PDA

View Full Version : Amiral Özden Örnek'in ilginç bağlantıları


Qarshi
07-04-2008, 05:01 AM
Ergenekon soruşturması, hepimizin artık öğrendiği üzere Oramiral Özden Örnek’in Nokta dergisinde yayınlanan günlüklerindeki iddialar temel alınarak yürütülüyor.
Özellikle işin “Generaller”le ilgili kısmında Oramiral Özden Örnek’in günlüklerinin rolü büyük.
Soruşturma kapsamlı bir şekilde yürütülüp, ilgi alanı sürekli genişlerken, günlüklerin sahibi Özden Örnek’in şimdiye kadar, en azından bilindiği kadarıyla savcılığa çağrılmamış ve günlüklerle ilgili fadesine başvurulmamış olması, aralarında benim de bulunduğum pek çok kişi tarafından “İlginç” bulundu.
Bu gibi olaylarda tesadüflere çok da inanmadığım için, küçük çaplı bir soruşturma yaptım.
Ve Oramiral Özden Örnek’le ilgili çok ilginç bazı bulgulara ulaştım.
Biliyorsunuz, Oramiral Özden Örnek’in kamuoyunca tanınan bir oğlu var.
Yönetmen-yapımcı Tolga Örnek.
Tolga Örnek bir dönem çektiği film-belgesellerle halkın önüne çıkmıştı.
Tolga Örnek’in çektiği en bilinen iki film-belgesel 2003 yılında gösterime giren Hititler ve 2005 yılında gösterime giren Gelibolu’ydu.
Oramiral Özden Örnek’in oğlu Tolga’nın çektiği Hititler filminin sponsorları arasında İMKB, Çalık Holding, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, THY, İstikbal ve Nur İnşaat gibi kuruluşlar yer alıyordu.
Amiral’in oğlu Tolga Örnek’in diğer filmi Gelibolu’nun sponsorları arasında dikkat çekenler ise şöyleydi: Çalık Holding ve İstikbal.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Ne var canım bunda. O filmlerin başka sponsorları da vardı.
Doğru.
Bu yüzden soruşturmamı biraz daha derinleştirdim.
Ve çok ilginç başka bir bulguya daha ulaştım.
Çalık Holding yani kamu bankalarının parasıyla Sabah ve ATV’yi alıp iktidarın emrine tahsis eden grup, 2004 yılının Mayıs ayında Çalgaz Doğalgaz Dağıtım Pazarlama Taşımacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. adında bir şirket kurmuştu.
Şirketin ortakları Çalık Enerji, Ahmet Çalık, yine Çalık’a ait Altındağ Yatırım, Aksel Goldenberg, Ruben Goldenberg ve Aşer Goldenberg yer alıyordu.
Büyük bölümü ve yönetimi Çalık Grubuna ait Çalgaz A.Ş., 20 Haziran 2005’te adını değiştirdi ve Naturelgaz Sanayi ve Ticaret A.Ş. ünvanını aldı.
Ve sıkı durun şirketin yönetim kurulu üyeliğine Çalık Enerji’yi temsilen Oramiral Özden Örnek’in diğer oğlu, Burak Örnek getirildi. İlginç bir buluşma değil mi?!
İlginçlik bu kadarla da sınırlı değil.
Aynı şirkette Başbakan’ın damadı Berat Albayrak 1. derece imza yetkisiyle danışmanlık yapıyor.
Nokta Dergisi'nin eline nasıl geçtiği hala anlaşılamayan “Darbe günlükleri”nin yazarı Oramiral Özden Örnek’in oğulları, iktidar tarafından medya sahibi yapılan ve bu dönemde rafineri lisansı almayı başaran Çalık Grubu’nun şirketleriyle son derece içli dışlı.
Doğrusunu isterseniz ilginç bir “Tesadüf”
Tabii başka tesadüfler de var ama bence bunlar kadar önemli değil.
Mesela Başbakan Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden askerliğe elverişli değildir raporu aldığı sırada Oramiral Özden Örnek bu Hastane’nin bağlı olduğu Donanma Komutanı.
Ve yine Başbakan’ın oğlu, Tolga Örnek’in Kalendar Orduevi’nde yapılan düğününün davetlileri arasında(Bu bilgi o dönem basına da yansımıştı).
Değerli okurlar Türkiye’de çok garip şeyler oluyor.
Hem de çok garip

İddianame ve korkularım

Bugün açıklanacağı söylenen ancak bana göre açıklanması bir kaç gün gecikecek olan Ergenekon İddianamesi’nin bazı bölümleri “Yandaş medyaya” ufaktan sızdırılmaya başlanmış.
İddianamenin bazı bölümlerini gören bir gazeteci kardeşim aynen şöyle dedi:
“Abi gördüğüm bölümler çok önemli iddialar içeriyor ve sağlam gibi duruyor. Tamamından ne çıkar bilemem. Çünkü bir kaç bin sayfa var. Ama bir kısmı çok inandırıcı”
Doğrusunu isterseniz bu konuda ne fikir, ne de bilgi sahibiyim.
Ancak tek bir korkum var.
Ergenekon’da adı geçenlerden bazıları ile ben ve pek çok meslektaşım yıllardır uğraşıyoruz.
Bunların devlet içine sızmış çeteciler olduğundan, devletin adını ve geçmiş pozisyonlarını kulanarak menfaat temin ettiklerinden, kirli ilişkilere bulaştıklarından fazla bir şüphemiz yok.
Korkum; sulandırılmış, siyasileştirilmiş bir soruşturma nedeniyle kim olduğu sizce de malum olan tiplerin bu olaydan sıyrılmaları.



Fatih Altay'lının Habertürk'te gördüğüm bir yazısı.

bir zamanlar bir söz vardı...

Ve Bedrettinnnn Dallaannnnnn etti ülkeyi talaaaannnnn

YALAN !

Bedrettin dalan onların tırnağı kadar olamaz ! Adamın hakkını yemişiz :mrgreen:

Şehbir
07-04-2008, 05:13 AM
Fatih Altay'lının Habertürk'te gördüğüm bir yazısı.

bir zamanlar bir söz vardı...

Ve Bedrettinnnn Dallaannnnnn etti ülkeyi talaaaannnnn

YALAN !

Bedrettin dalan onların tırnağı kadar olamaz ! Adamın hakkını yemişiz :mrgreen:

OĞUZ'UM HER KELİMESİNE İNANDIĞIM BİR HABER VE SENİN YORUMUNUN ALTINA DA İMZAMI KOYARIM..



AMA BUNU DA HATIRLATIRIM SANA. BAZI ZAMANLAR SANIRIM KIZGINLIKTAN NE SÖYLEYECEĞİMİZİ ŞAŞIRIYORUZ.

Şehbir
07-04-2008, 12:17 PM
Fatih Altaylı - Eşgüdümlü gazeteler

Bugünün en ilginç olaylarından biri hiç kuşkusuz "Yandaş
Medyanın" tavrı.
Bliyorsunuz, AKP medyada kendine yakın bir grup oluşturdu.
Bu medyalar, iktidar partisine ve hükümete kayıtsız şartsız bir
destek veriyor.
Ancak bu destek zaman zaman zıvanadan çıkıyor.
İktidar, destek konusunda o kadar talepkar ki, bazen bu desteği
bizzat yönlendiriyor.
Bir süre önce, yine kritik bir dönemde, iktidar yanlısı 6 gazete,
aynı gün aynı başlıkla çıkmışlardı.
Bugün de aynı durumla karşı karşıyayız.
İktidarın yayın organı haline gelen Sabah, Star, Yeni Şafak,
Bugün gazeteleri belli bir yerden servis edilen bir iddia ve yine belli
bir yerden verilen bir talimatla atıldığı açıkça anlaşılan
aynı başlıkla çıktılar.
İşte gazeteler ve başlıkları?
Sabah: 7 Temmuz Kaos planı
Star: 7 Temmuz'da kaos planı
Yeni Şafak: Kanlı plan
Bugün: 2 generalin 7 Temmuz kaos planı
Belli ki, bu iddia sadece bu gazetelere servis edilmiş ve atılacak
başlık da Ankara'dan, büyük ihtimalle Başbakanlık Basın
Müşavirliği'nden talimatla bildirilmiş.
Bence bu gazeteler için bu kadar geniş kadroya, binalara, masaflara
ihtiyaç yok.
Tek bir ekip otursun ve gazeteleri hazırlasın.
Aynı gazetelere farklı farklı logolar koyup farklı isimlerle
çıkarsınlar.
Nasıl olsa hepsi aynı şeyi yazıyor.
Ama bu dediğimi yapmak işlerine gelmeyebilir.
Çünkü iktidar yalakası onca köşe yazarını beslemek için çok
gazete ve televizyona ihtiyaç var

KATILMAMAK MÜMKÜN DEĞİL..

