ankaralı susuzluk ve siyasi propagandaları anlamaya ve olayı atlatmaya calısıhrken bir yandan da ankaraya 140 km uzaklıkta bulunan KESİKKÖPRÜ barajından su getirmek için hummalı bir chalıshma surduruluyordu.

Kesik köpruden su getirilmesinin farklı bir anlamı vardı, bu barajın hemen onunde bulunan sarıyer barajı adeta bir denizdir.
sarıyer oldugu surece kesikkoprude suyun bitmesi diye bir sorun mumkün degildir. yapılan boru hattı ile suyun Ankaraya tashınması halinde; Ankara shimdiki boru hattı ile 20 yıl susuz kalmayacak demektir.
Bunu gayet iyi bilen chp liler bunun gerchekleshmesi halinde melih gokcegi yıkmalarının asla mumkun olamayacagını dusunuyor olmalılar ki, hemen Kızılırmak suyu içilemez diye karshı kampanya bashlattılar. gerekche olarak sıudaki kukurtü gosterdiler bunu ishal vakalarını artıracagını ilan ettiler. suyun Ankaraya verilecegi ilk gunlerde halkta panik yaratabilmek için provakasyon yapılacagı dillerde dolashmaya bashladı.
derken Birgun Belediye bashkanı cıktı ve bir achıklama yaptı; ''Biz 21 gundur ankaraya kızılırmak suyunu veriyoruz'' dedi. Bu hareket yapılması planlanan bazı oyunları bozmushtu. ishal shikayetlerinde artısh olmamıshtı.
Buna içerleyen chpliler bu kez halk kobay olarak kullanıldı diye karshı propagandaya bashladılar. Gecen yıl gundeme gelmeyen suyun içilmemesi için yeni sebebler üretmeye bashladılar.
Bunların en onemlisi sudaki arsenik miktarı idi. Gercektende kızılırmaktaki suda arsenik miktarı 13 mikro gram civarında cıkıyordu. yani dünya standartları olan 10 mikrogramdan fazla idi. burada gozden kacan bashka bir nokta uzun yıllardır ankaranın suyunun geldigi chamlıdere suyundaki arsenik miktarıda ( ki bu su 1. sınıf su kabul edilir)mevsimlere gore artmakta bazen 20 lere ulashmakta imiş.
Onemli olan arıtım tesislerinde pachallanarak arıtılan suyun musluklarda arsenik oranı ise 1,5 ile 4 arasında olması onemli idi.
ancak tıp kurumu dernegi bashta olmak üzere pek cok chp yandashı dernek ve chpli vekillerden bazıları ısrarla bunun onemli olmadıgını halkın kanser olmasının kacınılmaz oldugunu vurguladılar. Bu suda agır metaller var diye bildiriler okudular.
ODTU rektorunun yaptıgı acıklamada bizim universitemizde yapılan analizlerde bu suda agır metale rastlanmamıshtır diye acıklama yapmasına,
Ankara hıfzıssıha enstitusu kendi yaptıgı analiz sonucunda suyun içilebilir nitelikte oldugunu ortaya koymasına ragmen aynı odaklar tezlerinden vazgechmediler. Bu gorushler Tum Tvlerde , haberlerde hemen hergun sıkcha yer aldı.
Ankaralı adeta iki atesh arasında kalmışcasına bir duruma dushmush ne yapacagını bilemez hale gelmişti.
TV lerde yayınlanan vatandash roportajlarında bu acıkca gorulmekte idi.
achıkcası bende cekindim, yılardır içmek için hazır su alıyordum, bu haberlerin etkisi ile temizlik dıshında her yerde hazır su kullanır hale geldim.
..

Tam bu tartıshmaların ortasında bir gun Melih Gokcek, Turkiyeyi shok eden bir acıklama yaptı.
İzmirin musluklarından akan suyunda arsenik oranı 32 ile 59 arasındadır.
Bunun anlamı shu idi; eger Ankaradaki musluklardan akan sudaki 1,5 ile 4 arasında degishen arsenin kanser ederse İzmirli olum tehlikesi ile karshı karshıya demekti.
İnsanlar gokcegin sozleri gercek mi diye dusunurken bir hafta sonra beklenen acıklama İzmir buyukşehir belediye bashkanından geldi. Bashkan yaptıgı achıklamada iddiayı dogruladı ve iki yıldır suyumuzda yuksek arsenik vardır. bu nedenle shimdi bazı kuyuları kapattık dedi. kapatmaya ragmen sudaki oran hala ankaranın cok ustunde oldugu soyleniyor.

