PDA

View Full Version : Çaresizliğin acı tezahürü


hsr_1979
07-03-2008, 06:49 AM
Orhan Karataş


http://www.ortadogugazetesi.net/images/yazar/YazarRes_22.gif Çaresizliğin acı tezahürü



Türkiye'nin tarihinin en zor ve sıkıntılı dönemini yaşadığını aklı başında olan herkes görüyor ve kabul ediyor. Bu noktaya gelinmesinin çok çeşitli sebepleri vardır. Kuşkusuz en temel sebep AKP'nin yanlışları ve siyaset anlayışıdır. 6 yıldır bu ülkeyi AKP yönetiyor.

Numune cinsinden de olsa, tamamen hayal ürünü olan şeyler gerçek gibi de gösterilse, olumlu şeylerin primini nasıl AKP alıyorsa, olumsuzlukların vebali de yine iktidar partisinin boynundadır. Ergenekon soruşturmasının esasını bir kenara bırakıyoruz. İddianame açıklandıktan ve dava başladıktan sonra ne olduğunu göreceğiz. Bugüne kadarki iddiaların doğru olduğunu kabil etsek bile, bunlar kimin zamanında ve ne için yaşandı? Türkiye'de bugün makul olan, sağlıklı işleyen, doğru giden ne var? Ülkeyi bu hale kim getirdi?
Hasat dönemi
İkinci iktidar, "hasat dönemi" olarak görülmüş ve birinci dönemde cesaret edemedikleri gerçek niyetlerini hayata geçirmeye başlamışlardır. Bu gayretin sonucu gerginlik, kriz, toplumsal ayrışma ve kapatma davasıdır. Oysa MHP'nin 70 milletvekili ile de olsa TBMM'ye girmiş olması, AKP için tarihi bir fırsat oluşturmuştu. MHP daha ilk günden itibaren izlenen yapıcı, uzlaşmacı, çözüm üreten politikalarıyla, basit ve sıradan bir muhalefet partisi olmayacağını, ülkenin ve milletin menfaatlerini herşeyin üstünde tutacağını ve hükümetin bu yöndeki icraatlarını kolaylaştıracağını icraatlarıyla ortaya koymuştu.

Bunun sonucu olarak, yeni meclis döneminin önünde bir büyük kriz gibi duran Cumhurbaşkanlığı seçimi kolayca yapıldı. Demokrasi işledi. Meclis çalıştı. MHP, bu kadarla da yetinmedi. Türkiye'nin önüne gelen istisnasız her konuda pratik ve ülke gerçeklerine uygun çözümler üretti. Alternatifler sundu. Yol gösterdi ve harekete geçti.
Ülke çıkarları herşeyin üzerinde
Herkes, özellikle de AKP takımı elini vicdanına koysun ve düşünsün: MHP, bu kadar yapıcı, bu kadar makul, bu kadar dürüst bir siyaset yerine, CHP'nin yaptığı gibi duruma göre vaziyet alsa ve basit siyasi hesapları herşeyin önünde tutsaydı, Türkiye'nin hali ne olurdu? Kaldı ki MHP, tabanıyla, teşkilatlarıyla, siyaset anlayışıyla, ülke meselelerine bakışı ve ciddiyetiyle hiçbir zaman CHP değildir. Genel Başkan Dr. Devlet Bahçeli'nin bir sözü, bir hareketi çok şeyi değiştirebilir.

Bütün zorlamalara, ağır tahriklere, alçak saldırılara, yoğun iftiralara ve iktidar partisinin provokasyonlarına rağmen itidalini, iyi niyetini, soğukkanlılığını asla kaybetmemiş, ülke çıkarlarını herşeyin üstünde tutma anlayışından asla vazgeçmemiştir.
Tek alternatif
MHP'ye ve MHP'nin bütün çabalarına rağmen AKP'nin yanlışta, teslimiyette, fırsatı ganimet bilerek kafalarındakini hayata geçirme gayretlerinde bildiğini okumaya devam etmiş ve Türkiye'yi bugünkü hazin durumla karşı karşıya bırakmıştır.

