Şehbir
07-12-2008, 04:54 PM
Kömürünüz Geldi mi?
Oruç Yıldırım
Star TV’nin verdiği bir haberde bu yakıcı Temmuz sıcağında yazlık bölgelerimizden biri olan Ayvalık’da kömür dağıtıldığını izledik.
Kömür torbalarının bir yüzünde “TC BAŞBAKANLIK” diğer yüzünde ise “PARA İLE SATILMAZ” ibarelerini gördük.
Bazı villaların kapılarının önüne de kömür döküldüğüne tanıklık ettik.
Geçen yıllarda bu işin kış yaklaştığında yapıldığını ama bu sene yerel seçimler dolayısıyla dağıtımın erken yapıldığını bazı yurttaşların ağzından dinledik.
Dinledik ama nasıl dinledik?
Şaşkınlıkla…
********
Geçen sene Büyükçekmece’ye bağlı bir köy muhtarı anlatmıştı da inanmamıştım.
Muhtar diyordu ki:
“Bir sabah muhtar odasına gittiğimde kapının önüne bazı adamların bir kamyondan kömür boşaltmakta olduklarını gördüm.Bunu niçin yaptıklarını sorduğumda,fakir vatandaşlara dağıtmamı söylediler.Bizim burada kömür yardımına ihtiyacı olan aile bulunmadığını,herkesin durumunun iyi olduğunu söyledim.Olsun,bize verilen emir böyle.En aşağıdan başla,yukarıya doğru dağıt deyip,çekip gittiler.”
*******
Bu sene ne kadar kömür dağıtılacağını bilemeyiz,ama geçen yıl 1.800.000 aileye kömür dağıtıldığını resmi ağızlardan duymuştuk.
Kaç ton kömür verildiğini,maddi değerinin ne olduğunu ve bu cömertliğin seçime oy olarak nasıl yansıdığını şöyle hesaplayabilirsiniz:
1.800.000 ile 500′ü çarpın,çıkanı 1000′e bölün.Bu dağıtılan kömürün tonudur.
Yukarıdaki bulduğunuz kömür tonunu piyasadaki kömür fiyatı ile çarpın.Bu dağıtılan kömürün maddi değeridir.
1.800.000′i 2 ile çarpın.Bu da seçim sandığındaki en az oy getirisidir.
******
Burada esas üzerinde durulması gereken noktalar:
1-Dağıtılan kömürün parasının kimin parası olduğu,
2-Bunun oya tahvil edilmesinin ne kadar etik olduğu,
3-Dağıtımın gerçekten ihtiyacı olanlara ulaşıp ulaşmadığı,
4-Sadaka ile bu insanlarımızın yıllarca bakılıp bakılamayacağıdır.
****
Bana göre iktidar vatandaşlarına sadaka değil iş vermelidir iş…
Bu yoksul insanların alacaklıları,eşleri,akrabaları ve çocukları karşısında öne eğilen başları 500 kilo kömürle değil alınteri ile kazanacağı para sayesinde ancak yukarıya kalkabilir.
500 kilo kömürle birkaç ay idare eden kişiler daha sonra ne yapacaklar?
Bir evin ihtiyacı sadece yakacak mıdır?Yemesi,içmesi,elektriği,suyu v.s ne olacak?
Tabii sizler bunun da çaresini düşünmüşsünüzdür:Yiyecek paketleri yakında kapı önlerine bırakılmaya başlanır.
Çinliler’in dediği gibi yapsanıza:Yani bu insanlara balık vereceğinize balık tutmayı öğretsenize.
Kısacası iş versenize iş…
*****
Bu olayın bir başka boyutu da dağıtılan bu bedava kömürler nedeniyle binlerce kömürcünün faaliyetlerine son vermiş olmalarıdır,işsiz kalmalarıdır.
Kömür yerine yoksullara para verseydiniz.onlar da bu para ile kömürcülerden kömür alsalardı.Kömürcüler de bu paraları harcasalardı.Bu para kıtlığında piyasalarda para dönseydi.Esnaf rahatlasaydı.Daha iyi olmaz mıydı.
****
Hükümet bırakın yeni iş alanı yaratmayı,bu yanlış uygulamada olduğu gibi mevcut işleri de ortadan kaldırıyor.Böylece işi olanların da işini kaybetmelerine neden oluyor.
Bu dahiyane işsizleştirme(!) buluşlarına bir diğer örnek:
İlk ve ortaöğretimde ders kitaplarını bedava vermeleridir.
Bunun sonucu 40 bin kırtasiyenin kapandığı yani iflas ettiği iddiaları var.