Halkın saglıgına karshı duyarlılık! gosteren chp destekcisi dernekler ve basının ekseriyeti adeta bu konuyu gormezden geldiler yok saydılar. sorulan sorulara cevap vermediler.
Fox tv de kadir chelik bu konuyu iki haftadır gundeme getirmektedir.
Son programa katılan izmir milletvekili Baratalı, İzmirdeki durumun vahametini kabul ederek, yapılması gerekenler ile ilgili konushmak yerine hala ankara ile ugrashması dusundurucu idi.
Kadir Celigin izmiri konushmak için studyo davetine ise, Ankara için meclis arashtırması onergesi verecek kadar bilgi sahibi iken ''ben millet vekiliyim, konu ile ilgili elimde yeterli belge ve bilgi yok'' diyerek katılmak istememesi gozlerden kachmadı.

Turkiyede Su konusu gundeme gelince halkın saglıgı konusunda bile çifte standartlı bir siyasete shahit olduk
İsminde Halk sozcugu olsa bile chpnin halktan yana olmadıgı , halkı sadece bir oy aracı olarak gordugunun acık bir ornegi oldu.

TÜRKÇE
06-27-2008, 09:53 AM
Çok karışık daha sadesi yok mu

mustafa06
06-27-2008, 09:57 AM
Hocam bir yılda yashananları ozetlemek cok zor bir shey ancak o kadar yapabildim.
Bak sen okurken kafan alt ust oldu. Birde biz olayları yashayanların ruh halini dusun :)
..............
Ne kadar kısaltsakta yine uzun olacak ama ozetle;
Ankaranın su sorununun cozumu olan kızılırmak suyunun getirilmesine chp liler siyasi bir sonuc adına karshı cıktılar. halkı bu yonde provake ettiler.
Ankara suyuna Karshı cıkarken kullandıkları gerekchenin İzmir suyunda ankaradan on kat daha fazla olması karshısında konushmak bir yana tamamen sessiz kaldılar, yok saydılar.

Burada oncelik halk saglıgı ise İzmir konusunda da benzer tepkilerin fazlası ile gelmesi gerekirdi.
Boyle bir tepki gelmedigine, hatta izmir bashkanının acıklamasına gore bu suyun izmirliye iki(gercek süreyi Allah bilir) yıldır içirildiği acıklanmış olmasına tepkisiz kalınması, halkın saglıgının birinci derecede onemli olmadıgı onemli olanın ankara buyukshehir belediye bashkanlıgı secimi oldugu, boylesine onemli konuda bile halkın kullanıldıgı bu cifte standartan anlashılmaktadır diyebiliriz.

TÜRKÇE
06-27-2008, 10:03 AM
Bende su için televizyonlara çıkıp edebsizce kavga eden siyaset budalalarına bakıp bakıp eyvah diyorum

Han
06-30-2008, 10:48 AM
Cu-Hu-Pi nin "su hassasiyeti"nin koca bir yalan oldugu gun gectikce daha net olarak ortaya cikmaya devam ediyor... simdi bunalr ne yapacak?
Suyun zehirli oldugunu ispat edebilmek icin sehir suyuna zehir sik(tir)salar hic sasmam...

oyle gozleri donmuski bu danimarkali CuHuPi'lilerin...
Izmir suyuna hala cit yok... Yoksa "gavur izmir gebersin" demiyorlardir herhalde...
:)

mustafa06
08-07-2008, 12:58 PM
SİYASETTE İKİ YÜZLÜLÜĞÜN YENİ ÖRNEKLERİNE ŞAHİT OLUYORUZ

.....................
Rektör atamalarını sert bir biçimde eleştiren chp gurup başkan vekili kılıcdaroğluna, ''Sezer'in haksız atamalarına neden itiraz etmediniz?" şeklindeki soruya, "AK Parti yandaşı medyanın haksız eleştirilerine katkı yapmamak için sayın Cumhurbaşkanı'nın bazı eylemlerine eleştiri yöneltmedik." şeklinde cevap verdi. Kılıçdaroğlu, "Bu, bir anamuhalefet partisi için doğru bir davranış mıdır?" sorusunu ise "Doğru bir davranıştır. Cumhuriyeti korumak adına doğru bir davranıştır." şeklinde cevapladı.

