PDA

View Full Version : Sabah Erken Kalkanın Darbe Yaptığı Ülke


Şehbir
07-10-2008, 03:38 PM
Özkök'ten Eruygur'u şok eden kayıt


http://img392.imageshack.us/img392/7264/kapakichaberlx1.jpg (http://imageshack.us)


Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün,
Sarıkız darbe toplantılarını dönemin Jandarma Genel Komutanı
Org. Şener Eruygur'a seyrettirdiği ortaya çıktı. Aktüel Dergisi'nin
son sayısında yer alan habere göre Org. Şener Eruygur, 2003 ve 2004
yıllarında çeşitli darbe planları yaptı. Cumhuriyet Çalışma Grubu'nu
kurdurdu.
Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün telefonlarını dinlettirdi.
Ama Org. Özkök de boş durmamış, Jandarma karargâhında
yapılan darbe toplantılarını izlettirmişti...


2004'ün bahar aylarıydı. Ankara, sıcak gelişmelerle dolu bir kışı
geride bırakmıştı. Genelkurmay karargâhı olağan günlerinden
birini yaşıyordu. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Org. Şener Eruygur,
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün daveti üzerine karargâha gelmişti.
Uzunca bir süre sonra Org. Özkök'ün odasından çıktığında Org. Eruygur'un
yüzü allak bullaktı. Tansiyonu yükselmiş, ayakları birbirine karışarak
makam arabasına kendisini zor atmıştı.


Em. Org. Şener Eruygur'u cin çarpmışa döndüren şey neydi?
Ne olmuştu da, daha düne kadar istifasını istemeye hazırlandıkları
Em. Org. Özkök'ün karşısında dizlerinin bağı çözülmüştü?
O gün karargâhta yaşananlar yıllarca saklı kaldı. Ordunun en
üst rütbesindeki iki generalin ne konuştukları sır gibi saklandı.
Ancak Yeni Aktüel o günün sır perdesini aralıyor


O gün karargâhta Org. Hilmi Özkök, Jandarma Genel Komutanı
Org. Şener Eruygur'a Jandarma karargâhında yapılan darbe toplantılarının
görüntülerini izletmişti. Eruygur inkâr edemediği görüntüler karşısında
ne diyeceğini bilemedi. Dudaklarından dökülen tek cümle
"Karargâhım bana ihanet etti" demek oldu.


Özkök-Eruygur görüşmesi demokrasi dışı yollar arayanlar için sonun
başlangıcı oldu. Çünkü Org. Özkök, Org. Eruygur'a yaptıkları işin
hukuki yaptırımlarını da hatırlatmıştı. Org. Eruygur yolun sonuna
gelmişti. Karargâhına ulaştığında ilk yaptığı iş yol arkadaşlarını
toplamak oldu. O gün o saat itibariyle "darbe oluşumu" dağıtıldı.


Özden Örnek yargılanacaktı


Genelkurmay'da o gün ne olduğunu anlamak için biraz geriye,
2002 Kasımı'na gitmek gerekiyor.3 Kasım 2002'de AKP,
Türkiye'nin uzun yıllar görmediği bir çoğunlukla seçimleri kazandı.
Gözler Genelkurmay'a döndü. 28 Şubat sürecinde kapatılan
Refah Partisi'nde yer alan isimler şimdi TBMM çoğunluğunu
oluşturuyordu. AKP tek başına iktidara gelmiş, anayasayı
değiştirecek milletvekili sayısına ulaşmak üzereydi.


İşte bunun üzerine komuta kademesinde arayışlar başladı.
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök iyimserdi. İlk temennisi
"Seçimlerin Türk halkına hayırlı olmasıydı".
Ancak daha ilk andan itibaren komuta kademesinde huzursuzluk
başlamıştı. Harekete geçildi, Cumhuriyet Çalışma Grubu (CÇG) kuruldu.
Bu grubun sekreteryasını Jandarma Genel Komutanlığı yapıyordu.
Koordinasyonundan Tuğg. Kadir Ali Esener sorumluydu.
Genelkurmay'da ise grup "İkinci Başkan"a bağlı olarak kurulmuş
ve çalışıyordu. Ancak bundan Genelkurmay
Başkanı Org. Özkök'ün haberi yoktu.