Bu kapanan kırtasiyelerin çoğunun işletmecisi de büyük bir ihtimalle emekli öğretmenlerdir.
Emekli olunca emekli maaşıyla geçinemeyeceğini anlayan bir öğretmen bir iş yapmak isterse çoğunlukla kırtsaiyeciliği tercih eder.Çünkü bu iş onun mesleğine en yakın olan iştir ve fazla da bir sermaye gerektirmez.
Bu dahiyane buluşun kaç insanı aç bıraktığını bulmak için de lütfen 40.000 ile 4′ü çarpınız.
****
Kitapların neden herkese parasız verildiğini anlamak mümkün değil.
Parası olana da bedava olmayana da.
Hadi kitapları durumu uygun olmayanlara bedava veriyorsunuz,kırtasiyecileri de yok ettiniz.Hiç olmazsa okullar parası olanlardan kitap bedeli alsa da kayıt zamanı hem velileri hem de okul idaresini rahatsız eden zoraki bağış uygulaması böylelikle çözülseydi,olmaz mıydı?
VELEV Kİ ÇETE OLSUN…
Sayın Başbakan,Sayın Baykal’a hitaben:”Biz mafyanın, çetenin ve çetelerin avukatı değiliz” dedi.
Başbakan bu ifadesi ile gözaltıları halen süren iki eski generalin,bir oda başkanının,bir siyasi parti liderinin ve gazetecilerin de bulunduğu bazılarının “Ümraniye” bazılarının “Ergenekon” diye adlandırdıkları emniyetin ise bir numara verdiğini bildirdiği bir yılı aşkındır süren yılan hikayesine dönmüş,sonucunun ne olacağını kimsenin tahmin edemeyeceği bir olayı kastediyor.
Bu insanların daha yargılanmadan “mafya” ve “çete” suçlamasıyla damgalanması ne derece doğrudur bilemeyiz.
Onların mafya ya da çete olup olmadıklarına bırakalım da yüce yargı karar versin.
Suçları varsa cezalarını çeksinler,yoksa alınları açık birer Türk vatandaşı olarak toplumda serbestçe yaşasınlar.
****
Bütün bunlardan sonra biz de o meşhur “velev ki” sözünü kullanalım:
Evet Sayın Başbakan,velev ki bu kişiler “çete ve mafya” olsun!
Çete ve mafya olanların avukat tutma hakları yok mu?
Çete ve mafyanın avukatlığını yapmak suç mu?
O zaman 30 bin kişinin katili örgütün başının avukatlığını yapanların bile bulunduğu gerçeğini bu millete nasıl izah edeceksiniz?
************
13 aydır bu davanın açılmamış olmasından yakınanlara da bir düşünürün sözüyle cevap verelim:
“Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır. “
************************************************** *****
Yeyin G8′ler Yeyin!
Oruç Yıldırım
Tevfik Fikret’in
“Yeyin efendiler, yeyin, bu hân-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yeyin. ”
dediği adamların ne yediklerini bilemem;ama Japonya’da toplantı yapan G8′lerin ne yedikleri basına yansıdı.İşin ilginç yanı bu adamlar “açlığa çare” bulmak için biraraya gelmişler.Diğer bir deyişle yoksulların,açların dertlerine derman arıyorlarmış!
“Önce can,sonra canan” düşüncesinden hareketle evvela kendi karınlarını bir güzel doyurmuşlar.
İşte Menü:
Havyar
Somon füme
Deniz kestanesi
Sıcak soğanlı turta
Ton balığı dilimleri
Avokado
Soya soslu yılan balığı
Yengeç çorbası
Çeşitli pasifik balıkları
Süt kuzusu
Mantarlı kuzu rosto
Siyah truf mantarı
Lavanta balı ve karamelli fıstıklarla süslü fantezi peynir tabağı
Beş çeşit şarap,şampanya ve sake.
***********
Bazılarımız “canım ne var bunda,adamlar bir kerecik yemişler işte!” diyebilirler.O nedenle bir önceki öğle yemeği mönüsünü de verelim:
Truf mantarlı kuşkunmaz çorbası
Yengeç
Fıstıklı ve pancar kremalı tavuk
Peynir çeşitleri
Şeftali kompostosu
Kaymaklı dondurma
Kahve ve bisküvi
Not:Bizdeki kapitalist yardakçısı liboşların da birçoğumuzun bırakın tadını,adını bile ilk defa duyduğumuz bu yiyecekleri severek yediklerini hatırlatalım!