Kılıçdaroğlu, yapılan rektör atamalarıyla 'türban davasının rövanşının' alınmaya çalışıldığını ileri sürdü. Rektör atamalarında temel koşulunun AK Parti'ye bağlılık olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, Gül'ün bazı üniversitelerde en çok oya alan adaylar yerine başka adayları rektörlüğe atamasına Gazi Üniversite'sini örnek gösterdi. Gül, bu üniversitede 732 oy alan eski rektör Kadri Yamaç yerine, 384 oy alan Rıza Ayhan'ı atamıştı. Ancak Ayhan, bir önceki rektörlük seçiminde Yamaç'tan 3 kat fazla oy almasına rağmen dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından safdışı bırakılmıştı. Sezer, Kastamonu Üniversitesi'nde en çok oya alan Prof. Dr. Mustafa Safran'ın yerine seçimlerde sadece 1 oy alan Prof. Dr. Bahri Gökçebay'ı atamıştı.

Sezer'in rektör atamaları karşısında en küçük bir eleştiri getirmeyen CHP'nin Gül'ün atamaları karşısında en ağır suçlamalarda bulunması, anamuhalefet partisinin ilginç bir çelişkisini daha ortaya koydu. Kemal Kılıçdaroğlu, basın toplantısında bu yöndeki soruya tarihi itiraflarla cevap verdi. Kılıçdaroğlu, "Sezer döneminde de rektör atamaları tartışmalı geçmiş, Sayın Sezer 1 oy alan adayı dahi rektör atamıştı. O zaman neden bir eleştiride bulunmamıştınız?" sorusuna şu cevabı verdi: "Biz o dönemde eleştiri yapmadık demek haksızlık olur. Sayın Cumhurbaşkanı'nın bazı atamalarına biz eleştiri yaptık. Onu da dile getirelim. Bir başka önemli nokta, AK Parti yandaşı medyanın özellikle haksız eleştirilerine katkı yapmamak için Sayın Cumhurbaşkanı'nın bazı eylemlerine eleştiri yöneltmedik o dönemde." Kılıçdaroğlu'nun iddiasının aksine Sezer'in atamalarına ilişkin hiçbir CHP yetkilisinin eleştirisi kayıtlarda yok. Kılıçdaroğlu, bazı eylemlere eleştiri yöneltilmemesiyle ilgili olarak "Bu bir anamuhalefet partisi için doğru bir davranış mıdır?" sorusuna ise "Doğru bir davranıştır. Cumhuriyeti korumak adına doğru bir davranıştır. Eğer bugün yapılan atamalarda ölçü Cumhuriyet karşıtlığı ise buna şiddetle karşı çıkarız. Bu da bizim temel görevimizdir" karşılığını verdi.

mustafa06
08-07-2008, 01:32 PM
CHP, Genelkurmay Başkanı'na emekliliğinde kullanmak üzere makam aracı alınmasına sert tepki gösterdi. Ancak bu 'hassasiyeti' eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile eski Başbakan Bülent Ecevit için göstermedi.



Merhum Ecevit'in eski otomobilinin sık sık arıza yapması üzerine Başbakan Tayyip Erdoğan devreye girdi ve son model Mercedes bir makam arabası verilmesini sağladı.

CHP bu olaya ilişkin hiçbir eleştiride bulunmadı.

Sezer de makamından ayrılırken beraberinde tam 4 araç birden götürdü.

Emekliliğin ardından Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki Hacılar köyünde bulunan villasına taşınan Sezer, Çankaya Köşkü'nde kullandığı makam araçlarını bırakmadı.

Ayrıca 30'u koruma memuru olmak üzere toplam 46 personeli beraberinde götürdü.

O gunlerde sessiz kalmayı tercih eden CHP genel kurmay başkanına emekliliğinde kullanması amacı ile alınan aracı bahane ederek tepki gösteriyor.
.............
Genelkurmay başkanı ile ilgili gösterilen tepkinin nedeni ne olabilir?