CÇG'nin faaliyetleri ilk yıl sadece izleme ile sınırlı kaldı.
Grup "irticanın taktik resmi"ni çıkarmakla meşguldü.
Bir kısmı daha sonra kamuoyuna yansıyan pek çok izleme ve
fişleme çalışması bu dönemde yapıldı. Grubun atıl kalmasının nedeni
kuvvet komutanları arasında birlik olmamasıydı. Deniz Kuvvetleri
Komutanı Oramiral Bülent Alpkaya ve Hava Kuvvetleri Komutanı
Org. Cumhur Asparuk, Genelkurmay Başkanı Org. Özkök ile birlikte
hareket ediyordu. Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman da,
dönemin en aktif ismi İstanbul'daki Birinci Ordu Komutanı
Org. Çetin Doğan'ın karşısında yer almıştı. Bu yüzden
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün eli oldukça kuvvetliydi.
Ancak her şey Alpkaya ve Asparuk paşaların emekli olmasıyla son buldu.


Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na atanan Oramiral Özden Örnek ile
Asparuk Paşa'nın yerine gelen Org. İbrahim Fırtına, Jandarma
Genel Komutanı Org. Şener Eruygur ve Kara Kuvvetleri Komutanı
Org. Aytaç Yalman ile ittifak yaptı.
Dört komutan da sertlik yanlısı ve müdahaleden yanaydı.


Gelişmeler 2003 Yüksek Askeri Şura toplantısından sonra hız kazandı.
Oramiral Özden Örnek'in hem Özkök Paşa'ya, hem de selefi
Bülent Alpkaya Paşa'ya kırgınlığı vardı. Örnek Donanma Komutanlığı
sırasında iki defa soruşturma geçirmişti. İlkinde mal varlığı gündeme
gelmiş,
ikinci soruşturmada ise yargılanmaktan son anda kurtulmuştu.
İtalya'dan alınan helikopterler ve deniz karakol uçakları ile ilgili ihalede
yapılan usulsüzlükler tam yargı safhasına gelmişken, bilinmeyen eller
Örnek Paşa'yı esenliğe çıkarmıştı.


Hem ideolojik, hem de şahsi nedenlerle dört kuvvet komutanı
Genelkurmay Başkanı Özkök Paşa'ya cephe almıştı. Birbiri ardına
toplantılar yapıyorlardı. En sonunda tek çarenin yönetime el koymak
olduğu konusunda anlaştılar. Hemen ardından da "Sarıkız"
adını verdikleri darbe planı hazırlandı. Sarıkız, Kıbrıs'tı.
AKP hükümeti, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
hazırladığı planı onaylayarak vatana ihanet ediyordu.
Bu yüzden devrilmeliydi.


Direnişçilere yardım ettiler


"Sarıkız", Annan Planı'nın Kıbrıs Rumları tarafından
reddedilmesi yüzünden akim kaldı. Hemen ardından da dört
kademeli yeni bir darbe planı yapıldı;
"Ayışığı-1,
Ayışığı-2,
Yakamoz ve
Eldivenli Yumruk." Ayışığı mevcut durumu analiz ediyor ve şekillendiriyordu.
Yakamoz organizasyonun nasıl olacağını anlatıyordu.
Eldivenli Yumruk ise darbenin adıydı.


Buna göre TBMM dağıtılacak, yedi kişilik konsey oluşturulacaktı.
Ancak şaşırtıcı olan konseyin başına geçecek isimdi.
Mevcut Genelkurmay Başkanı Org. Özkök, darbecilerle
birlikte hareket etmediği için ekarte edilecekti.
Darbenin liderliğini, ikna edilebilirse
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yapacaktı.


Darbe konseyi Danışma Meclisi'ni oluşturacak, ardından da seçim
tarihini açıklayacaktı. Ancak bu arada Dışişleri'nden MİT'e,
kaymakamlardan yargı mensuplarına kadar bürokraside
büyük bir temizlik operasyonu yapılacaktı.