Demir Kağan
07-04-2008, 12:20 PM
kendisi kayitsiz sartsiz kimlere destek vermisti? kendi yaptigini unutuyor herhalde firildakyus.

nurhak
07-04-2008, 04:41 PM
Günlüğünde yola çıkılan bir paşanın bu olaylar karşısında yaklaşık bir senedir tek bir kelime etmemesi,herkese herşeyi sormaktan korkmuyan anlı şanlı medyamızın bu adama hiç bir şey sormaması gibi adaletinde gel kardeşim bu nedir dememesi hiç kimseyi şaşırtmıyor olsa gerek ki anılar,anılar diye coşkun sabah'ın şarkısını dinliyoruz.:cool:

Şehbir
07-04-2008, 04:50 PM
Günlüğünde yola çıkılan bir paşanın bu olaylar karşısında yaklaşık bir senedir tek bir kelime etmemesi,herkese herşeyi sormaktan korkmuyan anlı şanlı medyamızın bu adama hiç bir şey sormaması gibi adaletinde gel kardeşim bu nedir dememesi hiç kimseyi şaşırtmıyor olsa gerek ki anılar,anılar diye coşkun sabah'ın şarkısını dinliyoruz.:cool:



http://img56.imageshack.us/img56/1953/alkfdfebz6.gif (http://imageshack.us)

nurhak
07-04-2008, 04:59 PM
http://img56.imageshack.us/img56/1953/alkfdfebz6.gif (http://imageshack.us)

usta herzamanki gibi büyüksün ve incesin,saygılarımla

Aybike
07-04-2008, 07:48 PM
bu ergenekon olayinin hic bir haberine inanmiyorum..
burda baska bisey var..bambaska bisey...ama bu sey anlatilanlarin hic biri degil..ve hic iyi bisey degil...tutuklananlar yakinda birakilacak ve sadece PARDON denilecek..
birilerini kayirma,bazilarida oyalama taktigi....

Demir Kağan
07-05-2008, 05:40 AM
bence oyle degil. ilk bu operasyon basladiginda dedik ki, "noluyor bunlara boyle? cadi avina mi ciktilar yine turkculeri, milliyetcileri aliyorlar", tepkimizi gosterdik. bunun ardindan yeni gelismelerle ogrendik ki bu adamlar sadece milliyetci olmakla kalmamislar, illegal yollardan bir seyler yapmaya calismislar ve calisiyorlar. ele gecirilen darbe gunlukleri ne demek? darbe sozune cok alistiginiz icin mi tepki vermiyorsunuz onu anlamiyorum. yani adam gelecek, darbe yapacak, yonetimi ele gecirecek, siz ses cikartmayacaksiniz? boyle bir seye sizin gonlunuz el veriyor mu?

kaldiki, darbe hazirliginda olan pasHalar, ozkok'ten sonra buyukanit'tan cok buyuk seyler bekliyorlardi. buyukanit, adim gibi hatirliyorum, o gunlerde geldiginde kemalist, postal yalagi, akp dusmani insanlar icin buyuk bir umuttu. ancak o umutlari sondu. ben 27 nisan e-muhtirasinin bile, zorla, kasarak verildigini dusunuyorum cunku buyukanit ve tayyip iliskisi, tayyip-sezer iliskisinden daha saglikli ve daha derin. iki suratsiz yerine, samimi tavirlarini gorebiliyoruz.

bu cete ya da orgut, her neyse, darbe hazirliginda olan pasalar tarafindan askerin darbe yapmasi icin ortami o kivama getirmek niyetindeydi. bu senaryoyu en az 2 kere daha yasamadik mi? bu senaryoya karnimiz tok degil mi? demek ki degilmis ki hala yiyoruz. danistay saldirisiyla basladi, ardindan cumhuriyet gazetesi bombalandi, seriat geliyor, ivir geliyor, zivir geliyor yaptilar. bunun aynisini 28 subatta da yaptilar. muslum gunduz cikti, acizmendiler cikti, fadime sahin cikti, seriat geldi, sagolsunlar, kudretli pasalar ebemizi bellediler.

sirf milliyetciler diye, sirf turkculer diye kimsenin iktidar kavgasina mevcut olmam ben. olmadim, olmayacagim da.

Aybike
07-07-2008, 06:52 AM
hadi ordan iki defa yasamismis..
sen ne gordun ki cocuk.....
anlatilanlar ile yasanilanlar bir olmaz..
Kibrista 74 sonrasi cocuklara anlatilan ne biliyormusun?
Turkler durup dururken baris ortamindaki iki halki boldu ,turk kesimini AB den etti yobazlastirdi..Ve cocuklar oyle eminki ,inanmiski ben onlari dinledikce soklara girdim..
isin en beter tarafi Meb tarih kitaplarin da kibris tarihi (bizim acimizdan) okutulmuyor.
Sen ne gordun ne biliyorsun..Anlatilanlar sadece demi??????

Kibristayken 68 den beri babasini arayan kadina(Rumlarin evden alip goturdugu) yanimizda haber geldi,babasinin kemiklerini kuyuda bulmuslar ....DNA testi icin apar topar gitti ...iste boyle .

mustafa06
07-07-2008, 07:03 AM
Özden Örnek pasha sanıldıgı gibi, sessiz de kalmadı boshta durmadı. Günlüklerin yalan oldugunu söyledi.
Bir adım daha atıldı ve nokta dergisi genel yayın yönetmeni Alper Görmüş mahkemeye verildi.
mahkeme Görmüşü beraat ettirdi.

.
İşte konunun haberi;
.................

Darbe günlükleri’ belgelendi
2004 yılında ”Ayışığı” ve ”Sarıkız” adıyla iki askeri darbe hazırlığını anlatan ”Darbe Günlükleri”nin, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığı, Savcı’nın talebiyle Emniyet’in yaptığı araştırma sonucu kesinleşti
NTV-MSNBC
Güncelleme: 19:59 TSİ 26 Mart 2008 Çarşamba
İSTANBUL - Nokta dergisinin, geçen yıl ”Darbe günlükleri” başlığıyla yayınladığı haber bomba etkisi yaratmış; bu yayından sonra dergi binası askeri savcılık emriyle basılarak arama yapılmıştı. Kısa süre içinde derginin kapanmasına neden olan sürecin sonunda, derginin Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş hakkında da dava açılmıştı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, ”Günlükler bana ait değil” diyerek iftira davası açmış, Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt da ”Arşivde araştırma yaptırdığını, böyle bir şey bulunamadığını” söylemişti.

Ergenekon sorushturmasında soru sorulmayan tek pasha Ozden Ornek değildir. günlükler okundugunda bashka komutanlarında bu konuda pozisyon aldıkları görülür. hatta cumhurbashkanınında gelişmeden haberdar oldugu köshte verdiği bir yemekte söylediği sözlerden anlashıldıgı anlatılmaktadır. Bunlardan hich birisi sorushturmanın içerisinde yoktur. sadece eruygur ve tolon pashaların adları gündeme gelmiştir.
Bana, diğer pashaların adlarının gechmemesi sadece bu iki pashanın adlarının gechmiş olması, sorushturmaların muvazzaflık dönemini kapsamadıgı, emekli olduktan sonra yaptıkları chalıshmaları kapsadığını düşündürmektedir.
Esasen sorushturmaya görev yaptıkları döneminde dahil edilmesi demek, işin içerisine askeri yargının da girmesi demek olurdu.

mustafa06
07-07-2008, 07:39 AM
Günlükten;
Genel kurmay başkanı hayır diyor;
3 Aralık 2003
Genkur. Başk.lığında YAŞ (Yüksek Askeri Şura) Hazırlık Toplantısı (...) Önce Genelkurmay bize Pazartesi günü yaptıkları takdimin aynısını yaptılar ve Genelkurmay Başkanı sonra en kıdemsizden başlamak üzere tüm katılanlara söz verdi. Söz alanların ifade ettikleri konular sırası ile ve özet olarak aşağıdadır.
Faruk Cömert:
AKP yerel seçimleri kazanırsa amacına ulaşabilmek için batıya daha fazla taviz verebilir, dolayısı ile haklarımızı da kaybedebiliriz.

Yener Karahanoğlu: Pozitif eylem için neredeyiz?
Acaba geç mi kalıyoruz? İcraatlarının izlenerek sonuçlarına göre karar vereceksek, geç kalabiliriz. Onlar nasıl tam demokrasiyi kullanıyorlarsa biz de onlara tam demokrasi ile mukabele etmeliyiz. Yani azınlık olarak çoğunluğa hükmedemeyeceklerini anlatmalıyız.