Bundan iki yıl öncesine gidipte Yaşar Paşanın genelkurmay başkanı olmasından onceki dönemde yaşananları hatırlayalım;
Yaşar paşanın genelkurmay başkanı olmasının önü kesileceği iddiaları ile akp ye karsı buyuk bir propaganda başlatılmıştı. Yaşar Paşanın tam bir Atatürkcü ve laik bir asker olduğu ve bu nedenle akp tarafından onü kesilecek diye ortalık birbirine katılıyordu. Bu muhalefetin meclis kanadınıda chp yürütüyordu.
Atama dönemi geldiğinde, beklentilerin aksine bir problem yaşanmadan Yaşar Paşanın ataması yapıldı. Ancak geçen zaman içerisinde Gercek bir Atatürkçü insan olan yaşar paşanın bir özelliği daha ortaya cıktı. Yaşar paşa laikliğe inandığı kadar demokrat olması dikkatlerden kaçmadı. Yaşar paşa, askerin siyaset ile ilgilendiği oranda zarar gördüğünü farketmiş olmalı ki, mümkün olduğu kadar askeri siyasetin dışında tutmaya çaba gösterdi.
Bunun tek istisnası garip 27 nisan bildirisidir.
O dönemde yaşar paşanın sözde değil özde sözü chpnin tam desteğini aldı. CHP bu sözü aylarca siyasette kullandı.
Ancak meşhur dolmabahce görüşmesinin ardından askerde büyük bir değişim gözlendi. Bu değişimin en büyük belirtisi son yılların en önemli davası olan ergenekon soruşturmasına askerin yeşil ışık yakmasıdır.
Esasen askerin desteklemediği böyle bir soruşturmanın yapılması mümkün değildir.

ergenekonun avukatlığına soyunan chp nin tutumu ile, askerin soruşturmaların önünü acan tutumu taban tabana zıttır.
Tarih boyunca askere toz kondurmayan chpnin arzuladığı asker tipi bu değildir. Bu nedenle 2 yıl önce atanmasına büyük bir hararetle destek verdiği paşayı ve onun üzerinden askerin tutumunu eleştirir hale gelmiştir.
Boyutunun eleştiri sınırlarını aşarak kavga noktasına geldiğinin ilk örneğini de güneş harekatından sonra görmüştük. son olarak YAŞta ihraç kararı cıkmaması ve yaşar paşaya emekliliğinde kullanılmak üzere zırhlı bir araç alınmasını bahane ederek askeri eleştiren chpnin son iki yıldır farklı bir yol izlediği kesin.
Bu yol askeri siyasete yeniden dahil etme çabası gibi gözüküyor ama korkarım ki, yaptığı eleştiriler sonunda yıpranmış bir askerin ne ülkeye, ne de chp ye faydası olur. Bu agırlığın altında chpde ezilir.

Şehbir
08-07-2008, 02:15 PM
CHP, Genelkurmay Başkanı'na emekliliğinde kullanmak üzere makam aracı alınmasına sert tepki gösterdi. Ancak bu 'hassasiyeti' eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile eski Başbakan Bülent Ecevit için göstermedi.



Merhum Ecevit'in eski otomobilinin sık sık arıza yapması üzerine Başbakan Tayyip Erdoğan devreye girdi ve son model Mercedes bir makam arabası verilmesini sağladı.

CHP bu olaya ilişkin hiçbir eleştiride bulunmadı.

Sezer de makamından ayrılırken beraberinde tam 4 araç birden götürdü.

Emekliliğin ardından Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki Hacılar köyünde bulunan villasına taşınan Sezer, Çankaya Köşkü'nde kullandığı makam araçlarını bırakmadı.

Ayrıca 30'u koruma memuru olmak üzere toplam 46 personeli beraberinde götürdü.

O gunlerde sessiz kalmayı tercih eden CHP genel kurmay başkanına emekliliğinde kullanması amacı ile alınan aracı bahane ederek tepki gösteriyor.


NE HAZİN BİR DURUM CHP İÇİN.