Bu plan büyük bir titizlikle hazırlanmıştı ama darbe yanlılarının
gözünü en fazla dışarıdan gelecek tepki korkutuyordu.
Darbeciler böyle bir durumda NATO'nun Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında
Türkiye'ye müdahale edebileceği endişesi taşıyordu.
Darbe planlarında AB ve ABD'yi "Çıyan" ve "Sırtlan" diye isimlendirmişlerdi.


ABD'yi meşgul edebilmek için de mevcut problemlerin büyütülmesinden
yanaydılar. Bu yüzden Irak'taki Sünni direnişçilere yardım ediyorlardı.
Türkiye gerekirse mihver değiştirecek,
ama AKP hükümetinden mutlaka kurtulacaktı.


Başını dönemin dört kuvvet komutanının çektiği darbe yanlıları
kendi aralarında da çeşitli sorunlar yaşıyorlardı. "Yetimevi"
adını verdikleri Genelkurmay karargâhı en büyük problemleriydi.
Çünkü karargâh Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ten yanaydı.
Özellikle Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın altı darbe planlarında sıklıkla
çizildi.


Elimine edilmesi gerekli isimler arasında ilk sırada, şimdi Genelkurmay
Başkanı
olan Org. Yaşar Büyükanıt geliyordu. Büyükanıt darbe için olur vermiyordu.
Jandarma Genel Komutanı Org. Şener Eruygur, Büyükanıt'ı ekarte ederek
Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na geçecek, ardından da
Genelkurmay Başkanı olacaktı.
Rakibini ekarte etmek için de Büyükanıt'ın darbe karşıtlığını kullanıyordu.


Şener Eruygur'un yerine ise dönemin Ege Ordu Komutanı
Org. Hurşit Tolon gelecekti. O da Eruygur'un yolunu izleyerek bir
müddet sonra Genelkurmay Başkanı olacaktı. Darbe yanlılarının çekinip
mutlaka bertaraf edilmesini istediği bir başka isim ise daha sonra
Jandarma Genel Komutanı olan Org. Fevzi Türkeri idi. 28 Şubat'ın en
keskin isimlerinden Türkeri, Eruygur için fazla "yumuşak"tı.
Darbe planlarında Büyükanıt'a zaman zaman "Abide", zaman zaman da
"Boğazlar" adı uygun görülmüştü. İkinci Ordu Komutanı
Org. Fevzi Türkeri'nin lakabı ise "Dağlar"dı.

Şehbir
07-10-2008, 03:38 PM
Cumhuriyet televizyonu kuruldu


3 Mart 2004, dört kuvvet komutanının düğmeye bastığı gündü.
Hilafetin Kaldırılması'nın yıldönümünde, Şener Eruygur, Aytaç Yalman
ve Özden Örnek eşleri ile birlikte kamuoyunun önüne çıktı.
İbrahim Fırtına o gün bir şehit cenazesi için Konya'daydı.
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök ise yurtdışına gitmişti.


Toplantı Atatürkçü Düşünce Derneği öncülüğünde gerçekleştirildi.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün toplantı için odanın en
büyük salonunu tahsis etmişti. KKTC eski cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'tan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e,
ATO Başkanı Sinan Aygün'den ADD Genel Başkanı Ertuğrul Kazancı'ya
kadar tüm ulusalcılar toplantıdaydı. Komutanları sayısı 7
bine ulaşan bir topluluk ayakta alkışladı.


Ancak başta Doğan Grubu olmak üzere basın bu toplantıyı görmedi ya da
çok küçük gördü. Vatan gazetesi hariç.
Onlar toplantıyı sürmanşetten verdi. O yüzden Doğan Medya Grubu'nun
adı darbe planlarında "Kara Doğan" olacaktı. Bu grubun desteğini
sağlamak için de eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e yakınlığı ile
bilinen Mustafa Özkan devreye sokuldu.
Özkan'la askerler adına görüşen isim Özden Örnek'ti.