Orhan Yöney:
AKP'nin iktidar olmasına rağmen muktedir olamadığı halka gösterilmelidir. Bu yönde eylemler yapılmalıdır. Zaman geçtikçe karşımızdaki kitle büyümektedir. Bunlar kadrolaştıkça genişliyorlar. Dolayısı ile zaman lehimize çalışmıyor. Bu nedenle ileride bir eylem yapmaya gidersek, alacağımız tedbirler çok sancılı olabilir. Eylemlerimiz Aralık 2004 dönemine kalmamalıdır. O tarihlerde AB, AKP'nin isteklerini yapacak, bu ise bizim aleyhimize olacaktır. Bu nedenle eskalasyonu hızlandırmalıyız. Halka bazı şeyleri açıkça anlatmalıyız. Yazarlar ve önemli kişiler ile temasa geçerek "Eğer demokrasiyi korumak istiyorsanız biz sizinleyiz" diye mesaj vermemiz lazım. Yargı bitmiştir. Yargıdan medet ummamalıyız. Ama yargıyı eski rayına oturtmak için destek vermeliyiz. Doğal mütefiklerimiz, üniversiteler ve sendikalardır. Bu kurumlar bizlerden işaret beklemektedirler. Halktan uzaklaşmışız, halka daha çok yaklaşmalı ve şeffaf olmalıyız. AKP'nin hassas taraflarından biri de milletvekili dokunulmazlığıdır. Bu konuyu işlememiz gereklidir. Siyasete bulaşmayacak şekilde derneklere üye olalım. Böylelikle kendimizi daha iyi tanıtır ve fikirlerimizi etrafa daha iyi yayabiliriz. Muhalefet partisinin üzerine daha çok gitmeliyiz. Bir gün müdahale etmek zorunda kalırsak siz de hesap vereceksiniz, mesajını onlara verelim. Bizi hafife alıyorlar.

Şükrü Sarıışık:
Bizim çok fazla zamanımız kalmadı. Onların icraatlarının demokrasi ile önlenmesi mümkün değil. Alternatif lazım. Kamuoyunun bizden beklentisi var. Çoğunluğun hakkını gaspediyorlar. Erbakan kararı onları rahatlatmıştır. (Bugün Yargıtay Erbakan'ın sahtecilikten verilmiş olan iki buçuk yıla yakın hapis cezasını onadı.)

Fethi Tuncel:
Takdimde belirtilen hassas taraflarından hiçbirini istismar edemeyiz. Alternatif olarak karşılarına bir siyasi alternatif çıkaramayız. Basının desteğini alamayız. Eylem planını bir an önce tesbit edecek icraata geçmeliyiz.

Fevzi Türkeri:
Devletin bütünlüğü tehlikededir. Bu takdimi seçimden sonra Başbakan'a anlatmanın bir yararı yok. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bölücülük hız kazanmıştır. Ülkemiz süratle bölünmeye gitmektedir. Şimdiden tedbir alınmalıdır. Basın, TÜSİAD, sermaye sahiplerini toplayıp bu iktidarın yaptıklarını anlatalım. Onları tarafımıza çekmeye çalışalım. Eylem planında çok zorluklar ile karşılaşacağız. Toplum iktidarın yaptıklarına pembe gözlükler ile bakmaktadır. Yerel seçimlerden önce Başbakan'a bu işlerin böyle gitmeyeceğini anlatalım.

II. Başkan:
Tablo kötü ama umutsuz olmaya gerek yok. Mart ayındaki seçimler önemli. Stratejimizin büyük kısmı yerel seçimlerden öne yapılmalı. Aksi halde işimiz zorlaşacaktır. Eylem planımızın tek zorluğu acaba toplum bu konuyu ne kadar biliyor? En önemli nokta bu. Acaba ne kadar insan bu durumun bu kadar vahim olduğunun farkında? Durum tesbitini kamuoyuna yansıtmalıyız. Halkın desteğini almaksızın bir eylem planı yapmak önemli değil. (Soru: Durum tesbitini kamuoyuna nasıl yansıtacağız.) Çeşitli kişiler ile görüşüyoruz. Ama adamlarımızı iyi seçmeliyiz. 28 Şubat konjonktürü farklıydı. Halk daha hazır değil.

Oktar Ataman:
Kötü bir tablo bedbin olmamak lazım. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bölücülük ve irtica iç içe beraberce hareket ediyorlar. Hızla bölünme noktasına gidiyoruz. Bu iktidar güvenliğimize ae anayasamıza bir tehdittir. Bertaraf etmek için her şey yapılmaktadır. Kamuoyunun kazanılması gerekir. Medya patronları önemli. Bu kişiler birebir konuşularak tarafımıza kazanılmalıdırlar. Eylem planını süratle geliştirerek icraata koymalıyız.

Hurşit Tolon:
Bu iktidar ne olduğunu ortaya koydu. Ancak takiyyeye başvuruyor. Arkasında ABD, AB var. Bunlar Ortadoğu'yu 1915'te yaptıkları gibi şekillendirmek istiyorlar. Bu hükümetten öncelikli tehdit bölücülük, sonra irticadır. İrtica bunların devlet yapısı içerisindeki kinin ifadesidir. Seçimden önce ikaz etmezsek önümüze aşamayacağımız bir engel çıkacaktır. Halk bize sırtını çevirmez. Bu hükümet ulusal onurumuz ile oynamaktadır. Onur kırıcı bir durumdayız. Üniter yapımıza zarar verilmektedir. Bu iktidarın alternatifi var mı? Şu anda yok gibi görünüyor. Muhalefete bu konu anlatılmalıdır. Dünya kamuoyuna açıklanan konular onurumuzu kırmaktadır. (Pek çok örnek verebiliriz. Bir örnek dil konusunda yaşananlardır.) Uyum paketi altında hazırlananlar sadece bölünmemizi kolaylaştıracaktır.

Şener Eruygur:
Söylenecekler söylendi. Sadece bir-iki konu ilave etmek istiyorum. Her şey elden gidiyor. Örneğin Emniyet teşkilatı jandarma ile yarışıyor ve onu kötüleyerek yükselmeye çalışıyor. Ayrıca WEB sayfası açmıştır ve Başbakan'ı destekliyorlar.

Yaşar Büyükanıt:
Ortaya konan stratejinin bazı gerekli parametrelerin ilavesi ile gözden geçirilmesi uygundur. Vahim bir tablo. Jeopolitik açıdan ABD ve AB ülkemize Ortadoğu'da yeni bir rol biçmeye çalışmaktadır. Yeni model bir Türkiye yaratmaya çalışmaktadırlar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD'ne gittiğinde Fetullah Gülen ile buluştular. AK ismi bilinerek ve kasıtlı olarak Bediüzzaman'ın yazılarından alınmıştır. ABD, AB ve Türkiye'yi manipüle etmektedir. Direnmenin başladığı yerde ekonomi bir silah olarak kullanılmaktadır. Pozitif davranmalıyız. Acaba zaman mı geçti? Bence geçti. Dead line seçimlerdir. Eylem planında tedbirleri sıralamak kolay ama uygulanabilir olmalıdırlar. Kamuoyu desteği için en önemli kaldıraç basın yayındır. Bunu kullanmalıyız.

İbrahim Fırtına:
Eylem planının amacı anayasayı korumaktır. Takdimde TSK'nın eylem planını tek başına yapamayacağını belirtmek bir zafiyetir. Bu cümleler kayıtlardan çıkarılmalıdır. Cumhurbaşkanı ile müşterek hareket şart. Parlamento Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. Yeniden anayasa yapılmalı ve bu anayasa kendini koruyacak her türlü imkan konulmalıdır. Bu hükümetle olmaz. Hukuki şartlar müsaittir. Gereken yapılmalıdır. Cumhurbaşkanı'nın yetkileri vardır.

Özden Örnek:
Takdimde yapılan durum tesbiti dışında ben de bir durum tesbiti yaptım. Burada bulunan herkes aynı fikirde. Bu bence en önemli konuydu. TSK zaman ile zemin kaybetmektedir. Bu ifadeyi halk desteği anlamında söylüyorum. İkinci tezkereden sonra ve bilhassa Ağustos 2004 ayındaki MGK yasasının çıkmasından sonra halkın TSK'ne karşı olan inancı zayıflamıştır. Ilımlı İslam diye bir şey Türkiye için mevzubahis değildir. Biz halkının çoğunluğu Müslüman olan bir toplumuz ve idare tarzımız da cumhuriyettir. Sakınmamız gereken en önemli konu bundan sonra aleyhimizde "dinsizler" propagandasının yapılmasıdır. Böyle bir tutum ile karşılaşırsak süratle ve kararlı bir şekilde cevap vermeliyiz. Eğer elimizde NATO tatbikatlarında olduğu gibi ikaz endikatörlerini gösteren bir ışık levhamız olsaydı şimdi hepsi kırmızı olacaktı. Askerin söylediği yapılır ama bunun nedeni vardır. Zira askerin elinde silahı vardır ve bu silah askere bazı manevra yetenekleri verir. Silahımız bizim caydırıcılığımızdır. Bu nedenle "ben silahımı kullanmayacağım" diye açıklamalar yapmamalıyız. AKP'nin attığı her adıma aynı şiddetle ama çok kararlı olarak cevap vermeliyiz. Ben bunların bölüneceğine inanmıyorum ve bundan sonraki seçimi de kazanacaklardır. O zaman geç olacaktır. Bölücülük ve bugünkü vahameti; bu durum tesbitinde bütün şiddeti ile vurgulanmalıdır.