*****
Afiyet olsun,demiyeceğim.Sadece “bunca yoksulun olduğu bu dünyada bunlar nasıl oldu da boğazınızda kalmadı?”,diye soracağım.
Kim bu G8′ler?
Bunlar dünyanın en zengin sekiz ülkesi:
Japonya,İngiltere,Kanada,Almanya,Fransa,İtalya,Rus ya ve ABD.
Yani hepsi de kapitalist ve hepsi de şu ya da bu şekilde diğer dünya ülkelerini sömürmüşler.
Fakir ve yoksul insanlara karşı “Ekmek bulamıyorsanız,pasta yiyin” diyen Kraliçe Marie Antoinette’den bile daha bigane olan bu ülkelerin “yoksulluğa” çare aradıkları konusundaki samimiyetlerine kim inanır?
Gerçekten yoksulluğa çare arıyorsanız,kendinizi fazla yormayın ;”artıklarınızı verin” bu ülkelere yeter.
*****
Önce sömür,sonra doğayı sera gazıyla mahvet,küresel ısınma yarat;en sonunda da bu ülkelere sadaka verir gibi reklam yapa yapa yardım et!
Kapitalist zihniyetin taktiği bu işte!
Sömürme,yoksullaştırma,pasifleştirme,sadaka ve sömürüye devam.
Bu “kapitalist döngüsü” size bir şey çağrıştırmıyor mu?
Yaşadıklarınıza şöyle bir göz atsanıza!
Vahşi kapitalizmin çarkları arasında parçalandığınızı hissetmiyor musunuz?
******
Sözümüzü yoksulluk üzerine söylenmiş birkaç deyişle bitirelim:
Bir öksürük, bir de yoksulluk gizli tutulamaz.
Devlet hazinesi, yoksulların lokmasıdır,şeytanların kardeşlerine yemlik değil.
Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları;yoksulluk çekenler parası bol olanları mutlu sanırlar.
Yoksul çok şey ister, haris her şeyi.İnsan kesesini kafasının içine boşalttığı takdirde onu ondan kimse çalamaz.
Utanç yoksullarda, pervasızlık zenginlerde bulunur.
Yoksullara pek cömert davranan zenginlere güvenme.
Yoksulluk, namuslu ahmakların mükafatıdır.
Yoksul adam tavuk yiyorsa, ya adam hastadır, ya tavuk.
*******************
Oruç Yıldırım
Star TV’nin verdiği bir haberde bu yakıcı Temmuz sıcağında yazlık bölgelerimizden biri olan Ayvalık’da kömür dağıtıldığını izledik.
Kömür torbalarının bir yüzünde “TC BAŞBAKANLIK” diğer yüzünde ise “PARA İLE SATILMAZ” ibarelerini gördük.
Bazı villaların kapılarının önüne de kömür döküldüğüne tanıklık ettik.
Geçen yıllarda bu işin kış yaklaştığında yapıldığını ama bu sene yerel seçimler dolayısıyla dağıtımın erken yapıldığını bazı yurttaşların ağzından dinledik.
Dinledik ama nasıl dinledik?
Şaşkınlıkla…
********
Geçen sene Büyükçekmece’ye bağlı bir köy muhtarı anlatmıştı da inanmamıştım.
Muhtar diyordu ki:
“Bir sabah muhtar odasına gittiğimde kapının önüne bazı adamların bir kamyondan kömür boşaltmakta olduklarını gördüm.Bunu niçin yaptıklarını sorduğumda,fakir vatandaşlara dağıtmamı söylediler.Bizim burada kömür yardımına ihtiyacı olan aile bulunmadığını,herkesin durumunun iyi olduğunu söyledim.Olsun,bize verilen emir böyle.En aşağıdan başla,yukarıya doğru dağıt deyip,çekip gittiler.”
*******
Bu sene ne kadar kömür dağıtılacağını bilemeyiz,ama geçen yıl 1.800.000 aileye kömür dağıtıldığını resmi ağızlardan duymuştuk.
Kaç ton kömür verildiğini,maddi değerinin ne olduğunu ve bu cömertliğin seçime oy olarak nasıl yansıdığını şöyle hesaplayabilirsiniz:
1.800.000 ile 500′ü çarpın,çıkanı 1000′e bölün.Bu dağıtılan kömürün tonudur.
Yukarıdaki bulduğunuz kömür tonunu piyasadaki kömür fiyatı ile çarpın.Bu dağıtılan kömürün maddi değeridir.
1.800.000′i 2 ile çarpın.Bu da seçim sandığındaki en az oy getirisidir.