GÖREVİNİ LAYIKI İLE YAPAN BİR CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKAN VE GENELKURMAY BAŞKANI VE YAHUT DİĞER DEVLET GÖREVLİLERİ, HAYATLARI RİSKTE İSE ELBETTE Kİ EN YÜKSEK GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMALIDIR.

BU TİP ELEŞTİRELERİ HAKSIZ VE YAKIŞIKSIZ BULUYORUM.

mustafa06
08-07-2008, 02:21 PM
Keşke eleştirmek yerine, Önce korunması zorunlu başka kişilerede benzer araçların alımı için teklifte bulunsaydı, ''hayır'' benzeri bir yaklaşım olması halinde hükümete tepki gösterseydi, benden bile alkış alırdı.
Yapmadı, cünkü amacı üzüm yemek değil.

mustafa06
08-07-2008, 02:47 PM
Farklı bir örnek; TÜSİAD


Geçmişte YÖK kanunu değiştirilmesine gelen tepkiler unutulmadı ama bakın Tüsiad bugün hangi noktaya gelmiş,

''Şüphesiz, yasalarla yetkilendirilmiş kurumlar bu yetkilerini kullanacaklardır. Ancak bu yetki kullanımı, YÖK sisteminin sorun üreten yapısını değiştirmemekte, her karar ve atama tartışmalara yol açmaktadır. Dedi,
.....
Sezer doğru, Gül yanlış(!)
Sezer'in rektör atamalarına hiç bir tepki göstermeyen TÜSİAD, Gül'ün atamalarından rahatsız oldu...

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Türkiye'nin yüksek öğretimde yeni bir yapılanmaya gitmesi gerektiğini belirterek, ''eğitim kesinlikle siyasetin müdahale alanı olmaktan çıkarılmalıdır'' dedi.


TÜSİAD'tan rektör atamaları çerçevesinde yaşanan tartışmalara ilişkin olarak yapılan yazılı açıklamada, son yapılan rektör atamalarının, daha önceki örneklerde olduğu gibi bazı üniversitelerde tepki yarattığı ve bu süreçte bazı akademisyenlerin üniversitelerdeki idari görevlerinden istifa ettiklerini açıkladıkları aktarıldı.


Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:


''Şüphesiz, yasalarla yetkilendirilmiş kurumlar bu yetkilerini kullanacaklardır. Ancak bu yetki kullanımı, YÖK sisteminin sorun üreten yapısını değiştirmemekte, her karar ve atama tartışmalara yol açmaktadır. Türkiye'nin yüksek öğretimde yeni bir yapılanmaya gitmesi gerektiği muhakkaktır. Böylelikle, üniversiteler, siyasi gerginliklerin bir unsuru olmaktan çıkarak enerjilerini eğitimin niteliğini yükseltmeye yönelik çalışmalar üzerine yoğunlaştırabileceklerdir. Eğitim kesinlikle siyasetin müdahale alanı olmaktan çıkarılmalıdır.''


Yüksek öğretimde, çeşitliliği vurgulayan, adem-i merkeziyetçi, kurumların yaratıcılığını ön plana çıkaran, karşılaşılan sorunlara esnek tepkiler verebilen, üniversitelerin birbirleri ve yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarıyla rekabet edebilmelerine fırsat tanıyan bir sistemin varlığının son derece önemli olduğu vurgulanan açıklamada, şöyle denildi:


''Bugünkü tek tip ve merkeziyetçi yapının, fiilen çeşitlenmiş olan Türk üniversitelerini yönetmeye ve yönlendirmeye yeterli olup olmadığı sorusu da dikkate alınarak, açık bir diyalog ortamında, yüksek öğretim politikasının ve vizyonunun daha demokratik bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu süreçte siyasi otoritenin gerginlik yaratmayan uzlaşmacı tavrı eğitim sisteminin ihtiyaç duyduğu reformun gerçekleşmesine yardımcı olacaktır.''


Açıklamada ayrıca, ''TÜSİAD olarak, 4 Eylül 2003 tarihinde, kamuoyu ile paylaştığımız bilimsel bir çalışma olma özelliği taşıyan, Prof. Dr. Üstün Ergüder'in koordinatörlüğünde, Prof. Dr. Suha Sevük, Prof. Dr. Mehmet Şahin, Prof. Dr. Tosun Terzioğlu ve Prof. Dr. Öktem Vardar tarafından hazırlanan, 'Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması: Temel İlkeler'' başlıklı raporu tekrardan kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz.'' ifadesi de yer aldı.