Komuta kademesi medya desteğinin öneminin farkına varmıştı.
Bu desteği alabilmek için sürekli gazetecilerle görüşüyorlardı.
Bunlar arasında en önemli isim, Çukurova Medya Grubu'nun başkanı
olan Tuncay Özkan'dı.
Özkan o dönemde, başta Aytaç Yalman olmak
üzere tüm komutanlar ile defalarca görüştü. Ancak bu görüşmeler
Özkan'ın Çukurova Medya Grup başkanlığından alınmasını engelleyemedi.
Özkan'la birlikte emekli Org. Kemal Yavuz ve Yavuz Gökalp Yıldız da
gruptan gönderildi. Çukurova Grubu'nun patronu Mehmet Emin Karamehmet
Ankara'ya çağrılmış, sert bir dille uyarılmıştı. Karamehmet daha
fazla direnemeyeceğini anlayınca çareyi Tuncay Özkan'ı göndermekte buldu.


Özkan'a bunun üzerine bir televizyon kanalı kurma görevi verildi.
Özkan önce İstanbul Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın televizyonunu
almaya çalıştı. Ancak bu satış işlemi gerçekleşmeyince Kanaltürk'ü kurdu.
Darbe planlarında bu televizyonun adı
"Cumhuriyet Televizyonu" olarak geçmekte.


Tam bu gelişmelerin yaşandığı günlerde, 3 Şubat 2004'te, CIA,
Ankara'daki üst düzey bir görevlisiyle istihbaratı uyardı. Özkök'e
karşı "çok ciddi fiziki bir eylem" yapılacaktı. Eylem Ankara Merkez
Garnizon Komutanı Tümg. Fehmi Büyükbayram'ın yoğun çabalarıyla
sonuçsuz kaldı. Tümg. Büyükbayram, Özkök'ün yol güzergâhını değiştirerek,
yoğun güvenlik önlemleriyle girişimi akamete uğratan isim oldu.


Darbeciler her şeyin yolunda olduğunu düşünürken bu yaşananlardan
hem MİT'in, hem Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nın,
hem de Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün haberi oldu. Hükümet de
gelişmeleri günü gününe takip ediyordu. Jandarma Genel Komutanlığı
karargâhında yapılan toplantılar görüntülü olarak Özkök Paşa'ya
iletiliyordu.


Yeni Aktuel*

Şehbir
07-10-2008, 03:42 PM
HİLMİ ÖZKÖK'DEN TEYIT ALINMAMIŞTIR.

KUVVETLE İHTİMAL Kİ SENARYONUN DEVAMIDIR.

DEĞİLSEDE YARGILANIYORLAR (EDİT; YARGILANACAKLAR) CEZALARINI ÇEKSİNLER..


NOT: DAHA EVVELKİ NOKTA DERGİSİNİN YAYIMLADIĞI GÜNLÜKLERİ BURAYA EKLİYECEĞIM BİRAZDAN..


DÜZENLEME: EKLENDİ...

Òþëüïàí
07-10-2008, 04:05 PM
HİLMİ ÖZKÖK'DEN TEYIT ALINMAMIŞTIR.

KUVVETLE İHTİMAL Kİ SENARYONUN DEVAMIDIR.

DEĞİLSEDE YARGILANIYORLAR (EDİT; YARGILANACAKLAR) CEZALARINI ÇEKSİNLER..


NOT: DAHA EVVELKİ NOKTA DERGİSİNİN YAYIMLADIĞI GÜNLÜKLERİ BURAYA EKLİYECEĞIM BİRAZDAN..


DÜZENLEME: EKLENDİ...

http://www.darbegunlukleri.com/

chepny
07-10-2008, 04:05 PM
Galiba ergenekon soruşturmasında bir sonuca varılabilecek :D

Şehbir
07-10-2008, 04:10 PM
http://img229.imageshack.us/img229/2655/cidbcf5b8ff9d774ff38fb4gl4.jpg (http://imageshack.us)

Şehbir
07-12-2008, 01:21 AM
Fatih ÇEKİRGE


İşte Paşa’nın e-mail’i


http://img225.imageshack.us/img225/5684/69862035ib5.jpg (http://imageshack.us)


HERKES soruyor. Emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün bana yaptığı açıklamalarla sonraki açıklamaları ne anlama geliyor.