Aytaç Yalman:
Söylenecekler söylendi. Kendimi suçlu hissediyorum (Genelkurmay Başkanı bu söz üzerine "neden kendini yalnız sorumlu hissediyorsun" diye sordu)1. Yalnız kendim değil, siz de benim kadar sorumlusunuz. Buradaki diğer arkadaşların sorumluluğu bizden sonra gelir. Zamanı boşuna geçirdik. Benim önerim hemen ve gecikmesiz eylem planına başlamak. Seçimden önce muhtıra vermeliyiz.

Genelkurmay Başkanı:
Teşekkür ederim, herkesin aynı fikirde olması güzel. Ben yüzde sekseni ile aynı fikirdeyim. Ama katılmadığım noktalar var. Açık konuştuğunuz için hepinize teşekkür ederim. Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükümet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz. Yapabileceğimiz bir çok şeyin olduğuna da inanıyorum.
Bu toplantı bence tarihi bir toplantıydı. Bir yıldır ilk defa yapılıyordu. Genelkurmay Başkanı'na onunla aynı fikirde olmadığımız mesajı verildi. O da kendinin yalnız kaldığını anladı. Görüntüye rağmen direnmekte devam ediyor. Ama artık çok geç. Zira yasal olarak kendisi de geri dönemeyecek bir yola girdi.
.........
Jandarma Genel Komutanı daima bir ihtilal özlemi içersinde
20 Ocak 2004
Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda yapılacak kuvvet komutanları toplantısına katıldım. MGK ön toplantısı Perşembe günü yerine yarına alındığı için bir koordinasyon ihtiyacı doğmuştu. (...) Konuşmalar sırasında Jandarma Genel Komutanı daima bir ihtilal özlemi içersinde, bir an önce bu işi yapalım şeklinde konuşuyordu. Bugün de defalarca tekrar etti, en nihayet dayanamadım ve bakın biz sizle böyle konuşmadık. Planlamayı 23 Ocak'tan sonra yapabileceğimizi birkaç kez tekrar ettim. Onun için hiçbir hazırlığımız yok ama başlayacağız dedim ve ağzı kapandı.

mustafa06
07-07-2008, 07:51 AM
Günlükten,


Köşkte verilen yemekteki konuşmalar
28 Şubat 2004
14:00'te kuvvet komutanları ile bizim evde toplandık. Amacınız Kıbrıs meselesini değerlendirmek ve Denktaş'tan aldığımız birçok özel ve gizli mektupları değerlendirmekti. (...) Hükümete karşı bir tepki olarak da hem Kıbrıs'ta hem de anavatanda gösterilere ve ulusal platformda toplantılara 3 Mart'tan itibaren başlanacaktı.
(...)
İkinci konu olarak yine aynı mesele, biz bu adamları darbe ile alaşağı edelim konusuydu. Şener ve Havacı bu konuda çok bastırıyorlar. Şener'in adeta aklından çıkmıyor, iki kelimede bir bunu söylüyor. Havacı da keza öyle. Eğer Kıbrıs'ı vermek istemiyorsak en son limitimiz 9 Nisan 2004. Bu tarihten sonra hükümet taraflara taahhüt vereceğinden geriye dönüş şansı sadece referandum olacak. Referandumun hangi şartlar altında yapılacağını hepimiz tahmin ediyoruz. Bütün şer güçleri evet dedirtmek için keselerin ağzını açacak ve sözler verilecek sonuçta cahil halk "evet" diyecek. Ne yapacaksak 9 Nisan'dan önce yapmamız gerekecek.
Bu nedenle yanımıza Tümg. Can Teller'i de alarak gerekli planlamaya başlamaya karar verdik. Bu iş sonunda olacak galiba. Ben bu işin olmasını istemiyorum ama benim oyumun pek bir itibarı olmayacaktı. Ama onlara hiç değilse bu işin Kıbrıs tabanına oturtularak haklı olacağımız bir dava edinebiliriz dedim ve olayı marttan nisana kaydırttım.
Akşam Cumhurbaşkanı'nın yemeğine gittik. Atatürk'ün yaşadığı yerde yemek yemek beni çok heyecanlandırdı. Konuşmalar sırasında Cumhurbaşkanı'nın da sanki ümidini kaybetmekte olduğuna dair intiba uyandı. Bazı mesajlar da verildi. Örneğin Cumhurbaşkanı "Burayı mahsus seçtim ki nereye geleceğinizi görün. Aranızda buraya gelmeyi bekleyenler var (Genelkurmay Başkanı'nı ima ederek)" dedi. Tabii hemen başımız öne düştü. Ama herkes bu lafı duyunca tereddütsüz ona baktı. Eşi, Kara Kuvvetleri Komutanı'nın kulağına eğilerek "Siz de gidince ne olacak" deyivermiş.
(...)
Cumhurbaşkanı genelde herhangi bir askeri harekete karşıdır. Bu onun için çok doğaldır. Zira kendisi bir hukukçu. Hem de Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapmış bir kişi. Her zaman bu kimliği ile bizleri frenlemeye çalışırdı. Bu akşam ilk defa kendisini farklı bir tutum içinde gördüm. Adeta ülkenin bu adamlardan kurtulmasının zor olduğuna karar vermiş gibiydi. Bu nedenle, bir yıl sonra da buralarda neler olur bilinmez, diye bir söz sarfetti. Çok güzel bir yemek ve gece geçirdik. Neşeli bir geceydi.


29 Şubat 2004
İlginç bir toplantı yaptık. Jandarma'nın Beytepe'deki tesislerinde kuvvet komutanları ve eski Melis Başkanı Ömer İzgi bir araya geldik. Oraya gitmeden önce Kara Kuvvetleri Komutanı beni telefonla arayarak toplantıya gitmeden önce bir süre benimle görüşmek istediğini söyledi. Gittim. Dün yapılan toplantıdan çok rahatsız olduğunu Şener'in başka işler peşinde olduğunu, İbrahim'in ise saf, ne istediğini bilmez halde olduğunu anlattı. Bilhassa Şener'in, Yaşar'ın önünü kesmek için hükümet dahil her türlü angajmana girdiğini ve utanılacak senaryolar peşinde olduğunu, sadece hükümet ile değil diğer bazı yollardan da aynı teşebbüsünü devam ettirdiğini anlattı. Ben de kendisine hafta içersinde Can Teller'in bana geldiğinde Yaşar ile ilgili bazı menfi bilgiler verdiğini ve hatta Yaşar Paşa'ya güvenmeyin efendim dediğini hatırlattım. Bunun üzerine Can Teller ile temasa geçmeyeceğimi, onun muhtemelen Şener'in adamı olduğunu söyledim. Kendisine onların dediği gibi darbenin olamayacağını, bu işin komuta zinciri içersinde bile bir aydan fazla aldığını anlattım. Burada da en kritik konunun Genelkurmay Başkanı olduğunu, ondan habersiz nasıl birlik kaydırılacağını, nasıl tertip alınacağını bilmiyorum edim. Kendi kanaatim olarak böyle bir hareket ile ilgili inisiyatifin daima elimizde olması gerektiğini ve gerekirse ben katılmıyorum diyeceğimi anlattım. Hemfikir olduk. Bundan sonra üç konuya dikkat etmemiz lazım dedim Biri Genelkurmay Başkanı, diğeri harekat planlaması ve üçüncüsü de bizim iki kişi nasıl oyalayacağımız konusu.
Konuşmalardan sonra Beytepe'ye gittik. Herkes toplandı. Amacımız 3 Mart günü yapılacak olan "Ulusal hareket" toplantısına MHP'den bol destek sağlamaktı. Ama konu darbeyi seçimden önce mi sonra mı yapılıma döndü. Ömer İzgi gayet tabii bir şey yapacaksanız hemen yapın, seçimden sonraya kalırsanız bu iş olmaz, karşınızda diğer partileri de bulabilirsiniz, bu adamlar seçimden kuvvetlenmiş olarak çıkacaklar, ama ileriki senelerde kendilerini yıpratacaklar, bu nedenle o zaman hiçbir parti sizi desteklemez, ama başa kim gelirse gelsin ülkeyi de parçalanmaktan kurtaramaz, dedi. Kendisi aynı lafları 4 Kasım 2002 günü de Kara Kuvvetleri Komutanı'na söylemiş. İşin zaman geçtikçe ne kadar karmaşık hale geldiğini anlattı. Ben bu fikrin bu kadar açık bir sivil ile konuşulmasından çok rahatsız oldum. Olayı da buraya getiren hep Şener ile İbrahim. Halbuki bizim evde ve dün bir karar aldık. Üstelik de kimseye söylemeyecektik. Anladığım kadarı ile onlar da ikisi beraber biraraya gelip konuştular. Zira çıkarken İbrahim'in Şener'e bundan sonra ne zaman toplantıyı ayarlayalım dediğini duydum.
............
adamın niyeti ülke yararı değil kendi yararı.
1 Mart 2004
Sabah brifingini takiben Hava Kuvvetleri Komutanı beni aradı. Maksadı açıtı. Ağzımı arayacaktı. Kendisine ne düşünüyorsam aynen söyledim. "Dün geceden çok rahatsız oldum. Verdiğimiz kararı niye tartışıyoruz, ikinci olarak da bu kadar gizli tutalım dediğimiz konuyu neden bir siville paylaşıyoruz. Ağzı sıkı olabilir ama bilmesi gerekmez. Bu adamın hayatı siyaset." Bana o zaman akşama tekrar buluşalım, ben ne yapacağımızı anlamadım, dedi. Ben de diğerlerine haber ver, ben gelirim, dedim. Akşam 19:30'da Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın Gölbaşı tesislerinde buluştuk. Kara Kuvvetleri Komutanı ile ben biraz gergindik. Zira aynı mevzuları yeniden konuşmak istemiyorduk. Bu seferki konuşmalarda biraz sert davrandım. Çünkü Jandarma Genel Komutanı sözü ikide bir oraya getirip, bu işi ne zaman yapacağız, diyordu. Bazen süreyi uzatmanın en iyi çözüm yolu olduğunu söyleyince suratı asılıyordu. Bana kalsa adamın niyeti ülke yararı değil kendi yararı. Bu iş biran önce olsun da nasıl olursa olsun, o da mevkiini korusun.
..................................
ATO daki paneli biz teşvik ettik.
3 Mart 2004
Hilafetin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat kanununun yürürlüğe girişinin yıldönümü toplantısı... ATO'da yapılan panele tüm kuvvet komutanları eşli olarak katıldık.
Genelkurmay Başkanı İsveç'te olduğu için, Hava Kuvvetleri Komutanı ise dün şehit olan pilotların cenaze törenine Konya'ya gittiği için bu panele katılamadılar. Bu paneli el altından biz teşvik ettik. Coşkulu ve tatmin edici bir toplantı oldu. Salona girdiğimiz zaman katılanlar bizleri alkışladılar ve "Cumhuriyetin Koruyucuları" diye slogan atmaya başladılar.