BoRaN
08-08-2008, 04:14 AM
Buda Baykalın makam aracı :D Vizyonu ile ne kadar örtüşüyor Sonuna kadar Tartişilir Haa Unutmada degeri kimilerine göre 500.000 ytl kimilerine görede 600.000 ytl:lol:

http://img355.imageshack.us/img355/4900/baykalsk9.jpg
http://img379.imageshack.us/img379/5633/baykal1zk4.jpg

mustafa06
08-09-2008, 07:38 AM
demekki kalitesi düşük, bence daha iyi gerekir. Çünkü Türkiyenin ana muhalefet partisinin liderine az bile.

Aybike
08-09-2008, 08:17 AM
demekki kalitesi düşük, bence daha iyi gerekir. Çünkü Türkiyenin ana muhalefet partisinin liderine az bile.

Ana muhalefet lideri ..
Bir de görevini layiki ile yapsa..
Ben baykaldan sunu anladim..
Asla basbakan olmak istemiyor,muhalefette kalip parasini kazansin yeter.
Kendinin beceriksiz oldugunu biliyor.Istedigi tek sey gündemde kalsin kaymak yesin..
Ülkenin yönetimine talip biri böyle yapmaz.

BoRaN
08-09-2008, 08:21 AM
Ana muhalefet lideri ..
Bir de görevini layiki ile yapsa..
Ben baykaldan sunu anladim..
Asla basbakan olmak istemiyor,muhalefette kalip parasini kazansin yeter.
Kendinin beceriksiz oldugunu biliyor.Istedigi tek sey gündemde kalsin kaymak yesin..
Ülkenin yönetimine talip biri böyle yapmaz.

Başbakanlık zor zenaat ne akşamı belli ne sabahı tatil yapsan millet yollara düşüyor... bence konumundan inanılmaz zevk alıyor.. 10 da işbaşı 2.5 saat yemek paydosu 16.30 da paydos...:D Her şey şirketten :lol:

Aybike
08-09-2008, 08:23 AM
Aynen öyle..
Baykal bunlari yapacak adam degil
Bize acilen iyi bir muhalefet lideri lazim...

BoRaN
08-09-2008, 08:42 AM
Aynen öyle..
Baykal bunlari yapacak adam degil
Bize acilen iyi bir muhalefet lideri lazim...

Türkiye Cumhuriyeti Böyle bir yiğidi 70 yıldır arıyor!!! İşte tüm sorunların ve soruların cevabıda budur.

mustafa06
08-16-2008, 01:57 PM
İZMİRDE MÜTHİŞ İNDİRİM

İzmir Büyükşehir Belediyesi, musluklarından akan suyu arsenik korkusu nedeniyle içmeyen İzmirliler'e, 4 ay su faturası göndermeyecek. Ağustos ayından geçerli olmak üzere konutlarda 0- 13 ton arası ton başına 1.19 YTL olan tarife 10 Yeni Kuruş'a indirildi. Ucuz tarife, arsenik arıtma sistemleri devreye girinceye kadar en az 4 ay geçerli olacak.


Yılbaşından itibaren tasarrufu özendirmek için, 0- 13 metreküp için geçerli ton başına 1.19 YTL'lik tarifeyle, 14- 20 ton arası 3.09 YTL, 21-100 arası 5.00 YTL olan bedellerin arasındaki farkı daha da açacak düzenleme yapmaya hazırlanan Büyükşehir Belediyesi, arsenik krizi nedeniyle tarifede sürpriz indirim yaptı.

Özellikle Çiğli, Karşıyaka ve Bornova'da abonelerin musluklardan akan suyu içmemelerini dikkate alan Büyükşehir Belediyesi, arseniğin tamamen standart değerlerin altına düşeceği zamana kadar konutlarda su bedelini ton başına 10 Ykr'a düşürdü. Hiç bedel alınmaması gündeme gelmesine karşın, yasal olarak bu uygulama yapılamayacağı için sembolik olarak bu bedel belirlendi. 13 tonun üzerindeki kullanımlar için ise herhangi bir indirim yapılmadı.