Acaba ben çarpıttım mı?

Daha önemlisi Orgeneral Özkök ne demek istiyor?

Cumhurbaşkanı Gül’ü neden göreve çağırıyor?

Bu soruların cevapları için Özkök Paşa’yla yaptığım iki telefon konuşmasını yazmıştım.

Geçen pazartesi yazdığım yazı üzerine Özkök Paşa bir de elektronik posta gönderdi.

Ben defalarca okudum.

Şimdi siz okuyun. Bakalım ne anlayacaksınız?

Sonra birlikte yorumlayalım. Özellikle ne anladığınızın cevabını hurriyet.com.tr’den gönderirseniz sevinirim.

İşte Org. Özkök’ün mesajı:

Sayın ÇEKİRGE

Geçen hafta sonundaki telefon konuşmamızda sorunuza verdiğim cevap, gazetelerde, size atfen, yanlış şekilde yer almaktadır. Ben size benim zamanımda Ergenekon veya sözde Anılarda bahsi geçen olayların ne olduğunu ne de olmadığını ifade ettim.

Esasen böyle bir soru da sormadınız.

Siz bana Ergenekon soruşturmasında iki muhterem Orgenerale atfedilen suçlamaların, Em. Ora. Ö. Örnek’in olduğu iddia edilen Anılar’da benim zamanımda geçtiği ifade edilen olaylarla ilişkili olup olmadığını sordunuz. Ben de bunlar o zaman olduğu iddia edilen olaylar olsaydı buna askeri mahkemelerin bakması gerektiğini, dolayısıyla şimdi sivil savcıların iddialarının adı geçenlerin emeklilik dönemlerini kapsadığını sandığımı söyledim. Tekrar ediyorum ki ben size sözde Anılarda bahsi geçen olayların ne olduğunu ne de olmadığını ifade ettim. Bu benim bu konuda baştan beri izlediğim tutumumdur. Yanlış yorumların önlenmesi için konuyu bu gün İnternet Sitenizde ve en kısa zamanda gazetenizdeki köşenizde düzeltmenizi istirham ederim. Saygılarımla.

Em. Org. Hilmi ÖZKÖK

Soru hálá ortada:

Özkök Paşa’nın döneminde bir darbe girişimi olmuş mu?

Paşa, "Olsa askeri savcılık bakardı" diyor.

Bu durumda, "olmadı" mı demek istiyor?

Zaten, "Sanıyorum emeklilik dönemlerine ilişkin" diyerek kendi genelkurmay başkanlığı döneminde böyle bir şey olmadığı mesajını mı veriyor?

Yoksa kendi döneminde böyle şeyler olduysa, buna askeri savcılığın bakması gerektiğini mi söylüyor.

Ama o zaman her iki halde de akla başka sorular geliyor.

O dönemde öyle bir şeyler vardıysa, o gün neden hiçbir işlem yapılmadı.

Bir yandan da "Var da demem yok da" diyor.

Askeri savcılık bugüne kadar böyle bir şeye bakmadığına göre bunu nasıl yorumlayacağız?

’Sözde’ ifadesi

Ve çok daha önemli bir ayrıntı:

Özkök Paşa, emekli Oramiral Örnek’e ait olduğu iddia edilen anılar için "sözde" ifadesini kullanıyor.

Bu ifade askerlikte çok önemlidir.

Tıpkı "sözde Ermeni tasarısı" gibi...

Yani kabul edilmeyecek sahte iddialar için kullanılır.

Paşa anılar için "sözde" diyerek iddiaları reddetmiş olmuyor mu?

Ama aynı zamanda "Teyit de etmem tekzip de" diyor.

Kısacası şu:

Benim kafam karıştı...

Siz okuyun bakalım ne anlıyorsunuz?