******
Burada esas üzerinde durulması gereken noktalar:
1-Dağıtılan kömürün parasının kimin parası olduğu,
2-Bunun oya tahvil edilmesinin ne kadar etik olduğu,
3-Dağıtımın gerçekten ihtiyacı olanlara ulaşıp ulaşmadığı,
4-Sadaka ile bu insanlarımızın yıllarca bakılıp bakılamayacağıdır.
****
Bana göre iktidar vatandaşlarına sadaka değil iş vermelidir iş…
Bu yoksul insanların alacaklıları,eşleri,akrabaları ve çocukları karşısında öne eğilen başları 500 kilo kömürle değil alınteri ile kazanacağı para sayesinde ancak yukarıya kalkabilir.
500 kilo kömürle birkaç ay idare eden kişiler daha sonra ne yapacaklar?
Bir evin ihtiyacı sadece yakacak mıdır?Yemesi,içmesi,elektriği,suyu v.s ne olacak?
Tabii sizler bunun da çaresini düşünmüşsünüzdür:Yiyecek paketleri yakında kapı önlerine bırakılmaya başlanır.
Çinliler’in dediği gibi yapsanıza:Yani bu insanlara balık vereceğinize balık tutmayı öğretsenize.
Kısacası iş versenize iş…
*****
Bu olayın bir başka boyutu da dağıtılan bu bedava kömürler nedeniyle binlerce kömürcünün faaliyetlerine son vermiş olmalarıdır,işsiz kalmalarıdır.
Kömür yerine yoksullara para verseydiniz.onlar da bu para ile kömürcülerden kömür alsalardı.Kömürcüler de bu paraları harcasalardı.Bu para kıtlığında piyasalarda para dönseydi.Esnaf rahatlasaydı.Daha iyi olmaz mıydı.
****
Hükümet bırakın yeni iş alanı yaratmayı,bu yanlış uygulamada olduğu gibi mevcut işleri de ortadan kaldırıyor.Böylece işi olanların da işini kaybetmelerine neden oluyor.
Bu dahiyane işsizleştirme(!) buluşlarına bir diğer örnek:
İlk ve ortaöğretimde ders kitaplarını bedava vermeleridir.
Bunun sonucu 40 bin kırtasiyenin kapandığı yani iflas ettiği iddiaları var.
Bu kapanan kırtasiyelerin çoğunun işletmecisi de büyük bir ihtimalle emekli öğretmenlerdir.
Emekli olunca emekli maaşıyla geçinemeyeceğini anlayan bir öğretmen bir iş yapmak isterse çoğunlukla kırtsaiyeciliği tercih eder.Çünkü bu iş onun mesleğine en yakın olan iştir ve fazla da bir sermaye gerektirmez.
Bu dahiyane buluşun kaç insanı aç bıraktığını bulmak için de lütfen 40.000 ile 4′ü çarpınız.
****
Kitapların neden herkese parasız verildiğini anlamak mümkün değil.
Parası olana da bedava olmayana da.
Hadi kitapları durumu uygun olmayanlara bedava veriyorsunuz,kırtasiyecileri de yok ettiniz.Hiç olmazsa okullar parası olanlardan kitap bedeli alsa da kayıt zamanı hem velileri hem de okul idaresini rahatsız eden zoraki bağış uygulaması böylelikle çözülseydi,olmaz mıydı?
VELEV Kİ ÇETE OLSUN…
Sayın Başbakan,Sayın Baykal’a hitaben:”Biz mafyanın, çetenin ve çetelerin avukatı değiliz” dedi.
Başbakan bu ifadesi ile gözaltıları halen süren iki eski generalin,bir oda başkanının,bir siyasi parti liderinin ve gazetecilerin de bulunduğu bazılarının “Ümraniye” bazılarının “Ergenekon” diye adlandırdıkları emniyetin ise bir numara verdiğini bildirdiği bir yılı aşkındır süren yılan hikayesine dönmüş,sonucunun ne olacağını kimsenin tahmin edemeyeceği bir olayı kastediyor.
Bu insanların daha yargılanmadan “mafya” ve “çete” suçlamasıyla damgalanması ne derece doğrudur bilemeyiz.
Onların mafya ya da çete olup olmadıklarına bırakalım da yüce yargı karar versin.
Suçları varsa cezalarını çeksinler,yoksa alınları açık birer Türk vatandaşı olarak toplumda serbestçe yaşasınlar.
****
Bütün bunlardan sonra biz de o meşhur “velev ki” sözünü kullanalım:
Evet Sayın Başbakan,velev ki bu kişiler “çete ve mafya” olsun!