mustafa06
07-07-2008, 01:01 PM
Örnek: Günlüklerin bana ait olduğu kanıtlanmadı


07/07/2008


Emekli Oramiral Özden Örnek, darbe günlüklerinin kendisine ait olduğunu sadece Nokta dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş’ün iddia ettiğini söyledi. Örnek, "Bugün birtakım medya da sadece bu iddialara dayanarak gerçek dışı yorumlar yapmaktadır" dedi



İSTANBUL - Emekli Oramiral Özden Örnek, 2007 yılının Mart ayında Nokta dergisinde kendisine ait olduğu ileri sürülen günlüklere atfen bir yazı dosyası yayımlandığını hatırlatarak, "Günlüklerin bana ait olduğunu sadece Nokta Dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş iddia etmektedir ve bugün birtakım medya da sadece bu iddialara dayanarak gerçek dışı yorumlar yapmakta ve kamuoyunu yanlış bilgilendirmektedir" dedi.

Örnek, avukatı Dicle Aras Örnek aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde görsel ve yazılı basında, şahsıyla ilgili doğru olmayan birtakım haber ve yorumların yapıldığını belirterek, kamuoyunu bilgilendirmek için bazı hususları açıklama gereği duyduğunu bildirdi.

"2007 Mart ayında Nokta Dergisinde tarafıma ait olduğu ileri sürülen sözde günlüklere atfen bir yazı dosyası yayımlanmıştır" diyen Örnek, "söz konusu yazı dosyasının gerçeğe aykırı olduğu için kendisi tarafından derhal tekzip edildiğini, ayrıca yayındaki şahsına hakaret ve iftira içeren unsurlar şikayet sebebi yapılarak, kendisi tarafından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına ilgililer aleyhinde suç duyurusunda bulunulup, dava açıldığını" kaydetti. Örnek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:



‘Başbakanlık ve Genelkurmay’da günlükler yok’



"Söz konusu davada, son günlerde iddia edilenin aksine, CD olarak da sunulan sözde günlüklerin tarafıma ait olduğu kanıtlanmış değildir. Önemle vurgulamak isterim ki, yargılama devam ederken şüphelilerin talebi ile Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığına dahi sözde günlükler ile ilgili arşivlerinde kayıt bulunup bulunmadığı yazı ile sorulmuş ve ilgili kurumlarca sözde günlükler ile ilgili kayıtlarında hiçbir bilgi bulunmadığı cevaben mahkemeye bildirilmiştir. Yani günlüklerin bana ait olduğunu sadece Nokta dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş iddia etmektedir ve bugün birtakım medya da sadece bu iddialara dayanarak gerçek dışı yorumlar yapmakta ve kamuoyunu yanlış bilgilendirmektedir.

Mahkemeye sunduğum dilekçelerde de defalarca belirttiğim gibi, günlüklerle hiçbir zaman ilgim olmamıştır. Davada karara bağlanan husus, yazı dosyasında hakaret ve iftira suçlarını oluşturacak suç kastı bulunmadığıdır. Kaldı ki bu karar da tarafımdan temyiz edilmiştir. Gerçeğe aykırı bir yazı dosyası yayınlanarak şahsım aleyhinde böylesine vahim iddialar öne sürülmesi kanımca hakaret ve iftira suçunun dahi ötesindedir. Yargılama henüz sonuçlanmamış olduğundan bu konu hakkında daha fazla yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Dava içeriğini ve kararını gerçekten merak edenlerin Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi kaleminde dosyayı incelemelerini tavsiye ediyorum."



‘Hep hukukun ve yargının üstünlüğüne inandım”



Meslek hayatı boyunca her zaman hukukun ve yargının üstünlüğüne inandığını ve böyle yaşamayı kendine ilke edindiğini belirten Özden Örnek, şunları kaydetti:

"40 yıl ülkeme vatansever, Atatürkçü ve laik bir Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olarak çeşitli kademelerde hizmetler verdim. Görev sürem boyunca ima edilmeye çalışıldığı gibi hiçbir siyasi partiye ve hiçbir siyasi parti başkanına özel bir yakınlığım ve ilgim olmadı, olamazdı. Emekli olduğumdan bu yana da hala görevdeymiş gibi aynı sorumluluk ve hassasiyetle yaşıyorum.

Şu anda evimde istirahat ediyor ve şahsımla ilgili yayınlanan yıpratıcı haberleri üzüntü ile takip ediyorum. Milletçe yaşadığımız bu sıkıntılı günlerin hoşgörü, saygı ve iyi niyetle aşılacağına inanıyor, saygılar sunuyorum."

mustafa06
07-07-2008, 01:02 PM
Alper Görmüş’ün, Örnek'e cevabı

7.7.2008

Özden Örnek’in açıklamasına ilişkin sorularını cevaplayan Alper Görmüş, "Nokta’nın yayınladığı haber... Her zaman söylediğim gibi ’bir haber bir iddiadır.’ Ben de en başından itibaren bu iddiayı ispat etme hakkının tarafıma verilmesini talep ettim" dedi.

Söz konusu iddiayı kanıtlamasının ancak yargı yoluyla olabileceğini vurgulayan Görmüş, "darbe girişimlerine karşı askeri savcıların dava açmasının beklendiğini, ancak bunun olmadığını, kendisi hakkında ’hakaret’ ve ’iftira’ suçlamasıyla dava açıldığını" söyledi.

"Bu davayı mümkün olduğu kadar genişleterek darbe girişimlerinin sorgulandığı bir hale getirmeye çalıştıklarını" ifade eden Görmüş, bazı tanık dinletme taleplerinin mahkemece reddedildiğini kaydetti.

"Ergenekon" soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından tanık olarak ifadesine başvurulduğunu anımsatan Görmüş, elektronik ortamdaki günlüklerin bir kopyasını Savcı Öz’e de verdiğini söyledi.

Görmüş, daha sonra Taraf gazetesinde yayımlanan bir haberde, Savcı Öz’ün yaptırdığı bir inceleme sonucunda söz konusu günlüğün Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığının saptandığının bildirildiğini kaydetti.

Hakkında açılan davanın son duruşmasında bu habere dayanarak savcılığın aldığı raporun istenmesini talep ettiklerini belirten Görmüş, buna itiraz edildiğini, ayrıca "günlük"lerin yer aldığı CD’lerin yasa dışı yollardan ele geçirildiği ve hukuksal değeri olmadığının savunulduğunu anlattı.

Mahkemenin raporu istemediğini ve CD’leri de incelemediğini belirten Görmüş, kendisi hakkında açılan davada, "hakaret" ve "iftira" kastı oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiğini kaydetti.

Kendisinin bu gerekçeyle verilen beraat kararına itiraz ettiğini belirten Alper Görmüş, "Temyiz ediyoruz davayı. Çünkü ben diyorum ki, ’Bu günlükler gerçektir. Bunun mahkemede ispat hakkı verilmelidir bana.’ O nedenle davayı bir üst aşamaya taşıyoruz" dedi. (aa)

Demir Kağan
07-07-2008, 01:46 PM
hadi ordan iki defa yasamismis..
sen ne gordun ki cocuk.....
anlatilanlar ile yasanilanlar bir olmaz..
Kibrista 74 sonrasi cocuklara anlatilan ne biliyormusun?
Turkler durup dururken baris ortamindaki iki halki boldu ,turk kesimini AB den etti yobazlastirdi..Ve cocuklar oyle eminki ,inanmiski ben onlari dinledikce soklara girdim..
isin en beter tarafi Meb tarih kitaplarin da kibris tarihi (bizim acimizdan) okutulmuyor.
Sen ne gordun ne biliyorsun..Anlatilanlar sadece demi??????