Bugün hala bir ümit varsa, hala bir yerden dönme ihtimali bulunuyorsa, hala doğruyu ve makul olanı arama kapısı açıksa ve hala "demokrasi işliyor" denilebiliyorsa, bu tamamen MHP sayesindedir. MHP hem alternatif, hem istikbaldir. Kargaşadan, krizden, çatışmadan, demokrasi dışı güçlerden ve Türk milleti yerine dışarıda teslim oldukları kapılardan ümit bekleyenlerin, MHP'ye saldırmasının sebebi de budur. Çünkü MHP oyunu bozuyor ve Türk milletine gerçeğin ve makulün ne olduğunu gösteriyor.
Demokratik tepki
Bu bir iddia, bir görüş, bir yakıştırma değil, açık ve net bir tespittir. Bu tespitimizin temelinde MHP'nin, "önce ülkem" diyen politika anlayışı bulunuyor. Muhalefet yapmakla, siyasi rant uğruna ülkeyi felakete sürüklemek arasında ince bir çizgi vardır.

Ülkücüler ve Türk milliyetçileri millet ve ülke meselelerinde elbette duyarlı olacak ve emsali görülmemiş teslimiyet karşısında demokratik tepkilerini ortaya koyacaklardır. Ancak, bu hiçbir zaman Türkiye'nin istikrarını ve huzurunu bozacak şekilde olmayacaktır. Milletle kucaklaşmak ayrı şeydir, milleti istismar etmek ayrı şey. Bu istismarı zaten yeteri kadar yapanlar var.
Hezeyan
Bütün bunlar kamu vicdanında karşılığını bulmuştur. Kapatma davası sonrası Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı tıkanmanın aşılması için AKP'ye en somut, en net ve en uygulanabilir teklifi yine MHP yapmıştır. Buna rağmen bay Tayyip'in MHP ve Sayın Devlet Bahçeli hakkında ileri geri konuşmuş olması, "Siz kim oluyorsunuz?" hezeyanlarında bulunması, içine düştüğü çaresizliğin acı tezahüründen başka bir şey değildir. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli'nin bay Tayyip'in anlayabilmesi için bu soruya verdiği net ve açık cevabı bir defa da ben hatırlatıyorum:
Biz kimiz?
"Buradan Sayın Başbakan ve AKP yönetimine diyorum ki, biz Milliyetçi Hareket Partisiyiz. İlhamını, gücünü ve inancını milletinden alan Türk milliyetçileriyiz. Türkiye sevdamız, Türk milleti sevgimizdir. Vatan, bayrak, kardeşlik ortak paydamız, bağımsızlık, demokrasi ve hürriyet kavgamızdır. Biz Çanakkale'de göğsünü siper eden neslin evladıyız.

Türkiye Cumhuriyetini önce kurtaran ve sonra kuran iradenin adıyız. Biz ne devletimizle didişir yabancılara şikâyet ederiz, ne milletimizi kimliksizleştirerek içi boş bir ahali haline getirmeyi isteriz. Yabancıların eleştirilerine boyun eğmeyiz. Avrupa'nın ülkemizi kınayan kararlarına imza atmayız. Biz ne başkalarının önünde diz çöker, deliğe süpürmeyin diye yalvarırız, ne de aziz şehidine hakaret eder, canilere sayın diye hitap ederiz.

Yurdumuzu canımızdan aziz bilir, gereğinde gözümüzü kırpmadan kendimizi feda ederiz. Mağdur oluruz, ancak mağrur dururuz, istismarını asla yapmayız, aksi bize yakışmaz. Dik dururuz, eğilmeyiz, sözümüzün eriyiz, başka türlü olmak bize düşmez. Önce ülkem, sonra partim ve sonra ben deriz ve yeri geldiğinde gereğini derhal yaparız. Düzenlerin, tertiplerin, komploların içinde olmayız, olduğumuz gibi görünür, göründüğümüz gibi de oluruz. Biz Milliyetçi Hareketiz. Dün ne isek bugün de oyuz."
http://www.ortadogugazetesi.net/images/gazete001.gif

http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?id=1183