Çete ve mafya olanların avukat tutma hakları yok mu?
Çete ve mafyanın avukatlığını yapmak suç mu?
O zaman 30 bin kişinin katili örgütün başının avukatlığını yapanların bile bulunduğu gerçeğini bu millete nasıl izah edeceksiniz?
************
13 aydır bu davanın açılmamış olmasından yakınanlara da bir düşünürün sözüyle cevap verelim:
“Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır. “
************************************************** *****
Yeyin G8′ler Yeyin!
Oruç Yıldırım
Tevfik Fikret’in
“Yeyin efendiler, yeyin, bu hân-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yeyin. ”
dediği adamların ne yediklerini bilemem;ama Japonya’da toplantı yapan G8′lerin ne yedikleri basına yansıdı.İşin ilginç yanı bu adamlar “açlığa çare” bulmak için biraraya gelmişler.Diğer bir deyişle yoksulların,açların dertlerine derman arıyorlarmış!
“Önce can,sonra canan” düşüncesinden hareketle evvela kendi karınlarını bir güzel doyurmuşlar.
İşte Menü:
Havyar
Somon füme
Deniz kestanesi
Sıcak soğanlı turta
Ton balığı dilimleri
Avokado
Soya soslu yılan balığı
Yengeç çorbası
Çeşitli pasifik balıkları
Süt kuzusu
Mantarlı kuzu rosto
Siyah truf mantarı
Lavanta balı ve karamelli fıstıklarla süslü fantezi peynir tabağı
Beş çeşit şarap,şampanya ve sake.
***********
Bazılarımız “canım ne var bunda,adamlar bir kerecik yemişler işte!” diyebilirler.O nedenle bir önceki öğle yemeği mönüsünü de verelim:
Truf mantarlı kuşkunmaz çorbası
Yengeç
Fıstıklı ve pancar kremalı tavuk
Peynir çeşitleri
Şeftali kompostosu
Kaymaklı dondurma
Kahve ve bisküvi
Not:Bizdeki kapitalist yardakçısı liboşların da birçoğumuzun bırakın tadını,adını bile ilk defa duyduğumuz bu yiyecekleri severek yediklerini hatırlatalım!
*****
Afiyet olsun,demiyeceğim.Sadece “bunca yoksulun olduğu bu dünyada bunlar nasıl oldu da boğazınızda kalmadı?”,diye soracağım.
Kim bu G8′ler?
Bunlar dünyanın en zengin sekiz ülkesi:
Japonya,İngiltere,Kanada,Almanya,Fransa,İtalya,Rus ya ve ABD.
Yani hepsi de kapitalist ve hepsi de şu ya da bu şekilde diğer dünya ülkelerini sömürmüşler.
Fakir ve yoksul insanlara karşı “Ekmek bulamıyorsanız,pasta yiyin” diyen Kraliçe Marie Antoinette’den bile daha bigane olan bu ülkelerin “yoksulluğa” çare aradıkları konusundaki samimiyetlerine kim inanır?
Gerçekten yoksulluğa çare arıyorsanız,kendinizi fazla yormayın ;”artıklarınızı verin” bu ülkelere yeter.
*****
Önce sömür,sonra doğayı sera gazıyla mahvet,küresel ısınma yarat;en sonunda da bu ülkelere sadaka verir gibi reklam yapa yapa yardım et!
Kapitalist zihniyetin taktiği bu işte!
Sömürme,yoksullaştırma,pasifleştirme,sadaka ve sömürüye devam.
Bu “kapitalist döngüsü” size bir şey çağrıştırmıyor mu?
Yaşadıklarınıza şöyle bir göz atsanıza!
Vahşi kapitalizmin çarkları arasında parçalandığınızı hissetmiyor musunuz?
******
Sözümüzü yoksulluk üzerine söylenmiş birkaç deyişle bitirelim:
Bir öksürük, bir de yoksulluk gizli tutulamaz.
Devlet hazinesi, yoksulların lokmasıdır,şeytanların kardeşlerine yemlik değil.
Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları;yoksulluk çekenler parası bol olanları mutlu sanırlar.
Yoksul çok şey ister, haris her şeyi.İnsan kesesini kafasının içine boşalttığı takdirde onu ondan kimse çalamaz.
Utanç yoksullarda, pervasızlık zenginlerde bulunur.
Yoksullara pek cömert davranan zenginlere güvenme.
Yoksulluk, namuslu ahmakların mükafatıdır.
Yoksul adam tavuk yiyorsa, ya adam hastadır, ya tavuk.
*******************