Kibristayken 68 den beri babasini arayan kadina(Rumlarin evden alip goturdugu) yanimizda haber geldi,babasinin kemiklerini kuyuda bulmuslar ....DNA testi icin apar topar gitti ...iste boyle .

tek bir harfi eksik gormek neler yazdiriyor insana. yasadim demedim, yasandi dedim.

Aybike
07-07-2008, 01:51 PM
Sen bana kormu demek istedin simdi..
yasanMIS...dimi?
sen gormedin,anlatildi sana...:)

Demir Kağan
07-07-2008, 02:08 PM
yani bazi seyleri anlayabilmek, bu seyler hakkinda yorum yapabilmek icin yasamak mi gerekiyor? bugun misal osmanli'nin yaptiklarini elestirmek ya da ovmek icin o zamani yasamak zorunda miyiz? onlar da bize anlatilmiyor mu?

turkiye'deki jakobenizmi gorebilmek, turkiye'nin kimlerin elinde oldugunu gormek icin, turkiye'de yapilan darbelerin sebeplerini, darbe sureclerine nasil gelindigini, daha sonra nelerin olup bittigini anlamak icin 1923'ten beri mi turkiye'de yasamak gerekiyor?

Aybike
07-07-2008, 02:11 PM
hayir..
nasil anlatildigina bagli..hele bu yakin tarih osmanli tarihine benzemez..
o zamanlarda osmanlinin kendi tarihcileri yazarken,tarafsiz tarihcilerde yazardi..
sen bu donemde turk tarihcisi var diyebilirmisin..olanlara da neler yapildigi ortada.
karsilastirman yanlis..

Demir Kağan
07-07-2008, 02:35 PM
abla benim soyledigim su, turkiye'deki isleyis herhangi bir ucuncu dunya ulkesindeki gibi. darbe yapilacagi zaman, ulke karistirilir, ortam hazirlanir, birilerinin masalari cikar darbe yapar. 12 eylul'den once oluk oluk kan akti, 13 eylul'de durdu bu kan. "onlarin cocuklari" basarmisti.

28 subat surecinde darbe sureci nasil olmustu? yukarida yazdim, "muslum gunduz cikti, acizmendiler cikti, fadime sahin cikti, seriat geldi, sagolsunlar, kudretli pasalar ebemizi bellediler."

bir kaos, bir karisiklik cikartilacak ve ardindan darbe gelecek. bu senaryoyu ezberledik diyorum. bu senaryonun tekrari da burada (http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=03.07.2008&i=126691).

Şehbir
07-07-2008, 11:53 PM
Özden Örnek pasha sanıldıgı gibi, sessiz de kalmadı boshta durmadı. Günlüklerin yalan oldugunu söyledi.
Bir adım daha atıldı ve nokta dergisi genel yayın yönetmeni Alper Görmüş mahkemeye verildi.
mahkeme Görmüşü beraat ettirdi.

.
İşte konunun haberi;
.................
Darbe günlükleri’ belgelendi
2004 yılında ”Ayışığı” ve ”Sarıkız” adıyla iki askeri darbe hazırlığını anlatan ”Darbe Günlükleri”nin, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığı, Savcı’nın talebiyle Emniyet’in yaptığı araştırma sonucu kesinleşti
NTV-MSNBC
Güncelleme: 19:59 TSİ 26 Mart 2008 Çarşamba
İSTANBUL - Nokta dergisinin, geçen yıl ”Darbe günlükleri” başlığıyla yayınladığı haber bomba etkisi yaratmış; bu yayından sonra dergi binası askeri savcılık emriyle basılarak arama yapılmıştı. Kısa süre içinde derginin kapanmasına neden olan sürecin sonunda, derginin Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş hakkında da dava açılmıştı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, ”Günlükler bana ait değil” diyerek iftira davası açmış, Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt da ”Arşivde araştırma yaptırdığını, böyle bir şey bulunamadığını” söylemişti.

Ergenekon sorushturmasında soru sorulmayan tek pasha Ozden Ornek değildir. günlükler okundugunda bashka komutanlarında bu konuda pozisyon aldıkları görülür. hatta cumhurbashkanınında gelişmeden haberdar oldugu köshte verdiği bir yemekte söylediği sözlerden anlashıldıgı anlatılmaktadır. Bunlardan hich birisi sorushturmanın içerisinde yoktur. sadece eruygur ve tolon pashaların adları gündeme gelmiştir.
Bana, diğer pashaların adlarının gechmemesi sadece bu iki pashanın adlarının gechmiş olması, sorushturmaların muvazzaflık dönemini kapsamadıgı, emekli olduktan sonra yaptıkları chalıshmaları kapsadığını düşündürmektedir.
Esasen sorushturmaya görev yaptıkları döneminde dahil edilmesi demek, işin içerisine askeri yargının da girmesi demek olurdu.

Nokta dergisi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bilgisayardan kopyalanan yazının kendilerine iletildiğini, Örnek’in 1957’den beri tuttuğu günlüklerden sadece “darbe günlükleri” bölümünü yayınladıklarını duyurmuştu.

Yayınlanan bölümlerde emekli Ora. Örnek, 24 Nisan 2004’te Kıbrıs’ta yapılan referandum öncesi, dört kuvvet komutanının, dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’e rağmen, darbe yapma planını anlatıyor. Örnek ile dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve bugün Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı olan, dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur tarafından hazırlanan “Sarıkız” kod adlı darbe planının, Özkök’ün karşı tutumu, diğer bazı üst rütbeli subayların isteksizliği ve ABD’nin tavrı nedeniyle vazgeçildiği; Eruygur’un bunun üzerine tek başına “Ayışığı” kod adlı bir darbe planı yaptığı iddia ediliyor.

ERGENEKON SAVCISI, GÖRMÜŞ’Ü DİNLEDİ
Taraf gazetesinin haberine göre; Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, operasyonda gözaltına altına alınanların ifadeleri ve ele geçirilen belgelerin ardından, kapatılan Nokta dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün de bilgisine başvurdu.

Savcı Öz, 7 Mart 2008 tarihinde, İstanbul Adliyesi’nde Görmüş’le 2.5 saat süren bir görüşme yaptı ve “Darbe Günlükleri”nin bilgisayar ortamındaki kopyasını istedi. Görmüş, Taraf gazetesine, şöyle anlattı:

“Savcı Öz, Ergenekon soruşturması kapsamında tanık olarak bilgime başvurup ifademi almak istediğini söyleyerek beni makamına çağırdı. Nokta’da yayımlanan, darbe günlüklerine esas teşkil edilen dosyaların bilgisayar ortamında bir kopyasını da yanımda götürmemi, bana soracağı sorulara oradan bakarak cevap vermemin daha doğru olacağını ilave etti. Günlüklerin bir kopyasını da kendilerine istedi. Hakkımda devam eden mahkemeyi basından takip etmiş. Günlükleri mahkemeye ileteceğimizi öğrenmiş. Yasal olarak mahkemeye başvurup bunları alabileceklerini, ancak kendilerine daha önce vermem durumunda, yürüttükleri soruşturmada bundan çok faydalanacaklarını söyledi.”

GÜNLÜKLERİN NEREDEN ÇIKTIĞI KESİNLEŞTİ
Görmüş, günlüklerin bir kopyasını savcıya verdiğini, savcılığın yaptırdığı araştırma sonunda, bu metinlerin, Deniz Kuvvetleri’ne ait bilgisayardan çıktığının belirlendiğini, dolaylı olarak öğrendiğini anlattı. Taraf gazetesi de, İstanbul Emniyeti’nden, bu bilgiyi doğrulattığını yazdı.

Nokta dergisinin “Darbe Günlükleri” yayınından sonra, Örnek “Bana ait değil” diyerek “iftira” davası açmıştı. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş, bu davada, “neşren hakaret” ve “iftira” suçlamasıyla 6 yıl 8 ay hapis talebiyle yargılanıyor.

Davanın 29 Şubat’taki son duruşmasında, Görmüş, mahkemeye üç bavul belge ibraz etti. Ancak mahkeme, bu belgeleri kabul etmeyip, günlüklerin bilgisayar ortamında sunulmasını istedi.




HOCAM KEŞKE HABERİN TAMAMINI YAZSA İDİN.

ÖYLE BİR VERMİŞSİN Kİ !! SANKİ ELDE SOMUT BİR DELİL VARMIŞ GİBİ. RENKLİ TARALI YERLERİ OKURSAN OLAYIN BİR DUYUM OLDUĞUNU VE BİZİ NASIL YANILTTIĞINI GÖRECEKSİN...

mustafa06
07-08-2008, 05:12 AM
HOCAM KEŞKE HABERİN TAMAMINI YAZSA İDİN.