Arsenik nedeniyle sistem dışı bırakılan Göksu ve Sarıkız bölgesindeki kuyular ile Menemen Çavuşköy kuyularındaki su arıtacak iki tesis devreye alınıncaya kadar ucuz su tarifesi sürecek. Saniyede 3200 litre suyu arıtacak ve ihalesi yapılan Göksu- Sarıkız Arıtma Tesisi 4 ayda tamamlanacak. İhalesi henüz yapılmayan saniyede 1500 litre suyu arıtacak Çavuşköy kuyuları arıtma tesisiyle birlikte tüm arıtma sistemi en geç 7 ayda devreye girecek. Bu nedenle tonu 10 Yeni Kuruş olan su tarifesi en az 4 ay, en fazla 7- 8 ay sürecek.


TAHTALI BARAJI'NDA KRİTİK DÖNEM


Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamada, İzmir'in kuzey bölgesinde görülen arsenik oranlarının İZSU'nun aldığı bir dizi önlem sayesinde yeniden standart değerler düzeyine indirildiği bildirildi. Halen su dağıtım şebekesinin dışında tutulan Göksu ve Sarıkız kuyularında yapılmakta olan arıtma sistemlerinin devreye girmesiyle de bu konudaki sıkıntıların tümüyle ortadan kalkacağını belirten Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamada, ”Ancak bugün geldiğimiz noktada, yeraltı kaynaklarının devreden çıkarılmasıyla şebekedeki ağırlığı iyice artan Tahtalı Barajı'ndaki suyumuzun çok kritik düzeylere geldiğinin de kamuoyu tarafından bilinmesinde büyük yarar görmekteyiz. Bu durum, kısa süre içinde yeraltı su kaynaklarının yeniden devreye alınmasını zorunlu kılacaktır” uyarısında bulunuldu.


BÜYÜKŞEHİR'DEN TEŞEKKÜR VE ÜZÜNTÜ


İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, yaşanan bu süreçte büyük fedakarlıkta bulundukları, tüm tahriklere rağmen kentinin yerel yönetimine karşı desteğini sonuna kadar sürdürdükleri belirtilen hemşehrilere teşekkür edilen açıklamada şöyle denildi:


”İzmir'in belli bölgelerinde musluklarından su içmeye tereddüt eden vatandaşlarımızın içinde bulunduğu durumun, bizleri fazlasıyla üzdüğünü de özellikle belirtmek isteriz. Bu çerçevede İzmir'de yaşayan vatandaşlarımız yeni arıtma sistemleri tamamlanıncaya kadar, 0- 13 ton arasındaki su kullanımları karşılığında, konutlarda ton başına sadece 10 Ykr ödeyecektir. Söz konusu indirim kararı 1 Ağustos 2008 tarihinden itibaren geçerlidir. Tonu 10 Ykr'tan 1- 13 ton arasındaki su tüketiminin aylık bedeli, fatura kağıt bedelini bile karşılamadığından, abonelere 4 ay süreyle fatura gönderilmeyecektir.”


Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise yaptığı açıklamada giderek azalan su kaynaklarının tasarruflu kullanılmasını özendirmeyi, İzmirliler'in aile bütçelerine katkı sağlamayı sosyal ve sorumlu belediyecilik anlayışının bir gereği olarak gördüklerini söyledi. Başkan Kocaoğlu şunları söyledi:
”Bozulan yağış dengesi nedeniyle özellikle son birkaç yılda önemli bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkan küresel ısınma, kuraklığın yanı sıra, yeraltı su kaynaklarındaki bazı parametrelerde kayda değer değişimleri de beraberinde getirmiştir. Uluslararası örgütlerin hazırladığı raporlar, küresel ısınmanın tüm dünyayı etkileyeceğini ve bu durumun sadece bugünün sorunu olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, suyun tasarruflu kullanımı ve su kaynaklarının korunması günümüzde bir zorunluluktur. İzmir Büyükşehir Belediyesi, hemşehrilerinin aile bütçelerine sağlayacağı bu katkıyı, sosyal ve sorumlu belediyecilik anlayışının bir gereği olarak görmektedir.”