Hocam, ben haberi kısaltmadım. ntvmsnbc sitesinden tamamını oldugu gibi aldım.
yani verilen haber bu kadardı.

senin yapıstırdığın renkli olan yazının son kısımlarına dikkat edersen
Derginin Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş, bu davada, ”neşren hakaret” ve ”iftira” suçlamasıyla 6 yıl 8 ay hapis talebiyle yargılanıyor.

Davanın 29 Şubat’taki son duruşmasında, Görmüş, mahkemeye üç bavul belge ibraz etti. Ancak mahkeme, bu belgeleri kabul etmeyip, günlüklerin bilgisayar ortamında sunulmasını istedi.

bu haber mahkeme devam ederken yazılmıştır.
Tarihlerden de bunu görebilirsin..

Oysaki, artık mahkeme bitti ve görmüş bu davadan beraat etti.
ancak dava temyiz ashamasındadır. her iki tarafta temyize bashvurmuş. sanırım davacılar kararın bozularak davalıya ceza verilmesi yönünde bashvurmuştur,
kendi acıklamasından, davalı belgelerin doğruluğunu ispat etmek istediğini, ancak mahkemede kendisine bu hakkın verilmediğini, belgelerin doğrulugunun hakim kararı ile kesinleshmesi için kararın bozulmasını istediğini anlıyoruz.

chepny
07-10-2008, 11:11 AM
Ergenekonun içine bir de Çalık’lama girdi!


Siz bana inanın; söylemesi ayıp, ben haklıyım. İşte “Ergenekon aşuresinin” içinden bir de “Çalık’lama” çıktı.

Çalık’lama da koymuşlar.

Olmayan şey çıkmaz.

Koymuşlar ki çıktı.

Dün bu yazıyı yazdığım akşamın saat 18’ine kadar; ne Başbakan Tayyip Erdoğan’dan, ne “olmamış darbenin hatıra defteri tutucusu” olarak ismi geçen emekli Oramiral Özden Örnek’ten, ne Özden Örnek’in eşi Sevil Örnek’ten, ne Özden Örnek’in büyük oğlu Tolga Örnek, ne küçük oğlu Burak Örnek, ne Sabah Gazetesi ile atv’ye iki devlet bankasından uygun şartlarda 750 milyon dolar kredi alarak sahip olan Başbakan’ın damadının genel müdür olduğu Çalık Holding’in Başkanı Ahmet Çalık’tan, ne de İstanbul Gaziosmanpaşa İlçesi’nin 2003 yılında belediye başkanlığını yapmış Sadullah Ergin ile Ferşat Terzioğlu’ndan bir açıklama geldi.

Hepsi sustu.

Doğrudur da demediler.

Yanlıştır da diyemediler.

Moda oldu.

“Doğrudur” da demem...

“Yanlıştır” da demem.

“Oldu” da demem.

“Olmadı” da demem.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök de; “Darbe girişimi var da demem yok da demem” diyerek bu yeni moda akımına uyuyor. Ayıptır. Neyi, niçin, ne amaçla gizliyorsunuz? Bu gizlemelerle “demokrasimiz kesinlikle” gelişemez, bücürleşir, küçülür, kavrulur, tespih böceği gibi olur, içine kapanır.

Başbakan hemen konuşmalı.

Hemen açıklama yapmalı.

“Olmamış darbenin hatıra defterini” tuttuğu iddia edilen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in eşi Sevil Örnek’in İstanbul Gaziosmanpaşa’da bir handa iki odalı bir mülkü varmış. Belediye bu hanı yıkmış. Sevil Örnek’e de 1995 yılının parasıyla 6 milyar lira ödemiş. Ancak Sevil Örnek, bu han odasına verilen değerin düşük olduğunu ileri sürerek mahkemeye gitmiş ve mahkeme “75 milyar lira daha ödenmesine” karar vermiş.

Böyle örnekler çok.

Belediyeler istimlak ediyor.

Değerinden az veriyor.

Vatandaş mahkemeye gidiyor.

Parasını artırıyor.

Fakat, mahkemenin artırdığı parayı devlet kuruluşları ve belediyeler ödemekte geç, gönülsüz ve isteksiz davranıp vatandaşı süründürüyor, üzüyorlar. İşte devletten alacağını alamadığı için milyonlarca insanın üzüldüğü bir anda ülkenin Başbakanı Tayyip Erdoğan, “komutan eşinin üzüntüsünü gidermeye” hızır gibi yetişiyor. 2003 yılında Gölcük’te bir geminin denize indirilme töreninde o zaman Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Özden Örnek, eşi Sevil Örnek’le beraber tören protokolündeyken Başbakan, “sizin bir istimlak sorununuz varmış” diye laf açıyor. Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne belli ki, başbakanlıktan “sözlü ricalar” gidiyor ve Özden Örnek’in eşinin belediyece ödenmeyen parası yıldırım hızıyla ödeniyor.

Ve tesadüfe bakın.

“Ergenekon davasına temel olacağı anlaşılan ve 2003’te zihinlerden geçirilmiş fakat yapılamamış darbenin hatıra defterlerini tutan” emekli Orgeneral Özden Örnek’in iki oğlundan küçüğü Çalık Grubu’nun Bursa’daki doğalgaz şirketinde işe giriyor, büyük oğlunun “çektiği belgesel filmlere” atv’nin sponsor olması sağlanıyor.

Tesadüfün bu kadarı!

Çalık Holding’te hem Başbakan’ın damadı çalışıyor, hem iki devlet bankasından bu gruba çok uygun şartlarda 750 milyon dolar kredi aktarılarak yani “Çalık’lama yapılarak” devletin malı Sabah ve atv, (onları kuran Dinç Bilgin’e de büyük kazık atılarak) Çalık Grubu’nun malı yapılıyor, hem Özden Örnek’in 2 oğlu Çalık Grubu’ndan gelire kavuşturuluyor, hem Başbakan, Bayan Örnek’in hak edilmiş parasının geciktirilmesi haksızlığını Hızır Peygamber’in yıldırım hızıyla gideriyor, hem Başbakan’ın oğlu Burak’ın askerliğe elverişli olmadığına dair rapor Özden Örnek’in Donanma Komutanlığı’na bağlı Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden alınmış oluyor hem de “emekli generallerin darbecilik yöntemiyle iktidarı yıkmayı fikirlerinden geçirerek fikir suçu darbeciliği yapmaları” Özden Örnek’in hatıra defterlerine yazılan “günlük bilgilerine” dayanıyor.

Tesadüfün bu kadarı!

Ferasete göbek attırır.

Bilmeyene not: Feraset: Anlama, çabuk kavrama, bilebilme, zihin uyanıklığı demektir.


NECATİ DOĞRU (http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Ergenekonun_icine_bir_de_Cali klama_girdi_188459_4&tarih=10.07.2008&Newsid=188459&Categoryid=4&wid=108)

hsr_1979
07-10-2008, 01:10 PM
Mustafa Mutlu mmutlu@gazetevatan.com 10.07.2008

İş takipçiliğini yasaklayan (!) Başbakan, sıradan vatandaşın alacağını da ödetir miydi?


Başbakan geçen yıl ki seçimlerden sonra AKP binasında partisinin yeni milletvekilleriyle yaptığı ilk toplantıda, onlara uymaları gereken ”parti kuralları”nı anlatmıştı...

Bir uyarısı hepimizin dikkatini çekmişti:

”İş takibi yapmayın. Bireysel talepleri boşverin. Gücenenler olabilir, aldırmayın. Halk ve hak gücenmesin yeter.”

Meğer bu sözleri söyleyen Başbakan bizzat ”iş takipçiliği” yapmış...

Hem de kendisine hiçbir talep gelmediği halde!

Biz; eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in yalancısıyız.

Bakın Özden Bey, Başbakan’ın ”gönüllü iş takipçiliği”ni Star TV Ankara Temsilcisi’ne nasıl anlatmış:

”Bir handa eşime ait bir-iki oda vardı. Gaziosmanpaşa Belediyesi bu hanı istimlak edip, binayı yıktı. 1995’te 6 milyar lira ödediler. Eşim dava açtı, mahkeme 1998’de 150 milyar lira ödenmesine karar verdi. Belediye 85 milyar lira verdi, gerisini ödemedi. 2003’te Gölcük’te bir gemi indirme töreni vardı. Başbakan geldi. Eşime, ‘Sizin bir istimlak sorununuz varmış’ demiş. Eşim de anlatmış. Bir süre sonra belediyeden çağırıp 75 milyar daha ödediler. Başbakan’ın ilgilendiğini biz de o zaman anladık.”

***


Demek ki neymiş?

Milletvekilleri ”bireysel” iş takibi yapamazmış ama Başbakan’ın kendisi iş bitirebilirmiş!

Bunun için de kimsenin kendisinden ricada bulunması bile gerekmezmiş!

Peki; alacağı olan kişi, Oramiral Örnek’in eşi değil de...

İşçi Mehmet Bey’in, kasap Ahmet Bey’in eşi olsaydı; acaba Başbakan onların sorunlarından da haberdar edilir miydi?

O da devreye girip hemen ”Bitirin bu işi” der miydi?

Daha net sorayım:

Aynı handaki diğer alacaklıların borçlarını da ödetti mi Başbakan?

***


Emekli Oramiral Örnek’in anlattıkları çok önemli bir gerçeği gün ışığına çıkarıyor:

Demek ki Başbakan; komutanların, eşlerinin, çocuklarının özel hayatlarını yakından takip ediyor!

Alacaklarıyla, verecekleriyle, sorunlarıyla, yedikleriyle, içtikleriyle bizzat ilgileniyor.

İyi de bu kadar özel ilginin nedeni ne?

Ben sadece tahminde bulunabilirim:

”Gerektiğinde iyilik yapıp, karşısındakini borçlu bırakmak... Ya da o özel bilgileri kullanmak!”

”Bizim Başbakan bunu hiç yaptı mı” diyorsanız...

Ne bileyim ben, bana söylemiyor...

Bir de siz sorun, belki söyler!

*****


SALDIRI!

Dün ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu önündeki polislere yapılan hain saldırıyı duyduğunuzda ilk olarak ne düşündünüz?

Yanıtı ben vereyim:

”Arkasında Ergenekon olabilir mi?”

İşte bizi bu hale getirdiler!

Gerçek terör örgütlerini bir kenara bırakıp, varlığı bile henüz kanıtlanmamış bir ”hayalet” yarattılar...

Böyle düşündüğümüz için biz değil, bizi bu hale getirenler utanmalı...

***


Hain saldırıda şehit olan üç polisimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

*****


GÜNÜN SORUSU

ABD gizli haber alma teşkilatı CIA, bir internet sitesine ilan vererek Türkçe bilen ajanlar aradığını duyurmuş...

Hayrola? Türkiye ile ilgili yeni planları mı var?

*****


Başbakan da dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyecek mi?

CHP’li Milletvekili Atilla Kart, 2005’te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bir dava açtı.

İşlediği iddia edilen bir suçtan dolayı yargılanmak istiyordu; ama iktidar partisi onun dokunulmazlık zırhını kaldırmayı reddediyordu.

Reddediyordu çünkü kabul etse, bu kez kendi milletvekillerinin de yargılanmasına izin vermek zorunda kalacağını düşünüyordu.

AİHM önceki gün Atilla Kart’ın ”yargılanma hakkı”nın ihlal edildiğine karar verdi, Türkiye’yi mahkûm etti!

Şimdi gözler Meclis’e çevrildi.

Bakalım Meclis’teki AKP’liler, bu kararı uygulamaya sokacak mı?

Yoksa, ”Bizim de dokunulmazlıklarımızın kaldırılmasını istememiz gerekir. Bu da başta çok sayıda davası olan Başbakan olmak üzere hepimizi sıkıntıya sokar” mı diyecekler?

Bekleyip göreceğiz!

http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=11.11.2007&Newsid=188468&Categoryid=4&wid=102

BuyukTuran
07-14-2008, 04:55 AM
Örnek paşanın İddialara cevabı:


Evet oğlum Çalık'da çalışıyor
09 Temmuz 2008 Çarşamba 09:56
Darbe günlüklerinin sahibi Oramiral Özden Örnek'in Çalık Grubu ve Erdoğan ile bağlantısı ne? Kendisi anlattı...
Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek: Küçük oğlum Burak, Çalık Grubu’nda çalışıyor, büyük oğlum Tolga’nın filmlerine Çalık da sponsor oldu. Bir istimlak sorunumuzu Başbakan Erdoğan çözdü.

Darbe günlüklerinin yazarı olduğu iddia edilen Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, iki oğlunun Sabah-atv’yi alan Çalık Grubu’yla, kendisinin de Başbakan’la gizli bağlantısı olduğu yolundaki iddiaları dün akşam Star TV’den Murat Çelik’e anlattı.

”Küçük oğlum Burak, Çalık Grubu’nda çalışıyor, büyük oğlum Tolga’nın filmlerine Çalık da sponsor oldu. Bunda gizli saklı birşey yok” diyen Örnek Paşa, hakkındaki bir dizi iddiaya şu yanıtları verdi:

Çocuklarının Çalık’la ilişkisi...

İDDİA 1: İki oğlunun, atv-Sabah’ı alan Çalık Grubu’yla yakın ilişkisi olduğu ve Erdoğan’la da gizli bir ilişkiye sahip olduğu iddiası.

ÖÖ: ”Büyük oğlum Tolga’nın filmlerinin hepsinin başında, o yapıma kimlerin, hangi firmaların sponsor olduğu yazıyor. Bunun gizlisi saklısı yok. Küçük oğlum Burak’ın çalıştığı yer de sır değil. Herkesin bildiği, herkese açık bir bilgi. Burak, Bursa Gaz Yönetim Kurulu Üyesi ve Bursa Gaz, Çalık Grubu’nun bir şirketi. İki bilgi de gizli değil. Senelerdir kamuoyunun gözü önünde yaşanıyor. Şimdi bu konuları, bu şekilde gündeme getirip, insanların kafalarını karıştırıp, soru işaretleri oluşturarak kim neyi amaçlıyor bilmiyorum. Başbakan’la benim aramda sanki gizemli bir ilişki varmış gibi göstermeye çalışıyorlar.”

Burak Erdoğan’ın askerliği...
İDDİA 2: Başbakan’ın oğlu Burak, askerliğe elverişli olmadığına dair raporu Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden aldı. Ve bu hastane, Donanma Komutanlığı’na bağlı. O dönemin Donanma Komutanı da Özden Örnek.

ÖÖ: ”Bu konuyu hiç bilmiyorum. Ayrıca, Gölcük’teki Donanma Komutanlığı ile İstanbul’daki o hastane arasında hiçbir emir komuta münasebeti yok. Bunu bile bilmiyorlar.”

Meclis’e verilen soru önergesi

İDDİA 3: CHP Muğla Milletvekili Fevzi Topuz, Başbakan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye bir soru önergesi verdi ve Örnek’in iki oğlunun Çalık Grubu’yla ilişkilerini sordu.

ÖÖ: ”Bu önergenin verilmesine en çok ben sevindim. Herşey ortaya çıksın.”

İDDİA 4: İstanbul Bayrampaşa’da, Özden Örnek’in eşi Sevil Örnek’e ait bir arazinin kamulaştırılmasıyla ilgili yaşanan anlaşmazlık ve dava sürecinin sonunda, Sevil Örnek’in Başbakan’dan araya girmesini rica ettiği ve Erdoğan’ın devreye girmesiyle, Bayrampaşa Belediyesi’nin birkaç trilyonluk ödeme yaptığı.

ÖÖ: ”Bu konu da baştan sona yanlış bilgilerle ortaya atılan ve karalama amaçlı bir iddia. Birincisi, Bayrampaşa değil, Gaziosmanpaşa. İkincisi arsa değil, belediyenin yıkım kararı aldığı bir hanın, bir - iki odalı bölümü. Sene 1995. Refah Partisi iktidarda. Eşime, yıkılan yer karşılığı o zamanın parasıyla 6 milyar lira ödendi. Eşim de dava açtı ve 1998’de mahkeme, ödenmesi gereken miktarın 150 milyar lira olduğuna hükmetti. Belediyeden eşimi çağırdılar ve bir feragat belgesi imzalatıp bu paranın yaklaşık yarısı olan 85 milyar liralık ödeme yaptılar. Avukatlar, belgenin geçersiz olduğunu söyleyip yeniden dava açtı. Mahkeme, 75 milyar lira daha ödenmesine karar verdi. Ancak belediye bu ödemeyi yapmadı. Biz de açıkçası bu olayı o dönemlerde herkese anlatıyorduk. 2003 yılında, ben Donanma Komutanı iken, Gölcük’te bir gemi indirme töreni vardı. Deniz Kuvvetleri Komutanı ev sahibiydi. Meclis Başkanı, Başbakan, Milli Savunma Bakanı da o törene katıldı. O törende, ki eşim Başbakan’la ilk kez karşılaşmıştı. Başbakan eşime, ’Sizin bir istimlak sorununuz varmış’deyince Eşim de konuyu anlatmış. Bir süre sonra eşimi Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı aradı ve davet etti. Mahkemenin hükmettiği o 75 milyar da ödendi. Tabii biz o zaman anladık Başbakan’ın ilgilendiğini ve sonra ilk karşılaşmamızda da kendisine teşekkür ettik.”

Çalık Holding'ten Özden Örnek'in oğlunun durumu ile ilgili açıklama geldi.

Çalık Holding, "Holding ve Burak Örnek bağlantısının profesyonel bir iş adamıyla Çalık Grubunun her zamanki yaklaşımı olan etik kurallar ve yasalar kapsamında bir iş ilişkisi olup, ima edildiğinin aksine ailesel kimlikler ve bağlantılarla uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını" bildirdi.



kaynak**internethaber.com/news_detail.php?id=148222&interstitial=true